<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr]]></link>
<description><![CDATA[Son 25 Rss Beslemesi - Analiz Gazetesi]]></description>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<item>
<title><![CDATA[İsrail'in hoyratlığı "Batı"nın sonunu…]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/israilin-hoyratligi-batinin-sonunu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/israilin-hoyratligi-batinin-sonunu/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;İsrail’in önceki gün başkent Beyrut dâhil Lübnan’ın güney bölgelerine yönelik başlattığı hava saldırılarında yaklaşık 600 kişi yaşamını yitirirken iki bine yakın kişi de yaralandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yüzbinlerce kişi İsrail’in saldırılarından kurtulmak için evlerini terk edip kuzeye doğru kaçmaya başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten ciddi ekonomik sorunlarla boğuşan ülkede tam bir kaos durumu ortaya çıktı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi tüm dünya, İsrail’in bu saldırganlığının, savaş ve kaos durumunun nerede, ne zaman ve nasıl sona ereceğini tartışıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı tartışma 7 Ekim saldırıları sonrasında İsrail’in Hamas’a yönelik saldırılara başlamasıyla da yaşanmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail önce “Hamas’ı vuruyorum” diye Gazze’ye yönelik büyük hava saldırısı başlattı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kent yerle bir edildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ardından karadan Gazze’ye girip kenti işgal etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonrasında Batı Şeria’ya yöneldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynısını burada da yaptı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra diğer Filistin kentleri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail bir yıl içinde Filistin topraklarının büyük bir kısmını işgal etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan 42 binden fazla Filistinliyi katledip yaklaşık 2 milyon insanı topraklarından koparttı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşgal ettiği topraklara bir milyona yakın İsrailliyi yerleştirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunlar olurken güya “insan hakları, demokrasi ve özgürlük” gibi “değerler dünyası”nı temsil eden “batı dünyası” sus pus oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta başta ABD olmak üzere bu batı dünyasının önde gelen ülkelerinin önemli bölümü bu kıyıma, soykırıma açıktan destek verdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İslam coğrafyasından yükselen cılız seslerin herhangi bir etkisi olmazken İsrail’in bu saldırganlığına karşı en yüksek tepkiyi dillendiren Türkiye’nin çabaları da İsrail’i durdurmaya yetmedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En nihayetinde İsrail, Filistin’den sonra şimdi de Lübnan’a yönelmiş oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi İsrail’in yeni hedefinin ne olduğu tartışmaları yapılıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kişisel kanaatim İsrail’in, Lübnan ile ilgili hedefinin bu ülkeyi işgal etmekten ziyade Filistin işgalini kalıcılaştırmaya yönelik bir plan çerçevesinde hareket ettiği yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belirttiğimiz gibi İsrail, Filistin’in önemli bir bölümünü işgal etti ve başta Hamas olmak üzere direniş gruplarının büyük çoğunluğa ağır darbeler vurdu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi yapmaya çalıştığı, Hizbullah’ı da kendisi için tehdit olmaktan çıkarmak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hedeflerinden birinin Lübnan’ın en önemli su kaynaklarından biri olan Litani nehrinin kontrolünü ele geçirmek olması da muhtemel.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak Lübnan’a yönelik topyekûn bir işgal hareketine girişeceğini zannetmiyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani İsrail’in yakın vade için öncelikli hedefi, Filistin işgalini kalıcılaştırmak ve buna yönelik kendince tehdit olarak gördüğü unsurları devreden çıkarmak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail, bu amacına ulaşmak için uluslararası koşulların ve jeopolitik unsurların kendisi fırsat olduğunu düşünüyor ve bu hedefine ulaşmak için gözünü karartmış gibi görünüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada dikkat çekmek istediğimiz husus da tam da bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani İsrail’in gözünü karartmışlığı ve hoyratlığı ile jeopolitik durumun ve uluslararası koşulların kendisi için uygunluğu meselesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dikkat edilecek olursa İsrail, Lübnan’a yönelik saldırıyı New York’ta başlayan BM 79. Genel Kurul görüşmelerinin hemen öncesinde başlattı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Normalde bir ülkenin böylesine uluslararası hukuku hiçe sayan bir saldırganlığa girişmeden önce uluslararası toplumun tepkisini çok çekmemek için en azından bu zirvenin sona ermesini beklemesi beklenir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama İsrail öyle yapmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tam aksine zirveden önce saldırıyı başlattı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail, Gazze saldırısıyla zaten uluslararası sistemin tepkisini önemli ölçüde test etmiş ve bu tepkisizlikten cesaret alarak saldırganlığını soykırım boyutuna taşıyıp sürdürmüştü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi bir adım daha ileri taşıyıp “BM zirvesinde kimin ne söyleyeceği varsa buyursun söylesin bakalım” tavrı yapıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen bu zirveden de İsrail aleyhine hiçbir şey çıkmayacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve İsrail bundan cesaret alarak Filistin ve Lübnan’a dair ve hatta tüm bölgeye dair her türlü planını hayata geçirmeye çalışacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uluslararası düzen ve onun “öncü gücü” “batı bloku” epey süredir insanlığı vicdanıyla ilgili sınamalardan büyük yaralar alarak geçiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak bu yaraların hiçbiri son bir yılda İsrail’in açtığı yaralar kadar büyük olmamıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uluslararası sistem insanlığın vicdanında bu kadar büyük yaralar açarak çok uzun süre varlığını sürdüremez.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve bu sistem çöküp her ülke kendi başının çaresine bakar hale getirse -ki batı dünyasındaki aşırı milliyetçi akımların giderek daha fazla güç kazanması bunun işareti- batının ve küresel sistemin desteğinden yoksun İsrail bu bölgede uzun süre yaşayamaz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Sep 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kuzey Irak seçimleri, bölge üzerindeki oyunlar ve Türkiye'nin planı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/kuzey-irak-secimleri-bolge-uzerindeki-oyunlar-ve-turkiyenin-plani/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/kuzey-irak-secimleri-bolge-uzerindeki-oyunlar-ve-turkiyenin-plani/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Federal bölgeyi oluşturan Erbil, Süleymaniye ve Duhok ile Halepçe kentlerinde yapılan seçimlerde parti ve adaylar 5’i etnik ve dini azınlıklara ayrılan kota olmak üzere 100 sandalye için yarıştı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçtiğimiz Pazar günü yapılan ve 2 milyon 899 bin 578 seçmenin oy kullanma hakkının bulunduğu seçimlerde 2 milyon 87 bin 972 kişi oy kullanırken, katılım oranı beklentilerin çok üzerinde yüzde 72 olarak gerçekleşti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2018’de yapılan seçimlerde katılım oranı yüzde 30’lar düzeyinde kalmıştı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu’nun resmi olmayan sonuçlarına göre sonuçlara göre Barzanilerin KDP’si yüzde 44 oy oranıyla 39 sandalye kazanırken, Talabanilerin KYB’si yüzde 22 oy oranıyla 23 sandalye elde etti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KYB’den ayrılan bir grup tarafından kurulan ve ilk kez seçime katılan Yeni Nesil hareketi yüzde 16 oy ile 15 parlamenter çıkarırken Kürdistan İslami Birlik Partisi (Yekgirtu) yüzde 6 ile 7 vekil alabildi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Komisyondan yapılan açıklamaya göre, Kürdistan Adalet Toplumu Partisi (Komel) 3, Helwest Hareketi 4, Halk Cephesi 2 ve Goran 1 ve Kürdistan İttifakı 1 sandalye aldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sonuçlarla halen IKBY’deki hükümetin büyük ortağı olan ve 45 parlamenteri bulunan KDP 6 vekil kaybederken 21 parlamenteri bulunan KYB ise sandalye sayısını 2 arttırmış oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sonuçlara göre hiçbir parti, hükümet kurulması için gerekli olan 50+1 sayısına ulaşmadığı için yeniden bir koalisyon kurulması söz konusu olacak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Koalisyon için çok farklı seçenekler söz konusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En muhtemel olanı yeniden KDP ve KYB’nin ortaklığında belki başka partilerinde katılımıyla geniş tabanlı bir hükümet kurulması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak IKBY’deki iç çekişmeler ve daha da önemlisi bölge üzerinde etkili güçlerin bölgeye dair planları nedeniyle bunun o kadar kolay olmayacağı görülüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu nedenle hükümet kurma girişimlerinin altı ay hatta daha uzun bir süreyi bulabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha da ötesi hükümet kurulamayıp bölge ciddi bir kaos sürecine sürüklenebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun birçok nedeni var ki bunlar önemli ölçüde yazımızın da ana konusunu oluşturan bölge ve özellikle de Türkiye’ye dair kirli hesap ve planlarla ilgili.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten bu seçimleri Türkiye için önemli kılan da bu kirli hesap ve planlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaos planlarını güncelleme hesapları&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunları açmaya çalışalım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD ve batılı güçlerin uzun süreden bu yana Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’yi birleştirerek PKK/PYD yönetiminde bir terör devleti kurma hesapları zaten biliniyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak özellikle İsrail’in Filistin’e yönelik soykırım girişimi ve ardından saldırılarını Lübnan ve Suriye’ye doğru genişletmesinin ardından bölgeyi yeniden dizayn etmeye yönelik planlar sıcak gündemler haline geldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu planların en başında da doğrudan Türkiye’yi ilgilendiren sözünü ettiğimiz terör devleti kurma planları var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte bu planın en önemli ayağı IKBY’deki seçimlerden KYB’nin güçlü şekilde çıkarak onun öncülüğünde bir koalisyon hükümeti kurulmasını sağlayacak sonuçlar elde edilmesine hesabına dayanıyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani PKK’ya karşı Türkiye ile ortak hareket eden KDP’nin safdışı bırakılması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun gerçekleşmesi halinde KBY ile PKK/PYD ortaklığında Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’nin birleştirilmesi hesap ediliyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak çıkan sonuçlar bu kesimlerin hesaplarını ve planlarını bu şekilde hayata geçirmesine el vermiyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak’ta hükümet kurulamama ve yeni bir kaos sürecinin başlama ihtimali de bu planın farklı şekillerde hayata geçirilmeye çalışılmak istenmesine dayanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu izah etmeye çalışalım&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak Anayasasına göre üç vilayet ortak karar ile federal bölge ilan edebiliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kürdistan Federal Bölgesi de Erbil, Süleymaniye ve Duhok illerinin ortak katılımıyla bu statüyü aldı ve daha sonra vilayet olan Halepçe de buna dâhil oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi seçimlerde bu sonuçların alınmasının ardından kimi KYB çevreleri, önce Kürdistan bölgesinden ayrılıp federal statünün düşürülmesini, ardından Süleymaniye, Halepçe ve Kerkük’ün birleşiminden oluşan yeni bir federal bölge oluşturulmasını ve sonrasında PKK/PYD/YPG ile ortak hareket edip kendi bölgeleriyle Kuzey Suriye’nin birleştirilmesinin sağlanmasına dair bir senaryoyu dillendirmeye başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söz konusu plan, KDP ve onun güçlü olduğu Erbil ve Duhok vilayetleri saf dışı bırakılarak hayata geçirilmesi yönünde güncellenmeye çalışılıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu planı mümkün kılan yönler olduğu gibi imkânsızlaştıran yönler var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KYB, Süleymaniye ve Halepçe’de güçlü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu seçimde de her iki vilayetten birinci parti olarak çıktılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı şekilde KYB Kerkük’te de güçlü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçtiğimiz aralık ayında bu yapılan yerel seçimlerde KYB açık ara farkla burada birinci parti çıktı ve uzun süren pazarlıkların ardından Kerkük Valiliği’ne KYB’li bir isim seçildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Kerkük’ün başında da KYB’li bir isim var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak Kerkük Kürdistan Federal Bölgesi’ne bağlı değil.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak Anayasasına göre statüsü belirlenmemiş en büyük vilayetlerin başında geliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KYB’nin buradaki gücünü kullanarak Kerkük’ü bir oldu-bittiyle kendine bağlamaya çalışması ve yukarıda sözünü ettiğimiz planı hayata geçirmeye çalışması halinde Türkiye’nin de dâhil olacağı büyük bir yangının fitilini ateşlemiş olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KYB buna girişir mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belli olmaz, ki buna dair senaryolar dillendirilmeye başlandı bile.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD ve destekçisi Fransa gibi ülkelerle şimdilerde İsrail’in tüm gücüyle Türkiye’yi terörle çevrelemeyi öngördükleri senaryoların hayata geçirilmesi için yüklenmeye başladıkları bir süreçte her türlü olasılık söz konusu olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin devlet aklı ve birlik ve beraberlik planı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye, bu senaryoların ve kirli planların ve de bunların hayata geçirilmesi yönünde söz konusu güçlerin yoğun bir çaba içerisine girmiş olduklarını gördüğü içindir ki bunları boşa çıkartmaya yönelik yeni ve güçlü adımlar atmaya çalışıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her gün giderek daha açık ve net bir şekilde görülüyor ki MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin -AK Parti ve hükümet ile eşgüdüm halinde- DEM’e uzattığı el tam da bunu boşa çıkarmaya yöneliktir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin dün partisinin grup toplantısında Abdullah Öcalan’ın Meclis’e gelerek DEM Parti grubundan PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmasını ve örgütünü lağvettiğini açıklamasını istemesi her bakımdan tarihi bir adımdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin konuşması hem Türkiye siyasi tarihi hem de ülkenin birlik ve beraberliğinin tesisi açısından her yönüyle tarihi bir konuşmadır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MHP yetkililerinin tabiriyle 22 Ekim bu açıdan tarihi bir dönüm noktasıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin konuşması ve AK Parti yetkilileriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu adımlara yönelik açık desteği, Türkiye’nin sözünü ettiğimiz tehditlerin ne denli yakın olduğunun idrakinde olduğunu ve buna karşı kendi planlarını yapıp kartlarını en üst seviyeden masaya sürdüğünün göstergesidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu adımlar ve hamleler, Türkiye’de devlet aklının bölgeyi kan ve gözyaşına boğmak ve her yeri yangın alanına çevirmek isteyen güçlerin küçük beyinlerinden çok daha büyük olduğunu göstermiştir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna el birliğiyle sahip çıkmak bu ülkedeki her bir bireyin vazgeçilmez vatandaşlık sorumluluğudur.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 23 Oct 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[PKK&#039;nın yerine KDP mi?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/pkknin-yerine-kdp-mi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/pkknin-yerine-kdp-mi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bugünkü bölümde ise PKK çevrelerinin, bir yandan süreci zamana yaymaya çalışırken bir yandan da ne tür alternatif arayışlar içinde olduğunu, bu kapsamda devreye sokulan “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” adlı projeyi, küresel güçlerin bu projedeki rollerini, KDP ve Barzanilerin rolünü ve bütün bunların ABD’de önümüzdeki Kasım ayında yapılacak kongre ve iki yıl sonraki başkanlık seçimleri ile ilgisini masaya yatıracağız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terörsüz Türkiye Süreci başladığından bu yana PKK’nın Avrupa’daki iki büyük yapılanması olan Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) ile Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) tarafından “dört bir elle sarılınılan) bir proje yürütülüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Projenin adı, “Kürt Birliği ve Projesi”.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başında Mustafa Karamus, Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal gibi PKK’nın Avrupa sorumluları var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Projenin, kendileri tarafından açıklanan amacı, onların tabiriyle “Dört parça Kürdistan’daki tüm güçleri bir tek çatı altında toplayarak Kürtlerin hak ve kazanımlarını korumak ve bağımsız bir Kürt devleti için mücadele etmek.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söz konusu yapılanmalar ve başlarındaki isimler bir yandan “Önder Apo’nun arkasındayız” diyor, “süreci destekliyoruz” diyor, bir yandan da harıl harıl bu proje etrafında, kendi dillendirdikleri bu amaç doğrultusunda bir girişim yürütüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Projenin öncülüğünü PKK’nın Avrupa kanadı yürütüyor olsa da Kandil ve DEM Parti de işin içinde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu projeyi, önüyle arkasıyla, geçmişiyle, bugünüyle ayrıntılı olarak masaya yatırmakta fayda var zira bu proje esasen Terörsüz Türkiye Süreci’ni boşa çıkarma amacı taşıyor, bunun başarılamaması halinde ise PKK’nın alternatifini oluşturmayı hedefliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MCGURK’ÜN PLANI&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu proje aynı bu isimle, yani “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” adıyla Barack Obama’nın ikinci başkanlığı döneminde ABD-Türkiye ilişkilerinin gerilmesi sonrası Obama tarafından ABD Suriye Özel Temsilcisi olarak atanan Brett McGurk tarafından, Pentagon ve CENTCOM’un desteğiyle tasarlanıp hazırlanan, İsrail, Fransa ve İngiltere’nin de desteğiyle hayata geçirilmeye çalışılan bir proje.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Projenin ilk versiyonu o dönem, PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG ile Barzanilere yakın ancak Suriye muhalefeti ile birlikte hareket eden ENKS’yi bir araya getirmek, Kuzey Irak ile Kuzey Suriye’yi birleştirerek bunu “devletimsi bir yapı” olarak tanımak ve bunu Türkiye’ye karşı kullanma amacını güdüyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yıllarca Türkiye ile ABD arasında büyük gerilimlere yol açan PYD/YPG’ye verilen askeri ve siyasi destek de bu çerçevede yürütülüyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her ne kadar Barzanilerin arabuluculuğunda masa üzerinde bazı adımların atılmasını sağladılarsa da Türkiye’nin sahada ve diplomasideki güçlü ve etkili hamleleri nedeniyle başarıya ulaşamadılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve nihayet Suriye’de Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesiyle hayalleri kursaklarında kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esad devrildi, Obama’yla kafadaki Joe Biden gitti, Donald Trump ABD’de başkanlık koltuğuna oturdu, McGurk gitti yerine Tom Barrack geldi vs.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KNK, KONGRA-GEL VE KDP YAN YANA&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve bu arada Türkiye’de Terörsüz Türkiye Süreci başladı derken aynı proje bu kez İsrail tarafından Fransa, İngiltere ve Almanya gibi bazı ülkelerin desteğiyle yeniden devreye sokuldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kez projede Barzanilerin KDP’si de doğrudan ve aktif şekilde yer alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Proje kapsamında “Avrupa Kürt Diasporası” adıyla bir yapı kuruldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KDP yetkilileri de KNK ve KONGRA-GEL ile birlikte bu yapının içinde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu yapı uzun süreden bu yana başta Brüksel olmak üzere çeşitli Avrupa başkentlerinde toplantı, konferanslar, etkinlikler vs düzenliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı proje kapsamında aynı yapının bir benzeri de “Kürt Milli Platformu” adı altında Türkiye’de Barzanilerin desteklediği bazı irili ufaklı partilerle DEM Parti’nin bir araya gelmesiyle oluşturuldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onlar da bir süredir benzer ortak etkinlikler düzenliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Herkesin farklı hedef ve beklentileri var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Projenin arkasındaki güçlerin en büyük hedefi her daim Türkiye’ye karşı “koçbaşı” ve “koz” olarak kullanabilecekleri bir “Kürt kartı”nı canlı tutmak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun için mümkünse Terörsüz Türkiye Sürecini boşa çıkararak PKK’yı yok olmaktan kurtarmak, bu başarılamasa yerini dolduracak yeni bir yapı tahkim etmek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;EN BÜYÜK UMUTLARI TRUMP’IN GİTMESİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK ve bağlantılı yapıların öncelikli hedefi şu:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi Terörsüz Türkiye Sürecinin ilk etapta önümüzdeki Kasım ayında ABD’de yapılacak kongre seçimlerine kadar zamana yayılması. Seçimlerde Cumhuriyetçilerin ağır yenilgi alması halinde –ki beklentileri o yönde- “topal ördek” pozisyonuna düşecek olan Trump’ın Türkiye’ye karşı şuan olduğu kadar olumlu yaklaşımlar sergileyemeyeceği ve bunun etkisiyle sürecin iki yıl sonraki başkanlık seçimlerine kadar da uzatılarak başkan seçilmesini umdukları Obama/Biden benzeri bir başkanın desteğiyle eskiye dönüşün sağlanması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kesimler için öncelikli hedeflerinin gerçekleşmemesi yani Terörsüz Türkiye Sürecini boşa çıkaramamaları halinde “bir bütün olarak yok olmak” yerine KDP ve Barzanilerle işbirliği yaparak, onlarla ortak hareket ederek onlar sayesinde ayakta kalabilmek ve varlıklarını devam ettirebilmek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzaniler açısından ise durum farklı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KDP esasen PKK’nın silah bırakma ve tasfiye sürecinden oldukça memnun. O nedenle süreci destekliyorlar. Zira onlar açısından en büyük rakipleri Talabaniler ve KYB değil PKK.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla PKK’nın ortadan kaldırılması işlerine gelir ancak onlar da bu süreçten kendileri için rakiplerinin yok olmasından daha öte bir şeyler çıkarma arzusundalar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BARZANİ’NİN LİDERLİK HAYALLERİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi bir yandan süreci desteklerken bir yandan da “Öcalan Kürtlere ihanet etti. Kürtlerin en büyük ve tek lideri Mesut Barzani” propagandası yayarak Kürt milliyetçiliği üzerinden güçlerini tahkim etme arayışındalar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkincisi PKK’nın hem Irak, hem Avrupa hem de DEM Parti üzerinden Türkiye’deki devasa networkü bünyelerine katma arzu ve hesabı içindeler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onun için dikkat edilecek olursa yıllardan bu yana Türkiye’yi karşısına almamak için, “Her ülkedeki Kürtler kendi sorunlarını, gelecekleri bulundukları ülke içinde çözmeli, belirlemeli” diyen Mesut Barzani, “Dört parça Kürdistan’daki Kürtlerin kaderi birdir, birbirinden ayrılamaz” demeye başladı. Süreçten rahatsız olan PKK çevrelerinin tümünü kendi himayesine alma stratejisi güdüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dikkat edilecek olursa Şam yönetimi ile PYD arasındaki görüşmeler sırasında, Türkiye’yi karşısına almak pahasına en büyük “federasyon” dayatmasını PKK/PYD çevreleri değil KDP ve Barzaniler yaptı. Sorun aşılmasına rağmen hâlâ bunu gündemlerinde tutmaya devam ediyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta anımsanacağı üzere ABD ve İsrail ile İran arasında savaşın başladığı ilk günlerde PKK’nın İran kolu PJAK ile KDP’ye bağlı gruplar arasında ittifaklar kurularak İran’a karşı savaşmanın hazırlıkları yapıldı ki, bu konu doğrudan Türkiye’nin ABD nezdindeki girişimleri sayesinde önlendi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu girişim de doğrudan bu “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” projesi kapsamında hayata geçirildi ve hâlâ yürütülmeye devam ediliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hasılıkelam, bizzat McGurk tarafından tasarlanan bu “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” projesi bugün farklı versiyonu ile devrede.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu proje ile Terörsüz Türkiye Sürecinin hedefe ulaşması önlenemezse bir sonraki hedef KDP’yi PKK yerine ikame etmek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yarın:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak’ta nasıl bir değişim yaşanıyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni Başbakan Ali Zeydi döneminde neler bekleniyor_&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Silahlı gruplar tasfiye edilebilecek mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak, merkezi yönetime doğru mu gidiyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tom Barrack’ın ABD’nin Irak Özel Temsilciliği görevinin ne tür etkileri olur?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erbil, Kerkük-Süleymaniye hattında neler dönüyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ankara-Süleymaniye ilişkilerindeki olumlu ivme nereye varır, ne tür sonuçları olur?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Wed, 01 Jul 2026 07:30:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Terörsüz bir dönem için fırsat yılı…]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/terorsuz-bir-donem-icin-firsat-yili/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/terorsuz-bir-donem-icin-firsat-yili/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Irak’ta saklandıkları yerden kafalarını çıkaramaz durumdalar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tutundukları tek yer Rojava dedikleri, ABD’nin himayesinde denetimleri altında tuttukları Kuzeydoğu Suriye idi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Abdullah Öcalan’ın 23 Ekim’de kendisiyle görüşen yeğeni DEM Parti milletvekili Ömer Öcalan aracılığıyla verdiği mesaj, Cumartesi günü görüştüğü DEM Partili Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan aracılığıyla yaptığı 7 maddelik açıklamanın benzeriydi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ömer Öcalan’ın görüşmesi sonrası Kandil’den gelen ilk açıklamalar, “Öcalan ne derse uyarız” şeklindeydi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra eveleme gevelemeler başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Ortadoğu’da büyük değişimler oluyor, bizim için büyük fırsatlar var. Bu fırsatları kaçırmayacağız” dendi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD’nin ve kimi batılı destekçilerinin gazlamalarıyla “bağımsızlık” lafları etmeye başladılar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;5 Kasım’da ABD’de yapılan başkanlık seçimlerinde en büyük destekçileri Demokratlar büyük bir hezimete uğradı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Erdoğan benim dostum&amp;hellip; Suriye’den çekileceğiz&amp;hellip; Ortadoğu’da ne işimiz var?” diyen Trump açık ara seçimi kazandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK/PYD/YPG’yi büyük bir telaş aldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın kabinesine almayı planladığı bazı isimlerin Türkiye karşıtlığı ve İsrail yanlısı yaklaşımları onları yeniden umutlandırdı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeniden Türkiye’ye yönelik üst perdeden tehditler savurmaya başladılar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ardından Suriye’de hiç kimsenin beklemediği gelişmeler oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27 Kasım’da İdlib’den yola çıkan HTŞ öncülüğündeki muhalifler önce Halep, ardından Hama ve Humus’u ele geçirip Şam’a yöneldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ülkesinin üçte birini PYD/YPG’ye teslim eden Esad kaçtı, BAAS rejimi yıkıldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhalifler yönetimi ele geçirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye Milli Ordusu güçleri üzerlerine yürüyünce Tel Rıfat ve Münbiç’i bırakıp kaçtılar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terör örgütünde büyük bir telaş ve panik baş gösterdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Can havliyle İsrail’den ABD’nin kendilerini yalnız bırakmamasını dilenmeye başladılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ardından Trump’ın, “Suriye’nin anahtarı Türkiye’nin elinde&amp;hellip; Erdoğan akıllı ve güçlü birisi ve benim onunla ilişkilerim çok iyi&amp;hellip;” açıklaması geldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir kez daha yıkıldılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Emperyalizm artığı kimi ABD ve Fransız yetkililerin desteğiyle, şimdiye kadar Türkiye ile işbirliği yaptıkları için etmedikleri zulüm ve hakareti bırakmadıkları, bürolarını, ofislerini yakıp üye ve yöneticilerini tutukladıkları Barzanilere yakın Kürt gruplarından oluşan ENKS ile ittifak arayışına yöneldiler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Yeni Suriye yönetiminin karşısına ortak olarak çıkarsak kazanımlarımızın bir kısmını koruyabiliriz” dediler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ENKS’nin “Türkiye’ye ihanet de düşmanlık da etmeyiz” yanıtıyla umduklarını bulamayınca yeni Suriye yönetimine “çözüme hazırız” mesajları göndererek bazı kırıntılar elde etmeyi umarken yeni yönetiminin lideri Ahmed eş-Şara’dan Türkiye’nin yıllardır dile getirdikleriyle aynı doğrultuda, “Suriye’de bölünme, otonom veya federasyon olmayacak. Ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği sağlanacak. Tüm gruplar silahsızlandırılacak” açıklamalar geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elleri mahkûm, çıtayı düşürdüler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bırakın bağımsızlık vs laflarını özerklik, otonomi, federasyon gibi sözcükleri bile ağızlarına almamaya başladılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve en nihayetinde olması gereken “Suriye’nin bütünlüğüne bağlıyız, silahlarımızı bırakmaya hazırız”a kadar indiler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani terör örgütünün Suriye perdesinin kapanmakta olduğunun işaretleri.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz tüm bu gelişmelerin her aşamasında Türkiye’nin güçlü siyasi iradesinin, akıl dolu dış politikasının ve güçlü ordusunun büyük caydırıcılığının etkileri var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelinen durum her açıdan Türkiye için muazzam bir dönemin başlangıcına işaret ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;50 yıllık terör illetinin tarihe gömülmesine en yakın olduğumuz dönem.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sadece terörden kurtulma anlamında değil, terörün yarattığı tahribatları giderme, emperyalist güçlerin ülkemizin içine ve komşu kardeşlerimizle aramıza ektiği nifak tohumlarını ortadan kaldırmak için tarihi bir dönem.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte böyle bir dönemin bir unsuru olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin öncülük ettiği, iktidardaki AK Parti’nin sahiplenip en güçlü şekilde destek verdiği bir devlet politikasına dönüşen DEM Parti-İmralı görüşmeleri&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terörün tarihe gömülmesinin ve iç barış ve huzurun pekiştirilmesinin ve “iç cephenin güçlendirilmesi”nin önemli adımlarından birisi&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye için, Türkiye’nin bölgedeki gücü ve etkinliği için ve tüm bölgenin huzur ve güvenliğe kavuşması için önemli bir süreç.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şartlar, uluslararası konjonktür herşey Türkiye’nin lehine.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu şartların ve fırsatın iyi değerlendirilmesi halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi 2025’in terörsüz bir yıl olması mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;NOT: Bu vesileyle 2025’in ülkemiz ve tüm dünya için terörün bittiği, barış, huzur ve güvenliğin egemen olduğu bir yıl olmasını diliyor, tüm okurlarımızın yeni yılını kutluyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 31 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[PYD'nin "bölgenin yeniden dizaynı" ifşası ve "yeni süreç" tartışmaları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/pydnin-bolgenin-yeniden-dizayni-ifsasi-ve-yeni-surec-tartismalari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/pydnin-bolgenin-yeniden-dizayni-ifsasi-ve-yeni-surec-tartismalari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Muhalefet cephesinden kimi kesimler “yeni süreç” tartışmalarını da “iç cepheyi güçlendirme çağrısı”nı da iç politik tartışmalar ekseninden değerlendirme gayretinde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa esasında “yeni süreç” de “iç cepheyi güçlendirme” ihtiyacı da tamamen dış politik gelişmelerle alakalı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O gelişmelerin özünde de İsrail’in Filistin’e yönelik soykırım girişimiyle başlayıp Lübnan ve Suriye’ye taşınan saldırının ve ayrıca İran ile yaşanan yüksek gerilim ekseninde bölgeyi yeniden dizayn etme planları var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu planların her bir aşaması Türkiye’yi ilgilendiriyor ancak özellikle güney sınırlarımızda terör örgütü PKK/PYD güdümlü bir terör devleti oluşturma çabası ülkemizin güvenliği ve bekası açısından çok çok önemli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sözünü ettiğimiz muhalefet cephesinden kimi kesimlerin bölgede yaşanan gelişmelerin bu boyutunu göremediği veya görmek istemediği anlaşılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta anımsanacağı üzere TBMM’de bu konuyla ilgili yapılan gizli oturumun ardından açıklamalarda bulunan CHP lideri Özgür Özel, bölgede yaşanan gelişmelerden Türkiye’ye yönelik herhangi bir dış tehdit göremediklerini söylemişti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devam eden günlerde gündeme gelen yeni süreç tartışmalarına kısmi de olsa destek vermesi Özgür Özel’in de bazı şeyleri görmeye başladığına işaret etse de özellikle hem CHP içinde hem de diğer bazı muhalif çevrelerde iç politik tartışmalar ekseninde suyu bulandırma gayretleri sürüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle son dönemde kimi PKK çevreleri ve PYD’li üst düzey yetkililerin bazı açıklamalarının, bulandırılmaya çalışılan suyun daha berrak hale gelmesine ve konunun daha sarih şekilde anlaşılmasına katkı sunacağını umuyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilenler bilir, Türkiye’deki birçok sol örgüt gibi PKK da kuruluş dönemi olan 1980’lerde uzun yıllar Beka Vadisi ve özellikle Filistin Kurtuluş Örgütü’nün denetimindeki bölgelerde varlıklarını sürdürdüler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani özcesi birçok sol örgüt gibi PKK’nın Ortadoğu ile ilgili yaklaşımlarının esasında “anti-emperyalizm”in yanısıra İsrail saldırılarına karşı Filistin’in yanında yer almak gerektiği vardı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak geçen yıllar içinde hemen hemen tüm o sol örgütler gibi PKK da güya karşı olduğu o emperyalist güçlerin kucağına oturdu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve bu oturuş son yıllarda giderek Filistin-İsrail yaklaşımını da değiştirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son dönemde terör örgütü PKK’nın yayın organlarında Filistin’e karşı İsrail’in yanında yer alınmasına yönelik yoğun bir propaganda göze çarpıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlar konunun ideolojik boyutları.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak belli ki konu, ideolojik boyutların çok ötesine fiili bir işbirliğine varmış durumda.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu da bazı üst düzey PYD’li isimler açıkça ifşa ediyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlardan birisi 6 Ekim’de PKK’nın yayın organlarından birinde “Artık cepheler netleşiyor” başlığıyla yayınlandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açıklamanın sahibi terör örgütü PYD’nin önde gelen isimlerinden Salih Müslim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölgede 3. Dünya savaşının başladığını anlatan Müslim, bu savaşın bir cephesinin başını İsrail diğer cephesinin başını ise İran’ın çektiğini, Türkiye ve Rusya’nın İran cephesinde yer aldığını, ABD’nin başını çektiği batının ise İsrail cephesinin arkasında olduğu belirterek, “Artık cepheler netleşiyor. Biz de öz savunmamızı ona göre yapıyoruz” diyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğer dikkat çekici açıklama ise geçen hafta yine PYD’nin önemli isimlerinden örgütün dışilişkiler sorumlusu İlham Ehmed tarafından yapıldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatırlanacağı üzere bu isim birçok kez Beyaz Saray’da ABD’li yetkililerle görüşmüş hatta Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından Elysee Sarayı’nda kabul edilmesi Ankara’nın sert tepkilerine yol açmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlham Ehmed, Salih Müslim’in açıklamalarını daha da ileriye taşıyarak bölgede hayata geçirilmek istenen ve kendilerinin de içinde yer almasının öngörüldüğü planları açık bir şekilde ifşa ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail&#039;e karşı olan cephenin giderek zayıfladığını, savaşın Güney Lübnan, Gazze, Yemen, Suriye ve Irak ile İran&#039;a sıçradığını anlatan Ehmed, &quot;Bölgede büyük değişimler yaşanıyor. Henüz başlangıç aşamasındayız ama bölge bir bütün olarak değişime uğrayacak. Seçimle gitmeyenler savaşla gidecek.” diyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlham Ehmed’in özellikle şu cümleleri önemli diye düşünüyorum:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“İsrail, HAMAS, Hizbullah ve İran’ın bulunduğu her yeri hedef almış durumda. Dolayısıyla Suriye coğrafyası da bu hedefler arasında yer alacak. Bu süreçte çözüme ulaşmak için adımlar atılması gerekiyor; en azından bu konuda bir çaba gösterilmesi şart. ABD seçimleri sonrasında yeni planlar çerçevesinde Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi sürecinde, döneme ayak uyduramayan, değişmeyen ve durumu doğru bir şekilde okuyamayan herkes hedef olacak.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu açıklamaları bir terör örgütünün bazı yöneticilerinin kişisel değerlendirmeleri olarak görmemek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlar onların değerlendirmeleri değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölgeyi dizayn etmeye çalışan güçlerin söz konusu planlarının onları ilgilendirdiği boyutuna dair onlara verdiği sözler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle oldukça önemli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her iki açıklama da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli’nin söyledikleri dış tehdit konusunu açıkça teyit ediyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umarım CHP lideri Özgür Özel de bu açıklamalardan dış tehdit konusunun ne denli ciddi ve yakın olduğunu kavrayıp terörün sonlandırılması ve dış tehditlerin bertaraf edilmesi sürecine daha güçlü bir destek sağlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umuyor ve diliyorum ki, bu süreç iç politik tartışmalara kurban edilmeden olabilecek en olumlu netice alınacak şekilde yürütülüp ve kısa süre içinde nihayete erdirilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 29 Oct 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni süreç, DEM Parti, iç cephe ve terörsüz Türkiye]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surec-dem-parti-ic-cephe-ve-terorsuz-turkiye/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surec-dem-parti-ic-cephe-ve-terorsuz-turkiye/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu değerlendirme sadece Türkiye’ye ait değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölge ülkelerinin tümünde benzer değerlendirmeler ve endişeler söz konusu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD’deki başkanlık seçimlerini “Savaşları sona erdireceğini ve Ortadoğu’dan önemli ölçüde çekileceğini” taahhüt eden Donald Trump’ın kazanması, ilk günlerde bir nebze bu endişeleri azaltsa da, sonrasında Trump’ın kabinesi için açıkladığı adayların aşırı İsrail yanlısı isimlerden oluşması durumu yeniden tersine çevirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi bunlara bir de Ukrayna’nın ABD ve İngiltere’nin verdiği taktiksel füzelerini Rusya’ya karşı kullanması ve Rusya’nın da balistik füzelerle buna yanıt vermesiyle ortaya çıkan nükleer savaş riskleri eklendi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye her iki büyük tehdidin tam ortasında.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ankara, küresel bir savaş riski taşıyan kuzeyindeki gerilimin sona erdirilmesi konusunda barışçıl bir diplomasi yürütmeye çalışırken güneyindeki risklerle ilgili olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadeleriyle “iç cephenin güçlendirilmesi” ve “terörsüz Türkiye” hedefiyle “yeni bir süreç” başlatmış durumda.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Jeopolitik risklerin bu kadar yükseldiği bir ortamda, hem coğrafi hem de siyasi olarak bu risklerle doğrudan muhatap olan Türkiye’nin bu süreçten nasıl çıkacağı önemli ölçüde adı konmamış bu “yeni süreç”in ne denli başarıya ulaşıp ulaşmayacağıyla ilgili.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, “Bu iş, sanıldığından çok daha ciddi ve mühimdir. Herkes adımını ona göre atmalı, ayağını denk almalıdır” şeklindeki sözleri MHP kanadının bu risk ve endişelerin fazlasıyla farkında olduğunu gösteriyor ki, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşıp Öcalan’a örgütünü lağvetmesi çağrısında bulunarak “yeni süreç”i başlatması bu nedenlere dayanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada mesele, AK Parti ve hükümetin de açık destek verdiği ve bir devlet projesi olduğu anlaşılan bu “süreç”in nasıl yürütüldüğü/yürütüleceği ve nasıl bir sonuç alınacağıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca burada en önemli konu “süreç”in karar verici ve yürütücülerinin geçtiğimiz yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan ana muhalefet partisi CHP’yi bir şekilde bu sürece dâhil etmeleridir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu, “süreç”in özellikle “iç cepheyi güçlendirme” ayağı için hem gereklilik hem de zorunluluktur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP’NİN “SÜREÇ”E KATILIMININ SAĞLANMASI ÖNEMLİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Süreç” yürütücülerinin bu yöndeki çabalarına rağmen CHP’nin “süreç”in dışında veya karşısında yer alması halinde kaybeden taraf olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Göründüğü kadarıyla CHP’de özellikle eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekiplerinin “süreç”e ilişkin karşı bir pozisyon takınmalarına karşın mevcut Genel Başkan Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü için daha olumlu bir yaklaşım sergilemektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hükümetin ve bu sürecin siyasi yükümlülüğünü üstlenen AK Parti ve MHP’nin, CHP’deki ülkenin birlik ve bütünlüğünü önemseyenlerin elini güçlendirici ve onları da “süreç”e katıcı bir yaklaşım içinde olmaları “süreç”in başarıya ulaşması ve ülkenin menfaatleri açısından önemli olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Süreç” ile ilgili tartışılan konulardan birisi de bilindiği üzere DEM Parti’dir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca burada yapılan en önemli yanlışlardan birisi DEM Parti’ye “Bak sana el uzatıyoruz, terör örgütüyle arana mesafe koy, Türkiye partisi ol, önün açılsın” yaklaşımıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz DEM Parti’de PKK’nın tahakkümünden kurtulmak isteyenler vardır ancak bunların hem sayıları az olduğu gibi bunu isteyenlerin bu isteklerini açıkça dillendirmeye ne iradeleri ne de cesaretleri vardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DEM Parti’nin terör örgütüne karşı bir laf söyleme cesareti olmadığı ve olmayacağı gibi PKK’ya rağmen bir siyaset üretme olasılığı da yoktur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çünkü DEM Parti, PKK’nın “legal siyaset”teki temsilcisidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle DEM Parti konusunu “süreç”in “iç cepheyi güçlendirme” ayağından ziyade “Terörsüz Türkiye” ayağı ile birlikte ele almak daha doğru olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani DEM Parti’nin “süreç”e katılmasının sağlanması için öncelikle PKK’nın ortadan kaldırılması şarttır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye 40 yılı aşkın süredir PKK ile mücadele ediyor ve etmeye devam edecektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terör örgütünün özellikle Türkiye içinde eylem yapma kapasitesi de önemli ölçüde yok edilmiştir ancak ne yazık ki terörden tümden kurtulunması henüz mümkün olmamıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan kartını doğru kullanmak&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda Türkiye’nin elindeki en önemli enstrümanlardan birisi kuşkusuz Abdullah Öcalan’dır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İster ömrünü cezaevinde tüketmek istememesinden isterse de PKK’nın küresel güçlerin oyuncağı haline dönmüş olduğunu görmüş olup buna son vermek istemesinden olsun Öcalan’ın lideri olduğu terör örgütünün silah bırakmasından yana olduğu bilinmektedir ki 2013’te örgütüne bu yönde açıkça bir çağrı yaptı ancak örgütü onu dinlemedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Yeni süreç”in başlamasının ardından kendisiyle görüşen yeğeni DEM’li milletvekiline yaptığı açıklamalar Öcalan’ın hala aynı pozisyonda durduğunu göstermektedir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada tartışılan konu PKK’nın “önderimiz” dediği Öcalan’ın çağrılarına ve talimatlarına nasıl yanıt vereceğidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şu ana kadar Kandil’den yapılan açıklamaların tümünde, “Bölgesel gelişmeler bize güzel fırsatlar sunuyor, dolayısıyla silah bırakmayacağız” şeklindedir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Türkiye’nin risk ve tehdit olarak değerlendirdiği gelişmeleri onlar kendileri açısından fırsat olarak görüyor ki bu durum Türkiye’nin tehdit değerlendirmesinin de ne denli doğru ve yerinde olduğunu göstermektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak buna rağmen “süreç”in ve Öcalan enstrümanının doğru yürütülmesi halinde terör örgütünün tüm unsurlarıyla birlikte ortadan kaldırılması mümkün olmasa bile PKK’nın ana gövdesinin parçalanıp dağıtılması ihtimali oldukça güçlüdür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten bunun sağlanması bile başlı başına büyük bir kazanım olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O aşamadan sonra terör örgütünün kalan unsurlarıyla en sert şekilde mücadele edilip etkisiz hale getirilmesi güçlü bir olasılıktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böyle bir “süreç”in DEM Parti’de de büyük kırılmalara yol açması kaçınılmaz olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca öyle bir durumda partinin kırılan parçalarından büyük olanı Türkiye’de sivil siyaset içinde yer almayı tercih edecektir ki ancak o zaman DEM Parti’yi “iç cephe”nin bir unsuru olarak görmek mümkün olabilecektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunların sağlanması halinde Türkiye, bu jeopolitik risk ve tehditlerle çok daha kolay başa çıkabilecek hatta prangalarından kurtulmuş bir ülke olarak çok daha huzur ve refah içinde olabilecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 26 Nov 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adım adım yeni bir döneme doğru…]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/adim-adim-yeni-bir-doneme-dogru/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/adim-adim-yeni-bir-doneme-dogru/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Üç hafta gibi kısa bir süre içinde baş döndürücü hızla yaşanan bu gelişmeler sonrasında geriye dönüp bakıldığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim’de TBMM’nin açılışında yaptığı konuşmanın ne denli öngörülü ve tarihi bir nitelik taşıdığı ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Partililere el uzatmasının ve sonrasında beklenmedik “Öcalan” çıkışının da ne denli büyük bir devlet adamlığı yaklaşımına tekabül ettiği çok daha iyi anlaşılıyordur diye sanıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın “Suriye’nin anahtarı Türkiye’de” sözlerinin yanı sıra hemen her gün çok sayıda ülkenin Ankara ile temas kurma girişimleri ve yaşanan muazzam diplomatik trafiğin de bunu teyit ettiğini düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesele, komşu bir ülkedeki gelişmelerin Türkiye’nin lehine şekilde ilerliyor olmasının çok ötesinde bir konu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelişmeler eş zamanlı olarak yarım asra yakın bir süreden bu yana Türkiye’nin elini kolunu bağlayan en büyük sorunlarının başında gelen terör meselesinin adım adım tarihe gömülmekte oluşuna işaret ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni Suriye yönetiminden gelen açıklamalar, terör örgütü PKK’nın bu ülkedeki kolu olan PYD/YPG’nin ne pahasına ve hangi yöntemle olursa olsun mutlaka tasfiye edileceğini gösteriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elbette ki Türkiye’nin desteğiyle...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dikkat edilecek olursa Tel Rıfat ve Münbiç’in terörden arındırılmasından sonra terör örgütünün denetimindeki bölgelerin kurtarılması konusunda frene basma durumu söz konusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani istenen ve beklenen şey, PYD/YPG bünyesindeki PKK’lı unsurların ülke dışına çıkmaları ve sonrasında bu terör örgütünün de kendisini tasfiye etmesi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz Trump’ın bile “çok güçlü ordu” dediği TSK, olası bir harekât veya harekâtlar için hazır ve nazır şekilde bekliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yine SMO ile yeni Suriye yönetiminin silahlı unsurlarının da bu konuda hazırlık içinde olduğuna kuşku yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak tercih edilen, terörün kan dökülmeden tasfiye edilmesi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sürecin Türkiye ayağı ile Suriye ayağı eşgüdüm halinde adım adım ilerletiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı bölgesel ve küresel unsurların kimi çaba ve girişimlerinin de kendilerini kurtarmaya yetmeyeceğini görmeye başlayan PKK/PYD/YPG de her gün yeni bir geri adımlar atıyor, atmak zorunda kalıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk hedef Suriye’nin terörden arındırılması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve sonrasında ülkenin yeniden inşa süreci.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin her anlamda Suriye’nin geçiş sürecinden inşa sürecine kadar her aşamasında başat rol oynayacağı aşikâr.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durum, bu ülkeden Türkiye’ye yönelen tehdidin ortadan kaldırılmasının yanı sıra her iki tarafta da muazzam bir ekonomik kalkınma sağlayacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terörün sonlandırılması, yeni bir anayasa ve Türkiye Yüzyılı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MHP Lideri Bahçeli’nin önceki gün, DEM Parti-Öcalan görüşmesi ve terör örgütünün lağvedilmesine dair yaptığı açıklamalar, aynı sürecin PKK ve Kandil için de eş zamanlı yürütülmesine dönük planının devam edeceğini gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelen bilgiler DEM Parti-Öcalan görüşmesinin birkaç gün içinde gerçekleşebileceği yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani sadece PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’nin değil, terör örgütünün tümden tasfiyesine dönük bir süreç işletilmekte.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kişisel kanaatim Öcalan’ın önümüzdeki Nisan ayında yani Nevruz bayramında PKK’nın tüm unsurları ve tüm bileşenleriyle lağvedildiğini ilan edebileceği yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz bu, zorlu, çetrefilli ve içerisinde çeşitli sabotajlar dâhil birçok sorun barındıran bir süreç.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak Türkiye’nin geçmiş deneyimlerden edindiği tecrübeler, elde ettiği muazzam avantajlar ve güçlü siyasi iradesiyle 2025 yılı içerisinde bu terör meselesini tarihe gömebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın tümden tasfiyesi Suriye ile birlikte Türkiye-Irak ilişkilerinde de yeni bir dönemin başlangıcı olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terörün ortadan kalkmasıyla birlikte Türkiye-Irak arasında startı verilmesi beklenen Kalkınma Yolu Projesi’nin de Suriye’nin yeniden inşa süreci gibi Türkiye’nin kalkınmasında çok oldukça güçlü bir etki yaratacağını vurgulamak gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bu gelişmelerin Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası etki gücünü çok daha üst sıralara taşıyacağına kuşku yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazının başında belirttiğimiz gibi bölgenin ve dünyanın önemli başkentlerinin büyük bölümünün şu sıralar Ankara ile temas halinde olma isteği bundan kaynaklanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Süreç bu yönde adım adım ilerledikçe bu trafik daha da yoğunlaşacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uluslararası arası arenada yıldızı giderek parlayacak olan Türkiye’nin kuşkusuz içeride de kimi sorunlarını halletme, en önemlisi iç barış ve huzuru güçlendirme konusunda adımlara ihtiyacı var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yeni yılın ilk ayında ilk öncelikleri olacağını söylediği yeni anayasa süreci bunun en önemli adımı olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin tüm bu süreci, gereksiz gerilimler ve kısır tartışmalardan kurtularak çoğunlukçu, kapsayıcı demokratik standartları çok daha yükseklerde güçlü bir sivil anayasa ile taçlandırabilmesi halinde önümüzdeki yüzyıl, Türkiye Yüzyılı olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni sürece karşı hamle: Barzani-Abdi görüşmesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surece-karsi-hamle-barzani-abdi-gorusmesi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surece-karsi-hamle-barzani-abdi-gorusmesi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;KDP lideri Mesud Barzani 16 Ocak’ta Erbil’de PKK’nın Suriye kolu YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) başındaki Mazlum Kobani kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile bir görüşme gerçekleştirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin yürütmekte olduğu sürece yönelik oldukça “sert bir karşı hamle” olduğunu düşündüğüm bu görüşmenin, birçok yönüyle bir kırılma noktası ve oldukça çetrefilli ve karmaşık bir sürecin başlangıcı olacağı kanaatindeyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İzah etmeye çalışalım&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’de SDG’yi kurduran ve arkasındaki en büyük güç olan ABD, Fransa ile birlikte 2018’den bu yana bir “terör devleti”nin oluşumunu sağlamak için PKK’nın bu ülkedeki kolu PYD/YPG ile Kuzey Irak’taki Barzanilere yakınlığıyla bilinen Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) arasında uzlaşma sağlamak için yoğun bir çaba gösterdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak gerek ENKS’nin Türkiye karşıtı bir pozisyona girmek istememesi gerekse de PYD’nin elindeki kazanımları ENKS ile çok fazla paylaşmak istememesi nedeniyle bu çabalar sonuç vermedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK ile mücadelede Türkiye ile ortak hareket eden Barzanilerin yaklaşımının da bunda önemli etkisi oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçtiğimiz Ekim ayında Türkiye’nin, “PKK’nın silahlarını bırakıp kendini lağvetmesi ve iç barış ve huzurun güçlendirilmesi”ne yönelik yeni bir süreci başlatmasıyla birlikte ABD ve Fransa’nın Kuzeydoğu Suriye’de ara verdikleri PYD ile ENKS’yi yakınlaştırma çabalarına haberler yeniden gelmeye başladı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk başlarda cılız olan bu çabalar muhaliflerin Suriye’de Esad’ı devirip yönetimi ele geçirmesiyle birlikte aniden hız kazanmaya başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle yeni yönetimin Türkiye ile ortak hareket edeceğine dair yaklaşımları ve Suriye’de özerk yönetim, federasyon veya benzeri herhangi bir yapılanmaya için verilmeyeceğine dair açıklamaların ardından ABD ve Fransız yetkililer PYD ve ENKS’li yetkilerle sayısız görüşme yaptı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kez elindeki kazanımları kaybedeceğini gören PYD çıtayı düşürürken yeni yönetim ile ortak hareket eden ENKS ise tekliflere mesafeli durdu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun üzerine ABD ve Fransız yetkililer Erbil’e geçerek başta Mesud Barzani olmak üzere buradaki tüm yetkililerle çok sayıda görüşme gerçekleştirdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kırılma noktası ABD’lilerin Barzani ile görüşmeleri&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne olduysa bundan sonra oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesud Barzani, ENKS’nin önde gelen yöneticilerini Erbil’e çağırıp onlarla görüştü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ENKS Sözcüsü Faysal Yusuf, Rudaw televizyonuna yaptığı açıklamada, Mesud Barzani’nin PYD ile anlaşmaları konusunda ciddi telkinde bulunduğunu söyledi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ardından temaslar hızlandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesud Barzani 13 Ocak’ta Kuzeydoğu Özel Temsilcisi Abdulhamit Derbendi’yi Suriye’ye göndererek SDG’nin başındaki Ferhat Abdi ile görüştürdü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;16 Ocak’ta da, Erbil’deki başkanlık konutunda Ferhat Abdi’yi ağırladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD ve Fransız yetkililerin öncülüğünü yaptığı bu görüşmelerin tümünün ortak vurgusu, “Kürtlerin ulusal birliği ve ittifakı” dedikleri PKK’nın Suriye kolu PYD ile Barzanilere yakın ENKS’nin Suriye’de “güç birliği” yapıp ortak hareket etmeleridir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görüşme sonrası Barzani’nin başkanlık ofisinden yapılan açıklamada, şunlar dile getirildi:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Toplantıda, Suriye’deki mevcut durum ve son güvenlik ile siyasi gelişmeler ele alındı. Ayrıca, şu anda Suriye’deki Kürt taraflarının yeni gelişmelerle ilgili nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği ve Kürt tarafları arasında ortak bir duruş sergileyerek nasıl bir tutum belirlenebileceği üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’deki Kürt taraflarının, herhangi bir dış müdahale olmaksızın ve barışçıl yollarla kaderlerini belirlemeleri gerektiği, haklarını teminat altına almak amacıyla birleştirerek ortak bir duruş sergileyip, yeni Suriye yönetimleriyle anlaşmalar ve mutabakatlar sağlamaları gerektiği vurgulandı.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ferhat Abdi: Barzani ile anlaştık&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görüşmeye dair en net açıklamayı ise bizzat Ferhat Abdi’nin kendisi yaptı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Abdi, “Suriye’de Kürtlerin ulusal çıkarlarının korunması ve Kürtlere yönelik her türlü tehdide karşı ortak hareket edilmesi konusunda anlaştık” ifadelerini kullandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu gelişmeler sonrası gerek PKK ve PYD/YPG kaynakları gerekse de Erbil’den çok sayıda açıklamalar yapıldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu açıklamaların tümünün ortak noktası, “Mesud Barzani ile Ferhad Abdi görüşmesinin Suriye’de PYD-ENKS ortaklığını sağlanmasının ötesinde PKK ile KDP ‘düşmanlığı’nın da sona ermesi yönünde de bir dönüm noktası olduğu” yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bu gelişmelerin yaşandığı süreç içinde ABD ve Fransız yetkililerin yanı sıra CENTCOM Komutanı General Michael Erik Kurilla’nın da bölgede olduğunu ve görüşmeler öncesinde sonrasında hem Erbil’deki yetkililerle hem de Kuzeydoğu Suriye’de Ferhat Abdi ve diğer PYD’li bazı yetkililerle görüştüğünü anımsatmakta yarar var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Direktörü Tobias Tunkel de 19 Ocak günü Kuzeydoğu Suriye’ye giderek Ferhat Abdi ile görüştü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani bu gelişmelerin öncesinde yaşanan görüşme trafiğinde adı çok geçmeyen Almanya da Barzani-Abdi görüşmesi sonrası sürece dâhil oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ankara’dan şu ana kadar Barzani-Abdi görüşmesine dair herhangi bir resmi açıklama geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna karşın Türkiye’nin Erbil Başkonsolosu Erman Topçu’nun önceki gün Barzani’ye en yakın isimlerden biri olan ve Barzani-Abdi görüşmesine de katılan KDP’nin üst düzey yöneticilerinden Hoşyar Zebari ile görüştüğü bilgisi basına yansıdı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanaatimce Ferhat Abdi ile görüşme, Ankara’nın Barzani’den hiç beklemediği bir adımdı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önce KYB lideri Bafıl Talabani’nin Ferhat Abdi ile görüşmesine çok sert tepki gösteren Ankara muhtemelen yaşananları, gelişmeleri iyi ölçüp biçip ona göre adım atmayı planlıyordur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye tarafından PKK tarafına geçmek&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ankara’nın tepkisini ve atacağı adımları muhtemelen önümüzdeki günlerde göreceğiz ancak Barzani’nin Abdi ile görüşmesinin Talabani’nin görüşmesinden çok daha ileri boyutlarda anlamlara tekabül ettiği açık.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira Talabani’nin PKK ile yakınlığı zaten biliniyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa Barzani bugüne kadar PKK’ya karşı Türkiye ile ortak hareket ediyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzani’nin attığı bu adımın Türkiye’ye karşı PKK tarafına geçmek olduğu çok açık.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten yaptıkları ve yapılan tüm açıklamalar da bunu teyit ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki ne oldu da Barzani böyle bir adım attı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca ABD ve Fransızlar onu bir şeylere ikna etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O “bir şeyler”in ne olduğunu ABD’nin bölge ile ilgili planlarından ve satır aralarına yansıyan açıklamalarından çıkarmak çok mümkün.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen PYD ve ENKS’nin ortak hareket etmesiyle yine Suriye yönetimine “federasyon” modelini kabul ettirmeye çalışacaklar ki zaten bunu açıkladılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye yönetiminin bunu kabul etmesi halinde Kuzey Irak’takine benzer “Rojava Federal Yönetimi” diye bir yönetim kuracaklar ve bu bölge PYD-ENKS tarafından ortak yönetilecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şayet bunu yeni Suriye yönetimine kabul ettiremezlerse Kuzeydoğu Suriye’yi Kuzey Irak ile birleştirip ABD, Fransa ve İsrail ile muhtemelen İngiltere ve Almanya’nın da savunma garantörlüğünde ”bağımsız bir Kürt devleti” ilan edecekler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni süreci boşa çıkarma çabası&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve elbette bu planların önemli bir ayağı, Abdullah Öcalan’ın önümüzdeki günlerde PKK’nın lağvedilmesine dönük atacağı adımları boşa çıkarmaya yönelik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Öcalan’ın kararlarına karşı direnemeyen PKK unsurlarını dağdan çekip Kuzey Irak ve Kuzeydoğu Suriye’de yönetim kadrolarına atayacaklar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böylelikle hem Suriye’de Türkiye’nin yeni Suriye yönetimi ile birlikte planladığı Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü hem de yeni süreç ile birlikte PKK’nın tarihe gömülmesi planını boşa çıkaracaklar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hesapları ve planları bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzani’nin ABD’den çok güçlü garantiler almadan bölgedeki tüm dengeleri alt üst edecek böyle bir adım atmış olma ihtimali çok zayıf.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gerçi 2017’deki bağımsızlık referandumu konusunda da ABD’den bazı taahhütler alıp ondan sonra adım atmış ve sonrasında hayal kırıklığına uğramıştı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama en azından bu kez muhtemelen daha güçlü garantiler almıştır diye sanıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta aynı garantileri, Biden yönetiminin yanı sıra yeni Trump yönetiminden almış olma ihtimali de var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2017’deki hatanın Barzani’ye çok ağır bedelleri olmuştu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen bu hatasının bedeli çok daha ağır olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bağımsızlık beklerken, elindeki “federasyon”u da kaybedebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İzleyip göreceğiz ancak her halükarda Barzani bir şekilde attığı bu adımdan, içine girdiği karanlık ve kirli plandan çıkmayı başaramazsa veya Barzani’ye bu yönde geri adım attırılmazsa önümüzdeki dönem açısından bölgeyi çok karanlık günlerin beklediğini söylemek mümkün.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 21 Jan 2025 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Trump'ın kabinesi, Türkiye'nin bekası, yeni süreç ve planlama sorunu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/trumpin-kabinesi-turkiyenin-bekasi-yeni-surec-ve-planlama-sorunu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/trumpin-kabinesi-turkiyenin-bekasi-yeni-surec-ve-planlama-sorunu/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu plan Obama’nın ikinci döneminden itibaren bizzat ABD tarafından devreye sokuldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın birinci döneminde kısmen zayıflasa da Biden dönemi ile birlikte hız kazandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının ardından önce Filistin’e yönelik soykırım girişimi başlatan ardından saldırılarını Lübnan ve Suriye’ye yönelten İsrail’in de güçlü şekilde el atmasıyla birlikte söz konusu plan Türkiye için yakın bir tehdit haline dönüştü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yöndeki değerlendirmelerinin ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli inisiyatif alarak önce Meclis’te DEM Partililerin elini sıktı ardından Öcalan’a çağrıda bulunarak terör örgütünü lağvetmesi halinde “umut hakkı”ndan yararlanabileceğini açıkladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böylece Türkiye’de adı konulmamış “yeni bir süreç” başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sürecin iki ana hedefi vardı;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle “iç cepheyi güçlendirmek”, ikincisi ise terörü sonlandırmak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu süreç devam ederken tüm dünya gibi Türkiye de ABD seçimlerine kilitlendi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ankara’nın değerlendirmesi, Demokratlar’ın adayı Kamala Harris’in kazanması halinde Obama’nın başlattığı, Biden’ın devam ettirdiği terör devleti planının hız kazanacağı yönündeydi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle Irak ve Suriye’den çekilmeyi taahhüt eden Cumhuriyetçiler’in adayı Trump’ın kazanması Türkiye’nin yararına olacaktı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ankara’nın umduğu oldu, Trump açık ara seçimleri kazandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak 20 Ocak’ta görevi devralacak Trump’ın kabinesi için açıkladığı isimler, Ankara’nın beklentilerini ters yüz edebilecek nitelikte.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira Trump’ın özellikle Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı, CIA Direktörü ve İsrail Büyükelçisi olarak önerdiği isimler – ki bunların tümünün Ankara-Washington ilişkileri üzerinde doğrudan etkisi olacak- Türkiye’yi doğrudan düşman olarak görüyor, PKK/YPG’yi alenen destekliyor ve İsrail’in bölgeyi yangın yerine dönüştürme planlarına açık destek veriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birinci döneminde Trump’ın Suriye’den çekilme planı Pentagon ve CENTCOM’un direnişine takılmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu isimlerin Trump’ı, “İsrail’in güvenliği” için Suriye’den çıkmama, PKK/YPG’ye destek verme ve bölgede bir terör devleti kurma planlarına çok daha kolay ikna edebileceğini öngörmek gerek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ötesi, bu süreç içinde ABD, İsrail’in de yönlendirmesiyle Türkiye’ye karşı daha açık “düşman” pozisyonu takınabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filistin meselesi ABD’nin PKK/YPG ilişkisini de belirleyecek&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani önümüzdeki dönem İsrail-Filistin meselesi Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrinde öncelikli unsur olacak gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu seyir, ABD’nin PKK/YPG yaklaşımı da belirleyecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle gerek bu seyri olumlu bir rotaya oturtma gerekse de Filistin meselesini bir çözüm sürecine koyma açısından Türkiye’nin, Arap ülkeleriyle birlikte bir çözüm formülü üzerinde uzlaşarak bunu Trump yönetimine dayatmaya yönelik bir çaba içine girmesi gerekli ve önemlidir diye düşünüyorum ki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu yönde yoğun bir çaba içinde olduğu gözleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrinden bağımsız olarak Türkiye’nin, birlik ve bütünlüğünü perçinleştirmek, iç huzur ve barışın tesisi ve de toprak bütünlüğüne yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi için “iç cephesini güçlendirme” ve terörü sonlandırma çabalarına hız vermesi şart.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu aşamada, giriş bölümünde dile getirdiğimiz adı konulmayan “yeni süreç” ile ilgili bazı sorunlara dikkat çekmekte yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilindiği üzere “süreç” ile ilgili tartışmalar Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşmasıyla başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin 22 Ekim’de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadaki “Öcalan” çıkışı ise MHP’li kurmayların tabiriyle bir “milat”tı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İç siyasetteki kimi tartışmaların aksine bunun başından bu yana planlanmış bir devlet politikası olduğunu siyasi öncülüğünü Bahçeli ve MHP’nin yaptığını, Erdoğan ve AK Parti’nin de bunun arkasında olduğunu söyleyegeldik.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son AK Parti MYK toplantısında dile getirdiği, yeni süreç ile ilgili gelişmeler konusunda “Bahçeli ve MHP ile aramızda tam bir mutabakat var” şeklindeki sözleri ve de Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un bu yöndeki son beyanları bunu teyit ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğru planlama ve “iç cepheyi güçlendirme”nin önemi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak gerek sürecin seyri gerekse de yaşanan kimi gelişmelerin bazı endişeler uyandırdığını söylemek lazım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin “Öcalan” çıkışının üzerinden yaklaşık bir ay geçti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak geçen süre içinde Öcalan’ın yeğeni olan DEM’li bir vekilin İmralı ziyareti dışında hiçbir gelişme olmadı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa bu çıkış öncesi Öcalan ile kimi görüşmelerin yapılmış olması, Öcalan’ın örgütüne silah bıraktıracağını ve örgütünü lağvedeceği sözünü vermiş olması ve bunun nasıl bir süreç ve planlama dâhilinde hayata geçirileceğinin belirlenmiş olması gerekirdi. – ki bize göre belirlenmiştir de.-&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O halde bunun devamı nerede?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu planı suya düşürmek isteyen sayısız güç odağının olduğu bilinmesine karşın sürecin ağır-aksak yürütülmesinin ciddi bir risk olduğunun altını çizmemiz gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira bu güç odaklarının tümü çoktan karşı pozisyon alıp süreci boşa çıkarmaya yönelik hamlelerini devreye soktu bile.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sürecin buna fırsat tanınmadan yürütülmesi hayati önemde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan sürecin bir diğer ayağı “iç cepheyi güçlendirmek”ti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan’ın açıklamaları da Bahçeli’nin DEM’lilerle tokalaşması da bu amaca yönelikti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak süreç ilerlerken ve “yumuşama/normalleşme” eksenli mesajlar verilirken önce Esenyurt, ardından da Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanması olayları yaşandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz konunun bir ayağı söz konusu belediyeler hakkında yürütülen soruşturmalar yani yargı ile ilgili ancak kayyum atamalarının siyasi ve idari olduğu da açık.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DEM Parti’nin Türkiyelileştirilmesi ve sivil siyasete çekilmesi hedeflenirken aksinin olması yetmezmiş gibi ana muhalefet partisi CHP de onlarla aynı rotaya girdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu gelişmelerin “iç cepheyi güçlendirmek” yerine zayıflattığı apaçık ortada.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşananlar, “içeride süreci akamete uğratmak isteyen iç güçler mi var?” sorusunu akıllara getirmiyor değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Varsa bu güçlerin ifşa edilmesi ve üzerine gidilmesi gerekir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sözün özü, ülkemizin iç huzur, barış ve refahı ve de birlik, bütünlük ve bekası için iç cephenin güçlendirilmesi de terör riskinin bertaraf edilmesi de büyük önem taşıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle adı konmayan “yeni süreç” oldukça önemli ve değerli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun doğru ve planlı bir şekilde yürütülerek nihai hedefe ulaştırılması en büyük temennimiz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 19 Nov 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Suriye'de yönetim sisteminin Türkiye için hayati önemi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/suriyede-yonetim-sisteminin-turkiye-icin-hayati-onemi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/suriyede-yonetim-sisteminin-turkiye-icin-hayati-onemi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bunun nasıl olacağı Suriye’nin güven ve istikrarı kadar Türkiye için de oldukça önemli.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esad’ı devrilmesine giden sürece Hey&#039;etu Tahrîri&#039;ş-Şâm (HTŞ) öncülük etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başta en büyük desteği Türkiye’den alan Suriye Geçici Hükümeti (SGH) ve ona bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) ile diğer çok sayıda muhalif örgüt de HTŞ ile ortak hareket etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’de yeni dönemi önemli ölçüde bu güçler belirleyecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz önce bir geçiş dönemi olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonrasında yeni bir anayasa oluşturulması, bu anayasa devlet yapısının, yönetim sisteminin belirlenmesi ve sonrasında yapılacak seçimlerle yeni yönetimin belirlenmesi süreçleri yaşanacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sürecin karmaşık, tartışmalı ve kimi krizlere hatta bir takım iç çatışmalara da gebe olduğu öngörülebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak öyle veya böyle bir şekilde Suriye’de bir süre sonra taşlar yerine oturacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önemli olan, hangi taşın nereye oturduğu ve taşlar yerine oturduğunda ortaya çıkan yapının nasıl olduğudur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Selefi gelenekten gelen HTŞ’nin, Esad’ın devrilmesine giden süreç ve sonrasında yaptığı açıklamalar, örgütün bir nebze demokratik bir anlayışa evirildiğine dair işaretler veriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin desteklediği gruplar da önemli ölçüde demokratik bir Suriye’den yana.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;HTŞ’nin yeni dönem yaklaşımları ve diğer muhaliflerin yaklaşımları önemli ölçüde Türkiye’nin, “Tüm etnik, dini ve mezhebi grupları kapsayan, toprak bütünlüğünün korunduğu ve ülkenin tümünde egemen, merkezi bir yönetim oluşturulması” yaklaşımlarıyla örtüşüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada en büyük sorun kuşkusuz terör örgütü PYD/YPG meselesi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye için kritik konu da bu zaten.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhaliflerin Esad’a yönelik devirme operasyonunu başlattığı 27 Kasım’ın akabinde SMO güçleri Türkiye’nin de desteğiyle Fırat’ın batısında PYD/YPG’nin denetimindeki iki bölgeden biri olan Tel Rıfat’ı almıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fırat’ın batısında PYD/YPG’nin denetimindeki tek bölge olan Münbiç de dün itibariyle terör örgütünden temizlendi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak Fırat’ın batısındaki iki bölgeyi kaybeden terör örgütü, rejim güçlerinin boşalttığı Fırat’ın doğusunda yer alan Deyrizor’daki bazı bölgeleri ele geçirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hali hazırda Suriye’nin Fırat’ın doğusunda kalan topraklarının önemli bölümü bu terör örgütünün denetiminde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burası, hem su kaynaklarına yakınlık hem de Suriye’nin toplam petrol rezervlerinin yüzde 90’ı ile doğalgaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 50’inin bulunduğu bölgeler olması nedeniyle kritik ve stratejik önemde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öncelikli hedefi özerk yönetimler şeklinde bu bölgeyi kendi denetiminde tutmak olan PYD/YPG, yeni Suriye yönetimiyle birinci tercihi konfederasyon, olmazsa federal bir yönetime geçiş şartıyla anlaşabileceğine dair beyanatlar da veriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;HTŞ’den şuana kadar PYD/YPG’nin bu taleplerine dair her hangi bir açıklama gelmiş değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SGH birçok kez bu taleplere karşı olduğunu açıkladı ancak SGH’in bünyesinde yer alan Kürt yapıları temsil eden ENKS ise federasyondan yana olduğunu söylüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla önümüzdeki günlerde hem PYD/YPG’nin denetimindeki bölgelerin akıbeti hem de Suriye’de yeni kurulacak yönetim sisteminin ne olacağına dair tartışmaların uzun süre devam edeceği açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD’den gelen açıklamalar PYD/YPG’ye yönelik desteklerinin devam edeceği yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’den de benzer yönde açıklamalar geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ötesi, ABD’nin HTŞ ile PYD/YPG arasında uzlaşma sağlamaya yönelik çabalar içinde olduğuna dair bilgiler de var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD federalizmi dayatabilir&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD’nin çabalarının Suriye’de Irak’takine benzer bir federal sistem kurmaya yönelik olduğu anlaşılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;HTŞ’yi, terör örgütleri listesinden çıkarma ve onların denetiminde bir Suriye yönetimine onay vermeleri karşılığında buna ikna etmeleri mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önümüzdeki dönemde özellikle ABD tarafından, PYD/YPG’nin PKK ile bağlarının kopartılması ve hatta PKK’nın tümden ortadan kaldırılması gibi formüllerle Türkiye’nin Suriye’de federal bir yönetime onay vermesine dair tekliflerin geleceğini düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Kuzey Irak’takine benzer, Türkiye ile uyumlu bir “Kuzeydoğu Suriye Kürt yönetimi” gibi öneriler olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şunun altını özellikle çizmek gerek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi tek başına Türkiye için tehdit oluşturma kapasitesine haiz değildir ancak bu bölgeyle sınır bitişi olan Kuzeydoğu Suriye’de de benzer bir yapının kurulması halinde gelecekte her iki bölgenin birleşmesinden oluşacak bir yapının Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturacağı açıktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oluşturulacak bir yapının Türkiye’de Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Doğu ve Güneydoğu bölgelerini sürekli taciz edeceği, Türkiye üzerinde hesabı olan ve olacak güçlerin bu durumu “Birleşik bağımsız Kürdistan” için sürekli kaşımaya devam edeceği, dolayısıyla bu meselenin her daim Türkiye’nin “yumuşak karnı” olacağını öngörmek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’de önümüzdeki dönem nasıl bir devlet yönetim sisteminin olacağı Türkiye için en az Baas rejiminin devrilmesi kadar hatta ondan çok daha önemlidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle Suriye’de özerk, konfederal veya federal bir yapının Türkiye tarafından hiçbir şart altında kabul edilemeyeceği açıktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çözüm, terör örgütü PYD/YPG’nin lağvedilmesi, örgütün denetimindeki bu bölgelerin Suriye merkezi yönetimine bırakılması, bu bölgelerde yaşayan Kürtlerin de diğer etnik grupların da tüm diğer etnik, dini ve mezhebi gruplar gibi Suriye’nin bir parçası olarak demokratik bir sistem içinde yönetime dâhil olmalarının sağlanmasıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Tue, 10 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Haniye suikastı sonrası bölgesel gerilimler ve yeni fırsatlar]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/haniye-suikasti-sonrasi-bolgesel-gerilimler-ve-yeni-firsatlar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/haniye-suikasti-sonrasi-bolgesel-gerilimler-ve-yeni-firsatlar/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Tahran’dan yükselen “İsrail bitti”, “Çok ağır bedel ödeteceğiz” şeklindeki intikam yeminlerinin yerini yavaş yavaş bir sessizlik almaya başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Anlaşılan o ki İran, hem iç kamuoyuna hem de dünyaya karşı çok ağır şekilde zedelenen imajını bir nebze de olsa düzeltecek bir cevap verme planı yapıyor ancak bu cevabın İsrail ile topyekûn bir savaşa yol açmasından da endişe duyuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna karşın Netanyahu hükümeti, uzun süreden bu yana İran’ı konvansiyonel bir savaşa çekmek için her türlü yolu deniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in, geçtiğimiz Nisan ayında Suriye’deki İran konsolosluğuna yönelik saldırının maksadı da buydu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tahran’ın bu saldırıya cevabı İsrail’e bir fiske kadar etkisi olmayan, göstermelik seyir füzeleri göndermek olmuştu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz Haniye suikastı İran açısından çok daha ağır ve çok daha sarsıcı bir olay.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendi misafirini, kendi topraklarında koruyamamanın zafiyeti bir yana böyle bir saldırıya cüret eden bir ülkeye gereken cevabı verememek ağır bir itibar kaybı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açık söylemek gerekirse, her ne kadar Ortadoğu’nun kanayan yarası Filistin meselesinin baş müsebbibi İsrail ise de, bu coğrafyada yaşanan gerilimlerden, çatışmalardan, kaoslardan birinci derece sorumlu ülkelerden biri de İran’dır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yemen’den Lübran’a, Lübnan’dan Suriye’ye, Suriye’den Irak’a kadar geniş bir coğrafyada vekil örgütler eliyle sürekli gerilim ve kaos yaratan ülkedir İran.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tahran, bu ülkelerdeki etkinliğini sürekli olarak anlaşmazlıkların derinleşmesi ve özellikle de mezhep farklılıklarının çatışmalara evirilmesi ekseninde kullanmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölgenin büyük ülkeleriyle sürekli bir gerilim politikası yürüten komşumuz, Türkiye ile de özellikle PKK konusunda hiç de dostane olmayan hatta çoğu kez hasmane yaklaşımlar sergilemektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çünkü İran, on yıllardan bu yana kendi ülke çıkarlarını komşu ülkelerin zayıflığına endekslemiştir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölgedeki gerilimlerin en önemli sebeplerinden birisi budur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İslam ülkelerinin, İsrail mezalimine karşı ortak bir tavır sergileyememesinde de İran’ın bu coğrafyaya ektiği ve ekmekte olduğu nifak tohumlarının etkisi büyüktür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan bugüne dek İran da, İsrail de Filistin sorununun devam etmesinden nemalana geldiler. İsrail kadar İran da sorunun devamını isteyegeldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düşman olmakta anlaşıp ama hiçbir zaman gerçek düşman olmadılar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hiçbir zaman doğrudan karşı karşıya gelmediler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak 7 Ekim’den sonra şartlar değişti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail, bu saldırıyı Filistin’i topyekûn imha ve ilhak etme heveslerine bahane saydı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve 10 aydan bu yana Filistin halkı üzerinde amansız bir katliam ve soykırım uyguluyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Netanyahu hükümeti içeride ve dışarıda sıkışınca da savaşı genişletme arayışına yöneldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle kendini kurtarmak için şimdi İran’ı doğrudan mindere çekmeye çalışıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran ise minderden kaçacak yol bulma arayışında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelinen aşamada bölgesel bir savaşın ayak sesleri hiç olmadığı kadar güçlü duyuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran’ın, bu süreçten nasıl çıkacağını öngörmek çok zor ama gerek İsrail vahşetine karşı Filistin halkının yanında güçlü duruşu ve İslam ülkelerini bu yönde ortak hareket etmeye zorlama çabasıyla gerekse de bölgesel barış ve işbirliği vizyonuyla oldukça yerinde ve doğru bir çizgide sorunlara çözüm üretmeye çalışan Ankara’nın, Tahran’ı da bu yola girmeye zorlaması gerektiği kanaatindeyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu açıdan bölgede yaşanan gerilim ve kaosların sonucu ortaya çıkan yeni bazı durumların özellikle Türkiye ile İran arasında yeni bir sürecin başlamasına kapı araladığını düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail-İran geriliminin artmasına paralel olarak ABD’nin PKK/PYD üzerindeki etkisini daha da arttırarak özellikle İran destekli milis güçlere karşı terör örgütünü kullanmaya hazırlandığına yönelik bilgiler geliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durum Tahran’ın, on yıllardan bu yana Türkiye’ye bazen el altından bazen açıkça desteklediği PKK ile ilişkilerinin bozulmasına yol açtı, açıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2018’de İran ile anlaşıp bu ülkeye karşı faaliyet yürütmeyi sonlandıran terör örgütü PKK’nın İran kolu PJAK’ın yeniden eylemlerine başladığı yönünde bilgiler söz konusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu alanda yaşanan söz konusu gelişmeler, İran’ın içine girdiği darboğaz ve özellikle yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın bu güne kadar Türkiye ile ilgili verdiği olumlu mesajlar, Ankara-Tahran hattında PKK ile ortak mücadele konusunda yeni bir süreci mümkün kılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye ile İran arasında bu konuda varılacak bir uzlaşı, Türkiye ile Irak arasında birkaç ay önce PKK ile mücadele konusunda sağlanan anlaşmanın çok daha güçlü bir şekilde hayata geçmesini beraberinde getirir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak Yüksek Yargı Konseyi’nin önceki gün Irak’ta faaliyet gösteren PKK destekli üç partinin faaliyetlerini yasaklayıp malvarlıklarına el koyması kararı da bu olumlu gelişmelerin bir yansıması mahiyetinde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belirttiğimiz gibi İran’ın yeni dönemde komşularıyla iyi ilişki ve İslam coğrafyasıyla barışık bir yola girmesi halinde, İsrail’in Filistin’e yönelik soykırımının önlenmesi başta olmak üzere birçok sorunun çözümü daha kolay hale gelecektir diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran şapkasını önüne koyup, yaptığı hatalardan ders çıkarıp böyle bir yola girmesini umuyor ve diliyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Thu, 08 Aug 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Irak&#039;ta yeni dönem ve yeni denge arayışları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/irakta-yeni-donem-ve-yeni-denge-arayislari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/irakta-yeni-donem-ve-yeni-denge-arayislari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Türkiye’nin Suriye politikaları açısından “kırmızı çizgi” niteliği taşıyan PYD/YPG konusu ve “Suriye’nin siyasi birliği ve üniter yapısı” mevzusu kriz durumundan çıkarak henüz tamamen neticelenmiş olmasa bile bir çözüm sürecine girmiş bulunuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta PYD/YPG konusunun PKK’nın silah bırakması hususundan daha olumlu seyrettiğini bile söylemek mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz bunda Ankara ve Şam’ın ortak anlayış ve işbirliği içinde hareket etmelerinin yanı sıra ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın da oldukça önemli bir rol oynadığını belirtmek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tom Barrack, PYD-YPG mevzusunu Suriye ve Türkiye’nin başına bela eden Barack Obama ve Joe Biden yönetimlerinin atadığı dönemin Suriye Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün aksine Ankara ve Şam ile ortak hareket ederek sorunun çözümüne önemli katkılar sağladı ve sağlamaya devam ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de özellikle bazı muhalefet partileri tarafından, kimi sözleri bağlamından çıkarılarak “şeytanlaştırılmaya” hatta “istenmeyen adam” ilan edilmeye çalışılan Barrack’ın, PYD/YPG ve Suriye konularında şu ana kadarki yaklaşımlarının seleflerinden çok daha makul, çok daha olumlu ve sorunu çözme yönünde olduğu aşikâr.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu açıdan bakıldığında aynı zamanda ABD’nin Ankara Büyükelçisi de olan Tom Barrack’ı yıpratmaya çalışan kesimlerin bu yaklaşımları, onun yerine geçtiğimiz yıllarda ABD-Türkiye ilişkilerinde ciddi krizlerin yaşanmasına yol açan John Bass ve David Satterfield gibi büyükelçiler ve McGurk gibi bir Suriye Özel Temsilcisi mi istedikleri sorularını akla getirtiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İç politikada zaman zaman gündeme sokulan bu tartışmalara dair açtığımız kısa parantezi kapatarak konumuza dönecek olursak, belirttiğimiz gibi Suriye ve PYD/YPG konusunda Türkiye ile paralel yaklaşımlara sahip olan ve bugüne dek sorunun çözümü konusunda önemli rol oynayan Tom Barrack’ın geçtiğimiz günlerde Suriye Özel Temsilciliği görevi sona erdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onun yerine gelecek kişinin kim olacağı merak edilirken ABD Başkanı Trump tarafından görev süresi hem görev süresi uzatıldı hem de yaklaşık yarım asırdan bu yana Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri olan PKK’nın yuvalandığı Irak için de Özel Temsilcilik göreviyle görevlendirildi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağa, Türkiye ziyaretinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından da kabul edildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;IRAK’TA TOM BARRACK ETKİSİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak’taki gelişmeleri ele alacağımız bu bölümde Suriye, PYD/YPG ve Tom Barrack mevzularına değinmemizin sebebi, Barrack’ın Suriye’de oynadığı olumlu rolün benzerinin Irak için de beklenebileceği hususu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Obama ve Biden dönemlerinde ABD, Suriye’de siyasi istikrarsızlık ve kaosun sürmesinden yana bir yaklaşım sergiledi. Barrack ise Suriye’de siyasi birlik ve istikrardan yana davrandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı ABD, özellikle 2003’te Saddam rejiminin devrilmesinden bu yana Irak’ta da siyasi istikrarsızlık ve kaos planları uyguladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barrack’ın ise, Irak Özel Temsilciliği görevine gelir gelmez ilk açıklaması Irak’ta da siyasi istikrarın sağlanması yönünde oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak’ta Kasım 2025’te yapılan seçimler sonrasında en çok sandalyeyi elde eden Şii partiler eski Başbakan Nuri Maliki’yi yeniden başbakan adayı olarak gösterme konusunda anlaşmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barrack’ın telkinleriyle Trump yönetimi buna sert tepki verdi ve söz konusu partiler Maliki yerine Ali Zeydi üzerinde karar kılmak zorunda kaldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak’ın yeni başbakanı olarak geçtiğimiz Mayıs ayında göreve başlayan Zeydi, seleflerine göre çok daha rasyonel, uzlaşmacı ve hem ABD hem de Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye çok daha yatkın bir isim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barrack’ın, Irak’ta güvenlik ve siyasi istikrarın sağlanması gerektiği yönündeki açıklamaların ardından yeni Başbakan Zeydi, tüm silahlı grupların silahlarını devlete teslim etmesi gerektiği yönünde bir adım attı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu çağrı üzerine, Irak’taki en güçlü Şii grupların başında gelen Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr kendisine bağlı grupların silahlarını teslim edeceğini duyurdu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak’ta İran destekli silahlı milis grubu Haşdi Şabi bünyesindeki bazı gruplar dâhil diğer gruplardan da benzer açıklamalar gelmeye başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Barrack’ın ABD’nin Irak Özel Temsilciliği, Ali Zeydi’nin de Irak Başbakanlığı görevine geldiği son iki aydan bu yana hızlı ve oldukça önemli gelişmeler yaşanıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak, “güvenlik, siyasi istikrar ve merkezi yönetimin güçlenmesi” doğrultusunda yeni bir yola girmiş gibi görünüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat’ta Irak’ın yeni Başbakanı Ali Zeydi tarafından kabul edildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;IKBY’DE “MEŞRUİYET” TARTIŞMALARI&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna karşın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKYB) Kuzey Irak’ta tersi bir durum söz konusu. Bölgede ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık had safhada.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;IKYB’de 20 Ekim 2024’te yapılan son seçimlerin üzerinden 20 ay geçmesine karşın hâlâ yeni hükümet kurulamadı. Seçimlerde hiçbir parti tek başına hükümet kurabilecek bir çoğunluğu elde edemedi. Federal bölgenin iki büyük partisi Barzanilerin KDP’si ile Talabanilerin partisi KYB hükümet kurma konusunda uzlaşamıyor. Parlamento fesih durumda. Bu durum beraberinde “meşruiyet” tartışmalarını da beraberinde getiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan burada Türkiye ile ilişkiler konusunda olumlu ve önemli gelişmeler de yaşanıyor. PKK ile ilişkileri nedeniyle Türkiye ile sorun yaşayan KYB ile Ankara arasında, Terörsüz Türkiye Süreci ile birlikte PKK’nın sorun olmaktan çıkmaya başlamasına paralel olarak olumlu gelişmelerin sinyalleri görülüyor. Türkiye, uzun süreden bu yana askıya aldığı Süleymaniye ile uçak seferlerine yeniden izin verdi. KYB ise buna “jest” niteliğinde bir adım atarak kendi yönetimlerinde olan Kerkük Valiliği’nin 102 yıl aradan sonra Türkmenlere geçişine katkı sağladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ANKARA-SÜLEYMANİ İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başta gıda olmak üzere tedariklerinin önemli kısmını İran’dan sağlayan KYB, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaş nedeniyle bu tedarik zincirinde yaşanan sıkıntıların giderilmesi konusunda Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor. Bu durum Türkiye’nin KYB’nin etkili olduğu Süleymaniye, Kerkük ve Halepçe bölgesine yönelik ticari ilişkilerini arttırma zemini sunuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani bu anlamda ilişkilerin geliştirilmesi her iki tarafın da yararına.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlişkilerin geliştirilmesinin sadece ekonomik değil siyasi alanda da gerek Türkiye’nin Kuzey Irak ile ilişkilerde kendilerini vazgeçilmez gören ve bu sebeple zaman zaman Türkiye karşıtı yaklaşımlar içine girme konusunda fazlaca cesur davranan KDP’nin dengelenmesi açısından gerekse de Irak’ta siyasi birlik ve istikrarın sağlanması açısından ciddi ve önemli çıktıları olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önümüzdeki dönem içinde bu yönde ciddi adımların atılması muhtemeldir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yarın:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye ile Irak arasında işbirliğinin yaratacağı muazzam fırsatlar&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kalkınma Yolu Projesi’nin her iki ülkenin ekonomilerine etkileri&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hürmüz Boğazı geriliminin ortaya çıkardığı enerjide işbirliği gereklilik ve fırsatları&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bağdat ile enerji işbirliğinde KYB ile ilişkilerin önemi&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Jul 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsrail saldırıları, ABD Seçimleri ve İran]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/israil-saldirilari-abd-secimleri-ve-iran/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/israil-saldirilari-abd-secimleri-ve-iran/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;İsrail’in ne yapmaya çalıştığı, neyi ne kadar yapabileceği ve bölgenin geleceği yoğun şekilde tartışılıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kişisel kanaatim, İsrail’in öncelikli hedefinin Filistin’i insansızlaştırarak işgal ettiği bölgelerde mutlak hâkimiyetini tesis etmek, sonraki aşamada ilk çeperindeki Lübnan ve Suriye’nin sınır bölgelerini de kendini tehdit eden unsurlardan temizlemek ve hatta bu bölgelerin bir kısmını işgal ve ilhak etmek, son aşamada ise en büyük tehdit olarak gördüğü İran’ı da uzun yıllar belini doğrultamayacak ölçüde cezalandırmak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail 7 Ekim’den bu yana yaptığı işgal ve soykırım saldırıları ile Filistin ile ilgili hedefleri konusunda önemli mesafe kat etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başta Hamas olmak üzere direniş örgütlerine ağır kayıplar verdirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önemlisi çoğu çocuk ve kadın on binlerce insanı katledip milyonlarcasına topraklarından göçertti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşgal ettiği bölgelere yüzbinlerce İsrailli yerleştirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail, ilk ve öncelikli hedefine ulaşmak için bundan sonraki süreçte de Filistin topraklarındaki işgalini kalıcılaştırmak için soykırımvârî saldırılarına devam edeceğini öngörmek gerek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı şekilde İsrail, önümüzdeki dönem Lübnan ve Suriye’deki saldırılarına da devam edecektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail için bu bölgede Hizbullah’ın etkisizleştirilmesi de yeterli olmayacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail, Mavi Hat’ta kalan bölgenin önemli su kaynaklarından Litani Nehri’nin kontrolünü ele geçirmek için önümüzdeki günlerde Lübnan’ın güneyine yönelik kısmi bir kara harekâtı gerçekleştirebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eş zamanlı olarak veya takip eden günlerde işgal altında tuttuğu Suriye’nin Golan Tepeleri’ndeki gücünü de tahkim etmeye yönelik adımlar atması olasıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in tüm bunları başarması halinde hem Filistin’i ilhak etmiş olacak, hem topraklarını Lübnan ve Suriye’ye doğru genişletmiş olacak hem de hem de bölgeyi kendini tehdit eden unsurlardan arındırmış olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yukarıda belirttiğimiz üzere bu süreçte ve önümüzdeki dönem açısından İsrail’in en önemli hedeflerinden birisi de İran’dır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz 1948’den bu yana Filistin meselesi üzerinden bölgede yaşanan kıyımların, katliamların ve gerilimlerin ana sorumlusu İsrail ise de, bu mesele konusunda İslam coğrafyasındaki ayrışmaların, gerilimlerin ve dolayısıyla bu meşeye çözüm bulunması konusunda ortak hareket edilememesinin birinci derecede sorumlusu İran’dır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran, bu güne kadar hiçbir zaman Filistin sorununun çözülmesi yönünde herhangi bir çaba göstermediği gibi bölgede nüfuz alanını genişletmek için hep bu sorunun devamından yana bir yaklaşım sergiledi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’i düşman olarak gösterip hiçbir zaman o düşman ile doğrudan karşı karşıya gelmedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail de hep ana düşman olarak İran’ı göstererek hem başta ABD olmak üzere batının sınırsız desteğini arkasına aldı hem de İran ile gerilim yaşayan İslam ülkelerini sessiz kalmaya yöneltti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En nihayetinde Hamas’ın 7 Ekim saldırılarını fırsat bilen İsrail, Siyonist hedeflerine ulaşmak için düğmeye bastı ve yaklaşık bir yıl içinde bu konuda önemli mesafeler kat etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görünen o ki İsrail özellikle Kasım ayında yapılacak ABD seçimlerine kadar bu saldırgan yaklaşımlarını kesintisiz şekilde sürdürecek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DANIŞIKLI DÖVÜŞ”ÜN İFŞASI VE PERS YAYILMACILIĞININ SONU&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca İsrail bu konuda iki farklı plan dâhilinde hareket ediyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD seçimlerinden Demokratlar’ın galip gelmesi halinde başkan seçilecek olan Kamala Harris’in İsrail’e bir noktada “dur” demesi bekleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Harris başkanlığındaki ABD yönetimi, İran ile herhangi bir savaşa girmek istemeyecek ve İsrail’i bir şekilde masaya oturmaya zorlayacaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in hali hazırdaki amacı böyle bir durum karşısında o zamana kadar elde edebileceği azami kârı elde etmiş olmak ve masaya en güçlü şekilde oturmaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail yönetimin diğer ve en önemli beklentisi ise seçimlerden Cumhuriyetçilerin galip gelmesi ve Donald Trump’ın başkan seçilmesidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın başkan seçilmesi halinde İsrail’in, ABD’yi İran ile bir savaşa çekme olasılığı oldukça yüksektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karadan herhangi bir işgal girişimi olmasa bile yoğun hava saldırılarıyla İran’ın başta nükleer olmak üzere savaş kapasitesinin önemli ölçüde zayıflatılması ve uzun yıllar belini doğrultamayacak şekilde darbelenmesi İsrail’in sözünü ettiğimiz en önemli hedeflerinden birisidir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görüldüğü kadarıyla Tahran yönetimi, İsrail’in bu maksat ve hedefini epey süreden bu yana anlamış bulunuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son bir yıl içinde İsrail, İran’a yönelik sayısız saldırı düzenledi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran ise her seferinde intikam yeminlerinin ötesinde hiçbir şey yapmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son olarak Hizbullah lideri Nasrallah’a yönelik saldırı sonrasında ise İran, intikam lafını bile ağzına almaya çekindi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran, ABD ile herhangi bir savaşa girmemek için İsrail’in tüm kışkırtmaları karşısında sus pus olmuş durumda.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu aşamadan sonra bu güne kadar Tahran tarafından kullanılagelen örgütlerin ve yapıların hiçbirisi artık eskisi kadar İran’a güvenmeyecek, ona bel bağlayarak hareket etmeyecektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran’ın yarım aşırı aşkın süredir İsrail ile danışıklı dövüş şeklinde devam eden gerilim üzerinden yürüttüğü Pers yayılmacılığı politikası da bu danışıklı dövüşün ifşa olmasıyla duvara toslamıştır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 30 Sep 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[PKK neden silah bırakmıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/pkk-neden-silah-birakmiyor/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/pkk-neden-silah-birakmiyor/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;“Terörsüz Türkiye Süreci, Irak’ta denge arayışları, riskler ve fırsatlar” başlıklı bu yazı dizimizde sürecin neden öngörülen hızda ilerlemediğini, tıkanıklığın nedenlerini, PKK’nın ve bağlı unsurlarının yaklaşımlarını, küresel, bölgesel ve yerel güçlerin etki ve beklentilerini ve ayrıca bu konunun Irak’ta yaşanan gelişmelerle ilişkisini, bu durumun Türkiye için ortaya çıkardığı risk ve fırsatları ele almaya çalışacağız.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terörsüz Türkiye Sürecinden başlayalım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Silahların bırakılması, teslimi konusunda İmralı&#039;nın iradesinin dışında da ciddi bir gecikme olduğunu görüyoruz” dedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu tespit, devletin istihbarat ve güvenlik birimlerinin konuyla ilgili raporlarına dayanıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK tarafı (Kandil, Avrupa kanadı ve DEM Parti cephesi) uzunca bir süreden bu yana sürecin ilerlemesinin önündeki en büyük engelin Öcalan’ın durumu, pozisyonu ve koşulları ile silah bırakacak PKK’lıların akıbetleriyle ilgili yasal düzenlemeler konusunda adım atılmaması olduğunu öne sürüyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hükümet yetkilileri ise, önce terör örgütü PKK’nın tüm unsurlarının silah bırakması ve bu durumun istihbarat ve güvenlik birimlerince teyit edildiğinin raporlanması gerektiğine dikkat çekiyordu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Süreç ile ilgili tartışmalar sürerken yasal düzenleme konusu gündemin önemli maddelerinden biri haline geldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Anlaşılan hükümet, tıkanıklığı aşmak için, PKK’nın silah bıraktığının teyit edilmesi şartıyla yürürlüğe girecek yasal düzenlemeler konusunda yeni bir adım atma niyetinde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve AK Parti Genel Vekili Efkan Ala’nın açıklamaları bunu gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kapsamda 1 Temmuz’da tatile girmesi planlanan TBMM’nin çalışma süresi uzatılarak, Meclis tatile girmeden önce bir “Çerçeve Yasa”nın çıkarılması planlanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen, çıkarılacak yasanın yürürlüğe girmesi de, PKK’nın silah bırakması şartına bağlanacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bu çabalar, devletin ve hükümetin bu konuyu ne denli önemsediğini gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki, gerekli yasal düzenlemeler ortaya çıkınca PKK tamamen silah bırakacak mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ÖCALAN’IN 27 ŞUBAT ÇAĞRISINI KABULLENMİŞ DEĞİLLER&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne yazık ki, PKK açısından sürecin fiili başlangıcı olan Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “PKK’nın feshedilmesi ve silah bırakılması” yönündeki çağrıdan bu yana yaşanan gelişmeler, ortaya çıkan durum, mevcut gidişat ile bu hedefe ulaşılmasının zayıf olduğuna işaret ediyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan’ın çağrısından sonra PKK, 12 Mayıs 2025’te “silahlı mücadelenin sonlandırılması ve fesih” kararı almış, ardından 11 Temmuz 2025’te bir grup PKK’lı Süleymaniye’de bir basın toplantısının ardından “silah yakma etkinliği” gerçekleştirmişti. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süre zarfında bazı mağaraların boşaltılması dışında hiçbir adım atılmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sürekli bir oyalama, bahaneler öne sürme ve süreci zamana yayma hal ve çabası söz konusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle kanımca devletin ve hükümetin daha bütünlüklü bir bakış açısıyla daha farklı enstrümanları da devreye sokması şart.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açmaya çalışalım&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısında ortaya koyduğu bakış açısı ve yaklaşımlarıyla örgütün tüm unsurlarının (Kandil, Avrupa Kanadı ve DEM Parti) yaklaşımları hiçbir şekilde uyuşmuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan, söz konusu çağrısında özetle, “silahla hak arama döneminin kapandığını, Türkiye’de siyasi koşulların demokratik siyaset için elverişli hale geldiğini, bu nedenle örgütün varlık sebebinin ortadan kalktığını, buna bağlı olarak örgütün silah bırakıp kendini feshetmesini ve ayrıca Türkiye ve bölge üzerinde emelleri bulunan küresel ve bölgesel güçler tarafından kullanılır durumdan çıkmak bu sürecin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini, demokratik zeminde yürütülecek siyaset kapsamında da günümüz dünyası açısından bakıldığında ‘kültüralist talepler’in bile yersiz olduğunu esas olanın yerelden başlanarak demokratik standartların yükseltilmesi Avrupa Birliği yaklaşımlarında olduğu gibi bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi gerektiğini” dile getirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna karşın aradan geçen 1.5 yıl süreye rağmen DEM Parti dâhil, PKK tarafındaki unsurların hiçbiri bu yaklaşıma gelmedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hâlâ, her fırsatta, her açıklamalarında “Kürt hakları, Kürtlerin kazanımları, statü” vb kavramları kullanmaya devam ede gelmekteler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi, bu unsurların tamamıyla Öcalan arasında ciddi bir yaklaşık farkı söz konusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkincisi, Öcalan “PKK’nın varlık sebebi ortadan kalktı” derken onlar hiçbir şekilde bunu kabullenmek istemiyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle Kandil ve Avrupa kanadından gelen açıklamaların tümüne bakın, bir yandan “Biz Önder Apo’nun arkasındayız” derken bir yandan da “Halkımızın bu konuda endişeleri var” gibi ifadeler kullanarak esasen kendi endişelerini ve bu sürece dair karşı oluşlarını dışa vuruyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta DEM Parti yetkililerinden de bu yönde yapılmış sayısız açıklama mevcut.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ÖCALAN’IN DEVREYE SOKULMASI&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok açık ve net olan durum şu;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle Avrupa kanadının hemen tamamı, Kandil’deki yönetici kadronun önemli bir kısmı ile DEM Parti’de ise başta “Türk solu” kanadı olmak üzere bir kısmı sürece tamamen karşı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kesimler, PKK sayesinde elde ettikleri gücü, nüfuzu, ekonomik ve siyasi rantı kaybetmek istemiyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunların hiçbirisi, alenen sürece ve Öcalan’a karşı çıkamadığı için yasal düzenleme vs bahanelerle süreci yaymaya çalışıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umdukları şey, hali hazırda kendi aleyhlerine olan uluslararası dengelerin, jeopolitik koşulların değişmesi ve varlıklarını sürdürmesine olanak sağlayan koşulların oluşması halinde daha önceki süreçlerde olduğu gibi bir vesileyle, bir bahaneyle bu süreci de akamete uğratıp yeniden eskiye dönüşün sağlanması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu, sübjektif bir değerlendirmeden öte, PKK’yı, unsurlarını, geçmişini, küresel ve bölgesel güçlerle bağlantılarını bilen ve süreci baştan bu yana ayrıntılarıyla takip eden konuyla ilgili her uzmanın rahatlıkla tespit edebileceği bir gerçekliktir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle, sürecin devamı açısından gerekli yasal düzenlemeler için çalışmalar yürütülürken, sözünü ettiğimiz bu durum çerçevesinde doğru ve ciddi değerlendirmeler yapılarak, bu unsurların süreci boşa çıkarmaya yönelik niyet ve beklentilerinin önüne geçilecek adımların atılması şarttır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca bunun için en uygun yol ise, PKK’nın ilgili tüm unsurlarının niyet ve yaklaşımlarını en iyi bilen kişi olan Öcalan’ın devreye sokularak bu unsurlara müdahale etmesinin sağlanmasıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun için Öcalan’ın mesajlarını, İmralı Heyeti, avukatları veya aile üyeleri aracılığıyla kamuoyuna veya söz konusu unsurlara ulaştırmanın ötesinde, o gruplar üzerindeki etkisini daha güçlü şekilde hissettireceği bir yol ve yöntemin geliştirilmesi gerekir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tespit bu olduktan sonra yol ve yöntemin nasıl olacağını belirlemek çok güç olmayacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yarın:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” projesi nedir?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu projenin PKK’nın silah bırakmasının geciktirilmesiyle ilgisi ne?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzanilerin burada nasıl bir rol ve fonksiyonları var?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın yerine KDP mi ikame edilmeye çalışılıyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kesimlerin ABD’de kongre ve başkanlık seçimlerinden umdukları ne?&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 29 Jun 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni süreç, yeni Suriye ve federasyon tartışmaları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surec-yeni-suriye-ve-federasyon-tartismalari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surec-yeni-suriye-ve-federasyon-tartismalari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Konuyla ilgili çok az sayıda kişi çeşitli değerlendirmelerde bulundu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak dikkatimi çeken konu, bu az sayıdaki değerlendirmelerin de hemen hepsinin, bu görüşmenin Türkiye’nin bilgisi hatta onayıyla gerçekleştiği iddiası üzerine kurulması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Herhangi bir bilgi içermeyen bu değerlendirmelerin tümü, “Barzani ve Erbil’in Türkiye ile yakın ilişkileri”ne dayandırılmaya çalışıldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda benim de elimde herhangi bir bilgi yok ancak gerek söz konusu görüşmenin mahiyeti ve sonrasında buna dair yapılan açıklamalar gerekse de Ankara’nın kimi yaklaşımlarından yaptığım çıkarımlar bunun tersi olduğu yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şöyle ki&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi, görüşmenin üzerinden 10 günü aşkın süre geçmiş olmasına karşın Ankara’nın bu konuya dair herhangi bir resmi bir açıklama yapmaması en önemli etken.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şayet söz konusu görüşme Türkiye’nin bilgisi ve onayı dâhilinde gerçekleşmiş olsaydı Ankara’dan buna dair bir açıklama gelirdi diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkincisi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dün Irak’a yaptığı ziyarette, programına Erbil’i dâhil etmemesini, Ankara’nın söz konusu görüşmeye dair sert bir tepkisi olarak görüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üçüncüsü ve en önemlisi son MGK toplantısı sonrası yapılan açıklamada Suriye’nin geleceğiyle ilgili olarak “devletin egemenliği, üniter yapısı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliği”ne yönelik güçlü vurguların da bu görüşmeye bir yanıt niteliğinde olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira Barzani-Abdi görüşmesinin iki ana temel konusu vardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi “Kürtlerin birliği” dedikleri PYD ile ENKS’nin ortak hareket etmelerinin sağlanması, ikincisi ise bu iki örgütün ortak hareket ederek yeni Suriye yönetimine “federasyon”u dayatmaları.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görüşme sonrası gerek Erbil’den gerekse de PYD tarafından yapılan tüm açıklamalarda Barzani ve Abdi’nin bu iki ana konu üzerinde anlaştığı duyuruldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa Türkiye, Suriye’nin geleceğiyle ilgili tutumunu ve “kırmızı çizgileri”ni başından beri belli dile getire geldi ve bunu son MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride çok net bir şekilde yeniden vurgulamış oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla tüm bu veriler ışığında okunması halinde söz konusu görüşmenin Türkiye’nin bilgisi ve onayı dâhilinde gerçekleştiğini söylemenin büyük bir yanılgı olduğunu söylemek mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lağvedilecek PKK’nın yerine KDP-SDG birlikteliğini koyma çabası&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aksine bu veriler diğer birçok veriyle birlikte değerlendirildiğinde, Barzani-Abdi bu görüşmesinin Türkiye’nin Suriye yaklaşımlarına ve hatta devam eden yeni sürece karşı bir hamle olduğunu gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi bu hamlenin ne olduğunu ve neler içeriyor olabileceğini masaya yatırmakta fayda var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öncelikle bu hamlenin en önemli ayaklarından birinin yukarıda belirttiğim üzere Türkiye’deki yeni sürece karşı bir hamle olduğu kanaatindeyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eski “barış ve çözüm süreçlerinin” ABD ve diğer batılı güçlerce nasıl ve neden boşa çıkartıldığı anımsanacak olursa aynı güçlerin yeniden devrede olduğuna dair sayısız gösterge var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak kanımca aynı güçler, Türkiye’nin geçmiş deneyimlerinden de dersler çıkararak bu kez süreci başarıya ulaştırma şansının güçlü olduğunu gördüler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle PKK bitse bile onun temsil ettiği “Türkiye’nin bölünmesine yönelik tehdidi ve misyonu” farklı şekilde sürdürmenin arayışına yöneldiler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu amaçla “Kürtlerin birliği” üzerinden öncelikli ayağı PYD-ENKS’nin ortak hareket etmesi olan KDP-SGD birlikteliğini sağlama çabasına giriştiler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun için Barzani üzerinde hem güçlü bir baskı kurdular hem de güçlü vaatlerde bulundular.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen Barzani hem bu baskılara direnemediği hem de bu vaatleri cazip bulduğu için kabul etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu vaadin ilk ayağı Suriye’de federal bir yapının kurulması ve Kuzeydoğu Suriye Bölgesi’nin “Rojava Federasyonu” olarak tanınarak PYD ve ENKS’nin ortak yönetimine verilmesi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzani-Abdi görüşmesi sonrası gerek ABD’den gerekse de Fransa, Almanya hatta İngiltere ve İsrail’den Suriye’de federal bir yönetim kurulması konusunda ardı ardına açıklamalar yapılmasının bununla ilgili olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sözünü ettiğimiz bu ülkelerin tümünün uzun süreden bu yana “Kürtlerin birliği” sloganıyla yürütülen plan için yoğun bir çaba gösterdiğini anımsatmakta yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani proje bunların projesi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzani’yi buna ikna eden de onlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kürtleri Türkiye’ye karşı kullanma planları&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söz konusu ülkelerin “Kürtlerin birliği” için gösterdikleri bu çabanın ve Suriye’de federasyon dayatmasının gerekçesi nedir?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kürtleri çok sevdikleri veya Suriye’de demokrasi istedikleri için mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Örneğin Irak, Suriye ve İran’daki Kürt örgütler ve gruplar, “Bizler hep birlikte bundan sonraki geleceğimizi Ankara ile birlikte Türkiye’nin şemsiyesi altında belirlemeye karar verdik” deseler söz konusu ülkeler bunu destekleyecek mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O Kürt grupları ayırmak ve birbirine düşürmek için sayısız planı devreye sokmazlar mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten yüz yılı aşkın süre önce Osmanlıyı yıkıp, Sykes-Picot ile Kürtleri dört parça halinde Türklerden ayırmaya çalışan onlar değil miydi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türklerle Kürtleri ilelebet bir birbirlerine düşman hale getirmek için 40 yılı aşkın süredir PKK’yı ayakta tutmaya çalışanlar da onlar değil mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açık ki, bu güçlerin dertleri ne Kürtler ne de demokrasidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tek amaçları, çabaları ve çırpınışları Türkiye ile Kürtlerin arasına duvarlar örmek, Kürtleri Türkiye’ye karşı düşmanlaştırmak ve bu şekilde hem Türkiye’nin bölünmesine yönelik bir tehdit unsuru hem de zayıflatılmasına karşı bir sopa olarak kullanmaktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bu açılardan bakıldığında Barzani-Abdi görüşmesinin, KDP ile SDG’nin birlikte PKK’nın rol ve misyonunu üstlenmesine tekabül ettiği görülmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı şekilde Suriye’de federal bir yönetime geçilip Kuzeydoğu Suriye’de Kuzey Irak’takine benzer bir yapının kurulması da Türkiye’ye yönelik bölünme tehditlerinin çok ama çok daha güçlü bir aşamaya ulaşması anlamına gelir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira bir sonraki adımın Kuzey Irak ile Kuzeydoğu Suriye’nin birleşmesi olduğu gün gibi aşikârdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta Barzani’yi Abdi ile masaya oturtanların bu konuda bile kendilerine güvence vermiş olma ihtimalleri oldukça yüksektir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye yeni süreç ile yarım asırlık bir terör sorunu çözmeye çalışırken önüne çıkartılan bu çok daha karmaşık ve çetrefilli yeni sorunlara karşı da dikkatli olmak zorundadır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Jan 2025 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD ve Fransa&#039;dan Suriye&#039;de federasyon tuzağı çabaları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/abd-ve-fransadan-suriyede-federasyon-tuzagi-cabalari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/abd-ve-fransadan-suriyede-federasyon-tuzagi-cabalari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Esad’ın devrilmesinin hemen ardından iki ülke yetkilileri PKK/PYD’nin denetimindeki kentlerden Kamışlı’yı mesken tuttu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD ve Fransız yetkilileri yaklaşık 10 günden bu yana Ulusal Birlik Partileri (PYNK) ve Suriye Kürtleri Ulusal Konseyi (ENKS) arasında mekik dokuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PYNK, ismi parti olan PKK’ya bağlı 25 oluşumu bünyesinde barındıran bir terör yapılanması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ENKS ise Kuzey Irak’taki Barzanilerin partisi KDP’ye yakın 5 partiden oluşan bir çatı yapı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 öncesinde ülkenin kuzeyinde Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerde tamamen ENKS’ye bağlı partilerin etkinliği söz konusuydu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2012’ten sonra ABD’nin desteğiyle PKK/PYD’nin bu bölgelerde denetimi ele geçirmesinin ardından hem bu partilerin üye ve yöneticilerine hem de bu partilere sempati duyan Kürt nüfusa yönelik Esad rejiminin uygulamalarını aratmayan baskı ve zulümler yaşandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terör örgütü PKK/PYD’nin baskılarından kaçan yüzbinlerce Kürt Türkiye’ye sığındı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölgede bir terör devleti kurma hesapları yapan ABD ve onunla ortak hareket eden Fransa, 2014’te Türkiye’nin desteklediği Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SUK) ile ortak hareket eden ENKS’yi, muhalefetten ayırıp PKK/PYD’ye payanda yapmak için çeşitli girişimler başlattı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK/PYD ile ENKS’yi önce uzlaştırmak sonra birleştirmek üzerine dayalı bu çabalar sonunda Ekim 2014’te Duhok’ta bir anlaşmaya varıldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak PKK/PYD’nin, Duhok anlaşmasının bir parçası olan, denetimleri altındaki bölgelerde ENKS’yi yönetime dâhil etmek istememeleri nedeniyle söz konusu anlaşma hayata geçmedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlişkiler yeniden gerildi, ENKS yöneticilerine yönelik baskı ve tutuklamalar arttı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esad yönetiminden daha büyük zulümleri PYD yönetiminden gören ENKS de muhaliflerle birlikte kalmaya devam etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bu olayların üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra Esad rejimi yıkıldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;HTŞ öncülüğündeki muhalifler yönetimi ele geçirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi Suriye’de yeni bir dönem başlıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni dönem ve süreç ile ilgili merak edilen çok sayıda soru var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunların en önemlilerinden biri, PKK/PYD’nin ABD’nin desteğiyle denetimi altında tuttuğu bölgelerin geleceğinin ne olacağı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı her toplantıda, yaptığı her açıklamada Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin altını çizdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son birkaç gün içinde HTŞ lideri Muhammed Golani’den de benzer yönde açıklamalar geldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu açıklamalar, HTŞ ve liderinin de PKK/PYD konusunda zaten Türkiye ile ortak hareket eden diğer muhaliflerle aynı pozisyonda olduğunu gösterdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Suriye’deki yeni yönetimin bir süre sonra, PKK/PYD’nin kantonlar şeklinde ilan ettiği özerk yönetimleri ortadan kaldırmak için harekete geçeceği anlaşılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PYD/YPG, buna direnemeyeceğini görüyor ve biliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle hemen her gün uzlaşı mesajları vermeye çalışıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BARZANİLERİN VE ENKS’NİN UYARILMASI GEREK&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu, PYD’nin arkasındaki en önemli güç olan ABD ve Fransa da görmüş olmalı ki her iki ülkenin yetkilileri, yazının başında dile getirdiğimiz çabalar içine girdiler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kantonların ve özerk yönetimlerin dağıtılacağının farkında olan ABD ve Fransa’nın, bu süreçten en azından bir “federasyon” kotarma derdinde oldukları anlaşılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Suriye’nin de Irak gibi federal bir sisteme geçmesini bu sayede ülkenin kuzeydoğusunda Suriye Federal Kürdistan Bölgesi adı altında bir yapılanma ortaya çıkarmayı planlıyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hesapları, orta vadede bunun Irak Kürdistan Federal Bölgesi ile birleşmesi ve sonrasında ise Türkiye’nin “Kuzey Kürdistan” dedikleri doğu ve güneydoğusunu da kapsayacak şekilde genişletilerek egemenlikleri altında bir uydu terör devleti oluşturmak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ellerinin altındaki PYD kartıyla bunu sağlayamayacaklarını bildikleri için bu planlarına ENKS’yi de dâhil etmeye çalışıyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD ve Fransız yetkililerin PYD ile ENKS arasında dokumaya çalıştıkları mekik, bu amaca yönelik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PYD buna ikna olmuş durumda.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD ve Fransız yetkililerin yapmaya çalıştığı ENKS’yi de buna ikna etmeye çalışmak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzeydoğu Suriye’de oluşturulması öngörülen federal yönetimin Kuzey Irak’ta KDP ile KYB arasındakine benzer şekilde paylaşılması teklifleri yapılıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kapsamda PYD ile ENKS arasında bir anlaşma sağlanıp, Suriye’nin yeniden yapılanması sürecinde her iki gücün ortak hareket etmeleri isteniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelen bilgiler zaten Suriye’nin yönetimi konusunda federal sistemi savunan ENKS’nin de bu tekliflere sıcak baktığı yönünde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açık bir şekilde dillendirmekten kaçınsalar da Kuzey Irak’taki Barzani yönetiminin de bu çabaları desteklediği veya destekleyebileceği belirtiliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzanilere ait yayın organlarında da “Kürtlerin ulusal birliği” adı altında bu çabalara dönük yoğun bir kampanya yürütülüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan düne kadar PKK’ya karşı Türkiye ile ortak hareket etmeleri nedeniyle Barzanilere dair her türlü aşağılama ve hakaretler içeren açıklamalarda bulunan Kandil’in bu söylemlerinin ve ayrıca örgüte ait yayın organlarındaki aleyhte yayınların da bıçak gibi kesildiğine dikkat çekmekte yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birilerinin ivedi şekilde, gerek Barzanileri gerekse de ENKS’yi, Suriye’de “kazananlar kulübü”nden çıkıp “kaybedenler kulübü”ne geçmemeleri, bunun kendi yararlarına olmayacağı ve Suriye’deki Kürtlerin de diğer tüm etnik ve dini yapılar gibi ülkenin birlik ve bütünlüğü içinde her türlü haklarının garantiye alındığı bir yönetim anlayışı için yeni yönetimle ve onları destekleyen Türkiye ile ortak hareket etmelerinin en doğru yaklaşım olacağı konusunda uyarmalarının şart olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 16 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bahçeli'nin uzattığı el ve yeni süreç tartışmaları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bahcelinin-uzattigi-el-ve-yeni-surec-tartismalari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/bahcelinin-uzattigi-el-ve-yeni-surec-tartismalari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu soruların yanıtına geçmeden önce Bahçeli’nin attığı adımı, öncesi ve sonrasına bakmakta yarar var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TBMM’nin açılışından 5 gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli Beştepe’de yaklaşık bir saat süren bir görüşme yaptı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kişisel kanaatim bu görüşmede İsrail saldırıları sonrası Türkiye’nin artan güvenlik kaygıları karşısında iç barışın güçlendirilmesine yönelik böyle bir adımın atılmasının kararlaştırıldığı yönünde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten Bahçeli de daha sonra yaptığı birçok açıklamada, &quot;DEM sıralarına giderek elimi uzattım. Uzattığım el milli birlik ve kardeşliğimizin mesajıdır. Uzattığım el gelin Türkiye partisi olun, teröre cephe alın gelin bin yıllık kardeşliğimizde kenetlenin temenni ve teklifidir&quot; diyerek bunun spontane gelişen bir durum olmadığını aksine planlanmış önemli bir adım olduğunu vurguladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin DEM Parti sıralarına gidişi sırasında AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın da kalkıp kendisine eşlik etmesi, Erdoğan’ın kurmaylarının da bundan haberdar olduğunu gösteriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani atılan adımı sadece Bahçeli’nin değil Cumhur İttifakı’nın iki büyük partisi AK Parti ve MHP’nin ortak adımı olarak görmek gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da sonrasında yaptığı birçok açıklamada Bahçeli’nin attığı adımın Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü açısından tarihi nitelikte olduğunu belirterek bunu güçlü şekilde desteklediklerinin altını çizdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başta CHP olmak üzere kimi muhalefet çevreleri bu adımı iç politikaya dönük, özellikle yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili bir manevra olarak değerlendirme eğiliminde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca bu oldukça yanlış ve sorunlu bir değerlendirme.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu adım sadece AK Parti tarafından gelmiş olsa belki böyle bir değerlendirme bir nebze doğru kabul edilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak daha bir hafta öncesine kadar DEM Parti’nin kapatılması gerektiğini söyleyen Bahçeli tarafından atılan bu adımı iç politikayla ilişkilendirmek doğru değil.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet Bahçeli gibi bir liderin, İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi kimi milliyetçi partilerin bunu MHP aleyhinde kullanacaklarını öngöremeyeceğini söylemek mümkün olabilir mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin, İsrail’in saldırganlığıyla eş zamanlı olarak bölgede Türkiye’nin toprak bütünlüğünü de tehdit eden gelişmeler karşısında kendisinin ve partisinin siyasi geleceğini riske atarak ülkenin bekasının korunmasına yönelik bir adım attığı çok açık.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla bunu iç politikaya yönelik bir manevra olarak okumanın büyük bir yanlış olmasının yanı sıra Devlet Bahçeli’ye de MHP’ye de AK Parti ve hükümete de büyük haksızlık olacağı kanısındayım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelelim bu adımın yeni bir sürece işaret olup olmadığına, eğer öyleyse bunun nasıl bir süreç olabileceğine ve de bunun nasıl ve ne ölçüde gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sorularına&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Malum, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında iç siyasette “yumuşama” ve “normalleşme” eksenli tartışmalar süregeliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak Bahçeli’nin DEM’e uzattığı el bunun çok ötesinde bir adım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni bir çözüm süreci değilse de Türkiye’nin bekasını tehdit eden gelişmelere karşı iç barışın güçlendirilmesine yönelik kimi değerlendirmelere dair bir planının ilk ve önemli bir adımı olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan kartının kullanılması&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Kimi devlet yetkilileri İmralı’da Öcalan ile görüştü, görüşmedi” konulu teyit edilmemiş bilgilerden bağımsız olarak, bu adımın atılması öncesinde Öcalan’ın nabzının tutulduğu ve 2013’te PKK’nın silah bırakmasına yönelik yaptığı çağrı ile aynı pozisyonda olup olmadığının yoklandığını ve aynı pozisyonda olduğunun değerlendirilerek bazı hamleler yapılmasına karar verildiğini ve Bahçeli’nin bu adımının da bunun bir parçası olduğunu değerlendiriyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin böyle bir hamleyle ilgili iki önemli beklentisi olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi DEM Parti’nin PKK ile bağının kopartılarak diğer tüm partiler bağımsız bir parti haline gelmesini sağlamak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkincisi de mümkünse silah bıraktırma yoluyla değilse terörle mücadele yöntemleriyle PKK’yı Türkiye için tehdit olmaktan çıkarmak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında çözüm sürecinden de umulan buydu ancak gerçekleşmedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki şimdi gerçekleşebilir mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben kısa vadede bunun zayıf bir ihtimal olduğunu ancak hedefin en azından yarısının gerçekleştirilme olasılığı olduğunu bunun da Türkiye için büyük kazanım olacağını düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şöyle ki&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çözüm sürecinde PKK’nın silah bırakmasına izin vermeyen güçler başta ABD, Fransa ve Almanya olmak üzere kimi batılı güçler ile İran ve İsrail gibi Türkiye’yi rakip hatta hasım olarak gören ülkelerdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın elebaşlarından Duran Kalkan Kasım 2021’de yaptığı bir açıklamada, “Savaşı sürdüreceksiniz diye bize defalarca dayatmalarda bulundular” diyerek açık bir şekilde itiraf etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK hâlâ bu güçlerin güdümünde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üstelik İran’ın bir nebze yumuşamasını dışarda tutarsak diğer güçlerin tümü çok daha güçlü şekilde PKK’nın arkasında durmaya devam ediyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK silah bırakmaya istekli olsa bile –ki buna ilişkin herhangi bir emare yok- örgütün yularını ellerinde tutan bu güçler buna izin vermez.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli’nin attı adım sonrası, bazı DEM Parti yöneticilerinin bu adımı “önemli ve değerli” gördüklerini açıklamalarının hemen ardından, PKK’nın Kandil’deki elebaşlarından önce Bese Hozat, ardından Cemil Bayık ve son olarak Murat Karayılan ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, “Bu bir oyun, bu oyuna gelmeyin” diyerek DEM Parti’yi uyardı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu uyarılar üzerine Ahmet Türk gibi sivil siyasetten yana oldukları bilinen kimi isimler bile, Bahçeli’nin attığı adım için “Ne değersiz görelim ne de abartalım” diyerek kendilerini ortada bir pozisyona çekmeye çalıştılar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani DEM Parti içinde her ne kadar PKK’nın silah bırakmasından yana olanlar ve sivil siyaseti savunanlar varsa da bunların ne tek başlarına ne de birlikte PKK’nın karşısına dikilip, “Biz bundan böyle sizden emir almayacağız. Doğru olduğuna inandıklarımızı söyleyecek ve o doğrultuda hareket edeceğiz” diyebilecek bir irade ortaya koymaları çok zor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak çözüm sürecindeki hatalara düşülmeden, Öcalan faktörünün doğru kullanılması halinde, PKK’da bir kırılma gerçekleştirilmesi mümkündür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın, Öcalan’ın silah bırakma çağrısına uyanlar ile buna uymayıp güdümünde oldukları ülkelere hizmet etmeye devam edecekler diye ayrışması olasıdır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu gelişmelerin sonrasında DEM Parti’de de böyle bir kırılma gerçekleşebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunlar orta ve uzun vadede PKK’nın marjinalleşmesini ve Türkiye için tehdit olmaktan çıkmasını getirebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani şayet Bahçeli’nin attığı bu adım yeni bir çözüm süreci değilse de yeni bir sürece yönelik bir adım ise –ki kanaatim o yönde- sürecin, geçmiş süreçlerden dersler çıkartılarak doğru ve kararlı şekilde yürütülmesi halinde Bahçeli’nin ve Erdoğan’ın altını çizdiği ülkemizin bekasının korunması ve milli birlik ve beraberliğimizin güçlendirilmesine önemli katkı sağlayabilir.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 14 Oct 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Önce &quot;barış&quot;, sonra &quot;çözüm&quot; ve sabote girişimleri]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/once-baris-sonra-cozum-ve-sabote-girisimleri/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/once-baris-sonra-cozum-ve-sabote-girisimleri/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu temel hedef ilk günden itibaren en güçlü şekilde dile getirildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz devamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da MHP Lideri Bahçeli’nin de “Türk-Kürt kardeşliği” vurguları üzerinden dile getirdikleri toplumsal barışın, huzurun ve güvenliğin pekiştirilmesi gibi önemli ve değerli hedefler de söz konusu ancak ilk ve temel koşutun silahların gömülmesi olduğu da hep söylenegeldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna karşın gerek PKK ve DEM Parti cephesinden gerekse de başta CHP olmak üzere kimi muhalefet partilerinden sürekli olarak hedefin ikinci aşaması ön plana çıkarılarak birinci hedefin gerçekleşmesinin ne derece mümkün olup olmadığı tartışmaları gündeme sokuldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önceki gün DEM Parti heyetinin Edirne Cezaevi’nde HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyareti sonrasında yaptığı açıklama devam eden sürecin hedefinin onlar açısından da açık ve net şekilde bilindiğini gösterdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Heyet üyelerinden Sırrı Süreyya Önder, “Kamuoyunda sıklıkla çözümle, barış kavramları birbirine karıştırılıyor. Bu doğru değil, barış bir sarılmayla bile oluşturulacak bir şeydir. Çözüm, demokratik bir mücadele ve uzun soluklu bir iştir. Sorun alanlarıyla ilgili olarak bunun uzunluğu, derinliği değişir. Şu an için kurmaya çalıştığımız barıştır” dedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önce de İmralı’da Öcalan ile sonrasında AK Parti, MHP ve CHP dâhil birçok parti ile görüşen DEM Parti heyeti, ilk kez “çözüm” ve “barış” kavramlarını bu kadar açık ve net şekilde ayrıştırarak devam eden sürecin “çözüm” değil, “barış” yani PKK’nın silah bırakmasıyla ilgili olduğunu açıklamış oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önder’in belirttiği gibi “çözüm” siyasi bir mesele.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her kişi, her kesim, her parti bu meselenin içine sayısız farklı konu dâhil edip bunlara dair sayısız farklı çözüm önerileri getirebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlar uzun soluklu toplumsal ve siyasal tartışmalar neticesinde ortaya çıkacak ortak bir konsensüs neticesinde adım atılacak hususlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak bundan önce ilk raundun geçilmesi gerekir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O da silahların gömülmesi meselesidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Silahlar gömülmeden bu konuları öncelikli tartışma haline getirmek yanlış ve anlamsızdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sürecin önemli unsurlarından biri olan Öcalan’ın, hükümetin ve devletin ilk ve öncelikli hedefinin bu olduğunu ve süreci bu eksende başlattığını bildiğine ve bunu bilerek “sürece katkı vermeye hazırım” dediğine,&amp;nbsp; ayrıca DEM Parti heyetinin de dâhil oldukları sürecin amacını kavramış ve anlamış olup bunu kamuoyuna deklare ettiklerine göre bu aşamadan sonra “çözüm” meselesini “barış” meselesinin önüne ön şart olarak koymanın süreci sabote etmeye yönelik çabalar olarak görüleceği açıktır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK ve DEM Parti çevrelerinin ilk günden itibaren ve halen de dillendirmekte olduğu hususlardan birisi “Öcalan’ın sürece etkin şekilde katkı vermesine yönelik koşullarının sağlanması”dır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu doğru ve yerinde bir taleptir ancak Öcalan ile ilgili en tartışmalı konu terör örgütü ve bağlantılı tüm unsurları üzerindeki etkinliğinin ne olduğu konusudur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK ve bağlı unsurların Öcalan’ı dinliyormuş gibi gözüküp onu boşa çıkarmaya yönelik çabalar içinde oldukları ve olacakları açıkça görülmektedir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önceki çözüm süreçlerinde de aynısını yapmış ve dış güçlerin yönlendirmesi ve desteğiyle süreci boşa çıkartmayı başarmışlardı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kez aynı güç ve unsurların süreci baltalamasının önüne geçilebilmesi için Öcalan’ın, terör örgütünün tüm unsurları üzerindeki etkisini sağlayacak, söz konusu güç ve unsurların hamlelerine karşı kendi hamlelerini yapabileceği koşulların sağlanması önemlidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’DAKİ KLİKLER VE YASADIŞI SOL ÖRGÜTLERİN TAVRI&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira terör örgütünün içinde bu yönde bir çaba içinde olan güçlü bir kanadın olduğunu görmek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın Kandil’deki elebaşlarından Duran Kalkan’ın geçtiğimiz günlerde terör örgütünün yayın organlarından Yeni Özgür Politika isimle gazetede Selahattin Erdem imzasıyla yazdığı, “Kürt özgürlüğü ve barışı öz savunmasız olmaz” başlıklı yazı bunun açık örneği.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazısında “Kürt sorunu çözülmeden silah bırakılmaz” diyerek örgütün kendisinin de dâhil olduğu bir kanadının süreci baltalamaya yönelik yaklaşımını ortaya koyan Duran Kalkan, “Barışı fazla idealize etmemek gerekiyor&amp;hellip; Kürt cephesinden dillendirilen ‘Barış istiyoruz’ sözünün de pek bir değeri ve anlamı bulunmuyor” şeklindeki ifadelerle kendince kendi cephelerinden süreci destekleyen kesimleri uyarmaya çalışıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kalkan’ın ardından aynı gazetede yazan eski TKP üyesi Veysi Sarısözen’in de “Silahların eşitliği olmadan barış da olmaz” başlıklı bir yazısında benzer şeyler söylemeye çalıştığını anımsatalım.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani uzun süredir PKK ile ortak hareket eden yasadışı sol terör örgütlerinin de örgütün sözünü ettiğimiz bir kanadıyla birlikte süreci sabote etme çabasında olduğu ve olmaya devam edeceği görülüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lakin açık olan bir şey var ki bu unsurların hiçbiri Öcalan’ın karşısında alenen karşı bir tavır sergilemeye cesaretleri de güçleri de yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz kendi örgütü içinde ve yandaşlarına karşı bu tür sabote girişimlerini boşa çıkarma sorumluluğu bizzat Öcalan’ın kendisine aittir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devletin ve hükümetin bu konuda Öcalan’ın manevra alanını genişletecek adımlar atması doğru ve yerinde olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sözünü ettiğimiz çırpınışlara ve süreci sabote etme girişimlerine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Diyarbakır’da verdiği kardeşlik mesajlarının, Bahçeli’nin aynı gün sosyal medya hesabından “Barışın kaybedeni olmaz” başlığıyla yaptığı paylaşımdaki mesajın ve de Sırrı Süreyya Önder’in “Barış için bir kucaklaşma” yeter sözlerindeki silahların susturulması çağrısının hayata geçmesi ve Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terör meselesini tarihe gömmeye çok yakın olduğunu görülüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçmiş deneyimlerden ders çıkararak sürecin hızlı ve doğru şekilde yürütülmesi halinde bunun başarılması mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terörsüz bir Türkiye özleminde olan herkesin bu sürece destek vermesi tarihi sorumluluk diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 13 Jan 2025 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsrail, Türkiye'nin bekası ve Kuzey Irak seçimleri]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/israil-turkiyenin-bekasi-ve-kuzey-irak-secimleri/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/israil-turkiyenin-bekasi-ve-kuzey-irak-secimleri/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bu bir yıl içerisinde büyük kısmı işgal edilen Filistin toprakları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda dile getirdiği gibi dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığına dönüştü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Büyük kısmı çocuk ve kadınlardan oluşan 42 binden fazla Filistinli yaşamını yitirirken 2 milyonu aşkın insan yerlerinden yurtlarından kopartılarak kocaman bir bilinmezliğe sürüklendi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in, Filistin’den sonra geçtiğimiz ay silahlarının namlularını Lübnan’a çevirmesiyle birlikte bölgesel savaş endişeleri üst seviyeye çıktı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in bir sonraki hedefinin ne olacağı tartışmaları yapılırken Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM’nin yeni dönem açılışında yaptığı konuşmada Erdoğan, &quot;Vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum, bizim vatan topraklarımız olacaktır&quot; dedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan’ın bu sözleri İsrail’in Türkiye için ne tür bir tehdit oluşturduğuna dair tartışmaları da beraberinde getirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz Netanyahu kabinesi içinde Filistin’den Lübnan’a, Lübnan’dan Suriye’ye, Suriye’den Anadolu topraklarına kadar geniş bir coğrafyayı işgal etme hezeyanı içinde olanların olması mümkünse de bugün için İsrail’in böyle bir hedefinin olduğunu söylemek zor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böyle bir hedefleri olsa bile bunu gerçekleştirmeleri imkânsız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak bu gerçeklik, Erdoğan’ın dile getirdiği İsrail saldırganlığının Türkiye’nin bekası için ciddi bir tehdit oluşturduğu söyleminin yersiz olduğu anlamına gelmez.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in, Filistin’i işgal ve soykırım girişimlerine yönelik en sert tepkiyi gösteren ülke olan Türkiye’nin canını acıtmak için her türlü yola başvuracağına kuşku yok.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlar arasında Türkiye’nin bekasını ilgilendiren en önemli konu ise güney sınırlarımızda uzun süredir hayata geçirilmeye çalışılan ve bir sonraki aşamasının ülkemiz topraklarının bir kısmını da kapsaması hedeflenen PKK himayesinde bir terör devleti kurma girişimleri.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başta ABD ve Fransa olmak üzere birçok batılı güç tarafından desteklenen bu terör devleti girişimine İsrail’in de desteğini arttırdığı görünüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin terörle mücadelesine karşı Netanyahu kabinesinin sık sık yaptığı PKK’yı destekleyen açıklamaların yanı sıra, kuruluş dönemlerinde uzun yıllar bazı Filistin kurtuluş örgütlerinin denetimindeki bölgelerde varlığını sürdüren PKK’nın yayın organlarında son dönemlerde giderek artan şekilde İsrail’i destekleyen haber ve yazılara yer verilmesi de İsrail ile terör örgütü arasındaki ilişkinin üst seviyelere çıktığının işaretleri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada şunu özellikle belirtmek gerek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne ABD ve Fransa’nın desteği ne de İsrail’in desteğini en üst seviyeye çıkarması, Suriye’de PKK/PYD/YPG menşeli bir terör devleti kurulumuna yetmez.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kurulsa da uzun süre yaşamaz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hali hazırda yine bu güçlerin desteğiyle kurulmuş otonom yapıların can çekiştiği de ortada.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak daha önce birçok kez dile getirmeye çalıştığımız gibi Suriye’deki bu otonom yapıların Kuzey Irak’taki federal bölgeyle birleştirilmesi halinde bunun Türkiye’nin bekasını çok ciddi şekilde tehdit edebileceğinin altını çizmek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda iki hafta sonra Kuzey Irak’ta yapılacak parlamento seçimlerine dikkat çekmekte büyük yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sözünü ettiğimiz güçlerin tümünün gözlerini bu seçimlere diktiğini ve bu seçimlerden söz konusu planlarını hayata geçirebilecek bir neticenin çıkması için her türlü çaba içinde olduğunu belirtmeliyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha önce birçok kez dile getirdiğimiz bu planı bir kez daha altını çizerek gündeme getirmek gerek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Malum, Kuzey Irak’ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başında Ankara’nın güçlü şekilde desteklediği Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmaya gayret gösteren Barzanilerin yönetimindeki KDP var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkinci büyük parti ise özellikle son iki yıldan bu yana Türkiye’ye karşı hasmane yaklaşımlarını en üst seviyeye çıkaran, terör örgütü PKK ile yakın işbirliği içinde olan Talabanilerin partisi KYB.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu partinin başında olan Bafıl Talabani, geçtiğimiz günlerde yapılan PYD kongresine gönderdiği destek açıklamasında Kuzey Irak’ta iktidara gelmeleri halinde PKK/PYD ile işbirliğini en üst düzeye çıkaracaklarının mesajını verdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;20 Ekim’de yapılacak seçimlerden KYB’nin birinci parti çıkarak yönetimi ele geçirmesi halinde bu federal bölgenin Kuzey Suriye’deki otonom yapılarla birleştirilmesi, bu bölgenin ABD, Fransa ve İsrail’in desteğiyle bağımsızlığını ilan etmesi ve bu yapının söz konusu güçlerin denetimi ve koruması altında uluslararası bir statüye kavuşturulması hedefleniyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dikkat çektiği İsrail saldırılarının Türkiye’nin bekasını ciddi bir şekilde ilgilendiren böyle bir boyutu söz konusu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hem de orta veya uzak tehdit değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zamanlama olarak da yakınlık olarak da burnumuzun dibinde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 07 Oct 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Suriye'de yeni gelişmeler]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/suriyede-yeni-gelismeler/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/suriyede-yeni-gelismeler/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Uzun yıllardır İdlib’de sıkışan muhalif grupların geçtiğimiz Çarşamba günü harekete geçip Şam yönetiminin denetimindeki Halep’i alıp sonrasında Hama ve Humus’a yönlenmeleri tüm dünyanın gözünü yeniden bu ülkeye çevirdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz gelişmeleri en yakından takip eden ülkelerin başında Türkiye geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zira 2011’de başlayan iç savaştan en fazla etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelişmelerin bundan sonraki seyri ve nasıl sonuçlanacağı da yine Türkiye’yi birinci derecede etkileyecek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Suriye’deki yeni durum, Türkiye’ye çeşitli fırsatlar sunduğu gibi daha büyük tuzaklar da barındırıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye için fırsat olarak değerlendirilebilecek konuların başında, Suriye’nin kuzey doğusunda ülkenin yaklaşık yüzde 20’sine tekabül eden alanı kontrol eden terör örgütü PKK/PYD/YPG’nin bölgedeki etkinliğine ve varlığına son verilmesi, dolayısıyla Türkiye’nin güney sınırlarının terörden arındırılması geliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye için yine fırsat olarak değerlendirilebilecek bir diğer konu ise bölgede güven ve istikrarın sağlanarak 3.5 milyon dolayındaki Suriyeli göçmenin ülkelerine geri dönmeleri için bir zemin oluşması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’de yaşanan yeni gelişmeler, içerisinde bu fırsatları barındırıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak gelişmeler, fırsatlar kadar tuzaklar ve yeni tehditleri de barındırıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunların en önemlisi PKK/PYD/YPG’nin denetimindeki alanların Fırat’ın doğusundan batısına doğru, hatta Akdeniz’e kadar genişleyerek bir terör koridorunun oluşması ve daha önemlisi bu terör koridorunun bölgesel ve küresel güçlerin kontrolünde bir statüye kavuşturulması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve tabii ki bu durumun güven ve istikrarı daha da bozarak Türkiye’ye doğru yeni göç dalgalarına yol açması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani yukarıda belirttiğimiz gibi süreç çok sayıda fırsat ile birlikte sayısız riski de içinde barındırıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada belirleyici olan sahadaki gelişmeler olacak ancak sahadaki gelişmeleri de belirleyecek esas unsur bölgesel ve küresel güçlerin pozisyonları olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şu an için en belirsiz olan bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böyle olduğu içindir ki gelişmelerin daha çok fırsat mı yoksa tuzak mı barındırdığını kestirmek güç.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sağlıklı değerlendirme yapabilmek için Suriye ile ilgili bölgesel ve küresel güçlerle, yerel aktörlere biraz bakmakta yarar var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilindiği üzere 2011’de başlayan iç savaşta Türkiye, ABD ve batı ile birlikte muhaliflerden yana bir pozisyon takındı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Arap ülkelerinin de büyük bölümü de aynı yönde hareket etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şam yönetiminin en büyük destekçisi ise İran ve Rusya idi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2014’ten itibaren ABD ve batı, muhaliflerden desteğini çekip PYD/YPG’yi sahaya sürdü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğer güçler ise önemli ölçüde pozisyonlarını korudu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuçta Suriye fiilen üçe bölündü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şam yönetimi İran’ın milis güçleri ve Rusya’nın hava desteğiyle devrilmekten kurtuldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2018-2019’dan itibaren ülkede görece suskunluk/durgunluk sağlandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak geçen süre içinde sorunun çözümü konusunda ciddi somut hiçbir adım atılmadı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail’in, Filistin’den sonra Lübnan ve Hizbullah’a yönelik saldırılarıyla birlikte İran’ın Suriye’deki milislerini bu bölgeye kaydırması Şam yönetiminin sahadaki gücünü önemli ölçüde zayıflattı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı şekilde Rusya’nın da Ukrayna savaşı nedeniyle Suriye’ye yönelik ilgisinin azalması da muhaliflerin önünü açan bir diğer önemli unsur oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suriye’de Rusya ve İran arasındaki nüfuz çekişmesi ile Esad’ın Moskova’nın sözünü dinlememeye başlamasını ve Putin’in buna duyduğu öfkenin etkilerini de dâhil etmek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunlar Suriye’de zaten ciddi bir sıkışmışlık yaşayan ve sürekli Şam yönetiminin saldırılarına maruz kalan muhaliflerin harekete geçmesine ve çok hızlı bir şekilde ilerlemesine yol açan unsurlar oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran ile hareket edenin kaybedeceği bir süreç&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen bölgeyle ilgili küresel ve bölgesel güçler çok geçmeden yeni duruma paralel olarak tavırlarını ortaya koyacak ve bu tavırlar Suriye’deki durumu yeniden şekillendirecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu aşamada, hangi küresel ve bölgesel gücün nasıl bir pozisyon takınabileceğine bakmak gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca burada en önemli mevzu İran’dır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O da İran’ın ne yapacağı değil büyük güçlerin İran yaklaşımlarıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İran ile ilgili yaklaşımlar büyük güçlerin Suriye yaklaşımlarında da etkili olacaktır ki bu yaklaşımlar da Suriye’deki dengelerin nereye evirileceğini belirleyecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni dönemde Rusya’nın 2015’ten farklı olarak İran ile tam bir işbirliği içinde hareket etmek istemeyeceğini düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun birçok nedeni var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi geçen süre içinde Rusya’nın İran ile yaşadığı anlaşmazlıklar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkincisi İran ve onun desteklediği Hizbullah’ın geçen bir yıl boyunca ciddi bir şekilde zayıflamış olması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üçüncüsü ve en önemlisi Ukrayna ile savaş halinde olan Rusya’nın 20 Ocak’ta görevi devralacak Trump yönetimiyle uzlaşma yoluna gitmeyi planlaması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla Rusya, önümüzdeki dönem Suriye’de İran yerine ABD ile ortak hareket etme yoluna gidebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada da iki senaryo gündeme gelebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birincisi Rusya ve ABD’nin PYD/YPG ile Esad yönetiminin anlaşmasına dayalı bir formül üzerinden hareket etmeleri ki bu durum Türkiye için sözünü ettiğimiz en büyük tuzak ve tehdidin ortaya çıkmasına yol açabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkincisi ise PYD/YPG ile Esad’ın uzlaştırılması yerine muhaliflerle Esad arasında bir anlaşma sürecinin işlemesi tercih edilebilir ki bu da ancak ABD, Rusya ve Türkiye’nin uzlaşması ile mümkün olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu senaryo, gerek Trump’ın Suriye’den çekilme planına uygunluk, gerek Rusya’nın Suriye’deki kazanımlarını koruması nedeniyle kabul edebileceği, gerekse de Türkiye’nin beklediği bölgenin terörden arındırılarak siyasi istikrarın sağlanması ve Suriye meselesinin çözüm yoluna girmesi için en makul yoldur diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böyle bir senaryoda İran dışarıda kalacaktır ki, muhtemelen o da ABD tarafından terkedilen PYD/YPG ile birlikte hareket etmek isteyecektir ancak önümüzdeki dönem açısından İran’ın da İran ile birlikte hareket edenlerin de kazanma şansı yoktur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hali hazırda hem sahadaki gelişmeleri yakından takip eden hem de yoğun bir diplomasi trafiği yürüten hatta bu çerçevede bugün İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’yi ağırlayacak olan Ankara’nın atacağı adımların önemli ve belirleyici olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye, ABD ve Rusya’nın Suriye’deki krizin muhaliflerle Şam yönetimi arasında bir uzlaşma sağlanması yoluyla çözülmesi konusunda bir anlaşmaya varmaları halinde bölge çok daha kısa sürede huzur ve istikrara kavuşabilir, Türkiye’nin güvenlik kaygıları da ortadan kalkabilecektir diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Mon, 02 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Irak ve Suriye'de PKK/YPG'ye yönelik kıskaç daralırken…]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/irak-ve-suriyede-pkkypgye-yonelik-kiskac-daralirken/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/irak-ve-suriyede-pkkypgye-yonelik-kiskac-daralirken/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bağdat ve Erbil yönetimleriyle varılan anlaşmanın da etkisiyle son birkaç aydan bu yana devam eden
operasyonlarda şimdiye kadarkilerden çok daha başarılı sonuçlar elde edildiği gözleniyor.
Gelen bilgiler, sınırdan 50 km’ya kadar derinliklere girildiği yönünde.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Önümüzdeki
Kasım ayında kilit kapanacak” dedi.
Yani, Mayıs 2919’da başlayan Pençe-Kilit operasyonlarının nihai amaca ulaştırılması hedefleniyor.
Kuşkusuz bu o kadar kolay bir hedef değil ama namümkün de değil.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu hedefe ulaşmak için Bağdat ve Erbil yönetimleriyle varılan anlaşmanın daha ileri boyutlara
taşınarak aksatılmadan sürdürülmesi ve hayata geçirilmesi şart.
Bu kapsamda önümüzdeki Ağustos ayında Ankara’da Türkiye ve Irak arasında sınır güvenliğinin
korunması kapsamında yapılacak görüşmeler tarihi önemde.
Görüşmelerden PKK’ya yönelik operasyonlar konusunda kurulacak ortak harekât merkezinin görev ve
faaliyet alanlarının netleştirilmesi beklentisi söz konusu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buradan çıkacak kararların eksiksiz ve kesintisiz hayata geçirilmesi halinde önümüzdeki aylarda
terörle mücadele konusunda tarihi zaferlerde elde edilmesi sürpriz olmaz.
Yeter ki Bağdat ve Erbil yönetimleri, anlaşmaların hayata geçirilmesi konusunda “ayak sürme”,
“çamura yatma” gibi yollara tevessül etmesin.
Zira hem Bağdat hem de Erbil yönetimleri içerisinde bu anlaşmalara karşı çıkanlar olduğu gibi her
iki yönetimi de bu yönde zorlayan çok sayıda yabancı güç var.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “PKK ve PYD/YPG ile mücadele konusunda Türkiye’nin sorun yaşadığı
2 buçuk ülke var” diyerek iki ülke olarak ABD ve İngiltere, yarım ülke olarak da Fransa’nın adını
vermişti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fidan, söz konusu açıklamasında dile getirmese de bunlara İran’ın da eklenmesi hatta özellikle Irak
bağlamında adının en üst sırada anılması gerektiği kanısındayım ki Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler
geçtiğimiz Mayıs ayında yaptığı bir açıklamada, PKK ile mücadele konusunda, &quot;İranlı dostlarımızın
yaklaşımı hoş değil&quot; diyerek bu durumu açık bir şekilde dile getirmişti.
Son günlerde Irak içerisinden PKK ile mücadele konusunda çatlak sesler çıkaranların hemen hepsinin
bir şekilde İran güdümlü kişiler olmasını da yine Tahran’ın, Türkiye’ye karşı PKK’ya kanat germe
yaklaşımlarının bir neticesi olarak görmek gerek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belirttiğimiz üzere bu konuda en dikkat edilmesi gereken husus, başta İran olmak üzere ABD,
İngiltere, Fransa ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin Bağdat ve Erbil yönetimleri üzerinde nüfuzlarını
kullanarak her iki yönetimi PKK ile mücadele konusunda Türkiye ile ortak hareket etmekten geri
adım atmalarının önüne geçmek olmalı.
Bunun başarılması halinde kilidin kapanması mümkündür.
Gelelim terörle mücadelenin Suriye ayağına.
Irak’ta PKK’yla mücadele konusunda en büyük engel olarak İran öne çıkarken Suriye’de ise bu
misyonu ABD üstlenmiş durumda.
Malum, ABD buradaki terör koruyuculuğunu DEAŞ ile bahanesiyle PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’ye kol
kanat gererek yürütüyor.
Bugüne kadar terör örgütüne binlerce TIR dolusu askeri teçhizat, silah, mühimmat sağlayan ABD’nin
son marifeti, PYD/YPG’nin denetimindeki Haseke’ye, 4 adet Avenger Savunma Sistemleri
yerleştirmek oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;443 km menzili olan Avengerlar İHA, alçak irtifa uçakları ve helikopterlere karşı kullanılıyor.
ABD, söz konusu Avengerleri bölgeye konuşlandırma gerekçesi olarak İran destekli unsurlara karşı
kendi üssünü korumayı öne sürüyor.
Tabi “yerseniz”&amp;hellip;
Bu girişimin tek bir amacı var.
O da, Ankara ve Şam yönetimi arasında muhtemel bir uzlaşmanın ardından olası bir operasyonda,
bu bölgeyi denetimi altında tutan terör örgütü PYD/YPG’yi korumak.
Dikkat edilecek olursa Bağdat ve Erbil yönetimleriyle PKK’ya mücadele konusunda ortak bir zemin
yakalanmasıyla eş zamanlı olarak Ankara-Şam ilişkilerinin düzeltilmesine yönelik çabalarda da bir
yoğunlaşma söz konusu.
ABD’nin bu girişimi de bu çabaların ardından geldi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açık ki, Türkiye hem Bağdat ve Erbil yönetimleriyle ilişkileri geliştirme hem de Şam yönetimiyle
ilişkileri düzeltme çabalarında doğru bir yolda ilerliyor.
Bu çabaların güçlü işbirliklerine dönüştürülmesi halinde sözünü ettiğimiz ülkelerin hiçbirinin gücü,
ne Irak’ta ne de Suriye’de terör örgütünü yok olmaktan kurtarmaya yetmez.
&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Fri, 26 Jul 2024 03:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni süreç tartışmaları, yanlışlar, yanılgılar ve PKK'dan farklı yaklaşımlar]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surec-tartismalari-yanlislar-yanilgilar-ve-pkkdan-farkli-yaklasimlar/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/yeni-surec-tartismalari-yanlislar-yanilgilar-ve-pkkdan-farkli-yaklasimlar/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Ortalık toz duman.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konuyu bilen bilmeyen, Bahçeli’nin ne dediğini anlayan anlamayan herkes kendi cephesinden bir şeyler söyleyip duruyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle ana muhalefet cephesinden bazı kesimler özetle, “DEM Parti varken, Selahattin Demirtaş gibi sivil siyaset yapanlar varken neden bu konu neden Öcalan üzerinden götürülmeye çalışılıyor?” yaklaşımı üzerinden konuyu suistimal etmeye çalışıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öncelikle şu ayrımın altını net çizgilerle çizmek lazım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeli, Öcalan’a “Gel Meclis’te Kürt meselesine dair görüşlerini anlat” demedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu süreç bir Kürt sorunu, Kürt meselesi tartışma süreci değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle de bir çözüm süreci falan da değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu, Türkiye’nin başbelası “PKK-terör-şiddet sorunu”na çözüm bulma süreci.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın terörden, şiddetten vazgeçmek istemediğini, vazgeçmek istese bile yularlarını ellerinde tutan güçlerin buna izin vermeyeceğini, vermek istemeyeceğini, bunun olmaması için her yolu denediklerini ve denemeye devam edeceklerini biliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çözüm sürecinde bunu gördük.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın elebaşlarından Duran Kalkan Kasım 2021’de yaptığı bir açıklamada söz konusu güçler için “Savaşı sürdüreceksiniz diye bize defalarca dayatmalarda bulundular” diyerek açık bir şekilde bunu itiraf etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne PKK ne de söz konusu güçler o dönemki pozisyonlarından farklı bir noktada değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üstelik söz konusu güçler uzun vadeye yaydıkları Türkiye’ye dair hasmane planlarını masaya indirdiler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, BM Genel Kurulu’nda açık açık bunu dile getirdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bölgede haritaların değiştirileceğini, birçok ülkenin sınırlarının yeniden çizileceğini söyledi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Değiştirileceğini söylediği haritalar bizim güneyimizdeki Suriye, Irak ve İran haritaları ve tabiki Türkiye haritası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu açık açık dile getiriyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dile getirmekle kalmıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu planının yürürlüğe girmesi için düğmeye basıldı bile.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin elindeki en önemli kart: Öcalan&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte Türkiye’nin yapmaya çalıştığı şey bu kirli hesaplara, planlara karşı kurbanlık koyun gibi boynunu uzatmak yerine buna karşı durmak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toprak bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini korumak için kendi planlarını sahaya sürmek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kirli planların PKK/PYD-YPG üzerinden hayata geçirilmeye çalışıldığı zaten çok açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye de, PKK üzerinde etkisi olduğunu düşündüğü Abdullah Öcalan kartını çıkarmış durumda.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun neresi yanlış?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Asıl yanlışlık bu kartı kullanmamak değil midir?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;DEM Parti, Demirtaş veya başka isimlerin PKK üzerinde ne etkisi var ki?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aksine PKK’nın onlar üzerinde etkisi var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O isimlerin hiçbirisinin PKK’nın söylediğinin aksine bir laf söyleyebilme gücü, iradesi mi var?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha da ötesi HDP’lilerin bir kısmının, hatta çoğunun ve de özellikle de Selahattin Demirtaş’ın çözüm sürecindeki fonksiyonlarını görmedik mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan örgütüne “silah bırakın” deyince onlar bin-bir dalavereyle Öcalan’ı boşa çıkartıp “teröre devam” diyen PKK’nın yanında yer almadılar mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neymiş sivil aktörlermiş&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neresi sivil bunların?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK, “Biz Apo’yu dinlemeyeceğiz. Silahlı mücadeleye devam edeceğiz” deyince kaçı veya hangileri buna karşı çıktı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilebildiğimiz kadarıyla PKK’ya karşı bu iradeyi gösteren bir tek kişi vardı o da Leyla Zana’ydı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Naptılar&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onu da Öcalan gibi sessizliğe gömmediler mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan’ın çözüm sürecinin sürdürülmesinin bir gereği olarak HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tarafsız kalmasını salık vermesine karşın Demirtaş’ın Erdoğan için “Seni başkan yaptırmayacağız!” çıkışının “çözüm süreci bitecek, silahlara devam” anlamına geldiğini bilmiyor muyuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nihayetinde olan da bu değil mi?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi sınırlarımızın dibinde ve de kendi topraklarımıza yönelik böyle somut ve ciddi tehlikeler ortaya çıkmışken elbirliğiyle bu tehditleri boşa çıkartmak yerine gereksiz, manasız, ucuz tartışmalara girmenin anlamı nedir?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görünen odur ki; devlet, hükümet ve Cumhur İttifakı olarak AK Parti ve MHP, bu yakın ve somut tehdidin boşa çıkartılması için PKK’nın söz konusu güçlerin oyunca olmaktan çıkarılması gerektiğine karar vermiş ve bunun sağlanması konusunda elindeki en güçlü enstrüman olan Öcalan kartına başvurma gereği duymuştur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan’ın, örgütü üzerindeki etkisi ne kadar olursa olsun, onu kullanmak akıl gereğidir ve yapılmaya çalışılan budur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önemli olan sürecin doğru ve olabilecek en etkili sonucun alınmasını sağlayacak şekilde yürütülmesidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ki kanımca sürecin doğru yürütülmesi halinde PKK içinde ayak diremeler olsa bile –ki olacaktır- bunun önemli ölçüde başarıya ulaşma şansı vardır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’da farklı kanatlardan farklı yaklaşımlar&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilindiği gibi bu tartışmalar devam ederken Öcalan’ın yeğeni DEM Parti milletvekili Ömer Öcalan önceki gün İmralı’da kendisiyle görüştü.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ömer Öcalan’ın açıklamalarına göre Abdullah Öcalan bu sürece katılmayı reddetmiyor aksine “üzerime düşeni yaparım” diyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’dan gelen açıklamalar ise öngördüğümüz gibi terör örgütünde bu konuda bir görüş birliği olmadığını gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın çözüm sürecini sona erdiren küresel güçlerin kontrolündeki kanat, “Bu bir oyundur, bu oyuna gelmeyeceğiz” türünden açıklamalar yaptı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Örgütün Avrupa kanadını temsil eden isimlerden biri olan Remzi Kartal da, “Bu tehlikeli bir plan” diyerek hem o kanadın hem de güdümünde oldukları ülkelerin yaklaşımını ortaya koydu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kartal, bununla da yetinmeyip, gelişmeleri memnuniyetle karşılayan DEM Partili bazı kesimleri de &quot;Çağrıları büyük bir teşekkürle ve memnuniyetle karşılamak tek kelimeyle gaflettir” diyerek uyarmayı da ihmal etmedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunların ardından dün Murat Karayılan da çıkıp bir açıklama yaptı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karayılan’ın açıklamalarında diğerlerinden farklı ibareler var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şöyle ki&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karayılan diğerleri gibi, “bu bir oyundur” deyip kestirip atmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Bu bir oyunsa buna gelmeyiz ancak oyun değilse çözüme varız” dedi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“PKK, Öcalan’ın söyleyecekleri doğrultusunda pozisyon belirler” anlamında ifadeler kullandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karayılan’ın, bu açıklamalarıyla diğerlerinden farklı bir pozisyon takındığı çok açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca bu açıklamalarında hem örgüte hem de devlete yönelik çokça mesaj var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla yukarıda dile getirdiğimiz gibi sürecin doğru ilerletilmesi halinde olumlu sonuç alınma ihtimali var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her ne kadar örgütün siyasi kanadı olan KCK “istemezük” diyenlerin kontrolündeyse de örgütün silahlı kanadı olan HPG’nin başında olan Murat Karayılan’ın Öcalan’ın talimatına uyması halinde örgütün silah bırakma ve hatta lağvedilme olasılığı yüksek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önce terör sorunu çözülsün sonra kim ne diyecekse desin!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu süreç kolay olmayacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önceki gün TUSAŞ’a yönelik terör saldırısı, bölgede haritaları yeniden dizayn etmeye çalışan güçlerin de Türkiye’nin hamlelerine karşı düşmanca hamleler için düğmeye bastıklarını göstermektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye bunların altından kalkabilecek güç ve iradeye sahiptir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeter ki bu süreci el birliğiyle yürütebilelim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeter ki bu süreci siyasi rant kavgalarına kurban etmeyelim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önce şu terör sorunu çözülsün, söz konusu güçlerin bölgeye ve ülkemize dair hasmane planları çöp sepetine atılsın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonrasında kiminin var kiminin yok dediği, var diyenlerin her birinin içini farklı şeylerle doldurduğu, çözümü konusunda herkesin farklı birşey söylediği adına ister Kürt sorunu ister Kürt meselesi densin hem bununla hem de Türkiye’nin diğer sorunlarıyla ilgili kim ne söyleyecekse buyursun söylesin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama artık bir plan olmanın ötesinde yürürlüğe konmak için düğmeye basılmış kirli girişimlerin en önemli aparatı olarak kullanılması düşünülen terör sorununun çözümü konusunda atılan adımlara destek vermenin bu ülkedeki her bir bireyin boynunun borcu olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Fri, 25 Oct 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karayılan Neden "Bağımsız Kürdistan" dedi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/karayilan-neden-bagimsiz-kurdistan-dedi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/karayilan-neden-bagimsiz-kurdistan-dedi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Karayılan, bu demecinde 25 yıldan bu yana ilk kez “özgür ve bağımsız Kürdistan savaşı” diye bir ifade kullandı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilindiği üzere PKK, 1978’de kurulduğunda Marksist ve Leninist bir ideoloji temelinde “Büyük bağımsız Kürdistan” için mücadele iddiasını ortaya attı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Büyük Kürdistan”dan kasıt Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı bölgelerin birleştirilmesinden oluşan bağımsız bir devlet.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1990’larda Sovyetler Birliği’nin yıkılıp soğuk savaş döneminin sona ermesinden sonra PKK’da ideolojik ve siyasi hedefler bazında bazı değişimler oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Marksis-Leninist ideolojiyi terk ettiğini söyleyen PKK, “demokratik sosyalizm” diye tanımladığı bir ideolojiye geçiş yaptığını söylemeye başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu değişimle birlikte “Bağımsız Kürdistan” söylemlerinde düşüş gözlenmeye başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1999’da Öcalan’ın yakalanmasından sonra ise “Bağımsız Kürdistan” söylemi tümüyle bırakıldı ve “demokratik sosyalizm” yerine de “demokratik cumhuriyet” için “savaşılacağı” iddiası dile getirildi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O günden bu yana PKK’nın tepe yöneticilerinden hiçbirinden “bağımsızlık” ifadesi duyulmadı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Örgütün hiçbir açıklamasında bir tek kelime ile bile bu ifade kullanılmadı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta “demokratik cumhuriyet” kavramının etrafında yapılan tüm açıklamalarda teröre devam etme amaçlarını “Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleştirilmesi” gibi sebeplere dayandırmaya çalıştılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani PKK’nın tepe yöneticilerinden biri tarafından son 25 yıldan bu yana ilk kez “Bağımsız Kürdistan” ifadesi kullanıldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söz konusu demecinde Türkiye’nin Irak’ta yürütmekte olduğu operasyonlara dikkat çeken Murat Karayılan, Ankara’nın Bağdat ve Erbil ile yaptığı anlaşmalarla birlikte yeni bir sürece girildiğini ve bunun kendileri açısından bir “ölüm kalım savaşı” olduğunu dile getirirken “Açık ki önümüzde öyle tehlikeli dönemler vardır. Hareket olarak bizler buna karşı mücadele edeceğiz ve savaşacağız. Ortadoğu’da özgür ve bağımsız bir Kürdistan’ın oluşması için savaşı gürleştireceğiz” ifadelerini kullandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belirttiğimiz gibi burada kullanılan “özgür ve bağımsız Kürdistan” ifadeleri yeni ve önemli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Murat Karayılan’ın, bu ifadeleri yanlışlıkla ağzından kaçırdığı düşünülemez.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlar bilerek ve seçilerek kullanılmış ifadeler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtemelen terör örgütünün hedefindeki “aks değişimini” kendi yandaşlarına, daha da önemlisi güdümünde olduğu güçlere, ülkelere duyurmayı hedefleyen bir mesaj.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki, ne oldu da PKK, “demokratik Türkiye, demokratik cumhuriyet” hedefinden “özgür ve bağımsız Kürdistan” hedefine yöneldi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun en önemli nedeni aslında Karayılan’ın da söz konusu demecinde dile getirdiği Ankara-Bağdat ve Erbil arasında varılan anlaşmalarla başlayan sürecin terör örgütünü tamamen yok etme ihtimalinin kendileri ve daha da önemlisi onları koruyup kollayan ve kullanan güçlerce de görülmesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK ve sahipleri, Erbil’in bu denklemden çıkarılması halinde bu sürecin akamete uğrayacağını biliyor ve görüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle Erbil üzerine yani Barzaniler ve KDP üzerine oynuyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Barzanileri ve KDP’yi Türkiye ile ortak hareket etmekten alıkoymaya çalışıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu yapamamaları halinde KDP’yi bölmeyi ve zayıflatmayı amaçlıyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;20 Ekim’de Kuzey Irak’ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde parlamento seçimleri var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KDP’nin bugüne kadar PKK’ya dair en güçlü söylemi, “Kürtler için mücadele etmiyorlar aksine Kürtlere büyük zarar veriyorlar” idi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve Kuzey Irak’taki Kürtlerin büyük bölümü KDP’nin bu söyleminin doğruluğunu biliyor ve o nedenle PKK’ya sempati ile bakmıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta PKK’yla işbirliği içindeki Talabanilerin KYB’sine de yol vermiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK bu çıkışla bunu kırmaya çalışıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yakın dönem hedeflerinin Kuzey Irak’ta KDP’yi gerileterek PKK ile işbirliğini açık bir şekilde yürüten KYB liderliğinde bir hükümet kurmak olduğunu söylemek mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ABD’nin zaten epey süreden bu yana bu yönde bir gayret içinde olduğu da biliniyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada bir diğer önemli mesele şu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gerek Irak’ta gerekse de Suriye’de PKK, PYD/YPG’yi destekleyen ABD ve bazı batılı ülkelerin ajandasında her daim bölgede bir terör devleti kurma planı vardıysa da, bugüne dek bunu hep zamana yayma, öncelikli olarak bu terör kartını bölgede kaos ve kargaşa çıkarma için kullanılmanın yanısıra Türkiye’nin zayıflatılarak kendilerine teslim olmasını sağlamaya yönelik bir araç olarak kullanageldiler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’daki yukarıda sözünü ettiğimiz değişim süreçleri de hep, söz konusu güçlerin ve ülkelerin bu hedefleri doğrultusunda gerçekleştirildi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK’nın “demokratik cumhuriyet” hedefinden “bağımsız Kürdistan”a geçişinin bu güçlerin bilgisi ve onayı dışında olduğunu düşünmek safdillik olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karayılan’ın 25 yıl sonra ilk kez “bağımsız Kürdistan” ifadesini kullanması, söz konusu güçlerin, PKK’yı korumaya ve yok olmasını önlemeye yönelik bir hamlenin yanısıra bölgede bir terör devleti kurmak için düğmeye basmış olma ihtimalini gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ortadoğu’da yaşananlar, özellikle de İsrail’in Filistin’e yönelik başlattığı soykırım süreci ve bununla bağlantılı gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde bu oldukça güçlü bir ihtimal.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak gerek Bağdat ve Erbil ile yapılan anlaşmalarla PKK ile mücadelede elde edilen mesafe, gerekse de Suriye’de PYD/YPG aleyhine yaşanan gelişmeler Türkiye’nin bu konuda, terör örgütünü koruyup kollayıp kullanan güçlerden birçok adım önde olduğunu gösteriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Fri, 23 Aug 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Trump&#039;ın &quot;Anahtar Türkiye&#039;de&quot; sözlerinin anlamı ve etkisi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/trumpin-anahtar-turkiyede-sozlerinin-anlami-ve-etkisi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/trumpin-anahtar-turkiyede-sozlerinin-anlami-ve-etkisi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Florida Palm Beach&#039;teki konutunda düzenlediği basın toplantısında Trump, “Suriye&#039;de bundan sonra neler olacağının anahtarının Türkiye&#039;de olduğunu” söyledi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın bu açıklamaları, doğru ve yerinde bir tespit olmanın ötesinde hem Ankara-Washington ilişkilerinin geleceği hem de Suriye’nin geleceğinin şekillenmesinde etkili güçlerin pozisyonları konusunda önemli ve güçlü işaretler veriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu açıklamalar, öncelikle Trump’ın 20 Ocak’ta görevi devraldıktan sonra ABD’nin, Suriye ile ilgili politikalarında, anahtarı elinde tutan ülke olan Türkiye ile yakın çalışacağını göstermiş oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaten Trump, aynı basın toplantısında büyük övgülerde bulunduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkisine atıflarda da bulunarak sözlü olarak bunu deklare etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı günlerde ABD’de gerek Beyaz Saray, Pentagon ve CENTCOM gerekse de kimi senatörler tarafından, “DEAŞ ile mücadele, SGD’li dostlarımız vs&amp;hellip;” konulu bildik açıklamalar tekrarlansa da hiçbirisi Trump’ın açıklamalarının etkisini zayıflatabilecek nitelikte değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın bu açıklamaları, Türkiye ile ilgili politikalarında İsrail’in olumsuz yönde ciddi bir etkisi olabileceği ve dolayısıyla önümüzdeki dönem ABD-Türkiye ilişkilerinin bu etki nedeniyle düzelmemeye devam edeceği yönündeki öngörüleri boşa çıkardı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuşkusuz bu ihtimal hâlâ var ve bir süre var olmaya devam edecek ancak en azından Trump’ın körü körüne İsrail ve Netanyahu’nun her dediğine tamam demeyeceği, ülkesinin çıkarları doğrultusunda hareket edeceği ortaya çıkmış oldu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Trump, ABD’nin çıkarlarının Türkiye ile ortak çalışmayı gerektirdiğini düşündüğünde -ki, bu açıklamaları öyle düşündüğünü gösteriyor- adımlarını bu yönde atacak gibi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esasen ta başından beri ABD’nin çıkarları Suriye’de Türkiye ile ortak çalışmayı gerektirmesine karşın derin ABD, önceliğini Türkiye’yi cezalandırmaya verip bu çerçevede PKK/PYD/YPG ile iş tutma yolunu seçti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump, ilk döneminde de bunun yerine ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi denemiş ancak derin ABD’nin sert duvarlarına çarpmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama bu açıklamalar, öncekinden daha güçlü bir şekilde ABD başkanlık koltuğuna oturacak olan Trump’ın bu kez daha kararlı olacağının işareti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gerek Suriye’deki yeni durum, gerekse de Trump’ın bu yeni durum nedeniyle Türkiye ile iyi ilişkiler içine girebileceğine dair verdiği güçlü sinyaller, zaten ciddi bir ivme kazanan Ankara diplomasi trafiğini daha da yükseltti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Körfez ülkelerinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ve başta Fransa ve Almanya olmak üzere batılı ülkelerle Türkiye arasında yoğunlaşan görüşme trafiği bunu gösteriyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla Suriye’de Esad rejiminin yıkılmasıyla başlayan yeni dönemin, Türkiye’nin hem ABD hem de Avrupa ile ve ayrıca Ortadoğu ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerinin pik yaptığı bir sürece kapı araladığını söylemek mümkün.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK/PYD-YPG GİDEREK YALNIZLAŞIYOR&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve elbette bunun terör örgütü PKK/PYD/YPG’yle mücadeleye de önemli etkileri olacak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta olmaya başladı bile.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tel Rıfat ve Münbiç ellerinden çıktı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugüne kadar hiçbir şart ve koşulda “özerk yönetim”lerden vazgeçmeyeceklerini ilan eden PYD/YPG, durumun kendileri için kötüye gittiğini görünce çeşitli manevralara başvurmaya başladı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önce yeni Suriye’nin yeni bayrağını kabul ettiler, ardından “federasyona razıyız” dediler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve en son olarak da “silahsızlardan arındırılmış bölge”den söz etmeye başladılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani demek istedikleri biz silahlarımızı bırakırız ancak burası ABD’nin öncülüğündeki bir uluslararası gücün koruması altında olsun.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak’ta 1991’de başlayın 2003’e kadar süren ve hem bu bölgede PKK’nın palazlanmasına hem de Irak’ın federal bir yapıya dönüştürülmesine yol açan Çekiç Güç gibi bir yapının oluşturulmasını talep ediyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şartlar aleyhlerinde gidince bağımsızlık, özerklik gibi taleplerini şimdilik rafa kaldırıp, bu dönemde en azından yok olmaktan kurtulup, sonrasında uluslararası bir gücün güvencesi altında bu emellerini hayata geçirmenin hesaplarını yapıyorlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda Türkiye’nin yaklaşımı belli, açık ve net, “Hiçbir şekilde buna müsaade edilmeyecek.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Trump’ın açıklamalarından sonra ABD’nin de bu konuda Türkiye ile ortak çalışma içine gireceğinin işaretlerini verilmesiyle geriye Suriye’deki yönetimin ne diyeceği, nasıl bir yaklaşım göstereceği konusu kalıyordu ki, HTŞ lideri Muhammed Colani de, son birkaç gün içinde yaptığı ayrı ayrı açıklamalarda, Suriye’de toprak bütünlüğünün korunacağını, ülkenin siyasi birliğini zaafa uğratacak federasyon veya benzer girişimlere izin verilmeyeceğini ve tüm silahlı grupların devlet kontrolünün altına alınacağını çok net bir şekilde ifade etti.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan bazı ABD’li ve Fransız yetkililerin PYD/YPG’yi yeni Suriye yönetimiyle masaya güçlü bir şekilde oturtmak için söz konusu terör örgütü ile yeni Suriye yönetimi ile ortak hareket eden ENKS’yi bir araya getirme çabalarından da şuana kadar bir sonuç çıkmadığını belirtmekte yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Göründüğü kadarıyla ENKS de doğru kulvarda, yani yeni Suriye yönetimi ve Türkiye ile aynı tarafta yer almak istiyor ve bu konuda ısrarlı ve kararlı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani en azından şu ana kadarki yaklaşımları ve açıklamaları bunu gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla gerek Kandil’den gerekse de PYD/YPG’nin başındaki kimi isimler tarafından dillendirilen ve belirttiğimiz gibi kimi ABD ve Fransız yetkililerin de ön ayak olmaya çalıştığı bu “birleştirme” çabaları da sonuçsuz kalmış gibi görünüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Terör örgütü PKK/PYD/YPG’nin tutunacak dalı kalmadı gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son çare olarak kendilerini, bugüne kadarki en büyük hamileri olan ABD’nin düşmanı İran’ın kucağına atma ihtimalleri yüksek.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son bir yılda kendisini ve vekillerini koruyamamış bir İran’ın onları korumaya mecali olur mu?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hiç zannetmiyorum&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Fri, 20 Dec 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[IKBY seçimleri, Barzani'nin ziyareti ve yeni süreç tartışmaları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ikby-secimleri-barzaninin-ziyareti-ve-yeni-surec-tartismalari/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ikby-secimleri-barzaninin-ziyareti-ve-yeni-surec-tartismalari/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Zira bu seçimler ABD, İsrail ve Fransa gibi ülkelerin -ki bunlara İngiltere’yi de dâhil etmek gerek- Türkiye’ye dair hasmane hesapların göbeğinde yer alıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle bu seçimler Ankara tarafından da yakından takip ediliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konunun bu boyutuna geçmeden önce Kuzey Irak’taki mevcut tabloyu biraz izah etmekte yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;IKBY Parlamentosu 111 sandalyeden oluşuyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak anayasasına göre bunlardan 11’i Türkmen, Ermeni, Hristiyan, Süryani, Ezidi gibi kimi etnik ve dini azınlıklara kota olarak ayrılmış durumda.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En son 2018’de yapılan parlamento seçimlerinde Barzanilerin KDP’si, kalan 100 sandalyenin 45’ini kazanarak birinci parti olmuştu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkinci parti olan Talabanilerin KYB’si 21 sandalye elde edebilmiş, kalan 44 sandalyeyi ise irili ufaklı diğer partiler kazanmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Seçimden sonra yaklaşık 6 ay süren görüşmelerin ardından KDP, KYB ve diğer bazı partilerin katılımıyla bir koalisyon hükümeti kurulmuştu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaklaşık 6 yıldır IKBY’yi bu hükümet yönetiyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Normalde 4 yılda bir yapılan seçimlerin 2022’de tekrarlanması gerekiyordu ancak yaşanan iç çekişmeler nedeniyle birçok kez ertelenen seçimlerin Mayıs ayında yapılması planlanıyordu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak seçim öncesinde KYB’nin başvurusu üzerine Irak Yüksek Seçim Komisyonu azınlıklara ayrılan 11 sandalyenin iptaline karar verdi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugüne kadar her seçim sonrası hükümet kurulumunda kendilerine destek veren azınlıklara ayrılan kotanın kaldırılmasına itiraz eden KDP seçimleri boykot edeceğini açıklayınca seçimler bir kez daha ertelendi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Irak Yüksek Seçim Komisyonu’nun geri adım atıp azınlıklara 5 sandalye vermesi üzerine KDP itirazından vazgeçti ve kriz aşıldı, ertelenen seçimlerin de 20 Ekim’de yapılması kararlaştırıldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu Pazar günü yapılacak seçimlerde partiler ve adaylar 105 sandalyeyi kapmak için yarışacak.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’nin birleştirilmesi hesapları&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelelim bu seçimlerin Türkiye ve hatta bölge için önemine.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilindiği üzere geçtiğimiz Nisan ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin Bağdat ve Erbil ziyaretleri sonrasında Irak ile ticaret, enerji ve güvenlik konularında çok önemli 26 anlaşma imzalanmıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunların içinde özellikle Kalkınma Yolu Projesi anlaşması ile PKK’nın tasfiyesini öngören güvenlik anlaşması hayati önemde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu anlaşmalara Erbil yönetimi de güçlü şekilde destek verdi, veriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu anlaşmaların ardından Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışmalar devam ederken Bağdat yönetimi PKK’yı “yasaklı örgütler” listesine aldı ve o günden bu yana terörle mücadelede önemli mesafeler kat ediliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak gerek Kalkınma Yolu Projesi’nden gerekse de PKK’nın tasfiye edilmesinden rahatsız olan güçler –ki ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail bunların başını çekiyor- bu anlaşmaların hayata geçirilmesini önlemek için yoğun bir çaba içinde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail ile yaşadığı gerilim öncesine kadar İran’ın da bunlara yoğun şekilde itiraz ettiğini not etmekte yarar var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buraya kadar anlattıklarımız Nisan ayından bu yana yaşanan gelişmeleri özetliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak son dönemde gerek Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirilmesini gerekse de PKK’nın tasfiye edilmesinin önlenmesini isteyen güçlerin bu amaçlarını Kuzey Irak seçimleri üzerinden hayata geçirmeye çalıştığına yönelik değerlendirmeler söz konusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye olduğu yönündeki açıklamalarının da bir ucunun bu seçimlere dayanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şöyle ki&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak’ta Türkiye ile yapılan bu anlaşmalara uzun süreden bu yana PKK ile açık bir işbirliği içine giren Talabanilerin KYB’si çok sert şekilde karşı çıkıyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte bu sözünü ettiğimiz güçler, bu amaçlarını KYB üzerinden gerçekleştirmek için yoğun bir çaba içine girmiş durumda.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuzey Irak medyasında KYB lehine seçimlere hile karıştırılma girişimlerine yönelik geçtiğimiz günlerde çok sayıda haber yer aldı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunlar arasında on binlerce sahte seçmen pusulalarının bulunmasının yanı sıra KYB lideri Bafıl Talabani’nin kardeşi Kubat Talabani ile yaptığı bir telefon görüşmelerinin kayıtları da var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna göre Bafıl Talabani’nin kardeşine, Bağdat ile ve Irak Yüksek Seçim Komisyonu yetkilileriyle yaptığı görüşmede en az 30 sandalyelerinin garanti olduğunu söyledikleri yer alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunların seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağını öngörmek zor ancak belirttiğimiz gibi KBY’nin lehine seçimlere hile karıştırılması yönünde yoğun bir çaba söz konusu.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belirttiğimiz güçlerin sözünü ettiğimiz anlaşmaların hayata geçirilmesini önlemeye yönelik çabaları dışında çok daha önemli bir hesapları var ki Türkiye için en hayati olanı o.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O da, bu seçimlerden sonra KYB liderliğinde bir hükümet kurularak Kuzey Irak ile PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG denetimindeki Kuzey Suriye’nin birleştirilmesi ve sözünü ettiğimiz güçlerin desteğiyle burada bağımsız bir devlet kurulması.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son dönemde Türkiye’nin güvenlik alarm düzeyini yükseltmesinin temelinde de bu var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O nedenle IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin seçimlerin hemen öncesi ve bölge üzerinde oynanan hesapların tavan yaptığı bir dönemde Ankara’ya yaptığı ziyaret kritik önemde.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni sürecin çözüm sürecinden farkı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sınırımızın hemen dibinde böyle önemli bir süreç yaşanırken malum içeride de MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşmasıyla başlayan “yeni bir süreç” tartışmaları yaşanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her yönüyle yukarıda sözünü ettiğimiz gelişmelerle ilintili bu süreç de zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail tehdidi ile ilgili sözlerinin ardından başlamıştı.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni sürecin yukarıda özetlemeye çalıştığımız hesaplar, planlar ve gelişmelerle ilişkisini doğru kuramayan bazı kesimlerin bu süreci de yeni bir çözüm süreci ekseninde okumalarına tanık oluyoruz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu okumaların önemli bir bölümünün yanlış olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu bir yeni çözüm süreci değil, başlı başına yeni bir süreç.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu yeni sürecin ne DEM’lilerle masaya oturmayı ne de PKK ile görüşmeyi içerdiğini düşünmüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçmiş süreçte zaten onlar yapıldı ve sözünü ettiğimiz güçlerin etkisiyle PKK ve HDP tarafından süreç berhava edildi.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı sürecin tekrarlanması halinde alınacak sonuç yine aynısı olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak bu kez Öcalan kartının doğru kullanılması halinde farklı netice alınması mümkündür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O da şöyle olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öcalan PKK’dan silah bırakmasını isteyebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PKK önceki dönem gibi kem-küm edip yine Öcalan’ı boşa çıkarma yollarına başvurabilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak bu süreç içinde Öcalan’ın örgüte dair söyleyecekleri çok daha yoğun ve güçlü şekilde PKK ve onun güdümündeki yapılar ile bunlara destek veren kesimlere ulaşmasının önü açılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durum PKK ve kesimleri üzerinde yoğun bir tartışma ve ayrışma sürecini beraberinde getirebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böyle bir süreçte DEM Parti içinde de silah bırakmak istemeyen PKK’nın güdümünde kalanlarla, Öcalan’ın “silahlı mücadele dönemi bitti ne istenecekse sivil siyasetle istenecek” sözlerini kendileri için bağlayıcı görecek olanlar arasında bir ayrışma ve kopuş süreci yaşanabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani özcesi bu sürecin öncekinden en önemli farkının, Türkiye’nin PKK ve DEM Parti’yi tartıştığı bir süreç değil, PKK ve DEM Parti çevrelerinin “Kandil mi Öcalan mı, silah mı sivil siyaset mi”yi tartıştığı dönem olacağını, daha doğrusu olması gerektiğini düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanımca böyle tartışmalı bir sürecin sonucunda PKK’dan bir kısım kopmalar olmakla birlikte terör örgütü yine sözünü ettiğimiz güçlerin yönlendirmesiyle teröre devam kararı alabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak DEM Parti’de PKK’nın bu kararına rest çekip sivil siyasetten yana olan güçlü bir kesim ortaya çıkabilir ki bu da Türkiye için önemli bir kazanım olur diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Fri, 18 Oct 2024 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>