<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr]]></link>
<description><![CDATA[Son 25 Rss Beslemesi - Analiz Gazetesi]]></description>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<item>
<title><![CDATA[Enflasyonun dizginlenmesi için öneriler]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/enflasyonun-dizginlenmesi-icin-oneriler-/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/enflasyonun-dizginlenmesi-icin-oneriler-/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Son yıllarda ülkemizin ciddi anlamda en büyük problemlerinden birisi olan enflasyon, evlerimizi, sofralarımızı ve cüzdanlarımızı olumsuz anlamda etkiliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bundan 4-5 yıl önce 200 TL ile birkaç poşet alışveriş yapabilirken şimdilerde poşetin dibini zor dolduruyoruz. Bu böyle olmamalı; gerekli adımlar bir an önce atılmalı, görüştüğüm vatandaşlar çok veryansın ediyor. Devlet yetkilileri de sahaya inip küçük bir araştırma bile yaparsa hemen hemen herkesin isyan ettiğini görebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle büyükşehirlerde hayat pahalılığı daha fazla olmuş vaziyette. Şehirler arasında kiralar ve ürün fiyatları arasında gözle görülür farklar var ve dolayısıyla şehir endeksi mutlaka getirilmeli. Özellikle İstanbul, Antalya ve Muğla&#039;da ev kiraları artık maaşları aştı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölgesel geçim endeksi gelecek denildi, artık esamesi bile okunmuyor. Oysa çok umut verici bir fikirdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yıllık ya da 6 ayda güncellenecek şekilde 3 kademeli şehir endeksleri oluşturulmalı ve şehirlerdeki fiyatlandırmalar bu endekse göre yapılmalı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sasa&#039;nın patronu İbrahim Erdemoğlu&#039;nun &quot;Varlığı 6 milyon liranın üzerinde olan herkesten yüzde 1 Servet Vergisi alınsın.&quot; şeklindeki önerisini çok beğendim. Ülkemizi ciddi anlamda rahatlatabilir. Bu da dolaylı yönden enflasyonu dizginleyebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Enflasyonun dizginlenmesi için benim önerilerim de şunlardır:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Benzin, doğalgaz gibi enerji kaynaklarının fiyatları dizginlenmelidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Üretim odaklı ekonomi modeline geçmeliyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Tarımsal destekler daha tatmin edici olmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Ülkece tasarruf sürecine geçilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Tüketicilerin daha bilinçli alışveriş yapması sağlanabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- İthalata dayalı büyüme yönteminden uzaklaşılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- İhracata teşvik formüller oluşturulmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Fırsatçılık yapanlar hızla tespit edilip caydırıcı cezalarla karşılaşmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Emlakçılar ve galericiler daha sıkı denetime tabii olmalı ve kayıt dışı bireysel şekilde satış yapanlar tespit edilmelidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Vurgunculuk ve kara borsa gibi konularda hassasiyet daha yüksek seviyeye çıkarılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Bürokratik süreçler daha uygun şekilde dizayn edilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Vergi affı ve vergileme sistemi konusu daha tatmin edecek şekilde gözden geçirilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Yenilenebilir enerjiye yatırım yapılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Milli Savunma Sanayii sektöründeki başarılarımızı gündelik hayatımızda kullandığımız teknoloji ürünleri dahil teknolojinin her alanına yayıp dış bağımlılığı azaltmalıyız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Toplumda daha geniş yelpazede güven duygusu sağlanabilir.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 27 Mar 2024 02:20:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomik adımlar, zorluklar ve geleceğe bakış]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-adimlar-zorluklar-ve-gelecege-bakis/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-adimlar-zorluklar-ve-gelecege-bakis/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;2024’te Merkez Bankası, enflasyonla mücadele konusunda daha geleneksel bir yol izlemeye başladı. Bu, faiz artışı gibi piyasanın beklediği adımların atılmasıyla gerçekleşti. 2023 yılında döviz kurlarındaki dalgalanmaları kontrol altına almak için uygulanan önlemler, 2024’te yerini daha farklı bir para politikasına bıraktı. Merkez Bankası, piyasa beklentilerini şekillendirmek için önceki yıla göre daha farklı bir stratejiye odaklandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faiz kararları, yetkililerce enflasyonu düşürmeye yönelik hedeflerden ötürü alınırken, bu durum kredi maliyetlerini de etkiledi. İşletmeler için kredi bulmanın zorlaştığı, tüketiciler için ise tüketici kredisi faizlerinin arttığı bir dönem yaşandı. Bu adımlar, ekonomide kısa vadede yavaşlamaya neden olsa da uzun vadede fiyat istikrarının sağlanması için nasıl bir fayda sağlayacak hep birlikte göreceğiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Malum, toplumun ve küçük esnafların geçen yıl kadar olmasa da yaşadığı sorunlar açıkça ortada.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Enflasyon, Türkiye’nin ekonomi gündeminde başlıca sorunlardan biri olmaya devam ediyor. 2024 yılında temel hedef, enflasyonu %50’lerin üzerinden çok alt seviyelere çekmekti fakat fırsatçıların da rol oynadığı bu süreçte hedefler biraz gecikti. Diğer yandan birçok alanda alınan vergi kararları da dikkat çekici. 2024 yılında sıkı para politikaları, döviz kurlarındaki dalgalanmanın kontrol altına alınması ve enflasyonla mücadele adına alınan kararlar bakalım nasıl bir sonuç çıkaracak?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2025 yılında, yetkililerin temel hedefleri enflasyonu düşürmek ve büyümeyi sürdürülebilir kılmak olacak. Bu süreçte, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm projeleri de öncelikli alanlar arasında yer alacak. Hükümetin, yenilenebilir enerji yatırımlarına hız vermesi ve dijital ekonomiye yönelik teşvikleri artırması bekleniyor. Bu sayede, hem çevresel sürdürülebilirlik sağlanacak hem de küresel piyasalarda daha rekabetçi bir konum elde edilecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açıkçası 2024, ülke ekonomisi için zorlu ama öğretici bir yıl oldu. Para politikalarının sıkılaşması, enflasyonla mücadele stratejileri ve tasarrufla şekillenen bu yıl, aynı zamanda ekonomik kırılganlıkları da azaltma çabasının bir göstergesiydi. 2025’e girerken, daha güçlü bir ekonomi, daha düşük enflasyon ve daha sürdürülebilir büyümeyle ilgili hedefler gündemde olacak. Türkiye&#039;nin iç ve dış yatırımları artırma, teknolojik dönüşümü hızlandırma ve yeşil ekonomiye geçişi sağlama çabaları, bu hedeflere ulaşmada kritik rol oynayacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 18 Dec 2024 00:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Deprem bölgesinden izlenimlerim]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/deprem-bolgesinden-izlenimlerim/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/deprem-bolgesinden-izlenimlerim/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu haftaki yazımda deprem bölgesinden gözlemlerimi yazacağım&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;1000 çocuğa bot-mont kampanyası düzenleyelim mi?&quot; diyerek duyurduğum kampanyada dostlarım sağ olsun yanımda oldular ve depremzede illerimizdeki 40 civarı okulda çocukların yüzü güldü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yoğun destek gelmesi üzerine deprem bölgesine bizzat giderek bazı dağıtımlara eşlik ettim. Çocukların yüzündeki mutluluk görülmeye değerdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çocukların çok büyük oranı yetimdi. O çocukların mutluluğuna sebep olan tüm dostlarıma tek tek çok teşekkür ederim minnettarım hepsine...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İllerimize gelince ise, çok acı şeyler biriktirdim. Bu gelişimde tüm depremzede illerimizi gördüm. Daha önce geldiğimde başımı nereye çevirirsem çevireyim her yer yıkık binalar doluydu; enkazlar kalkmaya başlayınca görünen o ki -Deyimi yerindeyse- bazı şehirlerin yarısı yok olmuş. Akşam vaktinde şehri yüksekten gören bir yerden baktığınızda evlerden çok sokak lambalarının yandığını görürsünüz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm illeri depremden önce de görmüştüm her şey şimdiye göre o kadar çok değişmiş ki...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle Adıyaman ve Hatay&#039;da gördüklerim canımı çok acıttı...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konuştuğum tüm insanlar ailesinden en az 1 kişi hayatını kaybetmiş...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanlarla depremi konuşmaya dil varmıyor, herkeste çok derin bir iz kalmış...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konteyner kentlerde de mont bot vermeye karar vermiştik; bazı çocuklar &quot;Abi bizim montumuz var; montu ihtiyacı olanlara verin, sadece botumuz yok&quot; demişti... Bu beni çok etkiledi... Minicik bedenlerine kocaman kalp sığdırmışlar...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tabii dilencilere de yer vermezsem olmaz... İstanbul&#039;da yaşıyorum; depremzede olmadığı, başka yerlerden geldiği çok belli olan dilenciler birçok yerde, İstanbul&#039;da gördüğümden daha çok dilenci gördüm dersem yanlış olmaz... Yer fark etmiyor duyguları istismar etmeyi ihmal etmiyorlar...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta birilerinin terk edilmiş binaların çevrelerinden demirler ç-aldıklarını bile gördüm...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dikkatimi çeken bir diğer husus, hemen hemen her ilimizde bizzat karşılaştım, illerimizde binlerce konut yükseliyordu. TOKİ evleri tünel kalıp, perde beton, radye temel gibi sistemler kullanıldığı için daha güvenli oluyor. Dolayısıyla öncelikli olarak TOKİ eliyle yapılması çok önemli.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşanılan depremin acı tablosu ortadayken, olası bir İstanbul depremini düşünmek bile istemiyorum. Ülke nüfusunun ve ülke ekonomisinin önemli bir kısmını İstanbul&#039;un yüklendiği bir gerçek. Uzmanların bu günlerde bas bas bağırdığı bu süreçte onları dikkate alıp gerekli adımları atmalıyız. Maalesef deprem insanlığı aniden yakalıyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzmanların dikkat çektiği bir diğer ilimiz Bingöl. Şehrin kuzeyinde yüksek şiddette deprem oluşturabilecek faylar olduğu söylenmektedir. Bingöl ve çevre illerde aktif reaksiyon gösteren fayların potansiyel riskinin yüksek olduğu konuşulduğu bu süreçte o bölgede de gerekli adımlar atılmalıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem ve önlemler konusunda daha önce defalarca uzun uzun yazılar yazdım. Yine yazacağım. Çünkü önlem bir an önce alınmalıdır. Maalesef deprem beklemiyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Acil tahliye noktaları ve toplanma noktaları hızlıca belirlenmeli. Bilgilendirici kamu spotları tüm ekranlarda düzenli olarak verilmeli. Tatbikatlar arttırılmalı. Deprem sonrası ekipmanlar fazlasıyla stoklanmalı. Kentsel dönüşümler daha kapsamlı ilerlemeli. Ne yapılmalıysa bir an önce yapılmalıdır. Depremi 2003 yılında iliklerime kadar yaşadım, ne kadar zor olduğunu çok acı bir şekilde biliyorum...&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 14 Feb 2024 00:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lübnan&#039;dan geriye kalanlar]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/lubnandan-geriye-kalanlar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/lubnandan-geriye-kalanlar/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Tartışma programlarında Lübnan&#039;a asker gönderilmesi konusuna sıklıkla değiniliyor. Lübnan&#039;da her mahallede farklı silahlı gruplara yönelik yapılanmalar vardır. Mahallelerin girişlerinde kontrol noktaları ve bağlı oldukları yapılanmaların liderlerinin ve vefat eden silahlı kişilerin fotoğrafları da dikkatimi çekmişti, evlerde de o evlerden vefat eden kişilerin fotoğrafları asılı. Bir diğer dikkat çekici nokta ise Cumhurbaşkanı Hristiyanlardan, Başbakan Sünni Müslümanlardan, Meclis Başkanı ise Şii Müslüman&#039;lardan seçiliyor. Ayrıca halkın %54&#039;ü Müslüman, %40&#039;ı Hristiyan, %5,6&#039;sı ise Dürzi. Kısacası Lübnan çok karmaşık bir yapıya sahip; dolayısıyla Türkiye&#039;nin Lübnan&#039;a asker göndererek orası üzerinden savaşa dahil olması askerlerimize ciddi sıkıntılar oluşturabilir. Sonuç itibariyle kimin kime çalıştığını kestirmek zor olabilir. Olası savaşa dahil olma durumunda askerlerin gönderilmesinden ziyade tam tedbir alınmadan sadece hava araçlarıyla dahil olunmasını tavsiye ederim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lübnan&#039;daki savaş durumuna da değinmek isterim. Orada bulunduğum süreçte, uçakların uçtuğunu görebiliyordum. Ayrıca yakınlarımızda da bombalar patladı. Dönerken havalimanı kapalıydı. Bazı ülkeler vatandaşlarını tahliye ederken, kalan ülkelerin vatandaşları dönmekte ciddi anlamda sorun yaşadı. Bu süreçte dönmemiz için destekleri ve ilgileri için Cumhurbaşkanı Yardımcısı kıymetli büyüğüm Cevdet Yılmaz Bey&#039;e, parti fark etmeksizin vekillerimize, Beyrut Büyükelçiliği&#039;ne ve diğer devlet yetkililerine teşekkür ederim. Türkiye&#039;ye dönen uçaklar sonrası Lübnanlı yetkililer havalimanını kapatıp uçuşları askıya almışlardı. Orada kalmayı çok istiyordum fakat annemin haberlerde orada ciddi sorunlar olduğunu görerek büyük üzüntü yaşaması üzerine onu kıramayarak geri döndüm. Oralara tekrar gitmeyi çok istiyorum, büyük ihtimalle de eylül ayında tekrar gideceğim. Orada insanların üzerinden uçaklar uçsa da, bombalar patlasa da yine de kimse korku yaşamıyor. Tamamıyla öteki dünyaya adapte olmuş insanlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail, Filistin ve Lübnan&#039;ın yüz ölçümü bizim küçük Anadolu şehirlerinin yüzölçümü kadar. israil buna rağmen yıllardır bölgeyi alamamaktadır. israil denen işgal bölgesindeki yerlerdeki yahudiler dünya genelinden toplama insanlardır. Araba ev gibi vaatlerle israil devleti maksadıyla bölgeye getirilmiştir. Bu kişiler tekrar ülkelerine dönmek istiyor fakat barbar israil kendi insanlarına da kötülük yapıp yurt dışına yani asıl yaşadıkları yerlere gitmesinler diye havalimanlarını kapatıyor. Lübnanlı Hristiyan topluluklarla işbirliği yapıp onlara da vaatler vermek istediler fakat Hristiyan gruplar kendi vatandaşlarını da öldüren kötü niyetlilerin bolca vaatlerine karşın Müslüman toplulukların yanında yer almak istediklerini dile getirerek teklifleri reddediyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail&#039;de savaş başladığından beri 40 bin işletmenin kapandığı söyleniyor. Şu an dünyanın birçok ülkesinden israil&#039;e sıcak para aktığı için henüz acı faturayla yüzleşmiş değil. Nasıl ki insan kavga esnasında yaralanınca ağrıyı fark etmeyip kavgadan sonra fark ediyorsa burada da acı gerçeklerle sular durulunca yüzleşecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oraya bazı sosyal sorumluluk projelerimiz için gitmiştim. Projelerimizden birine değinmek isterim. Filistinliler için tam donanımlı ve teçhizatlı tekstil atölyeler açtık. Bu atölyeler sayesinde kadınlar burada hem staj görüp hem de para kazanacaklar; üretilen kıyafetler mağazalara satılarak mağazalardan gelen gelirler Filistinli yetim çocuklara ve Filistinli fakir ailelere verilecek. Kadınlar stajı bitirdikten sonra da kazandıkları paralarla makine almalarını sağlayarak, kaldıkları yerden ürettikleri ürünleri atölye aracılığıyla da satışını yapıp para kazanmaları sağlanacak. Oralar var oldukça, bu döngü hayırlısıyla devam edecek. Ayrıca burada okullara da ücretsiz kıyafet de dikilecek. Destek olan herkese minnettarım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türk dizilerinin önemine de değinmezsem olmaz. Gittiğim ülkelerde gördüğüm gibi oralarda da Türk dizileri sayesinde sokaklarda Türkçe bilen gençlerle karşılaştım. Dünyanın her yerinde Türk dizileri inanılmaz ilgi görüyor; Yeşilçam ismini yaşatmalıyız ya da film sektörümüze yeni bir isim bulmalıyız. Bu konuya yakın zamanda detaylı şekilde değinmeyi planlıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Haftaya görüşmek dileğiyle.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 07 Aug 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Seçimden çıkan mesajlar ve ekonomik tavsiyeler]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/secimden-cikan-mesajlar-ve-ekonomik-tavsiyeler/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/secimden-cikan-mesajlar-ve-ekonomik-tavsiyeler/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bir seçimi daha geride bıraktık...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendimi bildim bileli ilk kez bu denli sönük bir oylama süreci gördüm. Önceden oy vermek için sabahın ilk saatlerinden itibaren sokaklar cıvıl cıvıl olurdu herkes heyecanla oy vermeye giderdi fakat bu kez o izlenimi göremedim. Zaten verilere bakılırsa önceki seçimlere nazaran milyonlarca kişi de sandığa gitmedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğer husus, seçimden sonraki sabah belki yüz insanı insanı gözlemledim. Hiç kimsede altını çizerek tekrar söylüyorum hiç kimsede neşe yoktu. Kazanan tarafın seçmenleri de kaybeden tarafın seçmenleri de olağan hayatına devam ediyordu. Herkes düşünceli ve dalgın halde. Zira ekonomik sorunlar insanlarda ciddi anlamda huzursuzluk ve mutsuzluk oluşturmuş. Gerçekler acıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Seçim sonucundan tüm tarafların kendine yönelik verilen mesajları iyi şekilde değerlendirip bir sonraki seçimlerde daha hazırlıklı olmalarını sağlayabilir. Adalet ve Kalkınma Partisi&#039;nin bu seçimde çıkarması gereken mesaj, seçmenlerinin uzun yıllardır sıkı bir şekilde desteğine rağmen bu kez sandığa gidilmemesi veya başka partilere oy verilmesi insanların ne denli zor durumda olduklarının farkına varılması gerektiğidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir süredir toplumda denk geliyordum; emekli, enflasyon, göçmenler ve Gazze konularını öne sürerek oy vermeyeceklerini söylüyorlardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hepimiz aynı gemideyiz, bir an önce çözüm odaklı stratejiler uygulanmalı. Pandemi zamanında nasıl hepimiz aynı gemideyken ülkenin önde gelenleriyle pandemi kurulu kurulduysa, bu kez yine zor günler geçiriyoruz ve yine hepimiz aynı gemideyiz dolayısıyla ekonomi kurulu kurulmalı.&quot; Ekonomi alanında başarı elde etmiş isimler bir araya gelip ortak kararlar alıp stratejik adımlar atılmalı. Bu ülkede üretime dayalı teşvik gelmedikçe kimse çok büyük toparlanma beklemesin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye tarım ve hayvancılık ülkesi, eski değerlerimize dönmeliyiz. Öyle bir hale geldik ki köylülerimiz bile domates, salatalık gibi sebze ihtiyaçlarını gidip şehirden karşılar oldu. Ülkemizde tarım 2000&#039;li yıllara göre çok kötü bir vaziyet aldı. Türkiye&#039;de 922 ilçe var, her kaymakamlığa 3 tane traktör verelim, her gün bir köyü sürsün bak nasıl düzelir ekonomi...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mazot desteği veya kredi desteği işe yaramıyor borçlardan dolayı çiftçiler elindekilerden de oluyor. Dolayısıyla bu konuda gerekli adımların bir an önce atılmasını öneriyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zannımca, alım gücünü arttırmak zaman alabileceği için yerine ilk etapta maaşlara zam yaparak bazı büyük şirketlerin yurt dışına çıkardığı paraları iç piyasaya aktarmak ve bu paralar üzerinden vergilerle hazineyi toparlama stratejisi düşünülmüş olabilir eğer ki böyle bir düşünce olmuşsa bu tamamen yanlış çünkü önlem alınmadığı için sektörler zaten zamlara göre piyasayı da fiyatlıyor ve enflasyon vatandaşın cebine de ciddi anlamda yansıyor. Anlaşılamayan nokta şu: Memur, emekli ve işçi kesim maaşlara zam istemiyor alım gücünün yükselmesini istiyor. Hayatını rahatlıkla idame ettirecek şekilde bir yaşam olmadıkça 100 bin lira maaş alınsa ne yazar? Hiç unutmam ya, çok değil bundan 3 yıl önce bile 200 liraya marketten birkaç poşetle çıkılırdı şimdilerde poşetin dibi ancak görülüyor. Ya zamanın 2 lirasıyla şimdilerin 20 lirası arasında zamanın 2 lirasıyla daha çok şey alınırdı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı yazılarımda söylemiştim, tekrar tekrar söyleyeceğim: Bir an önce denetim mekanizması getirilmelidir. Denetimle inanıyorum enflasyon ciddi anlamda düşecektir. Türkiye&#039;de memurların ve belediye personellerinin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Denetimci olmak isteyenlere eğitim verilerek eldeki personel gücü vasıtasıyla da sorun çözülebilir. Şahsen yetkili kişi olsaydım, en az 10 bin denetimci belirlerdim ya da atamasını yapardım ki gıdadan emlağa, elektronikten arabaya enflasyon bastırılabilsin.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;10 bin adet denetimci ve ekspertiz tespit uzmanı kendi sorumluluk bölgesinin denetimini sağlayabilir. Kira ve tüketici ürünlerinde %15 %20 gibi oranlarda tavan sınır getirilmesini ısrarla tavsiye ediyorum. Fiyatın %15-20 gibi rakamları geçecek şekilde üstüne çıkması durumunda en ağır şekilde cezalar kesilmeli. Para cezaları artık sarmıyor, minimum 2-3 ay mühür vurulacak şekilde ceza verilmeli veya hapis cezaları olmalı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı ülkelerde enflasyon oranından öte zam yapmak bazı ülkelerde ise değerinin %30&#039;unu aşmak yasak. Hatta kiraları puana göre sınırlayan ülkeler de var. Biz neden yapmayalım? Bence evlere fiyat biçmek için durumuna göre puanlama sistemine geçilmeli ve fiyatların puanın %10&#039;unu aşması yasaklanmalı. Bence bu sisteme geçiş yapmak hiç zor olmayacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüketim konusuna gelecek olursak tarım ve gıda konusunda ülkemizin potansiyeli ortadadır. Strateji tarım üzerinden kurulursa eminim sıkıntılar ciddi anlamda düzelecektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Artık ev kiralarına da tüketici ürünlerinin pahalılığına da dur demek gerekiyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aşağıdaki önerilerim dikkate alınarak uygulanırsa çok fayda sağlayacağına inanıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Yukarıda da dediğim gibi çiftçiye ucuz ya da ücretsiz mazot yerine her kaymakamlığa 2-3 traktör verilip her gün bir köy sürülerek tarım desteklenmeli. Bu sayede çiftçinin maliyetini önemli oranda düşürürdüm. Hangi ilde ne meşhur ise o ürünlerle ilgili o ilde iştirak fabrika kurarak çiftçilerin ürettiği ürünleri satın alırdım ve bu sayede iç piyasa canlanırken rekabet ortamı da oluşurdu. Ayrıca bu fabrika şirketinin %51’i belediye sermayesinde %49’u da halka açık olacak şekilde olurdu. Bu sayede halk, borsa ya da saadet zincirleri yerine parasını devlet güvencesinde bu fabrika şirketlerine yatırarak bu yatırımdan da kazanırlardı. Çiftçiye mazot ya da krediyle traktör gerçekten fayda etmiyor çünkü para eridiği için elindeki krediyi de ödeyemez duruma geliyor ve icralık olabiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Sanal satış sitelerinin ortaya çıkmasıyla fiyatlar had safhalara çıktı. Bazıları, bu araba/ev bu fiyat ediyorsa benim arabam/evim bu fiyat eder diyerek fiyat yükseltiyor. Dolayısıyla satış sitelerinin daha detaylı bir denetimden geçmesi gerekiyor. E-ticaret sitesi kurularak orada da potansiyel oluşturulmalı. PTT AVM var fakat çok yetersiz, geliştirilmesi gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Zincir marketlerin paravan şirketlerinin olup olmadığı iyice araştırılmalı. Paravan şirketler kurularak nakliye, komisyon, aracı vb. bahanelerle fiyatlar dikkat çekmeyecek şekilde şişirilebiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Emlakçılar ve galericiler daha sıkı denetime tabii olmalı ve kayıt dışı bireysel şekilde satış yapanlar tespit edilmelidir. Ayrıca iş birliği yapıp bulundukları bölgede piyasayı beraber yükseltenler varsa tespit edilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Ev kiralarında adil şekilde fiyat ekspertizi yapılmasının şart olması gerekiyor. Mevcut durumdan da çok daha uygun fiyatlı TOKİ konutları ya da devletin aracı olacağı şekilde ucuz fiyatlı prefabrik projesi yapılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin fiyatlarının çok daha uygun fiyatlarda olması ve her yerde yaygın olması gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Milli Savunma Sanayii sektöründeki başarılarımızı gündelik hayatımızda kullandığımız teknoloji ürünleri dahil teknolojinin her alanına yayıp dış bağımlılığı azaltmalıyız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Sasa&#039;nın patronu İbrahim Erdemoğlu&#039;nun &quot;Varlığı 6 milyon liranın üzerinde olan herkesten yüzde 1 Servet Vergisi alınsın.&quot; şeklindeki önerisini çok beğenmiştim. Belirli bir rakamın üzerinde varlığı olanlardan alınan yüzde 1 servet vergisi kimseyi fakir yapmayacağı gibi ülkemizi ciddi anlamda rahatlatabilir. Bu da dolaylı yönden enflasyonu dizginleyebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Yasa dışı işler ve kara borsa gibi konularda hassasiyet daha yüksek seviyeye çıkarılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Yurt dışı menşeli firmalara da gelmeleri için ultra teşvik edici paketler sunulmalı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Benzin, doğalgaz gibi enerji kaynaklarının fiyatları dizginlenmelidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Ülkece kapsamlı bir tasarruf sürecine geçilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &amp;nbsp;Vergi affı ve vergileme sistemi konusu daha tatmin edecek şekilde gözden geçirilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Ülkedeki en büyük göçmen grubu Suriyeli göçmenler için daha olanaklı strateji yapılıp Suriye&#039;de kapsamlı tampon bölge oluşturularak oraya yerleştirilmeli bu sayede arz ve talep ilişkisi kapsamında talep düşeceği için alım gücü artabilir. Aynı zamanda diğer göçmen gruplarına yönelik de adımlar atılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Fırsatçılık yapanlar hızla tespit edilip caydırıcı cezalarla karşılaşmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Bürokratik süreçler daha uygun şekilde dizayn edilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Apr 2024 02:50:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ev kiraları maaşları geçti...]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ev-kiralari-maaslari-gecti/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ev-kiralari-maaslari-gecti/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Gerekirse bu konuya tekrar tekrar değineceğim zira deyimi yerindeyse toplumun kanayan yarası haline geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Durum öyle hal aldı ki, ev sahibi kiracısını öldürdü veya kiracı ev sahibini öldürdü şeklinde bu günlerde birçok haberle karşılaşır olduk. Haberlerde görüldüğü üzere bu konuda artık kan dökülür oldu dolayısıyla yetkililerin artık bu kira sorununa dur demesi elzemdir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kirasının 4 katı zam yapmak isteyen ev sahiplerini bile duydum. Arkadaşım yanımda kendi ev sahibiyle konuştu adama &quot;%25 kuralı var seni adli birimlere bildireceğim&quot; dediğinde ev sahibi &quot;git dilediğin yere söyle&quot; deyip tehditler savurdu. %25 kuralı getirmek yeterli değil mahkeme süreci uzadığından kimi vatandaş uğraşmak istemiyor olabilir. Burada devletin doğrudan hamleler uygulaması en doğrusudur. Bazı ülkelerde enflasyon oranının üzerinde bazı ülkelerde ise %30 zam sınır kuralı vardır ve gözlemlediğim kadarıyla sistemleri gayet de başarılı şekilde işliyor. Hatta bazı ülkelerde kiraları puana göre sınırlayan ülkeler de var. Bence de fiyat biçmek için puanlama sistemine geçilmeli ve zam oranları belirli bir rakamı aşmayacak şekilde olmalı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vatandaş artık avazı çıktığı kadar isyan ediyor sesleri duyulmalı. Birçok vatandaş deyimi yerindeyse bıçak kemiğe dayandı diyorlar. Özellikle emekli ve evine tek maaş giren işçi kesimin hali içler acısıdır. Aldıkları maaş ortada, kiraları nasıl ödesinler?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Memurların maaşları çok dillendirilmişti fakat görüldüğü üzere ev kiraları memur maaşlarını da geçti. Yani mesele maaşa zam değil, enflasyonu düşürecek adımlar atmaktır. Alım gücünün fazlalığı mı maaşlara zam mı derseniz illa ki herkesin vereceği cevap alım gücünün artmasına yönelik olacaktır. Dolayısıyla da yetkililerin öncellikli olarak enflasyonla topyekûn mücadele etmesi en doğru olandır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle de büyükşehirlerde geçim sorunu çok vahim durumlara ulaştı; üstte dediğim puanlama sisteminin yanında bir ara yetkililer tarafından sıklıkla vurgulanan bölgesel geçim endeksi bir an önce gelmelidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok özür diliyorum ahır gibi evler bile şu an çok saçma rakamlardan kiraya veriliyor. Üstüne ev taşıma, depozito, emlak parası vb derken gözden maaşa oranla korkunç rakamlar gözden çıkarmak zorunda kalınıyor. Üstüne ocak ayında yapılacak zamlarla durum daha vahim boyutlara ulaşabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sıralar birçok arkadaşım İstanbul&#039;u terk etti, çünkü cidden özellikle büyükşehirlerde yaşamak çok zor hale geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet yetkililerinin bir an önce çözüm bulması önem arz ediyor çünkü vatandaşta dayanacak güç kalmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Göçmenler için de özellikle büyük şehirlerde olmak üzere acilen çözüm bulunması gerektiğini düşünüyorum zira göçmenlerin birçoğu çalışan kalabalık aile ya da toplu arkadaş grubu oldukları için kiraları ödeme konusunda sorun yaşadıklarını sanmıyorum. Hiçbir şey yapılamayacaksa bile en azından yüzölçümü olarak büyük olan illerimizde ovaya kurulacak prefabrik kentlerde barındırılmasını dilerdim. Şehir merkezine gidenlerin not edilip izin aldıkları kadar dışarı çıkabilmelerini önerirdim. Hayatımıza o kadar girdiler ki bazı ev sahipleri yerlilerden ziyade göçmeleri tercih ediyor.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 31 Oct 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yapay Zekanın tehlikeli boyutlara ulaşması]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yapay-zekanin-tehlikeli-boyutlara-ulasmasi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yapay-zekanin-tehlikeli-boyutlara-ulasmasi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Yapay zeka, bilim kurgu romanlarından ya da şehir efsanesi masallardan fırlamış değil, aksine günümüzün gerçekleri arasında yer almaya başladı; öyle ki hayatımızın tam merkezine yerleşti demek bile yerinde olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sanal gerçeklik, NFT denilince bu kez de yapay zeka hayatımızda ciddi anlamda dikkat çekmeye başladı. Hatta popülerliği de potansiyeli de öyle bir seviyelere ulaştı ki...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sanal gerçeklik ve NFT ciddi yatırımlara rağmen bir mum misali bir anda yandı bir anda sönmeye başladı. Mark Zuckerberg&#039;in başını çektiği sanal gerçeklik ve Elon Musk&#039;ın başını çektiği NFT ciddi anlamda toplumda beklenti oluşturmuştu lakin yapay zeka onlara nazaran daha korkunç ve daha ciddi anlamda reaksiyon gösterdi...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yapay zeka, günümüzde insanlığa olumlu yönde olanak sunsa da, geleceğimizi şekillendirse de riskler, endişeler ve şüpheci yaklaşımlar da göz ardı edilemez. Zira, yapay zeka faydası kadar olumsuz tesirlere de yol açabiliyor. Bu günlerde bazı ünlü isimlerin sahte videoları yapılarak dolandırıcılık konularına bile yol açıldı. Yatırım tavsiyesi şeklinde hazırlanan yapay zeka ürünü videolar insanları mağdur edebiliyor. Sosyal medyada da buna birçoğumuz denk gelmiş olabilir. Yapay zeka ile hazırlanan videolarla yasa dışı işlere, sanal bahislere, sahte ürün satışlarına davetiye çıkarıyor. Hatta bu konu öyle bir boyutlara ulaştı ki bu yatırım önerisi konusunda sosyal medya kitlesi olan veya ekran yüzü olan hemen hemen herkes mağdur olmaya başladı...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğer konu Yapay zeka ile üretilen müstehcen içerikler... Bu konuda da birçok kişinin mağdur olduğunu haberlerden duymuşsunuzdur... Şöhret dünyası dahil toplumun tüm fertlerinin yaşadığı bu durum yuva dağıtmalara, psikolojik sorunlara hatta ölümlere sebebiyet verebilir...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı zamanda yapay zeka ürünü videolarla güzellik sektöründen sahte ürün tanıtımlarıyla insanların sağlığı olumsuz etkilenebilir hatta ölüm haberleri bile gelebilir. Geçtiğimiz günlerde bunu da gördüm: Türkiye&#039;nin en çok izlenen kanallarından birinin bir haberine altyazılı, ses ve görsel montaj yapılarak üstüne sahte ürün yerleştirilerek ürün satışı konusunda insanların aldatılmasına yönelik yapay zeka ürünü sahte reklam tanıtımlarını da gördüm... Spikerin orijinal sesinin yapay zeka yöntemiyle taklit edilerek gerçekçi bir görünüm oluşturduğunu da dile getirmeliyim...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durumun bir an önce önüne geçilmesi gerekiyor zira yapay zekanın faydasından çok zararlarıyla karşılaşmış olacağız...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öyle ki, sahte videolarla ulusal boyutta infial oluşturabilecek hatta uluslararası çapta krizlere davetiye çıkarabilecek düzeyde tehlikeli boyuta ulaştı. Dünya arenasının buna bir çözüm bulması elzemdir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatırlayalım, zamanında tamamıyla insan iş gücünden yararlanılırken zamanla makineler, teknolojik araçlar nasıl insan iş gücünün önüne geçebildiyse yapay zeka bunu daha ileriye taşıyarak iş gücünün ciddi anlamda sona ermesine sebebiyet verebilir...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Robotlar hayatımızı ciddi anlamda etkileyecek seviyede tehlikeli derken yapay zeka daha bir tehlikeli potansiyel boyutlara ulaştı. Bir de bu sınırsız özgürlükteki yapay zekanın robotvari makinelerle entegre olduğunu bir hayal edelim...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umarım bu durum Cem Yılmaz&#039;ın bir filmindeki gibi ütopik boyutlara ulaşmaz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sınırsız özgürlükteki yapay zeka entegreli robotlar konusunda ciddi önlemler alınmalıdır... Karmaşık algoritmalar ve cronlarla oluşturulan kod mantıklı yapay zeka modüller otonom şekilde çözümlenmeye başladı, bu ciddi bir risktir; teknoloji ve insanlık arasında her zaman bir iletişim köprüsü olmasından yanayım. Malum yapay zeka bu günlerde rutin görevlerin ve basit işlemlerin de ötesine geçerek olağanüstü yaratıcı ve analitik kapasitelere ulaştı. Bu da insanlığı ciddi anlamda olumsuz etkileyebilecek adımlara yol açabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Atı alan Üsküdar&#039;ı geçmeden bu duruma bir an önce dur demeliyiz...&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 30 Jan 2024 03:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bölgesel geçim endeksi ve denetim mekanizması]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bolgesel-gecim-endeksi-ve-denetim-mekanizmasi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bolgesel-gecim-endeksi-ve-denetim-mekanizmasi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bölgesel Geçim Endeksi fikri çok hassas bir konu ve mutlaka getirilmeli. Güya getirilecekti o da şimdilerde dillendirilmez oldu. Şehirler arasında kiralar ve ürün fiyatları arasında gözle görülür farklar var ve dolayısıyla şehir endeksi mutlaka getirilmeli. Yıllık ya da 6 ayda güncellenecek şekilde 3 kademeli şehir endeksleri oluşturulmalı ve şehirlerdeki fiyatlandırmalar bu endekse göre yapılmalı. İstanbul, Muğla, Antalya gibi şehirlerdeki fiyatlar Anadolu&#039;daki illerin fiyatları gibi değil.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı yazılarımda söylemiştim, tekrar tekrar söyleyeceğim: Bir an önce denetim mekanizması getirilmelidir. Denetimle inanıyorum enflasyon ciddi anlamda düşecektir. Göçmenlerin gönderilmesine yönelik yasal adımlar da arz talep dengesi dolayısıyla enflasyonun ciddi anlamda düşmesini sağlayacaktır. Türkiye&#039;de belediye personellerinin ve memurların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Denetimci olmak isteyenlere eğitim verilerek eldeki personel gücü vasıtasıyla da sorun çözülebilir. Şahsen yetkili kişi olsaydım, en az 10 bin denetimci belirlerdim ya da atamasını yapardım.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zamlar yapılırken memura düşük oldu diye tekrar zam yapılması piyasayı 2 defa zamla fiyatlandırdı. Şaka gibi! Memur maaşları zamlandı diye piyasa yine zamlandı ve işçi kesim ciddi anlamda zarar gördü. Oysa ki zamların yapıldığı süreçte memur zammı da işçi zammı gibi aynı oranda olsaydı ne memur kesim zam tepkisi verirdi ne de piyasa 2. defa zamla fiyatlanmazdı. Anlaşılamayan nokta şu: Memur ve işçi kesim maaşlara zam istemiyor alım gücünün yükselmesini istiyor. Hayatını rahatlıkla idame ettirecek şekilde bir yaşam olmadıkça 100 bin lira maaş alınsa ne yazar? Hiç unutmam ya, çok değil bundan 3 yıl önce bile 200 liraya marketten birkaç poşetle çıkılırdı şimdilerde poşetin dibi ancak görülüyor. Ya zamanın 2 bin lirasıyla şimdilerin 20 lirası arasında zamanın 2 bin lirasıyla daha çok şey alınırdı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu arada, önemli bir konuya daha değinmek gerekir. Vergisiz telefon ve tablet olayı iddia edildiği gibi Türkiye’de üretilen veya montajlanan telefon/bilgisayarları kapsayacak şekilde kararlaştırılırsa proje faydadan çok zarar görür. Dün bile birkaç genç bu iddiadan yakındı. Günlerdir gençlerin baş gündemleri arasında vergisiz telefon ve bilgisayar var. Bu proje, geleceğimizin teminatı gençlerimizi hayal kırıklığına uğratmadan yapılmalı.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 29 Aug 2023 00:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel borç sorunu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/kuresel-borc-sorunu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/kuresel-borc-sorunu/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Son yıllarda, dünya genelindeki devletlerin, şirketlerin ve bireylerin borçlanma eğilimleri dikkat çekici bir artış gösterdi. Faiz artışları, enflasyon dengesizliği, pandemi dönemindeki mali destekler, savaşlar ve doğal felaketler gibi krizlerle baş etmek için borçlanma yolunu seçildi. Ancak, bu borçlar o kadar büyük bir hale geldi ki, birçok ülke için ödeme güçlükleri kaçınılmaz hale geldi. Aynı zamanda yatırımcılar riskli varlıklara yönelerek daha yüksek getiri arayışında, bu da finansal piyasalarda dalgalanmalara sebep oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunlar sadece ekonomik bir dengesizlik değil, aynı zamanda gelecek nesillerin omuzlarına yüklenen ağır bir yük.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dünya genelinde etkili bir çözüm için uluslararası iş birliğinin önemli olduğunu düşünüyorum. Düzenleyici reformlar, şeffaflık ve borç sürdürülebilirliği konularında küresel bir yaklaşım ya da borçlanma stratejisinde iş birliğini benimsemek kritik öneme sahip fakat günümüzde ülkeler arası fiziki ya söylemsel çatışmalar ne üzücü ki bunu uzak bir ihtimal hale getirebilir. Yeryüzü hepimize yeter de artar bunca sorunlar konuşularak çözülebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle de gelişmekte olan ülkeler, borçlanma tuzağına düşme riskiyle karşı karşıya. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve yüksek dış borç, ekonomilerini zor durumda bırakabilir. Dolayısıyla ülkemiz de bu sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak bu kriz, sadece bir sorun değil, aynı zamanda fırsatları da içinde barındırıyor. Dünya, bu zorluğu aşmak ve daha sürdürülebilir bir ekonomik gelecek inşa etmek için bir araya gelmelidir. Uluslararası iş birliği biraz zor ihtimal olsa da ülkemizde pandemi kurulu gibi ekonomik strateji planlama kurulu kurulursa ve sağ sol demeden alanında rüştünü ispatlamış kişiler göreve gelirse sorunların düzeleceğini düşünüyorum. Diğer yandan dış borçları kapatmak için üretim odaklı ekonomiye geçmek ve bunu uluslararası pazara yansıtmak önemli bir hadise. Daha önce üretim odaklı ekonomi stratejisinin önemini detaylarıyla vurgulamıştım. Şu gerçek değişemez; Türkiye bulunduğu konum ve coğrafik iklim yapısı itibariyle bir tarım ve hayvancılık ülkesidir. Devlet ve millet el ele bu sorunlar çözülebilir.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 28 Nov 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sahi Bölgesel Geçim Endeksi muhabbetine ne oldu?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/sahi-bolgesel-gecim-endeksi-muhabbetine-ne-oldu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/sahi-bolgesel-gecim-endeksi-muhabbetine-ne-oldu/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Elimden geldiğince bu proje faaliyete geçene kadar sürekli dile getirmeyi düşünüyorum. Zira birkaç yıl öncesine göre enflasyon gerçekten ciddi boyutlarda ve bu doğal olarak vatandaşın cebine misliyle yansıyor. Bundan 4-5 yıl önce 200 TL ile birkaç poşet alışveriş yapabilirken şimdilerde poşetin dibini zor dolduruyoruz. Bu böyle olmamalı; gerekli adımlar bir an önce atılmalı, görüştüğüm vatandaşlar çok veryansın ediyor. Devlet yetkilileri de sahaya inip küçük bir araştırma bile yaparsa hemen hemen herkesin isyan ettiğini görebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle büyükşehirlerde hayat pahalılığı daha fazla olmuş vaziyette. Şehirler arasında kiralar ve ürün fiyatları arasında gözle görülür farklar var ve dolayısıyla şehir endeksi mutlaka getirilmeli. Özellikle İstanbul, Antalya ve Muğla&#039;da ev kiraları artık maaşları aştı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yıllık ya da 6 ayda güncellenecek şekilde 3 kademeli şehir endeksleri oluşturulmalı ve şehirlerdeki fiyatlandırmalar bu endekse göre yapılmalı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet yetkilileri bence bir an önce herkesin ev sahibi olmasına yönelik TOKİ eliyle geniş çaplı adımlar atmalıdır. Kısa vadede ev yapılamasa bile doğrudan devlet eliyle prefabrik ev projesi yapılabilir ya da devletin aracı olacağı şekilde firmalar ve vatandaş arasında uygun fiyatlı proje hazırlanabilir. Hem zamandan hem fiyattan hem de malzeme temini sorunundan önemli oranda tasarruf etmiş oluruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* * *&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlgili bakanlıkların ekonomiyi düzeltmek adına birtakım çabalarını görüyorum fakat şu bir gerçek ki topyekün yerli üretime ve fırsatçılığın önüne geçmedikçe enflasyon tam anlamıyla tatmin edici seviyelere düşmez. Sayın Bakan Ali Yerlikaya Bey&#039;le geçmiş yıllarda çok kısa bir süre de olsa aynı çatı altında çalışma fırsatım olmuştu işinin ehli bürokrat bir adam; kendisinin fırsatçılığın da önüne geçmek adına operasyonlar yapması temennimdir. Fırsatçılığın önüne geçilirse enflasyon toparlanabilir. Paravan şirketler ve aradaki yapay komisyoncular tespit edilmeli ve ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önce söylemiştim, tekrar tekrar söyleyeceğim: Bir an önce denetim mekanizması getirilmelidir. Denetimle inanıyorum enflasyon ciddi anlamda düşecektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı ülkelerde enflasyon oranından öte zam yapmak bazı ülkelerde ise değerinin %30&#039;unu aşmak yasak. Hatta kiraları puana göre sınırlayan ülkeler de var. Biz neden yapmayalım?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bence evlere fiyat biçmek için durumuna göre puanlama sistemine geçilmeli ve fiyatların puanın %10&#039;unu aşması yasaklanmalı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir dünya belediye personeli ve memur var, bence bu sisteme geçiş yapmak hiç zor olmayacaktır. Denetimci olmak isteyenlere eğitim verilerek eldeki personel gücü vasıtasıyla da sorun çözülebilir. Şahsen yetkili kişi olsaydım, en az 10 bin denetimci belirlerdim ya da atamasını yapardım ki gıdadan emlağa, elektronikten arabaya enflasyon bastırılabilsin.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle bazı internet siteleri ve bazı emlakçılar aracılığıyla ev fiyatları şişiriliyor. İnsanlarımız onun evi bu fiyatsa benim evim şu fiyat eder kafasıyla hareket ediyor. Bazı emlakçılar ise aralarında anlaşıp bölgenin fiyatını belirleyebiliyor. Böyle devam edilirse önü kesilemez raddeye gelebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir an önce çözümler bulunmalı vatandaş zor durumda...&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Oct 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomik sorunları çözmede çok yavaşız çok!]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-sorunlari-cozmede-cok-yavasiz-cok/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-sorunlari-cozmede-cok-yavasiz-cok/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Anadolu&#039;da halk ekonomik sorunlardan dolayı çok yaygın şekilde isyan ediyor. Sorunların daha hızlı çözülebileceğini ama yetkililerin çok yavaş ilerlediklerini düşünüyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açıkçası hassas bir süreç, dikkatli adımlar atılmalı anlıyorum ama şahsen ben de daha hızlı daha gözle görülebilir adımlar atılabileceğini düşünüyorum. &amp;nbsp;Özellikle fahiş kiralar ve tüketici ihtiyaçları kısmında çözüm odaklı kararlar ve adımlar atılırsa halkın kısa bir sürede önemli oranda rahatlayabileceğini düşünüyorum. Kamu içerisinde 10 bin memur, denetim kısmına kaydırılabilir ya da iktisat alanında eğitim alan 10 bin kişi alınabilir. Bu kişiler alanında uzman denetimcilerden 1-2 ay mesleki eğitim alıp göreve başlayabilirler ve fiyatların artmasına sebep olan kısımları tespit edip çözüm üretebilirler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her şeyi geçtim, elde Tarım Kooperatifleri gibi bir seçenek var. Doğrudan üreticiden alınan veya üretilen ürünleri halka ucuza sunarlarsa diğer zincir marketler de buna dahil olur sonrasında geniş yelpazede indirim trendi başlamış olur. Bir aralar güya Tarım Kooperatifleri her yerde yaygınlaşıp ürünleri çok çok uyguna verecekti ve zincir marketlerde Tarım Kooperatifleri ürünleri de satılacaktı fakat tatmin edecek ilerleme sağlanamadı. O plan yürütülmüş olsaydı şu an sistem çoktan oturmuş olurdu ve ekonomik sorunları bu denli konuşmamış olurduk.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;90&#039;ların koskoca tarım ve hayvancılık ülkesi günümüzde yine eski günleri gibi olmalı. Muazzam potansiyeli ve olanakları olan bir ülkeyiz buna rağmen ekonomik sıkıntılarla boğuşuyoruz; bu inanılır gibi değil. Bu ülkeye çalışkan ve stratejik düşünenlerden oluşan ekiplerle &#039;Proje ve İletişim Koordinasyon Bakanlığı&#039; kurulmalı. Bu bakanlık ülke menfaatine olan ya da elde potansiyel oluşturabilecek ne varsa stratejik adımlarla ülke menfaatine çözümler oluşturmalı. Cumhurbaşkanlığı ofisleri bir dönem bende beklenti oluşturmuştu ama günümüzde maalesef hayal kırıklığından öteye gidemedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye&#039;nin afet bölgesi olduğunu ve dolayısıyla Afet Bakanlığı kurulmasını da gittiğim ilgili her üst düzey görüşmede sıklıkla tavsiye etmiştim. Köşe yazılarımda da dile getirmiştim. Bir ara ülke genelinde gündeme geldi sonra da AFAD bu işi yapıyor denilerek rafa kaldırıldı. Allah aşkına soruyorum, bir bakanlığın mı yetkileri ve bütçesi daha iyi yoksa AFAD Başkanlığının mı? Türkiye bir afet ülkesi, her yıl ciddi afet sorunlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu durum görmezden gelinemez. Ne zaman olacağını Allah bilir ama önümüzde beklenilen bir depremin olduğunu söylüyor uzmanlar, bu bile topyekün çözüm üretme babında bakanlığının kurulmasının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyordur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hangi ilde ne meşhursa kur fabrikayı ardından belediye eliyle iştirak şirketleri kurarak ürünleri pazarla bak o zaman nasıl da hızlıca dizgine geliyor enflasyon.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yapılacak o kadar çok seçenek var ki...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önceki yazılarımda detaylı bir şekilde dile getirdim, birçok ülkede piyasada %15-30 gibi bir sınırlama var bu fiyatların üzerine çıkılmıyor. Bu sistem Türkiye&#039;de de uygulanmalı. Bizim toplumda onun evi/arabası bu fiyatsa benim evin/arabanın fiyatı da bu olmalı deniliyor öteki de o fiyata bakarak fiyat belirliyor ve bu sarmal toplumun önemli bir oranına yansımış oluyor dolayısıyla da maalesef enflasyonu körüklüyor.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 22 Aug 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Esnaflar: Şehrin can damarı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/esnaflar-sehrin-can-damari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/esnaflar-sehrin-can-damari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Esnaflık, sadece bir ticaret değil, aynı zamanda bir sanattır. Mahalle bakkalından alınan o sıcacık ekmeğin kokusu, kasaptan seçilen taze etin lezzeti, köşe çiçekçisinin renk cümbüşü...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esnaflar, alışveriş deneyimine dokunan, insana sıcaklık katan unsurlardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelişen teknolojiyle birlikte büyük alışveriş zincirleri yükseldikçe, küçük esnafın ayakta kalması zorlaştı. Ancak, birçok insan hala eski günlerin tadını arar. Çünkü esnafla alışveriş yapmak sadece mal almak değil, aynı zamanda bir ilişki kurmaktır. Esnaf, müşterisini tanır, tercihlerini bilir ve bazen sadece bir selamla gününü aydınlatır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esnaflar, sadece mal satan değil, aynı zamanda toplulukları bir araya getiren unsurlardır. Mahalle bakkalının önündeki bankta oturup sohbet etmek, esnafın dükkânını sık sık ziyaret etmek bir gelenek haline gelmiştir. Bu gelenekler, şehirde birlik ve dayanışma duygusunu canlı tutar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Unutulmamalıdır ki, her büyük alışveriş merkezi bir zamanlar küçük bir dükkândan doğdu. Bugünün dev markaları, küçük esnafların emeği ve azmiyle yeşermiş, büyümüştür. Dolayısıyla, esnafları desteklemek, sadece alışveriş değil, aynı zamanda bir şehrin geçmişiyle bağlantı kurmaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kısacası, esnaflar şehirlerin kültürel mirasıdır. Onlar, geçmişi bugüne taşıyan, toplulukları bir araya getiren ve şehirlere karakter katan unsurlardır. Bir şehri gezerken, küçük dükkanlara uğramak, esnafla sohbet etmek unutulmaz anılar biriktirmenin kapılarını aralar. Esnafları desteklemek, sadece bir alışveriş değil, aynı zamanda bir kültür ve tarih sevgisi işaretidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esnafa ses veriyoruz&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu haftaki konuğumuz: Girişimci, iş insanı aynı zamanda işletmeleri bulunan Serdal Tanık&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendisinin görüşleri şu şekilde:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günümüzde yaşanan ekonomik krizler ve başını alıp giden hayat pahalılığı gün geçtikçe ülkemizin Kanayan yarası haline geldi. Enflasyon, bankaların yüksek faiz oranları, kredi kartları borçları derken hayatımızı çıkmazlar haline getirdik. Toplumun her kesimine bakarken; çiftçisi, işçisi, sanayicisi, emeklisi, tüccarı, öğrencisi velhasıl herkes borç batağının içinde kalmış. Benim yaptığım bir analize göre paramızın değer kaybetme sorunlarından biri de kredi kartı kullanımından dolayı olduğunun kanaatindeyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Örneğin; kasaptan 100 TL&#039;lik et alıyorsun, kasap da marketten 100 TL&#039;lik alışveriş yapıyor, marketçi de 100 TL ile berberde tıraş oluyor, berber de 100 TL ile manavdan alışveriş yapıyor, manavcı da lokantadan 100 TL ile yemek yiyor ve piyasada dönen bu 100 TL hep aynı değer kaybetmiyor. Lakin bu 100 TL&#039;yi nakit değil de kredi kartı ile ödemeye başlayınca çarkın ortasında dönen para kesilen komisyonlarla eriyip tuz buz haline geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 19 Dec 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanayan yara: Gelir eşitsizliği]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/kanayan-yara-gelir-esitsizligi-/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/kanayan-yara-gelir-esitsizligi-/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Tüm bunların yanında büyükşehirlerimizin küçük şehirlerimize oranla gelir anlamında ciddi bir şekilde fırsat eşitsizliği aşikârdır. Bölgesel geçim endeksinin bir an önce getirilmesi gerekiyor. Zira Anadolu şehirleri ve büyükşehirlerde ciddi anlamda alım gücü farkı vardır. Özellikle İstanbul, Antalya ve Muğla gibi şehirlerimiz alım gücü yönünden Anadolu şehirlerine nazaran çok dezavantajlı durumdadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu günlerde sıklıkla karşılaştığımız konulardan birisi de vergi kaçırma olayı. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre bazı isimlerin vergi kaçırdığı iddia edilmektedir. Özellikle son yaşananlardan sonra Türkiye’de vergi sisteminin gözden geçirilmesini önemle öneriyorum. Avrupa’daki vergi oranları gelir dengesizliğini ortadan kaldırırken hazineye giren hasılatı da yükseltmiş oluyor. Dolayısıyla Türkiye’de de vergi oranları gelire oranla güncellenmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle asgari ücretli ve emekli kesimin durumu ortadadır. Emekli oldukları halde çalışan, asgari ücretli olduğu halde ek iş yaparak geçinmeye çalışan kesimler var dolayısıyla toplumsal refah için yetkililerin bir an önce çözüm bulması elzemdir. Kiralar, tüketim ürünlerinin pahalılığı derken geçim ciddi anlamda sorunlar oluşturur vaziyete geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toplumsal yardım programları konusunda Türkiye’de özellikle son yıllarda ilerleme olduğu bir gerçek fakat bu konuda da ciddi anlamda atılımlar yapılarak alt gelirli kesim için daha kapsayıcı ve daha tatminkâr düzeyde destekler yapılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye, özellikle son yıllarda ciddi anlamda gelir adaletsizliği ile karşı karşıyadır. Verilere göre, ülkemizdeki %1’lik kesim toplam gelirin çok çok büyük oranını elinde bulunduruyor. Bu da alt gelir gruplarının yaşam standartlarını düşürüyor ve toplumsal huzursuzluğa sebebiyet verebiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de asgari ücretlilere yönelik asgari geçim desteği sağlansa da şahsen yeterli bulmuyorum asgari ücretli kesim mevcut rakamla enflasyona karşı ciddi anlamda zorlandığı hepimizce kabul edilen bir gerçek. Dolayısıyla bir an önce enflasyonu dizgine getirerek alım gücünü arttırmalıyız yoksa alt gelirli kesimler geçim konusunda ciddi anlamda sorunlar yaşamaktadır ve ne üzücü ki haberlerde de görüldüğü üzere aile içi sorunlara bile sebebiyet verebiliyor. Yetkililerin bir an önce harekete geçmesi ve sağ sol ayrımcılığı olmayacak şekilde bir an önce pandemi dönemindeki gibi bir kurul oluşturulmalıdır ve bu kurulda önemli adımlar atılmalıdır. &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşsizlik oranlarının düştüğüne yönelik veriler açıklansa da işsizlik konusunda da kapsamlı bir seferberlik gerekiyor. Zira işsizlik sorunu da toplumun bir kısmının kanayan yarası durumdadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelir eşitsizliği, ekonomik ve toplumsal kalkınma için büyük bir engeldir; toplumun her kesimini etkileyen bir sorun olduğu için bu sorunun çözümüne odaklanmak ve daha adil bir toplumun inşasına katkıda bulunmak amacıyla çalışanlar, işverenler, yetkililer, sendikalar olarak kısacası bu güzel ülkenin vatandaşı olarak hepimizin sorumluluğudur. Unutmayalım ki birlikte çalışarak daha adil bir geleceği inşa edebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Nov 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İhtiyaç sahiplerine yetişen takipçilerime minnettarım]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ihtiyac-sahiplerine-yetisen-takipcilerime-minnettarim/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ihtiyac-sahiplerine-yetisen-takipcilerime-minnettarim/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Sosyal medyayı 14 yıldır sosyal sorumluluk projeleri için kullanan, 1 milyon 200 bin civarı takipçisi olan bir sosyal medya kullanıcısıyım. Yerel gazetelerden ulusal gazetelere yükseldiğimde yaşımdan ötürü dikkat çekmiştim ve takipçim artmıştı. Takipçilerimin çokluğu topluma nasıl bir fayda sağlayabilir düşüncesiyle yola çıkarak sosyal sorumluluk projelerine başlamıştım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve ne hayatlar ne hikayeler gördüm...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her zaman her yerde söylüyorum: &quot;Ben bir şey yapmıyorum, bu güne kadar insanlara yetişen ve herkese faydalı olan ben değil takipçilerimdir.&quot; bunu her yerde her fırsatta söylüyorum. Her zaman olduğu gibi bu aralar aldığım ödülleri de kendi adıma değil onlar adına aldım. Çünkü takipçilerime gerçekten çok minnettarım ne anılar biriktirdik sosyal medyada. Kimisinin milyonlarca liralık tedavi parasına ihtiyacı vardı, kimisinin kalbi kurmuştu o an kan bulunması lazımdı, kimisinin nakile ihtiyacı vardı...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günün sonunda sağlığına kavuştular...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dün gece tesadüfen bir habere denk geldim ve duygulandım...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fosfor metabolizması bozukluğuyla aylarca yoğun bakımda kalan, yaşama ihtimali çok düşük denilen minik Yusuf Bozkurt&#039;un hayata tutunduğu yazıyordu. Heyecanla linki tıkladım ve iyileştiğini öğrendim, çok mutlu oldum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk faz aşı için takipçilerim seferber olmuştu ve 400 bin toplanmıştı dolayısıyla da aylarca kaldığı yoğun bakımdan çıkarılmıştı. 2. faz için öğrendiğim kadarıyla Sakarya&#039;nın efsane taraftar grubu Tatangalar destek olmuş ve para toplanmış. 3. faz için ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ilacı karşılamış. Yusuf&#039;un sağlığına kavuşmasında emeği geçen tüm herkese tek tek teşekkür ederim. Onun için Sakarya&#039;ya gittiğimde annesinin bakışları ve umutları gün gibi aklımda. Hayata tutunamaz denilen Yusuf Bozkurt sağlığına kavuştu. Özellikle annesi evladı için çok direndi çok çabaladı. Onun adına da çok çok mutluyum...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sosyal medyada sosyal sorumluluk hakikaten çok önemlidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir örnek vermek gerekirse, birkaç yıl önce Ramazan ayı sahur vaktinde bir telefon geldi; Üsküdar&#039;da trafik kazası yaşanmış ve bir kızın durumunun ağır olduğu söylenmişti. Çok sayıda kan ihtiyacı vardı. Kadınla konuştuğumda öyle bir ağlıyordu ki sesi halen aklımda. Yalvarıyordu kızının ölmemesi için kan konusunda destek istiyordu. &amp;nbsp;Kalbi durmuştu ve zor da olsa çalıştırmışlardı. Sahur vakti olmasına rağmen kadının deyimiyle resmen Türkiye onu aramıştı. İnsanlar sahur vakti yemeği bırakıp aç kalmayı göze alıp hastaneye koşmuştu. Neticede o kız günümüzde kocaman oldu ve hayatta...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öyle hikayeler, öyle hayatlar biriktirdim ki bir gün bu anıları kitaba dökmeyi gerçekten çok istiyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Duyurduğum Valilik onaylı birçok yardım kampanyasında 100 bin lira parada 5 bin kişinin, milyonluk kampanyalarda ise on binlerce kişinin parasının olduğunu öğreniyordum. Gerçekten bu muazzam bir şey bizim halkımız bu konularda duyarsız kalmıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“25 kuruş atıp abi öğrenciyim son param bu” diyenler var. “Askerim hakkınızı helal edin 5 TL gönderiyorum” diyenler var. “Abi hesabımda 3 lira kalmış ama inanın tekrar göndereceğim” diyenler var. Sürekli yüz binlerce ve milyonlarca liralık kampanya düzenliyorduk, her kampanyada bu durumu görüyordum. Kampanyaların her birinde binlerce kişinin katkısı var. 3, 5, 2, 10 bakmadan gönderiyorlardı. Esnafı, öğrencisi, işçisi, işsizi, memuru elinden geldiğince gönderiyor. Yani sosyal medya üzerinden birlik olmak muazzam bir şeydir. 25 kuruşların da muazzam katkısı oluyor. Sonuçta, damlaya damlaya göl olur derler ya. Keşke fabrikatörü, holdingcisi de böyle birlik olsa. Her zaman her yerde söylüyorum sosyal medya hesaplarınızı sosyal sorumluluk için kullanın”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Klasik bir sözüm vardır: Mutluluk başkalarını tebessüm ederken görmektir...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı sebeplerden dolayı 2 yıldır sosyal medyada yoktum, bir süre önce geri döndüm ve duyurduğum kampanyaları sağ olsun takipçilerim ve arkadaşlarım çözdü. Tekrar tekrar onlara minnettarlığımı iletiyorum. Yakında Valilik onaylı tedavi kampanyalarını da tekrar duyurmaya başlayacağım ve inanıyorum insanlar yine seferber olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomik çıkarlar, gösterişli hayatlar, şöhretlik rüyalar yerine sosyal medyayı iyi amaçlar için kullanmalı ve topluma faydalı olmak gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu arada eklemek gerekir ki; sosyal medyada ne üzücü ki istismari durumlar da çok arttı. Özellikle maddi yardım talebi olanlar iyice araştırılmalı ve teyit edilmelidir; Valilik veya kaymakamlık yasal izin belgeleri istenebilir ve ilgili kurumlar aranıp teyit alınabilir. Burs isteniyorsa öğrenci belgesi istenebilir. Erzak isteniyorsa belediye siteleri üzerinden muhtarlıklarla irtibata geçilip teyit edilebilir ya da aynı şehirde ise yerinde görülebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 12 Dec 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk sinemasına yeni bir heyecan gerekli]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/turk-sinemasina-yeni-bir-heyecan-gerekli/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/turk-sinemasina-yeni-bir-heyecan-gerekli/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Türk sinemasının tarihine bakıldığında, özellikle 1970-1980&#039;lerdeki dönemi akla gelir. Bu dönemde, yönetmenlerimiz unutulmaz eserler yaratmış ve oyuncularımızın kıtalararası parladığı yıllardır. Türk sineması, bu dönemde birçok uluslararası ödül kazanmış ve dünya çapında tanınmıştır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O dönemlere renk veren sinemamızın efsane ruhu Yeşilçam, bir zamanlar Beyoğlu&#039;nda Türk sinemasının kalbinin attığı bir sokağın adıydı. Edirne’den Kars’a, Samsun’dan Hatay’a memleketimin her bir yanında akşam kapısı kapanan nice evde, kızlı erkekli tüm gençler buranın hayalini kurarmış; isimsizlere “şöhret”, fakirlere “para” kazandıran sihirli bir evrendi sanki...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zamanla hazin bir sona dönüştü&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Amerikalılar Hollywood şehrini bir sinema endüstrisi haline getirirken, bizler ise 100 metrelik dar bir sokağımızın bile gün geçtikçe tarihin karanlık sayfalarına karışmasında pay sahibi olduk&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kah o gün kah bugün dedik, kaderine terk edilip gitti işte! Günümüzde bu sokak halen eski halinde, kabası bile alınmamış&amp;hellip;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O sokağı tekrar canlandırabiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türk sinemasına yeni bir soluk, yeni bir serüven, yeni bir marka isim gerekiyor ya da Yeşilçam ismiyle devam etmeliyiz. Son 6-7 yıldır Türk dizileri özellikle Asya, Arap dünyası ve Güney amerika&#039;da yoğun ilgi görüyorken, uluslararası arenada Yeşilçam yani Greenpine ya da Anatoliawood tarzında yeni bir marka oluşturup Türk sinemasını endüstriyel bazda daha yüksek çıtalara ulaştırmalıyız.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sinema kültürü bir toplumun aynasıdır ve bunu ne denli yansıtabilirsek kimliğimizin de yansıtılmasını sağlayabiliriz. Amerikalılar ve Ruslar genellikle filmlerinde kurgusal efsane karakterler oluşturarak aksiyon sahibi bir ülke olduklarını ya da bu nitelikte güçlü bir orduya sahip olduklarını zihinlere kazındırıyorlar. Film endüstrisine hakim bir diğer ülke Hindistan&#039;ın inançlarına bağlılıklarını ya da duygusallıklarını filmlerinden anlayabiliyorken, uzak doğu ülkelerinin de insan ilişkilerinde ne denli etkili olduklarını filmlerinde görebiliyoruz. Dolayısıyla bir toplum hakkında izlediğimiz filmlerden varsayım yaparak toplumların nasıl bir kişiliğe ya da kültüre sahip olduklarına yönelik tahminlerde bulunabiliyoruz. Bizler de Türk sinemasının bizim toplumsal değerlerimizi yansıtacak şekilde bir ivme kazanmalıyız.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düşünüyorum da; o kadar yazarımız, çizerimiz, eleştirmenimiz, aydınımız, sinema şirketleri, zengin sinema tutkunları, tabii başta yetkililere rağmen manevi değeri büyük küçücük bir sokağın ya da kocaman sinema endüstrisinin kaderine terk edilmesi hiç de mantıklı gelmiyor&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeşilçam efsanevi bir marka olmasına rağmen oluşturduğumuz markamıza bile göz yumduk hatta öyle ki emektarlarının bazılarının sokaklarda ölmesine bile engel olamadık. Vefat eden birçok Yeşilçam oyuncusuyla görüşmüştüm, her seferinde sektörün acımasızlığından bahsediyorlardı ve ne üzücü ki çok acı bir imkansızlık içinde vefat ettiler. Maddi durumları elvermediğinden dolayı; kimileri yıkık çatıların altında kimileri huzurevinde kimileri ise ıssız sokaklarda ecelini teslim etti&amp;hellip;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir bir gidiyorlar&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onlara iyi imkanlar için arkadaşlarımla aracı olsak da hepsi de sektörümüz utansın diyerek reddetmişti. Bazen çok üzülüyorum onların ardından, dilerim gittikleri yerlerde huzur içinde yatıyorlardır...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onların filmleri kuşaklardan kuşaklara geldi, yabancı ülke kanallarında bile gördüm Yeşilçam filmlerini. Tüm bunlara rağmen ne yazık ki hakları yeterince korunmadığından telif gelirleri olmadı. Günümüzde hayatta olan bazı isimler halen zor şartlarda hayatlarını idame etmeye çalışıyorlar. Biz her ne kadar yeteri düzeyde önem göstermesek de, &amp;nbsp;o ruhu anımsatan yabancı uyruklular azımsanmayacak kadar çok; Arap ve Asya kökenli kanallar bile halen Yeşilçam filmlerini yayınlatıyor, yaşatıyor&amp;hellip;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçmişimize sahip çıkarak yarınlara sağlam ayak basmalıyız. Son yıllarda Türk sineması, özgün hikayeler ve nitelikli prodüksiyonlarla tekrar canlanmışken bu fırsatı değerlendirip zamanın sinemasını günümüzle harmanlayıp bir marka kimliği oluşturmalıyız. Türk sineması, gelecekte daha da büyüme potansiyeline sahiptir. Bu, yetenekli genç yönetmenlerin ve oyuncuların desteklenmesi, özgün senaryoların teşvik edilmesi ve teknolojik gelişmelere ayak uydurulmasıyla mümkün olacaktır. Türk sineması, zengin kültürel mirasımızı dünya ile paylaşmanın bir yoludur ve bu yolculuk, hala devam etmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türk sineması, geçmişiyle gurur duymalı ve geleceğe umutla bakmalıdır. Bu sanat dalı, özgün bakış açıları ve yaratıcı enerjiyle dolu genç yeteneklerin desteklenmesiyle daha da parlak bir yarın için hazır olmalıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlgili herkesin bu konuda elini taşın altına koyması gerekiyor ve dilerim ki, sinemamız hak ettiği değeri en yakın zamanda görür.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 10 Oct 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomi kurulu kurulmalı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomi-kurulu-kurulmali/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomi-kurulu-kurulmali/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Faiz önemli oranda yükseltildiği halde Dolar Türk Lirası arasındaki denge çok oynamadıysa o zaman bir düşünmek gerek, nerede hata yapıyoruz diye!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Avazımın çıktığı kadar yüksek sesle söylemek istiyorum: &quot;Hepimiz aynı gemideyiz, bir an önce çözüm odaklı stratejiler uygulanmalı. Pandemi zamanında nasıl hepimiz aynı gemideyken ülkenin önde gelenleriyle pandemi kurulu kurulduysa, bu kez yine zor günler geçiriyoruz ve yine hepimiz aynı gemideyiz dolayısıyla ekonomi kurulu kurulmalı.&quot; Ekonomi alanında başarı elde etmiş isimler bir araya gelip ortak kararlar alıp stratejik adımlar atılmalı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ülkede üretime dayalı teşvik gelmedikçe kimse çok büyük toparlanma beklemesin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Afrika ya Afrika! Afrika&#039;ya gidişlerimde durumu daha iyi olan yerlerde halk kendi ürünü kendi üretiyor ve fazlasını satıyor. Üretim yapan halkın durumu üretim yapmayan halka göre çok çok çok daha iyi. Bu bile kendi üretimini yapan ülkenin zor durumda olmayacağını gösteriyor. Madem sıkıntıdayız, herkes elini taşın altına koysun.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye tarım ve hayvancılık ülkesi, eski değerlerimize dönmeliyiz. Öyle bir hale geldik ki köylülerimiz bile domates, salatalık gibi sebze ihtiyaçlarını gidip şehirden karşılar oldu. Bu ülkede tarım 2000&#039;li yıllara göre çok kötü bir vaziyet aldı. Türkiye&#039;de 922 ilçe var, her kaymakamlığa 3 tane traktör verelim, her gün bir köyü sürsün bak nasıl düzelir ekonomi...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mazot desteği veya kredi desteği işe yaramıyor borçlardan dolayı çiftçiler elindekilerden de oluyor. Dolayısıyla bu konuda gerekli adımların bir an önce atılmasını öneriyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ev fiyatları ve araba fiyatlarıyla oynayanların ümüğü sıkılacaktı, halk bunu bir an önce görmek istiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gözleri hiç görmeyen özel birey bir arkadaşım bana biraz önce çok ilginç bir şey söyledi. Uygun bir ev bulmuş ve aramış. İnanabiliyor musunuz? Ev sahibi yerlilere ev vermeyeceğini söylemiş. Sefaköy Küçükçekmece&#039;de bu ev sahibi. Çok şaşırdım. Cidden, göçmen, ev kiraları ve tüketim enflasyonun üzerine bir an önce gidilmesi gerekiyor. Vekillerin kapsamlı bir çalışma yürütüp sahayı iyi analiz etmeleri önemli, toplum ekonomik anlamda ciddi sorunlar yaşıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 05 Sep 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Beton yığınlarının arasında sessiz çığlıklar]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/beton-yiginlarinin-arasinda-sessiz-cigliklar-/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/beton-yiginlarinin-arasinda-sessiz-cigliklar-/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Sürekli depremler yaşadığımız halde ülkece acilen çözüm bulmak strateji üretmek gerekiyorken tatmin edecek düzeyde bile çalışmalar yürütmüyoruz. Hiç zaman kaybetmeden topyekûn adımlar gerekiyor zira deprem bu ülkenin bir gerçeğidir...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem, toprağın altında biriken enerjiyle başlar, ancak gerçek dayanıklılık ve güç, bu enerjiyle başa çıkmak için toplum olarak bir araya gelmekte yatar. Topyekûn bir seferberlik söz konusu olursa deprem dert ve endişemiz olmaktan çıkar. Depremin ardındaki sessiz çığlığı duymak ve bu doğal olaya karşı hazırlıklı olmak, gelecekteki zorlu anlarda ayakta durmamızı sağlayacak olan temel unsurlardan biridir bunu unutmamalıyız. Dolayısıyla son yaşadığımız büyük depremlerden bir an önce ders çıkarmalıyız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önce yaşanan depremlerde arkadaşlarımı, tanıdıklarımı kaybettim; iliklerime kadar yaşadığım korkunç depremlere şahit oldum.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gözümün önünde şehrin yerle bir olduğunu da gördüm. Ne kadar acı olduğunu unutamıyorum...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok acı çekmiştim...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi gözlerimi kapatıp deprem esnasında yaşadığım o anları düşündüm: &quot;Etrafta ilk sesin ardından sanki bir daha hiç durmayacak gibi sallanan korkunç sarsıntı! Düşen binalar... Ardından seslerini ayırt edemediğimiz polis, itfaiye, ambulans sirenleri ve insan çığlıkları!..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her yer kandı, her yer siren sesiydi, her yer yerle birdi, her yer cansız bedenlerle doluydu&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şehir hüngür hüngür ağlıyordu&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi o günleri düşününce bir kez daha gözlerim doldu...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Depremlerde kaybettiğimiz canları rahmetle anıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha birkaç ay önce yaşadığımız depremleri bile unuttuk...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Artık ülkece deprem gerçeğinin farkında olmamız lazım...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem için öncelikle yetkililer artık bir an önce harekete geçmeli. Özellikle İstanbul&#039;da yaşanabilecek depremde diğer bölgelerimize göre daha fazla zayiat olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem beklenilen şehirlerde olağanüstü hal önlemi alınarak insanlarımız geçici olarak farklı şehirlere kaydırılmalı ya da açık alanlarda geçici prefabrikler yapılmalı. Bu süreçte ne kadar kısa sürede kentsel dönüşüm tamamıyla yapılabilirse çok iyi olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bizde ne üzücü ki, her şey iş işten geçtikten sonra adım atılıyor bizim toplum genelinde böyle bir yapımız var. Oysa önceden önlem alınsa çok iyi olur; en azından bizler bir daha deprem göreyecek olsak da olmasak da gelecek nesilleri de korumuş oluruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önemli olan, can değil mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yakın zamanda yaşadığımız fekalet ve can kaybı ortada. Bu depremlerden kendimize ders alıp vazife çıkarmalıyız. Biliyorsunuz, Japonlar vakti halinde depremlerden çok çektiği halde günümüzde Japonya&#039;da çok çok büyük depremler bile öldürmüyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çünkü önlemi almışlardı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deprem sırasında oluşan tsunami felaketinde çok can kaybına rağmen onda da dertlenip üzülmekten ziyade çözüm odaklı çabalara atıldılar ve sahillerde yerden yükselen dayanıklı duvar inşa ettiler. &amp;nbsp;Bizde de üzülmekten ziyade her şeyi bırakıp çözüme odaklanılmasını dilerdim...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TOKİ evleri tünel kalıp, perde beton, radye temel gibi sistemler kullanıldığı için daha güvenli oluyor. Dolayısıyla öncelikli olarak TOKİ eliyle yapılmasını öneririm.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğer önerilerim&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Acil durum tahliye yolları ve toplanma noktaları arttırılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Okullarda ve iş yerlerinde deprem tatbikatları arttırılmalıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Televizyon kanallarında ve sosyal medya mecralarında deprem kamu spotları arttırılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Deprem sonrası ekipmanlar arttırılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Kentsel dönüşümler bir an önce başlatılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne yapılacaksa bir an önce yapılması gerekiyor çünkü ne üzücü ki deprem beklemiyor...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dilerim ki hiçbir zaman felaket görmeyiz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 05 Dec 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni dünya ekonomisi: değişim ve fırsatlar]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-dunya-ekonomisi-degisim-ve-firsatlar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-dunya-ekonomisi-degisim-ve-firsatlar/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Birinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası ticaretin ve ilişkilerin temelini atan Bretton Woods Anlaşması, uzun bir süre dünya ekonomisinin ana belirleyicisi olarak kaldı. Bretton Woods Anlaşması&#039;ndan biraz bahsedecek olursak, dünya hegemonyasında ekonomik bağlılık göstermek adına evrensel bir mantıkla Dolar dünyada hakim para haline getirilmek istendi. Yani Dolar&#039;ın hem altın karşısında geçerliliği olan tek para birimi olarak kabul edilmesi sağlandı hem de dünya ülkelerinin para değerlerinin dolara göre dizayn edilmesi sağlandı. Seneler seneler boyunca süregelen bu devran devam etse de son yıllarda, bu düzenin sarsıldığını görüyoruz. Artan ticaret engelleri, ekonomik milliyetçilik ve teknoloji devlerinin yükselişi, küresel ekonomiyi bambaşka bir boyuta taşır oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Teknolojik ilerlemeler, iş dünyasını hızlandırıyor ve geleneksel iş modellerini alt üst ediyor. Yapay zeka, otomasyon cihazlar ve blockchain gibi teknolojiler, geleneksel iş yapma şekillerini kökten değiştiriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bundan 100 yıl önceki çalışma ekonomisiyle günümüzü kıyasladığında insan gücünün yerini önemli oranda makine gücüne bıraktığını görebiliyoruz. Bundan sonraki süreçte ise dijital para ticareti, kapsamlı makinesel sanayii düzeni, yapay zeka işlemleri derken ciddi anlamda çalışma hayatında insan gücü hakimiyetinin tamamen pasifize düzeye gelmesinin potansiyel olarak mümkün olduğunu görebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pandemi süreci de iş yapma biçimlerini kalıcı olarak etkiledi. Uzaktan çalışma ve dijitalleşme hız kazandı &amp;nbsp;ve bu, işletmeler için daha fazla esneklik sağladı, ancak aynı zamanda iş gücü dinamiklerini değiştirdi. Şimdi işverenler, yetenekleri dünya çapında arayabilirken, çalışanlar da işlerini seçerken daha fazla seçeneğe sahiptir. Bununla birlikte, bu değişimler bazı zorlukları da beraberinde getiriyor zira bu durum insan gücünü önemli oranda düşüren etmenlerden biri haline geldi. İşsizlik sorunu, eğitim ve beceri gereksinimlerindeki değişiklikler ve gelir eşitsizliği, ekonomilerin karşılaştığı temel sorunlardan bazılarıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunlar bazı sektörlerde iş kayıplarına yol açsa da aynı zamanda yeni iş fırsatları yaratıyor. Yeni dünya ekonomisinde başarılı olmanın anahtarı, değişime ayak uydurabilme yeteneği ve öğrenmeye devam etme iradesidir. Bu, bireylerin, işletmelerin ve hükümetlerin birlikte çalışması gereken bir süreçtir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak, yeni dünya ekonomisi hem büyük fırsatlar sunuyor hem de yeni zorluklar ortaya koyuyor. Başarılı olmak için açık fikirli olmalı, esneklik göstermeli ve değişime ayak uydurmalıyız. Bu sayede, ekonomik değişimin getirdiği bu yeni dünyada başarılı olabiliriz. Bunun adına geçiş dönemi diyebiliriz. Bakalım önümüzdeki birkaç yılda nelerle karşılaşacağız...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umarım bu teknolojik gelişmeler ve kapsamlı değişimler insanlığın sonu olmaz...&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 03 Oct 2023 02:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomik sorunları fırsata çevirmek]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-sorunlari-firsata-cevirmek/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-sorunlari-firsata-cevirmek/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Geçen haftaki yazımda dediğim gibi: 2024 yılı, ekonomi politikalarının yeniden şekillendiği, sıkıntılar kadar fırsatların da öne çıktığı bir yıl oldu. Döviz dalgalanmaları, enflasyon ve faiz politikaları gündemin ana başlıkları arasında yer aldı. Merkez Bankası’nın faiz adımları enflasyonla mücadele için cesur bir hamleydi. Ancak bu karar, kredi maliyetlerini artırarak işletmeleri ve tüketicileri zor durumda bırakmış olabilir. Kısa vadede yavaşlama yaratan bu süreç, uzun vadede ekonomiye istikrar kazandırabilir mi? Asıl soru bu. Cevabı ise alınacak ek tedbirlerde saklı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Enflasyonla mücadele, sadece ekonomik değil, toplumsal bir mesele. Bu günlerde asgari ücrete zam konusu konuşuluyor. Kimlere sorsam: &quot;Maaşın artışı mı yoksa maaşların artması yerine enflasyonun düşmesi mi daha önemli?&quot; neredeyse herkes enflasyonun düşmesinden yanaydı. Evet, maaşlar mevcut enflasyona göre çok düşük ama maaş artmasından daha ziyade alım gücünün artması çok önemlidir. Kendi alışverişlerimden yola çıkacağım, 2 yıl önce 200 TL ile 2 poşet dolabiliyordu, şimdilerde bir poşetin dibi bile dolmuyor. Maaşlara yapılan zamların hızla fiyat artışına dönüşmesi, vatandaşın cebine gireni kısa sürede eriten bir döngü yaratıyor. Bu döngüyü kırmanın yolu, fiyat istikrarı sağlamak ve fırsatçılığı engellemektir. Dolayısıyla yöneticilerin topyekün adım atması bence doğru olandır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Denetim mekanizmalarının arttırılması, ekonomide olağan ortamı oluşturmanın ilk adımı olabilir. Şahsen ben sorumlu kişi olsaydım, en az 10 bin denetimci alırdım ya da zabıtaların görev tanımlarını ve yetkilerini daha kapsamlı şekilde dizayn ederdim. Haksız fiyat artışlarıyla mücadele etmek, piyasanın dengesini yeniden kurulmasına olanak tanır. Ayrıca, kalıcı çözümler için tüketim değil, üretim odaklı bir politika benimsemeliyiz. Türkiye, bir zamanlar kendi kendine misliyle yeten bir tarım ülkesiydi. Bugünse bazı şeylerin yurt dışından geldiğini duyuyoruz. Hep söylüyorum, çiftçiyi desteklemek için sadece mazot fiyatlarını düşürmek ya da kredi vermek yeterli değil; daha kapsamlı çözümlere ihtiyaç var. Her kaymakamlığa 2-3 traktör verilse ve her gün bir köy sürülürse muazzam gelişmeler olacağına tüm kalbimle eminim. Öyle oldu ki köylülerimiz salatalık domates gibi temel tüketim ürünlerini bile şehir merkezine gidip çarşıdan alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet destekli tarım projeleri, hem maliyetleri düşürür hem de üretimde verimliliği artırır. Çiftçilerden alınan ürünlerin hangi şehirde ne meşhursa doğrudan o ürünle ilgili belediye iştirak fabrikası kurularak bu fabrika aracılığıyla pazarlanması, çiftçiye hak ettiği geliri kazandırırken tüketiciye de uygun fiyat sunar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğer sorun ev kiraları...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün İstanbul gibi büyük şehirlerde, uygun bir ev bulmak çok zor hale geldi. Piyasanın serbest işleyişine müdahale etmekten çekiniliyorsa bile dengeli düzenlemelerle hem kiracıları hem de ev sahiplerini koruyacak bir model geliştirebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birkaç ay önce dillendirilmişti ama sonrasında devamı sanırım gelmedi: Şehir bazlı bölgesel geçim endeksi mutlaka gelmeli. Hatta şehir bazlı kira endeksleri ve bölgesel tavan fiyat uygulamaları, bu sorunları yatıştırabilir. Uzun vadede ise, sosyal konut projelerine daha kapsamlı şekilde ağırlık verilerek, toplumun her kesimine yaşanabilir bir hayat sunulabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğer sorun göç...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kalabalık sayıdaki göçmenler, yalnızca sosyal dengeleri değil, ekonomik sistemi de zorlayan bir faktör. Malum hapishaneyi görünce &quot;İyi ki gitmediler yoksa belki de onlar da ölürdü&quot; dedim ama eğer güven ortamı tam anlamıyla sağlanırsa giderlerse iyi olurdu. Daha önce de sınırda tampon bölge oluşturulursa gitmeliler demiştim. Görünene göre, birkaç öncesine nazaran risk azaldı. Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşlerini teşvik eden projeler ve Suriye&#039;de oluşturulacak tampon bölgeler hem ekonomik hem de sosyal rahatlama sağlayabilir. Bu adımlar, biz Türkler kadar Suriyelilerin de genel refahını artırmaya katkı sunacaktır. Sonuçta enflasyondan Suriyeliler de etkileniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye, zengin kaynakları ve genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyeli hayata geçirmek, uzun vadeli kapsamlı planlama gerektiriyor. Sorunların çözülebileceğine inanmak, ilk adım. Eğer devlet ve millet olarak beraberlik ruhuyla hareket edersek, hiçbir zorluk &quot;aşılmaz&quot; değildir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Unutmayalım ki her kriz, doğru adımla yaklaşıldığında bir fırsata dönüşebilir. Önemli olan, bu fırsatları görüp harekete geçmektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Analiz Gazetesi ailesinin ve okurlarının yeni yılını kutlar; mutlu, huzurlu, sağlıklı ve güzel bir yıl geçirmesini dilerim. Sevgi ve saygılarımla.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Thu, 26 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vergi ve fırsatçılığa yönelik düzenlemeler / Sinema sektörü]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/vergi-ve-firsatciliga-yonelik-duzenlemeler-sinema-sektoru/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/vergi-ve-firsatciliga-yonelik-duzenlemeler-sinema-sektoru/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Yetkililerin vergi, yaptırım, fırsatçılık gibi alanlarda bazı atılımlar yapması güzel bir şey fakat bu süreçte bazı yerlerin buna rağmen zam yaptıklarına denk geliyorum fakat cezalar daha fazla caydırıcı olmalı. Özellikle çoklu mağazalara sahip firmalar düzenli ve rutin hale gelecek şekilde takibe alınırsa her şey çok daha farklı olabilir. Zincir marketler başta olmak üzere tüm büyük mağazaların fiyatlarının dijital şekilde denetlenmesi yapılan çalışmalara katkı sağlayabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;E-ticaret takibi konusuna gelince fikri başarılı buldum fakat ceza yetersiz. Adam ilk olarak arabayı 3 milyon liraya satılığa çıkartırken fiyatta arttırıma gidip 4 milyon yapıyor ama cezası 100 binlerle olacaksa çözüm yeterli olmaz bence. Zira adam alacağı cezayı satıştan misliyle karşılayabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vergi konusunda düşük maaşlıları yıpratmayacak şekilde çok kapsamlı ve ciddi atılımlar gelmeli. Gelire oranla belirlenen vergiler toplumu ikna edebilir ayrıca ülkenin borç yükünü azaltabilir. Ayrıca şu büyük ya da bilindik firmaların vergi ödeyip ödemediği konusunda sosyal medyadaki spekülasyonlar için önerim daha açıklayıcı açıklamalar yapılmalı zira gördüğüm kadarıyla toplumun kafası karışabiliyor öyle bir durum var ise de bu durum düzeltilmeli.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;* * *&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ahu Tuğba&#039;nın vefatı ve sinema sektörü&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ahu Tuğba, bir dönemin ikonu olarak hep hatırlanacak. Ama belki de en çok unutulmayacak olan, o gözlerindeki derin hüzündü. Şöhretin parlak yüzü altında saklanan, her zaman görülmeyen bir insandı o. Son kez sessizce uğurlandı. Ve belki de en samimi, en gerçek vedası buydu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ahu Tuğba’nın vedası, bu dünyadan geçen her insanın hikayesi gibi acı tatlı bir gerçekliği hatırlattı bana. Şöhretin, güzelliğin ve hayatın kırılganlığı... Bir yıldız daha kaydı; geride yalnızca anılar kaldı. Ama her şeyden öte, onun yaşamı da bir iz bıraktı. Sessiz olsa da, derin bir iz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O kadar çok kalabalığın içinden, o kadar çok alkışın ardından geriye kalan birkaç samimi insan oluyor. Mezarın başındaki bu sessizlik aslında bir tür cevap gibiydi. Bir hayatın muhasebesi, bir insanın ardında bıraktığı izlerin yansımasıydı. Ama ne yazık ki hayatın sahnesi, oyuncularına her zaman en kalabalık alkışları vaat etmiyor. Gerçekler filmlerdekinden çok öte...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her adımı izlenir, her sözü manşet olurdu. Ama ne zaman ki perde kapandı, ne zaman ki o parlak ışıklar söndü; hayat ona başka bir yüzünü gösterdi. Gerçek yalnızlığı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeşilçam&#039;daki birçok isimle uzun yıllarca iletişimdeydim, neredeyse hepsinin hazin sonu böyleydi. Yıllardır diyorum, Yeşilçam ve Yeşilçam emektarı oyunculara sahip çıkmalıyız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hep diyorum: Amerikalılar Hollywood şehrini bir sinema endüstrisi haline getirirken, bizler ise 100 metrelik dar bir sokağımızın bile gün geçtikçe tarihin karanlık sayfalarına karışmasında pay sahibi olduk. Türk sinemasına yeni bir soluk, yeni bir serüven, yeni bir marka isim gerekiyor ya da Yeşilçam ismiyle devam etmeliyiz. Son 6-7 yıldır Türk dizileri özellikle Asya, Arap dünyası ve Güney amerika&#039;da yoğun ilgi görüyorken, uluslararası arenada Yeşilçam yani Greenpine ya da Anatoliawood tarzında yeni bir marka oluşturup Türk sinemasını endüstriyel bazda daha yüksek çıtalara ulaştırmalıyız. Geçtiğimiz günlerde hem Afrika hem de Arap ülkelerine gittim, inanır mısınız pekçok insan Türk sinema sektörü sayesinde Türkçe bile konuşuyordu... Sinema kültürü bir toplumun aynasıdır ve bunu ne denli yansıtabilirsek kimliğimizin de yansıtılmasını sağlayabiliriz. Geçmişimize sahip çıkarak yarınlara sağlam ayak basmalıyız. Son yıllarda Türk sineması, özgün hikayeler ve nitelikli prodüksiyonlarla tekrar canlanmışken bu fırsatı değerlendirip zamanın sinemasını günümüzle harmanlayıp bir marka kimliği oluşturmalıyız. Türk sineması, gelecekte daha da büyüme potansiyeline sahiptir. Bu, yetenekli genç yönetmenlerin ve oyuncuların desteklenmesi, özgün senaryoların teşvik edilmesi ve teknolojik gelişmelere ayak uydurulmasıyla mümkün olacaktır. Türk sineması, zengin kültürel mirasımızı dünya ile paylaşmanın bir yoludur ve bu yolculuk, hala devam etmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Thu, 03 Oct 2024 00:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomik kıştan bahara: Cüzdanlar ve vicdanlar...]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-kistan-bahara-cuzdanlar-ve-vicdanlar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ekonomik-kistan-bahara-cuzdanlar-ve-vicdanlar/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Son günlerde asgari ücret üzerine konuşulan rakamlar ve yüzdeler havada uçuşuyor. Ekonomik dalgalanmaların, fahiş kira artışlarının ve düşen alım gücünün gölgesinde geçen zorlu yılların ardından, bu yılın biraz daha iyimser bir tablo çizmesi hepimizi bir nebze olsun rahatlattı. Ancak ne üzücü ki, henüz asgari ücrete zam gelmeden, &quot;zam gelecek&quot; diye etiketleri değiştirenler yine sahneye çıktı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her bir yanı güzelliklerle bezeli destansı ülkemizin sokaklarına, marketlerine ve çarşısına baktığımda gördüğüm tabloyu sadece teknik bir terim olan &quot;enflasyon&quot; kelimesiyle açıklamak bazen yetersiz kalıyor. Çünkü işin içinde maalesef &quot;fırsatçılık&quot; gerçeği de var. Asgari ücrette ne denli iyileştirme yapılırsa yapılsın, bu fırsatçılık zinciri kırılmadığı sürece cebe giren para erimeye mahkûm oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomik sorunlar bir şekilde gelir geçer, rakamlar elbet düzelir. Peki ya toplumsal dayanışmamız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazılarımda sıkça dile getirdiğim &quot;fırsatçılık&quot; meselesi, ne yazık ki sadece raflardaki fiyatları değiştirmiyor; vicdanlardaki teraziyi de bozuyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomik iyileşme, sadece Ankara&#039;dan gelecek bir müjdeyle değil; bizim birbirimize, esnafın müşterisine, ev sahibinin kiracısına &quot;vicdan&quot; penceresinden bakmasıyla hızlanacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geleceğe dair umutlarımızı diri tutan gelişmeler de yok değil. Özellikle kira hususunda hayata geçirilen 500 bin konut projesi nedeniyle toplum adına umudum var. Eğer bu proje kapsamlı ve disiplinli bir şekilde yönetilirse, kanayan yaramız olan kira sorunu büyük ölçüde bertaraf edilebilir. Öte yandan, vatandaşın doğrudan cebine dokunan Tarım Kooperatif Marketleri konusunda ise açıkçası çok daha başarılı ve etkili bir çalışma beklerdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yetkililer bu kez birçok konuda ciddi çalışmalar yürütüldüğünün sinyallerini veriyor; umuyorum ki bu çabalar bu kez somut başarılarla taçlanır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zor bir yılı daha geride bırakıyoruz. Ama unutmayalım ki; en büyük zenginliğimiz banka hesaplarımızdaki rakamlar değil, zorluklar karşısında birbirimize uzattığımız eldir. Yeni yılda cüzdanlarımızdan önce, gönül zenginliğimizin artması dileğiyle...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kalın sağlıcakla&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 28 Dec 2025 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Buralardan giderken götürdüğümüz tek şey]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/buralardan-giderken-goturdugumuz-tek-sey/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/buralardan-giderken-goturdugumuz-tek-sey/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Yürürken, gözümün önüne bir anda bambaşka coğrafyalardan bambaşka kareler geldi...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çoğunuz bilir, sürekli Afrika&#039;ya gidiyorum. Hani o televizyonlarda &quot;belgesel&quot; diye izleyip geçtiğimiz, &quot;vah vah&quot; deyip kanal değiştirdiğimiz o uzak diyarlara...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oralardaki insanların evinde, bizim buradaki bir ayakkabının parası kadar bile eşya yok ama inanın bana; ülkemizdeki en lüks yaşama sahip kişilerde bile, onların gözündeki o huzuru, o mutluluğu görmedim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biz burada &quot;mutluluğu&quot; parayla satın almaya çalışıyoruz. Daha iyi bir telefon, daha yeni bir araba, daha şık bir ceket... Aldığımız anlık bir hazla mutlu olduğumuzu sanıyoruz. Peki o bir anda gelip geçen haz bitince dostlarım? Yine bir boşluk, yine bir koşturmaca... Ruhumuzdaki o boşluğu eşyalarla kapatmaya çalışıyoruz, ama o boşluk her aldığımızla daha da büyüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Afrika’da ise dünya tersine dönüyor sanki. Ufacık bir şekerin, bir çocuğun yüzünde yarattığı o kocaman tebessümü görseniz, &quot;Ben neyin peşindeyim?&quot; dersiniz. Hele ki açılan bir su kuyusundan ilk su fışkırdığında,&amp;nbsp; o insanların ellerini açıp dua edişini görseniz, &quot;Benim dert ettiklerim de dert miymiş?&quot; diye sorarsınız kendinize. Onların cepleri boş ama kalpleri o kadar dolu ki... Bizim ise evlerimiz eşya dolu ama kalplerimiz bazen ne yazık ki yeterince dolu değil...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son dönemde yaşadığım kayıplar, bana her zaman olduğu gibi yine o büyük gerçeği hatırlattı: Giderken yanımızda dünyalık hiçbir şey götüremiyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne o çok sevdiğimiz arabayı, ne bankadaki parayı, ne de binbir emekle kurduğumuz kariyeri...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Giderken götürebildiğimiz tek şey; ardımızda bıraktığımız &quot;İyi ki&quot;ler ve &quot;Allah razı olsun&quot;lar. Yani manevi heybemiz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir çocuğun başını okşadıysanız, bir hastanın ilacına vesile olduysanız ya da hiç tanımadığınız bir coğrafyada birinin susuzluğunu giderdiyseniz; işte bavulunuza koyabildiğiniz tek servet bu. Biliyorsunuz, mezar taşlarında &quot;Makamı buydu, serveti şuydu&quot; yazmıyor. Sadece &quot;Ruhuna Fatiha&quot; isteniyor. O Fatiha’yı okutacak olan da, bu dünyada yaptığımız iyiliklerdir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sebeple, hiç bitmeyen &quot;ihtiyaçlar listesi&quot;ne bir süre ara verelim, bir virgül koyalım. Alışveriş sepetine değil, gönül sepetine ne attığımıza bakalım...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesela etrafımıza bir bakalım; belki bir gülümsemeye ihtiyacı olan bir komşumuz, belki bir monta ihtiyacı olan bir çocuk, belki de sadece &quot;Nasılsın?&quot; denilmeyi bekleyen bir dostumuz vardır. İnanın bana; birinin yüzündeki tebessüme sebep olmanın verdiği huzuru, hiçbir marka size veremez.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesela bir düşünün dostlar; birçoğumuz başkalarının hayallerini inşa etmek, patronlarını memnun etmek için günde en az 9-10 saatimizi veriyoruz. Karşılığında elimize geçen ise çoğu zaman dünya telaşına ucu ucuna ancak yeten bir meblağ...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte bu haftaki yazımda asıl değinmek istediğim nokta da bu; binbir emekle kazandığımızı, geçici hevesler uğruna ziyan etmemiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa günün çok çok küçük bir dilimini bile maneviyata, iyiliğe, yani asıl gideceğimiz yere ayırırsak; kaynakların bize müjdelediği o muazzam mükâfata kavuşacağımıza inanıyorum. Fani olan için saatlerimizi, ömrümüzü harcarken; baki olan için dakikalarımızı ziyan etmesek keşke...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son olarak şunu demek isterim: Afrika’nın tozlu yollarından, İstanbul’un ışıltılı caddelerine bakınca gördüğüm en net gerçek bu: Eşya eskir, para biter; ama iyilik, bir yerlerde bir şekilde sonsuzlukta mutlaka yankılanır...&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 18 Jan 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emeklilik ikramiyesi değil, gelecek inşası (2)]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/emeklilik-ikramiyesi-degil-gelecek-insasi-2/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/emeklilik-ikramiyesi-degil-gelecek-insasi-2/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Yıllardır Afrika&#039;ya giderim. Her gidişimde karşılaştığım manzara beni hem etkiler hem de derin bir hüzne boğar. Her tarafta alabildiğine tozlu toprak sahalar ve o sahalarda eski püskü bir topun peşinde, deyim yerindeyse ölümüne koşan çocuklar var...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Afrika&#039;da hayat, bir hayatta kalma mücadelesidir. Oralarda insanlar 10 m² evlerde kalabalık şekilde yaşıyor. Bu evlerde kap kacaklar, yataklar, yiyecekler, eşyalar; her şey bir arada. Evler genellikle çalı, çırpı ve yapraklarla yapılıyor. İşte bu yüzden o çocuklar için futbol bir eğlenceden ziyade bir kurtuluş biletidir. Kendilerini, ailelerini ve hatta yaşadıkları bölgeyi o derin yoksulluktan çekip alacak tek halattır futbol.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Empati kuralım: Penceresiz, tabanı toprak, gündüz bile kapkaranlık olan; ülkemizdeki çocuk odalarının yarısı kadar evlerde nasıl bir hayal kurabiliriz? Sabahtan akşama kadar var güçleriyle top oynuyorlar ve keşfedilmeyi bekliyorlar...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Harçlıklarını biriktirip bütçelerini zorlayan internet kafelere koşuyorlar. Kimdir, nedir demeden buldukları her spor kulübüne, her menajere yazıyorlar. Bir &quot;merhamet eli&quot;, bir &quot;şans kapısı&quot; arıyorlar. Ne üzücü ki paralarını internet kafeye boş yere kaptırmanın hüznüyle eve dönüyorlar...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lolipop dağıtımlarında bile yüzlerce insanın biriktiği, insanlığın zor sınavlar verdiği bir coğrafyadan bahsediyoruz. Orada günde 2-3 defa duş almama rağmen üzerimden çamur aktığı, hediye edilen bayramlık kıyafetlerin sene boyunca her gün giyildiği bir yokluktan bahsediyoruz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eminönü’nden Esenler’e, Kasımpaşa’dan Kadıköy’e kadar İstanbul&#039;un her yerinde bu insanlara rastlarsınız. Bunların arasında futbolcu olma hayaliyle varını yoğunu satıp borç harç gelenler o kadar çok ki... Ne yazık ki hedefleri hayallerinin, hayatları ise gerçeklerin çok uzağında kalıyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa beğenilmeyen çocukların bazılarının hikâyesi, Türk futbolunun kapsamlı bir yenilikten geçmesi gerektiğinin en büyük kanıtıdır. Çünkü &quot;keşkeler&quot; tarihimiz; Türk kulüplerinin kapısından dönüp dünya yıldızı olan isimlerle doludur...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Samuel Eto&#039;o, Stephen Appiah, Didier Drogba gibi yıldızlar Türk kulüplerine önerilmelerine rağmen deyimi yerindeyse yüzlerine bile bakılmadı; ama günün sonunda büyük rakamlara Türkiye&#039;ye geldiler...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dünya devlerinde oynayıp da zamanında bize önerilen futbolcular da çok: Kolo Toure, Mohamed Salah, Sadio Mane... Liste uzayıp gidiyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta Osimhen... Osimhen bile henüz çocuk yaşlarda Türkiye&#039;deki kulüplere önerilmiş...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yıllardır derim: Afrika, Türk futbolu için bir pazar değil, bereketli bir tarladır. Ama biz o tarlaya tohum ekmek yerine, başkasının ektiği ve on katı fiyata sattığı meyveyi almaya çalışıyoruz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün Süper Lig’e gelen &quot;ortalama&quot; bir yabancı yıldıza verilen bir yıllık maaşla Afrika’nın kalbinde; Gana’da, Senegal’de, Kenya&#039;da, Uganda&#039;da ya da Nijerya’da tam teşekküllü bir &quot;Türk Futbol Akademisi&quot; kurulur. Evet, yanlış duymadınız. Bir kişinin maaşıyla; yüzlerce yeteneği eğitecek, barındıracak ve geleceğe hazırlayacak bir sistem inşa edilebilir...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Afrika&#039;da, birçok ülkenin aksine bizlere karşı büyük bir sempati var. Değerlendirebilirsek muazzam olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her transfer döneminde, Avrupa&#039;nın ya da Güney Amerika&#039;nın tarih olmak üzere olan isimlerine milyon eurolar dökmeyi marifet sanıyoruz. Oysa bu savurganlığın faturası her zaman ağır oluyor: İflasın eşiğindeki kulüpler, heba edilmiş yarınlar ve sahada aidiyetten uzak vakit geçiren şahıslar...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Benim hayalimdeki Türk futbolu; 35 yaşındaki yıldıza servet ödeyen değil, 15 yaşındaki yeteneği Afrika&#039;nın o tozlu sahasında bulup kendi tesislerinde işleyerek dünya futboluna sunan bir yapıdır...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Batı bunu yıllardır yapıyor. Fransa, Belçika, Portekiz gidip o çocukları 10-12 yaşında keşfediyor, kendi sistemine entegre ederek parlatıyor ve sonra da &quot;yıldız&quot; etiketiyle satıyor. Biz ise işin kolayına kaçıyoruz. Oysa futbol masada ya da plazalarda değil, toprak sahalarda kazanılır...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 11 Jan 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Futbol endüstrisi: Emeklilik ikramiyesi değil, gelecek inşası (1)]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/futbol-endustrisi-emeklilik-ikramiyesi-degil-gelecek-insasi-1/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/futbol-endustrisi-emeklilik-ikramiyesi-degil-gelecek-insasi-1/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Birçoğu buna &quot;transfer başarısı&quot; diyor, oysa bu düpedüz Türk futbolunun geleceğine set koyuluyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilenleriniz vardır, 11-12 yıl önce o dönem Doğan Medya bünyesinde bulunan Vatan&#039;da spor yazarıydım. Milliyet&#039;te de spor yazılarımı okuyanlar elbette çoktur. Yazılarım halen internette duruyordur, müsait zamanda okuyabilirsiniz.&amp;nbsp; Şahsi sitemde de bulabilirsiniz yazı linklerini. O yıllarda Anadolu&#039;da tesisleşmeyi ve Afrika&#039;da şubeleşmeyi resmen yalvara yakara dile getirmiştim. Bugün baktığımda ne üzücü ki yerinde sayıyoruz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Milyon euroların, astronomik bonservislerin havada uçuştuğu bu düzen sürdürülebilir değil. Kulüplerimiz yaşı çok ilerlemiş futbolcular için deyimi yerindeyse adeta &quot;emeklilik ikramiyesi&quot; dağıtıyor gibi oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşı 35’e dayanmış, Avrupa’da pazarını büyük oranda kaybetmiş isimlere servet dökmek, günü kurtarmaktan başka neye yarıyor? Metin&#039;leri, Feyyaz&#039;ları, Tanju&#039;ları, o efsane spor havasını arıyorsak, bunu parayla satın alamayız; ancak inşa edebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkındasınızdır, Arap ülkelerine gitmek istemeyip de Avrupa&#039;da kalıp para kazanmak isteyenlerin de uğrak mekanı olduk...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çözüm aslında çok da uzakta değil; formül net: Tüketen değil, üreten bir yapı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun ilk ayağı Türkiye&#039;de tesisleşme ve altyapı. Gözümüzü hep dışarıya diktik ama asıl cevherler burnumuzun dibinde. Anadolu&#039;nun dört bir yanını, Bingöl&#039;ü, Trabzon&#039;u, Adana&#039;yı, İzmir&#039;i kısacası tüm illerimizi daha kapsamlı bir profesyonel yaklaşımla modern tesislerle donatıp, kendi evlatlarımıza o imkanı neden sunmuyoruz?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Milli takımımızda kaliteli ayaklar var, bu konuda tüm ülkece hemfikirizdir. Peki yıldız isimlere baktığımızda Arda dışında kaç tanesi Türk altyapısı etiketli? Milli takımın Arda hariç en gözde oyuncularının hepsi Avrupa&#039;dan çıkma...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tesisleşme dışında eleme sistemi de çok yanlış. Göstermelik ya da tek atımlık seçmelerin devri artık kapanmalı. Bunun yerine, geniş kitlelere yayılan kapsamlı tarama kampları sistemine geçmeliyiz. Bir genci, sadece o günkü performansıyla yargılamak büyük bir haksızlık. O gün sakat olabilir, hasta olabilir ya da morali bozuk olabilir. Dahası, heyecanlı olabilir. Kulüplerimizde yaygın olan &#039;heyecan&#039; ön yargısını da kırmamız şart. Genç bir çocuk heyecanlanıyor diye, &#039;Burada eli ayağı titreyen, maçta ne yapar?&#039; diyerek üzerini çizmemeliyiz. Unutmayalım ki; tecrübe zamanla kazanılır, heyecan zamanla yatışır. Ancak yetenek harcanırsa geri gelmez. Eğer gerçek bir hedefimiz varsa, anahtar kelimemiz &#039;elemek&#039; değil, &#039;sabırla kazanmak&#039; olmalıdır.&quot;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Artık taraftara oynayan değil, geleceğe oynayan bir akla ihtiyacımız var. Yaşlı futbolculara para akıtma devri kapanmalı, &quot;scout&quot; ve &quot;tesisleşme&quot; devri başlamalıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gençlerimize gerçekten inandığımızda, sabrın meyvesini 3-5 senede nasıl topladığımızı tarih bize zamanında altın harflerle göstermişti. Hatırlayalım; Galatasaray&#039;ın o destansı UEFA şampiyonluğunda maçlarda sahada kaç yabancı vardı? Marcio ve Bruno&#039;dan pek yararlanılmadı onları saymazsak; sadece Hagi, Popescu, Taffarel ve Capone...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İskeletin geri kalanı, bu toprakların, Anadolu&#039;nun çocuklarıydı. Demek ki bu coğrafyada ne cevherler ne yiğitler var; yeter ki o tozu silecek, o ışığı görecek birileri çıksın...&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeter ki günü kurtarmayı değil, geleceği kurgulamayı seçelim. Tesadüflere ya da hızlı amaçlara değil, akla ve bilime dayalı; planlı ve düzenli bir sisteme geçildiğinde, her yıl uluslararası arenada ülkemizin bayrağını dalgalandıracak şampiyonların çıkmaması için hiçbir neden yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun için daha kapsamlı nitelikte profesyonel yaklaşım ve tesisleşme şart...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düşündüm de, Tanju Çolak’ları, Metin Oktay’ları, Rıdvan Dilmen&#039;leri ve o efsane Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünü keşfeden futbol aklı nerede Allah aşkına? Onlara çok ihtiyacımız var...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nasipse, önümüzdeki hafta bu yazı dizisine, Afrika’da şubeleşme ve keşif başlığıyla devam edeceğiz. Kalın sağlıcakla&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 04 Jan 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Afrika&#039;dan geriye kalanlar]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/afrikadan-geriye-kalanlar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/afrikadan-geriye-kalanlar/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Kenya ve Uganda&#039;da bu yıl da çok üzücü hatıralar biriktirdim.
İnsanlar açlıkla inanılmaz bir şekilde mücadele ediyor.
Türkiye&#039;de 30 dakikada bir gündem değişiyor ama orada insanların tek gündemi var; hayatta
kalabilmek...
Beni sosyal medyadan takip eden okurlarımız paylaştığım videoları gördüyse, evlerin ne denli
içler acısı olduğunu fark etmişlerdir.
Halk açlık içinde. İnsanların kıyafetleri yırtık, çoğunun ayağında ayakkabı bile yok. 10 M2
evlerde yaşıyorlar, dışarısı hep toz olduğundan evin içinde yemek yapıyorlar, duvarlar
dumandan siyah; kap kacak, yiyecekler, yataklar, eşyalar hepsi 10 M2 evde bir arada.
Duvarlar dediğim yıkık dökük kerpiç tarzı...
Akşam 6&#039;dan sonra kapkaranlığa mahrum kalıyorlar, zira ışık yok...
Kilometrelerce yürüyüp bidonlarla taşıdıkları çamurlu suyu içiyorlar...
Kullandıkları suları tekrar tekrar kullanıyorlar...
Bizde bayram eski bayram değil fakat onlar için halen bayram, çünkü bayramdan bayrama et
yiyorlar ve bayramdan bayrama kıyafetleri oluyor...
Gördüğüm manzaraları anlatmaya kelimeler bile çaresiz...
Halk ve yetkililer arasında çok sorun var eski bir yazımda biraz değinmiştim.
Bu arada, haberlerden görmüşsünüzdür Kenya halkı yüksek vergiler nedeniyle ayaklandı...
Biz 5 gün önce döndüğümüz esnada protestolar hafif seviyedeydi fakat 2-3 gündür ciddi
anlamda hararetlendi, insanların vefat ettiği haberleri geliyor...
Dilerim sokaklar daha fazla hareketlenmeden, demokrasi ışığında Kenya halkının talebi yerine
getirilir ve olaylar daha fazla büyümez...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
* * *&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son zamanlarda ülkemizde yapılan vergilendirme olaylarının halka yansıtılması çok üzücü.
Evet kabul ediyorum bazı acı gerçekler var ama politika bu şekilde olmamalı...
Zaten toplum fazlasıyla kemer sıkmış, ekonomik sorunlarla boğuşurken şimdi yeni vergilerle
daha fazla zorluklarla karşı karşıya kalabilir.
Vergi affına uğrayan şirketlerin faaliyetleri incelenirse oralarda önemli oranda vergi kaynağı
oluşabilir...
Ve tabii Yüksek gelir elde edip de vergi konusunda farklı yöntemler uygulayanlar hassasiyetle
tespit edilip üzerlerine gidilmelidir...
Halk ciddi anlamda zorlanıyor, odak noktası özellikle yüksek gelir elde edenler olmalı...
Gelir oranına endeksli vergileme gelmeli, birçok ülke uyguluyor ve başarılı oluyor...
Ne yapılacaksa adil ve hakkaniyetli şekilde yapılması temennimdir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* * *&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu hafta öne çıkanlar kısmında Avrupa Yetim Derneği&#039;ne değinmek isterim.
Birkaç gurbetçinin bir araya gelerek kurduğu bu uluslararası STK dünya çapında faaliyetler
yaparak dünyanın birçok yerinde ihtiyaç sahipleriyle hayırseverleri buluşturuyor. Bazı
projelerinde kendileriyle beraber hareket ettim ve ihtiyaç sahibi insanların mutluluğuna bizzat şahit oldum. Afrika&#039;ya da kendileriyle gittim ve Afrika&#039;da birçok proje yürüttük. Yakın zamanda
hayırlısıyla yeni bir proje yapacağız kendileriyle.
Kendilerine sizlerin nezdinizde teşekkür ederim.
&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sat, 29 Jun 2024 03:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>