Dolar $
8,62
%-0.34 -0.03
Euro €
10,12
%-0.33 -0.03
Sterlin £
11,83
%-0.34 -0.04
Altın
487,74
%-0.39 -1.90
SON DAKİKA

Fiyat İstikrar Komitesi faydalı olabilir mi?

1970 petrol krizinden sonra tüm ülkelerde enflasyon sorunu artmış ve ülkemizde de çözüm yolu olarak Fiyat Kontrol Komitesi kurulmuştu.

Bu komite fiyatları durdurmaya çalışınca ürünler tezgâhlardan kalkmaya ve karaborsaya düşmeye başlamış, bunun sonucu olarak ekonomide satışlar durma noktasına gelmişti. Bu tür komitenin benzeri 2014 yılında “Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi” olarak denenmiş, sonuç gıda ve tarım fiyatlarının kontrol edilememesi olmuştu. 

Geçen hafta kurulan Fiyat İstikrar Komitesi geçmişte denenmiş komiteleri hatırlatıyor. Çünkü enflasyon bir sonuç ve siz nedenleri tespit edip, çözmeye çalışmadığınız sürece enflasyon kontrol edilemez. Komitenin kurulduğu gün kamu kontrolünde olan elektriğe yüzde 15, doğalgaza da yüzde 12 zam yapılması komitenin tam olarak neye yarayabileceği konusunda fikir veriyor. Enflasyon ile komiteler yerine politika araçları ile mücadele edebilirsiniz.

Enflasyon ile mücadelede politika araçları para ve maliye politikaları olarak iki gruba ayrılıyor. Para politikası tarafında faiz ve parasal sıkılaştırmayı sağlayan araçlar öne çıkıyor ve göründüğü kadarı ile faiz aracı kullanılmak istenmiyor. Faiz baskılandıkça döviz kuru kontrolden çıkıyor, bu durum döviz kuru – enflasyon geçişi ile sonuçlanıyor. Türkiye’nin ithalata bağımlılığı nedeniyle döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisi çok yüksek. Reuters ile söyleşide TCMB eski başekonomisti Profesör Dr. Hakan Kara’nın ilettiğine göre enflasyondaki kur geçişkenliği %25’e çıkmış durumda. Enflasyon ve döviz kuru birbirini etkiliyor,  enflasyon nedeni ile artan döviz kuru dönüp enflasyonu arttırıyor, sarmal şeklinde bir sorun. 

Para politikası ile karşılaştırıldığında maliye politikası tarafında daha fazla politika aracı var. Fiyatlar kamu ve özel sektör kaynaklı oluşuyor, özellikle enerji gibi girdi fiyatları kamu tarafından belirleniyor. Kamu kontrolünde olan fiyatlardaki artış üretim maliyetlerini etkileyerek enflasyonu arttırıyor. Bunun bir çözümü kamunun bütçe dengesidir, daha önceki enflasyonist dönemlerden de bildiğimiz gibi kamu kemer sıkmadan fiyat artışlarını frenleyemiyor. İşte bu nedenle, Uluslararası Para Fonu (IMF) enflasyon sorunu olan bir ülke ile kredi anlaşması yaptığında mutlaka kemer sıkma şartı getiriyor. IMF’in geçmiş sicili çok parlak değil, ancak Türkiye’nin yaşadığı 2001 krizinde faydaları oldu. Kemer sıkma politikası maliyetleri olsa da 2002 yılından itibaren ekonominin toparlanmasına yaradı.

Fiyat İstikrar Komitesi yerine doğru para ve maliye politikaları enflasyonu ancak belirli bir noktaya kadar durdurulabilir. Enflasyon makro denge içerisinde aynı bir parametre değil, birçok parametrenin sonucu oluyor. Yapısal sorunlarınız varsa enflasyon bütün sorunlarınız birleştiği bir yer oluyor, tıpkı döviz kuru ve faiz oranı gibi. Türkiye’nin enflasyon sorununu çözebilmesi için ihracata, üretime, teknolojiye, tarıma çok daha fazla önem vermesi gerekiyor. Bu tür bir yapısal dönüşüm ise çerçevesi çizilen ekonomi modelinin değiştirilmesini gerektiriyor. Mevcut durumda mega inşaat lokomotif sektör ve bu sektör enflasyon sorunlarını çözmek bir tarafa enflasyonun daha büyük problem olmasına neden oluyor.