<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr]]></link>
<description><![CDATA[Son 25 Rss Beslemesi - Analiz Gazetesi]]></description>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<item>
<title><![CDATA[Ticarette yeni rota: Londra'dan Cenevre'ye yatırım arayışı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ticarette-yeni-rota-londradan-cenevreye-yatirim-arayisi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ticarette-yeni-rota-londradan-cenevreye-yatirim-arayisi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve korumacı politikaların gölgesinde, Türkiye bu hafta iki kritik hamleyle rotasını stratejik bir zemine kırdı: Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdindeki &quot;Yatırım Kolaylaştırma Anlaşması&quot; ve Birleşik Krallık ile derinleşen Serbest Ticaret Anlaşması (STA) görüşmeleri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;cenevre’de buzlar eriyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Haftanın en sessiz ama en derin yankı uyandıran gelişmesi, Türkiye’nin DTÖ bünyesindeki Yatırım Kolaylaştırma Anlaşması’na yönelik çekincelerini esnetmesi oldu. Bu adım, sadece bir bürokratik onay değil; küresel sermayeye verilen &quot;şeffaf, öngörülebilir ve güvenli bir limanız&quot; mesajıdır. Doğrudan yabancı yatırımların (DYY) rotasını gelişmekte olan ülkelere çevirmekte nazlandığı bu konjonktürde, uluslararası standartlara uyum sağlamak bir tercih değil, zorunluluktur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Londra hattinda &quot;dijital&quot; güncelleme&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğer tarafta ise Birleşik Krallık ile yürütülen STA görüşmeleri var. Mevcut ticaret hacmimizin 28 milyar sterlini aşmış olması başlı başına bir başarı hikayesi olsa da, dünya artık sadece mal takas etmiyor. Londra ile masaya oturduğumuz yeni fasıllar; dijital ticaret, hizmetler sektörü ve teknoloji transferini kapsıyor. Bu, Türk sanayicisinin sadece ürün satması değil, aynı zamanda küresel dijital ekonominin bir parçası haline gelmesi demektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neden Şimdi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki, bu hamleler neden bu kadar kritik?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Piyasa çeşitliliği: Geleneksel pazarlarımızdaki daralmayı, katma değeri yüksek yeni iş birlikleriyle aşmak zorundayız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sermaye ihtiyaci: Enflasyonla mücadelenin ve yapısal dönüşümün finansmanı için sadece sıcak paraya değil, kalıcı ve teknoloji getiren doğrudan yatırıma ihtiyacımız var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Stratejik konum: Enerji koridorlarının risk altında olduğu bir dönemde, Türkiye &quot;ticaret ve yatırım köprüsü&quot; rolünü bu anlaşmalarla perçinliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak; Londra’dan Cenevre’ye uzanan bu diplomatik ve ekonomik trafik, Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini yeniden tanımlama çabasıdır. Önümüzdeki dönemde bu anlaşmaların sahaya yansıması, cari denge ve istihdam üzerindeki en belirleyici çarpan olacaktır. Unutmayalım ki; küresel ekonomide yerinde sayanlar, aslında geriye doğru koşmaktadır.&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Turizmde rekabetin yeni sınavı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/turizmde-rekabetin-yeni-sinavi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/turizmde-rekabetin-yeni-sinavi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Türkiye ekonomisi için &quot;bacasız sanayi&quot; olarak adlandırılan turizm sektörü, sadece bir tatil meselesi değil; cari açığın ilacı, istihdamın kalesi ve döviz akışının ana damarıdır. Ancak 2026 sezonuna girerken madalyonun öteki yüzünde, sektör temsilcilerinin ve tüketicilerin uykusunu kaçıran bir başlık var: Maliyet enflasyonu ve azalan rekabet gücü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Maliyet kıskacında konaklama&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçtiğimiz yıllarda Türkiye, &quot;uygun fiyatlı kaliteli tatil&quot; dendiğinde dünyada ilk akla gelen ülkelerden biriydi. Bugün ise personel giderlerinden enerji maliyetlerine, gıda enflasyonundan vergisel yükümlülüklere kadar her kalem, işletmecilerin sırtında ağır bir küfe oluşturuyor. Özellikle gıda ve içecek kalemlerindeki keskin artışlar, &quot;her şey dahil&quot; sisteminin sürdürülebilirliğini sorgulatır hale getirdi. Bu maliyet artışları ister istemez oda fiyatlarına yansıyor; ancak bu yansıma, küresel pazarda elimizi ne kadar zayıflatıyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Komşu kıyılarla yarışmak&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin sunduğu hizmet kalitesi tartışmasız dünya standartlarının üzerinde. Fakat fiyat skalası yükseldikçe, Avrupalı turist için Yunanistan, Mısır veya İspanya gibi alternatifler daha cazip hale gelmeye başlıyor. Artık sadece denizi ve güneşi değil, &quot;fiyat-performans&quot; dengesini de pazarlamak zorundayız. Yerli turist cephesinde ise durum daha da çetrefilli. Kendi kıyılarımızda tatil yapmak, orta gelir grubu için artık bir plan olmaktan çıkıp bir lüks tüketim kalemine dönüşmüş durumda. Bu durum, yerli turistin tatil alışkanlıklarını değiştiriyor; daha kısa süreli konaklamalar ve butik arayışlar ön plana çıkıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nicelik mi, nitelik mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomi yönetimi ve sektör paydaşları için asıl soru şu: Hedefimiz sadece turist sayısını (nicelik) artırmak mı, yoksa kişi başı harcama tutarını (nitelik) yükseltmek mi? Eğer yüksek gelir grubunu hedefleyen, katma değerli ve nitelikli bir turizm modeline geçeceksek, sunduğumuz deneyimi sadece lüks otellerle değil, yerel ekonomiyle entegre bir &quot;hikaye&quot; ile desteklemeliyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç: Denge arayışı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Turizm, Türkiye ekonomisinin en stratejik virajlarından biridir. Döviz kurlarının seyrinin ihracatçıyı zorladığı, maliyetlerin ise üreticiyi baskıladığı bu dönemde; turizm gelirleriyle cari dengeye nefes aldırmak kritik önemde. Ancak bunu yaparken fiyat dengesini kaçırıp &quot;pahalı ülke&quot; imajına hapsolmamak, 2026 yazının en büyük sınavı olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Unutmayalım ki; turizm sadece bir hizmet satışı değil, bir güven ve sürdürülebilirlik vaadidir. Bu dengeyi koruyabildiğimiz ölçüde, bacasız sanayimiz tütmeye devam edecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Görünmez zamların pençesinde]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/gorunmez-zamlarin-pencesinde/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/gorunmez-zamlarin-pencesinde/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Bir zamanlar 100 gram olan çikolataların sessiz sedasız 80 grama, 1 litrelik meyve sularının 850 mililitreye düştüğünü fark ettiniz mi? Fiyat etiketi aynı kalsa da, aslında gizli bir zamla karşı karşıyayız. Üreticiler, psikolojik sınır olan fiyat artışını yapmamak için paketi küçültmeyi seçiyor. Tüketici &quot;Hala aynı fiyata alıyorum&quot; diye teselli bulurken, aslında birim maliyette %20’ye varan gizli bir artışla karşı karşıya kalıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaliteden ödün vermek: Skimpflation&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak daha tehlikeli olanı, bu hafta bayram ikramlıklarında sıkça rastladığımız Skimpflation. Yani ürünün içeriğindeki kaliteli ham maddenin, daha ucuz alternatiflerle değiştirilmesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Baklavadaki fıstığın yerini bezelyenin,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tereyağlı bisküvinin yerini bitkisel yağlı karışımların,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yüzde yüz dana etli sucukların yerini karışım ürünlerin alması tam olarak bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durum sadece cebimizi değil, ağzımızın tadını ve en önemlisi sağlığımızı da doğrudan etkiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüketici ne yapmalı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki, bu &quot;görünmez&quot; enflasyonla nasıl başa çıkacağız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birim fiyat kontrolü: Raf etiketlerinin altındaki küçük puntolu &quot;1 kg/1 lt fiyatı&quot;na odaklanın. Paket büyüklüğü artık güvenilir bir gösterge değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İçerik okuma: &quot;Geleneksel lezzet&quot; veya &quot;Yeni formül&quot; gibi ibarelere şüpheyle yaklaşın. İçindekiler kısmında ana malzemenin oranını mutlaka kontrol edin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Seçici olun: Kaliteden ödün verildiğini hissettiğiniz markaları listenizden eleyerek üreticiyi kaliteye zorlayın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak; enflasyon sadece rakamların büyümesi değil, aynı zamanda hayat kalitemizin ve aldığımız verimin küçülmesidir. Bu bayram şeker ikram ederken sadece paketin şıklığına değil, içindeki gerçek içeriğe de dikkat etmek, en büyük tasarruf hamlemiz olabilir.&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br&gt;&lt;/div&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 22 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cebimiz neden her geçen gün daha hızlı boşalıyor?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/cebimiz-neden-her-gecen-gun-daha-hizli-bosaliyor/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/cebimiz-neden-her-gecen-gun-daha-hizli-bosaliyor/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Ekonomide bunun adı enflasyon. Yani fiyatların genel olarak artması. Ancak mesele sadece fiyatların yükselmesi değil. Asıl sorun, gelirlerin aynı hızda artmaması. Bu durumda vatandaşın alım gücü giderek düşüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üretim maliyetlerinin artması, enerji fiyatları, döviz kurlarındaki dalgalanmalar derken, zincirin en sonunda zamlar tüketiciye yansıyor. Yani aslında raftaki fiyat etiketi, ekonomide yaşanan birçok sorunun kısa bir özeti gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan faiz politikaları da bu sürecin önemli bir parçası. Faiz artırıldığında kredi çekmek zorlaşır, harcamalar azalır. Bu da enflasyonu düşürmek için kullanılan yöntemlerden biridir. Ancak kısa vadede piyasayı yavaşlatabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki vatandaş ne yapmalı? Bu dönemde en önemli şey bilinçli harcama. İhtiyaç ile istek arasındaki farkı iyi ayırmak, fiyat karşılaştırması yapmak ve tasarrufa yönelmek her zamankinden daha önemli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak ekonomi sadece büyük rakamların konuşulduğu bir alan değil. Her gün yaptığımız alışverişte, ödediğimiz faturada ve kurduğumuz hayallerde kendini gösteren bir gerçek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve görünen o ki, bu gerçek bir süre daha cebimizi zorlamaya devam edecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 19 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rakamlar mı gerçek, hissettiklerimiz mi?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/rakamlar-mi-gercek-hissettiklerimiz-mi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/rakamlar-mi-gercek-hissettiklerimiz-mi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Oysa ekonomi, sabah içtiğimiz çayın fiyatından, akşam bindiğimiz otobüsün kalabalığına kadar hayatın tam merkezindedir. Bugünlerde ise bu merkezde tek bir soru hakim: &quot;Paramız neden yetmiyor?&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rakamların ÖTESİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Resmi veriler bize bir hikaye anlatıyor, etiketler ise bambaşka. Aradaki bu makas açıldıkça, toplumdaki &quot;yarın kaygısı&quot; tasarruf alışkanlıklarımızı kökten değiştiriyor. Artık yatırım yapmak bir lüks değil, mecburi bir savunma mekanizması haline geldi. Eskiden &quot;kenara para atmak&quot; geleceğe yatırımdı, şimdiyse bugünü kurtarma çabası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Psikolojik eşik&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomide en tehlikeli durum, belirsizliğin kanıksanmasıdır. &quot;Nasıl olsa yarın daha pahalı olacak&quot; düşüncesiyle yapılan her zamansız harcama, aslında enflasyonu besleyen gizli bir yakıttır. Tüketici bu döngüye girdiğinde, sadece cüzdanlar değil, piyasaya olan güven de aşınır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç: Ne yapmalı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kemer sıkmak tek başına bir çözüm değil; asıl mesele, harcama disiplinini yeniden tanımlamak. Bu dönemde en büyük yatırım, belki de finansal okuryazarlığımızı artırmak ve &quot;ihtiyaç&quot; ile &quot;istek&quot; arasındaki o ince çizgiyi yeniden çizmekten geçiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Unutmayalım ki; ekonomi sadece sayılardan ibaret değildir, bir güven meselesidir. Güvenin tesis edilmediği bir piyasada, en parlak rakamlar bile kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 15 Mar 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ateşkesin ekonomisi: İyimserlik mi, illüzyon mu?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ateskesin-ekonomisi-iyimserlik-mi-illuzyon-mu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/ateskesin-ekonomisi-iyimserlik-mi-illuzyon-mu/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Ancak ekonomi cephesinde bu &quot;bahar havası&quot;nın ne kadar kalıcı olacağı hala büyük bir soru işareti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Petrol ve CDS kıskacı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hafta başında 90 dolar seviyelerini zorlayan Brent petrol, diplomatik temasların hızlanmasıyla 84-85 dolar bandına geriledi. Bu düşüş, enerji ithalatçısı olan Türkiye için enflasyon baskısının bir miktar hafiflemesi demek. Öte yandan, Türkiye’nin risk primi olan CDS puanı yeniden 300 baz puanın altına sarkarak yatırımcı iştahını tetikledi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Turizmde &quot;nisan&quot; umudu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nisan’ın ikinci haftasındayız; turizm sezonu resmen açılıyor. Bölgesel gerilimin düşmesi, özellikle Avrupa pazarından gelen erken rezervasyonlarda %15’lik bir ivmelenme sağladı. Cari açığın ilacı olan turizm gelirleri için bu ateşkes iklimi, sadece bir dış politika başarısı değil, aynı zamanda hayati bir döviz kaynağıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç: Pencere açıldı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dış dünyadaki tansiyonun düşmesi, içerideki yapısal sorunlarımızı çözmez ama bize altın değerinde bir zaman kazandırır. 22 Nisan’daki Merkez Bankası kararı öncesinde, küresel rüzgarın arkadan esmesi elimizi güçlendiriyor. Ancak unutmamalıyız ki; dışarıdaki barış mutfaktaki yangını sadece yavaşlatır, söndürecek olan ise içerideki üretim ve mali disiplindir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazının yayına hazırlandığı tarihteki güncel spot bilgiler:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Brent Petrol: 84,20 $ (Haftalık bazda %4 düşüş)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye 5 Yıllık CDS: 295 bp (Son 1 ayın en düşük seviyesi)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolar/TL: Küresel risk iştahıyla beraber yatay seyirde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nisan rekoru ve baz etkisi illüzyonu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/nisan-rekoru-ve-baz-etkisi-illuzyonu/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/nisan-rekoru-ve-baz-etkisi-illuzyonu/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Ancak TÜİK tarafından açıklanan veriler, beklentilerin aksine enflasyon canavarının henüz dizginlenemediğini, aksine yeni maliyet şoklarıyla beslendiğini kanıtlıyor. Nisan ayında yıllık %32,37 olarak gerçekleşen tüketici enflasyonu (TÜFE), kağıt üzerinde bir &quot;plato&quot; sinyali verse de, aylık %4,18’lik artış sokağın gerçek enflasyonunun hala çok canlı olduğunu gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rakamların arasındaki gerçek&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yıllık enflasyonun %30 bandının hemen üzerinde seyretmesi, önümüzdeki aylarda beklenen &quot;baz etkisi&quot; kaynaklı düşüş için bir umut ışığı olarak pazarlanabilir. Fakat ekonomide algıdan ziyade gerçeklere bakmak zorundayız. Gıda enflasyonunun %34,55 seviyesine demir atması ve üretici fiyat endeksinin (Yİ-ÜFE) %28,59 artması, maliyet baskısının perakende raflarına yansımaya devam edeceğinin en net göstergesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özellikle Hürmüz Boğazı&#039;nda yaşanan son jeopolitik gerginliklerin enerji maliyetlerini tetiklemesi, akaryakıt fiyatlarında Nisan ayı genelinde %20&#039;yi aşan bir artışa neden oldu. Bu durum, taşımacılıktan üretime kadar her alanda &quot;maliyet enflasyonu&quot; olarak karşımıza çıkıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Baz etkisi bir çözüm mü?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Haziran ve Temmuz aylarında, geçen yılın yüksek rakamlarının devreden çıkmasıyla yıllık enflasyonda matematiksel bir düşüş göreceğiz. Ancak bu bir &quot;iyileşme&quot; değil, sadece bir &quot;istatistiksel illüzyon&quot;dur. Vatandaşın cebindeki alım gücü erimeye devam ederken, sadece yıllık oranın düşmesiyle zafer ilan etmek, yapısal sorunları görmezden gelmektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün Türkiye ekonomisinin en büyük sorunu, enflasyonun bir yaşam biçimi haline gelmiş olmasıdır. Para politikasındaki sıkı duruşun (yüksek faizlerin) tek başına yeterli olmadığı artık netleşmiştir. Kamuda tasarruf ve gerçek anlamda mali disiplin eşlik etmediği sürece, sadece talep kısılarak enflasyonla mücadele edilemez.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç: Ne yapılmalı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önümüzdeki üç aylık süreçte baz etkisiyle yıllık rakamların aşağı inmesini izleyeceğiz. Ancak bu süreçte asıl odaklanılması gereken nokta, aylık artış hızını %2’lerin altına çekebilmektir. Aksi takdirde, yıl sonunda kendimizi yine hedeflerin çok uzağında ve yeni zam dalgalarıyla karşı karşıya bulabiliriz. Ekonomi yönetimi, rakamlarla teselli bulmak yerine, enerji ve gıda arz güvenliğine odaklanan kalıcı reformları bir an önce devreye almalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 10 May 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Piyasalarda bahar temizliği mi?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/piyasalarda-bahar-temizligi-mi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/piyasalarda-bahar-temizligi-mi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Özellikle son haftalarda ekonomi yönetiminin kararlı duruşu ve rasyonel politikalara dönüşün meyveleri, rakamlar üzerinden daha net okunabiliyor. Bu hafta köşemizde, yatırımcının ve piyasanın nabzını tutan iki kritik göstergeye; Borsa İstanbul’un 13.000 puan sınırındaki yolculuğuna ve Türkiye’nin risk primindeki (CDS) iyileşmeye odaklanıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Risk Primi (CDS) neden önemli?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’nin 5 yıllık kredi temerrüt takas primi (CDS), geçtiğimiz günlerde 306 baz puan seviyelerine kadar geriledi. Bu düşüş, sadece teknik bir veri değil; uluslararası yatırımcının Türkiye’ye olan güveninin &quot;tazelendiğinin&quot; en somut kanıtıdır. Risk priminin düşmesi, hazinenin ve şirketlerin yurt dışından daha uygun maliyetle borçlanabilmesi anlamına geliyor. Bu durum, makroekonomik istikrarın sürdürülebilirliği için hayati bir önem taşıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BIST 100’de 13.000 barajı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Borsa İstanbul, 13.000 puanlık psikolojik ve teknik direnç seviyesini zorlarken yatırımcılar şu soruyu soruyor: &quot;Bu bir yükseliş trendi mi, yoksa geçici bir bahar havası mı?&quot; Yabancı İlgisi: CDS’teki düşüşle paralel olarak, yabancı kurumsal yatırımcıların bankacılık ve sanayi endeksindeki ağırlığını artırdığını gözlemliyoruz. Tahvil Faizleri: Gösterge tahvil faizlerindeki aşağı yönlü hareket, sermayenin mevduat veya tahvilden ziyade hisse senedi piyasasına yönelmesini tetikliyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yatırımcı ne yapmalı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Piyasalardaki bu &quot;bahar temizliği&quot; havası umut verici olsa da enflasyonun baz etkisiyle düşmeye başlayacağı döneme kadar seçici olmakta fayda var. Şirket bilançolarının, özellikle yüksek faiz ortamında borçluluk yapısını nasıl yönettiği, önümüzdeki çeyreğin kazananlarını belirleyecektir. Sonuç olarak; Türkiye ekonomisi için risklerin azaldığı, güvenin ise inşa edildiği bir sürece giriyoruz. 13.000 puan seviyesinin üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda, borsada yeni rekorları konuşmak şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki; piyasalarda kalıcı bahar, rakamların ötesinde yapısal reformlarla desteklendiğinde gerçek olur.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rakamlar mı, beklentiler mi?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/rakamlar-mi-beklentiler-mi/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/rakamlar-mi-beklentiler-mi/]]></guid>
<description><![CDATA[&lt;p&gt;Ancak son dönemde yaşadığımız süreç bize gösterdi ki; ekonomi sadece matematik değil, aynı zamanda derin bir psikolojidir. Bugün Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük engel, sadece mevcut enflasyon oranı değil, toplumun zihnine kazınan &quot;fiyatlar daha da artacak&quot; algısıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beklenti kanalları neden tıkandı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Merkez bankalarının en güçlü silahı faiz değil, güvendir. Eğer bir tüketici, bugün almadığı bir ürünün yarın iki katı fiyata çıkacağına inanıyorsa, rasyonel bir davranış sergileyerek ihtiyacını öne çeker. Bu &quot;talep patlaması&quot; ise arzın yetişemediği noktada fiyatları daha da yukarı iter. İşte biz buna &quot;enflasyon sarmalı&quot; diyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son aylarda uygulanan sıkı para politikası ve yükselen faiz oranları, talebi soğutmayı amaçlıyor. Ancak sokağın enflasyonu ile kâğıt üzerindeki enflasyon arasındaki makas açıldığında, bireylerin geleceğe dair fiyatlama refleksi bozuluyor. Bu noktada rakamların ne söylediğinden ziyade, halkın ne hissettiği önem kazanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Etiket değiştirme&quot; alışkanlığı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün market raflarından otomobil piyasasına kadar her alanda karşılaştığımız en büyük sorun, &quot;maliyet artışı&quot; gerekçesinin ötesine geçen bir fiyatlama keyfiyetidir. Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, gerçek maliyet artışını takip etmek zorlaştığı için, satıcılar &quot;nasıl olsa fiyatlar artıyor&quot; diyerek etiketlerine bir &quot;risk primi&quot; eklemeye başladı. Bu durum, enflasyonda bir katılık (yapışkanlık) oluşturuyor ve düşüş sürecini sancılı hale getiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çözüm sadece faiz mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Enflasyonla mücadeleyi sadece Merkez Bankası&#039;nın omuzlarına bırakmak, fırtınalı bir denizde sadece kaptanın dümen tutmasına benzer. Mücadelenin başarılı olması için;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mali disiplinin (kamu harcamalarının kontrolü) eşlik etmesi,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fiyat denetimlerinin sadece ceza odaklı değil, tedarik zincirini düzeltecek yapısal reformlarla desteklenmesi,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En önemlisi de iletişimin şeffaf bir şekilde yönetilmesi şarttır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Enflasyonu düşürmek için önce beklentileri çıpalamak zorundayız. Toplum, fiyatların istikrara kavuşacağına gerçekten ikna olduğunda, o &quot;psikolojik eşik&quot; aşılmış olacak. Aksi takdirde, biz faiz artırırken piyasa kendi bildiğini okumaya devam eder.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Unutmayalım ki; güvenin olmadığı yerde ekonomi, rotasız bir gemi gibidir. Bu hafta rakamlardan çok, bu güvenin nasıl tesis edileceğini düşünmemiz gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;]]></description>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 02:00:00 GMT]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>