Dolar $
9,24
%-0.97 -0.09
Euro €
10,76
%-0.82 -0.09
Sterlin £
12,76
%-0.73 -0.09
Altın
529,26
%-0.35 -1.84
SON DAKİKA

Türkiye Burslu öğrencileri ulus ve kent markasında elçi olarak görmek

Türkiye'nin son dönemdeki en önemli ve uluslararası ölçekteki en değerli projelerinden birinin adı; "Türkiye Bursları." Ulus markalama üzerine çalışan birisi olarak bu projeyi çok önemsiyorum. Çünkü Türkiye Bursları, ülke-kent-üniversite üçgenindeki paydaşların markalama sürecine doğrudan etki ediyor.

Türkiye Bursları, uluslararası öğrenciyi Türkiye’de eğitim alması için sadece finansal anlamda desteklemek için verilen bir burs değil ya da muhtevası bu kadar sığ değil. Türkiye Bursları aslında bir sosyal ve kültür projesidir. 

Her ne kadar dillenmiyor ya da herkes tarafından görünmüyor olsa da, bu projenin esas kazanımlarından biri markalamadır. Markalama ile elde edilen kazanımların üç tane odağı ve muhatabı var; ülke, kent ve üniversite. Ya da kavramsal bir ifadeyle; ulus markalama, kent markalama ve kurumsal markalama.

Aslında burslar bizim ulus markalamada ve diplomaside hedeflediğimiz amaçlara ulaşmamızı sağlayan değerli bir yol. Hem gönül kazanıp, hem eğitim için seferber olup, hem de markalama ve diplomasi hedeflerine ulaştıran başka hangi proje olabilir ki?

Her şeyden evvel burs kapsamında Türkiye’ye gelen her bir öğrenci doğal olarak yaşadığı kent ve ülkesi ile Türkiye ve üniversite okuduğu kent arasında etkileşimi sağlamakta ve bu etkileşim iletişimin esaslı kullanılmasıyla uzun vadede güçlü ilişkiler kurulmasına imkân tanıyor. 

Bu nedenle burslu her öğrenci benim gözümde Türkiye için birer; “kültür ve marka elçisi”. Zira Türkiye’nin sağladığı finansal değer ve ücretsiz konaklama hizmeti ile Türkiye’ye yönelik gelişen sempati, vefa,  teveccüh, minnettarlık duyguları bu öğrencilerde Türkiye için aidiyet yaratabiliyor. 

Oluşan bu duygular çok değerli. Ama en az değerli olması kadar özellikle kentler için uluslararası düzeyde kullanılması gereken önemli bir çıktı.

Bu öğrenciler eğitimlerinin ardından dünyanın her yanına dağılıyor. Türkiye ve kent markasını gittiği her yere götürüyor. Eğer ki; kentlerin yönetimsel anlamdaki dinamikleri öğrencilerin Türkiye’de yaşadıkları deneyimleri daha eşsiz ve farklı kılarlarsa kent ismi gönül ilişkisi bağlamında dünyaya taşınabilir.

Bir kent, kentte yer alan üniversitedeki burslu öğrencileri yalnız bırakmamalı. Etkinlikler, faaliyetler, projeler vs. Sürekli olarak etkileşimde kalınmalı ve yukarıda bahsettiğim aidiyet daha güçlendirilmeli.

Hatta öğrencilere kültür elçisi unvanı verip, iki kent arasında çalışmasına fırsat verilmeli. Burslu olan o öğrencinin bir diplomat, bir yerel yönetici, bir iş insanı, bir devlet başkanı olmayacağını nereden biliyorsunuz? Ulus ve kent markalama için bundan daha değerli bir yatırım olabilir mi? 

Üstelik Türkiye Burslu öğrencilerin markalama sürecine sağladıkları en etkili yollardan biri ise Türkçe biliyor olmaları. Çünkü burs almaya hak kazanan öğrencileri bir yıl süre ile TÖMER’de Türkçe öğreniyor, üniversite eğitimine başladıklarında zaten eğitim dilleri de Türkçe. Hal böyle olunca akıcı şekilde Türkçe konuşuyor ve yazıyorlar. 

Faydası ise şu; Türkiye’den ayrıldıklarında kendi dilimiz ile onlarla iletişim kurmayı sürdürebilir, gelişmeler noktasında haberdar edilebilir ya da gelişmeler bizzat kendisi tarafından takip edilebilir.

Türkiye Bursları 2020 yıllık raporuna göre; farklı eğitim düzeylerine göre Türkiye’ye burs için başvuran kişi sayısı 158.168’dir. 

Her yıl başvurular da, desteklenen öğrenci sayıları da artıyor. Türkiye burslu olmayan üniversitemiz yok. İlçelerdeki meslek yüksekokullarında dahi burslu öğrenciler var. 

Türkiye burslu öğrenciler, özellikle kentlerimizi uluslararası düzeyde tanınırlığını arttıracak ve markalamasına destek verecek çok değerli bir proje, kesinlikle istifade edilmeli…