Dolar $
33.05
%0.66 0.21
Euro €
36.14
%0.73 0.26
Sterlin £
42.98
%0.79 0.33
Çeyrek Altın
4192.19
%0.52 21.53
SON DAKİKA
GÜNDEM Çarşamba 14 Nisan 2021 02:24

AB ÖNÜMÜZÜ KAPATMAYA ÇALIŞTI

Avrupa Birliği'nin Türk ürünlerinin önünü "yüksek riskliler" sınıfına sokarak kapatmaya çalıştığını söyleyen Hurşit Nallı, Türkiye'nin 40 milyon dolarla ihracat 7'ncisi olduğunu hatırlattı. Nallı, fidan üretiminde de destek istediklerini söyledi.

AB önümüzü kapatmaya çalıştı

Neşe BERBER

Türkiye’nin 40 milyon dolarla ihracatta 7. Sırada olduğunu söyleyen Fidan Üreticileri Alt Birliği (FÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Nallı, “Sektörün birincisi Fas, ikincisi ise Rusya, üçüncü sırada da Meksika yer alıyor. Üretimde Hollanda, Belçika, İspanya, Fransa ve İtalya rakiplerimiz. Avrupa ülkeleri üretimi elma, armut, kiraz olarak sıralanıyor biz 76 türde tek ülkeyiz” dedi. Üretimi arttırma da sanayicilere ve market zincirlerine büyük iş düştüğünü söyleyen Nallı, kayıt dışı üretimin sektörü haksız rekabete uğrattığını anlattı. 

Türkiye'de meyve denilince akla fidan gelir. Fidan deyince de sizler geliyorsunuz. Fidan Alt Birliği olarak, Türkiye ekonomisine önemli bir katkınız var. Türkiye ne kadar meyve üretiyor, ne kadar fidan geliyor? Türkiye'de fidan üretiminin geçmişten bugüne gelişimi nasıl?

2002 yılında 3,5 milyon sertifikalı fidanımız vardı, 2020 yılında sertifikalı ve standart kademede 100 milyonun üzerini aşan bir fidan üretim noktasına ulaştık. Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda iyi bir noktasındayız. Devletin de destekleriyle gerek üretim, gerekse fidan kullanımda iyi seviyedeyiz. Standart kademede, sertifikalı kademede şu anda ürün damızlıklarımız mevcut, standart kademede ürün damızlıklarımız henüz yok. Bir de hastalık etmenleri açısından deste çalışmalarımız yok, bunlar bizim biraz eksi yönlerimiz. 600 dekarlık alan içerisinde 12 bin ağaç diktik standart kademede, 11 türde bunların da 2023'e kadar beslenme çalışmaları tamamlanmış olacak. Gerek çeşit faaliyeti boyutunda, gerekse hastalık etmenlerini eleyip standart kademede bir ürün elde etmiş olacağız. Bu da bizi ciddi anlamda güçlü kılıyor.

Dünyadaki pandemiden Türkiye de payını aldı. 2020 yılında çok zor zamanlar yaşadık ama tarım sektörü çok önemli bir hal aldı. 2020 yılı pandemi süreci sizin için nasıl geçti?

2020 yılının mart ayında pandemi ilan edilindi. Ülkeler kapılarını kapattı, elimizde fidan kaldı bu da bizi olumsuz etkiledi. 2020-2021 sezonunda yurtdışı kapılarında bir kapanma olursa ciddi bir etkilenme olacaktı ama tam tersine olumlu noktada ilerledik ve 2020 aralık ayına geldiğimizde hareketlenme oldu. Meyve tüketme alışkanlığını daha da arttırdılar. Çünkü; vitamin ihtiyacını karşıladılar, bağışıklık sistemini güçlendirerek hasta olma riskini azalttılar. 83 milyon insanımızın büyük bir bölümü bunu algıladı. Bahçelerinin bir köşesine meyve ağaçları, üzüm dikmeye başladılar. Çeşitli tropik meyveleri, ejder meyvesi gibi yağ oranı yüksek olan meyveler almaya başladılar. Bu şekilde en azından vatandaşımız, çiftçimiz kendini korudu.

Marketler meyve alışkanlığına teşvik etmeli

Fidan üretimindeki artıştan bahsettiniz. Üretim kalitenize nasıl yansıdı, bu durum fidan çeşitliliğini de arttırdı mı?

Almanya, Belçika gibi bazı Avrupa ülkelerinde marketlere gittiğiniz zaman günlük meyve satışı yapıyorlar. 200 250, 700 gr gibi kaplara hazırlıyorlar. Vatandaş işinden evine giderken veya evinden işine giderken gidip orada taze meyve tüketiyor. Ulusal bütün market zincirlerine bir seslenişim var; bunları hazırlarlarsa meyve tüketimine alıştırılır, insanlara daha sağlıklı bir ortam getiririz, sağlık giderlerinde de azalma gösterebiliriz. Büyükşehirlerde yaşayan insanlar akşam eve gidinceye kadar geç saatler oluşuyor, yatarken de tüketmek istemiyorlar. Yoğun bir iş tempoları var ama öğle arasında ya da diğer aralarda gidip köşe başındaki bakkalından, marketinden doğranmış küçük dilimler şeklinde bunları hizmetlerine sunarsak, tüketeceklerini düşünüyorum.

Fidan üreticiliğinin çeşitliliği değişti mi, nasıl bir süreçte görüyorsunuz?

Belli bir değişim oldu… Başrollerde bizim meyve üretiminde elma giriyor 3 milyon ton gibi bir üretimimiz var. Son zamanlarda avokado da değişiyor, ejder meyvesi gibi tropikal meyveler artmaya başladı. Bu yönde ciddi bir fidan talebi başladı ama başrollerde elma, armut, şeftali, kayısı vb üretimi devam edecek. Son günlerde de Türkiye ciddi anlamda badem bahçeleri kurmaya başladı, vitamini açısından çok zengin meyvelerden bir tanesi.

İhracatta Özbekistan ilk sırada 

İthalat ve ihracattaki durumumuz nedir?

2002 yılında 7,5 milyon dolar ithalatımız, 900 bin dolar ihracatımız varmış. Sertifikalı bu kanunun çıkması, desteklenmesiyle birlikte 2020 yılına geldiğimizde 40 milyon dolar ihracat, 1 milyon dolar ithalat oldu. Birçoğu da çeşit ithalatından kaynaklanıyor. 2020 yılında yaklaşık 12 milyon adet fidanı 52 ülkeye ihraç etmişiz. İhracatımızda birinci sırada Özbekistan, ikinci ise Azerbaycan yer alıyor. Bulgaristan, İspanya ve İtalya'ya dahi fidan gönderebiliyoruz.

Çeşit ihraç edecek noktaya geleceğiz

Türkiye'de üretimde yerli-yabancı ürün tartışması var, fidancılıkta da böyle bir durum var mı?

Çeşitlerimizin büyük bir bölümü yabancı çeşitler, bugün golden elma tüketiyorsunuz yabancı çeşitlilikle, kırmızı elma tüketiyorsunuz yabancı çeşitler, bunlar artık koruma altında değil serbest üretime girmiş, çeşit noktası düşmüş, yerleşmiş birleşmiş, uzun zamandır bizim ülkemizde de üretimleri yapılıyor ama biz ıslah da geri değiliz artık 12 tane bizim özel sektör tarımsal araştırma kuruluşumuz var 52 tane Tarım Bakanlığı'nın araştırma tesisleri var. Avrupa ülkeleri çeşit ihraç ederken, biz de çeşit ihraç edecek noktayı son 10 sene içerisinde yakalayacağız. 

fidan-i

AB önümüzü kapatmaya çalıştı 

Tarım ve Orman Bakanlığı ile üretimin gelişmesi ve çeşitlenmesi için çalışmalar yapıyorsunuz. Çalışmanın içeriği ve hedefiniz nedir?

Bitkilerin hastalık etmenlerinden virüslerden ari olabilmesi için bir izolasyon mesafesine ihtiyaç var, gerek sertifikalı kademede gerek standart kademede. Türkiye'de standart kademede aşı kökü dediğimiz bu da standart kademede üretiminde standart damızlıklar kurulmamıştı. Bu da Avrupa ve dünya karşısında riskli üretim teknikleri olarak gözüküyor. Bunun için 2019 yılında Bakanlıkla yapmış olduğumuz protokol çerçevesinde 12 bin adet 11 türde ağırlıklı olarak Türkiye'nin üretiminde olan ceviz, elma, kiraz, şeftali vs. farklı çeşitlerde standart kademede kalem damızlıkları kurduk. Bu kalem damızlıklarımızın besleme çalışmaları başlayacak ilgili laboratuvar tarafından herhangi bir hastalık etmeni, virüsler var mı diye kontrol ettikten sonra bir çeşit safiyeti aynı şekilde Malatya'ya kurduk. Buradan çıkan üretim parsellerini virüsten ve hastalıklardan arındırılmış sertifikalandırılmış olacak. Bu da bizi Avrupa Birliği ülkeleri karşısında güçlü kılacak. AB ‘yüksek riskliler’ diye bizim tamamen önümüzü kapatmaya çalıştılar. 2019 yılında Bakanlıkla çalışmalara başladık. 2019 tarihinde de EFSA'nın 2072 sayılı direktifiyle önümüz açıldı. Şimdi biz daha da temkinli bir şekilde, kalem damızlıklarımız üzerinde hızlı bir şekilde yürüyerek bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Anaçlarla ilgili herhangi bir problemimizin olmadığını görüyoruz, çünkü doku kültürü ortamında Türkiye'de 7-8 tane laboratuvarımız var, Türkiye anaç ihtiyacını şeftalide, erikte, kayısı, armut ve diğer türlerde virüsten ari bir şekilde üretimlerini gerçekleştirilmekte. İhracattan 40 milyon dolar değil de 100 milyon dolar olarak bir öngörü içerisindeyiz.

Sertifika tek noktadan verilmeli

Tarım ve Orman Bakanlığı ile başka projeleriniz olacak mı?  

Karacabey Fidancılık Merkezi'nde 11 türde, 12 bin ağacın tescillenmesi için laboratuvar kurulması.  Sertifikalandırmalarımız da Türkiye'de tek bir otorite tarafından yönetilmesini istiyoruz. Biz kayıt dışılığını bu şekilde önleyebileceğimizi düşünüyoruz. Tek nokta çatısı altında yapılırsa, kalemler bir noktadan verilecek. Hangi fidan üreticisi hangi türü, hangi çeşidi kalemine aldı bilecek, sertifikalandırılması da kayıt altındaki kısımlar da tek bir merci üzerinden yürürse sektörümüz üç yıl içinde dünyaya yön verecek bir noktaya ulaşacağız.

Özellikle sektör olarak istekleriniz var mı? Bakanlıktan talepleriniz var mı?

Sayın Bakanımızdan bizim çok büyük bir isteğimiz yok. Sadece sertifikalı kademede 1 TL olan lotlar 50 kuruşa çekildi bunun 1TL ye yükseltilmesi, standart kademedeki fidanlarımızın da 50 kuruş desteklenmesi, Türkiye fidancılığına kurumsal bir kimliğini kazandırmış olacak. Bugün ortalaması 75 kuruşa gelirse Türkiye'de 100 milyon adetten sektörümüzün büyümesi adına 75 milyon TL. Bizim sektörümüzün toplam ölçeğine baktığımız zaman bugün 10 liralık fidana yüz liralık harcama yaparsak bir milyar TL yapar, sektör için çok büyük bir rakam değilmiş gibi gözükse bile istihdam. Çünkü 12 ay işlem var, ciddi bir işçi çalıştırıyoruz. Sektör olarak ondan sonra meyve bahçeleri üretimi ile birlikte toplam bütçemiz 6 milyar dolara ulaşıyor. Onun için bu 6 milyar dolar karşısında, bizim 75 milyonluk bir talebimiz çok büyük olmadığını buradan ifade etmek istiyorum.

Azerbaycan'dan talepler geliyor  

Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Azerbaycan'a giderek iş birliği çalışmalarını yerinde izledi. Buradan anlaşılıyor ki; Azerbaycan ve Özbekistan Türkiye ihracatında önemli iki ülke?

Sayın Bakanımıza çok teşekkür ediyorum, Azerbaycan'da önümüzü daha da bir açtı. Türkiye'deki üreticilerin, fidancıların kurmuş olduğu bahçeleri de ziyaret etti. Önümüzdeki sezonun şu anda Azerbaycan'dan Türkiye'ye talepler gelmeye başladı ve bazı fidanlarımız da antlaşmaları imzalamış bulunmakta. Kasım-aralıkta göndereceğimiz fidanların anlaşmaları başlamış durumda.

Üretimi daha fazlalaştırmak adına ne yapmak gerekiyor?

Şu ana kadar sadece fidan kullanıcıları desteklenmiştir. Dekarda sertifikalı fidan dekara 280 lira gibi bir destekleme sağlandı. Şimdi fidan üreticimiz de desteklenirse onlar durmayacaklar. Avrupa'ya, Afrika'ya gidecekler oralarda yeni pazarlar oluşturacaklar. Bu da arazide çalışacak işçi sayısını, istihdamı büyütecek. Çünkü bu 1 TL ile ben standart kademede istiyorum 50 kuruş gibi bizim kurumsal firmalarımız oluşturmaya başlamıştı, ofis olan, ofis masası olan, ziraat mühendisi çalıştıran gibi bir kurumsal kimliği kazandırmaya başlamıştı. Bu destekleri sağladığımız zaman kısa süre içerisinde kurumsal kimliğini oluşturacak firmalarımız olacak. Düşünün bugün Kazakistan, Türkmenistan ve Afganistan'a bizim ülkemiz fidan sunabiliyor bundan herkes mutlu olur.

Sanayicilerimize çok iş düşüyor

İhracatı artırmak yönünde neler yapmak gerekiyor?

Sanayicilerimize çok iş düşüyor. Meyve konsantrelerini arttırıp, aynı zamanda konsantre ihraç edebilir noktaya taşımamız lazım. Bunlar da sanayicilerin görevi, meyve suyu tüketimini arttırmak için sadece şeftali, vişnede kalmamalı. Elmada, armutta ve diğer türlerde de bizim meyve suyuna yatırım yapıp tüketicilerin hizmetine sunmamız lazım. Taze meyve tüketimini de arttırabilmek için, ulusal marketlerde, Türk Hava Yolları’nda meyve tüketim alışkanlığı kazandırmak lazım. Bu bizim sektörümüzü daha da geliştirip, büyütecek. Şu an Avrupa, Ortadoğu ve Asya ülkelerine meyve ihracatı yapıyoruz. Havalimanlarında direkt uçak kargo sisteminin hızlandırılması lazım. Amerika'ya, Avrupa'ya kara ve deniz yoluyla meyve çok uzun sürede gittiği için, Mersin Havalimanı'ndaki bu uçak kargo altyapı çalışmaları hızlandırmalıyız. Uçak kargoları ile Çin ve Avustralya'ya kadar hızlı bir şekilde meyve transferlerini sağlamamız gerekiyor.

Uçak kargo altyapısına yatırım  

Meyve ihracatında hangi koruma yöntemlerini kullanıyorsunuz?

Özbekistan'a, Kazakistan'a biz soğuk tırlarla gönderiyoruz, artı 2-4 dirençli 85-90 nemli fidanlarımızı 20 gün çok rahat da taşıyabiliyor. Daha uzak bölgelerde meyve ihraç ederken uçak kargolarda kullanılmasında Mersin'de böyle bir yatırım başladı. Amik Ovası dünyanın en erken meyvecisi, Avrupa'da daha meyve çıkmamışken gönderiliyor. Şu anda iyi bir kazanç elde ediliyor. Bunun için bize havayolu kargoya ihtiyacımız var. 

Kayıt dışı haksız rekabet oluşturuyor 

Üyelerinizin sizden istekleri en çok ne oluyor. Pandemi sürecinde istekleri ve sorunları ne yönde oldu?

Kayıt dışını çözmem konusunda sürekli baskıları var. Çünkü haksız rekabete uğruyorlar, kayıtlı üretimle, tesis üretim arasında ciddi farklılıklar var. Toprak analiz ücreti, parsel kontrol, sertifika belge ücreti gibi ciddi bir ek yük geliyor. Zeytin fidan üreticilerimiz bu konuda çok daha muzdaripler, bir fidanın tanesi neredeyse 40 kuruşlara kadar ulaştı. Diğer tarafta tesis üretimi, merdiven altı üretim yapanlar bu ücreti ödemediği için kayıtlı üreticilerimiz haklı olarak bunu benden istemek zorundalar. Bizde bunu Bakanlığımıza sürekli dile getiriyoruz, kayıt dışılığın önlenmesi için tek çözüm nokta herkes bir noktadan aşı gözlerini çizgilerini almak zorunda, tek bir noktadan Türkiye fidanlarının parsel kontrolleri ve sertifika işlemleri yapılmak zorunda. Bu yapıldığı takdirde ben kayıt dışının minimize edileceğini düşünüyorum.  

76 türde ürün üreten tek ülkeyiz

Fidan üretiminde dünya sıralamasındaki yerimiz?

Biz fidan üretiminde 7.sıradayız, ihracatçı olarak da 7., İthalatta ise 60. sıradayız. 2019’da ihracat geliri 835 milyon dolar. Türkiye'de ise 40 milyon dolarla 7.sırada, dünyada 735 milyon dolar olan sektörün birincisi Fas, ikincisi ise Rusya, üçüncü sırada da Meksika yer alıyor. Üretimde rakip ülkelerimiz Hollanda, Belçika, İspanya, Fransa ve İtalya. 76 türde tek ülke biziz, Avrupa ülkeleri üretimi elma, armut, kiraz olarak sıralanıyor biz 76 türde tek ülkeyiz.


ABONE OL

EN ÇOK OKUNANLAR