HAYVANCILIK YILI İLAN EDİLDİ

Tarım ve hayvancılık Pazar 26 Ocak 2020 15:16

İSTİB Başkanı Ali Kopuz: "2020 yılını küçükbaş hayvancılık yılı ilan ediyoruz. Bizim otlaklarımızın tamamı küçük baş hayvancılığın artması için müsait durumdadır. 11 ay hiç yem yedirmeden kuzuyu besleyebileceğiniz alanlar var. 2020 yılında da eğer besilik hayvan ihtiyacımız olursa dışarıdan temin edebiliriz. Ahırlarımızın dolması ve iç piyasanın dengelenmesi için besilik hayvan ithalatında bir mahsur görmüyorum. Tarımsal destekler artık istismar edilemeyecek. Çünkü artık yerinde kontrol ediliyor ve işin erbabı olanların bu destekleri kullanması sağlanıyor. Desteklerin yüzde 99'nun gerçek üreticiye ulaşacağını düşünüyorum. Asgari ücretin 2 bin 324 lira olduğu bir dönemde 5-6 bin liraya çalıştıracak çoban bulamıyor insanlar"

Hayvancılık yılı ilan edildi

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kopuz, Türkiye’de et açığının dengelenmesi ve tüketimin artması için küçükbaş hayvancılığın üretim bandının gelişmesi gerektiğini belirterek, "2020 yılını küçükbaş hayvancılık yılı ilan ettik. Bizim otlaklarımızın tamamı küçükbaş hayvancılığın artması için müsait durumdadır. 11 ay hiç yem yedirmeden kuzuyu besleyebileceğiniz alanlar var. Elimizde böyle bir imkân varken bunu çok iyi kullanmamız lazım. İmkânları iyi kullanabilirsek ilk sene 50 bin ton ikinci sene 100 bin ton üçüncü sene 150 bin ton et üretim fazlalığı oluşturabiliriz." dedi. 

İSTİB Başkanı Kopuz, AA muhabirinin tarım ve hayvancılık sektörüne ilişkin sorularını yanıtladı. 

Kopuz, sanayide büyük baş hayvanların tüketilmesi önerdiklerini, evlerde ise besin değeri de daha yüksek olan küçükbaş hayvanın tüketilmesinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. 

Türkiye'de et ithalatının çok sınırlı olduğunu ifade eden Kopuz, "Daha çok canlı hayvan ithalatımız var. Besilik hayvan ithalatımız zaman zaman olabilir. Bu hayvanları biz burada besliyoruz ve millileştiriyoruz. Hayvanlarımız burada kesiliyor. 2020 yılında da eğer besilik hayvan ihtiyacımız olursa dışarıdan temin edebiliriz. Ahırlarımızın dolması ve iç piyasanın dengelenmesi için besilik hayvan ithalatında bir mahsur görmüyorum." şeklinde konuştu. 

Devletin 2020 yılında çiftçiye ve hayvancıya desteğinin devam edeceğini kaydeden Kopuz, şunları söyledi: 

"Sıfır faizlere varan destekleri halihazırda var ve bu destekler devam edecek. Tarımsal destekler artık istismar edilemeyecek. Çünkü artık yerinde kontrol ediliyor ve işin erbabı olanların bu destekleri kullanması sağlanıyor. Desteklerin yüzde 99’nun gerçek üreticiye ulaşacağını düşünüyorum. 2017 yılında 43 milyar lira, 2018 yılında ise 54 milyar lira devlet tarımı sübvanse etmiş. Yani faizleri düşürmüş, sübvanse etmiş. Tarımsal üretimi artırmak için kamu elinden geleni yapıyor. Desteklemenin 2020 yılında artması üretimi yükseltecek aynı zamanda ihracatın da büyümesini beraberinde getirecektir." 

"Planlamayı düzgün yapabilirsek iç piyasada aşırı fiyat artışının da önüne geçebiliriz"

Kopuz, Türkiye’de tarımsal üretimde en büyük eksiğin planlama olduğunu hatırlatarak, "Planlamayı düzgün yapabilirsek iç piyasada aşırı fiyat artışının da önüne geçebiliriz. Bugün patates ihracatına ön izin meselesi gündeme geldi. Ben bu oluşan yeni düzenlemeyi destekliyorum. Çünkü eğer önlem alınmazsa oluşan durum iç piyasayı kötü etkiliyor. Bu sene devletimiz zamanında müdahale etti. Temel ürünlerde aşırı fiyat artışlarının önüne geçilebilmesi için kararların daha erken alınacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. 

Türkiye’de et açığının dengelenmesi ve tüketimin artması için küçükbaş hayvancılığın üretim bandının gelişmesi gerektiğini söyleyen Kopuz sözlerini şöyle sürdürdü: 

"2020 yılını küçükbaş hayvancılık yılı ilan ettik. Mera alanlarımız genel itibariyle büyük baş hayvancılığa müsait değil. Yeme dayalı büyük baş besiciliği ise oldukça maliyetli. Bizim otlaklarımızın tamamı küçükbaş hayvancılığın artması için müsait durumdadır. 11 ay hiç yem yedirmeden kuzuyu besleyebileceğiniz alanlar var. Elimizde böyle bir imkân varken bunu çok iyi kullanmamız lazım. İmkânları iyi kullanabilirsek ilk sene 50 bin ton, ikinci sene 100 bin ton, üçüncü sene 150 bin ton et üretim fazlalığı oluşturabiliriz. Sanayide büyük başın tüketilmesi evlerde ise besin değeri de yüksek olan küçükbaş hayvanın tüketilmesi gerekiyor. Küçükbaş hayvancılığın tüketilmesi için tanıtıcı ve destekleyici faaliyetlerin yapılması gerekiyor." 

"Sosyal donatı ve imkânları sağlanırsa insanlar kırsal bölgelere tekrar göç eder"

Kırsal alanlarda sosyal donatıların ve imkânların sağlanması halinde insanların kırsal bölgelere tekrar göç edeceğini vurgulayan Kopuz, "Metropolde asgari ücretle zorlukla iş bulan insanlar geri dönmek isteyecektir. Geriye göç hızlanacaktır ve tarımsal üretim artacaktır. Tarımsal üretim kalıcı hale gelebilir. Ama bunun alt yapısını iyi kurgulamak lazım. İnsanlar para kazanabileceği ve kazandığı parayı keyifle harcayabilecekleri yerlere gitmek istiyor." diye konuştu. 

Kopuz, tarım ve hayvancılıkta ülkemize gelen sığınmacılardan faydalanıldığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: 

"Bugün çobanlarımızın büyük kısmını sığınmacı arkadaşlarımız oluşturuyor. Birçok bölgede tarım işlerini bu arkadaşlarımız yapıyorlar. Eğer Gürcü tarım işçileri gelmesin muhtemelen Rize’de çay bahçede kalır. Çünkü bizim vatandaşımız tarım işinde çalışmak istemiyor. Kimse çobanlık yapmak istemiyor. Bu meslekler üzerinde anlamsız bir ön yargı var. Hâlbuki kazançları oldukça iyi. Asgari ücretin 2 bin 324 lira olduğu bir dönemde 5-6 bin liraya çalıştıracak çoban bulamıyor insanlar." 

Kopuz, 2020 yılında Türkiye'nin yüzde 5’in üzerine bir büyüme oranını yakalayacağını ve Tarım ihracatının da 25 milyar dolara yaklaşacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.