<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr]]></link>
<description><![CDATA[Son 25 Rss Beslemesi - Analiz Gazetesi]]></description>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<item>
<title><![CDATA[Ergen ve Akalın arasında sular durulmadı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ergen-ve-akalin-arasinda-sular-durulmadi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ergen-ve-akalin-arasinda-sular-durulmadi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul olaylarının ardından başlayan gerilimli süreçte ilk adımı Demet Akalın atmış, Ergen’in Gırgıriye Müzikalinden görüntülerini alıntılayarak “Unutmayın ki; O’na bir şey olmaz” notu ile paylaşarak eski dostunu adeta eleştirilerin odağına koymuştu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu paylaşımın ardından Gülben Ergen özellikle sosyal medyada 24 saatten uzun bir süre trendlere girmiş, eleştiri oklarının hedefi olmuştu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birde üzerine Gırgıriye Müzikalinde seyirci krizi patlayıp Müjdat Gezen hastanelik olunca gündem iyice ısınmış, ikili arasındaki bağlar kopmuş, Ergen isim vermeden eski dostuna kıskanç yakıştırması yapmıştı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte tam da burada kendimce bir inisiyatif alıp ikili arasında bir köprü kurmak istesem de maalesef başarılı olamadım. Aslında Demet Akalın Ergen’e bir zeytin dalı uzatmış, kendisinden övgü dolu sözlerle bahsetmiş, durumu bir anlamda toparlamak adına ilk adımı atmıştı. Lakin Gülben Ergen’in kalbi çok kırılmış olacak ki; bu barış elini kibarca geri çevirdi. E durum böyle olunca Demet Akalın’da çekiverdi barış elini usulca.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi bundan sonra ne olacak bilemeyiz ama bence iki sanatçıda durumu bir kez daha gözden geçirmeli. İki medeni insan gibi kavuşturmalı tekrar ellerini dostça ve arkadaşça.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün başımıza gelebilecek elim bir olayda memleket için elini değil gövdesini taşın altına koyacak iki insan, iki anne, iki güzel insana tebessümle el ele tutuşmak, belki küçük bir özür dilemek, iki çift güzel kelam etmek yakışır. En azından benim gibi birçok insan bu neticeyi bekliyor bu beklenmedik atışmanın finalinde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben yine bir iki küçük inisiyatif alır mıyım? Bence alırım. Bir menfaatim olduğundan değil ama. Her ikisini de tanıdığımdan, kalplerini bildiğimden ve elbette ikisini de çok sevdiğimden.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 29 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bunları bilmeniz gerek!]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bunlari-bilmeniz-gerek/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bunlari-bilmeniz-gerek/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Geride acılı bir anne-baba, acılı dostlar, yarım kalan bir hikaye ve elbette cevap bulması gereken yığınla soru kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kubilay Kaan Kundakçı, hayatta tanıdığım en beyefendi, en kibar, en düzgün çocuklardan biriydi. Böylesine bir ölümü asla hak etmedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki ben Kubilay’ı nasıl tanıdım? Vahap Canbay ve Aleyna Kalaycıoğlu ilişkisi ile tanıdım. Açık yüreklilikle söylemeliyim ki, Aleyna Kalaycığlu’nun iddia ettiği üzere kesinlikle bir ayakçı değildi. Dostları için, değer verdikleri için her şeyi yapabilecek be bundan da asla gocunmayacak bir çocuktu. Aleyna’nın bir çok etkinliğinde ona eşlik etti, birçok çekiminde, programında, organizasyonunda hep yanındaydı. Ama Vahap Canbay’ın ayakçısı değil, her ikisinin de kardeşi olarak. Bir kere bunda bir anlaşalım!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kubilay, zeki ve mantıklı bir gençti. O gün, olayın neticesinde en ufak bir tatsızlık olacağını sezmiş olsa inanın duruma müdahale eder, kesinlikle ve kesinlikle bir yolunu bulur ve Vahap Canbay’ı oradan uzaklaştırır, bir tatsızlık yaşamasına müsaade etmezdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kubilay, atletik yapılı ve çevik bir gençti. Olaydan önce yine en ufak bir olumsuzluk sezimlese algıları daha açık ve refleksleri daha çevik olurdu. Ama ablam dediği onu ayakçı olarak tanımlayan zat, ifadesinde de belirttiği üzere ne yeni ilişkisinden ne de olay yerine birlikte gelişlerinden kimseye bahsetmemişti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kubilay, henüz can çekişirken olay mahalinde terk edilecek ve üzerine ilaç alınıp uyunacak bür kardeş değildi. Hele ayakçı hiç değildi. Kardeşti, candı, evlattı, masumdu. Bu konuda da bir anlaşalım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelelim Vahap Canbay’a. Israrını anlamakta güçlük çekenlerin arasında bende varım. Elbette kişi kendi hislerinden ve duyguları ile hemhal oluyor. Kimse kimsenin içini bilemez. Ama şöyle yapalım, ben en azından bildiğim kadarını söyleyeyim. İki yıldır ikiliyle muhtelif zamanlarda bir çok kez röportaj yaptım, sohbet ve hasbihal ettim. Ben şahsen Vahap Canbay’ın değil Aleyna’ya başka bir kadına dahi en ufak bir şiddet eğilimine şahit olmadım. Getto’da yetişen her genç gibi üslubü pekte metroseksüel değildi evet, ancak asla ve asla kaba yahut şiddet eğilimlisi değildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Keza Aleyna, asla ve asla sevgisiz ve saygısız bir tutumuna denk gelmedim. Ancak şuna şahit oldum ki; Aleyna’nın daha fazla görünür olmak, daha fazla popüler olmak, daha fazla sevilmek, daha fazla ilgi görmek gibi bir tutkusu vardı ve bu tutku zaman zaman hırs haline gelebiliyordu. Vahap Canbay’ın bu tutkuyu dizginlemeye, bu hırsı törpülemeye çalıştığına çokça şahit oldum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alaattin Kadayıfçıoğlu’nu mesleğim gereği uzaktan tanırım. Merhabamız olmamıştır hiç. Zaten bildiğim kadarıyla kendisi ile merhabalaşmak için en az iki koruma, bir çakarlı araç geçmeniz gerekir. O yüzden çokta fazla yorum yapamıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vahap Canbay’ın Aleyna Kalaycıoğlu’na olan tutkulu aşkı, Kalaycıoğlu’nun ilgi ve şöhrete olan tutkulu aşkı, anne Zuhal Kalaycıoğlu’nun düzgün ve zengin damat aşkı, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun güç zehirlenmesi gencecik bir çocuğun hayatına mal oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düne kadar “Aleyna’da en az Vahap kadar üzgündür” seçeneğine inanmak isteten ben, “Kubilay Vahap’ın ayak işlerini yapardı” ve “Olaydan sonra eve gidip uyudum” ifadelerini okuduktan sonra bu seçeneği zihnimdende kalbimdende sildim. Kubilay hayatının hiç bir anında kimsenin ayakçısı olmadı, sadece dost ve kardeşi oldu. Belkide Aleyna Kalaycıoğlu ile ilgili en büyük hatasıda bu oldu merhum kardeşimizin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mekanın cennet olsun Kubi. Seni asla unutmayacağım kardeşim. Yattığın yer incitmesin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vefa için son çağrı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/vefa-icin-son-cagri/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/vefa-icin-son-cagri/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Cenazeleri beklendiği üzere sessiz ve sakindi. Vefa yine gelmeyi unutmuştu son görevine&amp;hellip; Necdet Kökeş’in anma töreninde ise usta oyuncu Nur Sürer, aslında hepimizin bildiği ama yüzleşmek istemediği gerçeği adeta haykırdı&amp;hellip; “Başrol oyuncuları hatırlandı, ama binlerce filmde emeği olan karakter oyuncuları unutuldu.” dedi özetle ve ekledi; “Gözlerim şuan bu emekçilerin omuzlarında yükselen aktör ve aktrisleri arıyor, ama yoklar.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeşilçam’ın arka planını taşıyan o yüzler, bugün ya yoksullukla ya da yalnızlıkla anılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Demek ki bu ülkede alkış, emekten çok şöhreti seviyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve bu, bir vefa eksikliğinden çok, bir hafıza kaybıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçmişini unutan, en azından son yolculuklarında onlara sahip çıkmayan toplumlar, geleceklerini inşa ederken ya malzemeden çalıp çürük yapılar inşa ederler, ya da bu inşaat her yükselmeye başladığında temeldeki kusur ve eksiklikler yüzünden defalarca kez yıkılıp yerle bir olur&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sadece Yeşilçam’ın yıldızlarına değil, yeni nesil aktör ve aktiristlerine önerim; yokluk ve hiçlik dönemlerinde sinemaya, bu ülkenin kültür ve sanatına omuz veren bu emekçileri daha fazla hatırlamaları, yaşarken kıymet vermeleri, ya da en azından son görevlerinde bir Fatiha’yı çok görmemeleridir&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aramızdan ayrılan tüm Yeşilçam emekçilerinin hatıralarına saygıyla&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Feb 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Asıl sebeplere odaklanalım]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/asil-sebeplere-odaklanalim/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/asil-sebeplere-odaklanalim/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Olayı tekrar hatırlatarak hafızalardaki acıyı tekrar uyandırmak istemiyorum. Yaralar henüz açık, gözler hala yaşlı, yürekler hala keder yüklü. Kolay kolay izleri silinmeyecek bir kabus bu özellikle bizzat yaşayanlar için.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelgelelim herkes matemine odaklanmışken yine aynı şey oldu. Acı ve kederin vergi memurları faturayı kime çıkaracağını çokta önemsemeden bodoslama daldı yine matemin tam ortasına.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önce diziler ve dizi oyuncuları, sonra rap müzik yapanlar ve sevenler&amp;hellip; İlk fatura bu ikisi arasında bölüştürüldü evvela. Linç yine asıl sebebe değil sonuçtan bir önceki seçeneğe yönlendirildi. Hiç mi sorumlulukları yoktu dizilerin ve rap müziğin? Elbette vardı. Ama delil deşik olmuş, son 20 yılda kaç kez değiştiğini unuttuğumuz eğitim sistemini kimse konuşmadı neredeyse. Ailenin rolü konuşulmadı neredeyse. Ve bugün itibariyle hangi noktadayız? Yine unuttuk çabucak her şeyi. Bir sonraki vahşete kadarda hatırlamayacağımız aşikar maalesef.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok konuşmayacağım bu kez. Son sözle kendi sessizlik alanıma çekiliyorum. Allah bu millete bir daha böyle acılar yaşatmasın istiyorsak, bakış açımızı değiştirip, cesaretimizi toplayıp asıl sebepleri konuşmamız gerek artık. Ve bu sebeplerinde mutlak nedeni olan yanlış politika sahiplerini. Yoksa gidenlerin sadece isimleri, olayların sadece yer ve zamanları değişecek&amp;hellip; Bu konu önemli&amp;hellip;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İlber Hoca&#039;nın hatırasına saygıyla]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ilber-hocanin-hatirasina-saygiyla/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ilber-hocanin-hatirasina-saygiyla/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bir tarihçi düşünün, nüktedan tavrıyla pekiştirdiği gerçekçiliği ile herkesin bam teline dokunarak kalplere girmeyi becerebilmiş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir tarihçi düşünün, güler yüzüyle kadın-erkek, genç yaşlı herkese kendini sevdirebilmiş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir tarihçi düşünün, konu ve gündem ne olursa olsun en zor zamanlarda bile yüreklerimize su serpebilmiş, iyi gelmiş karamsarlıklarımıza.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir tarihçi düşünün, memleketin derdiyle dertlenmiş, gençlere rehber olabilmiş, bu ülkenin aydınlık geleceği için üstüne düşen her vazifeye “evet” demiş, asla mazeret üretmemiş, taşın altına elini değil adeta gövdesini koyuvermiş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir tarihçi düşünün, tüm dünyada bilgi, beceri, donanım ve karakteri ile kabul görmüş, Türkün adını gittiği her yerde yüceltmiş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazmaya kelimeler yetmez, kurulan cümleler hep eksik kalır onunla ilgili yazılacak her metinde. O hep bir, hatta birkaç fazlasıdır aslında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ülkeden bir İlber Ortaylı geçti&amp;hellip; Hepimizde muazzam izler, örnek bir hayat hikayesi, sonsuza kadar unutulmayacak eserler ve “Bir insan önce vatanına, sonra milletine, sonrada tüm insanlığa ve dünyaya nasıl faydalı olur?” sorusunun cevabını bıraktı&amp;hellip; Bıraktı ve gitti&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cenaze namazını avlular almadı. Herkese nasip olacak bir sevgi değil bu inanın. Bu hak edilerek elde edilmiş bir sevgi. Ve ben dün şunu bizzat gördüm ki; bu sevgi öyle bir cenaze namazı ile bitecek bir sevgi değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mekan’ın cennet olsun İlber Hocam. Belki naçiz vücudun toprak oldu ama, fikirlerin, öğretin, bizde bıraktığın izler, hatıraların sonsuza kadar yaşayacak&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 18 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İki farklı ruh hali…]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/iki-farkli-ruh-hali/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/iki-farkli-ruh-hali/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;19.00’da başlayacak konser için 12.00’da upuzun bir kuyruk karşıladı beni. Hem de öyle bir kuyruk ki; ne sonundan başı, nede başından sonu görünüyordu. Böylesine bir kuyruğu en son Tarkan konserinde görmüştüm. Gençlerin yoğunlukta olmasını umduğum kuyrukta, özellikle orta yaş insanların yoğunluğu beni şaşırtmadı desem yalan söylemiş olurum. Hatta seyrek de olsa yaşlı teyzeler ve dedeler de görüp kısa kısa röportajlar yaptım.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Bunları kim dinliyor?” sorusunun cevabını samimiyetle soran herkes için bir çok cevap vardı o kuyrukta.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;5 yıl önce umursanmayan, varoş bir müzik yaptıkları gerekçesiyle müzik dünyasında kabul görmeyen o gençlerin, sokakta ve halkta muazzam bir karşılık bulduğunu bir kez daha görmüş oldum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gecikmeli başlayan konserde en çok dikkatimi çeken şey, herkesin alabildiğine eğleniyor olması ve bir kaç saatliğinede olsa hayatın tüm olumsuzluklarından uzaklaşmasıydı. Asık bir tane bir surat yoktu alanda. Herkesin yüzünde ya bir tebessüm ya da kocaman bir kahkaha&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra üşenmedim sosyal medyada kısa bir tarama yaptım. Ve bir kez daha gördüm ki; konser alanında olmayanların bir çoğu yine linç kılıçlarını çekmiş, insanların mutluluklarını doğramaya başlamıştı bile. Neredeyse tüm yorumlar asık suratlı ve küfür kıyametti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konser alanındaki mutluluk, klavye başındaki mutsuzluk ve linç&amp;hellip; Hangisine daha çok ihtiyacımız var diye sorsam benide linç edeceklerine eminim aynı sosyal medya silahşörlerinin ama ben yinede soracağım. Sizce bir kal saatliğine de olsa mutlu olmak, eğlenmek mi? Yoksa hebele gübele herşeyi çok bilen bir tavır ve asık suratlarla insanların eğlencesini, tercihlerini, zevklerini yerin dibine gömmek mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tadını çıkarmak gerek bazen bazı anların bence, çok da fazla takılmamak gerek. Abartmamak gerek. Kişisel fikrimdir, beni bağlar elbette. Herkesin görüşüne saygım sonsuz. Ama insanlarında kendisi ile aynı görüşü paylaşmayanlarla, aynı dünya görüşümde olmayanlarla aynı saygıyı paylaşmasını ümit etmek, beklemekte en doğal hakkım olsa gerek bence&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sanat camiamızda nur topu gibi bir polemik]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/sanat-camiamizda-nur-topu-gibi-bir-polemik/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/sanat-camiamizda-nur-topu-gibi-bir-polemik/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Güneş’in bomba sözlerinde Ceza, Norm Ender gibi rapçilere de atıf vardı ancak Demet Akalın’ın için sarf ettiği sözler o denli sertti ki, rapçilere sitemi adeta gölgede kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Herkes için sürpriz olan bu sözler galiba bir tek benim için sürpriz değildi. Neden? Çünkü, Burcu Güneş bu sitemi aslında son bir yıldır peyderpey yapıyordu. Sadece doz ve tansiyon biraz daha düşüktü, sözler daha ağdalıydı. Genel magazin gündemi içinde kaybolacak düzeyde nazik ve kibar cümleler içeriyordu sitemleri. Ama bu kez, perdeleri kaldırdı adeta Burcu Güneş, tabuları yıktı. Doğal olarak da herkes şöyle bir silkelenip, “Ne oluyoruz yahu?” dedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Set yıkıldı, baraj taştı, köy sular altında kaldı. Şimdilik can kaybı yok evet ama sanat camiasında ağır kan kaybı olduğu muhakkak. Evet Burcu Güneş bu kez söylemek istediklerini öyle bir söyledi ki; bu sefer hiç kimse sözlerini ve sitemini görmezden gelemedi. Demet Akalın, ilk kez bir polemikte sessizce köşesinde bekledi. Onu sanatçı dostları müdafaa etti. Ama yirmi yıla yakın tecrübemle şunu söyleyebilirim; bu çok tehlikeli. Demet sessizse, büyük bir savaşa hazırlanıyordur. Bunu nereden mi biliyorum? Geçmişteki polemiklerinden ve kavgalarından. Umarım yanılıyorumdur ama ben bu hadisenin sonunu hiçte hayırlı görmüyorum açıkçası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bekleyip göreceğiz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki tüm bunlar olurken, magazin dünyasında savaş tamtamları çalarken biz ne yaptık? Tamda bu polemiklerin tırmanmaya başladığı bir akşam Eyüp Sultan ziyaretimizde karşılaştığımız, hikayesi ile tüm Türkiye’yi derinden sarsan 20 yaşındaki genç bir kardeşimizi yeniden hayata kazandırdık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğduğu gün babası tarafından reddedilen, annesi tarafından kapının önüne koyulan, yetiştirme yurtlarında şiddetle defalarca yüz yüze gelerek büyüyen, yemek çaldığı için hapse giren ve sonunda türbe duvarına serdiği battaniyesinin içinde soğuktan titrerken kedisi ile birlikte ölümü bekleyen bir genci.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mutlu Kerem Zengin&amp;hellip; Onun artık bir yuvası, bir işi, hayata dair bir umudu var. Dragos Spor Kulübü Başkanı Ferhat Zeki Okyar ona öyle bir sahip çıktı ki; anlatamam. Eminim ki; bundan sonraki hayatında yazacağı hikaye ile hepimizin göğsünü kabartacak Mutlu Kerem Zengin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İyilik kazandı bu sefer, iyiler kazandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umarım magazin dünyamızdaki savaşta da iyilik ve barış kazanır. Hatta bu savaş hiç başlamadan bu hadde biter. Sevgi dili hakim olur yeniden cümlelere. Benim kendi adıma yegane temennim bu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 11 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'de eğitimin en büyük sorunu müfredat değil]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/turkiyede-egitimin-en-buyuk-sorunu-mufredat-degil/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/turkiyede-egitimin-en-buyuk-sorunu-mufredat-degil/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bugün iş dünyasının, sanayinin, girişimcilik ekosisteminin ve hatta kamu yönetiminin ortak şikâyeti; diplomalı ama yetkinliksiz gençlerdir. Bu durumun temel nedeni, yalnızca hangi konuların öğretildiği değil; nasıl öğretildiği ve neyin ölçüldüğüdür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sorun içerik değil, yöntem&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de müfredat, birçok gelişmiş ülkeye kıyasla içerik açısından zayıf değildir. Aksine yoğun ve kapsamlıdır. Ancak eğitim hâlâ büyük ölçüde ezbere dayalı, sınav odaklı ve sonuç merkezli ilerliyor. Öğrenci bilgiyi öğreniyor; fakat kullanmayı öğrenemiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomi perspektifinden bakıldığında mesele daha net görünür:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İş dünyası problem çözen, analitik düşünebilen, iletişim kurabilen, takım çalışmasına yatkın bireyler arıyor. Okullar ise çoğunlukla doğru şıkkı işaretleyen bireyler yetiştiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu iki dünya arasındaki makas açıldıkça, genç işsizliği de artıyor; şirketler “nitelikli eleman bulamıyoruz” demeye devam ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ölçme sistemimiz yanlış başarıyı ödüllendiriyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de başarı hâlâ sınav puanıyla tanımlanıyor. Oysa ekonomi artık çok boyutlu yetkinlikler gerektiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm çağında yalnızca bilgiye sahip olmak yeterli değil; o bilgiyi üretime, inovasyona ve katma değere dönüştürmek gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün OECD ülkelerinde eğitim sistemleri; eleştirel düşünme, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital beceriler üzerine yeniden yapılandırılıyor. Bizde ise sınav sistemine paralel biçimde öğrenme kültürü şekilleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Müfredat değişiyor, kitaplar yenileniyor; ancak zihniyet aynı kalıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öğretmeni güçlendirmeden reform olmaz&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eğitimin merkezinde öğretmen vardır. Öğretmeni desteklemeden, geliştirmeden ve mesleki anlamda güçlendirmeden hiçbir reform kalıcı olmaz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öğretmen; anlatan değil, rehberlik eden pozisyona geçmediği sürece, öğrenci pasif kalmaya devam eder.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomi gazetelerinin okurları için meseleyi şöyle özetleyebilirim:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eğer insan kaynağınız dönüşmüyorsa, ülke olarak rekabet gücünüzü artırmanız mümkün değildir. Eğitim sistemi, ekonomik kalkınmanın en stratejik yatırım alanıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Okul–Sanayi İş Birliği Hâlâ Yetersiz&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de eğitimin en büyük problemlerinden biri de teori ile pratiğin kopukluğudur. Meslek liseleri, üniversiteler ve özel sektör arasındaki iş birlikleri hâlâ sınırlıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelişmiş ekonomilerde öğrenciler eğitim hayatı boyunca proje bazlı çalışmalarla, stajlarla ve saha deneyimiyle iş dünyasını tanır. Bizde ise gençler mezun olduktan sonra gerçek hayatla karşılaşır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu da hem zaman hem maliyet kaybıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Asıl reform: Zihniyet reformu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eğitimde gerçek dönüşüm, müfredat değişikliğiyle değil; öğrenme kültürünün değişmesiyle olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sınav merkezli sistemden yetkinlik merkezli sisteme geçilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not odaklı yaklaşımdan proje ve üretim odaklı yaklaşıma evrilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Girişimcilik, finansal bilinç, teknoloji okuryazarlığı ve değer üretme kültürü eğitim sisteminin merkezine yerleştirilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye genç bir nüfusa sahip. Bu demografik avantaj, doğru eğitim politikalarıyla ekonomik avantaja dönüşebilir. Aksi hâlde potansiyel, fırsata değil riske dönüşür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki çözüm ne?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de eğitimin en büyük sorunu müfredat değildir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Asıl sorun; ölçme-değerlendirme anlayışımız, öğretim yöntemlerimiz ve eğitim–ekonomi entegrasyonumuzdur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eğer küresel rekabette güçlü bir Türkiye hedefliyorsak, önce insan kaynağımızı yeniden düşünmeliyiz. Eğitim yalnızca bir sosyal politika değil; doğrudan bir kalkınma stratejisidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve kalkınma, doğru insanla başlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 11 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu iki klinik vakaya dikkat!]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bu-iki-klinik-vakaya-dikkat/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bu-iki-klinik-vakaya-dikkat/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu iki hastalıklı ruh hali ile hemen her cenaze, ödül töreni ve galada karşı karşıya gelebilirsiniz. İki kare fotoğraf çekmek için birbirlerini ezen bu klinik vakalar, bana göre gerçekten tıbbi olarak araştırılması ve incelenmesi gereken vakalar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son bir aydır uzaktan gözlemliyorum onları, ruh hallerini ve psikolojik durumlarını amatörce gözlemlemeye, hal ve hareketlerini anlamlandırmaya çalışıyorum. Bu bir ayda tecrübe ettiğim en önemli şey şu ki; avına yaklaşan kaplan edasıyla çekildikleri selfielerin ardından tüm ciddiyetleri ile yeni bir ava, yani selfiye yönelmeleri sadece saniyeler alıyor. Israrcılar, asla vazgeçmiyorlar. Ne kadar kaçarsanız kaçın, nereye kaçarsanız kaçın asla kurtulma şansınız yok pençelerinden. Pençelerinden diyorum, çünkü bazen gerçekten sizi pençeleriyle kendilerine çekebiliyor, bu duruma razı olmaz ve rıza göstermezseniz fırça bile yiyebiliyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yer ve mekan konusunda ise gerçekten ulaşım ağları çok geniş. Özellikle İstanbul’da kümelenenler Silivri’den Tuzla’ya hemen her cenaze, merhumun yakınlarından bile önce gidebiliyor mesela.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sadece selfie çektirmekte değil, kameraların görüş alanına girecek şekilde arka planda röportaj fonu olmaya da bayılıyorlar bu arkadaşlar. Bazı günler beş röportajın üçünde arka plan hep aynı&amp;hellip; Öylece boş boş dikilen, boş boş bakan aynı yüzler&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında uzun uzadıya yazabileceğim birçok karakteristik özellikleri var ama çokta kafanızı şişirmek istemiyorum. Ben şahsen bu ruh halini tehlikeli buluyorum. Bu konu kimin görev alanına girer, hangi kurum buna bile tedbir alır, bu arkadaşlar nasıl topluma geri kazandırılır ve tedavi edilir bilmiyorum. Lakin gerçekten bence bu önemsiz görünen önemli meselelerimizden biri. Dikkat&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ne akıl alıyor, ne de vicdan!]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ne-akil-aliyor-ne-de-vicdan/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ne-akil-aliyor-ne-de-vicdan/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;17 yaşında bir öğrenci, tüm hayatını bu ülkenin aydınlık yarınlarına neferler hazırlamaya adamış Fatma Nur Çelik öğretmeni aldı kopardı hayattan. Geriye onlarca gözü yaşlı öğrencisi, 5 yaşında çocuğu, acılı ailesi ve vicdanlarda kolay kolay kapanmayacak büyük bir yara kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böylesine büyük bir kini besleyen ne varsa lanet olsun ona&amp;hellip; Bu denli bir cehaletin tüm kılcal damarları kurusun isterim&amp;hellip; İsterim elbet ama nasıl olacak bu iş? Nereden başlamak gerekiyor bu vahşetten ve gafletten arınmaya?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Televizyon dizilerine bakıyorum. En masumu bile masum değil! Kimi cephanelik gibi, kimi aile içi çarpık ilişkilerin odağında, kimi ise reyting uğruna domuzdan medet ummakta, kaşınmaması gereken yaraları kaşımakta&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Müzik zaten belki de Cumhuriyet tarihinin en vasat döneminde. Ne şarkılar şarkı ne duygusu var notaların, nede anlamı ve manası&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomi ise dört bir yanında bombalar patlayan şu coğrafyada ayakta kalabilmek adına adeta bir ölüm kalım savaşı veriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sağduyu, empati, sabır ve hoşgörü memleketi terk edeli yıllar oldu zaten o mevzuya hiç girmiyorum&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nereden tutsam elimde kalıyor çözüm adına işaret edeceğim başlangıçlar&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Allah aşkına siz söyleyin. Nereden başlamamız gerekiyor? Nasıl yeniden kazanırız kaybettiğini vicdanımızı ve toplumsal hafızamızı? Nasıl geri gelir yitirdiğiniz merhamet duygumuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olacak düsturla bugünlere gelen bu millet, nasıl olurda binlerce harf öğreten ve memleketin aydınlık geleceği için tüm hayatını vakfeden öğretmenlerine kıyar? Aklım almıyor! Almıyor! Almıyor!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu son olsun diyoruz hep, ama bir türlü olmuyor!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir çıksın, yol göstersin. Bu öfke, cehalet ve lanet denkleminden nasıl çıkarız anlatsın hepimize&amp;hellip; Bu denklemde hepimiz boğulmadan ama&amp;hellip; Şimdi, hemen, bir dakika bile kaybetmeden uygulamaya geçelim topyekûn. Yoksa bugün değilse yarın, yarın değilse bir gün muhakkak yutar bu girdap hepimizi&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fatma Nur Çelebi Öğretmenimizin hatırasına saygıyla. Seni koruyamadık, affet bizi hocam. Allah rahmetiyle şereflendirsin seni, mekânı cennet olsun&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 04 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>