Kızılay_Sol
Kizilay_Sag


Tohumu siyasi malzeme yapmayın

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) ve Ekonomik İş Birliği Ülkeleri Tohumcular Birliği (ECOSA) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Akcan, EKOTÜRK TV'de yayınlanan "Tohum Yaşamdır" programında konuğum oldu.

Son günlerde haber sitelerinde tohumculuk sektörünün yerel çeşitlere karşı olduğunu iddia eden yazılar yer aldığı için ilk önce bu konuyu değerlendirmesini istedim.

Ve açıkça sordum; siz yerel çeşitlere karşı mısınız? 

Savaş Akcan, "Yerel çeşitlere karşı değiliz, olamayız. Vatanseverlik, milliyetçilik gibi duyguların yanında, ticari olarak düşünsek bile teknik olarak yerel çeşitlere karşı olmamız mümkün değil. Geliştirerek, zaman harcayarak, emek vererek piyasaya sürdüğümüz tohumları yerel çeşitlerimizden faydalanarak üretiyoruz. Yani ıslah çalışmalarındaki temel materyal o yasaklanmasını istediğimizi iddia ettikleri yerel çeşitlerdir. Dolayısıyla yerel çeşitlere karşı olmak gelişime, bugün ürettiğimiz ürünlere, varlığımıza karşı olmak demektir. Eğer yerel tohumların, yerel çeşitlerin önemini kavramasaydık TÜRKTOB bünyesinde 4 yıldır sürdürdüğümüz 'Tohumun İzinde' projesini devam ettirmezdik. Bu proje ile 171 çeşit yerel tohumu gen bankamıza kazandırdık. Bu proje için araştırma yaptık, vakit harcadık, bütçe ayırdık. Yerel çeşitlere önem vermeseydik sadece ticari getiri potansiyeli yüksek tohumlar ile ilgilenirdik.” şeklinde yanıtladı.

Peki, yerel çeşitler sizin için sadece bir ticari meta mı?

“Yerel tohumlarına sahip çıkmayan ülkeler; iklimsel özelliklerine, toprak yapılarına uygun çeşitler geliştiremeyeceği için ilerleyen yıllarda sıkıntıya düşerler. Bu tohumların meta olarak görüldüğünü varsaysak bile, bir şekilde bütün yerel çeşitleri muhafaza altına alıyorsak burada sorun nedir! İşin amacını bırakıp amaca giden yolları mı tartışmaya başladık? Sonuçta bütün çeşitleri koruma altına alıp tohum gen bankalarında muhafaza altına alabiliyorsak sorun burada nerede!”

Yerel tohumlar tescil edilerek çiftçinin elinden alınıyor mu? 

“Tam tersi. Kanunla korunan yerel tohumları biz tescil ettirmezsek birileri kendi ülkesine götürüp bu işlemi yapar ve o tohum maalesef artık onların olur. Biz tohumun bize ait olduğunu söylesek bile başka bir ülke tarafından tescil edildiği için üzerinde hak talep edemeyiz ve kendi öz değerimizi yitirmiş oluruz. Dolayısıyla kendi yerel çeşitlerimizi kesinlikle tescil ettirmek zorundayız ki; dünyaya bu çeşitlerin bize ait olduğunu belgeli bir şekilde ispat edebilelim. Bu şekilde başka ülke benim tohumlarımı sahiplenemez.” 

Tohumculuk sektörü tekelleşiyor mu? 

"Tohumculuk sektöründe yer alan firmalara sayısal olarak baktığımızda; sektörün %93'ü yerli, %3'ü Türk-yabancı ortaklı ve %4'ü yabancı sermayelidir. Eğer tekelleşme varsa %93'lük oranla yerli sermayeli firmaların tekeli var. Türkiye tohumculuk sektöründe pazar payına baktığımız zaman %51 yerli sermayeli, %19 yerli-yabancı ortak sermayeli ve %30 oranında da yabancı sermayeli firmalar var. Böyle bir durumun tekelleşme olduğunu ya da sektörün yabancı sermayenin elinde olduğunu söylemek, TÜRKTOB'a ve alt birliklerine üye olanlara, bu topraklarda üretim yapan çiftçiye hakarettir. Bu konuyu siyasi malzeme yapmanın kimseye faydası yok. Tarım siyaset üstü bir konudur. Bu işin A partisi, B partisi olmaz. Karnımızı doyururken bu ürünün kimden nasıl geldiğine bakmıyoruz. Ürünün sağlıklı ve kaliteli oluşuna bakıyoruz."