Büyümenin önündeki engeller kalkıyor

Sedat YILMAZ 01 Ara 2019

Küresel ekonominin daraldığı dönemde Türkiye büyüme noktasında somut adımlar atıyor. Milli kredi derecelendirme kurumunu oluşturan Türkiye, verilerini dünya ile paylaşarak ülkeye gelen yatırımların hızını ve kaynak artışını destekleyecek. TANAP'ın Avrupa ayağının devreye girmesi, savunma ve havacılık sanayine yönelik olumlu gelişmeler, turizm ve dış ticaretteki seyir büyümeyi destekleyen aktörler olarak sıralanıyor.

Yıllardır kredi derecelendirme kuruluşlarının bazen doğru çoğu zaman art niyetli yaklaşımları sebebiyle Türkiye ekonomisi enflasyon ve faizlerin yükselmesinden tutun doğrudan veya portföy yatırımlarını engellenmesine kadar çok sıkıntılı dönemler yaşadı. Yine yaşayabilir mi? Bu biraz bize kalmış ama belli belirsiz bir sütrenin arkasından nedensiz bile olsa her an bir saldırı beklenebilir.

Evimizi temiz tutar, çerçöpü halının altına süpürmez virüsleri kendimizden uzak tutarsak yani ekonomimizi dengeli, birçok sorununu halletmiş, gelecek için de umut veren bir hale tahvil edersek zannediyorum kredi derecelendirme kuruluşlarının menfi etkisi sınırlı kalacak.

Türkiye uzun zamandan bu yana milli kredi derecelendirme kuruluşunu kurma noktasında hazırlık içindeydi. Ancak rüzgar o kadar hızlı döndü ki birden milli ve yerli kurumumuz oluşturuluverdi. Kamu bankaları, özel bankalar ve Borsa İstanbul, yüzde 15’lik payı Japonların elinde kalmak üzere Japonya merkezli JCR Avrasya'yı satın aldı. Borsa İstanbul yüzde 18,50'lik payla şirketteki en büyük hisse sahibi oldu. Şimdi kuruluşun isminin ne olması gerektiği üzerinde çalışılıyor. Tabii bununla da yetinilmedi. Japonya Kredi Derecelendirme Kurumu JCR Japan Credit Rating Agency ile de mevcut ortaklığın devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varıldı.

Piyasa JCR Avrasya’nın satın alınmasına sıcak

Türkiye’nin bir kredi derecelendirme kuruluşuna sahip olması ne anlama geliyor, bize ne faydası olacak? Cevaplayalım…

Öncelikle birkaç gündür üzerinde durduğumuz büyüme ve kalkınma konusunda JCR Avrasya belki de bize büyük destek olacak. Dedik ya, gerçek ekonominin oluşturulması gerekiyor diye. İşte kurum ekonominin, sektörlerin, işletmelerin daha doğrusu Türkiye’nin nabzını tutacak, ateşini ölçecek, tansiyonuna bakacak. Finansal piyasalardan borçlanmak isteyen şirketlerin kredi değerlerini tespit edecek ve kredi notu sayesinde kaynaklar daha verimli kullanılarak ekonomide sağlıklı bir büyümenin yolu açılacak.

JCR ile yapılan stratejik ortaklık; ulusal derecelendirme kuruluşunun kısa süre içinde faaliyete başlaması ve ekonominin uluslar arası alanda daha iyi anlatılması noktasında Türkiye’yi bir adım daha öne çıkacak. JCR Avrasya’nın ülkedeki gerçek ekonomik verileri dünyaya anlatmasıyla oluşturulacak güven ile riskler yönetilecek ve Türkiye’nin finansa dair kaynak ihtiyacı daha rahatça karşılanacak.

Genelde analistler, Türkiye’nin JCR Avrasya hamlesiyle kredi derecelendirme konusunda “Bir taşla üç kuş vurdu” yaklaşımını sergiliyor. Piyasanın da ortak görüşü olarak ortaya çıkan söz konusu yaklaşımla Türkiye’nin başta krediler olmak üzere risklerin objektif, bağımsız ve sistematik ölçümünün yapılabilmesi ve derecelendirme alanında karşılaştırılabilir bir referans oluşturulması noktasında JCR Avrasya'nın önemli rol oynayacağı ifade ediliyor.

Analistler ayrıca “Türkiye sıfırdan bir kredi derecelendirme şirketi kurmaya çalışsa kurumun faaliyetleri 2023 yılına bile yetişmez. Çünkü çalışan istihdamı, verilerin toplanması ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından modellerin onaylanması için en az 4-5 yılın geçmesi gerekiyor. Türkiye JCR Avrasya’yı satın alarak en az 4 yıl zaman elde etti” diyerek zamandan ve maliyetten ülkenin büyük bir kazanç sağladığını belirtiyor.

Büyümede pozitif beklenti artıyor

JCR Avrasya’nın satın alınmasıyla morallerin düzeldiğine yönelik oluşan manzarayı anlattıktan sonra Türkiye’nin bu yılki büyümesiyle ilgili pozitif beklentilerin giderek arttığını artık söyleyebiliyoruz. Ekonomistlerin son anketinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) üçüncü çeyrekte yüzde 1,1 ve 2019 yılının tamamında yüzde 0,4 büyüyeceği belirtiliyor. Yine aynı ankette kasım ayı tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde 0,75 artışla yıl sonunda yüzde 11,99 olacağı öngörülüyor.

Aynı konu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB)  son Finansal İstikrar Raporu’nda da yer buldu. Raporda, “Enflasyondaki düşüş ve beklentilerdeki iyileşme ön plana çıkarken, döviz kuru oynaklıkları azaldı, faiz oranları belirgin geriledi. Bankacılık sektörünün güçlü sermaye ve likidite yapısı, sektörün risklere karşı dayanıklılığını desteklemektedir. Önümüzdeki dönemde tahsili gecikmiş alacak oranındaki artış eğiliminin yavaşlayacağı ve aktif kalitesi kaynaklı risklerin sınırlı kalacağı değerlendirilmektedir"  ifadeleri dikkat çekiyor.

Yani Türkiye ekonomisinde dengelenme ile birlikte sanki 2020 yılında daha iyimser bir periyotta ilerlenecek ve ekonomideki gelişmeler halka daha müspet şekilde yansıyacak.

Bu noktada yurt içinde hafta içinde öne çıkan gelişmelerden biri de ekonomik güven endeksindeki artış oldu. Endeks Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,7 artışla 91,3’e çıktı. Yine tüketici güveni 59,9’a, reel kesim güveni 105,9’a ve hizmet sektörü güveni 91,3 değerine ulaştı. Ancak perakende ticaret güveni 101,2’ye, inşaat sektörü güveni de 63,9’a geriledi. Diğer taraftan yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı önceki haftaya göre 0,97 milyar dolar artarak 195,1 milyar dolara çıktı. Gerçek kişilerin mevduatı 0,68 milyar dolar artarak 120,6 milyar dolar, tüzel kişilerin mevduatı da 0,29 milyar dolar artarak 74,4 milyar dolara yükseldi. Yabancı para mevduatının toplam mevduat içindeki payı ise yüzde 49,3 seviyesinde bulunuyor.

Rusya’nın İslami finansa yönelik Türkiye ilgisi

Bilhassa ekonominin belkemiği olarak bilinen dış ticaretteki Ocak-Ekim arasında gerçekleşen istatistikler gelecek yılın iyi habercisi. Şöyle ki; Türkiye'nin ihracatı Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artarak 141 milyar 409 milyon dolara yükseldi. İhracat, aylık bazda Ekim’de geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,1 azalarak 15 milyar 664 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 8 artışla 17 milyar 472 milyon dolara çıktı. Dış ticaret dengesi ise Ekim ayında 1,8 milyar dolar açık verdi.

Diğer taraftan bankacılık sektöründeki aktiflerin yılın geçen 10 ayında yüzde 11,8 büyümesi de ekonomideki sağlamlığı biraz daha kuvvetlendirdi. Ekim ayı sonu itibarıyla sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler 2 trilyon 563 milyar 450 milyon lira, menkul değerler 621 milyar 898 milyon lira oldu. Sektörün dönem net kârı 41 milyar 300 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı da yüzde 18,48 seviyesinde gerçekleşti.

Fakat bankacılık sektöründe en sevindirici haber Rusya’dan geldi. Rusya’nın en büyük bankası Sberbank’ın yönetim kurulu başkan yardımcısı Oleg Ganeev, İslami finans alanında Rusya ve Türkiye arasında büyük bir potansiyel bulunduğunu belirterek, “Türkiye, coğrafi konumu ve artan nüfusuyla önemli fırsatlar sunuyor. Ticaret hacmimiz artıkça İslami finansmana yönelik talep de artacaktır” demesi tahminime göre yurt içindeki katılım sektörünü de harekete geçirecektir.

TANAP’ın Avrupa bağlantısı güç katacak

Türkiye petrol ve doğalgaz boru hatlarıyla bugün için bir enerji köprüsü. Mavi Akım, Türk Akımı, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve diğer enerji hatları Türkiye’nin stratejik önemini bir kez daha öne çıkarıyor. Dün yine Türkiye tarihi günlerden birini yaşadı. TANAP, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile TANAP’tan faydalanacak Avrupa ülkelerin enerji bakanları bir araya geldi.

Türkiye-Gürcistan sınırında Ardahan'ın Posof ilçesi Türkgözü köyünden başlayan ve Edirne'nin İpsala ilçesi Sarıcaali Köyü'ne kadar gelen Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Yunanistan sınırındaki  Trans Adriyatik Boru Hattı (TAB) üzerinden Avrupa’ya bağlandı. Böylece Avrupa da Türkiye üzerinden enerjiye ulaşmış oldu. TANAP Doğalgaz İletim AŞ, Türkiye – Azerbaycan arasında 24 Aralık 2011’de imzalanan mutabakatla Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR tarafından kuruldu. SOCAR TANAP’ın tasarımı, inşaatı ve işletilmesinin de sahibi. TANAP 12 Haziran 2018 tarihinde Erdoğan ve Aliyev’in katıldığı törenle açıldı ve Türkiye’ye o tarihten itibaren gaz akışı başladı.

TANAP’ın toplam gaz kapasitesi 16 milyar metreküp. Türkiye buradan 6 milyar metreküp doğalgaz çekerken 10 milyar metreküplük kısım ise Avrupa’ya sevkedilecek. Söz konusu akım enerji güvenliğini sağlarken Avrupa’nın Türkiye üzerinden bir enerji hattına kavuşması da yine Türkiye’nin gücüne güç katacak.

TANAP'ta, SOCAR ve Güney Gaz Koridoru AŞ'nin yüzde 51, Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ'nin yüzde 30, BP'nin yüzde 12 ve SOCAR Türkiye Enerji AŞ'nin de yüzde 7 hissesi bulunuyor.

İşte gazeteniz Analiz de TANAP’ın Avrupa’ya açılışından önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile bir söyleşi yaptı. Neşe Berber’in gerçekleştirdiği röportaj hakikaten gazetecilik açısından önemli bir adım. Henüz 8’inci ayını dolduran Türkiye’nin yeni ekonomi gazetesi Analiz’in böyle bir başarıyı okuyucularına taşıması da işin kıymeti harbiyesi açısından değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Türkiye  gıda ve turizmde de stratejik konumda

Türkiye’nin gücü sadece bölgesinde enerji köprüsü olmasından değil, aynı zamanda tahıl ambarı ve dünya un ihracatı şampiyonu olmasıyla da gıdada lojistik açıdan stratejik bir öneme sahip. Bu olayı daha önce Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı sayın Eren Günhan Ulusoy ile geniş çerçevede yaptığımız röportajlarla kamuoyuna açıklamıştık. Enerji ve gıda gibi iki önemli gücü elinde bulunduran Türkiye’nin gelir kaynakları açısından diğer stratejik sektörü ise turizm. Bilhassa turizm alanında faaliyet gösteren birçok uluslararası yatırımcı Türkiye’nin turizm potansiyeline güvendiklerini ve her fırsatta yatırım imkanı aradıklarını söylüyorlar.

Bunlardan biri de Al Rayyan Turizm Yatırım Şirketi (ARTIC) yöneticisi… ARTIC İdari Müdürü ve Üst Yöneticisi (CEO) Tarık El Sayed, “Tabii burada yatırıma karar verdiysek Türkiye'nin geleceğinin çok başarılı olduğuna inandığımız için yaptık. Sheraton yatırımının uzun dönemli yatırımların bir başlangıç noktası olduğuna inanıyorum. Yakın zamanda da Galataport'ta JW Marriott isimli bir otel daha açacağız. Daha sonra açıklayacağımız yatırımlar da var" diyerek Türkiye’deki turizm sektörünün güçlülüğüne vurgu yapıyor.

Tabii Türkiye’nin gücü birkaç alanla sınırlı değil. Türkiye’nin 2020 yılı sonuna kadar pazara girecek yaklaşık 1,5 milyon metrekarelik alışveriş merkezi (AVM) arzıyla Avrupa’nın en büyük gelecek arzına sahip ülke konumunda yer alması da ekonomideki dinamikliği göstermesi açısından dikkat çekici.

Türkiye savunma sanayinde sınır tanımıyor

Türkiye’nin diğer gücü ise savunma sanayi. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen yatırımlar, kara, deniz ve havada ortaya konan ürünler ve hızla büyüyen sektörel ihracat uluslararası alanda da dikkatle takip ediliyor.

Evet, Türkiye'nin ihracatı Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artarak 141,9 milyar dolar oldu. İlk dokuz ayda da ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,56 artışla 132,5 milyar dolara, son 12 aylık ihracatı ise 180,2 milyar dolara ulaşmıştı.

Türk savunma ve havacılık sanayi ihracatı ise rekor seviyede katlanarak büyüyor. ABD, AB ve ve Körfez ülkeleri de dahil birçok ülkeye Türk şirketleri ihracat yapıyor. Mesela, Türk Savunma ve Havacılık Sanayi’nin, bu yılın 9 aylık ihracatında rekor artışlar var. Geçen yılın aynı dönemine göre sektörün ihracat rakamı yüzde 37.7 artış ile 1 milyar 855 milyon dolara yükseldi. En çok ihracat yapılan ülke ise yüzde 17 artışın yaşandığı 595 milyon 248 bin dolar ile ABD oldu.

Dolayısıyla sektörün bugünü ve geleceği ile ilgili Antalya’da Savunma ve Havacılık Sanayii’nde Küresel Stratejiler Konferansı’nda sektörün nabzını tutmaya çalışıyoruz. Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği’nin (SSI) düzenlediği konferans bugün sona eriyor. Konferanstan savunma sanayinin gücü konusunda da bizlere oldukça ışık tuttu. Konferansın en önemli konuğu Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir.

SSI Başkanı sayın Latif Aral Aliş de Türkiye’nin savunma sanayinde giderek güçlendiğini ve sektörün ihracat konusunda ciddi adımlar attığını söylüyor. Bilhassa sayın Aliş’in,Türkiye’nin toplam ihracatındaki kilo başı fiyatın henüz 2 dolara çıkmadığı bir dönemde savunma ve havacılık sanayinde kilo başı ihracat birim fiyatının 47 dolar seviyesine gelmesinin önemini ortaya koyması, tanıtım ve pazarlama konusunda yeni stratejilerin gerekliliğine işaret etmesinin altındaki mesajları iyi okumak gerekiyor.

Savunma sanayi ile ilgili son gelişmeyi aktarayım… ASELSAN’ın yeni ürününde ilk teslimat yapıldı. Diğer ülkeler ise sırada. Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi ve Yeni Su Altı Taarruz Botu projeleri kapsamında yeni nesil 25 milimetre STOP Uzaktan Komutalı Stabilize Top Sistemi’nden bahsediyorum. Sistemin ilk fabrika kabul testleri tamamlandı ve yeni nesil STOP’un ihracatı için 5 ülkeyle sözleşme imzalandı.

Dünyada gelişmeler rutine döndü

Bu hafta Türkiye’deki ekonomik gelişmelerin fazla olması dolayısıyla dış dünyadaki gelişmelere fazla değinemedik. Fakat dışarıda da artık rutine dönen Brexit, ABD/Çin ticaret müzakereleri, Şükran Günü dolayısıyla ABD piyasalarının kapalı olması ve Avrupa’daki makro ekonomide beklenen gelişmelerin dışında önemli bir gündem oluşmadı. Sadece Çin tarafından gelen ABD’nin Hong Kong adımının işbirliğini baltalayacağına dair açıklamalar piyasalarda dalgalanmalara sebep oldu.

Brexit süreci Avrupa Birliği’ni (AB) oldukça yoracak gibi görünüyor. Bugün göreve başlayacak Ursula von der Leyen başkanlığındaki yeni ABD Komisyonu’nun ilk çözmesi gereken konu İngiltere’nin AB’den ayrılma süreci olan Brexit.

Avrupa Bölgesi’nde ise enflasyondaki yükseliş ve işsizliğin gerilemesi sevindirici karşılandı. Bölgede Ekim ayında yüzde 0,7 olan enflasyon Kasım’da yüzde 1’e yükseldi. Yine Eylül’de yüzde 7,6 olan işsizlik oranı da Ekim ayında yüzde 7,5’e indi. Almanya’da ise perakende satışlar Ekim’de yüzde 1,9 düşerek beklentinin altında geriledi.

Gelecek hafta hangi konuları konuşacağız?

Gelecek haftadan itibaren yurt içine yönelik büyüme ve enflasyon gibi önemli verileri konuşur olacağız. Yarın Türkiye’nin 3’üncü çeyrek ve yıllıklandırılmış büyüme verisi açıklanacak. Yıllıklandırılmış büyümede beklenti yüzde 1. Önceki veri ise eksi yüzde 1,5 idi. Çeyreksel büyümede ise beklenti yüzde 1,1. Bir önceki veri ise yüzde 1,2’ydi. Yine yarın Türkiye’nin Kasım ayı imalat PMI verisi kamuoyu ile paylaşılacak. Salı günü de Kasım ayı tüketici, üretici ve çekirdek enflasyon oranları açıklanacak. Çarşamba günü ise Kasım ayı reel efektif döviz kuru verileri ve Perşembe günü rutin yabancıların haftalık DİBS ve hisse senedi yatırım verileri duyurulacak.

Yurt dışına baktığımızda ABD’de dış ticaret dengesi, imalat PMI ve ISM verileri, istihdam, mortgage ve fabrika siparişleri, Euro Bölgesi ve Almanya’da büyüme, imalat PMI, sanayi üretimi, enflasyon, istihdam, fabrika siparişleri, perakende satışlarla ilgili veriler gündeme gelecek.

Borsa ve doların kazandırdığı altın ve euronun kaybettirdiği bu hafta hisse senetleri ortalama yüzde 0,30, dolar yüzde 0,51 prim yaptı. Altının gram fiyatı yüzde 0,44, euro ise yüzde 0,09 oranında düştü. İstanbul Borsası BIST 100 endeksi haftayı 106.903 puan, dolar 5,75 lira, altının gramı 269 lira, Cumhuriyet altını 1792 lira, çeyrek altın 438 lira ve euro 6,32 liradan haftayı kapattı. Yatırım fonları yüzde 0,27, bireysel emeklilik fonları yüzde 0,07 değer kazandı.  

Bu hafta 1000 liralık yatırım borsada 1003 lira, dolarda 1005,1 lira, euroda 999,1 lira, altında ise 995,6 lira oldu. Piyasalardaki muhtemel gelişmeleri şöyle yorumlayabiliriz:

BIST 100…

Haftayı 106.904 puandan kapatan Borsa İstanbul BIST 100 endeksi büyüme, enflasyon ve imalat PMI verileriyle yeniden güç toplayabilir. ABD/Çin ticaret müzakereleri, Hong Kong ile gelişmeler, Brexit süreci ise borsaya yön verecek diğer öne çıkan argümanlar. Endeksin 107.000 binde kuvvetli bir direnci olduğu gözleniyor. Burası yukarı yönlü güçlü kırıldığında 109.500 seviyeleri yeniden gündeme gelebilir. Aşağı sarkmalarda ise en tabanda 103.500 desteği duruyor.

DOLAR/TL…

Hafta içinde S-400’lerin denenmesiyle ilgili gelişmeler ve anamuhalefet kanadındaki çekişmeler jeopolitik ve siyasi risk olarak piyasalara  olumsuz yansıdı. Güven endeksinin artış kaydetmesi ise moralleri düzeltti. Haftayı 5,75 lira seviyesinden kapatan dolarda yurt içi büyüme, enflasyon ve PMI verileri etkisini gösterecek. Olumsuz gelişmeler doları en fazla 5,80’ler seviyesine yükseltir. Aşağı harekette ise 5,65-5,70 arası yeniden gündeme gelebilir.

EURO/TL…

Euro Bölgesi’nde enflasyon ve işsizlik verileri moral vermesine karşılık dolar karşısında 1,10 seviyelerinde değer kaybeden euroda ekonomiye yönelik dataların seyri önem kazanacak. Yurt içinde euronun 6,40 lira bölgesini yukarı yönlü kırabilme gücünün olmadığı gözleniyor. Teknik olarak bakılması gereken yer 6,34 seviyesi. Burası kuvvetli yukarı yönlü geçilirse kur 6,40 liraya kadar çıkabilir. Ancak kurda 6,20’lere yönelik hareket daha mantıklı görünüyor.

ONS ALTIN…

ABD/Çin ticaret müzakereleriyle hareket eden altın fiyatları satış yönlü yataya dönmüş durumda. Diğer taraftan ABD tahvil faizleri de altının gidişatında önemli rol oynuyor. Halen 1463 dolar seviyesinde seyreden ons altının yukarıda 1500 dolar gibi güçlü bir direnci var. Bu şartlarda buranın aşılması zor ihtimal. Fakat dipte ise 1440 dolara kadar inebilecek bir potansiyel mevcut.

PETROL…

ABD/Çin ticaret görüşmelerinde ABD’nin Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası adlı tasarıyı kabul etmesiyle başlayan gerginlik halen sürüyor. Bu arada ABD petrol stokları da rekor seviyede artan bir trend izliyor. İki denge arasında kalan petrol fiyatları belirsizlik sebebiyle hafta sonu sert düştü. Petrol brentte 60,5 dolar, ABD tipi petrolde ise 57 dolar seviyesinde. Teknik olarak brent petrolün 59 doların altına inme ihtimali yok. ABD tipi petrol fiyatının ise 57 dolar bandında salınması bekleniyor.