<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
<title><![CDATA[Analiz Gazetesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/]]></link>
<description><![CDATA[Son 100 Haber Rss - EKONOMİ]]></description>
<language>tr-tr</language>
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<lastBuildDate><![CDATA[Fri, 17 Jul 2026 02:45:37 +0300]]></lastBuildDate>
<item>
<title><![CDATA[NATO Zirvesi ekonomiye 900 milyon lira kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/nato-zirvesi-ekonomiye-900-milyon-lira-kazandirdi-6242/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/nato-zirvesi-ekonomiye-900-milyon-lira-kazandirdi-6242/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4FF3A6-16AE83-2EF2E9-652B1A-36AE1A-39012B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, uluslararası diplomasiye ev sahipliği yapmasının yanı sıra ekonomiye de önemli bir hareketlilik getirdi. Zirve kapsamında yaklaşık 7 bin yabancı misafir Ankara&#39;da ağırlanırken, organizasyonun&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4FF3A6-16AE83-2EF2E9-652B1A-36AE1A-39012B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, uluslararası diplomasiye ev sahipliği yapmasının yanı sıra ekonomiye de önemli bir hareketlilik getirdi. Zirve kapsamında yaklaşık 7 bin yabancı misafir Ankara&#39;da ağırlanırken, organizasyonun başkent ekonomisine 900 milyon liralık doğrudan ekonomik katkı sağladığı bildirildi.&nbsp;Konaklama, ulaşım, restoran, alışveriş ve organizasyon hizmetleri başta olmak üzere çok sayıda sektör zirve boyunca yüksek doluluk oranlarına ulaştı. Otellerde doluluklar zirve seviyesine çıkarken, kentte faaliyet gösteren restoranlar, kafeler, taksi ve transfer şirketleri ile perakende işletmeleri de yoğun talep gördü. Bu hareketlilik, Ankara&#39;da hizmet sektörünün cirolarına önemli ölçüde yansıdı.&nbsp;Turizm ve hizmet sektörüne güçlü destekEkonomistler, uluslararası zirvelerin yalnızca kısa vadeli harcamalarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda şehirlerin marka değerini artırarak kongre ve iş turizmi açısından uzun vadeli fırsatlar oluşturduğunu belirtiyor.Ankara&#39;nın başarılı ev sahipliği sayesinde başkentin uluslararası organizasyonlar için güvenilir ve güçlü bir destinasyon olarak öne çıktığı değerlendiriliyor. Bu durumun ilerleyen dönemde yeni uluslararası toplantı, fuar ve kongrelerin Türkiye&#39;ye kazandırılmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.&nbsp;Savunma diplomasisinin ekonomik yansımasıZirve yalnızca şehir ekonomisini canlandırmakla kalmadı, savunma sanayisi açısından da yeni iş birliklerinin önünü açtı. NATO üyesi ülkelerin liderleri ve çok sayıda üst düzey heyetin katıldığı organizasyonda savunma sanayii firmaları arasında temaslar hız kazanırken, yeni yatırım ve tedarik fırsatlarının gündeme geldiği belirtiliyor. NATO Zirvesi sonunda 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarının duyurulması da zirvenin ekonomik etkisini küresel ölçekte güçlendiren gelişmeler arasında yer aldı.&nbsp;Türkiye&#39;nin uluslararası vitrini güçlendiUzmanlara göre Ankara&#39;da gerçekleştirilen zirve, Türkiye&#39;nin organizasyon kabiliyeti, güvenlik altyapısı ve diplomatik kapasitesini uluslararası kamuoyuna göstermesi açısından da önemli bir referans oldu.Kısa vadede yaklaşık 900 milyon liralık ekonomik hareketlilik oluşturan zirvenin, uzun vadede kongre turizmi, yabancı yatırımcı ilgisi ve savunma sanayii iş birlikleri üzerinden çok daha yüksek ekonomik getiriler üretme potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 17 Jul 2026 02:45:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hukuk devleti kağıtta kalmamalı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hukuk-devleti-kagitta-kalmamali-6156/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hukuk-devleti-kagitta-kalmamali-6156/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_261EBC-290C93-6F6E1A-C6AE94-1BC0CA-F533C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;Magna Carta&#39;dan Bugüne: Türkiye Nerede Duruyor?&#34; başlıklı değerlendirmesinde, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ile demokratik kurumların tarihsel gelişimini ele alarak Türkiye&#39;nin mevcut hukuk sistemi ve uygulamalarını değerlendirdi.1215&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_261EBC-290C93-6F6E1A-C6AE94-1BC0CA-F533C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;Magna Carta&#39;dan Bugüne: Türkiye Nerede Duruyor?&#34; başlıklı değerlendirmesinde, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ile demokratik kurumların tarihsel gelişimini ele alarak Türkiye&#39;nin mevcut hukuk sistemi ve uygulamalarını değerlendirdi.1215 yılında ilan edilen Magna Carta ile başlayan hukuk devleti anlayışının, yüzyıllar boyunca Habeas Corpus Act, İngiliz ve Amerikan Haklar Bildirgeleri ile Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi gibi temel metinlerle geliştiğini hatırlatan Eğilmez, bu ilkelerin bugün demokratik ülkelerin ortak standartlarını oluşturduğunu ifade etti.Hukukun üstünlüğü uygulamada zayıflıyorEğilmez, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#39;nın devleti &#34;hukuk devleti&#34; olarak tanımladığına dikkat çekerken, uygulamada özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında güçler ayrılığı ilkesinin zayıfladığı yönünde değerlendirmelerde bulundu.Uluslararası hukuk endekslerinde Türkiye&#39;nin yargı bağımsızlığı ve yürütmenin denetlenmesi gibi alanlarda gerilediğini belirten Eğilmez, hukuk devletinin yalnızca anayasal düzenlemelerle değil, bağımsız kurumlarla güç kazanabileceğini vurguladı.Kişi özgürlüğü anayasal güvence altında, ancak...Kişi özgürlüğünü güvence altına alan Habeas Corpus ilkesine de değinen Eğilmez, Türkiye&#39;de Anayasa&#39;nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını koruduğunu ancak uygulamada uzun tutukluluk süreleri ve geniş yorumlanan suçlamaların tartışma konusu olmaya devam ettiğini ifade etti.Eğilmez, hukuki güvencelerin uygulamadaki siyasal ortamla uyumlu şekilde işletilmesinin demokratik hukuk devletinin temel şartlarından biri olduğunu kaydetti.İfade özgürlüğü ve parlamentonun denetim gücüİngiliz ve Amerikan Haklar Bildirgeleri&#39;nin ifade özgürlüğü ve parlamenter denetim anlayışına yaptığı katkıları hatırlatan Eğilmez, Türkiye&#39;de yasama organının yürütme karşısındaki denetim kapasitesinin azaldığını savundu.Basın ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan tartışmalara da değinen Eğilmez, sosyal medya düzenlemeleri, RTÜK ve BTK uygulamaları ile dezenformasyon yasasının eleştirel görüşlerin kamusal alandaki etkisini sınırladığı yönünde değerlendirmelerde bulundu.Eşitlik ilkesi uygulamayla güç kazanırFransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi&#39;nin temel ilkelerinden biri olan hukuk önünde eşitlik ilkesini de ele alan Eğilmez, Türkiye&#39;de liyakat sistemi, mülakat uygulamaları, cinsiyet eşitliği ve yargıya duyulan güven konularında yaşanan tartışmaların toplumsal adalet algısını etkilediğini ifade etti.Hakları koruyan bağımsız kurumlardırMahfi Eğilmez, değerlendirmesinin sonunda Türkiye&#39;nin evrensel insan hakları ve hukuk devleti ilkelerini büyük ölçüde anayasal sistemine dahil etmiş modern bir devlet olduğunu belirterek, asıl sorunun bu hakların uygulamada ne ölçüde hayata geçirildiği olduğunu vurguladı.Bağımsız yargı, güçlü denetim mekanizmaları ve etkin güçler ayrılığı tesis edilmediği sürece anayasal hakların günlük yaşamı güvence altına alan kurallar yerine, metinlerde yer alan ilkeler olarak kalacağı değerlendirmesinde bulunan Eğilmez, hukuk devletinin sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve demokratik istikrar açısından da temel öneme sahip olduğuna işaret etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 16 Jul 2026 12:19:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ekonomik bağımsızlık, milli egemenliğin ayrılmaz bir parçası"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomik-bagimsizlik-milli-egemenligin-ayrilmaz-bir-parcasi-3227/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomik-bagimsizlik-milli-egemenligin-ayrilmaz-bir-parcasi-3227/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8DD968-2794C9-4BCB58-57252C-40B8E2-254978.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Olpak açıklamasında şunları kaydetti:"15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizin demokrasisine, milli iradesine ve anayasal düzenine yönelik gerçekleştirilen hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.DEİK olarak, milletimizin kararlı duruşu, devletimizin kurumlarının dirayeti ve demokrasiye&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8DD968-2794C9-4BCB58-57252C-40B8E2-254978.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Olpak açıklamasında şunları kaydetti:"15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizin demokrasisine, milli iradesine ve anayasal düzenine yönelik gerçekleştirilen hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.DEİK olarak, milletimizin kararlı duruşu, devletimizin kurumlarının dirayeti ve demokrasiye sahip çıkan tüm vatandaşlarımızın fedakârlıklarıyla bertaraf edilen bu menfur girişimi bir kez daha güçlü şekilde kınıyor; şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.15 Temmuz gecesi yalnızca demokrasimiz değil, aynı zamanda ekonomik istikrarımız, üretim gücümüz ve ülkemizin geleceği de hedef alındı. Ancak milletimizin birlik ve beraberliği sayesinde Türkiye, karşı karşıya kaldığı bu büyük tehdidi aşmayı başardı; ekonomisini, kurumlarını ve uluslararası itibarını daha da güçlendirme iradesini ortaya koydu.Aradan geçen on yılda Türk iş dünyası; üretime, ihracata, istihdama ve yatırıma kesintisiz şekilde devam ederek ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sundu, ekonomik bağımsızlığın milli egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu dönemde kişi başına gelirimiz yaklaşık 10.900 US dolardan yaklaşık 18.000 US dolar seviyesine çıktı. İhracatımızın küresel ticaretten aldığı pay yüzde 1,07'ye yükseldi. Ülkemiz dünya ekonomisiyle entegrasyonunu derinleştirirken, son yıllarda karşı karşıya kaldığı jeopolitik ve finansal risklere rağmen dayanıklılığını ve uyum kabiliyetini tüm dünyaya kanıtladı.Bugün küresel ölçekte yaşanan dönüşümlerin ve jeopolitik gelişmelerin şekillendirdiği yeni dönemde, Türkiye'nin güçlü ekonomisi, dinamik özel sektörü ve girişimcilik ekosistemi en önemli avantajlarımız arasında yer alıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna açıklanan; üretim, ihracat, yüksek katma değerli hizmetler ve uluslararası yatırım çekme kapasitemizi güçlendirmeyi hedefleyen, vergi teşvikleri, yatırım kolaylıkları ve finansal düzenlemeler içeren kapsamlı ekonomik reform paketi, bu avantajlarımızı daha etkin şekilde değerlendirmemize önemli katkılar sağlayacaktır.Öte yandan, firmalarımızın geleneksel olarak rekabet ettiği fiyat, kalite ve hız unsurlarına son dönemde ''Güven Rekabeti'' faktörü de eklendi. Türkiye; güçlü üretim altyapısı, stratejik konumu, genç ve nitelikli iş gücü ile uluslararası yatırımcılar açısından güvenilir bir ortak ve istikrarlı bir yatırım merkezi olarak öne çıkıyor. Bu durum, ülkemize küresel rekabette önemli bir avantaj sağlıyor.15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10'uncu yıl dönümünde, demokrasimize ve milli iradeye sahip çıkan aziz milletimizi saygıyla selamlıyor; ülkemizin hedefleri doğrultusunda daha güçlü, daha müreffeh ve daha dirençli bir Türkiye için üretmeye, yatırım yapmaya ve çalışmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.DEİK olarak, 153 İş Konseyimiz aracılığıyla dünyanın dört bir yanında yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetleriyle ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sunmayı ve Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirmeyi, 41 yıldır olduğu gibi bundan sonra da aynı kararlılık ve heyecanla sürdüreceğiz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Jul 2026 11:37:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TL'nin kaderini kur belirliyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/tlnin-kaderini-kur-belirliyor-1308/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/tlnin-kaderini-kur-belirliyor-1308/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0F879-1C4A3B-669F40-826BDF-8CE952-CF746D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;TL Mevduatı mı Dolar mı?&#34; başlıklı değerlendirmesinde, yüksek faiz dönemlerinde yatırımcıların en önemli sorusunun tasarruflarını TL mevduatta mı yoksa dövizde mi değerlendirmeleri gerektiği olduğunu belirtti.Yatırım kararının yalnızca mevduat&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A0F879-1C4A3B-669F40-826BDF-8CE952-CF746D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;TL Mevduatı mı Dolar mı?&#34; başlıklı değerlendirmesinde, yüksek faiz dönemlerinde yatırımcıların en önemli sorusunun tasarruflarını TL mevduatta mı yoksa dövizde mi değerlendirmeleri gerektiği olduğunu belirtti.Yatırım kararının yalnızca mevduat faizine bakılarak verilmemesi gerektiğini ifade eden Eğilmez, doğru karşılaştırmanın faiz getirisinin döviz kurundaki yükselişi telafi edip edemediğine göre yapılması gerektiğini söyledi.Eğilmez, örnek hesaplamasında bir yıl önce 500 bin TL&#39;sini yüzde 36 net faizle vadeli mevduata yatıran bir yatırımcının, dolar kurunun 40 TL&#39;den 47 TL&#39;ye yükseldiği varsayımında vade sonunda yaklaşık 14 bin 468 dolarlık varlığa ulaşacağını, başlangıçtaki 12 bin 500 dolarlık karşılığa göre dolar bazında yaklaşık yüzde 15,7 getiri elde edeceğini hesapladı.Bu örneğin, TL mevduatın yalnızca TL cinsinden değil, belirli koşullar altında dolar bazında da kazanç sağlayabileceğini gösterdiğini belirten Eğilmez, net faiz oranının yüzde 36 olduğu örnekte kur artışının işlem maliyetleri de dikkate alındığında yaklaşık yüzde 34 seviyesini aşmaması halinde TL mevduatın avantajını koruyacağını ifade etti.TL'yi tercih eden kur rkiskini üstleniyorEğilmez, kur artışının bu seviyenin altında kalması durumunda TL mevduatın dolar bazında avantaj sağlayacağını, kur artışının eşiğin üzerine çıkması halinde ise dövizin daha avantajlı hale gelebileceğini kaydetti. Bu nedenle TL mevduat tercih eden yatırımcıların aynı zamanda kur riskini de üstlendiğine dikkat çekti.Yatırım kararlarında enflasyon beklentileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&#39;nın para politikası, döviz talebi, rezervler, faizlerin gelecekteki seyri ve ekonomiye duyulan güven gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, finansal piyasalarda sonuçları tek bir göstergenin değil, bu değişkenler arasındaki dengenin belirlediğini ifade etti.Yüksek faiz ve kontrollü kur politikasının kısa vadede TL varlıklara ilgiyi artırarak döviz talebini sınırlayabileceğini belirten Eğilmez, bunun aynı zamanda doğrudan yabancı yatırımlardan ziyade kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik edebileceğini söyledi. Bu politikanın kısa vadede fiyat istikrarına katkı sağlayabilse de uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda iktisatçılar arasında farklı görüşler bulunduğunu dile getirdi.Eğilmez, uzun vadede ya enflasyonun gerileyerek faizlerin normalleşeceğini ya da kur üzerindeki baskının artmasıyla döviz kurunun daha hızlı yükseleceğini belirterek, TL mevduat ile döviz arasında tercih yapılırken temel ölçütün faiz getirisi ile kur artışı arasındaki denge ve yatırımcının üstlenmek istediği kur riski olduğunu ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Jul 2026 11:35:50 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hedef ekonomiydi Türkiye kazandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hedef-ekonomiydi-turkiye-kazandi-9279/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hedef-ekonomiydi-turkiye-kazandi-9279/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EBDAE5-49D930-3DE202-1D158A-74FA12-B88C37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZ15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilen FETÖ&#39;nün darbe girişimi yalnızca Türkiye&#39;nin demokratik düzenini değil, ekonomik istikrarını da hedef aldı. Darbe teşebbüsünün yaşandığı ilk saatlerde finansal piyasalarda sert dalgalanmalar yaşanırken, döviz kurlarında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EBDAE5-49D930-3DE202-1D158A-74FA12-B88C37.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZ15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilen FETÖ&#39;nün darbe girişimi yalnızca Türkiye&#39;nin demokratik düzenini değil, ekonomik istikrarını da hedef aldı. Darbe teşebbüsünün yaşandığı ilk saatlerde finansal piyasalarda sert dalgalanmalar yaşanırken, döviz kurlarında yükseliş görüldü, Borsa İstanbul&#39;da satış baskısı arttı ve uluslararası piyasalarda Türkiye risk primi yükseldi. Ancak ekonomi yönetiminin hızlı müdahaleleri, bankacılık sektörünün sağlam yapısı ve kamu kurumlarının koordineli çalışması sayesinde piyasalardaki panik kısa sürede kontrol altına alındı.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&#39;nın bankacılık sistemine sınırsız likidite sağlaması, zorunlu karşılıklar ve teminat uygulamalarında attığı adımlar finansal sistemin kesintisiz çalışmasını sağladı. Bankalar normal faaliyetlerine devam ederken ödeme sistemlerinde herhangi bir aksama yaşanmadı. Böylece darbe girişiminin finansal sisteme kalıcı zarar vermesi önlendi.Büyüme stratejisi sürdüAradan geçen on yılda Türkiye ekonomisi önemli sınamalardan geçti. Küresel salgın, tedarik zinciri krizleri, Rusya-Ukrayna savaşı, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ve yüksek enflasyon gibi küresel gelişmelere rağmen üretim kapasitesini koruyan Türkiye, ihracat odaklı büyüme stratejisini sürdürdü. 2016 yılında yaklaşık 143 milyar dolar seviyesinde bulunan mal ihracatı, sonraki yıllarda düzenli artış göstererek 2025 itibarıyla 260 milyar doların üzerine çıktı. İhracatın coğrafi çeşitliliğinin artması ve sanayi üretimindeki kapasite genişlemesi büyümenin temel dinamiklerinden biri oldu.Savunma sanayisinde elde edilen başarılar da ekonomiye önemli katkı sağladı. Yerli ve milli üretim hamlesiyle birlikte savunma sanayi ihracatı katlanarak büyürken, yüksek katma değerli üretimin toplam ihracat içindeki payı yükseldi. İnsansız hava araçları, elektronik sistemler, kara ve deniz platformlarında geliştirilen teknolojiler Türkiye&#39;nin küresel rekabet gücünü artıran unsurlar arasında yer aldı.Turizm dimdik ayaktaTurizm sektörü de darbe girişiminin ardından yaşanan kayıpları kısa sürede telafi etti. Güven ortamının yeniden tesis edilmesiyle birlikte ziyaretçi sayıları rekor seviyelere ulaştı. Turizm gelirleri cari açığın finansmanına önemli katkı verirken hizmet ihracatının büyümesinde de belirleyici rol oynadı.Altyapı yatırımları ise ekonomik büyümenin lokomotiflerinden biri olmaya devam etti. İstanbul Havalimanı, hızlı tren projeleri, otoyollar, şehir hastaneleri, enerji yatırımları ve lojistik merkezleri hem istihdamı destekledi hem de Türkiye&#39;nin üretim ve ticaret kapasitesini artırdı. Sanayi bölgeleri ve organize sanayi yatırımları sayesinde üretim tabanı genişledi.Bankacılık sektörü de bu süreçte ekonominin en güçlü dayanaklarından biri oldu. Güçlü sermaye yeterlilik oranları, etkin denetim mekanizmaları ve dijital dönüşüm yatırımları sayesinde sektör hem iç hem de dış şoklara karşı dayanıklılığını korudu. Finansal sistemin sağlamlığı, reel sektörün krediye erişimini sürdürmesine katkı sağladı.Ekonomi krizlere daha dirençli olduEkonomistler, 15 Temmuz sonrasında elde edilen en önemli kazanımlardan birinin ekonomik direnç kapasitesinin artması olduğuna dikkat çekiyor. Yaşanan her küresel kriz, üretim altyapısının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve stratejik sektörlerde yerlileşmenin önemini bir kez daha ortaya koydu.Bugün gelinen noktada Türkiye ekonomisi hâlâ enflasyonla mücadele, fiyat istikrarı, cari denge ve yatırım ortamının güçlendirilmesi gibi önemli gündem maddeleriyle karşı karşıya bulunuyor. Bununla birlikte 15 Temmuz sonrasında ortaya konulan kurumsal refleks, finansal sistemin dayanıklılığı ve üretim kapasitesinin korunması, ekonominin krizlere karşı daha dirençli hale gelmesinde önemli rol oynadı.15 Temmuz&#39;un ardından geçen süreç, yalnızca bir darbe girişiminin bertaraf edilmesinin değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın korunmasının da kritik önem taşıdığını gösterdi. Türkiye, yaşadığı tüm küresel ve bölgesel şoklara rağmen üretim, ihracat ve yatırım eksenli büyüme hedefini sürdürerek ekonomik dayanıklılığını güçlendirmeye devam ediyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 15 Jul 2026 02:23:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["İşsizlik oranı tek haneli seviyelerini korumaktadır"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/issizlik-orani-tek-haneli-seviyelerini-korumaktadir-536/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/issizlik-orani-tek-haneli-seviyelerini-korumaktadir-536/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A5FA1D-C4B820-E4A815-866A52-1FA1FE-D0F20E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A5FA1D-C4B820-E4A815-866A52-1FA1FE-D0F20E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin jeopolitik gelişmeler, yeşil ve dijital dönüşüm ile ticaret ve tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasının etkisiyle kapsamlı değişim sürecinden geçtiği belirtildi.- &#34;Dezenflasyon sürecinin yılın kalanında devam etmesini öngörüyoruz&#34;Bu sürecin üretim, yatırım, ticaret ve iş gücü politikalarını şekillendirirken ülkeler için yeni risklerin yanı sıra önemli fırsatları da beraberinde getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:&#34;Kararlılıkla uyguladığımız politikalar sayesinde güçlenen makroekonomik temellerimiz, ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını ve değişen küresel koşullara uyum kapasitesini artırmaktadır. Ülkemiz 23 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürürken işsizlik oranı tek haneli seviyelerini korumaktadır. Bölgemizdeki jeopolitik gerilimlerin etkisiyle cari açığın sınırlı artmasına rağmen kazanımlarımız sayesinde sürdürülebilir seviyelerde kalmasını bekliyoruz. Dezenflasyon sürecinin destekleyici koşulların katkısıyla yılın kalanında devam etmesini öngörüyoruz.Yapısal dönüşümü esas alan politikalarımızla ihracat odaklı büyümeyi ve reel sektörün rekabet gücünü destekliyoruz. Bu kapsamda Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi programının kapsamını genişleterek bütçesini 750 milyar Türk lirasına yükseltiyor, imalat sektöründe faaliyet gösteren sanayicilerimizin işletme sermayesini güçlendirecek uygun koşullu 250 milyar Türk lirası tutarındaki yeni bir kredi paketini hayata geçiriyoruz. Beşeri sermayenin niteliğini artıracak, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu beceri ve yetkinlikleri geliştirecek politikaları hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemde başta gençler, kadınlar ve iş gücüne katılımda güçlük yaşayan kesimler olmak üzere potansiyel iş gücünü istihdama kazandırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz.&#34;- &#34;Güçlü yatırım, üretim ve ticaret merkezi&#34;Açıklamada, iş ve yatırım süreçlerini kolaylaştıran reformlar, hukuki öngörülebilirliği güçlendiren düzenlemeler sayesinde yatırım ortamının daha da iyileştirmenin amaçlandığı belirtilerek, bu kapsamda, TBMM Genel Kurulunun gündeminde olan 12. Yargı Paketi ile yargı süreçlerinin etkinliğinin artırılmasının hedeflendiği bildirildi.EKK toplantısında görüşülen temel hususlara ilişkin açıklamada, &#34;İş gücü piyasasındaki son dönem gelişmeler değerlendirilmiş, iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına yönelik hayata geçirilmesi planlanan politikalar Kurul üyeleriyle istişare edilmiştir. 12. Yargı Paketi kapsamındaki ekonomiye ve yatırım ortamına etkisi bulunan düzenlemeler değerlendirilmiş, iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik atılması gereken ilave adımlar ele alınmıştır.&#34; bilgisi paylaşıldı.Açıklamada, &#34;Ülkemiz jeostratejik konumu, geniş iç ve bölgesel pazarı, güçlü üretim ve lojistik altyapısı, genç ve nitelikli iş gücü sayesinde yatırımcılar için önemli fırsatlar sunmaktadır. Yüksek katma değerli yatırımları destekleyen, beşeri sermayenin niteliğini artıran ve ikiz dönüşümü hızlandıran yapısal reformlarımızla ülkemizi küresel ölçekte güçlü bir yatırım, üretim ve ticaret merkezi yapmayı hedefliyoruz.&#34; ifadelerine yer verildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 14 Jul 2026 14:57:57 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Şoklara karşın cari açık sürdürülebilir seviyelerde kaldı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/soklara-karsin-cari-acik-surdurulebilir-seviyelerde-kaldi-2991/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/soklara-karsin-cari-acik-surdurulebilir-seviyelerde-kaldi-2991/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8A87CA-934D47-2AFDDC-A56361-2162AA-AC27D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan mayıs ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Mayısta yıllıklandırılmış cari açığın 37,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, şunları&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8A87CA-934D47-2AFDDC-A56361-2162AA-AC27D1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan mayıs ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Mayısta yıllıklandırılmış cari açığın 37,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Küresel ekonomideki şoklara karşın cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalması ekonomimizin dayanıklılığını gösterirken makro finansal istikrarı da desteklemektedir. Brüt dış finansman ihtiyacı ve brüt dış borç stoku uzun dönem ortalamalarının altında seyretmektedir. Sağladığımız kazanımları kalıcı hale getirmek için yüksek katma değerli üretimi ve ihracatı artıran, enerjide dışa bağımlılığı azaltan yapısal dönüşüm adımlarımıza devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 13 Jul 2026 13:21:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında sert yükselişler görüldü]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-sert-yukselisler-goruldu-7593/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-sert-yukselisler-goruldu-7593/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B25357-83F603-568C84-C49CB3-DC34E4-29E14C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu dönemde tarım grubunda ve baz metallerdeki yükselişler dikkati çekti.Değerli metallerde geçen hafta ons bazında fiyatlar, altında yüzde 1,3, gümüşte yüzde 3,9, platinde yüzde 0,6 değer kaybederken, paladyumda yüzde 0,5 değer kazandı.Orta Doğu&#39;da tırmanan gerilimler ve ABD&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B25357-83F603-568C84-C49CB3-DC34E4-29E14C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu dönemde tarım grubunda ve baz metallerdeki yükselişler dikkati çekti.Değerli metallerde geçen hafta ons bazında fiyatlar, altında yüzde 1,3, gümüşte yüzde 3,9, platinde yüzde 0,6 değer kaybederken, paladyumda yüzde 0,5 değer kazandı.Orta Doğu&#39;da tırmanan gerilimler ve ABD Merkez Bankasının (Fed) toplantı tutanaklarında yetkililerin &#34;şahin&#34; adımlar gerektirebilecek risklere dikkati çekmesi sonrasında güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleriyle alternatif maliyeti artan altının ons fiyatı haftayı düşüşle tamamladı.Petrol fiyatlarındaki sıçramanın Fed&#39;in faiz artırımının zamanlamasını öne çekebileceğine yönelik haberler de değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Fosil yakıtlı otomobillere talebin azalacağına ve elektrikli araçlara talebin artacağına yönelik öngörüler bu yıl paladyum fiyatları üzerinde sert satış baskısı oluşturdu.Analistler, yatırımcıların aşırı düşüşlerden dolayı paladyumda alım fırsatı bulduğunu söyledi.- Azalan stoklar baz metal fiyatlarını yukarı yönlü etkilediBaz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta fiyatlar libre bazında bakırda yüzde 1,2, nikelde yüzde 2,3 çinkoda yüzde 1,9, alüminyumda yüzde 2,1, kurşunda yüzde 1,1 değer kazandı.Orta Doğu&#39;daki çatışmalarla alüminyum tedarikindeki sıkıntıların devam edeceğine ilişkin endişeler alüminyum fiyatlarında yükselişe neden oldu. Çin&#39;de bakır ve alüminyum stoklarında görülen düşüşler de söz konusu ürünlerin fiyatlarını destekledi.Güney Kore&#39;de madencilik şirketi Young Poong Corporation tarafından işletilen büyük bir çinko eritme tesisinde çıkan yangın haberlerinin ardından çinko fiyatları arz endişeleriyle arttı.Endonezya&#39;nın nikel kotasında sınırlamaya gitmesi de nikel fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi.- Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5&#39;in üzerinde arttıEnerji grubunda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5,5 değer kazanırken, New York Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 2,8 değer kaybetti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun yeniden artmasıyla ve ABD&#39;nin İran&#39;a yönelik saldırılar başlatmasıyla Brent petrol fiyatlarında 4 haftalık düşüş eğilimi sona erdi.Bölgede barış sürecinin kalıcı olmayabileceğine yönelik endişelerle yükselen petrol fiyatlarının, enflasyon görünümü ve buna bağlı olarak merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentilerde belirleyici olması bekleniyor.ABD&#39;de doğal gaz stoklarının artması ise doğal gaz fiyatlarının düşmesine neden oldu.- Rusya-Ukrayna gerilimi buğday fiyatlarının yükselişinde etkili olduTarım grubunda geçen hafta Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 4,2, soya fasulyesinde yüzde 3,6, buğdayda yüzde 6,6 ve mısırda yüzde 4,3 arttı.ABD&#39;de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar, kahvede yüzde 12,1, şekerde yüzde 0,1 ve pamukta yüzde 5,7 arttı. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 18,6 artışla tamamladı.Rusya-Ukrayna arasında gerilimin tırmanması buğday, mısır ve pirinç fiyatlarındaki artışta etkili oldu.Rusya&#39;nın Don-Azov Kanalı&#39;ndan buğday tedarikini sınırladığına dair haberler ve ABD Tarım Bakanlığının buğday üretim tahminlerini aşağı çekmesiyle buğday fiyatları sert yükseldi.Küresel pirinç ve mısır stok seviyelerinin azalacağına dair öngörüler de mısır ve pirinç fiyatlarındaki yukarı yönlü seyirde etkili oldu.Soya fasulyesi fiyatları da ABD&#39;deki kuraklık endişeleri ve Çin&#39;den gelen güçlü talepten destek buldu.Kahvenin libresi Brezilya ve Vietnam'daki hava olaylarından kaynaklanan arz endişeleri ve küresel kahve stoklarının azalacağına dair beklentilerle 3,57 dolarla yaklaşık 6 ayın zirvesini gördü.Hem Güney Amerika&#39;da hem de Güneydoğu Asya&#39;da üretilen ürünlerin başında kahve geliyor. Brezilya &#34;arabica&#34; türü kahvede, Vietnam ise &#34;robusta&#34; türü kahvede dünyanın en büyük üreticileri ve ihracatçıları konumunda bulunuyor.Kahve ağaçlarının çiçeklenmesinin azalması rekoltede düşüş olacağı anlamına geliyor. Bu beklentilerden dolayı kahve fiyatlarında yükseliş görülüyor. El Nino etkisinin 2027&#39;nin ilk çeyreğine kadar devam etmesi bekleniyor. Bu da gelecek sezon için kahve fiyatlarında beklentileri yükseltiyor.Batı Afrika&#39;da şiddetli yağışların ürünlere zarar vermesi ve El Nino&#39;nun üretimi olumsuz etkileyeceğine yönelik öngörüler, kakao arzına ilişkin kaygıları artırarak fiyatlarda sert yükselişe neden oldu.Öte yandan, ABD&#39;deki kuraklık endişeleri pamuk fiyatları üzerinde de etkili oluyor. Hindistan&#39;da muson yağışlarının ortalamanın altında olacağına yönelik tahminler de pamuk fiyatlarını yükseltiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Jul 2026 12:08:30 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel satrançta güç oyunu başladı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-satrancta-guc-oyunu-basladi-7777/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-satrancta-guc-oyunu-basladi-7777/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_359D9B-F01702-AC25F1-2E8AF4-E5C504-D3F78B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası ekonomi ve siyasette yaşanan dönüşüm, ülkelerin dış politika ve ekonomi stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel sistemin çok kutuplu bir yapıya doğru ilerlediğini belirterek, devletlerin karar alma süreçlerinde güç dengeleri ile ulusal&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_359D9B-F01702-AC25F1-2E8AF4-E5C504-D3F78B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uluslararası ekonomi ve siyasette yaşanan dönüşüm, ülkelerin dış politika ve ekonomi stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel sistemin çok kutuplu bir yapıya doğru ilerlediğini belirterek, devletlerin karar alma süreçlerinde güç dengeleri ile ulusal çıkarların yeniden ön plana çıktığını değerlendirdi.Eğilmez&#39;e göre son yıllarda Çin&#39;in küresel yükselişi, Rusya&#39;nın artan jeopolitik hamleleri, enerji arz güvenliği, teknolojik rekabet ve korumacılık eğilimleri uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı. Bu gelişmeler yalnızca siyasi dengeleri değil, küresel ticaret, yatırım akımları ve ekonomik büyüme dinamiklerini de doğrudan etkiliyor.Değerlendirmesinde tarihsel perspektife de yer veren Eğilmez, yaklaşık beş asır önce Niccolò Machiavelli tarafından ortaya atılan &#34;Devlet nasıl ayakta kalır?&#34; sorusunun günümüzde de geçerliliğini koruduğunu ifade etti. Modern dönemde bu soruya farklı liderlerin farklı yanıtlar verdiğine dikkat çeken Eğilmez, Henry Kissinger&#39;ın güç dengesi yaklaşımını benimsediğini, Donald Trump&#39;ın ulusal çıkarı merkeze aldığını, Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın ise stratejik özerklik anlayışını öne çıkardığını değerlendirdi.Rekabet farklı alanlarda da olacak&nbsp;Eğilmez, Türkiye açısından da dış politikada liderlik ile kurumsal yapılar arasındaki dengenin önemini koruduğunu belirterek, bu konudaki tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağını ifade etti.Küresel sistemin geldiği noktada ülkelerin söylemlerinde evrensel değerleri savunmaya devam edeceğini belirten Eğilmez, uygulamada ise kararların büyük ölçüde güç dengeleri, ulusal güvenlik kaygıları ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda şekilleneceğini vurguladı.Ekonomiste göre yeni dünya düzeninde rekabet artık yalnızca askeri veya diplomatik alanda değil; teknoloji, enerji, ticaret ve finans politikalarında da yoğunlaşacak. Bu nedenle ülkelerin ekonomik dayanıklılıklarını artırmaları ve stratejik alanlarda bağımsız hareket edebilme kapasitelerini güçlendirmeleri her zamankinden daha kritik hale geliyor. Ekonomi ile jeopolitiğin iç içe geçtiği bu yeni dönemde, güç, çıkar ve strateji uluslararası sistemin temel belirleyicileri olmaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Jul 2026 11:56:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni ekonomik deprem kapıda]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-ekonomik-deprem-kapida-4545/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-ekonomik-deprem-kapida-4545/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B6538F-D88E65-9ABDEA-3A15B3-1D2AEE-468D3F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ekonomi, pandemi sonrasında yakalamaya çalıştığı toparlanma ivmesini korumakta giderek zorlanıyor. Orta Doğu&#39;da tırmanan jeopolitik riskler, enerji piyasalarında süregelen belirsizlik, korumacı ticaret politikalarının yeniden güç kazanması ve yüksek kamu borçları, uluslararası&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B6538F-D88E65-9ABDEA-3A15B3-1D2AEE-468D3F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel ekonomi, pandemi sonrasında yakalamaya çalıştığı toparlanma ivmesini korumakta giderek zorlanıyor. Orta Doğu&#39;da tırmanan jeopolitik riskler, enerji piyasalarında süregelen belirsizlik, korumacı ticaret politikalarının yeniden güç kazanması ve yüksek kamu borçları, uluslararası yatırım kuruluşlarının risk değerlendirmelerinde ön sıralara yükseldi.Uluslararası finans çevrelerinde hazırlanan son analizlerde, dünya ekonomisinin 1970&#39;li yıllarda yaşanan stagflasyon dönemine benzer bir sürece girebileceği uyarısı yapılıyor. Raporda özellikle düşük büyüme, yüksek enflasyon ve finansal kırılganlıkların aynı anda görülmesinin küresel ekonomi açısından önemli bir risk oluşturduğu belirtiliyor.&nbsp;En büyük risk stagflasyonEkonomistler, uzun süredir uygulanan sıkı para politikalarının enflasyonu tam anlamıyla kontrol altına alamadığına dikkat çekerken, büyümenin ise belirgin şekilde yavaşladığını vurguluyor. Bu tablo, 1970&#39;lerde dünya ekonomisini uzun yıllar etkileyen stagflasyon sürecini yeniden gündeme taşıyor.Raporda, merkez bankalarının enflasyonla mücadele ederken büyümeyi destekleme konusunda hareket alanlarının daraldığı ifade edilirken, faizlerin uzun süre yüksek seviyelerde kalmasının yatırım iştahını zayıflatabileceği değerlendirmesi yapılıyor.&nbsp;Jeopolitik riskler baskıyı artırıyorEnerji arzına yönelik belirsizlikler ve küresel ticaret hatlarında yaşanan aksaklıklar da ekonomik görünüm üzerindeki baskıyı artıran temel unsurlar arasında gösteriliyor.Özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanabilecek yeni yükselişlerin, enflasyon üzerinde ikinci dalga etkisi yaratabileceği belirtilirken, bu durumun gelişmekte olan ülkelerde maliyet baskısını daha da artırabileceği ifade ediliyor.&nbsp;Borç yükü alarm veriyorAnalizde dikkat çekilen bir diğer unsur ise dünya genelinde tarihi seviyelere ulaşan kamu ve özel sektör borçları oldu. Yüksek faiz ortamının borçlanma maliyetlerini artırdığına işaret edilirken, özellikle gelişmekte olan ekonomilerin finansmana erişim konusunda daha kırılgan hale geldiği kaydediliyor.Uzmanlar, borç çevriminde yaşanabilecek olası sorunların yalnızca finans sektörünü değil, reel ekonomiyi de olumsuz etkileyebileceği görüşünü paylaşıyor.Ticaret savaşları yeniden gündemdeKoruyucu ticaret politikalarının yaygınlaşması ve ülkeler arasında artan ekonomik rekabet de küresel büyüme açısından önemli riskler arasında sıralanıyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi üretim maliyetlerini artırırken, uluslararası ticaret hacmindeki yavaşlama büyüme üzerinde ilave baskı oluşturuyor.Ekonomistler, küresel ekonominin önümüzdeki dönemde para politikalarının yanı sıra jeopolitik gelişmelere de her zamankinden daha duyarlı olacağı görüşünde birleşiyor.Türkiye açısından ne anlama geliyor?Küresel büyümenin zayıflaması, dış talebe bağımlı ekonomiler açısından ihracat performansını olumsuz etkileyebilir. Bunun yanında enerji fiyatlarında yaşanabilecek olası yükselişler cari denge ve enflasyon üzerinde yeni baskılar oluşturabilir.Uzmanlar, bu süreçte mali disiplinin korunması, üretim odaklı yatırımların sürdürülmesi ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesinin Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıracak en önemli unsurlar arasında yer alacağını değerlendiriyor.Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı yeni dönemde, piyasaların odağında yalnızca merkez bankalarının faiz kararları değil; jeopolitik gelişmeler, enerji arz güvenliği ve uluslararası ticaret politikalarının seyri de belirleyici olmaya devam edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 12 Jul 2026 02:36:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın kabettirdi, dolar ve euro kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kabettirdi-dolar-ve-euro-kazandirdi-7212/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kabettirdi-dolar-ve-euro-kazandirdi-7212/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A4B402-3F1408-4B5B9A-248ADF-D0C5F3-348C10.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.053,48 puanı ve en yüksek 14.629,66 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,67 altında 14.321,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,99 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A4B402-3F1408-4B5B9A-248ADF-D0C5F3-348C10.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.053,48 puanı ve en yüksek 14.629,66 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,67 altında 14.321,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,99 azalışla 6 bin 205 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,90 düşüşle 40 bin 590 liraya indi.Geçen hafta sonu 10 bin 497 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,02 azalışla 10 bin 180 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,9860 liraya, avro yüzde 0,23 yükselişle 53,6940 liraya çıktı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,61, emeklilik fonları yüzde 0,69 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 1,20 ile &#34;Kıymetli Maden Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 11 Jul 2026 06:28:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü artıracağız"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/uretim-kapasitemizi-ve-rekabet-gucumuzu-artiracagiz-9575/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/uretim-kapasitemizi-ve-rekabet-gucumuzu-artiracagiz-9575/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A053BF-668711-2DF61A-B9EDBC-95EF4A-4C472D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal medya hesabından mayıs ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Sanayi üretiminin mayısta beş çalışma günü eksiği nedeniyle yıllık bazda gerilediğini ifade eden Şimşek, &#34;Buna karşın, ilk beş ayda takvim etkisinden arındırılmış üretim yıllık&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A053BF-668711-2DF61A-B9EDBC-95EF4A-4C472D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal medya hesabından mayıs ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Sanayi üretiminin mayısta beş çalışma günü eksiği nedeniyle yıllık bazda gerilediğini ifade eden Şimşek, &#34;Buna karşın, ilk beş ayda takvim etkisinden arındırılmış üretim yıllık yüzde 1 arttı.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, yüksek teknolojili üretimdeki yıllık artışın mayısta yüzde 7,9 olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:&#34;Uyguladığımız politikalar sayesinde savunma sanayisinde yakaladığımız başarıyı diğer yüksek teknoloji sektörlerine de taşıyarak katma değerli üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü artırmayı sürdüreceğiz. Katma değer zincirinde üst basamaklara çıkarken, geleneksel sektörlerimizin yaşadığı sıkıntıları da göz ardı etmiyor, üretimi güçlü şekilde desteklemeye devam ediyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 10 Jul 2026 17:55:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pazarcı esnafı da enflasyona yenildi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/pazarci-esnafi-da-enflasyona-yenildi-8796/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/pazarci-esnafi-da-enflasyona-yenildi-8796/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B4CD26-C9AD2B-2B4831-C81457-DBF827-5E8014.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye&#39;de milyonlarca vatandaşın taze gıdaya ulaşım noktası olan semt pazarlarında ekonomik sıkıntılar giderek daha belirgin hale geliyor. Artan enflasyon ve tırmanan tedarik maliyetleri, pazarcı esnafının kâr marjını eritirken geçim sıkıntısını da beraberinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B4CD26-C9AD2B-2B4831-C81457-DBF827-5E8014.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYTürkiye&#39;de milyonlarca vatandaşın taze gıdaya ulaşım noktası olan semt pazarlarında ekonomik sıkıntılar giderek daha belirgin hale geliyor. Artan enflasyon ve tırmanan tedarik maliyetleri, pazarcı esnafının kâr marjını eritirken geçim sıkıntısını da beraberinde getiriyor. Eskiden bereketin ve uygun fiyatın sembolü olan tezgahlar, bugünlerde hem satıcının hem de alıcının kara kara düşündüğü bir alana dönüşmüş durumda.TEZGAHA YANSIYAN AĞIR MALİYETLERPazar esnafı, fiyatlardaki yükselişin kendi inisiyatiflerinde olmadığını vurguluyor. Kamuoyunda zaman zaman oluşan &#34;pazarcılar fiyatları gereksiz yere artırıyor&#34; algısına karşı çıkan satıcılar, asıl sorunun haldeki toptan fiyatlar ve lojistik masrafları olduğuna dikkat çekiyor. Mazot, hal rüsumu, KDV, nakliye, hamaliye, poşet, tahta ve işgaliye vergisi gibi kalemlerin üst üste eklenmesiyle maliyetlerin katlandığı belirtiliyor.Fiyatların günden güne değiştiği ve vatandaşın alım gücünün düştüğü bu ortamda, esnaf tezgahtaki malı satmakta zorlanıyor. Maliyetlerin çok yüksek olmasından dolayı sadece cüzi bir kâr marjıyla çalışabildiklerini ifade eden satıcılar, buna rağmen pazar arabalarının eskisi gibi dolmadığını, satışların ciddi oranda yavaşladığını belirtiyor. Semt pazarlarındaki bu zorlu tabloyu bizzat yaşayan isimlerden biri de 25 yıldır pazarcılık yapan Murat Geçgel. Çeyrek asırdır bu mesleğin içinde olan Geçgel, şimdiki durumla eskisi arasında büyük bir uçurum olduğunu belirterek, &#34;Eskiden her şey çok güzeldi, her şey kolaydı, alınabiliyordu. Ekonomi çok iyiydi ama şimdi geçinemiyoruz. Şartlar çok pahalı, mallar satılmıyor, iş yok. Millette para yok ki alsın&#34; sözleriyle içinde bulundukları darboğazı özetliyor. Tüketicinin fiyat tepkilerine karşı esnafın durumunu savunan Geçgel, maliyet kalemlerinin ağırlığını şu ifadelerle dile getiriyor: &#34;Fiyat artışının bizimle bir alakası yok. Halden yükseldiği zaman bize de yansıyor. Bir gün hale gidiyoruz 50 lira, ertesi gün 100 lira fiyat çekiyorlar. Bunun mazotu var, KDV&#39;si, rüsumu, hamaliyesi, belediyeye ödenen işgaliyesi ve poşet parası var. Hepsi para olmuş.&#34;BEKLENEN YENİ HAL YASASI TEZGAHLARA ÇÖZÜM OLACAK MI?Pazardaki bu yangının sönmesi için gözler uzun süredir üzerinde çalışılan Yeni Hal Yasası&#39;na çevrilmiş durumda. Tarladan sofraya uzanan tedarik zincirini kısaltmayı, aracı sayısını azaltmayı ve kayıt dışılığı önleyerek fiyatlarda şeffaflık sağlamayı hedefleyen yasanın, gıda enflasyonunu frenlemesi umut ediliyor. Ancak pazarcı esnafı temkinli. Üretici ile tüketici arasındaki zincir kısalsa bile; nakliye için kullanılan mazot, köprü geçiş ücretleri, hal rüsumları ve belediye işgaliye bedelleri gibi temel masraf kalemlerinde kalıcı bir düşüş sağlanmadıkça, salt yasal düzenlemelerin tezgahtaki yangını tamamen söndürmeyeceği düşünülüyor. Esnaf, yasanın getireceği yapısal reformların yanı sıra doğrudan pazar esnafının yükünü hafifletecek somut ekonomik adımların da atılmasını talep ediyor.TEZGAHTA KALAN ÜRÜNLER ÇÖPE GİDİYOR İSRAF BÜYÜYORSemt pazarlarında düşen satışlar, giderek büyüyen bir gıda kaybı sorununu da beraberinde getiriyor. Vatandaşın alım gücünün daralmasıyla hafta sonu pazarlarında satılamayan ürünler, elde kalıyor. Özellikle taze sebze ve meyveler, ertesi güne kadar dayanmadığı ve hava sıcaklıklarının da etkisiyle hızla bozulduğu için doğrudan çöpe atılmak zorunda kalıyor. Pazarcı esnafı, mecburen çöp konteynerlerine dökülen bu firelerin tamamen kendi ceplerinden çıktığını ve büyük bir ekonomik kayba yol açtığını vurguluyor. Dışarıdan gelen ürünlerin yüksek maliyetine rağmen zararına da olsa düşük kârlarla satılmaya çalışılan taze gıdaların çöpe gitmesi, sadece esnafın sermayesini eritmekle kalmıyor; üretim için harcanan su, enerji ve emeğin de heba olmasıyla milli servete büyük bir darbe vuruyor. Uzmanlar, hal sistemindeki lojistik eksiklikler ve pazarlardaki yetersiz muhafaza koşullarının çözülmemesi halinde, tarladan tezgaha uzanan süreçte yaşanan bu sessiz israfın her geçen gün daha da katlanacağı konusunda uyarıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 08 Jul 2026 01:10:28 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yabancı yatırımlar 2025'te yüzde 6 arttı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yabanci-yatirimlar-2025te-yuzde-6-artti-3988/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yabanci-yatirimlar-2025te-yuzde-6-artti-3988/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_35596D-7E499D-D19DD9-271953-B9635B-DF2137.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı&#39;nın (UNCTAD) Dünya Yatırım Raporu 2026 yayımlandı.Rapora göre, küresel doğrudan yabancı yatırımlarda geçen yıl iyileşme görülmesine rağmen yatırım akışları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında büyük eşitsizlikler&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_35596D-7E499D-D19DD9-271953-B9635B-DF2137.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı&#39;nın (UNCTAD) Dünya Yatırım Raporu 2026 yayımlandı.Rapora göre, küresel doğrudan yabancı yatırımlarda geçen yıl iyileşme görülmesine rağmen yatırım akışları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında büyük eşitsizlikler gösterdi.Dünyada doğrudan yabancı yatırımlar 2025&#39;te yıllık bazda yüzde 6 artarak 1,6 trilyon dolara çıktı ve yatırımlardaki iki yıllık düşüş sona erdi.Gelişmiş ülkelere doğrudan yabancı yatırım akışı yüzde 11 artarak 723 milyar dolara yükseldi. Gelişmekte olan ülkelere yönelik doğrudan yabancı yatırımlar ise yalnızca yüzde 2 artışla 901 milyar dolar oldu.Doğrudan yabancı yatırım, gelişmekte olan ekonomiler için önemli bir dış finansman kaynağı olmaya devam ediyor ancak yatırım akışlarındaki eşitsiz büyüme bölgelerdeki kalkınmayı doğrudan etkiliyor.- ABD en fazla yabancı yatırım alan ülkeAralarında gelişmekte olan bazı ülkelerin de yer aldığı 20 ülke, doğrudan yabancı yatırımların yüzde 80&#39;ini çekti.ABD, 277 milyar dolarla geçen yıl en fazla doğrudan yabancı yatırım çeken ülke olurken, bunu 151 milyar dolarla Singapur, 116 milyar dolarla Hong Kong, 105 milyar dolarla Çin ve 77 milyar dolarla Brezilya izledi.En fazla doğrudan yabancı yatırım alan 20 ülkeyi sırasıyla İngiltere, Almanya, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Meksika, Hindistan, Avustralya, Suudi Arabistan, İsveç, İsrail, Rusya, Fransa, Endonezya, Vietnam ve İspanya takip etti.- Veri merkezleri doğrudan yabancı yatırımlarda ilk sıradaDoğrudan yabancı yatırımların sektörel dağılımına bakıldığında ilk sırada veri merkezleri yer aldı. Yapay zeka, enerji ve ticaret politikaları sektörel yatırım dengelerini değiştirdi.Yapay zeka altyapısı, yarı iletkenler, kritik mineraller ve enerji dönüşümü teknolojileri küresel sıfırdan yatırımların yüzde 44&#39;ünü oluşturdu. Bu oran 2020&#39;de yüzde 16 seviyesindeydi.Veri merkezlerine yönelik doğrudan yabancı yatırımlar geçen yıl 235 milyar dolar olurken, petrol ve gaz sektöründeki yatırım hacmi 38 milyar dolar, yarı iletkenler sektöründeki yatırım hacmi ise 13 milyar dolar olarak kaydedildi.- Yatırımlara ilişkin görünüm zorluUNCTAD&#39;a göre, doğrudan yabancı yatırımlarda 2026&#39;ya ilişkin görünüm zorlu olmayı sürdürüyor.Ticaret politikalarındaki belirsizlikler, jeopolitik gerilimler, yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik parçalanma yatırım kararlarında etkili oluyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 07 Jul 2026 11:40:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasına buğday, pirinç ve pamuk damgasını vurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasina-bugday-pirinc-ve-pamuk-damgasini-vurdu-9877/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasina-bugday-pirinc-ve-pamuk-damgasini-vurdu-9877/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E0A646-82D9B4-D96F99-4F4822-601003-A52DAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı gelişmeler, yılın ilk yarısında emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olurken, tarım grubu ürünlerinin fiyat hareketlerinde ise hava olayları da etkisini gösterdi.Böylece emtia piyasasında tarım grubu ürünlerinde yılın ilk yarısında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E0A646-82D9B4-D96F99-4F4822-601003-A52DAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı gelişmeler, yılın ilk yarısında emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olurken, tarım grubu ürünlerinin fiyat hareketlerinde ise hava olayları da etkisini gösterdi.Böylece emtia piyasasında tarım grubu ürünlerinde yılın ilk yarısında jeopolitik riskler ve iklimsel etkilerden dolayı ürün bazlı ayrışmalar öne çıkarken buğday, soya fasulyesi, pirinç ve pamukta sert yükselişler, mısır, kahve, şeker ve kakaoda sert düşüşler görüldü.- Pirinç fiyatları, yüzde 20&#39;nin üzerinde yükseldiChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar, buğdayda yüzde 16,2, pirinçte yüzde 24, soya fasulyesinde yüzde 9,2 artarken mısırda yüzde 1 azaldı.Buğdayın kile başına fiyatı, bu dönemde 6,8825 dolarla Haziran 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyeyi test etti.Petrol fiyatlarında görülen hızlı yükselişlerin gübre ve enerji maliyetlerine yansımasıyla tahıl fiyatları sert yükseldi.Kuraklık ve gübre konusundaki endişelerin birleşerek arz beklentilerini daraltmasıyla buğday fiyatlarında yükselişler öne çıktı.ABD&#39;nin önemli tarım bölgelerinde yaşanan kuraklık ve gübre maliyetlerindeki artışın da etkisiyle buğday ekim alanları tarihi düşük seviyelere indi. Bu durum buğday fiyatlarında yükselişi tetikledi. Hürmüz Boğazı kaynaklı lojistik sorunlar da buğday fiyatlarında hızlı yükselişlere neden oldu.Hava olayı riskleri ve savaşın tetiklediği enerji-gübre maliyetlerinin pirinç üretimini baskılaması pirinç fiyatlarını artırdı. Hindistan&#39;ın ihracat kısıtlamaları da küresel pirinç arzını daraltarak fiyatları yukarı itti.Gübre maliyetleri, soya fasulyesi fiyatlarında da yükselişe neden olurken Çin&#39;den gelen talep de fiyatlardaki yükselişte etkili oldu. ABD ile İran arasındaki gerilimin zaman zaman yumuşaması ve Arjantin&#39;de mısır hasadının hızlanması ise mısır fiyatlarında geri çekilmelere neden oldu.- Pamuk, yılın ilk yarısında yüzde 20&#39;ye yakın yükseldiIntercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar, pamukta yüzde 19,5 artarken şekerde yüzde 1,3, kahvede yüzde 15 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise yılın ilk yarısında yüzde 16,3 azaldı.Kahvenin libresi 2,3885 dolarla Eylül 2024&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi, şekerin libresi 0,1334 dolarla Ekim 2020&#39;den bu yana en düşük seviyeyi, kakaonun ton başına fiyatı 2 Mart 2026&#39;da 2 bin 846 dolarla Nisan 2023&#39;ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.ABD&#39;deki kuraklık ve don riski pamuk fiyatlarının yükselmesine neden oldu.Brezilya&#39;da kahve hasadının rekor seviyelere ulaşacağına yönelik beklentiler ve Brezilya realinin dolar karşısında gerilemesi, kahve fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.Kahve fiyatları, Brezilya&#39;da rekor hasat olacağı beklentisiyle geriledi. Yüksek üretim rakamları ve talebin azalacağına yönelik endişeler, şeker fiyatlarında değer kaybına yol açtı.Brezilya&#39;da kahve hasadının rekor seviyelere ulaşacağına yönelik öngörüler, özellikle fiyatındaki düşüşte etkili oluyor. ABD Tarım Bakanlığı, Brezilya&#39;da 2026-2027 kahve hasadının yıllık bazda yüzde 14 artışla 71,9 milyon torbaya çıkarak rekor seviyeye ulaşacağını öngörüyor.Vietnam&#39;dan kahve ihracatındaki büyük artış arz fazlasına yol açarken bu da fiyatların üzerinde baskıya sebep oluyor. Diğer taraftan El Nino hava olayının gelecek yıl Brezilya&#39;nın kahve hasadına zarar verebileceğine dair endişeler de fiyatları destekledi.Brezilya&#39;daki yağışlarla arz fazlası oluşabileceği beklentileri ve Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin etkisiyle talebin zayıflaması, kahvenin libre fiyatında aşağı yönlü baskı oluşturdu. Brezilya&#39;da yağış beklentileri, şeker fiyatlarını da aşağı yönlü etkiledi.Batı Afrika&#39;daki genel olarak olumlu hasat görünümü ve zayıf talep kakao fiyatlarını baskılamaya devam ediyor.- Fiyatlarda savaş ve El Nino etkisi görüldüVadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, El Nino hava olayından dolayı emtia piyasasındaki çeşitli ürünlerde yükselişler olduğunu belirterek, El Nino&#39;dan kaynaklı rekolteye yönelik beklentilerde değişiklikler yaşandığını dile getirdi.El Nino ile birlikte içinde Hindistan&#39;ın da bulunduğu Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya tarafında yağışların azaldığını ifade eden Ergezen, &#34;Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya&#39;da yağışların azalması, pirinç ve pamuk gibi ürünlerin rekoltesinin azalmasına yol açıyor. Bunun pamuk ve pirinç tarafında fiyatlamalara yansıdığını gördük.&#34; dedi.Ergezen, El Nino&#39;nun Avustralya&#39;da daha az yağışlı daha kurak bir iklime yol açtığını, bunun da buğday rekoltesinde endişelere neden olduğunu belirterek, Avustralya&#39;nın önemli buğday üreticilerinden olduğunu vurguladı.Yükseliş kaydeden bu ürünlerin içinde pirinç, buğday ve pamuğun da bulunduğunu söyleyen Ergezen, yılın ilk yarısında ABD ile İran arasındaki savaşla birlikte tedarik zincirindeki sıkıntıların da fiyat artışlarında etkili olduğunu ifade etti.Ergezen, şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Özellikle ABD-İran Savaşı ile birlikte hem gübre hem de enerji maliyetlerinde artış olduğunu gördük. Bu etkiler, pirinç, buğday, pamuk gibi ürünlerde maliyetleri yükseltti. Enerji maliyetlerindeki artış, polyester üretim maliyetlerini de artırdı. Polyester üretim maliyetlerindeki artış, üreticilerin pamuk tarafına geçmesine yol açtı ve bu da pamuk fiyatlarında artışa yol açtı.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Jul 2026 12:15:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Enerji ithalatındaki artışa rağmen dış ticaret dengesi iyileşti"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-ithalatindaki-artisa-ragmen-dis-ticaret-dengesi-iyilesti-6169/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-ithalatindaki-artisa-ragmen-dis-ticaret-dengesi-iyilesti-6169/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FAD79F-1F0238-B5370A-FF9EC4-224548-BF484B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğünde Kıdemli Ekonomist Yasemin Barlas ile Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğünde Başuzman Şebnem Oğuz tarafından hazırlanan &#34;Jeopolitik Gelişmeler Dış Ticareti Nasıl Şekillendirdi?&#34; başlıklı analiz, bankanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FAD79F-1F0238-B5370A-FF9EC4-224548-BF484B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğünde Kıdemli Ekonomist Yasemin Barlas ile Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğünde Başuzman Şebnem Oğuz tarafından hazırlanan &#34;Jeopolitik Gelişmeler Dış Ticareti Nasıl Şekillendirdi?&#34; başlıklı analiz, bankanın blog sayfası Merkezin Güncesi&#39;nde yayımlandı.Analizde, &#34;Jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve küresel tedarik zincirleri kanallarıyla dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturabiliyor. Bu nedenle, 2026 yılı şubat ayı sonunda başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;nın da Türkiye&#39;nin dış ticaret görünümünü zayıflatması bekleniyordu. Ancak ikinci çeyrek verileri farklı bir tablo ortaya koydu. Enerji ithalatındaki belirgin artışa rağmen ihracat güçlü seyretti ve dış ticaret dengesi iyileşti.&#34; değerlendirmelerine yer verildi.Savaşın en hızlı yansımasının enerji piyasalarında görüldüğü belirtilen analizde, küresel piyasalarda enerji fiyatlarının ikinci çeyrek ortalamalarına bakıldığında Brent petrolde yıllık bazda yüzde 55,2, doğal gazda ise yüzde 28,2 yükseliş yaşandığı bildirildi.Analizde, buna paralel olarak takvim etkilerinden arındırılmış enerji ithalatının yıllık bazda yüzde 32,4 arttığı kaydedildi.Söz konusu artışta enerji ithalatının kompozisyonuna ek olarak mevcut tedarik anlaşmaları, spot fiyattan alımların oranı ve tedarik sürelerinin de rol oynadığı vurgulanan analizde, &#34;Dolayısıyla son dönemde fiyatlarda başlayan normalleşme enerji ithalatındaki artışların yavaşlayacağına işaret etse de fiyat gelişmelerinin gecikmeli etkileri nedeniyle kısa vadede enerji ithalatı üzerindeki yukarı yönlü riskler tamamen ortadan kalkmış değil.&#34; ifadesine yer verildi.- Enerji fiyatları dış dengeyi tek başına belirlemiyorAnalizde, ilk bakışta bu görünümün enerji ithalatındaki artışın dış ticaret dengesini de bozacağı izlenimi verdiği belirtildi.Ancak enerji fiyatlarının dış dengeyi tek başına belirlemediği aktarılan analizde, şunlar kaydedildi:&#34;Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış denge üzerindeki etkisini daha sağlıklı değerlendirebilmek için tarihsel ilişkilere bakmak faydalı oluyor. Enerji fiyatları ile net enerji ithalatı arasında güçlü bir ilişki bulunmasına karşın aynı ilişki cari işlemler dengesi için geçerli değil. Bunun temel nedeni, cari dengenin yalnızca enerji faturasıyla değil, ihracat performansı, hizmet gelirleri ve iç talep gibi birçok unsur tarafından şekillenmesi. Nitekim Rusya-Ukrayna Savaşı&#39;nın yaşandığı 2022 yılında enerji maliyetlerindeki artış dış denge üzerinde tarihsel ilişkinin ima ettiğinden çok daha belirgin bir baskı oluştururken mevcut dönemde farklı bir görünüm ortaya çıktı.&#34;Analizde, bu farklılaşmanın temel nedeninin ihracat tarafında yaşandığı bildirildi.Enerji tarafındaki olumsuz görünüme rağmen ikinci çeyrekte ihracatın hem yıllık hem de çeyreklik bazda güçlü artış gösterdiği kaydedilen analizde, şu değerlendirmelere yer verildi:&#34;Savaşın başlamasının hemen ardından mart ayında Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracatta keskin bir düşüş yaşansa da ikinci çeyrekte bölgeye yapılan ihracatta toparlanma görüldü. İhracatın bu dönemde hızlanmasında küresel tedarik zincirlerinde jeopolitik gelişmeler nedeniyle yaşanan yeniden yönlenme rol oynadı. Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanmasıyla birlikte Uzak Doğu&#39;dan yapılan sevkiyatlarda ortaya çıkan belirsizlikler, uzayan teslim süreleri ile artan navlun ve sigorta maliyetleri talebin Türkiye&#39;ye kaymasında etkili unsurlar oldu. Firma görüşmeleri, bu dönemdeki talep artışının özellikle Avrupa kaynaklı ve ihtiyati alım niteliğinde olduğuna, bununla birlikte ilk etapta firmalarca geçici nitelikte algılandığına işaret etmekte. İhtiyati alımlar ve öne çekilen talep etkisi kimyasal ürünler ve ana metal sektörlerinde; tedarikçi çeşitlendirme eğilimi ise giyim ve tekstil sektörlerinde ihracatı destekliyor.&#34;Analizde, ihracatın güçlü seyretmesinde etkili olan bir unsurun da savunma sanayisinin ihracata artan desteği olduğu belirtildi. Son yıllarda savunma sanayisinde gerçekleştirilen kapasite ve teknoloji yatırımlarının yüksek katma değerli üretimin ihracata katkısını artırdığı ifade edilen analizde, son dört yılda savunma sanayisinin toplam ihracattaki payının yaklaşık 2,3 puan artarak yüzde 4&#39;e ulaştığı bildirildi.Bununla birlikte mevcut jeopolitik gelişmelerin bu sektöre yönelik talebi güçlendirmesinin de söz konusu yapısal dönüşümün etkisini daha görünür hale getirdiği vurgulandı.Dış ticaret dengesindeki iyileşmenin diğer ayağını ise ithalatın kompozisyonunun oluşturduğu belirtilen analizde, &#34;İkinci çeyrekte ithalattaki artışın tamamı enerji kaynaklı gerçekleşirken enerji hariç ithalat geriledi. Öte yandan mal grubu bazında baktığımızda, ara malları ithalatı altın ve enerji hariç olarak seviyesini korurken yatırım ve tüketim malları ithalatında gerileme görüyoruz. Bu görünüm iç talebin süregelen zayıf seyri ve ikinci çeyrekteki olumlu ihracat siparişi beklentileriyle uyumlu.&#34; ifadelerine yer verildi.- Enerji fiyatlarındaki yükselişin olumsuz etkisi, ihracattaki güçlü seyir sayesinde önemli ölçüde dengelendiAnalizde, nitekim kredi kartı harcamaları gibi iç talebe ilişkin yüksek frekanslı verilerde görülen zayıf seyrin tüketim malı ithalatı talebindeki yavaşlamayla da teyit edildiği belirtildi.Öte yandan Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin de ikinci çeyrekte üretim gerilerken ihracat talebine ilişkin beklentilerin arttığına işaret ettiği bildirilen analizde, şu değerlendirmeler yapıldı:&#34;Bu bağlamda, son dönemdeki ara malları ithalat talebini gerek dış talepte yeniden yönlenme eğiliminin, gerekse jeopolitik gelişmelerin yansıması olarak fiyatlarda gözlenen artışın şekillendirdiğini söylemek mümkün. Özetle, ikinci çeyrekte enerji fiyatlarındaki yükselişin dış ticaret dengesi üzerindeki olumsuz etkisi, ihracattaki güçlü seyir sayesinde önemli ölçüde dengelendi. Öte yandan, sıkı para politikası etkisiyle devam eden iç talepteki zayıf görünüm de ithalat kompozisyonunu değiştirerek dış ticaret dengesindeki iyileşmeye destek verdi. Bu gelişmeler, jeopolitik risklerin azalmasıyla enerji fiyatlarında başlayan normalleşme ile beraber düşünüldüğünde, savaşın cari açık üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü risklerin önceki aylara kıyasla azaldığını değerlendiriyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Jul 2026 12:11:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kur baskısı gerçeği gizlemez]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kur-baskisi-gercegi-gizlemez-1596/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kur-baskisi-gercegi-gizlemez-1596/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4DF91E-02923B-81F24D-7440C0-58DC02-01C698.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde ekonomi ile psikoloji arasında dikkat çekici bir benzetme kurdu. Eğilmez, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud&#39;un &#34;bastırma&#34; kavramını döviz kuru politikalarıyla ilişkilendirerek, ekonomide belirtileri baskılamanın kalıcı çözüm&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4DF91E-02923B-81F24D-7440C0-58DC02-01C698.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde ekonomi ile psikoloji arasında dikkat çekici bir benzetme kurdu. Eğilmez, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud&#39;un &#34;bastırma&#34; kavramını döviz kuru politikalarıyla ilişkilendirerek, ekonomide belirtileri baskılamanın kalıcı çözüm üretmediğini savundu.Freud&#39;un teorisinde bireyin kaygı yaratan duygu ve düşüncelerini bilinçdışına ittiğini ancak bu duyguların tamamen ortadan kaybolmayıp farklı biçimlerde yeniden ortaya çıktığını hatırlatan Eğilmez, benzer bir durumun ekonomi yönetiminde de yaşandığını ifade etti.Kur baskılaması geçici rahatlama sağlıyorEğilmez&#39;e göre kur baskılaması, döviz kurunun çeşitli politika araçlarıyla belirli bir seviyede tutulması anlamına geliyor. Bu yöntemin kısa vadede enflasyonu yavaşlatmak, fiyat artışlarını sınırlamak ve piyasalara güven mesajı vermek gibi amaçları bulunuyor.Kurun uzun süre yatay seyretmesi tüketicilerde ekonominin istikrar kazandığı yönünde bir algı oluşturabiliyor. İthal elektronik ürünlerinin fiyatlarının daha yavaş yükselmesi, akaryakıt zamlarının gecikmesi veya dövize bağlı maliyet artışlarının kısa süre hissedilmemesi de bu algıyı güçlendiriyor.Ancak Eğilmez, bu görünümün ekonomik sorunların çözüldüğü anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Enflasyonun yüksek seyretmesi, üretim maliyetlerinin artması, dış finansman ihtiyacının sürmesi ve rezervlerde yaşanabilecek erimenin, kurdaki sakin görüntünün arkasındaki temel riskler olduğunu vurguluyor.Sorun erteleniyor ortadan kalkmıyorMahfi Eğilmez&#39;in değerlendirmesine göre kur üzerindeki baskı sürdürülemediği noktada ertelenen fiyat artışları kısa sürede ekonomiye yansıyor.Otomobil, cep telefonu, ithal ilaç ve benzeri dövize bağımlı ürünlerde görülen ani fiyat sıçramalarının çoğu zaman yeni bir ekonomik krizden değil, uzun süre bastırılmış baskının açığa çıkmasından kaynaklandığını belirten Eğilmez, bunu Freud&#39;un &#34;semptom&#34; kavramına benzetiyor.Psikanalizde bastırılan duygu ve düşünceler nasıl farklı belirtilerle yeniden ortaya çıkıyorsa, ekonomide de yapısal sorunlar çözülmediğinde ani kur hareketleri ve yüksek enflasyon kaçınılmaz hale geliyor.Beklentiler de ekonomiyi şekillendiriyorEğilmez, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, beklenti yönetiminin de son derece önemli olduğunu ifade ediyor.Ekonomik bozulma beklentisi oluştuğunda vatandaşların dövize yönelmesi, harcamalarını ertelemesi veya tasarruf eğilimini artırmasının ekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini belirten Eğilmez, bu nedenle psikoloji ile ekonomi arasında güçlü bir etkileşim bulunduğunu dile getiriyor.Kalıcı çözüm yapısal sorunlardaYazısının sonunda önemli bir uyarıda bulunan Eğilmez, döviz kurunu baskılamanın ekonomik sorunların nedeni değil sonucu olduğunun altını çiziyor.Kurun; enflasyon, dış borç, sermaye hareketleri, rezervler ve küresel finansal koşullar gibi birçok değişken tarafından belirlendiğini hatırlatan Eğilmez, teknik politikaların yanında piyasa psikolojisi ve toplumsal beklentilerin de ekonomi yönetiminde belirleyici rol oynadığını vurguluyor.Ekonomistin değerlendirmesine göre hem psikolojide hem ekonomide ortak gerçek değişmiyor: Belirtileri yönetmek mümkün olsa da kalıcı çözüm, sorunun kaynağını ortadan kaldıracak yapısal adımları atmaktan geçiyor. Kur baskılaması da tıpkı Freud&#39;un tanımladığı bastırma mekanizması gibi yalnızca zaman kazandırıyor; ancak temel nedenler çözülmediği sürece ekonomik gerçekler er ya da geç yeniden ortaya çıkıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 06 Jul 2026 09:17:15 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[30,5 milyar dolarlık pazarın sekiz yılda 5,5 kat büyüyecek]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/305-milyar-dolarlik-pazarin-sekiz-yilda-55-kat-buyuyecek-1227/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/305-milyar-dolarlik-pazarin-sekiz-yilda-55-kat-buyuyecek-1227/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7C1167-FD2252-F49BB3-4BE278-A8841D-7D7A94.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dijital üretimde yaşanan hızlı dönüşüm, küresel sanayinin üretim, stok ve tedarik zinciri modellerini yeniden tanımlıyor. Kişiselleştirilmiş üretime yönelik artan talep, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik hedefleri, eklemeli imalat teknolojilerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7C1167-FD2252-F49BB3-4BE278-A8841D-7D7A94.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dijital üretimde yaşanan hızlı dönüşüm, küresel sanayinin üretim, stok ve tedarik zinciri modellerini yeniden tanımlıyor. Kişiselleştirilmiş üretime yönelik artan talep, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik hedefleri, eklemeli imalat teknolojilerini şirketler açısından stratejik bir yatırım alanına dönüştürüyor. Havacılıktan otomotive, sağlık teknolojilerinden savunma sanayii ve mimarlığa kadar geniş bir alanda 3D üretim çözümlerinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor.Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve yüksek katma değerli üretim sektörlerinden gelen artan taleple birlikte eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden üretim hizmetlerine kadar genişleyen ekosistem; yerli üretim kabiliyetini artırırken dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal teknolojilerde karmaşık, hafif ve yüksek performanslı parçaların üretimine duyulan ihtiyaç, 3D üretim çözümlerine yönelik yatırımları hızlandırıyor.Türkiye'nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Fuarda 100'ün üzerinde katılımcı firma, 120'den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşması hedefleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sağlaması amaçlanan organizasyon, Yıldız Teknik Üniversitesi'nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı ile akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle bir araya getirecek.ÜRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ YAŞANIYORExpo3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknoloji odaklı kalkınma vizyonu, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında hayata geçirilen stratejiler ve sanayide dijital dönüşümü destekleyen politikalar, eklemeli imalat teknolojilerinin Türkiye'de daha hızlı yaygınlaşmasının önünü açıyor. Genç ve nitelikli mühendis nüfusu, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye, bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip. Özellikle savunma sanayii, havacılık, medikal ve otomotiv gibi yüksek katma değerli sektörlerden gelen artan talepler, Türkiye'de eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojileri ekosisteminin önümüzdeki dönemde güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacağına işaret ediyor" dedi.Ünverdi, eklemeli imalat teknolojilerinin üretim anlayışını kökten değiştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim teknolojisi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren yeni bir üretim paradigmasıdır. Küresel pazarın yıllık yüzde 20'nin üzerinde büyümesi ve 2025 yılındaki 30,5 milyar dolarlık seviyesinden 2033'te yaklaşık 169 milyar dolara ulaşmasının beklenmesi, bu dönüşümün kalıcı ve stratejik bir nitelik taşıdığını açıkça gösteriyor. EXPO3D İstanbul olarak amacımız yalnızca bir fuar düzenlemek değil; yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, yeni yatırımların ve nitelikli iş birliklerinin önünü açan, ülkemizin sanayi dönüşümüne somut katkı sağlayan sürdürülebilir bir platform oluşturmaktır. Eklemeli imalat alanındaki yerli üretim kabiliyetini, katma değerli ihracatı ve küresel rekabet gücünü artırarak Türkiye'nin teknoloji üreten ve bölgesine yön veren konumunu güçlendirmeyi; ülkemizin ekonomik ve teknolojik geleceğine kalıcı değer katmayı hedefliyoruz" dedi.Türkiye'nin stratejik konumuna dikkat çeken Ünverdi: "Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika arasında kurduğu üretim, ticaret ve lojistik bağlantılar sayesinde eklemeli imalat alanında bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip. Gelişmiş sanayi altyapımız, mühendislik kabiliyetimiz ve yüksek katma değerli sektörlerdeki üretim deneyimimiz, ülkemizi yalnızca teknoloji kullanan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir merkez hâline getiriyor. Önümüzdeki 5–10 yıllık dönemde eklemeli imalatın nihai parça üretimi, bakım ve onarım, hafifletilmiş komponent geliştirme, kişiselleştirilmiş üretim ve dijital tedarik zincirlerindeki etkisi çok daha belirgin hâle gelecek. Bu dönüşüm, yeni sanayi düzeninin ve küresel rekabetin en kritik başlıklarından biri olacak" değerlendirmesinde bulundu.Eklemeli imalat teknolojileri, dijital tasarımların doğrudan üretime aktarılmasını sağlayarak sanayiye hız, esneklik ve tasarım özgürlüğü kazandırıyor. Karmaşık ve hafif parçaların üretilebilmesi, kalıp ihtiyacının azaltılması, düşük adetli üretim ile kişiselleştirilmiş çözümlere olanak tanıması, teknolojinin geleneksel imalat yöntemlerini tamamlayan stratejik bir üretim modeli olarak hızla yaygınlaşmasını sağlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Jul 2026 14:15:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında bakır ve alüminyum fırtınası esti]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-bakir-ve-aluminyum-firtinasi-esti-9450/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-bakir-ve-aluminyum-firtinasi-esti-9450/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEF44A-E7B34D-31587C-96DE7E-CD57F9-755E44.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarının artması ve ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;ndan kaynaklı arz endişeleri yılın ilk yarısında baz metal fiyatlarını yukarı yönlü etkilerken, bakır ve alüminyum fiyatları bu yükselişlerde başrol oynadı.Bakırın libresi, söz konusu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEF44A-E7B34D-31587C-96DE7E-CD57F9-755E44.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarının artması ve ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;ndan kaynaklı arz endişeleri yılın ilk yarısında baz metal fiyatlarını yukarı yönlü etkilerken, bakır ve alüminyum fiyatları bu yükselişlerde başrol oynadı.Bakırın libresi, söz konusu dönemde uluslararası piyasalarda yapay zeka veri merkezlerinden gelen yoğun talep ve küresel arza yönelik sıkıntılarla 6,67 dolara ulaşarak rekor kırdı.Orta Doğu&#39;daki gerginliklerin küresel ekonomik aktivite üzerinde risk oluşturmasıyla ABD/İsrail-İran Savaşı başladıktan sonra bakır fiyatlarında geri çekilmeler görülmesine karşın bu ürünün tedarikine ilişkin sıkıntıların ve talebin devam etmesi fiyatların tekrar toparlanmasını sağladı.ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;nın başlaması sonrasında petrol tedarikine ilişkin bozulmaların yenilenebilir enerjiye ilgiyi artırması da bakır fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu.Özellikle Asya ve Avrupa ülkelerinin fosil yakıtlara ulaşımının sınırlı hale gelmesiyle bu ülkeler, yenilenebilir enerji tarafına tekrar yoğunlaştı.Petrol arzının belirli bir coğrafyada yoğunlaşması, bölgesel gerilimlerin küresel enerji fiyatları üzerinden hızla yayılmasına neden olurken enerji ithalatçısı ülkeler açısından maliyet enflasyonunun kolayca tetiklenmesine yol açtı.Öte yandan, enerji arz güvenliğine ilişkin belirsizlikler, sadece kısa vadeli fiyatlamaları değil, orta-uzun vadede tedarik zincirinde çeşitlendirme, enerji dönüşümü ve stratejik rezerv politikalarının önemini de artırdı.Son zamanlarda da Hürmüz Boğazı kaynaklı sıkıntılardan dolayı kükürt tedarikinin de olumsuz etkilenmesi bakır fiyatlarının rekor kırmasında etkili oldu. Özellikle Zambiya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;ndeki bakır üretim hatları, cevher ayrıştırma için gereken sülfürik asit üretiminde bu kükürde bağımlı durumda. Bu lojistik darboğaz, küresel bakır arzını doğrudan tehdit eder duruma geldi.Artan yapay zeka altyapısı yatırımları, elektrikli araç talebindeki büyüme ve yenilenebilir enerji dönüşümünün bakıra yönelik küresel talebini hızla artırdı. Diğer yandan savaş kaynaklı yükselen enerji ve nakliye maliyetleri hem üretim hem de lojistik tarafında ciddi maliyet baskısı oluşturdu.Dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili&#39;de üretimde yaşanan düşüş, arz-talep dengesini talep lehine bozarak fiyatları destekleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıktı. Çin&#39;in bakır ithalatının güçlü seyretmesi de bakır talebinin güçlü kaldığını gösterdi.ABD merkezli Freeport şirketinin Endonezya&#39;daki Grasberg madeninde yaşanan ıslak cevher sorunu nedeniyle bakır üretiminin 2027 sonuna kadar tam kapasiteye ulaşamayacağına ilişkin haberler de arz endişelerini artırdı.Bakırın libresi böylece ocak ayında yüzde 5, şubat ayında yüzde 1,2 arttı.Orta Doğu&#39;daki savaşın başlamasının ardından mart ayında yüzde 6 azalan bakırın libresi bu gelişmelerle kayıplarını telafi etti. Nisan ayında yüzde 6 değer kazanan bakırın libresi, mayıs ayında da yükselişlerine devam etti. Mayıs ayında yüzde 6,8 değer kazanan bakırın libresi, 2 Haziranda 6,67 dolarla rekor kırdı.Haziran ayını yüzde 2,8 düşüşle tamamlayan bakırın libresi, bu düşüşe karşın yıl genelinde yatırımcısını sevindirdi.Bakırın libresi yılın ilk yarısını yüzde 9,8 artışla 6,09 dolardan tamamladı.- Alüminyum üretiminde Orta Doğu öne çıkıyorAlüminyum fiyatları da Londra Metal Borsasında ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı risklerin arz endişelerine neden olmasıyla bu yıl sert yükseldi.ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;nın başlaması sonrasında emtia piyasasında alüminyum en çok etkilenen ürünlerden bir tanesi oldu.Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanması ile Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri&#39;nin (BAE) toplam 6,2 milyon ton civarındaki yıllık alüminyum üretimi ve ihracatı risk altında kaldı. Bu üç ülkenin Hürmüz Boğazı üzerinden alüminyum ihracatı yüzde 80&#39;lik orana sahip.ABD/İsrail-İran Savaşı başladıktan sonra BAE merkezli Emirates Global Aluminium&#39;a (EGA) ait Et-Tavila tesisinin, İran&#39;ın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) Halife Ekonomik Bölgesi&#39;ne düzenlediği saldırılarda zarar görmesi de arza ilişkin endişelerin kayda değer bir şekilde artmasına neden oldu.Savaş başlamadan önce de küresel alüminyum piyasasında arz sıkıntıları varken savaş sonrası arz sıkıntıları daha da şiddetlendi.Bu durum, Hürmüz Boğazı&#39;nın global ham madde piyasaları açısından petrol ve doğal gaz dışında da oldukça kritik olduğunun net göstergesi oldu.Alüminyum üretiminde maliyetin yaklaşık yüzde 40&#39;ı elektrik maliyetinden kaynaklanıyor. Söz konusu enerji maliyetinde son dönemde yaşanan artış alüminyum maliyetlerinde artışa yol açtı. Bu da fiyatlamaları yukarı çeken diğer bir unsur oldu.Dünyada en fazla alüminyum üreten ülke olan Çin&#39;in söz konusu madenin üretimine üst sınır getirmiş olması nedeniyle, talep arttığı zaman arz bunu desteklemiyor ve bu da fiyatlara yansıyor.Bu gelişmelerle Londra Metal Borsası&#39;nda işlem gören alüminyumun ton başına fiyatı ocak ayında yüzde 5 artarak 3 bin 144 dolara çıktı. Şubat ayında yüzde 0,1 azalarak 3 bin 140 dolara inen alüminyum martta yüzde 10,4 artışla 3 bin 467 dolara, nisanda yüzde 0,2 yükselişle 3 bin 474 dolara, mayısta yüzde 5,5 artışla 3 bin 666,5 dolara ulaştı.Söz konusu madenin ton fiyatı, 2 Haziran&#39;da 3 bin 787 dolara kadar çıkarak 4 yılın en yüksek seviyesini görse de ABD ve İran arasında imzalanan barış anlaşmasının jeopolitik gerilimlere yönelik kaygıları azaltması nedeniyle ayı yüzde 15,8 azalışla 3 bin 88,5 dolardan tamamladı.Haziran ayındaki düşüşe karşın alüminyumun ton başına fiyatı yılın ilk yarısında yüzde 3 arttı.- &#34;Bakırdaki yükselişin sebebi yapay zeka yatırımlarındaki patlama&#34;Finansal hizmetler şirketi Capital.com Kıdemli Finansal Piyasalar Analisti Kyle Rodda, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, bakırdaki yükselişin sebebi olarak yapay zeka yatırımlarındaki patlama olduğunu söyledi.Rodda, bu durumun çoğunlukla veri merkezlerinin inşasından kaynaklı olarak piyasada ciddi bir sıkışıklığa yol açtığını belirtti.ABD ticaret politikasının da yılın farklı dönemlerinde bakır fiyatlarına etkisi olduğunu ifade eden Rodda, ayrıca 2026&#39;nın başlarında doların değer kaybetmesinin de bakır piyasasını desteklediğini vurguladı.Rodda, &#34;Ancak günün sonunda mesele, yapay zeka ve arz dengesinde bitiyor. Bu durum da bize fiyatların güçlü bir şekilde desteklenmeye devam edebileceğini düşündürüyor.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Jul 2026 11:22:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta bütün yatırım araçları kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-butun-yatirim-araclari-kazandirdi-9102/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-butun-yatirim-araclari-kazandirdi-9102/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_85B17F-702FA6-41707F-AC7EE9-B44AB8-2BF8BD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.031,72 puanı ve en yüksek 14.511,73 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 1,01 üzerinde 14.417,91 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,79 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_85B17F-702FA6-41707F-AC7EE9-B44AB8-2BF8BD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.031,72 puanı ve en yüksek 14.511,73 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 1,01 üzerinde 14.417,91 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,79 artışla 6 bin 267 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,77 yükselişle 42 bin 238 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 10 bin 212 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,79 artışla 10 bin 497 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,38 artarak 46,8040 liraya, avro yüzde 0,49 yükselişle 53,5700 liraya çıktı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,81, emeklilik fonları yüzde 0,75 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 2,39 ile &#34;Serbest Fon&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Jul 2026 09:17:09 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bazı vergi düzenlemelerinin uygulama esasları belirlendi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bazi-vergi-duzenlemelerinin-uygulama-esaslari-belirlendi-1352/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bazi-vergi-duzenlemelerinin-uygulama-esaslari-belirlendi-1352/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7631CD-73B350-5DE885-1BD641-53816E-1835D6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />GİB&#39;in Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe giren &#34;Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliği&#34;ne göre, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye&#39;ye getirilmesi ile yurt içinde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7631CD-73B350-5DE885-1BD641-53816E-1835D6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />GİB&#39;in Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe giren &#34;Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliği&#34;ne göre, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye&#39;ye getirilmesi ile yurt içinde bulunmakla birlikte işletme kayıtlarında yer almayan varlıkların kayıt altına alınmasına ilişkin bildirim, vergilendirme ve uygulama süreçleri belirlendi.Buna göre, yurt dışındaki varlıkların 31 Temmuz 2027&#39;ye kadar Türkiye&#39;deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi mümkün olacak. Gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak bu bildirimler, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler tarafından da gerçekleştirilebilecek.Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin bildirim sahibinden yüzde 5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15&#39;inci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edecek.Söz konusu varlıkların, vadeli hesaplarda, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulacağının taahhüt edilmesi halinde indirimli vergi uygulanacak.Ayrıca, Resmi Gazete&#39;de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği ile yurt dışında yaşayan ve belirli şartları sağlayarak Türkiye&#39;ye yerleşen gerçek kişilere tanınan, yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlarının 20 yıl süreyle gelir vergisinden istisna edilmesine ilişkin düzenlemeden yararlanma şartları, başvuru süreci ve uygulama esasları da belirlendi.- Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personele ilişkin ücret istisnasıYayımlanan diğer Tebliğler ile de yatırım, üretim, ihracat, uluslararası ticaret, yüksek katma değerli hizmetler ve kayıtlı ekonominin güçlendirilmesine yönelik uygulamaların çerçevesi de netleştirildi.Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan nitelikli personele ilişkin ücret istisnasının usul ve esasları düzenlendi. Şartları sağlayan çalışanların ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katına kadar olan kısmına ve İstanbul Finans Merkezi ile belirli endüstri bölgelerinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinde çalışanlar için ise brüt asgari ücretin 5 katına kadar istisna uygulanmasına ilişkin işlemler belirlendi.Teknogirişim şirketlerinin çalışanlarına bedelsiz veya indirimli olarak sağladıkları pay senetlerine ilişkin gelir vergisi istisnasına yönelik uygulamalar ile istisna tutarının hesaplanması, pay senetlerinin elde tutulma süreleri payların belirlenen sürelerden önce elden çıkarılması halinde uygulanacak vergisel sonuçlar ayrıntılı şekilde açıklandı.- Kurumlar vergisindeki yeni teşviklerin uygulama esasları belirlendiKurumlar Vergisi Genel Tebliği ile yeni teşvik ve düzenlemelerin uygulamanmasına ilişkin kurallar da tespit edildi.Bu kapsamda tebliğde, transit ticaretten veya yurt dışında gerçekleştirilen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilen kazançlara uygulanacak kurumlar vergisi indiriminin kapsamı ve şartlarına, nitelikli hizmet merkezlerinin yurt dışından elde ettikleri kazançlara uygulanacak kurumlar vergisi indiriminin usul ve esaslarına yer verildi.Sanayi sicil belgesine sahip üretici kurumlar ile zirai üretim yapanların kazançlarına kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5 uygulanmasına ilişkin işlemlere açıklık getirildi.Serbest bölgelerde üretim yapan mükelleflerin, imal ettikleri ürünlerin bölge içine ve diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançların da kurumlar vergisi istisnasından yararlanmasına ilişkin esaslar düzenlendi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 04 Jul 2026 08:47:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kalkınma arayışında yabancı sermaye çıkmazı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kalkinma-arayisinda-yabanci-sermaye-cikmazi-1159/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kalkinma-arayisinda-yabanci-sermaye-cikmazi-1159/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DE6F39-393A58-2E691B-7FF6B3-869A71-C48CEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, Cumhuriyet&#39;in ilk yıllarında uygulanan ekonomik politikaların dönemin olağanüstü koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Eğilmez, Osmanlı&#39;dan devralınan ağır dış borç yükü, yetersiz sanayi altyapısı ve sınırlı mali&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DE6F39-393A58-2E691B-7FF6B3-869A71-C48CEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, Cumhuriyet&#39;in ilk yıllarında uygulanan ekonomik politikaların dönemin olağanüstü koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Eğilmez, Osmanlı&#39;dan devralınan ağır dış borç yükü, yetersiz sanayi altyapısı ve sınırlı mali kaynaklar nedeniyle Türkiye&#39;nin ekonomik bağımsızlık ilkesinden vazgeçmeden yabancı sermayeyi ülkeye çekmenin yollarını aradığını ifade etti.Bu dönemde gündeme gelen Chester Projesi ile daha sonra hayata geçirilen Kreuger &amp; Toll anlaşmasının, yabancı sermaye ile kalkınma hedefleri arasında kurulmaya çalışılan dengenin en önemli örnekleri olduğunu vurgulayan Eğilmez, her iki girişimin de yatırım karşılığında ekonomik imtiyaz verilmesi esasına dayandığını söyledi.Chester Projesi hayata geçirilemediEğilmez&#39;in değerlendirmesine göre, 1920&#39;li yılların başında Amerikalı girişimci William Colby Chester tarafından hazırlanan Chester Projesi, Anadolu&#39;da geniş bir demiryolu ağı kurulmasını, bunun karşılığında ise demiryollarının geçtiği bölgelerdeki maden ve petrol kaynaklarının işletme hakkının Amerikan sermayesine bırakılmasını öngörüyordu.Lozan görüşmeleri döneminde gündeme gelen projenin, antlaşmanın bir parçası olmadığını vurgulayan Eğilmez, girişimin gerekli finansmanın sağlanamaması, siyasi belirsizlikler ve Türkiye&#39;nin geniş kapsamlı imtiyazlara karşı ihtiyatlı yaklaşımı nedeniyle uygulamaya geçirilemediğini belirtti.İlk uzun vadeli dış kredi kibrit fabrikaları için alındıEğilmez, Cumhuriyet döneminde devlet adına alınan ilk uzun vadeli dış kredilerden biri olarak kabul edilen 1930 tarihli 10 milyon dolarlık Kreuger &amp; Toll kredisinin, kibrit fabrikalarının kurulmasında kullanılacak makine ve ekipman alımı amacıyla sağlandığını hatırlattı.Bu kredi karşılığında İsveçli şirkete Türkiye&#39;de 25 yıl süreyle kibrit üretim ve satış tekeli verildiğini belirten Eğilmez, uygulamanın ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmesi anlamına gelmediğini, dönemin finansman sıkıntılarının doğal sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.1929 Buhranı şartları ağırlaştırdıCumhuriyet&#39;in kuruluş yıllarında Türkiye&#39;nin yalnızca Osmanlı borçlarını ödemekle kalmadığını, aynı zamanda Lozan Antlaşması&#39;nın ticaret hükümleri nedeniyle 1929 yılına kadar gümrük tarifelerini serbestçe belirleyemediğini anımsatan Eğilmez, tam bu kısıtlamaların sona erdiği dönemde 1929 Dünya Ekonomik Buhranı&#39;nın patlak verdiğine dikkat çekti.İç kaynakların son derece sınırlı, dış finansmanın ise oldukça güç olduğu bir dönemde kalkınma yatırımlarının sürdürüldüğünü belirten Eğilmez, ekonomik kararların bu şartlar altında alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı.Bugünün koşulları farklıMahfi Eğilmez, erken Cumhuriyet dönemindeki ekonomik zorunluluklarla günümüz Türkiye&#39;sinin mali ve kurumsal kapasitesinin aynı olmadığını belirterek, bugün devletin büyük altyapı ve sanayi yatırımlarını farklı finansman yöntemleriyle gerçekleştirebilecek imkâna sahip olduğunu ifade etti.Eğilmez, bu nedenle uzun süreli ve geniş kapsamlı ekonomik imtiyazların günümüzde geçmişte olduğu gibi zorunlu bir finansman yöntemi olarak değerlendirilmesinin doğru olmayacağını belirtti.Yazısını, &#34;Tarihî olayları değerlendirirken yalnızca alınan kararları değil, o kararların hangi ekonomik ve siyasi koşullar altında verildiğini de göz önünde bulundurmak gerekir&#34; değerlendirmesiyle tamamlayan Eğilmez, geçmişin bugünün ölçütleriyle değil, kendi tarihsel bağlamı içinde analiz edilmesi gerektiğinin altını çizdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Jul 2026 14:41:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Dış dengede kalıcı iyileşme desteklenmektedir"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dis-dengede-kalici-iyilesme-desteklenmektedir-6154/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dis-dengede-kalici-iyilesme-desteklenmektedir-6154/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_91539E-F41DFF-1E234E-59937D-BB515E-7A16FC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda haziran ayı dış ticaret verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Haziranda takvim etkisinin de katkısıyla ihracat ve ithalatın güçlü seyrettiğini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_91539E-F41DFF-1E234E-59937D-BB515E-7A16FC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda haziran ayı dış ticaret verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Haziranda takvim etkisinin de katkısıyla ihracat ve ithalatın güçlü seyrettiğini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen ihracat dirençli görünümünü sürdürdü. İkinci çeyrekte ihracat yıllık yüzde 10,2 artarken yıllıklandırılmış ihracat 277,9 milyar dolara ulaştı. İthalat artışı ise yüzde 4,6 ile daha sınırlı gerçekleşti. İhracatta olumlu görünüme rağmen enerji fiyatlarındaki artışın gecikmeli etkileri önümüzdeki dönemde dış ticaret dengesinde etkili olacaktır. Cari açığın yılın kalanında sınırlı artmasını öngörmekle birlikte sürdürülebilir seviyelerde kalacağını değerlendiriyoruz. Güçlenen makroekonomik çerçeve ve uyguladığımız politikalar sayesinde ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığı artmaya devam ederken dış dengede kalıcı ve sürdürülebilir iyileşme de desteklenmektedir.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Jul 2026 11:01:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ezber bozan bir fintek serüveni]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ezber-bozan-bir-fintek-seruveni-1334/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ezber-bozan-bir-fintek-seruveni-1334/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_01AA1B-4DAC58-1BC98F-86321D-953C92-0FB882.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAY&nbsp;Bir yanda yüzlerce personelle ve devasa bankalarla çalışan koca koca ödeme kuruluşları, diğer yanda sadece 8 kişiyle aylık 4 milyar liralık işlem hacmini çeviren bir şirket. Üstelik bu şirketin bir satış departmanı dahi yok. Neden mi? Çünkü şirketteki yazılımcısından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_01AA1B-4DAC58-1BC98F-86321D-953C92-0FB882.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAY&nbsp;Bir yanda yüzlerce personelle ve devasa bankalarla çalışan koca koca ödeme kuruluşları, diğer yanda sadece 8 kişiyle aylık 4 milyar liralık işlem hacmini çeviren bir şirket. Üstelik bu şirketin bir satış departmanı dahi yok. Neden mi? Çünkü şirketteki yazılımcısından yöneticisine kadar herkes aslında bir satışçı. Sektörün tüm geleneksel kodlarını kendi yöntemleriyle yeniden yazan Bakiyem CEO'su Umut Yalçın, iş dünyasında "kurumsallık" adı altında şişirilen balonlara pek inanmıyor.MÜLAKAT YAPMADIK YIL SONU HEDEFİNİ ÇÖPE ATTIKKlasik bir patron, yıl sonunda çalışanlarını bir odaya toplar ve bir sonraki yılın stres dolu hedeflerini tahtaya yazar. Yeni personeli ise bitmek bilmeyen mülakatlardan geçirir. Umut Yalçın ise bu sistemi tamamen rafa kaldırmış. İşe alım süreçlerindeki absürt ama etkili yöntemini, "Stajyerleri işe alırken biz mülakat yapmadık. Kişilik envanteri doldurttuk. Dedik ki; 'Bu ekiple anlaşabilecek mi?' Ne yapacağı hiç önemli değildi bizim için. Çünkü ben bir şekilde emek verip onu yetiştireceğimi kendim biliyordum" sözleriyle anlatıyor.Yıl sonu geldiğinde ise işlem hacimleri ve cirolar arttığı için şirketi toplayıp, çalışanlarına yüzde 92 zam yaptığını açıklayan Yalçın, o anı gülerek hatırlıyor: "Hepsi 'Emin misin?' dediler. 'Oğlum param olmazsa döneceğim size diyeceğim ki, zam yok. Bir daha ikna edeceğim yani. O yüzden bunu siz sağlayacaksınız' dedim." Bugüne kadar ortaklara hiç kâr payı dağıtmayan, tüm parayı çalışanlarına ve şirketin büyümesine aktaran Yalçın, "Bizde hedef yok. Yılın sonunda ne olduğunu hep beraber göreceğiz. Herkes Umut Yalçın nasıl çalışıyorsa, ondan 10 kat daha fazla çalışıyor" diyerek farklı bir aidiyet kültürü inşa ettiğini vurguluyor.OTOBÜS TERMİNAL KÖŞELERİNDEN MİLYARLIK HACİMLEREGirişimcilik dünyasında milyon dolarlık yatırımlar alıp lüks arabalarla poz vermek adettendir. Yalçın ise bu "şekilciliğin" şirketleri batırdığını düşünüyor. Geçmişte ortağıyla parklarda buluşup bir dürümü ikiye böldüklerini, Türkiye'deki bütün otobüs terminallerinde uyuduğunu ve hangi otobüs terminal köşesinin daha rahat olduğunu ezbere bildiğini anlatırken son derece samimi.Pandemi öncesi 3 kişiyle tüm Türkiye'yi arabayla gezerek iş yaptıklarını belirten Yalçın, o dönemi şu sözlerle özetliyor: "Ben kendi arabamla 3 yılda 450.000 km yol yaptım şirket için. Gidip lüks bir araç kiralayabilirdim ama yapmadım. Paramı gösterişe harcamadım. Benim ofiste odam yoktu uzun süre. Pandemi patlayınca fiziki POS'lar kullanılamadı. Şirketler tam batmaya başlarken biz inanılmaz bir ivme yakaladık. Bugün arkalarında banka gücü olan büyük ödeme kuruluşlarında 300 kişi çalışıyor. Ben 8 kişiyim, işlem hacmimiz 4 milyar TL."KÖRFEZ'DEKİ SAVAŞLAR VE TÜRKİYE'NİN FİNANS MERKEZİ FIRSATIMakroekonomik dinamikler ve uluslararası para transferleri konusuna gelince, Umut Yalçın'ın vizyonu şirketin sınırlarını aşıp bölgesel bir analize dönüşüyor. SWIFT sisteminin küresel baskısına dikkat çeken Yalçın, Orta Doğu'daki sıcak çatışmaların ardından Türkiye'nin nasıl güvenli bir liman haline geldiğini şöyle özetliyor:"Özellikle Körfez'deki savaştan sonra burası acayip bir finans merkezi haline gelmeye başladı. Çünkü Orta Doğu'daki en güvenli ülke Türkiye, başka yok. Üzerimizden füze geçer eyvallah. Ama geçen füzenin karşılığında bakmışsın bir saat sonra birileri bir şeyler yapmış, bilemezsin. Suudi Arabistan da gitti, Dubai'nin zaten bir balon olduğu ortaya çıktı. Şimdi bunu Kıbrıs Rum kesimi yapmaya çalışıyor. Olmaz, halk istemiyor. Kıbrıs çok güvenli bir yerdi zamanında. Şimdi cinayetler olmaya başladı, bunun sebebi rant. Oradaki güvensiz ortamı bizim nasıl değerlendirdiğimiz önemli. Bunu değerlendirmenin en kolay yolu İstanbul finans kentte boş ofisleri doldurmak değil. Gerçekten yatırımcıya ve finansa güvenli bir liman sunmak. Eğer hukuk sisteminde bunu aşabilirsek Türkiye cennet olur."Şirketteki en absürt durumlardan biri de "satış ve pazarlama" departmanının olmaması. Daha doğrusu, herkesin o departmanın bir parçası olması. "Bizde herkes satışçı, herkes pazarlamacı," diyen Yalçın, bu durumu esprili bir dille anlatıyor: "Sadece olamadıkları şey yazılımcı. Bizim yazılımcımız da satışçı. Yani burada otururken bizden birisi otursun hemen 'Kredi kartı ne kullanıyorsunuz?' diye sorar. Tatile gidiyorlar, tatilden bile müşteri geliyor bana ya. Bundan daha keyiflisi var mı?"YASADIŞI BAHİS ÇOK BÜYÜK TEHLİKERöportajın en keskin virajı, konunun Türkiye'deki yasadışı bahis ve kumar problemine gelmesi. Yalçın'ın bu konudaki duruşu son derece tavizsiz. Bu durumu sadece bir finansal regülasyon eksikliği değil, devasa bir sosyal çürüme olarak tanımlıyor: "Türkiye'nin başındaki en büyük beladır kumar ve yasadışı bahis. Uyuşturucudan da terörden de tehlikelidir. Çünkü o sosyal çürümeyle kendi teröristini kendi içinde yetiştiriyorsun."Çözümün ise teknolojinin gücüyle bir haftada sağlanabileceğini savunuyor: "Yapay zeka diye bir şey var. Hayatın olağan akışına aykırı bir durumu anında tespit edebilirsin. 18 yaşındaki birisine bir saat içinde 10 farklı yerden 100 bin lira gelemez. Bunun tespit edilmesi zor değil. Anında kapatırlar."YAPAY ZEKA DESTEKLİ EHLİYET KREDİSİ VE YENİ PROJELERBakiyem'in yeni projeleri de en az CEO'sunun vizyonu kadar pratik ve çözüm odaklı. "Tüketici finansmanı ve bayi finansmanına başladık" diyen Yalçın, özellikle artan ehliyet kursu ücretlerine getirdikleri teknolojik çözümü heyecanla paylaşıyor. Adayların 40-45 bin lirayı bulan ehliyet masrafları için saniyeler içinde devreye giriyorlar: "Öğrenci geliyor; annesiyle, babasıyla... Sisteme ismini, TC kimlik numarasını giriyoruz. Bir dakika içerisinde yapay zeka diyor ki 'Bunun limiti bu kadardır.' Hemen o parayı anında sürücü kursuna aktarabiliyor. Öğrenci de bana 6 ayda o parayı ödüyor."BOZUK ROLEX'LERİN PEŞİNDEİşten arta kalan zamanlarında ise Umut Yalçın'ı lüks davetlerde değil; denizin dibinde, yüksek irtifa tırmanışlarında veya eski saatlerin satıldığı yerlerde görebilirsiniz. 2 yıldız balık adam, yüksek irtifa dağcısı, boksör ve eski milli hentbolcu olan Yalçın'ın en ilginç hobisi ise oldukça şaşırtıcı: "Saat toplamayı severim. Lüks saatim yok ama bazen Rolex falan da görebilirsin. Ama gidip bayiden parasıyla aldığım değil. Gidiyorum, bozuk saati buluyorum. Rolex'i adam yapmış kenara atmış çalışmıyor, çarkı bozulmuş. Ben gidiyorum onu alıyorum. Sonra başlıyorum gezmeye saatçi saatçi."Hem kendi kurallarını koyan hem de ekibine inanılmaz bir alan açan Umut Yalçın, parklarda paylaşılan dürümlerden milyarlık hacimlere uzanan bu yolculukta, girişimcilik dünyasına "kendi tarzıyla" meydan okumaya devam ediyor.&nbsp;DÖVMELERİN GİZLİ DİLİUmut Yalçın'ın dövmeleri, sadece estetik figürler değil; aksine her birinin ardında sağlam birer hikaye yatıyor. Vücudunda Türk tasvirlerinin güçlü bir temsilcisi olan "Geyik" dövmesi var. Umay Ana'nın hemen arkasında duran geyiğin hem yol gösterici hem de besleyici gücüne duyduğu saygıyı teninde taşıyor. Bir diğer dövmesi ise Latince "Per aspera ad astra" (Zorluklardan yıldızlara) ve "Haruda" (Yaşam pınarı) kelimelerinden oluşuyor. Dövmelerin her an aynaya bakıp insanın nereden geldiğini hatırlaması için iyi bir araç olduğunu söyleyen Yalçın, yorucu anlarda bu yazılardan ve genlerinden gelen güçten feyz alıyor.Yalçın, kendi hayat felsefesini şekillendirirken edebiyattan da ilham alan bir isim. Oğuz Atay'ın "İyi şeyler bir anda olur" sözünü, iş hayatında hızla karar alıp uygulamak için bir rehber olarak benimsediğini belirtiyor ve ekliyor: "Sürüncemede bırakmaz. Benim hayat felsefemdir. Bir şeye eğer iyi bir şey gözüyle baktıysam 'acaba' ile yaklaşmam, denerim."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 03 Jul 2026 10:01:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[126 trilyon doların çevre faturası ağır]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/126-trilyon-dolarin-cevre-faturasi-agir-3450/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/126-trilyon-dolarin-cevre-faturasi-agir-3450/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4FCC5E-9A77B0-F8C05A-1824C9-54CABF-CEF5FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mahfi EĞİLMEZEkonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde insanlığın doğa üzerindeki etkisini ele alarak, küresel çevre krizinin nedenleri ve çözüm yollarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Eğilmez, bilim dünyasında giderek daha fazla kabul gören &#34;Antroposen&#34;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4FCC5E-9A77B0-F8C05A-1824C9-54CABF-CEF5FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mahfi EĞİLMEZEkonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde insanlığın doğa üzerindeki etkisini ele alarak, küresel çevre krizinin nedenleri ve çözüm yollarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Eğilmez, bilim dünyasında giderek daha fazla kabul gören &#34;Antroposen&#34; kavramını merkeze alırken, çevresel tahribatın temelinde insanlığın mı yoksa kapitalist ekonomik sistemin mi bulunduğu tartışmasını gündeme taşıdı.Eğilmez&#39;in aktardığına göre, Nobel Kimya Ödüllü Paul Crutzen tarafından ortaya atılan &#34;Antroposen&#34; kavramı, insanın artık yalnızca doğanın bir parçası olmadığını, gezegenin jeolojik ve ekolojik dengelerini değiştiren başlıca güç haline geldiğini ifade ediyor.Yaklaşık 11 bin 700 yıl boyunca devam eden Holosen döneminin iklim açısından istikrarlı bir süreç sunduğunu hatırlatan Eğilmez, tarımın gelişmesi, kentlerin kurulması ve uygarlıkların ortaya çıkmasının bu istikrarlı iklim koşulları sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Ancak Sanayi Devrimi ile birlikte fosil yakıt kullanımının hızla artması, ormanların tahrip edilmesi ve atmosferdeki karbon yoğunluğunun yükselmesiyle bu dengenin bozulduğunu vurguladı.Eğilmez, bugün plastik, beton ve alüminyum gibi insan üretimi malzemelerin dünyanın en uzak noktalarına kadar ulaştığını, okyanusların derinliklerinde mikroplastiklere, kutuplardaki buz tabakalarında ise sanayi kaynaklı kirleticilere rastlanmasının insan etkisinin artık küresel ölçekte hissedildiğinin göstergesi olduğunu ifade etti.Antroposen&#39;in başlangıcı tartışılıyorBilim insanları arasında Antroposen&#39;in başlangıç tarihi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu aktaran Eğilmez, bazı araştırmacıların Sanayi Devrimi&#39;ni başlangıç kabul ettiğini, bazılarının ise nüfus artışı, enerji tüketimi, plastik üretimi ve sera gazı salımlarının hız kazandığı 1950 sonrası &#34;Büyük Hızlanma&#34; dönemini esas aldığını belirtti. Ayrıca nükleer silah denemelerinin bıraktığı radyoaktif izlerin de bu dönemin önemli göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekti.Sorun insanlık mı, kapitalizm mi?Mahfi Eğilmez, Antroposen kavramının tüm insanlığı eşit derecede sorumlu tuttuğu yönündeki eleştirilere de yer verdi. Çevresel yıkımın tarihsel sorumluluğunun sanayileşmiş ülkeler ile büyük şirketlerde yoğunlaştığını belirten bazı araştırmacıların bu nedenle &#34;Kapitalosen&#34; kavramını geliştirdiğini aktardı.Ekolojistler Andreas Malm ve Jason W. Moore&#39;un ortaya koyduğu Kapitalosen yaklaşımına göre çevre krizinin temelinde insan türü değil, sürekli büyüme ve tüketim üzerine kurulu kapitalist ekonomik sistem bulunuyor.Eğilmez, kapitalist sistemin daha fazla üretim ve tüketimi teşvik ettiğini, bunun da enerji talebini ve doğal kaynak kullanımını sürekli artırdığını söyledi. Dünya ekonomisinin 2000 yılında yaklaşık 34 trilyon dolar büyüklüğünde olduğunu, 2026 itibarıyla ise 126 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini hatırlatan Eğilmez, bu büyümenin önemli ölçüde enerji tüketimi ve karbon salımlarındaki artışı da beraberinde getirdiğini ifade etti.Sürdürülebilir dönüşüm çağrısıDeğerlendirmesinde Antroposen&#39;in yalnızca bilimsel bir kavram değil, aynı zamanda insanlık için önemli bir uyarı niteliği taşıdığını vurgulayan Eğilmez, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliğinin gezegenin sınırlarının zorlandığını ortaya koyduğunu belirtti.Buna karşın yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi uygulamaları, sürdürülebilir tarım ve doğa temelli çözümlerin daha dengeli bir gelecek için önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Eğilmez, insanlığın ilk kez jeolojik ölçekte sonuçlar doğurabilecek bir güç ve sorumluluğa sahip olduğuna dikkat çekti.Eğilmez, değerlendirmesini, &#34;İnsanlık, dünyayı dönüştürme gücünü doğayla uyum içinde kullanmayı başarabilecek mi?&#34; sorusunu gündeme taşıyarak tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 02 Jul 2026 13:12:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye ve Almanya arasında ekonomik ortaklık güçleniyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ve-almanya-arasinda-ekonomik-ortaklik-gucleniyor-9755/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ve-almanya-arasinda-ekonomik-ortaklik-gucleniyor-9755/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5A407E-E7A8D5-B7B681-E46A51-0183A5-D78A2D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İki ülke arasındaki ticari bağları daha da ileriye taşımak amacıyla T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile Almanya Federal Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche arasında &#34;Türkiye-Almanya JETCO Protokolü&#34; imzalandı.&#34;Köklü Bağlar, Karşılıklı Güven ve Ortak&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5A407E-E7A8D5-B7B681-E46A51-0183A5-D78A2D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İki ülke arasındaki ticari bağları daha da ileriye taşımak amacıyla T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile Almanya Federal Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche arasında &#34;Türkiye-Almanya JETCO Protokolü&#34; imzalandı.&#34;Köklü Bağlar, Karşılıklı Güven ve Ortak Çıkarlar&#34;Toplantıda konuşan T.C. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bu kritik buluşmanın iki ülke arasında köklü bağlar, karşılıklı güven ve ortak çıkarlar üzerine kurulu ekonomik ortaklığın gücünü ve dayanıklılığını bir kez daha kanıtladığını ifade etti. Almanya&#39;nın, Türkiye&#39;nin en önemli yatırım ortaklarından ve stratejik müttefiklerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, ikili ticaret hacminde hedefin 60 milyar dolar olduğunu belirtti. Almanya&#39;nın Türkiye için bir numaralı ihracat pazarı ve lider yabancı yatırımcılardan biri olduğunu hatırlatan Bolat, imzalanan protokolün gelecekteki iş birlikleri için güçlü bir yol haritası sunduğunu kaydetti.&#34;Türkiye ve Almanya Arasındaki İş Birliği Bir Güç Kalesidir&#34;Almanya Federal Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche ise küresel ölçekte zorlu jeopolitik ortamlarla karşı karşıya kalınan bu dönemde, Türkiye ve Almanya arasındaki istikrarlı ve güvene dayalı iş birliğinin adeta bir &#34;güç kalesi&#34; olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Almanya için son derece güvenilir bir ortak olduğunu belirten Reiche, &#34;Yatırımcılarımızın Türkiye&#39;nin gücüne ve piyasasına olan güveni devam ediyor. Alman şirketleri Türkiye&#39;deki yatırım hacimlerini sürdürüyor, artırıyor ve yeni yatırımlar gerçekleştiriyor&#34; diyerek iki ülke arasındaki sarsılmaz ekonomik güvene dikkat çekti.ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin: &#34;Türkiye, Gerçek Bir Endüstriyel Güç Merkezi&#34;İki ülke iş dünyasının liderlerini bir araya getiren toplantıya katılan ve aktif temaslarda bulunan ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin, üst düzey heyetlerle görüş alışverişinde bulundu. Toplantı kapsamında gerçekleştirdiği stratejik temaslarda Türkiye'nin muazzam endüstriyel potansiyelinin ve küresel bir üretim üssü olma konumunun altını çizen Christian Martin, değerlendirmelerinde şu ifadelere yer verdi:&#34;Sürekli değişen dünyada ilerlemenin anahtarı yeniliktir. Mikroskop ve merceklerden endüstri odaklı hassas kalite çözümlerine kadar ZEISS, geçmişten bugüne inovasyona yaptığı yatırımlarla geleceği şekillendirmede önemli bir rol oynuyor.Bugün Türkiye sanayisi dinamik bir dönüşüm içinde. Özellikle ekonomiye yön veren öncü sektörlerde sürdürülebilir üretim ve ileri teknoloji bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Eğer Türkiye&#39;nin bu muazzam endüstriyel potansiyelini Alman teknolojisiyle desteklemeye devam edersek; endüstri ve sağlık sektörlerinde inovasyonu çok daha hızlı tetikleyebiliriz. Üretimi sürekli iyileştiren ve global standartlarda katma değerli üretimi mümkün kılan teknolojimizle, Türkiye'nin küresel arenasındaki sürdürülebilir rekabet gücünü, sağlık sektörü ve endüstri ekosisteminin uçtan uca dijitalleşmesini destekliyoruz.Ürünleriyle bu topraklarda bir asrı deviren bir marka olarak, 2014 yılından bu yana doğrudan Türkiye&#39;de faaliyet gösteriyoruz. 180 yıllık küresel deneyim ve teknolojimizi Türkiye&#39;nin sürdürülebilir büyüme yolculuğuna ve dijital dönüşümüne adadık. Ülkenin endüstriyel gücüne ve geleceğine olan inancımız tam. Bugün 100 kişiyi aşan ekibimizle, bu pazarın gelişimine katkı sunmak ve yerel üreticiyi desteklemek adına kararlılıkla çalışıyoruz. Türkiye'de Türkiye için varız!&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 01 Jul 2026 11:10:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Mesleki dönüşüm programlarını güçlendiriyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mesleki-donusum-programlarini-guclendiriyoruz-7267/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mesleki-donusum-programlarini-guclendiriyoruz-7267/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B758E4-EEBE38-0CE60D-9A857C-B1A879-1C8E2F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı mayıs ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi.Mayısta istihdam aylık 285 bin kişi artarken, işsizlik oranının yüzde 8,2 ile yatay seyrettiğine işaret eden Şimşek,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B758E4-EEBE38-0CE60D-9A857C-B1A879-1C8E2F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı mayıs ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi.Mayısta istihdam aylık 285 bin kişi artarken, işsizlik oranının yüzde 8,2 ile yatay seyrettiğine işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;İstihdamı korumak ve iş gücüne katılımı artırmak amacıyla aktif iş gücü politikalarımızı uygulamaya devam ediyoruz. Başta gençler ve kadınlar olmak üzere, istihdamı destekleyen işbaşı eğitim, beceri geliştirme ve mesleki dönüşüm programlarını güçlendiriyoruz. Nitelikli insan kaynağını artıran, verimlilik odaklı üretimi destekleyen ve sürdürülebilir büyümeyi güçlendiren yapısal adımlarımızı hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 30 Jun 2026 16:41:52 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Almanya ekonomisi alarm veriyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/almanya-ekonomisi-alarm-veriyor-6926/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/almanya-ekonomisi-alarm-veriyor-6926/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AD12F0-2F7434-5EB0B6-4497B5-9E3C0A-B369B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzun yıllar Avrupa ekonomisinin lokomotifi olarak gösterilen Almanya, son yıllarda ekonomik büyümedeki yavaşlama, artan enerji maliyetleri ve küresel rekabet baskısıyla mücadele ediyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, kaleme aldığı &#34;Ne Olacak Bu Almanya&#39;nın Hali?&#34; başlıklı analizinde,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AD12F0-2F7434-5EB0B6-4497B5-9E3C0A-B369B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Uzun yıllar Avrupa ekonomisinin lokomotifi olarak gösterilen Almanya, son yıllarda ekonomik büyümedeki yavaşlama, artan enerji maliyetleri ve küresel rekabet baskısıyla mücadele ediyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, kaleme aldığı &#34;Ne Olacak Bu Almanya&#39;nın Hali?&#34; başlıklı analizinde, Alman ekonomisinin geçmişteki güçlü performansına rağmen bugün önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu değerlendirdi.Eğilmez&#39;e göre Almanya ekonomisinin önündeki en önemli sorunların başında düşük büyüme geliyor. Yüksek enerji maliyetleri, küresel talepteki zayıflama ve sanayi üretimindeki gerileme nedeniyle ülke ekonomisi son yıllarda durgunluk eğilimi gösteriyor.Sektörler baskı altındaÖzellikle otomotiv, makine ve kimya sektörlerinin ciddi baskı altında olduğuna dikkat çeken Eğilmez, artan enerji maliyetleri, Çin kaynaklı rekabet ve elektrikli araç teknolojilerine geçiş sürecinin Alman sanayisini zorladığını ifade etti.Analizde öne çıkan bir diğer sorun ise iş gücü açığı oldu. Yaşlanan nüfus nedeniyle nitelikli çalışan bulmakta zorlanan Almanya&#39;nın, üretim ve hizmet sektörlerindeki ihtiyaçlarını karşılayabilmek için nitelikli göçmen iş gücüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu belirtildi.Alman ekonomisinin ihracata yüksek düzeyde bağımlı olduğuna işaret eden Eğilmez, küresel ekonomideki yavaşlama ve artan ticari belirsizliklerin Alman şirketlerinin dış pazarlardaki performansını olumsuz etkilediğini kaydetti. Enflasyondaki yükselişin büyük ölçüde kontrol altına alınmasına rağmen, fiyat seviyelerindeki kalıcı artışın hane halkı tüketimi ve işletme maliyetleri üzerindeki baskısını sürdürdüğü de vurgulandı.Avantajlarını koruyorBuna karşın Almanya&#39;nın önemli avantajlarını koruduğunu belirten Eğilmez, ülkenin güçlü mühendislik altyapısı, sağlam kamu kurumları, güçlü finans sistemi ve küresel ölçekte tanınan sanayi markalarının rekabet üstünlüğü sağlamaya devam ettiğini ifade etti. Araştırma-geliştirme kapasitesi ile mesleki eğitim sisteminin de uzun vadeli rekabet gücünün temel unsurları arasında yer aldığına dikkat çekildi.Yaklaşık on yıl öncesiyle karşılaştırıldığında Almanya&#39;nın bugün daha zorlu bir ekonomik görünüm sergilediğini belirten Eğilmez, ülkenin enerji maliyetleri açısından avantajını kaybettiğini ve sanayi rekabet gücünün baskı altında olduğunu kaydetti.Analizde, Almanya&#39;nın Japonya benzeri uzun süreli bir durgunluk yaşayıp yaşamayacağı da değerlendirildi. Yaşlanan nüfus, sanayi ağırlıklı yapı ve enerjide dışa bağımlılık gibi alanlarda iki ekonomi arasında benzerlikler bulunduğu ifade edilirken, Almanya&#39;nın Avrupa Birliği içindeki konumu, göç politikaları ve yeşil dönüşüm hedeflerinin bu riski azaltabilecek önemli unsurlar olduğu belirtildi.Mahfi Eğilmez&#39;e göre Almanya için en olası senaryo, Japonya benzeri uzun süreli bir durgunluk değil; daha düşük büyüme hızına rağmen yüksek gelir düzeyini, güçlü sanayi altyapısını ve teknolojik kapasitesini büyük ölçüde koruyan bir ekonomi olarak yoluna devam etmesi olacak. Ancak bunun gerçekleşmesi, enerji dönüşümünün başarısına, dijitalleşme sürecine, iş gücü piyasasındaki reformlara ve küresel ekonominin seyrine bağlı olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 30 Jun 2026 11:37:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomi yılın ikinci yarısına yoğun ajandayla başlayacak]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomi-yilin-ikinci-yarisina-yogun-ajandayla-baslayacak-5598/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomi-yilin-ikinci-yarisina-yogun-ajandayla-baslayacak-5598/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F94CE1-94383D-484A77-19C586-9BAE6E-73ED21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;yi temmuzda yoğun bir veri gündemi bekliyor.Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın 3 Temmuz&#39;da İstanbul&#39;da düzenleyeceği toplantıda haziran ayı dış ticaret verilerini açıklaması planlanıyor. Böylece ocak-haziran dönemine ilişkin veriler de belli olacak. Mayısta yüzde&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F94CE1-94383D-484A77-19C586-9BAE6E-73ED21.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;yi temmuzda yoğun bir veri gündemi bekliyor.Ticaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın 3 Temmuz&#39;da İstanbul&#39;da düzenleyeceği toplantıda haziran ayı dış ticaret verilerini açıklaması planlanıyor. Böylece ocak-haziran dönemine ilişkin veriler de belli olacak. Mayısta yüzde 9,3 azalışla 22,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini belirten Bolat, günlük ortalama ihracatın 1,3 milyar dolara ulaştığı bilgisini paylaşmıştı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 3 Temmuz&#39;da haziran ayına ilişkin enflasyon verilerini kamuoyuna duyuracak. Böylece, 6 aylık enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla devlet memurlarının alacağı enflasyon farkı da belli olacak. TÜFE, mayısta aylık bazda yüzde 1,71, Yİ-ÜFE yüzde 2,75 artış göstermiş, yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 32,61, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 28,93 olarak kayıtlara geçmişti.TÜİK, 10 Temmuz&#39;da mayıs ayına ilişkin sanayi üretim endeksini açıklayacak. Endeks, nisanda aylık bazda yüzde 3,7, yıllık bazda yüzde 6 artmıştı.TCMB, 13 Temmuz&#39;da mayıs ayı ödemeler dengesi istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak. Nisanda cari işlemler hesabı 5 milyar 695 milyon dolar açık verirken bu dönemde altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında 319 milyon dolarlık fazla oluşmuştu.- Yılın ilk yarısına ilişkin veriler belli oluyorTÜİK, 16 Temmuz&#39;da mayıs ayına ilişkin hizmet ve inşaat üretim endekslerini duyuracak. TÜİK aynı gün, haziran ayına ilişkin tarım ürünleri üretici fiyat endeksini açıklayacak.Hazine ve Maliye Bakanlığı, haziran ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını 16 Temmuz&#39;da duyuracak. Türkiye&#39;nin merkezi yönetim bütçe gelirleri mayısta 1 trilyon 86,2 milyar lira, giderleri 1 trilyon 384,4 milyar lira olmuştu. Bütçede mayısta 298,2 milyar lira, ocak-mayıs döneminde 1 trilyon 57 milyar lira açık oluşmuştu.TÜİK, 17 Temmuz&#39;da mayısa ilişkin ücretli çalışan, haziran ayı konut ve iş yeri satış ile motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıklayacak. Böylece yılın ilk yarısında satışı yapılan konut, iş yeri ve motorlu kara taşıt verileri belli olacak.Kurum, 20 Temmuz&#39;da haziran ayına ilişkin yurt dışı üretici fiyat ile mayıs ayına ilişkin tarımsal girdi fiyat endekslerini ilan edecek.- İlk çeyrek turizm verileri duyurulacakTÜİK, 22 Temmuz&#39;da yılın ilk çeyreğine ilişkin hane halkı yurt içi turizm, 31 Temmuz&#39;da da yılın ikinci çeyreğine ait turizm istatistiklerini açıklayacak. Türkiye&#39;nin turizm geliri, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon 456 bin dolara çıkmıştı.Temmuz ayına ilişkin tüketici güven endeksi ayın 23&#39;ünde açıklanacak. Haziranda tüketici güven endeksi 87,9 olmuştu.TÜİK, 30 Temmuz&#39;da haziran ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini duyuracak.- Piyasaların gözü faiz kararında olacakTCMB Para Politikası Kurulu toplantısı 23 Temmuz&#39;da yapılacak. Kurulun ağustosta toplanması planlanmadığından piyasaların gözü PPK&#39;den çıkacak temmuz ayı faiz kararında olacak.Kurul, son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37&#39;de sabit tutmuştu.Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, &#34;Yılın ilk aylarındaki yükselişin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir.&#34; değerlendirmesinde bulunulmuştu.Öte yandan yılın ikinci yarısında Türkiye, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#39;ne, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı&#39;na (COP31), Türk Devletleri Teşkilatı&#39;nın 13&#39;üncü zirvesine ve 77. Uluslararası Uzay Kongresi gibi birçok uluslararası etkinliğine ev sahipliği yapacak. Bu etkinliklerin, Türkiye&#39;nin ekonomi ajandasında da yoğun gündem oluşturması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 30 Jun 2026 11:33:11 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yapay zeka enerji açlığını büyütüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-zeka-enerji-acligini-buyutuyor-6132/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-zeka-enerji-acligini-buyutuyor-6132/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_63ED73-A38594-7955FC-978C20-AFFF65-B913DF.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu verimlilik artışının beraberinde yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdığını belirterek, teknolojik gelişmelerin her zaman daha az kaynak tüketimi anlamına gelmediğini vurguladı.Eğilmez, &#34;Yapay Zekâ ve Jevons Çelişkisi&#34;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_63ED73-A38594-7955FC-978C20-AFFF65-B913DF.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu verimlilik artışının beraberinde yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdığını belirterek, teknolojik gelişmelerin her zaman daha az kaynak tüketimi anlamına gelmediğini vurguladı.Eğilmez, &#34;Yapay Zekâ ve Jevons Çelişkisi&#34; başlıklı değerlendirmesinde, teknoloji dünyasında yaygın olan &#34;verimlilik arttıkça kaynak kullanımı azalır&#34; yaklaşımının tarihsel deneyimlerle her zaman doğrulanmadığını ifade etti.Bu çerçevede İngiliz iktisatçı William Stanley Jevons&#39;un 1865 yılında yayımlanan &#34;The Coal Question&#34; adlı eserine atıfta bulunan Eğilmez, sanayi devriminde buhar makinelerinin daha verimli hale gelmesine rağmen kömür tüketiminin azalmadığını, aksine hızla arttığını hatırlattı. Eğilmez, &#34;Buhar gücünün ucuzlaması fabrikalarda kullanımın yaygınlaşmasına, üretimin artmasına ve yeni kullanım alanlarının ortaya çıkmasına neden oldu. Sonuçta toplam kömür tüketimi yükseldi&#34; değerlendirmesinde bulundu.Ekonomide &#34;Jevons Çelişkisi&#34; olarak adlandırılan bu durumun günümüzde farklı alanlarda da gözlemlendiğine işaret eden Eğilmez, yakıt tasarruflu araçların daha uzun yolculukları teşvik ettiğini, internet hızlarının artmasının ise veri tüketimini azaltmak yerine büyüttüğünü belirtti.Benzer bir mekanizmanın ulaşım altyapılarında da görüldüğünü ifade eden Eğilmez, yeni köprü ve otoyolların başlangıçta trafik yoğunluğunu azaltmasına rağmen zaman içinde artan kapasitenin daha fazla araç kullanımını teşvik ettiğini kaydetti. Bu olgunun ulaşım ekonomisinde &#34;indüklenmiş talep&#34; olarak tanımlandığını belirten Eğilmez, İstanbul Boğazı&#39;ndaki yeni köprülerin trafik üzerindeki etkilerinin de bu kapsamda değerlendirildiğini aktardı.Eğilmez&#39;e göre aynı dinamik bugün yapay zekâ teknolojilerinde de kendisini gösteriyor. Son yıllarda yapay zekâ araçlarının içerik üretimi, yazılım geliştirme, tasarım ve müşteri hizmetleri gibi birçok alanda maliyetleri önemli ölçüde düşürdüğünü belirten Eğilmez, bu durumun toplam üretim kapasitesini de hızla artırdığına dikkat çekti.&#34;Bir içerik üreticisi aynı sürede daha fazla içerik hazırlayabiliyor, geliştiriciler daha kısa sürede daha fazla ürün ortaya koyabiliyor&#34; diyen Eğilmez, şirketlerin daha küçük ekiplerle daha büyük operasyonları yönetebilir hale geldiğini ifade etti.Ancak yapay zekâ sistemlerinin daha verimli hale gelmesinin toplam enerji tüketimini düşürmediğine dikkat çeken Eğilmez, kullanımın yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinin sayısının arttığını, daha güçlü işlemcilere ihtiyaç duyulduğunu ve enerji talebinin hızla yükseldiğini vurguladı.Eğilmez, &#34;Bir sorgunun maliyeti azalırken toplam sorgu sayısı katlanıyor. Görev başına enerji tüketimi düşse de sistem genelindeki toplam enerji tüketimi artıyor&#34; değerlendirmesini yaptı.Bu dönüşümün yalnızca enerji tüketimiyle sınırlı kalmadığını belirten Eğilmez, iş gücü piyasasında da önemli değişimlerin yaşandığını ifade etti. Yapay zekânın bazı görevleri otomatikleştirirken veri hazırlama, model eğitimi, etik denetim ve yapay zekâ entegrasyonu gibi yeni uzmanlık alanları yarattığını belirten Eğilmez, teknolojik dönüşümlerin tarih boyunca bazı meslekleri ortadan kaldırırken yenilerini de ortaya çıkardığını kaydetti.Eğilmez, yapay zekâ tartışmalarında asıl sorunun verimlilik artışının nasıl kullanıldığı olduğunu vurgulayarak, &#34;Eğer verimlilik aynı çıktıyı daha az kaynakla üretmek için kullanılırsa tüketim azalabilir. Ancak daha fazla üretim ve daha fazla kullanıcıya ulaşmak amacıyla kullanıldığında toplam kaynak tüketimi büyümeye devam edecektir&#34; görüşünü dile getirdi.Ekonomist Mahfi Eğilmez, yapay zekânın günümüzde Jevons Çelişkisi&#39;nin en görünür örneklerinden biri haline geldiğini belirterek, &#34;Verimlilik arttığında gerçekten tasarruf mu ediyoruz, yoksa yalnızca daha fazla üretim ve tüketimin önünü mü açıyoruz?&#34; sorusunun önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacağını ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 29 Jun 2026 12:57:44 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ankara Ekonomi Zirvesi BTK'de başladı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ankara-ekonomi-zirvesi-btkde-basladi-9553/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ankara-ekonomi-zirvesi-btkde-basladi-9553/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F0358-76869D-F621ED-50F353-9B3340-CA2AD9.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ankara Ekonomi Zirvesi, ATO Başkanı Baran, Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ve Ankara Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Faik Yavuz&#39;un katılımıyla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurum&#39;unda (BTK) başladı.Baran, burada yaptığı konuşmada, Ankara&#39;nın,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F0358-76869D-F621ED-50F353-9B3340-CA2AD9.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ankara Ekonomi Zirvesi, ATO Başkanı Baran, Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ve Ankara Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Faik Yavuz&#39;un katılımıyla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurum&#39;unda (BTK) başladı.Baran, burada yaptığı konuşmada, Ankara&#39;nın, nitelikli insan kaynağı, yüksek yaşam kalitesi ve eğitim altyapısıyla Türkiye&#39;nin beşeri kalkınmada zirve şehri olduğunu söyledi. Başkentin organize sanayi bölgeleri, teknokentleri, AR-GE ve tasarım merkezleriyle geleceğin ekonomisini bugünden inşa ettiğine işaret eden Baran, &#34;Savunma ve havacılık sanayi başta olmak üzere, medikal, yenilenebilir enerji ve iş makineleri kümelenmeleriyle uluslararası arenada rekabet gücü son derece yüksek bir şehiriz.&#34; diye konuştu.Ankara&#39;nın, dünyanın dört bir yanından gelen binlerce gence sunduğu eğitim imkanlarıyla, geleceğin liderlerini yetiştirdiğini söyleyen Baran, şehrin ticaret ve sanayideki muazzam gelişiminin, son yıllarda kültür, sağlık, kongre ve fuar turizmiyle de taçlandığını bildirdi. Şehrin kültürel mirası ve sahip olduğu jeotermal zenginliğe ilişkin bilgi veren Baran, şu değerlendirmede bulundu:&#34;Yüksek hızlı tren ağlarının, otoyolların ve dünyaya açılan kapımız olan Esenboğa Havalimanı&#39;nın kesişim noktasında, güçlü bir lojistik üs konumundayız. Yakın zamanda hayata geçecek Esenboğa metro projesi, ulaşımdaki gücümüzü daha da pekiştirecek. Temmuz ayında gerçekleştirilecek NATO ve eylülde yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Zirveleri vesilesiyle, dünyanın dört bir yanından devlet başkanlarını, heyetleri ve uluslararası basını ağırlayacak Ankara&#39;nın, küresel ölçekte görünürlüğü daha da artacak.&#34;- &#34;Outlet Köyü&#39;nün şehrimizde de kurulmasını öneriyoruz&#34;Baran, şehrin mevcut başarılarını artırmak için Ankara&#39;da serbest bölge kurulması gerektiğine değinerek, serbest bölgelerin ihracatın artırılmasında ve uluslararası yatırımların çekilmesinde önemli görev üstlendiğini anlattı. Ankara&#39;nın lojistik üstünlüğü, üniversiteleri, teknokentleri ve sanayi altyapısıyla serbest bölge için Türkiye&#39;deki en doğru adres olduğunu belirten Baran, şöyle devam etti:&#34;Ankara&#39;nın ekonomik gelişimi için turizm potansiyelini de geliştirmemiz gerekiyor. 2026&#39;da Türk Dünyası Turizm Başkenti unvanını taşıyan Ankara, artık turizmde de yeni bir hikaye yazmalıdır. Bunların yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin şehirde daha fazla zaman geçirmesini sağlayacak yeni çekim merkezlerine ihtiyacımız var. Bu noktada, Avrupa'nın birçok ülkesinde başarıyla uygulanan &#39;Outlet Köyü&#39;nün şehrimizde de kurulmasını öneriyoruz.&#34;Baran, Ankara&#39;nın bugün ticaretten sanayiye, tarımdan sanata kadar her alanda gelişmiş ve başarılı bir şehir olmasına karşın kentin potansiyelinin mevcut başarılarından çok daha büyük olduğunu vurguladı.- &#34;Savunmada biriken tecrübe başka sektörlere akmalı&#34;ASO Başkanı Ardıç da Ankara&#39;da güçlü sanayi altyapısı, üniversiteler, teknoparklar, AR-GE merkezleri ve yetişmiş insan kaynağı bulunduğunu belirterek, Başkentin sanayi, ticaret ve tarımı tek çatıda birleştiren bir &#34;üretim aklı&#34; olduğunu söyledi. Yeni teşviklere değil, üretim anlayışını baştan kuracak yeni bir zihniyete ihtiyaç olduğunun altını çizen Ardıç, &#34;Bizim işimiz 10 yıl sonra dünyanın nasıl üreteceğini, hangi teknolojinin öne çıkacağını ve Ankara&#39;mızın o tabloda nerede pozisyon alacağını bugünden konuşmaktır. Güçlü üretim geleneğimiz, girişimcilik kültürümüz ve genç nüfusumuz elimizi güçlendiriyor. Yapmamız gereken gençlerimizi, bilginin ve teknolojinin üretildiği bu topraklarda tutabilmektir. ASO olarak Türkiye&#39;de ilk kez illerin teknoloji üretme kapasitesini, araştırma altyapısını ve dijital olgunluğunu bilimsel veriyle ölçen ASO-İLTEK&#39;i devreye aldık. Buna göre Ankara&#39;mız, Türkiye&#39;nin teknoloji üretme kapasitesi en yüksek ili, bu alanda birinciyiz.&#34; şeklinde konuştu.Ankara&#39;nın, savunma, havacılık, makine, medikal, yazılım ve elektronikte ülkenin stratejik üretim merkezi olduğuna dikkati çeken Ardıç, geçen yıl 18,5 milyar dolarlık ihracatla, Türkiye&#39;nin en fazla ihracat yapan ikinci ili olduklarını aktardı. Bu ihracatın yüzde 13&#39;ünün, yüksek teknolojili ürünlerden oluştuğunu ifade eden Ardıç, dünyanın en büyük 100 savunma sanayi firmasından 5&#39;inin Ankara&#39;da üretim yaptığını bildirdi. Savunma sanayisinin etkisiyle yazılımdan yapay zekaya, hassas üretimden ileri malzemeye kadar muazzam bir mühendislik birikimi oluştuğunu dile getiren Ardıç, şunları söyledi:&#34;Savunmada biriken bu teknoloji, sağlıktan yeşil enerjiye, akıllı tarımdan sivil üretimin bütününe akmalıdır. Bunu öncelikle sağlık endüstrisine taşıyacak yetkili bir başkanlık kurulması önerimizi de bu bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Dört organize sanayi bölgemizin yer aldığı Temelli Sanayi Havzası'nda, ASO Teknoloji Üssü'nü kuruyoruz. 440 bin metrekaresi kapalı olmak üzere, 1 milyon metrekare alanda konuşlanacak projemizde Ankara'nın gelecek nesil üretim düzenini inşa edeceğiz. ASO Teknoloji Üssü, savunmada biriken teknolojiyi, üniversitelerin araştırma gücünü, girişimciliği ve sanayinin üretim kabiliyetini aynı çatı altında buluşturacak. En önemlisi, genç beyinleri Ankara&#39;da tutacak. ASO Teknoloji Üssü tam kapasiteye ulaştığında, yıllık ihracatımıza yaklaşık 1,5 milyar dolar katkı sağlamasını, 18 bin nitelikli istihdam oluşturmasını ve 800&#39;den fazla firmaya ev sahipliği yapmasını öngörüyoruz. İkinci projemiz, ASO Ankara Serbest Bölgesi. Ankara Kalkınma Ajansı ile birlikte, mülkiyeti Odamıza ait 4,2 milyon metrekare alanda kuruyoruz. Yaklaşık 200 firma, 40 bin kişilik istihdam ve yıllık yaklaşık 4 milyar dolar ihracat katkısı hedefliyoruz. Bu iki proje ayrı ayrı değil, birbirini tamamlayarak çalışacak, biri teknolojiyi üretecek, diğeri onu küresel pazara taşıyacak. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Ankara'yı yalnızca yönetimin değil üretimin, teknolojinin ve girişimciliğin de başkenti yapacağız.&#34;- &#34;Susuz tarıma uygun ürünlere yönelmemiz şart&#34;ATB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz ise Ankara&#39;nın sadece bir idari merkez değil, aynı zamanda tarımsal üretim kapasitesiyle stratejik bir merkez olduğunu, kentin tarımsal potansiyelinin teknoloji ve doğru planlamayla daha da artırılabileceğini söyledi. Başkentin yüz ölçümü ve sahip olduğu tarım arazilerine ilişkin bilgi veren Yavuz, şehrin hububat, bakliyat, yem bitkileri ve hayvancılıkta Türkiye&#39;nin önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkati çekti.Dünyada yaşanan jeopolitik krizler, iklim değişikliği ve pandemilerin gıda ve arz güvenliğinin kritik önemini bir kez daha gösterdiğini bildiren Yavuz, &#34;Bugün tarım, yalnızca geleneksel yöntemlerle değil, veri, yapay zeka, sensör teknolojileri ve hassas tarım uygulamalarıyla şekilleniyor. Daha az suyla daha fazla üretim yapmak, maliyetleri azaltmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Türkiye&#39;nin ve özellikle Başkentimizin, bu dönüşümden geri kalmaması gerekir. İklim değişikliği ve kuraklık riski altında olan Ankara&#39;da suyun kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Az su tüketen, susuz tarıma uygun ürünlere yönelmemiz şart.&#34; ifadelerini kullandı.Yavuz, tarım sektörünün karşı karşıya olduğu sosyolojik tehlikelere de değinerek, köyden kente göçün durdurulması için yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Gençlerin kent yaşamının sunduğu imkanları köylerde de aradığını belirten Yavuz, şunları kaydetti:&#34;Eğer biz kentteki yaşamın bir kısmını, eğitim ve sağlık gibi olanakları köylere götürmezsek, köyde genci tutamayız. Şu an tarımda çalışan nüfusumuzun yaş ortalaması, 59-60&#39;ı buldu. 10 sene sonra üretecek insan bulmakta zorlanacağız, bu duruma karşı acilen tedbir almamız gerekiyor.&#34;Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da zirveye tebrik ve teşekkür mesajı iletti.Öte yandan, zirve kapsamında &#34;Ticaret&#34;, &#34;Sanayi&#34; ile &#34;Tarım ve Gıda&#34; başlıklı paneller de gerçekleştiriliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 29 Jun 2026 12:54:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtiada güçlü dolar ve jeopolitik riskler öne çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtiada-guclu-dolar-ve-jeopolitik-riskler-one-cikti-2623/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtiada-guclu-dolar-ve-jeopolitik-riskler-one-cikti-2623/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C4C9E-09AB63-D3CB86-6052E0-59AF6C-800811.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD-İran görüşmelerindeki olumlu seyir ve Hürmüz Boğazı&#39;nda gemi trafiğinin hızlanması, enerji piyasalarında çatışmalar nedeniyle oluşan jeopolitik risk primini azaltırken Brent petrol fiyatlamaları savaş öncesindeki seviyelere geriledi.ABD&#39;de Fed&#39;in enflasyon göstergesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C4C9E-09AB63-D3CB86-6052E0-59AF6C-800811.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD-İran görüşmelerindeki olumlu seyir ve Hürmüz Boğazı&#39;nda gemi trafiğinin hızlanması, enerji piyasalarında çatışmalar nedeniyle oluşan jeopolitik risk primini azaltırken Brent petrol fiyatlamaları savaş öncesindeki seviyelere geriledi.ABD&#39;de Fed&#39;in enflasyon göstergesi olarak yakından izlediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi mayısta aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı.Verinin ardından Fed&#39;in yıl sonuna kadar faiz artırımına gidebileceğine ilişkin beklentiler bir miktar zayıflasa da dolar endeksindeki güçlü seyir emtia fiyatlamaları üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdü.Bu gelişmelerle ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi önceki haftaya göre yaklaşık 10 baz puan azalışla yüzde 4,37&#39;de kapanırken dolar endeksi güçlü duruşunu sürdürerek 101,5 seviyesine çıktı ve böylece 13 Mayıs 2025&#39;ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Endeks haftalık bazda yüzde 0,5 artış kaydetti.- Değerli metallerde güçlü dolar baskısıDeğerli metallerde tamamlanan haftada, Fed&#39;in sıkı para politikasını koruyacağına ilişkin beklentiler ve dolar endeksindeki yükseliş fiyatlamaları baskıladı.Faizlerin yüksek seviyelerde kalacağı beklentisi, faiz getirisi bulunmayan değerli metallere yönelik talebi azaltırken dolar endeksinin güçlenmesi de bu ürünlerin diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından maliyetini artırdı.Altının ons fiyatı hafta içinde 4 bin dolar seviyesinin altını test ederken haftayı 4 bin 81 dolar civarında tamamladı.Gümüşün hem değerli metal hem de sanayi üretimine duyarlı bir emtia olması, satışların altına kıyasla daha sert gerçekleşmesinde etkili oldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 9, paladyumda yüzde 4,2, platinde yüzde 2,2 ve altında yüzde 1,8 geriledi.- Baz metallerde Çin talebi ve stoklar izlendiBaz metallerde ise güçlü dolar, Çin talebine yönelik endişeler ve yüksek stok seviyeleri fiyatlamalarda etkili oldu.Dolar endeksinin değer kazanması, dolar üzerinden fiyatlanan sanayi metallerini diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı.Alüminyumdaki düşüşte, Orta Doğu&#39;daki enerji ve ham madde arzına ilişkin risklerin azalması, Çin&#39;deki yüksek üretim seviyeleri ve görünür stokların talebi karşılayabilecek düzeyde bulunması etkili oldu.Bakırda, ABD&#39;nin metal ithalatına yönelik olası tarife kararları öncesinde ülkeye yönlendirilen sevkiyatların COMEX depolarındaki stokları artırması ve Çin&#39;de yüksek fiyatların fiziki alımları sınırlaması öne çıktı.Çin&#39;de rafine bakır üretiminin artması ve işlenmemiş bakır ithalatının gerilemesi, kısa vadeli talep görünümünü zayıflattı.Buna karşın veri merkezi yatırımları, elektrik şebekelerinin yenilenmesi ve enerji dönüşümünün bakır talebini destekleyeceğine ilişkin beklentiler kayıpların derinleşmesini sınırladı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada hafta içinde libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 5,8, nikelde yüzde 4,2, bakırda yüzde 3,2, kurşunda yüzde 2,5 ve çinkoda yüzde 1,9 geriledi.- Brent petrol savaş öncesi seviyelerindeEnerji grubunda ise ABD ile İran arasındaki uzlaşı süreci ve Hürmüz Boğazı&#39;ndaki tanker trafiğinin hızlanması petrol fiyatlarını aşağı çekerken ABD&#39;deki sıcak hava tahminleri doğal gaz fiyatlarını destekledi.ABD ile İran arasında sürdürülen görüşmelerin olumlu seyrettiğine ilişkin haberler ve Hürmüz Boğazı&#39;ndaki gemi geçişlerinin artması, bölgeden gerçekleştirilen petrol sevkiyatının normalleşeceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.Bu gelişmelerle birlikte çatışmalar sırasında petrol fiyatlarına eklenen arz kesintisi primi büyük ölçüde geri verilirken Brent petrol savaş öncesindeki seviyelere çekildi.Buna karşın Boğaz&#39;daki trafiğin tamamen normalleşmemesi, bölgedeki güvenlik risklerinin sürmesi ve görüşmelerin kalıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin belirsizlikler fiyatlardaki düşüşü sınırladı.Güçlü dolar ve küresel petrol talebinin yavaşlayabileceğine ilişkin endişeler de Brent petrol üzerinde satış baskısı oluşturan bir diğer etken olarak öne çıktı.Doğal gaz ise ABD&#39;nin orta ve doğu kesimlerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğine ilişkin tahminlerle pozitif ayrıştı.Buna karşın ABD doğal gaz stoklarının beş yıllık ortalamanın üzerinde kalması ve üretimin güçlü seyretmesi yükselişi sınırladı.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı yüzde 1,4 artarken Brent petrolün varil fiyatı yüzde 8,5 geriledi.- Tarım emtialarında hava koşulları belirleyici olduTarım emtialarında da ABD&#39;nin Orta Batı bölgesindeki hava tahminleri, Hindistan&#39;daki muson yağışları, Kuzey Yarım Küre&#39;de devam eden hasat ve Batı Afrika&#39;daki aşırı yağışlar fiyatlamalarda öne çıktı.Soya fasulyesinde ABD&#39;nin Orta Batı bölgesine yönelik sıcak ve kurak hava tahminleri ürün gelişimine ilişkin endişeleri artırırken Çin talebinin canlanabileceğine yönelik beklentiler de yükselişe katkı sağladı.Buğdayda Kuzey Yarım Küre&#39;de hasadın hızlanması, Karadeniz Bölgesi&#39;nden ihracatın devam etmesi ve üretim görünümünün iyileşmesi fiyat baskısı oluşturdu.Mısırda ABD&#39;deki ürün koşullarının olumlu seyretmesi, Brezilya ve Arjantin&#39;deki yüksek üretim beklentileri ile petrol fiyatlarındaki düşüşün etanol üretim marjlarını baskılaması etkili oldu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 7,3 ve soya fasulyesinde yüzde 1,1 artarken, buğdayda yüzde 4,1 ve mısırda yüzde 0,9 geriledi.Kahvede Brezilya&#39;nın önemli üretim bölgelerinde önceki haftalarda görülen aşırı yağışların hasat ve ürün kalitesine ilişkin oluşturduğu endişeler etkili oldu.Kakaoda ise Fildişi Sahili ve Gana&#39;daki üretim bölgelerinde etkili olan aşırı yağışların sel ve bitki hastalığı riskini artırması sert yükselişe neden oldu.Üreticilerin yüksek gübre ve tarımsal ilaç maliyetleri nedeniyle yeterli girdi kullanamaması ve yeni sezona ilişkin satışların yavaşlaması da fiziki arz endişelerini güçlendirdi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 3 ve kahvede yüzde 2,3 artarken pamukta yüzde 4,4 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 20,5 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 28 Jun 2026 11:27:04 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve altın kaybettirdi, dolar ve euro kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dalor-ve-euro-kazandirdi-3181/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-altin-kaybettirdi-dalor-ve-euro-kazandirdi-3181/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E8ED75-7A55D3-6C105A-0EB628-4A887C-F8B302.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.147,05 puanı ve en yüksek 14.871,49 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,13 altında 14.274,02 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,63 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E8ED75-7A55D3-6C105A-0EB628-4A887C-F8B302.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.147,05 puanı ve en yüksek 14.871,49 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,13 altında 14.274,02 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 1,63 azalışla 6 bin 97 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,62 düşüşle 41 bin 98 liraya geriledi.Geçen hafta sonu 10 bin 382 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 1,63 azalışla 10 bin 212 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,6280 liradan, avro yüzde 0,06 yükselişle 53,3080 liradan tamamlandı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,23, emeklilik fonları yüzde 1,65 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 0,75 ile &#34;Para Piyasası Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 27 Jun 2026 09:38:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Savaş çıktı, altın düştü, ezberler bozuldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savas-cikti-altin-dustu-ezberler-bozuldu--3549/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savas-cikti-altin-dustu-ezberler-bozuldu--3549/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB26C6-5FF9F4-85312E-4C5AC8-CF6713-FC3E13.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün kriz dönemlerinde piyasa davranışlarını da değiştirdiğini belirterek, geçmişte geçerli olan birçok ekonomik yaklaşımın günümüz koşullarında aynı sonucu vermediğini ifade etti.Eğilmez, son dönemde yaşanan ABD-İran&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB26C6-5FF9F4-85312E-4C5AC8-CF6713-FC3E13.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün kriz dönemlerinde piyasa davranışlarını da değiştirdiğini belirterek, geçmişte geçerli olan birçok ekonomik yaklaşımın günümüz koşullarında aynı sonucu vermediğini ifade etti.Eğilmez, son dönemde yaşanan ABD-İran gerilimi sırasında altın ve gümüş fiyatlarında görülen düşüşün, piyasalarda geleneksel güvenli liman anlayışının değişmeye başladığını gösterdiğini söyledi.Geçmişte savaş, doğal afet veya büyük finansal kriz dönemlerinde yatırımcıların altın ve benzeri değerli metallere yöneldiğini hatırlatan Eğilmez, son krizde ise tam tersi bir tablo ortaya çıktığını vurguladı.Yatırımcı uzaklaşıyorAltın ve gümüş fiyatlarındaki düşüşün iki temel nedeni bulunduğunu kaydeden Eğilmez, ilk nedenin enerji fiyatlarındaki artış beklentisi olduğunu belirtti. Savaşın petrol fiyatlarını yükselteceği, bunun da enflasyonu artıracağı beklentisinin tahvil faizlerinin yükseleceği öngörüsünü güçlendirdiğini ifade eden Eğilmez, yatırımcıların bu nedenle altın ve gümüşten çıkarak tahvil piyasalarına yöneldiğini söyledi.Değerli metallerde son iki yılda yaşanan hızlı yükselişin de satışları hızlandırdığını belirten Eğilmez, yatırımcıların olası bir fiyat düzeltmesi beklentisiyle kâr realizasyonuna gittiklerini dile getirdi.İkinci önemli unsurun ise küresel ölçekte artan dolar talebi olduğunu ifade eden Eğilmez, savaş ortamında birçok yatırımcının varlıklarını dolara çevirerek kendi ülkelerine dönmek istediğini, merkez bankalarının da bu talebi karşılamak amacıyla altın satışı yapmak zorunda kaldığını kaydetti.Küresel ölçekte yaygınlaşıyorMahfi Eğilmez, irrasyonel davranışların yalnızca gelişmekte olan ülkelerle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte yaygınlaştığını da savundu. ABD&#39;nin İran&#39;a yönelik operasyonlarının yüksek maliyetine dikkat çeken Eğilmez, savaş öncesindeki koşullara geri dönülebilmesi için yüz milyarlarca dolarlık ek kaynak ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti.Piyasaların krizlere verdiği tepkinin de değiştiğini ifade eden Eğilmez, geçmişte uzun süreli çöküşlere neden olan jeopolitik gelişmelerin bugün çok daha kısa süreli etkiler yarattığını söyledi. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve finansal kaynakların anlık olarak dünyanın farklı bölgelerine aktarılabilmesinin piyasaların esnekliğini artırdığını vurgulayan Eğilmez, yatırımcıların artık yeni koşullara çok daha hızlı uyum sağladığını belirtti.Eğilmez, küreselleşmenin yalnızca ekonomiyi değil, krizlere verilen tepkileri de değiştirdiğini ifade ederek, &#34;Dünün kesin doğruları bugün aynı şekilde geçerli olmayabilir&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 07:03:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye hala net borç alıcı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-hala-net-borc-alici-2586/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-hala-net-borc-alici-2586/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1A7CC0-0F19B7-9CF367-20E98A-FA34ED-3863F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, ekonomilerin dış finansman ihtiyacını ortaya koyan &#34;net borç verme-net borç alma&#34; kavramlarını değerlendirdi. Eğilmez, Türkiye&#39;nin tarihsel olarak tasarruf açığı veren bir ekonomi olması nedeniyle net borç alıcı konumunu sürdürdüğüne dikkat&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1A7CC0-0F19B7-9CF367-20E98A-FA34ED-3863F5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, ekonomilerin dış finansman ihtiyacını ortaya koyan &#34;net borç verme-net borç alma&#34; kavramlarını değerlendirdi. Eğilmez, Türkiye&#39;nin tarihsel olarak tasarruf açığı veren bir ekonomi olması nedeniyle net borç alıcı konumunu sürdürdüğüne dikkat çekti.Uluslararası Para Fonu&#39;nun (IMF) kullandığı net borç verme ve net borç alma göstergelerinin, bir ekonominin toplam tasarrufları ile yatırımları arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğunu belirten Eğilmez, tasarrufların yatırımlardan yüksek olması halinde ülkenin net borç verici, yatırımların tasarrufları aşması durumunda ise net borç alıcı konumuna geçtiğini ifade etti.Makroekonomide temel ilişkinin &#34;Tasarruflar (S) eksi Yatırımlar (I)&#34; formülüyle hesaplandığını kaydeden Eğilmez, bu farkın aynı zamanda cari işlemler dengesiyle de yakından bağlantılı olduğunu vurguladı.50 milyar dolara ihtiyaç varÖrnek bir ekonomi üzerinden değerlendirme yapan Eğilmez, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) 2 trilyon dolar, toplam tasarrufların 450 milyar dolar ve yatırımların 500 milyar dolar olduğu varsayımında ekonominin 50 milyar dolarlık dış finansman ihtiyacı doğurduğunu belirtti. Bu tutarın GSYH&#39;nin yüzde 2,5&#39;ine karşılık geldiğini ifade eden Eğilmez, söz konusu finansman ihtiyacının yalnızca dış borçlanmayla karşılanmadığını; doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları, dış krediler ve ticari krediler gibi çeşitli sermaye girişleriyle de finanse edilebildiğini söyledi.Türkiye&#39;nin uzun yıllardır cari açık veren bir ekonomi olduğuna işaret eden Eğilmez, bu nedenle ülkenin genel olarak net borç alıcı konumunda bulunduğunu kaydetti.Türkiye&#39;nin dış finansman ihtiyacını azaltabilmesi için iki temel seçeneği bulunduğunu belirten Eğilmez, bunlardan ilkinin iç tasarruf oranlarını artırmak olduğunu ifade etti. Hanehalkı, şirket ve kamu tasarruflarının artırılmasının dış kaynak bağımlılığını azaltabileceğini dile getiren Eğilmez, ikinci seçeneğin ise yatırımları azaltmak olduğunu ancak bunun ekonomik büyüme üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.Cari açık böyle kontrol edildiEğilmez&#39;e göre Türkiye, 2024 ve 2025 yıllarında yatırım artışını yavaşlatarak ve büyümesini potansiyel büyüme oranının altında tutarak cari açığı kontrol altına aldı. Türkiye ekonomisinin 2024&#39;te yüzde 3,3, 2025&#39;te ise yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Eğilmez, 2026 yılı için de yüzde 2,8 ila 3 seviyesinde bir büyüme beklendiğini belirtti.Ancak büyümedeki yavaşlamaya rağmen Türkiye&#39;nin dolar bazında milli gelirinin hızlı yükseldiğine dikkat çeken Eğilmez, bu durumun temel nedeninin yüksek enflasyon ve döviz kurunun enflasyona kıyasla daha sınırlı artması olduğunu ifade etti.Eğilmez, &#34;Yüksek enflasyon, cari fiyatlarla GSYH&#39;yi hızla artırırken döviz kurundaki artışın daha düşük kalması, dolar cinsinden milli gelirin reel büyümenin açıklayabileceğinden çok daha hızlı yükselmesine yol açıyor&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 23 Jun 2026 02:46:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Dezenflasyon hedefimizle ilgili çalışmayı sürdürüyoruz."]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-fiyatlarindaki-normallesmenin-beklentilerdeki-iyilesmeyi-desteklemesini-bekliyoruz-9096/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-fiyatlarindaki-normallesmenin-beklentilerdeki-iyilesmeyi-desteklemesini-bekliyoruz-9096/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_07A999-A237E5-E135C7-8B7FFD-A82FB1-1F785D.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) haziran ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34;ni değerlendirdi.Jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarını artırmasının, kısa sürede sağlanan enflasyon görünümünün üzerinde baskı oluşturacağını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_07A999-A237E5-E135C7-8B7FFD-A82FB1-1F785D.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) haziran ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34;ni değerlendirdi.Jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarını artırmasının, kısa sürede sağlanan enflasyon görünümünün üzerinde baskı oluşturacağını olumsuzluklara işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Program sayesinde oluşturulan mali alanı kullanarak, beklentilerde kalıcı olmak üzere gerekli hızlı ve etkin biçimde alındı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 22 Jun 2026 14:04:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında ABD-İran anlaşması etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-abd-iran-anlasmasi-etkili-oldu-1730/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-abd-iran-anlasmasi-etkili-oldu-1730/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BB7811-367A1C-740C58-DCCAF0-BE89AB-74DFB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran&#39;ın Pakistan&#39;ın arabuluculuğunda yürüttüğü müzakerelerde 14 Haziran&#39;da sağlanan 14 maddelik mutabakat, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı.Çatışmaların sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BB7811-367A1C-740C58-DCCAF0-BE89AB-74DFB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran&#39;ın Pakistan&#39;ın arabuluculuğunda yürüttüğü müzakerelerde 14 Haziran&#39;da sağlanan 14 maddelik mutabakat, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı.Çatışmaların sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması ve ABD&#39;nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını içeren mutabakatın taraflarca imzalanmasının ardından Boğazdaki tanker geçişleri yeniden başladı.Söz konusu gelişmeler, küresel enerji arzının toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini azalttı. Bununla birlikte geçişlerin savaş öncesindeki seviyelerin altında kalması, gemilerden önceden izin alınmasının talep edilmesi ve bölgedeki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmaması piyasalardaki iyimserliği sınırladı.İsviçre&#39;de yapılması planlanan takip görüşmelerinin ertelenmesi de mutabakatın kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşmesine ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü gösterdi.Fed ise 17-18 Haziran&#39;da gerçekleştirilen toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında oy birliğiyle sabit tuttu.Bankanın federal fon oranına ilişkin 2026 sonu medyan tahminini mart ayındaki yüzde 3,4&#39;ten yüzde 3,8&#39;e yükseltmesi ve yayımlanan nokta grafiğinde 18 katılımcıdan 9&#39;unun yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı öngörmesi, Fed&#39;in sıkı para politikasını uzun süre koruyabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.Karar metninin önceki açıklamalara göre belirgin şekilde kısaltılması, ileriye dönük yönlendirme niteliğindeki ifadelerin çıkarılması ve Warsh&#39;un nokta grafiğine kendi faiz tahminini dahil etmemesi de piyasalarda belirsizliğin artmasına yol açtı.Warsh&#39;un basın toplantısında enflasyonun yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek, fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik kararlılığı vurgulaması, Bankanın &#34;şahin&#34; duruşunu destekledi.Bu gelişmelerle ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 3 baz puan azalışla yüzde 4,46 seviyesinde tamamladı.Fed&#39;in sıkı para politikasını sürdürebileceği ve yıl içinde faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentilerin güçlenmesiyle hafta içinde 101,1 seviyesine çıkarak son 13 ayın en yüksek seviyesini gören dolar endeksi, haftayı yüzde 1,1 artışla 100,8&#39;den kapattı.- Değerli metallerde güçlü dolar baskısıDeğerli metallerde hafta içinde Fed&#39;in beklenenden daha &#34;şahin&#34; bir görünüm ortaya koyması ve dolar endeksinin son 13 ayın zirvesine çıkması satış baskısını artırdı.Dolar endeksinin değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından değerli metallerin maliyetini yükseltirken, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin beklentiler de faiz getirisi bulunmayan metallere talebi azalttı.Bu gelişmelerle ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5, platinde yüzde 3,2, paladyumda yüzde 1,9 ve altında yüzde 1,3 geriledi. Spot altının ons fiyatı haftayı 4 bin 169 dolar civarında tamamladı.- Baz metallerde Çin ekonomisine ilişkin endişeler öne çıktıBaz metallerde ise Fed&#39;in &#34;şahin&#34; duruşunun ardından güçlenen dolar ve Çin ekonomisine ilişkin açıklanan veriler fiyatlamalarda etkili oldu.Dolar endeksinin yükselmesi, dolar üzerinden fiyatlanan sanayi metallerini diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı.Dünyanın en büyük metal tüketicisi konumundaki Çin&#39;de perakende satışların mayısta aylık bazda gerilemesi ve ocak-mayıs dönemindeki sabit varlık yatırımlarının yıllık yüzde 4,1 azalması, sanayi metalleri talebine ilişkin endişeleri güçlendirdi.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 4,4, bakırda yüzde 2, nikelde yüzde 1,2, çinkoda yüzde 0,6 ve kurşunda yüzde 0,5 düştü.- Brent petrolde jeopolitik risk primi azaldıBrent petrolde ise aynı dönemde ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın ardından Hürmüz Boğazı&#39;nda tanker geçişlerinin yeniden başlaması fiyatları baskıladı.Mutabakat kapsamında geçiş ücretlerinin 60 günlük müzakere sürecinde alınmayacağının açıklanması ve bölgedeki petrol üreticilerinin ihracatı artırmaya başlaması, küresel arzın toparlanabileceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.Buna karşın gemilerin Boğazdan geçmeden önce izin almak zorunda olması, mayın ve sigorta risklerinin devam etmesi ve sevkiyatların savaş öncesindeki düzeylere henüz ulaşmaması, fiyatlardaki düşüşü sınırladı.Doğal gaz fiyatları ise mevsimsel soğutma talebinin güçlenebileceğine ve ihracat akışlarının artacağına ilişkin beklentilerle Brent petrole göre pozitif ayrıştı.Bu gelişmelerle haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 2,5 artarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,7 geriledi.- Tahıllarda teknik alımlar ve hava koşulları fiyatları desteklediTarım emtialarında ise tamamlanan haftada, ABD&#39;deki hava koşulları, ürün gelişimine ilişkin beklentiler ve önceki hafta açıklanan ABD Tarım Bakanlığı verilerinin etkileri takip edildi.ABD Tarım Bakanlığının yayımladığı raporda, ülkedeki kışlık buğday üretiminin 1965-1966 sezonundan bu yana en düşük seviyeye gerileyeceğinin öngörülmesi, yeni haftada da arz endişelerinin gündemde kalmasına neden oldu.ABD&#39;nin Orta Batı bölgesinde etkili olan yağışların tarla çalışmalarını aksatabileceğine ilişkin değerlendirmeler mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını desteklerken, Çin&#39;in ABD tarım ürünlerine yönelik talebinin yeniden canlanabileceğine ilişkin beklentiler de soya fasulyesindeki yükselişe katkı sağladı.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,9, pirinçte yüzde 1,4, mısırda ve soya fasulyesinde yüzde 0,9 arttı.- Kakao ve kahvede hava koşullarına ilişkin riskler izlendiYumuşak emtia piyasasında da Brezilya ile Batı Afrika&#39;daki hava koşulları ve El Nino hava olayının tarımsal üretim üzerindeki olası etkileri fiyatlamalarda öne çıktı.Kakao fiyatlarında, Batı Afrika&#39;daki üretim bölgelerinde aşırı yağışların hastalık riskini artırabileceğine ilişkin endişeler ve fonların satış pozisyonlarını azaltması sert yükselişi destekledi.Önceki hafta El Nino koşullarının başladığının açıklanmasının ardından tropikal ürünlerin üretim görünümüne ilişkin risklerin artması da kakao ve kahve fiyatlarındaki yükselişe katkıda bulundu.Kahvede, Brezilya&#39;nın önemli üretim merkezi Minas Gerais dahil ülkenin güneydoğusundaki üretim bölgelerinde görülen aşırı yağışlar hasadı durdurdu.Bu gelişmelerle Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 4,9 ve pamukta yüzde 4,4 yükselirken, şekerde yüzde 0,6 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 10 artışla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 11:10:36 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ekonomide en büyük risk normalleşen istikrarsızlık"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-en-buyuk-risk-normallesen-istikrarsizlik-9771/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-en-buyuk-risk-normallesen-istikrarsizlik-9771/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A24A52-47F49C-01EB82-C7591C-3748D7-81B30F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;İrrasyonel Beklentiler Teorisi&#34; başlıklı çalışmasında ekonomik beklentilerin yalnızca veriler ve mevcut bilgilerle değil, politika yapıcıların zaman içinde sergilediği davranış kalıplarıyla da şekillendiğini ileri sürdü. Eğilmez, uzun süre&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A24A52-47F49C-01EB82-C7591C-3748D7-81B30F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;İrrasyonel Beklentiler Teorisi&#34; başlıklı çalışmasında ekonomik beklentilerin yalnızca veriler ve mevcut bilgilerle değil, politika yapıcıların zaman içinde sergilediği davranış kalıplarıyla da şekillendiğini ileri sürdü. Eğilmez, uzun süre devam eden politika tutarsızlıklarının ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerini köklü biçimde değiştirdiğini belirterek, bunun ekonomide yeni bir beklenti rejimi yarattığını savundu.Modern makroekonominin temel taşlarından biri olan rasyonel beklentiler teorisinin, ekonomik aktörlerin mevcut bilgileri etkin biçimde kullanarak geleceğe yönelik tutarlı tahminler oluşturduğunu varsaydığını hatırlatan Eğilmez, bazı ekonomilerde yaşanan kurumsal öngörülemezliklerin bu yaklaşımın ötesinde sonuçlar doğurduğunu ifade etti.İrrasyonellik zamanla normalleşiyorEğilmez&#39;in çalışmasına göre, ekonomik aktörler tarafından öngörülemez veya alışılmış politika çerçevesiyle uyumsuz görülen kararlar uzun süre devam ettiğinde, bunlar geçici sapmalar olarak değil sistemin kalıcı özellikleri olarak algılanmaya başlıyor.Bu süreci &#34;irrasyonelliğin rasyonelleştirilmesi&#34; olarak tanımlayan Eğilmez, başlangıçta şaşkınlık yaratan uygulamaların zamanla beklentilerin bir parçası haline geldiğini ve yatırımcıların kararlarını buna göre şekillendirdiğini belirtti.Çalışmada beklenti dönüşümünün üç aşamada gerçekleştiği ifade edildi. İlk aşamada beklenmedik kararların piyasalarda şok etkisi yarattığı, ikinci aşamada ekonomik aktörlerin bu kararların süreklilik gösterdiğini görerek davranışlarını uyarladığı, son aşamada ise başlangıçta sıra dışı görülen uygulamaların normal kabul edilmeye başlandığı vurgulandı.Kur ve faiz üzerindeki etkilerEğilmez, irrasyonel beklentilerin özellikle döviz kuru ve faiz ilişkilerinde belirgin biçimde gözlenebileceğini kaydetti. Enflasyonun altında kalan faiz oranlarının yerel para talebini azaltabileceğini, dövize yönelimi artırabileceğini ve kur üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Eğilmez, asıl sorunun politika araçlarının seviyesi değil, ekonomik aktörlerin risk algısının kalıcı biçimde bozulması olduğunu söyledi.Kurumsal güvenin beklenti oluşumunda merkezi öneme sahip olduğunu vurgulayan Eğilmez, merkez bankaları ve ekonomi yönetimlerinin yalnızca aldıkları kararlarla değil, bu kararların öngörülebilirliğiyle de değerlendirildiğini ifade etti.2021 dönemi örneğiÇalışmada Türkiye&#39;nin 2021 yılının son çeyreğinde yaşadığı süreç de örnek olarak gösterildi. Enflasyon yükselirken politika faizinin düşürülmesinin ilk etapta piyasalarda geçici bir uygulama olarak değerlendirildiği belirtilirken, benzer kararların devam etmesiyle birlikte ekonomik aktörlerin beklentilerini değiştirdiği ifade edildi.Bu dönemde tasarruf ve yatırım tercihlerinin farklılaştığını, döviz talebinin arttığını ve ekonomik davranışların yeni beklenti rejimine göre şekillendiğini belirten Eğilmez, kur korumalı mevduat uygulamasının da bu süreçte devreye alındığını hatırlattı.Asıl risk istikrarsızlığın öngörülebilir hale gelmesiMahfi Eğilmez, çalışmasının sonucunda ekonomiler için en büyük tehlikenin tek tek politika hataları olmadığını vurguladı. Ona göre asıl risk, istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi ve ekonomik aktörlerin kararlarını bu istikrarsızlığı veri kabul ederek almaya başlaması.Eğilmez, bu durumun zamanla &#34;ters rasyonalite dengesi&#34; olarak adlandırılabilecek yeni bir yapıya yol açabileceğini belirterek, ekonomik aktörlerin artık normal ekonomik işleyişe değil, öngörülebilir hale gelen istikrarsızlığa göre hareket etmeye başladığını ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 21 Jun 2026 02:00:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye için enflasyon tahminini yükseltti]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-enflasyon-tahminini-yukseltti-1359/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-enflasyon-tahminini-yukseltti-1359/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C2EBF6-AC9BBA-BF462D-3B62E2-964D81-CC636D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyanın en büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs, ABD-İran barışıyla birlikte savaşın etkilerinin Türkiye'de enflasyon, büyüme, enerji fiyatları ve kur etkilerini yeniden değerlendirdi.Banka, değerlendirmesinde yıl sonu enflasyon beklentisini güncelledi. Goldman Sachs'ın 2026&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C2EBF6-AC9BBA-BF462D-3B62E2-964D81-CC636D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Dünyanın en büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs, ABD-İran barışıyla birlikte savaşın etkilerinin Türkiye'de enflasyon, büyüme, enerji fiyatları ve kur etkilerini yeniden değerlendirdi.Banka, değerlendirmesinde yıl sonu enflasyon beklentisini güncelledi. Goldman Sachs'ın 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 27,5 seviyesinden yüzde 29'a yükseldi.CNCB-e&#39;nin aktardığına göre, Türkiye'nin makroekonomik yapısına daha uygun olduğu belirtilen ve zaman içinde değişen ilişkileri modelleyen Random Forest (MRF) yaklaşımı kullanıldığı bildirilen analizde, daha önce öngörülen büyümenin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı, kur geçişkenliğinin ise belirleyici olduğu yönündeki görüşlerin aksine, büyüme ile enflasyon arasında daha güçlü bir bağ bulunduğu ifade edildi.Goldman Sachs, mevcut dezenflasyon sürecinde çekirdek enflasyonun ekonomik aktivitenin zayıfladığı dönemlerde gerilemeye başladığını ve talep ile enflasyonun birlikte yavaşladığı bir döngünün gözlendiğini aktardı.Petrolde dolaylı, kurda direkt geçişkenlik yüksekEnerji fiyatlarına yönelik, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki doğrudan etkisinin zaman içinde azalsa da beklentiler kanalı üzerinden dolaylı olarak güçlü şekilde devam ettiği belirtildi. Enflasyon beklentilerinin çekirdek enflasyon üzerinde belirleyici bir unsur olduğu vurgulandı.Kur kanalına ilişkin değerlendirmede, 2021-2023 döneminde kur geçişkenliğinin yaklaşık yüzde 60 seviyesine kadar yükseldiği, sonrasında gerilese de mevcut seviyenin ortodoks politika dönemine kıyasla yüksek kaldığı ifade edildi.Dolarizasyon sınırlıRaporda, Türk Lirası'ndaki değer kaybı eğiliminin sürdüğü, buna karşın dolarizasyona yönelimin sınırlı kaldığı değerlendirildi.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB), finansal istikrar ve dolarizasyon riskleri nedeniyle daha hızlı kur ayarlamasına izin verirken sıkı para politikası duruşunu koruyacağı öngörüldü.Faizde değişiklik beklenmiyorBanka, politika faizinde yılın geri kalanında değişiklik beklemediğini, fonlamanın ise gecelik borç verme penceresi üzerinden sürdürülmesinin beklendiğini bildirdi.Goldman Sachs ayrıca, ödemeler dengesi görünümündeki bozulmanın merkez bankasını talep tarafını daha güçlü şekilde yavaşlatmaya zorlayabileceğini ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Jun 2026 02:41:54 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve dolar kazandırdı, altın ve euro kaybettirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2752/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2752/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_789C33-8E2179-5637A2-098FF9-D1B71B-5BB45D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.251,51 puanı ve en yüksek 14.876,07 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 5,71 üzerinde 14.734,50 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,55 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_789C33-8E2179-5637A2-098FF9-D1B71B-5BB45D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.251,51 puanı ve en yüksek 14.876,07 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 5,71 üzerinde 14.734,50 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,55 azalışla 6 bin 198 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,55 düşüşle 41 bin 777 lira oldu.Geçen hafta sonu 10 bin 836 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 0,55 azalışla 10 bin 382 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,4450 liradan, avro yüzde 0,55 azalışla 53,2770 liradan tamamladı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,76, emeklilik fonları yüzde 3,42 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 5,63 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 20 Jun 2026 02:10:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Boğazdaki kriz dünya ekonomisini yeniden yazdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bogazdaki-kriz-dunya-ekonomisini-yeniden-yazdi-2281/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bogazdaki-kriz-dunya-ekonomisini-yeniden-yazdi-2281/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0B5A8C-9AF653-D71923-F84EC7-34C7FB-A21503.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Krizin ardından dünya ekonomisinde dengeler yeniden şekillenirken, Türkiye enerji koridoru, lojistik merkezi ve diplomatik aktör kimliğiyle stratejik önemini daha da artıran ülkeler arasında öne çıktı.Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan kriz yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0B5A8C-9AF653-D71923-F84EC7-34C7FB-A21503.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Krizin ardından dünya ekonomisinde dengeler yeniden şekillenirken, Türkiye enerji koridoru, lojistik merkezi ve diplomatik aktör kimliğiyle stratejik önemini daha da artıran ülkeler arasında öne çıktı.Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan kriz yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel siyasi ve ekonomik dengeleri de derinden etkiledi. Dünya petrol ticaretinin can damarlarından biri olan boğazdaki gerilim, ülkelerin ekonomik dayanıklılıklarını ve jeopolitik konumlarını yeniden test etti.Ekonomist Mahfi Eğilmez&#39;in değerlendirmelerine göre kriz sonunda ortaya çıkan tablo, kazanan ve kaybedenlerin sanıldığından çok daha karmaşık bir dağılım gösterdi.İran masadan kalkmadıKriz sürecinde askeri baskılar, yaptırımlar ve ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalan İran, buna rağmen uluslararası müzakerelerdeki konumunu korumayı başardı. Özellikle 19 Haziran&#39;da imzalanması beklenen anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran&#39;ın petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi ve dondurulan varlıklarının bir bölümüne erişim sağlaması bekleniyor.Uzmanlara göre bu durum, İran&#39;ın ağır maliyetlere rağmen diplomatik açıdan tamamen kaybeden taraf olarak görülmesini engelliyor.ABD&#39;nin caydırıcılığı tartışılıyorKriz boyunca Washington yönetiminin bölgedeki gelişmeleri tam anlamıyla yönlendiremediği yönündeki değerlendirmeler öne çıktı. Özellikle yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskıyı artırması, ABD yönetimine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi.Analistler, olası bir anlaşmanın sağlanması durumunda bile ABD&#39;nin uluslararası itibarında oluşan aşınmanın kısa vadede kolay kolay telafi edilemeyeceğini belirtiyor.İsrail hedeflerine ulaşamadıİsrail&#39;in temel amacı İran&#39;ın bölgesel etkisini azaltmak ve uluslararası alanda daha fazla baskı altına alınmasını sağlamaktı. Ancak gelinen noktada İran&#39;ın müzakere masasındaki yerini koruması, Tel Aviv&#39;in siyasi hedeflerine tam anlamıyla ulaşamadığı yorumlarına neden oldu.Bu nedenle İsrail&#39;in bazı askeri kazanımlar elde etmiş olsa da stratejik açıdan beklediği sonucu alamadığı değerlendiriliyor.Petrol fiyatları Rusya&#39;ya yaradıKrizin ekonomik açıdan en önemli kazananlarından biri ise Rusya oldu. Gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatları, Moskova&#39;nın enerji gelirlerini artırırken, uluslararası gündemin yeniden Orta Doğu&#39;ya yönelmesi Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya üzerindeki baskının bir kısmının geri planda kalmasına yol açtı.Ancak İran petrolünün yeniden küresel piyasaya dönmesi halinde Rusya&#39;nın elde ettiği bu avantajın zamanla azalabileceği belirtiliyor.Çin sessiz ama etkili ilerlediHürmüz Boğazı&#39;na enerji bağımlılığı yüksek olan Çin, ilk bakışta krizden zarar görebilecek ülkeler arasında görülse de uzun vadede önemli stratejik kazanımlar elde etti.Pekin yönetiminin enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme, yeni ticaret koridorları oluşturma ve küresel güvenlik mimarisinde alternatif modeller geliştirme yönünde attığı adımların, Çin&#39;in gelecekteki konumunu güçlendireceği ifade ediliyor.Avrupa ikinci darbeyi aldıUzmanlara göre krizin en ağır ekonomik sonuçları Avrupa&#39;da hissedildi. Rusya-Ukrayna savaşının ardından yükselen enerji maliyetleriyle mücadele eden Avrupa ekonomileri, Hürmüz gerilimiyle birlikte petrol fiyatlarındaki artışın yarattığı yeni bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldı.Özellikle Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde enerji maliyetleri, enflasyon ve büyüme görünümü üzerindeki baskının arttığına dikkat çekiliyor.Ankara'nın önemi yükseldiTürkiye de yükselen petrol fiyatlarından olumsuz etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Artan enerji maliyetleri enflasyon ve cari denge üzerinde ek baskı yaratırken, Türkiye&#39;nin enerji koridoru ve lojistik merkez konumu daha görünür hale geldi.Bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte Ankara&#39;nın diplomatik ve jeostratejik öneminin yükseldiği değerlendiriliyor.Petrol fiyatlarında üç senaryoPiyasalar şu aşamada ABD ile İran arasında beklenen anlaşmayı büyük ölçüde fiyatlamış durumda. Brent petrolün yaklaşık 79 dolar seviyelerinde işlem gördüğüne dikkat çeken uzmanlar, önümüzdeki döneme ilişkin üç farklı senaryo üzerinde duruyor.İlk senaryoda anlaşmanın sorunsuz uygulanması halinde Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden normal işleyişine dönmesi ve İran petrolünün piyasaya dönmesiyle Brent petrolün 70-80 dolar bandında dengelenmesi bekleniyor.İkinci senaryoda anlaşmanın imzalanmasına rağmen uygulamada sorunlar yaşanması halinde fiyatların 80-90 dolar aralığında kalabileceği öngörülüyor.En olumsuz senaryoda ise anlaşmanın çökmesi ve gerilimin yeniden tırmanması durumunda petrol fiyatlarının tekrar 100 doların üzerine çıkabileceği belirtiliyor.Krizin bilançosuMahfi Eğilmez&#39;in değerlendirmesine göre Hürmüz Krizi&#39;nin ekonomik kazananı Rusya, stratejik kazananı ise Çin oldu. İran önemli kayıplar yaşamasına rağmen diplomatik ağırlığını korurken, Türkiye ekonomik maliyetlere karşın jeopolitik değerini artırdı. Avrupa enerji maliyetleri nedeniyle, ABD ise uluslararası algı ve siyasi itibar açısından krizin en fazla bedel ödeyen tarafları arasında yer aldı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 19 Jun 2026 06:45:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Faizden geleni kur ğötürüyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/faizden-geleni-kur-goturuyor-9671/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/faizden-geleni-kur-goturuyor-9671/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3660C8-1273AD-2289FE-173B39-6571C2-E97DA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son iki yılda yatırımcıların yüksek faiz nedeniyle yöneldiği TL varlıklarda gerçek getirinin yalnızca faiz oranıyla ölçülemeyeceğini vurguladı. Eğilmez'e göre vade sonunda yeniden dolara dönmeyi planlayan yatırımcılar için kritik soru, kurun ne kadar&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3660C8-1273AD-2289FE-173B39-6571C2-E97DA6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, son iki yılda yatırımcıların yüksek faiz nedeniyle yöneldiği TL varlıklarda gerçek getirinin yalnızca faiz oranıyla ölçülemeyeceğini vurguladı. Eğilmez'e göre vade sonunda yeniden dolara dönmeyi planlayan yatırımcılar için kritik soru, kurun ne kadar yükseleceği&hellip;TL yatırımında kritik hesap: Faiz mi, kur mu?Türkiye&#39;de son iki yıldır uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamı, yatırımcı tercihlerinde önemli değişikliklere yol açtı. Daha önce dövizde beklemeyi tercih eden birçok yatırımcı, yüksek getiri fırsatı nedeniyle TL mevduat, devlet tahvili, bono ve para piyasası fonlarına yöneldi.Ekonomist Mahfi Eğilmez, bu süreçte yatırımcıların elde ettiği kazançların yalnızca faiz oranlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, özellikle vade sonunda yeniden dövize dönmeyi planlayanlar açısından kur hareketlerinin belirleyici olduğunu ifade etti.Eğilmez&#39;e göre yatırımın gerçek performansı, TL cinsinden elde edilen faiz gelirinden çok, dolar bazında sağlanan net kazançla ölçülmeli. Bu nedenle yatırımcıların faiz getirisi kadar Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybını da hesaplaması gerekiyor.Faiz kazancı kur artışıyla silinebiliyorYapılan hesaplamalar, vergi sonrası net yüzde 38 faiz getirisi sağlayan bir yatırımın, kur artışının aynı seviyeye ulaşması halinde dolar bazında kazanç üretmediğini ortaya koyuyor. Türk lirasındaki değer kaybının faiz oranını aşması durumunda ise yatırımcı, TL bazında kazanç elde etse bile dolar cinsinden zarar yazabiliyor.Bu tablo, yatırım kararlarında faiz oranının tek başına yeterli bir gösterge olmadığını ortaya koyuyor. Dolar bazında getiriyi belirleyen temel unsur, faiz ile kur artışı arasındaki fark olarak öne çıkıyor.Son iki yılın kazananlarıTürkiye'de son iki yılda kur artışının çoğu dönemde faiz oranlarının altında kalması, TL varlıklara yatırım yapanlara önemli avantaj sağladı. Hem yerli yatırımcılar hem de yüksek faiz fırsatından yararlanmak amacıyla Türkiye'ye kısa vadeli sermaye getiren yabancı yatırımcılar, dolar bazında da kayda değer kazançlar elde etti.Özellikle &#34;carry trade&#34; olarak adlandırılan işlemler kapsamında Türkiye&#39;ye gelen yabancı sermaye, yüksek faiz ve görece sınırlı kur artışı sayesinde güçlü getiriler sağladı.Gelecek dönem için uyarıAncak Eğilmez, geçmiş dönemde elde edilen sonuçların gelecekte de aynı şekilde devam edeceği varsayımının yanıltıcı olabileceği görüşünde. Kur artış hızının yükselmesi halinde, mevcut faiz seviyelerinde bile dolar bazındaki getirilerin hızla düşebileceği, hatta negatife dönebileceği uyarısında bulunuyor.Bu nedenle yatırımcıların yalnızca mevduat faizlerine odaklanmak yerine, vade sonunda döviz kurunun hangi seviyede oluşabileceğini de dikkate almaları gerektiği belirtiliyor.Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde TL varlıklarda kazancın yönünü belirleyecek temel unsur, faiz oranlarından çok enflasyon ve döviz kuru arasındaki denge olacak. Yatırımcıların karar verirken &#34;faiz ne kadar?&#34; sorusunun yanında &#34;kur ne kadar artacak?&#34; sorusuna da yanıt araması gerekecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 16 Jun 2026 09:15:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye'yi küresel bir üretim merkezi haline getireceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-kuresel-bir-uretim-merkezi-haline-getirecegiz-8575/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeyi-kuresel-bir-uretim-merkezi-haline-getirecegiz-8575/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A73F03-1D8D06-BEA935-5AE3D1-F3670A-261DC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal medya hesabından, nisan ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin nisanda yıllık yüzde 6 arttığına dikkati çeken Şimşek, böylece&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A73F03-1D8D06-BEA935-5AE3D1-F3670A-261DC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal medya hesabından, nisan ayı sanayi üretim verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin nisanda yıllık yüzde 6 arttığına dikkati çeken Şimşek, böylece ocak-nisan dönemindeki yıllık artışın yüzde 1,3 olarak gerçekleştiğini vurguladı.Şimşek, bu dönemde sermaye malı üretiminin yıllık yüzde 8,2 artarken, orta-yüksek teknolojili ve yüksek teknolojili üretimdeki artışın sırasıyla yüzde 7,1 ve yüzde 14,6 olduğunun altını çizerek, &#34;Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla, Türkiye&#39;yi küresel bir üretim merkezi haline getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 15 Jun 2026 15:40:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında Fed beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-2035/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-2035/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3210EB-75E6A7-16E8FC-C3C820-E58D8E-A3A494.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran arasında anlaşmaya yaklaşıldığına yönelik haber akışı, enerji piyasalarında risk primini kısmen azaltırken anlaşmanın henüz kesinleşmemesi petrol fiyatlarında oynaklığın yüksek kalmasına neden oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yeni saldırıların&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3210EB-75E6A7-16E8FC-C3C820-E58D8E-A3A494.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD ile İran arasında anlaşmaya yaklaşıldığına yönelik haber akışı, enerji piyasalarında risk primini kısmen azaltırken anlaşmanın henüz kesinleşmemesi petrol fiyatlarında oynaklığın yüksek kalmasına neden oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yeni saldırıların durdurulduğuna ve anlaşma sürecinde ilerleme sağlandığına ilişkin açıklamaları, enerji arzına yönelik endişeleri sınırladı. Buna karşın İran tarafından gelen temkinli açıklamalar, bu hafta piyasalarda kalıcı bir rahatlama oluşmasını engelledi.Hafta içinde açıklanan ABD enflasyon verileri de emtia fiyatlamalarında etkili oldu. ABD&#39;de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mayısta aylık yüzde 0,5, yıllık yüzde 4,2 artarken çekirdek enflasyon yıllık yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleşti. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon baskılarının sürdüğüne işaret etti.Üretici fiyatları tarafında da enerji kaynaklı baskılar öne çıktı. ABD&#39;de Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) mayısta aylık yüzde 1,1 ve yıllık yüzde 6,5 yükselirken nihai talep enerji endeksindeki artış üretici fiyatlarını yukarı taşıdı.Söz konusu veriler, Fed&#39;in faiz indirimlerine yakın zamanda başlamayacağına yönelik beklentileri desteklerken özellikle faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Analistler, Fed Başkanı Kevin Warsh&#39;un gelecek hafta başkanlık edeceği ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında vereceği mesajların, değerli metaller başta olmak üzere emtia piyasalarının yönü üzerinde kritik olacağını belirtti.Bununla birlikte Fed&#39;in iletişiminde olası değişiklikler ile faiz patikasına ilişkin sinyallerin, dolar endeksi ve tahvil faizleri üzerinden emtia piyasalarında oynaklığı artırabileceğini ifade eden analistler, jeopolitik haber akışının da enerji fiyatları üzerinde belirleyici olmayı sürdüreceğini kaydetti.Bu gelişmelerle ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi önceki haftaya göre yaklaşık 5 baz puan azalışla yüzde 4,49&#39;a gerilerken dolar endeksi haftalık bazda yüzde 0,3 düşüşle 99,7 seviyesinde haftayı tamamladı.- Değerli metallerde karışık seyir görüldüDeğerli metallerde ise Fed&#39;in sıkı para politikası duruşunu koruyabileceğine yönelik beklentiler altın ve platin üzerinde baskı oluştururken gümüş ve paladyum pozitif ayrıştı.Altın, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerden destek bulmasına karşın ABD enflasyon verilerinin ardından Fed&#39;e ilişkin &#34;şahin&#34; fiyatlamalarla geriledi.Analistler, altının normal şartlarda jeopolitik risklerden destek aldığını ancak bu hafta fiyatlamalarda tahvil faizleri ve Fed beklentilerinin daha belirleyici olduğunu ifade etti.Altın destekli borsa yatırım fonlarında çıkışların sürmesi ve fiziki talebin zayıf kalması da altın fiyatlarını baskılayan unsurlar arasında yer aldı. Altının teknik olarak önemli ortalamaların altına gerilemesi de kısa vadeli satış eğilimini güçlendirdi.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 4,4 ve gümüşte yüzde 0,1 artarken platinde yüzde 3,3 ve altında yüzde 2,6 geriledi.- Baz metallerde Çin ve arz endişeleri fiyatlamalarda etkili olduBaz metallerde de Çin ekonomisine ilişkin sinyaller, Orta Doğu kaynaklı tedarik ve enerji maliyeti endişeleri ile ürün bazlı arz-talep gelişmeleri etkili oldu.Bakır fiyatlarına, Çin&#39;in işlenmemiş bakır ve bakır ürünleri ithalatının mayısta aylık bazda yüzde 1,3 azalmasına karşın arz tarafına yönelik endişeler ve ABD&#39;nin ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler destek verse de satışlara engel olamadı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 3,5 ve çinkoda yüzde 1,3 artarken nikelde yüzde 4, kurşunda yüzde 1,9 ve alüminyumda yüzde 1,2 gerileme görüldü.- Brent petrolde risk primi azaldıPetrol fiyatlarında, Orta Doğu kaynaklı arz riskleri ve ABD-İran müzakerelerine ilişkin haber akışı fiyatlamalarda etkili oldu.Hafta içinde Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına yönelik endişeler petrol fiyatlarını desteklese de haftanın son günlerinde ABD ile İran arasında anlaşmaya yaklaşıldığına yönelik haberler risk priminin azalmasına neden oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yeni saldırıların durdurulduğuna ilişkin açıklamaları ve anlaşma metni üzerinde ilerleme sağlandığına yönelik haber akışı, Brent petrol fiyatlarında düşüşe yol açtı.Buna karşın İran tarafının anlaşmanın kesinleştiği yönündeki iddialara temkinli yaklaşması, enerji arzına ilişkin belirsizliklerin ortadan kalkmasını engelledi.Aynı dönemde rafineri kullanım oranının yüzde 95,3&#39;e yükselmesi, ABD&#39;de rafineri faaliyetlerinin güçlü seyrettiğine işaret etti.OPEC+ grubunun temmuz ayı için üretim hedeflerini günlük 188 bin varil artırma kararı da piyasaların odağında yer aldı.Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,5, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 3,4 geriledi.- Tarım emtialarında üretim tahminleri ve arz endişeleri öne çıktıTarım emtialarında ise hafta içinde ABD Tarım Bakanlığının üretim tahminleri, Çin&#39;in ABD tarım ürünleri alımlarındaki zayıf seyir ve Orta Doğu kaynaklı maliyet baskıları etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı, kuraklık nedeniyle ABD kışlık buğday üretim tahminini aşağı yönlü revize etti. Ovalar bölgesinde kuraklığın sert kırmızı kışlık buğday üretimi üzerinde baskı oluşturması, buğday piyasasında arz endişelerini artırdı.Mısır ve soya fasulyesinde de ABD üretim tahminlerinde belirgin değişikliğe gidilmemesi ve Güney Amerika&#39;da güçlü üretim beklentilerinin sürmesi fiyatlardaki yükselişi sınırladı.Çin&#39;in ABD tarım ürünleri alımları tahıl ve yağlı tohum piyasalarında takip edilen başlıklar arasında yer aldı.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 5,6, soya fasulyesinde yüzde 1 ve buğdayda yüzde 0,9 artarken pirinçte yüzde 2,9 geriledi.Kakaoda Batı Afrika kaynaklı arz ve pazarlama politikalarına ilişkin gelişmeler fiyatlamalarda etkili oldu. Fildişi Sahili&#39;nin yeni sezon satışlarında temkinli hareket etmesi ve El Nino kaynaklı üretim riskleri kakao fiyatlarını destekledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kakaoda yüzde 3,3, kahvede yüzde 3 ve şekerde yüzde 0,7 artarken pamukta yüzde 1,3 düşüş görüldü.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 14 Jun 2026 11:18:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tasarruf masada kaldı faiz tek başına yetmiyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/tasarruf-masada-kaldi-faiz-tek-basina-yetmiyor-5419/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/tasarruf-masada-kaldi-faiz-tek-basina-yetmiyor-5419/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B25119-048CAB-CDA5EA-164D73-85BE6F-42037C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZTürkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele süreci devam ederken, kamu harcamalarının boyutu ve Merkez Bankası&#39;nın faiz politikası tartışmaların odağında yer alıyor. Son olarak Merkez Bankası&#39;nın politika faizini değiştirmeyerek mevcut seviyede tutması, ekonomide&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B25119-048CAB-CDA5EA-164D73-85BE6F-42037C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZTürkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele süreci devam ederken, kamu harcamalarının boyutu ve Merkez Bankası&#39;nın faiz politikası tartışmaların odağında yer alıyor. Son olarak Merkez Bankası&#39;nın politika faizini değiştirmeyerek mevcut seviyede tutması, ekonomide sıkı para politikasının süreceği mesajı olarak değerlendirilirken, uzmanlar tek başına faiz kararlarının ekonomik sorunları çözmeye yetmeyeceğini ifade ediyor.Ekonomistler, yüksek faizlerin iç talebi yavaşlatarak enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceğini ancak kamudaki harcamaların aynı hızla devam etmesi halinde para politikasının etkisinin sınırlı kalabileceğini belirtiyor. Bu nedenle bütçe disiplini ve tasarruf uygulamalarının ekonomik programın ayrılmaz bir parçası olması gerektiği görüşü öne çıkıyor.Faizin sabit kalması ne anlama geliyor?Merkez Bankası&#39;nın faiz oranlarını değiştirmemesi, enflasyonla mücadelede mevcut sıkı duruşun korunacağı şeklinde yorumlanıyor. Bu kararın kısa vadede kredi maliyetlerinin yüksek seyretmesine, tüketim ve yatırım iştahının sınırlı kalmasına neden olabileceği değerlendiriliyor.Uzmanlara göre faizlerin yüksek seviyelerde kalması, özellikle finansmana erişimde zorlanan küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinde baskıyı artırabilir. Konut, otomotiv ve dayanıklı tüketim malları gibi krediye duyarlı sektörlerde talebin zayıf seyretmesi de ekonomik büyümeyi yavaşlatabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.Buna karşılık sıkı para politikasının sürdürülmesi, döviz piyasalarında istikrarın korunmasına ve enflasyon beklentilerinin kontrol altında tutulmasına katkı sağlayabilir.Kamu harcamaları tartışması gündemdeEkonomi çevrelerinde son dönemde en fazla dile getirilen konulardan biri ise kamudaki harcamaların seviyesi. Temsil ve ağırlama giderlerinden araç filolarına, bina kiralamalarından çeşitli idari harcamalara kadar birçok kalemde tasarruf çağrıları yapılırken, vatandaşın yüksek faiz ve yüksek vergi yükü altında fedakârlık yaptığı bir dönemde kamunun da aynı hassasiyeti göstermesi gerektiği savunuluyor.Ekonomistler, kamu harcamalarının kontrol altına alınmaması durumunda bütçe açığının büyümeye devam edeceğini, bunun da devletin daha fazla borçlanmasına yol açabileceğini belirtiyor. Bu durumun faizler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturarak özel sektörün finansmana erişimini daha da zorlaştırabileceği ifade ediliyor.Faiz ve tasarruf birlikte çalışmalıUzmanlara göre enflasyonla mücadelede başarı için para politikası ile maliye politikasının aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Merkez Bankası faizleri yüksek tutarak talebi sınırlamaya çalışırken, kamunun harcamalarını artırması durumunda ekonomik programın etkinliği azalabiliyor.Bu nedenle kamuda tasarrufun artırılması, bütçe disiplininin güçlendirilmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan yüksek faiz politikasının ekonomide büyüme, yatırım ve istihdam üzerinde daha ağır maliyetler oluşturabileceği belirtiliyor.Piyasaların beklentisi güçlü mali disiplinPiyasalar açısından yalnızca faiz kararları değil, kamu maliyesine ilişkin adımlar da büyük önem taşıyor. Ekonomistler, kamuda israfın azaltılması ve tasarruf politikalarının somut sonuçlar vermesi halinde ekonomik programa olan güvenin artacağını ifade ediyor.Uzmanlara göre Türkiye&#39;nin önündeki en önemli sınavlardan biri, yüksek enflasyonla mücadeleyi sürdürürken büyüme ve istihdamı koruyabilmek. Bunun yolu ise yalnızca faiz silahına başvurmaktan değil, kamu maliyesinde güçlü disiplin sağlamaktan geçiyor. Aksi halde faizlerin sabit tutulması ya da artırılması tek başına ekonomide kalıcı iyileşme yaratmaya yetmeyebilir.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 13 Jun 2026 08:18:39 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Politika araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/politika-araclarimizi-kararlilikla-kullanmaya-devam-edecegiz-6647/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/politika-araclarimizi-kararlilikla-kullanmaya-devam-edecegiz-6647/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_68C18E-5EFC2C-EA0A7D-6399E3-6644D3-9CCAFC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#39;in katılımıyla İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu&#39;nda başladı.Toplantının açılışında konuşan Karahan, bankacılık sektörünün uygulanmakta&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_68C18E-5EFC2C-EA0A7D-6399E3-6644D3-9CCAFC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&#39;in katılımıyla İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu&#39;nda başladı.Toplantının açılışında konuşan Karahan, bankacılık sektörünün uygulanmakta olan dezenflasyon sürecinin en önemli aktörlerinden biri olduğunu ifade etti.Küresel ekonominin son dönemde jeopolitik gelişmelerin ve artan belirsizliklerin olduğu bir süreçten geçtiğini söyleyen Karahan, &#34;Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, küresel ölçekte enflasyon görünümünü ve finansal koşulları etkileyebiliyor. Enerji fiyatlarında yukarı yönlü yaşanan baskının etkilerini ülkemizde de enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde hissediyoruz.&#34; diye konuştu.Karahan, bugün gelinen noktada dezenflasyon sürecinin başlangıcına kıyasla daha etkili politika araçlarına, daha sağlam rezerv tamponlarına ve daha dengeli bir makroekonomik görünüme sahip olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bu nedenle, doğru politika adımlarını attığımız sürece, jeopolitik gelişmeleri dezenflasyon sürecini tersine çevirecek değil ancak hızını ve kısa vadeli görünümünü etkileyebilecek unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak. Dezenflasyon sürecinin devamlılığı açısından sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de para politikası kararlarımızı şekillendirirken enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları, özellikle de jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne yansımalarını dikkatle değerlendirmeye devam edeceğiz.&#34;Jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla diğer kurumlarla eşgüdüm içinde proaktif adımlar attıklarını bildiren Karahan, maliye politikası tarafında eşel mobil uygulamasının petrol fiyatlarının enflasyona etkisini sınırlandırdığını dile getirdi.Karahan, TCMB olarak ise üst banttan fonlama, NDF işlemleri ve likidite senedi uygulaması gibi araçlarla finansal koşulları sıkılaştırdıklarını belirterek, 2025&#39;in son çeyreğinden itibaren hızlanan kredi büyümelerine yönelik bir dizi sıkılaştırıcı adım attıklarını kaydetti.Söz konusu proaktif adımlar ve güçlü tamponlar sayesinde makrofinansal istikrar korunurken, dezenflasyon süreci için gerekli koşulların devam etmesinin sağlandığını ifade eden Karahan, &#34;Enerji fiyatlarındaki hızlı artış ve bu gelişmenin dolaylı etkileri sebebiyle enflasyonun ana eğiliminde nisan ayında bir artış gerçekleşti. Yılın ilk aylarındaki yükselişin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar geriledi. Bu gerilemede eşel mobil uygulaması ve attığımız adımlar etkili oldu.&#34; diye konuştu.Karahan, 2026&#39;da daha belirgin hale gelen iç talepteki dengelenmenin önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecine destek vermeye devam edeceğini değerlendirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:&#34;Sıkı para politikası duruşumuzla 2024&#39;ten itibaren cari işlemler dengesinde de belirgin bir iyileşme sağlanmıştı. Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde cari denge görünümü de makrofinansal istikrar açısından daha önemli hale geldi. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enerji maliyetlerindeki yükseliş dış ticaret dengesi ve cari açık üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Nisan ve mayıs aylarındaki veriler dış ticaret görünümünün enerji fiyatlarındaki artışa rağmen olumlu kalmaya devam ettiğini ima ediyor.Bu görünümün korunabilmesi için enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kalması ve cari açıkta iç talep kaynaklı ek bir baskı oluşmaması önemli. Mevcut tahminlerimiz cari açığın milli gelire oranının yıl sonunda tarihsel ortalamasının altında kalacağını ima ediyor. Özetle, yaşanan jeopolitik gelişmeler dezenflasyon süreci açısından kısa vadeli riskler yaratmış olsa da zamanlı politika adımlarımız sayesinde bu risklerin dezenflasyon sürecine etkilerini sınırladık. Sıkı para politikası duruşumuz, dengelenen iç talep, sağlıklı bir cari denge görünümü ve güçlü rezerv pozisyonumuz dezenflasyon sürecinin devamı açısından önemli bir güvence oluşturmakta.&#34;Sürdürülebilir yüksek büyümenin güçlü bir tasarruf tabanı, etkin bir finansal sistem ve uzun vadeli finansman imkanları gerektirdiğine değinen Karahan, bu unsurların sağlıklı şekilde gelişebildiği ortamın ise düşük ve istikrarlı enflasyon ortamı olduğunu söyledi.- &#34;Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz&#34;TCMB Başkanı Karahan, geçen 25 yıla bakıldığında düşük enflasyon döneminde bankacılık sektörü büyümesinin milli gelir büyümesinin belirgin üzerinde gerçekleştiğini gördüklerini belirterek, &#34;Bankacılık sektörü aktif büyüklüğünün milli gelire oranı 2003&#39;te yüzde 53 düzeyindeyken, enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesiyle bu oran 2010&#39;da yüzde 86&#39;ya, 2015&#39;ten itibaren ise yüzde 100&#39;ün üzerine çıktı. Böylece finansal sistem içerisindeki tasarruflar arttı, tasarruf araçları çeşitlendi ve yurt dışından uzun vadeli kaynak temini hızlandı.&#34; diye konuştu.Söz konusu dönemde bankaların reel ekonomiye sağladığı kredi tutarının milli gelire oranının yüzde 70&#39;e yaklaştığını, yurt dışı piyasalardan temin edilen finansmanın milli gelire oranının yüzde 20&#39;nin üzerine çıktığını bildiren Karahan, son yıllarda enflasyonun yükselmesinin bankacılık sektörünün milli gelire oranla küçülmesine neden olduğunu dile getirdi.Karahan, banka aktiflerinin milli gelire oranının 2024&#39;te yüzde 73&#39;e düşerken, enflasyonun gerilemeye başlamasıyla birlikte 2025&#39;te dört yıl aradan sonra yeniden artmaya başladığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bankacılık sektörünün sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesinin yolu düşük ve istikrarlı enflasyondan geçiyor. Dolayısıyla dezenflasyon sürecinin devamı tüm ekonomik aktörler açısından olduğu gibi bankacılık sektörü açısından da kritik öneme sahip. Jeopolitik şokların arttığı bu dönemde fiyat istikrarı hedefine bağlı kalmamız ve bu hedef doğrultusunda kararlı bir şekilde ilerlememiz gerekiyor. Kalıcı fiyat istikrarı, daha yüksek tasarruf oranları, daha güçlü finansal derinleşme, daha uzun vadeli dış finansman imkanları ve nihayetinde daha sürdürülebilir bir büyüme zemini anlamına gelmekte.&#34;Mevcut para politikası çerçevesinin bankacılık sektörü için en önemli bileşenlerinden birinin makroihtiyati uygulamaları olduğunu vurgulayan Karahan, &#34;Makroihtiyati düzenlemeleri sıkı para politikası duruşunu destekleyici bir araç olarak aktif bir şekilde kullanıyoruz.&#34; dedi.Karahan, son yıllarda yaşanan şokların fiyat istikrarının sağlanmasında yalnızca politika faizinin değil, diğer birçok ülkede olduğu gibi makroihtiyati araçların tamamlayıcı rol üstlenebildiğini gösterdiğini belirterek, makroihtiyati araç setini para politikasını ikame eden bir noktadan tamamlayıcı bir hale getirmek için süreç içerisinde çeşitli sadeleştirmeler yaptıklarını söyledi.KKM ile menkul kıymet tesisi düzenlemelerini uygulamadan kaldırdıklarını ve bankacılık sektörü üzerindeki zorunlu karşılık maliyetlerini önemli ölçüde düşürdüklerini kaydeden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:&#34;TL mevduat payı, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati araç setini sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz. Fiyat istikrarının tesisi ile birlikte bu düzenlemelerin bankaların bilanço yönetimi üzerindeki etkisinin azalmasını ve uygulamaların makrofinansal istikrarı koruyan bir nitelikte kullanılmalarını öngörüyoruz.&#34;- &#34;Küresel oynaklığın arttığı dönemlerde piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin devam ettiğini görüyoruz&#34;Fatih Karahan, 2025&#39;in ikinci yarısından itibaren belirgin şekilde hızlanan kredi büyümesinin son dönemde alınan tedbirlerin etkisiyle daha dengeli bir patikaya yöneldiğini aktararak, toplam kredi büyümesinin yüzde 35&#39;li seviyelerden yüzde 26&#39;ya gerilerken, TL ticari ve bireysel kredi büyümeleri de yüzde 50&#39;li seviyelerden yüzde 40&#39;ın altına indiği bilgisini verdi.Bireysel kredilerde kompozisyonun daha dengeli hale geldiğini söyleyen Karahan, &#34;İhtiyaç kredisi ve kredi kartı büyümeleri yavaşlarken, konut kredilerinin payı artıyor. Türk lirası mevduat tarafında da olumlu bir görünüm söz konusu. Küresel belirsizliklerin ve kıymetli maden fiyatlarındaki oynaklığın arttığı dönemlerde dahi yurt içi yerleşiklerin Türk lirası tercihinin büyük ölçüde korunduğunu görüyoruz.&#34; diye konuştu.Karahan, nisandan itibaren Türk lirası mevduat payının yeniden yüzde 60&#39;ın üzerine yükselirken, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında yerleşiklerin Türk lirası talebinin güçlü seyrini sürdürdüğünü kaydederek, &#34;Finansal piyasalar açısından baktığımızda ise küresel oynaklığın arttığı dönemlerde piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin devam ettiğini görüyoruz. Bu süreçte geçmişte yurt dışı fonlama yapısında kısa vadeli oynaklıkları azaltmak amacıyla devreye aldığımız araçlar, finansal istikrarın korunmasına önemli katkı sağladı. Nitekim, yurt dışı finansman tarafında olumlu görünüm devam ediyor. Uzun vadeli dış kaynak girişlerinin devam etmesi bankacılık sektörünün dayanıklılığını teyit ediyor.&#34; ifadelerini kullandı.Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin küresel ekonomi ve finansal piyasalar açısından önemli belirsizliklere neden olduğunu dile getiren Karahan, &#34;Bugün geldiğimiz noktada, sahip olduğumuz politika araçları, güçlü rezerv pozisyonumuz ve makroekonomik dengelenme sayesinde dezenflasyon sürecinin devamı için gerekli koşulların korunduğunu değerlendiriyoruz. Merkez Bankası olarak fiyat istikrarını ve finansal istikrarı koruyacak şekilde tüm politika araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz.&#34; diye konuştu.Karahan, güçlü bankacılık sektörü ile düşük ve istikrarlı enflasyonun birbirini besleyen iki unsur olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:&#34;Kalıcı fiyat istikrarı, daha yüksek tasarruf oranları, daha derin ve etkin bir finansal sistem, uzun vadeli dış finansman imkanları ve sürdürülebilir bir büyüme zemini anlamına gelmektedir. Son yıllarda farklı kaynaklardan gelen şoklara rağmen bankacılık sektörümüz güçlü sermaye yapısı, yüksek likiditesi ve sağlam bilançosu ile dayanıklılığını ortaya koymuştur. Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasıyla birlikte bankacılık sektörünün ülkemizin büyüme potansiyeline ve finansal derinleşmesine daha güçlü katkılar sunacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de bankacılık sektörünün temsilcileriyle yakın diyalog içerisinde çalışmaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 18:25:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dezenflasyon-sureci-tekrar-devam-edecek-ve-yoluna-girecektir-4504/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dezenflasyon-sureci-tekrar-devam-edecek-ve-yoluna-girecektir-4504/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_336202-031EDC-53A919-273CDB-891B71-060EB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun kalıcı şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye devam edeceklerini belirterek, &#34;Şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür.&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_336202-031EDC-53A919-273CDB-891B71-060EB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun kalıcı şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye devam edeceklerini belirterek, &#34;Şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür. O anlamda baktığınız zaman birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir.&#34; dedi.Şimşek, İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu&#39;nda düzenlenen Türkiye Bankalar Birliği (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı&#39;nda yaptığı konuşmada, son yıllarda hem bankacılık sektörünün hem de Türk ekonomisinin çoklu şoklara karşı dirençli olduğunu ispat ettiğini söyledi.Son 3 yıldır uyguladıkları program sayesinde sağlıklı politikaların uygulanmasının yanında tamponlar inşa ettiklerini, bunun tesadüf olmadığını dile getiren Şimşek, &#34;Fiyat istikrarının sağlanması bizim için çok önemli. Çünkü nihai hedefimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme ve bu büyümeyi daha adil bir şekilde dağıtmamızdır. Yani daha adil gelir dağılımı bizim nihai hedefimiz. Bu hedefe ulaşmada fiyat istikrarı en kritik bileşendir.&#34; diye konuştu.Politika önceliklerinde, yaşanan gelişmelere göre bir değişim olmadığının altını çizen Şimşek, &#34;Fiyat istikrarı programın esasını oluşturuyor. Bunu destekleyecek mali disiplinin sürdürülmesinde epey mesafe katettik. Mali disipline ilişkin bugün itibarıyla bir endişe yok. Deprem yaralarını sarıyoruz ve deprem harcamalarına rağmen mali disiplini bize benzer ülkelere göre çok güçlü bir şekilde tesis ettik. Şimdi bunun devamı önemli.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, cari açığın Türkiye için Osmanlı&#39;dan beri kırılganlık kaynağı olduğunu kaydederek, son yıllarda yapısal olarak cari açıkta iyileşme yaşandığını, bunun konjonktürel değil yapısal olduğunu, altın hariç bakıldığında bu yapısal iyileşmenin daha net görüldüğünü söyledi.Fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir cari dengenin tesis edilmesinde en kritik unsurun yapısal dönüşüm olduğunu vurgulayan Şimşek, bu alandaki değerlendirmelerini de paylaştı.Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın ve AK Parti hükümetinin önceliklerinin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olduğunu belirterek, yapısal dönüşümün odağında bu 4 amacın olduğunu bildirdi.- &#34;Birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci devam edecek&#34;Bakan Şimşek, şokların dünyanın yeni normali haline geldiğine değinerek, fiyat istikrarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:&#34;Enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye, bunları önceliklendirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki biraz gecikse de bunu başaracağız. Şoklar dönem dönem gecikmelere sebep olabilir. Bu şoklar bizim kontrolümüzde değil. Bunlar elbette bir bahane de değil. Bu şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Ben hep altını çizmişimdir. Mükemmeliyetçilik ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür. O anlamda baktığınız zaman birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir.&#34;Şimşek, AK Parti hükümetlerinin en önemli başarısının ekonomide bütçe disiplini olduğunu kaydederek, 2002 öncesinde oldukça yüksek seyreden bütçe açığı oranının AK Parti döneminde ortalama yüzde 3 civarında olduğunu söyledi.- &#34;Makro finansal istikrar ve programın sonuçları açısından endişeye mahal yok&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, geçen yıl bütçe açığının deprem kaynaklı yüksek harcamalara rağmen milli gelirin yüzde 3&#39;ünün altına gerilemesinin, Türkiye ekonomisinin güçlü yönünü ortaya koyduğunu belirtti.ABD/İsrail-İran savaşı sonrasında enerji fiyatlarında yaşanan sert artışın vatandaşlara yansımaması için eşel mobil sistemini devreye aldıklarını ifade eden Şimşek, bunun bütçede oluşturulan mali alan sayesinde mümkün olduğunu vurguladı.Şimşek, &#34;Son 3 ayda akaryakıtta ÖTV&#39;yi neredeyse sıfırlamamıza rağmen bu sene bütçe açığı hedeflerini tutturacağız. Bu konuda bir endişeniz olmasın. Milli gelire oranla yüzde 3,5 bütçe açığı hedefimiz var. Çok büyük ihtimalle, eşel mobile rağmen, bundan daha iyi bir performansı ortaya koyacağız. Yani eşel mobil olmasa hedeflerin çok ötesinde bir başarı söz konusu olacaktı. Bu niye önemli? Çünkü şoklara karşı mali alan inşa ediyoruz.&#34; şeklinde konuştu.Uzun vadede cari açığın milli gelire ortalamasının yüzde 3,3 olduğunu anımsatan Şimşek, &#34;Yılı yüzde 3 veya altında cari açıkla kapatabiliriz. En büyük kırılganlık olarak görülen bu alanı bugün çok rahat yönetilebilir görüyorum. Bu nedenle makro finansal istikrar ve programın sonuçları açısından endişeye mahal yok.&#34; dedi.Şimşek, 2026 başından bu yana yıllıklandırılmış olarak bakıldığında dış ticaret açığında ciddi bir bozulma olmadığının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Doğru politika tepkisini veriyoruz. Büyük petrol şokuna rağmen, aralık ayından bu yana yıllık dış ticaret açığındaki bozulma 1,5 milyar doların altında kaldı. Daha da önemlisi, turizmde ve diğer kritik alanlarda ciddi bir bozulma yaşanmadı. Şokun ardından çeşitli endişeler vardı ancak bu endişelerin gerçekleşmediğini gördük. Bu durum reel sektörümüzün, ihracatçılarımızın, bankacılık sistemimizin aslında bu gibi şoklara karşı doğru tepkiyi verme yeteneğine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yani hem uygulanan politika boyutuyla hem de bütün aktörler boyutuyla doğru tepkiyi verdik.&#34;- &#34;(Rezervlerde) Endişeye mahal yok&#34;Bakan Şimşek, Türkiye&#39;nin yıllık brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranla uzun vadeli ortalamasının yüzde 20 olduğunu belirterek, şunları kaydetti:&#34;Bu sene bu savaş olmasaydı brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranı yüzde 15&#39;in altına düşecekti. Savaşa rağmen bu oranın yüzde 17 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Bu son derece yönetilebilir bir seviyedir. Uzun yıllar boyunca milli gelirin yaklaşık yüzde 20&#39;sine karşılık gelen brüt dış finansman ihtiyacını yönetmiş bir ülke, yüzde 17&#39;lik bir oranı rahat yönetir. Benzer şekilde, Türkiye&#39;nin brüt dış borç stokunun milli gelire oranının uzun vadeli ortalaması yaklaşık yüzde 44 seviyesindedir. Buna karşın, bu yıl savaş kaynaklı şoklara ve cari açıktaki artışa rağmen söz konusu oranın yüzde 32 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu seviye hem tarihsel ortalamalarımızın belirgin şekilde altında hem de birçok gelişmekte olan ülkeye kıyasla oldukça makul bir düzeydedir.&#34;Şimşek, rezervlerde yaşanan iyileşmeye de işaret ederek, savaşın etkisiyle bir miktar çıkışlar olduğunu söyledi.Bakan Şimşek, &#34;Rezerv konusunda bir hususun altını çizmek istiyorum. Rezervlerin önemli bir kısmı altın cinsinden ve maalesef bu dönemde altın fiyatlarındaki gerilemenin olumsuz etkilerini yaşadık. Savaş sonrası dönemde rezervdeki düşüşün neredeyse yüzde 40&#39;ına yakını altın fiyat değişiminden kaynaklanıyor. Dolayısıyla geçmiş şoklara oranla burada da endişeye mahal yok.&#34; diye konuştu.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uygulamakta oldukları programa değinerek &#34;Program, sadece para politikasından ibaret değil, çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayanıyor. Örneğin sosyal konut politikası, kira enflasyonu ile mücadelede en kritik arz yönlü müdahaledir. Maliye politikası olarak en güçlü desteği oraya veriyoruz.&#34; dedi.Son dönemde reel olarak karlılıkta bir miktar düşüş yaşandığını ancak bu durumun geçici olduğunu dile getiren Şimşek, bu durumda sıkı para politikası ve makro ihtiyati çerçevenin etkisinin bulunduğunu anlattı.Şimşek, &#34;Ben inanıyorum ki bankacılık sektörümüzün önünde çok ciddi fırsatlar var. Onun için bu geçici bir dönem. Bankacılık sektörüne makroekonomik istikrar programına verdikleri destek için teşekkür ediyorum.&#34; diye konuştu.Kredilerde KOBİ&#39;lerin payının son dönemde arttığını kaydeden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Program öncesindeki 15 yıllık döneme baktığınızda, KOBİ&#39;lerin toplam krediler içindeki payının yüzde 24,5-25 seviyelerinde olduğunu görürsünüz. Bugün bu oran yaklaşık yüzde 27&#39;ye yükselmiş durumda. Yani KOBİ&#39;lerin kredilerden aldığı pay artmış. Benzer şekilde, ihracat kredilerinin toplam krediler içindeki payı yüzde 6 civarındayken bugün yüzde 11&#39;in üzerine çıkmış durumda. Başka bir ifadeyle, neredeyse iki katına ulaşmış. Bu dönemde, &#34;Yatırımlara kredi verilmiyor, yatırım yapılamaz hale geldi&#34; diyenler de olmuş olabilir. Oysa son üç yılda yatırım kredilerinin toplam krediler içindeki payı da artış gösterdi. Sınırlı olmakla birlikte, yüzde 7,5 seviyesinden yüzde 8,3 seviyesine yükseldi. Dolayısıyla kredi kaynaklarının yönüne baktığımızda, finansmanın KOBİ&#39;lere, ihracata ve yatırımlara aktarıldığını görüyoruz. Bizim için önemli ve değerli olan da budur.- &#34;Hane halkının nette döviz satması makro finansal istikrarın devamına olan inancı gösteriyor&#34;Bakan Şimşek, son dönemde yaşanan şoklara ve savaşın yarattığı belirsizliklere rağmen hane halkının döviz talebini artırmak yerine piyasaya döviz arz ettiğine dikkat çekerek, &#34;Hane halkı savaşın başından bu yana nette 1,8 milyar dolar döviz sattı. Bu tablo, vatandaşlarımızın makro finansal istikrarın devamına olan inancı açık şekilde ortaya koyuyor. Bu aynı zamanda programın kazandığı kredibilitenin de bir göstergesi. Belli kanallar üzerinden yoğun bir kötümserlik pompalanmasına rağmen vatandaşlarımızın tercihleri farklı bir tabloya işaret ediyor.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Öncelik verdikleri dönüşüm alanlarına değinen Şimşek, sanayide dönüşümün kendileri için kritik olduğunu, &#34;Artık düşük ücretler üzerine küresel bir yarışta olmak istemiyoruz. Katma değeri ve rekabet gücü yüksek alanlarda atağa kalkmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın sanayi politikası inisiyatifleri var ve sonuç alıyoruz, ilerleme var.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, savunma sanayisindeki başarının diğer sektörlere sirayet edeceğini kaydederek, Türk sanayisinin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, bu dönüşümün bünyeyi güçlendireceğini bildirdi.Bakan Şimşek, üretim üslerinin demir yollarıyla limanlara bağlanmasına öncelik verdiklerini kaydederek, piyasalar çok üzerinde durmasa da Terörsüz Türkiye sürecinin Türkiye açısından muazzam fırsatlar içeren çok kritik bir alan olduğunu vurguladı.Terörsüz Türkiye sürecinin ülkenin barışına, refahına ve istikrarına sağlayacağı katkılardan bahseden Şimşek, Türkiye&#39;nin bu alanda sağlayacağı başarının bölge ülkelerine de örnek olacağını söyledi.- &#34;(Transit ticarette kurumlar vergisi istisnası) Bundan daha güçlü bir teşvik olamaz&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nde kabul edilen ve hayata geçirilen son uygulamalardan bahsederek, İstanbul Finans Merkezi&#39;ne yönelik getirdikleri istisnaları ve teşvikleri anlattı.Transit ticarette kurumlar vergisi istisnası getirdiklerini anımsatan Şimşek, &#34;Türkiye&#39;yi aslında Singapur, Hong Kong ve Hollanda gibi bu alanda oldukça rekabetçi ticaret merkezleriyle vergi açısından rekabet edebilir bir noktaya taşıdık. Bundan daha güçlü bir teşvik olamaz. Bu konuda sizlerin (bankacıların) biraz çaba göstermenizde fayda var.&#34; dedi.Şimşek, sanayi ve tarım sektörlerinde üretim yapan şirketler için kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5&#39;e düşürüldüğünü hatırlatarak, &#34;Çünkü Türkiye&#39;ye daha fazla doğrudan yatırım çekmek istiyoruz. Üretim kapasitemizi artırmak, sanayimizi güçlendirmek ve ülkemizin geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmek istiyoruz. Bu doğrultuda hem yurt içindeki yatırımları teşvik etmek hem de küresel yatırımcıların Türkiye&#39;yi daha güçlü bir yatırım üssü olarak görmesini sağlamak amacıyla imalat sanayinde kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5&#39;e indirdik.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, yurt dışından getirilen kaynağı teşvik ettiklerini belirterek, &#34;Ama o kaynağı Türkiye&#39;de bir faaliyette kullanır, Türkiye&#39;den bir gelir elde edersen zaten vergiye tabi olacak.&#34; şeklinde konuştu.- &#34;Refahı kalıcı olarak artıracak bir program uyguluyoruz&#34;Bakan Şimşek, dünyada savaşın getirdiği belirsizlik, ticaret savaşlarının yol açtığı parçalanmışlık, rekabetin neden olduğu zorlukların bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:&#34;Türkiye&#39;yi küresel katma değer zincirlerinde daha üst basamaklara taşıyacak, daha nitelikli üretim, daha yüksek verimlilik ve daha kaliteli istihdamla refahı kalıcı olarak artıracak bir program uyguluyoruz. Bu program yalnızca para politikasından ibaret değildir; çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayanıyor. Örneğin sosyal konut politikası, kira enflasyonuyla mücadelede en kritik arz yönlü müdahaledir. Bu nedenle maliye politikası tarafında en güçlü desteği bu alana veriyoruz.&#34;Şimşek, gıda arzı noktasında da ülkenin dört köşesinde organize tarım bölgeleri kurduklarını, örtü altı üretimi artırmak için muazzam bir destek verdiklerini, gıda kayıp oranını azaltmak için çalışmalar yaptıklarını, arzı artırmak için önemli çalışmalar içinde bulunduklarını anlattı.Son dönemde uygulanan tedbirlere değinen Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:&#34;Uygulamaya koyduğumuz son paket, sermaye piyasalarının gelişmesine dolaylı, bankacılık sektörünün büyümesine ise doğrudan katkı sağlayacaktır. Etkisi yalnızca finans sektörüyle sınırlı kalmayacak; taksici esnafımızdan restoran işletmecisine kadar ekonominin tüm kesimlerine yansıyacaktır. Küresel sermayenin bireyler ve şirketler aracılığıyla Türkiye&#39;ye yöneldiğini düşünün. Böyle bir ortamda finans sektörümüz hem büyüyecek hem de derinleşecektir. Asıl hedefimiz de budur. Bu sayede gelecekte benzer şoklarla karşılaştığımızda rezervleri sürekli tartışan değil, finansal gücü ve derinliğiyle öne çıkan bir ülke konumuna geleceğiz. Ancak bunun için hepimizin ortak çaba göstermesi gerekiyor. Bu vesileyle Türkiye Bankalar Birliği&#39;ne ve tüm üye bankalarımıza da bu alanda daha fazla katkı sunmaları yönündeki çağrımı yinelemek istiyorum.&#34;- &#34;Amacımız kaynakların sistemin içerisine girmesi&#34;Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Mali Eylem Görev Gücü&#39;nün (FATF) standartlarının bulunduğuna işaret ederek, yapılan düzenlemelerin bu ilkelere uygun olduğunu vurguladı.Bu düzenlemenin amacı belli olduğunu ve belirli koşullarda vergi istisnası getirdiğini kaydeden Şimşek, şu ifadeleri kullandı:&#34;Bu düzenleme, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda herhangi bir muafiyet ya da kanunlara karşı bir istisna öngörmüyor. Esasen bu durum tanım gereği zaten böyledir; ancak herhangi bir tereddüde mahal vermemek adına bunu kanun metnine de açıkça yazdık. Dolayısıyla bu konuda farklı yorumlar üzerinden istismar alanı oluşturmaya çalışanlar boşuna çaba gösteriyor. Buradaki temel amaç, kaynakların sisteme kazandırılmasıdır. Eğer bu kaynaklar sisteme girip sermayeye eklenirse herhangi bir vergi alınmıyor. Ya da sistem içerisinde uzun süre tutulursa uygulanacak vergi oranı buna göre kademeli olarak şekilleniyor. Ancak sadece kayıt altına alıp daha sonra yeniden sistem dışına çıkarmayı tercih edenler için ilgili vergi yükümlülükleri devreye giriyor. Dolayısıyla burada istismar edilebilecek bir alan söz konusu değil. Bizim amacımız, kaynakların sisteme dahil olması, Türkiye&#39;ye gelmesi ve ekonomimizin büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlamasıdır.&#34;ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın bitmesi ve petrolün düşmesiyle dezenflasyonun güçleneceğini, cari açık probleminin konuşulmayacağını kaydeden Şimşek, mayısta çalışma günü başına düşen ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 arttığını, tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye&#39;de üretimin devam ettiğini, bunun ülke için önemli bir avantaj olduğunu söyledi.Şimşek, bölgenin yeniden imarı noktasında Türkiye&#39;nin sağlayacağı katkılardan bahsederek, yeni ulaşım koridorlarında da Türkiye&#39;nin istifade edeceğini anlattı.Sanayinin geleceği hakkında bankacıların da sanayicilerin de endişe etmemesi gerektiğini dile getiren Şimşek, programın olumlu sonuçlarının ileride görüleceğinin altını çizdi.Şimşek, &#34;Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, bankacılarımıza söylüyorum, inşaat sektörüyle ilgili de çok fazla kaygılanmayın. Şu anda belki eldeki gayrimenkulleri satmakta biraz zorlanıyorsunuz ama bakın önümüzdeki 10 yıl içerisinde yakın coğrafyamızda en az 1 trilyon dolarlık yeniden inşa gerekecek. İnşaat şirketlerimiz dünya liginde ön sıralarda. Dolayısıyla burada da hem fırsatlar var hem de sektörümüzün geleceği.&#34; diye konuştu.- &#34;Gerçekten büyük bir potansiyelimiz var&#34;Bakan Şimşek, Türkiye&#39;nin hem ulaşım koridorlarında hem de enerjide çok önemli bir merkez ve üs olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:&#34;Dolayısıyla bankacılar olarak biliyorum bu belirsizliği en çok siz hissediyorsunuz. Programın etkileri burada da hissediliyor. Makro ihtiyati tedbirler ve finansal koşullar sıkılaşınca herkes gibi reel sektör de finans sektörü de zorlanıyor. Ama bunlar geçicidir. Önemli olan orta-uzun vadeli gidişat. Orta-uzun vadeli bakacaksanız, ülkemizle ilgili kötümser olmanız için çok sebep bulamıyorum. Az önce de değindim, gerçekten büyük bir potansiyelimiz var. Bu bir teorik potansiyel değil. Bunu hayata geçiriyoruz. Yani dönüşüm başlamış durumda. Sadece konuşmuyoruz, teorik şeylerden bahsetmiyoruz. Gerçekten de bu yönde büyük bir ilerleme var. Bunları fırsata dönüştürmek için bizler de adım atıyoruz. Sizler de inanıyorum ki bu süreçlere de destek vermeye devam edeceksiniz ve hep birlikte sürdürülebilir yüksek büyümeye doğru yol alacağız. Bankacılık sektörü sürdürülebilir büyüme açısından çok kritik bir bileşen. Sektörün sağlığı ve dayanıklılığı bizim için çok değerli ve önemli. Reel sektör, finans sektörü ve politika yapıcıları olarak birlikte bir ekip ruhuyla ülkemizi daha ileri taşıyacağız, sektörlerimizi daha da geliştireceğiz, büyüteceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 18:18:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Faiz tek başına enflasyonu düşüremez"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/faiz-tek-basina-enflasyonu-dusuremez-3381/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/faiz-tek-basina-enflasyonu-dusuremez-3381/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_39F7C8-EEDF33-243BF9-E75BDD-922FB3-4AE525.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de 2023 yılının ortasında devreye alınan dezenflasyon programı, yüksek enflasyonla mücadelede beklenen sonucu vermekte zorlanıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde uygulanan ekonomik programın yalnızca faiz politikalarına dayanmasının yeterli olmadığını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_39F7C8-EEDF33-243BF9-E75BDD-922FB3-4AE525.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye&#39;de 2023 yılının ortasında devreye alınan dezenflasyon programı, yüksek enflasyonla mücadelede beklenen sonucu vermekte zorlanıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde uygulanan ekonomik programın yalnızca faiz politikalarına dayanmasının yeterli olmadığını belirterek, kalıcı fiyat istikrarı için güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.Eğilmez, programın temel hedefinin uzun yıllar sürdürülen negatif reel faiz uygulamasından vazgeçilerek faizlerin enflasyonun üzerine çıkarılması olduğunu hatırlattı. Kur artışlarının kontrol altında tutulmasının da programın önemli ayaklarından biri olduğunu ifade eden Eğilmez, buna rağmen enflasyondaki düşüşün sınırlı kaldığına dikkat çekti.Verilere işaret eden Eğilmez, programın başladığı 2023 Haziran ayında yıllık enflasyonun yüzde 38,21 seviyesinde bulunduğunu, bugün ise yüzde 32,61&#39;e gerilediğini belirterek üç yıllık süreçte hedeflenen ölçüde bir iyileşme sağlanamadığını söyledi.Türkiye enflasyonda üst sıralardaKüresel enflasyon liginde Türkiye&#39;nin halen dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkeleri arasında bulunduğunu vurgulayan Eğilmez, Venezuela, Güney Sudan ve İran&#39;ın ardından Türkiye&#39;nin dördüncü sırada yer aldığını ifade etti. Uzun yıllar boyunca yüksek enflasyonuyla gündeme gelen Arjantin&#39;in ise ilk kez Türkiye&#39;nin gerisinde kaldığına dikkat çekti.Son dönemde enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin ve küresel jeopolitik gerilimlerin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Eğilmez, ancak bu tür gelişmelerin artık olağanüstü değil, küresel ekonominin yeni gerçekliği haline geldiğini söyledi.Asıl sorun enflasyon direnciEğilmez&#39;e göre enflasyonla mücadelede karşılaşılan en büyük engel, toplum ve piyasalardaki olumsuz beklentiler. Geleceğe yönelik güvenin zayıf kalmasının fiyatlama davranışlarını bozduğunu belirten deneyimli ekonomist, piyasa aktörlerinin enflasyonda kalıcı düşüş beklemediğini hem beklenti anketlerinin hem de Hazine&#39;nin borçlanma ihalelerinin ortaya koyduğunu ifade etti.Bu nedenle yalnızca para politikası araçlarına odaklanmanın yetersiz kalacağını savunan Eğilmez, yatırımların artması ve uzun vadeli sermaye girişinin sağlanabilmesi için hukuk, ekonomi ve siyasi alanda güven artırıcı reformların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.TCMB&#39;ye faiz mesajıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&#39;nın mevcut faiz politikasını da değerlendiren Eğilmez, ilan edilen politika faizinin yüzde 37 olmasına rağmen fiili fonlamanın yüzde 40 seviyesinden gerçekleştirildiğine dikkat çekti.Bu durumun iletişim açısından karmaşa yarattığını belirten Eğilmez, politika faizinin yüzde 40&#39;a yükseltilerek yeniden haftalık repo fonlamasına dönülmesinin daha sağlıklı bir adım olacağını ifade etti. Bunun teknik olarak faiz artırımı anlamına geleceğini ancak fiili sıkılaştırma yaratmayacağını kaydetti.Öte yandan mevcut koşullarda yeni bir faiz artışının doğru olmayacağını savunan Eğilmez, enflasyondaki yükselişte enerji maliyetlerinin belirleyici rol oynadığını, bu nedenle aşırı faiz artışlarının maliyet baskısını daha da artırabileceğini dile getirdi.Güven olmadan dezenflasyon olmazMahfi Eğilmez, enflasyonla mücadelenin yalnızca faiz ve vergi düzenlemeleriyle başarıya ulaşamayacağını vurgulayarak, kalıcı fiyat istikrarının temel şartının güven ortamı olduğunu söyledi.Türkiye&#39;nin yapısal reformları geciktirmesi halinde uzun vadeli doğrudan yatırımlar yerine kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlı kalacağını belirten Eğilmez, yüksek faizle çekilen sıcak paranın ekonomik kırılganlıkları artırabileceği uyarısında bulundu.Eğilmez&#39;e göre gerçek anlamda dezenflasyon süreci ancak ekonomik ve kurumsal güven yeniden inşa edildiğinde mümkün olacak.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 12 Jun 2026 02:03:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BCG'nin "Global Principle Investors Report 2026" yayınlandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bcgnin-global-principle-investors-report-2026-yayinlandi-1830/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bcgnin-global-principle-investors-report-2026-yayinlandi-1830/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44C925-10500B-947790-F849C2-428737-59290C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rapora göre bu devasa büyümenin arkasında, emtia gelirleri ve mali fazlaların desteklediği sermaye birikimi, beklenenden güçlü piyasa getirileri ve hızla kurulan yeni yatırım mekanizmaları yer alıyor. Küresel ölçekte yalnızca 2025 yılında 10 yeni egemen varlık fonunun faaliyete&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44C925-10500B-947790-F849C2-428737-59290C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Rapora göre bu devasa büyümenin arkasında, emtia gelirleri ve mali fazlaların desteklediği sermaye birikimi, beklenenden güçlü piyasa getirileri ve hızla kurulan yeni yatırım mekanizmaları yer alıyor. Küresel ölçekte yalnızca 2025 yılında 10 yeni egemen varlık fonunun faaliyete geçmesi bu ivmeyi tescilliyor. Ancak dönüşüm sadece niceliksel değil; ana yatırımcılar artık sermayelerini sadece üçüncü taraf fon yöneticilerine (GP) emanet eden pasif ortaklar olmaktan çıkıp, kendi iç yetkinliklerini ve operasyonel ekiplerini kuran dinamik, aktif yatırımcılara evriliyor."Türkiye için fırsat doğru ortaklık modellerinde"Bu dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirten BCG Yönetici Ortağı ve Türkiye Ofisi Lideri Emir Pandır şunları söyledi:"Küresel ekonomide 2020'deki COVID şokundan bu yana süregelen yüksek belirsizlik endeksi, jeopolitik gerilimlerle kalıcı bir kırılganlığa dönüştü. Bu ortamda 'Principal Investors' olarak tanımlanan varlık fonları, emeklilik fonları ve aile ofisleri gibi büyük sermaye sahipleri yalnızca yatırımcı değil, küresel sermaye akımlarını şekillendiren aktörler haline geliyor. Az sayıda kurumun varlık dağılım kararları bugün birçok ülkenin yatırım çekme kapasitesini doğrudan etkileyebiliyor. Türkiye açısından fırsat yalnızca yatırım çekmek değil; enerji dönüşümü, dijital altyapı ve ihracat odaklı büyüme alanlarında bu yatırımcılarla uzun vadeli ortaklıklar geliştirebilmekte."Türkiye'de son yirmi yılda uluslararası doğrudan yatırımlar, kamu-özel iş birliği projeleri ve gelişen sermaye piyasaları sayesinde uzun vadeli sermaye ile çalışma konusunda önemli bir deneyim oluştu. 'Principal Investor'ların giderek daha fazla ortak yatırım, doğrudan yatırım ve yatırım platformları üzerinden gerçekleştirilen uzun vadeli ortaklıklara yönelmesi, Türkiye açısından finansman erişiminden çok stratejik ortaklıkların önem kazandığı yeni bir döneme işaret ediyor. Bu çerçevede, yerli ve uluslararası uzun vadeli yatırımcıları ortak büyüme temaları etrafında buluşturabilecek yatırım platformlarının geliştirilmesi önümüzdeki dönemin kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.Dev fonlar artık altyapı projelerine, orta ölçekli büyüme fırsatlarına ve ikincil piyasalara yöneliyorKüresel piyasalarda uzayan yatırım süreleri ve yavaşlayan geri dönüşlerin yarattığı likidite baskıları, bu dev fonları daha seçici olmaya zorluyor. Bu doğrultuda ana yatırımcılar, organizasyon yapılarını ve teşvik modellerini (doğrudan yatırımlarda kâr payı/carry benzeri yapılar dahil) yeniden tasarlayarak doğrudan altyapı projelerine, orta ölçekli büyüme fırsatlarına ve ikincil piyasalara yöneliyor. Yapay zekâ (AI) ise raporda hem milyar dolarlık bir yatırım teması hem de portföy değerini artıracak kritik bir operasyonel yetkinlik olarak en ön sırada yer alıyor.Türkiye&#39;de büyüyen servet tabanı, yatırım ekosistemini destekliyorBCG&#39;nin kısa süre önce yayımladığı Global Wealth Report 2026'da da Türkiye&#39;nin uzun vadeli yatırımcı ekosistemini destekleyebilecek güçlü bir yerel sermaye tabanına işaret edildi. Rapora göre Türkiye, 2025-2030 döneminde 250 bin dolar ve üzeri finansal varlık segmentinde dünyanın en hızlı büyüyen pazarları arasında yer alıyor. Bu segmentte yaklaşık yüzde 12 yıllık bileşik büyüme oranı ve 250 milyar dolarlık ek büyüme potansiyeli öngörülüyor.Bu büyümenin; aile ofisleri, kurumsal yatırımcılar ve portföy yönetimi ekosisteminin gelişimini desteklerken, Türkiye&#39;nin uluslararası 'principal investor'lar için daha güçlü bir ortak yatırım ve sermaye platformu haline gelmesine katkı sağlaması bekleniyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 11 Jun 2026 09:16:13 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eleştiri özgürlüğü olmazsa ekonomik gelişme olmaz]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/elestiri-ozgurlugu-olmazsa-ekonomik-gelisme-olmaz-4835/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/elestiri-ozgurlugu-olmazsa-ekonomik-gelisme-olmaz-4835/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_428746-982DC1-CDD7BE-71A0EC-7DDC7C-BE3023.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;Eleştiri Korkusu&#34; başlıklı değerlendirmesinde özgürlük ile güvenlik arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirterek, eleştiri kültürünün zayıfladığı toplumlarda gelişmenin ve kurumsal ilerlemenin sekteye&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_428746-982DC1-CDD7BE-71A0EC-7DDC7C-BE3023.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, &#34;Eleştiri Korkusu&#34; başlıklı değerlendirmesinde özgürlük ile güvenlik arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirterek, eleştiri kültürünün zayıfladığı toplumlarda gelişmenin ve kurumsal ilerlemenin sekteye uğradığını vurguladı.Eğilmez&#39;e göre özgürlük, bireylerin düşüncelerini baskı altında kalmadan ifade edebilmesi, sorgulayabilmesi ve karar alma süreçlerine katılabilmesi anlamına geliyor. Bu durum yalnızca bireysel hakların korunmasını değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal gelişimin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.Özgürlüğün en önemli unsurlarından birinin eleştiri hakkı olduğuna dikkat çeken Eğilmez, eleştirinin bireyler, kurumlar ve yöneticiler açısından bir denetim mekanizması işlevi gördüğünü ifade etti. Hataların ortaya çıkarılması, eksikliklerin giderilmesi ve daha doğru politikaların geliştirilmesinde eleştirinin belirleyici rol oynadığını belirten Eğilmez, sağlıklı bir eleştiri kültürünün yalnızca eleştireni değil, eleştirilen tarafı da geliştirdiğini kaydetti.Otosansür ekonomiyi de etkiliyorEğilmez, tarih boyunca birçok yönetimin eleştiriyi bir gelişim fırsatı yerine tehdit olarak algıladığını belirterek, bunun zamanla bireylerin düşüncelerini açıklamaktan kaçınmasına yol açtığını söyledi.Eleştiriye yönelik baskının her zaman doğrudan yasaklarla ortaya çıkmadığını ifade eden Eğilmez, hukuki kaygılar, mesleki endişeler ve toplumsal baskıların da insanların sessiz kalmasına neden olabileceğini dile getirdi. Bu durumun zamanla otosansür mekanizmasını güçlendirdiğini belirten Eğilmez, insanların herhangi bir açık yasak olmadan kendi düşüncelerini filtrelemeye başlamasının toplumun düşünsel üretim kapasitesini zayıflattığını vurguladı.Uzmanlara göre eleştiri kültürünün gerilemesi yalnızca siyasi alanı değil, ekonomik karar alma süreçlerini de etkiliyor. Farklı görüşlerin dile getirilemediği ortamlarda risklerin doğru analiz edilmesi zorlaşırken, politika yapıcıların hataları zamanında görmesi de güçleşiyor.Özgürlük ve güvenlik arasında denge vurgusuKamuoyunda sıkça tartışılan &#34;özgürlük mü, güvenlik mi?&#34; sorusuna da değinen Eğilmez, bu iki kavramın birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini savundu.Güvenliğin olmadığı bir ortamda özgürlüklerin kırılgan hale gelebileceğini belirten Eğilmez, özgürlüğün olmadığı bir düzende ise güvenliğin zamanla kontrol mekanizmasına dönüşme riski taşıdığını ifade etti. Bu nedenle modern toplumların görevinin iki değerden birini seçmek değil, ikisini birlikte koruyacak kurumsal yapıları güçlendirmek olduğunu söyledi.Farklı düşünceler gelişimin motorudurYazısının sonunda özgürlüğün yalnızca devletlerin tanıdığı bir hak olmadığını, aynı zamanda bireylerin sahip çıkması gereken bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Eğilmez, eleştirebilme ve sorgulayabilme yetisinin özgürlüğün en somut göstergesi olduğunu belirtti.Eğilmez&#39;e göre güçlü toplumlar, herkesin aynı fikirde olduğu toplumlar değil; farklı görüşlerin korkmadan ifade edilebildiği, eleştirinin tehdit değil gelişim aracı olarak görüldüğü toplumlar olarak öne çıkıyor. Uzmanlar da ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından ifade özgürlüğü, kurumsal şeffaflık ve eleştiri kültürünün birbirini tamamlayan unsurlar olduğuna dikkat çekiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 10 Jun 2026 02:38:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nitelik kaybediyor vasatlık kazanıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/nitelik-kaybediyor-vasatlik-kazaniyor-1578/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/nitelik-kaybediyor-vasatlik-kazaniyor-1578/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F54F85-1D127E-925BBB-C05DDF-D64806-DF25B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, yüzyıllardır ekonomi literatüründe yer alan Gresham Yasası&#39;nın günümüzde yalnızca para piyasalarını açıklamakla kalmadığını, sosyal ve kurumsal yaşamda da benzer bir mekanizmanın işlediğini belirtti. Eğilmez, niteliksiz olanın nitelikli olanı geri&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F54F85-1D127E-925BBB-C05DDF-D64806-DF25B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, yüzyıllardır ekonomi literatüründe yer alan Gresham Yasası&#39;nın günümüzde yalnızca para piyasalarını açıklamakla kalmadığını, sosyal ve kurumsal yaşamda da benzer bir mekanizmanın işlediğini belirtti. Eğilmez, niteliksiz olanın nitelikli olanı geri plana ittiği bir düzenin hem ekonomik hem de toplumsal gelişimi tehdit ettiğine dikkat çekti.16'ncı yüzyılda İngiltere'de ortaya konulan Gresham Yasası, aynı nominal değere sahip iki paradan daha değerli olanın dolaşımdan çekilmesini ve daha düşük değerde olanın piyasaya hakim olmasını ifade ediyor. Ancak Eğilmez'e göre günümüz dünyasında bu kavram, para ekonomisinin ötesine taşınarak toplumsal ilişkileri açıklayan güçlü bir metafora dönüşmüş durumda.Sosyal medya, iş dünyası ve akademik çevrelerde gözlenen eğilimlerin bu dönüşümü açıkça ortaya koyduğunu belirten Eğilmez, uzun emek ve araştırma gerektiren nitelikli çalışmaların sınırlı kitlelere ulaşırken, doğruluğu tartışmalı ve sansasyonel içeriklerin milyonlarca kişiye erişebildiğine işaret etti. Böylece içerikten çok görünürlüğün, bilgiden çok gürültünün ön plana çıktığı bir düzen oluştuğunu vurguladı.Eğilmez'e göre benzer bir tablo kurumlarda da yaşanıyor. Liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin, performans yerine sadakatin ödüllendirildiği yapılarda başarılı ve üretken bireyler zamanla sistemin dışına itiliyor. Bu süreçte vasatlık istisna olmaktan çıkıp kurumsal kültürün temel unsuru haline geliyor.Kuralların zayıfladığı, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin gerilediği ortamlarda bu eğilimin daha da hızlandığını belirten Eğilmez, nitelikli insanların ya sistemden uzaklaştığını ya da sessiz kalmayı tercih ettiğini ifade etti. Ona göre iyi olan tamamen ortadan kaybolmuyor; ancak tıpkı değerli altın paraların dolaşımdan çekilmesi gibi görünürlüğünü kaybediyor.Ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Eğilmez, sürdürülebilir gelişim için güvenilir kurumların, liyakatin ve bilginin desteklenmesi gerektiğini belirtti. Güvenilir paranın ekonomide güveni tesis ettiği gibi, dürüstlük ve liyakatin de toplumsal yaşamın temel taşı olduğunu kaydetti.Eğilmez, toplumların gerçek zenginliğinin yalnızca ürettikleri servetle değil, kaliteli insan kaynağını, bilgiyi ve dürüstlüğü sistem içinde görünür ve etkili tutabilme becerileriyle ölçüldüğünü ifade ederek, "Liyakatin görünmez hale geldiği toplumlar güç kaybeder" değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 09 Jun 2026 02:56:46 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarını ABD'nin istihdam verisi negatif etkiledi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarini-abdnin-istihdam-verisi-negatif-etkiledi-677/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarini-abdnin-istihdam-verisi-negatif-etkiledi-677/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_50BFC4-B921F1-A6C026-6439CA-E883D6-356544.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel piyasalarda, ABD&#39;de güçlü gelen istihdam verisinin ardından tahvil faizlerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme risk iştahını baskılarken, emtia piyasalarında geniş tabanlı satış eğilimi öne çıktı.ABD mayıs ayı tarım dışı istihdam verisi 172 bin ile&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_50BFC4-B921F1-A6C026-6439CA-E883D6-356544.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Küresel piyasalarda, ABD&#39;de güçlü gelen istihdam verisinin ardından tahvil faizlerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme risk iştahını baskılarken, emtia piyasalarında geniş tabanlı satış eğilimi öne çıktı.ABD mayıs ayı tarım dışı istihdam verisi 172 bin ile piyasa beklentilerinin üzerinde geldi. Söz konusu verinin ardından Fed&#39;in faiz indirimlerinde daha temkinli hareket edebileceğine yönelik fiyatlamalar güçlendi, dolar endeksi yukarı yönlü hareket etti ve ABD 10 yıllık tahvil getirileri yüzde 4,5 seviyesinin üzerine çıktı.Güçlü istihdam verisi, ABD ekonomisinin yüksek faiz ortamına rağmen dirençli kalmayı sürdürdüğüne işaret ederken, para politikasında gevşeme beklentilerini öteledi. Bu görünüm, değerli metaller başta olmak üzere dolar cinsinden fiyatlanan emtialar üzerinde baskı oluşturdu.Öte yandan, ABD-İran hattında müzakere sürecine ilişkin belirsizlikler piyasalardaki temkinli seyri beraberinde getirdi. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji arzına yönelik risk algısı, petrol fiyatlarını desteklerken aynı zamanda enerji maliyetleri kanalıyla küresel enflasyon görünümüne ilişkin endişeleri artırdı.Küresel pay piyasalarında da haftanın son işlem gününde satış baskısı öne çıkarken, yatırımcıların odağı Fed&#39;in gelecek dönemde vereceği para politikası mesajlarına çevrildi.Gelecek haftaya ilişkin para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, enerji maliyetlerindeki yüksek seyrin enflasyonist baskıları beslemesi, bu yılki faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesinde belirleyici rol oynuyor.- Değerli metallerde güçlü dolar ve şahin Fed beklentisi baskı yarattıDeğerli metaller, tamamlanan haftayı güçlü ABD istihdam verisinin tetiklediği yükselen dolar endeksi ve reel tahvil getirilerinin baskısıyla negatif bir seyirde tamamladı.Değerli metallerin uzun süreli yüksek faiz beklentisi karşısında cazibesini yitirmesi fiyatlar üzerinde baskı yaratırken, Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik risklerin enerji enflasyonunu beslemesi, büyük merkez bankalarının faiz indiriminde temkinli hareket edebileceği öngörüsünü pekiştirdi.Analistler, jeopolitik gerilimlerin sürdüğü ortamda altına yönelik klasik güvenli liman talebinin enflasyon ve faiz kanalıyla baskılandığını belirterek, yüksek tahvil getirileri ile güçlü dolar endeksinin altının alternatif maliyetini artırdığını, talep üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 9,8, paladyumda yüzde 9,4, platinde yüzde 7,4 ve altında yüzde 4,7 geriledi.- Baz metallerde Çin verileri ve dolar baskısı satışı derinleştirdiBaz metallerde de güçlü dolar endeksi ve yükselen ABD tahvil getirileri genel satış baskısını oluştururken, Çin ekonomisine yönelik karışık sinyaller fiyatlamalarda belirleyici rol oynadı.Çin&#39;de mayıs ayına ilişkin açıklanan resmi imalat PMI verisi 50 ile genişleme-daralma sınırında kaldı.Güçlenen doların da dolar cinsinden fiyatlanan metalleri diğer para birimlerini kullanan alıcılar için pahalılaştırması satış baskısını artıran bir diğer unsur oldu.Hafta başında bazı baz metallerde Hürmüz Boğazı ve tedarik zinciri riskleri nedeniyle arz endişeleri öne çıksa da haftanın ilerleyen bölümünde güçlü ABD verileri sonrası makro görünüm fiyatlamalarda daha baskın hale geldi.Bakırda Çin talebine ilişkin zayıf sinyaller ve küresel büyüme görünümündeki belirsizlikler satış baskısını artırdı. Alüminyumda hafta başında Hürmüz kaynaklı arz riskleri fiyatları desteklese de haftanın ilerleyen bölümünde güçlü istihdam verisinin ardından dolar ve tahvil faizlerindeki yükselişle kazanımlar geri verildi. Nikelde ise Endonezya kaynaklı arz görünümü ve piyasadaki arz fazlası beklentileri fiyatlar üzerinde baskı yaratmaya devam etti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 2,4, nikelde yüzde 2,2, bakırda yüzde 2 ve kurşunda yüzde 0,7 gerilerken, çinko yatay seyretti.- Brent petrolde arz endişeleri fiyatları destekledi, doğal gazda iç dinamikler öne çıktıEnerji piyasasında tamamlanan haftada, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişeleri ve ABD-İran müzakerelerine ilişkin haber akışı fiyatlamalarda belirleyici oldu.Boğaz&#39;ın küresel petrol ve LNG taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olması, piyasalarda arz güvenliği hassasiyetini canlı tuttu. Orta Doğu&#39;daki jeopolitik risklerin küresel petrol arzında kesinti ihtimalini gündemde tutması, Brent petrol fiyatlarının diğer emtia gruplarına göre daha dirençli kalmasını sağladı.OPEC+&#39;ın üretim politikasına ilişkin beklentiler, ABD petrol stoklarındaki düşüş ve yaz aylarında talebin artabileceğine yönelik öngörüler petrol fiyatlarını destekledi. Hafta ortasında müzakere sürecinin yeniden başlayabileceğine dair açıklamalar fiyatlarda sınırlı bir gevşeme yaratsa da hafta genelinde arz kaygıları fiyatlamalardaki yüksek seyrin korunmasına neden oldu.Bununla birlikte ABD&#39;de ham petrol stoklarında düşüş görülmesi de petrol fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Buna karşın Çin talebine ilişkin soru işaretleri ve diplomatik temaslara yönelik haber akışı, Brent petroldeki yükselişi sınırladı.ABD doğal gaz piyasasında ise petrol piyasasından farklı olarak iç dinamikler öne çıktı. Haftalık depolama miktarının beklentilerin altında kalmasına karşın, hava tahminlerinde soğutma talebinin önceki beklentilere göre zayıflayabileceğine işaret eden görünüm ve kar satışları fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Bununla birlikte haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 1,9 gerilerken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,7 arttı.- Tarım emtialarında arz beklentileri ve güçlü dolar fiyatları baskıladıTarım emtialarında ise ABD&#39;de elverişli hava koşulları, yüksek rekolte beklentileri ve güçlü dolar endeksi fiyatlamalar üzerinde baskı oluşturan ana unsurlar oldu.Tahıl grubunda ekim alanlarındaki hızlı ilerleme ve mevsim normallerine yakın seyreden yağışlar rekolte beklentilerini güçlendirirken, güçlenen dolar endeksinin ABD kaynaklı tahılları uluslararası alıcılar için pahalılaştırması ihracat rekabetçiliğini olumsuz etkiledi.Mısır ve soyada ABD&#39;de ekim ilerlemesinin beş yıllık ortalamaların üzerinde seyretmesi, arz tarafında rahatlama beklentilerini artırdı.Buğdayda ise küresel arz görünümü ve Karadeniz Bölgesi&#39;nden ihracat kapasitesine ilişkin beklentiler fiyatlamalar üzerinde baskısını sürdürdü.Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 6,4, soya fasulyesinde yüzde 5,4, buğdayda yüzde 4,9 ve pirinçte yüzde 1,7 geriledi.Kahve fiyatlarındaki sert gerileme dikkat çekti. Brezilya&#39;da 2026-2027 dönemine ilişkin güçlü üretim beklentileri, küresel arz fazlası tahminleri ve üretici satışlarının artması kahve fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 7,1 ve pamukta yüzde 2,9 düşerken, şekerde yüzde 0,4 artış görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,6 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 11:24:19 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Global İslami Ekonomi Zirvesi gala gecesi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/global-islami-ekonomi-zirvesi-gala-gecesi-1578/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/global-islami-ekonomi-zirvesi-gala-gecesi-1578/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9A7A14-8DB136-FADC96-CAB62E-DC7A43-68B222.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Etik finans ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında dünyanın en etkili aktörlerini bir araya getiren 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi kapsamında düzenlenen gala yemeği; stratejik ortakları, sponsorları, üst düzey kamu temsilcilerini ve İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen isimlerini&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9A7A14-8DB136-FADC96-CAB62E-DC7A43-68B222.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Etik finans ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında dünyanın en etkili aktörlerini bir araya getiren 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi kapsamında düzenlenen gala yemeği; stratejik ortakları, sponsorları, üst düzey kamu temsilcilerini ve İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen isimlerini Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nde aynı çatı altında buluşturdu.Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslami Ekonomi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, katılımcıları ve davetlileri selamlayarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'a programa teşriflerinden dolayı teşekkürlerini sundu.Abdullah Saleh Kamel: "İş Birliği Küresel İslami Ekonomiyi İleriye Taşıyacak"İstanbul'da politika yapıcıları, uzmanları, iş dünyası liderlerini ve paydaşları ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kamel, şu ifadeleri kullandı:"Bugün burada bulunan kıymetli misafirlerimizin varlığı, küresel İslami ekonomiyi daha ileriye taşımak için birlikte kuracağımız iş birliklerinin önemini açıkça ortaya koymaktadır."Kamel ayrıca, zirvenin başarısına ve gala gecesinin gerçekleşmesine katkı sağlayan tüm partnerlere ve sponsorlara teşekkür ederek, verdikleri sürekli destek ve değerli katkıların önemini vurguladı.Cevdet Yılmaz: "İslami Finansın Küresel Ekonomiye Güçlü Katkılar Sunma Potansiyeli Bulunuyor"Gala yemeğinde katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik dönüşüm vizyonuna ve uluslararası iş birliklerinin artan önemine dikkat çekti. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde dayanışma, ortak kalkınma ve sürdürülebilir büyümenin önemine vurgu yapan Yılmaz şunları söyledi:"Küresel belirsizliklerin derinleştiği bir dönemde dayanışma ve sürdürülebilir büyüme her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Etik temelli yapısıyla İslami finans, küresel ekonomiye önemli katkılar sunabilecek büyük bir potansiyele sahiptir.Türkiye olarak katılım finansı ve faizsiz finans alanındaki hedeflerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda İstanbul, uluslararası bir finans merkezi olma yolunda güçlü adımlar atmaya devam etmektedir. İnanıyorum ki İslami ekonominin geleceği, burada ortaya konulan güçlü ortaklıklar ve bunlardan doğacak ortak projelerle şekillenecektir."Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi'nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat'ın üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı.Uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine, küresel İslami ekonomi ekosisteminin liderleri arasında diyaloğun geliştirilmesine ve etik finans ile sürdürülebilir kalkınma alanındaki ortak başarıların kutlanmasına zemin hazırlayan gece, tarihi Dolmabahçe Sarayı'nın eşsiz atmosferinde gerçekleştirilen görüşmeler ve networking buluşmalarıyla sona erdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 07 Jun 2026 11:01:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zade Vital, stratejik dönüşümle büyümesini hızlandırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/zade-vital-stratejik-donusumle-buyumesini-hizlandiriyor-9162/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/zade-vital-stratejik-donusumle-buyumesini-hizlandiriyor-9162/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_94B612-01CB3A-236B32-D29B7B-9CAA30-20EEAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halil İbrahim Bacacı'nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding bünyesine 2025 yılında geçerek, buradan aldığı güçle sektördeki önemli oyuncular arasındaki yerini korumayı sürdüren Zade Vital, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, üretim altyapısındaki&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_94B612-01CB3A-236B32-D29B7B-9CAA30-20EEAF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Halil İbrahim Bacacı'nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding bünyesine 2025 yılında geçerek, buradan aldığı güçle sektördeki önemli oyuncular arasındaki yerini korumayı sürdüren Zade Vital, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, üretim altyapısındaki dönüşümle Türkiye ve Konya ekonomisine katkısını daha güçlü bir şekilde sürdürüyor.Zade Vital'i 2026 yılında sektördeki ilk 10 oyuncu arasında konumlandırmayı hedeflediklerini söyleyen Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, "bu hedef doğrultusunda&nbsp; Zade Vital'in büyüme stratejisini yüksek katma değerli üretim alanlarına odaklayan yeni bir dönüşüm modelini hayata geçirdik. Besin takviyeleri alanındaki üretim kapasitesi ve ürün geliştirme yatırımlarımızı önemli ölçüde artırırken, mevcut tesisleri de yeniden yapılandırdık" dedi. Cansu, şu bilgileri paylaştı:"Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz satın almanın ardından tüm operasyonlarımızı detaylı şekilde analiz ettik. Gıda sektörünün farklı segmentlerinde faaliyet gösteriyor olsak da, kaynaklarımızı verimlilik, sürdürülebilir büyüme ve yüksek katma değer yaratacak alanlara yönlendirmek bizim için stratejik bir öncelikti. Takviye edici gıda sektörü, hem iç pazarda hem ihracat tarafında güçlü bir büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle enerjimizi, yatırım gücümüzü ve üretim kapasitemizi bu alana yoğunlaştırdık. Bu adımların, yalnızca şirketimizin büyümesine değil, aynı zamanda ülke ekonomisine ve özellikle Konya'daki sanayi ve istihdam ekosistemine daha güçlü katkı sağlamasına imkân yaratacağına inanıyoruz."Üretim gücünü çok daha rekabetçi bir yapıya dönüştürdüDönüşüm planı kapsamında, Zade Yağ'ın modern tesislerindeki altyapı ve uzmanlığını da büyüme ivmesi daha yüksek olan takviye edici gıda alanında değerlendirme kararı aldıklarını aktaran Cansu, şöyle konuştu:"Takviye edici gıda sektörüne yönelik yeni yatırımlar, Ar-Ge yatırımları ve yenilikçi ürünlerimizle Zade Vital hızla büyüyor. Bu büyümeye paralel olarak Zade Yağ fabrikasını da, yeni yatırımlarla Zade Vital'in gücüne güç katacak ve üretim süreçlerine hizmet edecek şekilde dönüştürerek değerlendireceğiz. Böylece hem Türkiye pazarındaki varlığımızı güçlendirmeyi hem de ihracat operasyonlarımızı büyüterek ülke ekonomisine katkımızı artırmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla ihracat potansiyelimizi artırırken, Konya'daki üretim gücümüzü de daha rekabetçi bir yapıya dönüştürmüş oluyoruz. Sürdürülebilir büyüme, yüksek katma değer yaratmak ve kaynakları daha verimli alanlara yönlendirmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz stratejik bir yeniden konumlanmayla, yüzde yüz yerli ve milli olan Zade Vital markasını, sadece ülkemizde değil dünya çapında hak ettiği noktaya en kısa sürede ulaştırmayı istiyoruz.Tüm bu çalışmalar ve dönüşüm sürerken yağ sektöründe de ticari faaliyetlerimizi, dönüştürdüğümüz yeni iş modeli ile sürdürüyoruz. Bu çerçevede Zade Yağ da ham yağ tedariki, iç ve dış pazara yönelik ticari faaliyetleri ile yoluna devam ediyor. Yağ tarafındaki bu yeni iş modeli ile pazarda daha verimli ve sürdürülebilir bir operasyonel model oluşturmak istiyoruz.""Geleceği koruyan bir üretim modeline odaklanıyoruz"Üniversiteler ile başlattıkları Ar-Ge yolculuklarının bugün 100'ü aşkın ürün çeşidiyle pazarın en geniş portföylerinden birine dönüştüğünü söyleyen Cem Cansu, "Bugün geldiğimiz noktada, 170'in üzerinde farklı form ve ürün seçeneğine sahip geniş bir portföy oluşturmuş durumdayız. Bu çeşitlilik, farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirme kabiliyetimizin bir göstergesi. Biz bir ürünü sadece şişelemiyor; tohumundan itibaren takip ediyoruz. Bugün Konya'daki tesislerimizde ürettiğimiz katma değerli ürünleri, ABD'den Avrupa'ya, Körfez ülkelerinden Uzak Doğu'ya kadar 20'den fazla ülkeye ihraç etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu sayıyı 35 ülkenin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.&nbsp;Anadolu'nun bereketini katma değerli ürüne dönüştürüyorBiyoçeşitlilik konusunun Türkiye'nin en büyük gizli gücü olduğunu söyleyen Cem Cansu, "Ülkemiz yaklaşık 12 bin bitki türüne ve 4 bine yakın endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Bu, son derece güçlü bir doğal kaynak anlamına geliyor. Rekabet gücümüz, Anadolu'nun bu bereketini katma değerli ürüne dönüştürme becerimizde yatıyor. Üniversite - sanayi iş birliğinin klinik çalışmalara dönüşmesi Türkiye'nin gıda takviyesi pazarında küresel güç olması için büyük önem taşıyor. Kendi bitkimizin etkisini, kendi bilim insanlarımızla kanıtlamalıyız." dedi.&nbsp;Sektörün köklü, yerli ve milli oyuncularından biri olarak bu topraklara yatırım yapmaya devam eden Zade Vital'in, eskiden ithal edilen pek çok ürün grubunu artık GMP standartlarındaki tesislerinde ürettiğini aktaran Cansu, "Asıl gurur verici olan, yerli sermayenin gücüdür. Türkiye, sadece bir tüketim pazarı değil, bölgenin üretim üssü olma yolunda ilerliyor. Zade Vital hem yüksek teknolojisi, hem de kalite algısı ile bu konuda öncü şirketlerden biri konumunda bulunuyor" dedi.Dünyada takviye edici gıda pazarı 200 milyar doları aştıPazarın doygunluk oranının yatırımcılar için cazibe noktası oluşturduğunu aktaran Cansu, "Dünyada takviye edici gıda pazarı 200 milyar doları aştı. Türkiye'de ise takviye edici gıda pazarı 2025 itibarıyla yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine ulaşmış bulunuyor. Bu da bize şunu söylüyor: Türkiye pazarı hem mevcut büyüklüğü hem de taşıdığı potansiyel açısından hâlâ erken aşamada ve dinamizmi, genç nüfusu ile küresel yatırımcılar için bölgenin en stratejik ve güçlü büyüme alanı" dedi. Türkiye takviye edici gıda pazarının son yıllarda istikrarlı bir büyüme trendi yakaladığını, sektörün yıllık büyümesinin yaklaşık yüzde 15 seviyelerinde gerçekleştiğini aktaran Cansu, kategori bazında bakıldığında ise bazı segmentlerde bu oranın daha da yukarı çıkabildiğini aktardı.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 14:13:21 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Kurulu'nun resmi lansmanı yapıldı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/suriye-is-konseyleri-koordinasyon-kurulunun-resmi-lansmani-yapildi-7342/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/suriye-is-konseyleri-koordinasyon-kurulunun-resmi-lansmani-yapildi-7342/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DDB5CE-37B5D0-9F3D79-072706-64A921-82EB33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İsra Holding CEO'su Ahmed Ravad Ramadan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı iş birliğinde, Japonya'nın desteğiyle Şam'da düzenlenen Suriye Ulusal Özel Sektör Konferansı'na (PSD-2026-Damascus) katıldı. Üç gün süren konferansta, Suriye'nin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DDB5CE-37B5D0-9F3D79-072706-64A921-82EB33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İsra Holding CEO'su Ahmed Ravad Ramadan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı iş birliğinde, Japonya'nın desteğiyle Şam'da düzenlenen Suriye Ulusal Özel Sektör Konferansı'na (PSD-2026-Damascus) katıldı. Üç gün süren konferansta, Suriye'nin savaş sonrası ekonomik toparlanma sürecinde özel sektörün üstleneceği rol ve geleceğe yönelik kalkınma stratejileri ele alındı.Kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, uluslararası kuruluşlar ve diplomatik misyonları bir araya getiren konferansta; hukuki ve düzenleyici reformlar, finansmana erişim, tedarik zincirleri, yatırım ortamı ve ekonomik vizyon başlıklarında üst düzey oturumlar gerçekleştirildi.Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Kurulu'nun Resmi Lansmanı YapıldıKonferansın ikinci gününde, Ahmed Ravad Ramadan'ın başkanlığını yürüttüğü Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Kurulu'nun (SBCB) resmi lansmanı gerçekleştirildi. Lansman kapsamında, Suriye Ortak İş Konseyleri Çalışma Şartı ile Konsey Başkanları ve Kurucuları için hazırlanan Çalışma Rehberi kamuoyuna tanıtıldı.Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı'nın 25 No'lu Kararnamesi temel alınarak oluşturulan kurumsal yapı; ihracatın artırılması, yabancı yatırım ve stratejik ortaklıkların teşvik edilmesi, Suriyeli şirketlerin uluslararası iş fırsatlarına erişiminin güçlendirilmesi ve özel sektörün küresel rekabet gücünün yükseltilmesi olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda şekillendirildi.Lansmanda konuşan Ahmed Ravad Ramadan, SBCB'nin özel sektörün uluslararası ölçekte daha güçlü temsil edilmesini sağlayacak stratejik bir yapı olduğunu belirterek, "Bu platform, bireysel ve dağınık ilişkiler yerine ölçülebilir, sürdürülebilir ve kurumsal bir ekonomik iş birliği modelinin oluşmasına katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.SBCB Başkanı Ahmed Ravad Ramadan, kurulun yalnızca iş dünyası arasındaki koordinasyonu güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda Suriye&#39;nin uluslararası ekonomik temsiline de yeni bir boyut kazandıracağını belirterek şunları söyledi: &#34;Özel sektör tek bir ulusal sistem çerçevesinde çalıştığında, ortak ülkeler nezdinde daha güçlü ve tutarlı bir kurumsal ses kazanır; dağınık bireysel ilişkilerden ölçülebilir ve izlenebilir organize bir ekonomik varlığa dönüşür. Bu sistem, Suriye&#39;nin yurt dışındaki ekonomik varlığına açık bir referans ve özgünlük ölçütü kazandırır.&#34; Ramadan, bu yapının uluslararası iş birliklerinin kurumsal zeminde gelişmesini sağlayacağını ve Suriye özel sektörünün küresel ölçekte daha etkin temsil edilmesine katkı sunacağını ifade etti.Uluslararası Temsilcilerden Güçlü DestekLansman törenine Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Dr. Nidal el-Şa&#39;ar'ın yanı sıra Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, Suudi Arabistan, Fransa, İtalya ve Lübnan'ın büyükelçileri ile çok sayıda uluslararası kuruluş ve iş dünyası temsilcisi katıldı. Katılımcılar, SBCB'nin Suriye'nin ekonomik entegrasyon sürecine sağlayacağı katkıya ilişkin destek mesajlarını paylaştı.Ayrıca Ahmed Ravad Ramadan, SBCB'nin kurumsal vizyonu, faaliyet alanları ve gelecek dönem hedeflerini de detaylı bir şekilde katılımcılarla paylaştı.Etkinlik, Suriye'nin ekonomik yeniden yapılanma sürecine yön veren kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerini aynı platformda buluşturdu. Programa; Suriye Yüksek Ekonomik Kalkınma Konseyi, Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası ve Suriye Yatırım Ajansı yetkililerinin yanı sıra Japonya, Avrupa Birliği, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan ve Katar'ın diplomatik temsilcileri katılım sağladı. Ayrıca IFC, UNHCR ve UNCDF gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri ile ticaret odaları, federasyonlar ve iş konseylerinden çok sayıda özel sektör paydaşı etkinlikte yer alarak yatırım, ticaret ve kalkınma alanlarındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.Tarihi Bir Dönüşüm Sürecinin Önemli AdımıSBCB'nin lansmanı, Suriye'nin bölgesel ve küresel ekonomiyle yeniden bütünleşme sürecinin hız kazandığı bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle özel bir önem taşıyor. Bu yönüyle etkinlik, ülkenin ekonomik yeniden yapılanma sürecinde özel sektörün kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik tarihi adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.Konferans, Şam'ın simgelerinden Emevi Camii'nin tarihi silueti eşliğinde düzenlenen özel akşam yemeği ile sona erdi. İş konseyleri temsilcileri ve uluslararası katılımcılar, şehrin kalbinde gerçekleştirilen organizasyonda bir araya gelerek iş birliği ve dayanışma mesajları verdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 13:18:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Varlık Barışı sürekli afa dönüştü"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/varlik-barisi-surekli-afa-donustu-3439/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/varlik-barisi-surekli-afa-donustu-3439/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1FA483-04D2BD-BAD203-0696A0-05CBD6-CD56FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, kısa vadeli sermaye ihtiyacına yönelik adımların kalıcı hale gelmesinin uzun vadede ciddi maliyetler doğurabileceği uyarısında bulundu4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun, kamuoyunda "Varlık Barışı" olarak bilinen uygulamayı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1FA483-04D2BD-BAD203-0696A0-05CBD6-CD56FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, kısa vadeli sermaye ihtiyacına yönelik adımların kalıcı hale gelmesinin uzun vadede ciddi maliyetler doğurabileceği uyarısında bulundu4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun, kamuoyunda "Varlık Barışı" olarak bilinen uygulamayı yeniden gündeme taşıdı. Yurt dışındaki para, altın, döviz ve sermaye piyasası araçlarının Türkiye'ye getirilmesine yönelik teşviklerin yanı sıra yabancı yatırımcılar ve uluslararası ticaret faaliyetlerine ilişkin önemli vergi avantajları içeren düzenleme, ekonomi çevrelerinde tartışma yarattı.Ekonomist Mahfi Eğilmez, yeni düzenlemeyi değerlendirdiği yazısında, uygulamanın yalnızca bir varlık barışı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, kapsamının çok daha geniş vergi teşvikleri ve istisnalar içerdiğine dikkat çekti.Varlıklar 2027'ye kadar bildirilebilecekYeni yasaya göre yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile Türkiye'de bulunmasına rağmen resmi kayıtlarda yer almayan varlıklar, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka ve aracı kurumlara bildirilebilecek. Bildirilen varlıklar üzerinden yüzde 5 oranında vergi alınacak. Ancak belirli yatırım araçlarında tutulması taahhüt edilen varlıklar için bu oran yüzde 0 ile yüzde 4 arasında değişecek.Düzenleme ayrıca, son üç yılda Türkiye'de ikamet etmeyen ve vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirlerin 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulmasını öngörüyor.Hizmet merkezlerine ve uluslararası ticarete vergi avantajıKanunla birlikte "nitelikli hizmet merkezi" tanımı da mevzuata girdi. Yıllık gelirlerinin büyük bölümünü yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden merkezlere kurumlar vergisi avantajı sağlanırken, bu kuruluşlarda çalışan personelin ücretlerine de gelir vergisi istisnası getirildi.Bunun yanında, yurt dışından satın alınan malların Türkiye'ye getirilmeksizin başka ülkelere satılmasından veya bu işlemlere aracılık edilmesinden elde edilen kazançların yüzde 95'ine kadar olan kısmı kurumlar vergisinden indirilebilecek.Sanayi sicil belgesine sahip üretici şirketlerin üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile zirai üretim kazançlarına ise yüzde 12,5 oranında kurumlar vergisi uygulanacak.Dürüst mükellef cezalandırılmamalıMahfi Eğilmez, düzenlemenin en önemli tartışma başlıklarından birinin vergi adaleti olduğunu vurguladı. Yurt dışında tutulan varlıklarını Türkiye'ye getiren yatırımcılara sağlanan avantajların, yükümlülüklerini zamanında yerine getiren mükelleflerin aleyhine sonuç doğurmaması gerektiğini belirten Eğilmez, geçmişe dönük ceza uygulanmamasının makul bir ayrıcalık olabileceğini ancak bunun ötesindeki teşviklerin vergi sisteminde eşitsizlik yarattığını ifade etti.Eğilmez'e göre devletin temel görevi, vergisini zamanında ödeyen ve kayıt içinde faaliyet gösteren mükellefleri dezavantajlı hale getirmek değil, onları teşvik etmek olmalı.Kara para aklama riski uyarısıEkonomist Eğilmez'in dikkat çektiği bir diğer konu ise uluslararası ticaret işlemlerine getirilen vergi avantajları oldu.Yurt dışından alınan malların Türkiye'ye hiç girmeden başka ülkelere satılmasından elde edilen kazançların büyük ölçüde vergiden istisna edilmesinin Türkiye'yi bölgesel ticaret merkezi yapma hedefi açısından anlaşılabilir olduğunu belirten Eğilmez, işlemlerin tamamının yurt dışında gerçekleşmesi nedeniyle denetimin zorlaşacağına işaret etti.Bu durumun kara para aklama, vergi şeffaflığı ve uluslararası yükümlülükler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, Türkiye'nin geçmişte yaşadığı gri liste deneyiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.Sekizinci kez varlık barışıMahfi Eğilmez, 2008 yılından bu yana çıkarılan varlık barışı düzenlemelerinin sayısının sekize ulaştığını hatırlatarak, uygulamanın artık geçici bir mekanizma olmaktan çıkıp "sürekli af" niteliği kazandığını savundu.Türkiye'nin döviz ihtiyacının arttığı ve doğrudan yabancı sermaye girişlerinin zayıfladığı dönemlerde kısa vadeli kaynak girişlerini teşvik eden uygulamaların anlaşılabilir olduğunu belirten Eğilmez, bu tür istisnai düzenlemelerin kalıcı hale gelmesinin vergi sisteminin temel ilkelerini zedeleyebileceği uyarısında bulundu.Eğilmez, değerlendirmesini şu görüşle tamamladı:"Vergi sisteminin eşitlik, adalet ve öngörülebilirlik ilkelerinden uzaklaşılması halinde kısa vadede sağlanan kazançlar, uzun vadede toplum için çok daha yüksek maliyetlere dönüşebilir."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 07:12:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa ve dolar kazandırdı, altın ve euro kaybettirdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2364/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-ve-dolar-kazandirdi-altin-ve-euro-kaybettirdi-2364/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1758DC-74EDE9-9D3EA9-9FEAB4-FFD3EA-8B99BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.661,82 puanı ve en yüksek 14.219,96 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,23 üzerinde 13.694,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,58 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1758DC-74EDE9-9D3EA9-9FEAB4-FFD3EA-8B99BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.661,82 puanı ve en yüksek 14.219,96 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,23 üzerinde 13.694,19 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,58 azalışla 6 bin 469 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,56 düşüşle 43 bin 592 lira oldu.Geçen hafta sonu 11 bin 122 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,57 azalışla 10 bin 836 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 46,0840 lira olurken, avro yüzde 0,15 azalışla 53,3680 liradan tamamladı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,26, emeklilik fonları yüzde 0,78 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 1,86 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 06 Jun 2026 05:04:56 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Faizin olduğu yerde bereket olmaz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/faizin-oldugu-yerde-bereket-olmaz-2375/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/faizin-oldugu-yerde-bereket-olmaz-2375/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA49C-28470B-FE2E2F-2E5090-BE4541-CD8A25.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi&#39;nde açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından önce çıkanlar şu şekilde:Kalpleri birbirine bağlayan aziz şehirde üçüncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA49C-28470B-FE2E2F-2E5090-BE4541-CD8A25.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi&#39;nde açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından önce çıkanlar şu şekilde:Kalpleri birbirine bağlayan aziz şehirde üçüncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi ile birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.Tüm katılımcılarımıza hoş geldiniz diyorum.Zirvemize yurtdışından teşrif eden konuklarımıza, tarihiyle, kültürüyle, yeşili ve mavisiyle göz kamaştıran şehrin tadını çıkartmalarını tavsiye ediyorum.Şeyh Salih Abdullah Kamel'i rahmetle yad ediyorum.Merhumun fikir ve ideallerini bugüne taşıyan Abdullah Salih Kamel kardeşime de ayrıca teşekkür ediyorum.Zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldı ve yapılacak.Alanında uzman isimler sermayenin İslam dünyasındaki rolünü etraflıca değerlendirecek.&#34;Hürmüz boğazındaki gelişmeler tüm dünyayı olumsuz etkiliyor&#34;Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağın yeni gerçeklikleri de masaya yatırılıyor zirvede.Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan, dijital İslami bankacılığa, İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin ufuk açıcı neticelere vesile olmasını diliyorum.Zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak görüyorum.Şurası bir gerçek ki, İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz.Hürmüz boğazındaki geçişlerin durma noktasına gelmesi tüm dünyayı olumsuz etkiliyor.Savaş, kriz ve belirsizliklerin tesiriyle daha fazla tahrip ediliyor güven ortamı.Ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği günleri yaşıyoruz.&#34;Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı&#34;Endişe verici bir rakam paylaşmak istiyorum. Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz.Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi 2008 krizi sonrasında palyatif adımlarla halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan iktisadi paradigmaya geçilmeden krizlerin önüne geçilmeden. Bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. Dünya 5'ten büyüktür tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır.&#34;Tüm dünya için daha adil ve güvenli model: Katılım finans&#34;İslam ekonomisinin prensiplerini ne kadar sahiplenirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Bizde her şeyden önce bereket diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Kapitalizmin anlaması mümkün olmayan bir kavramdır. Yalnızca kâr maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp adaletin dışlandığı ortamda bereket kendisine yer bulamaz.Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak mevcut sistemi bunun ışığında tamir etmek hepimizin önceliği olmalıdır. Tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir katılım finans. Sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayacak şey olarak görüyorum.&#34;Türkiye'de katılım finans istikrarlı şekilde büyümeye devam ediyor&#34;Ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için çalışıyoruz. Katılım finans kuruluşlarının, finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan Yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, harç vergisi ve gelir vergisi avantajlarını devreye aldık.Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkarttık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, harç vergisi ve gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurtdışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk.Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı şekilde artmaya devam ediyor.Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL'yi aşan katılım bankacılığı sektördeki payını %9,5 seviyesine yükseltti. 3'ü dijital 10 katılım bankamız çeşitlenen ürün portföyüyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Katılım sermaye piyasalarında sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı, 614 milyar TL seviyesine geldi. %36'sı katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Bankacılık dışı sukuk reel %33,3 artışla 16,6 milyar TL oldu.Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak konumunu sağlamlaştırdığını gösteriyor. Katılım esaslı emeklilik fonlarının büyüklüğü %74 artışla 798 milyar TL'ye, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri 239 milyar TL'ye yükseldi.&#34;Tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı 1,2 milyonu aştı&#34;Katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü reel olarak %47 oranında arttı. 2025 sonu itibarıyla 864 milyar TL'ye ulaştı. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin aktif büyüklüğü 323 milyar TL'ye çıktı. Tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. 2026 ilk çeyreğinde katılım endeksindeki şirketlerin toplam piyasa değeri BİST'teki tüm şirketlerin %36'sına ulaştı. 6,3 milyon yatırımcının %69'u katılım endeks kapsamındaki şirketlere yatırım yaptı.Sigortacılık şirketlerinin toplam prim üretimi 26 milyar TL oldu. Bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon TL'lik toplam fon tutarının %40'lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi.Katılım bankaları birleşiyorKatılım finans sistemine güç katacak iki haberi burada paylaşmak isterim. Emlak Bankası'nı 2018'de yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılım'a çevirmiştik. Kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden oldu. Emlak Katılım'ı halka arz etmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde milletimizin güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkân sağlayacağız.Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım'ın birleştirilmesi bir diğer hamlemiz olacak. Bu hamleyle sektör farklı bir ivme kazanacaktır.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 05 Jun 2026 17:20:59 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Başarının temelinde dayanıklılık ve güven vardır"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/basarinin-temelinde-dayaniklilik-ve-guven-vardir-739/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/basarinin-temelinde-dayaniklilik-ve-guven-vardir-739/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E80226-594E13-01C297-74B247-5C0701-B217BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, dünyanın önde gelen yönetim ve liderlik okullarından International Institute for Management Development (IMD) tarafından İstanbul'da düzenlenen IMD Business Forum kapsamında iş dünyası liderleriyle bir araya geldi. "Dalgalanma ve Belirsizlik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E80226-594E13-01C297-74B247-5C0701-B217BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, dünyanın önde gelen yönetim ve liderlik okullarından International Institute for Management Development (IMD) tarafından İstanbul'da düzenlenen IMD Business Forum kapsamında iş dünyası liderleriyle bir araya geldi. "Dalgalanma ve Belirsizlik Dönemlerinde Liderlik" konulu forumda belirsizlik dönemlerinde liderlik, stratejik öngörü ve şirketlerin değişken koşullara nasıl uyum sağladığı gibi başlıklar ele alındı. Etkinlikte IMD Başkanı Prof. David Bach ve Dr. Hischam El-Agamy de yer aldı.Forumda yaptığı konuşmada Burak Başarır, küresel ve bölgesel ölçekte artan belirsizliklerin iş dünyası açısından risklerin yanı sıra liderlik kalitesini yeniden tanımlayan bir sınav olduğunu vurguladı. Başarır, Anadolu Grubu'nun farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerden hareketle, dalgalı dönemlerde kurumların uzun vadeli değer üretebilmesi için iki temel unsurun öne çıktığını belirtti: dayanıklılık ve güven.Başarır konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugünün dünyasında belirsizlik artık iş yapma ortamının kalıcı bir gerçeği. Böyle bir dönemde liderliğin asıl sorumluluğu, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak değil; kurumları belirsizlik içinde doğru karar alabilecek, hızlı uyum sağlayabilecek ve uzun vadeli değer üretmeye devam edebilecek şekilde hazırlamaktır.&nbsp;Bugün 20 ülkede, 80'den fazla şirketi, 100'e yakın üretim tesisi, 6 Ar-Ge merkezi ve 100.000'den fazla çalışanı ile faaliyet gösteren Anadolu Grubu'nun 75 yılı aşkın geçmişinde farklı ekonomik döngülerden, krizlerden ve dönüşüm dönemlerinden güçlenerek çıktığını ifade eden Başarır, dayanıklılığın yalnızca finansal veya operasyonel güçle sınırlı olmadığını, aynı zamanda kurum kültürü, insan kaynağı, yerel paydaşlarla kurulan ilişkiler ve uzun vadeli bakış açısıyla inşa edildiğini belirtti.Başarır, Anadolu Grubu'nun faaliyet gösterdiği pazarlarda yerel ekonomilere katkı sağlamayı, insan kaynağını geliştirmeyi ve güvene dayalı paydaş ilişkileri kurmayı önceliklendirdiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Dayanıklı kurumlar yalnızca krizlere tepki veren kurumlar değildir. Aynı zamanda krizlerden önce hazırlık yapan, riskleri erken okuyan, yerel gerçeklikleri anlayan ve gerektiğinde hızla uyum sağlayan kurumlardır. Güven ise bu dayanıklılığın en önemli sermayesidir. Çalışanlarımız, iş ortaklarımız, kamu kurumları, müşterilerimiz ve toplum nezdinde güven inşa etmeden sürdürülebilir büyümeden söz edemeyiz."Başarır ayrıca, gelişmekte olan pazarlarda ve sınır ekonomilerinde faaliyet göstermenin güçlü bir yerel anlayış, esnek yönetim kabiliyeti ve uzun vadeli taahhüt gerektirdiğini belirtti. Anadolu Grubu'nun bu pazarlardaki deneyiminin; disiplinli karar alma, güçlü kurumsal itibar, yerel yetkinliklerin geliştirilmesi, değişen koşullara hızlı uyum sağlama ve yaratıcı çözüm üretme kabiliyeti üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Konuşmasında Anadolu Grubu'nun 2035 vizyonuna da değinen Başarır, Grubun önümüzdeki dönemde sürdürülebilir büyüme, insan ve kültür, dijitalleşme, toplumsal fayda ve kurumsal dayanıklılık alanlarında değer katmaya devam edeceğini söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: "Bizim için liderlik, bugünün performansını yönetmek ve aynı zamanda, yarının belirsizliklerine karşı kurumu, insanlarımızı ve paydaşlarımızı hazırlamaktır. Anadolu Grubu olarak güvenilir, çevik ve dayanıklı bir kurum olma sorumluluğumuzla hareket ediyor, faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada uzun vadeli değer üretmeyi sürdürüyoruz."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 13:46:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtialarda süper sıkışma]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtialarda-super-sikisma-4061/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtialarda-super-sikisma-4061/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60B17-6C4086-75BD27-2810C1-EE1EA5-B01318.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Haziran 2026 itibarıyla küresel piyasalar, HSBC ve Morgan Stanley gibi dev finans kuruluşlarının da resmen ilan ettiği çok ciddi bir süper sıkışma evresinden geçmektedir. Geleneksel döngülerin aksine bu kez fiyatları yukarı iten şey küresel büyüme değil, &#34;jeopolitik arz şokları&#34;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60B17-6C4086-75BD27-2810C1-EE1EA5-B01318.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Haziran 2026 itibarıyla küresel piyasalar, HSBC ve Morgan Stanley gibi dev finans kuruluşlarının da resmen ilan ettiği çok ciddi bir süper sıkışma evresinden geçmektedir. Geleneksel döngülerin aksine bu kez fiyatları yukarı iten şey küresel büyüme değil, &#34;jeopolitik arz şokları&#34; ve fiziksel kıtlık riski şeklinde karşımıza dikiliyor. Bu konuyu şöyle değerlendirebiliriz.&nbsp;Enerji piyasası: Hürmüz Boğazı ve stok krizleriSüper sıkışmanın merkez üssü, küresel petrol ve LNG ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı&#39;nın fiilen kapalı/tıkanmış olmasıdır.&nbsp;•	Petrol Fiyatları: Brent petrol, Mayıs ortasındaki 126 dolar seviyesindeki zirvesinden ABD-İran ateşkes çabalarıyla varil başına 94-95 dolar bandına hafif gerilemiş olsa da, Morgan Stanley boğazın kapalı kalmaya devam etmesi durumunda Dated Brent fiyatının 150 dolara fırlayabileceği konusunda uyarmaktadır.&nbsp;•	Kritik Eşik (Stokların Tükenmesi): ABD ve Çin stratejik rezervleri devreye sokarak piyasayı dengelese de, küresel petrol stokları &#34;kritik işlevsel düşük&#34; seviyelere yaklaşmaktadır. Stoklar tamamen eridiğinde, fiyatlarda doğrusal olmayan (non-linear) ani ve çok sert dikey sıçramalar kaçınılmaz olacaktır.&nbsp;•	Rafineri Sıkışması: Rusya&#39;daki rafinerilere yönelik drone saldırıları ve Orta Doğu&#39;daki çatışma hasarları nedeniyle dizel ve jet yakıtı gibi işlenmiş ürünlerde günlük 4 milyon varillik küresel üretim kaybı yaşanmaktadır. Goldman Sachs, bu yakıt sıkışmasının 2026 sonuna kadar süreceğini öngörmektedir.&nbsp;Endüstriyel metaller: Üretim kesintileri ve talep sınavıYeşil dönüşüm ve teknoloji yatırımları sürerken, arz tarafındaki fiziksel sıkışma endüstriyel metalleri rekor seviyelerde tutmaktadır.&nbsp;Bakır: Hem son kullanıcı talebinin güçlü kalması hem de arz hatlarındaki tıkanma nedeniyle bakır fiyatları ton başına 14.000 dolara yaklaşmış durumda.Alüminyum: Orta Doğu&#39;daki savaş nedeniyle eritme kapasiyetlerinin zarar görmesi, alüminyumu son 4 yılın en yüksek seviyesine taşımıştır.&nbsp;&nbsp;Değerli metaller: Güvenli liman ve likidite sıkışması•	Altın: Merkez bankalarının talebi ve küresel stagflasyon endişeleriyle ons altın Haziran başında 4.500 - 4.550 dolar seviyelerinde yatay ama tarihi yüksek bir seyir izlemektedir. Uzmanlar 2026 sonu için 5.000 - 6.000 dolar beklentilerini korumaktadır.&nbsp; &nbsp;•	Gümüş: Endüstriyel talep (özellikle elektrikli araçlar ve batarya teknolojileri) ve altının pahalı gelmesi nedeniyle gümüş rekor kırarak 76 dolar seviyelerinde işlem görmektedir. Ancak UBS ve HSBC gibi bankalar, gümüşte sanayi alıcılarının kaçabileceği bir &#34;balon&#34; riskine karşı da uyarı yapmaktadır.&nbsp;Geleceğe yönelik analiz ve yorumHaziran 2026 itibarıyla küresel ekonomi &#34;Ödünç Alınmış Zamanı&#34;&nbsp; ( Living on borrowed time) yaşamaktadır. Hükümetlerin stratejik rezervleri (SPR) piyasaya sürmesi geçici bir pansumandır ancak bu durum gelecekteki şokları emecek tamponları tamamen yok etmektedir.&nbsp; &nbsp;&nbsp;Önümüzdeki aylarda ABD ve İran arasındaki ateşkes görüşmelerinin başarıya ulaşıp Hürmüz Boğazı&#39;nı açması durumunda emtiada geçici bir rahatlama (gevşeme) görülebilir. Ancak anlaşma sağlanamaz ve stoklar kritik sınırın altına inerse, fiyat mekanizması arz-talebi dengelemek için tek çare olacak; bu da emtia fiyatlarında ikinci bir şok dalgasına ve küresel stagflasyona (durgunluk içinde yüksek enflasyon) yol açacaktır. Yatırımcıların &#34;kağıt üzerindeki vaatler&#34; yerine fiziksel gerçekliğe (hard assets) yönelmesi gereken bir dönemdeyiz. Nedense 2026 pek bir karışık başladı ve ilk altı ayında da bu karışıklık önlenemedi.&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 04 Jun 2026 02:18:10 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'nin büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-buyume-tahmininiu-asagi-yonlu-revize-etti-8266/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyenin-buyume-tahmininiu-asagi-yonlu-revize-etti-8266/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5DC172-B7B71E-9AA28F-605C1D-6C2D7E-A44270.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini güncelledi.Banka, daha önce Şubat 2026&#39;da yüzde 4 olarak açıkladığı Türkiye&#39;nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,5'e çekti.Benzer şekilde, yine&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5DC172-B7B71E-9AA28F-605C1D-6C2D7E-A44270.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini güncelledi.Banka, daha önce Şubat 2026&#39;da yüzde 4 olarak açıkladığı Türkiye&#39;nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,5'e çekti.Benzer şekilde, yine Şubat ayında yüzde 4,5 olarak öngörülen 2027 yılı büyüme tahmini de yüzde 4 seviyesine düşürüldü.Raporda, Türkiye'ye yönelik aşağı yönlü revizyonların arkasında yatan temel makroekonomik gerekçeler detaylandırıldı.Yükselen enerji ithalat maliyetleri ve kalıcı enflasyonist baskıların yanı sıra Orta Doğu'da devam eden çatışmaların turizm gelirleri ile imalat sanayi tedarik zincirleri üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri, büyüme tahminlerinin düşürülmesinde ana etkenler olarak öne çıktı.Orta Doğu'daki kriz kaynaklı sanayi tedarik zinciri aksamalarının, sermaye çıkışlarının ve düşen turizm gelirlerinin enflasyonu tetikleyebileceği, aynı zamanda cari işlemler dengesi üzerinde baskı oluşturabileceği ifade edildi.Ancak raporda, tüm bu zorluklara rağmen Türkiye'nin güçlendirilen mali ve dışsal tamponları sayesinde ekonominin olası şokları rahatça göğüsleyebilecek kapasitede olduğuna dikkat çekildi.Küresel ekonomi de yavaşlama trendindeEBRD bölgelerinin genelinde de küresel belirsizliklerin gölgesinde bir yavaşlama dalgası gözleniyor. Rapora göre, bankanın faaliyet gösterdiği bölgelerdeki toplam büyümenin 2025 yılındaki yüzde 3,4 seviyesinden 2026'da yüzde 3,1'e gerilemesi, ardından 2027'de yüzde 3,6'ya yeniden yükselmesi bekleniyor.Bu oranlar, Şubat 2026 tahminlerine kıyasla sırasıyla 0,5 ve 0,1 puanlık aşağı yönlü bir düzeltmeye işaret ediyor.Türkiye'deki kümülatif yatırımları 24 milyar euronun üzerinde olan EBRD'nin ülkedeki aktif portföy büyüklüğü ise 8,5 milyar euro seviyesinde bulunuyor.Üç kıtada 40 ekonomide özel sektörün ve girişimciliğin gelişimini destekleyen çok taraflı banka, yatırımlarıyla bölgelerin rekabetçi, yeşil, kapsayıcı ve dayanıklı hale gelmesini hedefliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 03 Jun 2026 09:12:18 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel üretime Türk imzası]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-uretime-turk-imzasi-4388/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-uretime-turk-imzasi-4388/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_782262-7F119A-9746ED-286847-CFD066-DA9741.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel ölçekte makroekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve ham madde maliyet baskılarının yoğun şekilde hissedildiği 2025 yılı, mimari ve tasarım yüzeyleri sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin stratejik hamlelerine ve pazar yeniden konumlandırmalarına&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_782262-7F119A-9746ED-286847-CFD066-DA9741.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hakan ÖZBAYKüresel ölçekte makroekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve ham madde maliyet baskılarının yoğun şekilde hissedildiği 2025 yılı, mimari ve tasarım yüzeyleri sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin stratejik hamlelerine ve pazar yeniden konumlandırmalarına sahne oldu. İspanya merkezli küresel üretici Cosentino Grubu, 2025 yılı finansal sonuçları ve Türkiye pazarına yönelik operasyonel verileri doğrultusunda, pazar dinamiklerindeki rasyonelleşme eğilimini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre grup, zorlu geçen 2025 mali yılını yaklaşık 1,57 milyar avro ciro ile tamamlarken, son beş yıllık periyotta her yıl ortalama yüzde 4,3 oranında istikrarlı bir organik büyüme kaydetti. Dünya genelinde yaklaşık 6 bin çalışanı, 126 lojistik ve yönetim merkezi ve 31 şehir showroom'u bulunan şirketin Orta Doğu, Asya ve Türkiye operasyonları ise global ortalamanın üzerinde bir ivme yakaladı.Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan, sektördeki bu tabloyu ve yerel pazarın performansını değerlendirirken, &#34;Türkiye'de satışlarımız metrekare bazında geçen yıla göre yüzde 18 arttı. Bu büyümede özellikle lüks konut, otel ve üst segment ticari projelere talebin devam etmesi, yeni ürün lansmanlarımız ve markamıza duyulan güven etkili oldu. Yılda 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitemiz sayesinde dünyanın farklı bölgelerindeki talebe yüksek kalite standartlarıyla yanıt verebiliyoruz&#34; ifadelerini kullandı. Sektör genelinde yatırım kararlarının artık daha seçici bir zeminde ilerlediğine dikkat çeken Şensan, &#34;Proje geliştiricileri ve nihai kullanıcılar artık estetik, dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve uzun ömür kriterlerini birlikte değerlendiriyor. Bu yaklaşım, yüksek katma değerli ürünlere olan ilgiyi güçlendiriyor. 2026 yılında da bu eğilimin devam edeceğini öngörüyoruz. Mevcut projelerin katkısı ve yeni kullanım alanlarıyla birlikte Türkiye'de metrekare bazında yüzde 24 büyüme hedefliyoruz&#34; dedi.TÜRKİYE'NİN KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ KRİTİK ROLÜTürkiye, sahip olduğu doğal kaynaklar, üretim kapasitesi ve lojistik avantajları sebebiyle uluslararası şirketlerin tedarik ekosisteminde stratejik bir ağırlık merkezi olmaya devam ediyor. Küresel ölçekte faaliyet gösteren markalar için tedarik zincirinde esneklik ve dayanıklılık büyük önem taşırken, Türkiye pazarının bu alandaki ağırlığı rakamlara da yansıyor. Şirketin İspanya&#39;daki tesislerinde işleyerek 120&#39;den fazla ülkeye sunduğu Silestone ve Dekton gibi ürünlerin ham maddesinin çok büyük bir bölümü Türkiye&#39;deki rezervlerden karşılanıyor. Başta yüksek nitelikli kuvars olmak üzere feldspat ve farklı silika bazlı endüstriyel mineraller, yoğunlukla Ege Bölgesi'ndeki maden sahalarından temin edilerek Avrupa&#39;ya sevk ediliyor.Alper Şensan, Türkiye&#39;nin global operasyonlardaki bu hayati rolünün altını şu sözlerle çizdi: &#34;Üretim süreçlerimizde kullandığımız ham maddelerin yaklaşık yüzde 70'ini Türkiye'den temin ediyoruz. Bu durum hem Türkiye'nin doğal kaynak gücünü küresel ölçekte görünür kılıyor hem de madencilikten lojistiğe kadar birçok alanda ekonomik katkı yaratıyor. Bu yapı, Türkiye'yi güçlü bir tedarik ortağı konumuna taşıyor. Bunun yanında kalite standartlarının yükselmesine, sürdürülebilir üretim anlayışının gelişmesine ve sektörel know-how paylaşımına katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde özellikle Ar-Ge yatırımlarımızın artması ve yeni üretim teknolojilerinin devreye alınmasıyla Türkiye'nin global operasyonlarımız içindeki stratejik rolünün daha da güçleneceğine inanıyorum.&#34;GAYRİMENKULDE DEĞİŞEN BEKLENTİLER VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAĞIİnşaat ve gayrimenkul sektöründe yaşanan makro dönüşüm, yatırımcıların, nihai kullanıcıların ve mimarların karar alma süreçlerini temelden değiştirerek daha rasyonel bir zemine taşıyor. Yüzey malzemesi tercihlerinde ilk yatırım maliyetinin ötesine geçilerek hijyen, bakım kolaylığı, uzun vadeli performans ve tasarım esnekliği gibi unsurlar aranıyor. Bu değişimle birlikte mimari projelerde yüzey çözümleri, klasik mutfak tezgâhlarının sınırlarını aşarak dış cephe giydirmeleri, zemin kaplamaları, iç duvar ve özel banyo uygulamaları gibi çok daha geniş bir yelpazede konumlandırılıyor. Mimari taleplerde görsel estetiğin mühendislik özellikleriyle bütünleşmesi beklenirken, doğal taş desenli mat yüzeyler, projelere özel ebatlandırılabilen büyük paneller ve yüksek özelleştirilebilirlik yeteneği ön plana çıkıyor.Endüstriyel üretimde kaçınılmaz bir standart haline gelen sürdürülebilirlik kavramının süreçlere nasıl entegre edildiği konusunda kapsamlı bilgiler veren Şensan, stratejilerini şöyle özetledi: &#34;Sürdürülebilirlik, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri. Ar-Ge yatırımlarımız için global bütçemizin yaklaşık yüzde 4-5'ini ayırıyoruz ve bu yatırımların önemli bir bölümü çevresel etkileri azaltmaya odaklanıyor. Üretim süreçlerimizde yüzde 100 yenilenebilir elektrik enerjisinden faydalanıyor, kullanılan suyun yüzde 99'unu geri dönüştürerek yeniden sisteme kazandırıyoruz. Bunun yanı sıra geri dönüştürülmüş ham madde kullanımını artırırken, tedarik ve lojistik operasyonlarımızda daha verimli rota planlamalarıyla emisyonları azaltmaya odaklanıyoruz. Dekton'un tüm yaşam döngüsü boyunca karbon nötr sertifikasına sahip olması da yaklaşımımızın en somut göstergelerinden biri.&#34; Son yıllarda artan jeopolitik gerilimler ve küresel tedarik zincirindeki ani kırılganlıklar karşısında şirket, farklı kriz senaryolarına anında uyum sağlayabilecek esnek operasyonel modeller geliştiriyor. Güçlü bir tedarikçi ağına sahip olmak ve yerel aktörlerle kurulan uzun vadeli iş ortaklıkları, kriz dönemlerinde koruyucu bir tampon mekanizması işlevi görüyor.CEBELİTARIK BOĞAZI'NI AŞAN ZİHİNSEL GÜÇ&nbsp;Kurumsal hayatın getirdiği yoğun, stresli ve öngörülemez süreçlerin sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi, profesyonellerin vizyonunda yüksek bir zihinsel dayanıklılığı zorunlu kılıyor. Geçmiş dönemde dünyanın en zorlu açık su parkurlarından biri olan Cebelitarık Boğazı'nı yüzerek geçen Alper Şensan, bu ekstrem spor deneyiminin iş hayatındaki yönetim ve risk felsefesini nasıl şekillendirdiğini şu çarpıcı sözlerle ifade etti:&#34;Cebelitarık Boğazı'nı geçmek benim için fiziksel bir sınavdan çok zihinsel bir yolculuktu. Açık denizde kulaç attığınızda kontrol edebildiğiniz tek şey kendi ritminiz, nefesiniz ve odağınız oluyor. Bu deneyim, insanın gerçek gücünün zihinsel dayanıklılığında saklı olduğunu çok net gösteriyor. Kurumsal hayatta da benzer bir bakış açısına sahibim. Her koşulu önceden öngörmek mümkün olmayabiliyor; ancak hedefe odaklandığınızda, hazırlığınızı doğru yaptığınızda ve motivasyonunuzu koruduğunuzda zorlu süreçleri aşabiliyorsunuz. Cebelitarık bana daha sakin yaşamayı, sürecin tadını çıkarmayı ve uzun vadeli düşünmenin önemini öğretti. Bugün iş hayatında da en çok değer verdiğim yaklaşım bu.&#34;ENDÜSTRİYEL MİNERALDEN MİMARİ YÜZEYE&nbsp;İspanya merkezli çok uluslu bir şirket olan Cosentino Grubu, mimari ve tasarım dünyası için yüksek katma değerli yüzey malzemeleri üretiyor. Temel olarak doğadan elde edilen kuvars, feldspat ve çeşitli silika bazlı endüstriyel mineralleri işleyen şirket; klasik mutfak ve banyo tezgâhlarının ötesinde, dış cephe giydirmeleri, zemin ve iç duvar kaplamaları gibi geniş bir yelpazede mimari çözümler sunuyor. Şirketin küresel pazarda öne çıkan ana markaları arasında yenilikçi üretim teknolojileriyle geliştirilen Dekton ve Silestone yer alıyor. Yılda toplam 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitesine sahip olan grup, İspanya&#39;daki tesislerinde işlediği bu nitelikli yüzeyleri 120'den fazla ülkeye ihraç ediyor&nbsp;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 31 May 2026 01:36:49 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ekonomi gündemi bayram tatilinden sonra yoğunlaşıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomi-gundemi-bayram-tatilinden-sonra-yogunlasiyor-4698/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomi-gundemi-bayram-tatilinden-sonra-yogunlasiyor-4698/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C04F9-F0A45C-96EECA-CA7C28-EF2285-3EAFFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurban Bayramı&#39;nı da içine alan 9 günlük tatil sonrasında piyasaların merakla beklediği veriler kamuoyuyla paylaşılacak.Türkiye&#39;nin ocak-mart dönemine ilişkin büyüme rakamları Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanacak. Türkiye ekonomisi, geçen yıl yüzde 3,6, 2025&#39;in&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C04F9-F0A45C-96EECA-CA7C28-EF2285-3EAFFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Kurban Bayramı&#39;nı da içine alan 9 günlük tatil sonrasında piyasaların merakla beklediği veriler kamuoyuyla paylaşılacak.Türkiye&#39;nin ocak-mart dönemine ilişkin büyüme rakamları Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanacak. Türkiye ekonomisi, geçen yıl yüzde 3,6, 2025&#39;in son çeyreğinde de yüzde 3,4 büyüme kaydetmiş, büyüme eğilimini 22&#39;nci çeyreğe taşımıştı.Ekonomistler, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH), birinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,7 artacağını tahmin ediyor.- Dış ticaret rakamlarıTicaret Bakanı Ömer Bolat&#39;ın 4 Haziran&#39;da Ankara&#39;da düzenleyeceği toplantıyla mayıs ayı dış ticaret verilerini açıklaması planlanıyor.Bolat, nisan ayında ihracatın, zorlu uluslararası ekonomik, ticari, siyasi ve jeopolitik gelişmelere rağmen geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara yükseldiğini belirterek, &#34;Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ikinci aylık mal ihracatı rakamı elde edildi.&#34; ifadesini kullanmıştı.TÜİK, aynı gün nisan ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye&#39;de işsizlik oranı, martta bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1 olmuştu. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, söz konusu dönemde 96 bin azalarak 2 milyon 873 bin kişiye gerilemişti.Kurum, 5 Haziran&#39;da mayıs ayına ilişkin enflasyon verilerini duyuracak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisanda aylık bazda yüzde 4,18, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 3,17 olmuştu. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 32,37, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 28,59 olarak kayıtlara geçmişti.TÜİK, 9 Haziran&#39;da mayıs ayı finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklayacak. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde nisanda en yüksek aylık reel getiri, yüzde 3,04 ile BIST 100 endeksinde gerçekleşmişti.TÜİK, 10 Haziran&#39;da ise nisan ayına ilişkin sanayi üretim endeksini açıklayacak. Endeks, martta aylık bazda yüzde 0,8, yıllık bazda yüzde 1,1 azalış gösterdi.- Mayıs ayı bütçe gerçekleşmeleri belli olacakTCMB, 12 Haziran&#39;da nisan ayı ödemeler dengesi istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye&#39;nin cari işlemler hesabı mart ayında 9 milyar 672 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı da 3 milyar 886 milyon dolar açık vermişti.TÜİK, 15 Haziran&#39;da nisana ilişkin ücretli çalışan istatistikleri ile hizmet üretim ve inşaat üretim endekslerini duyuracak.Hazine ve Maliye Bakanlığı, mayıs ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını 15 Haziran&#39;da açıklayacak. Türkiye&#39;nin merkezi yönetim bütçe gelirleri, nisanda 1 trilyon 186 milyar 164 milyon lira, giderleri 1 trilyon 524 milyar 891 milyon lira olarak hesaplanmıştı. Bütçede nisanda 338,7 milyar lira, ocak-nisan döneminde 758,8 milyar lira açık oluşmuştu.Mayıs ayına ilişkin tarım ürünleri üretici fiyat endeksi 16 Haziran&#39;da açıklanacak. TÜİK aynı gün, söz konusu aya ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini de duyuracak.TÜİK, 18 Haziran&#39;da da mayıs ayına ilişkin konut ve iş yeri satış istatistiklerini paylaşacak. Türkiye genelinde nisanda satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artışla 126 bin 808, iş yeri sayısı yüzde 10,2 artarak 15 bin 694 olarak hesaplanmıştı.Kurum, 19 Haziran&#39;da nisan ayına ilişkin tarımsal girdi fiyat endeksini, 22 Haziran&#39;da mayıs yurt dışı üretici fiyat ve haziran tüketici güven endekslerini yayımlayacak. Tüketici güven endeksi, mayısta aylık bazda yüzde 0,3 artışla 85,8&#39;e çıkmıştı.TÜİK, 30 Haziran&#39;da mayıs ayına ilişkin hizmet üretici fiyat endeksi ile dış ticaret ve işgücü istatistiklerini kamuoyuna duyuracak.- Piyasaların gözü faiz kararında olacakTCMB Para Politikası Kurulu toplantısı 11 Haziran&#39;da yapılacak. Kurul, son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37&#39;de sabit tutmuştu.Toplantının ardından yapılan açıklamada, jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde, enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlendiği belirtilerek, &#34;Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.&#34; ifadesi kullanılmıştı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 11:23:47 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kurban Bayramı piyasaları uçurdu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kurban-bayrami-piyasalari-ucurdu-8774/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/kurban-bayrami-piyasalari-ucurdu-8774/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_24BFDF-655F2E-1B6E0D-B8BCE9-339B50-549AB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKurban Bayramı'nın ilk günleriyle birlikte Türkiye genelinde ekonomik hareketlilik hız kazandı. Büyükşehirlerde kurban satış ve kesim alanlarında yoğunluk yaşanırken, bayram alışverişleri perakende sektöründe de dikkat çekici bir canlılık oluşturdu. Uzmanlar, bu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_24BFDF-655F2E-1B6E0D-B8BCE9-339B50-549AB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Mustafa DENİZKurban Bayramı'nın ilk günleriyle birlikte Türkiye genelinde ekonomik hareketlilik hız kazandı. Büyükşehirlerde kurban satış ve kesim alanlarında yoğunluk yaşanırken, bayram alışverişleri perakende sektöründe de dikkat çekici bir canlılık oluşturdu. Uzmanlar, bu yıl kurban ekonomisinin yüz milyarlarca liralık hacme ulaştığını değerlendiriyor.Kurbanlık fiyatlarındaki artış bu yıl da gündemin en önemli başlıklarından biri oldu. Yem, enerji, nakliye ve bakım maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan fiyatları geçen yıla göre ciddi oranda arttı. Buna rağmen özellikle hisseli büyükbaş alımlarına yoğun talep olduğu gözleniyor.Bayram sürecinde yalnızca hayvancılık sektörü değil, birçok farklı alan da ekonomik hareketlilikten pay aldı. Kasaplar, bıçakçılar, soğuk hava depoları, lojistik şirketleri ve zincir marketlerde yoğunluk yaşanırken, şehirler arası otobüs ve uçak seferlerinde doluluk oranları yükseldi. Tatlı, şekerleme ve gıda satışlarında da önemli artış kaydedildi.Bankacılık sektöründe kredi kartı harcamalarının bayram öncesine göre yükseldiği belirtilirken, ihtiyaç kredilerine olan talepte de artış yaşandı. Ekonomistler, Kurban Bayramı'nın yüksek enflasyon ortamına rağmen iç tüketimi destekleyen önemli dönemlerden biri olmaya devam ettiğini ifade ediyor.Üreticiler satışlardan memnun olduklarını belirtse de artan maliyetlerin hayvancılık sektöründe kârlılığı sınırladığına dikkat çekiyor. Vatandaşlar ise yükselen fiyatlar nedeniyle bütçelerini daha dikkatli yönetmek zorunda kaldıklarını dile getiriyor.Ekonomi çevreleri, bayram döneminde oluşan bu canlılığın perakende ve hizmet sektörüne kısa vadeli destek sağladığını ancak kalıcı ekonomik toparlanma için üretim ve gelir tarafında daha güçlü adımlar gerektiğini vurguluyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 02:55:14 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye ekonomisi fırsatlar barındırıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisi-firsatlar-barindiriyor-6128/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-ekonomisi-firsatlar-barindiriyor-6128/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E914-1AA5EE-6893C2-ED03F6-3E6C7E-5E7B1D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />HABER MERKEZİKüresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, şirketlerin yalnızca büyüme hedeflerini değil, krizlere karşı dayanıklılık kapasitesini de yeniden gündeme taşıyor. Pandemi sonrası değişen ekonomik dengeler, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, iş dünyasında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7E914-1AA5EE-6893C2-ED03F6-3E6C7E-5E7B1D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />HABER MERKEZİKüresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, şirketlerin yalnızca büyüme hedeflerini değil, krizlere karşı dayanıklılık kapasitesini de yeniden gündeme taşıyor. Pandemi sonrası değişen ekonomik dengeler, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, iş dünyasında "yeni nesil büyüme modeli" tartışmalarını hızlandırdı. İnşaat ve hazır beton sektöründe faaliyet gösteren Başkaya Holding de bu dönüşüme uyum sağlayan şirketlerden biri. Başkaya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başkaya, kriz dönemlerinde ayakta kalabilen şirket yapısının artık büyümenin ön şartı haline geldiğini söylüyor. Teknoloji yatırımlarından finansal sürdürülebilirliğe, organizasyon yapısından risk yönetimine kadar birçok başlıkta dönüşüm sürecini anlatan Başkaya, geleceğin şirket modelini değerlendirdi.Son yıllarda küresel ve yerel ölçekte ciddi ekonomik dalgalanmalar yaşanıyor. Başkaya Holding bu süreci nasıl okuyor?Bugün artık krizleri "istisnai" değil, iş dünyasının doğal bir parçası olarak görüyoruz. Pandemiyle başlayan süreç, ardından gelen tedarik zinciri kırılmaları, enerji maliyetleri ve finansmana erişimdeki zorluklar bize şunu öğretti: Dayanıklılık, büyümenin ön koşulu haline geldi. Biz de Başkaya Holding olarak bu yeni gerçekliğe uygun bir iş yapısı inşa etmeye odaklandık.Yani nesil büyüme modeli&nbsp;"Yeni nesil büyüme modeli" derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?Geleneksel büyüme anlayışı daha çok kapasite artırımı ve pazar genişlemesi üzerine kuruluydu. Biz ise üç temel eksen belirledik:Operasyonel esneklikTeknoloji odaklı verimlilikFinansal sürdürülebilirlikArtık sadece büyümek değil, hangi koşulda olursa olsun ayakta kalabilen bir yapı kurmak daha kritik.İnşaat ve beton sektörü gibi dalgalanmalara açık bir alanda bu modeli uygulamak zor değil mi?Kesinlikle zor, ama aynı zamanda gerekli. Biz özellikle üretim tarafında teknolojik yatırımlara hız verdik. Otomasyon ve veri temelli üretim süreçleri sayesinde hem maliyetleri kontrol altında tutabiliyor hem de kalite standardını koruyabiliyoruz. Bu da kriz dönemlerinde elimizi güçlendiriyor.Teknoloji iş modelinin merkezindeBu noktada teknoloji yatırımlarınızın rolünü biraz daha açar mısınız?Teknoloji bizim için bir "destek unsuru" değil, iş modelimizin merkezinde. Üretimden lojistiğe kadar birçok süreçte dijitalleşmeye geçtik. Bu sayede anlık veriyle karar alabiliyoruz. Özellikle maliyet yönetimi ve kaynak optimizasyonu açısından bu büyük bir avantaj sağlıyor.Finansal sürdürülebilirlikten bahsettiniz. Bu kavramı nasıl tanımlıyorsunuz?Finansal sürdürülebilirlik bizim için sadece kârlılık değil, aynı zamanda risk yönetimi demek. Borçluluk oranını dengede tutmak, nakit akışını doğru yönetmek ve ani piyasa değişimlerine karşı hazırlıklı olmak&hellip; Bunların hepsi bu yaklaşımın parçası.Peki, bu model çalışanlara ve kurumsal yapıya nasıl yansıyor?Dayanıklı bir şirket sadece finansal yapıyla kurulmaz. İnsan kaynağı burada kritik rol oynuyor. Biz ekiplerimizin hızlı karar alabilen, çözüm odaklı ve değişime açık olmasına yatırım yapıyoruz. Kurum içinde daha yatay ve esnek bir organizasyon yapısına geçiyoruz.Sektörde rekabet her geçen gün artıyor. Başkaya Holding'i rakiplerinden ayıran temel unsur nedir?Biz kısa vadeli kazançlardan ziyade uzun vadeli sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. Bu bakış açısı bizi daha temkinli ama aynı zamanda daha sağlam adımlar atan bir yapıya dönüştürüyor. Ayrıca müşteri güveni ve iş ortaklıklarında süreklilik bizim için en önemli değerlerden biri.Önümüzdeki döneme dair büyüme hedefleriniz neler?Kontrollü ve stratejik büyüme hedefliyoruz. Yeni yatırımlar elbette gündemimizde ama bunları mutlaka risk analizleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle teknoloji destekli üretim kapasitesini artırmak ve farklı pazarlara açılmak önceliklerimiz arasında.Son olarak, Türkiye ekonomisine dair genel bir değerlendirme alabilir miyiz?Türkiye dinamik bir ekonomi. Zorluklar kadar fırsatlar da barındırıyor. Önemli olan bu dalgalı yapıya uyum sağlayabilecek iş modelleri geliştirmek. Biz de Başkaya Holding olarak bu anlayışla hareket ediyor, sadece bugünü değil geleceği de inşa etmeye çalışıyoruz.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 29 May 2026 02:51:34 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Enerji arz şoku,büyüme üzerinde risk oluşturuyor"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-arz-sokubuyume-uzerinde-risk-olusturuyor-2861/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/enerji-arz-sokubuyume-uzerinde-risk-olusturuyor-2861/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_422B6F-9644F1-90B6D9-DB0061-11A8AA-6E0DA0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ECB&#39;nin Avro Bölgesi&#39;ne ilişkin &#34;Mayıs 2026 Finansal İstikrar Değerlendirme&#34; raporunda yatırımcıların jeopolitik ve mali riskleri hafife aldığı, piyasa algısının hızla negatife dönme riskinin yüksek olduğu vurgulandı.Küresel finans sisteminin ve reel ekonominin bu&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_422B6F-9644F1-90B6D9-DB0061-11A8AA-6E0DA0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ECB&#39;nin Avro Bölgesi&#39;ne ilişkin &#34;Mayıs 2026 Finansal İstikrar Değerlendirme&#34; raporunda yatırımcıların jeopolitik ve mali riskleri hafife aldığı, piyasa algısının hızla negatife dönme riskinin yüksek olduğu vurgulandı.Küresel finans sisteminin ve reel ekonominin bu yıla bir dizi şoka rağmen dirençli girdiği belirtilen raporda, bu direncin Orta Doğu&#39;daki savaşın tetiklediği büyük bir jeoekonomik şokla sınandığı ifade edildi.Raporda ayrıca, küresel ticaret ve uluslararası işbirliğine yönelik belirsizliklerin yanı sıra kritik altyapılara yönelik siber güvenlik risklerinin ve hibrit tehditlerin de arttığına dikkat çekildi.Finansal piyasaların enerji arzındaki kesintilere uyum sağlamaya çalıştığı, ancak hisse senedi değerlemelerinin tarihsel standartlara göre hala çok yüksek kaldığına işaret edilen raporda, kurumsal tahvil risk primlerinin küresel ölçekte düşük seyrettiği belirtildi.Raporda, fiyatlamaların jeopolitik ve politik belirsizliklere karşı kırılgan olduğu, aşağı yönlü mali ve makro-finansal risklerin ise piyasalar tarafından göz ardı edildiği bildirildi.ECB&#39;nin raporunda, zorlu jeoekonomik ortamda atılacak mali genişleme adımlarının, yüksek borçlu Avro Bölgesi ülkelerinin kamu maliyesini daha da zorlayabileceği ve devlet tahvili risklerinin yeniden fiyatlandırılmasına yol açabileceği uyarısı da yapıldı.- Gölge bankacılıkBanka dışı finansal aracılık (gölge bankacılık) sektöründeki kırılganlıkların sürdüğüne işaret edilen raporda, serbest fonlar (hedge fonları), para piyasası fonları ve özel brokerları içeren bu sektördeki düşük likidite tamponları ile yüksek portföy değerlemelerinin, piyasa stresini artıracak zorunlu varlık satışlarına neden olabileceği ifade edildi. Özellikle ABD kaynaklı yayılma riskleri nedeniyle şeffaf olmayan ve birbiriyle bağlantılı özel piyasaların yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı.- Bankaların varlık kalitesi bozulabilirRaporda, Avro Bölgesi bankalarının güçlü karlılıkları ile sermaye ve likidite tamponları sayesinde son belirsizlik dönemlerini başarıyla atlattığı belirtilerek, Orta Doğu&#39;daki savaşın doğrudan etkilerinin birkaç bankayla sınırlı olmasına rağmen, krizin uzaması durumunda ikinci tur etkilerinin ağır olabileceğini kaydedildi.Raporun sunumunu gerçekleştiren ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos, &#34;Mevcut enerji arz şoku, enflasyon üzerinde yukarı yönlü, ekonomik büyüme üzerinde ise aşağı yönlü riskler oluşturmaktadır. Finansman maliyetlerinin daha zayıf bir ekonomik büyüme ortamında yükselmesi, piyasa oynaklığını artırabilir ve borç ödeme kapasitelerini zorlayabilir.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 27 May 2026 14:37:35 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Risklerin gölgesinde gözler büyüme ve enflasyon verilerinde]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/risklerin-golgesinde-gozler-buyume-ve-enflasyon-verilerinde-3800/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/risklerin-golgesinde-gozler-buyume-ve-enflasyon-verilerinde-3800/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A772D1-17F359-C18F2E-328105-0CD772-96919A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail ile İran arasında 27 Şubat&#39;ta tırmanan gerilimler, 8 Nisan&#39;da sağlanan ateşkesle kısmen yatışırken, Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşan jeopolitik risklerle yükselen petrol fiyatları bir miktar geriledi.Önceki aylarda savaş kaynaklı enerji fiyatlarında yukarı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A772D1-17F359-C18F2E-328105-0CD772-96919A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail ile İran arasında 27 Şubat&#39;ta tırmanan gerilimler, 8 Nisan&#39;da sağlanan ateşkesle kısmen yatışırken, Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşan jeopolitik risklerle yükselen petrol fiyatları bir miktar geriledi.Önceki aylarda savaş kaynaklı enerji fiyatlarında yukarı yönlü hareketin dünya genelinde fiyatlar üzerindeki yansımaları mart ve nisan verilerinde gözlendi.Enerji maliyetlerindeki yükselişin, ulaştırma, sanayi üretimi, elektrik ve ısınma giderleri üzerinden küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceği değerlendirilirken, gözler perşembe günü ABD&#39;de açıklanacak olan ABD Merkez Bankasının (Fed) başlıca enflasyon göstergesi olarak kabul ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksine çevrildi.Analistler, çekirdek PCE fiyat endeksinin nisanda aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 3,3 arttığının tahmin edildiğini belirtti.Bununla birlikte aynı gün bu ülkede açıklanacak yılın ilk çeyreğine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) ikinci verileri ekonomik aktivitenin durumuna ilişkin net bilgi sağlayacak. ABD ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2 büyüme performansı sergilemesinin beklendiğini bildirdi.ABD Ticaret Bakanlığının, bu yılın ocak-mart dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) öncü verilerine göre ABD ekonomisi söz konusu dönemde yıllıklandırılmış olarak yüzde 2 büyümüştü. Bu dönemde ABD ekonomisinin yüzde 2,2 büyümesi öngörülüyordu.Özellikle enflasyon göstergeleri ile büyüme verilerinin, merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler üzerinde belirleyici olması bekleniyor.Bu eksende para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed&#39;in aralık toplantısında ilave sıkılaşma adımı atabileceğine dair öngörüler güçlü kalmayı sürdürdü.- Almanya&#39;da enflasyon verileri odaktaBahsedilen gelişmelerle Avro Bölgesinde enerji fiyatlarının gerilemesi enflasyon baskılarını hafifletebileceğine yönelik iyimserlik oluşturdu.Mart ve nisan aylarında bölgede enflasyonun enerji kaynaklı hızlanma eğilimi göstermesinin ardından Avrupa Merkez Bankasına (ECB) yönelik sıkılaşma beklentileri güçlü seyrini sürdürdü. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, ECB&#39;nin yıl sonuna kadar en az 2 faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor.Öte yandan, Almanya&#39;da cuma günü açıklanacak mayıs ayı öncü enflasyon verileri, Orta Doğu&#39;daki savaş kaynaklı enerji maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki etkisinin devam edip etmediğine ilişkin önemli sinyaller verecek.Analistler, Almanya&#39;da öncü verilere göre Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) mayısta aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 3 artış göstereceğinin öngörüldüğünü belirtti.- Japonya&#39;da Tokyo TÜFE bekleniyorÖte yandan Çin&#39;den gelen zayıf veriler, jeopolitik risklerin yanı sıra küresel talepteki kırılganlığın da büyüme görünümü üzerinde baskı oluşturduğunu gösterdi.Çin&#39;de sanayi üretimi nisanda yıllık bazda yüzde 4,1 artsa da beklentilerin altında kaldı ve önceki aya göre yavaşlama eğilimi gösterdi. Perakende satışlar da yüzde 0,2 ile tahminlerin epey altında kaldı.Öte yandan, Japonya&#39;da ulusal enflasyon nisan ayında beklentilerin altında gerçekleşti. Ülkede yıllık enflasyon yüzde 1,4 ile tahminlerin gerisinde kalırken, mart ayındaki veriye göre yavaşlama sinyali verdi.Şimdi gözler mayıs ayına ilişkin Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisine çevrildi. Ülkede Tokyo TÜFE, genel enflasyon görünümüne ilişkin çerçeve çizmesi nedeniyle önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.Analistler, Tokyo&#39;da TÜFE&#39;nin mayıs ayında yıllık bazda yüzde 1,6 artmasının beklendiğini ifade etti.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 26 May 2026 11:39:02 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğru yüzülen kurban derisi ekonomiye katkı sağlıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dogru-yuzulen-kurban-derisi-ekonomiye-katki-sagliyor-4275/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dogru-yuzulen-kurban-derisi-ekonomiye-katki-sagliyor-4275/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E9E0E1-C739B6-DEF806-6131D6-0A31EA-526576.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çağlar, OSB&#39;deki 115 firmanın günlük 600 ton ham deri işleme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.Kurban derisinin milli servet olduğunu ifade eden Çağlar, Türkiye&#39;de yıl boyu yapılan kesimin yaklaşık 25&#39;inin bayram sürecinde gerçekleşeceğini belirtti.Kurban Bayramı&#39;nda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E9E0E1-C739B6-DEF806-6131D6-0A31EA-526576.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Çağlar, OSB&#39;deki 115 firmanın günlük 600 ton ham deri işleme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.Kurban derisinin milli servet olduğunu ifade eden Çağlar, Türkiye&#39;de yıl boyu yapılan kesimin yaklaşık 25&#39;inin bayram sürecinde gerçekleşeceğini belirtti.Kurban Bayramı&#39;nda yaklaşık 1 milyon büyükbaş, 2-2,5 milyon küçükbaş hayvan kesimi öngörüldüğüne işaret eden Çağlar, kurban derilerinin ayakkabı, çanta, cüzdan, kemer ve döşemelik ürünlerin yanı sıra son yıllarda sağlık ve gıda sektörlerinin önemli ham maddesi olan protein haline geldiğini anlattı.Türk deri sanayisinin ileri teknoloji yatırımlarıyla kolajen ve jelatin üretiminde de öne çıktığını vurgulayan Çağlar, şunları söyledi:&#34;Buradan da başta sağlık daha sonra da gıda sanayisi olmak üzere ham madde tedariği sağlıyoruz. Bundan dolayı ham deri çok önemli bir stratejik ham madde haline geldi. Hazır giyimde dünyada, özellikle Avrupa&#39;da belli markaların tedarikçisiyiz. Jelatin ve kolajende de hem Orta Doğu hem de Avrupa ülkelerine ciddi anlamda ihracat söz konusu. Bu katma değeri yüksek ürünlerin olabilmesi için kurban derisini çok iyi korumamız lazım.&#34;- ⁠&#34;Deriyi tuzladıktan sonra serin bir yerde bekletelim&#34;Kurbanların mümkün olduğunca profesyonel ekip tarafından ve toplu kesim alanlarında kesilmesini öneren Çağlar, şöyle devam etti:&#34;İlk başta dikkat etmemiz gereken konu mümkün olduğu kadar yüzümlerde deriyi delmememiz gerekiyor. Kesimden hemen sonra derinin et tarafının kaplanacak şekilde tuzlanarak, muhafaza altına alınması lazım. Bu aşamada belli bir miktarda mutlaka bir su çıkacaktır. Deriden çıkacak kanlı suyun süzülmesini beklememiz lazım. Ayrıca derileri tuzladıktan sonra bir torbaya koyuyoruz. Bu da havasız kalmasına, bakteriyel faaliyetlerin hızlanmasına sebep oluyor. Deride çürümelere sebebiyet veriyor. Önce deriyi tuzladıktan sonra serin bir yerde bekletelim ondan sonra deri toplama yerlerine naklederken de açık bir şekilde nakil etmeye mümkün olduğu kadar dikkat edelim. Aksi takdirde ciddi anlamda ekonomik kayıp söz konusu olmaktadır.&#34;Çağlar, doğru yüzülüp muhafaza edilen derilerin yüksek katma değerli ürünlere dönüştüğünü belirterek, &#34;Dana derisi olarak yaklaşık 50-60 milyon dolarlık ham deri çıkabilir. Nihai ürüne dönüştüğü zaman, bu rakamları 7-8 hatta 10 ile çarpmanız gerekiyor. Bundan dolayı mümkün olduğu kadar dikkat edilmeli. Yani bu bir milli servettir. Toplum olarak kurban derisindeki muhafaza etme ve yüzme şartlarına dikkat etmemiz gerekiyor.&#34; ifadelerini kullandı.Murat Çağlar, yüzüm hatası bulunmayan ve doğru muhafaza edilen derilerin hazır giyim sektöründe kullanıldığını, hasarlı derilerin ise işlemden geçirilerek kolajen ve jelatin üretiminde değerlendirildiğini sözlerine ekledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 25 May 2026 11:36:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında Fed beklentileri etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-1933/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-etkili-oldu-1933/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_955A6C-5B04E0-5DF457-5A6A18-611386-CFE31C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca Orta Doğu&#39;daki jeopolitik riskler enerji arzına ilişkin belirsizlikleri canlı tutarken Fed yetkililerinden gelen &#34;şahin&#34; tondaki açıklamalar değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller&#39;ın, enflasyondaki görünüm&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_955A6C-5B04E0-5DF457-5A6A18-611386-CFE31C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca Orta Doğu&#39;daki jeopolitik riskler enerji arzına ilişkin belirsizlikleri canlı tutarken Fed yetkililerinden gelen &#34;şahin&#34; tondaki açıklamalar değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu.Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller&#39;ın, enflasyondaki görünüm nedeniyle faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin zayıfladığına işaret eden açıklamaları, piyasalarda para politikasının daha uzun süre sıkı kalabileceği beklentisini güçlendirdi.ABD&#39;de enflasyonun yüksek seyrini koruması ve Fed&#39;in faiz indirimlerine temkinli yaklaşabileceğine yönelik fiyatlamalar, dolar endeksi ve tahvil faizleri üzerinden emtia piyasalarında etkili oldu.Jeopolitik tarafta ise ABD-İran müzakerelerine ilişkin çelişkili sinyaller petrol piyasalarında oynaklığı artırdı.Hafta başında Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji akışına yönelik risklerin devam etmesi, Brent petrol ve doğal gaz fiyatlarında arz güvenliği başlığının izlenmesine neden oldu.Buna karşın haftanın sonuna doğru ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın açıklamalarıyla artan müzakerelerde ilerleme sağlanabileceğine ilişkin beklentiler petrol fiyatlarını baskıladı.ABD ile Çin arasında tarım ürünleri ticaretinin artırılmasına yönelik açıklamalarla hafta içinde tarım emtialarında hareketlenme öne çıktı.Beyaz Saray&#39;dan yapılan açıklamaya göre, Çin&#39;in 2026-2028 döneminde her yıl en az 17 milyar dolarlık ABD tarım ürünü satın alacağı bildirildi.- Değerli metaller negatif seyrettiDeğerli metallerde geçen hafta satış baskısı öne çıktı. Fed&#39;in faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin ötelenebileceğine yönelik değerlendirmeler, dolar endeksinin güçlü seyrini koruması ve ABD tahvil faizlerindeki yüksek seyir, değerli metallerde satış baskısını artırdı.Altının ons fiyatında, Fed&#39;in &#34;şahin&#34; tonu ve dolar endeksindeki güçlü görünüm fiyatlamaları baskıladı.Gümüşte ise hem değerli metal hem de sanayi metali niteliği nedeniyle çift yönlü baskı izlendi. Sanayi talebine ilişkin belirsizlikler, gümüş fiyatlarındaki zayıf seyri destekledi.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 4,8, platinde yüzde 2,5, altında yüzde 0,7 ve gümüşte yüzde 0,6 geriledi.- Baz metaller pozitif seyrettiBaz metaller geçen hafta pozitif seyretti. Çin talebine ilişkin beklentiler, küresel arz tarafındaki sıkışıklıklar ve bazı metallerde düşük stok seviyeleri fiyatlamaları destekledi.Bakır fiyatları, yapay zeka veri merkezleri, elektrikli altyapı yatırımları ve enerji dönüşümü kaynaklı talep beklentilerinden destek buldu.Analistler, bakırda orta vadeli talep görünümünün güçlü kalmaya devam ettiğini ancak Fed&#39;in sıkı para politikası duruşunun küresel büyümeye ilişkin beklentiler üzerinden yükselişi sınırlayabileceğini belirtti.Alüminyumda Orta Doğu&#39;daki jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerine yansıyabileceğine yönelik endişeler öne çıktı. Körfez Bölgesi&#39;nin küresel alüminyum arzındaki payı ve bölgedeki lojistik riskler, alüminyum fiyatlarında destekleyici unsur oldu.Buna karşın, sanayi metallerinde küresel büyümeye ilişkin soru işaretleri ve Fed&#39;in daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik beklentiler yükselişi sınırlayan unsurlar arasında yer aldı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında fiyatlar alüminyumda yüzde 2,5, kurşunda yüzde 1,8, bakırda yüzde 1,7, nikelde yüzde 1,5 ve çinkoda yüzde 0,6 arttı.- Enerji grubunda karışık seyir izlendiEnerji emtialarında geçen hafta karışık bir seyir izlendi. Brent petrol fiyatlarında ABD-İran müzakerelerinde ilerleme sağlanabileceğine ilişkin beklentilerle düşüş görülürken doğal gaz fiyatları talep beklentileri ve stok görünümüne ilişkin gelişmelerle pozitif seyretti.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;a yönelik yakın askeri operasyonu iptal ederek müzakerelere alan tanıdığına ilişkin haber akışı, petrolde jeopolitik risk priminin azalmasına neden oldu.Bu gelişmeyle birlikte, Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması ve İran arzının yeniden devreye girebileceği ihtimali fiyatlamalarda öne çıktı.ABD&#39;nin stratejik petrol rezervlerinden yaptığı salımlar ve OPEC+ grubunun üretim artışı kararı da arz fazlası beklentilerini güçlendirerek Brent petrol fiyatlarını aşağı yönlü etkiledi.Doğal gazda ise arz ve talep yapısının petrolden farklı olması nedeniyle yükseliş görüldü. Yaz aylarında soğutma talebinin artabileceğine ilişkin beklentiler ve Çin&#39;e ABD doğal gaz sevkiyatlarının yeniden başlayacağına yönelik haberler fiyatları destekledi.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 2,1 artarken Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5,2 geriledi.- Tarım emtialarında ABD-Çin anlaşması etkili olduTarım emtialarında ise ABD-Çin tarım ticaretine yönelik haber akışı ve üretim koşullarına ilişkin beklentiler fiyatlamalarda etkili oldu.Çin&#39;in ABD&#39;den tarım ürünü alımlarını artırabileceğine ilişkin açıklamalar, hafta içinde tahıl fiyatlarını destekledi. Ancak söz konusu alımların hangi ürünlerde, hangi takvimle ve ne ölçüde gerçekleşeceğine ilişkin belirsizlikler, piyasalarda temkinli seyri beraberinde getirdi.Buğday fiyatlarında ABD&#39;de üretim koşullarına ilişkin endişeler ve arz görünümündeki zayıflama beklentileri etkili oldu. Mısır ve soya fasulyesinde Çin talebine ilişkin beklentiler fiyatları desteklerken küresel arz görünümü ve Güney Amerika kaynaklı rekabet yükselişi sınırlayan unsurlar oldu.Pirinçte arz tarafındaki daralma beklentileri ve Asya&#39;daki üretim maliyetlerine ilişkin endişeler fiyatları yukarı yönlü destekledi.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 3,3, buğdayda yüzde 1,8, mısırda yüzde 1,8 ve soya fasulyesinde yüzde 1,7 arttı.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 1,7 artarken pamukta yüzde 4,1 ve şekerde yüzde 0,8 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,6 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 24 May 2026 11:21:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dolar kazandırdı, borsa kabettirdi, altın ve euro durgun]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dolar-kazandirdi-borsa-kabettirdi-altin-ve-euro-yatay-seyretti-3929/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/dolar-kazandirdi-borsa-kabettirdi-altin-ve-euro-yatay-seyretti-3929/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16128F-39AEBF-322CE6-5BF280-DB15ED-4496E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.966,26 puanı ve en yüksek 14.342,48 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,89 altında 13.808,20 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yatay seyirle 6 bin 632&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_16128F-39AEBF-322CE6-5BF280-DB15ED-4496E0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 12.966,26 puanı ve en yüksek 14.342,48 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,89 altında 13.808,20 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yatay seyirle 6 bin 632 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da önceki haftanın hemen üzerinde 44 bin 684 lira oldu.Geçen hafta sonu 11 bin 106 lira olan çeyrek altının satış fiyatı önceki haftanın hemen üzerinde 11 bin 109 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,43 artarak 45,7390 lira olurken, avro haftayı yatay seyirle 53,0340 liradan tamamladı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 3,24, emeklilik fonları yüzde 3,66 değer kaybetti.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında tek kazandıran yüzde 0,69 ile &#34;Para Piyasası Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 23 May 2026 02:34:27 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia fiyatları yükselmiş ve enflasyonda belirsizlik artmıştır]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-fiyatlari-yukselmis-ve-kuresel-enflasyon-gorunumunde-belirsizlik-artmistir-1897/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-fiyatlari-yukselmis-ve-kuresel-enflasyon-gorunumunde-belirsizlik-artmistir-1897/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6DD41E-D9048F-5ADC97-5051DF-543618-F67D28.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB'nin Mayıs 2026 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet sitesinde yayımlandı.Raporda, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak emtia fiyatlarının yükseldiği ve küresel enflasyon görünümünde belirsizliklerin arttığı bildirildi.Gelişmiş&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6DD41E-D9048F-5ADC97-5051DF-543618-F67D28.jpeg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />TCMB'nin Mayıs 2026 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet sitesinde yayımlandı.Raporda, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak emtia fiyatlarının yükseldiği ve küresel enflasyon görünümünde belirsizliklerin arttığı bildirildi.Gelişmiş ülkelerde (GÜ) kamu borcunun sürdürülebilirliğine dair endişeler ve enflasyon görünümüne ilişkin bozulmaya bağlı olarak GÜ devlet tahvil faizlerinin yüksek seyrettiği belirtilen raporda, enerji piyasalarındaki belirsizliğin sürmesi ve gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) dış finansmana yönelik kırılganlıkları nedeniyle GOÜ devlet tahvil faizlerinin tarihsel ortalamasının üzerine çıktığı aktarıldı.Raporda, GOÜ'lere yönelik fon akımlarının küresel enflasyon görünümüne ve risk iştahındaki dalgalanmalara karşı duyarlı olmaya devam ettiği ifade edilerek, "Toplam kredi büyümesi önceki rapor dönemine göre güçlü seyretmekle birlikte ilave makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle kredi kompozisyonu değişmektedir. Kredi faizleri TCMB'nin politika adımlarıyla uyumlu hareket ederken, fonlama maliyetlerindeki artışla birlikte hem ticari hem bireysel kredi faiz oranlarında yukarı yönlü bir seyir izlenmiştir." denildi.TL ticari kredi büyümesindeki güçlü seyrin ve yabancı para (YP) kredi büyümesindeki düşük seviyenin etkisiyle kredi kompozisyonunun Türk lirası (TL) lehine geliştiğine vurgu yapılan raporda, bireysel kredilere yönelik alınan ilave makroihtiyati tedbirlerle bireysel kredi kartı (BKK) ve kredili mevduat hesabı (KMH) büyümesinin yavaşladığı bildirildi.Raporda, bankacılık sektörünün aktif kalitesi görünümünün sınırlı bir bozulmaya işaret ederken, bireysel kredilerde risk artışının yavaşladığı belirtildi.Bu gelişmede ihtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartına (BKK) yönelik yapılandırma düzenlemelerinin önemli etkisinin olduğu vurgulanan raporda, şu ifadelere yer verildi:"Küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) kredilerinde tahsili gecikmiş alacak (TGA) oranları artış eğilimini korurken, ticari kredilerin genel risk görünümü bireysel kredilerden olumlu yönde ayrışmaktadır. Yakın dönemde hem bireysel hem de ticari segmentte yeni TGA ilavelerinde yavaşlama izlenirken, TGA'dan yapılan tahsilatlar da bir miktar artmıştır. Kredi riskinin banka bilançoları üzerindeki etkileri sınırlı kalmakta ve bankacılık sektörü ihtiyatlı duruşunu yüksek karşılık politikasıyla korumaktadır."Raporda, sıkı finansal koşulların etkisiyle reel sektörün borçluluğunun tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam ettiği ifade edildi.Firmaların yurt dışı borç yenilemelerinin jeopolitik risklere ve küresel finansal koşullardaki belirsizliklere rağmen güçlü seyrettiği, reel sektörün finansal kaldıraç oranı ve YP açık pozisyonun ihracata oranının tarihsel ortalamalarının altında olduğu bildirilen raporda, "YP krediler büyük ölçekli firmalarda yoğunlaşırken, TL finansman tabana yaygın bir görünüme sahiptir. Reel sektörün finansal varlıklarında TL'nin payı ağırlığını korurken, fon hesaplarındaki büyüme devam etmiştir." denildi.- Hane halkı varlıklarında TL mevduat tercihi öne çıktıRaporda, halka açık firmaların karlılık ve likidite durumuna ilişkin göstergelerde ise bir miktar gerileme görüldüğü ifade edilerek, makroihtiyati düzenlemelerin hane halkı borçluluğunda dengeleyici bir etkiye sahip olduğu belirtildi.Hane halkı finansal borç kompozisyonunda kısa vadeli ve teminatsız kredilerin payındaki artış eğilimi dururken, konut kredisi büyümesinin bir miktar hızlandığı kaydedilen raporda, şunlar kaydedildi:"Yakın dönemde alınan makroihtiyati tedbirlerin katkısıyla BKK ve KMH bakiye ve limit büyümeleri yavaşlamaktadır. Hane halkı varlıklarında TL mevduat tercihi öne çıkarken, değerli metal fiyatlarındaki hızlı yükseliş YP mevduat kompozisyonunda kıymetli maden hesaplarının payının artmasına neden olmuştur. Hane halkının menkul kıymet yatırım fonu ve bireysel emeklilik fonları gibi alternatif finansal varlıklar ile tasarruflarını çeşitlendirme eğilimi devam etmektedir. Jeopolitik gelişmelerle birlikte sistemin fonlama ihtiyacında dalgalı bir seyir izlenirken, TCMB'nin likidite adımlarıyla piyasa faizlerinin politika duruşuyla uyumu korunmuştur. Mevduat hesaplarında TL tercihi güçlü seyretmiş, YP mevduata yönelim ise sınırlı kalmıştır. Bankacılık sektörünün likit varlıklarındaki güçlü görünüm devam ederken, alternatif likidite göstergeleri de sektörün sağlam likidite pozisyonunu teyit etmektedir."Raporda, likit aktif oranı tarihsel ortalamasının belirgin üzerinde seyrederken, likidite karşılama oranının (LKO) yasal sınırların üzerinde kalmasının bankaların kısa vadeli nakit çıkışlarını karşılama kapasitesinin güçlü olduğuna işaret ettiği kaydedildi.Ayrıca bankaların aktif ve pasifleri arasındaki vade uyumsuzluğu azalırken, bankacılık hesaplarından kaynaklanan faiz riski standart rasyosu tüm bankalarda asgari oranın üzerinde olduğu belirtilen raporda, bankaların yurt dışı finansman koşullarındaki olumlu görünüm korunurken, jeopolitik risklerin yurt dışı borçlanma koşullarına etkisinin sınırlı kaldığı aktarıldı.Raporda, bankacılık sektörünün dış borç yenileme oranlarının yüksek kalmaya devam ettiği ifade edilerek, "Jeopolitik gelişmelere karşın ülke riski primindeki artışın sınırlı kalması yaşanabilecek oynaklıklara karşı bankacılık sektörünü desteklemektedir. Nitekim, yılın ikinci çeyreğinde yapılan sendikasyon kredi işlemlerinde maliyetler bir miktar gerilerken yenileme oranları yüzde 100'ün üzerinde gerçekleşmiştir." denildi.Bankaların karlılık ve sermaye benzeri borçlanma araçları kanalıyla sermaye yeterliliklerini desteklemeyi sürdürdüğü belirtilirken, marttan itibaren artan fonlama maliyetlerinin net faiz marjındaki yükselişi yavaşlattığı bildirildi.Raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:"Kredi risk maliyetleri karlılık üzerinde aşağı yönlü etkide bulunurken, ücret ve komisyon gelirleri sektör karlılığını desteklemektedir. Sermaye yeterlilik rasyosuna ilişkin geçici esnekliklerin kaldırılmasına ve mart ayında TL DİBS faizlerindeki artışa rağmen bankaların sermaye yeterlilik oranları yasal sınırların üzerinde ve uzun dönem ortalamasına yakın seyretmektedir. Sermaye tamponlarının yanında ihtiyari olarak ayrılan serbest karşılıklar, bankaların zarar karşılama kapasitesini desteklemeye devam etmiştir. Yatırım fonlarına ve alternatif finansman kanallarına yönelim banka dışı finansal kuruluşların sistemdeki ağırlığını artırmaktadır. Alternatif finansman modellerinin yaygınlaşması ve yatırım araçlarının çeşitlenmesi, finansal sistemin derinleşmesine ve tasarrufların etkin dağılımına katkıda bulunmaktadır. Bu gelişme banka dışı finansal kesimin reel ekonomi, bankacılık sektörü ve finansal piyasalarla olan bağlantılılığını artırmakta, bu kuruluşların finansal istikrar kapsamında takibi önemli hale gelmektedir."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 22 May 2026 12:04:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türk ekonomisi şoklara karşı dirençlidir"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-ekonomisi-soklara-karsi-direnclidir-1705/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-ekonomisi-soklara-karsi-direnclidir-1705/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45B6BE-42B865-BC72B1-BAB12E-413A82-8069FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanlığı, Finansal İstikrar Komitesi toplantısında, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkilerinin ele alındığını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Finansal İstikrar Komitesinin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45B6BE-42B865-BC72B1-BAB12E-413A82-8069FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanlığı, Finansal İstikrar Komitesi toplantısında, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkilerinin ele alındığını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, Finansal İstikrar Komitesinin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandığı belirtildi.Toplantıda, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkileri ve alınabilecek tedbirlerin kapsamlı şekilde ele alındığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:&#34;Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eş güdüm içinde atılması kararlaştırılmıştır. Komite, tüm gelişmeleri anlık ve yakından izlemeye devam edecektir.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 22 May 2026 10:20:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Workinton'un yeni CEO'su Atilla Taç oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/workintonun-yeni-ceosu-atilla-tac-oldu-6260/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/workintonun-yeni-ceosu-atilla-tac-oldu-6260/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E06945-05E9CC-FCED64-23823E-C1158D-A65A1A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana esnek çalışma alanındaki dönüşüme öncülük eden isimlerden olan Workinton, liderlik kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yönetim, operasyon, ticari büyüme ve stratejik dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Atilla Taç, CEO olarak Workinton'un&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E06945-05E9CC-FCED64-23823E-C1158D-A65A1A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />2012 yılından bu yana esnek çalışma alanındaki dönüşüme öncülük eden isimlerden olan Workinton, liderlik kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yönetim, operasyon, ticari büyüme ve stratejik dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Atilla Taç, CEO olarak Workinton'un yeni dönem büyüme stratejilerine liderlik edecek.Taç, Workinton'un Türkiye ve uluslararası pazarlardaki büyüme stratejilerinin geliştirilmesi, yeni nesil çalışma deneyiminin güçlendirilmesi, franchise yapılanmasının ölçeklenmesi ve teknoloji destekli esnek çalışma çözümlerinin yaygınlaştırılması süreçlerinden sorumlu olacak. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Atilla Taç, kariyerine Unilever Türkiye'de başladı. Unilever global bünyesinde 60'tan fazla ülkede ticari dönüşüm süreçlerine liderlik eden Taç, farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik görevleri de üstlendi.Kariyeri boyunca strateji, iş geliştirme, operasyon yönetimi, müşteri deneyimi ve organizasyonel dönüşüm alanlarında önemli projelere imza atan Taç, Workinton'un yeni nesil çalışma deneyimini daha geniş kitlelere ulaştırırken büyüme yolculuğuna da liderlik edecek.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 21 May 2026 02:13:29 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında yönü ABD-Çin görüşmeleri belirledi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-yonu-abd-cin-gorusmeleri-belirledi-1856/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-yonu-abd-cin-gorusmeleri-belirledi-1856/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11FF4E-C66829-697563-1548C8-1FFFFC-FBA2FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD yönetiminin İran&#39;ın sunduğu ateşkes teklifini kabul etmemesi hafta içindeki önemli gelişmelerden biri olarak öne çıktı. Bu karar, Orta Doğu&#39;daki gerilimin sürebileceği algısını güçlendirdi.Söz konusu gelişme, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11FF4E-C66829-697563-1548C8-1FFFFC-FBA2FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD yönetiminin İran&#39;ın sunduğu ateşkes teklifini kabul etmemesi hafta içindeki önemli gelişmelerden biri olarak öne çıktı. Bu karar, Orta Doğu&#39;daki gerilimin sürebileceği algısını güçlendirdi.Söz konusu gelişme, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol ve doğal gaz akışına ilişkin endişeleri artırdı.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;ın karşı teklifini &#34;kabul edilemez&#34; bulduğu, taraflar arasındaki görüşmelerde Hürmüz Boğazı&#39;nın yeniden açılması ve nükleer program başlıklarında anlaşmazlıkların sürdüğü bildirildi.- ABD enflasyon verileri emtia piyasalarında fiyatlama davranışını belirlediMakroekonomik veri tarafında ise ABD&#39;de enflasyon göstergelerinin beklentileri aşması, emtia piyasalarında fiyatlama davranışını belirleyen bir diğer unsur oldu.ABD&#39;de nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3,8 artarak Mayıs 2023&#39;ten bu yana en güçlü yükselişini kaydetti. Enerji fiyatlarındaki artışın TÜFE&#39;deki yükselişin yüzde 40&#39;tan fazlasını oluşturduğu, gıda fiyatlarında da yukarı yönlü baskının güçlendiği belirtildi.Üretici fiyatlarındaki görünüm de maliyet enflasyonuna ilişkin endişeleri artırdı. ABD&#39;de nisan ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) aylık bazda yüzde 1,4 ile Mart 2022&#39;den bu yana en sert artışını gösterirken, yıllık bazda yüzde 6 ile Aralık 2022&#39;den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.Aynı dönemde ABD Senatosu&#39;nun Kevin Warsh&#39;ı 54&#39;e karşı 45 oyla ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığına onaylaması, para politikasına ilişkin belirsizlikleri de fiyatlamaların merkezinde tuttu.Analistler, Warsh&#39;ın göreve gelmesiyle Fed&#39;in iletişim stratejisi, bilanço yönetimi ve faiz patikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenebileceğini belirterek, yüksek enflasyon verilerinin faiz indirimlerine yönelik beklentilerin ötelenmesine neden olduğunu kaydetti.- Trump-Şi zirvesi enerji ve tarım ürünlerinde izlendiÖte yandan, Trump&#39;ın üst düzey iş insanlarından oluşan heyetle Pekin&#39;e gitmesinin ardından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği zirve, emtia piyasalarında enerji ve tarım fiyatlamaları üzerinde etkili oldu.Beyaz Saray&#39;ın zirve bildirgesinde, iki tarafın Hürmüz Boğazı&#39;nın enerji akışını destekleyecek şekilde açık kalması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.Bu açıklama petrol ve doğal gaz fiyatlarında kısa süreli geri çekilmeye neden olsa da somut bir mekanizma öngörülmemesi ve ABD-İran müzakerelerindeki tıkanıklığın sürmesi, Brent petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin korunmasına yol açtı.Trump&#39;ın, Çin&#39;in soya fasulyesi, enerji ve uçak alımını artırmayı kabul ettiğini belirtmesi de piyasalarda yakından izlendi.- Değerli metallerde satış baskısı öne çıktıDeğerli metaller, haftayı ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin ardından Fed&#39;in para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesiyle düşüşle tamamladı.Analistler, yüksek enflasyonun Fed&#39;in faiz indirim sürecini öteleme ihtimalini artırdığını, bunun da altın gibi faiz getirisi olmayan varlıkların cazibesini azalttığını belirtti.Gümüşün ons fiyatı, hem değerli metal hem de sanayi metali özelliği nedeniyle satış baskısından en fazla etkilenen ürün oldu. Dolar endeksindeki güçlenme ve sanayi talebine yönelik zayıflama beklentileri, gümüşün ons fiyatını baskıladı.İsviçre bankası UBS&#39;in gümüş piyasasında daha küçük açık beklentisine işaret etmesi de fiyatlar üzerinde baskı oluşturan unsurlar arasında yer aldı.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5,5, paladyumda yüzde 5,2, altında ve platinde yüzde 3,8 geriledi.- Baz metallerde karışık seyir izlendiBaz metallerdeki fiyatlamalarda jeopolitik arz riskleri ve Çin talebine ilişkin beklentilerle karışık bir seyir izlendi.Hafta boyunca Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin belirsizlikler, bölgedeki lojistik akışlara yönelik riskler ve arz endişeleri baz metallerde fiyatları destekledi.Buna karşın, ABD&#39;de açıklanan enflasyon verilerinin beklentileri aşması, Fed&#39;in faiz indirimine ilişkin beklentileri zayıflatarak haftanın son kısmında sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturdu.Alüminyumda, Körfez Bölgesi&#39;ndeki üretim kapasitesine yönelik riskler öne çıktı. Bölgedeki bazı tesislerde üretimin normale dönmesinin zaman alacağına ilişkin beklentiler ve Hürmüz kaynaklı lojistik riskler fiyatları destekledi.Bakır fiyatları hafta içinde Hürmüz kaynaklı sülfürik asit ve sülfür arz darlığına ilişkin endişelerle destek bulsa da ABD enflasyon verilerinin ardından kazançlarını sınırladı.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar çinkoda yüzde 2,6, alüminyumda yüzde 1,9, kurşunda yüzde 0,3 ve bakırda yüzde 0,1 artarken, nikelde yüzde 1,9 geriledi.- Enerji emtialarında Hürmüz etkisi sürdüEnerji emtialarındaki fiyatlamalarda Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin belirsizlikler, ABD-İran ateşkes sürecindeki tıkanma ve küresel arz endişeleri etkili oldu.Hafta içinde ABD-İran ateşkes sürecine yönelik haber akışı petrol piyasalarında jeopolitik risk primini artırdı.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;ın son karşı önerisini kabul edilemez bulduğuna ilişkin açıklamaları ve ateşkes sürecinin kırılgan seyrini koruması, arz kesintilerinin sürebileceği endişelerini destekledi.Uluslararası Enerji Ajansı&#39;nın (IEA) küresel petrol arzına ilişkin uyarıları da fiyatları destekledi. IEA, küresel petrol arzının 2026&#39;da günlük 3,9 milyon varil düşeceğini, Körfez üretiminin savaş öncesi seviyenin oldukça altında kaldığını ve küresel envanterlerde sert erime yaşandığını bildirdi.Doğal gaz tarafında ise fiyatlamalarda depolama verileri, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracat tesislerindeki bakım süreci ve Hürmüz kaynaklı küresel LNG arz endişeleri öne çıktı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, 8 Mayıs ile biten haftada ABD doğal gaz depoları 85 milyar fitküp artış gösterirken, toplam stoklar beş yıllık ortalamanın üzerinde kalmayı sürdürdü.Buna karşın, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki jeopolitik gerilim küresel LNG piyasasında sıkışıklığı artırdı. Katar&#39;dan sınırlı sayıda LNG kargosunun Boğaz&#39;dan geçebilmesine karşın, bölgedeki genel ihracat akışlarının kısıtlı kalması fiyatlamalarda destekleyici unsur oldu.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 7,4, Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 7,4 arttı.- Tarım emtialarında ABD-Çin görüşmesi izlendiTarım emtialarında hafta içinde karışık bir seyir izlenirken, ABD-Çin tarımsal ticaretinin genişletilmesine yönelik mesajlar izlendi.Çin Ticaret Bakanlığı, tarafların tarife indirimleri ve tarife dışı engellerin azaltılması yoluyla tarımsal ticareti artırma konusunda ön mutabakat sağladığını açıkladı.Analistler ise ticaret geriliminin azalabileceğine yönelik iyimserliğin tarım emtia piyasasını desteklediğini, ancak Çin&#39;in ihtiyacını büyük ölçüde Brezilya&#39;dan karşılamaya devam etmesi nedeniyle kalıcı etkinin sınırlı kalabileceğini kaydetti.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 3,4 ve buğdayda yüzde 2,7 artarken, mısırda yüzde 3,4 ve soya fasulyesinde yüzde 2,6 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,6 artarken, pamukta yüzde 5,2 ve kahvede yüzde 3,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 3,6 düşüşle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 17 May 2026 11:21:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Fiyat istikrarı büyüme açısından temel önceliğimiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrari-buyume-acisindan-temel-onceligimiz-2897/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrari-buyume-acisindan-temel-onceligimiz-2897/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F06027-326C08-55941D-92F5B6-26B418-70EE83.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Toplantıda yaptığı sunumda, 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerden firmalarla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Konya ve bölge illerinde 2026 yılında 200, son 5 yılda ise toplam 2 bin 723 firma görüşmesi yaptıklarını ifade etti.Karahan, elde edilen&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F06027-326C08-55941D-92F5B6-26B418-70EE83.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Toplantıda yaptığı sunumda, 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerden firmalarla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Konya ve bölge illerinde 2026 yılında 200, son 5 yılda ise toplam 2 bin 723 firma görüşmesi yaptıklarını ifade etti.Karahan, elde edilen nitelikli ve zamanlı bilgileri karar alma süreçlerinde kullandıklarını belirterek &#34;Konjonktürel gelişmelerin yanı sıra yapısal sorunlar hakkında bilgi ediniyoruz. İletilen beklenti ve önerileri ilgili kamu kurumlarıyla paylaşıyoruz. Reel sektör temsilcileriyle çift yönlü bir iletişim kuruyoruz.&#34; dedi.TCMB rezervlerinde 100 milyar doların üzerinde artış sağlandığını kaydeden Karahan, 143 milyar dolara ulaşmış olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) bakiyesinin ise sıfıra yaklaştığını belirtti.Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme açısından temel öncelik olduğunu vurgulayan Karahan, "Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz." ifadesini kullandı.Kısa vadeli enflasyon görünümünde jeopolitik risklerin arttığına dikkati çeken Karahan, buna karşın temel mal ve hizmetlerde ılımlı seyrin sürdüğünü belirtti.Karahan, enflasyonun orta vadede uygulanacak politika duruşuyla şekilleneceğini ifade ederek sıkı para politikası yaklaşımının devam edeceğini dile getirdi.Karahan, &#34;Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir.&#34; dedi.Kurulun politika faizine ilişkin atacağı adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentileri dikkate alarak belirlediğini kaydeden Karahan, para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığını belirtti.Karahan, son dönem gelişmelerinin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini ifade ederek "Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır." diye konuştu.Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşun sürdürüldüğünü vurgulayan Karahan, iç talepte dengelenmenin ve finansal koşullardaki sıkılığın dezenflasyon sürecini desteklediğini belirtti.Küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğünü aktaran Karahan, jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerine işaret ederek &#34;Ekonomide büyüme sürerken jeopolitik riskler gidişatta belirleyici olacak.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Karahan, fiyat istikrarının yatırım, üretim ve uzun vadeli ekonomik istikrar açısından önem taşıdığını vurgulayarak &#34;Fiyat istikrarı kalıcı ve genele yayılan refah artışı sağlayacak.&#34; ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 16 May 2026 08:45:23 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Borsa, altın ve euro kaybettirdi, dolar kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-euro-kaybettirdi-dolar-kazandirdi-6444/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/borsa-altin-ve-euro-kaybettirdi-dolar-kazandirdi-6444/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F8884E-408582-ED6EBC-343007-2B3F98-563CD0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.265,67 puanı ve en yüksek 15.204,92 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,61 altında 14.367,60 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 4,16 azalışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F8884E-408582-ED6EBC-343007-2B3F98-563CD0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.265,67 puanı ve en yüksek 15.204,92 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,61 altında 14.367,60 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 4,16 azalışla 6 bin 630 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,14 düşüşle 44 bin 671 liraya geriledi.Geçen hafta sonu 11 bin 588 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 4,16 azalarak 11 bin 105 liraya geriledi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,39 artarak 45,5440 lira olurken, avro yüzde 0,81 azalışla 53,0320 liraya geriledi.Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,03 değer kaybederken, emeklilik fonları yüzde 0,10 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 1,16 ile &#34;Fon Sepeti Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 16 May 2026 02:22:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Asıl mesele, düşük enflasyonun kalıcı hale getirilebilmesidir"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/asil-mesele-dusuk-enflasyonun-kalici-hale-getirilebilmesidir-7357/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/asil-mesele-dusuk-enflasyonun-kalici-hale-getirilebilmesidir-7357/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B9C66-D78A82-9230D2-52EC42-164D86-7C3D26.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, yalnızca faiz artırımıyla enflasyonun kontrol altına alınamayacağını, hukuk, kurumların bağımsızlığı ve öngörülebilirlik gibi alanlarda güven veren adımların da gerekli olduğunu vurguladı.Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır en önemli sorunlarından biri olan yüksek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B9C66-D78A82-9230D2-52EC42-164D86-7C3D26.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez, yalnızca faiz artırımıyla enflasyonun kontrol altına alınamayacağını, hukuk, kurumların bağımsızlığı ve öngörülebilirlik gibi alanlarda güven veren adımların da gerekli olduğunu vurguladı.Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır en önemli sorunlarından biri olan yüksek enflasyonun, dönemsel gerilemelere rağmen yeniden yükselme eğilimi göstermesini değerlendiren Eğilmez, enflasyonla mücadelenin yalnızca fiyat artışlarını düşürmekten ibaret olmadığını ifade etti. Ona göre asıl mesele, düşük enflasyonun kalıcı hale getirilebilmesi.Eğilmez, ekonomi yönetimlerinde sıkça görülen "önce büyüme, sonra enflasyonla mücadele" anlayışının ciddi riskler yarattığını belirterek, enflasyonun sadece fiyat artışı değil aynı zamanda beklentilerin bozulması anlamına geldiğini söyledi. Vatandaşların ve piyasaların gelecekte fiyatların daha da yükseleceğine inanmasının, enflasyonu daha dirençli hale getirdiğini kaydetti.Enflasyonun kaynağı doğru tespit edilmeliYazısında talep enflasyonu ile maliyet enflasyonu arasındaki farklara dikkat çeken Eğilmez, yanlış teşhislerin yanlış ekonomi politikalarına yol açtığını ifade etti. Talep kaynaklı enflasyonda faiz ve vergiler yoluyla tüketimin baskılanmasının etkili olabileceğini belirten Eğilmez, maliyet enflasyonunda ise üretim giderlerini artıran unsurların kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.Türkiye gibi ithal girdiye bağımlı ekonomilerde döviz kurunun belirleyici olduğuna işaret eden Eğilmez, kur artışlarının üretim maliyetlerini hızla yükselttiğini ve bunun doğrudan fiyatlara yansıdığını ifade etti. Bu nedenle düşük kur politikasının kısa vadede enflasyonu frenleyebildiğini ancak uzun vadede sanayi üretimi, ihracat ve cari denge üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.Tek bir neden yokEğilmez'e göre Türkiye'de yapılan önemli hatalardan biri de enflasyonu tek bir sebebe bağlamak. Talep ve maliyet enflasyonunun çoğu zaman aynı anda yaşandığını belirten ekonomist, alınan önlemlerin yan etkilerine dikkat çekti. Özellikle faiz artışlarının tüketimi yavaşlatırken aynı zamanda üreticinin finansman maliyetini yükselterek yeni fiyat artışlarını tetikleyebileceğini ifade etti.Beklentiler ve güven vurgusuEnflasyonla mücadelede beklentilerin kritik rol oynadığını belirten Eğilmez, üretici, yatırımcı ve tüketicinin geleceğe ilişkin güven duymadığı bir ortamda fiyatlama davranışlarının bozulduğunu söyledi. Ona göre yalnızca para politikasıyla değil, kapsamlı bir reform programıyla güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerekiyor.Bu kapsamda hukuk devleti, liyakat, kurumların bağımsızlığı, demokratik standartlar ve öngörülebilir ekonomik yönetimin önemine dikkat çeken Eğilmez, ekonominin sadece rakamlardan değil aynı zamanda güven unsurundan oluştuğunu ifade etti.Şok program mı, aşamalı program mı?Mahfi Eğilmez, enflasyonla mücadelede kullanılan iki temel yöntemin "şok program" ve "aşamalı program" olduğunu belirtti. Şok programlarda faizlerin hızla yükseltildiğini, vergilerin artırıldığını ve talebin sert biçimde baskılandığını aktaran Eğilmez, bu yöntemlerin uzun süre uygulanmasının kayıt dışılığı ve ekonomik daralmayı artırabileceğini söyledi.Aşamalı programların ise daha kontrollü ilerlediğini ifade eden Eğilmez, bu yöntemin başarısının büyük ölçüde yapısal reformlara ve olumlu beklenti yönetimine bağlı olduğunu kaydetti.2021 politikaları enflasyonu tetiklediEğilmez, özellikle 2021 yılında uygulanan düşük faiz politikasının Türkiye'de enflasyonun kontrolden çıkmasına neden olduğunu savundu. Enflasyon yükselirken faiz indiriminin devam ettiğini hatırlatan ekonomist, bunun kur şokuna yol açtığını, yükselen döviz kurunun da maliyetler üzerinden fiyatları hızla artırdığını ifade etti.2023 ortasından itibaren daha geleneksel ekonomi politikalarına dönüş yapıldığını belirten Eğilmez, faiz artırımları, vergi düzenlemeleri ve kayıt dışılıkla mücadele adımlarının aşamalı bir program niteliği taşıdığını söyledi. Ancak bu sürecin en büyük eksikliğinin yapısal reformların devreye alınmaması olduğunu vurguladı.2001 sonrası dönem örnek olabilirTürkiye'nin geçmişte enflasyonu düşürmeyi başardığını hatırlatan Eğilmez, 2001 krizi sonrası uygulanan programın yalnızca faiz politikalarından oluşmadığını belirtti. Bankacılık reformları, mali disiplin ve Avrupa Birliği üyelik sürecinin yarattığı güven ortamının beklentileri iyileştirdiğini ve enflasyonun tek haneye gerilemesini sağladığını ifade etti.Eğilmez'e göre bugün de en büyük sorun güven eksikliği. Yapısal reformların hayata geçirilmemesi ve mevcut kurumsal yapının zayıflaması nedeniyle beklentilerin bozulduğunu belirten ekonomist, bunun da enflasyonun yeniden yükselmesine yol açtığını söyledi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 14 May 2026 02:35:45 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/cari-acigin-belirgin-sekilde-gerilemesini-ongoruyoruz-3645/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/cari-acigin-belirgin-sekilde-gerilemesini-ongoruyoruz-3645/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CDE1DD-EEEE3D-0307F9-D72D15-A80952-80EF62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan mart ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Martta yıllıklandırılmış cari açığın 39,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine işaret eden Şimşek, &#34;Nisan ayında&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CDE1DD-EEEE3D-0307F9-D72D15-A80952-80EF62.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal&#39;deki hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan mart ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.Martta yıllıklandırılmış cari açığın 39,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine işaret eden Şimşek, &#34;Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte, yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açığın artacağına değinerek, şunları kaydetti:&#34;Uyguladığımız programla, sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde, bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Marttaki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis&#39;te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi&#39;nin, finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 13 May 2026 16:43:05 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında barış umudu fiyatlamaya yön verdi]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-baris-umudu-fiyatlamaya-yon-verdi-8012/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-baris-umudu-fiyatlamaya-yon-verdi-8012/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C9EBC-BA9E89-52AD0A-A4E71A-348BC9-15B73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da kalıcı barışın sağlanabileceğine yönelik iyimserlik, enerji fiyatlarında savaş priminin azalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.Analistler, Orta Doğu&#39;da kalıcı&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C9EBC-BA9E89-52AD0A-A4E71A-348BC9-15B73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Orta Doğu&#39;da kalıcı barışın sağlanabileceğine yönelik iyimserlik, enerji fiyatlarında savaş priminin azalmasına neden olurken, petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği beklentilerini güçlendirdi.Analistler, Orta Doğu&#39;da kalıcı bir barış ihtimalinin yalnızca petrol fiyatlarında değil, navlun, gübre ve diğer emtia maliyetlerinde de risk primlerini azaltabileceğini belirtti.Bu gelişmelerin yanı sıra ABD&#39;de açıklanan makroekonomik veriler de yatırımcılar tarafından yakından takip edildi.ABD&#39;de tarım dışı istihdam nisanda 115 bin kişi artarken, işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Ortalama saatlik kazançlar aylık bazda yüzde 0,2, yıllık bazda ise yüzde 3,6 yükseldi.Veriler, iş gücü piyasasının direncini koruduğuna işaret ederken, ücret artışlarındaki sınırlı seyir enflasyon baskılarının kontrol altında kalabileceğine yönelik değerlendirmeleri destekledi.Analistler, ABD istihdam verilerinin ekonomide sert yavaşlama endişelerini sınırladığını, buna karşın ücret artışlarının ılımlı kalmasının ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimi beklentilerini tamamen ortadan kaldırmadığını ifade etti.- Değerli metallerde paladyum hariç yükseliş görüldüDeğerli metaller, tamamlanan haftada ABD-İran savaşının sona erebileceğine yönelik beklentilerle petrol kaynaklı enflasyon endişelerinin hafiflemesi ve dolar endeksinin zayıflamasının etkisiyle paladyum hariç pozitif seyir izledi.Analistler, geçen hafta değerli metallerde ABD-İran anlaşmasına yönelik iyimserliğin öne çıktığını, bu beklentinin enerji kaynaklı enflasyon ve yüksek faiz endişelerini azalttığını kaydetti.Gümüşün ons fiyatı, hem değerli metal özelliği hem de sanayi üretiminde kullanılan bir metal olması nedeniyle dolar endeksindeki geri çekilme ve risk iştahındaki toparlanmadan diğer değerli metallere kıyasla daha güçlü destek buldu.Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 6,5, platinde yüzde 3,6 ve altında yüzde 2,2 artarken, paladyumda yüzde 2,3 geriledi.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metaller, tamamlanan haftada Orta Doğu&#39;da gerilimin azalabileceğine yönelik beklentilerle risk iştahının toparlanması ve dolar endeksindeki zayıflamaya karşın ürün bazlı arz-talep gelişmelerinin etkisiyle karışık seyretti.Bakır fiyatları, kısa vadeli jeopolitik rahatlama ve uzun vadeli talep görünümünün etkisiyle geçen hafta baz metaller içinde en güçlü yükselişi kaydetti. Bakır, yapay zeka, veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji yatırımları ve şebeke altyapısı gibi alanlardan kaynaklanan yapısal talep beklentileriyle desteklenmeye devam etti.Alüminyum, çinko ve kurşundaki artışlarda da risk iştahındaki toparlanma ve sanayi metallerine yönelik alımlar etkili oldu.Buna karşın nikel, arz fazlası endişeleri nedeniyle negatif ayrıştı. Endonezya kaynaklı yüksek üretim ve küresel arz görünümündeki rahatlama, nikel fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.Baz metallerde tezgah üstü piyasalarda geçen hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 5,4, çinkoda yüzde 2,6, alüminyumda yüzde 1,9 ve kurşunda yüzde 1,1 artarken, nikelde yüzde 2,4 geriledi.- Brent petrol değer kaybettiBrent petrol, tamamlanan haftada değer kaybederken, düşüşte ABD ile İran arasında anlaşmaya varılabileceğine ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatının normale dönebileceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Savaş ve arz kesintisi riskinin azalması, petrol fiyatlarında oluşan jeopolitik risk priminin geri alınmasına yol açtı.Analistler, petrol fiyatlarının ABD-İran görüşmelerine ilişkin haber akışıyla dalgalandığını, diplomatik ilerleme ihtimalinin fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 8,1 gerilerken, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 0,3 arttı.- Tarım emtiaları karışık seyrettiTarım emtialarında tamamlanan haftada arz ve talep dengesindeki değişimlerden kaynaklanan ürün bazlı ayrışmalar öne çıktı.Pirinç fiyatları, vadeli piyasalardaki pozisyonlanma, arz beklentileri ve küresel tahıl piyasalarında yaşanan tedarik belirsizlikleriyle desteklendi.Buğday ve mısır fiyatlarındaki düşüşte ise ABD&#39;de ekim ilerleyişinin beklentilerden iyi gitmesi ve yatırımcıların haftalık bazda tarım kontratlarında pozisyon azaltması etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, mısır ve soya ekimleri beş yıllık ortalamaların üzerinde seyrediyor. Bu durum arz tarafına ilişkin endişeleri kısmen sınırlayarak buğday ve mısır fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 8,7 ve soya fasulyesinde yüzde 0,3 artarken, buğdayda yüzde 2,8 ve mısırda yüzde 1,9 geriledi.Kakao fiyatları, tamamlanan haftada temel arz-talep dengesinden çok, fonların kısa pozisyon kapatmaları sonucu oluşan alımların etkisiyle sert yükseldi. Bu gelişmenin yanı sıra Batı Afrika&#39;da yeni sezon üretimine ilişkin endişeler de fiyatlamaları destekledi.Kahve fiyatları ise Brezilya&#39;nın 2026-2027 sezonu kahve mahsulünün elverişli hava koşulları ve üretici bakım faaliyetlerinin etkisiyle önceki sezona göre yüzde 11,5 artmasının beklendiğine yönelik haber akışıyla geriledi. Dünyanın en büyük kahve üreticisi olan Brezilya&#39;da rekolte beklentilerinin güçlenmesi, fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, küresel gıda fiyat endeksi nisanda aylık bazda yüzde 1,6 artarak 130,7 puana çıktı ve yükselişini üçüncü aya taşıdı. Bitkisel yağ fiyatlarındaki artış gıda fiyatlarındaki yükselişte belirleyici olurken, tahıl fiyatlarındaki artış daha sınırlı kaldı.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 0,6 artarken, kahvede yüzde 4,3 ve şekerde yüzde 1,7 düşüş görülürken, kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 17,9 artışla tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 10 May 2026 11:18:06 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SPK, açığa satış yasağını 26 Mayıs'a kadar uzattı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/spk-aciga-satis-yasagini-26-mayisa-kadar-uzatti-1220/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/spk-aciga-satis-yasagini-26-mayisa-kadar-uzatti-1220/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF740C-7DD096-DA735C-54791E-670160-767815.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SPK, konuya ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra, kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin de aynı tarihe kadar devam edeceği bildirildi.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF740C-7DD096-DA735C-54791E-670160-767815.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />SPK, konuya ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra, kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin de aynı tarihe kadar devam edeceği bildirildi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 17:07:53 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu hafta tüm yatırım araçları kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-807/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-hafta-tum-yatirim-araclari-kazandirdi-807/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4EF486-F58366-6B7FBD-0A8DED-918DF8-32334A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.321,03 puanı ve en yüksek 15.167,10 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,29 üzerinde 15.062,65 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,19 artışla&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4EF486-F58366-6B7FBD-0A8DED-918DF8-32334A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 14.321,03 puanı ve en yüksek 15.167,10 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,29 üzerinde 15.062,65 puandan tamamladı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,19 artışla 6 bin 918 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,17 yükselişle 46 bin 601 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 229 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,19 artarak 11 bin 588 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,40 artarak 45,3650 lira olurken, avro yüzde 1,15 yükselişle 53,4640 liraya çıktı.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,27, emeklilik fonları yüzde 2,54 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 4,65 ile &#34;Hisse Senedi Fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 09 May 2026 07:44:40 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Biz bu krizi ülkemiz için fırsata dönüştüreceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-sanayisini-sanayide-donusumun-motoru-olacak-3094/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/savunma-sanayisini-sanayide-donusumun-motoru-olacak-3094/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194717-06C2A3-358603-DD4E24-155CEA-E8785C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Anadolu Ajansı Katılım Zirvesi&#39;nde konuştu.Kısa vadede belirsizliklerin yüksek olduğunu kaydeden Şimşek küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem olduğunu ifade etti.Şimşek Türkiye&#39;nin enerji tarafında Hürmüz Boğazı&#39;na&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_194717-06C2A3-358603-DD4E24-155CEA-E8785C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Anadolu Ajansı Katılım Zirvesi&#39;nde konuştu.Kısa vadede belirsizliklerin yüksek olduğunu kaydeden Şimşek küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem olduğunu ifade etti.Şimşek Türkiye&#39;nin enerji tarafında Hürmüz Boğazı&#39;na bağımlılığının olmadığını belirtti.Orta vadede yapısal sorunlar olduğunu ancak önemli fırsatlar da olduğunu dile getiren Şimşek &#34;Aslında maalesef dünyanın birçok köşesinde gerginlikler yeni normale dönüşmüş durumda. Korumacılık eğilimleri de yeni değil. Yapay zeka insanlık için önemli bir devrim. Bu da hazırlık, altyapı gerekiyor ve maalesef ülkeler arası eşitsizliği artırabilecek bir teknoloji. Yüksek küresel borçluluk da önemli bir sorun.&#34; değerlendirmesini yaptı.Bakan, Türkiye&#39;nin ticaret ortaklarında büyümenin gerilemesinin ister istemez Türkiye&#39;yi de etkileyeceğini dile getirdi.Çatışmanın getirdiği büyük bir küresel şokla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Bakan &#34;Buna rağmen programın önceliklerinde hiçbir zaman değişiklik öngörmedik&#34; dedi.Bu sene enflasyon, cari açık, bütçe açığı, büyüme hedefleriyle gerçekleşmeler arasında bir takım sapma olacağını ifade eden Şimşek &#34;Bu yüksek olasılık ama temelde programı ana hatlar itibarıyla rayında tutmak için gerekeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz&#34; ifadesini kullandı.Şimşek: &#34;Şoklar büyük ancak yönetilebilir, çünkü şoklara dayanıklılık için mali disiplin gibi tamponlar inşa ettik&#34; dedi.Krizi fırsata dönüştüreceklerini belirten Bakan Şimşek &#34;Biz bu krizi heba edemeyiz, mutlaka ve mutlaka bunu ülkemiz için fırsata dönüştüreceğiz, bizim derdimiz bu&#34; ifadesini kullandı.Şimşek 27 Şubat&#39;tan itibaren Borsa İstanbul&#39;da tüm şirketlerin değerinin 425 milyar dolardan 516 milyar dolara çıktığını belirtti. Şimşek, Türkiyeyi küresel ticaret üssü yapmak, çok uluslu şirketlerin yönetim merkezlerini İstanbul Finans Merkezi'ne çekmek istediklerini bildirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Thu, 07 May 2026 16:50:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında geçen ay ralli havası yaşandı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-ay-ralli-havasi-yasandi-3165/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-gecen-ay-ralli-havasi-yasandi-3165/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1198A9-ED3D0A-4D20CE-E6F50F-11B2C3-58610D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran savaşının etkisi petrol piyasasının ötesine geçerek gübreler, endüstriyel metaller ve tarım sektörlerine yayılırken arza ilişkin endişeler emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.Nisan ayı, petrol şoku olarak başlayan sürecin, tedarik&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1198A9-ED3D0A-4D20CE-E6F50F-11B2C3-58610D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />ABD/İsrail-İran savaşının etkisi petrol piyasasının ötesine geçerek gübreler, endüstriyel metaller ve tarım sektörlerine yayılırken arza ilişkin endişeler emtia piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.Nisan ayı, petrol şoku olarak başlayan sürecin, tedarik zinciri aksamaları, artan ulaşım maliyetleri, gübre kıtlığı ve para politikası ile döviz piyasaları etrafındaki artan belirsizlik nedeniyle daha geniş bir emtia enflasyonu döngüsüne dönüştüğü bir dönem oldu.Değerli metallere bakıldığında fiyatlar ons bazında altında yüzde 1, gümüşte yüzde 1,8 azalırken platinde yüzde 1,6, paladyumda yüzde 3,3 arttı.Petrol kaynaklı enflasyon endişeleri ve tahvil faizlerindeki yükseliş geçen ay da altın fiyatlarını baskıladı. Yüksek petrol fiyatları, güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri gümüş için de zorlu bir makroekonomik ortam oluşmasına neden oldu.Küresel platin açığının artmaya devam etmesiyle platin fiyatları ile yeşil enerji talebinin artacağına yönelik öngörülerle paladyum fiyatları arttı.- Baz metaller sert yükseldiBaz metallerde geçen ay ralli havası yaşandı.Tezgah üstü piyasada geçen ay fiyatlar, libre bazında bakırda yüzde 6, alüminyumda yüzde 1,3, kurşunda yüzde 3,5, nikelde yüzde 13,1 ve çinkoda yüzde 4,1 arttı.Bakır fiyatları nisan ayında kayda değer bir toparlanma gösterdi. Bakırdaki bu yükseliş fiziksel talep sinyallerindeki iyileşme ve tedarik zinciri kırılganlığına ilişkin sıkıntıların devam etmesi nedeniyle gerçekleşti.Fosil yakıt fiyatlarındaki artış ve enerji güvenliği konusundaki endişelerin artması, alternatif enerji kaynaklarına yönelik küresel ilgiyi artırdı ve yenilenebilir enerji, şebeke altyapısı, pil depolama ve elektrik üretim kapasitesine yapılan yatırımları hızlandırdı.Aynı zamanda, yapay zeka, elektrifikasyon ve veri merkezlerinden kaynaklanan artan elektrik talebi, üretim, iletim ve depolama alanlarında büyük çaplı bir genişleme ihtiyacını daha da artırıyor.Bu gelişmelerin tümü, enerji dönüşümünün belkemiği olan bakırın, ister elektrik şebekeleri, ister elektrikli araçlar, ister pil sistemleri ya da yenilenebilir enerji üretimi olsun, gelecekte yapısal olarak daha yüksek bir talep göreceğine işaret etmeye devam ediyor.Küresel alüminyum piyasası da ABD/İsrail-İran savaşından kaynaklı bu yıl arz açığıyla karşı karşıya kalıyor.Körfez ülkelerinde alüminyum eritme tesislerinde artan tedarik aksamaları, alüminyum piyasasında önemli bir açığın oluşmasına neden oldu. Bu durum, alüminyum tedarikindeki kısa vadeli toparlanmayı sınırlıyor ve arza ilişkin risklerin devam etmesine yol açıyor.Endonezya&#39;nın tüm nikel cevheri sınıfları için referans taban fiyatlarını yükseltmesi ise nikel fiyatlarındaki artışta etkili oldu.Analistler, Endonezya hükümetinin savaşın yükselttiği petrol fiyatlarıyla artan bütçe baskısından dolayı ek gelir aradığını belirtti.Çinkoda arz açığı olacağına yönelik öngörüler fiyatlarda yükselişe neden oldu.Uluslararası Kurşun ve Çinko Araştırma Grubu 2026 yılında çinkoda küresel çapta arz açığı olacağını öngörüyor.Enerji grubuna bakıldığında Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,9 artarken Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 8,1 azaldı.Orta Doğu&#39;da gerginliğin devam etmesi ve Hürmüz Boğazı kaynaklı risklerin sürmesi petrol arzına ilişkin endişelerin artmasına neden olurken Brent petrol yükseliş serisini 4. aya taşıdı.Artan fiziksel arz sıkıntısı ve bazı bölgelerde doğrudan petrol arzına ilişkin endişelerin artması petrol fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu. Hürmüz Boğazı&#39;nın neredeyse tamamen kapanması, küresel enerji piyasalarını giderek daha fazla sıkıştıran aksaklığı uzatmaya devam ediyor. Dünyanın en önemli petrol arterlerinden biri üzerinden yapılan akışlar hala ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.Devam eden jeopolitik gerilimlere karşın ABD-İran arasında barış olabileceğine dair beklentilerle doğal gaz fiyatlarında düşüş görüldü.- Tarım grubunda pamuk rallisi öne çıktıChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 3,3, mısırda yüzde 3,7, soya fasulyesinde yüzde 2,1 artarken pirinçte yüzde 5,1 azaldı.Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar, kahvede yüzde 4,3, şekerde 5,9 azalış kaydetti, pamukta yüzde 17,4, kakaoda yüzde 8,2 arttı.Tarım sektörü de emtia piyasasında nisan ayındaki yükselişte daha büyük bir rol oynadı. Kuraklık ve gübre konusundaki endişelerin birleşerek arz beklentilerini daraltmasıyla buğday öne çıktı.ABD&#39;nin önemli tarım bölgelerinde yaşanan kuraklık ve gübre maliyetlerindeki artışın da etkisiyle buğday ekim alanları tarihi düşük seviyelere indi. Bu durum buğday fiyatlarında yükselişi tetikledi.Mısır ve soya fasulyesi fiyatları da petrol fiyatlarındaki yükselişten destek buldu.Pirinç stoklarında yaşanan artış ve talebe yönelik artan endişeler pirinç fiyatlarında değer kaybına neden oldu.Kahve fiyatları, Brezilya&#39;da rekor hasat olacağı beklentisiyle geriledi. Yüksek üretim rakamları ve talebin azalacağına yönelik endişeler, şeker fiyatlarında değer kaybına yol açtı.ABD&#39;deki kuraklık ve don riski nedeniyle de pamuk fiyatları yükseldi.Gübre kıtlığı ve El Nino&#39;nun üretimi olumsuz etkileyeceğine yönelik endişelerle de kakao fiyatları yükseldi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 13:16:58 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Eşel mobil olmasaydı petrol daha çok yükselirdi"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/esel-mobil-olmasaydi-petrol-daha-cok-yukselirdi-1817/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/esel-mobil-olmasaydi-petrol-daha-cok-yukselirdi-1817/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C18098-DBF3BE-91C4B2-51E821-B0CABB-240DAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, TRT Haber&#39;de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın etkisiyle küresel ekonomide büyük bir enerji şoku yaşandığını dile getiren Şimşek, Türkiye&#39;nin enerji arzı boyutuyla sorunu olmadığını söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C18098-DBF3BE-91C4B2-51E821-B0CABB-240DAE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, TRT Haber&#39;de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bölgedeki savaşın etkisiyle küresel ekonomide büyük bir enerji şoku yaşandığını dile getiren Şimşek, Türkiye&#39;nin enerji arzı boyutuyla sorunu olmadığını söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin Hürmüz Boğazı&#39;na bağımlılığının çok düşük seviyede olduğuna işaret ederek, &#34;Petrol fiyatlarındaki artış, dış dengede ilave açığa sebep olacak. Enflasyonist etkisi var. Bütün bunlar bir gerçek. Biz ayrı bir gezegende değiliz. Dünyada çok büyük arz şoku var ve bu Türkiye&#39;yi etkileyecek.&#34; diye konuştu.Akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sistemini devreye aldıklarını anımsatan Şimşek, &#34;Akaryakıt ürünlerinde maktu ÖTV&#39;miz var. Eşel mobil sistemi üzerinden ÖTV&#39;den feragat edip vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Eşel mobil olmasaydı bugün 90 lira olacak olan bir litre mazot şu anda 73 liranın altında. Benzinin litre fiyatı da eşel mobil olmasaydı yaklaşık 79 lira olacaktı, şu anda yaklaşık 65 lira. Dolayısıyla dikkat ederseniz şokun önemli bir kısmını vatandaşlarımıza, Türkiye&#39;de faaliyet gösteren şirketlerimize, sanayicimize, esnafımıza yansıtmadık.&#34; değerlendirmelerinde bulundu.- &#34;Eşel mobil sistemini devreye almasaydık enflasyondaki artış daha dramatik olacaktı&#34;Şimşek, vatandaşın alım gücünü önemli ölçüde korumayı hedeflediklerinin altını çizerek, büyük küresel şok olmasına rağmen bütçede bir alan olduğunu ve bu şokun etkisini sınırlamak istediklerini anlattı.Enflasyonda geçici yükselişle karşı karşıya kalındığını belirten Şimşek, &#34;Eşel mobil sistemini devreye almasaydık enflasyondaki artış çok daha dramatik olacaktı. Şu andaki yansıma üçte bir oranında bile değil. Dolayısıyla enflasyondaki artışı da sınırlamış olduk. Eşel mobili devreye almasaydık, ham petrol fiyatlarındaki artışı olduğu gibi pompa fiyatlarına yansıtsaydık enflasyon çok daha yüksek seviyelere çıkmış olurdu. İş dünyamızın rekabet gücünü önemsiyoruz. Eşel mobille aslında çiftçimizi, esnafımızı, sanayimizi, ihracatımızı desteklemiş olduk. Esas itibarıyla vatandaşımızın alım gücünü, ülkemizin rekabet gücünü önemli ölçüde korumak için bu fedakarlığı yaptık.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, eşel mobil uygulamasının bütçeye etkisine ilişkin de değerlendirmede bulunarak, şunları kaydetti:&#34;İlk iki ayda bize maliyeti, 90 milyar lira. Ciddi bir rakam, 2 milyar dolar. Yılın tamamında benzer durum devam ederse etki yaklaşık 600 milyar lira civarında. Bugünkü fiyatlarla 13-14 milyar dolarlık rakamdan bahsediyoruz. Bütçede disiplini tesis etmeseydik, kamuda tasarruf yapmasaydık, gelirlerimizi artırma çabasına girmeseydik, harcamaları kontrol altına almasaydık, bütçe açığını geçen sene düşüremeseydik bunu yapma imkanımız olmayacaktı. Dolayısıyla bütçede ciddi bir disiplini, iyi bir performansı yakaladığımız içindir ki eşel mobil sistemini devreye aldık ve bunun sayesinde de şokun etkisini sınırlamış olduk.&#34;Türkiye&#39;nin çok güçlü bir savunma sanayisi olduğunu ve bunun, ülkenin çatışmalardan uzak durmasını sağlayan bir caydırıcılık gücü sunduğunu bildiren Şimşek, &#34;Savunma sanayisi, bir taraftan da sanayide yüksek katma değerli dönüşümün motoru. Dolayısıyla bunu küçümsememek lazım. Savunma sanayisi dışında imalat sanayisinde, hizmetlerde uzun bir süredir önemli bir üs olduk. Bu avantajları daha da güçlendirmek istiyoruz.&#34; diye konuştu.Şimşek, Meclise sunulan teklifin ihracatı, doğrudan yatırımları ve çok uluslu şirketlerin bölgesel merkezlerini Türkiye&#39;ye çekme hedefi taşıdığını aktararak bu konuları uzun süredir çalıştıklarını ifade etti.Finansmanın kalitesinin artırılmasının önemine işaret eden Şimşek, &#34;Finansmanın kalitesini artırmak demek, borç yaratmayan, doğrudan Türkiye&#39;ye sermaye cezbetmekten geçiyor.&#34; ifadesini kullandı.Şimşek, İstanbul Finans Merkezi&#39;nin, 2009&#39;dan beri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından önemsenen bir proje olduğunu belirterek bütün ekosistemiyle bu konumu güçlendirdiklerini söyledi.- &#34;Uzun vadede Türkiye&#39;yi önemli bir ticaret merkezi yapar&#34;Düzenleme içindeki önemli hususlardan birinin transit ticaret olduğunun bilgisini veren Şimşek, &#34;Singapur, Hollanda ve Hong Kong gibi ülkeler önemli transit ticaret merkezleri. Transit ticaret teşviki yeni değil. Fakat bunu dramatik şekilde güçlendiriyoruz. Eğer bir firma transit ticaret yapmak üzere İstanbul Finans Merkezi&#39;nde faaliyet gösterirse yüzde 100 kurumlar vergisinden istisna olacak. Yok eğer İstanbul Finans Merkezi dışında ülkemizin herhangi bir köşesinde transit ticaret faaliyetinde bulunacaksa o zaman da kurumlar vergisi istisnasını yüzde 95 yapıyoruz. Hemen etki yaratacak bir husus değil ama orta, uzun vadede Türkiye&#39;yi önemli bir ticaret merkezi yapar. Bunu önemsiyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, bunun ihracatın ve imalat sanayisinin teşvikine ilişkin bir adım olduğunu belirterek Türkiye&#39;de genel kurumlar vergisi oranının yüzde 25, finans sektörü için de yüzde 30 olduğunu anımsattı.Bunu imalatçı ihracatçılar için yüzde 9&#39;a, diğer ihracatçılar için yüzde 14&#39;e indirmek istediklerini aktaran Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:&#34;Teklif bu şekilde kabul görürse, bu çok dramatik bir husus olacak. Türkiye çok önemli bir ekonomi, iç pazar oldukça büyük. Bizim amacımız, hem yurt içinde hem de dünyadan ihracata dayalı imalat sanayi yatırımlarını çekmek. Böylece yatırımları artırmayı, dış ticaret açığını azaltmayı hedefliyoruz. Amaç burada uluslararası doğrudan yatırımlar için bir cazibe merkezi olmak, ihracatı desteklemek, imalat sanayini desteklemek.&#34;Şimşek, nitelikli hizmet merkezlerinin Türkiye&#39;ye gelmesini teşvik etmek için Google, Microsoft ve Apple gibi şirketlerin hizmetlerine ilişkin faaliyet merkezlerini Türkiye&#39;ye taşımalarını istediklerini söyledi.Türkiye&#39;nin çok önemli bir sanayi ve hizmetler üssü olduğuna dikkati çeken Şimşek, &#34;Hizmet merkezinizi Türkiye&#39;ye taşımanız ve gelirlerinizin en az yüzde 80&#39;ini yurt dışından elde etmeniz halinde, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 20 yıl süreyle kurumlar vergisini sıfırlıyoruz. Merkez İstanbul Finans Merkezi dışında konumlanırsa da kurumlar vergisinde yüzde 95 indirim sağlıyoruz.&#34; dedi.Burada nitelikli istihdam desteklerinin de söz konusu olduğunu dile getiren Şimşek, Türkiye ve yurt dışarıdan çalışanlar için 4 ila 6 asgari ücrete kadar gelir vergisi istisnası sunacaklarını aktardı.Şimşek, bu kapsamda Türkiye&#39;ye gelmek isteyen büyük şirketler olduğuna işaret ederek &#34;Çok ciddi bir ilgi olacak. Burada çok daha hızlı sonuç alacağız.&#34; diye konuştu.Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için &#34;tek durak ofisine&#34; dönüştüreceklerini bildiren Şimşek, ofisin birçok konuda tek durak hizmeti vereceğini söyledi.- &#34;Düzenleme, geçmiştekilerden farkı olacak&#34;Şimşek, yurt dışından sermayenin gelmesini teşvik edeceklerini belirterek, şunları söyledi:&#34;Dünyada milyonerler trafiği var. Vergi avantajlarına göre bazı ülkelerden milyonerler kendi ikametlerini başka ülkelere taşıyabiliyor. Son yıllarda birçok ülke bu konuda adım attı. Bu trafiğin bir kısmını Türkiye&#39;ye çekebilir miyiz, vergi teşvikleriyle bu sermayeyi cezbedip Türkiye&#39;nin bankacılık sektörünü büyütebilir miyiz, finans sektörünü derinleştirebilir miyiz, uzun vadeli borç olmayan sermayeyi Türkiye&#39;de tutabilir miyiz, amaç o. Burada da yeni bir statü getiriyoruz. Sermayelerini Türkiye'ye getirenlere, yurt dışından elde edip Türkiye&#39;ye getirdikleri gelirler için 20 yıl süreyle vergi istisnası sağlıyoruz. Türkiye&#39;de çalışıp Türkiye&#39;de bir şey kazanırsa vergilendireceğiz ama yurt dışından kazandığını Türkiye&#39;ye getirdiğinde vergilendirilmeyecek.&#34;Geçmişte varlık barışının yapıldığını, yurt dışındaki vatandaşların kazançlarının çifte vergilendirme anlaşmaları çerçevesinde vergilendirildiğini anlatan Şimşek, &#34;Oralarda bir birikim varsa onun Türkiye&#39;ye getirilmesi konusunda bir düzenleme. Düzenleme tabii yüce Meclisimizin takdirinde, nasıl sonuç şeklini verirler ama bu düzenlemenin geçmişteki düzenlemelerden bir farkı olacak.&#34; ifadelerini kullandı.Şimşek, kaynağın Türkiye&#39;ye getirilmesini veya beyanını yeterli bulmayacaklarını, vergi muafiyetinden yararlanabilmesi için mutlaka sistemde bir süre tutulmasını isteyeceklerinin altını çizerek, normal şartlar altında yüzde 5&#39;lik vergi koyduklarını söyledi.Yüzde 5&#39;lik verginin 10&#39;a çıkartılması veya 0&#39;a indirilmesine Cumhurbaşkanının yetkili olacağını, bankada tutulan süreye ve enstrümana göre vergi oranlarını farklılaştıracaklarını bildiren Şimşek, &#34;Bu parayı bankada tuttuğunuz sürelere bağlı olarak, hazine kağıtlarında, hazine tahvillerinde tuttuğunuz süreye göre vergi oranlarını farklılaştıracağız. Vergi alacağız ama bu vergi oranlarındaki farklılaştırmayı ne kadar vadede, yani ne kadar sürede tuttuğunuz ve hangi enstrümanda tuttuğunuza bağlı olarak farklılaştıracağız.&#34; dedi.- &#34;Af niteliğinde olmayacak&#34;Vergisini ödeme konusunda iradeye sahip ama koşulların zorladığı mükelleflerin taksit sayısını artırmaya yönelik Meclisten yetki istediklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Şu anda 36 aya kadar vade yapılabiliyor, bunu daha da uzatılabilir mi diye bir yetki maddesi var. Vergi borçlarının yapılandırılmasında teminat konusu var. Özellikle biz esnafımız ve KOBİ&#39;lerimize yönelik belli bir seviyeye kadar teminat aramama yetkisi almak istiyoruz. Bizden bir yapılandırma talebi vardı piyasadan. Biz bu yetkileri aldıktan sonra bir çerçeve çizeceğiz, daha uzun vadeli taksitlendirme, maksimum 72 aya kadar olacak eğer kabul görürse. Şu anda 36 aya kadar yetki var. Teminat konusunda yine özellikle KOBİ düzeyine kadar teminat konusunda esneklik sağlamayı düşünüyoruz. Faiz konusunda da zaten şu anda Bakanlığın yetkisi var. O gün geldiğinde de hiçbir koşulda enflasyonun altında olmama şartıyla taksitlendirme, yapılandırma kolaylığı sağlamayı düşünüyoruz ama hiçbir şekilde af niteliğinde olmayacak.&#34;- &#34;Hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz&#34;Şimşek, Orta Vadeli Program&#39;ın (OVP) yılda bir kez eylülde açıklandığını belirterek &#34;Şimdi burada bizim önceliklerimizde bir değişiklik yok, onu bir kere altını çizeyim. Yani dezenflasyon sürecini biz ne pahasına olursa olsun korumak istiyoruz. Yani enflasyonun aşağı çekilmesi, hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz bu konuda tereddüt yok.&#34; dedi.Petrol fiyatlarındaki artışa dikkati çeken Şimşek, &#34;Yaz aylarında tekrar değerlendirme yapacağız, 2026&#39;yı gözden geçirip 2027 ve sonrası için orta vadeli perspektif sunacağız. Enflasyonu bu sene yüzde 20, hatta yüzde 20'nin altında görmeyi bekliyorduk ancak bu şokla birlikte bir miktar yüksek seyredebilir.&#34; diye konuştu.Şimşek, petrol fiyatlarındaki her yüzde 10&#39;luk artışın enflasyonu doğrudan yaklaşık 1,1 puan artırdığını bildirerek, &#34;Petroldeki her 10 dolarlık artış cari açığı doğrudan 3-4 milyar dolar, doğalgazda da benzer bir artış olursa yaklaşık 5 milyar dolar civarı artırıyor. 65 dolar yerine 95 dolar olursa yaklaşık 15 milyar dolarlık ilave açık oluşur. Buna turizm dahil değil ama şunu net söyleyeyim etkiler yönetilebilir olacak.&#34; diye konuştu.Bütçe açığının yüzde 3,5&#39;ten yüzde 4&#39;e çıkabileceğini, cari açığın milli gelire oranında 1-2 puanlık artışın yönetilebilir olduğunu ifade eden Şimşek, yıl sonu enflasyon beklentisinin piyasalarda yüzde 27&#39;ye yükseldiğini, hedeflerinin ise yeniden yüzde 20&#39;li seviyeler olduğunu söyledi.Şimşek, Türkiye&#39;nin bölgedeki krize güçlü girdiğine aktararak, &#34;2023 ortasına göre çok ciddi rezerv birikimimiz söz konusu, bu da bu şoku hissettirmeden atlatmamıza yardımcı oldu. Enflasyonda da mesafe kat ettik. Bu sene güçlü şekilde odaklanıp enflasyonu tekrar 20&#39;li rakamlara indirmeyi hedefliyoruz.&#34; değerlendirmesinde bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 07:03:08 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Sorun sadece enflasyon değil üretimin paylaşımı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-sadece-enflasyon-degil-uretimin-paylasimi-8078/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/sorun-sadece-enflasyon-degil-uretimin-paylasimi-8078/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7BBEB-05AA0E-BA54FF-E96E8F-953515-7C3DA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez'e göre, çalışan kesimin daha fazla çalışmasına rağmen refahını aynı ölçüde artıramamasının nedeni yalnızca ekonomik krizler değil, üretimden alınan payın giderek sermaye lehine değişmesi.Eğilmez, üretimin sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin birleşmesiyle&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D7BBEB-05AA0E-BA54FF-E96E8F-953515-7C3DA5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Eğilmez'e göre, çalışan kesimin daha fazla çalışmasına rağmen refahını aynı ölçüde artıramamasının nedeni yalnızca ekonomik krizler değil, üretimden alınan payın giderek sermaye lehine değişmesi.Eğilmez, üretimin sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin birleşmesiyle ortaya çıktığını belirterek, oluşan değerin toplum kesimleri arasında eşit dağılmadığına dikkat çekti. Tartışmaların çoğu zaman "şirketler mi kazanıyor, çalışanlar mı?" eksenine sıkıştığını ifade eden ekonomist, asıl gerilimin emeğin kazancı ile sermayenin getirisi arasında yaşandığını söyledi.Emek zamanla sınırlıSermayenin doğası gereği büyüme eğiliminde olduğunu belirten Eğilmez, emeğin ise zamanla sınırlı olduğuna işaret etti. Bir kişinin günde belirli saat çalışabileceğini, buna karşın sermayenin doğru koşullarda sürekli büyüyebildiğini ifade eden Eğilmez, bu yapısal farkın uzun vadede gelir dağılımındaki eşitsizliği artırdığını kaydetti.Sanayi Devrimi'yle birlikte üretimin hızlandığını ancak bu dönüşümün bedelini büyük ölçüde emek kesiminin ödediğini hatırlatan Eğilmez, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve güvencesiz koşulların dönemin temel özellikleri olduğunu belirtti. İşçi haklarında yaşanan ilerlemenin ise sendikal örgütlenme ve sosyal devlet uygulamaları sayesinde mümkün hale geldiğini söyledi.Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal devlet anlayışının güçlendiğini belirten Eğilmez, çalışma saatlerinin sınırlandığı, sosyal güvenlik sistemlerinin kurulduğu ve emeğin daha fazla korunduğu bir dönemin yaşandığını ifade etti. Ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte küreselleşmenin hızlandığını, sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırıldığını ve iş gücü piyasalarının daha esnek hale getirildiğini vurguladı.Sendikaların etkisi zayıfladıBugün gelinen noktada sendikaların etkisinin zayıfladığına dikkat çeken Eğilmez, kısa süreli sözleşmelerin, düşük ücretlerin ve güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaştığını kaydetti. Teknolojik dönüşümün de bu süreci hızlandırdığına işaret eden ekonomist, yapay zekâ ve otomasyonun birçok işi insanlardan daha hızlı ve düşük maliyetle yapabilir hale geldiğini söyledi.Eğilmez'e göre artık tartışma yalnızca ücretlerin düşüklüğü değil, gelecekte emeğe duyulan ihtiyacın azalması ihtimali etrafında şekilleniyor. Bu nedenle dünyada evrensel temel gelir gibi yeni modellerin tartışılmaya başlandığını belirten Eğilmez, insanların gelir elde edememesi halinde yalnızca bireysel refahın değil, ekonomik sistemin sürdürülebilirliğinin de risk altına gireceğini ifade etti.Önümüzdeki dönemin en kritik sorusunun "Üretimde emeğin rolü azalırsa ortaya çıkan değer nasıl paylaşılacak?" olacağını söyleyen Eğilmez, bu meselenin artık yalnızca ekonomiyle sınırlı olmadığını, siyasetten teknolojiye kadar geniş bir alanı ilgilendiren küresel bir sınava dönüştüğünü dile getirdi.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 06 May 2026 02:05:37 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ülkemiz ekonomisini güçlendirecek olan her türlü programı destekliyoruz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemiz-ekonomisini-guclendirecek-olan-her-turlu-programi-destekliyoruz-5225/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkemiz-ekonomisini-guclendirecek-olan-her-turlu-programi-destekliyoruz-5225/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60FC8-C13DF9-24F5C7-CAE89D-D350AB-92C2FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Odadan yapılan açıklamaya göre, ATO&#39;nun nisan ayı olağan meclis toplantısı yapıldı.Baran, buradaki konuşmasında küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye&#39;nin, &#34;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#34; ile yatırımlar açısından&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C60FC8-C13DF9-24F5C7-CAE89D-D350AB-92C2FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Odadan yapılan açıklamaya göre, ATO&#39;nun nisan ayı olağan meclis toplantısı yapıldı.Baran, buradaki konuşmasında küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye&#39;nin, &#34;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#34; ile yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini derinden sarstığını, yaşanan gelişmelerin küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturduğunu kaydetti.İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan gerilimlerin küresel ölçekte etkiler doğurduğunu vurgulayan Baran, şu değerlendirmede bulundu:&#34;Dünya petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı&#39;nda yaşanan gelişmeler tedarik zincirlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Hürmüz&#39;deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa&#39;dan Asya&#39;ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor.&#34;Baran, program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının dikkat çekici olduğuna işaret ederek, yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik &#39;Tek Durak Büro&#39; uygulamasının da önemli olduğunu bildirdi.Düzenlemelerin, Türkiye&#39;nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendireceğine işaret eden Baran, şunları kaydetti:&#34;Startup ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır. Üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, ülkemiz ekonomisini güçlendirecek her türlü programı destekliyoruz.&#34;- &#34;KOBİ&#39;lerin vergi yükü hafifletilmeli&#34;Baran, küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığının altını çizdi.Türkiye&#39;de üretim ve istihdamda önemli bir rol üstlenen KOBİ&#39;lerin vergi yükünü yüklenirken, yararlanabildikleri indirim ve istisnaların sınırlı olduğunu belirten Baran, şu ifadeleri kullandı:&#34;Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor, hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor. İş dünyası olarak, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak, vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#39;yla ülke içinde, üretim ve ticaret yapan işletmeler için vergi konusunda bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine inanıyoruz. Vergide adalet ve rekabet için 7 ayrı oranda uygulanan kurumlar vergisinin yüzde 15 olarak tek orana indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir. Böylelikle ekonomimizin bütünü, tedarik zincirinin tamamı desteklenmiş olacaktır.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 15:11:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik riskler etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-etkili-oldu-7667/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-riskler-etkili-oldu-7667/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5896C2-D34B2C-A5D395-643330-CC80C2-ED8E97.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca emtia piyasalarında jeopolitik gelişmeler, enerji arzına yönelik belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikası mesajları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen Tahran&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5896C2-D34B2C-A5D395-643330-CC80C2-ED8E97.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Hafta boyunca emtia piyasalarında jeopolitik gelişmeler, enerji arzına yönelik belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikası mesajları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın İran&#39;la müzakereleri askıya aldığını açıklamasına rağmen Tahran yönetiminin uzlaşmacı bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı piyasalarda dalgalı bir seyir oluşturdu.Büyük merkez bankalarının faiz kararları ve merkez bankası başkanlarının sözle yönlendirmeleri de emtia piyasalarında risk algısını şekillendiren başlıca unsurlar arasında yer aldı.ABD&#39;nin İran limanlarına yönelik uzun süreli abluka hazırlığı ve Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji geçişlerine ilişkin endişeler, Brent petrol üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.Petrol fiyatlarının yüksek seyri, enflasyonist baskıların güçlenebileceğine yönelik endişeleri artırırken, enerji maliyetleri üzerinden diğer emtia gruplarında da oynaklığın yükselmesine yol açtı.Trump, İran ile görüşmelerin devam ettiğini ancak Tahran yönetiminin kendisine ulaştırdığı son tekliften &#34;memnun olmadığını&#34; belirtti. Söz konusu açıklama, İran&#39;ın ABD ile müzakerelerde aracılık yapan Pakistan yönetimine savaşı sona erdirebilecek bir anlaşma için yeni teklif sunduğuna ilişkin haberlerin ardından geldi.Öte yandan, Trump yönetiminin ABD Kongresi&#39;ne gönderdiği mektupta, bölgedeki ABD Silahlı Kuvvetleri&#39;nin varlığına rağmen İran ile savaşı &#34;sona ermiş&#34; saydığını resmen bildirmesi jeopolitik risk algısında kısmi rahatlama sağladı. Buna karşın Hürmüz Boğazı&#39;ndan enerji geçişlerine yönelik belirsizliklerin sürmesi, enerji fiyatlarında yukarı yönlü risklerin korunmasına neden oldu.- Enflasyon riskleri merkez bankalarının temkinli duruşunu desteklediEnflasyon risklerinin gündemde kalmaya devam ettiği haftada başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizlerini beklentiler doğrultusunda sabit tuttu.Merkez bankası başkanlarının sözle yönlendirmelerinde temkinli bir ton öne çıkarken, Fed Başkanı Jerome Powell&#39;ın güvercin tondan uzak mesajları para politikasında ilave sıkılaşma ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.Fed&#39;in faiz kararının 8&#39;e karşı 4 oyla alınması da komite içindeki görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret etti.Makroekonomik veri tarafında ise ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde beklentilerin altında büyümesi, küresel talep görünümüne ilişkin soru işaretlerini artırdı. Buna karşın büyümenin ivme kazanma eğilimini koruması, resesyona yönelik endişelerin sınırlı kalmasını sağladı.Bu gelişmelerle birlikte tahvil piyasalarında satış baskısının artmasıyla ABD&#39;nin 10 yıllık tahvil faizi haftalık bazda yaklaşık 10 baz puan yükselerek yüzde 4,3970&#39;e çıktı. Dolar endeksi ise haftalık bazda yüzde 0,4 düşüşle 98,2 seviyesinden kapandı.Öte yandan, gelecek hafta ABD&#39;de açıklanacak tarım dışı istihdam verisi yatırımcıların odağına yerleşti.- Değerli metaller paladyum hariç negatifDeğerli metaller, tamamlanan haftada paladyum hariç negatif bir seyir izledi. Jeopolitik risklerin güvenli liman talebini desteklemesine karşın, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırması ve tahvil faizlerindeki yükseliş, fiyatlamalar üzerinde baskı oluşturdu.Haftanın son bölümünde İran&#39;ın müzakereler için yeni bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı, petrol fiyatlarında kısmi gevşemeye ve değerli metallerde kayıpların sınırlanmasına neden olsa da haftalık bazdaki negatif görünümü değiştirmedi.Analistler, değerli metallerde jeopolitik risklerin fiyatları desteklemeye devam ettiğini ancak Fed&#39;in faiz patikasına ilişkin belirsizlikler ve tahvil faizlerindeki yükselişin fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar paladyumda yüzde 1,9 artarken, altında yüzde 2, platinde yüzde 1,4 ve gümüşte yüzde 0,4 geriledi.- Baz metaller karışık seyrettiBaz metallerde ise karışık bir seyir izledi. Çin&#39;den gelen imalat sanayi verilerinin talep görünümüne sınırlı destek vermesine karşın, küresel büyümeye ilişkin belirsizlikler, yüksek enerji maliyetleri ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine yönelik beklentiler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.Çin&#39;de nisan ayı imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi&#39;nin (PMI) 50,3 ile genişleme bölgesinde kalması, baz metaller için talep görünümünü desteklemesine karşın, hizmet sektörü PMI 49,4&#39;e gerileyerek daralma bölgesine indi.Bakır fiyatlarında enerji dönüşümü ve altyapı yatırımlarına ilişkin uzun vadeli talep beklentileri korunurken, kısa vadede yüksek faiz ortamı, küresel sanayi üretimine yönelik endişeler satış baskısını artırdı.Analistler, temiz enerji, yapay zeka için elektrik şebekesi yatırımlarının bakır ile alüminyum talebini destekleyebileceğini ancak kısa vadeli fiyatlamalarda küresel büyüme beklentileri, enerji maliyetleri ve faiz görünümünün belirleyici olmayı sürdürdüğünü belirtti.Baz metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar nikelde yüzde 1,2 artarken, kurşun yatay seyretti. Aynı dönemde alüminyum yüzde 1,8, bakır yüzde 1,9 ve çinko yüzde 3,8 değer kaybetti.- Brent petrol değer kazandıBrent petrol tamamlanan haftada pozitif bir seyir izlerken, Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin arz endişeleri, ABD-İran hattındaki müzakere belirsizliği ve ABD stok verileri fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.ABD-İran müzakerelerinde sonuç alınamaması, Orta Doğu arzında uzun süreli kesinti endişelerini artırdı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, ülkede ticari ham petrol stokları 24 Nisan ile biten haftada 6,2 milyon varil azalarak 459,5 milyon varile geriledi.Petrol fiyatlamalarında Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ cephesinden gelen haber akışı da yatırımcılar tarafından takip edilirken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+ üyeliklerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.Analistler, ayrılık sonrasında grubun piyasa üzerindeki yönlendirme gücüne ilişkin soru işaretlerinin arttığını belirterek, OPEC+&#39;ın buna rağmen üretim hedeflerinde sınırlı artışa gitmeye hazırlandığını bildirdi.İngiltere merkezli küresel bankacılık ve finansal hizmetler grubu Barclays, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki kesintilerin uzamasını gerekçe göstererek 2026 yılı Brent petrol fiyat tahminini varil başına 85 dolardan 100 dolara yükseltti. Banka, kesintilerin daha uzun sürmesi halinde fiyatların 110 dolara kadar çıkabileceğini bildirdi.Doğal gazda ise enerji güvenliğine ilişkin endişeler, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışlarına yönelik riskler ve Avrupa&#39;da enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesi fiyatları destekledi.Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 10,2, Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 7,4 arttı.- Tarım emtiaları kahve hariç pozitif seyrettiTarım emtialarında ise bu hafta kahve hariç pozitif bir seyir izlendi. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, biyoyakıt üretiminin artacağına yönelik beklentiler üzerinden mısır, soya fasulyesi ve şeker fiyatlarını desteklerken, gübre ve lojistik maliyetlerine ilişkin endişeler de tahıl piyasalarında yukarı yönlü fiyatlamaları güçlendirdi.Chicago Ticaret Borsası&#39;nda işlem gören mısır, buğday ve soya fasulyesi, haftanın ilk bölümünde ABD-İran hattındaki görüşmelerin duraklaması ve ham petrol fiyatlarındaki yükselişten destek buldu. Ham petrol fiyatlarındaki artış, biyoyakıt talebine ilişkin beklentilerle mısır ve soya fasulyesi fiyatlarını destekledi.Hafta içinde buğday fiyatları Haziran 2024&#39;ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Ancak ham petrol fiyatlarında görülen kısmi geri çekilme ve ABD&#39;nin orta kesimlerinde hava koşullarının iyileşeceğine yönelik tahminler, haftanın son bölümünde tahıl fiyatlarında kar satışlarına yol açtı.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar mısırda yüzde 3,5, buğdayda yüzde 3,2, soya fasulyesinde yüzde 2 ve pirinçte yüzde 0,7 yükseldi.Şeker fiyatlarında, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi ve Brezilya&#39;da şeker kamışının etanol üretimine yönlendirilebileceğine ilişkin beklentiler yükselişi destekledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 6,2 ve şekerde yüzde 6,1 artarken, kahvede yüzde 1,7 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,9 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 03 May 2026 12:17:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["İhracat tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-tarihimizin-en-yuksek-seviyesine-ulasti-3200/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-tarihimizin-en-yuksek-seviyesine-ulasti-3200/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_381A2D-D5FF3A-5B91A3-8FEB62-289B3C-31CE5A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi.İhracatın nisanda takvim etkisinin de katkısıyla yıllık yüzde 22,3 artarken ithalat artışının yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Yıllıklandırılmış&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_381A2D-D5FF3A-5B91A3-8FEB62-289B3C-31CE5A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi.İhracatın nisanda takvim etkisinin de katkısıyla yıllık yüzde 22,3 artarken ithalat artışının yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Yıllıklandırılmış ihracat 275,8 milyar dolar ile tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Jeopolitik gerginliklerin sürdüğü ikinci çeyrekte takvim etkisiyle dış ticaret görünümünde dönemsel dalgalanmalar olacaktır. Küresel koşulların zorlu olduğu bu dönemde ülkemize döviz kazandıran sektörleri ve üretimde dönüşümü desteklemeye, rekabet gücünü artıran yapısal adımları atmaya devam ediyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 May 2026 12:42:48 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İTÜ Arı Teknokent patentli girişim gücüyle  öne çıkıyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/itu-ari-teknokent-patentli-girisim-gucuyle-one-cikiyor-9717/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/itu-ari-teknokent-patentli-girisim-gucuyle-one-cikiyor-9717/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A302E-74903C-D6997C-6C77C3-4F5A9F-07C73C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Patent Effect girişimi tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin patent ekosistemine ışık tutan en kapsamlı, veri odaklı yıllık analizlerden biri olan "Türkiye'nin Patent Raporu"na göre İTÜ ARI Teknokent, teknoparklar arasında patentli start-up sayısı sıralamasında önemli bir başarıya&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7A302E-74903C-D6997C-6C77C3-4F5A9F-07C73C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Patent Effect girişimi tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin patent ekosistemine ışık tutan en kapsamlı, veri odaklı yıllık analizlerden biri olan "Türkiye'nin Patent Raporu"na göre İTÜ ARI Teknokent, teknoparklar arasında patentli start-up sayısı sıralamasında önemli bir başarıya imza atarak 136 girişim ile ikinci sıraya yükseldi. İTÜ ARI Teknokent'in bu yükselişi, sürdürülebilir inovasyon stratejilerinin ve girişimcilik ekosistemine sağlanan çok yönlü desteklerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.İTÜ ARI Teknokent'in sıralamadaki yükselişinin arkasında, 2022 yılında kurulan ARI Teknoloji Transfer Ofisi (ARI TTO) ile birlikte sistematik hale gelen patent mentorluğu programları ve fikri mülkiyet odaklı destek mekanizmaları yer alıyor.Girişimcilere sunulan birebir danışmanlık süreçleri, fikirlerin yalnızca geliştirilmesini değil; aynı zamanda korunabilir ve ticarileşebilir çıktılara dönüşmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, teknoparktaki inovasyon kapasitesini doğrudan güçlendiriyor.İTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren ARI TTO, girişimlerin fikri mülkiyet süreçlerini uçtan uca kurguluyor ve yönetiyor. Fikri mülkiyet farkındalığı oluşturulmasından patent stratejisinin belirlenmesine ve ticarileşme sürecinin hızlandırılmasına kadar uzanan bu yapı, geliştirilen teknolojinin ekonomik değere dönüşmesini mümkün kılıyor.Bu sayede girişimler yalnızca patent üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri teknolojiyi pazara taşıyarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde ediyor."Patent sürecini yönetmeyen girişim, ticarileşmede zorlanır"İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Girişimcilerin patent süreçlerini yalnızca teşvik etmekle sınırlı kalmıyoruz. Bu sürecin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi için aktif destek sağlıyoruz. Özellikle finansmana erişimde yaşanan zorlukları aşmaya yönelik çözümler geliştiriyor, girişimlerin ihtiyaç duyduğu kaynaklara ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. Patent ve lisanslama süreçlerini tamamlayan girişimler, doğrudan ticarileşmeye odaklanarak geliştirdikleri teknolojiyi pazara daha hızlı sunabiliyor. Bu nedenle fikri mülkiyet üretimi ve finansmana erişim, girişimlerin büyümesinde iki kritik kaldıraç görevi görüyor. Kurulan bütüncül yapı sayesinde girişimler yalnızca teknoloji geliştirmiyor; bu teknolojiyi ticarileştiriyor ve rekabet gücü yüksek şirketlere dönüşüyor."Patent üretimi yatırım performansına yansıyorBu yıl yedincisi yayımlanan rapora göre, İTÜ ARI Teknokent girişimleri "Yatırım Alan Patentli Startup Firmaları" listesinde de güçlü bir performans sergiledi. Listede yer alan 35 girişimin 13'ünün bu ekosistemden çıkması, kurulan yapının yatırım üretme kapasitesini açık biçimde ortaya koydu.Listenin zirvesinde yer alan RePG Enerji, yatırım alan patentli startup'lar arasında da ilk sırada konumlanarak dikkat çekici bir başarı elde etti. Bununla birlikte Büyütech'in ilk üçte yer alması, İTÜ ARI Teknokent'in güçlü ve dengeli girişim portföyünü bir kez daha ortaya koydu.RePG Enerji küresel ölçekte konumlandıİTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren RePG Enerji Sistemleri, Triadik Patent Şampiyonu Firmalar listesinde yer aldı. Bu başarı, şirketin yenilenebilir enerji alanında geliştirdiği teknolojilerin küresel ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. RePG Enerji, yüksek katma değer üreten ve uluslararası rekabet gücü taşıyan girişimlerin güçlü bir örneğini temsil ediyor.Ölçek, model ve somut çıktı bir aradaİTÜ ARI Teknokent, bugün 420'nin üzerinde aktif Ar-Ge firması ve bugüne kadar desteklediği 5.500'ün üzerinde startup ile Türkiye'nin en kapsamlı girişimcilik ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Bu girişimlerin 2.000'den fazlası faaliyetini sürdürüyor.Bu ölçek, yalnızca büyüklüğü değil; sürdürülebilir başarı üretme kapasitesini de gösteriyor. Patentli girişim sayısında elde edilen 2'ncilik ve yatırım alan girişimler içindeki güçlü temsil, bu yapının somut çıktıları arasında yer alıyor.Girişimciliği, akademiyi ve sanayiyi aynı sistem içinde buluşturan model; fikir aşamasından ticarileşmeye uzanan bütüncül bir yapı sunuyor. Bu sistem, girişimlerin teknoloji üreten ve rekabet avantajı kuran şirketlere dönüşmesini sağlıyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 02 May 2026 09:27:00 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Hizmet ihracatındaki konumumuzu daha da güçlendireceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hizmet-ihracatindaki-konumumuzu-daha-da-guclendirecegiz-2368/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/hizmet-ihracatindaki-konumumuzu-daha-da-guclendirecegiz-2368/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75034E-4926EC-6BB3F2-846B22-EE0599-8FBA95.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hizmet ihracatı desteklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Hizmet ticaret fazlasının ulaştığı noktaya dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Ülkemizi hizmet ihracatında önemli bir merkez haline getirme hedefi doğrultusunda&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75034E-4926EC-6BB3F2-846B22-EE0599-8FBA95.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hizmet ihracatı desteklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Hizmet ticaret fazlasının ulaştığı noktaya dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Ülkemizi hizmet ihracatında önemli bir merkez haline getirme hedefi doğrultusunda döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemeye devam ediyoruz. Hizmet ticaret fazlası 63 milyar dolara ulaşarak bu alandaki potansiyelimizi açıkça ortaya koymaktadır. Birçok hizmetlerde kazancın tamamının ülkemize getirilmesi şartıyla, vergi indirimini yüzde 100&#39;e çıkararak yüksek katma değerli hizmet ihracatındaki küresel konumumuzu daha da güçlendireceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 01 May 2026 12:50:26 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-yuzyilinda-yatirimlar-icin-guclu-merkez-programi-8902/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-yuzyilinda-yatirimlar-icin-guclu-merkez-programi-8902/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_18B4F3-6367F4-38FD0E-EF373C-B12645-1C1AE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_18B4F3-6367F4-38FD0E-EF373C-B12645-1C1AE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#39;ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı.Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi.&#34;Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır&#34; ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi.- &#34;Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir&#34;Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, &#34;Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir.&#34; değerlendirmesinde bulunuldu.Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı:&#34;KOSGEB aracılığıyla KOBİ&#39;lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan &#39;Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı&#39; kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi&#39;nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, &#39;Tek Durak Büro&#39; uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır.&#34;- &#34;Türkiye önemli bir potansiyele sahip&#34;EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ&#39;lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, &#34;Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda &#39;Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı&#39; başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır.&#34; bilgisi verildi.Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:&#34;İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Tue, 28 Apr 2026 15:16:12 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtımda merkezi bir üs oldu"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-bir-us-oldu-27/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-uretim-ticaret-ve-dagitimda-merkezi-bir-us-oldu-27/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_42F3E6-9DA674-7E95A0-E61200-CF5673-BC585C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde &#34;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez&#34; basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_42F3E6-9DA674-7E95A0-E61200-CF5673-BC585C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde &#34;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez&#34; basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu da yer aldı.Açılışta konuşan Yılmaz, küresel ekonominin, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçtiğine, jeopolitik gerilimlerin birçok bölgede yoğunlaştığına dikkati çekti.İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanma riski ve ABD&#39;nin sürece dahil olmasının zaten kırılgan olan ortam üzerinde ilave baskı oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, bu gelişmelerin enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve küresel finansal koşulları doğrudan etkilediğini söyledi.Yılmaz, bu parçalanmış küresel ortamda dayanıklılık, öngörülebilirlik ve üretim kapasitesinin küresel yatırımların yönünü belirleyen temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:&#34;Türkiye bu ortamda güven ve disiplinle yol almaktadır. Bölgemizdeki gelişmelerin ekonomimiz üzerindeki muhtemel etkilerini sınırlamak ve piyasaların düzenli ve sağlıklı işleyişini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri hayata geçiriyoruz. Makro ekonomik istikrarı korurken üretim altyapımızı güçlendirmeye ve dayanıklı büyüme patikamızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye yatırım ve sanayi faaliyetleri açısından istikrarlı, öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş lojistik kabiliyetleri ve küresel değer zincirlerine derin entegrasyonuyla ülkemiz yatırımcılar için rekabetçi ve köklü bir ekosistem sunmaktadır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu&#39;nun kesişim noktasında bulunan stratejik coğrafi konumumuz küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline gelmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin rekabet gücünü artırmak ve yatırım ortamını güçlendirmek amacıyla yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Mon, 27 Apr 2026 13:53:07 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasalarında jeopolitik risk ve enflasyon endişesi etkili oldu]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-risk-ve-enflasyon-endisesi-etkili-oldu-6031/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasalarinda-jeopolitik-risk-ve-enflasyon-endisesi-etkili-oldu-6031/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673736-F0B05E-190332-27DDCC-C4B997-2D70E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu gelişmelerle emtia piyasalarında karışık bir seyir izlenirken yatırımcıların odağı büyük merkez bankalarının para politikası kararlarına çevrildi.Hürmüz Boğazı&#39;nda deniz taşımacılığına ilişkin riskler, petrol ve doğal gaz fiyatlamalarında jeopolitik risk priminin&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673736-F0B05E-190332-27DDCC-C4B997-2D70E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Bu gelişmelerle emtia piyasalarında karışık bir seyir izlenirken yatırımcıların odağı büyük merkez bankalarının para politikası kararlarına çevrildi.Hürmüz Boğazı&#39;nda deniz taşımacılığına ilişkin riskler, petrol ve doğal gaz fiyatlamalarında jeopolitik risk priminin korunmasına neden olurken enerji fiyatlarından kaynaklı enflasyon endişeleri fiyatlamalar üzerinde belirleyici etkisini gösterdi.ABD-İran müzakerelerinin yeniden başlayıp başlamayacağına yönelik haber akışı piyasalarda temkinli seyri beraberinde getirdi. Haftanın son işlem gününde ABD tarafından gelen müzakerelerin tekrar başlatılmasına yönelik adımlar emtia piyasalarında risk iştahını kısmen destekledi.Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Pakistan&#39;ın başkenti İslamabad&#39;da yapılması beklenen ABD-İran görüşmelerine ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner&#39;in katılacağını, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance&#39;in ise toplantıya gitmeyeceğini açıkladı.Leavitt, Trump&#39;ın ulusal güvenlik ekibiyle müzakere sürecini yakından izleyeceğini ve ortaya çıkacak tabloya göre her türlü aksiyonu alabileceğini ifade etti.Öte yandan, Orta Doğu&#39;daki gerilimlerin gölgesinde gelecek hafta gözler ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararına çevrildi.Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed&#39;in gelecek hafta politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor. Orta Doğu&#39;daki çatışmalar nedeniyle yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırabileceği endişesi, Fed&#39;e yönelik bu yılki faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesinde etkili oluyor.Jeopolitik gerilimlerin odakta olduğu süreçte Fed Başkanı Jerome Powell&#39;ın sözle yönlendirmelerinin, Fed&#39;in gelecek döneme ilişkin yol haritasına ışık tutması bekleniyor. Powell&#39;ın enerji fiyatları, enflasyon görünümü ve para politikasına ilişkin vereceği mesajların başta altın olmak üzere değerli metaller, petrol ve baz metaller üzerinde etkili olabileceği öngörülüyor.Analistler, söz konusu faiz kararının alınacağı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının, Powell&#39;ın görev süresi dolmadan önce yapacağı son toplantı olarak da öne çıktığını kaydetti.- Değerli metallerde güçlü dolar ve yüksek faiz baskısı öne çıktıDeğerli metaller, haftayı Orta Doğu&#39;daki gelişmelere ilişkin endişelerin, büyük merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentileri olumsuz etkileyebileceği öngörüsüyle negatif seyirle tamamladı.ABD-İran hattında müzakere sürecine ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişeleri petrol fiyatlarını desteklerken enerji maliyetlerindeki yüksek seyir küresel enflasyon beklentilerini artırdı. Bu durum, büyük merkez bankalarının faiz indirimlerinde daha temkinli hareket edebileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi.Faiz indirim beklentilerinin zayıflamasıyla dolar endeksinde toparlanma ve ABD tahvil faizlerinde yükseliş görülürken faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerinde baskı oluştu.Analistler, jeopolitik risklerin altın başta olmak üzere güvenli liman varlıklarını desteklediğini ancak güçlü dolar ve yüksek faiz beklentilerinin hafta genelinde fiyatlamalarda daha belirleyici olduğunu kaydetti.Bu gelişmelerle değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 6,5, platinde yüzde 4,5, paladyumda yüzde 4,5 ve altında yüzde 2,6 geriledi.- Baz metallerde Çin verileri ve arz endişeleri izlendiBaz metallerde ise bu haftada, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve enerji arzına ilişkin endişeler fiyatlamalar üzerinde etkili olurken yatırımcıların odağı Çin ekonomisine yönelik makroekonomik verilere çevrildi.Çin&#39;de mart ayına ilişkin açıklanan makroekonomik veriler, sanayi tarafında büyümenin sürdüğüne ancak iç talep ve yatırımlarda ivme kaybının devam ettiğine işaret etti.Ülkede sanayi üretimi martta yıllık bazda yüzde 5,7 artarken perakende satışlardaki artış yüzde 1,7&#39;ye geriledi. Sabit varlık yatırımları da yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,7 artarak beklentilerin altında kaldı.Nikelde haftalık yükselişte arz endişeleri ve piyasa dengesine ilişkin beklentiler etkili oldu. Arz fazlasının azalabileceğine yönelik haber akışı ve paslanmaz çelik talebinde toparlanma beklentileri nikel fiyatlarını hafta boyunca destekledi.Alüminyumda ise enerji yoğun üretim yapısı ve Orta Doğu kaynaklı lojistik riskler fiyatların yükselmesinde etkili oldu. Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin taşımacılık riskleri, enerji ve navlun maliyetleri üzerinden fiyatlamalara yansıdı.Bakırda ise Çin talebine ilişkin karışık sinyaller ve küresel büyüme görünümüne dair belirsizlikler satış baskısını artırdı. Hafta içinde risk iştahındaki toparlanma bakır fiyatlarını zaman zaman desteklese de haftalık bazda düşüş görüldü.Baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar nikelde yüzde 6,3, çinkoda yüzde 1,3 ve alüminyumda yüzde 1,2 arttı. Bakırda yüzde 0,8 gerileme görülürken kurşunun fiyatı yatay seyretti.- Brent petrolde Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı etkili olduEnerji piyasasında tamamlanan haftada, Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri ve Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı fiyatlamalarda belirleyici oldu.ABD-İran hattında müzakere sürecine yönelik çelişkili açıklamalar petrol arzında kesinti yaşanabileceği endişesini artırırken deniz taşımacılığına ilişkin riskler de Brent petrol fiyatlarını destekledi.Hürmüz Boğazı&#39;nın küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olması, piyasalarda arz güvenliği hassasiyetini artırdı. Bölgeden geçen enerji sevkiyatına ilişkin risklerin yükselmesiyle petrol fiyatlarına jeopolitik risk primi eklendi.Haftanın bazı günlerinde müzakere sürecinin yeniden başlayabileceğine yönelik haber akışı fiyatlarda sınırlı gevşeme yaratsa da hafta genelinde arz kaygıları fiyatlardaki yüksek seyrin korunmasına neden oldu.ABD doğal gaz piyasasında ise petrol piyasasından farklı olarak iç dinamikler öne çıktı. Stokların beklentilerin üzerinde artması fiyatlardaki yukarı yönlü hareketi sınırlarken LNG ihracat talebine ilişkin beklentiler ve dönemsel hava koşullarına bağlı tüketim görünümü fiyatları destekledi.Bu gelişmelerle haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 13,5, doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 0,3 arttı.- Tarım emtialarında enerji ve lojistik maliyetleri etkili olduTarım emtialarında ise Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki yükseliş, lojistik maliyetleri ve hava koşulları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.Hürmüz Boğazı&#39;na ilişkin haber akışı petrol fiyatlarında dalgalanmayı artırırken gübre, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden tarım ürünlerinde maliyet baskısını öne çıkardı.Buğday fiyatlarındaki yükselişte, ABD&#39;de kışlık buğday ekili alanlarda kuraklık riskinin sürmesi etkili oldu.ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, kışlık buğdayın yalnızca yüzde 30&#39;unun &#34;iyi/çok iyi&#34; durumda bulunması, üretim kalitesine ilişkin endişeleri artırdı. Buna karşın Rusya&#39;nın buğday ihracat vergisini sıfırlaması ve üretim tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi, küresel arz tarafında fiyatları sınırlayan unsur oldu.Mısır fiyatları, güçlü ihracat talebi ve enerji piyasalarındaki yükselişten destek buldu.Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#39;nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 2,8 ve mısırda yüzde 1,3 artarken pirinçte yüzde 2,7 ve soya fasulyesinde yüzde 0,5 geriledi.ABD&#39;de Intercontinental Exchange&#39;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 4,6 ve kahvede yüzde 3,7 artarken pamukta yüzde 0,3 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 4,8 yükselişle tamamladı.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 11:17:20 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-kuresel-ticareti-nasil-yeniden-sekillendirecek-1523/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/iran-savasi-kuresel-ticareti-nasil-yeniden-sekillendirecek-1523/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D809D4-9EF241-C7F844-7C9BFE-0A3DE1-9533DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D809D4-9EF241-C7F844-7C9BFE-0A3DE1-9533DF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın Çin&#39;e olan bağımlılığını ortaya çıkardı. Geçen yıl uygulamaya konulan Trump&#39;ın gümrük vergileri ise bu bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırdı.ABD ve İsrail&#39;in 28 Şubat&#39;ta başlattığı İran savaşı ise başka bir zayıflığı daha ortaya koydu: Petrol, doğal gaz ve gübre gibi kritik hammaddelerin tedarikinde yaşanan kesinti küresel ticareti hızla etkisi altına alıyor.Uluslararası Enerji Ajansı, geçen ay dünya petrolünün yaklaşık yüzde 10&#39;unun ve küresel sıvılaştırılmış doğal gazın beşte birinin piyasadan çekildiğini belirterek, bunu küresel enerji piyasası tarihindeki en büyük kayıp olarak nitelendirdi.Önce talep, ardından arz şokuPandemi geniş çaplı bir talep şoku yaratırken, Trump&#39;ın gümrük vergileri tedarik zincirlerinde kalıcı bir değişime yol açtı. İran savaşı ise enerji ve emtia sektörlerinde ciddi bir arz darbesine neden oldu.ABD merkezli küresel yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman&#39;ın ortağı Sebastian Janssen, bu şokların niteliği farklı olsa da şirketler üzerindeki etkilerinin benzer olduğunu söylüyor. Tedarik zinciri analisti DW&#39;ye yaptığı değerlendirmede, &#34;Covid, üretim merkezlerine olan bağımlılığı ortaya çıkarırken, Hürmüz ise ulaşım koridorlarına ve enerji girdilerine olan aşırı bağımlılığa dikkati çekti&#34; diyor.Pandemi sırasında fabrikalar kapandı, gemiler büyük limanlarda yığıldı ve stokları düşük tutarak parçaların tam ihtiyaç duyulduğu anda gelmesine dayanan &#34;tam zamanında üretim (just in time) sistemleri çöktü. Yine de enerji fiyatları nispeten sabit kaldı. Bu sefer ise enerji dışı ticaret nispeten daha iyi dayandı.Tedarik zinciri uzmanı ve ABD merkezli LMA danışma şirketinin başkanı Lisa Anderson, arka arkaya meydana gelen krizlerin birçok şirketin risk değerlendirme yöntemlerini değiştirdiğini düşünüyor:&#34;Covid, şirketleri ihtiyaç duydukları anda tedarikin kendiliğinden gelmesine güvenemeyecekleri bir noktaya getirdi. İran&#39;daki savaş, bunun tek seferlik bir olay olmadığını gösteriyor.&#34;Hürmüz kaynaklı aksaklıklar henüz zirveye varmadıAncak petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artış, -mal ticaretinde daha geniş çaplı aksaklıklar için hâlâ risk olması nedeniyle- hükümetleri enflasyon tahminlerini revize etmeye zorluyor.Geçen ay, gemicilik şirketlerinin bir kez daha aniden rotalarını değiştirmeleri gerekti. Bundan bir önceki rota değişikliği 2023-2024 yıllarında Yemen&#39;deki Husilerin Kızıldeniz&#39;den geçen gemilere saldırması nedeniyle olmuştu.Eskiden Hürmüz Boğazı&#39;ndan geçebilen tankerler, artık Güney Afrika&#39;daki Ümit Burnu&#39;ndan dolanarak geçiyor. Bu durum, birçok seferin mesafesini binlerce deniz mili ve süresini iki haftaya kadar uzatıyor.Ortadoğu&#39;daki gemiler için savaş riskiyle ilgili sigorta primleri hızla yükseldi ve her bir nakliyeye birkaç milyon dolarlık ek maliyet getirdi. Bu maliyetler, enerji, kimyasallar ve imalat ürünlerinin fiyatlarının şimdiden yükselmesine yol açıyor.Etkinin boyutu henüz belli değilAncak artan maliyet, sorunun sadece bir parçası. Janssen, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin zor olduğunu, çünkü kesintinin tam etkisinin henüz tam olarak hissedilmediğini söylüyor:&#34;Bu kıtlığın etkileri, şirketlerin çok katmanlı tedarik zincirlerinde hâlâ yayılmaya devam ediyor. (...) Boğaz yeniden tamamıyla açıldıktan sonra etkilerin tam olarak ortaya çıkması ve tedarik zincirlerinin istikrar kazanması aylar sürecek.&#34;13 ülkede 6 bin şirketle yapılan bir ankete göre, şirketlerin yaklaşık üçte ikisi savaş nedeniyle tedarik zincirindeki yeni aksaklıklar ile enerji ve emtia fiyatlarındaki artıştan endişe duyuyor.Almanya merkezli Allianz Grubu&#39;nun ticaret araştırma kolu Allianz Trade tarafından 8 Nisan&#39;da yayımlanan araştırma, şirketlerde &#34;reshoring&#34; veya &#34;nearshoring&#34; olarak adlandırılan, yani üretim ve tedarikçileri kendi ülkesine veya komşu ülkelere yaklaştırma uygulamasını hızlandırma planlarında bir artışa dikkat çekti. Bu eğilim özellikle Avrupa&#39;da belirgin bir şekilde göze çarpıyor.Anderson, &#34;Tıkanmayı engellemenin bir yolu da üretimi müşterilerin olduğu yere getirmek&#34; diyor.Jeopolitik riskler artık stratejik olarak görülüyorHürmüz Boğazı&#39;ndaki geçici aksaklığın ötesinde, küresel ticaret modellerindeki bazı değişiklikler artık kalıcı hale gelmiş olabilir.Anket sonuçlarına göre, savaşlar ve gümrük vergileri de dahil olmak üzere jeopolitik riskler, şirketlerin üçte ikisi için &#34;en büyük endişe kaynağı&#34; haline geldi. Bu oran 2025&#39;ten bu yana keskin bir artış gösteriyor.Çin&#39;e büyük ölçüde bağımlı olan şirketler, riski azaltmak amacıyla tedarik zincirlerine en az bir ülke daha ekleyerek, ticarette giderek daha fazla &#34;+1&#34; veya &#34;+2&#34; yaklaşımını benimsiyor. Hindistan, Endonezya, Vietnam ve Malezya bu durumdan en çok yararlanan ülkeler olurken, araştırmalar üretim merkezi olarak Avrupa&#39;ya ilginin arttığını da gösteriyor.&#34;Tam zamanında üretim&#34; yaklaşımı giderek yerini &#34;ihtiyati tedarik&#34; (Just in case) yaklaşımına bırakıyor. Tedarik zinciri yazılımı devi GEP&#39;in Mart 2026 tarihli Küresel Tedarik Zinciri Oynaklık Endeksi&#39;ne göre, fabrikalar tampon stoklarını yeniden artırıyor. Emniyet stokları ise son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı.Bu durum, şirketlerin belirsizliğe ve olası kıtlıklara karşı önlem almak için çabaladıkları pandemi ve Trump&#39;ın gümrük vergileriyle ilgili süreçlerde gözlemlenen eğilim ile benzerlik gösteriyor.Şirketler, Tayvan&#39;daki gerginliklerden Kore Yarımadası&#39;ndaki istikrarsızlığa kadar, muhtemelen yeni jeopolitik sarsıntılarla dolu bir geleceğe hazırlanırken, birçoğu gerçek dayanıklılığın tüm tedarik ağında esneklik, yedeklilik ve daha güçlü stratejik ortaklıklar gerektirdiği sonucuna varmış görünüyor.Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi&#39;nin ekonomi araştırma başkanı John Sfakianakis, yakın zamanda kaleme aldığı bir makalede, günümüzde ekonomik kırılganlığın bağımlılıktan çok enerji, finans, lojistik ve politik uyum gibi &#34;birbiriyle bağlantılı sistemler arasındaki dayanıklılıkla&#34; ilgili olduğunu söylüyor.Stakianaksi, İran savaşının, &#34;bölgesel bir çatışmadan çok uluslararası sistemin baskı altında nasıl işlediğine dair bir stres testi&#34; niteliğinde olduğunu belirtiyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 26 Apr 2026 09:35:33 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Fiyat istikrarını sağlamaya devam edeceğiz"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrarini-saglamaya-devam-edecegiz-5525/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/fiyat-istikrarini-saglamaya-devam-edecegiz-5525/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B98FDB-722FD1-1C1E32-D35BC5-EE190D-9B469D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) nisan ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34; verilerini değerlendirdi.Enflasyondaki gelişmelere işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B98FDB-722FD1-1C1E32-D35BC5-EE190D-9B469D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) nisan ayı &#34;Sektörel Enflasyon Beklentileri&#34; verilerini değerlendirdi.Enflasyondaki gelişmelere işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:&#34;Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji maliyetleri etkili oldu. Yaşanan petrol fiyat şokuyla küresel ölçekte enflasyonist baskılar artarken, beklentilerde bozulma gözleniyor. Artan enerji fiyatlarının ülkemizde de enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı için ön koşul olan fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz.&#34;]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Fri, 24 Apr 2026 17:05:43 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Enflasyon düşerse büyüme katlanır"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mehmet-simsek-8841/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/mehmet-simsek-8841/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306241-0131B3-AA6342-2C0F34-E3FB1D-A7404F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da "Yükselen Türkiye Zirveleri" programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Biz, eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır" dedi."Enflasyonla mücadele çok oluyor, bir yerde duralım" yönündeki yaklaşımların "miyopik" olduğunu belirten Şimşek,&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306241-0131B3-AA6342-2C0F34-E3FB1D-A7404F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />İstanbul'da "Yükselen Türkiye Zirveleri" programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Biz, eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır" dedi."Enflasyonla mücadele çok oluyor, bir yerde duralım" yönündeki yaklaşımların "miyopik" olduğunu belirten Şimşek, "Kalıcı, yüksek, sürdürülebilir büüymenin formülü düşük enflasyondur" ifadelerini kullandı.Küresel ekonominin kısa vadede savaşın beraberinde getirdiği önemli bir arz şokuyla karşı karşıya olduğunu, ekonomi yönetiminin de bunu yönettiğini dile getiren Şimşek, "Enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik söz konusu değil" diye konuştu.Şimşek, küresel görünümü hem de Türkiye'nin ekonomi programını ele alacağını belirterek, küresel belirsizlik endeksinin tarihin en yüksek seviyelerine yakın olduğunu vurguladı.Dünya ekonomisinin yalnızca belirsizliklerle değil, aynı zamanda jeopolitik riskler, kutuplaşmalar ve gerilimlerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Şimşek, kısa ve orta vadede önemli kırılmaların yaşandığını dile getirdi. Savaşların makroekonomik etkilerine dikkat çeken Şimşek, enflasyon ve büyüme kaybı endişelerinin öne çıktığını ve savaşların adeta "yeni normal" haline geldiğini ifade etti.Artan jeopolitik gerilimlerle birlikte emtia fiyatlarında yükseliş yaşandığını ifade eden Şimşek, belirsizliklerin yüksekliği nedeniyle IMF ve Dünya Bankası'nın dahi ancak senaryo analizleri yapabildiğini belirtti.&#34;Küresel talep koşulları güçlü değil&#34;Ticaret ortaklarında büyümenin zayıflamasının ihracat üzerinde baskı yaratacağını dile getiren Şimşek, "İhracatta tıkanma en kolay söylem" dedi. İhracatın temel belirleyicisinin dış talep olduğunu vurgulayan Şimşek, mevcut küresel talep koşullarının güçlü olmadığını ifade etti."İkinci Çin şokunu konuşmamız gerekiyor" diyen Şimşek, Çin'in üretim kapasitesi, teknoloji ve ölçek açısından küresel ticarette belirleyici bir aktör haline geldiğini söyledi. Çin'de iç talebin zayıf olduğunu ve kapasite fazlasının dış pazarlara yöneldiğini belirten Şimşek, bu durumun diğer ülkeler üzerinde baskı yarattığını ifade etti.Küresel ticarette korumacılığın 2008 sonrası hızla arttığını belirten Şimşek, Türkiye'nin bu süreçte nasıl konumlanması gerektiğine odaklandıklarını söyledi. Türkiye'nin enerji ve ticaret koridorlarında stratejik bir konumda bulunduğunu ifade eden Şimşek, Asya ile Avrupa'yı bağlayan Orta Koridor'un güçlendirilmesine yönelik yatırımların sürdüğünü dile getirdi.İstanbul'daki üçüncü köprü üzerine planlanan demiryolu bağlantısının bu stratejinin önemli bir parçası olduğunu belirten Şimşek, Dünya Bankası ile bu alanda anlaşma imzalandığını söyledi. Ticarette artan parçalanmaya karşı Türkiye'nin bağlantısallığı artırmaya odaklandığını vurguladı.Hizmet ticaretinde henüz korumacılık olmadığını ifade eden Şimşek, Avrupa Birliği ile iş birliklerinin siyasi nedenlerle sınırlı kaldığını ancak Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ilişkilerini güçlendirdiğini belirtti.&#34;Savaşa yönelik gelişmeler OVP'de güncellemeye neden olabilir&#34;Şimşek, Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinde deprem, KKM ve EYT'ye özellikle vurgu yaptı.Savaşa yönelik gelişmelerin OVP'de güncellemeye neden olabileceğini belirten Şimşek, "dünyaya paralel" şekilde hedeflerin revize edileceğini belirtti. 1970'lerden bu yana yaşanan en büyük enerji şoku olduğuna dikkat çeken Şimşek, 2026 yılında petrol fiyatlarındaki ortalamanın 80 dolar olmasıyla enflasyonda yüzde 2,8 ila 3,5 aralığında bir oranda, cari açık/GSYH oranında 0,7-1,1 oranında, büyümede eksi 0,5-1,2 oranında ve bütçe açığı/GSYH oranında da 0,4 oranında bir güncelleme olabileceğini belirtti."Bu program para politikasından ibaret tabi. Öyle diyorlar, profesörler ekranlara çıkıp böyle söylüyor" diyen Bakan Şimşek, programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reformlar içerdiğini belirtti.Konuşmasının sonunda son dönemdeki tartışmalara cevap olarak Bakan Mehmet Şimşek, şunları söyledi:"Bu program çalışıyor. İşe yarıyor. Sonuç verdi. Dünyadaki her program gibi mükemmel değil. Mükemmel sonuçlar vermiyor. Ancak son 2 yılda Türkiye'yi korudu, kolladı, sonuç verdi."]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 13:44:24 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[25 yıllık inovasyon yolculuğunu yeni reklam filmiyle kutluyor]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/25-yillik-inovasyon-yolculugunu-yeni-reklam-filmiyle-kutluyor-6258/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/25-yillik-inovasyon-yolculugunu-yeni-reklam-filmiyle-kutluyor-6258/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_115DA6-D05D88-F8F71B-F9D494-1A32A6-6556C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, 25. kuruluş yıl dönümü için hazırladığı reklam kampanyasıyla izleyicileri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 2001 yılında bir ekran başında başlayan bu serüven, aradan geçen 25 yılda kullanıcılarının&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_115DA6-D05D88-F8F71B-F9D494-1A32A6-6556C3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Türkiye'nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, 25. kuruluş yıl dönümü için hazırladığı reklam kampanyasıyla izleyicileri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. 2001 yılında bir ekran başında başlayan bu serüven, aradan geçen 25 yılda kullanıcılarının öğrencilik yıllarından iş hayatına, ilk ev heyecanından en büyük aile kutlamalarına kadar her dönüm noktasına eşlik eden büyük bir başarı hikâyesine dönüştü.2003 yılında Türkiye'ye ilk Eurovision birinciliğini getiren "Everyway That I Can" şarkısının reklam için özel olarak yeniden yorumlanan versiyonu eşliğinde ekrana gelen film, nostaljik bir bilgisayar monitöründe açılan ilk sipariş ekranıyla başlıyor. Yıllar önce bir masaüstü bilgisayarın başında başlayan serüven, bugün mobil uygulamayla hayatın her anına saniyeler içinde dâhil oluyor.Düğünden tekneye, derbiden mahalleyeFilmde Yemeksepeti kuryeleri alışıldık ev ve ofis sahnelerinin dışına çıkarak bir düğünde pasta kesilirken, evde maç izlenirken, açık denizdeki bir tekneye teslimat yaparken görülüyor. 2022 yazında jet ski ile teslimat uygulamasını hayata geçiren ilk marka olan Yemeksepeti, bu sahnede sektördeki öncü ve inovatif kimliğine atıfta bulunuyor. Yemeksepeti'nin 20. yıl reklam filminde yer alan çiftin, 25. yıl kutlamalarında bu kez düğünlerine tanıklık edilmesi, markanın kullanıcılarıyla birlikte büyüdüğünü simgeleyen nostaljik bir devamlılık sürprizi olarak öne çıkıyor.Yemeksepeti'nin yemek siparişinin ötesine geçen hizmet ağını, marketlerle genişleyen yapısını görünür kılan filmde, her detay titizlikle işlendi. Reklamda yer alan kedi görseli ise Yemeksepeti'nin ofis kedisi "Yemek"in yapay zekâ teknolojisiyle çalışan özel bir modellemesi olarak hikâyeye samimi bir dijital dokunuş katıyor."Keyfin Yerine Gelsin" 25. yılda da merkezdeMarkanın sevilen sloganı "Keyfin Yerine Gelsin", 25. yıl filminde de dikkat çekiyor. Film, Yemeksepeti'nin 2001'deki mütevazı başlangıcından bugün 81 ilde milyonlarca kullanıcıya ulaşan hızlı ticaret platformuna dönüşümünü bir kuşak hikâyesi olarak aktarıyor. Türkiye'nin kolektif hafızasındaki en keyifli anlardan biri olan 2003 Eurovision zaferinin melodisi, Yemeksepeti'nin 25 yıllık yolculuğundaki keyif katma misyonuyla duygusal bir köprü kuruyor.Çeyrek asırlık tecrübe gerçek bir "Everyday App" vizyonuyla buluşuyorDelivery Hero'nun global stratejisiyle paralel olarak, önümüzdeki süreçte Yemeksepeti'ni bir sipariş platformunun ötesine taşıyarak gerçek bir "Everyday App"e dönüştürmeyi hedefleyen marka, 25 yıldır süregelen kullanıcı odaklı yaklaşımını yeni nesil hızlı ticaret anlayışıyla güçlendiriyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 12:58:31 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Almanya'daki durgunluk Türkiye'yi vurabilir"]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/almanyadaki-durgunluk-turkiyeyi-vurabilir-7486/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/almanyadaki-durgunluk-turkiyeyi-vurabilir-7486/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0723D8-FA112C-AFC5BE-381B74-877AD0-4BB9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide dikkat çeken gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'daki ekonomik yavaşlamanın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda büyüme performansı belirgin şekilde zayıflayan Almanya ekonomisi, zaman&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0723D8-FA112C-AFC5BE-381B74-877AD0-4BB9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel ekonomide dikkat çeken gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'daki ekonomik yavaşlamanın Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda büyüme performansı belirgin şekilde zayıflayan Almanya ekonomisi, zaman zaman durgunluk sinyalleri veriyor.Almanya'da yaşanan bu zayıf performansın arkasında üç temel unsur öne çıkıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası artan enerji maliyetleri, küresel talepteki düşüş ve buna bağlı olarak sanayi üretimindeki gerileme ekonomiyi baskılıyor. Özellikle ülkenin lokomotifi olan otomotiv ve makine sanayilerinde ciddi bir yavaşlama gözleniyor.Sanayi üretimi yavaşladıSanayi üretimi, 2000'li yılların başındaki güçlü büyüme performansından uzaklaşırken, son yıllarda neredeyse yerinde sayıyor. Çin kaynaklı rekabetin artması ve elektrikli araç dönüşümünün yüksek maliyetleri de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Artan üretim maliyetleri nedeniyle bazı şirketlerin üretimlerini başka ülkelere kaydırması dikkat çekiyor.Öte yandan, enflasyonu kontrol altına almak isteyen Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımları da yatırımları yavaşlatan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Demografik sorunlar da Almanya ekonomisinin önündeki bir diğer kritik başlık. Nüfusun yaşlanması, iş gücü açığını büyüterek uzun vadeli büyümeyi sınırlıyor.Eğilmez'e göre Almanya'nın Japonya benzeri uzun süreli bir durgunluğa girmesi düşük ihtimal olsa da benzerlikler dikkat çekiyor. Düşük doğurganlık, yaşlanan nüfus ve sanayi ihracatına dayalı ekonomik yapı bu benzerliklerin başında geliyor. Buna karşın Almanya'nın göç alabilen yapısı ve Avrupa Birliği içindeki konumu önemli avantajlar sağlıyor.Durağan ekonomi riskiEn olası senaryoda Almanya'nın sert bir kriz yerine uzun süre düşük büyüme patikasında kalacağı öngörülüyor. Yüzde 1 civarındaki büyüme oranları, ekonominin daha durağan bir yapıya bürünmesine neden olabilir.Bu gelişmeler Türkiye açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, ihracatının yaklaşık yüzde 9'unu Almanya'ya gerçekleştirirken, ithalatının da yüzde 7'sini bu ülkeden yapıyor. Yaklaşık 6 milyar dolarlık dış ticaret fazlası bulunan bu ilişkide Almanya'daki yavaşlama, Türkiye'nin ihracat performansını doğrudan etkileyebilir.Ayrıca Almanya'nın Avrupa Birliği içindeki belirleyici rolü, sorunun etkisini büyütüyor. Türkiye'nin ihracatının yüzde 40'tan fazlasının Avrupa Birliği'ne yapılması, Almanya ekonomisindeki zayıflamanın dolaylı etkilerini daha da artırıyor.Eğilmez, Almanya'nın bu süreci daha sağlıklı yönetebilmesi için göç politikalarının etkin kullanılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, elektrikli araç dönüşümünün hızlandırılması ve iç talebin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu adımların yalnızca Almanya için değil, Türkiye gibi güçlü ticari bağları olan ülkeler için de belirleyici olacağı ifade ediliyor.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Wed, 22 Apr 2026 01:31:51 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emtia piyasasında barışa ilişkin fiyatlamalar öne çıktı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-baris-umutlarina-iliskin-fiyatlamalar-one-cikti-6628/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/emtia-piyasasinda-baris-umutlarina-iliskin-fiyatlamalar-one-cikti-6628/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0A0E5C-7660B3-70C7BE-497234-A1C425-7E7828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında bu hafta değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi görülürken enerji grubundaki düşüşler dikkati çekti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun düştüğüne dair olumlu haber akışının enflasyon endişelerini azaltması ve dolara talebin zayıflaması, emtia piyasasını&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0A0E5C-7660B3-70C7BE-497234-A1C425-7E7828.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />Emtia piyasasında bu hafta değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi görülürken enerji grubundaki düşüşler dikkati çekti.Orta Doğu&#39;da tansiyonun düştüğüne dair olumlu haber akışının enflasyon endişelerini azaltması ve dolara talebin zayıflaması, emtia piyasasını genel olarak pozitif etkiledi.Petrol tedarikine ilişkin endişelerin azalmasıyla enflasyonist baskıların hafifleyeceğine ve faiz indirimlerine zemin oluşacağına yönelik iyimserlik, altın fiyatlarını desteklerken onsu haftayı yüzde 1,8 artışla tamamladı.Fiyatlar, ons bazında gümüşte yüzde 6,7, platinde yüzde 3,1 ve paladyumda yüzde 3 arttı.Hindistan bankalarının yurt dışı tedarikçilere altın ve gümüş siparişlerini durdurduklarına dair haberler de bu metallerin arzına ilişkin sıkıntıların ortaya çıkabileceğine yönelik öngörülere yol açtı ve fiyatlardaki artışta etkili oldu.- Baz metaller pozitif seyrettiBaz metallere bakıldığında ise tezgah üstü piyasada bu hafta fiyatlar, libre bazında bakırda yüzde 3,8, alüminyumda yüzde 1,8, kurşunda yüzde 2,3, nikelde yüzde 4 ve çinkoda yüzde 3,3 arttı.Orta Doğu&#39;da barış beklentisinin enerji şokuna bağlı enflasyon ve küresel yavaşlama endişesini hafifletmesi, baz metallerdeki sert yükselişte etkili oldu.Bölgedeki gelişmelere ilişkin olumlu haber akışına karşın alüminyumda devam eden arz endişeleri nedeniyle fiyatlar arttı.Küresel alüminyum piyasası, ABD/İsrail-İran Savaşı&#39;ndan kaynaklı bu yıl arz açığıyla karşı karşıya kalıyor.Körfez ülkelerinde alüminyum eritme tesislerinde artan tedarik aksamaları, alüminyum piyasasında önemli bir açığın oluşmasına neden oldu. Bu durum, alüminyum tedarikindeki kısa vadeli toparlanmayı sınırlıyor ve arza ilişkin risklerin devam etmesine yol açıyor.Endonezya&#39;nın tüm nikel cevheri sınıfları için referans taban fiyatlarını yükseltmesi, fiyatlardaki artışta etkili oldu.Analistler, Endonezya hükümetinin savaşın yükselttiği petrol fiyatlarıyla artan bütçe baskısından dolayı ek gelir aradığını belirtti.Hürmüz Boğazı&#39;nın tüm ticari gemilerin geçişine tamamen açık olacağının açıklanmasının ardından hafifleyen arz endişeleriyle bu hafta Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4, Hollanda merkezli TTF&#39;de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 11,2 azaldı.- Tarım grubunda iklimsel etkiler ve hasat tahminleri etkili olduChicago Ticaret Borsasında kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 5, mısırda yüzde 1,4, pirinçte yüzde 2,8 artış kaydederken soya fasulyesinde yüzde 0,7 azaldı.Intercontinental Exchange&#39;de libre bazında fiyatlar, pamukta yüzde 3,7 artarken şekerde yüzde 0,7 ve kahvede yüzde 3,9 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 1,4 düşüşle tamamladı.Pamuğun libre fiyatı, 0,7992 dolarla yaklaşık 2 yılın en yüksek seviyesini gördü.Bu arada, ABD&#39;deki kuraklık ve don riski buğday, mısır, pirinç ve pamuk fiyatlarında yükselişe neden oldu. Petrol fiyatlarındaki düşüş, şeker fiyatlarındaki gerilemede etkisini gösterdi.Brezilya&#39;da şeker ve kahve hasadının güçlü olacağına dair tahminler de bu ürünlerin fiyatlarının düşmesine yol açtı. Fildişi Sahili&#39;nin kakao bölgelerinde mart-ağustos ara mahsulü verimli geçti.Analistler, elverişli hasat görünümü nedeniyle sert düşüşten fiyatların toparlanmasının zor olduğu yorumunda bulundu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sun, 19 Apr 2026 12:02:38 +0300]]></pubDate>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yatırım araçları bu hafta da kazandırdı]]></title>
<link><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yatirim-araclari-bu-hafta-da-kazandirdi-5313/]]></link>
<guid isPermaLink="true"><![CDATA[https://analizgazetesi.com.tr/haber/yatirim-araclari-bu-hafta-da-kazandirdi-5313/]]></guid>
<description><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_446C44-870545-EDBF67-00202A-06BE57-B9BC7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.842,77 puanı ve en yüksek 14.601,12 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,65 üstünde, 14.587,93 puandan tamamladı.Endeks tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirirken, gördüğü en yüksek&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_446C44-870545-EDBF67-00202A-06BE57-B9BC7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" />BIST 100 endeksi, en düşük 13.842,77 puanı ve en yüksek 14.601,12 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 3,65 üstünde, 14.587,93 puandan tamamladı.Endeks tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirirken, gördüğü en yüksek seviye rekorunu 14.601,12 puana taşıdı.Kapalıçarşı&#39;da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, bu hafta yüzde 2,48 artışla 7 bin 28 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,47 yükselişle 47 bin 338 liraya çıktı.Geçen hafta sonu 11 bin 487 lira olan çeyrek altının satış fiyatı, yüzde 2,48 artarak 11 bin 772 liraya yükseldi.Bu hafta ABD doları yüzde 0,43 artarak 44,8530 lira, avro yüzde 1,33 yükselişle 53,1110 lira oldu.Yatırım fonları bu hafta yüzde 2,14, emeklilik fonları yüzde 1,90 değer kazandı.Kategorilerine göre bakıldığında yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar, yüzde 2,81 ile &#34;hisse senedi fonları&#34; oldu.]]></content:encoded>
<pubDate><![CDATA[Sat, 18 Apr 2026 02:57:56 +0300]]></pubDate>
</item>
</channel>
</rss>