Dolar $
17.29
%0.38 0.06
Euro €
17.62
%0.42 0.07
Sterlin £
20.68
%0.65 0.13
Çeyrek Altın
1593.93
%0.9 14
SON DAKİKA

Sırbistan- Kosova arasındaki gerilim

Mazisi derin yaralarla dolu iki millet, devlet yine karşı karşıya gelmiş, Avrupa semalarında siren sesleri duyulmaya başlanmıştır.

Çok değil günümüzden sadece 20-25 yıl öncesinde yaşanan olayların açtığı yaralar henüz tam olarak kapanmadan Kosova’nın Kuzeyinde yaşanan gelişmeler iki ülke arasındaki tansiyonu yeniden yükseltti.

Kosova hükümetinin Sırbistan ile arasındaki sınır geçişleri için aldığı kararlara karşı ülkede bulunan Sırp azınlığın yolları kapatmaya, Kosova polisine ve ülkedeki Arnavutlara karşı saldırıları gerilimin artmasına neden oldu.

Peki, nedir bu kararlar? İki başlığa dayanan kararlardan ilki ülkeye giriş yapan kişilerin ülkede kaldıkları süre boyunca Sırp kimlikleri yerine geçici belge taşımak zorunluluğu ikincisi ise Sırbistan tarafından verilen ataç plakalarına sahip yaklaşık 50 bin Sırp azınlığın iki ay içinde plakalarını Kosova tarafından verilenlerle değiştirmek zorunda kalacağına ilişkin kararlardır.

Kosova cephesinden alınan kararlar bağımsızlığını ilan etmiş bir Devletin iç hukukuna, bağımsızlık unsuruna diğer bir deyimle iç işleyişine ilişkindir. Bugün için nasıl Türkiye tarafından Türkiye’nin iç düzenine ilişkin aldığı kararlar başka bir devlet tarafından karşı çıkılmıyor, hatta tartışmaya konu dahi edilemiyorsa Kosova tarafından alınan kararlarda aynı şekildedir. 

Bağımsızlığını ilan etmiş ve birçok devlet tarafından tanınmış bir devlet olarak karşımıza çıkan Kosova Cumhuriyeti iç hukuk düzenine ilişkin aldığı kararlar taraf olduğu uluslararası anlaşmalara aykırı olmadığı müddetçe hiçbir devlet ve milletin izni ve/veya onayına bağlı değildir. Bağımsız bir devlet olarak addedilmekte bunu gerektirir. 

Kosova tarafından alınan kararların uygulanması, ülkenin kuzey kesimindeki Sırp azınlığın yolları kapatmasına, Kosova polisini yaralamasına, Arnavut vatandaşları yaralamasına varan saldırıları nedeniyle her ne kadar bir ay ertelenmiş ise de kararlar uygulamaya geçirildiğinde Sırpların yine rahat durmayacağını gösteriyor.

Türkiye açısından akıllara şu soru gelmiyor değil. Olası bir savaş halinde Türkiye’ye yeni bir mülteci akını başlar mı başlarsa ne olur?

Kosova Cumhuriyeti Türk, Arnavut ve Sırplardan oluşan çok ırklı ve çoğunluğu Müslüman olan bir ülke. Tarihte yaşanan olaylar bölgede yaşan çok sayıda mültecinin Balkan ülkelerine ve özellikle Türkiye’ye kaçmasına neden oldu. Olası bir savaş hali tarihin tekerrür etmesi demektir ki bu da Türkiye’yi yeni bir mülteci akını beklediği anlamını taşır.

Ancak uluslararası sözleşmeler nedeniyle Avrupa’da ülkelerinde meydana gelecek olaylar nedeniyle Türkiye’ye kaçmak zorunda kalacak kişiler Suriyeli Sığınmacıların hukuki statüsünden farklı olarak mülteci hukuki statüsünde değerlendirilecek.  Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma üç farklı hukuki statü şeklindir. Akıllarda Avrupa’dan gelen mültecilere de vatandaşlık verilebilir mi sorusu gelmektir. Bu soruya cevabım şimdilik hayır olsa da Türkiye tarafından alınacak kararlar ile bu durum değişecektir.

Türkiye açısında durum şuan için yalnızca mülteci sorunu gibi dursa da Avrupa’da yaşanan hareketlilik Türkiye’yi yalnızca mülteciler yönünden rahatsız edecek gibi görünmüyor.

İki millet arasında geçmişte yaşanan olayların suçlusu olarak politik oportunizm ile beslenerek Sırp milliyetçiliğinin lideri olan Miloşeviç gösterilmiş ve Uluslararası Lahey Adalet Divanında savaş suçlusu olarak yargılanmıştı. Geçen haftalarda yaşanan olayda da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, “atmosferin kaynama noktasına getirildiğini” savunarak Sırplara saldırılırsa “Sırbistan kazanacak” açıklamasında bulundu. Bu açıklamalar olası bir Sırbistan Kosova savaşını tetiklerse bu savaşın sorumlusunu ve yargılanacak kişinin az çok kim olacağı göstermektedir.

Çin- Tayvan arasındaki gerginliğinde gündem olduğu şu günlerde Avrupa’da yeni bir hareketlenmenin olmamasını hep birlikte umuyoruz.