Analiz Mobil
Dolar $
8,74
%-0.19 -0.02
Euro €
10,37
%-0.17 -0.02
Sterlin £
12,05
%-0.19 -0.02
Altın
497,92
%-0.18 -0.88
SON DAKİKA

Doğa alarm veriyor

Son haftalarda gündemde olan ve denizlerimizde gittikçe artmaya başlayan müsilaj sorunu dışında yakın gelecekte çok büyük problemlere yol açabilecek ancak henüz medyada çok fazla yer bulamayan başka çevre sorunları da var.

Bunlardan biri hava kirliliği. Greenpeace tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan rapora göre Türkiye, havayı en çok kirleten üç ülkeden biri. Avrupa’nın kükürt dioksit bakımından en kirletici on kömürlü termik santralinden üçü Türkiye’de yer alıyor. 

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği'nin birkaç gün önce yayınladığı rapora göre ise, bunun nedeni çevre mevzuatına uyulmaması, denetimlerin tam ve düzgün yapılmıyor olması ve 2020 başında kapatılması gereken kömür santrallerinin hala çalışmaya devam ediyor olması. Dernek Başkanı Baran Bozoğlu’nun ifade ettiğine göre 13 tesis filtre sistemi ve atık sahalarına dair çevre mevzuatının gerektirdiği yatırımları yapmamasına rağmen çalışır durumda ve havayı, suyu, toprağı kirletmeye devam ediyor. Bozoğlu ayrıca bu tesislere Geçici Faaliyet Belgesi verilerek çalışmalarına olanak sağlandığını da belirtiyor. 

Kirlilik sadece fabrikaların yoğun olduğu bölgelerle sınırlı değil. Nisan ayında yayınlanan başka bir Greenpeace raporuna göre İstanbul’da dört farklı okul bölgesinde gerçekleştirilen hava kalitesi ölçümünün sonuçları da hiç iç açıcı değil.

Hava kirliliğinin yanı sıra dün Türkiye Ormancılar Derneği’nin yaptığı açıklamaya göre son 10 yılda nedeni belirsiz orman yangınları yüzde 30 seviyesinden yüzde 47’ye çıktı. Yangınların yüzde 30’unun sebebi ise ihmal ve dikkatsizlik. Yangınların artışında iklim krizinin de etkili olduğu belirtilse de, bu oranlara bakınca ormanların yeteri kadar korunmadığı ve gerekli ölçüde denetim yapılmadığı ortada. 

Ayrıca orman yangınlarından sonra imara açılan alanlar da yıllardır tepki çekiyor. Mesela geçtiğimiz yıl Kaş-Çukurbağ mevkiinde çıkan yangının ardından iki büyük parsel eko-turizm niteliği verilerek imara açılmıştı. Yeniden ağaçlandırılması ve betona dönüşmemesi gereken alanların imara açılmasıyla doğaya büyük zarar veriliyor.

Bunların dışında özellikle son yıllarda artan kuraklık, göllerimizin küçülmeye, nehirlerimizin kurumaya başlaması doğaya bu kadar kötü davranılmaması gerektiğinin göstergeleri olsa da maalesef alınması gereken önlemler alınmıyor veya yeterli ölçüde değil. 

Doğası bu kadar güzel bir ülkenin suları, toprağı, havası gitgide kirleniyor ve geri dönemeyeceğimiz bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Kirliliğe yol açan tesislerle ilgili önlemlerin hızla alınması, denetimlerin sık sık ve yeterli ölçüde yapılarak mevzuata uymalarının sağlanması hatta gerekirse mevzuatın geliştirilmesi, ormanların en üst düzeyde korunması, yangınlardan sonra yanan bölgelerin ağaçlandırılması ve daha birçok önlemin vakit kaybetmeden alınması gerekiyor. 

Gerekli adımlar atılmazsa bugünlerimizi çok arayacağız.