Dolar $
8,62
%-0.34 -0.03
Euro €
10,12
%-0.33 -0.03
Sterlin £
11,83
%-0.34 -0.04
Altın
487,74
%-0.39 -1.90
SON DAKİKA

Tohum hayatın devamı

Tarımın bel kemiği kabul edilen köylerimizde, artan üretim maliyetleri, yaşanan pazarlama sıkıntıları ve toprağın fazlaca bölünmesi gibi olumsuzluklar nedeniyle nüfusun hızla azalması sorununa bir süredir dikkat çekmeye çalışmaktayız. Çünkü insanlığın geleceğinin sağlıklı beslenmeye bağlı olduğu ve dünya için Anadolu tarımının vazgeçilmezliği aklıselim herkes tarafından kabul edilmektedir.

Ağustos ayında hem ziyaret hem de gözlem maksadıyla; Ankara, Aksaray, Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt illerimizi ve güzergah üzerindeki köylerimizi, beldelerimizi ziyaret etme ve dostlarımızla hasbihal etme fırsatı buldum.

Yaşanan kuraklığa, sel ve yangın gibi felaketlere rağmen insanımızın gelecekten umutlu olması, ülkesine, devletine sıkı sıkıya bağlılığı ve “Günümüze şükürler olsun” diyebilmeleri, Anadolu'yu kayıtsız, şartsız yurt edinenlerin erdemli bir duruşunu ve irfani bir ruh halini göstermektedir.

Bununla birlikte,  köylerde ikamet edenlerin yaş ortalamasının bir hayli yüksek oluşu,  insanlara kendilerinden sonra bu toprağı işleyecek kimsenin kalmayacağı endişesini yaşatmaktadır. Şehirdeki gençlerimiz, işsiz olsalar dahi ne köylerine dönmeye cesaretleri var ne de toprağa işleyebilecek bilgi ve tecrübeye sahiplerdir.

Bunun için, bir model olarak yapılabilecek şey insanların küçük tasarruflarını, yastık altındaki baygın değerler olarak tutmaları veya daha yüksek kazançlar elde etme arzusu ile para avcılarına kaptırmaları yerine imkânlarını birleştirerek, işbirlikleri oluşturarak, verimli kullanılamayan arazileri sisteme katarak özel sektör bağlamında yeni atılımlar yapabilmeleridir.

Tarımda bugüne kadar bahsettiğimiz temiz, verimli ve sulanabilir toprağı korumak kadar; verimliliği ve sürekliliği olan, toprağa uygun tohum bulabilmek de önemlidir. Binlerce yıldır Anadolu köylüsü toprağını işleyip hasadını alma mutluluğunu yaşarken daha ambarını doldurmadan, ürünü tezgaha koymadan ilk yaptığı şey, ihtiyacı kadar tohumu bir kenara ayırmak olmuştur. Bu, hayatın devamı anlamına gelmektedir ve hangi tür tohumun nasıl muhafaza edileceği, iyi tohum sahibi olmanın önemi dededen toruna aktarılan bir kültür birikimi özelliği taşımaktadır.

Dünya nüfusundaki hızlı artış nedeniyle daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulması, tarım ürünlerindeki artışı zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, tarımda makineleşme, haşere ile mücadele, suni gübre üretimini artırma çalışmalarının yanı sıra özellikle tohum ıslah çalışmalarına da hız verilmiş ve birçok ülke bu alanda AR-GE kapsamında önemli yatırımlara imza atmıştır.

Bu çalışmalar bazen nitelikli tohumları tespit edip çoğaltma, bazen tohumları melezleştirme veya tohumların genleri üzerinde düzenlemeler yapma şeklinde devam etmiştir.  Konu hayati öneme haiz olunca, ilgilenenler de ekonomik güç sahibi şirketler ya da ülkeler olunca genel anlamda amaç ekonomik beklentilere dönüşmüş ve bu yönde politikalar geliştirilmiştir.

Özellikle 80'li yıllardan itibaren yabancı şirketler tarafından verim oranı birkaç misli olan tohumlar üretilmiş ve çok daha ucuz fiyatlarla dünyanın birçok bölgesinde çiftçiye ulaştırılmaya başlanmıştır.

Hem verimi daha yüksek hem de fiyatı sudan ucuz sayılabilir nev’inden bu tohumun önemli eksiği ise, üründen tohumluk ayırma ihtimalinin olmaması; yani firmalardan her yıl yeni tohum talep edilmesi mecburiyetinin doğmasıdır.  Maliyet getirmediği için bu durum önceleri kayda değer görülmemiştir.

Çoğunluk itibarıyla, bunun bir pazarlama tekniği olduğu, ucuz fiyatın geçici bir politikaya dayandığı, asıl maksadın belki de,  kadim Anadolu tohumunun yok edilmesi olduğu ilk başlarda fark edilemedi. Ta ki eldeki atalık tohumlar yıllar içinde yok oluncaya kadar... Ta ki ithal tohumların, tarım giderlerinde esaslı bir kalem olarak yerini almasına kadar...

Yine de çok şükür ki, Anadolu irfanı ile yetişmiş bir kısım basiret ehli çiftçimiz, “Bizi kendilerine muhtaç ediyorlar, bir gün size tohum vermiyoruz deseler hepimiz aç kalırız” öngörüsü ile ve inatla atalık tohumlarını muhafaza etmeyi milli bir mesele olarak görmüşlerdir.

Yıllarca özenle muhafaza edilen bu tohumlar, ihmal etme pişmanlığı ile sandıklarından çıkarılarak toprakla buluşturulmuştur. 

Tohumda dışa bağımlılığı azaltmak ve önemli bir döviz çıktısını ülkede tutabilmek adına, Tarım Bakanlığımız başta olmak üzere kamu kurumları, yerli firmalarımız imkanlar ölçüsünde tohum ıslahı üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Tarım sektöründe varlık gösterecek yeni girişimler için de tohum iyileştirme çalışmaları karlı bir faaliyet alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sürdürülebilir yerli tohum, ülkemiz için milli bir meseledir.

Önümüzdeki hafta İnşallah, bir kadının toprağa dokunuşunu ve toprağın verdiği cevabı sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Keyifli okumalar diliyorum.