<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - EKONOMİ]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Sun, 10 May 2026 11:18:06 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında barış umudu fiyatlamaya yön verdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-baris-umudu-fiyatlamaya-yon-verdi-8012/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-baris-umudu-fiyatlamaya-yon-verdi-8012/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C9EBC-BA9E89-52AD0A-A4E71A-348BC9-15B73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da kalıcı barışın sağlanabileceğine yönelik iyimserlik, enerji fiyatlarında savaş priminin azalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.Analistler, Orta Doğu&#39;da kalıcı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C9EBC-BA9E89-52AD0A-A4E71A-348BC9-15B73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da kalıcı barışın sağlanabileceğine yönelik iyimserlik, enerji fiyatlarında savaş priminin azalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.Analistler, Orta Doğu&#39;da kalıcı bir barış ihtimalinin yalnızca petrol fiyatlarında değil, navlun, gübre ve diğer emtia maliyetlerinde de risk primlerini azaltabileceğini belirtti.Bu gelişmelerin yanı sıra ABD&#39;de açıklanan makroekonomik veriler de yatırımcılar tarafından yakından takip edildi.ABD&#39;de tarım dışı istihdam nisanda 115 bin kişi artarken, işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Ortalama saatlik kazançlar aylık bazda yüzde 0,2, yıllık bazda ise yüzde 3,6 yükseldi.Veriler, iş gücü piyasasının direncini koruduğuna işaret ederken, ücret artışlarındaki sınırlı seyir enflasyon baskılarının kontrol altında kalabileceğine yönelik değerlendirmeleri destekledi.Analistler, ABD istihdam verilerinin ekonomide sert yavaşlama endişelerini sınırladığını, buna karşın ücret artışlarının ılımlı kalmasının ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimi beklentilerini tamamen ortadan kaldırmadığını ifade etti.- Değerli metallerde paladyum hariç yükseliş görüldüDeğerli metaller, tamamlanan haftada ABD-İran savaşının sona erebileceğine yönelik beklentilerle petrol kaynaklı enflasyon endişelerinin hafiflemesi ve dolar endeksinin zayıflamasının etkisiyle paladyum hariç pozitif seyir izledi.Analistler, geçen hafta değerli metallerde ABD-İran anlaşmasına yönelik iyimserliğin öne çıktığını, bu beklentinin enerji kaynaklı enflasyon ve yüksek faiz endişelerini azalttığını kaydetti.Gümüşün ons fiyatı, hem değerli metal özelliği hem de sanayi üretiminde kullanılan bir metal olması nedeniyle dolar endeksindeki geri çekilme ve risk iştahındaki toparlanmadan diğer değerli metallere kıyasla daha güçlü destek buldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 6,5, platinde yüzde 3,6 ve altında yüzde 2,2 artarken, paladyumda yüzde 2,3 geriledi.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metaller, tamamlanan haftada Orta Doğu&#39;da gerilimin azalabileceğine yönelik beklentilerle risk iştahının toparlanması ve dolar endeksindeki zayıflamaya karşın ürün bazlı arz-talep gelişmelerinin etkisiyle karışık seyretti.Bakır fiyatları, kısa vadeli jeopolitik rahatlama ve uzun vadeli talep görünümünün etkisiyle geçen hafta baz metaller içinde en güçlü yükselişi kaydetti. Bakır, yapay zeka, veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji yatırımları ve şebeke altyapısı gibi alanlardan kaynaklanan yapısal talep beklentileriyle desteklenmeye devam etti.Alüminyum, çinko ve kurşundaki artışlarda da risk iştahındaki toparlanma ve sanayi metallerine yönelik alımlar etkili oldu.Buna karşın nikel, arz fazlası endişeleri nedeniyle negatif ayrıştı. Endonezya kaynaklı yüksek üretim ve küresel arz görünümündeki rahatlama, nikel fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.Baz metallerde tezgah üstü piyasalarda geçen hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 5,4, çinkoda yüzde 2,6, alüminyumda yüzde 1,9 ve kurşunda yüzde 1,1 artarken, nikelde yüzde 2,4 geriledi.- Brent petrol değer kaybettiBrent petrol, tamamlanan haftada değer kaybederken, düşüşte ABD ile İran arasında anlaşmaya varılabileceğine ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatının normale dönebileceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Savaş ve arz kesintisi riskinin azalması, petrol fiyatlarında oluşan jeopolitik risk priminin geri alınmasına yol açtı.Analistler, petrol fiyatlarının ABD-İran görüşmelerine ilişkin haber akışıyla dalgalandığını, diplomatik ilerleme ihtimalinin fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 8,1 gerilerken, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 0,3 arttı.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtialarında tamamlanan haftada arz ve talep dengesindeki değişimlerden kaynaklanan ürün bazlı ayrışmalar öne çıktı.Pirinç fiyatları, vadeli piyasalardaki pozisyonlanma, arz beklentileri ve küresel tahıl piyasalarında yaşanan tedarik belirsizlikleriyle desteklendi.Buğday ve mısır fiyatlarındaki düşüşte ise ABD&#39;de ekim ilerleyişinin beklentilerden iyi gitmesi ve yatırımcıların haftalık bazda tarım kontratlarında pozisyon azaltması etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, mısır ve soya ekimleri beş yıllık ortalamaların üzerinde seyrediyor. Bu durum arz tarafına ilişkin endişeleri kısmen sınırlayarak buğday ve mısır fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 8,7 ve soya fasulyesinde yüzde 0,3 artarken, buğdayda yüzde 2,8 ve mısırda yüzde 1,9 geriledi.Kakao fiyatları, tamamlanan haftada temel arz-talep dengesinden çok, fonların kısa pozisyon kapatmaları sonucu oluşan alımların etkisiyle sert yükseldi. Bu gelişmenin yanı sıra Batı Afrika&#39;da yeni sezon üretimine ilişkin endişeler de fiyatlamaları destekledi.Kahve fiyatları ise Brezilya&#39;nın 2026-2027 sezonu kahve mahsulünün elverişli hava koşulları ve üretici bakım faaliyetlerinin etkisiyle önceki sezona göre yüzde 11,5 artmasının beklendiğine yönelik haber akışıyla geriledi. Dünyanın en büyük kahve üreticisi olan Brezilya&#39;da rekolte beklentilerinin güçlenmesi, fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, küresel gıda fiyat endeksi nisanda aylık bazda yüzde 1,6 artarak 130,7 puana çıktı ve yükselişini üçüncü aya taşıdı. Bitkisel yağ fiyatlarındaki artış gıda fiyatlarındaki yükselişte belirleyici olurken, tahıl fiyatlarındaki artış daha sınırlı kaldı.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 0,6 artarken, kahvede yüzde 4,3 ve şekerde yüzde 1,7 düşüş görülürken, kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 17,9 artışla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 10 May 2026 11:18:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SPK, açığa satış yasağını 26 Mayıs'a kadar uzattı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/spk-aciga-satis-yasagini-26-mayisa-kadar-uzatti-1220/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/spk-aciga-satis-yasagini-26-mayisa-kadar-uzatti-1220/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF740C-7DD096-DA735C-54791E-670160-767815.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SPK, konuya ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra, kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin de aynı tarihe kadar devam edeceği bildirildi.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF740C-7DD096-DA735C-54791E-670160-767815.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SPK, konuya ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra, kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin de aynı tarihe kadar devam edeceği bildirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 17:07:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta tüm yatırım araçları kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-807/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-807/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4EF486-F58366-6B7FBD-0A8DED-918DF8-32334A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.321,03 puanı ve en yüksek 15.167,10 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,29 üzerinde 15.062,65 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,19 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4EF486-F58366-6B7FBD-0A8DED-918DF8-32334A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.321,03 puanı ve en yüksek 15.167,10 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,29 üzerinde 15.062,65 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,19 artışla 6 bin 918 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,17 yükselişle 46 bin 601 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 229 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,19 artarak 11 bin 588 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,40 artarak 45,3650 lira olurken, avro yüzde 1,15 yükselişle 53,4640 liraya çıktı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,27, emeklilik fonları yüzde 2,54 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 4,65 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 07:44:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Biz bu krizi ülkemiz için fırsata dönüştüreceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-sanayisini-sanayide-donusumun-motoru-olacak-3094/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-sanayisini-sanayide-donusumun-motoru-olacak-3094/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194717-06C2A3-358603-DD4E24-155CEA-E8785C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Anadolu Ajansı Katılım Zirvesi&#39;nde konuştu.Kısa vadede belirsizliklerin yüksek olduğunu kaydeden Şimşek küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem olduğunu ifade etti.Şimşek Türkiye&#39;nin enerji tarafında Hürmüz Boğazı&#39;na&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194717-06C2A3-358603-DD4E24-155CEA-E8785C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Anadolu Ajansı Katılım Zirvesi&#39;nde konuştu.Kısa vadede belirsizliklerin yüksek olduğunu kaydeden Şimşek küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem olduğunu ifade etti.Şimşek Türkiye&#39;nin enerji tarafında Hürmüz Boğazı&#39;na bağımlılığının olmadığını belirtti.Orta vadede yapısal sorunlar olduğunu ancak önemli fırsatlar da olduğunu dile getiren Şimşek &#34;Aslında maalesef dünyanın birçok köşesinde gerginlikler yeni normale dönüşmüş durumda. Korumacılık eğilimleri de yeni değil. Yapay zeka insanlık için önemli bir devrim. Bu da hazırlık, altyapı gerekiyor ve maalesef ülkeler arası eşitsizliği artırabilecek bir teknoloji. Yüksek küresel borçluluk da önemli bir sorun.&#34; değerlendirmesini yaptı.Bakan, Türkiye&#39;nin ticaret ortaklarında büyümenin gerilemesinin ister istemez Türkiye&#39;yi de etkileyeceğini dile getirdi.Çatışmanın getirdiği büyük bir küresel şokla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Bakan &#34;Buna rağmen programın önceliklerinde hiçbir zaman değişiklik öngörmedik&#34; dedi.Bu sene enflasyon, cari açık, bütçe açığı, büyüme hedefleriyle gerçekleşmeler arasında bir takım sapma olacağını ifade eden Şimşek &#34;Bu yüksek olasılık ama temelde programı ana hatlar itibarıyla rayında tutmak için gerekeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz&#34; ifadesini kullandı.Şimşek: &#34;Şoklar büyük ancak yönetilebilir, çünkü şoklara dayanıklılık için mali disiplin gibi tamponlar inşa ettik&#34; dedi.Krizi fırsata dönüştüreceklerini belirten Bakan Şimşek &#34;Biz bu krizi heba edemeyiz, mutlaka ve mutlaka bunu ülkemiz için fırsata dönüştüreceğiz, bizim derdimiz bu&#34; ifadesini kullandı.Şimşek 27 Şubat&#39;tan itibaren Borsa İstanbul&#39;da tüm şirketlerin değerinin 425 milyar dolardan 516 milyar dolara çıktığını belirtti. Şimşek, Türkiyeyi küresel ticaret üssü yapmak, çok uluslu şirketlerin yönetim merkezlerini İstanbul Finans Merkezi'ne çekmek istediklerini bildirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 07 May 2026 16:50:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında geçen ay ralli havası yaşandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-ay-ralli-havasi-yasandi-3165/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-ay-ralli-havasi-yasandi-3165/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1198A9-ED3D0A-4D20CE-E6F50F-11B2C3-58610D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran savaşının etkisi petrol piyasasının ötesine geçerek gübreler, endüstriyel metaller ve tarım sektörlerine yayılırken arza ilişkin endişeler emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.Nisan ayı, petrol şoku olarak başlayan sürecin, tedarik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1198A9-ED3D0A-4D20CE-E6F50F-11B2C3-58610D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran savaşının etkisi petrol piyasasının ötesine geçerek gübreler, endüstriyel metaller ve tarım sektörlerine yayılırken arza ilişkin endişeler emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.Nisan ayı, petrol şoku olarak başlayan sürecin, tedarik zinciri aksamaları, artan ulaşım maliyetleri, gübre kıtlığı ve para politikası ile döviz piyasaları etrafındaki artan belirsizlik nedeniyle daha geniş bir emtia enflasyonu döngüsüne dönüştüğü bir dönem oldu.Değerli metallere bakıldığında fiyatlar ons bazında altında yüzde 1, gümüşte yüzde 1,8 azalırken platinde yüzde 1,6, paladyumda yüzde 3,3 arttı.Petrol kaynaklı enflasyon endişeleri ve tahvil faizlerindeki yükseliş geçen ay da altın fiyatlarını baskıladı. Yüksek petrol fiyatları, güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri gümüş için de zorlu bir makroekonomik ortam oluşmasına neden oldu.Küresel platin açığının artmaya devam etmesiyle platin fiyatları ile yeşil enerji talebinin artacağına yönelik öngörülerle paladyum fiyatları arttı.- Baz metaller sert yükseldiBaz metallerde geçen ay ralli havası yaşandı.Tezgah üstü piyasada geçen ay fiyatlar, libre bazında bakırda yüzde 6, alüminyumda yüzde 1,3, kurşunda yüzde 3,5, nikelde yüzde 13,1 ve çinkoda yüzde 4,1 arttı.Bakır fiyatları nisan ayında kayda değer bir toparlanma gösterdi. Bakırdaki bu yükseliş fiziksel talep sinyallerindeki iyileşme ve tedarik zinciri kırılganlığına ilişkin sıkıntıların devam etmesi nedeniyle gerçekleşti.Fosil yakıt fiyatlarındaki artış ve enerji güvenliği konusundaki endişelerin artması, alternatif enerji kaynaklarına yönelik küresel ilgiyi artırdı ve yenilenebilir enerji, şebeke altyapısı, pil depolama ve elektrik üretim kapasitesine yapılan yatırımları hızlandırdı.Aynı zamanda, yapay zeka, elektrifikasyon ve veri merkezlerinden kaynaklanan artan elektrik talebi, üretim, iletim ve depolama alanlarında büyük çaplı bir genişleme ihtiyacını daha da artırıyor.Bu gelişmelerin tümü, enerji dönüşümünün belkemiği olan bakırın, ister elektrik şebekeleri, ister elektrikli araçlar, ister pil sistemleri ya da yenilenebilir enerji üretimi olsun, gelecekte yapısal olarak daha yüksek bir talep göreceğine işaret etmeye devam ediyor.Küresel alüminyum piyasası da ABD/İsrail-İran savaşından kaynaklı bu yıl arz açığıyla karşı karşıya kalıyor.Körfez ülkelerinde alüminyum eritme tesislerinde artan tedarik aksamaları, alüminyum piyasasında önemli bir açığın oluşmasına neden oldu. Bu durum, alüminyum tedarikindeki kısa vadeli toparlanmayı sınırlıyor ve arza ilişkin risklerin devam etmesine yol açıyor.Endonezya&#39;nın tüm nikel cevheri sınıfları için referans taban fiyatlarını yükseltmesi ise nikel fiyatlarındaki artışta etkili oldu.Analistler, Endonezya hükümetinin savaşın yükselttiği petrol fiyatlarıyla artan bütçe baskısından dolayı ek gelir aradığını belirtti.Çinkoda arz açığı olacağına yönelik öngörüler fiyatlarda yükselişe neden oldu.Uluslararası Kurşun ve Çinko Araştırma Grubu 2026 yılında çinkoda küresel çapta arz açığı olacağını öngörüyor.Enerji grubuna bakıldığında Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,9 artarken Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 8,1 azaldı.Orta Doğu&#39;da gerginliğin devam etmesi ve Hürmüz Boğazı kaynaklı risklerin sürmesi petrol arzına ilişkin endişelerin artmasına neden olurken Brent petrol yükseliş serisini 4. aya taşıdı.Artan fiziksel arz sıkıntısı ve bazı bölgelerde doğrudan petrol arzına ilişkin endişelerin artması petrol fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu. Hürmüz Boğazı&#39;nın neredeyse tamamen kapanması, küresel enerji piyasalarını giderek daha fazla sıkıştıran aksaklığı uzatmaya devam ediyor. Dünyanın en önemli petrol arterlerinden biri üzerinden yapılan akışlar hala ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.Devam eden jeopolitik gerilimlere karşın ABD-İran arasında barış olabileceğine dair beklentilerle doğal gaz fiyatlarında düşüş görüldü.- Tarım grubunda pamuk rallisi öne çıktıChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 3,3, mısırda yüzde 3,7, soya fasulyesinde yüzde 2,1 artarken pirinçte yüzde 5,1 azaldı.Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar, kahvede yüzde 4,3, şekerde 5,9 azalış kaydetti, pamukta yüzde 17,4, kakaoda yüzde 8,2 arttı.Tarım sektörü de emtia piyasasında nisan ayındaki yükselişte daha büyük bir rol oynadı. Kuraklık ve gübre konusundaki endişelerin birleşerek arz beklentilerini daraltmasıyla buğday öne çıktı.ABD&#39;nin önemli tarım bölgelerinde yaşanan kuraklık ve gübre maliyetlerindeki artışın da etkisiyle buğday ekim alanları tarihi düşük seviyelere indi. Bu durum buğday fiyatlarında yükselişi tetikledi.Mısır ve soya fasulyesi fiyatları da petrol fiyatlarındaki yükselişten destek buldu.Pirinç stoklarında yaşanan artış ve talebe yönelik artan endişeler pirinç fiyatlarında değer kaybına neden oldu.Kahve fiyatları, Brezilya&#39;da rekor hasat olacağı beklentisiyle geriledi. Yüksek üretim rakamları ve talebin azalacağına yönelik endişeler, şeker fiyatlarında değer kaybına yol açtı.ABD&#39;deki kuraklık ve don riski nedeniyle de pamuk fiyatları yükseldi.Gübre kıtlığı ve El Nino&#39;nun üretimi olumsuz etkileyeceğine yönelik endişelerle de kakao fiyatları yükseldi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 13:16:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Eşel mobil olmasaydı petrol daha çok yükselirdi"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/esel-mobil-olmasaydi-petrol-daha-cok-yukselirdi-1817/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/esel-mobil-olmasaydi-petrol-daha-cok-yukselirdi-1817/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C18098-DBF3BE-91C4B2-51E821-B0CABB-240DAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, TRT Haber&#39;de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın etkisiyle küresel ekonomide büyük bir enerji şoku yaşandığını dile getiren Şimşek, Türkiye&#39;nin enerji arzı boyutuyla sorunu olmadığını söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C18098-DBF3BE-91C4B2-51E821-B0CABB-240DAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, TRT Haber&#39;de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın etkisiyle küresel ekonomide büyük bir enerji şoku yaşandığını dile getiren Şimşek, Türkiye&#39;nin enerji arzı boyutuyla sorunu olmadığını söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin Hürmüz Boğazı&#39;na bağımlılığının çok düşük seviyede olduğuna işaret ederek, &#34;Petrol fiyatlarındaki artış, dış dengede ilave açığa sebep olacak. Enflasyonist etkisi var. Bütün bunlar bir gerçek. Biz ayrı bir gezegende değiliz. Dünyada çok büyük arz şoku var ve bu Türkiye&#39;yi etkileyecek.&#34; diye konuştu.Akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sistemini devreye aldıklarını anımsatan Şimşek, &#34;Akaryakıt ürünlerinde maktu ÖTV&#39;miz var. Eşel mobil sistemi üzerinden ÖTV&#39;den feragat edip vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Eşel mobil olmasaydı bugün 90 lira olacak olan bir litre mazot şu anda 73 liranın altında. Benzinin litre fiyatı da eşel mobil olmasaydı yaklaşık 79 lira olacaktı, şu anda yaklaşık 65 lira. Dolayısıyla dikkat ederseniz şokun önemli bir kısmını vatandaşlarımıza, Türkiye&#39;de faaliyet gösteren şirketlerimize, sanayicimize, esnafımıza yansıtmadık.&#34; değerlendirmelerinde bulundu.- &#34;Eşel mobil sistemini devreye almasaydık enflasyondaki artış daha dramatik olacaktı&#34;Şimşek, vatandaşın alım gücünü önemli ölçüde korumayı hedeflediklerinin altını çizerek, büyük küresel şok olmasına rağmen bütçede bir alan olduğunu ve bu şokun etkisini sınırlamak istediklerini anlattı.Enflasyonda geçici yükselişle karşı karşıya kalındığını belirten Şimşek, &#34;Eşel mobil sistemini devreye almasaydık enflasyondaki artış çok daha dramatik olacaktı. Şu andaki yansıma üçte bir oranında bile değil. Dolayısıyla enflasyondaki artışı da sınırlamış olduk. Eşel mobili devreye almasaydık, ham petrol fiyatlarındaki artışı olduğu gibi pompa fiyatlarına yansıtsaydık enflasyon çok daha yüksek seviyelere çıkmış olurdu. İş dünyamızın rekabet gücünü önemsiyoruz. Eşel mobille aslında çiftçimizi, esnafımızı, sanayimizi, ihracatımızı desteklemiş olduk. Esas itibarıyla vatandaşımızın alım gücünü, ülkemizin rekabet gücünü önemli ölçüde korumak için bu fedakarlığı yaptık.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, eşel mobil uygulamasının bütçeye etkisine ilişkin de değerlendirmede bulunarak, şunları kaydetti:&#34;İlk iki ayda bize maliyeti, 90 milyar lira. Ciddi bir rakam, 2 milyar dolar. Yılın tamamında benzer durum devam ederse etki yaklaşık 600 milyar lira civarında. Bugünkü fiyatlarla 13-14 milyar dolarlık rakamdan bahsediyoruz. Bütçede disiplini tesis etmeseydik, kamuda tasarruf yapmasaydık, gelirlerimizi artırma çabasına girmeseydik, harcamaları kontrol altına almasaydık, bütçe açığını geçen sene düşüremeseydik bunu yapma imkanımız olmayacaktı. Dolayısıyla bütçede ciddi bir disiplini, iyi bir performansı yakaladığımız içindir ki eşel mobil sistemini devreye aldık ve bunun sayesinde de şokun etkisini sınırlamış olduk.&#34;Türkiye&#39;nin çok güçlü bir savunma sanayisi olduğunu ve bunun, ülkenin çatışmalardan uzak durmasını sağlayan bir caydırıcılık gücü sunduğunu bildiren Şimşek, &#34;Savunma sanayisi, bir taraftan da sanayide yüksek katma değerli dönüşümün motoru. Dolayısıyla bunu küçümsememek lazım. Savunma sanayisi dışında imalat sanayisinde, hizmetlerde uzun bir süredir önemli bir üs olduk. Bu avantajları daha da güçlendirmek istiyoruz.&#34; diye konuştu.Şimşek, Meclise sunulan teklifin ihracatı, doğrudan yatırımları ve çok uluslu şirketlerin bölgesel merkezlerini Türkiye&#39;ye çekme hedefi taşıdığını aktararak bu konuları uzun süredir çalıştıklarını ifade etti.Finansmanın kalitesinin artırılmasının önemine işaret eden Şimşek, &#34;Finansmanın kalitesini artırmak demek, borç yaratmayan, doğrudan Türkiye&#39;ye sermaye cezbetmekten geçiyor.&#34; ifadesini kullandı.Şimşek, İstanbul Finans Merkezi&#39;nin, 2009&#39;dan beri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından önemsenen bir proje olduğunu belirterek bütün ekosistemiyle bu konumu güçlendirdiklerini söyledi.- &#34;Uzun vadede Türkiye&#39;yi önemli bir ticaret merkezi yapar&#34;Düzenleme içindeki önemli hususlardan birinin transit ticaret olduğunun bilgisini veren Şimşek, &#34;Singapur, Hollanda ve Hong Kong gibi ülkeler önemli transit ticaret merkezleri. Transit ticaret teşviki yeni değil. Fakat bunu dramatik şekilde güçlendiriyoruz. Eğer bir firma transit ticaret yapmak üzere İstanbul Finans Merkezi&#39;nde faaliyet gösterirse yüzde 100 kurumlar vergisinden istisna olacak. Yok eğer İstanbul Finans Merkezi dışında ülkemizin herhangi bir köşesinde transit ticaret faaliyetinde bulunacaksa o zaman da kurumlar vergisi istisnasını yüzde 95 yapıyoruz. Hemen etki yaratacak bir husus değil ama orta, uzun vadede Türkiye&#39;yi önemli bir ticaret merkezi yapar. Bunu önemsiyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, bunun ihracatın ve imalat sanayisinin teşvikine ilişkin bir adım olduğunu belirterek Türkiye&#39;de genel kurumlar vergisi oranının yüzde 25, finans sektörü için de yüzde 30 olduğunu anımsattı.Bunu imalatçı ihracatçılar için yüzde 9&#39;a, diğer ihracatçılar için yüzde 14&#39;e indirmek istediklerini aktaran Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Teklif bu şekilde kabul görürse, bu çok dramatik bir husus olacak. Türkiye çok önemli bir ekonomi, iç pazar oldukça büyük. Bizim amacımız, hem yurt içinde hem de dünyadan ihracata dayalı imalat sanayi yatırımlarını çekmek. Böylece yatırımları artırmayı, dış ticaret açığını azaltmayı hedefliyoruz. Amaç burada uluslararası doğrudan yatırımlar için bir cazibe merkezi olmak, ihracatı desteklemek, imalat sanayini desteklemek.&#34;Şimşek, nitelikli hizmet merkezlerinin Türkiye&#39;ye gelmesini teşvik etmek için Google, Microsoft ve Apple gibi şirketlerin hizmetlerine ilişkin faaliyet merkezlerini Türkiye&#39;ye taşımalarını istediklerini söyledi.Türkiye&#39;nin çok önemli bir sanayi ve hizmetler üssü olduğuna dikkati çeken Şimşek, &#34;Hizmet merkezinizi Türkiye&#39;ye taşımanız ve gelirlerinizin en az yüzde 80&#39;ini yurt dışından elde etmeniz halinde, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 20 yıl süreyle kurumlar vergisini sıfırlıyoruz. Merkez İstanbul Finans Merkezi dışında konumlanırsa da kurumlar vergisinde yüzde 95 indirim sağlıyoruz.&#34; dedi.Burada nitelikli istihdam desteklerinin de söz konusu olduğunu dile getiren Şimşek, Türkiye ve yurt dışarıdan çalışanlar için 4 ila 6 asgari ücrete kadar gelir vergisi istisnası sunacaklarını aktardı.Şimşek, bu kapsamda Türkiye&#39;ye gelmek isteyen büyük şirketler olduğuna işaret ederek &#34;Çok ciddi bir ilgi olacak. Burada çok daha hızlı sonuç alacağız.&#34; diye konuştu.Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için &#34;tek durak ofisine&#34; dönüştüreceklerini bildiren Şimşek, ofisin birçok konuda tek durak hizmeti vereceğini söyledi.- &#34;Düzenleme, geçmiştekilerden farkı olacak&#34;Şimşek, yurt dışından sermayenin gelmesini teşvik edeceklerini belirterek, şunları söyledi:&#34;Dünyada milyonerler trafiği var. Vergi avantajlarına göre bazı ülkelerden milyonerler kendi ikametlerini başka ülkelere taşıyabiliyor. Son yıllarda birçok ülke bu konuda adım attı. Bu trafiğin bir kısmını Türkiye&#39;ye çekebilir miyiz, vergi teşvikleriyle bu sermayeyi cezbedip Türkiye&#39;nin bankacılık sektörünü büyütebilir miyiz, finans sektörünü derinleştirebilir miyiz, uzun vadeli borç olmayan sermayeyi Türkiye&#39;de tutabilir miyiz, amaç o. Burada da yeni bir statü getiriyoruz. Sermayelerini Türkiye'ye getirenlere, yurt dışından elde edip Türkiye&#39;ye getirdikleri gelirler için 20 yıl süreyle vergi istisnası sağlıyoruz. Türkiye&#39;de çalışıp Türkiye&#39;de bir şey kazanırsa vergilendireceğiz ama yurt dışından kazandığını Türkiye&#39;ye getirdiğinde vergilendirilmeyecek.&#34;Geçmişte varlık barışının yapıldığını, yurt dışındaki vatandaşların kazançlarının çifte vergilendirme anlaşmaları çerçevesinde vergilendirildiğini anlatan Şimşek, &#34;Oralarda bir birikim varsa onun Türkiye&#39;ye getirilmesi konusunda bir düzenleme. Düzenleme tabii yüce Meclisimizin takdirinde, nasıl sonuç şeklini verirler ama bu düzenlemenin geçmişteki düzenlemelerden bir farkı olacak.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, kaynağın Türkiye&#39;ye getirilmesini veya beyanını yeterli bulmayacaklarını, vergi muafiyetinden yararlanabilmesi için mutlaka sistemde bir süre tutulmasını isteyeceklerinin altını çizerek, normal şartlar altında yüzde 5&#39;lik vergi koyduklarını söyledi.Yüzde 5&#39;lik verginin 10&#39;a çıkartılması veya 0&#39;a indirilmesine Cumhurbaşkanının yetkili olacağını, bankada tutulan süreye ve enstrümana göre vergi oranlarını farklılaştıracaklarını bildiren Şimşek, &#34;Bu parayı bankada tuttuğunuz sürelere bağlı olarak, hazine kağıtlarında, hazine tahvillerinde tuttuğunuz süreye göre vergi oranlarını farklılaştıracağız. Vergi alacağız ama bu vergi oranlarındaki farklılaştırmayı ne kadar vadede, yani ne kadar sürede tuttuğunuz ve hangi enstrümanda tuttuğunuza bağlı olarak farklılaştıracağız.&#34; dedi.- &#34;Af niteliğinde olmayacak&#34;Vergisini ödeme konusunda iradeye sahip ama koşulların zorladığı mükelleflerin taksit sayısını artırmaya yönelik Meclisten yetki istediklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Şu anda 36 aya kadar vade yapılabiliyor, bunu daha da uzatılabilir mi diye bir yetki maddesi var. Vergi borçlarının yapılandırılmasında teminat konusu var. Özellikle biz esnafımız ve KOBİ&#39;lerimize yönelik belli bir seviyeye kadar teminat aramama yetkisi almak istiyoruz. Bizden bir yapılandırma talebi vardı piyasadan. Biz bu yetkileri aldıktan sonra bir çerçeve çizeceğiz, daha uzun vadeli taksitlendirme, maksimum 72 aya kadar olacak eğer kabul görürse. Şu anda 36 aya kadar yetki var. Teminat konusunda yine özellikle KOBİ düzeyine kadar teminat konusunda esneklik sağlamayı düşünüyoruz. Faiz konusunda da zaten şu anda Bakanlığın yetkisi var. O gün geldiğinde de hiçbir koşulda enflasyonun altında olmama şartıyla taksitlendirme, yapılandırma kolaylığı sağlamayı düşünüyoruz ama hiçbir şekilde af niteliğinde olmayacak.&#34;- &#34;Hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz&#34;Şimşek, Orta Vadeli Program&#39;ın (OVP) yılda bir kez eylülde açıklandığını belirterek &#34;Şimdi burada bizim önceliklerimizde bir değişiklik yok, onu bir kere altını çizeyim. Yani dezenflasyon sürecini biz ne pahasına olursa olsun korumak istiyoruz. Yani enflasyonun aşağı çekilmesi, hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz bu konuda tereddüt yok.&#34; dedi.Petrol fiyatlarındaki artışa dikkati çeken Şimşek, &#34;Yaz aylarında tekrar değerlendirme yapacağız, 2026&#39;yı gözden geçirip 2027 ve sonrası için orta vadeli perspektif sunacağız. Enflasyonu bu sene yüzde 20, hatta yüzde 20'nin altında görmeyi bekliyorduk ancak bu şokla birlikte bir miktar yüksek seyredebilir.&#34; diye konuştu.Şimşek, petrol fiyatlarındaki her yüzde 10&#39;luk artışın enflasyonu doğrudan yaklaşık 1,1 puan artırdığını bildirerek, &#34;Petroldeki her 10 dolarlık artış cari açığı doğrudan 3-4 milyar dolar, doğalgazda da benzer bir artış olursa yaklaşık 5 milyar dolar civarı artırıyor. 65 dolar yerine 95 dolar olursa yaklaşık 15 milyar dolarlık ilave açık oluşur. Buna turizm dahil değil ama şunu net söyleyeyim etkiler yönetilebilir olacak.&#34; diye konuştu.Bütçe açığının yüzde 3,5&#39;ten yüzde 4&#39;e çıkabileceğini, cari açığın milli gelire oranında 1-2 puanlık artışın yönetilebilir olduğunu ifade eden Şimşek, yıl sonu enflasyon beklentisinin piyasalarda yüzde 27&#39;ye yükseldiğini, hedeflerinin ise yeniden yüzde 20&#39;li seviyeler olduğunu söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin bölgedeki krize güçlü girdiğine aktararak, &#34;2023 ortasına göre çok ciddi rezerv birikimimiz söz konusu, bu da bu şoku hissettirmeden atlatmamıza yardımcı oldu. Enflasyonda da mesafe kat ettik. Bu sene güçlü şekilde odaklanıp enflasyonu tekrar 20&#39;li rakamlara indirmeyi hedefliyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 07:03:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Sorun sadece enflasyon değil üretimin paylaşımı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-sadece-enflasyon-degil-uretimin-paylasimi-8078/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-sadece-enflasyon-degil-uretimin-paylasimi-8078/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7BBEB-05AA0E-BA54FF-E96E8F-953515-7C3DA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez'e göre, çalışan kesimin daha fazla çalışmasına rağmen refahını aynı ölçüde artıramamasının nedeni yalnızca ekonomik krizler değil, üretimden alınan payın giderek sermaye lehine değişmesi.Eğilmez, üretimin sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin birleşmesiyle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7BBEB-05AA0E-BA54FF-E96E8F-953515-7C3DA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez'e göre, çalışan kesimin daha fazla çalışmasına rağmen refahını aynı ölçüde artıramamasının nedeni yalnızca ekonomik krizler değil, üretimden alınan payın giderek sermaye lehine değişmesi.Eğilmez, üretimin sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin birleşmesiyle ortaya çıktığını belirterek, oluşan değerin toplum kesimleri arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Tartışmaların çoğu zaman "şirketler mi kazanıyor, çalışanlar mı?" eksenine sıkıştığını ifade eden ekonomist, asıl gerilimin emeğin kazancı ile sermayenin getirisi arasında yaşandığını söyledi.Emek zamanla sınırlıSermayenin doğası gereği büyüme eğiliminde olduğunu belirten Eğilmez, emeğin ise zamanla sınırlı olduğuna işaret etti. Bir kişinin günde belirli saat çalışabileceğini, buna karşın sermayenin doğru koşullarda sürekli büyüyebildiğini ifade eden Eğilmez, bu yapısal farkın uzun vadede gelir dağılımındaki eşitsizliği artırdığını kaydetti.Sanayi Devrimi'yle birlikte üretimin hızlandığını ancak bu dönüşümün bedelini büyük ölçüde emek kesiminin ödediğini hatırlatan Eğilmez, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve güvencesiz koşulların dönemin temel özellikleri olduğunu belirtti. İşçi haklarında yaşanan ilerlemenin ise sendikal örgütlenme ve sosyal devlet uygulamaları sayesinde mümkün hale geldiğini söyledi.Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal devlet anlayışının güçlendiğini belirten Eğilmez, çalışma saatlerinin sınırlandığı, sosyal güvenlik sistemlerinin kurulduğu ve emeğin daha fazla korunduğu bir dönemin yaşandığını ifade etti. Ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte küreselleşmenin hızlandığını, sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırıldığını ve iş gücü piyasalarının daha esnek hale getirildiğini vurguladı.Sendikaların etkisi zayıfladıBugün gelinen noktada sendikaların etkisinin zayıfladığına dikkat çeken Eğilmez, kısa süreli sözleşmelerin, düşük ücretlerin ve güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaştığını kaydetti. Teknolojik dönüşümün de bu süreci hızlandırdığına işaret eden ekonomist, yapay zekâ ve otomasyonun birçok işi insanlardan daha hızlı ve düşük maliyetle yapabilir hale geldiğini söyledi.Eğilmez'e göre artık tartışma yalnızca ücretlerin düşüklüğü değil, gelecekte emeğe duyulan ihtiyacın azalması ihtimali etrafında şekilleniyor. Bu nedenle dünyada evrensel temel gelir gibi yeni modellerin tartışılmaya başlandığını belirten Eğilmez, insanların gelir elde edememesi halinde yalnızca bireysel refahın değil, ekonomik sistemin sürdürülebilirliğinin de risk altına gireceğini ifade etti.Önümüzdeki dönemin en kritik sorusunun "Üretimde emeğin rolü azalırsa ortaya çıkan değer nasıl paylaşılacak?" olacağını söyleyen Eğilmez, bu meselenin artık yalnızca ekonomiyle sınırlı olmadığını, siyasetten teknolojiye kadar geniş bir alanı ilgilendiren küresel bir sınava dönüştüğünü dile getirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 02:05:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ülkemiz ekonomisini güçlendirecek olan her türlü programı destekliyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemiz-ekonomisini-guclendirecek-olan-her-turlu-programi-destekliyoruz-5225/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemiz-ekonomisini-guclendirecek-olan-her-turlu-programi-destekliyoruz-5225/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60FC8-C13DF9-24F5C7-CAE89D-D350AB-92C2FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Odadan yapılan açıklamaya göre, ATO&#39;nun nisan ayı olağan meclis toplantısı yapıldı.Baran, buradaki konuşmasında küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye&#39;nin, &#34;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#34; ile yatırımlar açısından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60FC8-C13DF9-24F5C7-CAE89D-D350AB-92C2FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Odadan yapılan açıklamaya göre, ATO&#39;nun nisan ayı olağan meclis toplantısı yapıldı.Baran, buradaki konuşmasında küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye&#39;nin, &#34;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#34; ile yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini derinden sarstığını, yaşanan gelişmelerin küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturduğunu kaydetti.İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan gerilimlerin küresel ölçekte etkiler doğurduğunu vurgulayan Baran, şu değerlendirmede bulundu:&#34;Dünya petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan gelişmeler tedarik zincirlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Hürmüz&#39;deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa&#39;dan Asya&#39;ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor.&#34;Baran, program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının dikkat çekici olduğuna işaret ederek, yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik &#39;Tek Durak Büro&#39; uygulamasının da önemli olduğunu bildirdi.Düzenlemelerin, Türkiye&#39;nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendireceğine işaret eden Baran, şunları kaydetti:&#34;Startup ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır. Üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, ülkemiz ekonomisini güçlendirecek her türlü programı destekliyoruz.&#34;- &#34;KOBİ&#39;lerin vergi yükü hafifletilmeli&#34;Baran, küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığının altını çizdi.Türkiye&#39;de üretim ve istihdamda önemli bir rol üstlenen KOBİ&#39;lerin vergi yükünü yüklenirken, yararlanabildikleri indirim ve istisnaların sınırlı olduğunu belirten Baran, şu ifadeleri kullandı:&#34;Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor, hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor. İş dünyası olarak, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak, vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#39;yla ülke içinde, üretim ve ticaret yapan işletmeler için vergi konusunda bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine inanıyoruz. Vergide adalet ve rekabet için 7 ayrı oranda uygulanan kurumlar vergisinin yüzde 15 olarak tek orana indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir. Böylelikle ekonomimizin bütünü, tedarik zincirinin tamamı desteklenmiş olacaktır.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 15:11:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik riskler etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-etkili-oldu-7667/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-etkili-oldu-7667/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5896C2-D34B2C-A5D395-643330-CC80C2-ED8E97.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca emtia piyasalarında jeopolitik gelişmeler, enerji arzına yönelik belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikası mesajları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen Tahran&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5896C2-D34B2C-A5D395-643330-CC80C2-ED8E97.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca emtia piyasalarında jeopolitik gelişmeler, enerji arzına yönelik belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikası mesajları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen Tahran yönetiminin uzlaşmacı bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı piyasalarda dalgalı bir seyir oluşturdu.Büyük merkez bankalarının faiz kararları ve merkez bankası başkanlarının sözle yönlendirmeleri de emtia piyasalarında risk algısını şekillendiren başlıca unsurlar arasında yer aldı.ABD&#39;nin İran limanlarına yönelik uzun süreli abluka hazırlığı ve Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji geçişlerine ilişkin endişeler, Brent petrol üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.Petrol fiyatlarının yüksek seyri, enflasyonist baskıların güçlenebileceğine yönelik endişeleri artırırken, enerji maliyetleri üzerinden diğer emtia gruplarında da oynaklığın yükselmesine yol açtı.Trump, İran ile görüşmelerin devam ettiğini ancak Tahran yönetiminin kendisine ulaştırdığı son tekliften &#34;memnun olmadığını&#34; belirtti. Söz konusu açıklama, İran&#39;ın ABD ile müzakerelerde aracılık yapan Pakistan yönetimine savaşı sona erdirebilecek bir anlaşma için yeni teklif sunduğuna ilişkin haberlerin ardından geldi.Öte yandan, Trump yönetiminin ABD Kongresi&#39;ne gönderdiği mektupta, bölgedeki ABD Silahlı Kuvvetleri&#39;nin varlığına rağmen İran ile savaşı &#34;sona ermiş&#34; saydığını resmen bildirmesi jeopolitik risk algısında kısmi rahatlama sağladı. Buna karşın Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji geçişlerine yönelik belirsizliklerin sürmesi, enerji fiyatlarında yukarı yönlü risklerin korunmasına neden oldu.- Enflasyon riskleri merkez bankalarının temkinli duruşunu desteklediEnflasyon risklerinin gündemde kalmaya devam ettiği haftada başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizlerini beklentiler doğrultusunda sabit tuttu.Merkez bankası başkanlarının sözle yönlendirmelerinde temkinli bir ton öne çıkarken, Fed Başkanı Jerome Powell&#39;ın güvercin tondan uzak mesajları para politikasında ilave sıkılaşma ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.Fed&#39;in faiz kararının 8&#39;e karşı 4 oyla alınması da komite içindeki görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret etti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde beklentilerin altında büyümesi, küresel talep görünümüne ilişkin soru işaretlerini artırdı. Buna karşın büyümenin ivme kazanma eğilimini koruması, resesyona yönelik endişelerin sınırlı kalmasını sağladı.Bu gelişmelerle birlikte tahvil piyasalarında satış baskısının artmasıyla ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftalık bazda yaklaşık 10 baz puan yükselerek yüzde 4,3970&#39;e çıktı. Dolar endeksi ise haftalık bazda yüzde 0,4 düşüşle 98,2 seviyesinden kapandı.Öte yandan, gelecek hafta ABD&#39;de açıklanacak tarım dışı istihdam verisi yatırımcıların odağına yerleşti.- Değerli metaller paladyum hariç negatifDeğerli metaller, tamamlanan haftada paladyum hariç negatif bir seyir izledi. Jeopolitik risklerin güvenli liman talebini desteklemesine karşın, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırması ve tahvil faizlerindeki yükseliş, fiyatlamalar üzerinde baskı oluşturdu.Haftanın son bölümünde İran&#39;ın müzakereler için yeni bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı, petrol fiyatlarında kısmi gevşemeye ve değerli metallerde kayıpların sınırlanmasına neden olsa da haftalık bazdaki negatif görünümü değiştirmedi.Analistler, değerli metallerde jeopolitik risklerin fiyatları desteklemeye devam ettiğini ancak Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin belirsizlikler ve tahvil faizlerindeki yükselişin fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 1,9 artarken, altında yüzde 2, platinde yüzde 1,4 ve gümüşte yüzde 0,4 geriledi.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metallerde ise karışık bir seyir izledi. Çin&#39;den gelen imalat sanayi verilerinin talep görünümüne sınırlı destek vermesine karşın, küresel büyümeye ilişkin belirsizlikler, yüksek enerji maliyetleri ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine yönelik beklentiler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Çin&#39;de nisan ayı imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi&#39;nin (PMI) 50,3 ile genişleme bölgesinde kalması, baz metaller için talep görünümünü desteklemesine karşın, hizmet sektörü PMI 49,4&#39;e gerileyerek daralma bölgesine indi.Bakır fiyatlarında enerji dönüşümü ve altyapı yatırımlarına ilişkin uzun vadeli talep beklentileri korunurken, kısa vadede yüksek faiz ortamı, küresel sanayi üretimine yönelik endişeler satış baskısını artırdı.Analistler, temiz enerji, yapay zeka için elektrik şebekesi yatırımlarının bakır ile alüminyum talebini destekleyebileceğini ancak kısa vadeli fiyatlamalarda küresel büyüme beklentileri, enerji maliyetleri ve faiz görünümünün belirleyici olmayı sürdürdüğünü belirtti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar nikelde yüzde 1,2 artarken, kurşun yatay seyretti. Aynı dönemde alüminyum yüzde 1,8, bakır yüzde 1,9 ve çinko yüzde 3,8 değer kaybetti.- Brent petrol değer kazandıBrent petrol tamamlanan haftada pozitif bir seyir izlerken, Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin arz endişeleri, ABD-İran hattındaki müzakere belirsizliği ve ABD stok verileri fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD-İran müzakerelerinde sonuç alınamaması, Orta Doğu arzında uzun süreli kesinti endişelerini artırdı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, ülkede ticari ham petrol stokları 24 Nisan ile biten haftada 6,2 milyon varil azalarak 459,5 milyon varile geriledi.Petrol fiyatlamalarında Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ cephesinden gelen haber akışı da yatırımcılar tarafından takip edilirken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+ üyeliklerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.Analistler, ayrılık sonrasında grubun piyasa üzerindeki yönlendirme gücüne ilişkin soru işaretlerinin arttığını belirterek, OPEC+&#39;ın buna rağmen üretim hedeflerinde sınırlı artışa gitmeye hazırlandığını bildirdi.İngiltere merkezli küresel bankacılık ve finansal hizmetler grubu Barclays, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki kesintilerin uzamasını gerekçe göstererek 2026 yılı Brent petrol fiyat tahminini varil başına 85 dolardan 100 dolara yükseltti. Banka, kesintilerin daha uzun sürmesi halinde fiyatların 110 dolara kadar çıkabileceğini bildirdi.Doğal gazda ise enerji güvenliğine ilişkin endişeler, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışlarına yönelik riskler ve Avrupa&#39;da enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesi fiyatları destekledi.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 10,2, Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 7,4 arttı.- Tarım emtiaları kahve hariç pozitif seyrettiTarım emtialarında ise bu hafta kahve hariç pozitif bir seyir izlendi. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, biyoyakıt üretiminin artacağına yönelik beklentiler üzerinden mısır, soya fasulyesi ve şeker fiyatlarını desteklerken, gübre ve lojistik maliyetlerine ilişkin endişeler de tahıl piyasalarında yukarı yönlü fiyatlamaları güçlendirdi.Chicago Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören mısır, buğday ve soya fasulyesi, haftanın ilk bölümünde ABD-İran hattındaki görüşmelerin duraklaması ve ham petrol fiyatlarındaki yükselişten destek buldu. Ham petrol fiyatlarındaki artış, biyoyakıt talebine ilişkin beklentilerle mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını destekledi.Hafta içinde buğday fiyatları Haziran 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Ancak ham petrol fiyatlarında görülen kısmi geri çekilme ve ABD&#39;nin orta kesimlerinde hava koşullarının iyileşeceğine yönelik tahminler, haftanın son bölümünde tahıl fiyatlarında kar satışlarına yol açtı.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 3,5, buğdayda yüzde 3,2, soya fasulyesinde yüzde 2 ve pirinçte yüzde 0,7 yükseldi.Şeker fiyatlarında, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi ve Brezilya&#39;da şeker kamışının etanol üretimine yönlendirilebileceğine ilişkin beklentiler yükselişi destekledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 6,2 ve şekerde yüzde 6,1 artarken, kahvede yüzde 1,7 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,9 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 12:17:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["İhracat tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-tarihimizin-en-yuksek-seviyesine-ulasti-3200/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-tarihimizin-en-yuksek-seviyesine-ulasti-3200/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_381A2D-D5FF3A-5B91A3-8FEB62-289B3C-31CE5A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi.İhracatın nisanda takvim etkisinin de katkısıyla yıllık yüzde 22,3 artarken ithalat artışının yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Yıllıklandırılmış&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_381A2D-D5FF3A-5B91A3-8FEB62-289B3C-31CE5A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi.İhracatın nisanda takvim etkisinin de katkısıyla yıllık yüzde 22,3 artarken ithalat artışının yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Yıllıklandırılmış ihracat 275,8 milyar dolar ile tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Jeopolitik gerginliklerin sürdüğü ikinci çeyrekte takvim etkisiyle dış ticaret görünümünde dönemsel dalgalanmalar olacaktır. Küresel koşulların zorlu olduğu bu dönemde ülkemize döviz kazandıran sektörleri ve üretimde dönüşümü desteklemeye, rekabet gücünü artıran yapısal adımları atmaya devam ediyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 May 2026 12:42:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İTÜ Arı Teknokent patentli girişim gücüyle  öne çıkıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/itu-ari-teknokent-patentli-girisim-gucuyle-one-cikiyor-9717/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/itu-ari-teknokent-patentli-girisim-gucuyle-one-cikiyor-9717/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A302E-74903C-D6997C-6C77C3-4F5A9F-07C73C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Patent Effect girişimi tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin patent ekosistemine ışık tutan en kapsamlı, veri odaklı yıllık analizlerden biri olan "Türkiye'nin Patent Raporu"na göre İTÜ ARI Teknokent, teknoparklar arasında patentli start-up sayısı sıralamasında önemli bir başarıya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A302E-74903C-D6997C-6C77C3-4F5A9F-07C73C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Patent Effect girişimi tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin patent ekosistemine ışık tutan en kapsamlı, veri odaklı yıllık analizlerden biri olan "Türkiye'nin Patent Raporu"na göre İTÜ ARI Teknokent, teknoparklar arasında patentli start-up sayısı sıralamasında önemli bir başarıya imza atarak 136 girişim ile ikinci sıraya yükseldi. İTÜ ARI Teknokent'in bu yükselişi, sürdürülebilir inovasyon stratejilerinin ve girişimcilik ekosistemine sağlanan çok yönlü desteklerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.İTÜ ARI Teknokent'in sıralamadaki yükselişinin arkasında, 2022 yılında kurulan ARI Teknoloji Transfer Ofisi (ARI TTO) ile birlikte sistematik hale gelen patent mentorluğu programları ve fikri mülkiyet odaklı destek mekanizmaları yer alıyor.Girişimcilere sunulan birebir danışmanlık süreçleri, fikirlerin yalnızca geliştirilmesini değil; aynı zamanda korunabilir ve ticarileşebilir çıktılara dönüşmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, teknoparktaki inovasyon kapasitesini doğrudan güçlendiriyor.İTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren ARI TTO, girişimlerin fikri mülkiyet süreçlerini uçtan uca kurguluyor ve yönetiyor. Fikri mülkiyet farkındalığı oluşturulmasından patent stratejisinin belirlenmesine ve ticarileşme sürecinin hızlandırılmasına kadar uzanan bu yapı, geliştirilen teknolojinin ekonomik değere dönüşmesini mümkün kılıyor.Bu sayede girişimler yalnızca patent üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri teknolojiyi pazara taşıyarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde ediyor."Patent sürecini yönetmeyen girişim, ticarileşmede zorlanır"İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Girişimcilerin patent süreçlerini yalnızca teşvik etmekle sınırlı kalmıyoruz. Bu sürecin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi için aktif destek sağlıyoruz. Özellikle finansmana erişimde yaşanan zorlukları aşmaya yönelik çözümler geliştiriyor, girişimlerin ihtiyaç duyduğu kaynaklara ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. Patent ve lisanslama süreçlerini tamamlayan girişimler, doğrudan ticarileşmeye odaklanarak geliştirdikleri teknolojiyi pazara daha hızlı sunabiliyor. Bu nedenle fikri mülkiyet üretimi ve finansmana erişim, girişimlerin büyümesinde iki kritik kaldıraç görevi görüyor. Kurulan bütüncül yapı sayesinde girişimler yalnızca teknoloji geliştirmiyor; bu teknolojiyi ticarileştiriyor ve rekabet gücü yüksek şirketlere dönüşüyor."Patent üretimi yatırım performansına yansıyorBu yıl yedincisi yayımlanan rapora göre, İTÜ ARI Teknokent girişimleri "Yatırım Alan Patentli Startup Firmaları" listesinde de güçlü bir performans sergiledi. Listede yer alan 35 girişimin 13'ünün bu ekosistemden çıkması, kurulan yapının yatırım üretme kapasitesini açık biçimde ortaya koydu.Listenin zirvesinde yer alan RePG Enerji, yatırım alan patentli startup'lar arasında da ilk sırada konumlanarak dikkat çekici bir başarı elde etti. Bununla birlikte Büyütech'in ilk üçte yer alması, İTÜ ARI Teknokent'in güçlü ve dengeli girişim portföyünü bir kez daha ortaya koydu.RePG Enerji küresel ölçekte konumlandıİTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren RePG Enerji Sistemleri, Triadik Patent Şampiyonu Firmalar listesinde yer aldı. Bu başarı, şirketin yenilenebilir enerji alanında geliştirdiği teknolojilerin küresel ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. RePG Enerji, yüksek katma değer üreten ve uluslararası rekabet gücü taşıyan girişimlerin güçlü bir örneğini temsil ediyor.Ölçek, model ve somut çıktı bir aradaİTÜ ARI Teknokent, bugün 420'nin üzerinde aktif Ar-Ge firması ve bugüne kadar desteklediği 5.500'ün üzerinde startup ile Türkiye'nin en kapsamlı girişimcilik ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Bu girişimlerin 2.000'den fazlası faaliyetini sürdürüyor.Bu ölçek, yalnızca büyüklüğü değil; sürdürülebilir başarı üretme kapasitesini de gösteriyor. Patentli girişim sayısında elde edilen 2'ncilik ve yatırım alan girişimler içindeki güçlü temsil, bu yapının somut çıktıları arasında yer alıyor.Girişimciliği, akademiyi ve sanayiyi aynı sistem içinde buluşturan model; fikir aşamasından ticarileşmeye uzanan bütüncül bir yapı sunuyor. Bu sistem, girişimlerin teknoloji üreten ve rekabet avantajı kuran şirketlere dönüşmesini sağlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 May 2026 09:27:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Hizmet ihracatındaki konumumuzu daha da güçlendireceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hizmet-ihracatindaki-konumumuzu-daha-da-guclendirecegiz-2368/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hizmet-ihracatindaki-konumumuzu-daha-da-guclendirecegiz-2368/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75034E-4926EC-6BB3F2-846B22-EE0599-8FBA95.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hizmet ihracatı desteklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Hizmet ticaret fazlasının ulaştığı noktaya dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Ülkemizi hizmet ihracatında önemli bir merkez haline getirme hedefi doğrultusunda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75034E-4926EC-6BB3F2-846B22-EE0599-8FBA95.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hizmet ihracatı desteklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Hizmet ticaret fazlasının ulaştığı noktaya dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Ülkemizi hizmet ihracatında önemli bir merkez haline getirme hedefi doğrultusunda döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemeye devam ediyoruz. Hizmet ticaret fazlası 63 milyar dolara ulaşarak bu alandaki potansiyelimizi açıkça ortaya koymaktadır. Birçok hizmetlerde kazancın tamamının ülkemize getirilmesi şartıyla, vergi indirimini yüzde 100&#39;e çıkararak yüksek katma değerli hizmet ihracatındaki küresel konumumuzu daha da güçlendireceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 01 May 2026 12:50:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-yuzyilinda-yatirimlar-icin-guclu-merkez-programi-8902/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-yuzyilinda-yatirimlar-icin-guclu-merkez-programi-8902/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_18B4F3-6367F4-38FD0E-EF373C-B12645-1C1AE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_18B4F3-6367F4-38FD0E-EF373C-B12645-1C1AE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi.&#34;Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır&#34; ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi.- &#34;Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir&#34;Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, &#34;Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir.&#34; değerlendirmesinde bulunuldu.Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı:&#34;KOSGEB aracılığıyla KOBİ&#39;lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan &#39;Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı&#39; kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi&#39;nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, &#39;Tek Durak Büro&#39; uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır.&#34;- &#34;Türkiye önemli bir potansiyele sahip&#34;EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ&#39;lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, &#34;Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda &#39;Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı&#39; başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır.&#34; bilgisi verildi.Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:&#34;İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 28 Apr 2026 15:16:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtımda merkezi bir üs oldu"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-bir-us-oldu-27/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-bir-us-oldu-27/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_42F3E6-9DA674-7E95A0-E61200-CF5673-BC585C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde &#34;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez&#34; basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_42F3E6-9DA674-7E95A0-E61200-CF5673-BC585C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde &#34;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez&#34; basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu da yer aldı.Açılışta konuşan Yılmaz, küresel ekonominin, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçtiğine, jeopolitik gerilimlerin birçok bölgede yoğunlaştığına dikkati çekti.İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanma riski ve ABD&#39;nin sürece dahil olmasının zaten kırılgan olan ortam üzerinde ilave baskı oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, bu gelişmelerin enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve küresel finansal koşulları doğrudan etkilediğini söyledi.Yılmaz, bu parçalanmış küresel ortamda dayanıklılık, öngörülebilirlik ve üretim kapasitesinin küresel yatırımların yönünü belirleyen temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:&#34;Türkiye bu ortamda güven ve disiplinle yol almaktadır. Bölgemizdeki gelişmelerin ekonomimiz üzerindeki muhtemel etkilerini sınırlamak ve piyasaların düzenli ve sağlıklı işleyişini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri hayata geçiriyoruz. Makro ekonomik istikrarı korurken üretim altyapımızı güçlendirmeye ve dayanıklı büyüme patikamızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye yatırım ve sanayi faaliyetleri açısından istikrarlı, öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş lojistik kabiliyetleri ve küresel değer zincirlerine derin entegrasyonuyla ülkemiz yatırımcılar için rekabetçi ve köklü bir ekosistem sunmaktadır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu&#39;nun kesişim noktasında bulunan stratejik coğrafi konumumuz küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline gelmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin rekabet gücünü artırmak ve yatırım ortamını güçlendirmek amacıyla yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Apr 2026 13:53:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik risk ve enflasyon endişesi etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-risk-ve-enflasyon-endisesi-etkili-oldu-6031/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-risk-ve-enflasyon-endisesi-etkili-oldu-6031/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673736-F0B05E-190332-27DDCC-C4B997-2D70E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu gelişmelerle emtia piyasalarında karışık bir seyir izlenirken yatırımcıların odağı büyük merkez bankalarının para politikası kararlarına çevrildi.Hürmüz Boğazı&#39;nda deniz taşımacılığına ilişkin riskler, petrol ve doğal gaz fiyatlamalarında jeopolitik risk priminin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673736-F0B05E-190332-27DDCC-C4B997-2D70E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu gelişmelerle emtia piyasalarında karışık bir seyir izlenirken yatırımcıların odağı büyük merkez bankalarının para politikası kararlarına çevrildi.Hürmüz Boğazı&#39;nda deniz taşımacılığına ilişkin riskler, petrol ve doğal gaz fiyatlamalarında jeopolitik risk priminin korunmasına neden olurken enerji fiyatlarından kaynaklı enflasyon endişeleri fiyatlamalar üzerinde belirleyici etkisini gösterdi.ABD-İran müzakerelerinin yeniden başlayıp başlamayacağına yönelik haber akışı piyasalarda temkinli seyri beraberinde getirdi. Haftanın son işlem gününde ABD tarafından gelen müzakerelerin tekrar başlatılmasına yönelik adımlar emtia piyasalarında risk iştahını kısmen destekledi.Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Pakistan&#39;ın başkenti İslamabad&#39;da yapılması beklenen ABD-İran görüşmelerine ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner&#39;in katılacağını, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance&#39;in ise toplantıya gitmeyeceğini açıkladı.Leavitt, Trump&#39;ın ulusal güvenlik ekibiyle müzakere sürecini yakından izleyeceğini ve ortaya çıkacak tabloya göre her türlü aksiyonu alabileceğini ifade etti.Öte yandan, Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin gölgesinde gelecek hafta gözler ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararına çevrildi.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in gelecek hafta politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor. Orta Doğu&#39;daki çatışmalar nedeniyle yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırabileceği endişesi, Fed&#39;e yönelik bu yılki faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesinde etkili oluyor.Jeopolitik gerilimlerin odakta olduğu süreçte Fed Başkanı Jerome Powell&#39;ın sözle yönlendirmelerinin, Fed&#39;in gelecek döneme ilişkin yol haritasına ışık tutması bekleniyor. Powell&#39;ın enerji fiyatları, enflasyon görünümü ve para politikasına ilişkin vereceği mesajların başta altın olmak üzere değerli metaller, petrol ve baz metaller üzerinde etkili olabileceği öngörülüyor.Analistler, söz konusu faiz kararının alınacağı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının, Powell&#39;ın görev süresi dolmadan önce yapacağı son toplantı olarak da öne çıktığını kaydetti.- Değerli metallerde güçlü dolar ve yüksek faiz baskısı öne çıktıDeğerli metaller, haftayı Orta Doğu&#39;daki gelişmelere ilişkin endişelerin, büyük merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentileri olumsuz etkileyebileceği öngörüsüyle negatif seyirle tamamladı.ABD-İran hattında müzakere sürecine ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişeleri petrol fiyatlarını desteklerken enerji maliyetlerindeki yüksek seyir küresel enflasyon beklentilerini artırdı. Bu durum, büyük merkez bankalarının faiz indirimlerinde daha temkinli hareket edebileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi.Faiz indirim beklentilerinin zayıflamasıyla dolar endeksinde toparlanma ve ABD tahvil faizlerinde yükseliş görülürken faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerinde baskı oluştu.Analistler, jeopolitik risklerin altın başta olmak üzere güvenli liman varlıklarını desteklediğini ancak güçlü dolar ve yüksek faiz beklentilerinin hafta genelinde fiyatlamalarda daha belirleyici olduğunu kaydetti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 6,5, platinde yüzde 4,5, paladyumda yüzde 4,5 ve altında yüzde 2,6 geriledi.- Baz metallerde Çin verileri ve arz endişeleri izlendiBaz metallerde ise bu haftada, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve enerji arzına ilişkin endişeler fiyatlamalar üzerinde etkili olurken yatırımcıların odağı Çin ekonomisine yönelik makroekonomik verilere çevrildi.Çin&#39;de mart ayına ilişkin açıklanan makroekonomik veriler, sanayi tarafında büyümenin sürdüğüne ancak iç talep ve yatırımlarda ivme kaybının devam ettiğine işaret etti.Ülkede sanayi üretimi martta yıllık bazda yüzde 5,7 artarken perakende satışlardaki artış yüzde 1,7&#39;ye geriledi. Sabit varlık yatırımları da yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,7 artarak beklentilerin altında kaldı.Nikelde haftalık yükselişte arz endişeleri ve piyasa dengesine ilişkin beklentiler etkili oldu. Arz fazlasının azalabileceğine yönelik haber akışı ve paslanmaz çelik talebinde toparlanma beklentileri nikel fiyatlarını hafta boyunca destekledi.Alüminyumda ise enerji yoğun üretim yapısı ve Orta Doğu kaynaklı lojistik riskler fiyatların yükselmesinde etkili oldu. Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin taşımacılık riskleri, enerji ve navlun maliyetleri üzerinden fiyatlamalara yansıdı.Bakırda ise Çin talebine ilişkin karışık sinyaller ve küresel büyüme görünümüne dair belirsizlikler satış baskısını artırdı. Hafta içinde risk iştahındaki toparlanma bakır fiyatlarını zaman zaman desteklese de haftalık bazda düşüş görüldü.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar nikelde yüzde 6,3, çinkoda yüzde 1,3 ve alüminyumda yüzde 1,2 arttı. Bakırda yüzde 0,8 gerileme görülürken kurşunun fiyatı yatay seyretti.- Brent petrolde Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı etkili olduEnerji piyasasında tamamlanan haftada, Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri ve Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı fiyatlamalarda belirleyici oldu.ABD-İran hattında müzakere sürecine yönelik çelişkili açıklamalar petrol arzında kesinti yaşanabileceği endişesini artırırken deniz taşımacılığına ilişkin riskler de Brent petrol fiyatlarını destekledi.Hürmüz Boğazı&#39;nın küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olması, piyasalarda arz güvenliği hassasiyetini artırdı. Bölgeden geçen enerji sevkiyatına ilişkin risklerin yükselmesiyle petrol fiyatlarına jeopolitik risk primi eklendi.Haftanın bazı günlerinde müzakere sürecinin yeniden başlayabileceğine yönelik haber akışı fiyatlarda sınırlı gevşeme yaratsa da hafta genelinde arz kaygıları fiyatlardaki yüksek seyrin korunmasına neden oldu.ABD doğal gaz piyasasında ise petrol piyasasından farklı olarak iç dinamikler öne çıktı. Stokların beklentilerin üzerinde artması fiyatlardaki yukarı yönlü hareketi sınırlarken LNG ihracat talebine ilişkin beklentiler ve dönemsel hava koşullarına bağlı tüketim görünümü fiyatları destekledi.Bu gelişmelerle haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 13,5, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 0,3 arttı.- Tarım emtialarında enerji ve lojistik maliyetleri etkili olduTarım emtialarında ise Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki yükseliş, lojistik maliyetleri ve hava koşulları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı petrol fiyatlarında dalgalanmayı artırırken gübre, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden tarım ürünlerinde maliyet baskısını öne çıkardı.Buğday fiyatlarındaki yükselişte, ABD&#39;de kışlık buğday ekili alanlarda kuraklık riskinin sürmesi etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, kışlık buğdayın yalnızca yüzde 30&#39;unun &#34;iyi/çok iyi&#34; durumda bulunması, üretim kalitesine ilişkin endişeleri artırdı. Buna karşın Rusya&#39;nın buğday ihracat vergisini sıfırlaması ve üretim tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi, küresel arz tarafında fiyatları sınırlayan unsur oldu.Mısır fiyatları, güçlü ihracat talebi ve enerji piyasalarındaki yükselişten destek buldu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,8 ve mısırda yüzde 1,3 artarken pirinçte yüzde 2,7 ve soya fasulyesinde yüzde 0,5 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 4,6 ve kahvede yüzde 3,7 artarken pamukta yüzde 0,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,8 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 11:17:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-kuresel-ticareti-nasil-yeniden-sekillendirecek-1523/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-kuresel-ticareti-nasil-yeniden-sekillendirecek-1523/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D809D4-9EF241-C7F844-7C9BFE-0A3DE1-9533DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D809D4-9EF241-C7F844-7C9BFE-0A3DE1-9533DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın Çin&#39;e olan bağımlılığını ortaya çıkardı. Geçen yıl uygulamaya konulan Trump&#39;ın gümrük vergileri ise bu bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırdı.ABD ve İsrail&#39;in 28 Şubat&#39;ta başlattığı İran savaşı ise başka bir zayıflığı daha ortaya koydu: Petrol, doğal gaz ve gübre gibi kritik hammaddelerin tedarikinde yaşanan kesinti küresel ticareti hızla etkisi altına alıyor.Uluslararası Enerji Ajansı, geçen ay dünya petrolünün yaklaşık yüzde 10&#39;unun ve küresel sıvılaştırılmış doğal gazın beşte birinin piyasadan çekildiğini belirterek, bunu küresel enerji piyasası tarihindeki en büyük kayıp olarak nitelendirdi.Önce talep, ardından arz şokuPandemi geniş çaplı bir talep şoku yaratırken, Trump&#39;ın gümrük vergileri tedarik zincirlerinde kalıcı bir değişime yol açtı. İran savaşı ise enerji ve emtia sektörlerinde ciddi bir arz darbesine neden oldu.ABD merkezli küresel yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman&#39;ın ortağı Sebastian Janssen, bu şokların niteliği farklı olsa da şirketler üzerindeki etkilerinin benzer olduğunu söylüyor. Tedarik zinciri analisti DW&#39;ye yaptığı değerlendirmede, &#34;Covid, üretim merkezlerine olan bağımlılığı ortaya çıkarırken, Hürmüz ise ulaşım koridorlarına ve enerji girdilerine olan aşırı bağımlılığa dikkati çekti&#34; diyor.Pandemi sırasında fabrikalar kapandı, gemiler büyük limanlarda yığıldı ve stokları düşük tutarak parçaların tam ihtiyaç duyulduğu anda gelmesine dayanan &#34;tam zamanında üretim (just in time) sistemleri çöktü. Yine de enerji fiyatları nispeten sabit kaldı. Bu sefer ise enerji dışı ticaret nispeten daha iyi dayandı.Tedarik zinciri uzmanı ve ABD merkezli LMA danışma şirketinin başkanı Lisa Anderson, arka arkaya meydana gelen krizlerin birçok şirketin risk değerlendirme yöntemlerini değiştirdiğini düşünüyor:&#34;Covid, şirketleri ihtiyaç duydukları anda tedarikin kendiliğinden gelmesine güvenemeyecekleri bir noktaya getirdi. İran&#39;daki savaş, bunun tek seferlik bir olay olmadığını gösteriyor.&#34;Hürmüz kaynaklı aksaklıklar henüz zirveye varmadıAncak petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artış, -mal ticaretinde daha geniş çaplı aksaklıklar için hâlâ risk olması nedeniyle- hükümetleri enflasyon tahminlerini revize etmeye zorluyor.Geçen ay, gemicilik şirketlerinin bir kez daha aniden rotalarını değiştirmeleri gerekti. Bundan bir önceki rota değişikliği 2023-2024 yıllarında Yemen&#39;deki Husilerin Kızıldeniz&#39;den geçen gemilere saldırması nedeniyle olmuştu.Eskiden Hürmüz Boğazı&#39;ndan geçebilen tankerler, artık Güney Afrika&#39;daki Ümit Burnu&#39;ndan dolanarak geçiyor. Bu durum, birçok seferin mesafesini binlerce deniz mili ve süresini iki haftaya kadar uzatıyor.Ortadoğu&#39;daki gemiler için savaş riskiyle ilgili sigorta primleri hızla yükseldi ve her bir nakliyeye birkaç milyon dolarlık ek maliyet getirdi. Bu maliyetler, enerji, kimyasallar ve imalat ürünlerinin fiyatlarının şimdiden yükselmesine yol açıyor.Etkinin boyutu henüz belli değilAncak artan maliyet, sorunun sadece bir parçası. Janssen, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin zor olduğunu, çünkü kesintinin tam etkisinin henüz tam olarak hissedilmediğini söylüyor:&#34;Bu kıtlığın etkileri, şirketlerin çok katmanlı tedarik zincirlerinde hâlâ yayılmaya devam ediyor. (...) Boğaz yeniden tamamıyla açıldıktan sonra etkilerin tam olarak ortaya çıkması ve tedarik zincirlerinin istikrar kazanması aylar sürecek.&#34;13 ülkede 6 bin şirketle yapılan bir ankete göre, şirketlerin yaklaşık üçte ikisi savaş nedeniyle tedarik zincirindeki yeni aksaklıklar ile enerji ve emtia fiyatlarındaki artıştan endişe duyuyor.Almanya merkezli Allianz Grubu&#39;nun ticaret araştırma kolu Allianz Trade tarafından 8 Nisan&#39;da yayımlanan araştırma, şirketlerde &#34;reshoring&#34; veya &#34;nearshoring&#34; olarak adlandırılan, yani üretim ve tedarikçileri kendi ülkesine veya komşu ülkelere yaklaştırma uygulamasını hızlandırma planlarında bir artışa dikkat çekti. Bu eğilim özellikle Avrupa&#39;da belirgin bir şekilde göze çarpıyor.Anderson, &#34;Tıkanmayı engellemenin bir yolu da üretimi müşterilerin olduğu yere getirmek&#34; diyor.Jeopolitik riskler artık stratejik olarak görülüyorHürmüz Boğazı&#39;ndaki geçici aksaklığın ötesinde, küresel ticaret modellerindeki bazı değişiklikler artık kalıcı hale gelmiş olabilir.Anket sonuçlarına göre, savaşlar ve gümrük vergileri de dahil olmak üzere jeopolitik riskler, şirketlerin üçte ikisi için &#34;en büyük endişe kaynağı&#34; haline geldi. Bu oran 2025&#39;ten bu yana keskin bir artış gösteriyor.Çin&#39;e büyük ölçüde bağımlı olan şirketler, riski azaltmak amacıyla tedarik zincirlerine en az bir ülke daha ekleyerek, ticarette giderek daha fazla &#34;+1&#34; veya &#34;+2&#34; yaklaşımını benimsiyor. Hindistan, Endonezya, Vietnam ve Malezya bu durumdan en çok yararlanan ülkeler olurken, araştırmalar üretim merkezi olarak Avrupa&#39;ya ilginin arttığını da gösteriyor.&#34;Tam zamanında üretim&#34; yaklaşımı giderek yerini &#34;ihtiyati tedarik&#34; (Just in case) yaklaşımına bırakıyor. Tedarik zinciri yazılımı devi GEP&#39;in Mart 2026 tarihli Küresel Tedarik Zinciri Oynaklık Endeksi&#39;ne göre, fabrikalar tampon stoklarını yeniden artırıyor. Emniyet stokları ise son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Bu durum, şirketlerin belirsizliğe ve olası kıtlıklara karşı önlem almak için çabaladıkları pandemi ve Trump&#39;ın gümrük vergileriyle ilgili süreçlerde gözlemlenen eğilim ile benzerlik gösteriyor.Şirketler, Tayvan&#39;daki gerginliklerden Kore Yarımadası&#39;ndaki istikrarsızlığa kadar, muhtemelen yeni jeopolitik sarsıntılarla dolu bir geleceğe hazırlanırken, birçoğu gerçek dayanıklılığın tüm tedarik ağında esneklik, yedeklilik ve daha güçlü stratejik ortaklıklar gerektirdiği sonucuna varmış görünüyor.Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi&#39;nin ekonomi araştırma başkanı John Sfakianakis, yakın zamanda kaleme aldığı bir makalede, günümüzde ekonomik kırılganlığın bağımlılıktan çok enerji, finans, lojistik ve politik uyum gibi &#34;birbiriyle bağlantılı sistemler arasındaki dayanıklılıkla&#34; ilgili olduğunu söylüyor.Stakianaksi, İran savaşının, &#34;bölgesel bir çatışmadan çok uluslararası sistemin baskı altında nasıl işlediğine dair bir stres testi&#34; niteliğinde olduğunu belirtiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 09:35:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Fiyat istikrarını sağlamaya devam edeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrarini-saglamaya-devam-edecegiz-5525/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrarini-saglamaya-devam-edecegiz-5525/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B98FDB-722FD1-1C1E32-D35BC5-EE190D-9B469D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) nisan ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34; verilerini değerlendirdi.Enflasyondaki gelişmelere işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B98FDB-722FD1-1C1E32-D35BC5-EE190D-9B469D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) nisan ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34; verilerini değerlendirdi.Enflasyondaki gelişmelere işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji maliyetleri etkili oldu. Yaşanan petrol fiyat şokuyla küresel ölçekte enflasyonist baskılar artarken, beklentilerde bozulma gözleniyor. Artan enerji fiyatlarının ülkemizde de enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı için ön koşul olan fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 24 Apr 2026 17:05:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Enflasyon düşerse büyüme katlanır"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mehmet-simsek-8841/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mehmet-simsek-8841/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306241-0131B3-AA6342-2C0F34-E3FB1D-A7404F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da "Yükselen Türkiye Zirveleri" programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Biz, eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır" dedi."Enflasyonla mücadele çok oluyor, bir yerde duralım" yönündeki yaklaşımların "miyopik" olduğunu belirten Şimşek,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306241-0131B3-AA6342-2C0F34-E3FB1D-A7404F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da "Yükselen Türkiye Zirveleri" programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Biz, eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır" dedi."Enflasyonla mücadele çok oluyor, bir yerde duralım" yönündeki yaklaşımların "miyopik" olduğunu belirten Şimşek, "Kalıcı, yüksek, sürdürülebilir büüymenin formülü düşük enflasyondur" ifadelerini kullandı.Küresel ekonominin kısa vadede savaşın beraberinde getirdiği önemli bir arz şokuyla karşı karşıya olduğunu, ekonomi yönetiminin de bunu yönettiğini dile getiren Şimşek, "Enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik söz konusu değil" diye konuştu.Şimşek, küresel görünümü hem de Türkiye'nin ekonomi programını ele alacağını belirterek, küresel belirsizlik endeksinin tarihin en yüksek seviyelerine yakın olduğunu vurguladı.Dünya ekonomisinin yalnızca belirsizliklerle değil, aynı zamanda jeopolitik riskler, kutuplaşmalar ve gerilimlerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Şimşek, kısa ve orta vadede önemli kırılmaların yaşandığını dile getirdi. Savaşların makroekonomik etkilerine dikkat çeken Şimşek, enflasyon ve büyüme kaybı endişelerinin öne çıktığını ve savaşların adeta "yeni normal" haline geldiğini ifade etti.Artan jeopolitik gerilimlerle birlikte emtia fiyatlarında yükseliş yaşandığını ifade eden Şimşek, belirsizliklerin yüksekliği nedeniyle IMF ve Dünya Bankası'nın dahi ancak senaryo analizleri yapabildiğini belirtti.&#34;Küresel talep koşulları güçlü değil&#34;Ticaret ortaklarında büyümenin zayıflamasının ihracat üzerinde baskı yaratacağını dile getiren Şimşek, "İhracatta tıkanma en kolay söylem" dedi. İhracatın temel belirleyicisinin dış talep olduğunu vurgulayan Şimşek, mevcut küresel talep koşullarının güçlü olmadığını ifade etti."İkinci Çin şokunu konuşmamız gerekiyor" diyen Şimşek, Çin'in üretim kapasitesi, teknoloji ve ölçek açısından küresel ticarette belirleyici bir aktör haline geldiğini söyledi. Çin'de iç talebin zayıf olduğunu ve kapasite fazlasının dış pazarlara yöneldiğini belirten Şimşek, bu durumun diğer ülkeler üzerinde baskı yarattığını ifade etti.Küresel ticarette korumacılığın 2008 sonrası hızla arttığını belirten Şimşek, Türkiye'nin bu süreçte nasıl konumlanması gerektiğine odaklandıklarını söyledi. Türkiye'nin enerji ve ticaret koridorlarında stratejik bir konumda bulunduğunu ifade eden Şimşek, Asya ile Avrupa'yı bağlayan Orta Koridor'un güçlendirilmesine yönelik yatırımların sürdüğünü dile getirdi.İstanbul'daki üçüncü köprü üzerine planlanan demiryolu bağlantısının bu stratejinin önemli bir parçası olduğunu belirten Şimşek, Dünya Bankası ile bu alanda anlaşma imzalandığını söyledi. Ticarette artan parçalanmaya karşı Türkiye'nin bağlantısallığı artırmaya odaklandığını vurguladı.Hizmet ticaretinde henüz korumacılık olmadığını ifade eden Şimşek, Avrupa Birliği ile iş birliklerinin siyasi nedenlerle sınırlı kaldığını ancak Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ilişkilerini güçlendirdiğini belirtti.&#34;Savaşa yönelik gelişmeler OVP'de güncellemeye neden olabilir&#34;Şimşek, Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinde deprem, KKM ve EYT'ye özellikle vurgu yaptı.Savaşa yönelik gelişmelerin OVP'de güncellemeye neden olabileceğini belirten Şimşek, "dünyaya paralel" şekilde hedeflerin revize edileceğini belirtti. 1970'lerden bu yana yaşanan en büyük enerji şoku olduğuna dikkat çeken Şimşek, 2026 yılında petrol fiyatlarındaki ortalamanın 80 dolar olmasıyla enflasyonda yüzde 2,8 ila 3,5 aralığında bir oranda, cari açık/GSYH oranında 0,7-1,1 oranında, büyümede eksi 0,5-1,2 oranında ve bütçe açığı/GSYH oranında da 0,4 oranında bir güncelleme olabileceğini belirtti."Bu program para politikasından ibaret tabi. Öyle diyorlar, profesörler ekranlara çıkıp böyle söylüyor" diyen Bakan Şimşek, programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reformlar içerdiğini belirtti.Konuşmasının sonunda son dönemdeki tartışmalara cevap olarak Bakan Mehmet Şimşek, şunları söyledi:"Bu program çalışıyor. İşe yarıyor. Sonuç verdi. Dünyadaki her program gibi mükemmel değil. Mükemmel sonuçlar vermiyor. Ancak son 2 yılda Türkiye'yi korudu, kolladı, sonuç verdi."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 13:44:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[25 yıllık inovasyon yolculuğunu yeni reklam filmiyle kutluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/25-yillik-inovasyon-yolculugunu-yeni-reklam-filmiyle-kutluyor-6258/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/25-yillik-inovasyon-yolculugunu-yeni-reklam-filmiyle-kutluyor-6258/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_115DA6-D05D88-F8F71B-F9D494-1A32A6-6556C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, 25. kuruluş yıl dönümü için hazırladığı reklam kampanyasıyla izleyicileri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 2001 yılında bir ekran başında başlayan bu serüven, aradan geçen 25 yılda kullanıcılarının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_115DA6-D05D88-F8F71B-F9D494-1A32A6-6556C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, 25. kuruluş yıl dönümü için hazırladığı reklam kampanyasıyla izleyicileri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 2001 yılında bir ekran başında başlayan bu serüven, aradan geçen 25 yılda kullanıcılarının öğrencilik yıllarından iş hayatına, ilk ev heyecanından en büyük aile kutlamalarına kadar her dönüm noktasına eşlik eden büyük bir başarı hikâyesine dönüştü.2003 yılında Türkiye'ye ilk Eurovision birinciliğini getiren "Everyway That I Can" şarkısının reklam için özel olarak yeniden yorumlanan versiyonu eşliğinde ekrana gelen film, nostaljik bir bilgisayar monitöründe açılan ilk sipariş ekranıyla başlıyor. Yıllar önce bir masaüstü bilgisayarın başında başlayan serüven, bugün mobil uygulamayla hayatın her anına saniyeler içinde dâhil oluyor.Düğünden tekneye, derbiden mahalleyeFilmde Yemeksepeti kuryeleri alışıldık ev ve ofis sahnelerinin dışına çıkarak bir düğünde pasta kesilirken, evde maç izlenirken, açık denizdeki bir tekneye teslimat yaparken görülüyor. 2022 yazında jet ski ile teslimat uygulamasını hayata geçiren ilk marka olan Yemeksepeti, bu sahnede sektördeki öncü ve inovatif kimliğine atıfta bulunuyor. Yemeksepeti'nin 20. yıl reklam filminde yer alan çiftin, 25. yıl kutlamalarında bu kez düğünlerine tanıklık edilmesi, markanın kullanıcılarıyla birlikte büyüdüğünü simgeleyen nostaljik bir devamlılık sürprizi olarak öne çıkıyor.Yemeksepeti'nin yemek siparişinin ötesine geçen hizmet ağını, marketlerle genişleyen yapısını görünür kılan filmde, her detay titizlikle işlendi. Reklamda yer alan kedi görseli ise Yemeksepeti'nin ofis kedisi "Yemek"in yapay zekâ teknolojisiyle çalışan özel bir modellemesi olarak hikâyeye samimi bir dijital dokunuş katıyor."Keyfin Yerine Gelsin" 25. yılda da merkezdeMarkanın sevilen sloganı "Keyfin Yerine Gelsin", 25. yıl filminde de dikkat çekiyor. Film, Yemeksepeti'nin 2001'deki mütevazı başlangıcından bugün 81 ilde milyonlarca kullanıcıya ulaşan hızlı ticaret platformuna dönüşümünü bir kuşak hikâyesi olarak aktarıyor. Türkiye'nin kolektif hafızasındaki en keyifli anlardan biri olan 2003 Eurovision zaferinin melodisi, Yemeksepeti'nin 25 yıllık yolculuğundaki keyif katma misyonuyla duygusal bir köprü kuruyor.Çeyrek asırlık tecrübe gerçek bir "Everyday App" vizyonuyla buluşuyorDelivery Hero'nun global stratejisiyle paralel olarak, önümüzdeki süreçte Yemeksepeti'ni bir sipariş platformunun ötesine taşıyarak gerçek bir "Everyday App"e dönüştürmeyi hedefleyen marka, 25 yıldır süregelen kullanıcı odaklı yaklaşımını yeni nesil hızlı ticaret anlayışıyla güçlendiriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 12:58:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Almanya'daki durgunluk Türkiye'yi vurabilir"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/almanyadaki-durgunluk-turkiyeyi-vurabilir-7486/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/almanyadaki-durgunluk-turkiyeyi-vurabilir-7486/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0723D8-FA112C-AFC5BE-381B74-877AD0-4BB9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide dikkat çeken gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'daki ekonomik yavaşlamanın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda büyüme performansı belirgin şekilde zayıflayan Almanya ekonomisi, zaman&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0723D8-FA112C-AFC5BE-381B74-877AD0-4BB9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide dikkat çeken gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'daki ekonomik yavaşlamanın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda büyüme performansı belirgin şekilde zayıflayan Almanya ekonomisi, zaman zaman durgunluk sinyalleri veriyor.Almanya'da yaşanan bu zayıf performansın arkasında üç temel unsur öne çıkıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası artan enerji maliyetleri, küresel talepteki düşüş ve buna bağlı olarak sanayi üretimindeki gerileme ekonomiyi baskılıyor. Özellikle ülkenin lokomotifi olan otomotiv ve makine sanayilerinde ciddi bir yavaşlama gözleniyor.Sanayi üretimi yavaşladıSanayi üretimi, 2000'li yılların başındaki güçlü büyüme performansından uzaklaşırken, son yıllarda neredeyse yerinde sayıyor. Çin kaynaklı rekabetin artması ve elektrikli araç dönüşümünün yüksek maliyetleri de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Artan üretim maliyetleri nedeniyle bazı şirketlerin üretimlerini başka ülkelere kaydırması dikkat çekiyor.Öte yandan, enflasyonu kontrol altına almak isteyen Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımları da yatırımları yavaşlatan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Demografik sorunlar da Almanya ekonomisinin önündeki bir diğer kritik başlık. Nüfusun yaşlanması, iş gücü açığını büyüterek uzun vadeli büyümeyi sınırlıyor.Eğilmez'e göre Almanya'nın Japonya benzeri uzun süreli bir durgunluğa girmesi düşük ihtimal olsa da benzerlikler dikkat çekiyor. Düşük doğurganlık, yaşlanan nüfus ve sanayi ihracatına dayalı ekonomik yapı bu benzerliklerin başında geliyor. Buna karşın Almanya'nın göç alabilen yapısı ve Avrupa Birliği içindeki konumu önemli avantajlar sağlıyor.Durağan ekonomi riskiEn olası senaryoda Almanya'nın sert bir kriz yerine uzun süre düşük büyüme patikasında kalacağı öngörülüyor. Yüzde 1 civarındaki büyüme oranları, ekonominin daha durağan bir yapıya bürünmesine neden olabilir.Bu gelişmeler Türkiye açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, ihracatının yaklaşık yüzde 9'unu Almanya'ya gerçekleştirirken, ithalatının da yüzde 7'sini bu ülkeden yapıyor. Yaklaşık 6 milyar dolarlık dış ticaret fazlası bulunan bu ilişkide Almanya'daki yavaşlama, Türkiye'nin ihracat performansını doğrudan etkileyebilir.Ayrıca Almanya'nın Avrupa Birliği içindeki belirleyici rolü, sorunun etkisini büyütüyor. Türkiye'nin ihracatının yüzde 40'tan fazlasının Avrupa Birliği'ne yapılması, Almanya ekonomisindeki zayıflamanın dolaylı etkilerini daha da artırıyor.Eğilmez, Almanya'nın bu süreci daha sağlıklı yönetebilmesi için göç politikalarının etkin kullanılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, elektrikli araç dönüşümünün hızlandırılması ve iç talebin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu adımların yalnızca Almanya için değil, Türkiye gibi güçlü ticari bağları olan ülkeler için de belirleyici olacağı ifade ediliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 01:31:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında barışa ilişkin fiyatlamalar öne çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-baris-umutlarina-iliskin-fiyatlamalar-one-cikti-6628/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-baris-umutlarina-iliskin-fiyatlamalar-one-cikti-6628/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0A0E5C-7660B3-70C7BE-497234-A1C425-7E7828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında bu hafta değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi görülürken enerji grubundaki düşüşler dikkati çekti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun düştüğüne dair olumlu haber akışının enflasyon endişelerini azaltması ve dolara talebin zayıflaması, emtia piyasasını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0A0E5C-7660B3-70C7BE-497234-A1C425-7E7828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında bu hafta değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi görülürken enerji grubundaki düşüşler dikkati çekti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun düştüğüne dair olumlu haber akışının enflasyon endişelerini azaltması ve dolara talebin zayıflaması, emtia piyasasını genel olarak pozitif etkiledi.Petrol tedarikine ilişkin endişelerin azalmasıyla enflasyonist baskıların hafifleyeceğine ve faiz indirimlerine zemin oluşacağına yönelik iyimserlik, altın fiyatlarını desteklerken onsu haftayı yüzde 1,8 artışla tamamladı.Fiyatlar, ons bazında gümüşte yüzde 6,7, platinde yüzde 3,1 ve paladyumda yüzde 3 arttı.Hindistan bankalarının yurt dışı tedarikçilere altın ve gümüş siparişlerini durdurduklarına dair haberler de bu metallerin arzına ilişkin sıkıntıların ortaya çıkabileceğine yönelik öngörülere yol açtı ve fiyatlardaki artışta etkili oldu.- Baz metaller pozitif seyrettiBaz metallere bakıldığında ise tezgah üstü piyasada bu hafta fiyatlar, libre bazında bakırda yüzde 3,8, alüminyumda yüzde 1,8, kurşunda yüzde 2,3, nikelde yüzde 4 ve çinkoda yüzde 3,3 arttı.Orta Doğu&#39;da barış beklentisinin enerji şokuna bağlı enflasyon ve küresel yavaşlama endişesini hafifletmesi, baz metallerdeki sert yükselişte etkili oldu.Bölgedeki gelişmelere ilişkin olumlu haber akışına karşın alüminyumda devam eden arz endişeleri nedeniyle fiyatlar arttı.Küresel alüminyum piyasası, ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;ndan kaynaklı bu yıl arz açığıyla karşı karşıya kalıyor.Körfez ülkelerinde alüminyum eritme tesislerinde artan tedarik aksamaları, alüminyum piyasasında önemli bir açığın oluşmasına neden oldu. Bu durum, alüminyum tedarikindeki kısa vadeli toparlanmayı sınırlıyor ve arza ilişkin risklerin devam etmesine yol açıyor.Endonezya&#39;nın tüm nikel cevheri sınıfları için referans taban fiyatlarını yükseltmesi, fiyatlardaki artışta etkili oldu.Analistler, Endonezya hükümetinin savaşın yükselttiği petrol fiyatlarıyla artan bütçe baskısından dolayı ek gelir aradığını belirtti.Hürmüz Boğazı&#39;nın tüm ticari gemilerin geçişine tamamen açık olacağının açıklanmasının ardından hafifleyen arz endişeleriyle bu hafta Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4, Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 11,2 azaldı.- Tarım grubunda iklimsel etkiler ve hasat tahminleri etkili olduChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 5, mısırda yüzde 1,4, pirinçte yüzde 2,8 artış kaydederken soya fasulyesinde yüzde 0,7 azaldı.Intercontinental Exchange&#39;de libre bazında fiyatlar, pamukta yüzde 3,7 artarken şekerde yüzde 0,7 ve kahvede yüzde 3,9 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 1,4 düşüşle tamamladı.Pamuğun libre fiyatı, 0,7992 dolarla yaklaşık 2 yılın en yüksek seviyesini gördü.Bu arada, ABD&#39;deki kuraklık ve don riski buğday, mısır, pirinç ve pamuk fiyatlarında yükselişe neden oldu. Petrol fiyatlarındaki düşüş, şeker fiyatlarındaki gerilemede etkisini gösterdi.Brezilya&#39;da şeker ve kahve hasadının güçlü olacağına dair tahminler de bu ürünlerin fiyatlarının düşmesine yol açtı. Fildişi Sahili&#39;nin kakao bölgelerinde mart-ağustos ara mahsulü verimli geçti.Analistler, elverişli hasat görünümü nedeniyle sert düşüşten fiyatların toparlanmasının zor olduğu yorumunda bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 19 Apr 2026 12:02:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yatırım araçları bu hafta da kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yatirim-araclari-bu-hafta-da-kazandirdi-5313/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yatirim-araclari-bu-hafta-da-kazandirdi-5313/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_446C44-870545-EDBF67-00202A-06BE57-B9BC7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.842,77 puanı ve en yüksek 14.601,12 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,65 üstünde, 14.587,93 puandan tamamladı.Endeks tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirirken, gördüğü en yüksek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_446C44-870545-EDBF67-00202A-06BE57-B9BC7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.842,77 puanı ve en yüksek 14.601,12 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,65 üstünde, 14.587,93 puandan tamamladı.Endeks tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirirken, gördüğü en yüksek seviye rekorunu 14.601,12 puana taşıdı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,48 artışla 7 bin 28 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,47 yükselişle 47 bin 338 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 487 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 2,48 artarak 11 bin 772 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,43 artarak 44,8530 lira, avro yüzde 1,33 yükselişle 53,1110 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,14, emeklilik fonları yüzde 1,90 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar, yüzde 2,81 ile &#34;hisse senedi fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 18 Apr 2026 02:57:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["COP31, taahhütlerin ötesine geçmeli"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop31-taahhutlerin-otesine-gecmeli-6326/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop31-taahhutlerin-otesine-gecmeli-6326/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98A601-5CADF9-6B8766-FABA56-7624AE-9864AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakan Şimşek, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye&#39;nin COP31 Eylem Gündemi&#39;nin detaylarını paylaştı.İklim Eylemi için Maliye Bakanları Koalisyonu Bakanlar Toplantısı&#39;nda COP31 gündem taslağını sunduklarını bildiren Şimşek, koalisyonun Stratejik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98A601-5CADF9-6B8766-FABA56-7624AE-9864AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakan Şimşek, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye&#39;nin COP31 Eylem Gündemi&#39;nin detaylarını paylaştı.İklim Eylemi için Maliye Bakanları Koalisyonu Bakanlar Toplantısı&#39;nda COP31 gündem taslağını sunduklarını bildiren Şimşek, koalisyonun Stratejik Çalışma Programı&#39;nın Türkiye&#39;nin COP31 öncelikleriyle güçlü bir şekilde örtüştüğünü kaydetti.Gündemin Almanya&#39;nın Bonn kentinde kesinleşeceğini belirten Şimşek, COP31 Eylem Gündemi&#39;nin 9 öncelik etrafında şekillenmeye başladığını aktardı.Bakan Şimşek, &#34;Sıfır Atık: Döngüsel ekonomi ve metan azaltımı&#34;, &#34;Gençlik ve Eğitim: Yeşil beceriler ve iklim okuryazarlığı&#34;, &#34;Gıda Güvenliği: İklime dayanıklı tarım&#34;, &#34;Yeşil Sanayileşme: Büyümeden ödün vermeden sanayinin karbonsuzlaştırılması&#34;, &#34;Temiz Enerjiye Geçiş: Elektrifikasyon ve akıllı şebekeler&#34;, &#34;Dayanıklılık: Akdeniz&#39;den Pasifik&#39;e kadar savunmasız ekosistemlerin korunması&#34;, &#34;İklime Dayanıklı Şehirler: Sürdürülebilir altyapı ve kentsel risk yönetimi&#34;, &#34;Okyanuslar ve Denizler: Kıyı ve deniz ekosistemlerinin korunması&#34;, &#34;İklim Eylemi Uygulama Mekanizması (CAIM): Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) yatırıma hazır çerçevelere dönüştürme&#34; başlıklarının bu öncelikler olduğunu bildirdi.Avustralya ile yakın işbirliği içinde çalışıldığına işaret eden Şimşek, hedefler ile eylemler arasındaki uçurumu kapatmaya odaklandıklarını vurguladı.Şimşek, &#34;COP31, taahhütlerin ötesine geçmeli ve gerçek, ölçülebilir sonuçlar ortaya koymalı. İklim eylemini büyüme, istihdam ve rekabet gücünün motoru olarak görüyoruz.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 17 Apr 2026 19:19:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Bu süreçte temkinli ve veri odaklı bir yaklaşım benimseyeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-surecte-temkinli-ve-veri-odakli-bir-yaklasim-benimseyecegiz-9157/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-surecte-temkinli-ve-veri-odakli-bir-yaklasim-benimseyecegiz-9157/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E2BC-5009D4-E464AC-8C7DCC-EECA03-0D430C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karahan, Institute of International Finance (IIF) tarafından Washington DC&#39;de düzenlenen &#34;Global Outlook Forum: Deglobalization and Fragmentation&#34; konulu panelde son yıllarda yaşanan küresel şokların ekonomilere ve para politikası yaklaşımlarına olan etkilerine ilişkin sorulara&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E2BC-5009D4-E464AC-8C7DCC-EECA03-0D430C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karahan, Institute of International Finance (IIF) tarafından Washington DC&#39;de düzenlenen &#34;Global Outlook Forum: Deglobalization and Fragmentation&#34; konulu panelde son yıllarda yaşanan küresel şokların ekonomilere ve para politikası yaklaşımlarına olan etkilerine ilişkin sorulara cevap verdi.Karahan, yaşanan son krizin temelde arz yönlü bir şok olduğundan yola çıkarak şunları söyledi:&#34;Gelişmeler geçici ve nisbi fiyat değişikliklerine mi yoksa daha kalıcı ve genele yayılan bir enflasyona mı sebep olacak? Bunun ayrımını yapabilmek, merkez bankaları için önem taşıyacak. Bu anlamda ücretler ve beklentiler üzerinde ikincil etkilerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de izlenmeyi gerektirecek.&#34;Öte yandan para politikası açısından beklentiler kanalı ve kur kanalının da önemine işaret eden Hatice Karahan, TCMB olarak Orta Doğu&#39;daki şok sonrası bu kanallardan gelebilecek yayılma etkilerini önlemek amacıyla proaktif bir politika duruşu sergileyerek önlem aldıklarını belirtti.Enflasyon üzerindeki potansiyel etkilerin Orta Doğu&#39;daki savaşın ne kadar süreceğiyle yakından ilişkili olduğunu ifade eden Karahan, &#34;Bu süreçte temkinli ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemeye devam edeceğiz. Sıkı parasal duruşa ilişkin aldığımız son kararlar, özellikle beklentileri çıpalamaya dair iletişim açısından da önem taşıyor.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 16 Apr 2026 09:30:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Petroldeki artış çarşı pazarı vurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/petroldeki-artis-carsi-pazari-vurdu-1868/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/petroldeki-artis-carsi-pazari-vurdu-1868/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1D9AFD-AC2A4E-6F3EEA-BE9D4E-1EFEC1-9C6A7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZ&nbsp;Küresel piyasalarda yükselen petrol fiyatları, Türkiye'de iğneden ipliğe tüm fiyatları yukarı çekmeye başladı. Özellikle akaryakıt üzerinden taşımacılık maliyetlerinin artması, çarşı pazarda etiketlerin hızla değişmesine yol açtı.Jeopolitik gerilimlerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1D9AFD-AC2A4E-6F3EEA-BE9D4E-1EFEC1-9C6A7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZ&nbsp;Küresel piyasalarda yükselen petrol fiyatları, Türkiye'de iğneden ipliğe tüm fiyatları yukarı çekmeye başladı. Özellikle akaryakıt üzerinden taşımacılık maliyetlerinin artması, çarşı pazarda etiketlerin hızla değişmesine yol açtı.Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle Brent petrolün yeniden yükseliş trendine girmesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon baskısını artırıyor. Uzmanlara göre petrol fiyatındaki her yüzde 10'luk artış, tüketici enflasyonunu yaklaşık 1 puan yukarı taşıyor.&nbsp;ULAŞTIRMA MALİYETLERİ ZİNCİRLEME ETKİ YARATIYORAkaryakıt fiyatlarındaki artışın en hızlı hissedildiği alan lojistik ve taşımacılık oldu. Nakliye maliyetlerindeki yükseliş, başta gıda olmak üzere temel tüketim ürünlerine doğrudan yansıyor.Sebze-meyveden temel gıdaya kadar birçok üründe fiyat artışlarının arkasında, artan mazot maliyetleri bulunuyor. Üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinde her halka maliyetini fiyatlara eklerken, bu durum çarşı ve pazarda hissedilen zam dalgasını büyütüyor.ENFLASYONDA YUKARI YÖNLÜ BASKI ARTIYOREkonomistlere göre petrol fiyatlarındaki yükseliş sadece doğrudan akaryakıt kalemiyle sınırlı kalmıyor. Ulaştırma, tarım ve sanayi üretim maliyetlerini artırarak geniş tabanlı bir enflasyon etkisi yaratıyor.Nitekim son analizler, petrol kaynaklı maliyet şokunun Türkiye'de enflasyonu %35-38 bandına taşıyabileceğini ortaya koyuyor.&nbsp;Akaryakıt harcamalarının tüketici sepetindeki payı sınırlı görünse de (yaklaşık %3), dolaylı etkiler çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Gıda, ulaştırma ve hizmet sektörlerinde maliyet artışı hızla fiyatlara yansıyor.&nbsp;VATANDAŞ DOĞRUDAN HİSSEDİYORArtan enerji maliyetleri sadece üreticiyi değil, doğrudan tüketiciyi de etkiliyor. Araç sahipleri daha pahalı yakıt alırken, toplu taşıma ve kargo ücretlerinde de artış gözleniyor.Benzer şekilde Avrupa'da da petrol fiyatlarındaki yükselişin ulaşım maliyetlerini enflasyonun üzerinde artırdığı görülüyor.&nbsp;ÇÖZÜM ARAYIŞLARI GÜNDEMDEHükümetin devreye aldığı "eşel mobil" sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın bir kısmı vergi üzerinden dengelenmeye çalışılsa da, küresel fiyat baskısı sürdükçe bu mekanizmanın etkisi sınırlı kalıyor.Uzmanlar, enerji fiyatlarındaki oynaklığın devam etmesi halinde çarşı pazardaki fiyat artışlarının süreceği ve enflasyonla mücadelenin zorlaşacağı görüşünde birleşiyor.Sonuç olarak: Petrol fiyatındaki yükseliş, yalnızca pompa fiyatlarını değil, sofradaki maliyeti de artırarak ekonominin geneline yayılan bir zam dalgasını tetikliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 16 Apr 2026 07:20:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tera'dan gayrimenkule erişimi kolaylaştıracak fon]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/teradan-gayrimenkule-erisimi-kolaylastiracak-fon-8506/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/teradan-gayrimenkule-erisimi-kolaylastiracak-fon-8506/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_93E0A4-78AE23-447860-64DB88-0A4E88-31155E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_93E0A4-78AE23-447860-64DB88-0A4E88-31155E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu'nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF'lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF'nin ilk projesi, İstanbul'un yükselen değeri Sancaktepe'deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir.&nbsp;Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, "Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF'mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF'nin diğer GYF'lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1'e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız" dedi.TN1'İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ&nbsp;Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.Toplam 250 milyar TL'yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy'ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: "Diğer GYF'ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF'ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak."&nbsp;TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR"Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz" diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: "Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor."Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen "Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar" dedi.&nbsp;ALIM-SATIM NASIL OLACAK?Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu'nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL'si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon'dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAKTera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu'nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: "TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak."&#39;KAZANAN YATIRIMCI OLACAK&#39;TN1&#39;in yatırımcılarından FCR GYO&#39;nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça &#34;Türkiye'de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen'in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor&#34; dedi.Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: &#34;Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul&#39;un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe&#39;deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey&#39;in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye&#39;de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.&#34;PROJE GYF'LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYORGayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014'te SPK'nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF'ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF&#39;ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80'ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF'ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin "can suyu" özelliği taşıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Apr 2026 14:16:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[IMF'den küresel resesyon uyarısı: Türkiye için beklenti nasıl?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/imfden-kuresel-resesyon-uyarisi-turkiye-icin-beklenti-nasil-3710/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/imfden-kuresel-resesyon-uyarisi-turkiye-icin-beklenti-nasil-3710/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0B046-2ED906-E2AE57-00A77D-3CBDCA-C90AC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />IMF&#39;nin Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, petrol, gaz ve gıda fiyatlarının bu yıl ve gelecek yıl keskin şekilde artmaya devam ettiği en kötü senaryoda, küresel büyümenin 2026&#39;da %2&#39;nin altına düşebileceği öngörüldü.Raporda, &#34;Bu durum, 1980&#39;den bu yana yalnızca&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0B046-2ED906-E2AE57-00A77D-3CBDCA-C90AC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />IMF&#39;nin Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, petrol, gaz ve gıda fiyatlarının bu yıl ve gelecek yıl keskin şekilde artmaya devam ettiği en kötü senaryoda, küresel büyümenin 2026&#39;da %2&#39;nin altına düşebileceği öngörüldü.Raporda, &#34;Bu durum, 1980&#39;den bu yana yalnızca dört kez yaşanan küresel bir resesyon için son derece kritik bir eşik anlamına gelir&#34; deniyor.En son küresel resesyon Covid-19 pandemisi sırasında yaşanmıştı.ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise BBC&#39;ye yaptığı açıklamada, &#34;İran&#39;ın Batılı başkentleri nükleer silahla vurması riskini ortadan kaldırmak için &#39;küçük bir ekonomik bedelin&#39; ödenmeye değer&#34; olduğu yorumunu yaptı.Altı hafta önce başlayan savaşta stratejik bir ticaret rotası olan Hürmüz Boğazı&#39;nın fiili olarak kapanması ve ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerinden sonuç çıkmamasıyla, enerji fiyatları hızla yükseldi.IMF, &#34;Küresel ekonomi bir kez daha - bu kez Ortadoğu&#39;daki savaş yüzünden - raydan çıkma tehdidiyle karşı karşıya&#34; dedi, ve küresel ölçekte bir yavaşlamaya sebep olabilecek en ağır senaryonun, petrol varil fiyatının bu yıl ortalama 110 doları, 2027&#39;de de 125 doları görmesi olacağını belirtti.Bu öngörüler dahilinde gelecek yıl enflasyonun yüzde 6&#39;lara çıkabileceği, bunun da merkez bankalarını, fiyat artış hızını yavaşlatabilmek için, faiz artırımına zorlayabileceği aktarıldı.IMF baş ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas BBC&#39;ye, çatışmanın uzamasının enflasyonu kontrolden çıkarabileceğini, işsizliği artırabileceğini ve bazı ülkelerde gıda güvensizliğine neden olabileceğini söyledi.Gourinchas, çatışma bugün sona erse bile, petrol arzı üzerindeki etkinin 1970 petrol krizindeki kadar büyük olabileceği uyarısını yaptı. 1970&#39;te petrol üreten Arap ülkeleri, Yom Kippur savaşında İsrail&#39;i destekleyen ABD ve diğer ülkelere ambargo uygulamıştı.Ancak IMF baş ekonomisti Gourinchas, dünyanın artık petrol ve fosil yakıtlara daha az bağımlı olması sayesinde, tüketiciler üzerindeki etkinin daha sınırlı olacağını da ekledi.İran&#39;daki savaş nedeniyle petrol fiyatları varil başına 120 doları gördü ancak daha sonra geriledi, ve Salı günü ham petrol varil fiyatı yaklaşık 98,85 dolardan işlem gördü.Petrol fiyatları, 28 Şubat&#39;ta savaş başlamadan önce 70 dolar seviyesinde işlem görüyordu.Ayrıca IMF, ağır koşulların iki yıl boyunca uzun sürmesi halinde resesyon riskinin daha da artacağına dikkat çekti.Fon, &#34;çatışma gelecek birkaç hafta içinde çözülür ve Ortadoğu&#39;da enerji üretimi ve ihracat yıl ortasına kadar normale dönmeye başlarsa, 2026 için küresel büyüme oranı %3,1 seviyesine gerileyebilir&#34; öngörüsünde bulundu.2026 için büyüme tahmini %3,3&#39;tü.IMF, gelecek yıl için %3,2 olan küresel büyüme tahmininiyse değiştirmedi.Türkiye&#39;ye dair beklentiler ne?IMF raporunda Türkiye&#39;nin 2026 yılı büyüme tahmininde %0.8&#39;lik bir düşüş öngörüldü; Ocak 2026&#39;da %4,2 olacağı tahmin edilen 2026 yılı büyüme öngörüsü, %3,4&#39;e çekildi.İndirime gerekçe olarak 2025&#39;te beklenenden daha zayıf ekonomik faaliyet ve yükselen petrol ve gaz fiyatlarının yarattığı baskı gösterildi.IMF 2027&#39;ye yönelik Türkiye tahminlerini de düşürdü; %4,1 olarak tahmin edilen 2027 büyüme öngörüsü, %3,5 olarak revize edildi.Enflasyon hakkında da tahminde bulunan Uluslararası Para Fonu, 2026&#39;da ortalama %28,6 olması beklenen enflasyonun, 2027&#39;de %21,4 seviyelerine düşeceğini öngördü.IMF, ekim ayında yayımlanan raporunda Türkiye&#39;nin 2026 enflasyonunu yüzde 24,7 olarak tahmin etmişti.İngiltere en çok etkilenecek gelişmiş ekonomi olabilirIMF&#39;nin tahminlerine göre dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında İran savaşı kaynaklı enerji şokundan en çok etkilenecek ülkeyse İngiltere.Fon İngiltere için 2026 yılı büyüme tahminini %1,3&#39;ten %0,8&#39;e düşürdü. Ancak ardından ülke ekonomisinin toparlanarak %1,3&#39;lük bir büyüme kaydedeceğinin tahmin edildiği eklendi.IMF tahminlerine göre Körfez&#39;deki petrol ihracatçısı ülkelerin bu yıl ekonomik büyümede keskin bir yavaşlama, hatta daralma yaşaması muhtemel.İran ekonomisinin bu yıl %6,1 küçüleceği; savaşın gelecek birkaç hafta içinde durması halinde 2027 yılındaysa %3,2&#39;lik bir toparlanma yaşayacağı öngörüldü.En büyük LNG tedarikçisi ülkelerden biri olan Katar da dahil olmak üzere bölge ülkeleri, İran füzeleri ve insansız hava araçlarının hedefi oldu.Dünyanın en büyük LNG rafinerisi olan Katar&#39;daki Ras Laffan da vurulan yerler arasında ve bir süre tam kapasiteyle faaliyete geçmesi beklenmiyor.BBC&#39;ye konuşan ABD Hazine Bakanı Bessent, ekonomik etkiden çok küresel güvenlik riskleri konusunda endişeli olduğunu söyledi.&#34;Londra&#39;ya bir nükleer silahın isabet etmesi durumunda küresel GSYH&#39;ye (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) ne olurdu diye düşünüyorum&hellip; Kısa vadeli tahminler beni uzun vadeli güvenlikten daha az endişelendiriyor.&#34;İran balistik füzelerinin Londra&#39;yı tehdit etmesi çok uzak bir ihtimal olarak görülüyor.Bessent, &#34;alabileceğiniz en büyük risk, farkında olmadığınız risktir&#34; dedi, ve ABD-İsrail saldırılarının, Batı ülkelerine yönelik İran kaynaklı nükleer saldırıların &#34;kuyruk riskini&#34; (gerçekleşme ihtimali çok düşük ancak gerçekleşmesi halinde etkileri çok büyük olabilecek risk) ortadan kaldırdığını savundu.IMF Katar ekonomisinin 2026&#39;da %8,6 daralacağını, ancak gelecek yıl %8,6&#39;lık bir büyümeyle yeniden toparlanacağını öngörüyor.Fon ayrıca, İran&#39;ın komşusu Irak&#39;ın da bu yıl savaştan ekonomik olarak etkileneceğini ve büyümenin %6,8 yavaşlayacağını tahmin ediyor. Ancak Irak ekonomisinin de 2027&#39;de %11,3&#39;lük bir büyümeyle toparlanması bekleniyor.IMF&#39;ye göre bir ülkenin ekonomik dayanıklılığı birden çok faktöre bağlı. Bunlar arasında enerji altyapısına verilen zarar, Hürmüz Boğazı&#39;na bağlılık ve alternatif ihracat güzergâhlarının varlığı var.Örneğin Suudi Arabistan&#39;ın, Basra Körfezi&#39;nden Kızıldeniz&#39;e uzanan ve günde 7 milyon varile kadar petrol taşıyabilen Doğu-Batı boru hattı bulunuyor.Raporda bu yıl Suudi Arabistan&#39;ın ekonomik büyümesi yavaşlayacak olsa da hâlâ %3,1&#39;lik büyüme öngörüldüğü, gelecek yılsa %4,5&#39;lik bir büyüme beklendiği belirtildi.IMF, &#34;önümüzdeki aylarda enerji üretimi ve sevkiyatının normale döneceği varsayımına dayanarak&#34; Ortadoğu&#39;daki petrol ihracatçılarının çoğunda gelecek yıl bir toparlanma beklendiğini aktardı.Ancak bu öngörüler çatışmanın gidişatına bağlı.Para Fonu, çatışmanın süresinin uzaması ve hasarın boyutunun yeniden değerlendirilmesi halinde bu varsayımın &#34;revize edilmesi gerekebileceği&#34; uyarısında bulundu.Çin nasıl etkilenecek?IMF, Çin ekonomisinin bu yılki büyüme öngörüsünü de %0,1 azaltarak %4,4&#39;e indirdi.2027 yılı için %4&#39;lük tahminini ise sabit tuttu.Petrol fiyatlarındaki artıştan faydalanan tek ülkeyse, IMF öngörülerine göre, Rusya.Rus ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl %1,1 büyümesi bekleniyor. Bu oran daha önce sırasıyla %0,8 ve %1 olarak öngörülmüştü.Rusya, dört yıldan uzun bir süre önce Ukrayna işgaline başladıktan sonra bir dizi ekonomik yaptırıma maruz kalmıştı.Mart ayındaysa ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarının yükselmesiyle Rus petrolünün ticaretine yönelik kısıtlamaları kaldırdı.Avrupa Birliği Komisyonu&#39;nun Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis, Rusya&#39;nın &#34;bu savaşın kazananı olarak çıkmaya başladığını&#34; söyleyerek, yaptırımları gevşeten ülkelere uyarıda bulunmuştu.Washington&#39;daki IMF zirvesi kapsamında düzenlenen bir etkinlikte konuşan Dombrovskis, &#34;Enerji fiyatları yüksek ve bu Rusya&#39;nın savaş makinasına ek gelir sağlıyor. Şu an Rusya&#39;ya baskıyı azaltma zamanı değil&#34; dedi.Dombrovskis ayrıca İran petrolünün 140 milyon varillik kısmına yönelik yaptırımların 30 günlüğüne geçici olarak kaldırıldığı belirtti.Trump ise İran&#39;ın ihracatını durdurmak amacıyla İran limanlarına yönelik ambargo başlattı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Apr 2026 12:58:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasaları Hürmüz Boğazı'na dair beklentilerle yön aradı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalari-hurmuz-bogazina-dair-beklentilerle-yon-aradi-6386/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalari-hurmuz-bogazina-dair-beklentilerle-yon-aradi-6386/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_111A1B-2A04CB-A185AD-CA85AA-C52411-9C8A0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beyaz Saray&#39;ın 8 Nisan&#39;daki açıklamasında, İran&#39;ın ateşkesi ve Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılmasını kabul ettiği belirtilerek ABD yönetiminin daha geniş kapsamlı bir barış anlaşması için müzakereleri sürdürdüğü kaydedildi.Buna karşın piyasalarda oluşan&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_111A1B-2A04CB-A185AD-CA85AA-C52411-9C8A0A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Beyaz Saray&#39;ın 8 Nisan&#39;daki açıklamasında, İran&#39;ın ateşkesi ve Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılmasını kabul ettiği belirtilerek ABD yönetiminin daha geniş kapsamlı bir barış anlaşması için müzakereleri sürdürdüğü kaydedildi.Buna karşın piyasalarda oluşan genel algı, ateşkesin ilk şoku hafiflettiği ancak enerji arz güvenliğine ilişkin riskleri tamamen ortadan kaldırmadığı yönünde şekillendi.Hürmüz Boğazı&#39;nın küresel petrol ticaretinin yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz ve rafine ürün akışı açısından da kritik önemde olması, yatırımcıların bu süreci temkinli fiyatlamasına neden oldu.Hafta içinde barış görüşmelerine ilişkin iyimserlik güç kazanırken sigorta ve navlun maliyetleri ile fiili geçiş kapasitesine ilişkin belirsizliklerin sürmesi enerji piyasalarında aşağı yönlü hareketi sınırladı.Bununla birlikte emtia piyasalarında ateşkes haberi ilk aşamada rahatlama yaratsa da fiyatlamalar kısa sürede taraflardan gelen çelişkili haber akışlarının etkisiyle dengeyi bulmaya çalıştı.Özellikle enerji altyapısındaki hasarın boyutu, Boğaz geçişlerinin hangi hızla normale döneceği ve üretim kayıplarının ne kadar sürede telafi edileceğine ilişkin soru işaretleri, emtia piyasalarında risk priminin tamamen çözülmesini engelledi.Analistler, ateşkesin kalıcı bir siyasi çözüme dönüşmesi halinde enerji tarafında daha belirgin rahatlama görülebileceğini ancak mevcut aşamada bunun için erken olduğunu ifade etti.- Merkez bankalarının mesajları ve makroekonomik veriler fiyatlamalarda etkili olduBüyük merkez bankalarından gelen mesajlar ile açıklanan makroekonomik veriler de emtia piyasalarındaki fiyatlamalarda etkili oldu.ABD Merkez Bankasının (Fed) 8 Nisan&#39;da yayımladığı 17-18 Mart tarihli toplantı tutanakları, enerji kaynaklı fiyat baskılarının enflasyon görünümü açısından risk oluşturmaya devam ettiğini ortaya koydu.Tutanaklarda, enerji şokunun manşet enflasyondan çekirdek enflasyona geçiş ihtimalinin değerlendirildiği ve bazı üyelerin gerekmesi halinde daha sıkı para politikası seçeneğine açık yaklaştığı görüldü.Avrupa Merkez Bankası (ECB) cephesinde de enerji arzındaki bozulmanın boyutu ve kalıcılığına bağlı olarak daha sıkı bir politika duruşunun gündeme gelebileceğine yönelik mesajlar öne çıktı.Çin Merkez Bankasının (PBoC) ise ilave faiz indirimi beklentilerini zayıflatan, zorunlu karşılık gibi likidite araçlarını öne çıkaran bir çerçevede izlendiği görüldü. Bankanın altın alımlarını sürdürmesi de değerli metaller tarafında destekleyici unsurlar arasında yer aldı.Makroekonomik veri tarafında ABD&#39;de mart ayı enflasyonu yıllık bazda yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kalırken aylık bazda yüzde 0,9 arttı. Verinin alt kalemleri, fiyat baskılarında enerji maliyetlerinin etkili olduğunu gösterdi.ABD&#39;de şubat ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi de fiyat baskılarının enerji şoku öncesinde tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti. PCE aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 2,8 artarken, çekirdek PCE yıllık yüzde 3 oldu. Tüketim harcamaları da aylık yüzde 0,5 yükseldi.New York Fed&#39;in tüketici beklentileri anketinde 1 yıl sonrası enflasyon beklentisinin yüzde 3,4&#39;e, benzin fiyatı beklentisinin ise yüzde 9,4&#39;e çıkması, enerji kaynaklı baskıların beklenti kanalı üzerinden de izlendiğini gösterdi.Çin&#39;de martta Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık bazda yüzde 0,5 artarak uzun süredir devam eden düşüş eğilimini sonlandırdı.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,34 seviyesini görürken dolar endeksi haftalık bazda yüzde 1,4 gerileyerek 98,6 seviyesine indi.- Değerli metaller pozitif seyrettiDeğerli metallerde geçen hafta fiyatlamalarda, ABD-İran hattındaki ateşkes süreci, dolar endeksindeki gerileme ve ABD&#39;de enflasyon görünümüne ilişkin beklentiler etkili oldu. Jeopolitik tansiyondaki görece düşüş güvenli liman talebini zayıflatırken doların değer kaybetmesi ve faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi değerli metallerde yükselişi desteklediHaftanın başında, jeopolitik gerilimin enerji fiyatlarını artırarak enflasyonu besleyebileceği ve bunun Fed&#39;in faiz indirimlerini geciktirebileceği endişesiyle değerli metaller baskı altında kaldı. Altın, gümüş, platin ve paladyumda satışlar görüldü.Hafta ortasında ise yön yeniden yukarı döndü. ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes sağlandığına ilişkin haber akışı sonrası petrol fiyatlarının gerilemesiyle azalan enflasyon beklentileri ve dolar endeksinin zayıflaması, değerli metalleri destekledi.Bu süreçte altınla birlikte gümüş, platin ve paladyumda da sert yükselişler görüldü. Fiyatlamalarda, enerji maliyetlerinin düşmesinin enflasyon baskısını hafifletebileceği ve bunun Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin beklentileri yumuşatabileceği düşüncesi etkili oldu.Haftanın ikinci yarısında ise piyasalar daha temkinli bir görünüme geçti. Ateşkesin kalıcılığına ilişkin soru işaretleri sürerken taraflardan gelen çelişkili mesajlar ve ABD&#39;de açıklanan makroekonomik veriler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Çin Merkez Bankasının altın alımlarını sürdürmesi de altın fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı.Paladyumda ise Rusya&#39;ya yönelik olası ticari önlemler, arz endişelerini artırarak fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,1, platinde yüzde 2,7, paladyumda yüzde 1 ve altında yüzde 1,6 arttı.- Baz metallerde talep beklentisi ve arz görünümü öne çıktıBaz metallerde ise fiyatlamalarda, arz görünümüne ilişkin gelişmeler ile enerji maliyetlerinin seyri etkili oldu.ABD ile İran arasındaki ateşkes sürecine ilişkin haber akışıyla enflasyon görünümündeki iyileşme, talep beklentilerini destekleyerek fiyatlar üzerinde yukarı yönlü etki yarattı.Analistler, bakır piyasasında Panama&#39;daki kapalı Cobre Panama madeninde stoklanmış cevherin işlenmesine izin verilmesinin arz tarafında ek hacim beklentisini güçlendirdiğini belirtti.Buna karşın Çin&#39;in rafine bakır ithalatındaki zayıf seyir ve yüksek stok seviyeleri, talep görünümünü baskılayarak fiyatlardaki yükselişi sınırladı.Nikel piyasasında ise çevresel ve sosyal risklerin yanı sıra üretim tarafındaki belirsizlikler izlendi.Analistler, nikel madenciliğinde ormansızlaşma ve insan hakları kaynaklı risklere karşı yatırımcı baskısının arttığını, bunun özellikle Endonezya ve Filipinler merkezli arz zincirinde maliyetleri yükseltebileceğini kaydetti.Bu gelişmelerle baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar, bakırda yüzde 3,1, çinkoda yüzde 2, alüminyumda yüzde 1,3 ve nikelde yüzde 1 artarken, kurşunda yüzde 1,1 düşüş görüldü.- Enerji grubunda Hürmüz Boğazı etkisi izlendiEnerji piyasalarında da ABD-İran hattındaki ateşkes süreci, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki akışın ne ölçüde normale döneceğine ilişkin haber akışı ve arz güvenliğine dair endişelerle dalgalı bir seyir izlendi.Haftanın ilk günlerinde savaş kaynaklı arz riski petrol ve doğal gaz fiyatlarını desteklerken, hafta ortasında ateşkes haberleriyle vadeli piyasalarda geri çekilme görülse de fiziki piyasalarda arz sıkışıklığının sürmesi düşüşü sınırladı.Analistler, petrol piyasasında yatırımcıların odağında, ateşkes sonrası oluşan beklentiler ile sahadaki fiili sevkiyat kapasitesi arasındaki farkın bulunduğunu belirtti.OPEC+ mayıs ayı için üretimi artırma kararı alsa da boğaz trafiğindeki aksaklıklar bu artışın piyasaya kısa sürede tam yansımasını engelledi.ABD&#39;nin Stratejik Petrol Rezervi&#39;nden piyasaya 8,48 milyon varil ham petrol ödünç vermesi de arzı desteklemeye yönelik adımlar arasında yer aldı.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 13,7, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 5,4 geriledi.- Tarım emtialarında jeopolitik risklerin yansımaları etkili olduTarım emtia piyasalarında ise fiyatlamaların ana eksenini, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin enerji ve gübre maliyetleri üzerinden tarımsal ürünlere yansıması ile ABD Tarım Bakanlığının (USDA) raporları oluşturdu.Soya fasulyesinde, Çin&#39;in hayvan yeminde soya küspesi kullanımını azaltmaya dönük adımları talep görünümünü baskılayan unsur olarak öne çıktı.USDA&#39;nın nisan ayı Küresel Tarımsal Arz ve Talep Tahminleri raporunda (WASDE) 2025-2026 sezonu için soya tahmini 2,575 milyar kileden 2,610 milyar kileye çıkarken ihracat tahmini 1,575 milyar kileden 1,540 milyar kileye indi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 1 artarken, pirinçte yüzde 3,9, buğdayda yüzde 4,7 ve mısırda yüzde 2,5 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 6,3 ve kahvede yüzde 0,3 artarken, şekerde yüzde 7,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,5 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Apr 2026 12:05:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-kuresel-ticaretin-merkez-ulkelerinden-biri-oluyor-1718/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-kuresel-ticaretin-merkez-ulkelerinden-biri-oluyor-1718/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_694F08-302CE1-0EC85B-695AA6-9CDB05-165E5C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15'inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor."Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_694F08-302CE1-0EC85B-695AA6-9CDB05-165E5C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15'inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor."Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası" temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti.&nbsp;Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu'nun üstlendiği zirvenin açılışında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır konuştu.Dünyada çok büyük değişimler yaşandığını söyleyen Kacır, "Küreselleşme, serbest ticaret, liberalleşme yerini korumacılığa, yerinde üretime ve dostlardan temine bırakıyor. Çin şimdi tek başına AB ekonomisini geride bırakıyor. Önceki düzenin getirdiği sonuçlar, yeni düzenin nedenleri haline geldi. Özellikle pandemi ile dünyanın bütün coğrafyalarında korumacılık ön plana çıktı. Küresel ekonominin ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor. Türkiye&#39;yi bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun da getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.Üretim gücünü artıracak adımlar atılacakTürkiye'nin pek çok alanda üretim kabiliyetinin arttığına değinen Kacır, "Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar otomotiv, 32 milyar dolar kimya, 29 milyar dolar makine ihracatı olan bir ülke. Askeri insansız hava aracı küresel pazarın 3'te ikisi Türkiye'nin elinde. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa'da bir numara, dünyada ikinci sırada. Türkiye, Avrupa ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla üretim gücümüzü artırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık yatırım programımız var. Şimdiye dek elektrikli araçlar, batarya, yarı iletkenler, veri merkezi, yapay zeka, rüzgâr enerjisi, Ar-Ge, kuantum ve endüstriyel robot gibi başlıklarda dokuz çağrıya çıktık ve bu çağrıların hepsinden de adım adım neticeler almaya başladık." ifadelerini kullandı.&nbsp;&nbsp;"Savunma sanayinde gelecek 50 yılı planlıyoruz"Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi alanında Türkiye'nin önemli bir seviyeye geldiğini belirterek, şöyle konuştu:"2000&#39;li yılların başından itibaren savunma sanayinde yeni bir bakış açısıyla milli ve özgün üretimi önceliklendirerek savunma sanayinde yepyeni bir başarı hikayesi inşa ettik. 23 yıl öncesine döndüğümüzde Türkiye&#39;de tüm savunma ve havacılık sektörümüzün yılda 1 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük taşıdığını görürken, şimdi yılda 20 milyar doların üzerinde bir satış geliri elde ediyor. Bin 400'den fazla Ar-Ge projesi devam ediyor. 150 milyar dolara yakın sözleşme büyüklüğüyle gelecek 50 yılı planlıyoruz. Türk savunma sanayii pek çok unsurda dünyadaki ilk beş ülke arasına girmeyi başardı."Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt: "Tarifelerin gelişigüzel bir silah olarak kullanıldığını görüyoruz"Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, zirvenin ikinci günü açılışında yaptığı konuşmada, küresel ticaret düzeninde köklü bir dönüşüm yaşandığını belirterek, özellikle tarifelerin giderek daha fazla siyasi ve stratejik bir araç olarak kullanıldığına dikkat çekti.Thorning-Schmidt, son dönemde yüksek gümrük tarifelerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir baskı unsuru haline geldiğini vurgulayarak, "Tarifelerin gelişigüzel bir silah olarak kullanıldığını görüyoruz. Elbette ki eski Danimarka Başbakanı olarak bunu son derece açık ve net bir şekilde gördüm. Özellikle Donald Trump Grönland'ı istediğinde, Danimarka'yı destekleyen ülkelere tarifeleri artırma tehdidinde bulundu. Bu, tarifelerin bir müzakere aracı olarak nasıl kullanıldığına dair son derece tipik bir örnek." dedi.Konuşmasında Ortadoğu'daki gelişmelere de değinen Helle Thorning-Schmidt, İran ile ilgili son ateşkes sürecinin son derece kırılgan olduğuna işaret ederek kalıcı bir barış ihtimaline temkinli yaklaştığını dile getirdi. Thorning-Schmidt, özellikle İsrail'in öngörülemez politikalarının istikrarsızlığı artırdığını ifade etti.Çatışmaların yalnızca siyasi ve askeri sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda derin insani ve ekonomik etkiler yarattığını vurgulayan Thorning-Schmidt, savaşların siviller üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu ve milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilediğini kaydetti."Yeni dünya düzeninin inşasında Türkiye kilit aktörlerden biri"Küresel sistemde yaşanan dönüşüm sürecinde Türkiye'nin stratejik konumuna dikkat çeken Thorning-Schmidt, şöyle devam etti:"Şu andaki ortama baktığımızda hem zorluklar hem fırsatlar bir arada. Bunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki Türkiye de bu açıdan bölgede çok özel bir konuma sahip. Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü görevi gören kritik coğrafi ve jeopolitik konumu, Türkiye'yi önemli bir merkez ve bu bölgeler arasında bir koridor haline getiriyor. Üretim, enerji ve ticari bağlantısallığın sağlanmasının yanı sıra Türkiye'nin en önemli işlevlerinden biri de bir NATO üyesi olarak bölgede barışın tesisine yönelik önemli sorumluluklar üstlenmesi. Körfez ve Orta Doğu krizlerinde bu rolün ne kadar kritik olduğunu gördük ve görüşmeler sırasında da bunu gözlemledik. Türkiye'nin umut ediyorum ki bu konumu ve önemi devam edecektir. Çünkü hem NATO üyesi olması hem de bölgeler arasında köprü görevi görmesi, bu alanda atacağı adımları daha da önemli kılıyor."Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında bir köprü olmaya devam edeceğini belirten Helle Thorning-Schmidt, sözlerini şöyle tamamladı:"Sistemsel olarak baktığımızda yeni bir dünya sistemi, yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bunun nasıl bir düzen olacağına dair henüz net bir çerçeve yok. Ancak bu dönüşüm sürecinin başladığı açık. Bu süreçte birlikte hareket etmek zorundayız. Avrupa Birliği, Türkiye ve NATO arasındaki iş birliğini göz ardı edemeyiz. Türkiye'nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında köprü rolü her zaman önemini koruyacaktır. Tüm bunları düşündüğümüzde Türkiye'nin kilit bir rol üstlendiğini inkâr edemeyiz."Yeni nesil yatırım bankası vizyonu&nbsp;Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, zirvenin ikinci gününde açılışta yaptığı konuşmada, UEZ'in Türkiye iş dünyasının en güçlü buluşma noktalarından birisi olduğunu vurguladı. Sarpyener, "Burada üretilen fikirler salonda kalmıyor. Şirketlerin stratejilerine, sektörlerin rotasına, ülke politikalarına yön veriyor. Tera olarak bu zirvenin ana sponsoru olmak bizim için büyük bir onur. Çünkü biz de Türkiye ekonomisinin gücüne inanan ve bu inancı yatırıma dönüştüren bir grubuz. Tera, finans temelli ve teknolojiyle ölçeklenen bir yatırım platformu. 3 holding, 25 şirket, 5 halka açık şirket ve yaklaşık 1600 kişilik bir ekosistem. Aracı kurumluktan yatırım bankacılığına, portföy yönetiminden faktoringe, sigortadan teknolojiye, tarım ve gayrimenkule uzanan geniş bir faaliyet alanında değer üretiyoruz. Rakamlarla konuşmak gerekirse, yönettiğimiz varlıklar 5 milyar doları aştı. 200 bine yakın yatırımcıya hizmet veriyoruz. Şirketleri sermaye piyasalarıyla buluşturarak büyümelerine destek olduğumuz halka arzlarda yarım milyar dolar büyüklüğü geçerek bu alanda ilk üçte yer alıyoruz. Bu yılın başında 22 günde 7,2 milyar liralık 4 halka arzı tamamladık. 1,2 milyon tekil yatırımcıya ulaştık. Türkiye'den dünyaya açılan yeni nesil yatırım bankası vizyonumuzla hayata geçirdiğimiz Tera Bank&#39;ın aktif büyüklüğü sadece bir yılda 10 kattan fazla artarak 28 milyar liraya ulaştı." dedi.Türkiye, küresel sermayeyi çekebilecek güce sahipDünyanın son kırk yılın en ağır jeopolitik sınavlarından birini verdiğini anlatan Emir Münir Sarpyener, şöyle konuştu:"İran savaşı, küresel ekonominin denklemlerini bir gecede değiştirdi. Havayolu rotaları değişti, lojistik maliyetleri tırmandı, gübre fiyatlarındaki sıçrama küresel tarımı tehdit ediyor. Avrupa&#39;dan Asya&#39;ya, Afrika&#39;dan Amerika&#39;ya her ekonomi bu dalgayı hissediyor. Türkiye, bu krizde hem ABD hem de İran ile doğrudan diyalog kurabilen sayılı ülkelerden biri. Ateşkes müzakerelerinde aktif arabuluculuk yürütüyor. Bu diplomatik ağırlığın ekonomik karşılığı büyük. Körfez sermayesi yeni güvenli limanlar arıyor ve çok iyi biliyoruz ki Türkiye bu sermayeyi çekebilecek siyasi iradeye, altyapıya, insan kaynağına ve kurumsal çerçeveye sahip. Savaş sonrası yeniden inşa süreçlerinde çimentodan çeliğe, lojistikten enerjiye Türkiye&#39;nin kapasitesi öne çıkacak. Biz iş dünyası olarak bu süreçte üstümüze düşeni biliyoruz. Üretmeye, yatırım yapmaya, Türkiye&#39;nin hikâyesini dünyaya anlatmaya devam edeceğiz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Apr 2026 12:42:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta tüm yatırım araçları değer kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-deger-kazandi-3824/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-deger-kazandi-3824/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3CEC30-0B1D46-C0A85F-80A936-A2F17C-04D2CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.876,31 puanı ve en yüksek 14.073,79 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 8,79 üstünde, 14.073,79 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,28 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3CEC30-0B1D46-C0A85F-80A936-A2F17C-04D2CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.876,31 puanı ve en yüksek 14.073,79 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 8,79 üstünde, 14.073,79 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,28 artışla 6 bin 858 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,27 yükselişle 46 bin 199 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 231 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 2,28 artarak 11 bin 487 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,15 artarak 44,6590 lira, avro yüzde 1,69 yükselişle 52,4150 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,42, emeklilik fonları yüzde 2,73 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar, yüzde 4,19 ile &#34;hisse senedi fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Apr 2026 06:36:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yastık altında 640 milyar dolar var]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yastik-altinda-640-milyar-dolar-var-4407/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yastik-altinda-640-milyar-dolar-var-4407/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3BC039-6723CD-1602B4-E29BC9-A79514-E7A476.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYHazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı zirvede küresel ekonomi, jeopolitik riskler, Türkiye'nin makroekonomik görünümü ve dezenflasyon programına ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Gramsci'nin "Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor"&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3BC039-6723CD-1602B4-E29BC9-A79514-E7A476.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYHazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı zirvede küresel ekonomi, jeopolitik riskler, Türkiye'nin makroekonomik görünümü ve dezenflasyon programına ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Gramsci'nin "Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor" sözüyle atıfta bulunarak dünyadaki büyük kırılmalara dikkat çeken Şimşek, Türkiye'nin içinden geçtiği ekonomik dönüşüm sürecini detaylandırdı.SİSTEMDE OLSA KIRILGANLIK ÇOK DAHA AZ OLURDUBakan Şimşek'in konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri vatandaşın yastık altı yatırımları oldu. Güven unsuru ve savaş dönemlerindeki döviz talebine değinen Şimşek, şu ifadeleri kullandı:"Bugün bir çalışma okudum, vatandaşlarımızın yastık altındaki döviz ve altın miktarı tahmine göre 640 milyar dolar civarında. Tabii bu sistemde olsa, sistemin kırılganlığı çok daha az olurdu. Vatandaşlarımızın altına olan ilgisi tarihi bir ilgi. Ancak bu devasa kaynak maalesef sistem dışında olduğu için, Türkiye'de sermaye piyasaları ve bankacılık sistemi büyüklük itibarıyla aslında olduğundan daha zayıf görünüyor."&nbsp;TÜRKİYE ŞOKLARA KARŞI ARTIK DAHA DAYANIKLIPetrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve bölgedeki çatışmaların Türkiye'ye etkilerini de değerlendiren Bakan Şimşek, uygulanan yeni ekonomik programın rüştünü ispat ettiğini belirtti. The Economist dergisinin analizlerine de atıf yapan Şimşek, Türkiye'nin tamponlarının yüksek ve temellerinin sağlam olduğunu dile getirdi. Şimşek, "Eğer çok büyük bir şok yaşansa, faizlerde önemli bir artış ya da büyümede düşüş olsa bile kamu borcunun milli gelire oranı çok rahat bir şekilde %30'un altında kalabiliyor. Toplam borçluluğumuz düşük, şokları en az zararla atlatacağız" diye konuştu.ENFLASYONLA MÜCADELE VE PETROL ETKİSİProgramın temel önceliğinin "hayat pahalılığıyla mücadele" olduğunun altını çizen Şimşek, savaşın dezenflasyon sürecine etkilerini rakamlarla anlattı. Yılın geri kalanı için petrol beklentilerinin 81 dolar bandında olduğunu, bunun enflasyona yaklaşık 3 puanlık bir yukarı yönlü etki yaratabileceğini aktaran Bakan, Eşel Mobil sistemi ve bütçe feragatlarıyla bu etkinin 1.1 puan seviyesiyle sınırlandırıldığını vurguladı. Şimşek, dezenflasyon programının hedeflerinden sapmadığını, ancak bölgesel gerilimler nedeniyle programın üçüncü aşamasının tamamlanması için öngörülen sürenin 1.5-2 yıldan, 2-2.5 yıla uzayabileceğini ifade etti.HİÇBİR KRİZİ HEBA ETMEMELİYİZKonuşmasının son bölümünde Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve yapısal reform vizyonuna odaklanan Bakan Şimşek, kriz dönemlerinin aynı zamanda değişim fırsatları sunduğunu belirtti. Türkiye'nin enerjideki 1.1 trilyon dolarlık dışa bağımlılık faturasını düşürmek için yenilenebilir enerjiye yöneldiğini ifade eden Şimşek, sanayide istihdam yoğun sektörlerden yüksek teknolojiye geçiş yapılacağını vurguladı. Bu kapsamda HIT 30 ve YİTAK (Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi) programlarıyla 284 adet stratejik teknoloji ürününe güçlü finansman desteği sağlanacağını ve Türkiye'nin özellikle 5G ile siber güvenlik alanlarında kapasitesini artıracağını duyurdu.DEMİRYOLU YATIRIMLARINA ÖNCELİK VERECEĞİZTürkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirecek yapısal reformlara ve yeşil dönüşüm vizyonuna da değinen Bakan Şimşek, ulaştırma ve altyapı politikalarında yeni dönemin rotasını çizdi. Kriz dönemlerinin aynı zamanda bölgesel entegrasyon imkanlarını artırmak için birer fırsat sunduğuna dikkat çeken Şimşek, kapsamlı bir reform gündemiyle hareket ettiklerinin altını çizdi. Ülkenin sanayi altyapısının kişi başına düşen milli gelire oranla güçlü olduğunu ancak katma değer zincirinde daha yukarılara çıkmak için dijital ve yeşil dönüşümün şart olduğunu belirten Bakan Şimşek, bu dönüşümün en önemli ayaklarından birinin ulaşım ağı olacağını vurguladı.Türkiye'nin son 20 yılda genel altyapıya çok büyük yatırımlar gerçekleştirdiğini hatırlatan Şimşek, odak noktasının raylı sistemlere kayacağının sinyalini vererek, "Şimdi demiryollarına yatırım yapacağız ki lojistik ve karbon ayak izi açısından avantaj sağlayalım" ifadelerini kullandı. Bu stratejik yönelimle birlikte, hem sanayicinin tedarik zincirindeki lojistik maliyetlerinin ve dışa bağımlılığın düşürülmesi hem de küresel ticarette giderek daha fazla önem kazanan sıfır emisyon ve karbon ayak izi kriterlerine güçlü bir şekilde uyum sağlanması hedefleniyor.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, "Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek" dedi.&nbsp;"Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık""Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz" diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:"Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye'nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023'te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3'ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye'nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.""ABD, Çin&#39;in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu"Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise "Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği" başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı.Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:"2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin&#39;in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından&hellip;Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu."Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti.&nbsp;Avrupa'nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, "Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum." dedi.Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.irvede konuşan Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi&nbsp;ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, savaş döneminde merkez bankalarının yürütecekleri süreç ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.Kara, dünyanın geçirdiği dönüşümün kurumlara da yansıdığını belirterek, "Bunu sembolü de merkez bankaları. Böyle dönemlerde yüksek borçluluklar ve tartışmalar büyüyecek. ABD'de Tramp merkez bankası başkanını görevden almaya çalışıyor ama yasalar buna izin vermiyor. Bu demek değil ki hep böyle kalacak. Gelişmiş ülkeler ve dünya Türkiye'yi takip ediyor. Bizim yaşadığımız süreç diğerlerinin de başına geliyor. Merkez Bankaları ülkenin stratejik hedeflerini de gözeten kurumlar haline gelecek. Savaş ortamında kutuplaşma ve içe kapanma dönemi var. Merkez bankaları da geleneksel araç bağımlılığı için de biraz daha finansal istikrara odaklanıyorlar. Ülkelere gelecek şokları bertaraf edecek ağ kurmak ve ülkenin stratejik hedefleri ile uyumlu olmak zorunda kalıyorlar. ABD merkez bankası hala eski usul devam ediyorlar ama bu değişecek. Yeni ABD merkez bankası başkan ile ABD'de çizgi dışı geleneksel olmayan tarza doğru gidecek. Bu süreçte merkez bankaları enflasyon hedefinde de ısrar etmeyecekler. Enflasyon hedefi gelişmiş ülkelerde yüzde 2. Savaş ile birlikte sanki bu yüzde 2 hedefi uzun süre yüksek bir seviyede tolere edilecek. ABD'de yüzde 3 yeni normal olabilir. Bu da küresel ölçekte uzun vadeli faziler yüksek kalmaya devam edecek" dedi.Enflasyon ile ilgili iyimser değilimMerkez bankalarının tek başına dünyayı kurtaramayacağına dikkat çeken Kara şöyle devam etti: "Maliye politikaları da önemli. Türkiye örneğinde enflasyon ile mücadele hızlı başlayabilirdi. Öyle olsaydı daha düşük bir enflasyon ile girilebilirdik savaşa. Bu yapılmadı. Ekonomi dışı aktörler ekonomiyi domine etmeye başladı. Türkiye göründüğünden dayanıklı ama uzun vadeli planlar yapabilen ülke değiliz. Ama hasar yönetiminde iyiyiz. Bunu kanıtladık. Enflasyon uzun vadeli bir planlama gerektirir ve stratejik bir şeydir. Enflasyonda ilişkin iyimser olamıyorum. Bu tek haneli enflasyona giden yolu içselleştirilmediğine inanıyorum ama dayanıklılık, büyüme ve manevra alanları konusunda iyimserim."Türkiye'nin bu kur rejiminden çıkması gerekiyorKur konusunda da görüşlerini paylaşan hakan Kara, dış şoklar nedeni ile reel kurun tahmin edilenden daha fazla değerlendirmek zorunda kaldığını söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Apr 2026 12:57:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Stopajda artış ve indirim, gündemimizde değil"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/stopajda-artis-ve-indirim-gundemimizde-degil-299/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/stopajda-artis-ve-indirim-gundemimizde-degil-299/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56D544-3E4D8A-34C46F-8A4D97-5AB276-023EEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın, özellikle Hürmüz Boğazı&#39;nın üretim ve tedarik merkezi olması nedeniyle küresel ekonomiyi derinden etkilediğine işaret eden Şimşek, &#34;Ateşkese varılmış olması memnuniyet&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56D544-3E4D8A-34C46F-8A4D97-5AB276-023EEB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın, özellikle Hürmüz Boğazı&#39;nın üretim ve tedarik merkezi olması nedeniyle küresel ekonomiyi derinden etkilediğine işaret eden Şimşek, &#34;Ateşkese varılmış olması memnuniyet verici ve inşallah bu süreç suhuletle tamamlanır. Fakat bu şekliyle bile dursa tedarik zincirindeki kırılmaların kriz öncesi seviyelere geri dönmesi, ürüne göre farklılaşmakla birlikte büyük ihtimalle aylar alacak.&#34; diye konuştu.Şimşek, bu risklerin etkisiyle küresel enflasyon beklentilerinin yükseldiğini aktararak, &#34;Küresel enflasyonun yükselmesi riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü maliyetler artıyor, ham madde fiyatları artıyor.&#34; ifadesini kullandı.Enflasyon beklentileri yükseldiğinde küresel finansal koşulların sıkılaştığına ve küresel büyümeye ilişkin tahminlerin aşağı yönlü risk taşıdığına dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Risk iştahının azalması, birçok gelişmekte olan ülkeden fon çıkışını tetikliyor. Doların güçlenmesi bu dönemde önemli. Dolayısıyla büyük resme baktığınız zaman eğer bu şok devam ederse, ateşkes şu anda sağlandı ama bozulursa, petrol fiyatının 118 dolar veya üstü olması, onunla ilişkili doğal gaz, diğer ham madde fiyatları, büyük ihtimalle küresel büyümede düşüş, küresel enflasyonda yükseliş, stagflasyon, küresel resesyon riskini bile içerir. Umarım ateşkes sürdürülür, nihai bir anlaşma yapılır. Bu durumda da hızla küresel ekonomideki beklentiler olumluya döner ki şu anda baz senaryo o. Körfez&#39;de etkilenen tesislerin tadilatı, yeniden işlevsel hale gelmesi biraz zaman alsa da hızlı şekilde bence fiyatlara yansır. Nitekim dün de gördünüz. Onun için burada önemli olan bu ateşkesin devamıdır. Bununla birlikte tekrar o tedarik zincirlerinin inşasıdır.&#34;Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin makroekonomik temellerinin genel olarak sağlam olduğunu bildirerek, &#34;Ortalık yatışınca hangi ülkenin hikayesi var, hangi ülkenin makroekonomik politikaları sağlıklı, hangi ülkenin temel dengeleri yani bütçe dengesi, dış denge gibi hususları güçlü. Buralara bakılacak. Türkiye&#39;de risk fiyatlaması dün çok çarpıcı şekilde indi. Bu şu demektir: Aslında fiyatlanan Türkiye&#39;ye özgü bir husus değil. Türkiye&#39;nin makroekonomik temellerine bakış oldukça olumlu ama sonuçta bu önemli bir şok ve bu şokun hem bölgede hem de küresel olarak etkileri fiyatlanıyor. Onun için burada risk iştahının tekrar dönme ihtimali yüksek.&#34; değerlendirmesinde bulundu.- &#34;Geçen sene rüşdümüzü ispat ettik&#34;Türkiye&#39;nin şokları yönetme kapasitesinin iyi olduğuna işaret eden Şimşek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Geçen sene rüşdümüzü ispat ettik. Geçen sene gerek içeride gerek dışarıda çok önemli şoklar yaşandı. Bölgesel anlamda baktığımız zaman 12 günlük savaş var. Belki bugünkü gibi etkili olmadı ama o da önemliydi, ticaret savaşları mesela risk iştahını çok etkiledi, büyük bir belirsizlik yarattı. Geçen sene kuraklık şokuyla karşı karşıya kaldık. Hatta zirai don şokuyla karşı karşıya kaldık. Listeyi kabartabiliriz ama geçen sene bu program bütün bu şoklara karşı rüşdünü ispat etti. Bir taraftan da aslında bizim şokları yönetme kapasitemizin gerçekten güçlü olduğunu ortaya koydu.&#34;- &#34;Piyasaların sağlıklı işleyişini önceliklendirdik&#34;Şimşek, savaşın başladığı günün hemen ardından bütün ilgili birimleri bir araya getirerek Finansal İstikrar Komitesi&#39;ni topladığını söyledi.Toplantıda şokun, savaşın Türkiye&#39;ye etkilerini sınırlamak için neler yapılması gerektiğini kararlaştırdıklarını belirten Şimşek, &#34;İçeride ve dışarıda ekonomik aktörlerin tepkilerinin yönetilmesi çok değerli. Onun için piyasaların sağlıklı işleyişini önceliklendirdik.&#34; dedi.Şimşek, borsanın Güney Kore, Endonezya gibi ülkelere göre çok daha dayanıklı çıktığına işaret ederek, &#34;Türkiye, gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans ortaya koydu, bu önemli.&#34; diye konuştu.- &#34;Bu programın özü hayat pahalılığıyla mücadeledir&#34;Şimşek, Türkiye&#39;nin önemli bir petrol ithalatçısı ve savaşın olduğu bölgeye yakın olduğunu belirterek, &#34;Şimdi buna rağmen eğer bugün biz bu etkileri sınırladıysak bu proaktif yaklaşımın bir yansımasıdır.&#34; ifadesini kullandı.Türkiye&#39;nin ekonomi programıyla elde edilen kazanımların heba edilmesini istemediklerini aktaran Şimşek, &#34;Bu programın özü hayat pahalılığıyla mücadeledir, dezenflasyondur. Eşel mobil sisteminin Cumhurbaşkanı&#39;mızın liderliğinde devreye sokulmuş olması aslında bizim neyi önceliklendirdiğimizi çok net şekilde ortaya koyuyor. Mazot, benzin gibi bu ana girdi fiyatlarındaki artışı bütçe üzerinden yöneterek sınırladık. Bu, rekabet gücü açısından önemlidir. Bu, enflasyon açısından önemlidir. Eğer eşel mobil sistemini uygulamaya koymasaydık, en son veri itibarıyla örneğin mazotun litresi 103 lira olacaktı halbuki 86 lira. Örneğin benzinin litresi 78 lira olacaktı, halbuki 64 lira. Bütçe üzerinden bunu yönetmeniz için demek ki bütçeyi sağlam hale getirmiş olmanız lazımdı. Hani tampon varsa tamponu devreye alabiliyorsunuz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, mevduat ve fonlardan alınan stopajda indirim beklentilerine yönelik soru üzerine, herkesten kazandıkları ölçüde vergi almaya devam edeceklerini ifade etti.Özellikle çok kazanandan daha çok vergi alınması yönündeki düzenlemelere devam edeceklerinin bilgisini veren Şimşek, &#34;Program öncesinde KKM olsun, diğer mevduat türlerinde olsun ya vergi yoktu ya da çok sembolikti. Paradan para kazananlardan vergi almaya devam edeceğiz. Çok net bir şekilde. Onun için şu anda bizim gündemimizde stopaj yok. Ne stopajda artış ne stopajda indirim, şu anda bir gündem maddemiz değil.&#34; dedi.Şimşek, vergi borçlarına yönelik yapılandırma taleplerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, şunları kaydetti:&#34;Zora düşen şirketlerimiz defterdarlıklarımıza başvururlarsa her türlü kolaylığı, taksitlendirmeyi yapıyoruz. Yapılandırmadan maksat, &#39;Benim nakit akışımda geçici bir sorun var, ben bir zorluk yaşıyorum, bana taksit yapar mısınız?&#39; anlamındaysa bu zaten var, kalıcı. Şu anda kalıcı bir yapılandırma sistemini biz kurduk. Bir vergi affı niteliğinde bir yapılandırma arayışıysa asla. Çok net.&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye&#39;nin, özellikle İstanbul Finans Merkezi&#39;nin (İFM) küresel fonların yönetildiği bir üsse dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, &#34;Küresel transit ticaret üslerinden biri olan Türkiye&#39;nin konumunu güçlendireceğiz. Burada Türkiye&#39;ye katma değer, fon akışı ve ülkenin orta-uzun vadeli kazanımları anlamında bakıyoruz. Çalışmaları önemli bir yere getirdik, Sayın Cumhurbaşkanı&#39;mıza arz edildikten sonra netleşecek.&#34; dedi.Türkiye&#39;nin, bölgedeki jeopolitik riskleri iyi şekilde yönettiğini, ilgili kurumlarca alınan tedbirlerin başarıyla uygulandığını anlatan Şimşek, tedbir sonuçlarının, Türkiye&#39;nin şokları yönetme kabiliyetini güçlü şekilde ispatladığını ifade etti.Şimşek, &#34;Savaşın uzaması halinde durumu farklı bir araç setiyle yeniden değerlendireceğiz. Bu, bir dışsal şok. Olası senaryolara göre tabiri caizse çekmecemizde bizim bir tepki fonksiyonumuz var. Bu çerçevede süreci yönetiyoruz.&#34; diye konuştu.- &#34;Rezervlerimiz güçlü, nette artıdayız&#34;Rezervlerin, hem uluslararası yükümlülükler hem de şoklara karşı tampon görevi gördüğüne işaret eden Şimşek, &#34;Gelinen noktada rezervler salı günü itibarıyla yaklaşık 162 milyar dolarlık seviyede. Rezerv yeterliliğinde geçmişten daha iyiyiz. IMF&#39;nin rezerv yeterliliği tanımına yakınız, geçmiş dönemlerin ortalamasının epey üzerindeyiz. Rezervlerde şu anda bir sorun yok, rezervlerimiz güçlü. Swap hariç nette de artıdayız. Geçmişte olduğu gibi Türkiye&#39;den kaynaklı bir sorun olmadığı ve makroekonomik temellerimiz sağlam olduğu için fon akışı tersine çok hızlı dönüyor. Dün çok güçlü bir tekrar dönüş başladı. Ateşkesin devamı halinde eski rezerv seviyelerine yükseleceğiz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, hane halkının döviz yerine altına yöneldiğini belirterek, döviz talebinin, geçmişteki ufak şok dönemlerine oranla bile çok daha düşük seviyelerde kaldığını kaydetti.Türkiye&#39;nin net uluslararası yatırım pozisyonunun 325 milyar dolar ekside olduğunu aktaran Şimşek, &#34;Dengelerden bağımsız, makroekonomik gerçeklikten kopuk şekilde lirada yaşanacak değer kaybı ciddi bir bilanço tahribatı yaratır. Reel sektörün açık pozisyonu 200 milyar dolar civarında. Gerçeklikten kopuk ilave 1 liralık değer kaybı, 200 milyar liralık bir bilanço tahribatı demektir. &#34; dedi.Şimşek, ihracatın artırılması için sadece kura odaklanmanın yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, ihracatın dış talep esnekliğinin, kur esnekliğine göre 11 kat daha güçlü olduğunu söyledi.Zorlanan sektörleri yalnız bırakmadıklarını ifade eden Şimşek, emek yoğun sektörler için her ay asgari ücret desteğinin yanı sıra iş gücü desteği de verdiklerini hatırlattı.- &#34;Piyasanın beklentileri abartılı&#34;Şimşek, savaş nedeniyle enflasyonda yıl sonu için bir miktar bozulma öngördüklerini aktardı.Merkez Bankasının, şokun etkilerini piyasayla paylaştığını belirten Şimşek, petrol fiyatlarındaki yüzde 10&#39;luk artışın enflasyona doğrudan etkisinin 1,1 puan olduğunu bildirdi.Şimşek, savaş nedeniyle makro ekonomik göstergelerde revizyon olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Orta Vadeli Programı (OVP) yılda bir kez yayımlıyoruz. Her gelişmede rakamlarımızı aşağı ya da yukarı revize etmiyoruz. Tahminlerimiz tabii ki yeni gerçeklerle uyumlu olmak zorunda öyle de zaten ama kalkıp &#39;hadi biz yeni bir OVP yayınlayalım, işte rakam böyle&#39; diye bir gelenek yok, böyle bir ihtiyaç da ben görmüyorum. Merkez Bankası, &#39;Yıl sonu enflasyon beklentiniz ne?&#39; diye anket yapıyor, mart ayı itibariyle yüzde 25,4, bu bizim hedef aralığımızın epey üzerinde. Bu şokun etkisini önemli ölçüde beklentiler üzerinden yansıtıyor. Ateşkesin sürmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması halinde piyasadaki beklentilerin düşeceğini düşünüyorum, mevcut beklentilerin abartılı olduğu kanaatindeyim.&#34;- &#34;Turist sayısı artabilir&#34;Savaşın etkisiyle Türkiye&#39;ye yönelik turist sayısında artış dahi olabileceğini belirten Şimşek, o bölgeye tatile gidemeyenlerin seçeneklerinden birinin yine Türkiye olabileceğini söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin bölgesel tedarikçi konumuna işaret ederek, &#34;İhracatımızın önemli bir kısmı Irak&#39;a gidiyor. Şu anda Irak ile ulaşımda bir sıkıntı var mı? Yok. Irak&#39;ın Türkiye üzerinden petrol akışında bir sıkıntı var mı? O da yok. Hatta Hürmüz üzerinden dışarıya bağlantı kesilirse bölgedeki birçok ülkenin önemli tedarikçisi biz olacağız. Bizim için önemli olan şey, programı genel hatlarıyla korumak ve bu şokun etkisini yönetmek ki bunu yaptık.&#34; dedi.Program beklentileri 65 dolar iken dün itibarıyla yılın tamamı için petrolün 80 dolar patikasına geri geldiğini aktaran Şimşek, dolayısıyla 15 dolarlık etkiyi dikkate almaları gerektiğini ifade etti.Şimşek, yeni OVP sürecine ilişkin bilgi vererek, &#34;Programda bir revizyonu zaten resmi olarak eylülde yapacağız. Yaz aylarında oturup hem bugünleri değerlendireceğiz hem gelecek senenin programına ilişkin çerçeveyi netleştireceğiz. Eylül başında kamuoyuyla bir yol haritasını paylaşacağız ama bu yol haritalarında bu türden savaşları bizim öngörmemiz mümkün değil. Savaşın etkisi olacak, oldu. Biz devlet olarak maliyetlerin artışını sınırlamak için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Bu dönemi istismar eden çok geniş aracılar olduğuna dair bilgiler var. Ticaret Bakanlığımız bu konuda iyi bir çalışma yapıyor.&#34; diye konuştu.Türkiye&#39;nin, bölgenin en önemli sanayi ve hizmet üssü olduğunu belirten Şimşek, &#34;Birçok sektörde de güçlü, yenilikçi, rekabetçi bir yapımız var. Dolayısıyla biz aslında bölgedeki istikrardan, refah artışından nemalanan bir ülkeyiz. Bölgesel entegrasyon bizim menfaatimize. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bölgede önemli bir barış aktörü olarak dünya bize bu anlamda çok olumlu bakıyor. Biz aslında bir istikrar adasıyız şu anda. Böyle bir coğrafyada güvenlik, refah artışı ve istikrar açısından Türkiye önemli avantajlara sahip.&#34; ifadesini kullandı.- Vergi indirimi gündemdeŞimşek, İFM bünyesinde transit ticaretle uğraşanlara birtakım vergi avantajları sunulduğunu belirterek, şu bilgileri paylaştı:&#34;Biz şimdi bunu radikal bir şekilde hem İFM&#39;de hem de onun dışında artıracağız. Küresel transit ticaret üslerinden biri olan Türkiye&#39;nin konumunu güçlendireceğiz. Burada Türkiye&#39;ye katma değer, fon akışı ve ülkenin orta-uzun vadeli kazanımları anlamında bakıyoruz. Çalışmaları önemli bir yere getirdik, Sayın Cumhurbaşkanı&#39;mıza arz edildikten sonra netleşecek. İkinci konu bölgesel yönetim merkezleri. Çok uluslu şirketler bölgesel üsler kuruyorlar. Yine bunda da aslında İFM&#39;de birtakım teşvikler var. Biz tekrar bu konuyu çok daha radikal ve geniş kapsamlı olarak ele aldık. Onun değerlendirmelerini tekrar önümüzdeki dönemde paylaşacağız. Diğer bir önemli başlığımız ihracatı ve üretimi önceliklendirmek. Dolayısıyla imalatçı-ihracatçılara radikal bir vergi indirimi gündemimizde.&#34;Hizmet ihracatını teşvik ettiklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Hizmet sektöründe dışarıya ürün sattığınız zaman elde ettiğiniz gelirin yüzde 80&#39;ini kurumlar vergisinden indiriyoruz. Türkiye&#39;yi özellikle İFM&#39;yi küresel kaynakların, fonların yönetildiği bir üsse nasıl dönüştürürüz, bu konuları ciddi şekilde çalıştık. Türkiye&#39;yi nasıl imalat üssüne dönüştürürüz, bir ihracat üssüne daha güçlü şekilde dönüştürürüz, Türkiye, küresel sermayenin yönetildiği önemli merkezlerden bir tanesi nasıl olur, bütün bu konuları çalışıyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Apr 2026 13:57:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ateşkesteki gecikme küresel enflasyonda kalıcılık riskini artırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ateskesteki-gecikme-kuresel-enflasyonda-kalicilik-riskini-artiriyor-6282/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ateskesteki-gecikme-kuresel-enflasyonda-kalicilik-riskini-artiriyor-6282/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_087F81-F4D8EB-BEF70A-05134A-3139BA-D8AB80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a 28 Şubat&#39;ta başlattığı saldırıların ardından İran&#39;ın misillemeleriyle bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen sürecin ardından ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan&#39;da 2 haftalık ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.Açıklamanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_087F81-F4D8EB-BEF70A-05134A-3139BA-D8AB80.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a 28 Şubat&#39;ta başlattığı saldırıların ardından İran&#39;ın misillemeleriyle bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen sürecin ardından ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan&#39;da 2 haftalık ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.Açıklamanın ardından, altının ons fiyatında ve dünya borsalarında artış eğilimi gözlenirken, petrol ve doğal gaz fiyatlarında ise belirgin düşüşler kaydedildi.Tarafların geçici ateşkes açıklamasına karşın dün akşam saatlerinde İran tarafından gelen ateşkes ihlali yönelik açıklamalar küresel risk iştahını yeniden artırdı.Uzmanlara göre, ABD ve İran arasındaki ateşkes kalıcı olsa bile devam eden çatışma riskleri, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki mayın iddiaları, güvenlik kaygıları, bölgedeki altyapı hasarları ve operasyonel engeller ile mevcut gemi yığılmasına eklenecek yeni geçiş taleplerinin yaratacağı trafik, artan taşımacılık maliyetleri, yüksek sigorta primleri ve navlun giderleri kaynaklı fiyat baskısı nedeniyle arz dengesindeki toparlanmanın gecikmesi küresel enflasyonda kalıcılık riskini artırıyor.Öte yandan, Dünya Bankası&#39;nın, Afrika, Doğu Asya ve Pasifik, Avrupa ve Orta Asya, Latin Amerika ve Karayipler, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan ile Güney Asya ekonomilerine ilişkin 8 Nisan&#39;da yayımladığı bölgesel güncelleme raporlarında da Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanması ile enerji ve kamu altyapısının tahrip edilmesinin piyasaları sekteye uğrattığına, finansal oynaklığı artırdığına ve 2026 büyüme görünümünü zayıflattığına işaret edildi.Raporlarda, yüksek enerji maliyetlerinin üretime etki ettiğine, iç talebi daralttığına, tüketim artışını sınırladığına, belirsizliğin yatırımları etkilediğine, çatışmaların verimliliği düşürdüğüne, özel sektör dinamizmini kısıtladığına ve iş gücü piyasasında zorluklara neden olduğuna işaret edilerek, söz konusu bölgelerdeki ülkelerin büyümesinin olumsuz yönde etkilenmesinin beklendiği bildirildi.- &#34;Kalıcı iyileşme ancak uzun vadede ve yapısal toparlanmayla mümkün olur&#34;Prof. Dr. Arzu Al, AA muhabirine yaptığı açıklamada, piyasalarda korku kaynaklı spekülatif fiyatlama etkilerinin ABD ve İran arasındaki geçici ateşkesle birlikte zayıflamaya başladığını, fiyat düşüşlerinde belirli seviyelerde gözlenen direncin, kalıcı iyileşmenin ancak uzun vadede ve yapısal toparlanmayla mümkün olacağına işaret ettiğini söyledi.Al, krizin ilk safhasındaki ani fiyat artışları durmuş olsa dahi, enerji altyapısındaki tahribat ve lojistik tıkanıklıkların maliyetlerin taban seviyelere gerilemesini engellediğini belirterek, şunları kaydetti:&#34;Uluslararası ekonomi mimarisi verimlilik yerine güvenlik odaklı bir modele evrilirken, arz güvenliği sigortası bedelleri maliyetleri yukarı yönlü tetikler. Enerji fiyatlarının imalat sanayisi üzerindeki daraltıcı etkisi kalıcı ve anlamlı bir nitelik taşır. Enerji, navlun ve sigorta giderleri sebebiyle biriken maliyet yükü, fiyatların aşağı yönlü hareketini kısıtlayan en kuvvetli settir. Barış ortamı sağlansa dahi üretim kapasitesindeki kayıplar ile sigorta masrafları toparlanma sürecini zamana yayar. Bölgesel gerilimlerin bıraktığı derin izler ve stratejik dayanıklılık arayışı, piyasa dengesinin hızla kurulmasının önünde engel teşkil eder.&#34;Prof. Dr. Al, Hürmüz Boğazı geçişlerinin ateşkesin ardından kısmen ya da tamamen normale dönmesi halinde bile arz krizindeki yapısal bozulma nedeniyle toparlanmanın hızlı gerçekleşmesine ancak sınırlı ölçüde imkan tanıyacağını ifade etti.Yapısal hasarlar ve operasyonel engeller bertaraf edilmeden krizin sona ermeyeceğini belirten Al, şöyle devam etti:&#34;Bölgedeki enerji üretim tesisleri ile kritik lojistik altyapısında vuku bulan ağır fiziki tahribat, arz kapasitesinin eski verimlilik düzeylerine rücusunu imkansız kılar. Mevcut gemi yığılması ile yeni taleplerin doğurduğu trafik yoğunluğu, taşımacılık maliyetlerini ve sigorta primlerini yüksek seviyelerde sabitler. Küresel politik ekonomide hakim olan maliyet minimizasyonu paradigması yerini stratejik dayanıklılığa bırakırken, yetersiz arz ve artan navlun giderleri fiyat baskısını sürekli kılar.&#34;- Fiyatların yüksekliği enflasyonist baskıların gecikmeli ve kalıcı hale gelme riskini artırıyorProf. Dr. Al, mevcut jeopolitik konjonktürde enerji krizi, arz şokları, güvenlik endişeleri, darboğazlar ve birikmiş talep baskısının yanı sıra artan taşımacılık maliyetleri ile sigorta primlerinin, fiyatların yüksek seviyelerde kalmasına yol açarak enflasyonist baskıların gecikmeli ve kalıcı hale gelme riskini artırdığını söyledi.Hürmüz Boğazı kaynaklı arz sarsıntılarının doğurduğu kalıcı enflasyon baskıları karşısında para yönetimlerinin, sıkı duruşlarını koruyarak maliyet etkisinin genelleşmesini engellemeye odaklanacaklarını ifade eden Al, beklenti yönetiminin, piyasadaki güven kaybını durdurmak ve fiyatlama davranışlarını düzene sokmak için kullanılan en güçlü enstrüman olduğuna dikkati çekti.Arzu Al, çıktı açığının seyrinin, ekonomideki yavaşlama ile mücadele kararlılığını şekillendirirken, yukarı yönlü tahminlerin faizlerin yüksek kalma süresini tayin ettiğini anlatarak, &#34;Faiz artırımı ihtimali, maliyet itmeli baskıların ücretlere eklenmesi ve fiyat artışlarının yapısal bir nitelik kazanması durumunda masada kalır. Siyasi takvim kaynaklı faiz indirimi beklentileri ise arz krizinin gerçek maliyetleriyle çatışarak öngörülebilirliği zayıflatır. Küresel istikrarı sağlamak, kararlı ve kısıtlayıcı adımların devamını zorunlu kılar.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 09 Apr 2026 12:09:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasına jeopolitik fiyatlamalar damgasını vurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasina-jeopolitik-fiyatlamalar-damgasini-vurdu-3951/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasina-jeopolitik-fiyatlamalar-damgasini-vurdu-3951/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59F748-5F54BA-3A79ED-52F8AA-3DF802-483D37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a başlattığı saldırıların ardından yaşanan jeopolitik gerilimler emtia piyasasında ürün bazlı ayrışmaların ortaya çıkmasına yol açtı.Saldırıların başlamasıyla lojistikte yaşanan aksamalar ve artan arz endişeleri, enerji ve tarım ürünlerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59F748-5F54BA-3A79ED-52F8AA-3DF802-483D37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a başlattığı saldırıların ardından yaşanan jeopolitik gerilimler emtia piyasasında ürün bazlı ayrışmaların ortaya çıkmasına yol açtı.Saldırıların başlamasıyla lojistikte yaşanan aksamalar ve artan arz endişeleri, enerji ve tarım ürünlerini yukarı yönlü desteklerken, güç kazanan dolar özellikle baz metaller üzerindeki satış baskısını artırdı.- Altın ve gümüş ilk çeyrekte savaşa rağmen yükseldiYılın ilk çeyreğinde ons bazında fiyatlar altında yüzde 8,2, gümüşte yüzde 5,7 artarken, platinde yüzde 4,6, paladyumda yüzde 7,3 azaldı. 5 bin 598,09 dolarla rekor seviyeyi gören altının onsu daha sonra 4 bin 99,52 dolarla Kasım 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeye kadar indi. Gümüşün ons fiyatı da 121,7 dolarla rekor seviyeye ulaştıktan sonra 61 dolarla Aralık 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıları artıracağına yönelik endişelerle tahvil faizlerinde yaşanan artış, ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl faiz indirimi yapmayacağına dair beklentiler ve güvenli liman olarak dolara yönelen talep sonrası mart ayında altın ve gümüşte sert düşüşler görüldü. Düşüşlere rağmen fiyatlar, ocak ve şubattaki güçlü yükseliş hareketlerini gölgede bırakamadı.ABD yönetiminin Grönland&#39;ı satın alma girişimi nedeniyle Avrupa ülkeleriyle yaşadığı gerilim, ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, teknoloji ve yapay zeka şirketlerindeki yüksek değerleme endişeleri ile merkez bankalarından gelen güçlü talep de altın ve gümüşün ilk çeyrekte dikkat çekici performans sergilemesinde etkili oldu. ABD&#39;de COMEX piyasasında gümüş stoklarının azalması da fiyatların artmasına etki etti.Gümüş hem değerli metal hem endüstriyel metal özelliği taşıyor. Belirsizlik dönemlerinde güvenli liman talebiyle yükseliyor. Endüstriyel kullanımı da fiyata ek destek veriyor. Arz kısıtlamaları, hidrojen enerjisi üretiminde platin kullanımı, mücevherat ve endüstriyel sektörlerden gelen artan talep fiyatları destekledi.Hem değerli hem de endüstriyel metal olma özelliği taşıyan gümüşte fiyatlar belirsizlik dönemlerinde güvenli liman talebiyle yükselirken, endüstriyel kullanımının artması da bunu destekliyor. Arza yönelik endişelerin devam etmesi, madenlerden çıkarılan gümüşün talebe yetemeyeceğine yönelik tahminler ve tarife endişelerinden dolayı yatırımcıların ABD&#39;ye gümüş taşıması da yükselişte etkili oldu.Gümüşte perakende talebin yanı sıra merkez bankaları ve kurumsal yatırımcıların alımları da belirleyici oldu.Doların güçlenmesi ve Fed&#39;in faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi platin ve paladyum fiyatlarında sert düşüşlere yol açtı.- Baz metallerde alüminyum pozitif ayrıştıTezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 0,2, kurşunda yüzde 11,3, nikelde yüzde 2,5 azalırken, alüminyumda yüzde 18,3, çinkoda yüzde 16,7 arttı.Doların güçlenmesi bakır fiyatlarını baskılarken, jeopolitik risklerden dolayı küresel ekonomik aktivitenin zarar göreceğine yönelik öngörüler bu ürüne talebi azalttı.Küresel alüminyum üretiminin yaklaşık 10&#39;da 1&#39;i Basra Körfezi&#39;nde yoğunlaşırken, Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanması ihracatı engelledi. İran&#39;ın füze ve dron saldırıları bölgedeki tesisleri uzun süreliğine tehdit ediyor. Katar ve Bahreyn&#39;de bazı alüminyum üreticilerinin üretimi durdurması, Orta Doğu&#39;nun küresel arzda önemli bir paya sahip olması nedeniyle, bu yıl dünya genelinde alüminyum açığının artacağına yönelik beklentileri güçlendirdi.Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Emirates Global Aluminium&#39;a (EGA) ait Et-Tavila tesisinin İran&#39;ın saldırılarında zarar görmesi arza ilişkin endişeleri kayda değer şekilde artırdı. 1,6 milyon ton kapasiteli tesisin uzun vadede devre dışı kalabileceği tahmin edilirken, böyle bir senaryoda arz fazlasından 1,3 milyon tonluk açığa düşebileceği öngörülüyor.Çin'de çinko stoklarının son yılların en yüksek seviyelerine çıkması ve talebin bu arz baskısını dengeleyecek güçte olmaması, çinko fiyatlarını aşağı yönlü etkiledi. Öte yandan, dünyanın en büyük termal kömür ve nikel ihracatçılarından Endonezya&#39;nın üretim kotalarını gevşetebileceğine ilişkin haber akışı da nikel fiyatlarında düşüşe yol açtı.- İlk çeyrekte enerji rallisi öne çıktı119,50 dolarla Haziran 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyeyi gören Brent petrolün varil fiyatı yüzde 47,2, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı yüzde 76,6 arttı. 50,3 avroyla Ocak 2025&#39;ten bu yana en yüksek seviyeyi test eden Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 96,2 yükseldi.Hürmüz Boğazı&#39;nda gemi trafiğinde ciddi aksamalar yaşanması ve petrol akışının sekteye uğraması petrol fiyatlarında sert yükselişlere neden oldu. Orta Doğu&#39;da gerilimin tırmanması küresel gaz piyasasını sarstı. Katar&#39;ın üretimi durdurması dünya LNG arzının yaklaşık yüzde 20&#39;sini raftan indirmişti.- Petrol rallisi gübre ve enerji maliyetleri üzerinden tahıl fiyatlarına yansıdıOcak-mart döneminde kile başına fiyatlar Chicago Ticaret Borsasında işlem gören buğdayda yüzde 21,5, mısırda yüzde 4, pirinçte yüzde 11,4, soya fasulyesinde yüzde 11,8 arttı. Buğdayın kile başına fiyatı 6,4175 dolarla Haziran 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.Petrol fiyatlarında görülen sert yükselişlerin gübre ve enerji maliyetlerine yansımasıyla tahıl fiyatları sert yükseldi. Hürmüz Boğazı kaynaklı lojistik sorunlar buğday fiyatlarındaki hızlı yükselişlere neden oldu.Mısırın biyoyakıt ham maddesi olarak kullanılması ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle artan biyoyakıt talebi, mısır fiyatlarında yükselişi tetikledi. İran savaşının gübre fiyatlarını şişirmesiyle ABD&#39;deki çiftçilerin mısır yerine soya ekimine yönelmesi ise soya fasulyesi fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi.ABD&#39;de faaliyet gösteren Intercontinental Exchange (ICE) emtia borsasında, libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 14,3 azalırken, şekerde yüzde 3,4, pamukta yüzde 8,9 yükseldi.Brezilya&#39;daki yağışlarla arz fazlası oluşabileceği beklentileri ve Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin etkisiyle talebin zayıflaması kahvenin libre fiyatında aşağı yönlü baskı oluşturdu.Şeker fiyatları, Brezilya&#39;daki mevsimsel etkilerden kaynaklı üretime yönelik endişelerden dolayı yükseldi. Teksas&#39;ta kuraklık endişelerinin pamuk üretimini tehlikeye atması da pamuk fiyatlarını artırdı.Kakaonun ton başına fiyatı yüzde 45,6 azaldı. Batı Afrika&#39;daki genel olarak olumlu hasat görünümü ve zayıf talep kakao fiyatlarını baskılamaya devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Apr 2026 13:32:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran savaşı Körfez'deki firmaları İstanbul'a yönlendirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-korfezdeki-firmalari-istanbula-yonlendirdi-3941/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-korfezdeki-firmalari-istanbula-yonlendirdi-3941/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CC13B-07E6E5-145D15-D44345-5E6199-427BA1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde faaliyet gösteren onlarca şirket, İran savaşı nedeniyle bazı birimlerini İstanbul Finans Merkezi&#39;ne (IFC) taşıma planları yapıyor.&nbsp;IFC Başkanı Ahmet İhsan Erdem, Reuters haber ajansına verdiği röportajda,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CC13B-07E6E5-145D15-D44345-5E6199-427BA1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde faaliyet gösteren onlarca şirket, İran savaşı nedeniyle bazı birimlerini İstanbul Finans Merkezi&#39;ne (IFC) taşıma planları yapıyor.&nbsp;IFC Başkanı Ahmet İhsan Erdem, Reuters haber ajansına verdiği röportajda, artan bölgesel gerilimler nedeniyle geçen ay çoğunlukla Doğu Asya ve Körfez ülkelerinde faaliyet gösteren 40&#39;tan fazla firmayla görüşme yapıldığını bildirdi. Bu görüşmelerin yaklaşık 15&#39;inin savaş başlamadan önce planlandığını dile getiren Erdem, ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a karşı yürüttüğü savaşa atıfta bulunarak &#34;Bölgesel gelişmeler bu temasları yoğunlaştırdı&#34; dedi.Bölgedeki bazı finans şirketleri, savaş başladıktan sonra çalışanlarına evden çalışma talimatı verdi. HSBC bankası ise Katar&#39;daki tüm şubelerini yeni bir açıklamaya kadar kapattığını duyurdu.Fintek ve İslamî finans şirketleri ilgi gösteriyorTürkiye&#39;ye taşınmakla ilgilenen firmalar arasında finans teknolojileri, geleneksel ve İslamî finans ile sigorta sektörlerinden şirketler bulunuyor. Bu firmalardan bazıları Malezya, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Hong Kong gibi Uzak Asya menşeli.Üç yıl önce İstanbul&#39;un Anadolu yakasında, Ataşehir ilçesinde açılan finans merkezi, Türkiye Varlık Fonu tarafından destekleniyor ve kentin Avrupa yakasındaki finans bölgesine karşı bir denge unsuru olarak hizmet veriyor. Merkez, halihazırda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kamu bankaları ve mali düzenleme kurumlarına da ev sahipliği yapıyor.Yabancı firmalar için vergi muafiyetiIFC, yabancı firmaları çekmek için ilk on yıl kurumlar vergisinden muafiyet gibi teşvikler sunuyor. Ahmet İhsan Erdem, merkezdeki çalışan sayısının sene sonuna kadar yaklaşık 40 bine çıkmasını ve böylece şu anki personel sayısının ikiye katlanmasını bekliyor. Bu hedef tutturulduğu takdirde, IFC&#39;de yüzde 75 doluluk sağlanmış olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 05:46:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Enflasyon ortamında kazanç rotası yön değiştirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enflasyon-ortaminda-kazanc-rotasi-yon-degistirdi-569/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enflasyon-ortaminda-kazanc-rotasi-yon-degistirdi-569/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_600DD9-130B3B-E2BDA0-F7F36C-863FFE-8838AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dalgalı piyasa koşulları ve belirsizlik ortamı yatırımcının yönünü değiştiriyor. Bugün artık yatırımcı sadece "Yüzde kaç kazandırır?" sorusunu değil, "Her ay bana ne kazandırır?", "Bu yatırım büyür mü?" sorularını da soruyor. Son dönemde yapılan projeksiyonlar gösteriyor&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_600DD9-130B3B-E2BDA0-F7F36C-863FFE-8838AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dalgalı piyasa koşulları ve belirsizlik ortamı yatırımcının yönünü değiştiriyor. Bugün artık yatırımcı sadece "Yüzde kaç kazandırır?" sorusunu değil, "Her ay bana ne kazandırır?", "Bu yatırım büyür mü?" sorularını da soruyor. Son dönemde yapılan projeksiyonlar gösteriyor ki geneleksel yatırım araçları çoğunlukla mevcut sermayeyi korurken gıda sektörü gibi alternatif alanlar aktif kazanç üretme kapasitesiyle öne çıkıyor. Ekonomide yeni dönemin en kritik kavramı ise nakit akışı. Artık yatırımcı için önemli olan sadece yıl sonu değeri değil, yatırımın her ay ne ürettiği. Bu noktada gıda sektörü, diğer tüm araçlardan ayrışıyor. Çünkü gıda sektöründe süreklilik arz eden talep günlük satışı ve anlık geliri sağlıyor. Ancak burada en önemli nokta doğru yatırım modeli. İşte tam bu noktada Sampi &amp; Portivo'nun hibrit modeli dikkatleri üzerine topluyor.&nbsp;BİR YILDA ÜÇE KATLIYORYapılan araştırmalara göre Sampi &amp; Portivo'nun hibrit modeli ile 3 milyon TL'lik bir yatırım yıl sonunda toplam büyüme potansiyeli ile 6.6 milyon TL ile 9 milyon TL arasında bir değere ulaşabiliyor. Aylık 300 bin TL ile 500 bin TL arasında gelir potansiyeli sunuyor. Yatırım ise 8 ila 12 ay arasında geri dönüş sağlayabiliyor. Yani bu modelle yalnızca satıştan elde edilen gelire değil, aynı zamanda kurulu bir işletmenin değerine dayanıyor. Böylelikle yatırımcı hem kazanıyor hem de değeri artan bir varlığa sahip oluyor.&nbsp;ARAŞTIRMA YAPTIRDIKSampi Pide CEO'su Zeynel Akyol, artan maliyetlere karşı geliştirdiği &#34;Sampi Express &amp; Pizza Portivo&#34; hibrit modelinin ilk şubesini İstanbul Ümraniye'de hizmete açtıklarını söyledi. Doğru yatırım modelinin geleneksel yatırım araçlarına göre çok karlı olabildiğine dikkat çeken Akyol, buna yönelik özel bir çalışma yaptıklarını kaydetti. 3 milyon TL'lik bir sermaye üzerinden geleneksel yatırım araçları ve Sampi Express &amp; Pizza Portivo modelini karşılaştıran bir çalışma yaptıklarını aktaran Akyol, araştırmanın sonuçlarını ise şöyle özetledi: "Vatandaşın yatırım aracı olarak gördüğü üç geneleksel modeli baz aldık. Mevduat, altın-döviz ve borsaya yapılan yatırımla Sampi Express &amp; Pizza Portivo yatırım modelini kıyasladık. 3 milyon TL'lik bir yatırımın bir yıllık getirisini analiz ettik. Buna göre mevduat faizi getirisi yüzde 42 olarak çıktı ancak enflasyon etkisiyle reel getirisinin sınırlı kaldığını gördük. Altın ve döviz ise mevcut veriler eşliğinde yüzde 35 ila 45 arasında bir kazançla yatırımcıya güvenli liman sunsa da düzenli gelir üretmeyen yapıları nedeniyle büyüme tarafında zayıf kaldıklarını gördük. Borsa ise hâlâ önemli bir alternatif olsa da, geniş getiri aralığı nedeniyle belirsizlik barındırıyordu. Bu da yatırımcı için riskli bir alan olarak dikkat çekti. Aynı zamanda tüm bu yatırım araçlarının yatırımcıya düzenli bir nakış akışı sunmuyor olması da araştırmanın dikkat çeken bir diğer tarafı oldu."&nbsp;Basit operasyonla yüksek karlılık"Sampi Express &amp; Pizza Portivo" hibrit modelinde 3 milyon TL'lik yatırımın iki ila üç kat değerlendiğini anlatan Akyol, "Aynı zamanda aylık 300 bin TL ile 500 bin TL arasında net kar potansiyeli sunuyor. Yatırım ise 8 ila 12 ay arasında geri dönüş sağlayabiliyor. Yani bu modelle yalnızca satıştan gelir elde etmiyor aynı zamanda işletmenizin değerini de büyütüyorsunuz" dedi. Geliştirdikleri hibrit modelle ilgili de bilgi veren Akyol, "Ümraniye şubemiz, hibrit modelimizin ilk canlı örneği oldu. Burada usta bağımlılığını bitiren, 4 dakikada servise imkan tanıyan yarı pişmiş ürün teknolojimizi kullanıyoruz. Sampi Express ve Pizza Portivo'nun aynı mutfaktan çıkması, operasyonu basitleştirirken kârlılığı artırıyor. Yatırımcı, tek dükkan maliyetiyle iki farklı markanın satış gücüne sahip oluyor" ifadelerini kullandı.&nbsp;Son dönemde artan gıda enflasyonuna da dikkat çeken Akyol, bu maliyetlerle şu şekilde baş ettiklerini ekledi: &#34;Merkezi satın alma gücümüz ve ölçek ekonomisinden faydalanarak ham madde maliyetlerini optimize ediyoruz. Ayrıca usta bağımlılığını ortadan kaldıran yarı pişmiş ürün teknolojimiz, mutfaktaki fire oranlarını minimize ederken, enerji ve işçilik maliyetlerinde sağladığı tasarrufla gıda enflasyonunun kâr marjları üzerindeki baskısını yatırımcımız adına göğüslüyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 02:33:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İK dünyasının nabzı İzmir'de attı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ik-dunyasinin-nabzi-izmirde-atti-577/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ik-dunyasinin-nabzi-izmirde-atti-577/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23B785-F07078-3529A9-988D66-9D1FA0-44AD62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin lider ödüllendirme sistemleri şirketi Momento'nun, İnsan Kaynakları (İK) süreçleri ve organizasyonel dönüşüm alanında danışmanlık hizmeti veren Arven Consultancy ile işe alım süreçlerini otomasyon çözümleriyle dijitalleştiren Hirex iş birliğiyle hayata geçirdiği&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23B785-F07078-3529A9-988D66-9D1FA0-44AD62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin lider ödüllendirme sistemleri şirketi Momento'nun, İnsan Kaynakları (İK) süreçleri ve organizasyonel dönüşüm alanında danışmanlık hizmeti veren Arven Consultancy ile işe alım süreçlerini otomasyon çözümleriyle dijitalleştiren Hirex iş birliğiyle hayata geçirdiği Re-HR etkinliği bu kez İzmir'de gerçekleşti. Topluluk partnerliğini PERYÖN Ege ve İzQ girişimcilik ve İnovasyon Merkezi'nin üstlendiği etkinlikte, insan kaynaklarının dijital dönüşümünden yapay zekânın İK süreçlerine etkisine, çalışan deneyimi ve bağlılığının geleceğinden yetenek yönetiminde öne çıkan yeni yaklaşımlara kadar pek çok konu masaya yatırıldı. İlham veren konuşmalar ve farklı disiplinlerden profesyonellerin bir araya geldiği buluşma, İK dünyasının geleceğine ilişkin önemli içgörüler sundu.Gövenç: "İK dönüşümü teknoloji kadar çalışanla şekilleniyor"Momento'nun Satış ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gövenç, panelde yaptığı konuşmada şu değerlendirmede bulundu: "İnsan kaynaklarındaki dönüşüm teknolojiyi kullanmakla sınırlı kalmıyor; çalışanı anlamayı, beklentileri doğru okumayı ve kurum ile çalışan arasındaki bağı güçlendirmeyi de öncelik haline getiriyor. Bugün yeteneği kazanmak kadar, ona kendini değerli hissettiren bir deneyim sunmak da kritik önem taşıyor. Momento olarak tam da bu noktada çalışan bağlılığını besleyen, takdir ve ödüllendirme kültürünü destekleyen inovatif çözümlerimizle kurumların yolculuğuna eşlik ediyoruz. Bundan sonraki hedefimiz de çalışan deneyimini merkeze alan yaklaşımlarımızla kurumların uzun vadeli performansını güçlendirmek ve sürdürülebilir başarıya katkı sağlamak."Doğru: "Sürdürülebilir başarı doğru sistemi kurmakla mümkün"Arven Consultancy Kurucusu Burcu Doğru da şunları söyledi: "İnsan kaynakları günümüzde süreç yönetimi olmanın ötesinde organizasyonun geleceğini tasarlama işidir. Rekabet avantajı ise yalnızca teknoloji değil, teknolojiyi doğru kullanan ve onunla birlikte kurgulanmış insan deneyimidir. Artık mesele yeteneği kazanmanın yanında o yeteneğin kalmak isteyeceği bir yapıyı da inşa edebilmektir. Biz ARVEN olarak şirketlerin sadece işe alımını değil; organizasyonel DNA'sını, karar alma mekanizmalarını ve büyüme mimarisini yeniden tasarlıyoruz. Çünkü sürdürülebilir başarının doğru insanı bulmanın ötesinde doğru sistemi kurmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Ve biliyoruz ki o sistem, insan ve teknolojinin birlikte tasarlandığı yerde başlar."Hoşgör: "Yapay zekâ ve veri odaklı sistemler objektifliği artırıyor"Hirex Kurucu Ortağı Ahmet Hoşgör de şöyle konuştu: "Bugün işe alım süreçlerinde en büyük sorun yetenek bulmak değil, doğru adaya doğru zamanda karar verebilmek. Şirketler yüzlerce başvuru almasına rağmen, süreçlerin yavaşlığı ve dağınıklığı nedeniyle en iyi adayları kaçırabiliyor. Bu noktada işe alım artık bir operasyon olmanın ötesinde bir karar verme süreci haline geliyor. Yapay zekâ ve veri odaklı sistemler, şirketlerin daha hızlı, daha objektif ve daha isabetli kararlar almasını mümkün kılıyor. Bu doğrultuda geleceğin İK'sı süreç yöneten değil, doğru kararları en hızlı şekilde verebilen organizasyonlar olacak."Uğur: "Teknoloji, insan odaklı liderlik yaklaşımıyla gerçek değer yaratır"4U Coaching &amp; Consulting Kurucusu Sibel Uğur ise şunları aktardı: "İş hayatındaki 30 yıllık deneyimim, üst düzey yöneticilik ve profesyonel koçluk perspektifimle yapay zekâ ve otomasyon uygulamalarının İK'nın operasyonel yükünü azaltarak daha fazla veri odaklı, öngörülebilir ve çalışan deneyimi merkezli kararların önünü açtığını söyleyebilirim. Özellikle yetenek kazanımı, performans yönetimi ve çalışan bağlılığı süreçlerinde akıllı otomasyon çözümlerinin, İK profesyonellerinin danışmanlık ve stratejik iş ortaklığı rolünü güçlendireceğine inanıyorum. Teknolojinin insan odaklı liderlik yaklaşımlarıyla birlikte ele alındığında gerçek değer yarattığını düşünüyorum. Gelecekte İK fonksiyonlarının, yapay zekâ destekli içgörülerle organizasyonel çevikliği artıran ve çalışan potansiyelini daha görünür kılan bir dönüşümün merkezinde konumlanacağını öngörüyorum."Şengül: "İK stratejik karar merkezi haline geliyor"Microsoft Yapay Zekâ İş Çözümleri Satış Yöneticisi Utku Şengül de "Yapay zekâ, şirketlerde yalnızca teknolojiyi değil, karar alma biçimini ve departmanların rolünü kökten dönüştürüyor. Verinin hızla arttığı, belirsizliğin kalıcı hale geldiği bu dönemde fark yaratan organizasyonlar; daha fazla bilgiye sahip olanların ötesinde doğru kararı en hızlı şekilde verebilenler oluyor. İnsan kaynakları da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. İK artık süreç yöneten bir fonksiyon olmaktan çıkarak, işe alımdan performans yönetimine kadar pek çok alanda iş sonuçlarını doğrudan etkileyen stratejik bir karar merkezi haline geliyor. Microsoft'un yaklaşımı, yapay zekâyı sadece bir otomasyon aracı değil, insan muhakemesini güçlendiren bir iş ortağı olarak konumlandırıyor. Geleceğin başarılı İK organizasyonları, fazla sayıda rapor üretmekten çok, doğru içgörüyü hızla aksiyona dönüştürebilen, insanı merkeze alırken teknolojiyi etkin kullanan yapılar olacak" dedi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 02:19:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fintech sektörüne güçlü iş birliği]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fintech-sektorune-guclu-is-birligi-2636/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fintech-sektorune-guclu-is-birligi-2636/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_319DAC-6E3638-6C377B-EDA971-8A2781-EEDCF8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Teknopark İstanbul, yalnızca firmalara ev sahipliği yapan bir merkez olmanın ötesinde; farklı yetkinliklere sahip şirketleri bir araya getirerek iş birliklerini geliştiren ve ortak değer üretimini destekleyen bir inovasyon ekosistemi olarak öne çıkıyor. Bu proje de, bu yapının somut&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_319DAC-6E3638-6C377B-EDA971-8A2781-EEDCF8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Teknopark İstanbul, yalnızca firmalara ev sahipliği yapan bir merkez olmanın ötesinde; farklı yetkinliklere sahip şirketleri bir araya getirerek iş birliklerini geliştiren ve ortak değer üretimini destekleyen bir inovasyon ekosistemi olarak öne çıkıyor. Bu proje de, bu yapının somut bir çıktısı niteliğinde. Tasarruf finans sektöründe faaliyet gösteren bir kurumun regülasyona uyumlu, güvenli ve uçtan uca dijitalleşmiş bir altyapıya duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hayata geçirilen proje kapsamında; Indata Teknoloji'nin geliştirdiği ana faaliyet yazılımı, ArVis Teknoloji'nin yapay zeka destekli biyometrik kimlik doğrulama çözümleri ve Architecht'in mobil uygulama güvenliği alanındaki katkılarıyla entegre edilerek kapsamlı bir platforma dönüştürüldü. Bu yapı, müşteri ediniminden sözleşme yönetimine, ödeme planlarından tahsilat süreçlerine kadar tüm operasyonların tek bir sistem üzerinden, güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde yürütülmesini mümkün kılıyor.&nbsp;Etkinlikte Ekosistem İş Birliği Vurgusu Öne Çıktı&nbsp;Teknopark İstanbul'da gerçekleştirilen etkinlikte, projenin ortaya çıkış süreci, teknik kapsamı ve sektöre sağlayacağı katkılar detaylı şekilde paylaşıldı. Etkinlik boyunca, farklı uzmanlık alanlarına sahip firmaların aynı platformda buluşarak bütüncül çözümler geliştirebilmesinin, fintech ekosistemi açısından yarattığı değer vurgulandı. Bu buluşma, Teknopark İstanbul'un yalnızca bir teknoloji geliştirme bölgesi değil; aynı zamanda iş birliklerinin kurulduğu, geliştirildiği ve sürdürülebilir projelere dönüştüğü bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koydu.Üç Farklı Uzmanlık, Tek PlatformGeliştirilen çözümde Indata Teknoloji, tasarruf finans sektörüne özel olarak geliştirdiği ana faaliyet yazılımı ile projenin merkezinde yer alarak tüm operasyonel süreçlerin dijital altyapısını oluşturdu. ArVis Teknoloji ise yapay zeka destekli yüz tanıma, canlılık tespiti, OCR ve NFC tabanlı kimlik doğrulama, video KYC ve deepfake tespit teknolojileri ile sistemin güvenlik ve doğrulama katmanını kurdu. Architecht ise mobil uygulama güvenliği alanındaki uzmanlığıyla platformun güvenli kullanıcı deneyimini güçlendirerek projenin kritik bileşenlerinden biri oldu. Bu entegrasyon sayesinde, tasarruf finansman sektöründe tüm süreçlerin güvenli, hızlı ve regülasyonlara uyumlu şekilde dijital ortama taşınması sağlandı.İş Birliğiyle Doğan Güvenli Dijital Finans ÇözümüTeknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, projeye ilişkin değerlendirmesinde, "Teknopark İstanbul olarak temel misyonlarımızdan biri, ekosistemimizdeki firmalar arasında güçlü iş birlikleri oluşturmak ve bu iş birliklerinden yenilikçi çözümler doğmasını sağlamaktır. Indata, ArVis Teknoloji ve Architecht firmalarımızın geliştirdiği bu platform, bu vizyonun somut bir karşılığıdır" ifadelerini kullandı.&nbsp;Architecht Genel Müdürü Ökkeş Emin Balçiçek ise Teknopark İstanbul ekosisteminin sağladığı iş birliği ortamına dikkat çekerek, "Ekosistem içerisinde yer almak, farklı uzmanlıklara sahip teknoloji firmalarıyla hızlı ve etkin iş birlikleri geliştirmemizi mümkün kılıyor. Bu projede mobil uygulama güvenliği tarafında katkı sunduk. Ekosistemden duyduğumuz memnuniyetle iş birliklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.Indata Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kaplan, geliştirdikleri altyapının sektöre sağladığı katkıya vurgu yaparak, "Tasarruf finans sektörüne yönelik geliştirdiğimiz ana faaliyet yazılımını bu proje kapsamında ileri teknoloji çözümlerle entegre ederek, uçtan uca bir platform ortaya koyduk. Bu yapı, sektörün dijital dönüşümüne önemli katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu.&nbsp;&nbsp;ArVis Teknoloji Kurucu Ortak &amp; CEO'su Gülhan Ertürk Akgül, "Finansal sistemlerin dijitalleştiği bir dönemde güven en kritik başlıklardan biri. Geliştirdiğimiz yapay zeka destekli çözümler ile dijital müşteri edinim süreçlerinde hem güvenliği hem de kullanıcı deneyimini ileri seviyeye taşıyoruz" değerlendirmesinde bulunurken ArVis Teknoloji Kurucu Ortak &amp; CTO'su Tansel Akgül ise "Biyometrik doğrulama ve kimlik teknolojilerini entegre bir yapı içinde sunarak yüksek doğruluk oranına sahip, güvenli ve ölçeklenebilir bir sistem oluşturduk" dedi.&nbsp;Sektör İçin Ölçeklenebilir ve Geleceğe Açık YapıGeliştirilen platform, tasarruf finansman sektöründe tüm operasyonel süreçleri dijitalleştirerek kurumlara verimlilik kazandırırken, regülasyon uyumunu da güvence altına alıyor. Aynı zamanda müşteri deneyimini iyileştiren ve dolandırıcılık risklerini minimize eden bu yapı, yalnızca mevcut ihtiyaçlara yanıt vermekle kalmıyor; gelecekte sektörde ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlara da cevap verebilecek şekilde modüler ve ölçeklenebilir bir model sunuyor. Teknopark İstanbul, bu tür iş birliklerini artırarak ekosistem içinde oluşan sinerjiyi daha fazla projeye dönüştürmeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Apr 2026 02:19:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Martta  tüketici enflasyonunun ana eğilimi geriledi"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/marttaa-tuketici-enflasyonunun-ana-egilimi-geriledi-3592/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/marttaa-tuketici-enflasyonunun-ana-egilimi-geriledi-3592/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6C4EE9-A058F7-8826A0-5288BA-73308B-33D49F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB, Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu&#39;nu yayımladı.Rapora göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon 0,66 puan azalışla yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6C4EE9-A058F7-8826A0-5288BA-73308B-33D49F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB, Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu&#39;nu yayımladı.Rapora göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon 0,66 puan azalışla yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıktı.İlgili dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 artarken eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı.Enerji dışı aylık tüketici enflasyonu ise yüzde 1,74 ile sınırlı oranda gerçekleşti.Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında hız kesti. Temel mal enflasyonu dayanıklı tüketim mallarındaki görünümün de etkisiyle düşük seyrini sürdürdü.Diğer taraftan, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonu jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma fiyatları kaynaklı olarak yüksek seyrini korudu.Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puanlık artışla yüzde 28,08 oldu. Eşel mobil uygulaması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatlarının küresel gelişmelerden daha fazla etkilendiği görüldü.- Tüketici fiyatları mart ayında arttıRapora göre, mart ayında tüketici fiyatları artışı yüzde 1,94 olarak gerçekleşti ve yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87'ye geriledi.Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları yaklaşık 0,20'şer puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve 29,68 olarak gerçekleşti.Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, temel mallar ile alkol tütün ve altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,84, 0,30 ve 0,22 puan azalırken enerji ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,36 ve 0,34 puan arttı.Mevsimsellikten arındırılmış verilerle tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıfladı. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükseldi.Aylık artışlar, B endeksinde düşerken C endeksinde yükseliş kaydetti. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselirken hizmette yatay seyretti, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıfladı.TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, mart ayında enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etti. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim sergilemedi.Hizmet fiyatları mart ayında yüzde 2,39 yükseldi, grup yıllık enflasyonu 0,59 puan artarak yüzde 40,26 seviyesinde gerçekleşti. Bu gelişmede ulaştırma hizmetleri etkili olurken yıllık enflasyon ulaştırma ve haberleşmede arttı, diğer alt gruplarda geriledi.Jeopolitik gelişmelerle mart ayında, artan akaryakıt fiyatlarının etkisiyle ulaştırma hizmetleri fiyatları aylık yüzde 6,07 yükseldi. Bu dönemde, hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı fiyatları (yüzde 10,94) öne çıktı, şehir içi ulaşım hizmetleri fiyat ayarlamalarının gerçekleşen ve sarkan etkileri ile yükselirken şehirlerarası otobüs ücretlerinde akaryakıta ek olarak bayram etkisi gözlendi.Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretti. Kiralarda aylık artış yüzde 2,41 olurken, kira yıllık enflasyonu 1,46 puan azalışla yüzde 52,45'e geriledi. Öte yandan, eğitim başta olmak üzere diğer hizmetler ile lokanta-otel hizmetleri alt grupları bu dönemde görece ılımlı bir seyir izledi.- Temel mal grubu fiyatları sınırlı arttıTemel mal grubu fiyatları mart ayında yüzde 0,44 ile sınırlı bir oranda arttı, grup yıllık enflasyonu 0,51 puan düşüşle yüzde 16,06'ya geriledi.Bu dönemde, dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları yüzde 0,81 ile ılımlı bir oranda yükseldi. Mart ayında beyaz eşya, otomobil ve mobilya fiyatları sırasıyla yüzde 2,39, yüzde 0,93 ve yüzde 0,76 artarken, diğer elektrikli ve elektriksiz alet fiyatları yüzde 0,26 azaldı.Bu dönemde, giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 2,17 geriledi. Diğer temel mallar alt grubunda aylık enflasyon yüzde 2,20 ile önceki aya kıyasla güçlendi.Enerji fiyatları mart ayında yüzde 4,75 arttı, grup yıllık enflasyonu 6,05 puan yükselerek yüzde 34,24 oldu.Bu gelişmede, ham petrol fiyatlarına paralel olarak artan akaryakıt fiyatları (yüzde 9,52) öne çıktı. Eşel mobil uygulamasıyla, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanması daha olumsuz bir görünümü sınırladı.Ayrıca, yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı neticesinde son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı elektrik fiyatındaki gerilemenin (yüzde eksi 1,24) sürmesi olumlu katkı verdi.- Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yavaşladıGıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yüzde 1,79 ile son iki aya kıyasla yavaşladı, grup yıllık enflasyonu ise 4,09 puan düşüşle yüzde 32,36 oldu.Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada belirgin oranda gerilerken, işlenmiş gıdada görece yatay seyretti.Ayrıca bu dönemde her iki grupta aylık fiyat artışları ivme kaybetti. İşlenmemiş gıda grubunda yılın ilk iki ayında sebze fiyatlarında kaydedilen yüksek artışlar, mart ayında yerini görece düşük oranlı bir yükselişe bırakırken et fiyatlarındaki güçlü seyir devam etti. Mart ayında işlenmiş gıdada aylık fiyat artışının yüzde 0,62 ile son iki aya kıyasla belirgin bir şekilde yavaşladığı izlendi.Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar, tütün ürünlerinde şubat ayında yapılan artışın mart ayına sarkan etkisiyle yüzde 4,36 yükseldi.- Yurt içi üretici fiyatları arttıYurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselerek yüzde 28,08 oldu. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yüzde 4,65 ile yüksek bir oranda arttı.Diğer taraftan, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının yüzde 11,2 gerilemesi, enerjide daha olumsuz bir görünümü sınırladı.Ayrıca, dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir (sırasıyla yüzde 0,89 ve yüzde 0,68 artış) izlendi.Eşel mobil mekanizması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilendi.TCMB açıklamasında &#34;Bu nedenle gelecek dönemde üretici ve tüketici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir.&#34; değerlendirmesine yer verdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Apr 2026 20:03:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Savunma ve enerjide yerlilik stratejik önemde"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde-2793/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-ve-enerjide-yerlilik-stratejik-onemde-2793/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F41CAD-9E0BDA-2CEA19-1C1B47-1FB73B-8918CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina'nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji üretiminde dışa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F41CAD-9E0BDA-2CEA19-1C1B47-1FB73B-8918CF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve rulmanları üreten Tibet Makina'nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji üretiminde dışa bağımlılığın azalmasıyla Türk milletinin daha güçlü ve güvenli bir ülkede yaşayacağını vurguladı.&nbsp;"YURT DIŞINDA TANIK OLUYORUZ"Türkiye'nin savunma sanayisinde tüm dünyanın dikkatini yerli sistemleri, insansız hava ve deniz araçları ile yüksek teknolojiye dayalı üretim kabiliyetleri sayesinde bu alanda bölgesel güç olma rolünü pekiştirdiğini kaydeden Arbak, bu&nbsp; duruma yurt dışında katıldıkları tüm organizasyonlarda tanık olduklarını belirtti.&nbsp;Savunma ve enerji alanlarında sağlanacak yerlilik başarısının Türkiye'nin sadece ekonomik değil, siyasi ve stratejik gücünü de etkilediğine dikkat çeken Arbak, "Türkiye, savunma ve enerji alanlarında geliştirdiği yerli üretim kapasitesi ve teknolojik yetkinlikleriyle bağımsızlığını güçlendirmeye ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmaya devam ediyor. Enerji üretiminde ithal kaynaklara bağımlılığın azalmasıyla ekonomik kırılganlığımız da azalıyor. Enerji bağımsızlığımızın güçlendirilmesi, sanayimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve rekabet gücünün artması açısından kritik önem taşıyor. Yenilenebilir enerji tarafında ise yerli ekipman üretimi, enerji verimliliği ve depolama teknolojileri değer zincirinin her halkasında ülkemizde konuşlu şirketlerin daha fazla yer alması gerekiyor." dedi.&nbsp;Savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 80'in üzerine çıkmasında, 4 binden fazla firmadan oluşan ve 100 binin üzerinde istihdam sağlayan savunma ekosisteminin aldığı paya dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:&nbsp;"KÜRESEL BARIŞIN DA GÜVENCESİ""ABD-İran hava savaşında da görüldüğü gibi ülkeler artık sadece silah sistemleriyle değil tüm endüstriyel ekosistemleriyle sahada yer alıyor. 2025 itibarıyla 10 milyar doları aşan ihracat gerçekleştiren, Tibet Makine olarak bizim de içinde yer aldığımız güçlü ekosistem, bu yılın ilk üç ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 artırma başarısını gösterdi.&nbsp;Bu başarı, sanayi altyapımızla tercihler arasındaki güçlü koordinasyonun bir çıktısıdır. Savunma sanayisi şirketlerimiz, yetkin kadroları ve hızlı uyum sağlayabilen üretim yapılarıyla bu büyük dönüşümün mimarı ve yaratıcısı oldular. Küresel ölçekte kayda değer bulduğumuz bu başarıyı, bölgesel ve küresel barışın da güvencesi olarak görüyoruz."&nbsp;ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ&nbsp;Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları arasında yer alıyor.Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin tedarikçileri arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen Emiralem'deki tesislerinde sürdürüyor.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Apr 2026 02:34:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında enflasyon ve faiz beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enflasyon-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-590/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enflasyon-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-590/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2A36D-B2EC38-7DF32D-E738E6-167B24-447AC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta başında, ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Hürmüz Boğazı yeniden açılmadan söz konusu savaşı sona erdirmeye istekli olduğuna yönelik haberler ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell&#39;ın temkinli mesajları piyasalarda iyimser bir hava oluşturdu.Ancak hafta sonuna&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2A36D-B2EC38-7DF32D-E738E6-167B24-447AC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta başında, ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Hürmüz Boğazı yeniden açılmadan söz konusu savaşı sona erdirmeye istekli olduğuna yönelik haberler ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell&#39;ın temkinli mesajları piyasalarda iyimser bir hava oluşturdu.Ancak hafta sonuna doğru Trump&#39;ın söylemlerini sertleştirmesi, enerji fiyatları ile tahvil faizlerini yükseltirken, varlık fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.Analistler, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra dünya genelinde enflasyon ve faiz beklentileri üzerinde makroekonomik verilerin de etkili olduğunu belirterek, gelecek hafta yatırımcıların odağının ABD&#39;de açıklanacak enflasyon ve büyüme verileri ile Fed&#39;in son toplantısına ilişkin tutanaklarda olacağını ifade etti.- Trump ve Powell&#39;ın açıklamaları piyasaların yönünde etkili olduBeyaz Saray&#39;da yaptığı &#34;Ulusa Sesleniş&#34;te İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendiren ABD Başkanı Donald Trump, İran&#39;daki askeri hedeflerini önemli ölçüde tamamladıklarını ve yakında süreci &#34;bitireceklerini&#34; belirterek, &#34;Amerika&#39;nın (İran&#39;daki) tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz.&#34; dedi.Fed Başkanı Jerome Powell da Orta Doğu&#39;da yaşanan gelişmeler karşısında para politikasında &#34;bekle-gör&#34; yaklaşımı için uygun bir konumda olduklarını söyledi.Powell, enflasyon beklentilerinin kısa vadenin ötesinde iyi çıpalanmış göründüğünü ifade ederek, iş gücü piyasasına yönelik aşağı yönlü risklerin daha düşük faizleri gerektirdiğini, buna karşılık enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin ise faizlerin düşürülmemesini telkin ettiğini belirtti.Bu iki hedef arasında belirgin bir gerilim bulunduğunu vurgulayan Powell, zorlu bir dönemde &#34;oy birliği&#34; beklemenin yanıltıcı olabileceğini dile getirdi.- Makroekonomik veriler karışık sinyaller verdiMakroekonomik tarafta ise ABD&#39;de JOLTS açık iş sayısı şubatta 6 milyon 882 bine inerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. İşe alım sayısı da aynı dönemde 498 bin azalışla 4 milyon 849 bine gerileyerek Nisan 2020&#39;den bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu veriler, iş gücü piyasasındaki kırılganlığın sürdüğüne işaret etti.Bununla birlikte, haftanın sonunda açıklanan mart ayı tarım dışı istihdam verisinin beklentileri aşması ve işsizlik oranının gerilemesi, faiz indirimi beklentilerini yeniden sınırladı. Ancak piyasaların kapalı olması nedeniyle söz konusu gelişmeler fiyatlamalara yansımadı.ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ülkede tarım dışı istihdam mart ayında 178 bin kişilik artış kaydetti. İşsizlik oranı da yüzde 4,4&#39;ten yüzde 4,3&#39;e geriledi.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,32 seviyesini görürken, dolar endeksi de yüzde 0,1 düşüşle 100 seviyesine indi.- Değerli metallerde yükseliş görüldüDeğerli metallerde tamamlanan haftada altın öncülüğünde dört haftalık düşüş serisi son buldu. Hafta başında Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılabileceğine yönelik haber akışı, piyasalarda jeopolitik risk algısını bir miktar azaltarak değerli metalleri desteklerken, büyük merkez bankalarının para politikalarında daha yumuşak bir çizgi izleyebileceğine yönelik beklentiler de fiyatlardaki yükselişi güçlendirdi. Ancak hafta sonuna doğru Trump&#39;ın sertleşen açıklamaları, yükseliş ivmesini sınırladı.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,7, platinde yüzde 6,9, paladyumda yüzde 9,2 ve altında yüzde 4,1 arttı.- Baz metallerde arz güvenliği ve maliyet baskısı öne çıktıBaz metallerde söz konusu dönemde fiyatlamaların ana eksenini enerji maliyetleri, arz güvenliği ve sanayi zincirine ilişkin belirsizlikler oluşturdu. İran&#39;ın Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri&#39;ndeki önemli tesislere yönelik saldırıları, özellikle alüminyum tarafında arz sıkışıklığı endişesi yarattı.Körfez Bölgesi&#39;nin küresel alüminyum arzındaki ağırlığı, fiziki piyasadaki kaygıları artırdı.Analistler, Körfez ülkelerinin Çin dışı küresel alüminyum ihracatında yaklaşık yüzde 18 paya sahip olması nedeniyle bölgedeki her aksamanın Batı sanayisi açısından daha güçlü sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.Bakır, çinko ve kurşunda ise daha çok maliyet baskıları ve stok dinamikleri öne çıktı. Çin&#39;de mart ayında resmi imalat PMI verisinin toparlanma göstermesi sanayi metalleri için talep yönlü kısmi destek verse de piyasa katılımcıları bu yükselişleri daha çok arz ve lojistik kaynaklı fiyatlama olarak değerlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 4,5, çinkoda yüzde 5, alüminyumda yüzde 5,4 ve kurşunda yüzde 2,3 artarken, nikelde yüzde 0,6 gerileme görüldü.- Enerji grubunda Hürmüz Boğazı etkisi izlendiEnerji grubunda haftanın ana belirleyicisi, Orta Doğu&#39;daki arz kesintileri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki taşımacılık riskleri oldu. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, bölgede kaybedilen petrol arzının 12 milyon varili aştığını ve nisandaki kayıpların mart ayının iki katına çıkabileceğini söyledi.Birol, jet yakıtı ve dizel başta olmak üzere ürün piyasalarındaki sıkışıklığın önce Asya&#39;da, daha sonra Avrupa&#39;da daha belirgin hissedileceğini ifade etti.Analistler, petrol piyasasında bundan sonraki seyrin büyük ölçüde Hürmüz Boğazı&#39;ndaki akışların ne ölçüde normale döneceğine, enerji altyapısına yönelik hasarın artıp artmayacağına ve büyük tüketici ekonomilerin stratejik rezerv adımlarına bağlı olacağını belirtti.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,2 artarken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 6,4 geriledi.- Tarım emtialarında enerji ve lojistik maliyetleri etkili olduTarım emtia piyasalarında ise enerji maliyetleri, lojistik sorunlar ve girdi fiyatları belirleyici oldu.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) Gıda Fiyat Endeksi martta aylık bazda yüzde 2,4 yükselerek Eylül 2025&#39;ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Tahıl fiyatlarının yüzde 1,5 arttığı, buğday fiyatlarındaki yükselişte ABD ve Avustralya&#39;daki olumsuz ürün tahminlerinin etkili olduğu, bitkisel yağ fiyatlarının yüzde 5,1 ve şeker fiyatlarının yüzde 7,2 yükseldiği belirtildi.FAO, söz konusu savaşın 40 günü aşması halinde yüksek enerji ve gübre maliyetlerinin gelecek yılın ekim kararlarını da etkileyebileceği uyarısında bulundu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 1,3 ve soya fasulyesinde yüzde 0,3 artarken, buğdayda yüzde 1,2 ve mısırda yüzde 2,2 geriledi.Kahve tarafında ise hem yüksek çekirdek maliyetleri hem de zayıf talep görünümü öne çıktı. Artan kahve fiyatlarına rağmen bazı büyük şirketlerin satış ve karını artırdığı, ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle lojistik maliyetlerin daha da yükselebileceği belirtildi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 2 artarken, şekerde yüzde 5,1 ve kahvede yüzde 1,9 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,7 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 11:48:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hürmüz'e alternatif hat yeniden gündemde]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hurmuze-alternatif-hat-yeniden-gundemde-6271/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hurmuze-alternatif-hat-yeniden-gundemde-6271/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_78DB11-D466A5-FF3E22-959812-556AE5-90228A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Orta Doğu'da yükselen tansiyon, küresel enerji akışını doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri artırdı. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçitte yaşanan aksaklıklar,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_78DB11-D466A5-FF3E22-959812-556AE5-90228A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Orta Doğu'da yükselen tansiyon, küresel enerji akışını doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri artırdı. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçitte yaşanan aksaklıklar, enerji fiyatlarını yukarı çekerken alternatif güzergâh arayışlarını hızlandırdı.Bu çerçevede, uzun yıllardır devre dışı olan ve yeniden canlandırılması tartışılan Trans-Arabistan Boru Hattı yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşındı. İlk olarak 20. yüzyılın ortasında inşa edilen hat, Suudi Arabistan'daki petrol sahalarından başlayarak Sayda üzerinden Akdeniz'e ulaşıyordu. Ancak bölgesel çatışmalar nedeniyle 1980'lerde kullanım dışı kalmıştı.Hürmüz'ü baypas edecek kritik hamleSon dönemde Şam yönetiminin bu hattı yeniden işler hale getirme önerisi, özellikle Avrupa'nın artan enerji ihtiyacıyla birlikte dikkat çekiyor. Planın hayata geçirilmesi halinde Körfez petrolünün doğrudan Akdeniz'e ulaştırılması mümkün olacak ve böylece Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılık kısmen azaltılabilecek.Uzmanlara göre bu girişim, sadece bir boru hattının yeniden açılması değil; aynı zamanda küresel enerji taşımacılığında yeni bir denge arayışının parçası. Pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve son olarak Orta Doğu'daki gerilimler, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırarak alternatif rotaları zorunlu hale getirdi.Türkiye için stratejik fırsatGelişmeler Türkiye açısından da önemli fırsatlar barındırıyor. Halihazırda Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı ile bölgesel enerji taşımacılığında kritik bir rol üstlenen Türkiye, yeni koridor senaryolarında merkez ülke olma potansiyelini güçlendiriyor.Uzmanlara göre olası bir enerji koridorunun Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması durumunda:Türkiye, enerji transitinde kilit ülke konumunu pekiştirebilir&nbsp;Enerji ticaretinden elde edilen gelirler artabilir&nbsp;Jeopolitik ağırlık ve diplomatik manevra alanı genişleyebilir&nbsp;Avrupa'nın enerji güvenliğinde vazgeçilmez aktörlerden biri haline gelebilir&nbsp;Ayrıca Türkiye'nin mevcut liman altyapısı ve boru hattı deneyimi, bu tür projelerin entegrasyonunu kolaylaştırabilecek önemli avantajlar arasında gösteriliyor.Alternatifler var ama yeterli değilBölgede Hürmüz'e bağımlılığı azaltmaya yönelik başka projeler de bulunuyor. Suudi Arabistan'ın doğu-batı hattı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fujairah bağlantılı sistemleri aktif şekilde kullanılıyor. Ancak uzmanlar, bu hatların hiçbirinin tek başına Hürmüz'ün taşıdığı yükü karşılayamayacağı görüşünde birleşiyor.Bu nedenle yeni kara ve deniz koridorlarının geliştirilmesi artık sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.Enerji haritası yeniden çiziliyorOrtaya çıkan tablo, dünya enerji sisteminin hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu durum, üretim kadar taşımacılık altyapısının da yeniden şekillendirilmesini kaçınılmaz kılıyor.Hürmüz Boğazı'nda yaşanan her kriz, alternatif hatların önemini artırırken; yeniden gündeme gelen Trans-Arabistan hattı gibi projeler, enerji jeopolitiğinde yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Türkiye ise bu yeni denklemde sadece bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda oyunun kurucularından biri olma potansiyelini taşıyor.KUTU KUTUTrans-Arabistan Boru Hattı (Tapline), 1950&#39;de Aramco tarafından inşa edilen, Suudi Arabistan&#39;ın Kaysume şehrini Lübnan&#39;ın Sayda (Sidon) limanına bağlayan 1.214 km&#39;lik tarihi bir petrol hattı. Günlük 500 bin varil kapasiteyle petrolü Akdeniz&#39;e taşıyan bu hat, 1983&#39;te Lübnan iç savaşı ve 1990&#39;da tam devre dışı kalmasıyla işlevini yitirdi.&nbsp;Temel özellikler ve tarihçeGüzergah: Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Lübnan topraklarından geçerek Akdeniz&#39;e ulaştı.Amaç: Basra Körfezi&#39;nden çıkan petrolü, Hürmüz Boğazı&#39;nı dolaşmadan doğrudan Akdeniz&#39;e ulaştırarak nakliye maliyetlerini ve süresini düşürmek.İnşaat: Amerikan şirketlerinin ortaklığıyla kurulan Trans-Arabian Pipeline Company tarafından inşa edildi.Kapatılma: 1970&#39;lerin ortalarında Golan Tepeleri üzerinden geçen kısmı işlemez hale gelmiş ve 1990 yılında tamamen faaliyetini durdurdu.&nbsp;Stratejik önemiTapline, Orta Doğu&#39;daki petrol ticaretinde ve ABD-Arap ilişkilerinde önemli bir faktördü. Günümüzde kullanılmayan bu hattın, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki gerilimler sırasında petrol sevkiyatı için alternatif bir rota arayışlarında (tarihi önemiyle) adı sıkça geçiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 02:51:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomide illüzyon uyarısı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-illuzyon-uyarisi-1626/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-illuzyon-uyarisi-1626/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_95A5C1-5E23EC-910B4E-E56E06-A60E3E-846FD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, ekonomik göstergelerin teknik olarak doğru olabileceğini ancak sunum biçimi ve yöntem değişiklikleriyle gerçeğin farklı yansıtılabildiğini vurguladı.Eğilmez'e göre ekonomide algı ile gerçek arasındaki farkı anlamak için "yedi temel illüzyon"a bakmak yeterli. Bu çerçevede&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_95A5C1-5E23EC-910B4E-E56E06-A60E3E-846FD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, ekonomik göstergelerin teknik olarak doğru olabileceğini ancak sunum biçimi ve yöntem değişiklikleriyle gerçeğin farklı yansıtılabildiğini vurguladı.Eğilmez'e göre ekonomide algı ile gerçek arasındaki farkı anlamak için "yedi temel illüzyon"a bakmak yeterli. Bu çerçevede ilk dikkat çekilen başlık, yüksek enflasyona rağmen faizlerin yukarıda tutulmasıyla sıcak para girişinin sağlanması. Bu durumun döviz kurunu baskıladığını belirten Eğilmez, ekonominin dolar bazında olduğundan daha büyük görünmesine yol açtığını ifade etti.Milli gelir hesaplamalarıBir diğer başlık ise milli gelir hesaplamalarına ilişkin. Sığınmacıların üretime katkısının dahil edilip nüfus hesabına katılmamasının kişi başına geliri yapay biçimde artırdığına işaret eden Eğilmez, bu durumun toplumda gerçek bir refah artışı yaratmadığını vurguladı.İşgücü tanımındaki değişiklikler de eleştiriler arasında yer aldı. İşgücüne dahil olmayanların kapsamının genişletilmesiyle işsizlik oranlarının düşük göründüğünü belirten Eğilmez, "iş bulunamasa da işsizlik yokmuş gibi bir tablo oluşuyor" değerlendirmesinde bulundu.Dış borç hesaplamalarında kullanılan yöntemlerin de yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Eğilmez, borcun kimden alındığı yerine kimin elinde bulunduğuna göre yazılmasının ve piyasa değerleri üzerinden hesaplanmasının borç yükünü olduğundan düşük gösterebildiğini söyledi.Para politikasıPara politikasına ilişkin değerlendirmesinde ise politika faizinin sabit tutulurken fonlamanın farklı kanallardan yapılmasına dikkat çekti. Bu durumun "arka kapı faizi" olarak adlandırılan daha yüksek maliyetli bir yapıyı ortaya çıkardığını belirten Eğilmez, resmi faiz ile piyasa faizi arasındaki farkın büyüdüğünü kaydetti.Bütçe tarafında ise yılın başında harcamaların kısılması ve vergilerin öne çekilmesiyle açığın düşük gösterilebildiğini ifade eden Eğilmez, bunun takvimsel bir düzenleme olduğunu ve kalıcı bir iyileşme anlamına gelmediğini dile getirdi.Son olarak enflasyon hesaplamalarına değinen Eğilmez, tüketim sepetindeki ağırlık değişimlerinin özellikle konut ve kira gibi kalemlerde gerçeği tam yansıtmayabileceğini belirtti. Bu tür düzenlemelerin enflasyonu düşük gösterirken vatandaşın hissettiği hayat pahalılığını değiştirmediğini ifade etti.Eğilmez, ekonomik illüzyonların kısa vadede etkileyici görünebileceğini ancak uzun vadede ciddi maliyetler doğurduğunu vurgulayarak, "Gerçekler ortaya çıktığında geriye yalnızca hayal kırıklığı kalır" değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 05 Apr 2026 02:44:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş ekonomisi ihracatı yeniden şekillendiriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savas-ekonomisi-ihracati-yeniden-sekillendiriyor-3577/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savas-ekonomisi-ihracati-yeniden-sekillendiriyor-3577/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3DEF80-97BCCF-375A76-F169DD-27113B-F1DD6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKüresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve savunma harcamalarındaki yükseliş, dünya ticaretinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle son yıllarda hız kazanan "savaş ekonomisi" eğilimi, ülkelerin üretim ve ihracat kompozisyonunu yeniden şekillendirirken&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3DEF80-97BCCF-375A76-F169DD-27113B-F1DD6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKüresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve savunma harcamalarındaki yükseliş, dünya ticaretinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle son yıllarda hız kazanan "savaş ekonomisi" eğilimi, ülkelerin üretim ve ihracat kompozisyonunu yeniden şekillendirirken Türkiye de bu dönüşümden doğrudan etkileniyor.Savunma ve güvenlik odaklı üretimin artması, birçok ülkede sivil sanayiden askeri üretime kaynak kaymasına yol açıyor. Bu durum küresel tedarik zincirlerinde daralma yaratırken, özellikle otomotiv, makine ve elektronik gibi sektörlerde arz sıkıntıları ve maliyet artışları dikkat çekiyor. Türkiye gibi ihracat odaklı ekonomiler için bu tablo hem risk hem de fırsat anlamına geliyor.Savunma sanayi ihracatı yükselişteTürkiye'nin son yıllarda savunma sanayinde attığı adımlar, savaş üretimi trendiyle birlikte daha görünür hale geldi. İnsansız hava araçları, zırhlı araçlar ve elektronik harp sistemleri gibi ürünlerde artan talep, ihracat gelirlerini destekleyen önemli bir kalem haline geldi. Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Doğu Avrupa pazarlarında Türk savunma ürünlerine olan ilginin arttığı gözleniyor.Uzmanlara göre, küresel savunma harcamalarındaki artış Türkiye'nin bu alandaki ihracatını orta vadede yukarı çekmeye devam edecek. Ancak bu artışın sürdürülebilir olması için teknoloji yatırımları ve yerli üretim oranının artırılması kritik önem taşıyor.Sivil sektörlerde baskı artıyorÖte yandan savaş ekonomisinin genişlemesi, sivil sektörler üzerinde maliyet baskısı oluşturuyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma, lojistik maliyetlerin yükselmesi ve hammaddeye erişimde yaşanan sıkıntılar, Türkiye'nin geleneksel ihracat kalemlerinde rekabet gücünü zayıflatabiliyor.Avrupa pazarında talep daralması ve büyüme hızındaki yavaşlama da ihracatçıların karşı karşıya olduğu bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor. Özellikle tekstil, hazır giyim ve beyaz eşya gibi sektörlerde siparişlerde yavaşlama sinyalleri dikkat çekiyor.Yeni pazar arayışı hızlanıyorBu tablo karşısında Türk ihracatçılar, alternatif pazarlara yönelme stratejisini hızlandırıyor. Afrika, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika gibi gelişmekte olan bölgeler, hem savunma hem de sivil ürünler için yeni fırsatlar sunuyor.Aynı zamanda enerji ve lojistik koridorlarında yaşanan değişim de Türkiye'nin ihracat stratejisinde belirleyici rol oynuyor. Orta Koridor ve yeni ticaret yolları projeleri, Türkiye'nin transit ülke olma avantajını güçlendirerek ihracatın çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.Çift yönlü etkiEkonomistler, savaş üretiminin Türkiye ihracatı üzerindeki etkisini "çift yönlü" olarak tanımlıyor. Bir yandan savunma sanayi üzerinden yeni gelir kapıları açılırken, diğer yandan küresel belirsizlikler ve maliyet artışları ihracat performansını baskılıyor.Bu nedenle Türkiye'nin önümüzdeki dönemde dengeli bir strateji izlemesi gerektiği vurgulanıyor. Savunma sanayindeki ivmenin korunması, yüksek katma değerli üretimin artırılması ve sivil sektörlerin rekabet gücünün desteklenmesi, ihracatta sürdürülebilir büyümenin anahtarı olarak görülüyor.Küresel ticaretin giderek daha fazla jeopolitik dinamiklerle şekillendiği yeni dönemde, Türkiye'nin bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlayacağı, ihracat performansının yönünü belirleyecek temel unsur olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Apr 2026 02:33:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta bütün yatırım araçları değer kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-butun-yatirim-araclari-deger-kazandi-9795/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-butun-yatirim-araclari-deger-kazandi-9795/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC63E7-E497DC-717300-6A6697-B52476-8ECF51.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.622,55 puanı ve en yüksek 13.078,32 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışının yüzde 1,88 üstünde 12.936,35 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,71 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC63E7-E497DC-717300-6A6697-B52476-8ECF51.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.622,55 puanı ve en yüksek 13.078,32 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışının yüzde 1,88 üstünde 12.936,35 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,71 artışla 6 bin 705 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 5,67 yükselişle 45 bin 174 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 10 bin 625 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 5,71 artarak 11 bin 231 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,30 artarak 44,5920 lira, avro yüzde 0,46 yükselişle 51,5430 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,08, emeklilik fonları yüzde 1,26 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 2,59 ile &#34;Kıymetli Maden Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Apr 2026 02:09:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Yıllık hizmet enflasyonu son bir yılda 16,1 puan azaldı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yillik-hizmet-enflasyonu-son-bir-yilda-161-puan-azaldi-726/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yillik-hizmet-enflasyonu-son-bir-yilda-161-puan-azaldi-726/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45C0D2-2470A5-DE558F-FDBAA8-C914BB-C45D0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan mart ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Enflasyonun martta aylık yüzde 1,9 olduğunu, yıllık yüzde 30,9&#39;a gerilediğini belirten Şimşek, gıda enflasyonunun, geçen yılın aynı ayına göre&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45C0D2-2470A5-DE558F-FDBAA8-C914BB-C45D0E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan mart ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Enflasyonun martta aylık yüzde 1,9 olduğunu, yıllık yüzde 30,9&#39;a gerilediğini belirten Şimşek, gıda enflasyonunun, geçen yılın aynı ayına göre 4,8 puan iyileşerek yıllık yüzde 32,4 olduğunu aktardı.Şimşek, iklim koşullarındaki iyileşmeye işaret ederek, &#34;Geçtiğimiz yıl yaşanan don ve kuraklığın ardından iklim koşullarında görülen normalleşmenin, 2026 yılında gıda enflasyonu görünümünü desteklemesini bekliyoruz. Yıllık hizmet enflasyonu son bir yılda 16,1 puan azaldı. Hizmetlerdeki dezenflasyonun, kira enflasyonundaki düşüş eğilimi, konut arzını artırmaya yönelik politikalarımız ve eğitimde kural bazlı fiyatlama ile önümüzdeki dönemde daha da belirginleşmesini öngörüyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Jeopolitik gelişmelerin ekonomiye etkilerini sınırlamak için gerekli adımları attıklarına dikkati çeken Şimşek, &#34;Program döneminde oluşturduğumuz mali alan ile enflasyonist baskıları azaltacak eşel mobil gibi uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde devreye alıyoruz. Kısa vadede bu şokların enflasyon etkileri olsa da kalıcı fiyat istikrarı hedefimize ulaşmamızı sağlayacak politika setimizi bütüncül ve kararlı şekilde uygulamaya devam ediyoruz.&#34; ifadesini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Apr 2026 15:15:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sorun savaş değil yapısal kırılganlık]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-savas-degil-yapisal-kirilganlik-8923/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-savas-degil-yapisal-kirilganlik-8923/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E587AF-5F82E7-F8947B-0DE07A-975457-1702D4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde Türkiye ekonomisindeki mevcut kırılganlıkların savaşla ortaya çıkmadığını, aksine savaşın bu zayıf tabloyu hızlandırdığını vurguladı. Önümüzdeki dönemde sıkça dile getirilecek "Savaş olmasaydı her şey yolundaydı" söylemine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E587AF-5F82E7-F8947B-0DE07A-975457-1702D4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde Türkiye ekonomisindeki mevcut kırılganlıkların savaşla ortaya çıkmadığını, aksine savaşın bu zayıf tabloyu hızlandırdığını vurguladı. Önümüzdeki dönemde sıkça dile getirilecek "Savaş olmasaydı her şey yolundaydı" söylemine karşı çıkan Eğilmez, verilerin savaş öncesinde de ekonomide belirgin bir ivme kaybına işaret ettiğini ifade etti.Büyüme potansiyelin altında kaldı2025'in son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 3,4 büyüdüğünü hatırlatan Eğilmez, ülkenin yaklaşık yüzde 5 seviyesindeki potansiyel büyümesinin oldukça altında kalındığını belirtti. Enflasyonla mücadele kapsamında büyümeden fedakârlık yapılmasının anlaşılabilir olduğunu kaydeden Eğilmez, asıl sorunun üretim ve hizmet tarafındaki eş zamanlı zayıflama olduğuna dikkat çekti. İmalat sanayinde gerileme ve kapasite kullanım oranındaki düşüşe işaret eden Eğilmez, hizmet sektöründe de yavaşlama başladığını ifade etti. Bu tabloya savaşın maliyetinin de ekleneceğini belirten ekonomist, 2026 yılı için yüzde 2,5–3 bandındaki büyümenin dahi iyimser kalabileceğini dile getirdi.Enflasyonda düşüş beklentisi gerçekleşmediYıl başında enflasyonun baz etkisiyle gerileyeceği yönünde güçlü beklentiler bulunduğunu belirten Eğilmez, bu öngörünün gerçekleşmediğini söyledi. 2025 sonunda yüzde 30,89 olan enflasyonun şubat ayında yeniden yükselerek yüzde 31,53'e çıktığını hatırlattı. Bu artışın petrol fiyatları görece düşük seviyedeyken yaşandığına dikkat çeken Eğilmez, petrolün 100 doların üzerine çıkmasının enflasyon üzerinde ilave baskı yaratacağını vurguladı. Yıl sonu için yüzde 30'un altındaki enflasyonun artık hedef olmaktan çıkıp iyimser bir senaryo haline geldiğini ifade etti.İşsizlikte kalıcı sıkışma sinyaliResmi işsizlik verilerindeki dalgalanmaların gerçek tabloyu yansıtmadığını belirten Eğilmez, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30'a yakın seviyede sabit kalmasının ekonomide kalıcı bir sıkışmaya işaret ettiğini söyledi. Savaşın yaratacağı ekonomik yavaşlamanın istihdam üzerindeki baskıyı artıracağını da sözlerine ekledi.Bütçede "zaman kazanma" etkisiBütçe açığının yılın ilk iki ayında 190 milyar TL seviyesinde görünmesine rağmen bunun kalıcı bir iyileşmeye işaret etmediğini belirten Eğilmez, vergi tahsilatının öne çekilmesi ve harcamaların kısılmasıyla geçici bir denge sağlandığını ifade etti. Mevcut görünümün bir başarı hikâyesinden çok, zaman kazanma çabası olduğunu vurguladı.Cari açıkta petrol riski büyüyorCari açığın ocak itibarıyla 32,9 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Eğilmez, hesaplamaların 65 dolarlık petrol fiyatına göre yapıldığını belirtti. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasının cari denge üzerinde ciddi baskı yaratacağını ifade eden ekonomist, her 10 dolarlık artışın cari açığa yaklaşık 4 milyar dolar ek yük getirdiğini kaydetti. Bu koşullarda yıl sonunda 50 milyar dolarlık cari açığın sürpriz olmayacağını söyledi.Savaş değil zayıflık belirleyiciEğilmez'e göre büyüme, enflasyon, işsizlik, bütçe ve cari açık göstergelerinin tamamı tek bir gerçeğe işaret ediyor: Türkiye ekonomisi savaş başlamadan önce de hedeflerinden sapmış durumdaydı. Savaş ise bu bozulmayı derinleştiren bir unsur olarak öne çıkıyor.Son üç yıldan çıkarılması gereken en önemli dersin, enflasyonla mücadelenin zamana yayılmasının riskleri artırdığı olduğunu belirten Eğilmez, sürecin uzaması halinde ekonominin kaçınılmaz olarak yeni şoklarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Apr 2026 02:31:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Petrol krizinde Türkiye en kırılgan ülkelerden biri]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/petrol-krizinde-turkiye-en-kirilgan-ulkelerden-biri-1083/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/petrol-krizinde-turkiye-en-kirilgan-ulkelerden-biri-1083/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FE9DF-ECEAF1-38026D-B14B87-D9A8BB-C5CA38.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings, petrol fiyatlarındaki olası dalgalanmaların Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ekonomileri ile Türkiye üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir rapor yayımladı.Kurumun temel senaryosuna göre, Brent petrol fiyatlarının 2026 yılında varil&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FE9DF-ECEAF1-38026D-B14B87-D9A8BB-C5CA38.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings, petrol fiyatlarındaki olası dalgalanmaların Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ekonomileri ile Türkiye üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir rapor yayımladı.Kurumun temel senaryosuna göre, Brent petrol fiyatlarının 2026 yılında varil başına ortalama 80 dolar, 2027&#39;de ise 65 dolar olması bekleniyor. Bu çerçevede, CEE bölgesi ülkelerinin kredi kalitesi üzerindeki olumsuz etkinin yönetilebilir düzeyde kalacağı öngörülüyor.S&amp;P Global Ratings Kredi Analisti Karen Vartapetov, konuya ilişkin değerlendirmesinde &#34;Savaşın Orta ve Doğu Avrupa ülke notları üzerindeki sınırlı ve nötr etkisi, hem savaş öncesi senaryolarımızın tedbirliğini hem de Avrupa gaz fiyatlarının 2022 zirvesinin altında kalacağı varsayımımızı yansıtmaktadır&#34; dedi.Raporda yer alan &#34;stres senaryosu&#34; daha karamsar bir tabloya işaret ediyor. Brent petrolün 2026&#39;da 130 dolara, 2027&#39;de ise 100 dolara yükselmesi durumunda, enerji yoğunluğu yüksek ve ithalata bağımlı Türkiye ve Macaristan gibi ekonomilerin en ağır darbeyi alması bekleniyor. Ülkelerin ne ölçüde etkileneceği ise sahip oldukları ekonomik tamponlara ve uygulayacakları politika tepkilerine bağlı olacak.Yüksek petrol fiyatları, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin kredi notları üzerinde farklı düzeylerde etki yaratıyor. Romanya gibi önemli ölçüde yerli enerji üretim kapasitesine sahip ya da Polonya gibi kömür ağırlıklı enerji karışımına sahip ülkeler, makroekonomik açıdan görece daha sınırlı etkilerle karşılaşabilir. Ancak Romanya özelinde, zayıf GSYİH büyümesi ve düşük mali gelirlerin mali konsolidasyona yönelik siyasi desteği zayıflatabileceği belirtiliyor.TTF Kuzey-Batı Avrupa doğalgaz fiyatlarının, analiz kapsamındaki iki enerji fiyatı senaryosunun dışında kalarak 2022&#39;deki zirve seviyelere yaklaşması halinde, Orta ve Doğu Avrupa ekonomileri üzerindeki olumsuz etkilerin ve kredi notu indirimi baskısının daha geniş ve belirgin hale gelebileceği ifade ediliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Apr 2026 08:26:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye için kritik eşik]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-kritik-esik-7430/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-kritik-esik-7430/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EDF4B1-1B9A2A-59B84F-D78AF2-C8BD7E-A54A15.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel ekonomide yeni bir dalgalanma sürecini tetiklerken, Türkiye ekonomisi açısından da çok boyutlu etkiler gündeme geliyor. Enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, finansal piyasalardan turizme kadar geniş bir alanda hissedilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EDF4B1-1B9A2A-59B84F-D78AF2-C8BD7E-A54A15.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel ekonomide yeni bir dalgalanma sürecini tetiklerken, Türkiye ekonomisi açısından da çok boyutlu etkiler gündeme geliyor. Enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, finansal piyasalardan turizme kadar geniş bir alanda hissedilen bu gelişmeler, ekonomi yönetiminin politika alanını daraltabilecek nitelik taşıyor.Enerji faturası kabarıyorSavaşın en hızlı ve doğrudan etkisi enerji fiyatları üzerinden hissediliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda artan riskler, petrol ve doğalgaz arzına ilişkin endişeleri artırırken fiyatlarda yukarı yönlü baskı oluşturuyor.Türkiye'nin enerji ithalatçısı bir ekonomi olması nedeniyle bu gelişme, cari açık ve enflasyon üzerinde ilave yük anlamına geliyor. Enerji maliyetlerindeki artışın sanayi üretimi başta olmak üzere birçok sektörde maliyet enflasyonunu tetiklemesi bekleniyor.Enflasyon ve büyüme dengesi zorlanabilirEnerji fiyatlarındaki yükselişin tüketici fiyatlarına gecikmeli yansıması, dezenflasyon sürecini sekteye uğratabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.Öte yandan artan maliyetler ve küresel talepte olası yavaşlama, büyüme üzerinde aşağı yönlü riskleri beraberinde getiriyor. Bu durum, Türkiye ekonomisi açısından klasik bir ikilem olan enflasyonla mücadele – büyüme dengesini yeniden gündeme taşıyor.Tedarik zincirinde yeniden konumlanmaSavaşın deniz ticaret yolları üzerindeki etkisi, küresel tedarik zincirlerinde yeni aksaklıklara yol açıyor. Kızıldeniz ve Basra Körfezi hattındaki riskler, lojistik maliyetleri artırırken teslim sürelerini uzatıyor.Bu gelişme kısa vadede Türkiye için maliyet baskısı anlamına gelse de orta vadede stratejik bir fırsat da yaratıyor. Avrupa'nın tedarik güvenliğini artırma arayışı, Türkiye'nin üretim ve lojistik merkezi olarak konumunu güçlendirebilir.Finansal piyasalarda temkinli görünümJeopolitik risklerdeki artış, küresel yatırımcı davranışlarını da etkiliyor. Risk iştahındaki gerileme, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını zayıflatırken döviz kurlarında oynaklığı artırıyor.Türkiye piyasaları kısa vadede görece dirençli bir görünüm sergilese de savaşın uzaması halinde bu dayanıklılığın sınanabileceği değerlendiriliyor.Turizm gelirleri risk altındaBölgesel çatışma algısının derinleşmesi, Türkiye'nin turizm performansı açısından da risk oluşturuyor. Rezervasyon davranışlarında yaşanabilecek değişim, özellikle yüksek sezonda gelir kaybı ihtimalini gündeme getirebilir.Ancak Türkiye'nin güvenli destinasyon algısını koruması halinde alternatif pazarlar üzerinden sınırlı da olsa dengeleyici bir etki oluşabileceği belirtiliyor.Politika seti kritik önem taşıyorMevcut tablo, Türkiye'nin eş zamanlı ve çok katmanlı bir politika seti uygulamasını zorunlu kılıyor.Enerji tarafında kaynak çeşitliliğinin artırılması ve yenilenebilir yatırımların hızlandırılması, makroekonomik alanda sıkı para politikası ve mali disiplinin sürdürülmesi, sanayi politikalarında yerli ara malı üretiminin güçlendirilmesi ve lojistik altyapıda kapasite artırıcı yatırımların önceliklendirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.Belirsizlik yüksekABD-İsrail-İran hattındaki gerilim, Türkiye ekonomisi için kısa vadede maliyet artışı ve finansal dalgalanma riski yaratırken, orta vadede yapısal dönüşüm fırsatlarını da beraberinde getiriyor.Bu süreçte belirleyici olacak unsur ise savaşın süresinden ziyade, Türkiye'nin bu şoka vereceği politika tepkisinin hızı ve etkinliği olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 01 Apr 2026 09:18:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni dünya kurallarına uyamayanlar, ayakta kalamayacak]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-dunya-kurallarina-uyamayanlar-ayakta-kalamayacak-4891/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-dunya-kurallarina-uyamayanlar-ayakta-kalamayacak-4891/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B03AA-F49B75-E67D8E-1A9290-0E0411-4EB06B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Risklerin tanımından nasıl yönetileceğine, lojistikten tahkime her konunun detaylıca ele alındığı organizasyonun açılış konuşmasında Dışyönder Başkanı Dr.Hakan Çınar, yeni dünya kurallarına uymayan şirketlerin ayakta kalmasının artık mümkün olmadığına vurgu yaparken,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B03AA-F49B75-E67D8E-1A9290-0E0411-4EB06B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Risklerin tanımından nasıl yönetileceğine, lojistikten tahkime her konunun detaylıca ele alındığı organizasyonun açılış konuşmasında Dışyönder Başkanı Dr.Hakan Çınar, yeni dünya kurallarına uymayan şirketlerin ayakta kalmasının artık mümkün olmadığına vurgu yaparken, savaş ekonomisine de hazırlıklı olmak gerektiğini belirtti. Avrupa'nın yaşlandığına ve özellikle Güneydoğu Anadolu'nun başta olmak üzere ülke ihracatçılarımızın tamamı için potansiyel olan Ortadoğu'daki savaş halinin gelecekte yeni fırsatlar yaratacağına da değinen Çınar, firmalarımızın bu yeni dünya kurallarına hazırlanmalarının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Dış siyasetin ve barışçıl politikaların da önemli olduğunu hatırlatan Çınar "Biz firmalarımızın özellikle kendilerini doğru konumlandırmalarının çok önemli olduğunu bildiğimiz için bugün buradayız. Dış ticarette fazla veren bir ülke olmak için özel sektöre büyük iş düşüyor, ancak kendisini yeni düzene ayak uyduramayan firmalar ayakta kalamayacaklar" dedi.GAİB Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci ise, artan belirsizlik ortamında ticaret rotalarının yeniden şekillendiğini, maliyet unsurlarının çeşitlendiğini ve tedarik zincirlerinin giderek daha karmaşık bir yapıya büründüğünü söyledi. Türkiye'nin sahip olduğu üretim kapasitesi, stratejik coğrafi konumu ve gelişen lojistik altyapısıyla bu yeni küresel tabloda önemli bir yerde konumlandığını ifade eden Kileci, ihracat süreçlerinde stratejik planlamanın, etkin maliyet yönetiminin, finansmana erişimin ve tedarik sürekliliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurguladı.Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Hizmet Binası'nda gerçekleşen etkinliğin ilk oturumunda GAİB ve Dışyönder başkanları ile birlikte Dışyönder Yönetim Kurulu Üyeleri Didem Aral ve Umut Rallas'da yaptıkları konuşmalarda kendi firmalarında da sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara yönelik farklı arayışlara önem verdiklerine değinirken, ihracatçıların çok dinamik olmamaları halinde değişimi yakalamalarının da zor olacağına değinirken, savunma sanayindeki başarımıza ise özellikle dikkat çektiler.&nbsp;Etkinliğin 2.oturumunda Dışyönder Yönetim Kurulu Üyeleri, Abdurrahman Özalp, Tülay Güngör, Av.Yusuf Said Erdoğan ve Ayşe Burcu Arslan ile küresel risklere değinerek, bu dönemde alacağın tahsilinde sözleşmenin önemine, tahkimin bir alternatif olarak firmaların gündeminde yer alması gerektiğine ve tahsilata ilişkin zorlukların yönetiminde alternatif finansman tekniklerinin gerekliliğine değindiler.Dayanıklı tedarik zinciri ve lojistikteki son gelişmelerin ele alındığı son panelde ise yine Dışyönder Yönetim Kurulu üyelerinden Dr.Ayşegül Ketenci, Ayşem Ulusoy, Mücella Salin ve Recep Koca çok önemli başlıklara vurgu yaptılar. Savaşın yarattığı bölgesel riskler ile yükselen lojistik maliyetlleriyle eş zamanlı olarak küresel tedarik zincirinin de tümüyle bozulduğuna işaret eden konuşmacılar şirketlerin rekabet gücünü koruyabilmesi için tedarikçi ve lojistik güzergahlarında alternatif yaratmalarının şart olduğuna vurgu yaptılar. Dijital altyapılarını güçlendirmeleri gerektiğinin de önemine değinen konuşmacılar, bu dönüşüme ayak uyduramayan firmaların küresel ticaret sisteminde geri planda kalacağını, hatta oyunun dışında kalma riskiyle karşı karşıya olduğuna değindiler. Programda tüm konuşmacıların en çok vurgu yaptığı başlıklardan birisi de şüphesiz bu dönemde kurumlar arası koordinasyonun ve iş birliğinin güçlendirilmesi gerekliliği oldu.&nbsp;Dışyönder ekibi, etkinliğin ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sn.Fatma Şahin ile de bir araya gelerek savaşın etkileri üzerine görüş alışverişinde bulundular.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 31 Mar 2026 02:22:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında enerji riski ve faiz beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enerji-riski-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-7373/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enerji-riski-ve-faiz-beklentileri-etkili-oldu-7373/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8B0A1C-283012-4D8A9C-0C8AC4-46A60F-0E4933.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflamasıyla piyasalarda karışık bir seyir öne çıkarken, yatırımcıların odağı gelecek hafta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi.ABD ile İran cephesinden savaşın seyrine ilişkin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8B0A1C-283012-4D8A9C-0C8AC4-46A60F-0E4933.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflamasıyla piyasalarda karışık bir seyir öne çıkarken, yatırımcıların odağı gelecek hafta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi.ABD ile İran cephesinden savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar risk algısının yüksek kalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki yükseliş bu hafta ivme kaybetse de küresel enflasyon endişeleri canlılığını korudu.Para piyasalarındaki fiyatlamalara ilişkin gelişmelerin de yakından takip edildiği haftada, ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz patikasına ilişkin beklentilerde belirgin değişimler görüldü.Daha önce öne çıkan &#34;güvercin&#34; beklentilerin yerini daha &#34;şahin&#34; öngörüler aldı.Analistler, savaşın küresel piyasalarda sert oynaklık yarattığını, enerji fiyatlarındaki yükselişin ise merkez bankalarının faiz indirim alanını daralttığını belirtti.Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun şu aşamada daha büyük risk olduğunu, işsizlik oranı görece istikrarlı kaldığı için Fed&#39;in önceliğinin fiyat baskılarını izlemek olduğunu söyledi.Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson ise yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu kötüleştirebileceğini ve tüketici ile işletme harcamalarını zayıflatabileceğini belirterek, fiyat istikrarı ile tam istihdam hedefi arasında daha zor bir denge oluştuğuna işaret etti.Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr da Orta Doğu&#39;daki çatışmaların yarattığı riskler nedeniyle faizlerin bir süre daha sabit tutulmasının gerekebileceğine dikkati çekti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD&#39;de imalat sanayi PMI martta 52,4&#39;e yükselirken, hizmet sektörü PMI 51,1&#39;e, bileşik PMI ise 51,4&#39;e gerileyerek 11 ayın en düşük seviyesine indi.Mart ayında tüketici güveninin üç ayın en düşük seviyesine gerilemesi de artan benzin ve enerji maliyetlerinin hane halkı beklentilerini olumsuz etkilediğine işaret etti.Söz konusu veriler, büyümede ivme kaybı ile enflasyon baskılarının aynı anda izlendiğine işaret etti.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,45&#39;e kadar çıkarak yaklaşık son 8 ayın en yüksek seviyesini görürken, dolar endeksi de yüzde 0,5 artışla 100,2 seviyesine çıktı.- Değerli metallerde dolar ve faiz baskısı öne çıktıDeğerli metaller bu hafta, güvenli liman talebinin tamamen ortadan kalkmamasının yanı sıra doların görece güçlü seyri ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine yönelik beklentiler nedeniyle dalgalı bir seyir izledi.Hafta içinde dalgalı seyreden altının ons fiyatı, bu süreçte sert düşüş gösterse de haftanın son işlem gününde gelen tepki alımlarıyla kayıplarının bir kısmını telafi ederek haftayı yatay seyirle tamamladı.Buna karşın piyasalarda genel görünüm, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıları artırabileceği ve bunun da merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli hareket etmesine yol açabileceği yönünde şekillendi.Bu gelişmelerle altının ons fiyatı, hafta içinde en yüksek 4 bin 601,74 doları, en düşük 4 bin 99,52 doları görürken, haftayı 4 bin 493,54 dolar seviyesinde tamamladı.Gümüşün ons fiyatı da altına paralel bir seyir izledi. Gümüşün ons fiyatı, hafta içinde en yüksek 74,56 doları, en düşük 61 doları görürken, haftayı 69,72 dolar seviyesinde kapattı.Analistler, değerli metallerde fiyatlamalarda jeopolitik risklerin yanı sıra enflasyon ve faiz beklentilerinin de etkili olduğunu, bu nedenle yön arayışında ABD istihdam verileri ile Fed yetkililerinin açıklamalarının izleneceğini belirtti.Bununla birlikte tahvil piyasalarında satış baskısının sürmesi de değerli metaller üzerinde ek baskı oluşturdu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 2,7 artarken, platinde yüzde 3,4 ve paladyumda yüzde 1,9 geriledi. Altın ise haftayı yatay seyirle tamamladı.- Baz metallerde maliyet baskıları etkili olduBaz metallerde ise bu hafta fiyatlamaların ana eksenini maliyet baskıları, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve sanayi üretiminin görünümüne ilişkin endişeler oluşturdu.Enerji şokunun enerji yoğun sektörlerde üretim maliyetlerini artırdığı, bunun da sanayi metalleri üzerinde dolaylı baskı yarattığı görüldü. Özellikle petrol ve gaz fiyatlarındaki yükseliş, üretim ve taşımacılık giderleri üzerinden metal fiyatlamalarını etkiledi.Analistler, baz metallerde son haftadaki yükselişi güçlü küresel talep işaretinden çok maliyet yönlü ve arz zinciri kaynaklı bir fiyatlama olarak değerlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar, bakırda yüzde 3,1, nikelde yüzde 1,8, çinkoda yüzde 1,4, alüminyumda yüzde 2,8 artarken, kurşun yatay seyretti.- Brent petrolde arz riski öne çıktıEnerji grubunda hafta boyunca arz risklerinin öne çıkmasına karşın negatif bir seyir izlendi.ABD/İsrail ve İran kaynaklı çatışmaların etkisiyle Hürmüz Boğazı çevresinde artan gerilim, petrol piyasasında risk priminin yüksek kalmasına neden oldu.Hafta içinde arz endişeleri fiyatları desteklerken, kar satışları ve çatışmanın daha geniş bir alana yayılmayabileceğine yönelik beklentilerin ardından Brent petrol haftayı düşüşle tamamladı.Analistler, enerji piyasasında bundan sonraki seyrin büyük ölçüde Hürmüz Boğazı&#39;ndaki geçişlerin ne ölçüde normalleşeceğine, çatışmanın enerji altyapısına sıçrayıp sıçramayacağına bağlı olacağını belirtti.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,4, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 2,3 geriledi.- Tarım emtialarında enerji etkisi izlendiTarım emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD&#39;de biyoyakıt politikalarına ilişkin beklentiler, haftalık ihracat verileri, hava koşulları ve enerji maliyetleri fiyatlamalarda belirleyici oldu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 1,8 artarken, soya fasulyesinde yüzde 0,2, mısırda yüzde 0,8 ve pirinçte yüzde 0,1 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,3 ve pamukta yüzde 3,2 artarken, kahvede yüzde 2,8 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,9 kayıpla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 Mar 2026 11:46:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonominin nisan ajandası yoğun]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-nisan-ajandasi-yogun-2143/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-nisan-ajandasi-yogun-2143/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB1C5B-6D2F21-5E1383-AD0346-B1D531-80CA64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın, mart ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini 2 Nisan&#39;da Van&#39;da açıklaması planlanıyor.Bolat, şubatta ihracatın zorlu uluslararası ekonomik, ticari, siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen yüzde 1,6 artışla 21 milyar 65 milyon dolar olduğunu,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB1C5B-6D2F21-5E1383-AD0346-B1D531-80CA64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın, mart ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini 2 Nisan&#39;da Van&#39;da açıklaması planlanıyor.Bolat, şubatta ihracatın zorlu uluslararası ekonomik, ticari, siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen yüzde 1,6 artışla 21 milyar 65 milyon dolar olduğunu, bu rakamın en yüksek ikinci şubat ayı ihracatı olarak kayıtlara geçtiğini açıklamıştı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 3 Nisan&#39;da mart ayı enflasyon verilerini paylaşacak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), şubatta aylık bazda yüzde 2,96, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,43 artmış, yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 31,53, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,56 olmuştu.Özellikle ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a saldırısıyla başlayan ve bölgenin yanı sıra dünyayı etkileyen çatışmaların ekonomiye muhtemel yansımalarını görme açısından da açıklanacak veriler önem taşıyor.TÜİK, 8 Nisan&#39;da mart ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklayacak. Tüketici fiyat endeksi ile indirgendiğinde şubatta en yüksek aylık reel getiri, yüzde 7,06 ile BIST 100 endeksinde gerçekleşmişti.- İlk çeyreğe ilişkin bütçe gerçekleşmeleri belli olacakTÜİK, 10 Nisan&#39;da şubat ayı sanayi üretimi endeksi sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacak. Endeks, ocakta aylık bazda yüzde 2,8, yıllık bazda yüzde 1,8 azalmıştı.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 13 Nisan&#39;da şubat dönemine ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini açıklayacak. Türkiye&#39;nin cari işlemler hesabı ocakta 6 milyar 807 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı da 1 milyar 228 milyon dolar açık vermişti.Hazine ve Maliye Bakanlığı, mart ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını 15 Nisan&#39;da açıklayacak. Böylece, ilk çeyrek bütçe sonuçları da belli olacak. Türkiye&#39;nin merkezi yönetim bütçe gelirleri şubatta 1 trilyon 353 milyar 593 milyon lira, giderleri 1 trilyon 329 milyar 226 milyon lira olarak belirlenmişti.- Para Politikası Kurulu 22 Nisan&#39;da toplanacakTCMB PPK toplantısı 22 Nisan&#39;da yapılacak. TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığındaki Kurul, 12 Mart&#39;taki toplantısında politika faizinin yüzde 37&#39;de sabit kalmasına karar vermiş, &#34;Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.&#34; açıklamasında bulunmuştu.Uluslararası Ekonomi Zirvesi de 9-12 Nisan&#39;da &#34;Büyük Dönüşüm, Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası&#34; temasıyla Sapanca&#39;da düzenlenecek. Zirvenin açılış konuşmasını Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#39;in yapması planlanıyor.Ekonomi, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin yer alacağı zirvede, birçok temel alanda dönüşümü merkeze alacak, enerji arz güvenliğinden dijital altyapılara, jeopolitik gerilimlerden global savunma stratejilerine, iş gücü becerilerinden kültürel uyuma kadar yeni ekonominin yol haritası çizilecek.TÜİK, 20 Nisan&#39;da mart ayı yurt dışı üretici fiyat endeksi ile şubat ayı tarımsal girdi fiyat endeksi verilerini kamuoyuna duyuracak.- İşsizlik ve ekonomik güven endeksi verileri açıklanacakTÜİK, 22 Nisan&#39;da nisan ayı tüketici güven endeksi sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacak. Kurum aynı gün 2025 yılı 4&#39;üncü çeyreğine ilişkin hane halkı yurt içi turizm verilerini ilan edecek.Kurum, 29 Nisan&#39;da nisan ayı ekonomik güven endeksi verileri ile mart ayı iş gücü istatistiklerini de duyuracak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 29 Mar 2026 11:21:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Orta Doğu'daki çatışma emtia fiyatlarının hızla yükselmesine neden oluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/orta-dogudaki-catisma-emtia-fiyatlarinin-hizla-yukselmesine-neden-oluyor-4863/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/orta-dogudaki-catisma-emtia-fiyatlarinin-hizla-yukselmesine-neden-oluyor-4863/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69EFEB-9D6AEE-C83A6F-6DCEBE-9E64CB-423106.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, "Orta Doğu'daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek" dedi.&nbsp;&nbsp;Petrol&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69EFEB-9D6AEE-C83A6F-6DCEBE-9E64CB-423106.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, "Orta Doğu'daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek" dedi.&nbsp;&nbsp;Petrol fiyatları: uzun süreli bir şok mu?Katar'daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar enerji emtialarının fiyatında ilave bir artışı tetikledi. Geçen hafta varil başına 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ayda yüzde 50 yükseldi.&nbsp;Bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde seyrediyor; bu durum fiyatlar üzerindeki etkinin bölgeye ve ürüne göre son derece eşitsiz olduğunu yansıtıyor.&nbsp;Çatışma uzadıkça bu artış değer zinciri boyunca yayılmaya başladı. ABD'de perakende benzin fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı (galon başına 3,96 dolar, aylık bazda yüzde 35 artış). Asya'da dizel fiyatları (Singapur) çatışmanın başlangıcından bu yana neredeyse üç katına çıkarak varil başına 256 dolara ulaştı; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları ise iki katına çıktı.&nbsp;Arz kesintilerinin merkezinde doğal gaz varArtış doğal gazda da görülüyor. Avrupa'da gaz vadeli işlem kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda yüzde 85 yükselerek megavat saat başına 55 avroya çıktı; Asya referans fiyatı (LNG Japonya/Kore Marker) aynı dönemde iki katına çıktı ve bu durum ithalatçı piyasaların kalıcı kırılganlığını yansıtıyor.&nbsp;Buna kıyasla ABD piyasası arz kesintilerine daha az maruz görünüyor. Buna rağmen ABD Henry Hub fiyatı güçlü bir yukarı yönlü baskı altında (aylık bazda yüzde 36 artış); bu durum enerji gerilimlerinin halihazırda küresel ölçekte yayıldığını gösteriyor.&nbsp;Sonuç olarak birçok petrokimyasal bileşiğin fiyatları katlanarak artıyor.&nbsp;Körfez ülkeleri, tüm plastik endüstrisi için kritik olan petrokimyasal ürünlerin&nbsp; Asya'daki başlıca tedarikçileri konumunda. Singapur'da naftanın tonu 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 60'ın üzerinde artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve Asya'daki tarihsel olarak düşük stok seviyeleri (2 ila 3 hafta), polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) şimdiden yükseltti. Bu durum artık tüm değer zinciri boyunca yayılma riski taşıyor.&nbsp;Bu eğilim, bakır ve nikel cevherinin liçi&nbsp; için temel bir girdi olan kükürdü de etkiliyor. Tek bir ayda yüzde 25'lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi bu girdiye yüksek ölçüde bağımlı madencilik üreticilerini risk altına sokuyor.&nbsp;Elverişli' bir tarım takvimine rağmen gübre fiyatları hızla yükseliyorUcuz yerli enerji arzı sayesinde Körfez ülkeleri&nbsp; bu piyasalarda merkezi bir konuma sahip; küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 19'unu ve küresel üre hacminin yüzde 36'sını oluşturuyor. Suudi Arabistan ise fosfatın dördüncü büyük ihracatçısı konumunda.&nbsp;Bununla birlikte doğal gaz, azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 80'ine kadarını oluşturuyor. Gaz fiyatlarındaki sıçrama bu nedenle otomatik olarak gübre fiyatlarının artmasına yol açıyor: granül ürenin tonu (FOB Orta Doğu) çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 37 artarak 665 dolara çıktı. Ancak uygun zamanlama nedeniyle etki şimdilik sınırlı kalıyor. Şu an yalnızca ABD'li tahıl üreticileri etkilenmiş görünüyor; fakat kesintilerin sürmesi durumunda Brezilya, Hindistan hatta Avrupa daha fazla maruz kalabilir.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Mar 2026 09:22:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın kaybettirdi, dolar ve euro kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dolar-ve-euro-kazandirdi-9149/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dolar-ve-euro-kazandirdi-9149/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44F3BF-629B02-ED5DB9-8490B2-67D766-2EB3B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.601,60, en yüksek 13.168,16 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 2,68 altında 12.698,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,4 düşüşle 6 bin 343&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44F3BF-629B02-ED5DB9-8490B2-67D766-2EB3B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.601,60, en yüksek 13.168,16 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 2,68 altında 12.698,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 5,4 düşüşle 6 bin 343 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 5,37 azalışla 42 bin 748 liraya indi.Geçen hafta sonu 11 bin 231 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 5,4 düşerek 10 bin 625 liraya indi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,32 artarak 44,4600 lira, avro yüzde 0,92 yükselerek 51,3080 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,40, emeklilik fonları yüzde 1,48 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 0,40 ile &#34;Para Piyasası&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Mar 2026 02:58:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomide yeni yol haritası şart]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-yeni-yol-haritasi-sart-4693/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-yeni-yol-haritasi-sart-4693/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A659BD-1EA1F5-3AC362-52F193-51182F-D46F7B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKüresel belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin ekonomik dengeleri doğrudan etkilediği bir dönemde Türkiye ekonomisinin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiği yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlara göre, sürdürülebilir büyüme için kısa vadeli kazanımlar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A659BD-1EA1F5-3AC362-52F193-51182F-D46F7B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKüresel belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin ekonomik dengeleri doğrudan etkilediği bir dönemde Türkiye ekonomisinin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiği yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlara göre, sürdürülebilir büyüme için kısa vadeli kazanımlar yerine yapısal dönüşüme odaklanan bir strateji kritik önem taşıyor.Son yıllarda enflasyonla mücadele, kur istikrarı ve finansal disiplin başlıklarında önemli adımlar atan Türkiye'de, ekonomi yönetiminin önceliği fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek olarak öne çıkıyor. Ekonomistler, yüksek enflasyonun yalnızca alım gücünü değil, aynı zamanda yatırım iştahını da zayıflattığına dikkat çekerek, para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.Üretim ve ihracat odaklı dönüşümTürkiye'nin büyüme modelinde en kritik başlıklardan biri üretim yapısının dönüşümü. Katma değeri düşük üretimden yüksek teknolojiye dayalı üretime geçişin hızlandırılması gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle savunma, yazılım, enerji teknolojileri ve biyoteknoloji gibi alanlarda stratejik yatırımların artırılmasını öneriyor.İhracat tarafında ise pazar çeşitliliği ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği ile ticaretin güçlü seyrini koruması beklenirken, Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarında daha etkin bir varlık oluşturulmasının Türkiye'yi dış şoklara karşı daha dirençli hale getireceği ifade ediliyor.Enerji bağımlılığı kritik riskEkonominin kırılgan noktalarından biri olan enerji ithalatı, cari açık üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Uzmanlara göre, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve yerli kaynakların devreye alınması, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını azaltacak en önemli adımlardan biri.Ayrıca enerji verimliliği politikalarının yaygınlaştırılması ve sanayide dönüşümün teşvik edilmesi, maliyetleri aşağı çekerek rekabet gücünü artırabilir.Finansmana erişim ve yatırım iklimiTürkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme patikasına girmesi için uluslararası sermaye akışlarının yeniden güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu noktada hukuk güvenliği, öngörülebilirlik ve kurumsal şeffaflık gibi unsurların yatırımcı güveni açısından belirleyici olduğu ifade ediliyor.Doğrudan yabancı yatırımların artırılması için özellikle teknoloji transferi sağlayacak projelere öncelik verilmesi önerilirken, yerli yatırımcıların da uzun vadeli planlama yapabileceği bir ekonomik ortamın tesis edilmesi gerektiği dile getiriliyor.Tarım ve gıda güvenliği unutulmamalıGıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, tarım sektörünün güçlendirilmesi de kritik başlıklar arasında yer alıyor. Üretim planlaması, sulama yatırımları ve çiftçiye yönelik finansal desteklerin artırılmasıyla hem iç piyasa dengelerinin korunabileceği hem de ihracat potansiyelinin artırılabileceği ifade ediliyor.Dijitalleşme ve eğitim reformuUzun vadeli kalkınma için insan kaynağının niteliğinin artırılması gerektiğini belirten uzmanlar, eğitim sisteminin iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Dijitalleşme, yapay zeka ve otomasyon gibi alanlarda yetişmiş iş gücü, Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu belirleyen en önemli unsurlardan biri olacak.Dengeli ve kararlı bir yol haritasıEkonomi çevrelerine göre Türkiye'nin önünde iki seçenek bulunuyor: Kısa vadeli büyüme uğruna kırılganlıkları artıran bir model ya da reformlarla desteklenen, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisi. Mevcut küresel koşullar, ikinci seçeneğin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.Türkiye'nin ekonomik yol haritası; fiyat istikrarı, üretim dönüşümü, enerji bağımsızlığı ve güçlü kurumlar ekseninde şekillendiği takdirde, küresel dalgalanmalara rağmen daha dirençli bir yapı inşa edebileceği değerlendiriliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Mar 2026 02:05:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[OECD Türkiye'nin 2025 büyüme tahminini düşürdü]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/oecd-turkiyenin-2025-buyume-tahminini-dusurdu-7059/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/oecd-turkiyenin-2025-buyume-tahminini-dusurdu-7059/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B05EA-ED211B-3A66C7-441DB1-CA80E0-DE0B72.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Orta Doğu&#39;daki gerilimin enerji fiyatlarında artışa yol açması ve tedarik zincirlerini aksatması nedeniyle bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminini korudu ancak 2027 için aşağı yönlü revize etti.OECD&#39;nin Küresel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B05EA-ED211B-3A66C7-441DB1-CA80E0-DE0B72.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Orta Doğu&#39;daki gerilimin enerji fiyatlarında artışa yol açması ve tedarik zincirlerini aksatması nedeniyle bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminini korudu ancak 2027 için aşağı yönlü revize etti.OECD&#39;nin Küresel Ekonomik Görünüm Ara Dönem Raporu &#34;Dayanıklılığı Test Etmek&#34; temasıyla yayımlandı.Rapora göre, Orta Doğu&#39;daki gerilim doğrudan etkilenen ülkeler için insani kayıplara ve ekonomik maliyetlere yol açarken, küresel ekonominin dayanıklılığını da test edecek.Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların durma noktasına gelmesi ve bölgedeki enerji altyapısının zarar görmesi fiyatlarda keskin artışa yol açarken, diğer önemli emtiaların küresel arzını sekteye uğrattı. Finansal piyasalardaki oynaklık, özellikle bazı Asya ekonomilerinde arttı ve finansal koşullar sıkılaştı.Gerilimin kapsamı ve süresinin &#34;son derece belirsiz&#34; olması riskleri artırıyor.OECD&#39;ye göre, gerilimin tırmanmasından önce küresel ekonomik büyüme dayanıklılığını koruyordu ancak gerilim nedeniyle enerji fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesinin işletme maliyetlerini belirgin şekilde artıracağı ve tüketici enflasyonunu yukarı yönlü baskılayacağı tahmin ediliyor.Artan enerji fiyatları ve tedarik zincirindeki aksaklıklar, enflasyonun hedeflerin üzerinde seyrettiği İngiltere, ABD, Türkiye, Brezilya ve Meksika gibi bazı büyük ekonomiler açısından hassas bir döneme denk geliyor. Bu nedenle, orta vadeli enflasyon beklentilerinin enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle yükseldiği değerlendiriliyor.Bu gelişmeler ışığında kurum Aralık 2025&#39;te küresel ekonomiye ilişkin 2026 için yüzde 2,9 olarak açıkladığı büyüme tahminini korudu. Ancak, bu tahmin küresel ekonominin 2025&#39;teki yüzde 3,3 büyümesine göre önemli ölçüde düşüş anlamına geliyor. OECD, 2027&#39;ye yönelik öngörüsünü ise yüzde 0,1 aşağı yönlü revize ederek yüzde 3&#39;e çekti.Enerji fiyatlarındaki artış ve Orta Doğu&#39;daki çatışmanın &#34;öngörülemez doğasının&#34; maliyetleri yükseltip talebi düşürerek, teknolojide güçlü yatırım ve üretim etkisini ve 2025&#39;ten devralınan ivmenin sağladığı olumlu etkileri dengelemesi bekleniyor.Kurumun öngörüleri, enerji piyasasındaki mevcut aksaklıkların zamanla azalacağına ve petrol, gaz ve gübre fiyatlarının 2026 ortasından itibaren kademeli olarak düşeceğine ilişkin teknik bir varsayıma dayanıyor.- Türkiye ekonomisi için bu yıl büyüme beklentisi yüzde 3,3OECD, Orta Doğu&#39;daki gerilim ve artan enerji fiyatlarının etkisiyle, Türkiye ekonomisine ilişkin bu yıl için ekonomik büyüme tahminini yüzde 0,1 aşağı yönlü revize ederek yüzde 3,3&#39;e çekerken, 2027&#39;ye yönelik öngörüsünü de yüzde 0,2 düşürerek yüzde 3,8 olarak belirledi.OECD, Türkiye&#39;de enflasyonun bu yıl yüzde 26,7 ve 2027&#39;de yüzde 16,9 olarak gerçekleşeceğini tahmin etti.- ABD, Avro Bölgesi ve Çin ekonomisine ilişkin öngörülerRapora göre, ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 2 ve 2027&#39;de yüzde 1,7 büyüyeceği öngörülüyor. Bu oranlar önceki tahminlere göre 2026 için yüzde 0,3 yukarı yönlü, 2027 için yüzde 0,2 aşağı yönlü revize edildi.Avro Bölgesi&#39;nde ekonomik büyümenin yüksek enerji fiyatlarının ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturması nedeniyle bu yıl yüzde 0,8&#39;e gerilemesi, 2027&#39;de ise güçlü savunma harcamalarının desteğiyle yüzde 1,2&#39;ye yükselmesi bekleniyor. Avro Bölgesi için daha önce bu yıl için yüzde 1,2 ve 2027 için yüzde 1,4 büyüme öngörülmüştü.Çin&#39;de ise büyümenin bu yıl yüzde 4,4 ve gelecek yıl yüzde 4,3&#39;e gerileyeceği tahmin ediliyor. Çin ekonomisi 2025&#39;te yüzde 5 büyüme kaydetmişti.- G20 ülkelerinde enflasyon baskısı belirginleşebilirG20 ülkelerinde enflasyonun bu yıl önceki beklentilere kıyasla yüzde 1,2 puan daha yüksek gerçekleşerek yüzde 4 seviyesine çıkacağı tahmin edilirken, enerji fiyat baskılarının azalacağı varsayımıyla bu oranın 2027&#39;de yüzde 2,7&#39;ye gerilemesi bekleniyor.OECD&#39;ye göre, küresel ekonomik görünüme yönelik aşağı yönlü risk, Orta Doğu&#39;dan yapılan ihracatta süren aksaklıkların enerji fiyatlarını varsayılandan daha fazla artırması ve kilit emtialarda arz kısıtlarını derinleştirilmesi olarak görülüyor. Bu durum enflasyonu yükseltip büyümeyi aşağı çekebilir.Ayrıca bu senaryo, yapay zeka yatırımlarından beklenenden düşük getiri elde edilmesine, finansal piyasalarda daha kapsamlı yeniden fiyatlamayı tetikleyerek talebi zayıflatmaya ve finansal risklerin artmasına yol açabilir.Enerji fiyat şoku karşısında merkez bankalarının temkinli olması ve enflasyon beklentilerinin güçlü bir şekilde çıpalanmasını sağlaması gerekirken fiyat baskılarının yayılması ya da büyüme görünümünün önemli ölçüde zayıflaması durumunda para politikası ayarlamaları gerekli olabilir.Mali alanın sınırlı olması nedeniyle hükümetlerin borç sürdürülebilirliğini güvence altına almak ve uzun vadeli harcama ihtiyaçları için kaynak yaratmak için adımlar atması gerekebilir. Bu kapsamda, harcamaların kontrol altına alınması ve yeniden tahsisi, kamu sektörü verimliliğinin artırılması ve gelirlerin güçlendirilmesine yönelik daha güçlü çabalara ihtiyaç duyulabilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 26 Mar 2026 13:36:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uluslararası Yatırım Pozisyonu, eksi 345,2 milyar dolar oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-yatirim-pozisyonu-eksi-3452-milyar-dolar-oldu-8445/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-yatirim-pozisyonu-eksi-3452-milyar-dolar-oldu-8445/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEDA75-ED29E6-D3452D-DE89C6-815BCE-AE60EF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak 2026 dönemine ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu verilerini açıkladı.Buna göre, ocak ayı itibarıyla Türkiye&#39;nin yurt dışı varlıkları, ocakta, Aralık 2025&#39;e göre yüzde 8,1 artışla 446,3 milyar dolar, yükümlülükleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEDA75-ED29E6-D3452D-DE89C6-815BCE-AE60EF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak 2026 dönemine ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu verilerini açıkladı.Buna göre, ocak ayı itibarıyla Türkiye&#39;nin yurt dışı varlıkları, ocakta, Aralık 2025&#39;e göre yüzde 8,1 artışla 446,3 milyar dolar, yükümlülükleri de yüzde 7,3 artışla 791,5 milyar dolar oldu.Bu gelişmelerle Türkiye&#39;nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu, ocak itibarıyla eksi 345,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.Rezerv varlıklar, ocakta, Aralık 2025&#39;e göre 34,1 milyar dolar artarak 218,2 milyar dolar oldu.Varlık kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 0,5 artarak 75,5 milyar dolar olarak gerçekleşirken diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 0,8 azalarak 146,2 milyar dolar oldu.Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları yüzde 1,3 azalarak 43,4 milyar dolara geriledi.Yükümlülükler altındaki portföy yatırımları alt kalemlerinden olan hisse senetleri yükümlülükleri bu dönemde yüzde 26,3 artarak 42,4 milyar doları oldu.Yükümlülükler alt kalemleri Aralık 2025&#39;e göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 14,4 artışla 231,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları kalemi yüzde 12,5 artarak 152,1 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 2 artarak 408,1 milyar dolar seviyesine yükseldi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Mar 2026 11:03:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonominin geleceği Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nde şekilleniyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-gelecegi-uluslararasi-ekonomi-zirvesinde-sekilleniyor-4486/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-gelecegi-uluslararasi-ekonomi-zirvesinde-sekilleniyor-4486/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_88AD56-AFDA49-612277-3D11A7-E606E8-8FF6ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15'inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.Sapanca'da 9-12 Nisan tarihleri arasında "Büyük Dönüşüm:&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_88AD56-AFDA49-612277-3D11A7-E606E8-8FF6ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15'inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.Sapanca'da 9-12 Nisan tarihleri arasında "Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası" temasıyla düzenlenecek zirvenin ana konuşmacısı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olacak.2011–2015 yılları arasında görev yapan Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, zirvenin ikinci günü açılış konuşmasını yapacak.Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nin 2026 yılı için belirlediği "Büyük Dönüşüm" teması, küresel çapta yaşanan değişimin yalnızca ekonomik değil; toplumsal, teknolojik ve çevresel boyutlarıyla da bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurguluyor. Büyük dönüşümün sadece küresel refahı değil barışı da destekleyebilecek şekilde kurgulanıp, yönetilmesi gerekiyor.Paneller gündemi belirleyecekUluslararası Ekonomi Zirvesi'nin ilk günü, küresel ekonomiden yapay zekâya uzanan geniş bir gündemle dikkat çeken panellerle başlayacak. Alanında uzman isimler, değişen dünya düzenini ve Türkiye'nin bu süreçteki konumunu farklı başlıklar altında değerlendirecek.Global Ekonomide Yeni Dengeler ve Türkiye başlıklı ilk panel, TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Panelde Beykoz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı ve Finansal&nbsp;Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Ali Hakan Kara, Koç Üniversitesi Ekonomi Profesörü Prof. Dr. Kamil Yılmaz ve Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün Türkiye'ye etkilerini ele alacak. Küresel Ticarette Değişen Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası başlıklı ikinci panelde, LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Berna Akyüz Öğüt moderatör olarak yer alacak. Panelde SHELL Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu ve Şölen İcra Kurulu Başkanı ve CEO'su Erdoğan Çoban, küresel ticaretin yeni dinamiklerini ve Türkiye'nin rekabet gücünü değerlendirecek.İş dünyasındaki dönüşüm konuşulacakLiderlerin Gelecek Vizyonu başlıklı oturumda ise iş dünyasının önde gelen isimleri söz alacak. Kibar Holding CEO'su ve Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Kayabaşı, Alarko Şirketler Topluluğu CEO'su ve Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Nuri Yıldız ile Kale Grubu Başkanı ve CEO'su Zeynep Bodur Okyay, iş dünyasının dönüşümüne ilişkin öngörülerini paylaşacak.Yapay Zekâ İş Yaşamını ve Sektörleri Nasıl Değiştirecek başlıklı panel, Aydem Enerji CEO'su Serdar Marangoz moderatörlüğünde düzenlenecek. Panelde sahibinden.com CEO'su Burak Ertaş, IBM Türkiye Genel Müdürü Işıl Kılınç Gürtuna, TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu ve QNB Türkiye CEO'su Ömür Tan, yapay zekânın farklı sektörlerde yarattığı dönüşümü ele alacak.Günün son paneli olan Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler oturumu ise gazeteci ve TV Anchor Ahu Tanrıkulu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Deniz Ülke Kaynak, Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Profesörü Prof. Dr. Evren Balta ve Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO'su Yılmaz Yıldız, artan küresel riskler ve jeopolitik gelişmeler çerçevesinde yeni dünya düzenini değerlendirecek.Küresel siyasetteki gelişmeleri Danimarka Eski Başbakanı Schmidt anlatacakZirvenin ikinci günü açılış konuşmasını Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt yapacak. Küresel siyaset ve ekonomi deneyimiyle öne çıkan Thorning-Schmidt'in değerlendirmeleri, zirvenin ikinci gününe yön verecek.Milyar Dolarlık Şirket Yolculuğu: Türkiye&#39;de Unicorn Olmanın Dinamikleri başlıklı ilk panelde, RePie Portföy Genel Müdürü Altuğ Dayıoğlu, Wingie Enuygun Group Kurucu Ortağı ve COO'su Nihan Çolak Erol, Picus Security Kurucu Ortağı Dr. Süleyman Özarslan ve Innovance Kurucu ve CEO'su Yusuf Ürey, Türkiye'den çıkan unicorn şirketlerin büyüme hikâyelerini ve girişimcilik ekosistemini ele alacak.Teknoloji ve Veri Çağında Yeni Tüketici Trendleri başlıklı panelde ise Unilever Türkiye Ülke Başkanı Ali Fuat Orhanoğlu, Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan,&nbsp;Migros Genel Müdürü Mustafa Murat Bartın ve Ipsos Türkiye CEO'su Sidar Gedik, değişen tüketici davranışlarını ve veri odaklı iş modellerini değerlendirecek. Dijital Dönüşüm Liderleri: Geleceğin Şirketini İnşa Edenler paneli, Erten&amp;Erten Kurucu Ortağı ve Tekfen Holding eski Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet N. Erten moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Panelde Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Google Cloud Ülke Müdürü A. Önder Güler ve MediaMarkt Türkiye CEO'su Hulusi Acar, şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerini ve teknolojinin iş dünyasına etkilerini paylaşacak.Yatırım dünyasındaki yeni eğilimlerYeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar başlıklı panelde, Diffusion Capital Partners Ortağı Alper Karagöz, Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, Uluslararası Finans Kurumu Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner ve Besler CEO'su Mert Altınkılınç, yatırım dünyasındaki yeni eğilimleri ve fırsatları değerlendirecek.Gelecek İçin Liderlik: İnsan, Kültür, Veri ve Teknoloji Odaklı Yönetim başlıklı oturumda ise Tam Finans CEO'su Hakan Karamanlı ile İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, liderlik anlayışının dönüşümünü ve kurumların geleceğe nasıl hazırlandığını ele alacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Mar 2026 10:59:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Trump'ın söylemleri piyasada güveni zedeliyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/trumpin-soylemleri-piyasada-guveni-zedeliyor-5792/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/trumpin-soylemleri-piyasada-guveni-zedeliyor-5792/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8446D4-93BE7D-29110B-F0135C-15BF3F-30E8BB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın söylemlerinin finansal varlık fiyatları üzerinde doğrudan ve zaman zaman yanıltıcı etkiler yarattığını vurguladı.Eğilmez'e göre, finansal sistemde beklentiler en az gerçekleşmeler kadar belirleyici. Sosyal medya çağında liderlerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8446D4-93BE7D-29110B-F0135C-15BF3F-30E8BB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın söylemlerinin finansal varlık fiyatları üzerinde doğrudan ve zaman zaman yanıltıcı etkiler yarattığını vurguladı.Eğilmez'e göre, finansal sistemde beklentiler en az gerçekleşmeler kadar belirleyici. Sosyal medya çağında liderlerin yaptığı açıklamaların anlık fiyat hareketlerine yol açabildiğini belirten ekonomist, Trump'ın geçmişteki paylaşımlarının dövizden borsaya, emtiadan tahvillere kadar geniş bir yelpazede sert dalgalanmalara neden olduğunu hatırlattı.Son dönemde ABD-İsrail-İran hattında yükselen gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çektiğini ve bunun da enflasyon ile faiz beklentilerini artırdığını kaydeden Eğilmez, bu süreçte yatırımcıların altın ve benzeri varlıklardan çıkarak faiz getirisi sunan araçlara yöneldiğini ifade etti. Bu eğilim, değerli metallerde ve borsalarda geri çekilmeye, tahvil faizlerinde ise yükselişe yol açtı.Ancak piyasalardaki yön, Trump'ın İran'la müzakerelerde ilerleme sağlandığına dair açıklamalarıyla kısa sürede değişti. Eğilmez, bu açıklamaların özellikle enerji piyasalarında etkili olduğunu belirterek, İran'ın yeniden güçlü bir petrol arzı sağlayabileceği beklentisinin fiyatları aşağı çektiğini, buna paralel olarak altın ve hisse senetlerinin yeniden değer kazandığını aktardı.Ne var ki bu iyimser tablo uzun sürmedi. İran'ın söz konusu görüşmeleri yalanlaması ve bölgedeki askeri gerilimin devam etmesi, piyasalarda sert bir yön değişimine neden oldu. Eğilmez, bu tür çelişkili açıklamaların en büyük zararının "bilgi güvenilirliğini" aşındırması olduğunu vurguladı. İlk açıklamalarla oluşan fiyatlamaların hızla geri alınmasının dalgalanmayı derinleştirdiğine işaret etti.Uluslararası ilişkilerde tarafların zaman zaman pazarlık gücünü artırmak için olduğundan daha ileri bir noktadaymış gibi davranabileceğini belirten Eğilmez, Trump'ın açıklamalarının ise bu sınırı aşarak manipülasyon algısı yarattığını dile getirdi.Eğilmez'e göre piyasalar, gerçekleşmeyen gelişmeleri fiyatlayıp ardından geri almak zorunda kaldığında sadece oynaklık değil, aynı zamanda güven kaybı da ortaya çıkıyor. Bu durumun uzun vadede daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten ekonomist, piyasa aktörlerinin bu tür açıklamaları giderek daha fazla "iskontolu" değerlendirmeye başlayabileceğini ifade etti.Eğilmez, bu sürecin klasik "yalancı çoban" etkisine benzer bir risk taşıdığına dikkat çekerek, güven erozyonunun ABD'nin küresel ekonomik itibarı üzerinde de kalıcı hasar bırakabileceği uyarısında bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 25 Mar 2026 02:03:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Yerli ve yenilenebilir enerji yatırımları hızlandırılmaktadır"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yerli-ve-yenilenebilir-enerji-yatirimlari-hizlandirilmaktadir-7361/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yerli-ve-yenilenebilir-enerji-yatirimlari-hizlandirilmaktadir-7361/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2789B5-4E8756-68846C-21686E-4F8840-CA5C4E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2789B5-4E8756-68846C-21686E-4F8840-CA5C4E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin belirsizliklerin ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir süreçten geçtiğine işaret edilerek, &#34;Bu konjonktürde Türkiye ekonomisi, güçlü makroekonomik temelleri sayesinde şoklara karşı dayanıklılığını korumaktadır. Uyguladığımız programla finansal istikrar güçlenmiş, makroekonomik dengeler önemli ölçüde iyileşmiştir.&#34; değerlendirmesine yer verildi.Düşük kamu borcu ve bütçe açığı, güçlü rezerv pozisyonu, azalan cari açık, artan dış kaynak girişi ve sağlam bankacılık sektörüyle, Türkiye ekonomisinin birçok ülkeden olumlu yönde ayrıştığı vurgulanan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:&#34;Öte yandan bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin ve artan petrol fiyatlarının cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yakından izlenmektedir. Bu süreçte, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyona yansımasını sınırlamak amacıyla eşel mobil sistemi geçici olarak devreye alınmıştır. Ayrıca tarımsal girdilerin arzına yönelik alınan tedbirler ve stratejik stok yönetimi ile tarımsal üretimin güçlü yapısı korunmaktadır.Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve cari açığı kalıcı olarak düşürmek amacıyla önceliklendirilen yerli ve yenilenebilir enerji yatırımları hızlandırılmaktadır. Bu sayede hem enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi hem de rekabet gücünün artırılması hedeflenmektedir. Küresel ticarette artan belirsizlikler ve korumacılık eğilimleri, dış ticaret stratejilerinin yeniden şekillendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda, en önemli ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeşil dönüşüm politikalarına uyum sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.&#34;- &#34;Gereken tedbirleri almayı sürdüreceğiz&#34;Bu kapsamda EKK toplantısında, makroekonomik gelişmelerin değerlendirildiği, ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;nın küresel ekonomi ve Türkiye üzerindeki olası etkilerinin ele alındığı aktarılan açıklamada, Türkiye&#39;nin AB ile ticari ilişkilerine yönelik son dönem gelişmelerin üzerinde durulduğu bilgisine yer verildi.Toplantıda, Avrupa&#39;da üretilen düşük karbonlu teknoloji ve ürünlere talebi artırmayı amaçlayan AB&#39;nin &#34;Sanayi Hızlandırma Yasa Tasarısı&#34;nın dış ticarete olası etkilerinin de ele alındığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:&#34;Küresel belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlerin ekonomimize muhtemel etkilerini sınırlandırmak amacıyla güçlü bir koordinasyon içinde gereken tedbirleri almayı sürdüreceğiz. Enflasyonla mücadeleyi kalıcı fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Değişen küresel ticaret koşulları karşısında rekabet gücümüzü ve üretim kapasitemizi korumaya yönelik adımlar atmaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Mar 2026 17:41:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaşın ekonomik bedeli ağırlaşıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savasin-ekonomik-bedeli-agirlasiyor-300/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savasin-ekonomik-bedeli-agirlasiyor-300/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_855481-FB5EAE-96A0BC-E5D75B-0A08D4-A2A655.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Enerji arzından finans piyasalarına, tedarik zincirlerinden enflasyona kadar geniş bir etki alanı oluşurken, piyasalar "uzun süreli çatışma" senaryosunu daha güçlü şekilde fiyatlamaya başladı.Enerji piyasasında çifte şokKüresel etkinin en hızlı hissedildiği alan enerji piyasaları.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_855481-FB5EAE-96A0BC-E5D75B-0A08D4-A2A655.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Enerji arzından finans piyasalarına, tedarik zincirlerinden enflasyona kadar geniş bir etki alanı oluşurken, piyasalar "uzun süreli çatışma" senaryosunu daha güçlü şekilde fiyatlamaya başladı.Enerji piyasasında çifte şokKüresel etkinin en hızlı hissedildiği alan enerji piyasaları. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ve LNG sevkiyatı, dünya ticaretinin kritik damarlarından biri. İran'ın bu hattı kapatma ya da sekteye uğratma ihtimali, petrolün yanı sıra doğal gaz fiyatlarını da yukarı taşıyor.Son gelişmelerle birlikte:Petrol fiyatlarında sert yükselişler görülüyorAvrupa ve Asya'da spot doğal gaz fiyatları artış eğilimine girdiLNG taşımacılığında arz endişeleri büyüyorEnerji fiyatlarındaki bu çift yönlü yükseliş, özellikle sanayi üretimi yüksek ülkelerde maliyet baskısını derinleştirirken, enerji ithalatçısı ekonomilerde cari açık riskini artırıyor.Lojistik maliyetlerinde sıçramaSavaşın bir diğer kritik etkisi lojistik tarafında hissediliyor. Orta Doğu'da artan güvenlik riskleri nedeniyle:Tanker ve konteyner taşımacılığında sigorta primleri yükseliyorAlternatif deniz yollarına yönelim süreleri uzatıyorNakliye maliyetleri küresel ölçekte artıyorBu gelişmeler, pandemi sonrası normalleşmeye çalışan küresel tedarik zincirlerini yeniden baskı altına alırken, nihai ürün fiyatlarına da doğrudan yansıyor. Özellikle enerji ve lojistik maliyetlerinin aynı anda yükselmesi, "maliyet enflasyonu"nu hızlandıran en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Enflasyon ve faiz kıskacıArtan enerji ve lojistik maliyetleri, küresel enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. ABD Merkez Bankası Federal Reserve başta olmak üzere büyük merkez bankaları, faiz indirim planlarını ötelemek zorunda kalabilir.Bu süreçte:Üretim maliyetleri artıyorGıda ve temel tüketim fiyatları yükseliyorKüresel büyüme ivme kaybediyorOrtaya çıkan tablo, stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor.Tedarik Zincirlerinde Yeni KırılmaArtan lojistik maliyetleri ve güvenlik riskleri, küresel ticaret akışını da zorluyor. Orta Doğu'nun stratejik konumu nedeniyle:Avrupa-Asya ticaret hattında gecikmeler yaşanıyorAlternatif rotalar maliyetleri katlıyorKüresel ticaret hacminde daralma riski artıyorBu durum, özellikle ihracata dayalı ekonomiler için ciddi bir risk unsuru oluşturuyor.Güvenli limanlara kaçışJeopolitik risklerin yükselmesiyle yatırımcılar güvenli varlıklara yöneliyor. Altın ve dolar talebi artarken, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı hızlanıyor. Bu da finansal piyasalarda dalgalanmayı artırıyor.Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerTürkiye açısından en kritik başlık, enerji ve lojistik maliyetlerindeki artış. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş:Cari açığı büyütebilirEnflasyonu yukarı çekebilirSanayi üretim maliyetlerini artırabilirAyrıca artan lojistik giderleri, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatabilir. Bu durum, büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.Sonuç: Maliyet Şoku Küreselleşiyorİran-ABD-İsrail hattındaki savaş, küresel ekonomide yalnızca bir enerji krizi değil, aynı zamanda geniş çaplı bir "maliyet şoku" yaratıyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış ile lojistik maliyetlerindeki sıçrama birleştiğinde, dünya ekonomisi için daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme ve artan belirsizlik anlamına geliyor.Çatışmanın süresi uzadıkça, bu maliyet baskısının küresel ekonomide daha kalıcı izler bırakması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 23 Mar 2026 02:02:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarını jeopolitik riskler ve faiz kararları belirledi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-ve-faiz-kararlari-belirleyici-oldu-5957/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-ve-faiz-kararlari-belirleyici-oldu-5957/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EE0034-9CAF89-9A55E6-53C59C-8560DC-7C843F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da artan jeopolitik riskler ile bölgeden gelen haber akışı, piyasaların yönü üzerinde etkili olmayı sürdürüyor. Bu gelişmelerin yanı sıra açıklanan makroekonomik veriler de yatırımcıların odağında bulunuyor.Bu kapsamda ABD&#39;de şubatta tüketici fiyat endeksi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EE0034-9CAF89-9A55E6-53C59C-8560DC-7C843F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da artan jeopolitik riskler ile bölgeden gelen haber akışı, piyasaların yönü üzerinde etkili olmayı sürdürüyor. Bu gelişmelerin yanı sıra açıklanan makroekonomik veriler de yatırımcıların odağında bulunuyor.Bu kapsamda ABD&#39;de şubatta tüketici fiyat endeksi aylık bazda yüzde 0,3, çekirdek enflasyon ise yüzde 0,2 arttı. Söz konusu veriler enflasyonda kontrollü bir seyre işaret etse de petrol ve doğal gaz fiyatlarında savaş kaynaklı sert yükselişlerin gelecek aylarda enflasyon görünümünü bozabileceğine yönelik endişeler emtia piyasalarında fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.Fed ise politika faizini beklentilere paralel olarak yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Fed Başkanı Jerome Powell, yüksek enerji fiyatlarının kısa vadede manşet enflasyonu yukarı çekebileceğini ancak bu etkinin boyutu ve süresine ilişkin belirsizliğin sürdüğünü söyledi.Öte yandan Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) da faiz oranlarını sabit tutarken bankalar, artan enerji maliyetlerinin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğuna vurgu yaptı.ECB, bu yıl için enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ederken, BoE enflasyonist risklerin sürmesi halinde ilave sıkılaşmaya gidilebileceğinin mesajını verdi. BoJ da enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı enflasyon baskısı oluşturması durumunda gerekli adımların atılabileceğini belirtti.Bu gelişmeler, Fed&#39;in yakın vadeli faiz indirimi beklentilerini zayıflatırken, ABD&#39;de tahvil faizlerinin yükselmesine yol açtı. Diğer büyük merkez bankalarından gelen sıkı para politikası mesajları ise doların endeksinin yükselişini sınırladı.ABD-İsrail ile İran arasında süren çatışmaların kısa sürede sona ereceği beklentilerinin zayıflaması ve Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin gündemde kalması, piyasalarda risk algısının yüksek seyretmesine yol açtı.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,39 seviyesinde, dolar endeksi de yüzde 0,7 azalışla 99,6 seviyesinde tamamladı.- Değerli metallerde güvenli liman talebi zayıf kaldıOrta Doğu&#39;daki gelişmelerin desteklediği güvenli liman talebine karşın ABD&#39;de faizlerin uzun süre yüksek kalacağına ilişkin beklentiler ve dolar endeksinin güçlü seyrini koruması, değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Altının onsu 5 bin 44,6 dolara kadar yükselmesine karşın söz konusu gelişmelerin etkisiyle bu haftayı yüzde 10,45 değer kaybıyla 4 bin 495 dolardan tamamladı. Aynı dönemde gümüşün onsu da altına paralel negatif bir seyir izledi. En yüksek 82,6 doları gören ons gümüş haftayı yüzde 15,7 değer kaybıyla 67,9 dolardan kapattı.Söz konusu dönemde diğer değerli metallerden paladyum yüzde 9,3, platin de yüzde 4,8 geriledi.- Baz metallerde büyüme endişesi etkili olduBaz metallerde de küresel büyümeye ilişkin temkinli görünüm ve finansal koşullardaki sıkılığın sürebileceğine yönelik beklentiler fiyatları baskıladı. Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 6,5, çinkoda yüzde 6,7, alüminyumda yüzde 6,5 ve nikelde yüzde 2,5 azalırken kurşun yüzde 0,3 arttı.- Arz kesintisi endişeleri petrolü desteklediBrent petrolün varil fiyatı enerji altyapılarını hedef alan saldırılar ve Hürmüz Boğazı&#39;ndaki gelişmelerin etkisiyle pozitif bir seyir izledi. Hafta içinde en yüksek 113,7 doları, en düşük 96,9 doları gören Brent petrol, haftayı yüzde 6,8 değer kazancıyla 107,9 dolardan tamamladı.Analistler, enerji piyasalarındaki fiyatlamalarda Hürmüz Boğazı&#39;ndaki geçişlerin ne ölçüde normale döneceğine ve enerji altyapısına yönelik saldırıların sürüp sürmeyeceğinin etkili olduğunu söyledi.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtia piyasalarında tamamlanan haftadaki fiyatlamalarda, enerji, gübre ve lojistik maliyetlerindeki artışla karışık bir seyir izledi. Orta Doğu&#39;daki gelişmeler nedeniyle gübre sevkiyatlarında yaşanan aksamalar ve yükselen enerji fiyatları, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yeni bir gıda fiyat şoku endişesini artırdı.Söz konusu gelişmeler, tarım ürünlerinde sadece arz maliyetlerini değil, gelecek döneme ilişkin enflasyon beklentilerini de etkiledi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,9, soya fasulyesinde yüzde 5,3, pirinçte yüzde 2,5 ve mısırda yüzde 0,2 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 9,1, şekerde yüzde 8,8 ve pamukta yüzde 2,3 artarken kakaonun ton başına fiyatı yüzde 1,6 geriledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 22 Mar 2026 11:26:01 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş nedeniyle küresel ekonomide enflasyon kapıda]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savas-nedeniyle-kuresel-ekonomide-enflasyon-kapida-836/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savas-nedeniyle-kuresel-ekonomide-enflasyon-kapida-836/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16FC28-82BB52-1DDD78-A28FC5-ED62E3-B62F7C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Umman gibi Körfez ülkelerinin ihracatında Asya kıtası öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı&#39;nın kapalı kalması, tüm dünya gibi Asya ülkeleri için de risk oluşturuyor. Bu durum, Körfez ülkeleri açısından ciddi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16FC28-82BB52-1DDD78-A28FC5-ED62E3-B62F7C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Umman gibi Körfez ülkelerinin ihracatında Asya kıtası öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı&#39;nın kapalı kalması, tüm dünya gibi Asya ülkeleri için de risk oluşturuyor. Bu durum, Körfez ülkeleri açısından ciddi gelir kaybına yol açarken, yabancı iş gücüne dayalı üretim modelinde de baskıya neden oluyor.Savaşın başladığı günden itibaren Dubai emlak endeksinde yaklaşık yüzde 26 ve Katar emlak endeksinde yaklaşık yüzde 7 düşüş görülüyor. Öte yandan Dubai finansal market endeksinde yaklaşık yüzde 15 azalış dikkati çekiyor.Suudi Arabistan borsası, savaşın başladığı gün keskin şekilde gerilerken, sonrasında toparlansa da hala düşük seyrediyor. BAE ve Katar borsalarında da sert düşüşler gözleniyor.Bölge kaynaklı enerji krizi, küresel enflasyon için de risk oluşturuyor.- &#34;Küresel ekonomi Körfez petrolüne bağlı&#34;Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akkaş, AA muhabirine, Dubai gayrimenkul endeksindeki hızlı düşüşün, kentin ekonomik açıdan bu süreçten ne kadar olumsuz etkileneceğinin göstergesi olduğunu söyledi.Kuveyt, Umman ve Bahreyn&#39;in de benzer şekilde etkilendiğini kaydeden Akkaş, &#34;Körfez ülkelerinin borsalarında düşüş var. Ancak BAE ve Katar&#39;ın bundan çok daha fazla etkilendiği görülüyor. Özellikle BAE, hem turizm, hem finansal market, hem ticaret, hem de çalışanların ülkelerine dönmesi gibi etmenlerden dolayı etkileniyor.&#34; dedi.Akkaş, Körfez&#39;in petrol ve türevleriyle öne çıkan enerji zengini bir bölge olduğunu anımsatarak, Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanması ya da enerji altyapısının zarar görmesinin, ülkeleri ciddi risklerle karşı karşıya bırakacağını söyledi.Enerji sektöründeki bir sorunun, &#34;yayılma etkisi&#34; ile petrolle doğrudan ilişkisi olmayan sektörleri dahi etkilediğini belirten Akkaş, &#34;Küresel ekonomi büyük ölçüde Körfez petrolü ve doğal gazına bağlı olduğundan, hemen her sektörde üretim maliyetleri artıyor ve bu durum küresel ekonomide enflasyonist baskı oluşturuyor.&#34; diye konuştu.Akkaş, Körfez&#39;in petrol öncesi dönemde ihracatının büyük ölçüde balıkçılık, inci avcılığı ve bu faaliyetlere dayalı ekonomik yapılardan oluştuğuna, ithalatında da yüksek katma değerli sanayi ürünleri ile tüketim mallarının öne çıktığına dikkati çekti.Bunların başında kıymetli taşlar ve metaller, altın, elmas ve mücevherlerin geldiğini bildiren Akkaş, şu bilgileri verdi:&#34;Bu ürünler hem ithalat hem de ihracatta önemli bir yer tutuyor ancak ithalatta ilk sırada bulunuyor. Bunu, makineler ve mekanik cihazlar izliyor. Söz konusu ürünler, sanayi makineleri, türbinler ve üretim süreçlerinde kullanılan çeşitli makine ve teçhizatları kapsıyor. Üçüncü sırada da elektrikli ekipmanlar bulunuyor, bilgisayarlar, telefonlar ve diğer elektronik cihazlar bu kalemde öne çıkıyor. Son olarak otomobil ve yedek parçaları içeren motorlu taşıtlar, Körfez ülkelerinin en fazla ithal ettiği ürünler arasında yer alıyor.&#34;- &#34;Doğrudan etkilenecek yerlerin başında Dubai geliyor&#34;Akkaş, savaşta en fazla etkilenecek yerlerin başında Dubai&#39;nin geldiğini ve yeniden ihracata (re-export) konu olan ürünlerin, bu krizden doğrudan etkilendiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;BAE, başta Dubai Limanı olmak üzere yeniden ihracat (re-export) ülkesidir. Küresel deniz ticaretinin ve lojistik ağların önemli merkezlerinden biri olan Dubai, bu konumunu kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle doğrudan etkilenecek yerlerin başında Dubai öne çıkıyor. Özellikle yeniden ihracat faaliyetleri, deniz ticareti ve liman hakimiyetine dayalı sektörler, ciddi sıkıntılarla karşılaşıyor. Petrol ve doğal gazın neredeyse tüm sektörler için temel girdi olması nedeniyle, üretimde yaşanacak herhangi bir düşüş ya da lojistik aksaklık, otomotivden ambalaj sanayisine kadar geniş bir üretim yelpazesinde kesintilere yol açıyor. Plastik ve petrol türevlerinin hammadde olduğu üretim süreçlerinde ciddi sorunlar ortaya çıkıyor, bu durum fiyat artışlarını beraberinde getirerek enflasyonist baskı oluşturuyor. Zira petrol ve türevleri, günümüzde kullanılan pek çok ürünün üretiminde temel unsur olarak yer alıyor.&#34;- &#34;Beyaz yaka personel ülkelerine dönebilir&#34;Bu tür krizlerden, yayılma etkisiyle hemen her sektörün etkilenebileceğine işaret eden Akkaş, bu ülkelerin iş gücünün büyük ölçüde yabancı çalışanlara dayandığını söyledi.Akkaş, özellikle uzmanlık, yöneticilik ve teknik bilgi gerektiren mühendislik gibi alanlardaki beyaz yakalı ihtiyacının çoğunlukla batı ülkelerinden karşılandığını anlattı.Beyaz yakalıların, dünyanın farklı bölgelerinde kolaylıkla iş bulabileceği, kendilerini güvensiz hissettikleri bir yerde bulunmak istemeyecekleri değerlendirmesinde bulunan Akkaş, şunları kaydetti:&#34;Kendi ülkelerine dönebilir ya da dünyanın daha güvenli bölgelerinde yer alan ülkelere giderek orada iş bulmayı tercih edebilirler. Bölgede yaşayanlar, beyaz yakalı çalışanların ülkelerine dönme eğiliminde olduğunu ifade ediyor. Buna karşılık mavi yakalılar açısından durum farklıdır, bu ülkeleri önemli bir fırsat olarak gördükleri için geri dönme oranları oldukça düşük kalıyor.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 22 Mar 2026 11:21:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın değer kaybetti, dolar ve euro değer kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-deger-kaybetti-dolar-ve-euro-deger-kazandi-9383/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-deger-kaybetti-dolar-ve-euro-deger-kazandi-9383/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C89DAE-D88FF0-76B596-2FC0D1-11A1E7-0BB2C1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.880,01 puanı ve en yüksek 13.298,53 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,35 altında 13.047,72 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 7,45 düşüşle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C89DAE-D88FF0-76B596-2FC0D1-11A1E7-0BB2C1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.880,01 puanı ve en yüksek 13.298,53 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,35 altında 13.047,72 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 7,45 düşüşle 6 bin 705 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 7,42 azalışla 45 bin 174 liraya indi.Geçen hafta sonu 12 bin 135 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 7,45 azalarak 11 bin 231 liraya düştü.Bu hafta ABD doları yüzde 0,30 artarak 44,3200 lira, avro yüzde 0,16 yükselerek 50,8400 lira oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 20 Mar 2026 02:55:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın değer kaybetti, dolar ve euro değer kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-deger-kaybetti-dolar-ve-euro-deger-kazandi-4714/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-deger-kaybetti-dolar-ve-euro-deger-kazandi-4714/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2402F9-05FE10-A75B16-C960F8-B7F7BB-B97C31.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.880,01 puanı ve en yüksek 13.298,53 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,35 altında 13.047,72 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 7,45 düşüşle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2402F9-05FE10-A75B16-C960F8-B7F7BB-B97C31.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.880,01 puanı ve en yüksek 13.298,53 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,35 altında 13.047,72 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 7,45 düşüşle 6 bin 705 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 7,42 azalışla 45 bin 174 liraya indi.Geçen hafta sonu 12 bin 135 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 7,45 azalarak 11 bin 231 liraya düştü.Bu hafta ABD doları yüzde 0,30 artarak 44,3200 lira, avro yüzde 0,16 yükselerek 50,8400 lira oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 19 Mar 2026 13:55:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında enerji arzı ve faiz beklentileri öne çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enerji-arzi-ve-faiz-beklentileri-one-cikti-3285/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-enerji-arzi-ve-faiz-beklentileri-one-cikti-3285/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BA5D73-EE09B6-C50F8A-21E8A0-835333-27FBD9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca özellikle enerji piyasalarında arz endişeleri öne çıkarken, güçlü dolar ve Fed&#39;in faiz indirimlerinde aceleci davranmayacağına yönelik beklentiler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların çözüme kavuşacağına dair umutların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BA5D73-EE09B6-C50F8A-21E8A0-835333-27FBD9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca özellikle enerji piyasalarında arz endişeleri öne çıkarken, güçlü dolar ve Fed&#39;in faiz indirimlerinde aceleci davranmayacağına yönelik beklentiler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların çözüme kavuşacağına dair umutların zayıflaması ve İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapalı tutacağına yönelik açıklamaları, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu.Çatışmaların sürmesi nedeniyle Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme hamlesi de petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlamaya ve piyasalardaki endişeleri azaltmaya yetmedi.ABD&#39;li yetkililerin açıklamaları da yatırımcıların odağında yer aldı. ABD Başkanı Donald Trump, dünyanın en büyük petrol üreticisi olduklarını belirterek, petrol fiyatlarının yükselmesinden kazanç sağladıklarını ifade etti.Trump, İran&#39;ın nükleer silaha sahip olmasını ve Orta Doğu ile dünyayı tehdit etmesini engellemenin daha önemli olduğunu vurgulayarak, buna izin vermeyeceklerini kaydetti.Makroekonomik görünüm de emtia fiyatlamalarının yönü üzerinde etkili oldu.ABD&#39;de enflasyonun beklentilere paralel gerçekleşmesi, Fed&#39;in faiz indirimlerinde aceleci davranmayacağına yönelik beklentileri güçlendirirken, yükselen enerji fiyatları enflasyonist baskıların sürebileceğine ilişkin endişeleri artırdı.ABD&#39;de şubat ayı tüketici enflasyonunun yıllık bazda yüzde 2,4 ile beklentilere paralel gerçekleşmesi ve dolar endeksinin güçlü seyrini koruması, değerli metallerde yukarı yönlü hareketleri sınırladı.Orta Doğu&#39;daki çatışmaların enerji fiyatları ve enflasyon endişeleri üzerindeki etkisiyle Fed&#39;in bu yıl faiz indirimi yapacağına dair beklentiler de zayıfladı.Para piyasalarında, Fed&#39;in mart toplantısında faizleri sabit bırakacağı ve ilk faiz indiriminin temmuz ayında gelebileceği beklentisi öne çıktı.ABD Merkez Bankasının para politikası toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutması bekleniyor.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,28 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 1,5 artışla 100,4 seviyesine yükseldi.Analistler, savaşın uzamasına dair kaygıların risk algısını bozarak dolar endeksini güçlendirdiğini, dolardaki yükselişin başta kıymetli metaller olmak üzere dolarla fiyatlanan emtiaları diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha pahalı hale getirerek talebi baskıladığını belirtti.- Değerli metallerde güçlü dolar baskısı öne çıktıDeğerli metaller cephesinde hafta boyunca negatif bir seyir izlendi.Bir tarafta savaş ve Hürmüz Boğazı çevresindeki krizin beslediği güvenli liman talebi yer alırken, diğer tarafta ABD&#39;de faizlerin uzun süre yüksek kalacağına yönelik beklentiler ile doların güçlenmesi fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Bu gelişmelerle altının ons fiyatı hafta içinde en yüksek 5 bin 238,56 doları, en düşük 5 bin 9,77 doları görürken, haftayı 5 bin 20 dolar seviyesinde tamamladı.Gümüşün ons fiyatı da altına paralel bir seyir izledi. Gümüşün ons fiyatı, hafta içinde en yüksek 90 doları, en düşük 79,5 doları görürken, haftayı 80,6 dolar seviyesinde kapattı.Analistler, güçlü dolar, yüksek faiz ortamının korunacağına yönelik beklentiler ve güvenli liman talebinin sınırlı kalmasının değerli metallerde satış baskısını artırdığını belirterek, savaş kaynaklı belirsizliğin tek başına altın fiyatlarını yukarı taşımaya yetmediğini, buna karşın doların güçlü seyri ve Fed&#39;in temkinli duruşunun yatırımcı iştahını sınırladığını ifade etti.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,6, platinde yüzde 5,3, paladyumda yüzde 4,6 ve altında yüzde 2,6 geriledi.- Baz metallerde enflasyon endişesiBaz metallerde enflasyon ve güçlü dolar endeksi fiyatları baskılayan başlıca unsurlar olarak öne çıkarken, Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri nedeniyle alüminyum piyasası yatırımcıların odağına yerleşti.Piyasa verilerine göre, kullanıma hazır stokların azalması, Londra Metal Borsası (LME) depolarında teslimata ayrılan miktarın artması ve Körfez Bölgesi&#39;ndeki lojistik aksamalar, alüminyum piyasasında arz sıkışıklığını derinleştirdi.Fiziki piyasadaki primlerde görülen yükseliş, enerji ve navlun maliyetlerindeki artışın sanayi metalleri üzerindeki baskısının somut biçimde hissedildiğini ortaya koydu.Nikel piyasasında ise Orta Doğu kaynaklı kesintilerle bağlantılı olarak ham madde, özellikle sülfür, teminine ilişkin haber akışı yakından izlendi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 2,7, nikelde yüzde 0,8, çinkoda yüzde 0,7 ve kurşunda yüzde 2,3 azalırken, alüminyum yatay seyretti.- Enerji piyasalarında arz riski fiyatlandıBrent petrol fiyatı, tamamlanan haftada Orta Doğu&#39;da artan jeopolitik gerilim ve arz endişeleriyle yükselirken, Uluslararası Enerji Ajansının olası acil durum stok salımına ilişkin haberler fiyatlardaki artışı sınırladı.Brent petrolün vadeli varil fiyatı, 9 Mart&#39;ta önceki kapanışa göre yüzde 28,9 artışla 119,5 dolara kadar yükselerek 29 Haziran 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyesini gördü.Ancak daha sonra G7 ülkelerinin acil petrol rezervlerini ortak kullanıma açabileceğine yönelik beklentiler ve ABD Başkanı Trump&#39;ın İran&#39;la savaşın yakında sona erebileceğine dair açıklamalarıyla fiyatlarda geri çekilme yaşandı.IEA&#39;nın bugüne kadarki en büyük acil durum petrol stok salımını planladığına ilişkin haberler, fiyatlardaki yükselişi sınırladı. Söz konusu salımın, Rusya-Ukrayna Savaşı&#39;nın başladığı 2022&#39;de üye ülkelerin piyasaya sunduğu 182 milyon varillik petrol miktarını aşmasının beklendiği bildirildi.IEA&#39;nın stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme adımı fiyatlardaki yükselişi bir süre sınırlasa da bölgedeki çatışmaların süreceğine yönelik açıklamalar, petrol fiyatlarının yeniden yükselmesine neden oldu.Analistler, bu büyüklükte bir adımın, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın yol açtığı bazı arz kesintilerini sınırlayabileceğini, ancak Hürmüz Boğazı&#39;nın uzun süreli kapanmasının birçok bölgede tedariki ciddi biçimde aksatacağını belirtti.Buna karşın, İran&#39;ın, Hürmüz Boğazı&#39;na mayın döşediğine ilişkin haberler, Basra Körfezi&#39;ndeki petrol tankeri saldırıları ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi&#39;nin ABD ile müzakerelerin gündemde olmadığını söylemesi, arz endişelerini yeniden artırdı.IEA&#39;nın stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme adımı, fiyatlardaki yükselişi bir süre sınırlasa da bölgedeki çatışmaların süreceğine yönelik açıklamalar petrol fiyatlarının yeniden yükselmesine neden oldu.Doğal gaz fiyatları Avrupa&#39;da, Orta Doğu&#39;da artan jeopolitik gerilim ve Hürmüz Boğazı üzerinden LNG akışının aksayabileceğine ilişkin endişelerle yükseldi. ABD&#39;de ise rekor seviyedeki üretim ve mevsim normallerinin üzerindeki hava koşullarının talebi zayıflatması nedeniyle fiyatlar negatif seyir izledi.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 11,22 artarken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 1,70 değer kaybetti.- Tarım emtialarında enerji ve lojistik etkisi hissedildiTarım emtia piyasalarında tamamlanan haftada enerji fiyatlarındaki yükseliş, ihracat verileri ve lojistik aksaklıklar fiyatlamalarda belirleyici oldu.Orta Doğu&#39;da artan gerilimin petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıması, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden tarım ürünlerinde arz endişelerini artırırken, biyoyakıt bağlantısı nedeniyle özellikle mısır ve soya fasulyesinde talep görünümünü destekledi.Soya fasulyesinde haftalık ihracat satışları dalgalı seyretmesine karşın talep görünümü güçlü kalırken, soya yağı ise bitkisel yağ piyasasındaki ralli ve yükselen ham petrol fiyatlarının etkisiyle değer kazandı.Pirinç piyasasında küresel gıda fiyatlarındaki toparlanma ve Asya kaynaklı talep fiyatlara destek verirken, Hindistan ihracatında navlun ve sigorta maliyetlerindeki artışa bağlı yavaşlama da lojistik riskleri öne çıkardı.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 0,6 gerilerken, soya fasulyesinde yüzde 1,9, pirinçte yüzde 1,4 ve mısırda yüzde 1,4 yükseldi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 2,2 ve pamukta yüzde 2,5 artarken, kahvede yüzde 2,8 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 2,1 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 15 Mar 2026 11:37:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa, altın ve dolar kazandırdı, euro kaybettirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-dolar-kazandirdi-euro-kaybettirdi-9401/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-dolar-kazandirdi-euro-kaybettirdi-9401/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_955957-CE1639-E3A32B-524CC9-929EEA-48B304.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.433,04 puanı ve en yüksek 13.441,36 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 2,35 üstünde 13.092,93 puandan haftayı tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,60&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_955957-CE1639-E3A32B-524CC9-929EEA-48B304.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.433,04 puanı ve en yüksek 13.441,36 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 2,35 üstünde 13.092,93 puandan haftayı tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,60 yükselişle 7 bin 245 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,59 artışla 48 bin 792 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 12 bin 63 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 0,60 artarak 12 bin 135 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,29 artarak 44,1890 lira, avro yüzde 0,42 düşerek 50,7570 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,59, emeklilik fonları yüzde 0,36 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 1,19 ile &#34;hisse senedi&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 14 Mar 2026 09:44:55 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığı arttı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomimizin-soklara-karsi-dayanikliligi-artti-3131/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomimizin-soklara-karsi-dayanikliligi-artti-3131/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7F52E-965196-422CBD-03FBBB-3C59FA-AC7A22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ocak ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Yıllık cari açığın ocakta 32,9 milyar dolar olduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Jeopolitik gerginliklerle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7F52E-965196-422CBD-03FBBB-3C59FA-AC7A22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ocak ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Yıllık cari açığın ocakta 32,9 milyar dolar olduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Jeopolitik gerginliklerle artan enerji fiyatları nedeniyle 2026 yılında cari açık, program öngörülerimizin üzerinde gerçekleşebilir. Güçlenen makroekonomik temellerimiz sayesinde bu artışın yönetilebilir olduğunu değerlendiriyoruz. Uyguladığımız programla dış finansman ihtiyacı ve borçluluk azalırken ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığı arttı. Brüt dış borç stokunun GSYH&#39;ye oranı 2025&#39;te yüzde 32,6&#39;ya geriledi. Kırılganlıkları azaltan, yüksek katma değerli üretimi ve kalıcı refah artışını destekleyen politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 12 Mar 2026 11:41:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Küresel ekonomideki gelişmeleri yakından izliyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-ekonomideki-gelismeleri-yakindan-izliyoruz-3356/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-ekonomideki-gelismeleri-yakindan-izliyoruz-3356/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_49A040-A6EF10-D57072-E827F9-D0E901-FE2207.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, küresel ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.Küresel belirsizliklerin yüksek seyrettiği ve enerji fiyatlarında sert dalgalanmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Geçmiş tecrübeler,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_49A040-A6EF10-D57072-E827F9-D0E901-FE2207.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, küresel ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.Küresel belirsizliklerin yüksek seyrettiği ve enerji fiyatlarında sert dalgalanmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Geçmiş tecrübeler, bu tür şokların kalıcı olmadığını gösteriyor. Vadeli petrol piyasalarındaki fiyatlamalar da mevcut hareketin geçici olabileceğine işaret ediyor. Temelleri güçlü olan ekonomiler hızla dengelenme ve toparlanma kapasitesine sahiptir. Ekonomi yönetimi olarak gelişmeleri yakından takip ediyor ve gerekli tedbirleri alıyoruz. Vatandaşlarımızın, yatırımcıların ve firmalarımızın bu süreci rasyonel şekilde değerlendirmesi önem arz ediyor.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 09 Mar 2026 09:20:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş emtia piyasalarında ayrışmaya neden oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-savas-ayrismaya-neden-oldu-9460/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-savas-ayrismaya-neden-oldu-9460/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E626ED-4BCADB-BECE06-894FE4-EFCA22-473573.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Petrol ve doğal gaz başta olmak üzere enerji emtialarında jeopolitik risk primi öne çıkarken bu gelişmenin etkisi ve enflasyon beklentileri üzerinden Fed&#39;in faiz indirim ihtimallerinin azalması, değerli metaller ve baz metallerin fiyatlamalarına olumsuz yansıdı.Hafta boyunca küresel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E626ED-4BCADB-BECE06-894FE4-EFCA22-473573.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Petrol ve doğal gaz başta olmak üzere enerji emtialarında jeopolitik risk primi öne çıkarken bu gelişmenin etkisi ve enflasyon beklentileri üzerinden Fed&#39;in faiz indirim ihtimallerinin azalması, değerli metaller ve baz metallerin fiyatlamalarına olumsuz yansıdı.Hafta boyunca küresel risk algısı, büyük ölçüde Hürmüz Boğazı&#39;nın çevresindeki sevkiyat akışına ilişkin endişelerle şekillendi. Orta Doğu&#39;dan Asya&#39;ya ham petrol ve LNG akışında yaşanan aksama, yalnızca doğrudan arz riskini değil aynı zamanda sigorta, navlun ve teslim süreleri üzerinden maliyet baskısını artırdı.Buna ek olarak, ABD&#39;de enerji fiyatlarındaki sıçramanın enflasyonist etkilerine ilişkin kaygılar, piyasalarda faiz indirimlerinin zamanlamasına dair beklentilerin daha temkinli fiyatlanmasına yol açtı.Analistler, artan jeopolitik risklerin etkisiyle değer kazanması beklenen değerli metallerin, faiz indirimi ihtimalinin zayıflamasıyla bu yükseliş potansiyelinin sınırlanarak değer kaybettiğini belirtti.- Makroekonomik veriler, faiz beklentilerini yeniden şekillendirdiMakroekonomik veri akışı da bu hafta emtia piyasalarındaki fiyatlamaların üzerinde etkili olmayı sürdürdü.ABD&#39;de şubat ayına ilişkin veriler, ekonomide ivme kaybına işaret ederken enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümünü bozabileceğine yönelik endişeler, yatırımcıların temkinli kalmasına neden oldu.Bu dönemde ABD&#39;de tarım dışı istihdam 92 bin kişi azalırken işsizlik oranı yüzde 4,4&#39;e yükseldi. Ortalama saatlik kazançlar ise aylık bazda yüzde 0,4 arttı.Bu veriler ışığında istihdam piyasasına yönelik artan endişeler, Fed&#39;in daha güvercin tutum benimseyebileceği beklentisini güçlendirdi ve başta değerli metaller olmak üzere emtia piyasalarındaki fiyatlamaları yukarı yönlü destekledi.ABD&#39;de hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi de şubatta 56,1 ile son 3,5 yılın en yüksek seviyesine çıkarak ekonomik aktivitede karışık görünüm ortaya koydu.Avrupa tarafında da enerji şokunun enflasyon görünümüne etkisi öne çıktı. Avrupa Merkez Bankası yetkilileri, Orta Doğu&#39;daki gerilimin enerji fiyatları üzerinden kısa vadeli enflasyon risklerini artırabileceğine işaret ederken para politikasında veri odaklı yaklaşımın korunacağını vurguladı.Avro Bölgesi&#39;nde imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi, şubatta 50,8&#39;e yükselerek yaklaşık 4 yılın en yüksek seviyesini gördü ancak aynı dönemde girdi maliyetlerinde son 38 ayın en hızlı artışı ve satış fiyatlarında Mart 2023&#39;ten bu yana en sert yükseliş kaydedildi.Çin&#39;de ise ekonomik aktiviteye ilişkin veriler, karışık sinyaller verdi. Resmi imalat sanayi PMI verisi, şubatta 49 ile daralmaya işaret ederken özel sektör imalat PMI verisi 52,1 ile genişlemenin sürdüğünü gösterdi.Ayrıca Çin Merkez Bankası, döviz vadeli işlemlerinde uygulanan yüzde 20 risk rezerv oranını 2 Mart itibarıyla sıfıra indirerek finansal koşulların daha esnek olacağına dair mesaj verdi.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,14 seviyesinde tamamlarken dolar endeksi yüzde 1,4 artışla 99 seviyesine yükseldi.- Değerli metallerde güvenli liman talebi dolar baskısıyla dengelendiDeğerli metaller, hafta genelinde dalgalı görünüm sergileyerek haftayı düşüşle tamamladı.Hafta başında değerli metaller, enerji fiyatlarındaki sert yükselişin küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceğine yönelik endişeler ve doların güçlenmesiyle satış baskısı gördü.Hafta sonuna doğru Orta Doğu&#39;da çatışmaların genişlemesinin güvenli liman talebini desteklemesi ve ABD&#39;de açıklanan zayıf istihdam verilerinin Fed&#39;in faiz indirimlerine yönelebileceği beklentilerini güçlendirmesi, satış baskısını bir miktar sınırlasa da değerli metaller, haftalık bazda negatif seyrini korudu.Analistler, değerli metallerde fiyatlamanın yalnızca jeopolitik risklerle değil bu gelişmelerin tahvil faizleri ve dolar endeksi üzerindeki etkileriyle de şekillendiğini belirterek, güvenli liman talebinin bazı seanslarda doların güçlenmesiyle baskılandığını, bazı seanslarda ise yeniden alımları desteklediğini kaydetti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 10, platinde yüzde 9,4, altında yüzde 1,8 ve paladyumda yüzde 1 azaldı.- Alüminyum, arz endişeleriyle pozitif ayrıştıBaz metallerde alüminyum hariç negatif seyir izlendi.Alüminyum fiyatları, Körfez hattındaki sevkiyat sorunları, Bahreyn kaynaklı mücbir sebep açıklamaları ve Katar&#39;da üretim kesintisi ihtimalinin arz endişelerini artırmasıyla haftalık bazda 2023 başından bu yana en güçlü yükselişini kaydetti.Bölgenin küresel alüminyum arzında yaklaşık yüzde 8 paya sahip olması ve Hürmüz Boğazı üzerinden yılda 5 milyon tonun üzerinde sevkiyat yapılması da fiyatlardaki yükselişi destekledi.Bank of America&#39;nın 2026 yılı için küresel alüminyum açığı tahminini 1,5 milyon tona yükseltmesi ve Londra Metal Borsası (LME) stoklarının 456 bin 875 tona gerileyerek Temmuz 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi görmesi de yükselişi destekleyen unsurlar arasında yer aldı.Bakır fiyatları ise Çin&#39;den gelen düşük imalat sanayi PMI verileri ve yüksek stok seviyelerinin etkisiyle baskı altında kaldı.LME bakır stokları, 284 bin 325 tonla Ekim 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyeye çıkarken ABD&#39;nin 2025 boyunca 1,4 milyon ton rafine bakır ithal etmesi ve yıllık artışın yaklaşık 730 bin tona ulaşması, tarife beklentileriyle bağlantılı stoklama eğiliminin sürdüğüne işaret etti.Nikel ve çinko tarafında ise arz yönlü riskler öne çıkmasına rağmen fiyatlar, haftayı negatif seyirle tamamladı.Analistler, Endonezya&#39;daki nikel üreticilerinin kritik girdi olan sülfürün yaklaşık yüzde 75&#39;ini Orta Doğu&#39;dan karşıladığını, lojistikte yaşanan bozulmaların rafinaj maliyetleri ve üretim sürekliliği açısından risk oluşturduğunu belirtti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 8,8 artarken bakırda yüzde 3,5, nikelde yüzde 1,2, çinkoda yüzde 0,5 ve kurşunda yüzde 0,8 düşüş kaydetti.- Petrol ve doğal gazda sevkiyat riski fiyatlara yansıdıEnerji emtialarında haftanın ana belirleyicisi, Hürmüz Boğazı&#39;nın çevresindeki sevkiyat riski ve Orta Doğu kaynaklı ham petrol arzına ilişkin endişeler oldu.Brent petrol, arz kesintisi ihtimalinin fiyatlanması ve Orta Doğu&#39;daki çatışmaların genişlemesinin etkisiyle 90,8 dolara yükselerek Ekim 2023&#39;ten bu yana en yüksek haftalık kapanışını gerçekleştirdi.Dubai ham petrolünün nakit primi 19,63 dolarla 2018&#39;den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Brent petrolün Dubai petrolüne göre fiyat farkını gösteren EFS primi de hafta içinde 10,42 dolar kadar yükseldi. Bu durum, Asya&#39;daki rafineriler açısından Dubai&#39;ye kıyasla Brent bağlantılı ve diğer Atlantik havzası menşeli alternatif ham petrol türlerinin maliyetini artırdı.Doğal gaz tarafında da hem ABD iç verileri hem küresel LNG riski birlikte izlendi.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 24,4 artarken New York Ticaret Borsasında işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 9 yükseldi.- Tarım emtialarında lojistik ve gübre maliyetleri öne çıktıTarım emtialarında tamamlanan haftada fiyatlamalar, jeopolitik ve lojistik risklerin etkisiyle şekillenirken özellikle Karadeniz hattındaki güvenlik endişeleri ile Orta Doğu&#39;daki çatışmaların navlun, sigorta, enerji ve gübre maliyetleri üzerinden yarattığı baskı yatırımcıların odağına yerleşti.Buğday ve mısırda risk primi güç kazanırken soya kompleksinde biyoyakıt ve soya yağına yönelik beklentiler, destekleyici unsur olarak izlendi.Öte yandan, ABD Tarım Bakanlığının haftalık ihracat satışları verileri mısırda güçlü, buğday, soya fasulyesi ve pirinçte ise daha zayıf dış talep görünümüne işaret etti.Buğday tarafında, ABD Plains bölgesindeki kuraklık ve yağış belirsizliği, Avrupa&#39;da ise yağış kaynaklı kalite kaygıları fiyatlamalarda etkili oldu. Karadeniz hattındaki riskler ve Ukrayna limanlarının çevresindeki gelişmeler de buğdayda arz ve lojistik endişelerini canlı tuttu.Bununla birlikte, Orta Doğu kaynaklı gübre arzı riskinin ekim maliyetleri üzerindeki etkisine ilişkin haber akışı yatırımcıların odağına yerleşti.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsasında kilo başına fiyatlar buğdayda yüzde 4,5, soya fasulyesinde yüzde 2,7, pirinçte yüzde 4,9 ve mısırda yüzde 2,73 yükseldi.Kakao tarafında ise devlet alım politikaları ve arz akışına ilişkin gelişmeler öne çıktı.Fildişi Sahili&#39;nde fazla kakao stoklarının belirli bir fiyat üzerinden alınmasına yönelik programın süreceği mesajı verilirken piyasada bu adımın arz akışı ve iç piyasa dengesi üzerindeki etkileri izlendi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar, şekerde yüzde 1,4 ve kahvede yüzde 4,8 artarken pamukta yüzde 2,1 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 11,8 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 08 Mar 2026 11:03:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa, altın ve euro değer kaybetti, dolar yükseldi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-euro-deger-kaybetti-dolar-yukseldi-1643/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-euro-deger-kaybetti-dolar-yukseldi-1643/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EE63B1-ECEC7F-F3B628-97BCF3-24CC5B-52D241.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.746,23 puanı ve en yüksek 13.456,56 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 6,74 altında 12.792,81 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,46 düşüşle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EE63B1-ECEC7F-F3B628-97BCF3-24CC5B-52D241.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.746,23 puanı ve en yüksek 13.456,56 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 6,74 altında 12.792,81 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,46 düşüşle 7 bin 202 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,45 azalışla 48 bin 503 liraya indi.Geçen hafta sonu 12 bin 368 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,46 azalarak 12 bin 63 liraya düştü.Bu hafta ABD doları yüzde 0,23 artarak 44,0620 lira, avro yüzde 1,75 düşerek 50,9710 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,22, emeklilik fonları yüzde 1,52 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 0,65 ile &#34;Para Piyasası&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 07 Mar 2026 09:20:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Tüm politika araçlarımızı eş güdüm içinde kullanıyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/tum-politika-araclarimizi-es-gudum-icinde-kullaniyoruz-7210/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/tum-politika-araclarimizi-es-gudum-icinde-kullaniyoruz-7210/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A4B885-C2361D-BA0908-B4E679-FC1A8B-2EE5EE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Şubatta aylık enflasyonun yüzde 2,96 olarak gerçekleştiğini aktaran Şimşek, gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artmasının,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A4B885-C2361D-BA0908-B4E679-FC1A8B-2EE5EE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Şubatta aylık enflasyonun yüzde 2,96 olarak gerçekleştiğini aktaran Şimşek, gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artmasının, yıllık enflasyonda geçici yükselişe neden olduğuna işaret etti.Şimşek, temel mal enflasyonunun yüzde 16,6&#39;ya gerilediğine dikkati çekerek, katılığın yüksek olduğu hizmet enflasyonunun ise son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40&#39;ın altına indiğini bildirdi.Bu görünümün, enflasyonda aşağı yönlü eğilimin sürdüğüne işaret ettiğini belirten Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların, önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesini bekliyoruz. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalışıyoruz. Dezenflasyon sürecinin devamı için tüm politika araçlarımızı eş güdüm içinde kullanıyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 03 Mar 2026 11:56:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel ekonomide savaş dönemi başlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-ekonomide-savas-donemi-basliyor--832/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-ekonomide-savas-donemi-basliyor--832/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E982A4-36D70F-F35169-5848FE-17DA35-3133DD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle enerji koridorları ve kritik ticaret hatları üzerinde yoğunlaşan riskler, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte ekonomik dengelerin yeniden şekillenmesine yol açacaktır. Özellikle petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ihtimaliyle küresel ekonomide ciddi bir&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E982A4-36D70F-F35169-5848FE-17DA35-3133DD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Özellikle enerji koridorları ve kritik ticaret hatları üzerinde yoğunlaşan riskler, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte ekonomik dengelerin yeniden şekillenmesine yol açacaktır. Özellikle petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ihtimaliyle küresel ekonomide ciddi bir yavaşlama görüleceğini söylemek gerekir. Yani bir diğer deyişle Batı'da dahil olmak üzere önemli bir risk olarak resesyon kendisini gösterecektir.&nbsp;&nbsp;Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (Dışyönder) Başkanı Dr. Hakan Çınar, savaşların artık yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik bir mücadele alanı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: Orta Doğu'da yaşanan savaş başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji fiyatlarında ciddi artışları beraberinde getirecek. Özellikle dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın risk altına girmesi, fiyatların hızlı şekilde yükselmesine neden olacaktır.&nbsp; Enerji maliyetlerindeki bu artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı yönlü baskılayacağı ve merkez bankalarının para politikalarını sıkı tutmaya devam edeceği öngörülebilir.&nbsp;&nbsp;Küresel Ticaret ve Lojistik Ağları Baskı Altında&nbsp;Savaş ortamı, uluslararası ticaretin en kritik unsurlarından biri olan lojistik süreçleri doğrudan etkilemekte. Deniz taşımacılığı rotalarında yaşanabilecek aksaklıklar, navlun ve sigorta maliyetlerinde ciddi artışlara yol açacaktır. Pandemi döneminde yaşanan benzer gelişmelerin tekrar etmesi durumunda, taşımacılık maliyetlerinin katlanarak artması ve teslim sürelerinin uzaması kaçınılmaz olacaktır. Savaş dönemlerinde yatırımcıların risk iştahı düşmekte, güvenli liman olarak görülen varlıklara yönelim artmaktadır. Bu süreçte altın ve dolar gibi araçlarda yükseliş gözlemlenirken, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve borsaları üzerinde baskı oluşmaktadır. Türkiye açısından savaşın ekonomik etkileri hem riskler hem de fırsatlar barındırmakta. Artan enerji ithalat maliyetleri ve cari açık, yükselen enflasyon, kur ve finansman baskısı artacaktır.&nbsp;&nbsp;İhracatçılarımızın Tedbirli Olması Gerekiyor&nbsp;Petrol fiyatının artışı ile ithalat maliyetlerimizin yükseleceği kesin. Yanı sıra ihracatımız ve ihracatçılarımız da bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Enerji maliyetinin artması ile birlikte maliyetlerin daha da yükseleceği bir ortamın bizi beklediğini söyleyebilirim. İhracat maliyetlerinde navlunun artışı, sigorta maliyetlerinin artması ve teslim sürelerinin uzaması ile birlikte rekabet gücümüz zayıflayacaktır.&nbsp;Özellikle kimya, plastik ve enerji yoğun sektörlerimiz daha fazla etkilenecektir. Avrupa Birliği'nde yaşanacak olası bir resesyonun ihracatımız üzerindeki etkileri daha fazla hissedilecektir diye düşünüyorum. Ancak savaşın uzun sürmemesi ve kısa sürede sonuçlanması mümkün olursa etkiler çok fazla sürmeyecektir. Hepimizin temennisi de zaten biran önce sonuçlanması yönündedir, aksi bir durum Türkiye'nin enflasyon ile mücadelesi başta olmak üzere ihracata ve ekonomiye önemli zararlar verecektir.&nbsp;Yeni Ekonomik Düzen Şekilleniyor&nbsp;Dr. Hakan Çınar, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:&nbsp;"Bugün dünyada savaşlar sadece cephede değil, ekonomide de kazanılıyor. Enerjiyi kontrol eden, lojistiği yöneten ve üretimi sürdüren ülkeler, yeni dönemin kazananları olacak. Türkiye'nin bu süreçte doğru konumlanması, riskleri fırsata çevirmesi açısından kritik önem taşımaktadır." Küresel savaş senaryoları, ekonomide kısa vadede ciddi şoklar yaratırken, uzun vadede yeni ticaret dengeleri ve güç merkezleri oluşturmaktadır. Bu süreçte ülkelerin ekonomik dayanıklılığı, stratejik planlama kabiliyeti ve üretim gücü belirleyici olacaktır.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 03 Mar 2026 11:17:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kisi-basina-gelir-18-bin-40-dolara-yukseldi-4452/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kisi-basina-gelir-18-bin-40-dolara-yukseldi-4452/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4D9577-174650-F0500D-F23730-B2B9BC-B4B76F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025&#39;e ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi.Ekonominin 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 ve geçen yılın genelinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4D9577-174650-F0500D-F23730-B2B9BC-B4B76F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025&#39;e ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi.Ekonominin 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 ve geçen yılın genelinde yüzde 3,6 büyüdüğüne dikkati çeken Şimşek, &#34;Milli gelir 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dahil olduğumuzu öngörüyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, tarımda don ve kuraklığın etkilerinin yılın son çeyreğinde de devam ettiğini, diğer sektörlerde de üretim artışının sürdüğünü belirtti.- &#34;İnşaat sektörü güçlü seyrini korudu&#34;Geçen yıl sanayi katma değerinin, yüzde 2,9 ile son 4 yılın en yüksek artışını kaydettiğine işaret eden Şimşek, deprem bölgesinde konut teslimine hız verilmesinin de etkisiyle, inşaat sektöründe katma değer artışının güçlü seyrini koruduğunu aktardı.Şimşek, tüketim ve yatırım arasındaki dengeli görünümün devam ettiğini ifade ederek, açıklamasını şöyle sürdürdü:&#34;Yatırımlar yıl genelinde yüzde 7 arttı. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 5&#39;lik artış, üretim kapasitemizi güçlendiriyor. Küresel ticarette belirsizliklerin ve korumacılığın arttığı 2025 yılında net dış talep, büyümeye negatif katkı verdi. Ancak cari açığın GSYH&#39;ye oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı. Kamuda tasarruf ve verimliliği artırarak harcama disiplinini güçlendiriyor, vergide adalet ve etkinliği esas alarak kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz. 2025&#39;te bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,9 ile Orta Vadeli Program (OVP) tahmininin altında gerçekleşirken, faiz dışı fazla verdik.&#34;Maliye politikasındaki disiplinli duruş sayesinde deprem harcamaları hariç faiz dışı fazlanın yüzde 1,2 olduğunu bildiren Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan risklerin geçici olacağı ve küresel ticaretteki belirsizliklerin azalacağı varsayımıyla, 2026 yılında ticaret ortaklarımızdaki talep artışı ile finansal koşullardaki iyileşmenin büyümeye katkı sağlamasını bekliyoruz. Kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek için politikalarımızı yapısal ve arz yönlü adımlarla destekleyeceğiz. Sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımını sağlayacak fiyat istikrarı için programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 02 Mar 2026 10:57:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında ABD-İran gerilimi etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-abd-iran-gerilimi-etkili-oldu-7531/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-abd-iran-gerilimi-etkili-oldu-7531/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7970D2-5FE575-0D4C47-DC38ED-3337AA-B5E715.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca küresel risk algısı, başta ABD ile İran arasındaki gelişmelerin etkisiyle şekillenirken ABD&#39;nin ticaret politikalarında hukuki zeminin tartışmaya açılması da fiyatlamalarda belirleyici oldu.ABD Yüksek Mahkemesi&#39;nin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin geniş&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7970D2-5FE575-0D4C47-DC38ED-3337AA-B5E715.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca küresel risk algısı, başta ABD ile İran arasındaki gelişmelerin etkisiyle şekillenirken ABD&#39;nin ticaret politikalarında hukuki zeminin tartışmaya açılması da fiyatlamalarda belirleyici oldu.ABD Yüksek Mahkemesi&#39;nin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin geniş kapsamlı tarifeleri dayandırdığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası&#39;nın (IEEPA) tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetmesi sonrasında, Washington&#39;un yeni tarife mekanizmasına yönelmesi piyasalarda belirsizliği artırdı.Trump, kararın ardından, 1974 Ticaret Yasası&#39;nın 122&#39;nci maddesi kapsamında 150 gün süreli küresel tarifeyi 10&#39;dan yüzde 15&#39;e yükselteceğini duyurdu. Beyaz Saray&#39;dan yapılan açıklamalarda da geçici tarife oranının yüzde 10&#39;dan 15&#39;e çıkarılması için hazırlık yürütüldüğü bildirildi.Jeopolitik tarafta ise tamamlanan haftada, ABD ile İran arasında 26 Şubat 2026&#39;da İsviçre&#39;nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen ve gelecek hafta Viyana&#39;da teknik düzeyde sürdürülmesi beklenen nükleer temaslar, piyasaların kapanışının ardından 28 Şubat&#39;ta ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a yönelik saldırıları ile İran&#39;ın İsrail&#39;e ve Körfez&#39;de ABD üslerinin bulunduğu ülkelere füze misillemesi sonrası askeri tırmanışa dönüştü.ABD ile İran görüşmelerinde ilerleme sağlandığı ancak bazı konularda anlaşmazlığın sürdüğüne işaret eden açıklamalar yatırımcıları tedirgin etmişti.Görüşmelerden somut bir sonuç çıkmaması ve ABD&#39;nin olası saldırılarını önleyecek bir adım sinyali gelmemesi, jeopolitik risklerin tırmanabileceği endişelerini canlı tutarak yatırımcıları görece riskli varlıklardan uzaklaştırarak güvenli liman varlıklara yönlendirdi.- Orta Doğu&#39;da jeopolitik risk algısı yükseldiBM Güvenlik Konseyi&#39;nin acil toplantı kararı alması, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatına ilişkin endişelerin artması ve bazı sevkiyatların askıya alındığına yönelik haber akışı, Orta Doğu&#39;da jeopolitik risk algısını yükseltti.Gelecek hafta ise yatırımcıların odağında, söz konusu askeri gerilimin enerji arzı, deniz taşımacılığı ve petrol fiyatları üzerindeki kalıcı etkilerinin yanı sıra tarafların diplomatik kanalı yeniden işler hale getirip getiremeyeceğine ilişkin haber akışı bulunacak.Viyana&#39;da yapılması planlanan teknik temaslara dair mesajlar ile Hürmüz Boğazı&#39;ndaki sevkiyat akışına ilişkin gelişmelerin, küresel piyasalarda risk iştahı ve güvenli liman talebi açısından belirleyici olması bekleniyor.İran ve ABD arasındaki devam eden gerilim ve nükleer müzakerelerin yanı sıra Afganistan ve Pakistan arasında başlayan çatışmalar da risk algısını artıran bir diğer unsur olarak öne çıktı.Afganistan yönetimi sözcüsü Zabihullah Mücahid, yaptığı açıklamada, Pakistan ile karşılıklı düzenlenen saldırılarda 13 Afganistan askerinin yaşamını yitirdiğini ve 22&#39;sinin yaralandığını bildirdi.Pakistan ordusu ise Afganistan ile karşılıklı düzenlenen saldırılarda 12 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini, 27 askerin yaralandığını bildirdi.Pakistan Enformasyon Bakanlığı 22 Şubat&#39;ta, ülkede son dönemdeki bombalı saldırıların ardından Afganistan ile sınır hattında &#34;terör kampı&#34; olarak nitelendirdiği 7 noktanın hedef alındığını açıklamıştı.Haftanın son gününde açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan&#39;ın, son derece iyi bir iş çıkardığı değerlendirmesinde bulundu.- Emtia fiyatlamalarında makroekonomik verilerin etkisiMakroekonomik veri akışı da emtia fiyatlamalarında belirleyici olmaya devam etti. ABD&#39;de Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ocakta aylık bazda yüzde 0,5 artarken, çekirdek ÜFE aylık yüzde 0,8 yükseliş kaydetti.Veriler, tarife kaynaklı maliyet geçişkenliğine ilişkin endişeleri canlı tutarken para piyasalarında faiz indirimlerinin zamanlamasına dair beklentilerin temkinli kalmasına neden oldu.Avrupa bölgesinde Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, gıda enflasyonunun tüketici algısı açısından kritik olduğuna işaret ederek, gıda enflasyonunun 2026 sonlarına doğru yüzde 2 seviyesinin &#34;bir miktar üzerinde&#34; dengelenmesini beklediklerini kaydetti.Çin&#39;de ise Çin Merkez Bankası (PBoC), yuanın hızlı değer kazanımını yavaşlatmak amacıyla döviz vadeli işlemlerinde uygulanan risk rezerv oranını 2 Mart itibarıyla yüzde 20&#39;den sıfıra indirdi.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 3,96 seviyesinde tamamlarken dolar endeksi yüzde 0,2 azalışla 97,6 seviyesine geriledi.- Değerli metallerde güvenli liman talebi öne çıktıDeğerli metallerde fiyatlamalar, tarife belirsizliği ve ABD-İran hattındaki risklerin güvenli liman talebini desteklemesiyle şekillendi.Hafta başında altının ons fiyatı, tarife rejimine ilişkin belirsizliklerin artmasıyla güvenli liman talebinden destek buldu. Piyasalarda ABD-İran nükleer görüşmelerinin üçüncü turuna odaklanılması jeopolitik tansiyonun yüksek kalmasına yol açarken ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizindeki gerileme de altını destekledi.Bu gelişmelerle altının onsu, 5 bin 264 dolar seviyesini görerek ocak sonundan bu yana en yüksek seviyesini test etti.Analistler, tarife belirsizliğinin &#34;enflasyon-kanalı&#34; üzerinden faiz patikasını etkileyebileceğini, buna karşın jeopolitik risklerin değerli metallerde fiyatları desteklemeyi sürdürdüğünü kaydetti.Bunula birlikte, JPMorgan, uzun vadeli altın fiyat beklentisini 4 bin 500 dolara yükseltirken 2026 sonu için 6 bin 300 dolar tahminini korudu.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 10,9, platinde yüzde 9,5, paladyumda yüzde 2,3 ve altında yüzde 3,6 değer kazandı.- Baz metaller tarife endişeleri fiyatlandıBaz metallerde fiyatlamalarda, ABD'nin ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler ile tedarik zinciri dinamiklerine yönelik gelişmeler etkili oldu.Bakır tarafında, metalin enerji dönüşümü ve savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerdeki kullanım alanının artması, &#34;stratejik metal&#34; söylemini güçlendirdi.Bu kapsamda ABD'nin 2025 boyunca 1,4 milyon ton rafine bakır ithal ederek yıllık bazda yaklaşık 730 bin ton artış kaydetmesi, piyasada hem talep görünümüne hem de olası tarife riskine karşı yapılan stoklamaya işaret etti.Öte yandan, Chicago Mercantile Exchange&#39;in (CME) depolarındaki stok artışıyla ABD'de biriken metal miktarı yatırımcıların odağına yerleşirken vadeli işlemlerde ABD fiyatlarının Londra Metal Borsası'na (LME) kıyasla primli seyretmesi, tarife riskinin tamamen ortadan kalkmadığına yönelik beklentileri canlı tuttu.Analistler, baz metallerde kısa vadede ticaret politikalarına ilişkin haber akışının fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam edebileceğini ifade etti.Piyasa yapısı tarafında ise LME, pozisyon limitlerine ilişkin kurallarda değişiklik öngören bir danışma süreci başlattı. LME, 6 Temmuz itibarıyla pozisyon limitlerinin belirlenmesi ve izlenmesine ilişkin sorumluluğun düzenleyiciden borsalara geçeceği yeni rejime uyum kapsamında, piyasa bütünlüğünü güçlendirmeyi hedeflediğini kaydetti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar, nikelde yüzde 1,5, bakırda yüzde 2,2, alüminyumda yüzde 1,5 değer kazanırken çinkoda yüzde 1,7 ve kurşunda yüzde 0,1 azaldı.- Petrol fiyatları jeopolitik risklerden destek bulduEnerji emtialarında haftanın ana belirleyicisi, ABD-İran müzakereleri etrafında şekillenen jeopolitik risk endişeleri oldu.Brent petrol, jeopolitik risklerin etkisiyle tamamlanan haftayı 73 dolar seviyesinden kapatarak Haziran 2025&#39;ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı gün ABD&#39;de ham petrol stoklarının 16 milyon varil arttığı açıklandı.Stok artışı beklentileri aşmasına rağmen Orta Doğu&#39;da olası bir askeri gerilimin arzı sekteye uğratabileceği endişesi fiyatlar üzerinde etkili oldu ve fiyatlamalarda değer kaybını engelledi.İngiltere merkezli küresel bankacılık ve finansal hizmetler grubu Barclays, olası bir arz kesintisinin boyutuna bağlı olarak Brent petrol fiyatlarının 80 dolar seviyesine doğru yükselebileceğini belirtti. Banka, günlük yaklaşık 1 milyon varillik bir arz kesintisinin, piyasada son dönemde öne çıkan &#34;arz fazlası&#34; anlatısını zayıflatabileceğini ve fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini kaydetti.Goldman Sachs da OECD ticari petrol stoklarındaki görünümü gerekçe göstererek 2026 yılına ilişkin petrol fiyat tahminlerini yukarı yönlü güncelledi. Banka, stoklardaki sıkılaşmanın ve arz tarafındaki risklerin fiyatlamalarda belirleyici olmaya devam edebileceğine ifade etti.Doğal gaz tarafında ABD&#39;de hava koşullarına bağlı talep beklentileri yakından izlenirken arz artışı ve Çin&#39;in spot talebindeki zayıflama fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 2,5 artarken New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 5,9 değer kaybetti.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtialarında tamamlanan haftada fiyatlamalarda, ABD kaynaklı dış ticaret politikasına ilişkin gelişmeler, ihracat verileri ile arz akışına yönelik riskler öne çıktı.ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu (CBP), Yüksek Mahkeme kararının ardından bazı tarife kalemlerinin tahsilatını durduracağını duyururken piyasalar bu gelişmenin ticaret akışına etkilerini izledi.Buğday tarafında ise Hindistan&#39;da martta olağandışı sıcaklık beklentileri, verim riskleri üzerinden yakından takip edildi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 1,9, soya fasulyesinde yüzde 1,5, pirinçte yüzde 2,2 ve mısırda yüzde 1,9 yükseldi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,36 artarken kahvede yüzde 1,98, pamukta yüzde 0,11 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 8,81 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 01 Mar 2026 11:44:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Uyguladığımız programda İlerleme, sonuç, başarı var"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/uyguladigimiz-programda-ilerleme-var-sonuc-var-basari-var-1930/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/uyguladigimiz-programda-ilerleme-var-sonuc-var-basari-var-1930/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9EEC1A-46A1B6-884180-950F25-1DC927-D18FC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakan Şimşek, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi tarafından İstanbul&#39;da düzenlenen &#34;Ekonominin Ufuk Turu 2026&#34; başlıklı zirvede yaptığı konuşmada, bir süredir uyguladıkları dezenflasyon programında gelinen noktaya ilişkin bilgi paylaştı.Küresel ekonomide yaşanan belirsizliklerin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9EEC1A-46A1B6-884180-950F25-1DC927-D18FC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bakan Şimşek, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi tarafından İstanbul&#39;da düzenlenen &#34;Ekonominin Ufuk Turu 2026&#34; başlıklı zirvede yaptığı konuşmada, bir süredir uyguladıkları dezenflasyon programında gelinen noktaya ilişkin bilgi paylaştı.Küresel ekonomide yaşanan belirsizliklerin artık yeni normale döndüğünü, jeopolitik gerginliklerin ve çatışmaların oldukça yaygın hale geldiğini dile getiren Şimşek, dönüştürücü, yıkıcı ve yapay zeka gibi otonom sistemler ile insansı robotların yakında yeni normal olacağını söyledi.Şimşek, bu gelişmelerin tüm sektörleri ve iş alanlarını etkileyeceğine dikkati çekerek, ticarette ciddi sınamalarla karşı karşıya bulunduklarını, korumacılığın tarihi rekor düzeyde olduğunu anlattı.Dünyanın dört bir tarafında gerilimlerin ve sıcak çatışmaların sürdüğünü, bunların her geçen gün arttığını ifade eden Şimşek, 20-25 yıl önce yıllık 1-1,5 trilyon dolar olan küresel savunma harcamalarının bugün 3 trilyon dolara çıktığını, 2035&#39;te ise yıllık 6,6 trilyon dolara ulaşmasının tahmin edildiğini bildirdi.Geçmişte Sanayi Devrimi diye nitelendirilebilecek gelişmelerin ne kadar sürede gerçekleştiğini anlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Bundan önceki sanayi devrimleri veya yıkıcı-dönüştürücü dönemler, genelde en az 40 yıl almış fakat yapay zeka ve bununla ilişkili dönüştürücü-yıkıcı teknolojiler, 20 yıldan daha az süre içerisinde sonuç doğuracak. Çok hızlı bir şekilde hemen hemen bütün alanları etkileyecek ve önceki yıkıcı, dönüştürücü teknolojilere oranla belki 10 kat, belki 100 kat daha hızlı bir şekilde, daha büyük oranda etkileyebilecek.&#34;Şimşek, yapay zeka nedeniyle işten çıkarmalara değinerek, konfeksiyondan liman işletmelerine kadar akla gelebilecek tüm alanlarda insanların olmadığı fabrikaların artık yaygınlaşmaya başladığını anlattı.- &#34;Bazı kırılmaları uygulanan programa yüklemek kolaycılık olur&#34;Bakan Şimşek, 55 ülkede 22 sektörü temsilen 1000 işletmenin üst yöneticisi (CEO) ile yapılan araştırmayla ilgili bilgi vererek, &#34;(Gelecek 5 yılda iş dünyasını dönüştüren teknolojiler konusunda) Yapay zeka ile bilgi işleme teknolojileri yüzde 86 ile ilk sırada, robotlar-otonom sistemler yüzde 58 ile ikinci sırada. Enerji üretimi, depolama gibi teknolojiler şeklinde sıralama gidiyor.&#34; diye konuştu.İş dünyasının temsilcilerinin sahada yoğun rekabeti görmeye başladığını dile getiren Şimşek, &#34;Bazı kırılmaları hissediyorsunuz, görüyorsunuz. Bunun büyük bir kısmını uygulanmakta olan programa yüklemek kolaycılık olur yani çok basit olur ama size yardımcı olsa yine sorun değil. Konjonktürel konularla, açıklamalarla durum değerlendirmesi yaparsak hem kendinize hem de aslında programa haksızlık yapmış olursunuz.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, Türkiye&#39;nin jeopolitik ve jeoekonomik kırılmalar ile ticarette korumacılığa nispeten daha hazırlıklı ülkeler arasında yer aldığını çünkü ihracatının 3&#39;te 2&#39;ye yakınının serbest ticaret anlaşması olan ülkelere yapıldığını, yüzde 80-85&#39;inin de o serbest ticaret anlaşmalarının bulunduğu ülkelerin yanı sıra yakın coğrafyadaki özel ilişkiler kurdukları Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar&#39;a gittiğini anlattı.Türkiye&#39;nin bulunduğu ulaşım akslarının ve Orta Koridor&#39;un önemini vurgulayan Şimşek, Kalkınma Yolu Projesi ile bağlantısallık alanında yeni yatırımlar yaptıklarını, yeni nesil ticaret anlaşmaları üzerinde çalıştıklarını söyledi.Şimşek, &#34;Şu anda en kritik gündem maddelerimizden bir tanesi kamu alımları, hizmetler ve tarımı da içerecek yeni nesil ticaret anlaşmaları.&#34; dedi.- &#34;Savunma sanayisi, Türk sanayisinde hibrit inovasyon modelinin temeli olacak&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye&#39;nin büyüme ve sermayenin nerede olduğu konusunda çalışması gerektiğini belirterek, sermaye sahibi ülkelere &#34;Gelin, sizinle üçüncü ülkelerde iş yapalım&#34; yaklaşımıyla gidilmesi gerektiğini vurguladı.Türkiye&#39;nin ana ticaret koridorlarının merkezinde olduğuna dikkati çeken Şimşek, ülkenin hizmet ihracatındaki başarılı uygulamalara ve elde ettiği gelire değindi.Şimşek, geçen yıl hizmet ticaretinde 63,5 milyar dolar fazla verdiklerini kaydederek, hizmetler alanına dahil olan turizm, sağlık ve eğitim gibi sektörlerde elde edilen başarıları anlattı.Hizmet sektörüne ellerinden gelen tüm destek ve teşvikleri vermeye devam edeceklerini vurgulayan Şimşek, Türkiye&#39;de eğitim gören öğrenci sayısının 380 bine ulaştığını, 3-5 yıl içinde bu sayıyı 500 bine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.Türkiye&#39;nin küresel inşaat sektöründe güçlü konumda olduğunu dile getiren Şimşek, bu alanda çevre ülkelerde büyük iş imkanlarının bulunduğunu, İstanbul&#39;un da bir başka hizmet kalemi olan video oyunlarında dünyanın en önemli üslerinden birisi haline geldiğini vurguladı.Şimşek, Türkiye&#39;nin savunma sanayisinde elde ettiği başarılara ilişkin detaylar paylaşarak, 1990&#39;lı yıllarda dünyanın en büyük ithalatçısı Türkiye&#39;nin 2025 itibarıyla henüz kesin rakamlar açıklanmasa da dünyanın en büyük 10 ihracatçısı arasına girmiş olabileceğini söyledi.Şu anda savunma sanayisi alanında 1400 ürünün geliştirme aşamasında olduğunu ifade eden Şimşek, &#34;Savunma sanayisi, Türk sanayisinde hibrit inovasyon modelinin temeli olacak, temel taşı olacak.&#34; dedi.- &#34;Siz istemeseniz de biz, sanayide dönüşümü görüyoruz&#34;Bakan Şimşek, fiber kapasite, internet, uzay hizmetleri, veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlarda yapılan yatırımlara işaret ederek, gelecek 5 yılda iş dünyasını değiştirecek teknolojileri ıskalama veya görmezlikten gelme lükslerinin bulunmadığını söyledi.Şimşek, &#34;Reel sektörün şu anda harıl harıl bakması gereken en temel başlıklardan bir tanesi de &#39;Yapay zekayı kullanarak rekabet gücümüzü, verimliliğimizi nasıl artıracağız?&#34; diye sordu.Türkiye&#39;nin beşeri sermaye konusunda sıkıntısının olmadığını, bunu uluslararası çalışmaların da söylediğini dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Burada dönüp dolaşıp her şey kaynak noktasına geliyor. 90 milyar doları deprem bölgesinin yeniden ihya ve inşasına harcayıp da bütçe açığını milli gelire oran olarak yüzde 3&#39;ün altına çekecek fazla ülke ben bilmiyorum. Geçen sene gelişmekte olan ülkelerde ortalama bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 6,3, bu oran Türkiye&#39;de yüzde 2,9. Bir taraftan bizim kamu maliyesi, kamu bütçesini iyileştiriyoruz. Niye? Tam da bu hazırlıkları tamamlamak için. Çünkü savunma sanayisine, bu teknolojilerin gelişmesine, sanayide dönüşüme daha çok kaynak ayıracağız. Siz istemeseniz de biz, sanayide dönüşümü görüyoruz. Bu, bir ihtiyaç, zorunluluk çünkü etrafımız durmuyor, dünya yerinde saymıyor.&#34;- &#34;Enerji emtia fiyatlarında düşüş beklenmesi Türkiye&#39;nin lehine&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye&#39;nin hem kamu hem özel sektör hem de hane halkı borçluluğundaki düşük oranlara ilişkin detaylar paylaştı.Küresel ekonominin tüm bu gelişmelere rağmen geçen sene epey direnç gösterdiğini, bu sene de dirençli olmasının tahmin edildiğini, ticaret ortaklarında hafif kıpırdanma olduğunu, AB&#39;nin kendisini toparlamaya başladığını anlatan Şimşek, avro/dolar paritesinin yükseldiğini ve bir süre daha yüksek kalmaya devam edeceğini, bunun ihracatçılar için önemli olduğunu, enerji fiyatlarının ise uluslararası kuruluşlar tarafından uzun vadede reel ve nominal olarak düşmesinin beklendiğini söyledi.- &#34;Son 50 ayın en düşük enflasyonuyla karşı karşıyaysak bu, bir ilerlemedir&#34;Bakan Şimşek, uyguladıkları programın ilk aşaması sayesinde risklerin hepsini yönettiklerini, kural bazlı piyasa ekonomisine geçtiklerini, enflasyonun kontrolden çıkmasını önlediklerini, cari açığın ödemeler dengesi sorununa dönüşmesini engellediklerini, deprem harcamalarını yapmalarına rağmen bütçe açığını kontrol altında tuttuklarını anlattı.Bir taraftan rezerv birikimi yaparken diğer yandan koşullu yükümlülükleri azaltmaya başladıklarını dile getiren Şimşek, programın ikinci aşamasında dezenflasyonun başladığını, mali disiplinin tesisini yaptıklarını, Kur Korumalı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarından (KKM) çıkışı başarıyla yönettiklerini, 2025&#39;te çoklu simültane şoklar yaşamalarına rağmen programın sonuç üretmeye devam ettiğini belirtti.Şimşek, şu anda üçüncü evrede olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:&#34;İş yaparken, bütçe yaparken, planlama yaparken artık enflasyonun daha az hissedileceği, belirsizliklerin azaldığı, fiyat istikrarına doğru artık yolculuğun son evresi yani enflasyonun tek haneye indirilmesi. Kazanımların pekiştirilmesi tabii ki önemli. Burada bütçe açığının milli gelire oran olarak yüzde 3&#39;ün altına tutulması, orta vadede cari açığın milli gelire oranının yüzde 1&#39;in altına düşürülmesi, verimlilik ve rekabet gücü odaklı reformlarla reel sektörün dönüşümü.&#34;Şimşek, geçen yıl kuraklık, zirai don, ABD&#39;nin tarife uygulamaları gibi olumsuz gelişmelere rağmen enflasyonun düştüğünü belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Enflasyon, 2022 Ekim&#39;de zirveyi yüzde 85 ile bulmadı mı? Yılı yüzde 64-65 civarında tamamlamadık mı? Bugün yüzde 31 civarıyız. Hedefler iddialı, bunlar hep konuşulacak. Hedef aralığımız yüzde 15-21, Merkez Bankamızın belirlediği. Piyasa nerede görüyor? 12 ay sonrasını yüzde 21-22&#39;de görüyor. Bu, bir ilerlemedir. Biz mükemmeliyetçi değiliz, mükemmeliyetçiliğin ilerlemeye bir engel olmasını da istemiyoruz. İlerleme var, sonuç var, başarı var. Şu anda son 50 ayın en düşük enflasyonuyla karşı karşıyaysak bu, bir ilerlemedir.&#34;- &#34;Sıcak paraya karşı ilk defa bu hükümet tedbir aldı, biliyor musunuz?&#34;Bakan Şimşek, &#34;2026&#39;da enflasyon niye düşsün?&#34; diye sorulabileceğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Çünkü para, maliye ve gelirler politikası destekleyici olmaya devam ediyor. Çünkü biz, hedeflenen enflasyonla uyumlu yönetilen, yönlendirilen yani kamunun belirlediği, etkilediği fiyatlamaları yapıyoruz ama en önemlisi hani diyorlar ya &#39;Para politikasıyla bir yere varamazsınız&#39;. Varılacağını kim söyledi ben anlamıyorum. &#39;Bugüne kadar para politikasıyla biz, sihirli bir şekilde bütün sorunları çözeriz.&#39; diyen oldu mu? Bunu söyleyen mi oldu? Nereden çıkarıyorsunuz? Biz, tam aksine entegre, çok boyutlu, birbiriyle tutarlı olan bir program uyguluyoruz. Önce &#39;Program yok.&#39; denildi, sonra &#39;Bu program var ama başarılı olmaz.&#39; denildi. Sonra &#39;Bu program sıcak paraya dayanıyor.&#39; denildi. Sıcak paraya karşı ilk defa bu hükümet tedbir aldı, biliyor musunuz? Haberiniz var mı? Sıcak para girişini sınırlamak için fiilen vergimsi bir adım attık yani o kanaldan gelen kısa vadeli fonlara karşılık oranlarını artırdık. Bir sonraki bahane ne olacak bilmiyorum ama ortada bir program var ve bu program sonuç üretiyor. Üretmeye de devam edecek.&#34;Şimşek, hizmet enflasyonunun yüzde 91&#39;den yüzde 40&#39;lara düştüğünü ve düşmeye devam edeceğini, mal enflasyonunun yüzde 56&#39;lardan yüzde 25-26&#39;ya kadar gerilediğini, temel mal enflasyonunun yüzde 17,5&#39;e kadar indiğini, tüm enflasyon göstergelerinde iyileşme yaşandığını anlattı.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyon programıyla birlikte finansman maliyetlerinin düşeceğini belirterek, &#34;Finansmana erişim artacak. Türkiye, üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek.&#34; dedi.Eğitimde kural bazlı fiyatlamaya gidildiğini dile getiren ve kira artışlarında yüzde 25&#39;lik sınırın etkilerinin eskisi kadar hissedilmediğini anlatan Şimşek, hizmet enflasyonunda gecikmeli de olsa düşüşün devam edeceğini söyledi.Yapı ruhsatı alınan daire sayısının 1,1 milyonu aştığını dile getiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Yakın dönemde görülmemiş çok hızlı bir konut arzı geliyor. Konut birim fiyatlarındaki artış 2023&#39;te zirveyi buluyor, şimdi ise yüzde 26&#39;ya geliyor. Yeni kiracı endeksi Türkiye&#39;de yüzde 34&#39;e düştü. Ankara, İstanbul&#39;da yüzde 37&#39;ye, Hatay ve Kahramanmaraş gibi deprem bölgesi olan illerimizde yüzde 20&#39;nin altına düştü. Dolayısıyla &#39;(Hizmet enflasyonunda) katılık var.&#39; diyenler bunu görmüyorlar. Çünkü bu detayları ya bilmiyorlar ya da analiz etmiyorlar. Dolayısıyla bu enflasyon düşmeye devam edecek. İlk defa uzun süredir ev sahipliği oranı Türkiye&#39;de artmaya başladı. Henüz deprem bölgesinin tapuları verilmedi. O sisteme girerse zaten çok hızlı bir şekilde artacak. Kira ödeyenlerin oranı da düşmeye başladı. Zaten arzuladığımız trend bu değil mi?&#34;Şimşek, burada duramayacaklarını, 750 bin sosyal konutun inşasının başladığını kaydederek, &#34;Dolayısıyla kira enflasyonunu para politikasıyla çözemeyiz. Bakın ben itiraf ediyorum. Neyle çözeceğiz? Konut arzıyla çözeceğiz. Gördüğünüz gibi sadece para politikası üzerinden yürüyen bir program yok. Olsa biz bütçeden bu kadar büyük yüklü sosyal konut seferberliğini destekler miydik?&#34; diye konuştu.- &#34;(Ocak ve şubat enflasyonunu) Önümüzdeki aylarda telafi edeceğiz&#34;Bakan Şimşek, ocakta gıda enflasyonundaki artıştan bahsederek, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Şubatta da maalesef ramazan ayı nedeniyle fiyat artışları görüyoruz. Bütün dünya bayramlarda, özel günlerde, özel dönemlerde fiyatları indirirken Türkiye&#39;de fiyatlar artıyor. Bu da ilginç bir şey tabii. Gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Geçen yıl ramazan marta denk geldiği için bu sene hem ocakta başladılar hem de şubatta da devam ettiler gibi görünüyor. Ama bunlar önemli değil. Niye biliyor musunuz? Çünkü önümüzdeki aylarda bunu telafi edeceğiz.&#34;Şimşek, ocak ve şubattaki yüksek yağış seviyelerinin gıda ve tarımda bereketli bir yıla vesile olacağını belirterek, &#34;Dolayısıyla ocakta, şubatta aylık enflasyon gıda kaynaklı yüksek seyretti diye dezenflasyon durdu, program artık çalışmıyor hikayeleri üreten arkadaşlara başarılar diliyorum. Çünkü 3-5 ay sonra farklı bir resmi göreceğimize inanıyoruz.&#34; dedi.Arazi toplulaştırma, tarla içi sulama, örtü altı ve dikey üretim, depolama, soğuk zincir altyapısı, üretici kooperatifleri, hal reformu ve su reformu gibi alanlarda yatırımlara ve planlamalara devam edeceklerini dile getiren Şimşek, dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında iyileşme başladığını söyledi.- &#34;Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede ciddi sonuç alıyoruz&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bütçe açığını yüzde 2,9&#39;a düşürdüklerini, kamu tasarrufunda iyileşme yaşandığını, dolaylı vergilerin toplam vergilerin içindeki payının uzun süre sonra ilk kez düştüğünü, programın bütün boyutlarıyla çok net sonuç verdiğini anlattı.Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede ciddi sonuç aldıklarını dile getiren Şimşek, denetimleri artırdıklarını belirterek, beyanname sayısında yaşanan artıştan bahsetti.Şimşek, Osmanlı&#39;dan bu yana Türkiye&#39;nin yumuşak karnının dış açık olduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi:&#34;Bunu köklü bir şekilde çözmek yapısal dönüşüm gerektiriyor. Biz bu yapısal dönüşümü yapıyoruz şu anda. Cari açığın milli gelire oranı program öncesi yüzde 5,5 civarıydı. Mayıs 2023&#39;te o civarlardaydı. Biz yılı yüzde 3,6 ile kapattık. Büyük oranda da altın. Geçen sene değil, bir önceki sene cari fazla verdik. Nasıl? Altın hariç cari fazla verdik. Şimdi 2025 yılında bütün bu çalkantılara, Çin&#39;in ihracatının rota değişikliğine, ticaretteki parçalanmalara rağmen cari açığın milli gelir oranı yüzde 1,6, altını çıkarırsanız yüzde 0,3. Altın bir sermaye ve tasarruf aracıysa, portföy unsuruysa cari açık artık bırakın yönetilebilirliği, sıfıra yakın bir düzeye inmiş durumda. Bazı tahminlere göre Türkiye&#39;nin 600-700 milyar dolar civarında sistem dışı altını var. Bunun yarısı bilançoya yansısa Türkiye yatırım yapılabilir kredi statüsüne geçecek.&#34;- &#34;Türkiye, risk primindeki düşüşte benzer ülkelerin çok ilerisinde&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye&#39;nin finansman ihtiyacındaki düşüşten bahsederek, Merkez Bankasının rezervlerinin 200 milyar doların üzerine çıktığını, net rezervlerin eksi 61 milyar dolardan 76 milyar dolara yükseldiğini, bilançoyu 280 milyar dolar iyileştirdiklerini söyledi.Türkiye&#39;nin tahvil faizlerindeki ve 5 yıllık kredi risk primindeki (CDS) düşüşlere işaret eden Şimşek, Türkiye&#39;nin bu alandaki ilerlemesinin benzer ülkelerin çok ilerisinde olduğunu vurguladı.Şimşek, Türkiye&#39;nin büyümesinin bu zorlu süreçte dirençli kaldığını, ülkenin kredi notunun artmaya devam ettiğini kaydederek, kredi derecelendirme kuruluşu Rating and Investment Information (R&amp;I) kuruluşunun 8 yıl sonra ilk kez artırdığını, Türkiye&#39;nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu &#34;BB-&#34; seviyesinden &#34;BB&#34;ye yükselttiğini bildirdi.- &#34;Kredi genişlemesinin ülke büyümesinin 3-4 kat üzerinde&#34;Bakan Şimşek, Türkiye&#39;de kredi genişlemesinin ülke büyümesinin 3-4 kat üzerinde olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Büyümemiz yüzde 3-4 civarıysa yüzde 10-11 civarı bir reel kredi artışı var. 2024&#39;te bir ciddi daralma var evet ama 2025&#39;ten itibaren oradan çıkış var. Peki, doğru alanlara kredi gidiyor mu? KOBİ kredilerinin toplam krediler içerisindeki payı yüzde 24,6&#39;dan yüzde 27&#39;ye çıkmış. &#39;Efendim KOBİ&#39;ler krediye erişemiyor.&#39; İyi de nasıl oluyor bu rakam o zaman? Peki, ihracat kredileri artmış mı? Toplam krediler içerisindeki payı ikiye katlanmış. Yatırım kredilerinin toplam kredilerdeki oranı 7,8&#39;den yüzde 8,4&#39;e çıkmış. Rakamlar sizi desteklemiyor.&#34;Şimşek, &#34;Merkez Bankası faizi indiriyor ama bankalar bunu yansıtmıyor.&#34; şeklindeki eleştirilere ilişkin, &#34;Bu doğru değil. Birebir yansıtıyorlar. Bazen erken, bazen geç.&#34; dedi.Bakan Şimşek, 2003-2022 döneminde 100 lira borç ödeyip 96 lira borçlandıklarını, 2023-2025 döneminde deprem harcamaları ve EYT&#39;nin finansmanı nedeniyle 100 lira borç ödeyip 136 lira borç aldıklarını, özel sektöre fazla kaynak kalmadığını söyledi.- &#34;Kredilerin yüzde 51&#39;i hiçbir sınırlamaya tabi değil&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, şimdi yeni bir döneme girdiklerinin altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Bundan sonra sürekli bir şekilde biz roll over rasyosunu yüzde 100&#39;ün altında tutmaya çalışacağız. Bu senenin ilk çeyreğinde 100 lira borç ödeyip 80 lira borç alıyoruz. Bu, &#39;bankalarda daha çok kaynak&#39; demek. Şimdi, &#39;Bankalarda kaynak olsa da makro ihtiyati tedbirler ve kredi büyüme sınırları nedeniyle bize gelmiyor.&#39; diyebilirsiniz. O da doğru değil. Bakın kredilerin yüzde 51&#39;i hiçbir sınırlamaya tabi değildir. Çünkü biz doğru alanlarda kredi kullanmanızı istiyoruz. Yatırım yapmak isteyene, ihracata, tarım kredilerine, esnaf kredilerine, deprem bölgesi kredilerine sınırlamamız yok. Dolayısıyla çoğu zaman bilgiye dayalı olmayan değerlendirmeleri görüyoruz.&#34;Şimşek, önceliklendirdikleri ve doğru alanlarda kredinin bol olduğunu kaydederek, 962 bin çiftçiye 660 milyar liranın üzerinde kredi kullandırdıklarını, bunların faizinin ortalama yüzde 70&#39;ini Hazine&#39;nin karşıladığını, tarımı kamu bütçesinden güçlü şekilde desteklediklerini anlattı.Tarıma, ihracata, esnafa, yatırıma yönelik kredilerde yaşanan artışa ilişkin rakamlar paylaşan Şimşek, HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı gibi yüksek teknolojiye yönelik yatırımlara verilen desteklerden bahsetti.Şimşek, finansmana erişim konusunun her tarafta konuşulduğunu belirterek, &#34;Finansmana erişim konusunda hiçbir dönemde olmadığı kadar, piyasayı bozmadan devlet olarak elini taşını altına koyma anlamında hiçbir dönemi göremezsiniz. Hiçbir dönemde ihracatçı piyasa faizinin yarısına, çiftçiye yüzde 30&#39;una, yatırımcıya piyasa faizinin 3&#39;te birine, esnafa piyasa faizinin yüzde 50&#39;sine kadar büyük miktarlarda ve bu kadar çok fırsat sunulduğunu bana zor, gösteremezsiniz.&#34; diye konuştu.Reel sektöre sunulan destek ve teşviklerden bahseden Şimşek, konkordato talep eden firmaların payının kredilerdeki yüzde 1,5, istihdamda yüzde 0,84, ihracatta yüzde 1 civarı, ciroda yüzde 1,2 civarında olduğunu, konkordato talep eden şirketlerin raporların bir kısmının gerçeği yansıtmadığını gördüklerini, o firmalar hakkında da gerekli yasal süreçleri başlattıklarını anlattı.Takipteki ticari kredilerin uzun vadeli ortalamaların altında olduğunu, karşılıklı çeklerin ise bu ortalamaların paralelinde gerçekleştiğini dile getiren Şimşek, iş gücü maliyetlerinde Türkiye&#39;nin kendisine benzer ülkelere göre dezavantajlı bir noktaya geldiğine ilişkin eleştirilerin doğru olduğunu ancak Avrupa&#39;nın en düşük elektrik ve doğal gaz fiyatına sahip olan ülkeleri arasında yer aldıklarını söyledi.- &#34;Bu program olmasa ve bölgemizde bir savaş çıksa nasıl tepki verirdiniz? Bu sabah gelmişsiniz beni dinliyorsunuz&#34;Bakan Şimşek, Türkiye&#39;nin AR-GE harcamalarının hala istenilen seviyelerde olmadığını belirterek, bu konuda devletin güçlü bir destek verdiğini, yapay zeka okuryazarlığının artırılması gerektiğini vurguladı.Lojistik ve demir yolunda yapılan yatırımlardan bahseden Şimşek, talep fazlasının aşırı yüksek olması nedeniyle Çin&#39;in ihracat odaklı büyümede ısrarcı olduğunu, bu durumun dünyanın problemi olduğunu anlattı.Şimşek, bu konuda tedbir aldıklarını ve dünyanın yeni normalini ihmal edemeyeceklerini belirterek, &#34;Her ne kadar biz kural bazlı ticareti tercih ediyor olsak da dünyanın yeni normallerini ihmal etmeyeceğiz, edemeyiz. Dolayısıyla bütün sorunları programla ilişkilendirmek kolaycılık olur. Bakın Çin, ABD tedbir aldı. Rota değişimine gitti, Türkiye de bundan etkileniyor ama sadece Türkiye mi? Bakın Afrika, Asya, Avrupa Birliği, etkilenmeyen bir yer yok.&#34; şeklinde konuştu.Küresel koşulların kısa vadede Türkiye&#39;nin lehine olduğunun altını çizen Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:&#34;Finansal koşullar, ticaret ortaklarındaki büyüme, emtia fiyatları, küresel yapısal kırılganlıklara karşı stratejik fırsatlar görüyoruz. Biz fırsat görüyoruz, siz tehdit görüyorsunuz. Sizlere bu fırsatları hazırlamak için sizlerle birlikte çalışmaya hazırız. Kapımız açık, sizlerle birlikte bunu başaracağız. Program sonuç veriyor. Finansal istikrar pekişti, öngörülebilirlik ve güven artıyor. Bu program olmasa ve bölgemizde bir savaş çıksa nasıl tepki verirdiniz? Şimdi bu sabah gelmişsiniz beni dinliyorsunuz. Dezenflasyonla birlikte finansman maliyetleri düşecek. Siz istemezseniz de düşecek. Finansmana erişim artacak. Üretken alanlardaki yatırımların hızlanmasını arzuluyoruz, destekliyoruz. Türkiye, üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek.&#34;İş insanlarına kötümser olmamaları yönünde çağrıda bulunan Şimşek, &#34;Çünkü kötümserliğin size bir faydası yok. Her gün &#39;Yandık, bittik, öldük.&#39; derseniz dünya da bunu kayda alır, not alır, bankacılar not alır. Açık konuşuyorum. Nasıl birlikte iyileştiririz, sorunları birlikte nasıl çözeriz, ülkemizi nasıl daha ileriye taşırız? Birlikte çalışalım.&#34; diyerek sözlerini tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Feb 2026 14:54:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2026 Küresel ekonomi için bir dönüm noktası mı?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/2026-kuresel-ekonomi-icin-bir-donum-noktasi-mi-6513/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/2026-kuresel-ekonomi-icin-bir-donum-noktasi-mi-6513/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_819F2E-CEC772-D5F2BC-D0F618-4CC170-94FBAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye'de lider konumda bulunan Coface, yayımladığı son Risk Değerlendirme raporunda 2025'in küreselleşmenin dayanıklılığını ortaya koyan bir yıl olduğuna dikkat çekti. Küresel ekonomide yaşanan türbülansa&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_819F2E-CEC772-D5F2BC-D0F618-4CC170-94FBAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye'de lider konumda bulunan Coface, yayımladığı son Risk Değerlendirme raporunda 2025'in küreselleşmenin dayanıklılığını ortaya koyan bir yıl olduğuna dikkat çekti. Küresel ekonomide yaşanan türbülansa rağmen büyümenin yıl başındaki %2,8'lik tahminle uyumlu gerçekleştiği belirtilen raporda, özellikle gümrük tarifelerine ilişkin belirsizliklerin önceki döneme kıyasla daha sınırlı kaldığı ve uluslararası şirketlerin hızlı uyum kapasitesinin de bu tabloyu desteklediği vurgulandı.&nbsp;2026 ağır bir baskı altında başladı2026 yılının küresel ekonomi açısından yoğun belirsizliklerle başladığını belirten Coface, yılın ilk döneminde risk algısının belirgin şekilde yükseldiğini aktardı. Latin Amerika, İran ve Grönland'da yaşanan gelişmelerin jeopolitik riskleri somutlaştırdığını ortaya koyan kurum, yüksek faiz ortamının sürmesinin borçluluk seviyeleri ve varlık fiyatlamaları üzerinden finansal kırılganlıkları artırdığını bildirdi.Makroekonomik cephede de risklerin canlı kaldığını değerlendiren Coface, ABD ekonomi politikalarındaki dalgalı görünüm ve artan uluslararası rekabetin, küresel iş birliğinin zayıfladığı bir ortamda yeni ticaret gerilimleri ihtimalini güçlendirdiğini kaydetti. Birçok ülkede sosyal ve siyasi baskıların derinleştiğine işaret eden Coface, özellikle Avrupa'da geniş toplum kesimlerinde biriken memnuniyetsizliğin dikkat çekici boyutlara ulaştığını ifade etti. Sağlık ve iklim kaynaklı risklerin de küresel görünüm üzerindeki baskıyı artırdığını ekledi.Küresel büyüme yavaşlıyor ancak dirençli kalıyorKüresel büyümenin 2026'da hız kesmesine karşın genel görünümün dirençli kaldığını değerlendiren Coface, ekonomik görünümünün bölgelere göre farklılık göstermeye devam ettiğini belirtti. ABD'de büyümenin %2,2 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini açıklayan Coface, 2025'in ikinci yarısında şirket iflasları %15 artmış olsa da güçlü tüketim eğiliminin ekonomik aktiviteyi desteklemeyi sürdürdüğünü kaydetti.&nbsp;Euro Bölgesi'nde büyümenin yaklaşık %1 seviyesine ulaşmasının öngörüldüğünü açıklayan Coface, Almanya'nın kapsamlı yatırım planı sayesinde toparlanma sürecine girdiğini, kamu açığı GSYH'nin %5'inin üzerinde seyreden Fransa'da ise büyümenin %0,9 civarında dengelenmesinin beklendiğini paylaştı. Orta Avrupa'nın daha güçlü bir performans sergilediğinin belirtildiği raporda, Polonya'nın ise %3,8'lik büyüme oranıyla öne çıktığını duyuruldu.Rapora göre Çin ekonomisinin 2026'da %4,4 büyüme ile önceki döneme kıyasla ivme kaybetmesi bekleniyor. Bu yavaşlamanın Asya genelindeki büyüme temposunu aşağı çekebileceğine işaret edilirken, Güneydoğu Asya'da ülkeler arasında farklılaşan bir performans öngörülüyor. Aynı değerlendirmede Hindistan'ın ise güçlü iç talep ve proaktif kamu politikalarının katkısıyla %6,1'lik büyüme tahminiyle küresel ekonominin öne çıkan itici güçlerinden biri olmayı sürdüreceği belirtiliyor.Enerji piyasalarında ise aşağı yönlü bir seyir öngörülüyor. Brent petrolün varil fiyatının 2025'teki 68 ABD doları seviyesinden 2026'da yaklaşık 60 ABD dolarına gerilemesi bekleniyor. Bu düşüşün, talep artışındaki ılımlı seyir ve arz tarafındaki genişlemeden kaynaklanacağı ifade ediliyor. Jeopolitik gelişmelerin dönemsel fiyat dalgalanmalarına yol açabileceği kaydedilirken, enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisinin genel olarak sınırlı kalacağı ve birçok bölgede enflasyondaki düşüş eğiliminin devam edeceği öngörülüyor.Küresel ticaret beklentilere meydan okuduABD'nin gümrük tarifelerine yönelik adımlarının yarattığı endişelere rağmen küresel ticaretin 2025'te beklentilerin üzerinde bir performans sergilediğini ortaya koyan Coface risk değerlendirme raporunda, ticaret hacminin yıl genelinde %3,9 arttığı da belirtildi. Bu artışta ise güçlü ABD ithalatının ve başlangıçta öngörülenden daha sınırlı kalan gümrük vergilerinin etkili olduğu değerlendirildi.Coface verilerine göre Kasım ayında ortalama efektif tarife oranı %9,4 seviyesinde gerçekleşti. Bu oranın, Çin ile gerilimin zirve yaptığı dönemde telaffuz edilen %36'lık seviyenin oldukça altında kaldığına işaret edildi. Tedarik zincirlerinin yeniden yapılanma sürecinden Vietnam'ın belirgin şekilde fayda sağladığı kaydedilen raporda, 2025'in Ocak–Kasım döneminde ABD'nin Vietnam'dan ithalatı %43 artırdığı aktarıldı. Avrupa'nın ise dış ticaret tarafında daha dengeli bir görünüm sergilediği ortaya kondu.2026'ya ilişkin beklentilerde küresel ticarette daha ılımlı bir seyir öngören Coface, kapasite fazlasına bağlı olarak navlun fiyatlarında gerileme yaşanabileceğini ve geleneksel deniz ticaret rotalarının kısmen yeniden açılmasının etkisiyle ticaret hacminde kademeli bir yavaşlama görülebileceğini değerlendirdi.Ülke risk değerlendirmelerinde toplam 6 değişiklik yaptığını açıklayan Coface, bunların 5'inin not artışı yönünde olduğunu duyurdu. Şili'nin notunun, bakır ve enerji yatırımlarındaki artış ve istikrar kazanan kurumsal yapı sayesinde A4'ten A3'e yükseltildiğini bildirdi. Polonya'nın AB fonlarının desteklediği yatırım ivmesi ve güçlü hanehalkı tüketimi nedeniyle A4'ten A3'e çıkarıldığını belirtti. İsveç'in genişleyici maliye politikası ve dayanıklı özel talep sayesinde A3'ten A2'ye yükseltildiğini açıkladı. Barbados'un mali konsolidasyon ve borç azaltımı sayesinde C'den B'ye yükseltildiğini, Ekvador'un ise 2024 enerji krizinin ardından uygulanan reformlar ve IMF desteğiyle D'den C'ye çıkarıldığını ifade etti.Not indirimi yapılan tek ülkenin Senegal olduğunu kaydeden Coface, mali disiplin zayıflığı ve borç sürdürülebilirliğine ilişkin riskler nedeniyle ülkenin notunun B'den C'ye çekildiğini belirtti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 28 Feb 2026 11:15:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ülkemizin kredi notundaki artışlar devam ediyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemizin-kredi-notundaki-artislar-devam-ediyor-7087/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemizin-kredi-notundaki-artislar-devam-ediyor-7087/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CE6BA7-98B94D-F3BBF1-39AC7C-2AFECE-44E987.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, R&amp;I&#39;ın, Türkiye&#39;nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu &#34;BB-&#34; seviyesinden &#34;BB&#34;ye yükseltmesini, not görünümünü ise &#34;durağan&#34; olarak teyit etmesini değerlendirdi.Bakan Şimşek, paylaşımda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CE6BA7-98B94D-F3BBF1-39AC7C-2AFECE-44E987.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, R&amp;I&#39;ın, Türkiye&#39;nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu &#34;BB-&#34; seviyesinden &#34;BB&#34;ye yükseltmesini, not görünümünü ise &#34;durağan&#34; olarak teyit etmesini değerlendirdi.Bakan Şimşek, paylaşımda şu ifadelere yer verdi:&#34;Makroekonomik istikrar odaklı politikalarımız sayesinde ülkemizin kredi notundaki artışlar devam ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu R&amp;I, 8 yıl sonra Türkiye&#39;nin kredi notunu artırdı.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 27 Feb 2026 12:40:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'yi martta yoğun bir ekonomi takvimi bekliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-martta-yogun-bir-ekonomi-takvimi-bekliyor-7190/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-martta-yogun-bir-ekonomi-takvimi-bekliyor-7190/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9311B7-E9BE38-71F370-0BBADC-C36033-456194.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;yi martta yoğun bir ekonomi ajandası bekliyor.Piyasaların gözü 2 Mart&#39;ta geçen yılın dördüncü çeyreği ve 2025&#39;e ilişkin büyüme verisinde olacak. Geçen yılın ekim-aralık dönemine ilişkin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri TÜİK tarafından saat 10.00&#39;da&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9311B7-E9BE38-71F370-0BBADC-C36033-456194.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;yi martta yoğun bir ekonomi ajandası bekliyor.Piyasaların gözü 2 Mart&#39;ta geçen yılın dördüncü çeyreği ve 2025&#39;e ilişkin büyüme verisinde olacak. Geçen yılın ekim-aralık dönemine ilişkin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri TÜİK tarafından saat 10.00&#39;da duyurulacak. Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 büyümüştü.Aynı gün Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın Ordu&#39;da şubat ayı ihracat verilerini açıklaması bekleniyor. Bakan Bolat, ocakta aylık ihracatın takvim etkisiyle yüzde 3,9 azalışla 20,3 milyar dolar, yıllıklandırılmış ihracatın ise yüzde 3,7 artışla 272,5 milyar dolar olduğunu bildirmişti.- Enflasyon, 3 Mart&#39;ta açıklanacakTürkiye İstatistik Kurumu, 3 Mart&#39;ta şubat ayı enflasyon verilerini kamuoyuna duyuracak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ocakta aylık bazda yüzde 4,84, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,67 artış göstermişti. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 30,65, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,17 olarak kayıtlara geçmişti.Enflasyon verisinin ardından ekonomi yönetiminin vereceği mesajlar da yakından takip edilecek. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ocak ayı enflasyonunda, olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fiyatları ile dönemsel unsurların belirleyici olduğunu belirterek, &#34;Arz yönlü adımlarla desteklenen dezenflasyon politikalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.&#34; değerlendirmesinde bulunmuştu.TÜİK, 9 Mart&#39;ta şubat ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklayacak. TÜFE ile indirgendiğinde ocakta en yüksek aylık reel getiri yüzde 7,45 ile külçe altında gerçekleşmişti.Kurum, 10 Mart&#39;ta ise ocak ayı sanayi üretim endeksini kamuoyuyla paylaşacak. Endeks, Aralık 2025&#39;te aylık bazda yüzde 1,2 artarken yıllık bazda yüzde 2,1 azalış göstermişti.- Cari açık kamuoyuna duyurulacakMerkez Bankası, 12 Mart&#39;ta ocak ayı ödemeler dengesi sonuçlarını duyuracak. Türkiye&#39;nin cari işlemler hesabı geçen yılın aralık ayında 7 milyar 253 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında da 691 milyon dolarlık açık vermişti.Hazine ve Maliye Bakanlığı, 16 Mart&#39;ta şubat ayı merkezi yönetim bütçe sonuçlarını açıklayacak. Merkezi yönetim bütçe gelirleri ocakta 1 trilyon 421 milyar 245 milyon lira, giderleri 1 trilyon 635 milyar 788 milyon lira olarak hesaplanmıştı.TÜİK, 23 Mart&#39;ta söz konusu aya ilişkin tüketici güven endeksini paylaşacak. Tüketici güven endeksi, şubatta aylık bazda yüzde 2,3 artışla 85,7&#39;ye yükselmişti.Kurum, 25 Mart&#39;ta 2025 yılına ilişkin iş gücü istatistiklerini, 30 Mart&#39;ta ekonomik güven endeksi sonuçlarını açıklayacak.Mart ayının son günü ise TÜİK, şubat ayı dış ticaret istatistiklerini, şubat ayı iş gücü istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak.- Piyasaların gözü faiz kararındaPiyasaların gözü 12 Mart&#39;ta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulundan (PPK) çıkacak faiz kararına odaklanacak. PPK, ocaktaki toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 37&#39;ye çekmişti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 27 Feb 2026 11:10:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kara deliğin nedeni kamu harcamaları]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kara-deligin-nedeni-kamu-harcamalari-71/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kara-deligin-nedeni-kamu-harcamalari-71/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A287E1-1F497D-62F8DC-1C2C1B-60BC06-4DBA64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZTürkiye ekonomisinde son dönemde artan bütçe baskısı, kamu harcamalarının sürdürülebilirliği tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele ve finansal istikrar hedefleri ile kamu maliyesinde artan yük arasındaki gerilim,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A287E1-1F497D-62F8DC-1C2C1B-60BC06-4DBA64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZTürkiye ekonomisinde son dönemde artan bütçe baskısı, kamu harcamalarının sürdürülebilirliği tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele ve finansal istikrar hedefleri ile kamu maliyesinde artan yük arasındaki gerilim, "kara delik" olarak nitelendirilen yapısal bir soruna işaret ediyor. Özellikle kamu tarafındaki israfın önlememesi, bu kara deliğin daha da büyüyeceğine işaret ediliyor.Enflasyon baskısı devam ediyorYüksek kamu harcamaları ve kamudaki israfın önlememesi, iç talebi canlı tutarak enflasyon üzerindeki baskıyı artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle sosyal transferler, kamu ücretleri ve seçim sonrası hızlanan harcama kalemleri, dezenflasyon sürecini zorlaştırıyor. Ekonomi yönetimi, enflasyonu Şubat 2027'ye kadar aylık bazda yüzde 3,5 seviyelerine indirmeyi hedeflerken, mali disiplin tarafında atılacak adımların sınırlı kalması bu hedefin inandırıcılığını tartışmalı hale getiriyor.Uzmanlara göre, para politikası tek başına yeterli değil. Kamu harcamaları kontrol altına alınmadan enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesi mümkün görünmüyor.Faiz indirimi tartışması ve mevduat riskiEnflasyondaki düşüş beklentisi, faizlerin kademeli olarak aşağı çekilmesi yönündeki beklentileri de güçlendiriyor. Ancak faizlerin düşürülmesi, özellikle yüksek enflasyon geçmişine sahip bir ekonomide ciddi riskler barındırıyor. Bankacılık sisteminde tutulan yerli ve yabancı mevduatın, reel getirinin zayıflaması halinde alternatif yatırım araçlarına ya da dövize yönelmesi olasılığı masada.Finans çevreleri, erken ya da hızlı bir faiz indiriminin, sermaye çıkışlarını tetikleyebileceği ve döviz piyasasında yeni dalgalanmalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum hem kur hem de enflasyon cephesinde kazanımların kısa sürede erimesine neden olabilir.Jeopolitik baskılar en yoğun şekilde hissediliyorTürkiye'nin bulunduğu coğrafya, uluslararası jeopolitik gelişmelerden en hızlı ve en sert etkilenen bölgelerden biri olmayı sürdürüyor. Küresel ticaret yollarındaki kırılmalar, enerji fiyatları üzerindeki belirsizlikler ve bölgesel çatışmalar, dış finansman koşullarını zorlaştırıyor. Artan risk algısı, Türkiye'ye yönelik sermaye akışını sınırlarken, kamu harcamalarıyla büyümeyi destekleme refleksi daha da güçleniyor.Ancak bu yaklaşım, kısa vadede büyümeyi desteklese de orta ve uzun vadede bütçe açığını derinleştirerek ekonomide yapısal bir kara delik oluşturuyor.Mali disiplin olmadan çıkış zorEkonomistler, mevcut tabloyu "para politikası ile maliye politikasının senkronize olmadığı bir dönem" olarak tanımlıyor. Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı için kamu harcamalarında önceliklendirme, verimsiz kalemlerin kısılması ve mali disiplinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.Aksi halde, enflasyon hedefleri, faiz indirimi beklentileri ve finansal istikrar arasında kurulamayan denge, Türkiye ekonomisini daha derin bir belirsizlik sarmalına sürükleyebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 27 Feb 2026 02:07:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye ekonomisi için 2026 büyüme beklentisini yükseltti]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisi-icin-2026-buyume-beklentisini-yukseltti-9693/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisi-icin-2026-buyume-beklentisini-yukseltti-9693/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B3B67F-D55D69-C82E6F-40011C-DACF08-7F8399.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />EBRD, Türkiye dahil faaliyet gösterdiği ülkelere yönelik büyüme tahminlerini kapsayan Bölgesel Ekonomik Beklentiler Raporu&#39;nu açıkladı.Buna göre, EBRD bölgelerinde ortalama ekonomik büyüme 2025&#39;te yüzde 3,4 olurken, Banka büyümenin 2026&#39;da yüzde 3,6&#39;ya ve 2027&#39;de&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B3B67F-D55D69-C82E6F-40011C-DACF08-7F8399.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />EBRD, Türkiye dahil faaliyet gösterdiği ülkelere yönelik büyüme tahminlerini kapsayan Bölgesel Ekonomik Beklentiler Raporu&#39;nu açıkladı.Buna göre, EBRD bölgelerinde ortalama ekonomik büyüme 2025&#39;te yüzde 3,4 olurken, Banka büyümenin 2026&#39;da yüzde 3,6&#39;ya ve 2027&#39;de yüzde 3,7&#39;ye yükseleceğini öngördü.- Türkiye&#39;de büyüme 2025&#39;te hızlandıBankanın açıklamasına göre, piyasadaki dalgalanmalar ve sıkı maliye ve para politikası karışımına rağmen çoğu sektörde beklentilerin üzerinde sonuçlar elde edilmesiyle Türkiye ekonomisindeki büyüme 2024&#39;teki yüzde 3,3 seviyesinden 2025&#39;te tahmini yüzde 3,7&#39;ye çıktı.Güçlü özel tüketim ve yatırımlar, talep tarafında net ihracatın düşüşünü telafi ederken, zayıf tarımsal performans diğer üretim alanlarındaki güçlü faaliyetlerle dengelendi.- Finansal koşullar istikrar kazandı, yatırımcı güveni iyileştiTürkiye&#39;de geçen yılın ikinci yarısında uluslararası sermaye piyasalarına erişimin artmasıyla finansal koşullar istikrar kazandı ve yatırımcı güveni iyileşti. Ayrıca, brüt uluslararası rezervler ilk kez 200 milyar dolar seviyesinin üzerine çıktı.EBRD&#39;ye göre, Türkiye&#39;nin makroekonomik istikrar programı, büyüme ve enflasyonun düşürülmesine yönelik hedefleri dengeledi. Bu kapsamda Banka, 2025&#39;teki güçlü büyüme performansının ardından Türkiye ekonomisine ilişkin bu yılki büyüme beklentisini yüzde 4&#39;e yükseltti. Bankanın önceki tahmini yüzde 3,5 olarak açıklanmıştı.EBRD, Türkiye ekonomisinin 2027&#39;de ise yüzde 4,5 büyüyeceğini öngördü.EBRD&#39;nin Türkiye&#39;de çoğunluğu özel sektörde olmak üzere 23 milyar avronun üzerinde yatırımı bulunuyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 26 Feb 2026 10:47:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel tarifeler ve Türkiye-ABD ticaretinde yeni dönem]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-tarifeler-ve-turkiye-abd-ticaretinde-yeni-donem--601/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-tarifeler-ve-turkiye-abd-ticaretinde-yeni-donem--601/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_49458C-260946-3A3B95-2AAF07-7A5A08-AB7099.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dow Jones 700 puanın üzerinde değer kaybederken, teknoloji devleri satış baskısı altında kaldı. Bu önemli konuyu TABA-AmCham Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı'ya sorduk.ABD'nin 2026 yılı itibarıyla Türkiye'ye uyguladığı temel tarife oranını %15 seviyesinde sabitlemesi, mevcut ticari&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_49458C-260946-3A3B95-2AAF07-7A5A08-AB7099.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dow Jones 700 puanın üzerinde değer kaybederken, teknoloji devleri satış baskısı altında kaldı. Bu önemli konuyu TABA-AmCham Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı'ya sorduk.ABD'nin 2026 yılı itibarıyla Türkiye'ye uyguladığı temel tarife oranını %15 seviyesinde sabitlemesi, mevcut ticari çerçevede Türkiye açısından ilave bir maliyet artışı doğurdu mu?&nbsp;ABD'nin 2026 yılı itibarıyla Türkiye'ye uyguladığı temel tarife oranını %15 seviyesinde sabitlemesi, mevcut ticari çerçevede Türkiye açısından ilave bir maliyet artışı doğurmamaktadır. Zira Türkiye'nin temel tarife oranı zaten bu seviyedeydi. Bu durum, küresel ölçekte artan korumacılık eğilimlerine rağmen Türkiye'nin göreli konumunu koruduğunu göstermektedir.Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye, ABD pazarında orta düzey bir tarife rejimine tabidir. Bu çerçevede demir-çelik, otomotiv yan sanayi, tekstil ve makine ekipman sektörlerinde mevcut rekabet koşullarında ani bir değişim söz konusu değildir. Firmalar mevcut fiyatlama ve maliyet stratejilerini sürdürebilecek bir zemine sahiptir. Bununla birlikte, ABD pazarına yüksek bağımlılığı bulunan sektörlerde alternatif pazar geliştirme ve tedarik zinciri çeşitlendirme çalışmaları stratejik önemini korumaktadır.IEEPA dayanaklı tarifelerin kaldırılması konusunda ne diyebilirsiniz?IEEPA dayanaklı tarifelerin kaldırılmasıyla birlikte hukuki belirsizliklerin azalması, ticaret ortamında öngörülebilirliği artırmıştır. Section 122 ve Section 301 kapsamındaki uygulamaların Türkiye için %15 seviyesinde sabit kalması, ülkemizin rakip ülkelere kıyasla dengeli bir pozisyonunu sürdürdüğüne işaret etmektedir.Türkiye'nin ABD'ye ihracatı 2024 yılında 17,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Tarife oranının sabit kalması, sektörel maliyet yapısında ilave bir baskı oluşmadığını göstermektedir. Ancak küresel ticaret ortamında rekabet artık yalnızca gümrük oranlarıyla belirlenmemektedir. Üretim verimliliği, lojistik optimizasyonu, dijitalleşme, sürdürülebilirlik standartları ve kalite yönetimi, rekabet avantajının temel unsurları hâline gelmiştir.ABD'de korumacı ticaret politikalarının belirli alanlarda devam etmesi, yapısal dönüşüm ihtiyacını nasıl etkiler?ABD'de korumacı ticaret politikalarının belirli alanlarda devam etmesi, Türkiye açısından yapısal dönüşüm ihtiyacını daha görünür kılmaktadır. Uzun vadeli rekabet gücü; düşük maliyetli üretimden ziyade yüksek katma değerli, teknoloji yoğun ve niş ürün segmentlerinde uzmanlaşma ile mümkündür. Küresel pazarda kalıcı avantaj, vazgeçilmez ürün ve hizmet üretme kapasitesiyle sağlanmaktadır.Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler hangi boyuttadır?Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler; yatırım, teknoloji, savunma sanayi, enerji, finans ve hizmet sektörlerini kapsayan çok boyutlu ve stratejik bir iş birliği zeminine dayanmaktadır. Bu derinlik, ilişkilerin kısa vadeli politika değişimlerinden bağımsız olarak sürdürülebilir bir karakter taşıdığını göstermektedir.Bu süreçte Türk firmaları için öncelikli başlıklar nelerdir?Katma değeri ve teknoloji yoğunluğu yüksek ürün segmentlerine yönelmekABD pazarında yerel ortaklık, üretim ve yatırım modellerini değerlendirmekRisk yönetimi ve pazar çeşitlendirmesini güçlendirmekTedarik güvenliği ve sürdürülebilirlik standartlarını kurumsal yapıya entegre etmekGünümüz küresel rekabetinde avantaj yalnızca maliyet üzerinden değil; inovasyon kapasitesi, marka gücü, kurumsal güvenilirlik ve sürdürülebilir iş modeli üzerinden şekillenmektedir.Diğer yandan, ABD'nin bazı ülkelerde uyguladığı temel tarifenin %10'dan %15'e yükselmesi, Türkiye açısından rekabet ortamında yeni bir denge yaratmaktadır. Türkiye'nin temel tarife oranının zaten %15 seviyesinde olması, rakip ülkelerle eşitlenmiş bir maliyet zemini sunmakta ve bazı sektörlerde rekabet avantajı veya koruma sağlama potansiyeli yaratmaktadır. Bu durum, Türk firmalarının ABD pazarında fiyatlama ve ihracat stratejilerini yeniden optimize etmesine imkân tanırken, özellikle yüksek bağımlılığa sahip sektörlerde daha etkin pazar çeşitlendirmesi ve stratejik işbirlikleri geliştirmeyi mümkün kılmaktadır. Böylece Türkiye, hem mevcut pozisyonunu koruyacak hem de küresel ticarette yeni fırsat alanlarından faydalanabilecek bir konumda bulunmaktadır.TABA-AmCham olarak, Türk-Amerikan iş dünyasının bu yeni dönemde neler yapıyorsunuz?TABA-AmCham olarak, Türk-Amerikan iş dünyasının bu yeni dönemde stratejik avantajlarını koruması ve fırsat alanlarını etkin biçimde değerlendirmesi için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Tarife düzenlemeleri, küresel ticarette yeni bir denge arayışının yansımasıdır. Türkiye açısından bu süreç; dikkatli analiz, doğru konumlanma ve uzun vadeli stratejik planlama gerektirmektedir.Kısa vadeli maliyet baskılarının ötesinde, güçlü ekonomik diplomasi, yapıcı diyalog ve yapısal rekabet gücü artışı ile orta ve uzun vadede yeni fırsat alanlarının ortaya çıkabileceğine inanıyoruz. Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler, geçici politika değişimlerinin ötesinde stratejik ortaklık zeminine sahiptir ve bu zeminin daha da güçlenerek devam edeceğine olan inancımız tamdır.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 26 Feb 2026 02:00:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mega işlemler geri döndü]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mega-islemler-geri-dondu-1131/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mega-islemler-geri-dondu-1131/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A3672C-45B7F4-910AF4-8E56A2-232B21-BF7D12.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Deloitte Türkiye'nin açıkladığı 2025 Birleşme ve Satın Alma İşlemleri Raporu'na göre, 2025 yılı, Türkiye birleşme ve satın alma piyasasında güçlü bir toparlanmaya sahne oldu. Yıl boyunca toplam 450 işlem tamamlanırken, işlem hacmi yaklaşık 16,2 milyar ABD dolarına ulaştı.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A3672C-45B7F4-910AF4-8E56A2-232B21-BF7D12.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Deloitte Türkiye'nin açıkladığı 2025 Birleşme ve Satın Alma İşlemleri Raporu'na göre, 2025 yılı, Türkiye birleşme ve satın alma piyasasında güçlü bir toparlanmaya sahne oldu. Yıl boyunca toplam 450 işlem tamamlanırken, işlem hacmi yaklaşık 16,2 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu veriler, bir önceki yıla kıyasla işlem hacminde yüzde 88, işlem sayısında ise yüzde 6 oranında artış yaşandığını ortaya koyuyor.&nbsp;Yılın en büyük işlemi, 1,7 milyar ABD doları bedelle Türkiye Araç Muayene İstasyonları özelleştirme ihalesinin MOI Konsorsiyumu tarafından kazanılması oldu.İşlemler, yeni trendleri gösteriyorDeloitte Türkiye Birleşme ve Satın Alma Hizmetleri Lideri Özlem Ulaş: "Küresel ölçekte gözlenen toparlanmaya paralel olarak Türkiye birleşme ve satın alma piyasası 2025 yılında yeniden güçlü bir ivme kazandı. İşlem hacmindeki belirgin artış ve mega ölçekli anlaşmaların geri dönüşü, yatırımcı güveninin güçlendiğini ve ertelenmiş stratejik kararların yeniden devreye alındığını ortaya koyuyor. Bu yalnızca rakamsal bir büyümeye değil; aynı zamanda daha stratejik, daha büyük ölçekli ve uzun vadeli düşünülen işlemlerle derinleşen bir pazar yapısına işaret ediyor. Mega işlemlerin yeniden gündeme gelmesi, özelleştirme hamleleri ve teknoloji odaklı büyüme temaları yılın temel belirleyicileri oldu. Özellikle büyük ölçekli işlemlerin toplam hacim içindeki payının artması, ortalama işlem büyüklüğünü yukarı taşıyarak pazarda belirgin bir yoğunlaşma yarattı. Bununla birlikte, küçük ve orta ölçekli işlemlerin yüksek sayıda gerçekleşmeye devam etmesi, piyasanın tabana yayılan dinamizmini koruduğunu gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, Türkiye M&amp;A pazarının daha kurumsal, daha planlı ve daha yüksek değerli işlemlerle sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğini; yatırımcıların uzun vadeli stratejik perspektifle hareket etmeye başladığını ortaya koyuyor" dedi.Deloitte Türkiye Birleşme ve Satın Alma Hizmetleri Direktörü Duygu Doğançay: "Yatırımcı profiline baktığımızda, yerli yatırımcıların pazardaki liderliğini sürdürdüğünü; yabancı yatırımcıların ise daha seçici fakat daha yüksek tutarlı işlemlerle etkisini artırdığını görüyoruz. Finansal yatırımcıların işlem hacmindeki güçlü artış ve özel sermaye fonlarının daha büyük ölçekli işlemlere yönelmesi, piyasada risk iştahının yeniden güç kazandığını ortaya koyuyor. Girişim sermayesi ve melek yatırımcıların teknoloji, oyun ve fintech odaklı yatırımları erken aşama ekosistemin dinamizmini desteklemeyi sürdürürken; ölçeklenebilir ve küresel büyüme potansiyeli taşıyan şirketlere yönelik ilgi de devam ediyor. Demografik avantajlar, dijitalleşme ivmesi ve girişimcilik ekosistemindeki olgunlaşma, önümüzdeki dönemde yatırım kararlarını şekillendiren temel unsurlar olmaya devam edecek. Türkiye M&amp;A pazarının daha kurumsal, daha stratejik ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya evrildiğini görüyoruz. Bu dönüşümün 2026 yılında da sürmesini ve daha seçici ancak daha yüksek değerli işlemlerin öne çıkmasını bekliyoruz" diye konuştu.Büyük ölçekli işlemler piyasayı yukarı taşıdı2025 yılında birleşme ve satın alma piyasasında gözlenen güçlü toparlanmanın arkasındaki temel unsur, büyük ölçekli satın alma işlemlerinin yeniden ivme kazanması oldu. 2025 yılında 500 milyon ABD dolarını aşan işlemlerin toplam işlem değeri içindeki payı yüzde 13'ten yüzde 44'e yükselerek dikkat çekici bir sıçrama kaydetti. Yıl boyunca piyasa dinamikleri, yüksek hacimli işlemler tarafından şekillendirildi. Bir önceki yıl yalnızca bir adet 500 milyon ABD doları üzeri işlem gerçekleşmişken, bu sayı 2025'te 7'ye çıktı.Mega ölçekli işlemlerdeki bu belirgin yükseliş, hem toplam hacmi yukarı taşıdı hem de piyasada kayda değer bir değişime işaret etti. Söz konusu büyük işlemler piyasayı şekillendiren temel unsur haline gelirken, ortalama işlem büyüklüğünü 20 milyon ABD dolarından bu yıl 36 milyon ABD dolarına yükseltti.Özelleştirmeler yılın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Çayırhan Termik Santrali (551 milyon ABD doları) ve Fenerbahçe Kalamış Marina (504 milyon ABD doları) işlemleri de toplam hacme önemli katkı sağladı.Yerli yatırımcılar belirleyici rol oynadıPiyasanın ana taşıyıcısı olan yerli yatırımcılar 361 işlemle 9,3 milyar ABD dolarlık işleme imza atarak toplam işlem değerinin yüzde 57'sini oluşturdu. Yabancı yatırımcılar ise 89 işlemle 6,9 milyar ABD doları hacme ulaştı ve toplam değerin yüzde 43'ünü temsil etti.Euro Bölgesi yatırımcıları 46 işlemle öne çıkarak işlem adedi bakımından yabancı yatırımcılar arasında lider konumda yer aldı. Bu güçlü performans; coğrafi yakınlık, uzun yıllara dayanan ticari ilişkiler ve tedarik zinciri entegrasyonu ile desteklendi. Euro Bölgesi kaynaklı yatırımlar; sanayi ve tüketici odaklı varlıkların yanı sıra, bölgesel ticaret akışlarıyla uyumlu enerji, altyapı ve lojistik sektörlerindeki stratejik fırsatlara yöneldi. Öte yandan, toplam işlem değerinden yüzde 66 pay alan Kuzey Amerikalı yatırımcılar, gerçekleştirdikleri büyük ölçekli işlemler sayesinde değer bazında dikkat çekici bir pay elde etti.&nbsp;Bu görünüm, 2025 yılında hem yerli yatırımcıların işlem adedi ve ölçek bakımından piyasada belirleyici bir rol üstlendiğini hem de seçici ancak yüksek hacimli yabancı yatırımcıların ilgisinin güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyan dengeli bir tabloya işaret ediyor.Finansal yatırımcı işlemlerinde güçlü artış&nbsp;2025 yılında finansal yatırımcı işlemleri, yılın genel eğilimiyle paralel olarak önemli ölçüde artış gösterdi. Finansal yatırımcılar tarafından yaratılan toplam işlem hacmi 2,2 milyar ABD dolarından 4,6 milyar ABD dolarına yükselerek yaklaşık yüzde 109'luk dikkat çekici bir büyüme kaydetti.İşlem adedi bakımından veriler, risk sermayesi ve melek yatırımcılarının toplam yatırım faaliyetleri içindeki payını giderek artırdığını ve erken aşama işlemlerin artan payını yansıtacak şekilde M&amp;A ekosistemindeki rollerini güçlendirdiğini ortaya koydu. Risk sermayesi faaliyetleri 2025 yılında ağırlıklı olarak teknoloji, oyun ve fintech sektörlerinde yoğunlaşmaya devam etti. Bu eğilim, yatırımcıların küresel ölçekte büyüme ve hızlı ölçeklenme potansiyeli taşıyan platformlara yönelik güçlü iştahını yansıtıyor.Özel sermaye yatırımcıları ise piyasadaki etkin varlığını sürdürdü. Özel sermaye işlemlerinin adedi görece yatay bir seyir izlerken, işlem hacmi 0,9 milyar ABD dolarından 3,8 milyar ABD dolarına yükselerek kayda değer bir sıçrama gerçekleştirdi. İşlem sayısı genel olarak yatay seyrederken, aktivitenin daha büyük ölçekli işlemlerde yoğunlaştığı gözlendi. Aynı dönemde başarıyla tamamlanan 14 çıkış işlemi, özel sermaye piyasasında yeniden artan hareketliliği ortaya koydu.&nbsp;Sektör dağılımında hizmetler, enerji ve teknoloji öne çıktıSektörel açıdan değerlendirildiğinde 2025 yılında işlem değeri bakımından en fazla yatırım çeken sektörler hizmetler, enerji ve imalat sektörü oldu. Özellikle hizmetler ve enerji sektörleri, yüksek hacimli işlemler sayesinde toplam işlem değerinde belirleyici bir paya ulaştı.Buna karşın, işlem adedi açısından teknoloji, finansal hizmetler, imalat ve enerji sektörleri en hareketli alanlar olarak öne çıktı. Özellikle teknoloji odaklı erken aşama yatırımları ve büyüme sermayesi işlemleri piyasa dinamizmini destekledi.Geçmiş yıllara paralel şekilde, dijitalleşme, ölçek büyütme (scale-up) yatırımları ve teknoloji temelli dönüşüm temaları yatırımcı tercihlerini şekillendirmeye devam ediyor. 2025 yılı, teknoloji odaklı stratejik temaların yatırım kararlarının merkezinde yer aldığı bir dönem olarak kaydedildi.Buna karşılık teknoloji, işlem adedi açısından açık ara en aktif sektör olarak öne çıktı. Bu görünüm; bir yandan enerji ve hizmetler sektörlerinde gerçekleşen büyük ölçekli işlemlerin toplam hacmini yukarı taşıdığını, diğer yandan teknoloji başta olmak üzere enerji, finansal hizmetler ve imalat sektörlerinde daha küçük ölçekli ancak yüksek adetli işlemlerin piyasayı desteklediğini ortaya koydu.Önceki yıllarla paralel şekilde yatırımcılar, büyüme potansiyeli ve satın almalar yoluyla ölçeklenme imkânı sunan sektörlere odaklanmayı sürdürdü. Teknoloji sektörü, yatırımcı ilgisinin merkezinde yer almaya devam etti.Yaklaşık 1,7 milyar ABD doları bedelle gerçekleştirilen Türkiye Araç Muayene İstasyonları işletme hakkının devri ihalesi, hizmetler sektörünün ve Türkiye ekonomisinin uzun vadeli plan yapan stratejik yatırımcılar açısından cazibesini teyit etti.Enerji tarafında ise ABD merkezli Apollo Global Management'ın, BP Pipelines'ın TANAP Projesi'ndeki payına 1 milyar ABD doları tutarında finansal yatırım yapması, yılın en dikkat çekici işlemlerinden biri oldu. Bu işlem, uluslararası fonların Türkiye'nin dünya enerji piyasasındaki rolüne yönelik güvenini ortaya koyan önemli bir gösterge niteliği taşıdı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 24 Feb 2026 11:01:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik gerilim ve tarifeler etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-gerilim-ve-tarifeler-etkili-oldu-8534/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-gerilim-ve-tarifeler-etkili-oldu-8534/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D78B06-9BE5C5-573777-53EFFA-D63FB8-480A17.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine yönelik beklentiler, başta değerli metaller olmak üzere emtia piyasalarında risk iştahını destekledi.Analistler, Fed&#39;in toplantı tutanaklarında üyeler arasında politika ayrışması görülmesine rağmen, enflasyonun beklentilere paralel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D78B06-9BE5C5-573777-53EFFA-D63FB8-480A17.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine yönelik beklentiler, başta değerli metaller olmak üzere emtia piyasalarında risk iştahını destekledi.Analistler, Fed&#39;in toplantı tutanaklarında üyeler arasında politika ayrışması görülmesine rağmen, enflasyonun beklentilere paralel yavaşlaması halinde faiz indirimi ihtimalinin korunduğunu belirtiyor.Jeopolitik tarafta ise ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran meselesinin çözümü için 10 günlük süre tanıması ve olası askeri müdahale riskinin gündeme gelmesi, petrol fiyatlarını desteklerken güvenli liman varlıklara talebi artırdı.Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri Brent petrolde dalgalı fiyat hareketlerini beraberinde getirirken, yatırımcıların odağı siyasi gelişmelere çevrildi.Öte yandan ABD Yüksek Mahkemesinin, Trump yönetiminin ilave gümrük vergilerini dayandırdığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası&#39;nın (IEEPA) başkana tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetmesi, emtia piyasalarında ticaret politikalarına ilişkin belirsizliği artırarak fiyatlamaları etkiledi.Analistler, kararın ardından tarifelerin hukuki zemininin tartışmaya açılmasının, özellikle sanayi metalleri ile küresel ticarete duyarlı emtialarda oynaklığı artırdığını ifade etti.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın ise 1974 Ticaret Yasası&#39;nın 122&#39;nci maddesi kapsamında küresel ölçekte geçici tarife uygulamasına ilişkin planını duyurması, belirsizliğin bir süre daha devam edebileceğine işaret etti.Makroekonomik veriler de yatırımcılar tarafından yakından takip edilirken, ABD ekonomisi 2025&#39;in dördüncü çeyreğinde yüzde 1,4 ile beklentilerin altında büyüdü. Ülke ekonomisi, 2025 yılı genelinde ise yüzde 2,2&#39;lik büyüme performansı gösterdi.Ayrıca Fed&#39;in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı verilerde hızlanma görüldü. Buna göre, gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi geçen yıl aralıkta aylık bazda yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 3 ile beklentilerin üzerinde arttı. Endeks, geçen yıl kasımda aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,8 artmıştı.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,09 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,9 artışla 97,8 seviyesine yükseldi.- Değerli metaller jeopolitik endişelerle pozitif seyrettiDeğerli metaller, tamamlanan haftayı jeopolitik riskler ve makroekonomik veri akışının etkisiyle pozitif bir seyirle tamamladı.Altın ve gümüş, hafta başında doların güçlenmesi ve likidite koşullarının etkisiyle gerilerken, haftanın sonuna doğru ABD&#39;den gelen zayıf ekonomik veriler ile tarifelere ilişkin belirsizliğin yeniden artmasıyla yükseldi.Haftayı görece yüksek seviyelerde kapatan altın ve gümüş, yılın ilk dönemindeki rekor seviyelerinden uzaklaşmasına karşın, düşük enflasyon beklentileri ve jeopolitik riskler hafta boyunca destekleyici unsurlar olarak öne çıktı.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 9,9, platinde yüzde 4,5, paladyumda yüzde 3,7 ve altında yüzde 1,4 arttı.- Baz metaller pozitif seyrettiBaz metaller, küresel piyasalarda artan risk iştahıyla birlikte değer kayıplarını telafi ederek haftayı pozitif bir seyirle tamamladı.Çin Yeni Yılı tatili nedeniyle piyasadan çekilen alıcılarla gerileyen baz metaller, haftanın ikinci yarısında teknoloji hisselerindeki toparlanmanın da etkisiyle prim yaptı.Analistler, bu metallerde nihai talep görünümünün halen güçlenmediğine ve Çin&#39;deki üretim artışının arz fazlası oluşturabileceğine dikkati çekti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar, nikelde yüzde 2,5, bakırda yüzde 1,6, çinkoda yüzde 0,9, kurşunda yüzde 0,3 ve alüminyumda yüzde 0,2 arttı.- Petrol fiyatları pozitif seyrettiEnerji emtialarında ise jeopolitik gelişmeler fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.Brent petrol, hafta başında İran ile ABD arasındaki görüşmelerin etkisiyle gerilese de ilerleyen günlerde bölgede tansiyonun yeniden yükselmesiyle kayıplarını telafi ederek haftayı artıda tamamladı.Fiyatların yükselişinde ABD-İran hattındaki gerginlik ve Rusya-Ukrayna görüşmelerinin sonuçsuz kalması öne çıkarken, İran&#39;ın Rusya ile ortak deniz tatbikatı planına ilişkin haber akışı ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın sert uyarıları da yukarı yönlü hareketi destekleyen unsurlar arasında yer aldı.Doğal gaz fiyatları ise ABD&#39;de hava koşullarının iyileşmesiyle talep beklentilerinin zayıflaması sonucunda düşüş eğilimini sürdürdü.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 6 artarken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 7,2 değer kaybetti.- Tarım emtiaları karışık seyrettiBu hafta tarım emtia piyasalarında ihracat-talep dengesi ile arz tarafındaki gelişmeler fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD&#39;den gelen güçlü ihracat satışları ve talebe ilişkin beklentiler, soya fasulyesi fiyatlarını destekledi.Ancak ABD Yüksek Mahkemesi&#39;nin Trump dönemine ait gümrük tarifelerini iptal etmesinin ardından analistler, Çin&#39;in ABD&#39;den yeni ve büyük ölçekli soya alımı yapma olasılığının zayıfladığına dikkati çekti.Buğday piyasasında ise Arjantin limanlarındaki grev ve Hindistan&#39;ın ihracata ilişkin kararlarına yönelik haber akışı, lojistik ve arz kaynaklı endişeleri artırarak fiyatları yukarı taşıdı.Pirinçte ise Asya&#39;da yüksek rekoltenin yol açtığı ihracat fazlası, fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 6,1 soya fasulyesinde yüzde 0,5 artarken, mısırda yüzde 0,5, pirinçte yüzde 7,7 geriledi.Kakao fiyatları da tamamlanan haftada gerilemesini sürdürdü. Gana ve Fildişi Sahili hükümetlerinin düşen fiyatlara karşı çiftçilere yönelik destek paketleri açıklamasına karşın, küresel piyasada arz fazlası ve talepteki zayıflık fiyatların düşük seviyelerde kalmasına neden oldu.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 4,3 gerilerken, şekerde yüzde 2,7 ve pamukta yüzde 2,2 arttı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 13,3 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 22 Feb 2026 11:31:25 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve Euro kaybettirdi, altın ve dolar kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-euro-kaybettirdi-altin-ve-dolar-kazandirdi-4353/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-euro-kaybettirdi-altin-ve-dolar-kazandirdi-4353/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_17D5F5-C9A94B-9AD550-752EA5-BB67FD-E52E59.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.718,14 puanı ve en yüksek 14.532,67 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 1,74 altında 13.934,06 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,33 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_17D5F5-C9A94B-9AD550-752EA5-BB67FD-E52E59.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.718,14 puanı ve en yüksek 14.532,67 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 1,74 altında 13.934,06 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,33 artışla 7 bin 111 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,32 yükselişle 47 bin 894 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 755 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 1,33 artarak 11 bin 911 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,07 artarak 43,7700 lira, avro ise yüzde 0,62 düşerek 51,6060 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,51, emeklilik fonları yüzde 0,86 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 0,71 ile &#34;Para Piyasası&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 21 Feb 2026 02:47:32 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia fiyatlamalarında ABD verileri belirleyici oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-fiyatlamalarda-abd-verileri-belirleyici-oldu-6411/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-fiyatlamalarda-abd-verileri-belirleyici-oldu-6411/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4303FF-696640-6242BE-3BDD8E-7E76BA-F80D91.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tamamlanan haftada açıklanan istihdam verileri ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirim sürecinin ötelenebileceği sinyalini verirken beklentilerin altında gelen ocak ayı enflasyon verilerinin ardından Fed&#39;in faiz indirim sürecine yönelik beklentiler toparlandı.Beklentilerin üzerinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4303FF-696640-6242BE-3BDD8E-7E76BA-F80D91.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Tamamlanan haftada açıklanan istihdam verileri ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirim sürecinin ötelenebileceği sinyalini verirken beklentilerin altında gelen ocak ayı enflasyon verilerinin ardından Fed&#39;in faiz indirim sürecine yönelik beklentiler toparlandı.Beklentilerin üzerinde gelen ABD istihdam verilerinin, Fed&#39;in faiz indirimlerine daha geç başlayabileceği algısını güçlendirmesiyle küresel piyasalardaki risk iştahı zayıflarken, bu görünüm emtia fiyatlamalarında da temkinli bir seyre yol açtı.Makroekonomik tarafta ABD&#39;de ocak ayına ilişkin tarım dışı istihdam 130 bin kişi artarken, işsizlik oranı yüzde 4,3&#39;e geriledi.İstihdam verisinin beklentileri aşması, Fed&#39;in faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceğine yönelik beklentileri destekledi.Haftanın son işlem gününde açıklanan enflasyon verileri ise daha ılımlı bir tabloya işaret etti.Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ocakta aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,4 artış kaydetti. Değişken enerji ve gıda fiyatları hariç çekirdek TÜFE de ocakta aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,5 arttı. Çekirdek enflasyonun yıllık bazda Mart 2021&#39;den bu yana en düşük seviyeye gerilemesi, yatırımcılara sınırlı bir rahatlama sağladı.Analistler, enflasyondaki yavaşlamaya rağmen istihdam piyasasının gücünü korumasının Fed&#39;in politika duruşuna ilişkin belirsizliği canlı tuttuğunu, bu nedenle risk algısının kolay kolay dağılmayabileceğini belirtti.Avrupa tarafında ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika faizini yüzde 2&#39;de sabit tuttu.Bölge enflasyonu ocakta yüzde 1,7&#39;ye gerileyerek Eylül 2024&#39;ten bu yana en düşük seviyesini gördü.ECB, enflasyondaki gerilemeye rağmen esnek duruşunu korurken, jeopolitik risklerin fiyat istikrarı ve büyüme görünümü üzerindeki etkilerinin izleneceğini vurguladı.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,05 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,7 azalışla 96,9 seviyesine indi.- Değerli metallerde altın pozitif ayrıştıDeğerli metaller, bu haftada ABD&#39;den gelen makroekonomik verilerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlerken, altının ons fiyatı pozitif ayrıştı. Altının ons fiyatı haftayı 5 bin 42,8 dolardan tamamladı.Ocak ayına ilişkin enflasyon verisinin beklentilerin altında kalması, değerli metallere olan talebi desteklerken, güçlü istihdam verisi Fed&#39;in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendirerek alımları bir miktar sınırladı.Altının ons fiyatı, hafta ortasında istihdam verilerinin ardından Fed&#39;in sıkı duruşunu koruyabileceği algısıyla baskı görse de enflasyonun beklentilerden düşük gelmesi yıl içinde faiz indirimi olasılığına yönelik beklentileri artırarak yeniden alıcıların devreye girmesine yol açtı.Bununla birlikte Avustralya merkezli bankacılık ve finansal hizmetler şirketi ANZ ise ikinci çeyrek için altının ons fiyatı tahminini 5 bin 800 dolara olarak yükseltti.Altın dışında kalan değerli metallerde ise hafta boyunca yüksek oynaklık görülürken, gümüş hariç negatif bir seyir izlendi.Analistler, altının diğer değerli metallere kıyasla portföylerde koruma amaçlı talepte daha yüksek ağırlığa sahip olmasının yanı sıra görece düşük oynaklığı ve güvenilir liman niteliğinin de fiyatlarda pozitif ayrışmayı desteklediğini belirtti.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar altında yüzde 1,78 değer kazanırken, platinde yüzde 1,57 ve paladyumda yüzde 0,52 değer kaybetti, gümüş ise yatay seyretti.- Baz metallerde Çin talebindeki azalma baskı yarattıBaz metallerde fiyatlamalar, tamamlanan haftada açıklanan makroekonomik verilerin yanı sıra ABD&#39;nin alüminyum ithalat tarifelerinde gevşemeye gidebileceğine yönelik haber akışı ve Çin kaynaklı talep görünümündeki zayıflamanın etkisiyle negatif bir seyir izledi.Arz tarafında Londra Metal Borsası&#39;ndaki (LME) stokların 1 milyon ton eşiğini aşarak rekor seviyelere yükselmesi, arz fazlası algısını güçlendirdi ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Bununla birlikte ABD&#39;nin politika tarifelerine ilişkin söylemlerinin yanı sıra ticaret politikalarına ilişkin risk algısının öne çıkmasıyla kar realizasyonu görüldü.Bakırda ise arz güvenliğine ilişkin endişeleri artıran gelişmeler öne çıktı.Dünyanın en büyük yer altı bakır madenlerinden biri olan Şili&#39;deki El Teniente&#39;de iş kazalarının eksik bildirildiğinin ortaya çıkmasının ardından, Şili devlet bakır şirketi Codelco üç üst düzey yöneticiyi görevden aldı.Öte yandan bakırda, Çin Yeni Yılı öncesinde stokların artması ve küresel borsalarda toplam stokların 1 milyon tonu aşması, talebin zayıf seyrine ilişkin beklentilerle birlikte fiyatların yukarı yönünü sınırlayan unsurlar arasında yer aldı.Alüminyum tarafında ise ABD&#39;nin ithalat tarifelerini gevşetebileceğine dair piyasa söylentileriyle kar realizasyonu izlendi.Talep görünümünün zayıf seyrettiği dönemde tarife belirsizliğinin artması fiyatları aşağı çekerken, fiziki talepte de Çin Yeni Yılı öncesi yavaşlama dikkati çekti.Bazı metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 1,6, nikelde yüzde 1,4, çinkoda ve alüminyumda yüzde 0,5 gerilerken, kurşunda yatay seyretti.- Petrol fiyatlarında negatif bir seyir izlendiBrent petrol fiyatı, tamamlanan haftada OPEC+ grubunun üretim politikasına ilişkin beklentiler ve Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) 2026 için büyüyen arz fazlası öngörüsü fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.OPEC+ grubunda üretim artışı yapan sekiz ülke, mevsimsellik gerekçesiyle şubat-mart dönemi için planlanan artışları durdurma kararını martta da sürdürme yönünde adım attı.IEA, aylık raporunda 2026&#39;da küresel petrol talep artışının önceki beklentilerin altında kalabileceğine işaret ederken, piyasanın 2026&#39;da yaklaşık 3,73 milyon varil düzeyinde arz fazlası riskiyle karşılaşabileceğini bildirdi.Kurum, talep görünümündeki zayıflama ve enerji politikalarının arz-talep dengesinde belirgin bir fazlaya yol açabileceğini belirterek, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskıya dikkati çekti.Diğer yandan, ABD yönetimi, petrol arzını artırma hedefi doğrultusunda Venezuela&#39;nın enerji sektörüne yönelik yaptırımlarda kapsamlı bir gevşemeye giderek bazı genel lisanslar yayımladı.Bu adımla birlikte, ABD&#39;li rafinerilerin Venezuela ham petrolü ithalatına ilişkin akışının artabileceği değerlendirildi.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 0,7 düşerken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 5,2 değer kaybetti.- Tarım emtialarda Çin talebi etkili olduTarım emtialarda ise Çin talebine ilişkin gelişmeler ve Güney Amerika'daki hava koşulları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.Çin'in soya ithalatına yönelik alımları ve ABD'den yapılan satışlar soya fasulyesi fiyatlarını desteklerken, Brezilya ve Arjantin'deki üretim tahminleri ile ihracat beklentileri piyasalarda dalgalı bir görünüm yarattı.Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre küresel tahıl stok/tüketim oranının yüzde 31,8 seviyesinde bulunması ve dolar endeksindeki yükseliş de emtia fiyatları üzerinde satış baskısını artırdı.Mısır tarafında güçlü sevkiyat verileri ve artan ihracat satışları destekleyici olsa da Brezilya'daki rekor ürün beklentisi fiyatlardaki yükselişi sınırladı.Analistler, yüksek stoklar ile Çin kaynaklı talep sinyalleri arasındaki dengenin kısa vadeli fiyatlamalarda belirleyici olmaya devam edeceğini kaydetti.Bununla birlikte Hindistan, yerel çiftçileri desteklemek amacıyla 2,5 milyon metrik ton buğday ile 500 bin ton şeker ihracatına izin verdiğini bildirdi.Yetkililer, mevcut arz ve fiyat eğilimlerinin incelenmesinin ardından atılan adımın iç piyasada istikrarı korumak ve çiftçilere mali getiri sağlamak hedefi taşıdığını belirtti.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 3,6, mısırda yüzde 0,4 ve soya fasulyesinde yüzde 3,1, artarken, pirinçte yüzde 1,9 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 5,1 ve kahvede yüzde 2,40 artarken, şekerde yüzde 4 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 12,25 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 15 Feb 2026 11:22:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye'nin dezenflasyon programı başarılar gösterdi"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-dezenflasyon-programi-basarilar-gosterdi-1184/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-dezenflasyon-programi-basarilar-gosterdi-1184/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_421F85-ACB12D-4224C3-4A4DF8-147DC0-A7CF58.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile 2025 yılı 4. Madde konsültasyonunu tamamladı.Fondan yapılan açıklamada, güçlü mali konsolidasyon, ihtiyatlı gelir politikaları ve sıkı para politikası duruşu sayesinde enflasyonun Eylül 2024&#39;teki yıllık yüzde 49,4&#39;ten Aralık 2025&#39;te&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_421F85-ACB12D-4224C3-4A4DF8-147DC0-A7CF58.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile 2025 yılı 4. Madde konsültasyonunu tamamladı.Fondan yapılan açıklamada, güçlü mali konsolidasyon, ihtiyatlı gelir politikaları ve sıkı para politikası duruşu sayesinde enflasyonun Eylül 2024&#39;teki yıllık yüzde 49,4&#39;ten Aralık 2025&#39;te yüzde 30,9&#39;a gerilediği kaydedildi.Açıklamada, &#34;2024 yılı 4. Madde konsültasyonundan bu yana Türkiye&#39;nin dezenflasyon programı başarılar gösterdi.&#34; ifadesi kullanıldı.2024 yılının ortalarında yaşanan geçici yavaşlamanın ardından Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin güçlü kalmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, büyüme oranının 2025&#39;te yüzde 4,1 olduğunun tahmin edildiği kaydedildi.Açıklamada, Türk lirasına olan talebin güçlendiği, bunun uluslararası rezervleri desteklediği ve cari açığın yeterli düzeyde finanse edilmeye devam ettiği aktarıldı.- Sıkı para politikasının dezenflasyonu desteklemesi bekleniyorSıkı para politikası, ılımlı ücret artışı ve genel olarak nötr maliye politikasının kademeli dezenflasyonu desteklemesinin beklendiği vurgulanan açıklamada, &#34;Mevcut politika bileşimi, dezenflasyon ile istikrarlı büyümeyi dengelemeye devam ediyor.&#34; değerlendirmesinde bulunuldu.Açıklamada, iç talebin güçlü kalmasıyla 2026 yıl sonu enflasyonunun yıllık bazda yüzde 23 olmasının beklendiği belirtilerek, politika faizinin daha da düşürülmesi ve artan güvenin etkisiyle büyüme oranının 2026&#39;da yüzde 4,2 olmasının öngörüldüğü kaydedildi.Ayrıca açıklamada, cari açığın yeterli düzeyde finanse edilmeye devam edeceği, mevduat sahiplerinin güveni ve güçlü altın fiyatlarının ise rezervlerin IMF&#39;nin yeterlilik ölçütünün yüzde 80&#39;i civarında kalmasını sağlayacağı aktarıldı.Büyümenin sağlam kalması ve enflasyonun düşmesi beklenirken bu yaklaşımın riskler ile maliyetleri de içerdiğine işaret edilen açıklamada, küresel ticarette süregelen belirsizlik ve bölgesel çatışmalar nedeniyle dış risklerin yüksek kalmaya devam ettiği ifade edildi.Açıklamada, enerji fiyatlarındaki artış veya olumsuz hava olayları gibi ters bir şokun gerçekleşmesinin yüksek enflasyon dönemini daha da uzatabileceği belirtilerek, ayrıca dezenflasyona ilişkin kademeli yaklaşımın finans sektörünü olumsuz etkilediği ve verimlilik artışını yavaşlattığı aktarıldı.- İddialı yapısal reform vurgusuAçıklamada, IMF İcra Direktörleri Kurulunun değerlendirmelerine de yer verildi.Türkiye&#39;nin dezenflasyon politikalarının önemli başarıları nedeniyle yetkililerin takdir edildiği bildirilen açıklamada, bu politikaların makroekonomik dengesizlikleri azalttığı, güveni artırdığı ve güçlü büyümeyi koruduğu aktarıldı.Açıklamada, enflasyonun halen hedefin üzerinde seyrettiği ve ekonominin şoklara karşı kırılgan olduğuna değinilerek, dezenflasyonun kalıcı hale getirilmesi, dış tamponların daha da güçlendirilmesi ve kapsayıcı orta vadeli büyümenin desteklenmesi için daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimi ile iddialı yapısal reformların gerekliliği vurgulandı.Geçen yıl gösterilen güçlü mali çaba nedeniyle yetkililerin takdir edildiği kaydedilen açıklamada, dezenflasyonu desteklemek amacıyla mali sıkılaştırmanın da sürdürülmesi gerektiği belirtildi.Açıklamada, vergi tabanının genişletilmesi ve uyumun artırılmasına yönelik tedbirlerin rolüne işaret edilerek, enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak kaldırılması yoluyla harcamaların rasyonelleştirilmesine yönelik ilave çabaların önemine dikkat çekildi.Mali alan genişledikçe, ilave kaynakların sosyal önceliklere yönlendirilebileceği ifade edilen açıklamada, ücret politikalarının enflasyon hedefleriyle tam uyumlu hale getirilmesinin ve kamu-özel işletmeleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri üzerindeki gözetimin güçlendirilmesinin desteklendiği vurgulandı.- Finansal sektör sağlamlığını koruyorAçıklamada, genel olarak kararlı bir dezenflasyon sağlamak için daha sıkı para politikası çağrısında bulunulduğu, ancak politika faizi ayarlamalarının verilere bağlı kalması ve makrofinansal etkilerinin dikkate alınması gerektiği kaydedildi.Merkez Bankası bağımsızlığı ile iletişiminin önemine değinilen açıklamada, döviz müdahalelerinin oynaklığı yumuşatmakla sınırlı tutulmasının ve enflasyon beklentileri daha iyi çıpalanıp rezerv tamponları toparlandıkça döviz kurunda daha fazla esnekliğe kademeli olarak izin verilmesinin tavsiye edildiği aktarıldı.Açıklamada, yetkililerin piyasa stresine hızlı ve etkili müdahalesi sayesinde finansal sektörün sağlamlığını koruduğu belirtildi.Yüksek seyreden döviz likidite riskleri açısından ihtiyatlılığın sürdürülmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, denetim ve çözümleme çerçevelerinin güçlendirilmesine yönelik devam eden çalışmaların desteklendiği bildirildi.Açıklamada, verimliliği, dayanıklılığı ve orta vadeli büyümeyi artırmak amacıyla yapısal reform çağrısında bulunulurken, öncelikli alanlar sıralandı.- Ekonomik tahminlerTürkiye ekonomisine ilişkin tahminlere de yer verilen açıklamada, Türkiye ekonomisinin 2027&#39;de yüzde 4,1 ve 2028-2031 yıllarında yüzde 4&#39;er büyümesinin beklendiği bildirildi.Açıklamada, işsizlik oranının 2026&#39;da yüzde 8,3, gelecek yıl yüzde 8,7 ve 2028-2031 döneminde yüzde 9,1 olacağının öngörüldüğü ifade edildi.Enflasyonun gelecek yıl yüzde 19&#39;a gerileyeceğinin, daha sonra 2031&#39;e kadar yüzde 15 olacağının tahmin edildiği aktarılan açıklamada, cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2026-2028 döneminde yüzde 1,4 ve 2029-2031 döneminde yüzde 1,5 olmasının beklendiği kaydedildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 14 Feb 2026 11:45:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta yatırım araçları kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-yatirim-araclari-kazandirdi-8192/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-yatirim-araclari-kazandirdi-8192/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2AE441-960990-BB61AE-F0F118-A6B101-E8F29F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.620,61 puanı ve en yüksek 14.320,87 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,87 üstünde 14.180,69 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,47 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2AE441-960990-BB61AE-F0F118-A6B101-E8F29F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.620,61 puanı ve en yüksek 14.320,87 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,87 üstünde 14.180,69 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,47 artışla 7 bin 18 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,47 yükselişle 47 bin 271 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 584 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 1,47 artarak 11 bin 755 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,29 artarak 43,7410 lira, avro ise yüzde 0,73 yükselerek 51,9260 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,14, emeklilik fonları yüzde 2,45 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 4,73 ile &#34;Hisse Senedi&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 14 Feb 2026 10:53:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[026 enflasyon tahmin aralığını yükseltti]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/026-enflasyon-tahmin-araligini-yukseltti-5915/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/026-enflasyon-tahmin-araligini-yukseltti-5915/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AE9785-40FA7F-C197E3-6C164B-FEAB85-1E7E1E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu&#39;nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi&#39;nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.Karahan, 2025 yıl sonunda enflasyonun ara hedef olan yüzde 24&#39;ün 6,9 puan üzerinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AE9785-40FA7F-C197E3-6C164B-FEAB85-1E7E1E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu&#39;nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi&#39;nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.Karahan, 2025 yıl sonunda enflasyonun ara hedef olan yüzde 24&#39;ün 6,9 puan üzerinde gerçekleştiğini anımsattı.Bu sapmada, beş ana unsurun belirleyici olduğunu ifade eden Karahan, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bunlardan ilki, küresel korumacılık eğilimi ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, emtia fiyatlarının öncülüğünde artan ithalat fiyatlarının enflasyon üzerindeki yansımaları. Bir diğeri ise kuraklık ve don hadiselerinin hem arz hem de beklenti kanalından gıda enflasyonu üzerindeki etkileri oldu. Üçüncü olarak, mevcut verilerle tahmin ettiğimiz çıktı açığı daha sınırlı bir dezenflasyonist etkiye işaret etti. Dördüncü unsur yönetilen/yönlendirilen fiyatların ilgili varsayımlarımızdan yüksek gelmesiyken, son olarak enflasyonun ana eğilimi ve ataletindeki öngörülenden yavaş seyir, 2025 yılında enflasyonun ara hedeften sapmasında kısmen etkili oldu.Detaylar için ilgili kutu çalışmamızı inceleyebilirsiniz.&#34;Karahan, küresel büyüme görünümünün belirsizliklere rağmen dirençli bir seyir izlemeye devam ettiğini, bu nedenle dış talebe ilişkin varsayımlarını bir miktar yukarı güncellediklerini belirtti.İkinci güncellemelerinin petrol fiyatlarıyla ilgili olduğunu vurgulayan Karahan, OPEC ülkelerinin üretim seviyesi ile küresel büyüme ve para politikaları görünümünün birlikte değerlendirildiğinde jeopolitik belirsizliklerin azalmasıyla petrol fiyatlarının görece zayıf bir seyir izleyeceğini öngördüklerini söyledi.Karahan, diğer yandan endüstriyel metal fiyatlarındaki artışların enerji dışı emtia fiyatlarını yukarı yönlü etkilediğini bildirdi.Bu kapsamda, ithalat fiyatlarına dair varsayımlarını yükselttiklerini aktaran Karahan, &#34;Bunlara ek olarak, son dönemde yurt genelinde etkili olan yağışlar kuraklık kaynaklı riskleri sınırlarken, ramazan ayı ve arz şoklarının da etkisiyle gıda fiyatlarında gözlenen artışın geçici olabileceğini değerlendirerek gıda fiyatları varsayımımızda yukarı yönlü sınırlı bir güncelleme yaptık. Tahminlerimizi oluştururken, her zamanki gibi para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceği ve ekonomi politikalarındaki eşgüdümün devam edeceği bir görünümü esas aldık.&#34; dedi.- &#34;2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz&#34;Orta vadeli enflasyon tahminlerini de açıklayan Karahan, şunları kaydetti:&#34;2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik. Enflasyonun 2028 yılında yüzde 8'e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz. 2026 yılı tahmin aralığının güncellenmesinde, belli başlı risklerin belirginleşmesi ve varsayım revizyonlarımızın yanı sıra TÜFE hesaplama yönteminde yapılan değişiklikler kapsamında hizmet grubunun sepet içindeki payının artması da rol oynadı.&#34;Karahan, dezenflasyon sürecinde ara hedeflere ulaşmak için sıkı para politikası duruşunu sürdüreceklerini vurguladı.Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürecekleri temkinli sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğini kaydeden Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Parasal aktarım mekanizmasını destekleyen makroihtiyati politikalar da bu sürece katkı verecek. Bu kapsamda, attığımız adımlar ve aldığımız önlemlerle yurt içi talebin dezenflasyonist seviyelerde seyretmesi, sürecin temel taşlarından olmaya devam edecek. Beklentilerin iyileşme eğilimini sürdürmesi ve hizmet enflasyonundaki ataletin kırılarak düşüşün devamı, enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye önümüzdeki dönemde de destek verecek. Orta Vadeli Programda öngörülen makroekonomik çerçevenin de bu sürece anlamlı bir katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Sonuç olarak, para politikasındaki sıkı duruşumuzu, fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu süreçte politika faizini, ara hedeflerle uyumlu biçimde, dezenflasyonun gerektirdiği parasal sıkılığı sağlayacak şekilde belirlemeye devam edeceğiz. Bunu yaparken de her zamanki gibi, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulunduracağız. Bir başka ifadeyle, politika faizine ilişkin atılacak adımları ve bunların büyüklüğünü, toplantı bazlı bir yaklaşımla, enflasyon görünümünü temel alarak ve ihtiyatlı bir şekilde belirlemeyi sürdüreceğiz. &#34;Karahan, enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda ise para politikası duruşunu sıkılaştırmaya hazır olduklarını aktardı.Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul niteliğinde olduğunu kaydeden Karahan, &#34;Bu bağlamda, enflasyonu belirlediğimiz ara hedeflerle uyumlu olacak şekilde düşürmek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.&#34; dedi.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 2024 yılı haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin devam ettiğini belirterek &#34;Bir önceki rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7'ye geriledi.&#34; dedi.Talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde seyrettiği dönemde, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının iyileşmesine kritik önem atfettiklerini ifade eden Karahan, bu çerçevede, fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda, enflasyonda geçen yıl katedilen mesafeyi önemsediklerini söyledi.Karahan, enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli bulduklarını vurguladı.Hem yurt içi hem de küresel dinamiklerin, enflasyonun seyri açısından, gelişmelere bağlı olarak farklılaşabilen etkiler ve riskler taşıdığını aktaran Karahan, şu değerlendirmeleri yaptı:&#34;Veri odaklı bir yaklaşımla sürdürmekte olduğumuz ihtiyatlı para politikası duruşumuzun önemini ortaya koyuyor. Dolayısıyla sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek amacıyla, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya hazır olduğumuzu, vurgulamak isterim.&#34;- &#34;Ticari belirsizlikler bu rapor döneminde de azalış eğilimini korudu&#34;Karahan, dış ticarette korumacılık politikalarına bağlı olarak geçen yıl tırmanan belirsizliklerin varlığını koruduğunu ve dalgalanmalar gösterdiğini belirterek, &#34;Bununla birlikte, ticari belirsizlikler bu Rapor döneminde de azalış eğilimini korudu.&#34; dedi.Ticaret gerilimlerinin kademeli olarak yatışmasıyla birlikte, küresel büyüme öngörülerinin de toparlandığına şahit olduklarını aktaran Karahan, Türkiye'nin dış talebi için gösterge niteliği taşıyan İhracat Ağırlıklı Küresel Büyüme Endeksi&#39;nin de benzer bir toparlanmaya işaret ettiğini dile getirdi.Karahan, tarife adımlarının gündemde olmadığı 2024 son çeyreğine kıyasla daha yavaş bir büyüme patikasında ilerlediklerini, son dönemde artan jeopolitik risklerin küresel belirsizliği yukarı yönlü etkilediğini ifade etti.Bu durumun küresel finansal piyasaları ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığından büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu aktaran Karahan, halihazırdaki korumacılık eğiliminin dış ticaret ile büyüme arasındaki bağlantıyı zayıflatmış olabileceğini dikkate aldıklarını kaydetti.Karahan, son dönemde gözlenen görece toparlanmaya rağmen, küresel büyüme görünümü üzerindeki risklerin aşağı yönde ağırlık kazandığını değerlendirdiklerine işaret ederek, şöyle devam etti:&#34;Bu ortamda, güvenli finansal varlık arayışının değerli metal fiyatlarına, sektörel tarife oranlarındaki yükselişin de endüstriyel metal fiyatlarına yukarı yönlü etkilerini izlemeye devam ettik. Nitekim enerji dışı emtia fiyatları, son dönemde gözlenen oynaklığa rağmen artış eğilimini korudu. Enerji fiyatlarında da, jeopolitik riskler nedeniyle oynaklığın arttığını görüyoruz. Söz konusu küresel faktörlerin de etkilediği enflasyonun seyri ülkeler arasında farklılaşırken, bu durum para politikalarına da yansıyor. Faiz indirimlerine devam eden merkez bankaları olduğu gibi, süreci tamamlayanlar ve az sayıda da olsa artırım sürecine girenler de bulunuyor.&#34;Karahan, gelişmiş ülke para politikalarının ise geniş etkileri nedeniyle yakınen takip edildiğini belirterek, &#34;Fed'in 2026 yılında faiz indirimlerine devam etmesi beklenirken, indirimlerin büyüklüğü ve zamanlaması belirsizliğini koruyor.&#34; dedi.Diğer taraftan Japonya Merkez Bankası'nın daha sıkı bir para politikası izleyeceğinin fiyatlandığına dikkati çeken Karahan, söz konusu politikaların, küresel finansal koşulları her iki yönde de etkilemesi mümkün olduğunu, küresel risk iştahında ve portföy akımlarında dalgalanmalara neden olabileceğinden izlenmesi gerektiğini anlattı.- &#34;Dördüncü çeyrekte, yurt içi talep ılımlı seviyelerde oldu&#34;Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam etmekte olduğunu aktaran Karahan, &#34;Nitekim 2025 yılının ilk üç çeyreğinde 2023 yılına kıyasla, tüketimin büyümeye katkısının belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise arttığını görüyoruz.&#34; diye konuştu.Karahan, 2025 yılındaki küresel ticaret belirsizliklerinin etkisiyle bu dönemde net ihracatın katkısının negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli olduğunu belirtti.Yılın son çeyreğine dair göstergelere yönelik konuşan Karahan, şu ifadeleri kullandı:&#34;Sanayi üretimi, son çeyrekte yatay bir seyir izledi. Hizmet üretim endeksi de ikinci çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte sürdürdü. İmalat sanayi kapasite kullanım oranına baktığımızda ise son çeyrek ve ocak ayında sınırlı artışlar olmakla birlikte tarihsel ortalamanın altındaki seyrin halen devam ettiğini görüyoruz. İşgücü piyasasına geçecek olursak, manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz. Öte yandan, geniş tanımlı göstergeler, son iki çeyrektir düşüş kaydetmekle birlikte yüksek seviyesini koruyor. Talep koşullarını değerlendirmek için satış ve tüketim göstergelerini düzenli şekilde takip ediyoruz. Göstergeler dördüncü çeyrekte, yurt içi talebin bir miktar toparlanmakla birlikte halen ılımlı seviyelerde olduğuna işaret ediyor.&#34;Karahan, perakende satışların, çeyreklik bazda önceki çeyreğin bir miktar üzerinde artış kaydettiğini, altın hariç tutulduğunda satışların daha ılımlı seyrettiğini söyledi.Hem perakende satış hacmine hem de hanehalkı nihai tüketimi içinde mallara yapılan harcamalara, trendden arındırıp baktıklarını dile getiren Karahan, sıkılaştırma sonrasında mal tüketiminin, trendinin altına gerilediğine işaret etti.Karahan, perakende satışların aşağı yönlü hareket ettiğini, altın hariç bakıldığında bu görünümün daha belirgin olduğunu bildirdi.Talep bağlamında dikkate aldıkları bir diğer göstergenin kartla yapılan harcamalar olduğunu ifade eden Karahan &#34;Kart harcamalarını, ödeme tercihlerindeki dönüşümü baz alarak kart kullanım eğilimine göre düzeltiyoruz. Özel tüketimin seyriyle daha uyumlu olması açısından bu düzeltilmiş verilere odaklanmayı anlamlı buluyoruz. Buna göre, kart harcamalarının son çeyrekte bir miktar arttığını görüyoruz.&#34; değerlendirmesini yaptı.- &#34;Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti&#34;Karahan, İktisadi Yönelim Anketi verilerine bakıldığında 2025 yılının son çeyreğinde imalat sanayi firmalarının kayıtlı siparişlerinin bir miktar arttığını ancak göstergelerin geçmiş dönem ortalamasına yakın olduğunu bildirdi.Ocak ayı verilerinin de iç piyasa siparişlerinde artışın hız kesmekle birlikte sürdüğüne işaret ettiğini belirten Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;Bu noktada, talebe ilişkin verilere bir bütün olarak bakmak önem taşıyor. Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, önceki Rapor dönemine kıyasla bir miktar yukarı kaymakla birlikte, son çeyrekte halen negatif düzeye işaret ediyor. Bir başka ifadeyle, talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü değerlendiriyoruz. 2026 yılında da dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz. Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti. Bu dönemde cari açığın milli gelire oranı ise ikinci çeyrekteki yüzde 1,3 olan seviyesini korudu. Oranın, son çeyrekte sınırlı ölçüde artsa da yılı uzun dönem ortalamalarının oldukça altında kapattığını tahmin ediyoruz. 2026 yılında, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte cari denge üzerinde, altın ve enerji fiyatları ile ticaret belirsizlikler kaynaklı riskler canlılığını koruyor.&#34;Karahan, 2024 haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, &#34;Bir önceki rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7'ye geriledi.&#34; bilgisini verdi.Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinin de düşüş sergilediğini ifade eden Karahan, tahmin aralıkları bazında değerlendirildiğinde, enflasyonun kasım ve aralık aylarında bir önceki Rapor'da sunulan aralığın alt bandında gerçekleştiğini kaydetti.Karahan, bu dönemde dağılım bazlı ana eğilim göstergelerinde de iyileşmelere şahit olduklarını, ocak ayında ise aralığın üst bandına yaklaşan bir enflasyon gördüklerini ifade etti.Ocak ayındaki bu gelişmede, gıda fiyatları kaynaklı etkilerin ön planda olduğuna işaret eden Karahan, gıda dışı enflasyondaki kademeli yavaşlama eğilimi sürerken, gıda enflasyonunun özellikle son altı aylık dönemde oldukça oynak bir seyir izlediğini söyledi.Karahan, gıda fiyatlarının, hava koşullarına bağlı olarak arz yönlü gelişmelerden önemli ölçüde etkilendiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Ocak döneminde de bu anlamda özellikle sebze fiyatlarındaki gelişmeler öne çıktı. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava koşulları sonucunda belirgin biçimde yükseldi. Bu gelişmenin şubat ayına sarkan etkileri de olacak. Ancak, ikinci çeyrekte arz koşullarındaki normalleşmeyle birlikte, bu etkilerin belli ölçüde tersine dönmesini bekliyoruz. Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini anlayabilmek amacıyla ana eğilim göstergelerine baktığımızda ise ocak ayında döneme özgü unsurlarla bir artış görüyoruz. Ocak aylarında zamana bağlı fiyat belirleme ve geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi yüksek hizmet kalemleri etkili oluyor. Ayrıca, ücret, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının yansımaları da görülüyor. &#34;- &#34;2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu&#34;Karahan, öne çıkan ana eğilim göstergelerinden olan medyan enflasyonun ılımlı seyrini sürdürdüğünü, ana eğilimin ocak ayında bir önceki Raporda öngörülenden yüksek seyrettiğini belirtti.Diğer taraftan, tasarım gereği daha uzun vadeye yönelik olan trend enflasyon göstergesinde de yukarı yönlü bir hareket gördüklerini aktaran Karahan, &#34;Bu gelişmeler, sıkı duruşumuzu kararlılıkla korumamız gerektiğine işaret ediyor.&#34; dedi.Karahan, ana eğilimin önemli bir bileşeni olan hizmet enflasyonu üzerinde durmak istediklerini ifade ederek şu açıklamaları yaptı:&#34;2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu. Daha önceki konuşmalarımda da belirttiğim gibi; deprem, demografik unsurlar ve geçmişe endeksleme gibi etkenler, kira enflasyonunda ciddi bir atalete sebep oldu. Benzer şekilde, eğitim ücretlerinde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü belirgin. Bununla birlikte, 2025 yılında her iki kalemde de kaydadeğer enflasyon düşüşleri yaşandığının altını çizmek gerekir. Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin kırılmaya başladığını haber veriyor.&#34;Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde, tüketici enflasyonuna çok daha yakınsamış bir resmin göze çarptığını dile getiren Karahan, kira tarafında gerek mevsim etkilerinden arındırılmış veriler gerekse Perakende Ödeme Sistemi verileri gibi kiralara yönelik öncü göstergelerin ana eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ettiğini söyledi.Karahan, aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlamanın söz konusu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:&#34;Çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor. Eğitim tarafında ise fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Nitekim bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Örneğin, düzenleme 2025 yılında yürürlükte olsaydı şeklinde bir karşıolgusal analize baktığımızda, eğitim enflasyonunun 16 puan civarında aşağıda olabileceği sonucuna ulaşıyoruz. Bu bakımdan, düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyon için belli bir alan olduğunu gösteriyor.&#34;Temel mallara bakıldığında ise döviz kuru kanalının etkisi ile zayıflamış bir enflasyonun söz konusu olduğunu aktaran Karahan, ocak ayında, işgücü maliyetleri ve kısmen kur gelişmelerine bağlı olarak bir miktar yukarı yönlü seyir gözlense de temel mallarda enflasyonun görece ılımlı olduğunu söyledi.Karahan, enflasyon beklentilerinde ise sektörler genelinde önceki dönemlere kıyasla iyileşme eğiliminin sürdüğünü, özellikle reel sektör beklentilerindeki iyileşmenin fiyatlama davranışlarıyla da ilgisi nedeniyle önemli olduğunu ifade etti.Piyasa katılımcılarının farklı vadelere ilişkin beklentilerilerindeki gerilemenin açıkça görüldüğünü belirten Karahan, &#34;Buna karşın, beklentilerin enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyretmesi, dezenflasyon süreci açısından risklerin canlı olduğunu gösteriyor. Bu görünüm de para politikasındaki sıkı duruşumuzu korumayı gerekli kılan unsurlardan biri.&#34; diye konuştu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 12 Feb 2026 11:34:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında geçen yılki rekorlar ocak ayına da taşındı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-yilki-rekorlar-ocak-ayina-da-tasindi-5494/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-yilki-rekorlar-ocak-ayina-da-tasindi-5494/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_308994-C51F9A-04EAD5-0859F3-829D46-DE893F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında 2025 yılında görülen yükseliş eğilimi ocak ayında da devam etti.Faiz indirimlerinin süreceği ve 2026&#39;da ekonomilerde toparlanma gerçekleşeceği beklentisi, jeopolitik riskler, arz endişeleri, ticari gerilimlerin devam etmesi emtia piyasasındaki fiyat hareketleri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_308994-C51F9A-04EAD5-0859F3-829D46-DE893F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında 2025 yılında görülen yükseliş eğilimi ocak ayında da devam etti.Faiz indirimlerinin süreceği ve 2026&#39;da ekonomilerde toparlanma gerçekleşeceği beklentisi, jeopolitik riskler, arz endişeleri, ticari gerilimlerin devam etmesi emtia piyasasındaki fiyat hareketleri üzerinde etkili oldu.Geçen ay ons bazında altın yüzde 12,4 artarak Kasım 2009&#39;dan bu yana en iyi aylık performansını gösterirken, gümüş yüzde 17,2, platin yüzde 6,2, paladyum yüzde 7 arttı.Altın 5 bin 598,09 dolar, gümüş 121,7 dolar, platin 2 bin 923,3 dolarla tarihi zirveyi, paladyum 2 bin 168,6 dolarla Ekim 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.Küresel çapta jeopolitik risklerin sürmesi, ABD yönetiminin Grönland konusundaki ısrarı ve Avrupa ülkeleriyle bu mesele üzerinden yaşanan gerilim, ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik gevşeme beklentilerinde kayda değer bir değişim olmaması ve buna bağlı olarak doların değer kaybetme eğilimini sürdürebileceğine dair beklentiler, ABD ve İran arasındaki gerilim altın fiyatlarını destekledi.Jeopolitik risklerin yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın politikalarından dolayı ticari belirsizliklerin sürmesi ve Fed&#39;in bağımsızlığına yönelik endişeler, gümüş fiyatlarında da sert yükselişlere neden oldu.Gümüş, finansal bir varlık olmasının yanı sıra güneş paneli yapımı başta olmak üzere endüstriyel alanda önemli bir role sahip bulunuyor. Gümüş ayrıca ABD&#39;nin gümrük vergilerine tabi tutulabileceği endişeleriyle de yükseldi.Bu ürünün arzına yönelik endişelerin devam etmesi yukarı yönlü hareketi destekledi. Madenlerden çıkarılan gümüşün talebe yetemeyeceğine yönelik tahminler öne çıktı.Tarife endişelerinden dolayı yatırımcıların ABD&#39;ye gümüş taşıması da bu üründeki arz endişelerini tetikledi.Perakende tarafında talep gören gümüşte, merkez bankaları başta olmak üzere kurumsal alımlar öne çıktı.Platinde ise arz tarafında sıkıntılar görülüyor. Bu arz sıkıntılarının en önemli nedenleri en büyük üreticilerden olan Güney Afrika&#39;da enerji sorunları, sel baskınları nedeniyle madenlerde çalışmanın azalması ve burada platinin arzının gerilemesi oldu.Diğer taraftan sektör olarak bakıldığında özellikle Uzak Doğu tarafında otomotiv sektörü çok güçlü konumda bulunuyor. Bu durum da hem platin hem de paladyum tarafında talebi arttırdı.- Bakır rekor kırdıTezgah üstü piyasada, geçen ay bakır yüzde 5, alüminyum yüzde 5,7, nikel yüzde 5,2, çinko 8,7 değer kazanırken, kurşun yüzde 0,2 değer kaybetti.Bakırın libresi, yeni yılda uluslararası piyasalarda arz endişeleriyle 6,6 dolara kadar yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü.Küresel çapta altyapı yatırımlarının devam etmesi baz metalleri olumlu etkilerken özellikle bakır talebi öne çıkıyor. ABD&#39;ye devam eden yoğun metal akışı ise diğer bölgelerde arz sıkışması endişesini artırdı.Küresel ekonomide toparlanma beklentileri, faiz indirimlerinin devam edeceği öngörüleri de bakır fiyatlarını destekledi.Gümrük tarifeleri endişelerinden dolayı ABD&#39;ye daha fazla bakır sevkiyatı olacağına dair endişeler de mevcut. Bu durum Asya ve Avrupa&#39;da arza ilişkin sıkıntılara sebep oluyor.Şili&#39;deki Mantoverde madeninde grevlerin başlaması bakırdaki arz endişelerinin artmasına neden olan başka bir faktör olarak öne çıktı.Öte yandan, güneş enerjisi sektöründe üretim yapan firmaların bakır gibi baz metaller kullanılan panellerde büyük ölçekli üretime geçebileceğine yönelik tahminler de bakıra olan talebi ortaya koyuyor.Çin tarafında büyüme ve toparlanma beklenince alüminyum da en başta talep edilen ürünlerden bir tanesi oluyor. Bu ürün otomotiv ve beyaz eşya dahil birçok alanda kullanılan ürünlerden bir tanesi olarak öne çıkıyor. Bu nedenle de alüminyumda talep artışı bekleniyor.Çin ekonomisinin kendi iç teşviklerini 2026 yılında devam ettireceği ve iç piyasada talep canlanması beklentisi öne çıkıyor.Tarifeler konusundaki endişeler, alüminyum fiyatlarını bir miktar yukarıya çekti. Rusya&#39;ya uygulanan yaptırımlar ve arz tarafındaki endişeler genel olarak alüminyum fiyatlarının yükselmesine yol açtı.Pillerde ve paslanmaz çelikte kullanılan nikel piyasasında ise aşırı arz fazlası olmasına rağmen, en büyük tedarikçi Endonezya&#39;daki üretim risklerinin artması ve Çin&#39;in yerel metal piyasalarına yönelik geniş çaplı yatırım akışı, nikel fiyatlarını desteklemeye yardımcı oldu.- Enerji grubu sert yükseldiEnerji grubuna bakıldığında Brent petrol yüzde 14,5, 7,8270 dolarla Eylül 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyeyi gören New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 18,1 arttı.Artan jeopolitik gerilimler petrol fiyatlarının sert yükselmesine neden oldu.Kuzey Yarımküre&#39;nin büyük bölümünde normalin çok altında seyreden sıcaklıklar, ABD&#39;nin Orta Batı ve Kuzeydoğu bölgelerinden Kuzey ve Batı Avrupa&#39;ya kadar arz esnekliğinin sınırlı olduğu bir dönemde de doğal gaz talebi hızla arttı.- Tarım grubunda karışık bir seyir izlendiTarım grubuna bakıldığında ise Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar, buğdayda yüzde 6,1, soya fasulyesinde yüzde 1,6, pirinçte yüzde 11,1 artarken, mısırda yüzde 2,7 azaldı.ABD&#39;de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange&#39;de libre bazında fiyatlar, pamukta yüzde 1,2, kahvede yüzde 4,7, şekerde yüzde 2,1 azalış kaydetti.3 bin 931 dolarla Kasım 2023&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi gören kakaonun ton başına fiyatı geçen ay yüzde 31,3 geriledi.Kuzey Amerika&#39;daki soğuklar nedeniyle üretime yönelik artan endişeler, buğday fiyatlarında yükselişe neden oldu.Dünya mısır üretim tahminlerinin artış göstermesiyle de mısır fiyatları düştü.ABD&#39;de pirinç ihracatındaki artış ve talebe yönelik beklentiler, pirinç fiyatlarının yükselmesini sağladı.Çin&#39;in Brezilya&#39;dan soya fasulyesi talebini artacağına yönelik öngörüler de bu üründeki fiyatların yükselişinde etkili oldu.Dünya pamuk üretim tahminlerinin önceki aya göre düşüş göstermesi, pamuk fiyatlarında azalışa neden oldu.Üretim beklentilerinin yüksek olması ve talebe yönelik endişeyle de şeker fiyatları geriledi.Brezilya&#39;da yağışların artacağına yönelik tahminler kahve fiyatlarını aşağı yönlü etkiledi.Batı Afrika&#39;daki elverişli hava koşulları bu yıl kakao fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Söz konusu hava koşullarının, Fildişi Sahili ve Gana&#39;da şubat-mart aylarındaki kakao hasadını artırması beklenirken, çiftçilerin geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha fazla üretim yapması öngörülüyor. Çiftçiler kakaonun kalitesi konusunda da iyimser.Kakao üretiminde artışın beklenmesine karşın talebin de zayıf seyretmesi bekleniyor.- Doğal gazdaki yükselişe ABD öncülük ediyorVadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, doğal gaz fiyatlarında yaşanan yükselişin özellikle ABD tarafından kaynaklandığını belirterek, &#34;ABD&#39;de soğuk havanın çok etkili olması, kar yağışının etkili olması burada özellikle doğal gaz tüketimini ciddi artırmış durumda. Doğal gaz tüketiminin artmasıyla birlikte fiyatların da yukarı yönde gittiğini görüyoruz.&#34; ifadesini kullandı.Ergezen, depolardaki stok seviyelerinin azalmasıyla birlikte doğal gazda yukarı yönlü fiyatlamaların görülmeye başlandığını, ABD&#39;nin buna öncülük ettiğini aktararak, bununla beraber petrol fiyatlarındaki artışın da doğal gaz fiyatlarını destekleyen unsur olduğunu dile getirdi.Avrupa tarafında fiyatların biraz daha dengede gittiğini anlatan Ergezen, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Orada da yine kış şartları önceki yıllara göre bir miktar daha soğuk geçiyor. Burada kullanımlar artmış durumda. Tabii ABD ile Avrupa arasındaki en büyük fark herhalde AB tarafındaki çok dolu stoklar diyebiliriz. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı&#39;ndan sonra Rusya&#39;nın gazı kesmesiyle birlikte Avrupa tarafı ciddi depolama yatırımları yapmış durumda. Aynı zamanda hem ABD hem de Orta Doğu&#39;daki gaz tedarikçileriyle sözleşmeler de yapmış durumda. Bu nedenle Avrupa&#39;da stoklar yüksek devam ediyor.&#34;Ergezen, ABD tarafında havaların ısınmasıyla beraber burada doğal gaz fiyatlarında gerileme görüleceği öngörüsünde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 11 Feb 2026 17:35:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fed'in faiz indirimi ihtimali emtia fiyatlarını destekledi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fedin-faiz-indirimi-ihtimali-emtia-fiyatlarini-destekledi-8219/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fedin-faiz-indirimi-ihtimali-emtia-fiyatlarini-destekledi-8219/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_060452-F92F20-D7CF5F-0B9EDB-44972E-124171.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD&#39;de hükümetin kısmi kapanmasıyla başlayan hafta, bütçe paketi üzerinde uzlaşmaya varılmasıyla normal işleyişe dönse de tarım dışı istihdam verisinin ertelenmesi nedeniyle iş gücü piyasasına dair net bir tablo oluşmadı.Buna rağmen ABD&#39;de iş gücü piyasasına ilişkin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_060452-F92F20-D7CF5F-0B9EDB-44972E-124171.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD&#39;de hükümetin kısmi kapanmasıyla başlayan hafta, bütçe paketi üzerinde uzlaşmaya varılmasıyla normal işleyişe dönse de tarım dışı istihdam verisinin ertelenmesi nedeniyle iş gücü piyasasına dair net bir tablo oluşmadı.Buna rağmen ABD&#39;de iş gücü piyasasına ilişkin alternatif göstergelerin soğuma sinyalleri vermesiyle ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz indirimi beklentileri yeniden değerlendirildi.Para piyasalarında haziran ayına kadar faiz indirimi beklenmediği yönündeki görüş ağırlığını korurken, hafta sonuna doğru bu beklentide kısmi bir yumuşama görüldü.Bu gelişmeyle birlikte küresel piyasalarda risk iştahında görülen toparlanma, emtia piyasalarını da destekledi.Fed yetkililerinin açıklamaları da yatırımcılar tarafından yakından takip edildi. Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, ekonomiye ilişkin &#34;temkinli iyimser&#34; bir tablo çizerken, verimlilik artışının enflasyonu hedefe yaklaştırabileceğini söyledi.San Francisco Fed Başkanı Mary Daly ise iş gücü piyasasındaki zayıflamaya işaret ederek, bir ya da iki faiz indiriminin daha gerekebileceğini ifade etti. Piyasada bu mesajlar, &#34;Faiz indirimi kapısı tamamen kapanmadı&#34; algısını destekledi.Jeopolitik tarafta ise hafta boyunca çelişkili sinyallerin etkisi hissedildi. ABD-İran hattında görüşmelerin yeniden başlayacağına ilişkin açıklamalar ve ardından görüşmelerin başlaması risk primini aşağı çekerek petrol tarafında baskı yarattı.Rusya-Ukrayna cephesinde kapsamlı bir esir takası anlaşmasının duyurulması, savaş risklerine ilişkin algıyı bir miktar yumuşattı.ABD-Çin hattında ise ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki telefon görüşmesinin &#34;oldukça olumlu&#34; geçtiği açıklaması, ticaret geriliminin yumuşayabileceği beklentisini güçlendirerek, emtia piyasalarında risk algısını sınırlı da olsa rahatlattı.Analistler, enerji ve tarım emtialarında kalıcı bir rahatlama için Rusya ve Çin kaynaklı belirsizliklerin hala sürdüğünü belirtiyor.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,21 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,7 artışla 97,7 seviyesine yükseldi.- Değerli metaller altın hariç negatif seyrettiDeğerli metallerde, tamamlanan haftada altın hariç negatif bir seyir izlerken, doların iki haftanın zirvesine yönelmesi ve jeopolitik risk algısının kısmen zayıflaması, güvenli liman talebini sınırlayarak fiyatları hafta boyunca baskıladı.Ancak hafta sonuna doğru Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin haber akışı ve jeopolitik risklerin uzun vadede korunacağına yönelik beklentiler, değerli metallerdeki fiyatlamaları yukarı yönlü destekledi.Gümüşün ons fiyatı, tamamlanan haftada 64 dolar seviyelerine gerileyerek 17 Aralık 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi gördü. İki haftadır süren düşüş eğilimini koruyan gümüş, haftayı 77,86 dolardan tamamladı.Analistler, gümüşteki sert hareketlere dikkati çekerken, piyasada yüksek kaldıraçlı pozisyonların çözülmesi ve marj tamamlama amaçlı satışların düşüş dalgasını büyüttüğünü kaydetti.Altının ons fiyatı, haftayı pozitif seyirle kapatan tek değerli metal olarak öne çıkarken, hafta içinde en düşük 4 bin 404,83, en yüksek 4 bin 964,59 seviyelerini gördü.Oynaklığın yüksek seyretmesi ve pozisyon azaltma eğiliminin yükselişin hızını sınırladığına işaret eden analistler, kısa vadede dalgalı seyrin sürebileceğini belirtiyor.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar altında yüzde 2,4 değer kazanırken, platinde yüzde 3,7, gümüşte yüzde 6,5 ve paladyumda yüzde 1 değer kaybetti.- Baz metaller negatif seyrettiBaz metaller tamamlanan haftada negatif bir seyir izledi.Bakır tarafında, Londra depolarındaki stok artışları ve yaklaşan Çin Yeni Yılı tatili öncesinde talebin yavaşlayabileceği beklentisi fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Çin&#39;in stratejik bakır rezervlerini artırma planı gibi olumlu başlıkların ise kısa vadede fiyatlamalara yansıması sınırlı kaldı.Bazı metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar çinkoda yüzde 0,8, bakırda yüzde 1, nikelde yüzde 2,1, alüminyumda yüzde 0,2 ve kurşunda yüzde 1,9 geriledi.- Petrol fiyatları negatif bir seyir izlediPetrol fiyatları, hafta boyunca dalgalı bir seyir izledikten sonra haftayı düşüşle tamamladı.ABD-İran hattında yumuşama sinyalleri ve küresel petrol arzının ilk çeyrekte fazla verebileceği beklentileri fiyatları baskılarken, Orta Doğu&#39;da tansiyonun yeniden yükselmesi fiyatlardaki düşüşü törpüledi.Trump&#39;ın &#34;İran ile ciddi şekilde konuşuyoruz&#34; açıklaması ve Hürmüz Boğazı&#39;nda gerilimin azaldığına ilişkin haberler risk primini düşürürken, dolardaki güçlenme de petrolün diğer para birimleriyle alımını pahalılaştırarak talebi sınırlayıcı etki yaptı.Buna karşın hafta ortasında ABD donanmasının İran&#39;a ait bir insansız hava aracını düşürmesi ve Hürmüz Boğazı&#39;nda bir ABD tankerine İran botlarının yaklaştığına dair haber akışı, arz kesintisi endişelerini artırarak fiyatları destekledi.Amerikan Petrol Enstitüsü (API) verilerine göre ABD ham petrol stoklarının 11 milyon varilden fazla azaldığına yönelik haber akışı da fiyatları destekleyen unsurlar arasında yer aldı.ABD ile Hindistan arasında duyurulan ticaret anlaşmasının küresel enerji talebini artırabileceği beklentisi de yukarı yönlü hareketi besledi.Doğal gaz tarafında ise hava koşullarının mevsim normallerine dönmesi ve üretimin rekor seviyelere çıkmasıyla fiyatlar değer kaybetti.Ocak ayındaki kutup soğuklarının ardından donma nedeniyle devre dışı kalan bazı kuyuların yeniden üretime geçmesi arzı artırırken, talebin gelecek hafta beklentilerin altında kalacağı öngörüsü fiyatlar üzerinde baskı kurdu.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 3 düşerken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 27,5 değer kaybetti.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtialarında, ABD ihracat verileri ve ABD-Çin hattındaki alım beklentileri fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Soya fasulyesinde, Çin kaynaklı alım ihtimalini artıran haber akışı ve yan ürün piyasalarındaki görünüm etkili oldu.Buğday ve mısırda ABD ihracat taahhütleri güçlü kalsa da Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü&#39;nün (FAO) &#34;arz bolluğu&#34; vurgusu ve WASDE raporu öncesi temkinli duruş fiyatlamaları sınırladı.Güney Amerika&#39;da yağış ve kuraklık kaynaklı riskler ise özellikle mısır ve soyada destekleyici bir unsur olarak izlendi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 0,6 ve soya fasulyesinde yüzde 4,8, pirinçte yüzde 1,8 artarken, buğdayda yüzde 1,4 geriledi.Kahvede ise arz görünümüne ilişkin beklentiler öne çıktı.Dünyanın en büyük kahve üreticisi Brezilya, 2026-2027 döneminde üretiminin rekor kırmasının beklendiğini açıkladı. Bu tahmin, arzın güçlenebileceği beklentisiyle kahve fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşturdu.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 13,7, şekerde yüzde 0,9 ve pamukta yüzde 3,3 gerilerken, kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 0,3 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 08 Feb 2026 11:01:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomide büyümenin istikrarlı bir şekilde sürmesi bekleniyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-buyumenin-istikrarli-bir-sekilde-surmesi-bekleniyor-3731/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-buyumenin-istikrarli-bir-sekilde-surmesi-bekleniyor-3731/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_62A504-224308-9524BA-02A803-F5D0C6-877707.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Köse, Dünya Bankasının Washington&#39;daki genel merkezinde AA muhabirinin küresel ekonomiye ilişkin sorularını yanıtladı.Dünya Bankasının 13 Ocak&#39;ta yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu&#39;nun bulgularını değerlendiren Köse, dünya ekonomisine ilişkin büyüme&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_62A504-224308-9524BA-02A803-F5D0C6-877707.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Köse, Dünya Bankasının Washington&#39;daki genel merkezinde AA muhabirinin küresel ekonomiye ilişkin sorularını yanıtladı.Dünya Bankasının 13 Ocak&#39;ta yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu&#39;nun bulgularını değerlendiren Köse, dünya ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerinde yapılan yukarı yönlü revizyonları &#34;iyi haber&#34; olarak nitelendirdi.Bankanın küresel ekonomik büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 2,4&#39;ten yüzde 2,6&#39;ya, gelecek yıl için ise yüzde 2,6&#39;dan yüzde 2,7&#39;ye yükseltmesinin arkasındaki nedenlere değinen Köse, ABD, Çin ve Avrupa ekonomilerinin beklenenden daha iyi bir performans sergilediğini ifade etti.- Tedarik zincirleri beklenenden dirençliKöse, gümrük tarifelerindeki dalgalanmalar ve uluslararası ticarette yaşanan belirsizliklerin büyüme üzerindeki etkisinin öngörülenden daha sınırlı kaldığını belirterek, &#34;Uluslararası tedarik zincirleri beklenenden çok daha dirençli çıktı.&#34; dedi.Enflasyondaki durgunlaşmayla birlikte finansal koşulların daha elverişli bir görünüm sergilediğine dikkati çeken Köse, bazı ülkelerde yapay zekaya yönelik yatırımların artmasının da büyümeyi desteklediğini vurguladı.Köse, &#34;Şimdi bu kalıcı mı yoksa geçici mi, bunu bu yıl göreceğiz. Fakat iyi olan haber, büyümeyi yukarıya çektik ve önümüzdeki iki yılda büyümenin stabil bir şekilde devam etmesini bekliyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.- En önemli risklerden biri gümrük vergilerindeki sık değişikliklerKüresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklere değinen Köse, şöyle devam etti:&#34;En önemli üç riskten birincisi, uluslararası ticarette gördüğümüz özellikle gümrük vergileri üzerindeki sık değişiklikler, büyük ülkeler arasında bu konudaki ciddi tartışmalar ve bunun yarattığı ciddi bir belirsizlik ortamı. Bunun yatırımlara, iş gücü piyasalarına olan etkisi bizi düşündürüyor. İkinci önemli nokta, finansal şokların yeniden ortaya çıkabilme beklentisi ve ne şekilde gelişeceği. Üçüncü önemli nokta da birçok ülkede ciddi bir borç problemi var. Eğer finansal piyasalarda rüzgar tersine dönerse, bu borcun geri ödenebilirliği konusunda çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.&#34;- Borç artışı pandemiden sonra hızlandıKöse, gelişmekte olan ülkelerde borç sorununun ciddi boyutlara ulaştığını, bu problemin gelişmiş ülkelerde de görüldüğünü ancak bu ülkelerin borç taşıma kapasitelerinin daha yüksek olduğunu ifade etti.Özellikle düşük gelirli ülkelerde borç yükünün pandemiden sonra daha da arttığına dikkati çeken Köse, borç artışının bu dönemde hız kazandığını söyledi.Köse, ülkelerin borç problemine karşı ciddi orta vadeli mali program oluşturmasının önemine işaret ederek, &#34;Bu programın gelirler tarafının çok kuvvetli olması lazım. Gelirleri artırıcı önlemlerin alınması gerekiyor. Öteki tarafta harcamalar konusunda da verimliliğin artırılması çok önemli.&#34; dedi.Çalışmaların güven ortamı içerisinde yapılması için şeffaflığın da önemli olduğunu belirten Köse, bu mali programların makro ihtiyati ve finansal politikalarla desteklenmesi gerektiğini aktardı.- Enflasyonda düşüş trendinin devam etmesi bekleniyorKöse, küresel enflasyona ilişkin ise &#34;Dünya genelinde geçtiğimiz yıl enflasyonda hafif bir düşüş trendi gördük ve bunun devam etmesini bekliyoruz.&#34; görüşlerini paylaştı.Enflasyondaki yavaşlamanın nedenlerinden bahseden Köse, şöyle konuştu:&#34;Bunun çeşitli nedenleri var. Emtia piyasalarında fiyatlar bazı konularda çok oynak ama özellikle enerji fiyatlarında bir düşüş görüyoruz. İş gücü piyasalarında bir yumuşaklık var. Bunun fiyatların üzerinde ters baskısı var. Birçok ülkede de para politikası hala ciddi şekilde enflasyonla mücadele üzerine kurulmuş durumda. Bu tip bir ortamda enflasyondaki düşüşün devam etmesi normal. Şimdi bu kalıcı mı, değil mi? Bunu tabii ki görmemiz lazım. Fakat önemli olan, para politikasını ciddi şekilde ayarlamak ve enflasyonist şoklar ortaya çıktığı zaman da bu şoklara karşı ciddi şekilde yanıt verebilmek.&#34;- Gelişmekte olan ülkelerde istihdam yaratma hızı yetersiz, işsizlik sorunu kapıdaKöse, iş gücü piyasası açısından da gelecek 10 yılın çok önemli olduğuna dikkati çekerek, bu süreçte gelişmekte olan ülkelerde 15-24 yaş arasındaki 1,2 milyar gencin iş gücüne katılmasının beklendiğini aktardı.Gençlerin iş bulmasının toplumsal huzur için çok önemli olduğunu vurgulayan Köse, üretime katkıda bulunmaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri gerektiğini ifade etti.Köse, geçen 25 yılda gelişmekte olan ülkelerde istihdam yaratma hızında kaydedilen ilerlemenin yeterli olmadığını, bu hızın gelecek 10 yılda aynı şekilde devam etmesi halinde büyük bir işsizlik sorunuyla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.- Yapay zeka hem fırsat hem risk barındırıyorBu konuda yapılması gerekenleri anlatan Köse, &#34;Yatırım ortamını kuvvetlendirmemiz, firmaların büyümesine katkıda bulunmamız lazım ve iş gücüne yeni katılacakların verimli, katma değeri yüksek alanlarda çalışabilecek şekilde eğitilmeleri, iş niteliğini kazanmaları için çalışmamız lazım.&#34; şeklinde konuştu.Köse, yapay zekadaki gelişmelere de işaret ederek, &#34;Yapay zekayı böyle çok kestirme bir şekilde değerlendirmemiz zor. Bir yanda yapay zeka çok yeni işler yaratabilir, yeni iş alanları açabilir. Öteki tarafta kısa dönemde bazı işlerin kaybolmasına neden olabilir. Burada hükümet politikalarının devreye girmesi gerekiyor. Dijital altyapının kurulması ve bu yeni nesillerin iyi bir şekilde gerekli eğitimi alarak, gerekli nicelikleri kazanarak iş dünyasına katılması lazım.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 06 Feb 2026 15:48:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında Warsh değerli metal satışlarını tetikledi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-warsh-degerli-metal-satislarini-tetikledi-7538/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-warsh-degerli-metal-satislarini-tetikledi-7538/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69CEEB-708FA2-6A8AB9-EF8C09-E74D2D-B13AD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yatırımcıların odağında Fed'in faiz kararı ve ABD iç politikasından gelen mesajlar yer aldı. Piyasalarda ayrıca Rusya-Ukrayna barış sürecine ilişkin beklentiler ile Çin ve Avrupa'dan gelen ekonomik veriler takip edildi.Fed politika faizini yüzde 4,25-4,50 aralığında sabit bırakırken,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69CEEB-708FA2-6A8AB9-EF8C09-E74D2D-B13AD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yatırımcıların odağında Fed'in faiz kararı ve ABD iç politikasından gelen mesajlar yer aldı. Piyasalarda ayrıca Rusya-Ukrayna barış sürecine ilişkin beklentiler ile Çin ve Avrupa'dan gelen ekonomik veriler takip edildi.Fed politika faizini yüzde 4,25-4,50 aralığında sabit bırakırken, Fed Başkanı Jerome Powell enflasyonun halen yüksek seyrettiğini vurguladı ve faiz indirimi için net bir takvim vermedi.Toplantıda iki üyenin indirim yönünde oy kullanması dikkati çekerken, 2026 yılına ilişkin projeksiyonların daha temkinli bir indirime işaret etmesi, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini destekledi.- Warsh, emtia piyasalarını baskıladıTrump'ın, şahin duruşuyla bilinen Warsh'ı Fed başkanlığına aday göstereceğini açıklamasının ardından dolar endeksinin düşüş bölgesinde kalmayı sürdürse de kayıplarını azaltarak dipten toparlanması, değerli metaller başta olmak emtia piyasalarında satış baskısı oluşturdu.Warsh'ı uzun zamandır tanıdığına işaret eden Trump, "Onun tarihe en büyük Fed başkanlarından biri, hatta belki de en iyisi olarak geçeceğinden hiç şüphem yok." ifadesini kullandı.Analistler, Warsh'ın indirimleri tamamen dışlamayan ancak agresif adımlardan kaçınabilecek temkinli bir profil çizdiğini, Wall Street'te "Trump'ın her dediğini yapmayacağı" algısının da yerleştiğini ifade etti.Öte yandan ABD'de bütçe görüşmelerinde, Senato'daki Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin 5 harcama yasasından oluşan paket üzerinde anlaştığı ancak İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) finansmanına ilişkin 6. yasanın paketten çıkarıldığı bildirildi.Analistler, hükümetin tarihin en uzun kapanmasının ardından ikinci bir kapanma yaşama ihtimalinin risk algısını artırabileceğini ve fiyatlama dengesini bozabileceğini kaydetti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD'de ekonomi 2025'in son çeyreğinde yüzde 2,3 büyüyerek beklentilerin altında kalırken, tüketici harcamaları güçlü seyrini korudu.Çin'de ocak PMI verisinin 49,3 ile daralma bölgesinde kalması, imalat faaliyetlerinin zayıf seyrettiğine işaret ederek sanayi metallerine yönelik iç talep görünümünü baskıladı.Avrupa'da enflasyonun ocakta yüzde 3,1'e gerilemesi, ECB üzerindeki faiz indirimi beklentilerini güçlendirirken, kakao öğütme ve çelik üretimi gibi göstergeler kıta genelinde emtia tüketiminin zayıf seyrettiğine yönelik sinyaller verdi.Söz konusu gelişmelerin ardından ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,24 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi haftayı yüzde 0,6 düşüşle 97 seviyesinde kapattı.- Gümüş, günlük bazda tarihindeki en kötü ikinci düşüşünü yaşadıDeğerli metaller, hafta başında jeopolitik gerginliklerin sürmesi, dolar endeksinin zayıflaması ve Fed'e ilişkin faiz indirimi beklentilerinin etkisiyle artan güvenli liman talebiyle rekor seviyelere yükselmesine karşın, haftanın son iki işlem gününde gelen satışlarla rekor seviyelerden geri çekilerek haftayı negatif seyirle tamamladı.Piyasalarda, Trump yönetiminin Fed yönetimine müdahale edebileceğine ilişkin tartışmalar hafta başında güvenli liman alımlarını destekledi ancak para politikasında şahin duruşuyla bilinen eski Fed yetkilisi Kevin Warsh gibi bir ismin göreve gelebileceği beklentisinin güçlenmesiyle dolar endeksi dört yılın dip seviyelerinden toparlandı ve küresel ölçekte faiz beklentilerinin yukarı yönlü güncellenmesi, satış baskısı oluşturdu.Bu gelişmelerle birlikte altının ons fiyatı, tamamlanan haftada 5 bin 598 doları görerek rekor tazelerken, haftanın son iki işlem gününde hızlanan satışlarla 4 bin 841 dolardan kapanış yaptı.Gümüşün ons fiyatı da altına paralel şekilde jeopolitik ve siyasi endişelerin etkisiyle hafta başında değer kazanırken, 121 dolarla rekor tazeledi. Perşembe günü rekor seviyelere ulaşan gümüş, gördüğü rekor seviyenin ardından sert bir satış dalgasına girdi.Gümüş, 30 Ocak&#39;ta bir günde yüzde 30'a varan kayıpla tarihindeki en kötü ikinci düşüşünü yaşayarak 82,1 dolar seviyesine inerken, gün içinde 72,43 dolara kadar geriledi.Analistler, Trump'ın Fed'e şahin bir isim atayacağı endişesiyle doların güçlenmesinin ve yüksek fiyatların tetiklediği kar satışlarının bu hareketi hızlandırdığını belirtti.Buna karşın gümüş, ocak ayını yaklaşık yüzde 17 kazançla kapatarak yükseliş trendini korudu.Platinin ons fiyatı da altın ve gümüşe paralel değer kaybederken, paladyumun ons fiyatı da düşüşe eşlik etti.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar platinde yüzde 21,6, gümüşte yüzde 17, paladyumda yüzde 15,5 ve altında yüzde 2 değer kaybetti.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metallerde ocak ayının son haftasında fiyatlamalarda fon akışları ve spekülatif pozisyonlanmalarla karışık bir seyir izlendi.Bakır, Londra Metal Borsası'nda 29 Ocak'ta 3 ay vadeli kontratta rekor seviyelere yükselirken, haftanın son işlem gününde kar satışlarıyla kazancının bir kısmını geri verdi.Talep tarafında Çin'in ithalat iştahını yansıtan göstergelerde zayıflama sinyalleri öne çıkarken, yüksek fiyatların kısa vadede fiziki talebi sınırlayabileceği beklentisi fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Nikel, Endonezya'nın 2026'ya ilişkin cevher üretim kotasını azaltabileceğine yönelik sinyallerle yükselişini hızlandırdı. Ancak stokların artması ve rallinin büyük ölçüde beklenti alımlarına dayanması, fiyatları baskıladı.Bazı metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta fiyatlar libre bazında çinkoda yüzde 3,6 ve bakırda yüzde 0,3 değer kazanırken, nikelde yüzde 6,5, alüminyumda yüzde 2,1 ve kurşunda yüzde 1,6 değer kaybetti.- Petrol, jeopolitik endişelerle pozitif seyrettiPetrol fiyatları, ABD-İran arasında yükselen gerginlik sonrasında emtia piyasalarında jeopolitik risk primini artırmasıyla pozitif bir seyir izledi.Trump yönetiminin İran&#39;da rejim karşıtı gösterilere yönelik baskıların ardından &#34;askeri seçenekleri&#34; değerlendirdiğine ilişkin haber akışı, ABD&#39;ye ait bir uçak gemisinin bölgeye sevk edilmesi ve İran&#39;ın olası saldırılara karşı &#34;topyekun savaş&#34; uyarısı, petrol piyasasında arz kesintisi endişelerini güçlendirdi.Avrupa Birliği&#39;nin (AB) İran&#39;a yönelik yeni yaptırımları da risk algısını desteklerken, fiyatlamalarda arz kaynaklı riskler öne çıktı.Öte yandan, Rusya-Ukrayna sürecinde Kremlin&#39;in 29 Ocak&#39;ta Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy&#39;i Moskova&#39;ya davet mesajını yinelemesi ve ABD arabuluculuğunda barış girişimlerinin yoğunlaşması dikkati çekti. Piyasalarda, olası bir uzlaşmanın Rusya&#39;ya yönelik enerji yaptırımlarının gevşetilmesine kapı aralayabileceği, bunun da küresel arzı artırarak petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2026&#39;nın ilk çeyreğinde küresel arzın talebin 1,0-1,5 milyon varil üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bu çerçevede OPEC+&#39;ın arzı sabit tutarak piyasayı dengelemeye çalışmasının beklendiği, arz fazlası endişelerinin de jeopolitik kaynaklı fiyat artışlarını sınırlayan başlıca unsur olduğu kaydediliyor.Doğal gaz tarafında ise ABD&#39;de kuzey ve iç kesimlerde etkili olan kutup soğuğu, fiyatlarda sert yükselişe yol açtı. Henry Hub vadeli doğal gaz fiyatı bir haftada yaklaşık yüzde 70 artarak 5,35 dolar/MMBtu seviyesine çıktı ve Aralık 2022&#39;den bu yana en yüksek düzeyini gördü.Analistler, soğuk hava koşullarının üretim ve iletim tarafında geçici arz daralması yaratarak LNG ihracatını kısmen sınırlayabileceğini kaydetti.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 6,6 artarken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın MMBtu cinsinden fiyatı da yüzde 13 değer kazandı.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtia fiyatları tamamlanan haftada dolar endeksindeki zayıf seyir ve ABD&#39;nin güçlü ihracat verilerinin etkisiyle karışık seyretti.Öte yandan buğday piyasasında ABD'nin kış koşulları ve AB'nin ihracat kesintisi gibi faktörler kısa vadeli toparlanma sağlarken, Karadeniz ve Güney Amerika arzı yükselişi engelledi.Mısır ve soya fasulyesinde rekor, ABD satışlarının yarattığı iyimserlik, Brezilya ve Arjantin'den gelen yüksek rekolte beklentileriyle törpülendi.Bu gelişmelerle birlikte bu hafta Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 0,5, buğdayda yüzde 1,7 değer kazanırken, mısırda yüzde 0,5 ve soya fasulyesinde yüzde 0,3 değer kaybetti.ABD&#39;de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 5, şekerde yüzde 3,2 ve pamukta yüzde 1,1 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yatay seyirle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 01 Feb 2026 11:36:41 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta tüm yatırım araçları kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-8490/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-8490/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4165FC-081972-A38824-772B32-9597E3-D5874D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.886,22 puanı ve en yüksek 13.906,51 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 6,51 üzerinde 13.838,29 puandan haftayı tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,23&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4165FC-081972-A38824-772B32-9597E3-D5874D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.886,22 puanı ve en yüksek 13.906,51 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 6,51 üzerinde 13.838,29 puandan haftayı tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,23 artışla 7 bin 42 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,22 yükselişle 47 bin 428 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 537 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,24 artarak 11 bin 795 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,34 artarak 43,5000 lira, avro yüzde 1,87 yükselerek 51,8590 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,46, emeklilik fonları yüzde 4,12 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 15,19 ile &#34;Kıymetli Maden&#34; fonları oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 31 Jan 2026 02:02:22 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["İhracat ve turizm ekonomiyi desteklemeye devam ediyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-ve-tiezm-ekonomiyi-desteklemeye-devam-ediyor-3694/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-ve-tiezm-ekonomiyi-desteklemeye-devam-ediyor-3694/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BF2377-7B4438-D57C8B-0FF0EB-D52BFD-C48772.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan dış ticaret ve turizm istatistiklerine ilişkin paylaşım yaptı.Söz konusu verilerdeki olumlu seyre işaret eden Şimşek, &#34;2025&#39;te ihracat ve turizmde kaydettiğimiz performans, sürdürülebilir cari denge&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BF2377-7B4438-D57C8B-0FF0EB-D52BFD-C48772.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan dış ticaret ve turizm istatistiklerine ilişkin paylaşım yaptı.Söz konusu verilerdeki olumlu seyre işaret eden Şimşek, &#34;2025&#39;te ihracat ve turizmde kaydettiğimiz performans, sürdürülebilir cari denge hedefimize yönelik kazanımlarımızı desteklemeye devam etti.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, geçen yıl ihracatın yüzde 4,4 artışla 273,4 milyar dolara yükseldiğine, ithalatın da altın fiyatlarının etkisiyle arttığına, buna rağmen dış ticaret açığının Orta Vadeli Program&#39;da (OVP) öngörülen seviyenin altında gerçekleştiğine dikkati çekti.- &#34;Turizm gelirleri OVP hedefini aştı&#34;Türkiye&#39;nin geçen yıl 63,9 milyon ziyaretçi ağırladığını aktaran Şimşek, 2025&#39;te turizm gelirlerinin yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaşarak OVP hedefini aştığını bildirdi.Şimşek, turizmi dört mevsime ve farklı alanlara yaymaya yönelik politikaların katkısıyla kişi başına ortalama harcamanın 1000 doların üzerine yükseldiğini ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Hizmet ticaretindeki güçlü konumumuz, küresel mal ticaretine ilişkin belirsizliklerin dış denge üzerindeki etkilerini sınırlıyor. Cari dengede kaydedilen yapısal iyileşmeyi sürdürmek için aktif sanayi politikalarıyla yüksek katma değerli üretimi desteklemeye, yerli ve yenilenebilir enerji kapasitesini artıran yatırımları önceliklendirmeye devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 30 Jan 2026 12:40:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[EBRD, Türkiye'ye 2,7 milyar avroluk yatırım gerçekleştirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ebrd-turkiyeye-27-milyar-avroluk-yatirim-gerceklestirdi-5222/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ebrd-turkiyeye-27-milyar-avroluk-yatirim-gerceklestirdi-5222/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7EE06C-FF6F40-60EDC1-ACCA42-8CDDA8-26AB4D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />EBRD Türkiye ve Kafkaslar Yönetici Direktörü Falcetti, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, EBRD'nin 2025 yılında Türkiye'ye yaptığı yatırım miktarının önceki yıllarda olduğu gibi en üst seviyede gerçekleştiğini söyledi.Falcetti, "EBRD olarak, geçen yıl 2,7 milyar avro&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7EE06C-FF6F40-60EDC1-ACCA42-8CDDA8-26AB4D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />EBRD Türkiye ve Kafkaslar Yönetici Direktörü Falcetti, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, EBRD'nin 2025 yılında Türkiye'ye yaptığı yatırım miktarının önceki yıllarda olduğu gibi en üst seviyede gerçekleştiğini söyledi.Falcetti, "EBRD olarak, geçen yıl 2,7 milyar avro yatırım yaptığımızı açıklamaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu rakam, 2024'ün güçlü performansını bile geride bırakarak bizim için rekor bir yıl oldu ve Türkiye'yi yıllık yatırım bazında EBRD'nin en büyük operasyon ülkesi haline getirdi." diye konuştu.Bu güçlü performansın altında yatan birkaç faktör olduğuna işaret eden Falcetti, ilk olarak, Türkiye'deki özel sektörün yatırım yapma, yerel şirketlerin rekabet gücünü artırma ve aynı zamanda yeşil ekonomiye geçişi destekleme konusundaki güçlü iştahının önemli etken olduğunu kaydetti.Falcetti, ikinci önemli faktörün ise strateji önceliklerinin de bir parçası olan beşeri sermayenin geliştirilmesini desteklemek olduğunu belirterek ederek, şöyle devam etti:"Bunu çeşitli araçlarla yaptık. Geçen yıl Türkiye'de 'Türkiye İş Hayatında Gençler' programını başlatmaktan çok mutlu oldum. Bu, genç girişimciler tarafından sahip olunan veya yönetilen KOBİ'lerin büyümesini desteklemek için finansal ortaklarımız aracılığıyla kullandırılacak 250 milyon avroluk bir pakettir. Ayrıca, geçen yıl 10'uncu yıl dönümünü kutladığımız ve çok başarılı olan 'Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği' programımız da devam ediyor. Türkiye'deki depremden etkilenen bölgelerin yeniden inşasına verdiğimiz sürekli desteği belirtmek isterim. 2023'teki depremin ardından belediyeler tarafından sağlanan hizmetlerin ve altyapının yeniden inşası ile bölgede faaliyet gösteren özel sektör temsilcilerine desteği odaklayan bir müdahale paketi açıklamıştık. Başlangıçta öngördüğümüz 1,5 milyar avroluk deprem bölgesine yatırım taahhütümüzü aştığımızı duyurmaktan memnuniyet duyuyorum."- &#34;2009&#39;dan beri Türkiye&#39;ye kümülatif olarak 23 milyar avrodan fazla yatırım yaptık&#34;Elisabetta Falcetti, Türkiye'deki özel sektörün yatırım iştahını çok güçlü gördüğünü vurgulayarak, geçen yıl piyasalardaki dalgalanmalardan ve Türk şirketlerini etkileyen dış şoklardan dolayı kolay bir yıl olmamasına rağmen 2,7 milyar avroluk yatırımlarının yüzde 90'ından fazlasını özel sektör şirketlerine yapıldığını bildirdi.Falcetti, "Bu durum, Türk gruplarının, büyük holdinglerin ve KOBİ'lerin dinamizmini ve direncini yansıtıyor. Kriz zamanlarını nasıl yöneteceklerini öğrendiler ve oldukça dirençli hale geldiler. Dolayısıyla, tüm bu çalkantılara rağmen, özel sektörde çok güçlü faaliyetler gördük." dedi.Yatırım miktarı açısından son birkaç yıldır Türkiye'nin EBRD için operasyon gerçekleştirdikleri en büyük ülke olduğunu aktaran Falcetti, Türkiye'deki operasyonlarına 2009'da başladıklarını anımsattı.Falcetti, o zamandan beri kümülatif olarak 23 milyar avrodan fazla yatırım yaptıklarının bilgisini paylaşarak, "Şu anki aktif portföyümüz yaklaşık 8 milyar avro civarındadır ve bu portföyün yüzde 80'inden fazlası özel sektöre gitmiştir. Özetle, Türkiye bizim için çok önemli bir ülke. Bu durum, Türkiye'deki şirketler, büyük sanayi grupları ve ortak bankalarla kurduğumuz güçlü ortaklıkların bir kanıtıdır. Geçen yıl bankalarla birlikte 1 milyar avroluk üçüncü turunu başlattığımız Yeşil Ekonomi Finansman Programı III (GEFF III) ile 'Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği', 'Türkiye İş Hayatında Gençler', KOBİ'lerin dijitalleşmesini ve verimliliğini artıran Dijital Dönüşüm Finansman Programı (DTFF) gibi spesifik amaçlar için ortak finansal kurumlarla çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.- &#34;Deprem bölgesine yaptığımız 1,5 milyar avroluk yatırımla farklı alanlarda birçok projeye destek verdik&#34;EBRD Türkiye ve Kafkaslar Yönetici Direktörü Falcetti, deprem bölgesindeki yatırımlarına değinerek, 1,5 milyar avroluk yatırım paketlerinin farklı alanlara odaklandığını anlattı.Falcetti, önemli alanlardan birinin altyapı olduğunu belirterek, "Geçen yıl, depremden en çok etkilenen Hatay ve Adıyaman belediyelerine su, atık su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmeleri ve genişletmeleri için toplam 195 milyon avro kredi verdik. Ayrıca, iç göç nedeniyle nüfus artışı yaşayan Mersin gibi belediyelerle de çalışarak atık su sistemlerini güçlendirmeleri için 45 milyon avro sağladık. İkinci önemli alan ise özel sektörle çalışmaktı." şeklinde konuştu.Geçen yılki en önemli kredilerden birinin deprem bölgesinde faaliyet gösteren dağıtım şirketi Enerjisa Enerji'ye verildiğini aktaran Falcetti, hasar gören şebekelerin yeniden inşası ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş için finansman sağladıklarını kaydetti.Falcetti, "Türkiye'nin güçlü bir ekonomi ekibi var. Dezenflasyona odaklanan çok net bir hedefleri var ve son iki yılda bunun sonuçlarını görmeye başladığımızı düşünüyorum. Makroekonomik istikrarın sağlanması, yatırımcıların Türkiye'ye bakışı için çok önemli bir faktördür. İstikrarlı ve öngörülebilir bir iş ortamı temeldir. Şu anda risklerden ziyade daha fazla fırsat görüyoruz. Ülke stratejimizdeki önceliklerimiz hükümetin öncelikleriyle de örtüşüyor. Enerji güvenliğini ve dayanıklılığını sağlamak, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına odaklanmak önceliğimizdir. İkinci önceliğimiz beşeri sermaye gelişimidir. Üçüncü ise inovasyon, dijitalleşme ve özel sektörün rekabet gücünü desteklemektir." açıklamasında bulundu.Bölgeyle entegrasyon ve bağlantısallık konusuna da oldukça önem verdiklerini anlatan Falcetti, Türkiye'nin jeopolitik konumunun Asya'yı Avrupa'ya bağlayan çok önemli bir ulaşım koridoru olmasını sağladığını belirtti.Falcetti, "Sadece ulaşımda değil, enerji ve dijital alanda da Türkiye'nin güçlü bir lojistik ve inovasyon merkezi olma potansiyeli için birçok projeye bakıyoruz." dedi.- &#34;Türkiye ekonomisinin 2026&#39;da yüzde 3,5 civarında büyüyeceğini öngörüyoruz ama yeni rakamları şubat sonunda açıklayacağız&#34;Falcetti, Türkiye için büyüme tahminlerini revize etmek üzere olduklarını belirterek, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,5 civarında büyüyeceğini öngördüklerini ancak yeni rakamların şubat sonunda açıklayacaklarını bildirdi.Geçen yıl yaşanan iç ve dış şoklara rağmen Türk sanayisi ve finansal sisteminin büyük bir direnç gösterdiğine dikkati çeken Falcetti, "Şirketlerin dış ortama göre stratejilerini ayarlama yeteneğinden çok etkilendim. Türkiye'nin potansiyeli konusunda iyimserliğimi koruyorum. Özellikle komşu ülkelerdeki jeopolitik gelişmeler ve ekonomilerin stabilize olması durumunda, Türk şirketlerinin yeniden inşa süreçlerine katılma konusunda doğal bir avantajı olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.Falcetti, 2026 için yatırım hedeflerine değinerek, 2025'teki rekor yatırımı geçebilmeyi umduklarını dile getirdi.Karbondan arındırılması zor olan sektörlerin karbondan arındırılmasına katkıda bulunmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Dünya Bankası ile "Türkiye Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu"nu başlattıklarını anımsatarak, "2030'a kadar bu alana 5 milyar dolar yatırım yapma taahhüdümüz var. Ayrıca beşeri sermayenin geliştirilmesi ve daha kapsayıcı bir ekonomi için çalışmaya devam edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 29 Jan 2026 11:46:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'yi şubatta yoğun bir ekonomi ajandası bekliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-subatta-yogun-bir-ekonomi-ajandasi-bekliyor-1763/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-subatta-yogun-bir-ekonomi-ajandasi-bekliyor-1763/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DA8C65-8AB6DB-205E49-51AA8B-1D7291-937DD5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye ekonomisi ocak ayının son günlerinde ve yılın ikinci ayında yoğun veri gündemine sahne olacak.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Aralık 2025 dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerini 29 Ocak&#39;ta duyuracak. Türkiye&#39;de işsizlik oranı, Kasım 2025&#39;te bir önceki aya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DA8C65-8AB6DB-205E49-51AA8B-1D7291-937DD5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye ekonomisi ocak ayının son günlerinde ve yılın ikinci ayında yoğun veri gündemine sahne olacak.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Aralık 2025 dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerini 29 Ocak&#39;ta duyuracak. Türkiye&#39;de işsizlik oranı, Kasım 2025&#39;te bir önceki aya göre 0,1 puan artışla yüzde 8,6 olarak kayıtlara geçmişti.Ayrıca Kurum aynı gün ocak ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıklayacak.TÜİK geçen yılın son çeyreğine yönelik turizm istatistiklerini 30 Ocak&#39;ta kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye&#39;nin turizm geliri, geçen yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,9 artarak 24,2 milyar doları aşmıştı.- Gözler enflasyon ve dış ticaret verilerindeTicaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın 2 Şubat&#39;ta İstanbul&#39;da düzenleyeceği toplantıda ocak ayı dış ticaret verilerini açıklaması planlanıyor. Türkiye&#39;nin ihracatı aylık ve yıllık olarak Aralık 2025&#39;te 26,4 milyar dolar ve geçen yılın tamamında 273,4 milyar dolarla rekora imza atmıştı.TÜİK, 3 Şubat&#39;ta ocak ayına ilişkin enflasyon verilerini kamuoyuna duyuracak. TÜFE, Aralık 2025&#39;te aylık bazda yüzde 0,89, Yİ-ÜFE yüzde 0,75 artış göstermiş, yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 30,89, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,67 olarak kayıtlara geçmişti.Türkiye&#39;nin 2025 itibarıyla nüfusu &#34;Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları&#34; ile 6 Şubat&#39;ta belli olacak. Türkiye&#39;nin nüfusu 1 Ekim 2025 itibarıyla 85 milyon 980 bini geçmişti.Finansal yatırım araçlarının ocak ayına ilişkin reel getiri oranları 9 Şubat&#39;ta açıklanacak.- Bazı sektörlerde Aralık 2025 dönemi verileri açıklanacakTÜİK, şubatta bazı verilerin geçen aya ilişkin istatistiklerini açıklayacak. Böylece ilgili sektörlerdeki 2025&#39;in son verileri de belli olacak.TÜİK, 10 Şubat&#39;ta Aralık 2025&#39;e ilişkin inşaat maliyet, sanayi üretim endeksleri ile 2025&#39;e yönelik hayvansal üretim istatistiklerini duyuracak. Sanayi üretim endeksi, Kasım 2025&#39;te aylık bazda yüzde 2,5, yıllık bazda yüzde 2,4 artış göstermişti.Öte yandan kurum, geçen yılın son ayına ilişkin dış ticaret endekslerini 12 Şubat&#39;ta, kümes hayvancılığı, süt ve süt ürünleri üretimleri ile ücretli çalışan istatistiklerini de 13 Şubat&#39;ta açıklayacak.Hazine ve Maliye Bakanlığı ocak ayı bütçe gerçekleşmelerini 16 Şubat Pazartesi günü ilan edecek.TÜİK, geçen yılın son çeyreğine ilişkin iş gücü istatistiklerini ise 18 Şubat&#39;ta duyuracak.Kurum 19 Şubat&#39;ta gelecek aya yönelik tüketici güven endeksi ile ocak ayına ilişkin konut ve iş yeri satış istatistiklerini paylaşacak.Ayrıca geçen yılın son çeyreğine ilişkin yapı izin istatistikleri de 27 Şubat&#39;ta belli olacak.- Yılın ilk Enflasyon Raporu bekleniyorTürkiye Cumhuriyet Merkez Başkanı Fatih Karahan, 12 Şubat&#39;ta yılın ilk Enflasyon Raporu&#39;nu açıklayacak.Karahan&#39;ın vereceği mesajlar, ekonomi ve piyasalar tarafından yakından takip edilecek.Merkez Bankası, aralık ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerini de 13 Şubat&#39;ta duyuracak.Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın açıklamalarıyla küresel boyutta etki oluşturan gümrük tarifeleri tartışmalarının şubatta da devam etmesi öngörülüyor.Ramazan ayının şubatta başlaması nedeniyle ilgili bakanlıkların gıda ve fiyat denetimlerinin artarak sürmesi bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 28 Jan 2026 11:12:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Biotrend'in döngüsel ekonomi yolculuğunda yeni liderlik dönemi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/biotrendin-dongusel-ekonomi-yolculugunda-yeni-liderlik-donemi-5523/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/biotrendin-dongusel-ekonomi-yolculugunda-yeni-liderlik-donemi-5523/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F905AA-1601AE-1E01F6-FDDC9B-06E7EA-56DF15.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yenilenebilir enerji sektöründe "atıktan değer yaratma" yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Biotrend, bu görev değişimiyle birlikte kurumsal yapısını ve yönetim perspektifini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Mevhibe Canan Özsoy, yeni dönemde Biotrend'in sürdürülebilirlik odağını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F905AA-1601AE-1E01F6-FDDC9B-06E7EA-56DF15.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yenilenebilir enerji sektöründe "atıktan değer yaratma" yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Biotrend, bu görev değişimiyle birlikte kurumsal yapısını ve yönetim perspektifini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Mevhibe Canan Özsoy, yeni dönemde Biotrend'in sürdürülebilirlik odağını ve uzun vadeli değer yaratma anlayışını destekleyen bir yönetim yaklaşımına liderlik edecek.Enerji, sağlık ve dijital dönüşüm alanlarında farklı yönetim deneyimlerine sahip olan Özsoy, uzun yıllar General Electric bünyesinde çeşitli liderlik görevlerinde bulundu. Stratejik yönetim, organizasyonel dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularındaki tecrübesiyle Biotrend'in mevcut iş modeline ve kurumsal gelişimine katkı sağlaması bekleniyor.Atık bir bertaraf problemi değil, stratejik bir girdidirYeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Biotrend Yönetim Kurulu Başkanı Mevhibe Canan Özsoy, atığa bakış açısının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Biotrend'i yalnızca bir yenilenebilir enerji üreticisi olarak değerlendirmek, yaptığımız işin kapsamını eksik bırakır. Bizim temel yaklaşımımız; atığı bir yük ya da maliyet unsuru olarak değil, doğru sistemler ve iş birlikleriyle ekonomik ve çevresel değere dönüştürülebilecek stratejik bir girdi olarak ele almaktır. Döngüsel ekonomi prensipleri bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor."Özsoy, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve çevresel hedefleri açısından belediye–özel sektör iş birliklerinin önemine de vurgu yaparak şöyle devam etti: "Sürdürülebilir bir sistemin kurulabilmesi için yerel yönetimlerin yönlendirici rolü ile özel sektörün uygulama kabiliyetinin bir araya gelmesi büyük önem taşıyor. Biotrend, bu iş birliklerini sahada uygulanabilir ve uzun vadeli fayda üreten modellerle desteklemeye devam ediyor."Entegre ve sürdürülebilir bir ekosistem yaklaşımıBiotrend, yeni liderlik döneminde mevcut operasyonel gücünü ve deneyimini esas alarak, atıktan enerji üretimi alanındaki entegre yaklaşımını sürdürmeyi amaçlıyor. Şirket, çevresel sorumluluk ile ekonomik faydayı birlikte ele alan iş modeli doğrultusunda, paydaşlarıyla birlikte değer üretmeye devam etmeyi hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 27 Jan 2026 12:00:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye ekonomisine 1 milyar dolar üretim katkısı sağladık"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisine-1-milyar-dolar-uretim-katkisi-sagladik--299/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisine-1-milyar-dolar-uretim-katkisi-sagladik--299/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EA339F-D0552D-1F64C1-0CBE2A-36CCEC-6AB5C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'de faaliyet göstermeye başladığı 1986 yılından günümüze kadar sunduğu hizmetle güçlü kültürel bağlara imza atan ve oluşturduğu ekonomik değerle ülkemize katkı sağlayan McDonald's Türkiye, 2025 yılında da büyümesini sürdürdü. Yerel tedarik ekosistemine dayalı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EA339F-D0552D-1F64C1-0CBE2A-36CCEC-6AB5C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'de faaliyet göstermeye başladığı 1986 yılından günümüze kadar sunduğu hizmetle güçlü kültürel bağlara imza atan ve oluşturduğu ekonomik değerle ülkemize katkı sağlayan McDonald's Türkiye, 2025 yılında da büyümesini sürdürdü. Yerel tedarik ekosistemine dayalı yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine sağladığı üretim katkısını 1 milyar dolara çıkaran şirket, dijitalleşme yatırımlarının yanı sıra istihdamda fırsat eşitliğini destekleyen uygulamalarıyla öne çıktı."5 yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedefliyoruz"2025 yılında 36 yeni restoranı devreye alan McDonald's Türkiye, İstanbul ve İzmir'in yanı sıra Antalya, Ankara, Eskişehir ve Bursa'da da lezzet severlerle buluştu. Turizm hattındaysa Fethiye, Göcek, Kuşadası, Selçuk, Bodrum ve Altınoluk'ta restoran açılışları gerçekleştirdi."2025'te büyümemizi ülke genelinde sürdürdük" diyen McDonald's Türkiye CEO'su Mwaffak Kanjee, "306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı genişletmeye devam ediyor, yüzde 98 yerlilik oranımızla güçlü bir biçimde bağlı olduğumuz bu topraklara katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. 2026 yılında da gerçekleştirmeyi planladığımız 38 yeni restoran açılışıyla misafirlerimizi memnun etmeyi ve ülkemiz için değer üretmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Kanjee, beş yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi."Kapsayıcı istihdamla 10 bin çalışana ulaştık"McDonald's Türkiye'nin güçlü ve kapsayıcı bir istihdam politikasına sahip olduğunu belirten Mwaffak Kanjee; "Büyüme planlarımız dahilinde geçen yıl 2 bin kişilik istihdamla çalışma arkadaşlarımızın sayısını 10 bine yükseltmiştik. Bu yıl 2 bin kişi daha istihdam ederek büyümemizi sürdüreceğiz" dedi.&nbsp;Kadın çalışma oranına da değinen Kanjee; "Toplam çalışanlarımız içinde kadınların payı yüzde 50,5'e ulaştı. Restoranlarda ekip üyeliğinden yöneticiliğe uzanan tüm pozisyonlarda aktif rol alan kadın çalışanlarımız, markamızın sahadaki iş gücü yapısında önemli bir yer tutuyor. İŞKUR ve yerel belediyelerle yürüttüğümüz iş birlikleriyle kadın istihdamını desteklemeye, esnek çalışma düzeniyle daha fazla kadına istihdam fırsatı yaratmaya devam edeceğiz" dedi."ABD'den Güney Kore'ye pek çok ülke başarımızı görmeye geldi"2025'te restoran içi deneyimi bir üst noktaya taşıyan dijital yatırımlara da ağırlık veren McDonald's Türkiye, "Geleceğin Restoran Deneyimi" kapsamında ülke genelinde 594 sipariş kioskunu devreye aldı. "Ortaya koyduğumuz bu standart, global ölçekte yakından takip ediliyor" diyen Kanjee, bu dönüşümün sahadaki karşılığını görmek üzere Amerika Global Yönetim Kurulu'nun da aralarında bulunduğu Dubai, Güney Kore, Latin Amerika ve Güney Afrika'dan yönetim ekiplerini yıl boyunca Türkiye'de ağırladıklarını belirtti.İletişim çalışmaları uluslararası ödülleri getirdi&nbsp;McDonald's Türkiye, yıl boyunca yüksek görünürlük yaratan kampanyalarıyla da gündeme geldi. Minecraft, Friends, Sekizinci Aile, Grimace ve McHesaplı Menüler gibi çalışmalarıyla geniş kitlelere ulaşan marka, iletişim ve pazarlama alanında önemli ödüllere layık görüldü.&nbsp;2025 yılında Kristal Elma'dan gümüş ödülle dönen McDonald's Türkiye; IPRA Golden World Awards ve Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri gibi prestijli yarışmalarda iletişim alanında büyük ödüller kazandı. Etkili reklam ve kampanyaların ödüllendirildiği Effie ve Mixx Awards'ta da ikişer altın ödül elde eden marka, Great Place to Work'ün "Genç Kuşaklar İçin En İyi İşverenler" listesinde yer aldı. Ayrıca 2024 EMEA Development ve 2025 T3 Market Zero gibi uluslararası ödüller de markanın başarılı çalışmalarının nişanesi oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 27 Jan 2026 07:47:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Jeopolitik gerilim değerli metalleri rekora taşıdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/jeopolitik-gerilim-degerli-metalleri-rekora-tasidi-30/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/jeopolitik-gerilim-degerli-metalleri-rekora-tasidi-30/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D53E77-5E1AFD-BA6A9F-0C6E41-8A3B61-A73C8F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca Dünya Ekonomik Forumu&#39;nun (WEF) İsviçre&#39;nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Yıllık Toplantısı&#39;ndan gelen açıklamalar yakından takip edilirken fiyatlamalarda jeopolitik risk algısı ile büyüme ve enflasyon görünümüne dair beklentiler belirleyici oldu.ABD&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D53E77-5E1AFD-BA6A9F-0C6E41-8A3B61-A73C8F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca Dünya Ekonomik Forumu&#39;nun (WEF) İsviçre&#39;nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Yıllık Toplantısı&#39;ndan gelen açıklamalar yakından takip edilirken fiyatlamalarda jeopolitik risk algısı ile büyüme ve enflasyon görünümüne dair beklentiler belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Grönland meselesi üzerinden bazı Avrupa ülkelerine yönelik tarife takvimi açıklaması ve İran&#39;a ilişkin mesajları, hafta boyunca yatırımcıların odağında yer aldı.Ulusal güvenlik gerekçeleriyle Grönland&#39;a ihtiyaç duyduklarını savunan Trump, bu kapsamda acil müzakere talep ettiklerini bildirirken, bölgenin kontrolünü ele alma konusunda güç kullanmayacağını ifade etti.Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmenin ardından Grönland ve Arktik Bölgesi&#39;ne ilişkin gelecekte yapılabilecek olası bir anlaşmanın çerçevesinin oluştuğunu belirterek, bu kapsamda 1 Şubat&#39;ta yürürlüğe girmesi planlanan gümrük vergilerini uygulamayacağını açıkladı.Öte yandan Trump&#39;ın İran&#39;a ilişkin açıklamaları da hafta boyunca yatırımcılar tarafından yakından takip edildi.Trump, ABD&#39;nin İran&#39;a doğru ilerleyen bir &#34;armadası&#34; olduğunu ancak bunu kullanmak zorunda kalmayacağını umduğunu söylerken, Tahran&#39;ı protestoculara yönelik adımlar ve nükleer program konusunda uyardı.Jeopolitik riskler, emtia piyasalarında güvenli liman talebini artırarak değerli metalleri desteklerken enerji arzına ilişkin endişeler de Brent petrol fiyatları üzerinde etkili oldu.Makroekonomik tarafta ise ABD&#39;de büyüme verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, ekonomik aktivitenin dirençli seyrini koruduğuna işaret ederken talep görünümüne ilişkin beklentileri de destekledi. ABD ekonomisi, geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 4,4 ile tahminlerin üzerinde büyüdü.ABD&#39;de imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ocakta 51,9&#39;a çıkarak beklentilere paralel gerçekleşti. Hizmet sektörü PMI aynı dönemde 52,5 ile beklentilerin altında kalırken bileşik PMI 52,8 değerine yükseldi.Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi de ocakta yukarı yönlü revizyonla 56,4 oldu. Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi ocakta yüzde 4 ile Ocak 2025&#39;ten bu yana en düşük seviyeye gerilerken uzun vadeli enflasyon beklentileri geçen ayki yüzde 3,2 seviyesinden yüzde 3,3&#39;e çıktı.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in gelecek haftaki toplantısında politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken bankanın yılın ilk faiz indirimini haziran ayında yapabileceği öngörülüyor.Bu gelişmelerin ardından ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,24 seviyesinden tamamladı, dolar endeksi 3 haftalık yükseliş serisini bozarak haftayı yüzde 1,8 düşüşle 97,6 seviyesinde kapattı.Analistler, emtia fiyatlamalarında jeopolitik gelişmelere dair haber akışının ve Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin sinyallerin, dolar endeksini, tahvil faizlerini ve piyasalardaki risk iştahını etkileyerek fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam edebileceğini ifade etti.- Değerli metaller paladyum hariç rekor tazelediDeğerli metallerde, hafta boyunca jeopolitik gerginliklerin sürmesi, dolar endeksinin zayıflaması ve Fed&#39;e dair faiz indirimi beklentilerinin etkisiyle güvenli liman talebi artarken bu görünüm değerli metallerdeki ralliyi destekledi.Analistler, jeopolitik gerilimlerin değerli metallerdeki yükselişte belirleyici rol oynadığını ve Fed&#39;in para politikasında gevşeme beklentilerinin de bu görünümü desteklediğini belirterek, güçlü merkez bankası alımları ile ETF&#39;lere girişlerin de yükselişe katkı sağladığını kaydetti.Altının ons fiyatı tamamlanan haftada 5 bin dolar seviyesini test etti. En yüksek 4.989,87 doları görerek rekor tazeleyen altının ons fiyatı, haftayı rekoruna yakın 4.986,40 dolardan tamamladı.Gümüşün ons fiyatı da altına paralel olarak jeopolitik ve siyasi endişelerin etkisiyle değer kazanırken sanayi metali özelliği nedeniyle oluşan fiziki talebin de katkısıyla 102,5 dolarla rekor tazeledi.Platinin ons fiyatı, değerli metaller arasında görece ucuz alternatif algısıyla talep görerek 2 bin 779,59 dolarla rekor kırdı, paladyumun ons fiyatı da hafta boyunca değer kazandı.Analistler, platinin altına kıyasla daha ucuz bir alternatif olarak öne çıktığını ve 2026&#39;da piyasada arz açığı oluşacağına yönelik beklentilerin de fiyatları destekleyen bir diğer unsur olarak öne çıktığını kaydetti.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar platinde yüzde 19, gümüşte yüzde 15,5, paladyumda yüzde 11,9 ve altında yüzde 8,8 değer kazandı.- Baz metaller kurşun hariç pozitif seyrettiBaz metaller, tamamlanan haftada jeopolitik gelişmelerin yanı sıra makroekonomik verilerin de yakından izlendiği ortamda, kurşun hariç pozitif bir seyir izledi.Şili&#39;de dünyanın en büyük bakır madenlerinden Escondida'da sözleşmeli işçilerin greve gitmesi, maden sahasına ulaşımı sağlayan yolun geçici olarak kapatılmasına yol açtı.Şirket, blokajların vardiya değişimlerini aksattığını ve operasyonları etkilediğini bildirerek, sorunun çözümü için yetkililere çağrıda bulundu.Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi, eski Başkan Joe Biden döneminde Minnesota'nın kuzeyindeki mineral açısından zengin alanda getirilen madencilik kısıtlamalarının kaldırılmasına yönelik tasarıyı kabul etti.Tasarı Senato'ya gönderilirken onaylanması halinde ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasına sunulması bekleniyor.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta fiyatlar libre bazında nikelde yüzde 5, çinkoda yüzde 2,2, bakırda yüzde 1,7 ve alüminyumda yüzde 1,1 değer kazanırken kurşunda yüzde 0,3 değer kaybetti.- Petrol jeopolitik endişelerle pozitif seyrettiPetrol fiyatları, Trump'ın Grönland konusundaki söylemlerini yumuşatması ve Ukrayna savaşının bitebileceğine dair olumlu haberlerin etkisine karşın Trump'ın İran'a yönelik olası askeri müdahaleye işaret eden açıklamaları sonrası artan arz endişeleriyle haftayı pozitif bir seyirle tamamladı.Piyasalarda, Kazakistan'daki iki büyük petrol sahasında yaşanan geçici kapanmaların arzı daraltabileceğine yönelik beklentiler ile Venezuela'nın düşük ihracat hacminin ülkedeki üretim artışının sınırlı seyrettiğine işaret etmesi de fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Öte yandan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu yıla ilişkin küresel günlük petrol talebi artış öngörüsünü 69 bin varil yukarı yönlü revize etti.IEA'nın Petrol Piyasası Raporu'na göre, küresel talebin bu yıl geçen yıla kıyasla günlük yaklaşık 932 bin varil artarak 104 milyon 981 bin varile yükselmesi bekleniyor.Önceki raporda artışın günlük 863 bin varil olacağı tahmin edilmişti. Talep artışının büyük bölümünün günlük yaklaşık 930 bin varille OECD dışı ülkelerden gelmesi öngörülüyor.Raporda, geçen yıl küresel petrol talebinin önceki yıla göre günlük yaklaşık 847 bin varil artarak 104 milyon 48 bin varil seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.Doğal gaz tarafında ise ABD'de etkili olan sert kış fırtınası, kaya gazı üretim bölgelerinde arzın düşmesine yol açarak fiyatları destekledi.Kaya gazı üretiminin yoğun olduğu Permian Havzası'nda sıcaklıkların düşmesiyle günlük üretimde 200 bin varil eşdeğeri kayıp beklendiği belirtilirken, gelecek iki haftada toplam 86 milyar fit küp doğal gaz üretim kaybı yaşanabileceği tahmin ediliyor.Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 2,9 artarken New York Ticaret Borsası'nda işlem gören doğal gazın MMBtu cinsinden fiyatı da yüzde 15,4 değer kazandı.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtialarında fiyatlar, ABD'de hava koşullarının kış zararı riskini artırmasıyla karışık bir seyir izledi. Güney Amerika'da Brezilya ve Arjantin'deki farklı hava koşulları ile ihracat üzerinden gelen talep sinyalleri de fiyatlamalarda etkili oldu.Soya fasulyesinde Brezilya'da hasadın hızlanması ve Çin'in ABD'den alım taahhüdünü büyük ölçüde tamamladığına dair haberler yükselişi sınırladı. Mısırda ise güçlü sevkiyatlar ve biyoyakıt talebi fiyatları destekledi.Bu gelişmelerle birlikte bu hafta Chicago Ticaret Borsası'nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 0,5, buğdayda yüzde 2,4, mısırda yüzde 1,4 ve soya fasulyesinde yüzde 0,9 değer kazandı.ABD'de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange'te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 1,1, şekerde yüzde 1,5 ve pamukta yüzde 1,3 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 17 azalışla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 25 Jan 2026 11:46:52 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>