İşletmelerin gözde hedefleri; "kadınlar, gençler ve çocuklar"

Cihad Doğan 23 Kas 2019

Son dönemlerde ürettikleri ürün ya da sundukları hizmete bakmaksızın işletmeler, kendilerine üç farklı grubu hedef kitle olarak tayin etmeye başladılar. "Kadınlar", "Gençler" ve "Çocuklar". İşletmelerin bu yöne doğru kaymalarında haklı nedenleri var.

Bir işletme asla macera olsun diye de kendisine yeni hedef kitle belirlemez. Pazardaki değişim ve gelişimin farkına varıp, kendisine yeni ürüme alanları belirler. Yatırımını, dikkatini, insan kaynağını bu yöne kaydırır ve gelecek vaat eden yeni pazarlarda pazarlama stratejileri geliştirir. Peki, neden bu üç kesim yeni hedef kitleleri oluşturuyor?

“Kadınlar”

Geleneksel aile yapısının tüketim alışkanlıklarında ve tüketim rollerinde kadın, karar verici, kullanıcı ya da etkileyici konumundaydı. Sürecin alıcı tarafını erkek oluşturuyordu. Ancak özellikle kadınların ekonomik hayatta söz sahibi olmaları, farklı meslek gruplarında nitelikli bir çalışan olmaları, eğitim düzeylerindeki gelişim ve yükselme, sosyal hayatta daha etkin ve aktif olmaları, toplumsal cinsiyet ile kendilerine yüklenilen ev kadını rolünü iş kadınına dönüştürmeleri kadınların tüketim olgusu içerisindeki varlıklarını güçlendirdi. Hazır giyim sektörünün büyük oranda kadınlara yönelmesi bunun en güzel tezahürü. Sadece mutfak ve temizlik ürünlerinden sorumlu olan kadınlar günümüzde ev dizaynından, tatil yeri seçimine, çocuk ile alakalı her türlü ihtiyaçların giderilmesinden toplum yararına gerçekleştirilen projelere kadar birçok nokta da hem nihai karar alıcı hem de ödeyici durumunda. İşte bu yüzdendir, erkeğe yönelik spesifik olan ürünlerin dışındaki her ürünün tutundurma çalışmalarında mutlaka kadınlara da yer verilmekte. 

“Gençler”

Dinamizmin, eğlencenin, sporun, maceranın, farklı deneyimlerin, ezoterik sohbetlerin ve sanal dünyanın merkezindedir gençler. Hayattan bir şekilde keyif almayı bilen, mutlu olmanın yollarını arayan, tüketimin mabetleri alışveriş merkezlerinde dış dünyayı tanıyan kesimdir. Onların dünyasına dâhil olmayı da bu sebeple ister işletmeler. Çünkü orada yaşanan bir hayat vardır. Diğer taraftan değerlendirdiğimizde genç tüketiciler, bugün belki sadece bir öğrenci ya da deneyim ve bilgi sahibi olmayan bir grup. Ancak bu gençler bu şekilde kalmayacaklar. Yaşları ile birlikte mesleki birikimleri de bilgileri de statüleri de büyüyecek ve geleceğin karar vericileri olacaklar. Genç olduklarında satın almanın yalnızca bir hayal olduğunu düşündükleri ürünler, günü geldiğinde beğenmekte güçlük çektikleri bir ürüne dönüşecek. Bugünden onlara markayı öğretmek ve markaya karşı güven ve imaj oluşturmak geleceğin en büyük yatırımıdır. İşte bu yüzden üniversitelerdeki bahar şenliklerinde otomobil firmalarının ne işi var demeyin.

“Çocuklar”

Onlar, alfa kuşak. 2010 sonrası dünyaya gelenler. Dijital yerliler. Ailelerinin tüketim alışkanlıklarının değişmesinde o kadar etkili oldular ki, bırakın bir çikolata markasını tadından anlamayı okuma-yazma bilmediği halde ambleminden, logosunda tanıyorlar. Arzuladıklarına sahip olmayı da gayet güzel başarıyorlar. Bugün aileleri de işletmeler de onları emrinde, zira kanalları da var, filmleri de, dergileri de, oyun alanları da. Konuşamasalar da, konuştukları anlaşılmasa da artık karar verici, beğenen, fikri sorulan, düşüncesi önemsenen ve uygulanan bir tüketicidir çocuklar.

Sonuç olarak, bu üç pazar dikkatleri üzerine çekti. Pazar lideri mi olmak yoksa sadece izleyen mi olmak. Geleceği görmek gerekir.