Halkbank Y
160x600_sağ


Çay zamanı, dert zamanı

Mine Ataman 28 Nis 2021

Tarımda hayat 24 saat 365 gün devam ediyor, en soğuk kış günlerin de bile bir yerlerde mutlaka tarımsal bir faaliyet var. Herkes kapansa da tarım hep açık.

Türk tarımının öteden beri gelen bir takım handikapları, arazları var, detay isteyen Rahmetli İsmail Cem’in “Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi” kitabına baksın yeter. Toprak reformu iyileştirilemeyen bir yara. Yıllardır birçok kanun ve yönetmelikle düzeltilmeye çalışılıyor. Temel sorun; miras yoluyla zaten küçük olan arazilerin giderek iyice azalması ve buna karşı geliştirilen palyatif çözümler. 

30 milyonun üzerindeki her parsel aynı zamanda aile içi bir haksızlığın ya da husumetin de konusu oluyor çoğu zaman. Aile, konu komşu arasında yaşanan haksızlıklar yetmezmiş gibi bir de devlet tarafından yapılan düzenlemelerin yıldan yıla değişmesi, karşılığını bulamaması, zaten istikrarsız olan çiftçiyi hepten tarımdan, üretimden soğutuyor. 

2005 yılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Yasası” sorunlara çözüm olarak getirildiğinde peşi sıra kötü niyetlilerin arazi toplayacağı, aile arasında sorunlar yaşanacağı bilinmiyor muydu?

Yıl 2014 sil baştan; bu sefer sınır dışı arazilerde düzenleme. “Önalım Hakkı”.  Diyelim ki ortaklar araziyi satıyor, öncelik ortaklara ve komşulara veriliyor. Sonuç komşular arası düşmanlıklar, 4 Kasım 2020’de 7255 sayılı Torba yasa ile sınırdaş malikleri ilgilendiren önalım hakkı kaldırıldı. Davalar hukuk sitemine hediye.

Baharla beraber pek çok üründe hasat zamanı geliyor, sosyal medyada çiftçilik oynayanlar için hiç kuşkusuz fotoğraf zamanı. Ama çiftçi artan girdi maliyetleri ve satamama endişesiyle her zamankinden daha mutsuz. 

Bunlardan biri çay üreticisi. Geçen yıl şehirlerden köylere gidişin aylarca sürüncemede kalması bin bir torpille köyüne gitmeye çalışan özellikle 65 yaş üstü çay üreticisini oldukça olumsuz etkilemişti. Çay fiyatları; hem organik çay da hem de diğer çay da gübre fiyatları karşısında çoktan erimeye mahkûm. 

Diğer bir sorun çay işçisi; Akdeniz’de 80 liradan başlayan işçi batıda 100, doğuda 120 Karadeniz’e geldiğinde 250 lira ile rekor kırıyor. Gürcü işçilerin salgın nedeniyle gelememesi fiyatı iyice yükseltiyor.

Çay doğası gereği en az bakım yapılarak en çok kar elde edilen ürünlerden biri. Geçim zorluğu nedeniyle son yıllarda kentten kıra yaz aylarında önemli bir göç var. Ailenin tüm üyeleri payına düşen çayı hasat ediyor. 100 kg bile çayı olanlar yazın köyüne geliyor. Bölünme nedeniyle maalesef gelir düşüyor. Üstüne bir de geçtiğimiz yıllarda köylünün elinden giden arazi sorunu var. 

Rahmetli anneannem bulduğu her yere ağaç dikerdi. Yazları ağaçlar budansa da onlara zarar verilmesine asla müsaade etmezdi. Sadece anneannem değil tüm köylü zaten orman olan alanları ağaçlandırırdı. Sonra kadastro geçti ve köylünün yıllardır özenle baktığı, koruduğu araziler, ağaçlar devletin oldu. Ağaçlar kesen kötü niyetliler arazi sahibi oldu ağaçlara bakanlar arazilerinden oldu.  Hukuk her zaman adalet getirmiyor maalesef. 

Ezcümle; gecekonduya, vergisini ödemeyene, başkasının hakkını yiyene, hobi bahçelerine af çıkarken. Bir asırlık ömürlerinde ağaca, ormana sahip çıkmış, herkes şehirlerde keyfine bakarken ormanın koruyucusu olmuş orman köylüleri tarlada boynu bükük, yüreği kırgın. Mükâfatı bu muydu?