<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr]]></link>
<description><![CDATA[Son 25 Rss Beslemesi - Analiz Gazetesi]]></description>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<item>
<title><![CDATA[Asıl kahraman Penelope'nin sessiz direnişi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/asil-kahraman-penelopenin-sessiz-direnisi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/asil-kahraman-penelopenin-sessiz-direnisi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Odyssey Destanın görünmeyen kahramanı: Penelope&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Odyssey filmi ile ilgili birçok eleştiri yapıldı: Çekimler, oyunculuklar, kostümler, filmin uyarlama olması ama buna rağmen farklı anlatımlar nedeniyle belgesel tadı taşıması gerektiğine dair görüşler&amp;hellip; Bunlar gibi pek çok eleştiriden ziyade daha farklı bir konuya değinmek istiyorum: Ben bu filmi izlerden asıl kahramanın Odysseus’un değil, Penelope’nin sessiz direnişi olduğunu düşündüm.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beklemek gerçekten pasif bir eylem miydi? Penelope, sarayını ve iradesini koruyarak kendi mücadelesini de vermiyor muydu? Çünkü bazen en büyük mücadele, bir savaş meydanında değil de beklemeye zorlandığın bir hayatta, kendi iradeni koruyabilmekti ve sadakat hem teslimiyet hem de bilinçli bir tercih, değil miydi?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açıkçası filmi izlerken bu sorular kafamda dönüp duruyordu ve Nolan’ın, destanda yer alan kültürün cinsiyet mantığını nasıl ele alacağını merak ediyordum. Gündüz dokunan ve gece sökülen bir kefenin ona zaman kazandırması, lâkin, yine de 20 yıl boyunca kralsız da olsa, o tahtta onun oturmasına rağmen ülkenin yönetiminde söz sahibi olamaması ve evliliğe zorlanması da eril düzenin bir göstergesiydi. Filmde bu isyanı Penelope’nin ağzından duyuyoruz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu pasif(!) direniş, her ne kadar erteleme ya da zaman kazanma ile tanımlanmış olsa da kesinlikle bir ayakta kalma mücadelesiydi. Penelope pasif değildi; destanın üzerine kurulduğu, tüm yapıyı ayakta tutan kişiydi. Penelope olmasaydı, Odysseus’un eve dönüşünü önemli kılan hiçbir anlam ve neden de olmayacaktı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;NordArt 2027 başvuruları açıldı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sanatın sınır tanımadığı buluşmalardan biri olan NordArt, yeni başvuru çağrısıyla bir kez daha dünyanın dört bir yanından sanatçılara kapılarını açıyor. Avrupa&#039;nın en büyük çağdaş sanat organizasyonlarından biri olan NordArt, 2027 sergisi için uluslararası sanatçı başvurularını kabul etmeye başladı. Sanat üretimini uluslararası platforma taşımak isteyen sanatçılar için önemli bir fırsat sunan organizasyona başvurular 31 Ekim 2026 tarihine kadar devam edecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugüne kadar birçok Türk sanatçının da yer aldığı NordArt, Deniz Gökduman, Şahin Çelikten, Hatice Barbaros, Kemal Tufan, Ayla Turan, Zuhal Baysar, Erdil Yaşaroğlu, Server Demirtaş, Aynur Önürmen ve Nur Aydın Evrensel gibi isimleri uluslararası sanat kamuoyuyla buluşturdu. Kim bilir, belki gelecek yıl bu listeye yeni bir Türk sanatçının adı daha eklenir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çocukların dünyasına açılan üç güçlü pencere&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kronik Yayınları’nın temmuz ayı seçkisinde yer alan bu üç kitap, birbirinden tamamen farklı hikâyeler anlatsa da ortak bir noktada buluşuyor: Çocukların duygularını ciddiye alıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“İskelet Zeytin&#039;in Muhteşem Planı”, dostluk, empati ve haksızlığa karşı durma gibi temaları mizahi bir dille işlerken iyi ve kötü ayrımını ve doğru olanın yanında durmayı anlatıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pervin Atamert’in kaleme aldığı “Kim Tutuyor Şu Makası?” adlı çocuk kitabı ise bağ kurmak üzerine düşündüren, empati, dayanışma ve doğaya saygı temaları ile çocuklara duygusal farkındalık kazandırıyor. Berk Öztürk’ün çizimleri ile de metnin duygusu güçleniyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Porsuk ve Büyük Yardım”, özellikle okul öncesi ve ilk okul yıllarındaki çocuklar için dostluk, dayanışma ve iş birliğinin önemini anlatan zarif bir hikâye.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Arhavi, 52. kez kültür ve sanatla buluşuyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu satırları da tam Arhavi&#039;den yazıyorum. Festival hazırlıklarının başladığı sokaklarda dolaşırken, yaz aylarının en güzel anılarından biri olan Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali&#039;nin getirdiği heyecanı görmek ayrı bir mutluluk. Çocukluğumun anılarıyla iç içe geçen bu festival, bu yıl yine müzikle, sanatla ve binlerce insanın buluşmasıyla bu şirin sahil ilçesine 52. kez hayat verecek. Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, 20-23 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Kazım Koyuncu: Yarım Kalan” beyazperdeye taşınıyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karadeniz&#039;in unutulmaz sesi Kazım Koyuncu&#039;nun yaşamı ilk kez beyazperdeye taşınıyor. Özcan Alper&#039;in yönetmenliğini üstlendiği, Cem Yiğit Üzümoğlu&#039;nun başrolde yer aldığı ve güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çeken “Kazım Koyuncu: Yarım Kalan”, 1 Ocak&#039;ta vizyona girecek. Ağustos ayında İstanbul ve Doğu Karadeniz&#039;in farklı bölgelerinde gerçekleştirilecek çekimler için hazırlıklar sürüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karadeniz&#039;in sesi “Şair Ceketli Çocuk”, bu kez sadece şarkılarıyla değil, hikâyesiyle de yeni kuşaklara ulaşacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 28 Jul 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gece, Işık ve Hikâyeler]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/gece-isik-ve-hikayeler/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/gece-isik-ve-hikayeler/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Müzeler ışıklarıyla yeniden hayat bulacak, yıldızlar parlayacak, sinema salonları karanlığın içinde yeni dünyalar sunarken, kitaplar ise dönüş yolunda ya da belki de evinizde size eşlik edecek&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hazır mısınız? Bu hafta rotamızı gecenin kültürüne çeviriyoruz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güneş battığında müzeler yeniden canlanıyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaz akşamlarını kültürle buluşturmak, müzeleri bambaşka bir atmosferde deneyimlemek isteyenler için Gece Müzeciliği, kültür rotası adına farklı bir alternatif sunuyor. 1 Ekim 2026 tarihine dek birçok müze ve örenyeri standart ziyaret saatlerinin ardından kapılarını tekrar açıyor. Sadece İstanbul değil; Antalya, Aydın, Adıyaman, Gaziantep ve Bitlis gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinde yer alan 20 müze ve örenyeri akşam saatlerinde de ziyaretçilerini ağırlıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul durakları arasında İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi ve İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi öne çıkıyor. Topkapı Sarayı ise Milli Saraylar bünyesinde yer aldığı için belirli dönemlerde düzenlenen gece ziyaretleri kapsamında misafirlerini ağırlayabiliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Müze ve örenyerlerine ilişkin güncel ziyaret bilgileri Kültür ve Turizm Bakanlığı&#039;nın resmî internet sitesi muze.gov.tr üzerinden takip edilebiliyor. Eğer ilk kez gece müzesi gezecekseniz, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ya da Galata Kulesi iyi bir başlangıç olabilir. Belki aynı eser, gece ışığında size bambaşka bir hikâye anlatır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Işıkla anlatılan bir hikâye&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı hikâyeler perde açıldığında başlar, bazıları ise hava karardıktan sonra&amp;hellip; Astra Lumina, ikinci sezonuyla ziyaretçilerini yıldızların peşinden ilerleyen görsel bir anlatının içine, masalsı bir geceye davet ediyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ziyaretçilerinin yürüyerek parçası olduğu bu gece yürüyüşü, dijital sanat, ışık tasarımı ve doğayı bir araya getiren deneyim odaklı büyüleyici bir atmosfer sunuyor. 1,1 kilometrelik orman parkurunda ışık, ses, projeksiyon ve hikâye anlatımıyla ilerleyen dokuz tematik bölümden oluşuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İzlenen değil; adım adım deneyimlenen bu hikâye, yıldızların peşinden ilerleyen görsel bir anlatının parçası olmamı sağladı. Yıldızların gizemini keşfetmek bu haftanın en etkileyici ve unutulmaz deneyimlerden biriydi. Bu arada yıldızların altında bol bol dilek dilemeyi ihmal etmedim. Siz de yolunuzu Astra Lumina’ya düşürürseniz, bu fırsatı değerlendirmeyi unutmayın!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İfşa Günü&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazen bir filmden etkilenirsiniz ama neden etkilendiğinizi tam olarak anlatamazsınız. Benim için Disclosure Day (İfşa Günü) filmi de böyle bir filmdi. Yalnızca uzaylı yaşamı üzerine değil; insanlık, inanç, teknoloji ve gerçeği arayış üzerine düşündüren bu katmanlı anlatıyı izledikten sonra benim gibi bir süre daha düşünmeye devam etmek isteyen okurlar için bir önerim var: Mehmet Erduğan’ın “Dinleyin: Bilimkurgunun Yeni Vahiyleri” başlıklı yazısını okuduğumda, zihnimde dolaşan birçok düşüncenin satırlara döküldüğünü hissettim. Elbette aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz ama filmi farklı bir perspektiften değerlendirmek isterseniz bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Ancak dikkat (!) içerik fazlasıyla spoiler içermektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oyuncak Hikâyesi 5&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yıllardır dostluk, büyümek ve vedalaşmak üzerine unutulmaz hikâyeler anlatan Oyuncak Hikâyesi serisi, beşinci filminde bu kez dijital çağın çocukluğunu odağına alıyor.&amp;nbsp; Hem çocuklara keyifli bir macera sunuyor hem de yetişkinlere nostaljik bir yolculuk vadediyor. Özellikle seriyi yıllardır takip edenler için, değişen dünyada dostluk ve aidiyet üzerine sıcak bir hikâye izlemek isteyenlere önerilebilir. Oyuncak Hikâyesi 5&#039;in en güçlü yanı ise teknolojiyi suçlamak yerine bize şu soruyu sordurması: Çocukluğun büyüsü gerçekten kayboluyor mu, yoksa sadece şekil mi değiştiriyor? Siz ne dersiniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Can Yayınları temmuz seçkisini duyurdu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Can Yayınları temmuz ayı yayın programında Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ve dünya edebiyatının güçlü kalemlerinden George Orwell, bu ay okurla buluşturacağı eserler arasında yer alıyor. Modern Türk öykücülüğünün öncü isimlerinden Sait Faik Abasıyanık&#039;ın Kumpanya ve Az Şekerli adlı eserleri ile George Orwell&#039;in Bir Fili Vurmak adlı deneme kitabı, Celâl Üster çevirisiyle okurla buluşuyor. Kitapta Orwell&#039;in 1920&#039;lerin sonundan 1940&#039;lara uzanan dönemde kaleme aldığı otuz seçilmiş deneme yer alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Jul 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Merhaba sanat, merhaba Salı!]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/merhaba-sanat-merhaba-sali/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/merhaba-sanat-merhaba-sali/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Pazartesi sendromu geride kalmış, hafta ortasının biraz gerisinde ve hafta sonuna hâlâ vakit varken ruhumuza nefes aldıracak, belki biraz da olsa bizi günlük kaygılardan uzaklaştıracak bir durak aramaktaydım. İşte bu köşe, o aradığımız durak olmak için bugün kapılarını açıyor. Bundan böyle her Salı, hayatın karmaşasından biraz uzaklaşmak ve paralel evrenlerde huzur bulmak için burada buluşuyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben İpek Kocaman. Sanatın iyileştirici gücüne, hatta kendi adıma yazmanın iyileştirici gücüne, başkalarının hayatlarına dokunmanın mucizesine inanan biriyim. Bu tutkum beni bugüne kadar dört roman yazmaya götürdü. Bu köşede ise amacım, sanatın birleştirici bağını kelimelerle aktararak sizinle ortak bir his paylaşmak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umarım bu köşe, edebiyattan sinemaya, tiyatrodan sergilere uzanan bir yolculukta, kültür ve sanatın hayatımıza kattığı zenginliği birlikte paylaşacağımız keyifli bir buluşma noktası olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;+++++++&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Backrooms, tekinsiz sarı odalar labirenti&amp;hellip;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kane Parsons’ın YouTube evreninden yarattığı viral, sinemaya uyarlandı. Sosyal medyanın da etkisiyle fazlasıyla dikkat çeken bu film, psikoloji, gizem ve korku sevenler için ilgi çekici olabilir ancak aksiyon seviyorsanız sıkıcı gelebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmi, “Bu hikâye nereye bağlanacak?” sorusuyla dikkatle izledim. Psikolojik yönüyle beni etkiledi ancak ilk yarının ağır ilerleyen temposu sabır gerektiriyor. Psikolojik atmosferin yarattığı tekinsizlik hissini seviyorsanız Backrooms farklı bir deneyim sunabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;++++++&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Duygu Asena Roman Ödülü sahibini buldu&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçtiğimiz hafta öne çıkan gelişmelerden biri, Duygu Asena Roman Ödülü&#039;nün Nazlı Doğan Özsöz&#039;ün Yüreğin Kabarmış romanına verilmesi oldu. Kadınlık deneyimini ve kuşaklar arası travmaları merkeze alan bu eser, şimdiden merak uyandırıyor. Okuma listeme eklediğim kitaplardan biri oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;++++++&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İtalyan Ulusal Sineması&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;VBKY’nin sanat kitaplığı, Pierre Sorlin imzasını taşıyan “İtalyan Ulusal Sineması” ile genişlemeye devam ediyor. Kitapta, İtalyan sinemasına ilişkin kapsamlı bir filmografinin yanı sıra zengin bir kaynakçaya da yer verilerek, konuyla ilgilenen araştırmacılar ve sinema meraklıları için&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;başvurulabilecek nitelikli bir referans kaynağı oluşturuluyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;+++++++++&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Don Quixote Müzikali&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çolpan İlhan &amp;amp; Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment ortak yapımı Don Quixote Müzikali, 16 Temmuz&#039;da ilk kez Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu&#039;nda sahnelenecek. Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay&#039;ın başrollerini paylaştığı yapım, güçlü rejisi, canlı orkestrası ve görkemli sahne diliyle Harbiye Açıkhava&#039;nın bu yaz dikkat çeken tiyatro buluşmalarından biri olacak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;+++++&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yitik Bir Kadın&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Willa Cather&#039;ın ilk kez 1923&#039;te yayımlanan ünlü romanı Yitik Bir Kadın, Batı Amerika’daki bir kasabada, kendisinden yaşça büyük emekli bir demiryolu müteahhidiyle evli olan Marian Forrester’ın hayatını odağına alıyor. Roman, kocasının ölümünün ardından yalnız kalan bu yaşama bağlı kadının saygınlığını kaybedip giderek gözden düşüşünü çarpıcı bir dille aktarıyor. Bu kitap, önümüzdeki ay “Can Yayınları” tarafından yayımlanacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Jul 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>