Dolar $
17.29
%0.38 0.06
Euro €
17.62
%0.42 0.07
Sterlin £
20.68
%0.65 0.13
Çeyrek Altın
1593.93
%0.9 14
SON DAKİKA

Ekonomik vurgunlar!

Ana konusu "paranın tarihi serüveni" olan yazılarımızda, önceki hafta uluslararası ekonomik işbirlikleri ve vurgunlardan bahsetmiştik.. Meseleyi ülkemiz açısından ele alacak olursak... Girişken Anadolu insanı ekonomik, ideolojik, siyasi sebeplerle mali imkânlarını uygun ortamlar buldukça birleştirme yoluna gitmiştir.

Alın terine dayalı küçük birikimleriyle büyük başarılara imza atabilmiş “Anadolu Kaplanları”nın günümüze kadar yazdığı destanlar takdire şayan olmakla birlikte bunlar dışında maalesef gurbetçi, köylü, memur, küçük esnaftan oluşan binlerce vatandaşın gıpta ile takip ettiği bu ekonomik hareketlilik ve bir şeyler yapma arzusu, bu potansiyeli harekete dönüştüren birileri tarafından akamete uğratılmıştır.

Etkileyici sözlerle, güzel hitabetlerle, kimileri ağlayarak, kimileri milli, manevi duygulara dokunarak başlattıkları bu hareketlilik, bir anda yüz milyonlarca paranın hızla el değiştirilmesine sebebiyet vermiştir.

Ülkenin gelişmesi, birkaç garibana istihdam sağlanması, belki birkaç kuruş daha gelir elde edilmesi gibi ulvi hedeflere inanmış samimi insanların işbirliği girişimleri, belki ikna gücü olan ama ekonomiden, para yönetiminden, liyakatli,  vizyoner  ve vicdani olmaktan pek nasiplenmemiş insanların basiretsizce davranışları sonucu yıkıma dönüşmüştür.

Geçmişi bir hatırlayalım… Muhataplar için her zamanki gibi masa yeniden kurulmuş, bir tarafta alın teri kokan küçük tasarruflarıyla binlerce insan, diğer tarafta ortama güven pompalayan birkaç kişi... Duygusal Anadolu insanı veriyor, uyanık fırsat girişimcileri topluyordu.

Güzel yürekli insanların dişinden tırnağından artırdığı binlerce dövizi tanımlı bir sisteme sokmadan, gösterişli bir binanın veya sempati duyulan birkaç reklam yüzünün veya duygulu birkaç sözcüğün etkisiyle, sinema bileti kadar dahi geçerliliği olmayan bir makbuz karşılığında kasalarına indirmekteydiler.

Halktan gelen büyük miktardaki paralardan keyiflerince harcamakta; katılımcının pek nadir olan para çekme taleplerini, yeni katılımcı paraları ile kameralar önünde ziyadesiyle  ödeyip, piyasadan daha fazla para çekmekteydiler. Ta ki, deniz bitene kadar... Neyse ki bu süreç kısmen sona ermiştir.

Bu defa sahnede, belki iyi niyetli olan, belki de kısa yoldan hızla zengin olmayı, bir koyup on, yüz misli almayı amaç saymış ve  “Gelsin de nereden gelirse gelsin” fikrini benimsemiş bazı insanların, onlardan daha uyanık ve çok daha büyük kazanma niyetinde olanlarca kandırılması dönemi sergilenmeye başlanmıştır.

Offshore bankacılık dolandırıcılığı ve saadet zincirleri yolsuzluğu ile başlayan vurgun sistemi, Çiftlik Bank haberleri ile devam etmiş ama çok kazanma hırsı, bunlardan hiçbir zaman ders alınmamışçasına, sanal para vurgununa dönüşmüştür. İnsanlardaki daha çok kazanma hırsı, devlet kontrolü dışında hareket etme arzusu, ileri derecede bilgi eksikliğiyle buluşunca  iflaslar,  çöküşler, bunalımlar kaçınılmaz hal almıştır.

Ömründe alnı terlememiş, kendi el emeğiyle bir ekmek parası dahi kazanmamış, birçoğu daha çocuk yaşta sayılabilecek insanlara, şaşkınlık uyandıracak meblağda paraların teslim edilmesi mantıklı bir gerekçeyle açıklanamaz.

Bilinmelidir ki, finans kaynağı bulmak bir marifettir, kaynakları doğu şekilde yönetmek eğitim ve özellikle tecrübe yönüyle donanım gerektirir, kazandıktan sonra paylaşım ise vicdanilik meselesidir.

Rahat yoldan ve fazladan kazanma hırsının sonucunu, ders oluşturması umuduyla bir fıkra ile sözü bağlamış olalım.

Bin bir emekle yetiştirilen ceviz ağacı, ürününü ortaya çıkarmaya başladığında, lezzetli meyveye ağzı sulanan güve böceği, böyle bir şeye hakkı olup olmadığına bakmadan,  taze meyvenin yumuşak kabuğunu keskin dişleriyle delerek, kendini içeri atıverir. Yiyecek bol, keyfi yerindedir. Çiftçi, bütün umuduyla hasat mevsimini beklemekte... ağaç, meyvesini büyütmek için bütün gücüyle cevizlere vitamin yüklemekte...  güve ise meyveden gönlünce yemeğe,  yedikçe semirmeye devam etmektedir.  Leziz vitaminler cevizden, su gökyüzünden, her şey beleş... Spor yok, hareket yok, emek yok. Yedikçe şişer, şiştikçe yer ve bir gün cevizin içindeki yiyecek bitmiş, içi de gübreyle dolmuş olur. Bir başka cevizde kısmet aramak için harekete geçen güve, birde ne görsün... Yumuşak iken kolayca içine girdiği cevizin kabuğu sertleşmiş, taş gibi olmuştur. Semizleşmiş vücuduyla, ilk açtığı delikten çıkması mümkün değildir. İncelir... açtığı delikten çıkabilene kadar... iğne, iplik olana kadar incelir.

Belki huylu huyundan vazgeçmez ama hayat, haksız yere elde edilenleri  geri almadan, kimsenin yakasını bırakmaz...

Haftaya İnşallah, iktisadi hayatın vazgeçilmezi olan işbirliklerimizin başarılı olması için yapılması gerekenleri değerlendirmeye çalışacağım.

İdrak ettiğimiz Kurban Bayramımızın hayırlara vesile olması dileğiyle...