Dolar $
9,24
%-0.97 -0.09
Euro €
10,76
%-0.82 -0.09
Sterlin £
12,76
%-0.73 -0.09
Altın
529,26
%-0.35 -1.84
SON DAKİKA

Sıra geldi enflasyona!

Sedat YILMAZ 03 Eyl 2021

Geçen yazılarımızdan birine "Ekonominin anahtarı büyüme ve enflasyon" diye başlık atmıştık. Pandemi şartlarına rağmen 2020 yılına göre önemli atılım gösteren Türkiye ilk çeyrekte yüzde 7,2, ikinci çeyrekte yüzde 21,7 büyüyüp yılsonu öngörülerini yıllık bazda yüzde 8'in üzerine çıkararak bu yıl için ekonominin anahtarlarından ilkini halletmiş görünüyor. Şimdi sıra geldi ikinci anahtar enflasyona…

Temmuz’daki rakamlar ortada… Manşet dediğimiz tüketici enflasyonu (TÜFE) Haziran’a göre yüzde 17,53’den yüzde 18,95’e ve üretici enflasyonu (Yİ-ÜFE) yüzde 42,89’dan yüzde 44,92’yi yükseldi. Yılbaşına göre TÜFE’de yüzde 10,41, ÜFE’de yüzde 25,05’lik artışlar var.

İnşallah Temmuz ayı rakamları enflasyonda zirvedir.

***

Tüketici ve üretici enflasyonu, Ağustos’ta ve ondan sonraki aylarda nasıl seyredecek, bugün açıklanması beklenen Ağustos rakamları en azından bu konuda bize bilgi verecek.

1 Eylül Çarşamba günü 2021 ikinci çeyrek GSYH rakamları açıklandıktan sonra yapılan iki yorum oldukça dikkatimi çekti. İlki Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın’dan geldi.

Aydın, sürdürülebilirliğin müjdecisi büyüme rakamlarının memnuniyet verici olduğunu, ancak fiyat istikrarı, istihdam, toplumun refahı, vatandaşın beklediği ekonomik rahatlama, sabit ve düşük gelirler için büyümede sağlanan zaferlerin enflasyonla mücadeleye taşınması gerektiğini söyledi ve enflasyona odaklanmanın gerekliliğini dile getirdi.

***

Diğer çarpıcı yorum Almanya’nın ikinci büyük bankası Commerzbank’ın yüksek dolar/TL kuru yorumlarını bıraktığı gözlenen kıdemli ekonomisti Tatha Ghose’ya aitti... “2. çeyrek büyüme rakamından sonra bu yıl yüzde 9’luk bir büyüme söz konusu olabilir” diyen ekonomist Ghose, Türkiye’nin yüksek faiz, yüksek döviz kuru ve yüksek enflasyon başta, bütün ekonomik sorunlarını kolaylıkla çözebilecek güçte bir ülke olduğunu belirtti.

İçimizdeki bazı kesimlerin dahi söylemeye çekindiği, hatta inanmadığı buna benzer açıklamaları bir Alman ekonomistin dile getirmesi ne kadar manidar değil mi?

Baz etkinin görmezden gelinemeyeceğini ancak pandemi ortamında hükümetin ekonomik aktivitenin sürmesi için aldığı önlemlerin büyümeye en az baz etkisi kadar katkı verdiğini belirten Ghose, hane halkı harcamalarının içinde olduğu özel tüketimin büyümeyi tetiklediğini de ima etti.

***

Türkiyenin salgın sebebiyle değişen küresel tedarik zincirinden faydalandığını, dolayısıyla tüketim ve bütçe konusunda endişeli olmadıklarının altını çizen ekonomist Ghose, ülkenin ekonomik sorunlarından hızla çıkabilmesi için kurumların bağımsız çalışması gereğine vurgu yaptı.

Bahsettiğim kesimler hele hele ekonomist Ghose’nın , “Türkiye daha bir yıl önce yüksek cari açık verirken bu yıl cari açığı sıfırlama noktasına getirdi. Cari açıktaki gerileme enflasyonun düşmesinde önemli etken. Ayrıca cari açık / GSYH oranındaki azalışın çeyreklik bazda Türkiye’nin büyümesine yüzde 1’den fazla katkı sağladı” demesini duymuşlar ve kesin çıldırmışlardır.

Söz konusu kesimlerin cari açık ve TCMB rezervleri hakkında atıp tutmalarıyla döviz ve faizleri yukarıda tutma çabaları sonucu enflasyonu kötü seviyelere taşıma gayretleri ile Alman ekonomist Tatha Ghose’nın gerçekçi, reel ve realiteli yaklaşımını sakin kafayla oturup artık karşılaştırma zamanının geldiğini söylesem, ne dersiniz?

***

Ekonomist Ghose’un da gözlemlediği üzere, 2021 Haziran itibariyle 1,27 milyar dolar ile yılın en düşük cari açığına ulaşan Türkiye ekonomisinin, aşılama, dış talep, turizm, sanayi üretimi, kapasite kullanım ve büyümenin öncü göstergelerinde gözlenen iyileşmelerle pozitif alanını genişlettiği ve büyük bir ihtimalle aylık bazda Temmuz ve Ağustos verileriyle fazlaya geçeceği görünüyor.

Daha önce de hatırlattık… 2020 Haziran’ında aylık 2,95 milyar dolar cari açık oluşmuştu. 2021 Mayıs ayına göre bir ay içinde yaklaşık 2,5 kat düzelen 2021 Haziran verilerinde cari denge çekirdek veriler 2 milyar dolar fazla verdi.

Sözün özü, ekonomi yönetiminin bundan sonra büyüme ile enflasyon arasında sürdürülebilir bir dengenin oluşturulması için cari denge ile bütçe gerçekleşmelerine dikkat etmesi ve enflasyonu makul seviyelere indirmesi lüzumu ortaya çıkıyor.