<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/modules/blog/atom.php?cid=59" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-59</id>
<title type="text">Analiz Gazetesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/" />
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<updated>2026-08-18T10:54:10+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Şeker sektöründe 25 şirkete operasyon</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/seker-sektorunde-25-sirkete-operasyon-3005/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/seker-sektorunde-25-sirkete-operasyon-3005/</id>
<published><![CDATA[2026-08-18T10:54:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-18T10:54:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4E1610-7C4B8D-023C17-958144-5AE7FC-5426DD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Nişasta bazlı şeker üretimi ve ticareti yapan bazı firmalara yönelik İstanbul merkezli 8 ilde eş zamanlı adli işlemler başlatıldı.</p><p></p><p>Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinasyonunda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülüyor.</p><p></p><p>Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığının denetimleri ile Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının incelemelerinde, bazı firmaların Şeker Kanunu ile belirlenen kota ve iç piyasa satış sınırlamalarını ihlal ettiği tespit edildi.</p><p></p><p>İncelemelere göre, iç piyasaya arz edilmemesi gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki bazı ürünler piyasaya sürüldü.</p><p></p><p><b>Ürünlerin farklı adlarla faturalandırıldığı tespit edildi</b></p><p></p><p>Bazı ürünlerin gerçek niteliğinin “maltodekstrin”, “glukoz”, “nişasta” ve “fruktoz” gibi farklı adlarla faturalandırılarak gizlendiği belirlendi.</p><p></p><p>Faturada gösterilen ürün ile fiilen teslim edilen ürünün cinsi arasında farklılıklar bulunduğu da tespit edildi.</p><p></p><p>Bu kapsamda İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Ankara, Konya, İzmir, Gaziantep ve Adana’da 25 şirkete ait 26 adreste arama ve evraka el koyma işlemleri gerçekleştirildi.</p><p></p><p>Şirket yöneticisi olduğu belirlenen 47 şüpheli ise çağrı yoluyla ifadeye çağrıldı.</p><p></p><p>Soruşturma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti, vergi kaçakçılığı, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma, özel belgede sahtecilik ve fiyatları etkileme suçları yönünden sürdürülüyor.</p><p></p><p><b>Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından paylaştı</b></p><p></p><p>Konuyla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığının denetimleri ile Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının incelemeleri sonucunda; nişasta bazlı şeker üretimi ve ticareti yapan bazı firmaların, Şeker Kanunu ile belirlenen kota ve iç piyasa satış sınırlamalarını ihlal ederek, iç piyasaya arz edilmemesi gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki ürünleri piyasaya sürdükleri tespit edilmiştir. Yapılan incelemelerde ayrıca bazı ürünlerin gerçek mahiyetinin “maltodekstrin”, “glukoz”, “nişasta”, “fruktoz” ve benzeri adlarla faturalandırılarak gizlendiği; faturada gösterilen ürün ile fiilen teslim edilen ürün cinsi arasında farklılıklar bulunduğu anlaşılmıştır" bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Halk sağlığını, tüketicinin güvenini ve piyasa düzenini doğrudan ilgilendiren bu tespitler üzerine; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile yürütülen “Şeker Soruşturması”nda bu sabah eş zamanlı adli işlemler başlatıldığını duyuran Gürlek, "İstanbul merkezli 8 ilde; İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Ankara, Konya, İzmir, Gaziantep ve Adana’da 26 adreste 25 şirkete yönelik arama ve evraka el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş; soruşturma kapsamında şirket yöneticisi olarak belirlenen 47 şüpheli ise çağrı yoluyla ifadeye çağırılmıştır. Soruşturma; Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda veya İlaçların Ticareti, Vergi Usul Kanunu kapsamında vergi kaçakçılığı ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma, özel belgede sahtecilik ve fiyatları etkileme suçları yönünden çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir" dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hazine ve Maliye Bakanlığında atamalar</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hazine-ve-maliye-bakanliginda-atamalar-952/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hazine-ve-maliye-bakanliginda-atamalar-952/</id>
<published><![CDATA[2026-08-18T09:27:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-18T09:27:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3B3983-0C6184-BA327E-79DB5D-F8871A-934A52.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, Bakanlık Personel Genel Müdür Yardımcısı Bekir Sıddık Adıbelli görevden alınırken bu göreve Sabire Firdes Terzi atandı.</p><p></p><p>Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeliğine Hüseyin Azili, Genel Müdür Yardımcılığına Kemaleddin Metin getirildi.</p><p></p><p>Gelir İdaresi Daire Başkanlığına da Hasan Şahin'in atanması uygun bulundu.</p><p></p><p>Öte yandan, 11 ildeki defterdarlıklara da atamalar gerçekleştirildi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kadın istihdamında çözülemeyen düğüm</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-istihdaminda-cozulemeyen-dugum-2884/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-istihdaminda-cozulemeyen-dugum-2884/</id>
<published><![CDATA[2026-08-18T08:47:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-18T08:47:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_24D50C-C40567-631348-E9F0BD-AD1930-A472F7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaren YILDIZ</p><p></p><p>Bir kadının işe girmesi ile çalışma hayatında eşit koşullara sahip olması aynı anlama gelmiyor. Bugün istihdam rakamları iyileşirken, kadınların hangi sektörlerde yer aldığı, hangi pozisyonlara yükselebildiği ve geleceğin mesleklerine ne ölçüde erişebildiği sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Sayılar yükselirken görünmeyen eşitsizliklerin devam etmesi, kadın istihdamına ilişkin tartışmayı nicelikten çok niteliğe taşıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bu tablo, kadınların iş gücüne katılımında kaydedilen ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını da gösteriyor. TÜİK verilerine göre kadınlarda işsizlik oranı haziranda yüzde 9,8'e gerilerken, işsiz kadın sayısı da 1 milyon 171 bine inerek Mayıs 2016'dan bu yana en düşük seviyesine ulaştı. Ancak istihdamdaki artışın sektörler arasında dengeli bir dağılıma dönüşmediği görülüyor. Akkök Holding'in 2026 yılında gerçekleştirdiği kadın istihdamında başarılı sektörler araştırmasına göre kadınlar en çok kozmetik, sağlık, eğitim ve gıda sektörlerinde istihdam ediliyor. Hizmet sektöründeki ağırlık sürerken, üretim, teknoloji ve mühendislik gibi yüksek katma değerli alanlarda kadınların temsili hâlâ sınırlı kalıyor.</p><p></p><p>TARIMDAN HİZMETE HİZMETTEN EŞİTLİĞE</p><p></p><p>Son on yılda kadın istihdamındaki en belirgin değişim sektör çeşitliliğinden çok sektörler arasındaki ağırlık değişiminde yaşandı. TÜİK verilerine göre 2016'da çalışan kadınların yüzde 55,5'i hizmet, yüzde 28,5'i tarım, yüzde 14,9'u sanayi ve yüzde 1'i inşaat sektöründe yer alırken, 2025'te tarımın payı yüzde 17,4'e geriledi, hizmet sektörünün payı ise yüzde 66'ya yükseldi. Başka bir ifadeyle kadınlar iş gücünde daha görünür hale gelirken, bu görünürlük büyük ölçüde hizmet sektöründe yoğunlaştı. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem'e göre bundan sonraki asıl tartışma, kadınların yalnızca iş hayatına katılması değil, ekonomik hayatın bütün alanlarında eşit fırsatlarla var olabilmesi.</p><p></p><p>KALIPLARI KIRMADAN DENGELİ DAĞILIM SAĞLANAMAZ</p><p></p><p>Kadınların belirli sektörlerde yoğunlaşmasının tek bir nedenle açıklanamayacağını söyleyen Emine Erdem, eğitimden toplumsal kabullere, bakım sorumluluklarından çalışma koşullarına kadar birçok etkenin aynı anda devreye girdiğini belirterek "Kadınların belirli sektörlerde yoğunlaşmasının arkasında eğitim ve meslek tercihlerinden toplumsal kabullere, bakım sorumluluklarından çalışma koşullarına kadar pek çok faktör bulunuyor. Bazı mesleklerin toplumdaki yerleşik ön yargılar nedeniyle 'kadın işi' ya da 'erkek işi' olarak görülmesi de bu ayrışmayı besliyor" dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Erdem, meselenin yalnızca daha fazla kadının işe girmesi değil; kadınların üretimden enerjiye, teknolojiden sanayiye kadar farklı alanlarda da doğal bir tercih olarak var olabilmeli vurgusunu yaparak "Bugün önemli olan bu kalıpları kırmak ve kadınlara yönelik toplumsal beklentileri değiştirmek. Bu ayrışmayı ortadan kaldırabilirsek kadınların teknoloji, mühendislik, enerji, sanayi ve üretim gibi alanlarda da daha güçlü biçimde yer almasının önünü açabiliriz. Çünkü kadın istihdamını artırmak kadar, kadınların ekonomik hayatın bütün alanlarına katılımını güçlendirmek de son derece önemli” ifadesini kullandı.&nbsp;</p><p></p><p>BÜTÜNCÜL BİR DÖNÜŞÜM ŞART</p><p></p><p>Emine Erdem, kadınların işe erişimi ile eşit fırsat konusunun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımında hâlâ önemli bir mesafe bulunduğunu belirten Erdem, asıl kırılma noktasının kariyer yolculuğunda yaşandığını söyleyerek "Bu iki konuyu birbirinden ayırmak mümkün değil. Türkiye'de kadınların işgücüne katılımı konusunda hâlâ katetmemiz gereken önemli bir mesafe var. Bir kadının çalışma hayatına atılması kadar kariyerinde ilerleyebilmesi, karar alma mekanizmalarında yer alabilmesi ve farklı sektörlere yönelebilmesi de önemli. Asıl hedefimiz kadınların potansiyellerini ortaya koyabilecekleri eşit bir çalışma hayatı oluşturmak olmalı" ifadesiyle karar alma mekanizmalarındaki temsilin önemine dikkat çekti.</p><p></p><p>TEKNOLOJİ EŞİTLİĞİ KENDİLİĞİNDEN GETİRMEZ</p><p></p><p>Dijitalleşme ve otomasyonun üretim süreçlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Erdem, fiziksel güce dayalı birçok işin artık teknik bilgi ve analitik beceriler gerektirdiğini söyleyerek "Teknoloji üretimde fiziksel güce dayalı pek çok görevi dönüştürüyor. Otomasyon, robotik sistemler ve dijital kontrol mekanizmaları sayesinde birçok iş artık fiziksel güçten çok teknik bilgi, analitik düşünme ve teknoloji okuryazarlığı becerisi gerektiriyor. Ancak teknolojinin tek başına eşitlik sağlayacağını düşünmemeliyiz. Kadınların STEM eğitimine, dijital beceri programlarına ve yeni yetkinlikler kazanmalarına yönelik fırsatlara erişimini güçlendirmemiz gerekiyor. Dijital dönüşümü kadın istihdamını çeşitlendirecek bir fırsata dönüştürmenin yolu, kadınları bugünden geleceğin becerileriyle buluşturmaktan geçiyor" ifadesiyle bu dönüşümün kadınların geçmişte daha sınırlı temsil edildiği teknik alanlarda yeni fırsatlar yaratabileceğini ancak bunun kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini vurguladı.</p><p></p><p>YEŞİL EKONOMİYİ ESKİ ALIŞKANLIKLARLA KURMAYALIM</p><p></p><p>Erdem, önümüzdeki dönemde kadınlar açısından en büyük fırsat alanlarından birinin yeşil dönüşüm olduğunu belirtti. Bu sürecin yalnızca yeni meslekler oluşturmadığını, mevcut sektörlerin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri de yeniden tanımladığını söyleyerek "Yeşil dönüşüm sadece yeni sektörler yaratmıyor; enerjiden sanayiye, tarımdan ulaşıma kadar mevcut sektörlerde iş yapış biçimlerini ve ihtiyaç duyulan yetkinlikleri de değiştiriyor. Kritik olan, yeni işler yaratılırken eski eşitsizlikleri yeni ekonomiye taşımamak. Kadınları mühendislikten yenilenebilir enerjiye, sürdürülebilir üretimden teknoloji ve veri alanlarına kadar yeşil ekonominin merkezine bugünden dahil edelim, bu fırsatları doğru değerlendirebilirsek geleceğin iş dünyası daha kapsayıcı ve daha eşit olacaktır" ifadesiyle yeni ekonominin eski eşitsizlikleri tekrar üretmemesi, kadınların bugünden bu dönüşümün merkezine yerleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Depremle mücadele, toplumun tamamının topyekûn sorumluluğudur"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/depremle-mucadele-toplumun-tamaminin-topyekun-sorumlulugudur-4962/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/depremle-mucadele-toplumun-tamaminin-topyekun-sorumlulugudur-4962/</id>
<published><![CDATA[2026-08-18T08:20:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-18T08:20:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A37CC7-4357AA-8EEEBC-786E03-75F94F-469BCC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen depremin bıraktığı acının ve sorumluluğun ilk günkü kadar canlı olduğunu vurguladı. Gölcük merkezli meydana gelen ve resmi verilere göre 17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği Marmara Depremi’nin, Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik hafızasını da derinden etkilediğini belirtti. Savcı, deprem gerçeğinin unutulmaması ve güvenli yapılaşma anlayışının kalıcı bir toplumsal bilinç haline gelmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye İMSAD’ın gerçekleştirdiği “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırmasının da toplumun deprem algısını, kaygı düzeyini ve hazırlık davranışlarını ortaya koyduğunu belirten Savcı, elde edilen verilerin depremle mücadelede toplumsal bilinç ve bireysel hazırlığın önemini bir kez daha gösterdiğini ifade etti.</p><p>“17 Ağustos, ortak sorumluluğumuzu hatırlatan bir tarihtir”</p><p>Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, açıklamasında, “17 Ağustos’ta kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyoruz. Aradan geçen 27 yıla rağmen yaşadığımız acı hala hafızalarımızdaki yerini koruyor. Ancak bu hafıza geleceği daha güvenli inşa etmek için de büyük bir sorumluluk yüklüyor. Depremi yalnızca yılda bir kez hatırlamak yerine deprem bilincini yaşam kültürümüzün doğal bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü deprem, zamanı belli olmayan; ancak hazırlığın ertelenmesini kabul etmeyen bir gerçektir” dedi.</p><p>Toplumun yüzde 58,3’ü deprem konusunda kaygı taşıyor</p><p>Türkiye İMSAD’ın “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırması da toplumun deprem gerçeğinin farkında olduğunu ancak hazırlık konusunda önemli eksikler bulunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 58,3’ü deprem konusunda kaygı taşıyor, yüzde 45,5’i ise kendisini olası bir depreme karşı yeterince hazırlıklı hissetmiyor. Bunun yanı sıra katılımcıların yüzde 54’ü yaşadığı bölgeyi deprem açısından çok riskli olarak değerlendiriyor. Elde edilen bu sonuçlar, depremle mücadelede farkındalığın yanı sıra bireysel hazırlık alışkanlıklarının da güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu doğrultuda, Türkiye’nin deprem gerçeğinin her geçen gün kendisini yeniden hatırlattığını belirten Savcı, 2025 yılı boyunca ülke genelinde farklı büyüklüklerde 53 bin 262 depremin meydana gelmesinin, afetlere karşı hazırlığın süreklilik gerektiren bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha ifade etti.</p><p>“Toplumsal farkındalık, afetlere karşı en önemli dayanıklılık unsurlarından biridir”</p><p>Depreme hazırlığın toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna değinen Savcı, “Afetlere karşı dirençli toplumlar yalnızca sağlam binalarla oluşmaz. Aynı zamanda risklerin farkında olan, hazırlığını yapan ve güvenli yaşam kültürünü benimseyen bireylerle güçlenir. Toplumsal farkındalığın canlı tutulması, deprem güvenliği konusunda atılacak her adımın temelini oluşturur. Depremi unutmamak, bilgiyle, bilinçle ve ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmek, gelecekte yaşanabilecek kayıpların azaltılmasının en güçlü yoludur” ifadelerini kullandı. Türkiye İMSAD’ın “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırmasının sonuçları, bireysel hazırlık konusunda da atılması gereken adımlar bulunduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 55,2’si acil durumlarda toplanma alanlarının yerini bilmediğini belirtirken, yüzde 73,1’i evinde deprem çantası bulunmadığını ifade ediyor. Savcı, “Bu veriler bize deprem bilincinin günlük yaşamda somut hazırlık davranışlarına dönüşmesi gerektiğini gösteriyor” dedi.&nbsp;</p><p>“Güvenli yapılar, geleceğe karşı en önemli sorumluluğumuzdur”</p><p>Türkiye inşaat malzemesi sektörünün güvenli yapı üretimindeki kritik rolüne de değinen Savcı, “Depreme dayanıklı yapılaşma; doğru malzeme seçimi, mühendislik ilkelerine bağlılık, kaliteli üretim ve etkin denetimin bir bütün olarak uygulanmasıyla mümkündür. ‘Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci’ araştırması da yapı güvenliği konusunda toplumda algı ile teknik değerlendirme arasında önemli bir fark bulunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 59,4’ü oturduğu binayı deprem açısından güvenli bulurken, yüzde 74,5’i bugüne kadar binası için herhangi bir risk tespiti yaptırmadığını belirtiyor. Bu tablo, güvenli yapılaşmanın bilimsel veriler, mühendislik değerlendirmeleri ve düzenli kontrollerle ele alınması gerektiğini gösteriyor. Türkiye İMSAD olarak, yapı güvenliğini artıracak her çalışmanın destekçisi olmaya, sektörümüzün bilgi birikimini kamu yararına sunmaya ve deprem bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.</p><p>“Kentsel dönüşüm hız kesmeden sürdürülmeli”</p><p>Kentsel dönüşümün Türkiye’nin en önemli öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Savcı, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, İstanbul'da 2012'den bu yana kentsel dönüşüm kapsamına alınan bağımsız bölüm sayısı 1 milyon 274 bine ulaşırken, bunların 276 bininde dönüşüm çalışmaları sürüyor. ‘Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci’ araştırması da kentsel dönüşüm ve güçlendirme süreçlerinde toplumun bilgi ihtiyacının devam ettiğini gösteriyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 57,7’si kentsel dönüşüm destekleri hakkında bilgi sahibi olmadığını, yüzde 71,2’si ise doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmakta zorlandığını ifade ediyor. Bu veriler, dönüşüm süreçlerinin doğru bilgilendirme, rehberlik ve toplumsal bilinçlendirme çalışmalarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.&nbsp; Güvenli yapılaşmayı hızlandırmak, kaliteli yapı malzemesi kullanımını yaygınlaştırmak ve mühendislik ilkelerinden taviz vermemek, can kayıplarını azaltmanın en temel şartıdır. Kentsel dönüşüm, şehirlerimizin geleceğe güvenle hazırlanması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Merve Boluğur'dan dikkat çeken yalnızlık itirafı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/merve-bolugurdan-dikkat-ceken-yalnizlik-itirafi-2384/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/merve-bolugurdan-dikkat-ceken-yalnizlik-itirafi-2384/</id>
<published><![CDATA[2026-08-18T08:03:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-18T08:03:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_38D3E2-C0CEEB-EC30A4-53CF05-3692D0-89BFD4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Evini yenilediğini ve evi için kapı seçmeye geldiğini söyleyen Merve Boluğur, kapıları hayatındaki farklı alanlarla özdeşleştirerek esprili açıklamalarda bulundu. İlk olarak “şans kapısı”nı açacağını söyleyen oyuncu, “Evimi yeniliyorum, kapıları değiştireceğim. Kapı bakmaya geldim. Kapıları teker teker açacağım, hepsi benim için ayrı kapılar olacak. İlk kapım şans kapısı. 2026 benim için şanslı bir yıl. Bazı konularda da şanslı olacağımı hissediyorum” dedi.</p><p></p><p>MARKA YÜZÜ OLARAK KEYFİM YERİNDE</p><p></p><p>İkinci kapıyı “iş kapısı” olarak tanımlayan Merve Boluğur, yeni sezonda ekranda olup olmayacağı sorusu üzerine, kariyerinde dijital projelere ağırlık verdiğini belirtti: “Sosyal medya üzerinde bazı iş birliklerim var. Şu an için keyfim çok yerinde. Daha çok marka yüzü olmayı ve dijital iş birlikleri yapmayı tercih ediyorum. Hem kendime vakit ayırıyorum hem de bu süreci keyifli bir şekilde yönetiyorum.”</p><p></p><p>YARDIMIN GİZLİSİ MAKBUL</p><p></p><p>Üçüncü kapının “para kapısı” olduğunu ifade eden Boluğur, kazancıyla ilgili konuşmak istemediğini belirterek “Ben bu tarz meseleleri konuşmayı sevmiyorum. Bu benim özelim, kimsenin de bilmesine gerek yok” ifadelerini kullandı. Son dönemde gündeme gelen yardım tartışmalarıyla ilgili de dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan oyuncu, “Bana göre yardımın gizlisi makbul. İnsanların güvendikleri, inandıkları kişilere, yakınlarına ve gerçekten ihtiyacı olanlara destek olmaları gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.</p><p></p><p>AŞKIN MEVSİMİ YOK</p><p></p><p>Son olarak “aşk kapısı” hakkında konuşan Merve Boluğur, özel hayatıyla ilgili temkinli açıklamalar yaptı. “Aşk konularına girmeyelim, giren çıkamıyor. Her şeyin hayırlısı olsun. Allah nasip ederse olur. İnsan güzel şeyler yaşamak istiyor. Şu an yalnızlık da iyi benim için” diyen oyuncu, unutamadığı bir yaz aşkı olup olmadığı sorusuna ise gülümseyerek “Bence aşkın mevsimi yok. Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk. Ben derinden yaşayan bir insanım. Beni esasında çok fazla görmüyorsunuz. Çekildiğim zaman ‘Ay durun, çekmeyin’ demiyorum ama çekildiğimde de bir şey demiyorum. Aşka dair güzel anılarım var” yanıtını verdi.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tunus pazarı Türk iş insanları için önemli fırsatlar sunuyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tunus-pazari-turk-is-insanlari-icin-onemli-firsatlar-sunuyor-198/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tunus-pazari-turk-is-insanlari-icin-onemli-firsatlar-sunuyor-198/</id>
<published><![CDATA[2026-08-17T15:38:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-17T15:38:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF9819-649826-BC085A-9C283C-F089B2-CDF91F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İki ülke arasında 2004'te imzalanan ve halen yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması'nın sağladığı avantajlarla Türkiye, Tunus'un ithal ettiği birçok sanayi ürününde en büyük tedarikçi olarak öne çıkıyor.</p><p></p><p>Tunus'un söz konusu ürün gruplarındaki ithalatında Türkiye'nin payı pamukta yüzde 35,6, makine ve mekanik cihazlarda yüzde 31,5, elektrikli makine ve cihazlarda yüzde 26,3, kauçuk ve kauçuktan eşyalarda yüzde 27 ve sentetik veya suni liflerle karıştırılmış pamuklu mensucatta ise yüzde 18,6 seviyesinde bulunuyor.</p><p></p><p>Hayvansal, bitkisel, katı ve sıvı yağlar ile bunların parçalanma ürünlerinde ise Türkiye'ye yüzde 0,4 gümrük vergisi uygulanmasına rağmen Türk şirketleri yüzde 79,7 payla bu alanda en büyük tedarikçi olmayı sürdürüyor.</p><p></p><p>- Yılın 7 ayında Tunus'a ihracat yüzde 9,9 arttı</p><p></p><p>AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin yılın 7 ayında Tunus'a gerçekleştirdiği ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,9 artarak 720 milyon 386 bin dolara ulaştı. Türkiye'nin söz konusu pazara ihracatı 2025'te de yüzde 13,7 artarak 1,2 milyar dolar seviyesine yaklaşmıştı.</p><p></p><p>İki ülke arasındaki güçlü ekonomik ilişkilerin etkisiyle Türkiye'nin Tunus'a ihracatı, temmuz ayında 10 sektörde geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi.</p><p></p><p>Temmuzda en yüksek artış yüzde 226 ile kuru meyve ve mamulleri sektöründe gerçekleşirken bu sektörü yüzde 87 ile çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri, yüzde 84,3 ile halı, yüzde 66,7 ile çelik ve yüzde 47,2 ile kimyevi maddeler ve mamulleri izledi.</p><p></p><p>Aynı dönemde fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 34,8, iklimlendirme sanayisi yüzde 22,9, mobilya, kağıt ve orman ürünleri yüzde 14,4, demir ve demir dışı metaller yüzde 9,2 ve makine ve aksamları yüzde 7,8 arttı.</p><p></p><p>Yılın 7 ayında ise kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 83,8 artışla 2,5 milyon dolara, çelik ihracatı yüzde 40,8 artışla 108 milyon dolara, demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 39,7 artışla 50,6 milyon dolara, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri ihracatı yüzde 38,3 artışla 11,4 milyon dolara ve fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 15,4 artışla 2,6 milyon dolara yükseldi.</p><p></p><p>- "Üçüncü ülkelere yönelik ihracat modelleri üzerinde de yoğun şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz"</p><p></p><p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel, AA muhabirine, Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda istikrarlı bir şekilde güçlenmeye devam ettiğini ifade etti.</p><p></p><p>Yılbaşından bu yana kaydedilen yaklaşık yüzde 10'luk ihracat artışının, her iki ülkenin iş insanları arasındaki karşılıklı güvenin ve ekonomik tamamlayıcılığın önemli bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Küçükel, kamu ve özel sektör temsilcileri arasında temasların artırılmasına, karşılıklı yatırım fırsatlarının tanıtılmasına ve firmalar arası işbirliklerinin geliştirilmesine öncelik verdiklerini dile getirdi.</p><p></p><p>Küçükel, yıl içinde sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, kimya, yapı malzemeleri, enerji, lojistik ve tarım sanayisi alanlarında iş çevrelerini bir araya getiren temaslar gerçekleştirdiklerini belirterek, gelecek dönemde söz konusu temasların geliştirilmesine ilişkin, "Tunus'un Afrika pazarlarına açılan stratejik konumu ile Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini bir araya getirecek ortak üretim ve üçüncü ülkelere yönelik ihracat modelleri üzerinde de yoğun şekilde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz." diye konuştu.</p><p></p><p>- "Daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı hedeflerimiz arasında yer alıyor"</p><p></p><p>Küçükel, yılın 7 ayında görülen ihracat artış eğiliminin korunması halinde, yıl sonunda ihracatın geçen yılki seviyenin üzerine çıkmasını beklediklerini vurguladı.</p><p></p><p>Orta vadede hedeflerinin yalnızca ihracat rakamlarını artırmak değil, ticaretin niteliğini de geliştirmek olduğunu belirten Küçükel, "Daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı, ortak sanayi yatırımları, teknoloji transferi ve üretim ortaklıklarının geliştirilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor." şeklinde konuştu.</p><p></p><p>Küçükel, ayrıca Tunus'un Avrupa Birliği ve Afrika pazarlarına erişim avantajı ile Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısını buluşturacak yeni iş modelleri oluşturulmasının, iki ülke arasındaki ticaret hacmini sürdürülebilir şekilde artırabileceğini ifade etti.</p><p></p><p>- "Çelik sektöründe Türkiye'nin rekabetçi üretim kapasitesinin talep yaratmaya devam ettiğini söyleyebiliriz"</p><p></p><p>Küçükel, Türkiye'nin Tunus'a ihracatında kimyevi maddeler, tekstil ve çelik sektörlerinin öne çıkmasının, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin üretim ve sanayi boyutunu da ortaya koyduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>Bu sektörlerde Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi ile Tunus'un Avrupa pazarlarına yakınlığı ve sanayi altyapısının önemli bir tamamlayıcılık oluşturduğuna dikkati çeken Küçükel, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Kimya sektöründe özellikle endüstriyel ham maddeler, plastik ürünleri, boya ve özel kimyasallar alanında büyüme potansiyeli bulunduğunu düşünüyoruz. Tekstil ve hazır giyim alanında Türkiye'nin kaliteli, hızlı ve esnek üretim kapasitesi önemli bir avantaj sağlarken Tunus'un Avrupa'ya yakınlığı ve mevcut sanayi ekosistemi iki ülke firmaları arasında üretim ve tedarik zinciri işbirlikleri açısından fırsatlar sunuyor. Çelik sektöründe ise inşaat, altyapı ve sanayi yatırımlarına bağlı olarak Türkiye'nin rekabetçi üretim kapasitesinin talep yaratmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Bunlara ilave olarak makine ve ekipman, otomotiv yan sanayi, elektrik-elektronik, yenilenebilir enerji ekipmanları, sağlık teknolojileri, tarım makineleri, gıda işleme teknolojileri ve savunma sanayisi gibi alanlarda da önemli işbirliği fırsatları görüyoruz."</p><p></p><p>Küçükel, son olarak, yüksek katma değerli sanayi ürünleri, dijital teknolojiler, yeşil dönüşüm çözümleri, enerji ekipmanları, medikal ürünler, tarım teknolojileri ve akıllı üretim sistemlerinde gelecek dönemde önemli büyüme potansiyeli gördüklerini de sözlerine ekledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Marport'a Stevie Awards'tan iki uluslararası ödül</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/marporta-stevie-awardstan-iki-uluslararasi-odul-8416/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/marporta-stevie-awardstan-iki-uluslararasi-odul-8416/</id>
<published><![CDATA[2026-08-17T12:31:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-17T12:31:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4F3AAC-CBB48F-25D83E-C69534-210BFB-7A076D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin önde gelen konteyner limanlarından Marport, insan kaynakları süreçlerinde hayata geçirdiği yenilikçi uygulamalarını uluslararası ödüllerle taçlandırmaya devam ediyor. Çalışanların kişisel gelişim süreçlerini daha sistematik, ölçülebilir ve izlenebilir hale getirmek amacıyla geliştirilen Horizon, Stevie Awards’un iki farklı kategorisinde Bronz Stevie Ödülü kazandı. Marport’un geliştirdiği portal, Stevie Awards for Great Employers’da “İnsan Kaynakları Teknolojisinde Başarı”, International Business Awards’ta ise “Dijital Dönüşümde Mükemmellik” kategorilerinde Bronz Stevie Ödülü almaya hak kazandı. Marport, bir diğer çalışan uygulaması olan Limon ile de 2021 yılında Stevie Awards’da bir Gümüş ve bir Bronz ödül kazanmıştı.</p><p>Dünyanın farklı ülkelerinden yoğun ilgi gören ödül programlarında, 35 ülke ve bölgeden binin üzerinde başvuru değerlendirildi. Kazananlar ise iki aylık değerlendirme sürecinde, dünya genelinden 300'den fazla profesyonelden oluşan jüri üyelerinin verdiği puanlar doğrultusunda belirlendi.</p><p>Kariyer gelişimi tek platformda uçtan uca yönetiliyor</p><p>Horizon, çalışan gelişimini sadece eğitim süreçleriyle sınırlı tutmayıp geri bildirim, kariyer planlama ve yetkinlik gelişimini bütünsel bir yapıda ele alarak kurum kültürünü destekleyen stratejik bir platform olarak öne çıkıyor. Platformun merkezinde yer alan Kişisel Gelişim Formları sayesinde çalışanlar; güçlü ve gelişime açık yönlerini değerlendirebiliyor, kariyer hedeflerini tanımlayabiliyor ve bu hedeflere ulaşmak için ihtiyaç duydukları gelişim aksiyonlarını planlayabiliyor. Böylece her çalışan kendi gelişim ve kariyer yolculuğunu kişiselleştirilmiş bir deneyimle şekillendirebiliyor.</p><p>Marport'un benimsediği bu yaklaşım, organizasyon genelinde proaktif bir gelişim kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlarken yıl içinde gerçekleştirilen ara değerlendirme süreçleri sayesinde yöneticilerin ekip üyelerini daha yakından takip etmesine ve bire bir görüşmeler aracılığıyla çalışanlarının daha etkin ve şeffaf şekilde liderlik etmesine olanak sağlıyor. Horizon'un elde ettiği bu uluslararası başarı, Marport'un insan kaynakları teknolojileri alanında çalışan odaklı, sürdürülebilir ve yenilikçi uygulamalar geliştirme vizyonunun uluslararası ölçekte takdir gördüğünün önemli bir göstergesi oldu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meslekle erken tanışmak  diploma-kariyer uyumunu artırabilir"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/meslekle-erken-tanismak-diploma-kariyer-uyumunu-artirabilir-1763/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/meslekle-erken-tanismak-diploma-kariyer-uyumunu-artirabilir-1763/</id>
<published><![CDATA[2026-08-17T10:10:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-17T10:10:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A7DF1B-4476C7-FB25A4-A06127-EBF8E7-092D89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih dönemi 10 Ağustos’ta sona erdi. Üniversite adayları yerleştirme sonuçlarını beklerken tercih ettikleri bölümlerin staj, mezuniyet sonrası iş olanakları, kariyer gelişimi ve ücret düzeyini de şimdiden değerlendiriyor. Ancak TÜİK’in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, alınan eğitim ile yapılan iş arasındaki uyumun sınırlı kaldığını gösteriyor. Buna göre ücretli çalışan (SGK 4/A) lisans mezunlarının %43,3’ü, ön lisans mezunlarının ise %49,2’si öğrenim gördükleri alanın dışında bir işte çalışıyor. Eurostat’ın açıkladığı 2024 verilerinde ise AB’de yükseköğretim mezunu olan 34 yaş altı grupta bu oran %31,9 seviyesinde. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre diploma-kariyer uyumunun en yüksek olduğu üç alan sağlık ve refah (%80,4), iş, yönetim ve hukuk (%79,6) ve eğitim (%64,8) olarak sıralanırken en düşük olduğu alan %7,8 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon. İşe alımdan başlayarak tüm insan kaynakları süreçlerini uçtan uca yönetmeyi sağlayan Kolay İK’nın CEO’su Çağlar Yalı, diploma-kariyer uyumuna yönelik olarak gençlere ve şirketlere önerilerde bulundu.&nbsp;</p><p></p><p>“Şirketlerin gençlerden beklediği yetkinlikler dönüşüyor”</p><p>Gençlerin mezun olmayı beklemeden meslekleriyle tanışması gerektiğini söyleyen Yalı, “Günümüzde meslekler çok hızlı değişiyor. Yapay zeka bunun en görünür örneği ama değişim yalnızca bununla sınırlı değil. Şirketler artık alan bilgisinin yanında veriyi okuyabilen, yeni araçları kullanabilen, problem çözebilen, farklı ekiplerle çalışabilen ve öğrenmeye açık profiller arıyor. Bu nedenle üniversite yılları boyunca alan bilgisi edinirken staj, proje ve iş deneyimiyle mesleğin günlük pratiğini görmek çok değerli. Eğitim güçlü bir temel sunuyor ancak diploma-kariyer uyumunu artırmak için bu temeli deneyim ve sürekli gelişimle beslemek gerekiyor” dedi.</p><p></p><p>“Şirketler gençlere ‘gerçek’ işi göstermeli”</p><p>Şirketlerin bu süreçteki rolüne de değinen Yalı şöyle devam etti: “Genç yetenekle ilişkiyi yalnızca işe alım döneminde kurmak artık geç kalmak anlamına geliyor. Bu ilişkiyi üniversite yıllarında kurmanın en etkili yolu ise staj programları. Ancak bir staj programının değeri, süresinden çok stajyere ne kadar gerçek deneyim kazandırdığıyla ölçülmeli. Bir projeye dahil olmak, sorumluluk almak, ekip içinde çalışmak ve yaptığı iş hakkında geri bildirim almak öğrencinin mesleği çok daha doğru tanımasını sağlıyor. Şirketler açısından da bu dönem, gençlerin güçlü yönlerini ve çalışma biçimlerini yakından görmek, gelecekte ihtiyaç duyacakları yetenekleri daha erken tanımak ve bu yeteneklerin gelişimine katkı sağlamak için önemli bir fırsat.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gümüşte yükseliş sürüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gumuste-yukselis-suruyor-4077/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gumuste-yukselis-suruyor-4077/</id>
<published><![CDATA[2026-08-17T02:32:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-17T02:32:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_71A960-E80878-52B777-EA3729-8C3C2F-EF5BC6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ons gümüş 64,68 dolara, gram gümüş ise 100 lira sınırına yükseldi. Böylece gümüş, bir süredir altının gerisinde kalan performansını tersine çevirerek yatırımcıların radarına girdi. Gümüş talebinin yüzde 59’unu sanayi kullanımı oluşturuyor. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli araçlar, otomotiv ve elektronik sektörlerinde artan kullanım fiyatları destekliyor. Küresel arzın talebi karşılamakta zorlanması da dikkat çekiyor. Bu yıl yaklaşık 46,3 milyon ons arz açığı beklenirken, açığın üst üste altıncı yılda da sürmesi öngörülüyor. Gümüşteki yükseliş, gelecek dönem beklentilerini güçlendirdi. Citi, 2027 için ons başına 95 dolar, J.P. Morgan ise 2026 yılı için ortalama 81 dolar fiyat tahmininde bulunuyor. Ancak gümüşün yüksek oynaklığı da sürüyor. Değerli metal, ocak ayında 121 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini gördükten sonra sert bir geri çekilme yaşamıştı.</p><p></p><p>61 DOLAR SEVİYESİ KRİTİK</p><p></p><p>Teknik analizde 61,06 dolar seviyesi yakından izleniyor. Bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması yükselişin devamı açısından önemli görülüyor. Gümüş, 121,78 dolarlık tarihi zirvesinin yaklaşık yüzde 48 altında bulunuyor. Fed’in faiz politikası gümüş fiyatları açısından önemli bir belirleyici olmaya devam ediyor. Faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi değerli metalleri destekleyebilirken, enflasyonun hızlanması ve daha sıkı para politikası beklentisi fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilir. Yatırımcıların ise gümüşteki yükseliş potansiyelinin yanı sıra yüksek oynaklığı, alım maliyetini, yatırım süresini ve küresel talep görünümünü birlikte değerlendirmesi gerekiyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">17 Ağustos'un görünmeyen faturası</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/17-agustosun-gorunmeyen-faturasi-4083/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/17-agustosun-gorunmeyen-faturasi-4083/</id>
<published><![CDATA[2026-08-17T02:26:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-17T02:26:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1E9DCC-823E2C-930001-3D683F-EEBC91-7B23B1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Figen KARADENİZ</p><p></p><p>17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi, 20 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine ve yüz binlerce kişinin doğrudan etkilenmesine yol açarken, Türkiye ekonomisinin en yoğun üretim merkezlerinden birinde de büyük bir ekonomik şok yarattı.</p><p></p><p>Depremden etkilenen bölge, Türkiye ekonomisinin ağırlık merkezlerinden biriydi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre deprem bölgesinin Türkiye GSYH’sindeki payı yüzde 7,7, imalat sanayisi katma değerindeki payı ise yüzde 19,7 seviyesindeydi.</p><p></p><p>Bu nedenle depremin ekonomik etkisi yalnızca yıkılan bina ve altyapıların maliyetiyle sınırlı kalmadı. Fabrikaların üretime ara vermesi, ulaşım ve enerji altyapısındaki hasarlar, iş gücü kaybı ve tedarik zincirlerindeki kesintiler Türkiye ekonomisine yayılan bir üretim şoku oluşturdu.</p><p></p><p>FATURA HESABI NEDEN DEĞİŞİYOR?</p><p></p><p>17 Ağustos’un Türkiye ekonomisine maliyeti için tek bir rakam bulunmuyor. Bunun temel nedeni, kurumların farklı ekonomik kayıpları farklı yöntemlerle hesaplaması.</p><p></p><p>Dünya Bankası’nın değerlendirmesine göre depremin doğrudan servet kaybı 3 ila 6,5 milyar dolar arasında gerçekleşti. Banka, 1999 yılında milli gelirde meydana gelen kaybı ise 1,2 ila 2 milyar dolar olarak tahmin etti.</p><p></p><p>Dönemin Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılan hesaplamalarda toplam ekonomik kayıp 9 ila 13 milyar dolar aralığında değerlendirildi. TÜSİAD’ın hesaplamalarında ise toplam maliyetin 5 ila 9 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtildi. Rakamlar arasındaki fark, bazı hesaplamaların yalnızca fiziksel hasarı, bazılarının ise üretim, gelir ve yeniden inşa gibi dolaylı maliyetleri de kapsamasından kaynaklandı.</p><p></p><p>KOCAELİ’NDE ÜRETİM YÜZDE 58 DÜŞTÜ</p><p></p><p>Depremin sanayi üzerindeki etkisi özellikle Kocaeli’nde ortaya çıktı. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1999 yılında yaptığı araştırmada incelenen 690 işletmenin 590’ının, yani yaklaşık yüzde 85’inin üretiminin depremden etkilendiği belirlendi. Bu işletmelerin 420’sinde fiziksel hasar meydana geldi.</p><p></p><p>TBMM kayıtlarına göre Kocaeli’nde 345 sanayi kuruluşu depremden zarar gördü. Sanayi kuruluşlarındaki maddi hasar yaklaşık 1,5 milyar dolar, üretim kaybı ise yaklaşık 2 milyar dolar olarak hesaplandı.</p><p></p><p>Depremin ardından kentte sanayinin kapasite kullanım oranı da sert biçimde geriledi. Meclis tutanaklarına yansıyan verilere göre kapasite kullanımı yüzde 73’ten yüzde 31’e düştü. Bu, sanayi tesislerinin mevcut üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 58’inin devre dışı kalması anlamına geliyordu.</p><p></p><p>İMALAT SANAYİSİ BASKI ALTINDA KALDI</p><p></p><p>Deprem, yalnızca hasar gören işletmeleri değil, bölge dışındaki üretim zincirlerini de etkiledi. TCMB’nin 1999 yılı değerlendirmesinde, depremden etkilenen bölgelerin Türkiye imalat sanayisi açısından taşıdığı ağırlığa dikkat çekildi. Deprem sonrasında imalat sanayisindeki üretim kaybı ülke genelindeki ekonomik performansa da yansıdı.</p><p></p><p>Özellikle otomotiv, petro-kimya, demir-çelik ve diğer sanayi kollarında üretimin durması veya yavaşlaması, deprem bölgesindeki firmalarla çalışan tedarikçileri de etkiledi. Böylece deprem, yalnızca fiziksel hasar gören fabrikaların değil, üretim zincirinin tamamının ekonomik faaliyetini sekteye uğrattı.</p><p></p><p>BÜTÇEYE DE ÇİFT YÖNLÜ YÜK</p><p></p><p>Deprem sonrasında kamu maliyesi iki yönlü bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Bir tarafta konutların, iş yerlerinin, yolların, altyapının ve kamu binalarının yeniden yapılması için harcamalar arttı. Diğer tarafta ise depremden etkilenen bölgelerde üretimin ve ticari faaliyetlerin kesintiye uğraması vergi gelirlerini olumsuz etkiledi.</p><p></p><p>Dönemin TBMM kayıtlarında depremin kamu maliyesine etkisinin gayrisafi milli hasılanın yaklaşık yüzde 1’i seviyesinde olabileceğine ilişkin hesaplamalar yer aldı.</p><p></p><p>Depremin yarattığı mali yükü karşılamak amacıyla da 1999’un sonunda ek vergi düzenlemeleri yapıldı. Ek gelir ve kurumlar vergisi, ek emlak vergisi ve ek motorlu taşıtlar vergisinin yanı sıra Özel İşlem Vergisi ve Özel İletişim Vergisi uygulamaya konuldu.</p><p></p><p>Özel İletişim Vergisi başlangıçta deprem nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların karşılanması amacıyla geçici olarak getirildi. Verginin uygulama süresi sonraki yıllarda uzatıldı ve 2004 yılında kalıcı hale getirildi.</p><p></p><p>GELECEĞİN MALİYETİNİ DE BÜYÜTTÜ</p><p></p><p>17 Ağustos’un ekonomik bilançosu hesaplanırken yalnızca o gün yıkılan binaların maliyetine bakmak, gerçek faturanın önemli bölümünü gözden kaçırıyor.</p><p></p><p>Milyarlarca dolarlık fiziksel hasarın yanında üretim kaybı, işletmelerin faaliyet dışı kalması, istihdam kaybı, vergi gelirlerindeki düşüş, altyapının yeniden kurulması ve kamu harcamaları da toplam maliyete eklendi. Üstelik Marmara Bölgesi’nin Türkiye ekonomisindeki ağırlığı, depremin etkisini bölgesel bir felaket olmaktan çıkararak ülke geneline taşıdı.</p><p></p><p>27 YIL SONRA DEĞİŞMEYEN DERS</p><p></p><p>17 Ağustos 1999, Türkiye’ye doğal afetlerin ekonomik maliyetinin yalnızca enkazın kaldırılmasıyla bitmediğini gösterdi. 3 ila 6,5 milyar dolarlık doğrudan servet kaybı, 1,2 ila 2 milyar dolarlık milli gelir kaybı ve farklı hesaplamalarda 5 ila 13 milyar dolara ulaşan toplam ekonomik maliyet, depremin Türkiye ekonomisinde yarattığı sarsıntının boyutunu ortaya koydu.</p><p></p><p>Kocaeli’nde 590 işletmenin üretiminin etkilenmesi, 420 işletmenin fiziksel hasar görmesi ve kapasite kullanımının yüzde 73’ten yüzde 31’e gerilemesi ise bu büyük bilançonun sahadaki karşılığını gösterdi.</p><p></p><p>27 yıl sonra 17 Ağustos’un ekonomik mirası, Türkiye’nin en büyük üretim merkezlerinin afetlere karşı dayanıklılığının yalnızca bir şehircilik meselesi değil, doğrudan ekonomik büyüme ve kamu maliyesi meselesi olduğunu hatırlatıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sanat ve ticareti aynı zeminde buluşturuyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-ve-ticareti-ayni-zeminde-bulusturuyor-1514/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-ve-ticareti-ayni-zeminde-bulusturuyor-1514/</id>
<published><![CDATA[2026-08-17T01:17:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-17T01:17:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8CFC1E-7B29B8-04BAAC-301D6C-F43ADC-AEBD64.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gamze ŞAHİN&nbsp;</p><p></p><p>Bodrum’da tasarım ve seramik alanında çalışarak hayatını sürdüren kadın girişimci Rabia Deniz Kılınçkaya, Sakura Seramik’in yolculuk hikâyesi ve tasarımla üretimin, sanat ile ticaretin uyumunu, her iki alanın entegrasyon içinde çalışmasını tüm detaylarıyla anlattı. Kılınçkaya, seramiğin özgür ve kalıplara sığmayan bir sanat olmasına rağmen bunu sürekli bir ticaret aracına dönüştürmesini anlatırken, “Her iki alanın birbirinden ayrı olmadığını ifade ederek “Seramiğin sunduğu sınırsız renk ve form olanağı, bize tasarım konusunda geniş bir özgürlük alanı yaratırken aynı zamanda farklı projelere ve ihtiyaçlara cevap verebilmemizin de önünü açıyor” dedi. Kılınçkaya, Sakura Seramik’te “Tasarım odaklı yaklaşımın korunduğunu, üretim süreçlerinin belirli standartlara oturarak daha yüksek adetlerde ve sürdürülebilir bir biçimde yapılabildiğini” belirtti. Bu sayede tasarlanan ve üretime giren “Her ürünün özgün karakterini ve el işçiliğini koruduğunu, ticari olarak da ölçeklenebilir bir yapıya kavuştuğunu” söyleyerek, “Bizim için bu hassas denge; tasarımın özgürlüğü ile üretimin disiplinini aynı üründe buluşturabilmekten geçiyor” dedi. Rabia Deniz Kılınçkaya, aynı zamanda Peyzaj Mimarı Hüseyin Döğdü ile Best of Garden Bodrum adlı peyzaj tasarım ve uygulama şirketinin de kuruluşunda bulunurken, peyzajdan seramiğe uzanan kariyer yolculuğunu şu sözlerle anlattı: “Peyzaj proje ve uygulamalarının yanında farklı üretim alanlarını deneyimlemem, bugünkü vizyonumu şekillendiren en önemli süreç oldu. Bu yolculuğun dönüm noktalarından biri, Bodrum Kaktüs Evi’ni kurmam ve kendi kalıplarımla ürettiğim alçı saksıları Türkiye’nin dört bir yanına göndermemdi. Zamanla daha sağlam, kalıcı ve ömürlük ürünler üretme arayışı beni seramiğe yöneltti.”</p><p></p><p>HOBİYLE BAŞLAYIP MARKA OLAN HAYAL</p><p></p><p>Çamurda Seramik Sanat Atölyesi’nin de kurucusu olan Rabia Deniz Kılınçkaya, Türkiye’nin ilk seramik separatör üreticisi olan Sakura Seramik adlı markada yenilikçi anlayışlı tasarımlar üretirken, bir yandan Çamurda markasında da el yapımı seramik ürünler tasarlayıp üretiyor. Kılınçkaya’nın peyzaj işleri yaparken merak saldığı seramik işçiliği, Sakura Seramik markasının başlangıcında yer alıyor. Kılınçkaya, peyzaj dünyasında kendi saksılarını tasarlayıp seramikten üretmeye başladıktan sonra “Başlangıçta bir hobi olarak başlayan seramik hikâyesi, tüm bu deneyimlerin birleşmesiyle bugün Sakura Seramik’e dönüştü” diyerek kariyer yolculuğunu anlatırken hikâyesinin temelinde pes etmemenin ve her gün deneyimlerin üstüne katarak devam etmenin olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sakura’nın hamuruna kattığım en önemli değer ise denemekten vazgeçmemek ve her deneyimi daha iyisini üretmek için bir basamak olarak görmek oldu.” Rabia Deniz Kılınçkaya’nın seramik yolculuğu ve Sakura Seramik markasının vizyonunda, hobiden başlayıp kurulan bir hayal ve düzenli çalışmayla ilerleyen azim yatıyor. Kılınçkaya kariyerinde manevi değerlerine tutunarak ilerlediğini belirterek, maddi konulardan bahsederken ise “Ben bu yola maddi kaygılarla değil, kusursuza ulaşma ve iyi bir iş ortaya koyma arzusuyla çıktım. “Kazandırır mı?” diye düşünmek yerine, tüm olumsuz fikirlere rağmen yalnızca üretmeye ve bildiğim işi en iyi şekilde yapmaya odaklandım. Çünkü bir konuda gerçekten ısrarcıysanız, başarılı olana kadar her yolu denersiniz. Bence sürdürülebilirliğin sırrı da eserin ruhunu koruyan bu inat, emek ve tutkuda saklı” dedi.</p><p></p><p>ZANAAT VE TASARIMIN BULUŞMASI</p><p></p><p>Her şeyin makineleştiği yapay zekâ ortamında hâlâ sanata ve zanaata verilen değerin durumuna, el işçiliğinin hayatta kalması ve ticari pazarda butik üretimin yeri gibi konuları cevaplayan Kılınçkaya, Sakura Seramik markasının ticari yönlerini şu ifadelerle anlattı: “Ben Sakura Seramik’i kurarken, makinelerin kolayca taklit edemeyeceği ve insan emeğine her zaman ihtiyaç duyacak bir ürün ortaya çıkarmak istedim. Çünkü insanların artık yaşadıkları alanlarda da kendilerini özel ve farklı hissetmek istediklerine inanıyorum. Biz yalnızca bir seramik ürün üretmiyoruz; dokunduğu mekâna karakter kazandıran, her parçasında ustasının emeğini taşıyan tasarımlar yapıyoruz.” Rabia Deniz Kılınçkaya bu&nbsp; dönemde gerçek bir üretimi benimseyerek, yaptığı işlere ve ürettiği seramiklerde insan ruhuna dokunan bir işçilik elde etme amacını anlattı. Kılınçkaya, “Fabrikasyon üretimin hızına karşı bizim gücümüz; el işçiliğimiz, özgünlüğümüz ve her ürüne gösterdiğimiz özen. Bence insanlar da yeniden kusursuz görünen birbirinin aynı ürünlerden ziyade, arkasında gerçek bir emek ve hikâye bulunan tasarımlara yöneliyor. Sakura Seramik tam olarak bu dönüşümün içinde, zanaatla tasarımın buluştuğu yerde duruyor” dedi. Türkiye’nin ilk seramik separatör üreticisi olan Sakura Seramik’in yenilikçi anlayışının küresel ihracattaki yeri ve geleceği hakkında da konuşan Kılınçkaya, markanın uluslararası ticarete dönüşmesiyle ilgili şunları söyledi: “Türkiye’nin seramik üretiminde güçlü bir ülke olduğunu ancak ihracatta yalnızca üretim miktarına değil, ürünün taşıdığı tasarım ve hikâyeye de odaklanılması gerektiğini” ifade etti. Markanın ihracattaki yerini yalnızca üretimle değil sanatsal bir dokunuşla da değiştirmeyi amaçlayan Kılınçkaya, “El emeği ve özgün tasarım devreye girdiğinde artık yalnızca seramik değil; ustalık, kültür ve tasarım anlayışı da ihraç ediliyor. Bu da ürünün kilogram başına değerini doğal olarak yükseltiyor” diyerek markanın küreseldeki duruşu ve katma değeri hakkında bilgi verdi. Kılınçkaya, “Sakura Seramik’in dış pazarlarda fiyatla rekabet eden bir marka olmak istemediğini, asıl amacın; özgün modeller, el işçiliği, renk seçenekleri ve projeye özel çözümlerle tercih edilen bir Türk tasarım markası olmak” olduğunu ifade etti. Son olarak sözlerini bitirirken ise ihracat hedeflerine karşı “Bunun için öncelikle mimarlar, iç mimarlar ve doğru distribütörlerle güçlü iş birlikleri kurmaya odaklanıyoruz. Numune çalışmaları, uluslararası projeler ve seçici iş ortaklıklarıyla adım adım ilerliyoruz” dedi.</p><p></p><p>TÜRK SERAMİK ZANAATİNİ DÜNYAYA TAŞIYOR</p><p></p><p>Kılınçkaya markanın ulusala açılmasıyla ilgili amacın yurt dışına ürün göndermek değil ülkeyi temsil eden çağdaş bir marka olmak olduğunu söyleyerek “Bizim için ihracat yalnızca daha fazla ürün göndermek anlamına gelmiyor. Türk seramiğinin zanaat gücünü, çağdaş tasarımla birleştirerek dünyada kalıcı bir yere taşımak anlamına geliyor. Hızlı ve kontrolsüz büyümek yerine; üretim kalitemizi ve el emeği kimliğimizi koruyarak dış pazarlarda güvenilir, sürdürülebilir ve katma değeri yüksek bir marka oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p><p></p><p>DÜNYADAKİ EN BÜYÜK AVANTAJIMIZ EL İŞÇİLİĞİ</p><p>&nbsp;</p><p>Türk seramik sektörünün küreseldeki avantajının el işçiliği olmasına karşı Rabia Deniz Kılınçkaya “Türk seramiğini dünya pazarında öne çıkaran en büyük güç; el işçiliğimiz. Teknolojiyi zanaatkârlıkla buluşturabilirsek küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşabiliriz. Türkiye tasarım markaları oluşturma konusunda önemli bir üretim gücüne sahip. Eksikliğimiz tasarım yapmak değil, tasarımları doğru bir marka hikâyesiyle uluslararası pazarlara anlatabilmek” diyerek tasarım ve üretimin önemli olduğu kadar marka hikayesinin ve pazarlamasının da önemli olduğuna dikkat çekti. Küresel pazarda devlerle yarışan Türkiye seramik sektörü büyümesini sürdürürken, geleceğini geleneksel zanaat ve dijital dönüşümün birleşiminde buluyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çatalca'da köylerdeki kamyon trafiğine yeni rota</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/catalcada-koylerdeki-kamyon-trafigine-yeni-rota-8107/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/catalcada-koylerdeki-kamyon-trafigine-yeni-rota-8107/</id>
<published><![CDATA[2026-08-16T13:24:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-16T13:24:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C4588-E874B8-ACE6CB-6223A7-09A32A-DF9F24.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çatalca’da uzun yıllardır çözüm bekleyen önemli ulaşım sorunlarından biri daha çözüme kavuşturuluyor.</p><p></p><p>Ağır tonajlı araç trafiğini mahalle içlerinden uzaklaştırarak alternatif güzergâha yönlendirecek Akalan–Kalfa–Başak Alternatif Orman Yolu’nun 5,6 kilometrelik 1. etabı düzenlenen törenle hizmete alındı.</p><p></p><p>3 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ilk etapla birlikte; ağır tonajlı araçların yerleşim alanlarından geçişinin azaltılması, mahalle içi trafik yükünün hafifletilmesi ve başta can güvenliği olmak üzere ulaşım güvenliğinin artırılması hedefleniyor.</p><p></p><p>Başkan Güzel: “Kalıcı ve Güvenli Çözümler Üretiyoruz”</p><p>Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, ilçenin ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek kalıcı çözümler üretmeye devam ettiklerini belirtti: “Çatalca’da uzun yıllardır çözüm bekleyen bir sorunu daha çözüme kavuşturuyoruz. 3 ay gibi kısa bir sürede tamamladığımız ilk etap; ağır tonajlı araçların mahalle içlerinden uzaklaştırılması, trafik yükünün hafifletilmesi ve hemşehrilerimizin can güvenliğinin artırılması açısından önemli bir adım oldu. Projenin 2,4 kilometrelik ikinci etabındaki çalışmalarımız da hızla sürüyor.”</p><p></p><p>Nuri Aslan: “İstanbul’un Her Noktasına Eşit Hizmet Anlayışıyla Çalışıyoruz”</p><p></p><p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Çatalca’nın ihtiyaçlarının çözümü noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Çatalca Belediyesi arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çekti.</p><p></p><p>Aslan, İstanbul’un merkezinden en uzak mahallesine kadar vatandaşların yaşamını kolaylaştıracak hizmetleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek, Akalan–Kalfa–Başak Alternatif Orman Yolu’nun özellikle ağır tonajlı araç trafiğinin mahalle içlerinden uzaklaştırılması ve bölgedeki ulaşım güvenliğinin artırılması açısından önemli bir çalışma olduğunu ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Lisanslı depoculuk"ta yeni düzenlemeler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/lisansli-depoculukta-yeni-duzenlemeler-6219/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/lisansli-depoculukta-yeni-duzenlemeler-6219/</id>
<published><![CDATA[2026-08-16T13:23:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-16T13:23:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_218600-09C60B-6B4B2E-99018B-5FADAC-388AAA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ ile Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliği'nde değişiklik yapıldı.</p><p></p><p>Bu kapsamda, tarımsal ürünlerin güvenli ve sağlıklı koşullarda depolanması, üreticilerin ürünlerini daha etkin şekilde değerlendirebilmesi ve lisanslı depoculuk sisteminin daha güçlü bir yapıya kavuşturulması amacıyla çalışmalar devam ediyor. 266 lisanslı depoculuk şirketi, 14,4 milyon tonluk depolama kapasitesiyle, üretim arzı ve tarımsal üretimin değerini bulmasına yönelik faaliyetlerini sürdürüyor.</p><p></p><p>Söz konusu tebliğ değişiklikleriyle yeni tesislerde bulunması gereken asgari çelik silo sayısı belirlendi ve lisanslı depolar için asgari depolama kapasitesi 35 bin ton oldu. Ayrıca mevcut lisanslı depo işletmelerine, gerekli şartları karşılamaları kaydıyla, kapasite artış izni alma imkanı getirildi.</p><p></p><p>Lisanslı depo işletmelerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve işletme verimliliğinin artırılması hedeflenirken bu doğrultuda lisanslı depo işletmelerinin asgari sermaye tutarları artırıldı, depolama kapasiteleri yükseltildi.</p><p></p><p>Yeni düzenlemelerle lisanslı depoculuk sisteminin daha güçlü, sürdürülebilir ve etkin yapıya kavuşturulması, tarımsal ürünlerin depolanmasına yönelik altyapının geliştirilmesi ve sektörün finansal dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor.</p><p></p><p>Bakanlık, tarımsal ticaretin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde gelişmesine katkı sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirmeye ve sektörün ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Metal endekste güçlü toparlanma sürüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/metal-endekste-guclu-toparlanma-suruyor-1868/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/metal-endekste-guclu-toparlanma-suruyor-1868/</id>
<published><![CDATA[2026-08-15T13:31:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-15T13:31:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_82BDD7-4AF10B-E70633-1A8615-857964-686BED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, "2026 Temmuz ayı, Haziran ayında başlayan toparlanmanın güçlenerek devam ettiği, ihracat miktarının yılın en yüksek seviyesine ulaştığı ve değer endeksinin son iki yılın rekorunu kırdığı son derece olumlu bir dönem olarak kayıtlara geçmiştir. Önümüzdeki dönemde bu ivmeyi sürdürülebilir hale getirerek ihracatçımızın rekabet gücünü daha da artırmaya odaklanacağız." dedi.</p><p>İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) tarafından hazırlanan "TR-METALENDEKS" Türkiye Metal Sanayi İhracat Endeksi, 2026 yılı Temmuz ayı sonuçları açıklandı.</p><p>Mayıs ayında yaşanan gerilemenin ardından Haziran’da başlayan yükselişin Temmuz ayında da devam ettiği görülürken, Haziran ayında 136,21 olan miktar endeksi, Temmuz ayında yüzde 5,5 oranında artarak 143,70 seviyesine çıktı. Geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 4,2'lik bir artış kaydedildi. Ton bazında metal sanayi ihracatı da, Haziran ayındaki 250 bin 3 ton seviyesinden Temmuz ayında 263 bin 751 tona yükselerek 2026 yılının en yüksek aylık performansını sergiledi.</p><p>DEĞER ENDEKSİNDE 2022 NİSAN AYINDAN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYE</p><p>Miktar endeksindeki düzenli artış, ihracat değer endeksini de güçlü bir şekilde yukarı taşıdı. Haziran ayında 201,34 olan değer endeksi, Temmuz ayında yüzde 3,2 artarak 207,74 seviyesine ulaştı. Bu rakam, ihracat değer endeksinin Nisan 2022'den bu yana ulaştığı en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Endeks yıllık bazda ise yüzde 18 oranında bir büyüme gösterdi. Toplam ihracat tutarı da Temmuz ayında 1 milyar 425,7 milyon dolara ulaştı.</p><p>BİRİM FİYATLAR YÜKSEK SEYRİNİ KORUYOR</p><p>Haziran ayında 5,53 dolarla 2019'dan bu yana en yüksek seviyesini gören ortalama ihracat birim fiyatı, Temmuz ayında sadece yüzde 2,2'lik sınırlı bir geri çekilmeyle 5,41 dolar/kg olarak gerçekleşti. Aylık bazdaki bu küçük düşüşe rağmen birim fiyat, 2025 yılının Temmuz ayındaki 4,77 dolar/kg seviyesinin yüzde 13,3 üzerinde bulunuyor.</p><p>Temmuz ayında alt sektörlerin performansında genel bir büyüme eğilimi hakimken, özellikle İskele ve Kalıp ile Mutfak eşyaları sektörleri performanslarıyla dikkat çekti. İskele ve Kalıp ayın en dikkat çekici performansını sergileyerek miktar endeksini 258,5'ten 343,8'e çıkardı. Değer endeksi 274,8'den 385,23'e fırlarken, birim fiyatlar 1,84 dolardan 1,94 dolara yükseldi.</p><p></p><p></p><p>Mutfak Eşyaları miktar endeksi 85,1'den 93,3'e, değer endeksi ise 112,2'den 124,2'ye güçlü bir sıçrama yaptı. Birim fiyatlar da artış trendini koruyarak 4,75 dolardan 4,79 dolara yükseldi. Döküm sektörü miktar endeksi 117,0'dan 124,93'e, değer endeksi ise 151,8'den 156,28'e ulaştı. Birim fiyatlarda ise 6,51 dolardan 6,28 dolara bir gevşeme yaşandı.</p><p>Hırdavat alt sektörü değer endeksi 151,6'dan 158,9'a yükseldi. Miktar endeksinde 124,6'dan 116,5'e bir gerileme olsa da, birim fiyatın 2,66 dolardan 2,98 dolara belirgin bir şekilde artması sektörün gelirlerini yukarı çekti. Armatürde miktar endeksi 90,36'dan 95,66'ya toparlanırken, değer endeksi de 139,13'ten 143,77'ye ulaştı. Birim fiyat ise 7,75 dolardan 7,57 dolara geriledi.</p><p>Alüminyum miktar endeksi 172,6'dan 172,8'e yatay bir geçiş yaparken, değer endeksi 244,6'dan 245,9'a çıktı. Birim fiyat da benzer bir şekilde 5,28 dolardan 5,30 dolara hafif yükseldi. Bakır miktar endeksi ise 134,6'dan 130,8'e inerken, değer endeksi de 262,3'ten 251,07'ye geriledi. birim fiyat da 13,57 dolardan 13,36 dolara düştü.</p><p>'SEKTÖRÜMÜZ GÜÇLÜ KONUMUNU KORUYOR'</p><p>TİM Başkan Vekili ve İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, TR-METALENDEKS verilerinin metal sanayi ihracatındaki toparlanmanın güçlendiğini gösterdiğini belirterek, “Haziran ayında başlayan toparlanmanın Temmuz ayında daha güçlü bir görünüm kazanmasını sektörümüz açısından son derece olumlu karşılıyoruz. Metal sanayi ihracat miktar endeksinin yüzde 5,5 artışla 143,70 seviyesine yükselerek 2026 yılının en yüksek değerine ulaşması ve ton bazında ihracatın 263 bin 751 ton ile yılın zirvesini görmesi, ihracatımızdaki ivmenin somut göstergeleri oldu. Aynı dönemde değer endeksinin yüzde 3,2 artışla 207,74 seviyesine çıkması ve Nisan 2022’den bu yana en yüksek değerine ulaşması da metal sanayimizin küresel pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu ortaya koyuyor.” dedi.&nbsp;</p><p>Tecdelioğlu, ihracat birim fiyatlarının da yüksek seviyesini korumasının sektör açısından önemli bir gösterge olduğunu ifade ederek, “Temmuz ayında ortalama ihracat birim fiyatımız 5,41 dolar/kg seviyesinde gerçekleşti ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,3 artış gösterdi. Bu tablo, yalnızca miktar bazında değil, ihracatımızın değer yaratma kapasitesi açısından da güçlü bir performansa işaret ediyor. Alt sektörlerimizdeki genel büyüme eğilimi de bu olumlu tabloyu destekliyor. Sonuç olarak 2026 Temmuz ayı, Haziran ayında başlayan toparlanmanın güçlenerek devam ettiği, ihracat miktarının yılın en yüksek seviyesine ulaştığı ve değer endeksinin son iki yılın rekorunu kırdığı son derece olumlu bir dönem olarak kayıtlara geçmiştir. Önümüzdeki dönemde bu ivmeyi sürdürülebilir hale getirerek ihracatçımızın rekabet gücünü daha da artırmaya odaklanacağız.” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Binrota, Uzakdoğu programlarına Phu Quoc' adasını ekledi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/binrota-uzakdogu-programlarina-phu-quoc-adasini-ekledi-1554/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/binrota-uzakdogu-programlarina-phu-quoc-adasini-ekledi-1554/</id>
<published><![CDATA[2026-08-15T13:13:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-15T13:13:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CD1AE1-5F70B4-D3CDCD-15A4FD-5BF09E-529298.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’den Uzakdoğu’ya yönelik seyahat talebi büyürken, deneyimli gezginlerin bilinen rotaların ötesinde yeni destinasyon arayışı da artıyor. Phuket ve Bali gibi rotaların Türkiye’de güçlü bir bilinirliğe ulaşmasının ardından Binrota, Vietnam’ın tropik adası Phu Quoc’u 2027 programlarına ekleyerek satışa açtı.</p><p>Binrota Kurucu Ortağı Serdar Şahin, Phu Quoc’un Türkiye pazarı açısından önemli bir potansiyel taşıdığını belirterek, destinasyonu üç temel başlık altında değerlendirdiklerini söyledi: “Phu Quoc’u Türk gezginler için yeni bir rota, şirketler için yeni bir motivasyon deneyimi, seyahat acenteleri için ise yeni bir satış fırsatı olarak görüyoruz.”</p><p>“Yeni bir ada olmanın ötesinde yeni bir seyahat modeli”</p><p>Türk gezginlerin Uzakdoğu konusunda artık çok daha deneyimli olduğunu belirten Şahin, Phuket ve Bali gibi destinasyonların Türkiye’de güçlü bir bilinirliğe ulaştığını, bundan sonraki büyümenin ise yeni destinasyonlar ve yeni seyahat modellerinden geleceğini düşündüklerini ifade etti.</p><p>Şahin, Phu Quoc’u farklılaştıran en önemli noktanın Vietnam’ın diğer önemli destinasyonlarıyla birlikte planlanabilmesi olduğunu söyledi: “Phu Quoc’a sadece güzel plajları olan tropik bir ada olarak bakmıyoruz. Hanoi ve Saigon’la birlikte planlandığında, çok daha kapsamlı bir seyahat programı ortaya çıkıyor. Misafir önce Vietnam’ın kültürünü, şehirlerini, gastronomisini ve günlük yaşamını keşfediyor; ardından Phu Quoc’a geçerek seyahatini tropik bir ada tatiliyle tamamlıyor. Yani aynı seyahatte hem Asya’yı keşfediyor hem de gerçekten tatil yapıyor.”</p><p>Bu modelle Binrota, klasik Uzakdoğu kültür turu ile egzotik ada tatilini aynı program içerisinde birleştirmeyi hedefliyor.</p><p>“Kongre turizmi (MICE), bayi organizasyonları ve kurumsal ödül seyahati tarafında ciddi bir fırsat görüyoruz”</p><p>Phu Quoc’un yalnızca bireysel seyahatler açısından değil, kurumsal seyahat ve kongre turizmi (MICE) açısından da potansiyel taşıdığını belirten Şahin, şirketlerin motivasyon programlarında farklı destinasyonlara yönelme eğiliminin arttığına dikkat çekti. “Şirketlerin özellikle bayi etkinlikleri ve kurumsal gezilerinde farklı destinasyonlara yönelmek istediğini görüyoruz. Dubai, Bangkok veya Phuket gibi destinasyonlar birçok şirket tarafından daha önce tercih edildi. Dolayısıyla yeni bir program hazırlanırken destinasyonun farklı bir deneyim sunması önem kazanıyor. Phu Quoc bu açıdan değerlendirilebilecek bir seçenek.”</p><p>Vietnam ve Phu Quoc’un birlikte planlanmasının kurumsal gruplara farklı deneyimleri aynı programda sunma imkânı verdiğini belirten Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Saigon’da alışveriş, gastronomi ve şehir hayatı; Vietnam’ın kültürel tarafı ve ardından Phu Quoc’ta resort, deniz, beach deneyimleri ve eğlence seçenekleri sunulabiliyor. Yetişkin gruplar için gece hayatı ve casino gibi alternatifler de bulunuyor. Bu nedenle farklı beklentilere göre programı çeşitlendirmek mümkün.”&nbsp;</p><p>Balayı seyahatlerinde kültür ve ada deneyimi</p><p>Binrota’nın Phu Quoc’ta büyüme beklediği segmentlerden biri de balayı ve çift seyahatleri.</p><p>Şahin, özellikle yeni nesil gezginlerin balayı programlarında dinlenmenin yanı sıra gittikleri destinasyonu keşfetmeye de önem verdiğini söyledi: “Balayı tarafında da Phu Quoc’un güzel bir alternatif olduğunu düşünüyoruz. Çiftler önce Vietnam’ın şehirlerini, kültürünü ve gastronomisini deneyimleyebilir, ardından Phu Quoc’a geçerek tropik ada tatili yapabilir. Böylece seyahat boyunca hem keşif hem de dinlenme imkânı sunuluyor.”</p><p>“Acenteler için yeni bir satış alanı yaratmak istiyoruz”</p><p>Binrota, Phu Quoc programlarını doğrudan tüketiciye sunmanın yanı sıra B2B dağıtım kanallarında da büyütmeyi planlıyor. Şahin, destinasyonun Türkiye’de henüz Phuket ve Bali kadar doygun bir ürün yapısına ulaşmamış olmasının seyahat acenteleri açısından da avantaj sağlayabileceğini belirtti: “Bir destinasyon Türkiye’de çok bilinir hale geldiğinde rekabet de büyük ölçüde fiyat üzerinden ilerlemeye başlıyor. Phu Quoc’ta bugün farklı bir fırsat var. Acente müşterisine henüz herkesin sunmadığı yeni bir destinasyon önerebiliyor. Üstelik bunu tek bir müşteri grubuna değil; Uzakdoğu gezginine, egzotik tatil arayana, balayı çiftine veya kurumsal gruba ayrı ürünlerle sunabiliyor.”</p><p>Şahin, Binrota’nın önümüzdeki dönemde Phu Quoc ürünlerini alt acenteler ve kurumsal iş ortaklarıyla birlikte büyütmek istediğini belirtti.</p><p>“Phu Quoc’un Türkiye’de hızlı büyüyeceğine inanıyoruz”</p><p>Phu Quoc’un önümüzdeki yıllarda Türkiye çıkışlı Uzakdoğu seyahatlerinde daha fazla konuşulacağını öngördüklerini belirten Şahin, Binrota’nın yeni destinasyon stratejisini şöyle özetledi: “Tur operatörü olarak bizim için yeni destinasyonları takip etmek ve seyahat programlarımızı buna göre çeşitlendirmek önemli. Phu Quoc’un Türkiye’de önümüzdeki dönemde daha fazla ilgi göreceğini düşünüyoruz. Kültür ve şehir gezisi yapmak isteyenlerden deniz tatili arayanlara, balayı çiftlerinden şirket gruplarına kadar farklı beklentilere hitap edebilecek bir destinasyon. Vietnam’ı Phu Quoc’la birlikte planladığımızda da bu farklı beklentileri karşılayabilecek kapsamlı programlar hazırlayabiliyoruz.”</p><p>Binrota, 2027 döneminde Phu Quoc’un yanı sıra Hanoi, Saigon ve Phu Quoc’u farklı kombinasyonlarla bir araya getiren programlarını B2B ve B2C satış kanallarında büyütmeyi hedefliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ODAŞ'tan uluslararası başarı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/odastan-uluslararasi-basari-7836/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/odastan-uluslararasi-basari-7836/</id>
<published><![CDATA[2026-08-15T12:05:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-15T12:05:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CCE56A-1328BB-BFB4BB-A9871E-583E9A-695801.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Toplumsal konularda farkındalık yaratmayı kurumsal iletişim yaklaşımının önemli bir parçası olarak gören ODAŞ, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği “Kadına Şiddete Hayır” projesiyle dünyanın önde gelen iş ödüllerinden Stevie Awards’ta ödül kazandı. Bu yıl 23’üncüsü düzenlenen Uluslararası İş Ödülleri’nin “Sosyal Medya Odaklı Başarı” kategorisinde Bronz Stevie® Ödülü’nün sahibi oldu.&nbsp;</p><p>Milyonlarca kez izlendi, mesaj neredeyse hiç fark edilmedi</p><p>Projenin çıkış noktasını, kadına yönelik şiddetin kimi zaman hayatın olağan akışı içinde görünmez hale gelmesi oluşturdu. ODAŞ, yıl boyunca sosyal medya hesaplarında yayınladığı ve milyonlarca izlenmeye ulaşan bazı videolarına gizli bir mesaj yerleştirdi. Videolarda yer alan bir ODAŞ çalışanı, işaret diliyle “Kadına Şiddete Hayır” mesajı verdi. Ancak milyonlarca izlenmeye rağmen bu mesajın neredeyse hiç fark edilmemesi, projenin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kamuoyuyla paylaşılan farkındalık videosunun temelini oluşturdu.&nbsp;</p><p>“Gerçekten farkında mıyız?” sorusundan hareket eden çalışma; kadına yönelik şiddetin fiziksel boyutunun yanı sıra gündelik hayatın içine yerleşen sözlü ve psikolojik biçimlerine de dikkat çekti. Bu yönüyle proje, şiddetin yalnızca açık ve fiziksel biçimleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekerek, toplumsal farkındalığın artırılmasına da katkı sağladı.&nbsp;</p><p>“İlk Stevie Ödülümüzü toplumsal farkındalık yaratan bir projeyle almak bizim için çok kıymetli”</p><p>Ödüle ilişkin değerlendirmede bulunan ODAŞ Kurumsal İletişim Yöneticisi Yasemin Aydınlar, “Kadına yönelik şiddetin farklı biçimleriyle hayatın içinde varlığını sürdürdüğü gerçeğinden hareketle, çoğu zaman gözümüzün önünde olanı ne kadar fark ettiğimizi sorgulamak istedik. Aylar boyunca milyonlarca kez izlenen videolarımızın içine yerleştirdiğimiz mesajın neredeyse hiç fark edilmemesi, anlatmak istediğimiz konuyu çok çarpıcı biçimde ortaya koydu. Bu çalışmanın uluslararası bir platformda Bronz Stevie Ödülü’ne değer görülmesi bizim için büyük bir mutluluk. ODAŞ olarak ilk Stevie ödülümüzü, toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan böylesine anlamlı bir projeyle almamız ise bu başarıyı bizim için daha da değerli kılıyor. İletişimin toplumsal konulara dikkat çekme ve farkındalığı güçlendirme gücünü kullanmaya devam edeceğiz” dedi.</p><p>Ödüller 28 Ekim’de Paris’te sahiplerini bulacak</p><p>Uluslararası İş Ödülleri (International Business Awards®) dünyanın önde gelen ve en prestijli iş dünyası ödül programlarından biridir. Dünya genelindeki kamu ve özel sektör kuruluşları, kâr amacı güden veya gütmeyen kurumlar ile her ölçekten birey ve kuruluş bu ödüllere adaylık başvurusunda bulunabilmektedir. 2026 yılında düzenlenen Uluslararası İş Ödülleri’ne, 82 ülke ve bölgeden, farklı ölçek ve sektörlerden kuruluşlar tarafından 3.400’ün üzerinde adaylık başvurusu yapılmıştır. Ödül sahipleri, 28 Ekim Çarşamba günü Paris’te düzenlenecek görkemli gala gecesinde bir araya gelerek başarılarını kutlayacaktır.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bursa'da 3.5 şiddetinde deprem</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bursada-35-siddetinde-deprem-3554/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bursada-35-siddetinde-deprem-3554/</id>
<published><![CDATA[2026-08-15T10:30:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-15T10:30:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_29BC49-0330C4-8DFE9B-5EC085-6015D5-D9DE4D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bursa'da sabahın erken saatlerinde deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi, Bursa'da 3.5 büyüklüğünde deprem gerçekleştiğini açıkladı.</p><p></p><p>AFAD'a göre depremin büyüklüğü 3.4. Depremin derinliği ise 13.35 olarak ölçüldü.</p><p></p><p>AFAD ve Kandilli Rasathanesi, yeni verilerle son depremler listesini güncelliyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Link Bilgisayar ve Ziraat Katılım'dan  stratejik iş birliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/link-bilgisayar-ve-ziraat-katilimdan-stratejik-is-birligi-7717/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/link-bilgisayar-ve-ziraat-katilimdan-stratejik-is-birligi-7717/</id>
<published><![CDATA[2026-08-14T12:13:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-14T12:13:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC3204-0B4F56-932904-6C5E34-93FBAE-36AEE7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin teknoloji ve yazılım sektöründeki öncü şirketlerinden Link Bilgisayar, bulut tabanlı yeni nesil ERP platformu Link Cloud’un finansal hizmetler, bankacılık çözümleri ve dijital iş süreçleriyle bütünleşen kapsamlı bir teknoloji ekosistemine dönüştürülmesi hedefi doğrultusunda Ziraat Katılım Bankası ile yürüttüğü iş birliğinde önemli bir aşamayı tamamladı.</p><p>Link Bilgisayar tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, iş birliği kapsamında, Link Cloud üzerinden vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödemelerinin Ziraat Katılım Bankası altyapısı aracılığıyla gerçekleştirilebilmesine yönelik entegrasyonun başarıyla tamamlandığı belirtildi.</p><p>Gerçekleştirilen entegrasyon, Link Bilgisayar’ın ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) teknolojileri ve dijital iş süreçlerindeki uzmanlığı ile Ziraat Katılım Bankası’nın bankacılık ve finansal hizmetler alanındaki güçlü altyapısını bir araya getiriyor. Böylece işletmelerin finansal ve operasyonel süreçlerinin daha bütünleşik bir yapı içerisinde yönetilmesine yönelik yeni çözüm alanlarının geliştirilmesi için önemli bir altyapı oluşturuluyor.</p><p>Link Cloud, dijital iş ekosistemine dönüştürülecek</p><p>Link Bilgisayar’ın büyüme stratejisinde önemli bir yer tutan Embedded Finance (Gömülü Finans) yaklaşımı, bankacılık ve finansal hizmetlerin işletmelerin günlük iş süreçlerine doğrudan entegre edilmesini hedefliyor. Bu doğrultuda Link Cloud’un yalnızca ERP süreçlerinin yönetildiği bir yazılım platformu olmanın ötesine taşınarak; bankacılık ve finansal hizmetlerin iş süreçlerine entegre edildiği, farklı hizmet ve çözüm sağlayıcılarının dahil olabildiği ölçeklenebilir bir dijital iş ekosistemine dönüştürülmesi amaçlanıyor.</p><p>Ziraat Katılım Bankası ile gerçekleştirilen entegrasyon da bu vizyonun ilk somut uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor. Vergi ve SGK ödemelerinin Link Cloud üzerinden gerçekleştirilebilmesiyle işletmelerin finansal işlemlerinin operasyonel süreçlerle daha yakın bir şekilde bütünleştirilmesi hedefleniyor.</p><p>Yeni finansal ve dijital hizmet alanları değerlendirilecek</p><p>İş birliği kapsamında Link Cloud üzerinden sunulabilecek yeni finansal ve dijital hizmet alanlarının değerlendirilmesi ve işletmelerin farklı ihtiyaçlarına yönelik yeni çözümlerin geliştirilmesi planlanıyor.</p><p>Link Bilgisayar, Link Cloud etrafında oluşturduğu teknoloji ekosistemini; finans kuruluşları, teknoloji şirketleri ve diğer stratejik paydaşlarla gerçekleştirileceği entegrasyon ve iş birlikleriyle genişletmeyi hedefliyor. Şirket, bu yapı sayesinde işletmelerin ihtiyaç duyduğu farklı hizmetleri tek bir dijital ekosistem içerisinde buluştururken, aynı zamanda sürdürülebilir ve ölçeklenebilir yeni iş modelleri geliştirmeyi amaçlıyor.</p><p></p><p>&nbsp;“Gömülü finans, yazılım ile finansal hizmetler arasındaki sınırları ortadan kalkıyor”</p><p>Link Bilgisayar Genel Müdürü Murat Pekmezyan, Ziraat Katılım Bankası ile gerçekleştirilen iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, Link Cloud’un gelişiminde finansal teknolojilerin önemli bir rol üstlendiğini belirterek şunları söyledi:</p><p>“Link Cloud’u yalnızca işletmelerin ERP süreçlerini yöneten bir platform olarak değil, işletmelerin ihtiyaç duyduğu farklı hizmetlere tek bir dijital ekosistem üzerinden erişebildiği yeni nesil bir teknoloji platformu olarak konumlandırıyoruz. Ziraat Katılım Bankası ile gerçekleştirdiğimiz entegrasyon, bu vizyonumuzun önemli adımlarından birini oluşturuyor. Vergi ve SGK ödemelerinin Link Cloud üzerinden Ziraat Katılım Bankası altyapısıyla gerçekleştirilebilmesini sağlayan entegrasyonla birlikte işletmelerin finansal işlemlerini, iş süreçlerinin doğal bir parçası haline getirecek yapının ilk uygulamalarından birini hayata geçirdik. Gömülü finans yaklaşımını, yazılım ile finansal hizmetler arasındaki sınırların ortadan kalktığı ve işletmelerin ihtiyaç duyduğu finansal çözümlere iş akışları içerisinden kolayca erişebildiği yeni bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde bu yapıyı yeni finansal hizmetler ve dijital çözümlerle geliştirmeyi hedefliyoruz. Finans kuruluşları, teknoloji şirketleri ve diğer stratejik paydaşlarla kuracağımız iş birliklerini Link Cloud’un büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Ziraat Katılım Bankası ile başlayan bu iş birliğini, önümüzdeki dönemde farklı finansal ve dijital hizmetleri kapsayacak şekilde genişletmeyi hedefliyoruz.”</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">QCAR Mobilite yeni şubesini Ordu - Giresun'da hizmete açtı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/qcar-mobilite-yeni-subesini-ordu-giresunda-hizmete-acti-4305/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/qcar-mobilite-yeni-subesini-ordu-giresunda-hizmete-acti-4305/</id>
<published><![CDATA[2026-08-14T11:52:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-14T11:52:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A3D201-547808-44DA79-FB28AF-93C675-EC1256.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye genelindeki büyüme ivmesini sürdüren QCAR Mobilite, Karadeniz’deki hizmet ağına yeni bir nokta daha ekledi. Magarsus Sigorta Brokerliği iş ortaklığıyla Ordu’nun Gülyalı ilçesinde faaliyete geçen Ordu-Giresun Şubesi, 10 Ağustos Pazartesi günü düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p><p>Yeni şubenin yatırımcısı Bekir Kılıç olurken kendisinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış, bölge protokolü, iş dünyası temsilcileri ve sektör paydaşlarını bir araya getirdi. Yeni şube, araç kiralamanın yanı sıra bölgedeki bireysel ve kurumsal müşterilerin ikame araç ihtiyaçlarına da hizmet verecek.</p><p>Bölge protokolü ve iş dünyası açılışta buluştu</p><p>Ordu’nun Gülyalı ilçesinde gerçekleştirilen açılış törenine Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Baş Danışmanı İbrahim Eroğlu, Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Levent Karlıbel, Ordu Ticaret Odası Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi Başkanı Nevzat Yavuz, Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Kurtçul ve Trafik Şube Müdürü Hüseyin Satan katıldı.</p><p>“Karadeniz’de mobiliteye erişimi daha da güçlendireceğiz”</p><p>Açılışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan QCAR Mobilite Genel Müdür Vekili Mehmet Ali Özışık, Karadeniz’in markanın büyüme planlarındaki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “QCAR Mobilite olarak Türkiye genelinde büyürken yalnızca yeni noktalar açmaya değil, doğru lokasyonlarda güçlü ve sürdürülebilir bir hizmet ağı oluşturmaya odaklanıyoruz. Ordu ve Giresun’un kesişiminde yer alan Gülyalı, hem bölgesel ulaşım hareketliliği hem de havalimanı bağlantısı açısından önemli bir konuma sahip. Yeni şubemizle bireysel ve kurumsal araç kiralamadan ikame araç hizmetlerine kadar farklı ihtiyaçlara hızlı ve güvenilir çözümler sunacağız. Yerel iş ortaklarımızla birlikte büyüyerek QCAR’ın Karadeniz’deki erişimini daha da artırmayı hedefliyoruz.”</p><p>“Bölgenin mobilite ihtiyaçlarına güçlü bir alternatif sunacağız”</p><p>Yeni şubenin yatırımcısı Bekir Kılıç ise yatırımın bölge açısından taşıdığı öneme değinerek şöyle konuştu: “Sigortacılık ve finans alanındaki tecrübemizi QCAR Mobilite’nin güçlü marka yapısı ve mobilite alanındaki deneyimiyle buluşturuyoruz. Ordu ve Giresun’daki bireysel kullanıcıların yanı sıra işletmelerin ve kurumların araç kiralama ve ikame araç ihtiyaçlarına hızlı, güvenilir ve yüksek hizmet standartlarıyla yanıt vermeyi hedefliyoruz. Böyle güçlü bir markayı bölgemizle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”</p><p>Ordu Cad. No: 71/G Gülyalı adresinde hizmet vermeye başlayan QCAR Mobilite Ordu-Giresun Şubesi, iki kenti birbirine bağlayan önemli ulaşım akslarından birinde, havalimanı kavşağında konumlanıyor. Yeni şube, QCAR Mobilite’nin Türkiye genelinde yaygınlaşan hizmet ağının Karadeniz’deki yeni halkası olarak bireysel ve kurumsal müşterilere hizmet verecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye'ye 4,2 milyar dolar uluslararası yatırım geldi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeye-42-milyar-dolar-uluslararasi-yatirim-geldi-6984/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeye-42-milyar-dolar-uluslararasi-yatirim-geldi-6984/</id>
<published><![CDATA[2026-08-14T11:39:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-14T11:39:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0925DC-C343F1-B56ECB-D0AB3C-08114A-2DA977.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>13 Ağustos 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Haziran ayında, Türkiye’ye, 210 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti.</p><p>Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 6 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 4,2 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 6 ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 31’lik bir düşüş kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 292 milyar doları aştı.</p><p>Yılın ilk yarısında gerçekleşen toplam UDY girişi 4,2 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 3,7 milyar doları yatırım sermayesi şeklindeydi. İlk 6 aydaki toplam UDY’nin 1,7 milyar doları borçlanma araçları, 1,3 milyar doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı dönem içerisinde yatırım tasfiyelerinin 2,4 milyar dolar değerindeki aşağı yöndeki etkisiyle, ilk 6 aydaki toplam UDY girişi 4,2 milyar dolar oldu. Tüm bunlara ek olarak, toplam UDY ilk 6 ayda yüzde 31 azalırken yatırım sermayesi yalnızca yüzde 6 geriledi. Nitekim toplam düşüş büyük ölçüde Haziran 2026’da kaydedilen yüksek hacimli tasfiye kaleminden kaynaklandı.</p><p>En fazla yatırım toptan ve perakende ile bilgi ve iletişimde gerçekleşti</p><p>2026 yılının ilk 6 ayı içerisinde gerçekleşen 3,7 milyar dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 847 milyon dolarlık yatırım girişi ile toptan ve perakende ticaret, yüzde 23’lük bir pay aldı. Bilgi ve iletişim ve finans ve sigorta faaliyetleri sırasıyla yüzde 13 ve yüzde 12’lik paylarıyla aynı dönem içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu.</p><p></p><p>Yılın ilk yarısında en fazla uluslararası yatırım Hollanda, Almanya ve ABD’den geldi</p><p>2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’nın ilk yarısında yüzde 52’lik bir pay aldı. Yılın ilk 6 ayının toplamı değerlendirildiğinde en fazla yatırıma kaynak oluşturan beş ülke listesinde; Hollanda yüzde 23 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 15 ile Almanya, yüzde 15 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), yüzde 11 ile Birleşik Krallık (BK) ve yüzde 10 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) takip etti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Neşe Karaböcek hız kesmiyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/nese-karabocek-hiz-kesmiyor--7683/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/nese-karabocek-hiz-kesmiyor--7683/</id>
<published><![CDATA[2026-08-14T10:27:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-14T10:27:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9F3B31-8E1A4C-5C62E8-2A365B-BD1C10-896489.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yapımcılığını Muhteşem Candan'ın, müzik direktörlüğünü Mustafa Arapoğlu 'nun üstlendiği tekli Elenor müzik etiketiyle 14 Ağustos Cuma günü YouTube ve tüm dijital platformlarda yayında olacak.</p><p></p><p>Klasikleşmiş yorumcu kimliğini modern ritimlerle bir araya getiren Neşe Karaböcek, "Atladım Arabama" şarkısında yolculuk, özlem ve aşk duygularını dinamik bir dille yorumluyor.&nbsp;</p><p></p><p>Şarkının sözlerinde yer alan "Atladım arabama, sürüyorum yollarda / Sen benim dört mevsimim, yıldızımsın gecelerde" dizeleri, dinleyicilere keyifli bir yaz enerjisi vaat ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Akkök Holding'de kurumsal iletişimde yeni görevlendirme</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/akkok-holdingde-kurumsal-iletisimde-yeni-gorevlendirme-2241/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/akkok-holdingde-kurumsal-iletisimde-yeni-gorevlendirme-2241/</id>
<published><![CDATA[2026-08-13T12:47:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-13T12:47:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1D09A3-90A942-2484C2-BCC7F0-F60191-659AB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Profesyonel kariyerine 2000 yılında Alarko Turizm Grubu'nda başlayan Ödiyet, Eczacıbaşı &amp; İş GYO ve Multi Development'ta satış, pazarlama ve müşteri ilişkileri alanlarında çeşitli yöneticilik görevleri üstlendi. 2014 yılında Akkök Grubu'na katılan Ödiyet, Akmerkez ve Akasya Alışveriş Merkezlerinde Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı.&nbsp;</p><p>2021 yılında Akkök Holding bünyesinde Kurumsal İletişim Müdürü olarak göreve başlayan Ödiyet, son olarak Kurumsal İletişim Koordinatörü olarak görev yapıyordu. Oxford Brookes Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bölümü mezunu olan Ödiyet, yeni görevinde Kurumsal İletişim Direktörü olarak görevini sürdürecek.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Körfez bölgesi yeni stratejik bağımlılıklarla karşı karşıya</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/korfez-bolgesi-yeni-stratejik-bagimliliklarla-karsi-karsiya-215/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/korfez-bolgesi-yeni-stratejik-bagimliliklarla-karsi-karsiya-215/</id>
<published><![CDATA[2026-08-13T12:19:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-13T12:19:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_26F815-7FF5A7-C22F7E-D80466-A524B7-839B41.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ancak ekonomik çeşitlenmenin bu yeni alanı, bölgeyi daha önce karşılaşmadığı kırılganlıklarla karşı karşıya bırakıyor. Kritik altyapılar, teknoloji bağımlılığı, yetenek açığı ve kaynaklar üzerindeki baskı bu risklerin başında geliyor.</p><p></p><p>Öne çıkan veriler:</p><p>•	Körfez ülkeleri son 20 yılda yapay zekâ, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.</p><p>•	Bölge, mevcut küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1'inden biraz fazlasına sahipken, yapımı devam eden kapasitenin yaklaşık yüzde 7'sini, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor.</p><p>•	Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebiliyor.</p><p></p><p>Körfez, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor</p><p></p><p>Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarında dünyanın yeni büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ulusal varlık fonları ve ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin desteğiyle yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri ve dijital ekosistemlere önemli yatırımlar yapılıyor. Bölgenin mevcut küresel kapasitedeki payı halen sınırlı olsa da yapımı devam eden ve planlama aşamasındaki projelerde üstlendiği rol hızla büyüyor.&nbsp;</p><p>Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu yarışta bölgenin iki itici gücü olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli dijital altyapı projeleri ve küresel teknoloji şirketleriyle kurulan iş birliklerinin etkisiyle Riyad ve Abu Dabi'nin, Körfez'in yapay zekâ ve hiper ölçekli veri merkezi alanındaki başlıca merkezleri haline gelmesi bekleniyor.&nbsp;</p><p>Ekonomik çeşitlenme kırılganlıkların yönünü değiştiriyor</p><p></p><p>Körfez'deki dijital dönüşüm yarışının arkasında düşük maliyetli enerji, güçlü finansal kaynaklar, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik coğrafi konum gibi önemli avantajlar bulunuyor. Ancak bu avantajlar kırılganlıkları ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor.&nbsp;</p><p>Bölgenin yapay zekâ alanındaki hedefleri; özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri, büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ve ihracat lisansları açısından yabancı teknolojilere bağımlılığını sürdürüyor. Körfez'de yarı iletken üretimi veya yazılım mimarisi alanında henüz gelişmiş bir yerel ekosistem bulunmuyor. Bu bağımlılık insan kaynağına da uzanıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve yarı iletken alanındaki uzmanlara dünyanın önde gelen teknoloji merkezlerinde halihazırda yoğun talep bulunuyor.&nbsp;</p><p>Dijital altyapılar kritik hale geliyor</p><p></p><p>Körfez ekonomileri giderek daha fazla dijitalleşirken veri merkezleri, deniz altı kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu platformlarına, akıllı şehirlerden şirketlerin kullandığı dijital tedarik zincirlerine kadar pek çok alan artık bu altyapılara dayanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bölgedeki dalgalı jeopolitik ortamda dijital altyapının bu ölçüde merkezi bir konuma gelmesi, yeni bir ülke riski türünü de beraberinde getiriyor. Büyük veri merkezleri fiziksel hedeflere dönüşürken, deniz altı kabloları da bir başka potansiyel kırılganlık noktası oluşturuyor.</p><p></p><p>Kaynaklar üzerindeki baskı ise risklere yeni bir boyut ekliyor. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu ve su ihtiyacının büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla karşılandığı bölgede, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin gelişmesi; sanayi, konut ve dijital altyapıların su kullanımı arasındaki tercihleri daha da zorlaştırabilir.&nbsp;</p><p>Bu nedenle Körfez'in yapay zekâ alanındaki yükselişi şirketler açısından teknolojik inovasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Süreç; operasyonel dayanıklılık, tedarikçilere bağımlılık, iş sürekliliği ve kritik dijital altyapılara maruz kalma açısından somut riskleri de gündeme getiriyor.&nbsp;</p><p></p><p>Coface Orta Doğu Ekonomisti Seltem İyigün ise gelişmeleri şöyle değerlendiriyor:</p><p>“Körfez'in yapay zekâ yarışı köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Petrol sonrası ekonomik çeşitlenme kırılganlıkları ortadan kaldırmıyor, yeni kırılganlıklar yaratıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler, yetenekli insan kaynağı ve doğal kaynaklar artık enerji altyapısı kadar stratejik varlıklar haline geliyor.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gelecek Varlık'tan ilk yarıda 668 milyon TL'lik net kâr</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gelecek-varliktan-ilk-yarida-668-milyon-tllik-net-kar-136/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gelecek-varliktan-ilk-yarida-668-milyon-tllik-net-kar-136/</id>
<published><![CDATA[2026-08-13T11:49:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-13T11:49:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_789B02-7CB2C4-8845FC-5E5813-16EA04-0FC04E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gelecek Varlık Yönetimi, yılın ilk yarısında 668 milyon TL’lik net kâr elde etti. Türkiye’nin en köklü varlık yönetim şirketinin tahsilatı, aynı dönemde yüzde 13’lük artışla 3 milyar 64 milyon TL’ye ulaştı. Şirketin düzeltilmiş FAVÖK’ü 1 milyar 690 TL ile yüzde 10’luk büyüme kaydetti. Aynı dönemde özkaynakları yüzde 36 artarak 4 milyar 169 milyon TL seviyesine çıktı.</p><p>Şirket 2025 yılındaki yoğun yatırımlarına 2026 yılında da devam etti. 2025 yılında tahsili gecikmiş alacak portföylerine 3 milyar 657 milyon TL yatırım yapan Gelecek Varlık, 2026 yılının ilk altı ayında 1 milyar 819 milyon TL portföy yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, pazardaki liderliğini korurken, finansal performansını güçlü sermaye yapısı, disiplinli risk yönetimi, analitik kabiliyetleri ve operasyonel verimlilik çalışmalarıyla desteklemeyi sürdürdü.</p><p>“Mobil uygulamamızla müşterilerimize çözüm sürecini yönetebilecekleri yeni bir alan açtık”</p><p>Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Z. Sezin Ünlüdoğan, şirketin ilk yarıyıl finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulundu. “Yılın ilk yarısında elde ettiğimiz sonuçlar, ekonomik ve jeopolitik konjektürün zorluklarına rağmen dengeli büyüme yaklaşımımızın ve güçlü tahsilat kabiliyetimizin finansal performansımıza olumlu yansıdığını gösteriyor” diyen Ünlüdoğan, “Güçlü sermaye yapımızı korurken teknoloji, veri ve müşteri deneyimine yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bu yaklaşımın en somut adımlarından biri olan mobil uygulamamızla müşterilerimize borç ve ödeme süreçlerini daha kolay, güvenli ve bağımsız biçimde yönetebilecekleri yeni bir alan açtık. Önümüzdeki dönemde uygulamamızın yetkinliklerini geliştirerek daha kişiselleştirilmiş, hızlı ve kesintisiz bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p><p>Gelecek Varlık’ın 2025 yılı TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu bu yılın başında yayımladığını hatırlatan Ünlüdoğan, “Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki yaklaşımımızı, çalışmalarımızı ve gelişim önceliklerimizi paydaşlarımızla şeffaf biçimde paylaşmayı sürdürüyoruz. Finansal gücümüzü teknoloji, insan ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla destekleyerek uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Küresel endeks sağlayıcısı MSCI endekslerde değişikliğe gitti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-endeks-saglayicisi-msci-endekslerde-degisiklige-gitti-9146/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuresel-endeks-saglayicisi-msci-endekslerde-degisiklige-gitti-9146/</id>
<published><![CDATA[2026-08-13T09:12:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-13T09:12:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_40274C-BF61B4-4150D2-4BB3FE-78837E-E32282.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>MSCI, küresel endekslerde 31 Ağustos seans kapanışından itibaren geçerli olacak değişiklikleri açıkladı.</p><p></p><p>Buna göre Türkiye küçük ölçekli şirketler endeksine Borusan Birleşik Boru Fabrikaları Sanayi ve Ticaret AŞ, Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ, Kardemir Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ, Rönesans Gayrimenkul Yatırım AŞ, Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ ve Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ eklendi.</p><p></p><p>Söz konusu endeksten Arçelik AŞ ve Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ çıkarıldı.</p><p></p><p>Analistler, bazı uluslararası fonların portföylerini MSCI endeksine paralel yönettiklerini belirterek, bu fonların endeks değişimlerine göre pay piyasalarında pozisyon aldıklarını ifade etti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Barbaros'un yeni şarkısı tüm dijital platformlarda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/barbarosun-yeni-sarkisi-tum-dijital-platformlarda-2020/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/barbarosun-yeni-sarkisi-tum-dijital-platformlarda-2020/</id>
<published><![CDATA[2026-08-12T12:23:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-12T12:23:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23F87E-95CCE4-0DAABB-E7C151-A1CD31-DDF9AC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>2020 yılından bu yana yayınladığı “Derbeder” “Evelallah” “Takmamak Lazım”, “Sorma Boşver” ,&nbsp; “Gel” , “Ne Günler” ve Türk Pop Müziğinin sevilen sesi Yaşar ile birlikte seslendirdikleri “Var Mı?” ile ilgili dinleyicilerin beğenisini kazanan Barbaros, bu kez “Yok Mu?” teklisini dinleyicilerin beğenisine sunuyor.</p><p></p><p>Barbaros “Yok Mu?” ile ilgili “Murat Güneş'le yeni şarkıyı konuşurken, henüz tek bir söz bile yazılmamıştı. Gülümsedi ve, "Sana daha önce Var Mı'yı yazdım, bu kez Yok Mu'yu yazacağım," dedi. Gerçekten de sözünü tuttu; enerjisi yüksek, dili farklı ve ilk anda akıllara yerleşen bir şarkı ortaya çıktı. Şarkının aranjesi için Can Vatansever'le bir araya geldik. Kafamdaki atmosferi ve hissettirmek istediğim duyguyu paylaştım. Can'ın titiz yaklaşımı, stüdyodaki özverisi ve her detaya gösterdiği özen sayesinde sıcak, hareketli ve dinledikçe insanın içine işleyen profesyonel bir çalışma ortaya çıktı&hellip;” diyor.</p><p>İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera Şan Bölümü'nden mezun olan Barbaros, opera aryalarından müzikallere, pop müzikten caza kadar sunduğu geniş repertuvarı ile dinleyenlere dünya müziğinin kapılarını aralarken, klasik müzik geçmişinin verdiği güçle yorumculuktaki başarısının yanında teatral yeteneğini gösterdiği müzikallerde de başrol oynadı.</p><p></p><p>“Yok Mu?”nun söz ve bestesi Murat Güneş, düzenleme ise Can Vatansever’e ait. Şu ana kadar yayınladığı çalışmalarla müzikseverlerin her zaman beğenisini toplayan Barbaros’un yeni şarkısı “Yok Mu?”nun video klibini Gökhan Özdemir çekti.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kurda 17,5 tl'lik gizli fark</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kurda-175-tllik-gizli-fark-3196/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kurda-175-tllik-gizli-fark-3196/</id>
<published><![CDATA[2026-08-12T10:22:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-12T10:22:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_33A6B2-E46CF3-7107FB-2A0157-F1B1AC-B4D7BE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İktisatçı Mahfi Eğilmez, döviz kurunun yalnızca piyasadaki arz ve talep dengesiyle açıklanamayacağını belirterek, Türk Lirası’nın mevcut dolar kurunun ekonomik gerçekliği ne ölçüde yansıttığını sorguladı. Eğilmez’in değerlendirmesinde, Temmuz 2026 sonunda dolar/TL kurunun 47,50 seviyesinde bulunmasına karşın, satın alma gücü paritesine dayalı hesaplamaların yaklaşık 65 TL’lik bir kura işaret ettiği vurgulandı.</p><p>Eğilmez, döviz kurunun faiz farkları, risk primi, sermaye hareketleri, merkez bankası müdahaleleri ve beklentiler gibi çok sayıda değişkenden etkilendiğini hatırlatarak, bu nedenle piyasa kurunun bir paranın gerçek satın alma gücünü tam olarak yansıtmayabileceğini ifade etti.</p><p></p><p>Big Mac hesabı dikkat çekti</p><p></p><p>The Economist tarafından uzun yıllardır yayımlanan Big Mac Endeksi’nin, ülkeler arasındaki fiyat ve satın alma gücü farklarını karşılaştırmak için kullanılan en bilinen göstergelerden biri olduğuna dikkat çekildi.</p><p>30 Temmuz 2026 verilerine göre dünya genelinde bir Big Mac’in ortalama fiyatı yaklaşık 5 dolar olarak hesaplanırken, Türkiye’de aynı ürünün fiyatı 325 TL seviyesinde bulunuyor.</p><p>Mevcut 47,50 TL’lik piyasa kuru üzerinden yapılan hesaplamada Türkiye’deki Big Mac’in dolar karşılığı 6,84 dolara ulaşıyor. Bu da ürünün dünya ortalamasına göre yaklaşık yüzde 37 daha pahalı göründüğünü ortaya koyuyor.</p><p>Bu farktan hareketle yapılan satın alma gücü paritesi hesabında ise 325 TL’lik fiyatın 5 dolara bölünmesiyle yaklaşık 65 TL/dolar sonucu ortaya çıkıyor.</p><p></p><p>Bu gerçek kur değil, teorik bir gösterge</p><p></p><p>Eğilmez, 65 TL seviyesinin Türk Lirası’nın “kesin ve tartışmasız gerçek değeri” olarak yorumlanamayacağını özellikle vurguladı. Hesabın yalnızca Big Mac fiyatlarından hareketle yapılan teorik bir satın alma gücü tahmini olduğunu belirten Eğilmez, gerçek döviz kurunun enflasyon beklentileri, dış ticaret dengesi, sermaye akımları, ülke riski ve para politikası gibi çok daha geniş bir çerçevede belirlendiğini ifade etti.</p><p>Buna rağmen piyasa kuru ile teorik satın alma gücü kuru arasındaki 17,5 TL’lik farkın dikkat çekici olduğu belirtildi.</p><p></p><p>Milli gelir hesapları değişiyor</p><p></p><p>Değerlendirmede, kur seviyesinin yalnızca döviz piyasasını değil, Türkiye’nin dolar cinsinden milli gelir ve kişi başına gelir hesaplarını da önemli ölçüde etkilediğine işaret edildi.</p><p>47,50 TL’lik kur üzerinden hesaplandığında Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık 1 trilyon 658 milyar dolar, kişi başına gelir ise 18 bin 621 dolar düzeyinde bulunuyor.</p><p>Aynı TL büyüklükleri 65 TL’lik kur üzerinden dolara çevrildiğinde ise GSYH yaklaşık 1 trilyon 189 milyar dolara, kişi başına gelir de 13 bin 745 dolara geriliyor.</p><p></p><p>Güçlü kur zenginlik anlamına gelir mi?</p><p></p><p>Eğilmez’in değerlendirmesinde asıl tartışmanın, bir ülkenin parasını nominal olarak güçlü göstermenin o ülkeyi gerçekten zenginleştirip zenginleştirmediği olduğu ifade edildi.</p><p>Türkiye’nin yüksek ithalat bağımlılığına dikkat çekilen analizde, kurun 65 TL seviyesine yükselmesi halinde enerji, ara malı ve diğer ithal girdilerin maliyetlerinin artabileceği, bunun da enflasyon üzerinde ek baskı yaratabileceği belirtildi.</p><p></p><p>Kur politikası yeniden tartışılıyor</p><p></p><p>Eğilmez, Türkiye’nin son dönemde uyguladığı kur politikasının milli gelir, kişi başına gelir ve faiz maliyetleri üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.</p><p>Analizde, bir döviz kurunun ekonomik gerçeklikten uzun süre uzak tutulmasının maliyetinin zaman içinde farklı kanallar üzerinden ortaya çıkabileceği uyarısı yapıldı.</p><p>Ekonomi çevrelerinde söz konusu değerlendirme, “TL’nin nominal gücü ile gerçek satın alma gücü arasındaki farkın sürdürülebilirliği” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Prof. Dr. Rüveyde Akbay, 'Uluslararası Kanatlı Bilimi Şeref Kürsüsü'ne seçildi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/prof-dr-ruveyde-akbay-uluslararasi-kanatli-bilimi-seref-kursusune-secildi-7083/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/prof-dr-ruveyde-akbay-uluslararasi-kanatli-bilimi-seref-kursusune-secildi-7083/</id>
<published><![CDATA[2026-08-12T09:54:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-12T09:54:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B78E02-872503-552330-942032-826157-66370F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllardan itibaren hızlı bir gelişim gösteren tavukçuluk sektörü, bugün dünya üretiminde üst sıralarda yer alıyor. Türkiye’nin tavuk eti üretiminde dünyada 9’uncu, yumurta üretiminde ise 10’uncu sıraya yükselmesinde üretim kapasitesindeki artışın yanı sıra geçmişten bugüne genetik alanında yapılan yatırımlar, ıslah çalışmaları ve entegre üretim yapısının gelişmesi belirleyici oldu.&nbsp;</p><p>Sektörün gelişim sürecinde bilimsel araştırmaların üretime aktarılması da önemli bir yer tuttu. Etçi ve yumurtacı hatların geliştirilmesine yönelik çalışmalar, genetik materyalin üretime kazandırılması ve özel sektörün bilimsel çalışmaların sonuçlarından yararlanması, Türkiye’de modern tavukçuluğun gelişimini destekledi. Entegre firmaların güçlenmesiyle birlikte üretim yapısı çeşitlenirken bütün tavuktan parça ve işlenmiş ürünlere uzanan geniş bir ürün yelpazesi oluştu.&nbsp;</p><p>Bir asrı aşan uluslararası bilimsel birikim</p><p>Türkiye’deki bu dönüşüm, kanatlı biliminin dünyada kurumsallaşmasına paralel bir gelişim gösterdi. Dünya Kanatlı Bilim Derneği’nin (World’s Poultry Science Association-WPSA) temelleri, 18 Temmuz 1912’de kurulan International Association of Poultry Instructors’a dayanıyor. İngiltere ve ABD’nin öncülüğünde gerçekleştirilen ilk toplantıya 14 ülkeden 19 temsilci katıldı. Dernek, kanatlı üretimi ve biliminde yaşanan değişime paralel olarak zaman içinde uluslararası bir bilim ağına dönüştü.</p><p>Bilimsel bilginin yaygınlaştırılmasını temel amaçlarından biri olarak benimseyen kuruluş, 1928’de kendi bilimsel yayınını çıkarmaya başladı. İlk olarak International Review of Poultry Science adıyla yayımlanan dergi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1945 yılında World’s Poultry Science Journal adıyla yeniden yayın hayatına girdi. WPSA’nın ülke yapılanmaları ise 1946’da İngiltere’de kurulan ilk şubeyle başladı ve ilerleyen yıllarda dünyanın farklı ülkelerine yayıldı.</p><p>Türkiye’nin bu uluslararası bilim ağına kurumsal olarak katılmasında ise Prof. Dr. Rüveyde Akbay önemli rol oynadı. Akbay, 1973 yılında WPSA Türkiye Şubesi’ni kurdu ve kuruluşundan itibaren başkanlığını yürüttü. Türkiye’nin dünya kanatlı bilimiyle ilişkilerinin gelişmesine öncülük eden Akbay, 2004 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen 22. Dünya Kanatlı Kongresi’nin başkanlığını yaptı; aynı yıl WPSA Dünya Başkanı seçilerek bu görevi 2008 yılına kadar sürdürdü.&nbsp;</p><p></p><p>Genetik ıslah çalışmaları sektörün gelişimine yön verdi</p><p>Türkiye tavukçuluğunun bugünkü üretim gücüne ulaşmasında genetik ıslah, sektörün gelişimini hızlandıran başlıca alanlardan biri oldu. Tavukların genetik ıslaha hızlı yanıt verebilmesi, bilimsel çalışmaların üretim performansına görece kısa sürede yansımasına olanak sağlıyor. Günümüzde elde edilen genotiplerde etlik piliçlerin 1,5 kilogram yemle 1 kilogram canlı ağırlık kazanabilmesi, bir damızlık tavuktan yılda 150-160 etlik piliç elde edilebilmesi, genetik gelişmenin üretim verimliliğine etkisini ortaya koyuyor.&nbsp;</p><p>Prof. Dr. Rüveyde Akbay’ın çalışmaları da Türkiye’nin bu alandaki bilimsel altyapısının gelişmesine önemli katkı sağladı. Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’nde uzun yıllar başdanışman olarak görev yapan Akbay, yerli yumurtacı ve etçi tavuk hatlarının geliştirilmesine yönelik genetik ıslah çalışmalarına öncülük etti. Geliştirilen yerli hatlardan birine “Akbay” adının verilmesi de bu çalışmaların sektörde bıraktığı kalıcı izin göstergelerinden biri oldu. Akbay, bilimsel çalışmalarını eğitim ve akademik yayınlarla sınırlı tutmayarak bakanlık projeleri, uluslararası kalkınma çalışmaları ve tarım politikaları alanlarına da taşıdı.&nbsp;</p><p>Türk kanatlı bilimine uluslararası onur</p><p>Yarım asrı aşan akademik yaşamı boyunca kanatlı yetiştiriciliği ve bilimi alanında çalışan Prof. Dr. Rüveyde Akbay’ın bu birikimi, 2026 yılında uluslararası ölçekte önemli bir ödülle karşılık buldu. Akbay, kanatlı bilimine ve dünya kanatlı sektörüne katkıları nedeniyle “Uluslararası Kanatlı Bilimi Şeref Kürsüsü” üyeliğine seçildi. Ödül, 13-17 Temmuz 2026 tarihlerinde Kanada’nın Toronto kentinde gerçekleştirilen 27. Dünya Kanatlı Kongresi’nin açılış töreninde takdim edildi.&nbsp;</p><p>Her Dünya Kanatlı Kongresi’nde en fazla beş bilim insanının kabul edildiği International Poultry Hall of Fame, dünya genelinde kanatlı bilimine ve sektörüne uluslararası ölçekte önemli katkılar sağlayan bilim insanlarını onurlandırıyor. Prof. Dr. Akbay’ın bu seçkin topluluğa dahil edilmesi, bireysel bir bilimsel başarının yanı sıra Türkiye’de onlarca yıldır oluşturulan kanatlı bilimi birikiminin ve bu birikimin sektörün gelişimine sağladığı katkının uluslararası ölçekte görünürlük kazanması açısından da önem taşıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Görünmeyen savaş başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gorunmeyen-savas-basladi-3101/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gorunmeyen-savas-basladi-3101/</id>
<published><![CDATA[2026-08-12T02:00:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-12T02:00:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_665F06-DC44F8-E022FC-5926FE-268629-BB9D90.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hakan DİKMEN</p><p></p><p>Durum böyle olunca da bazı ittifaklar kuruluyor ki bölgeyi boş sanıp at koşturanlara dur densin. Bunlardan biri de 7 Ağustos 2026&nbsp; tarihinde imzalananTürkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ittifakı. Bence çok değerli olan ve tam da zamanında yapılan anlaşma pek değerli. Pekiyi de bu harekete Washington, Tel Aviv, Tahran ve Yeni Delhi'nin cevabı nasıl olacak merak ediliyor.&nbsp;</p><p>Acaba, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ittifakı büyürse Ortadoğu'nun güç haritası değişebilir mi? 7 Ağustos'ta Mekke'de imzalanan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Ortak Savunma Anlaşması, yalnızca üç ülkenin birbirine verdiği askerî bir taahhüt değil. Bu anlaşmayla birlikte Ortadoğu'da yeni bir güvenlik mimarisinin ilk taşları döşeniyor. Şimdi asıl mücadele, paktı bozmak için değil; onun büyümesini, derinleşmesini ve gerçek bir askerî ittifaka dönüşmesini önlemek için başlayabilir.</p><p></p><p>MEKKE'DE İMZALANAN ANLAŞMADAN DAHA BÜYÜK BİR HİKÂYE VAR&nbsp;</p><p>Mekke'de kalemler kâğıda değdiğinde, dünyanın önemli başkentlerinde hesap makineleri çalışmaya başladı.</p><p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan birbirlerine yönelik silahlı saldırıyı ortak tehdit kabul eden bir savunma anlaşması imzaladı. İlk bakışta bu, üç ülke arasındaki askerî işbirliğinin yeni bir aşaması gibi görülebilir. Fakat mesele bundan çok daha büyük. Çünkü bu üç ülkenin aynı masada buluşması, Ortadoğu'da yıllardır devam eden başka bir sürecin sonucudur: Amerikan güvenlik şemsiyesine duyulan mutlak güvenin azalması ve bölge ülkelerinin kendi güvenlik ağlarını kurma arayışı.</p><p>Anlaşmayı şimdiden “İslam NATO'su” olarak tanımlamak doğru olmayabilir. Ortada NATO'nun sahip olduğu ortak komuta, askerî planlama, bütçe ve kurumsal yapı henüz yok. Ancak kolektif savunma mantığı bakımından NATO'nun 5. maddesini hatırlatan önemli bir unsur var. Atlantic Council da anlaşmanın NATO tipi tam teşekküllü bir ittifak olmadığını, fakat bölgesel güvenlik mimarisinde önemli bir gelişme olduğunu vurguluyor.</p><p>İşte tam burada hikâyenin ikinci perdesi açılıyor.</p><p>Çünkü artık soru “Bu anlaşma neden imzalandı?” değil. “Bu anlaşma nereye kadar gidebilir?” Ve daha da önemlisi: “Kimler bu gidişatı değiştirmek isteyecek?”</p><p></p><p>1.	WASHINGTON'IN ÖNÜNDEKİ ZOR DENKLEM.</p><p>&nbsp;</p><p>ABD açısından Mekke Paktı'nın en rahatsız edici tarafı, Suudi Arabistan'ın güvenlik ilişkilerini çeşitlendirmesidir. Fakat Washington'ın işi burada kolay değil.</p><p>Çünkü ABD bir taraftan müttefiklerinin kendi savunma yüklerini daha fazla üstlenmesini isterken, diğer taraftan Suudi Arabistan'ın güvenliğini Amerikan sisteminden bağımsızlaştırmasını istemeyebilir. Dolayısıyla Washington'ın önündeki seçenek büyük ihtimalle “pakta karşı çıkmak” kadar basit olmayacaktır. Asıl hedef şu olabilir: Paktı ABD karşıtı bir askerî bloka dönüştürmemek. Türkiye'nin NATO üyeliği bu noktada Washington için önemli bir avantajdır. Ankara bir yandan NATO içinde kalırken diğer yandan Suudi Arabistan ve Pakistan'la yeni bir güvenlik ağı kuruyor.</p><p>Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Chatham House) daha önce Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la askerî işbirliğini, Ankara'nın farklı güç merkezleri arasında manevra alanı yaratma ve riskleri çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirmişti.</p><p>Ama dünyanın bu konuda yorum yazan yazarların ortak kanısı, Washington'ın elindeki araçlar da az değil: Silah sistemleri, savunma teknolojisi, istihbarat paylaşımı, ekonomik ilişkiler ve NATO bağlantısı...</p><p>Bu nedenle ABD'nin paktı doğrudan engellemeye çalışması yerine onu yönetilebilir sınırlar içerisinde tutmaya çalışması daha olası görünüyor.</p><p></p><p>2.	TEL AVİV'İN KORKUSU: RİYAD'IN YÖNÜ DEĞİŞİR Mİ?&nbsp;</p><p></p><p>İsrail açısından mesele çok daha hassas. Türkiye ile ilişkiler zaten son derece gergin. Bir de Pakistan İsrail'i tanımıyor. Suudi Arabistan ise bugüne kadar farklı bir çizgide duruyordu. İşte Tel Aviv açısından kritik soru burada ortaya çıkıyor: Türkiye ve Pakistan'ın güvenlik yaklaşımı, Suudi Arabistan'ın stratejik tercihlerini ne kadar değiştirebilir?</p><p>Mekke Paktı'nın resmen İsrail karşıtı bir ittifak olduğunu söylemek mümkün değil. Fakat İsrail'in kaygısı anlaşmanın bugünkü metninden çok, yarın hangi askerî mekanizmaların kurulacağı ile ilgili.</p><p>Ortak tatbikatlar... Ortak istihbarat...&nbsp; Ortak hava savunması... Savunma sanayii projeleri... Ortak askerî planlama...</p><p>Bunlar gerçekleşirse paktın anlamı değişir.</p><p>Bu nedenle İsrail açısından en rasyonel yaklaşım, anlaşmayı doğrudan hedef almak değil, askerî derinleşmesini sınırlamak olabilir.</p><p>Çünkü dışarıdan gelecek sert bir tehdit, tam tersine üç ülkeyi birbirine daha fazla yaklaştırabilir.</p><p></p><p>3.	TAHRAN'IN EN BÜYÜK KORKUSU: ÜÇLÜNÜN TEK TEHDİTTE BİRLEŞMESİ&nbsp;</p><p></p><p>İran açısından Mekke Paktı daha karmaşık bir denklem.</p><p>Türkiye İran'ın komşusu ve rakibi; fakat aynı zamanda ekonomik ve diplomatik ilişkileri bulunan bir ülke.</p><p>Pakistan İran'la sınır komşusu.</p><p>Suudi Arabistan ise İran'ın Körfez'deki en önemli bölgesel rakiplerinden biri.</p><p>Dolayısıyla Tahran'ın karşısında birbirinden farklı üç ilişki biçimi var. İran açısından en kötü senaryo, bu üç ilişkinin tek bir ortak tehdit algısında birleşmesi. Bu nedenle Tahran'ın paktın üç üyesini aynı anda karşısına almak yerine, her biriyle farklı bir ilişki yürütmeye çalışması daha akılcı olabilir.</p><p>Burada Pakistan örneği özellikle önemli.</p><p>Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün değerlendirmelerine göre Pakistan, Suudi Arabistan'la güçlü savunma bağlarına rağmen geçmişte Riyad'ın bölgesel çatışmalarına otomatik olarak katılmaktan kaçındı. Bu bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Bir savunma anlaşması ile gerçek bir savaşta asker göndermek aynı şey değildir.</p><p>Paktın gerçek sınırı, ilk büyük kriz çıktığında belli olacaktır.</p><p></p><p>4.	YENİ DELHİ'NİN SORUSU: “PAKİSTAN'A KİM YARDIM EDECEK?”&nbsp;</p><p></p><p>Hindistan açısından Mekke Paktı'nın merkezinde İran ya da İsrail değil, Pakistan bulunuyor.</p><p>Yeni Delhi'nin sorusu son derece açık: Pakistan ile Hindistan arasında yeniden savaş çıkarsa Türkiye ve Suudi Arabistan ne yapacak?</p><p>Anlaşmadaki kolektif savunma maddesi işte bu nedenle Hindistan tarafından dikkatle izlenecek.</p><p>Ancak burada önemli bir ayrıntı var.</p><p>“Birine saldırı üçünün tamamına saldırıdır” ifadesi, diğer iki ülkenin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmeyebilir. Dolayısıyla Hindistan'ın muhtemel hedefi paktı ortadan kaldırmaktan çok, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın Pakistan'a vereceği desteğin sınırlarını belirlemek olabilir.</p><p>Yeni Delhi'nin elinde önemli bir diplomatik koz da bulunuyor: İsrail başta olmak üzere, Körfez ülkeleriyle güçlü ekonomik ilişkileri.</p><p>Bu nedenle Hindistan'ın önümüzdeki dönemde Riyad'la ilişkilerini daha da güçlendirmesi, Pakistan karşısındaki denge arayışının önemli bir parçası olabilir.</p><p></p><p>5.	İSTİHBARAT SERVİSLERİ NEYİ İZLEYECEK?&nbsp;</p><p></p><p>Asıl görünmeyen savaş burada başlayacak.</p><p>İstihbarat teşkilatları büyük ihtimalle anlaşmanın metninden çok sahadaki sonuçlarını izleyecek. Çünkü gerçek güç, liderlerin birlikte verdiği fotoğraftan değil, sistemlerin birbirine bağlanmasından doğar.</p><p>Şu sorular kritik olacak:</p><p>•	Ortak askerî tatbikat yapılacak mı?</p><p>•	Ortak istihbarat mekanizması kurulacak mı?</p><p>•	Hava savunma sistemleri entegre edilecek mi?</p><p>•	Erken uyarı ve uydu bilgileri paylaşılacak mı?</p><p>•	Ortak komuta merkezleri oluşturulacak mı?</p><p>•	Savunma sanayiinde ortak üretim başlayacak mı?</p><p>İşte bunların cevabı “evet” olmaya başladığında Mekke Paktı sıradan bir diplomatik anlaşma olmaktan çıkacaktır. O zaman karşımızda gerçek bir bölgesel güvenlik sistemi bulunacaktır.</p><p>Ve işte o aşamaya gelinmesi, paktın dışındaki güçlerin asıl kaygısı olabilir.</p><p></p><p>6.	ASIL MÜCADELE PAKTI BOZMAK DEĞİL, BÜYÜMESİNİ ÖNLEMEK&nbsp;</p><p></p><p>Bence önümüzdeki dönemin en kritik meselesi budur. Mekke Paktı artık imzalandı. Dolayısıyla “anlaşmayı engellemek” aşaması geride kaldı.</p><p>Şimdi daha önemli bir soru var:</p><p>Mısır katılacak mı? Çünkü Mısır'ın katılımı dengeleri ciddi biçimde değiştirebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlüsüne Mısır'ın eklenmesi; Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz'e, Körfez'den Güney Asya'ya uzanan daha geniş bir güvenlik ağı anlamına gelebilir. Bu Türkiye için büyük başarı olur.&nbsp;</p><p>IISS, daha önce Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında yeni bir bölgesel dörtlünün şekillenmekte olduğunu ve bu ülkelerin ortak güvenlik sorunlarına daha koordineli cevap verme ihtimalinin yükseldiğini değerlendirmişti.</p><p>İşte bu nedenle paktın geleceği açısından asıl savaşın “üyelik savaşı” olması şaşırtıcı olmayacaktır.</p><p>Üçlü dörtlüye dönüşürse... Dörtlü beşliye dönüşürse... O zaman artık başka bir şey konuşuyor oluruz:</p><p>Yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi.</p><p></p><p>TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE BÜYÜK FIRSAT, BÜYÜK DE RİSK VAR.</p><p></p><p>Mekke Paktı Türkiye'ye çok önemli bir stratejik alan açıyor. Ankara NATO üyeliğini sürdürürken aynı zamanda Körfez'de ve Güney Asya'da yeni güvenlik ortaklıkları kurabiliyor. Türk savunma sanayii açısından da yeni pazarlar ve ortak üretim imkânları ortaya çıkabilir.</p><p>Ancak her ittifak beraberinde sorumluluk getirir.</p><p>•	Yarın Pakistan-Hindistan arasında büyük bir kriz çıkarsa Türkiye ne yapacak?</p><p>•	Suudi Arabistan İran'la savaşa girerse Ankara'nın yükümlülüğü ne olacak?</p><p>•	Bölgesel bir çatışma Türkiye'yi istemediği bir askerî denklemin içine çekebilir mi?</p><p>Bunların cevabı henüz net değil. Ama, İran ABD ve İsrail savaşında gösterdiği diplomatik başarı bizim ülke olarak köklü ve büyük bir devlet olduğumuzu gösterdi. Rusya ve Ukarayna savaşında da başarılı bir yönetim izlendi.&nbsp; Ama durum burada bitmiyor. İşte Türkiye açısından asıl stratejik sınav da burada başlayacak. Türkiye yalnızca bir ittifak kurmuş olmayacak; aynı zamanda o ittifakın kriz anındaki davranışını yönetmek zorunda kalacak.</p><p></p><p>MEKKE'DE İMZA ATILDI, ASIL HİKÂYE ŞİMDİ BAŞLIYOR&nbsp;</p><p></p><p>Mekke Paktı'nı “İslam NATO'su” diye tanımlamak bugün için erken. Fakat onu sıradan bir savunma anlaşması olarak görmek de büyük hata olur. Çünkü bu anlaşma, Ortadoğu'da daha büyük bir dönüşümün işareti olabilir: Devletler artık güvenliklerini tek bir büyük gücün garantisine bırakmak istemiyor.</p><p>Suudi Arabistan güvenlik ortaklarını çeşitlendiriyor. Türkiye stratejik manevra alanını genişletiyor.</p><p>Pakistan bölgesel ağırlığını artırıyor. Ve bütün bunlar olurken Washington, Tel Aviv, Tahran ve Yeni Delhi yeni hesabı yapmak zorunda kalıyor. Fakat belki de en ilginç gerçek şu: Mekke Paktı'nı en fazla güçlendirebilecek şey, onu istemeyenlerin yapacağı bir hata olabilir. Çünkü aşırı baskı Riyad'ı Ankara ve İslamabad'a daha fazla yaklaştırabilir. Aşırı tehdit Ankara'yı ve İslamabad'ı birbirine daha fazla bağlayabilir. Aşırı askerî baskı ise üç ülkenin ortak savunma mekanizmalarını hızlandırabilir.</p><p>Bu nedenle önümüzdeki dönemin gerçek mücadelesi, paktı yok etmekten çok onun kâğıt üzerinde kalmasını sağlamak olabilir.</p><p>Ama tarih bize başka bir şey de söylüyor: Büyük ittifaklar, anlaşma masasında değil, ilk büyük kriz anında gerçek kimliğine kavuşur.</p><p>Mekke Paktı'nın kaderini de muhtemelen ilk büyük kriz belirleyecek.</p><p>O gün Türkiye ne yapacak?</p><p>Pakistan ne yapacak?</p><p>Suudi Arabistan ne yapacak?</p><p>Ve dışarıdaki güçler nasıl karşılık verecek?</p><p>İşte o zaman Mekke'de atılan imzanın gerçek değeri ortaya çıkacak.</p><p>Mekke'de anlaşma imzalandı.</p><p>Görünmeyen savaş ise şimdi başlıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Destek Faktoring'in ilk yarı net kârı %74 artarak 2,6 milyar TL'yi aştı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/destek-faktoringin-ilk-yari-net-kari-74-artarak-26-milyar-tlyi-asti-355/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/destek-faktoringin-ilk-yari-net-kari-74-artarak-26-milyar-tlyi-asti-355/</id>
<published><![CDATA[2026-08-11T15:48:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-11T15:48:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3A4CAB-9DDB56-ECBE23-A6E3A5-112233-666682.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Destek Faktoring, etkin bilanço yönetimi, güçlü sermaye yapısı ve reel sektörün finansman ihtiyaçlarına yönelik sunduğu çözümlerle 2026 yılının ilk yarısında güçlü finansal sonuçlara imza attı. Bu doğrultuda büyümesini sürdüren Destek Faktoring’in konsolide toplam aktifleri, geçen yılın aynı dönemine göre %65 artarak 60,9 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin kombine aktif büyüklüğü %59 artışla 75,3 milyar TL’ye yükselirken, toplam özkaynakları %49 büyüyerek 14,8 milyar TL olarak gerçekleşti.</p><p>Faktoring alacakları 22,6 milyar TL’ye ulaştı</p><p>Destek Faktoring, reel sektörün işletme sermayesi ve nakit akışı ihtiyaçlarına sağladığı finansman desteğini yılın ilk yarısında da artırarak sürdürdü. Şirketin faktoring alacakları, geçen yılın aynı dönemine göre %24 artarak 22,6 milyar TL’ye ulaştı.</p><p>Güçlü sermaye yapısını koruyan Destek Faktoring’in sermaye yeterlilik oranı %25,1 olarak gerçekleşirken, takipteki alacaklar oranı %0,19 ile oldukça düşük bir seviyede kaydedildi. Şirketin özkaynak kârlılığı ise %17,7 olarak gerçekleşti.</p><p>“Güçlü finansal yapımızla reel sektöre sağladığımız desteği büyütüyoruz”</p><p></p><p>Destek Faktoring Genel Müdürü Nuray Elmastaş, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçları şöyle değerlendirdi:</p><p></p><p>“2026 yılının ilk yarısında güçlü sermaye yapımız, etkin risk yönetimimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürdük. Net kârımızı %74 artırarak 2,6 milyar TL’nin üzerine taşırken, toplam aktiflerimizde ve özkaynaklarımızda da güçlü bir büyüme kaydettik. Bu sonuçlar, finansal yapımızın sağlamlığını ve sürdürülebilir büyüme stratejimizin başarısını ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Yurt içi faktoring pazarındaki öncü konumumuzu daha da güçlendirme vizyonumuz doğrultusunda, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla uzun vadeli ve güçlü iş birlikleri kurmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde teknolojiye, insan kaynağımıza ve hizmet kalitemize yönelik yatırımlarımızı sürdürerek müşterilerimizin işletme sermayesi ve nakit akışı ihtiyaçlarına hızlı, etkin ve yenilikçi finansman çözümleri sunmaya; reel sektöre ve ülke ekonomisine sağladığımız katkıyı artırmaya devam edeceğiz.”</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yüzlerce kişiyi zayıflatan ünlü rock'çı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yuzlerce-kisiyi-zayiflatan-unlu-rockci-9798/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yuzlerce-kisiyi-zayiflatan-unlu-rockci-9798/</id>
<published><![CDATA[2026-08-11T15:24:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-11T15:24:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_15BFE5-2689FA-792EE2-358B0A-0EA519-83003B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kendi salonunda uyguladığı özel programla kilolu bireylerin 1 ayda 10 kilo vermesini sağlayan Babar, bugüne kadar yüzlerce kişiyi ameliyatsız ve sağlıklı bir şekilde formuna kavuşturdu.</p><p></p><p>Anadolu rock müziğin sevilen isimlerinden Mehmet Ali Babar, sadece sahnelerdeki enerjisiyle değil, sağlıklı yaşam ve spor alanındaki başarılarıyla da adından söz ettiriyor. Spor hocalığı kimliğiyle kendi salonunda özel bir zayıflama metodu geliştiren Babar, fazla kilolarından şikayetçi olan vatandaşların imdadına yetişiyor. Geliştirdiği kişiye özel antrenman ve beslenme programı sayesinde danışanlarına 1 ayda ortalama 10 kilo verdiren ünlü sanatçı, bugüne kadar yüzlerce insanı hayal ettiği sağlıklı bedene kavuşturdu.</p><p></p><p>"Amacım İnsanların Ameliyatsız Kilo Vermesi"</p><p></p><p>Bıçak altına yatmadan, cerrahi müdahalelere gerek kalmadan kilo vermenin mümkün olduğunu belirten Mehmet Ali Babar, başlattığı bu hareketin temel amacını şu sözlerle özetledi: "Benim en büyük amacım, insanların ameliyatsız, tamamen doğal ve sağlıklı yöntemlerle kilo verebileceğini göstermek. Doğru antrenman, disiplin ve uygun beslenmeyle vücudun başaramayacağı hiçbir şey yok. Yüzlerce insanın hayatına dokunup onların özgüvenini yeniden kazandırmak benim için en büyük mutluluk."</p><p></p><p>Cerrahi operasyon riskine girmek istemeyen ve kalıcı zayıflamayı hedefleyen vatandaşlar, ünlü sanatçının spor salonuna yoğun ilgi göstermeye devam ediyor. Anadolu rock’ın güçlü sesi, önümüzdeki dönemde de daha fazla insanı sağlıklı yaşamla buluşturmayı hedefliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Bakım sorumluluğu sadece kadınların değil, iş dünyasının da meselesi"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bakim-sorumlulugu-sadece-kadinlarin-degil-is-dunyasinin-da-meselesi-4575/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bakim-sorumlulugu-sadece-kadinlarin-degil-is-dunyasinin-da-meselesi-4575/</id>
<published><![CDATA[2026-08-11T09:28:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-11T09:28:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D08D69-32A369-C77046-A13B63-BC74BD-808BEF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan “İş ve Aile Yaşamının Uyumu 2025” araştırması, iş dünyası ile aile ve ev içi sorumluluklar arasındaki bağlantıyı çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Avrupa Birliği ülkeleriyle eş zamanlı yürütülen ve sadece çocuk bakımını değil, kişinin aynı hanede veya hane dışında yaşayan ve düzenli olarak ilgilendiği hastaları, engelli çocukları, eşleri veya bakıma muhtaç yakınları da kapsayan bu özel araştırma, iş gücünün sürdürülebilirliği için rehber niteliğinde önemli veriler sunuyor.</p><p></p><p>Araştırma sonuçlarına göre, 18-74 yaş grubundaki nüfusun yüzde 43,1’i bakım sorumluluğuna sahip. Bakım sorumluluğu olan fertlerin iş gücüne katılım oranının yüzde 60,5 gibi yüksek bir seviyede olması, çalışanların profesyonel hayat ile kişisel bakım yükümlülüklerini aynı anda omuzladığını gösteriyor. Kadınlarda bakım sorumluluğu olanların iş gücüne katılma oranı yüzde 37,8 iken erkeklerde bu oran yüzde 86’e kadar yükseliyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Uzun çalışma saatleri iş-yaşam uyumunun önündeki en büyük engel</p><p>Araştırma sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, “Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, istihdamda olup bakım sorumluluğu olan 4 milyondan fazla kişinin yüzde 38,4’ünün uzun çalışma saatlerini, yüzde 26,9’unun zahmetli ya da yorucu işi, yüzde 8,9’unun ise ev ile iş arasındaki ulaşımın uzun sürmesini en önemli sorun olarak göstermesi oldu. Ayrıca uzun çalışma saatleri nedeniyle zorluk yaşayan erkeklerin oranı yüzde 39,3 iken, bu oran kadınlarda yüzde 36,4 olarak ölçüldü. Bu veri, konunun geleneksel ‘anne ve çocuk bakımı’ yaklaşımı ile sınırlı tutulmamasını, erkek çalışanların da yaşlı, hasta veya aile içi genel bakım süreçlerinde uzun çalışma saatleri ve yoğun tempo nedeniyle ciddi bir sorun yaşadığını gösteriyor.” dedi.</p><p></p><p>“İş-yaşam dengesini kâğıt üstünde bir kavram olmaktan çıkarmalıyız”</p><p>“ManpowerGroup olarak yayınladığımız '2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması' sonuçlarına göre, ülkemizdeki işverenlerin yüzde 78’i ihtiyaç duyduğu nitelikli yeteneği bulmakta zorlanıyor ve Türkiye bu oranla küresel sıralamada 12. basamakta yer alıyor.” hatırlatmasını da yapan Narlı,&nbsp; &nbsp;“Yetenek krizinin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, mevcut çalışanlarımızı elde tutmak ve iş gücü verimliliğini korumak için iş-yaşam dengesini kâğıt üstünde bir kavram olmaktan çıkarmalıyız. Böyle bir tabloda esnek ve öngörülebilir çalışma modelleri, doğru vardiya ve mesai planlaması, hibrit veya uzaktan çalışmaya uygun rollerin yeniden tasarlanması, ulaşım yükünü azaltan çözümler ve yöneticilerin bakım sorumluluklarını gözeten kapsayıcı yaklaşımı, şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyecektir. Yetenek açığını kapatmanın yolu iş-yaşam dengesini sağlamaktan geçiyor. Bakım sorumluluğunu dikkate alan ve stratejik iş gücü planlamasının bir parçası haline getiren kurumlar, yalnızca çalışan memnuniyetini sağlamakla kalmayıp verimlilik ve bağlılığı da güçlendirebilir.” şeklinde konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">'Yoruldum yorgunum'  dedi gönülleri fethetti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yoruldum-yorgunum-dedi-gonulleri-fethetti--1110/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yoruldum-yorgunum-dedi-gonulleri-fethetti--1110/</id>
<published><![CDATA[2026-08-11T09:23:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-11T09:23:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C167AD-581A1C-E4E0A4-7B3DF1-062FAB-900A16.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ülkemizi en iyi şekilde temsil ederek Paris'te yaşayan vatandaşlarımızın gurur kaynağı olan Kaya, kendisine gösterilen ilgiden büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek 'Ülkem ve burada yaşayan vatandaşlarımız için elimden geleni yapmaya çalışıyorum' diyor.</p><p></p><p>Müziğin yanı sıra turizm, inşaat ve tekstil sektöründe adından söz ettiren başarılı iş kadını ve sanatçı Burçak Kaya, 'Yoruldum yorgunum' adlı şarkısıyla dinlenme rekoru kırarken yine dillere pelesenk olacak yeni çalışması için kolları sıvadı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">TMSF, Sidemir'le Kayapalı Turizm'i satışa çıkardı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tmsf-sidemirle-kayapali-turizmi-satisa-cikardi-7192/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tmsf-sidemirle-kayapali-turizmi-satisa-cikardi-7192/</id>
<published><![CDATA[2026-08-10T15:50:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-10T15:50:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B0B69B-041BF0-923332-891A5F-3EEE73-4361C1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan TMSF ilanlarına göre, Sidemir Sivas Demir Çelik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ile Kayapalı Nilüfer Turizm Araçları Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihalelerinde kapalı zarf ve açık artırma usulleri birlikte uygulanacak.</p><p></p><p>Muhammen bedeli 1 milyar 177 milyon lira olarak belirlenen Sidemir Sivas Demir Çelik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün ihalesine katılabilmek için 117 milyon 700 bin lira teminat yatırılması ve 1 Eylül saat 16.00'ya kadar teklif verilmesi gerekiyor. İhale, 2 Eylül saat 14.00'te TMSF'nin Esentepe'deki binasında düzenlenecek.</p><p></p><p>Söz konusu bütünlüğün kapsamı Sidemir Sivas Demir Çelik İşletmeleri AŞ’nin demir çelik üretimine özgülenmiş faaliyetleri ile bağlantılı varlıklardan oluşuyor.</p><p></p><p>Kayapalı Nilüfer Turizm Araçları Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihalesinde ise muhammen bedel 24 milyon 656 bin lira olarak tespit edildi.</p><p></p><p>Bütünlüğün kapsamı, Kayapalı Nilüfer Turizm Seyahat ve Otobüs İşletmeciliği Ticaret Limited Şirketi’ne ait 95 adet muhtelif marka ve modeldeki araçtan oluşuyor.</p><p></p><p>Katılım için 2 milyon 465 bin 600 lira teminat yatırılması gereken ihaleye 25 Ağustos saat 16.00'ya kadar teklif verilmesi şartı konuldu. İhale, 26 Ağustos saat 11.00'de TMSF'nin Esentepe'deki binasında düzenlenecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yatırımlara devlet yardımı verilmesi kararında değişiklik</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yatirimlara-devlet-yardimi-verilmesi-kararinda-degisiklik-4906/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yatirimlara-devlet-yardimi-verilmesi-kararinda-degisiklik-4906/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T11:15:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T11:15:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_678561-361E45-1678C8-C4CAED-E048B5-B6D8D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>"Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p><p></p><p>Buna göre, kararın 4. maddesinin başlığı "müracaat süresi ve müracaatta aranacak belgeler" şeklinde değiştirildi. Bakanlık, belirlediği yatırım konusunda bir veya birden fazla firmayı yatırım için mektupla davet edebilecek.</p><p></p><p>Bakanlık, resmi internet sitesi veya dijital platformları üzerinden resmi hesaplarla duyuru yaparak çağrıda bulunabilecek, çağrı veya davet mektubunda özel koşullar belirleyebilecek.</p><p></p><p>Bakanlığa başvurmak isteyen yatırımcı, kalkınma ve yatırım bankalarınca hazırlanan fizibilite raporu ve dilekçeyle müracaat edecek. Teknoloji Hamlesi Programı kapsamında değerlendirilecek yatırım başvurularında bu kurallar aranmayacak.</p><p></p><p>Projelerin karar kapsamında değerlendirmeye tabi tutulabilmesi için öncelikli ürün listesindeki ürünlerin üretimine yönelik olan ve Teknoloji Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için asgari sabit yatırım tutarı 100 milyon lira olacak. Diğer yatırımlar için asgari sabit yatırım tutarı ya da AR-GE harcaması ise 2 milyar lira olarak belirlendi.</p><p></p><p>Desteklenmesine karar verilen ve Bakanlığın uygun bulduğu yatırım projeleri, Cumhurbaşkanı'na sunulacak, Cumhurbaşkanı tarafından desteklenmesi uygun görülen projelere destek verilecek ve Bakanlıkça yatırım teşvik belgesi düzenlenecek.</p><p></p><p>- Bakanlığa 5 yıl boyunca yılda bir kez faaliyet raporu zorunluluğu</p><p></p><p>Yatırımcı, yatırımı tamamlama vizesini takiben 5 yıl boyunca yılda bir kez yararlanılmaya devam edilen destek miktarlarını içeren faaliyet raporunu Bakanlığa sunacak.</p><p></p><p>Mücbir sebep ve fevkalade hal durumu nedeniyle yatırıma başlamayanlar hariç olmak üzere, destek kararının yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde kararda belirtilen yatırıma başlama tarihinden sonra gerçekleştirilmiş asgari 200 milyon lira veya yatırım tutarının yüzde 10'u kadar yatırım harcaması gerçekleştirildiği belgelenecek.</p><p></p><p>Yatırımcı tarafından talep edilmesi halinde yatırımın kısmen işletmeye geçişinin Bakanlıkça görevlendirilen en az iki eksperce yerinde tespit edilmesiyle, yatırım tamamlama vizesi yapılarak tamamen işletmeye geçilmesini takiben enerji desteği veya sigorta primi işveren hissesi desteği uygulaması başlatılabilecek.</p><p></p><p>Yatırım tamamlama vizesinden önce yararlanılabilecek toplam enerji desteği, belirlenen azami enerji desteği tutarının yüzde 50'sini geçmeyecek.</p><p></p><p>Teknoloji Hamlesi Programı'nda olup karar kapsamında desteklenen yatırımlar, KOSGEB veya TÜBİTAK tarafından doğrudan desteklenebilecek.</p><p></p><p>Asgari 5 milyar lira sabit yatırım tutarında ve komple yeni yatırım niteliğindeki yatırım projelerinde Bakanlık, yatırımcılar veya paylarının tamamı yatırımcılara ait iştiraklerle sözleşme imzalayabilecek.</p><p></p><p>Kararın faaliyet raporu düzenlemesini içeren maddesi, 26 Kasım 2016'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girerken diğer maddeleri bugünden itibaren geçerli olacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Genç yıldız Afra, Harbiye'de göz doldurdu!</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/genc-yildiz-afra-harbiyede-goz-doldurdu--3310/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/genc-yildiz-afra-harbiyede-goz-doldurdu--3310/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T10:09:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T10:09:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7D4A29-87A6FB-8A5D05-450D3C-EDD794-7B3B88.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türk pop müziğinin sevilen ismi Mustafa Sandal, binlerce hayranıyla buluştuğu gecede hit şarkılarını seslendirirken, konserin en dikkat çeken anı genç sanatçı Afra’nın sürpriz performansı oldu.&nbsp;</p><p>Mustafa Sandal’ın büyük ilgi gören saygı albümünde yeniden yorumladığı “Adı İntikam” şarkısıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan Afra, Harbiye sahnesinde başarılı sanatçıyla aynı sahneyi paylaştı. Güçlü vokali, sahne hakimiyeti ve etkileyici performansıyla büyük beğeni toplayan genç sanatçı, izleyiciler tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı.&nbsp;</p><p>Gecenin en özel anlarından biri ise Mustafa Sandal ve Afra’nın birlikte seslendirdiği “Adı İntikam” düeti oldu. Konseri izleyen binlerce müzikseverin büyük ilgi gösterdiği performans, sosyal medyada da kısa sürede gündem yarattı. Düetin ardından genç sanatçıya övgü dolu sözlerle seslenen Mustafa Sandal, “33 yıldır bu sektörde hem prodüktör, hem söz yazarı hem de sanatçı olarak söylüyorum; sen bu ülkeye gelmiş en özel, en güzel yeteneklerden birisin. Herkes yeni dünya düzeninde her şey hemen olsun istiyor ama bizim acelemiz var, telaşımız yok. Bunu hiç unutma. Yolun açık olsun.” ifadelerini kullandı. Sandal’ın bu sözleri salondan büyük alkış alırken, gecenin en duygusal anlarından biri olarak hafızalara kazındı.&nbsp;</p><p>Türk pop ve alternatif müziğin yükselen isimleri arasında gösterilen Afra, Türkiye’nin farklı şehirlerinde verdiği konserlerle dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Güçlü sesi ve sahnedeki etkileyici duruşuyla adından söz ettirmeye devam eden genç sanatçı, Harbiye’deki performansıyla kariyerinde önemli bir başarıya daha imza attı.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">DEİK ile İslam Uşbirliği Teşkilatı arasında anlaşma</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/deik-ile-islam-usbirligi-teskilati-arasinda-anlasma-9871/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/deik-ile-islam-usbirligi-teskilati-arasinda-anlasma-9871/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T09:59:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T09:59:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_26F621-6379EE-68CCEA-D37C55-E76E71-AD1EC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mutabakat zaptı ile iş dünyasında tahkim, arabuluculuk ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına ilişkin farkındalığın artırılması ile uluslararası iş birliğinin desteklenmesi amaçlanıyor.</p><p></p><p>DEİK Genel Sekreteri Caner Çolak, “DEİK olarak 153 İş Konseyimiz ile İİT Tahkim Merkezi'nin tahkim, arabuluculuk ve alternatif uyuşmazlık çözüm alanındaki uzmanlığından yararlanacağız. İşimiz Ticari Diplomasi anlayışımız kapsamında Alternatif Uyuşmazlık Çözümünün Teşvikine Yönelik İş Birliği Anlaşması imzaladık. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren 145 ülke bazlı İş Konseyimiz aracılığıyla Türkiye ve yalnızca İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerde faaliyet gösteren şirketlere değil, uluslararası ticaret ve yatırım yapan tüm şirketlerde, tahkim ve arabuluculuk konusunda farkındalık artırıcı faaliyetler yürüteceğiz. DEİK İş Konseylerimizin, İş Birliği Anlaşması kapsamında; tahkim, arabuluculuk ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına ilişkin bilgi ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını, diğer uygun platformları aracılığıyla iş dünyasında farkındalığın artırılması ile ortak ilgi alanlarında kurumsal diyaloğun geliştirilmesine yönelik iş birliği yapmasını amaçlıyoruz. Türkiye'nin Ticari Diplomasi kapasitesinin güçlendirilmesini, yatırım ortamının desteklenmesini ve İstanbul'un uluslararası uyuşmazlık çözüm merkezi olma vizyonuna katkı sağlamayı amaçlıyoruz. İş Birliği Anlaşması, kurumlarımız arasında yatırım ortamının güçlendirilmesi, uluslararası ticaretin desteklenmesi ve özel sektör diyaloğunun geliştirilmesine katkı sağlayacak” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>İİT Tahkim Merkezi Genel Sekreter Dr. Umar A. Oseni ise, “DEİK ile imzaladığımız iş birliği anlaşması, uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik ortak vizyonumuzun önemli bir göstergesidir. İİT Tahkim Merkezi olarak temel misyonumuz, uluslararası ticari ve yatırım uyuşmazlıklarının başta tahkim ve arabuluculuk olmak üzere alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri aracılığıyla etkin, güvenilir ve öngörülebilir biçimde çözüme kavuşturulmasını teşvik etmek ve bu alanda yüksek nitelikli hizmet sunmaktır. Bunun yanı sıra, arabuluculuğun yaygınlaştırılması, uyuşmazlıkların ortaya çıkmadan önlenmesi ve uyuşmazlık risklerini azaltmaya yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi de çalışmalarımızın öncelikli alanları arasında yer almaktadır. DEİK’in güçlü özel sektör ağı ve İş Konseyleri aracılığıyla sahip olduğu geniş erişimin; tahkim ve arabuluculuk konusunda farkındalığın artırılması, uyuşmazlıkların önleyici yaklaşımlarla yönetilmesine yönelik çağdaş uygulamaların iş dünyasıyla buluşturulması açısından önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz. Bu iş birliğinin, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerini daha da güçlendireceğine, sınır ötesi ticarette güven ortamını pekiştireceğine ve iş dünyasının uyuşmazlık yönetimi ile çözümüne ilişkin kurumsal kapasitesinin gelişmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. İİT Tahkim Merkezi olarak DEİK ile İstanbul’un uluslararası tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözümü alanında önde gelen merkezlerden biri olma konumunu daha da güçlendirecek ve iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren ortak projeler geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sulama altyapısı için yerli üretim çağrısı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sulama-altyapisi-icin-yerli-uretim-cagrisi-3783/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sulama-altyapisi-icin-yerli-uretim-cagrisi-3783/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T09:34:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T09:34:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8728CE-F0DB90-7B6E53-F242B3-8EE26B-B74CF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İKMİB Kompozit Sektörü Komite Başkanı Eralp Erdem'in Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya gerçekleştirdiği ziyarete; Alfebor Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erol Elçi, Amiblu Türkiye Genel Müdürü Kemal Tunç, SUBOR Genel Müdürü Haluk Akdemir, SUPERLIT Boru Genel Müdürü Turgay Aytekin ve Turkuaz Polyester Satış ve Pazarlama Müdürü İbrahim Ünlüsoy katıldı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta'nın da yer aldığı toplantıda, su yönetimi ve sulama yatırımlarının Türkiye'nin tarımsal üretimi ve gıda güvenliği açısından taşıdığı stratejik önem kapsamlı şekilde değerlendirildi.</p><p></p><p>SÜRDÜRÜLEBİLİR SULAMA ALTYAPISI İÇİN YERLİ ÜRETİM GÜCÜ</p><p>Toplantıda, büyük çaplı su iletim hatlarında kullanılabilecek CTP boruların uzun ömürlü, korozyona dayanıklı ve hafif yapısıyla yatırım, nakliye, montaj, bakım ve toplam yaşam döngüsü maliyetlerinde sağladığı avantajlar ele alındı. Sulama altyapılarında verimliliğin artırılmasının, sınırlı su kaynaklarının korunması kadar kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından da önemli katkılar sağladığı vurgulandı.</p><p>Görüşmede ayrıca CTP boruların temel ham maddelerinden biri olan polyester reçinenin Türkiye'de yerli olarak üretildiği, CTP boru üretiminden ham maddeye kadar uzanan güçlü ve entegre bir sanayi altyapısının bulunduğu ifade edildi. Türkiye'nin sahip olduğu bu üretim kapasitesinin, kamu yatırımlarında daha etkin değerlendirilmesinin hem yerli sanayiyi güçlendireceği hem de dışa bağımlılığı azalttığı değerlendirildi.</p><p></p><p></p><p>"SU VERİMLİLİĞİ GELECEĞİMİZ İÇİN STRATEJİK ÖNEME SAHİP"</p><p>Ziyareti değerlendiren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, suyun stratejik bir kaynak haline geldiği günümüzde verimli kullanımın her zamankinden daha kritik olduğunu belirterek şunları söyledi:</p><p>"İklim değişikliği ve artan su stresi, su yönetimini sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir konu haline getiriyor. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda güvenliğinin sağlanması için sulama altyapılarının modern teknolojilerle güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye, CTP boru ve polyester reçine üretiminde güçlü bir sanayi altyapısına sahip. Yerli üretim gücümüzün kamu yatırımlarında daha etkin değerlendirilmesi hem kaynakların verimli kullanılmasına hem de ülkemizin sanayi kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır. İKMİB olarak kamu kurumlarımızla iş birliği içinde sektörümüzün bilgi birikimini ve üretim gücünü ülkemizin stratejik yatırımlarına katkı sunacak şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz."</p><p></p><p>KAMU-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ ELE ALINDI</p><p>Toplantıda ayrıca kamu projelerinde yerli sanayi kullanımının artırılması, sektörün uluslararası rekabet gücünü destekleyecek teknik çalışmaların geliştirilmesi ve kamu-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Tarımsal sulama yatırımlarında yüksek verimlilik sağlayan teknolojilerin yaygınlaştırılmasının, hem su kaynaklarının korunmasına hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacağı ifade edildi. CTP boruların farklı altyapı uygulamalarındaki kullanım alanları ve bu alanlarda sağladığı teknik ve ekonomik avantajlar ele alındı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Özelleştirme İdaresinin bazı imar kararları onaylandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ozellestirme-idaresinin-bazi-imar-kararlari-onaylandi-542/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ozellestirme-idaresinin-bazi-imar-kararlari-onaylandi-542/</id>
<published><![CDATA[2026-08-09T09:31:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-09T09:31:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FCED09-1C7FCF-DDFB2D-FCB69E-92088C-CE3CE1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Buna göre, mülkiyeti Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı özelleştirme kapsamı ve programındaki Afyonkarahisar'ın Merkez ilçesi Yenice Mahallesi'ndeki taşınmazlara "ticaret-konut alanı, park ve yol" kullanım kararları getirilmesine yönelik hazırlanan koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri uygun bulundu.</p><p></p><p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı özelleştirme kapsamı ve programında bulunan Muğla'nın Bodrum ilçesi Ortakent Mahallesi'ndeki bazı taşınmazlara dair "kırsal nitelikli gelişme konut alanı", "ticaret-turizm alanı", "1. derece arkeolojik sit alanı" gibi kullanım kararları getirilmesine yönelik hazırlanan çevre düzeni, koruma amaçlı nazım ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin onaylanmasına karar verildi.</p><p></p><p>Mülkiyeti Sümer Holding AŞ, Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) adına kayıtlı özelleştirme kapsamı ve programındaki İzmir'in Konak ilçesi Umurbey Mahallesi'ndeki taşınmazlar hakkında "ticaret-turizm alanı", "özel proje alanı ve yol" kullanım kararı getirilmesine yönelik hazırlanan ve onaylanan uygulama imar planı değişikliğine yapılan itirazlar değerlendirilerek reddedildi.</p><p></p><p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı özelleştirme kapsamı ve programındaki İstanbul'un Kartal ilçesi Esentepe Mahallesi'ndeki taşınmaza ilişkin "ticaret-konut alanı", "açık spor tesisi alanı ve yol" kararlarına yönelik nazım ve uygulama imar planı değişikliklerine yönelik itirazların da reddedilmesi kararlaştırıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul Festivali'nde Rap ve Rock aynı gecede buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-festivalinde-rap-ve-rock-ayni-gecede-bulustu-1519/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-festivalinde-rap-ve-rock-ayni-gecede-bulustu-1519/</id>
<published><![CDATA[2026-08-08T13:34:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-08T13:34:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C925E1-2B42C0-6697F0-A82528-FA7918-CA8EE9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Rap müziğin güçlü anlatımıyla alternatif rock’ın yüksek enerjisini aynı programda bir araya getiren gece, iki ayrı konserle festival seyircisine geniş bir müzikal yolculuk sundu.</p><p></p><p>Sagopa Kajmer’den Sözlerin Öne Çıktığı Bir Konser</p><p></p><p>Gecenin ilk bölümünde sahneye çıkan Sagopa Kajmer, kendine özgü anlatımı, karanlık tınıları ve yıllara yayılan repertuvarıyla dinleyicilerini güçlü bir atmosferin içine çekti. “Baytar”, “Galiba”, “Terapi”, “Vasiyet”, “24” gibi parçalar festival alanında hep bir ağızdan söylendi.</p><p></p><p>Sanatçının ritimle sözü dengede tutan performansı ve sahnedeki sakin hakimiyeti, konser boyunca dikkati müziğin anlatısında topladı. Sagopa Kajmer, Türkçe rap’in farklı dönemlerini aynı sette buluşturan güçlü bir açılışa imza attı.</p><p></p><p>maNga Enerjiyi Zirveye Taşıdı</p><p></p><p>Sagopa Kajmer’in ardından sahneyi devralan maNga, alternatif rock, nu metal ve hip-hop etkilerini bir araya getiren karakteristik müziğiyle gecenin temposunu yükseltti. “Bir Kadın Çizeceksin”, “Cevapsız Sorular”, “Beni Benimle Bırak”, “Dünyanın Sonuna Doğmuşum” ve “Bitti Rüya” geniş bir dinleyici korosunun eşliğinde seslendirildi.</p><p></p><p>Grubun sahne hakimiyeti, güçlü ritim bölümü ve görsel prodüksiyonla birleşince Festival Park Yenikapı büyük bir rock buluşmasına dönüştü. Rap’ten rock’a uzanan gecenin iki performansı, İstanbul Festivali’nin çok sesli programını etkileyici bir finalle tamamladı.</p><p></p><p>Festival Devam Ediyor</p><p></p><p>İstanbul Festivali 7 Ağustos’ta Dolu Kadehi Ters Tut ve mor ve ötesi, 8 Ağustos’ta Tiësto, 9 Ağustos’ta Semicenk ve Yıldız Tilbe, 11 Ağustos’ta Edis ve Gülşen konserleriyle devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eli Türkoğlu'ndan hızlı yükseliş</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/eli-turkoglundan-hizli-yukselis-7189/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/eli-turkoglundan-hizli-yukselis-7189/</id>
<published><![CDATA[2026-08-08T13:32:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-08T13:32:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_48A1E8-98FA7A-40D3F0-F4D4C3-CA4B51-B87125.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yayınlandığı andan itibaren dinleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılanan şarkı, kısa sürede dijital platformlarda da büyük ilgi görerek dikkatleri üzerine çekti.</p><p>Duygusal sözleri, etkileyici melodisi ve güçlü yorumuyla öne çıkan "Canın Sağ Olsun", dinleyicilerden tam not alırken, şarkının klibi de kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.&nbsp;</p><p>Yayınlandıktan sonra hızla yükselişe geçen klip, YouTube Trendler listesinde 15. sıraya yükselerek dikkatleri üzerine çekti. Klibin yükselişi hız kesmeden devam ediyor.</p><p>Şarkının düzenlemesini Eli Türkoğlu üstlenirken, sözleri Emre Yüksel'e,&nbsp; müziği ise Ömer Çelikay'a ait..&nbsp;</p><p>Yapımda ise Tek Yapım , yapımcı koltuğunda Teksin Akbal, klip yönetmenliğinde ise Emrah Tekin imzası var.</p><p>Başarılı çıkışıyla adından söz ettiren "Canın Sağ Olsun", dijital platformlarda ve sosyal medyada gördüğü ilgiyle yükselişini sürdürürken, Eli Türkoğlu'nun kariyerinde önemli bir kilometre taşı olacak gibi görünüyor.</p><p>Eli Türkoğlu’nın yeni projesi ‘’Canın Sağ Olsun’’ Tek Yapım etiketiyle tüm dijital müzik platformlarında ve klibi Eli Türkoğlu &amp; Tek Yapım YouTube kanalında yayında.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kocaer Çelik bilanço yapısını güçlendirmeye devam etti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kocaer-celik-bilanco-yapisini-guclendirmeye-devam-etti-8300/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kocaer-celik-bilanco-yapisini-guclendirmeye-devam-etti-8300/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T16:36:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T16:36:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98CC0E-7FA2FE-0A5349-EA9E0B-D62811-B7E785.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin önde gelen çelik profil üreticilerinden Kocaer Çelik ikinci çeyrek ve ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Küresel ticarette korumacılık önlemlerinin arttığı, jeopolitik risklerin yükseldiği ve savaş kaynaklı maliyet baskılarının belirginleştiği dönemde elde edilen bu sonuçlar, şirketin değişen piyasa şartlarına hızla uyum sağlayabildiğini net bir şekilde gösterdi.</p><p>Kârlılık Belirgin Şekilde Güçlendi</p><p>Kocaer Çelik, ikinci çeyrekteki güçlü performansıyla yılın ilk yarısında 11,6 milyar TL net satış geliri elde ederken, aynı dönemde düzeltilmiş FAVÖK 1,8 milyar TL ve net dönem kârı 610 milyon TL olarak gerçekleşti.&nbsp;</p><p>İkinci çeyrekteki toplam satış hacmi yıllık yüzde 4,4 artarken net satışlar 6,2 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Şirket, yılın ikinci çeyreğinde 1 milyar TL düzeltilmiş FAVÖK ve 483 milyon TL net dönem kârı elde etti. Katma değerli ürünlerin payının rekor seviye olan yüzde 51’e yükselmesinin de desteğiyle düzeltilmiş FAVÖK marjı ikinci çeyrekte yüzde 16,1 ve ton başına FAVÖK 125 ABD doları seviyesine ulaştı.&nbsp; Küresel ölçekte fiyat baskısının ve maliyet artışlarının sürdüğü bir dönemde kaydedilen bu iyileşme, şirketin verimlilik odaklı üretim yaklaşımının ve katma değerli ürün stratejisinin önemli bir yansıması oldu.</p><p>Yılın ilk yarısında yurt içi, yurt dışı ve ihraç kayıtlı satışları kapsayan yabancı para cinsinden satışların toplam gelirler içindeki payı yaklaşık yüzde 95 seviyesindedir.&nbsp;</p><p>Güçlü Bilanço Yapısını Korumaya Devam Etti</p><p>Kocaer Çelik, yılın ikinci çeyreğinde küresel ölçekte yaşanan dalgalanmalara rağmen güçlü bilanço yapısını korumayı sürdürdü. Haziran ayı sonu itibarıyla net finansal borç/FAVÖK oranı 0,70 seviyesinde gerçekleşirken, düşük finansal kaldıraç yapısı korunmaya devam etti. Böylece işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması ve yeni pazar yatırımlarının hayata geçirilmesi açısından finansal esneklik sürdürüldü.&nbsp;</p><p>Küresel Baskılara Karşı Esnek Üretim Gücü Öne Çıktı</p><p>Yılın ilk yarısında küresel çelik sektörü; zayıf talep, arz baskısı, artan korumacılık önlemleri, yükselen maliyetler ve jeopolitik risklerin etkisi altında kaldı. Dünya ham çelik üretimi geçen yılın aynı dönemine göre gerilemeye devam ederken, Türkiye’nin ham çelik üretiminde yüzde 8,1 artış kaydedildi. Türkiye 2025 yıl sonundaki dünyanın en büyük 7. çelik üreticisi konumunu 2026’nın ilk yarısında korudu.</p><p>Orta Doğu’da şubat sonunda başlayan savaşın enerji ve navlun maliyetleri ile tedarik ve sevkiyat süreçleri üzerinde oluşturduğu baskıya, geçtiğimiz yıllardan bu yana ABD’de artan vergiler ve Avrupa pazarındaki kota düzenlemeleri de eklendi. Bu gelişmeler, küresel çelik ticaretinde maliyet ve fiyat belirsizliğinin artmasına neden oldu.</p><p>Kocaer Çelik’in esnek üretim altyapısı, geniş ürün portföyü ve farklı pazarlara erişim kabiliyeti sayesinde çeşitli coğrafya ve sektörlerden gelen siparişler dengeli biçimde yönetildi. Değişen talep koşullarına göre üretim planlamalarının hızlı biçimde uyarlanabilmesi de satış hacmindeki artışta etkili oldu.</p><p>Katma Değerli Ürünlerin Payı İkinci Çeyrekte Yüzde 51, Yılın İlk Yarısında Yüzde 49’a Ulaştı</p><p>Kocaer Çelik’in katma değerli üretime dayalı büyüme stratejisi, yılın ilk yarısında ürün karmasına olumlu yansıdı. Katma değerli ürünlerin toplam satış hacmi içindeki payı yılın ikinci çeyreğinde rekor seviye olan yüzde 51’e yükselirken, yılın ilk altı ayındaki oran yüzde 49’a ulaştı.</p><p>Enerji nakil hatları, güneş enerjisi altyapıları, çelik yapılar ve madencilik gibi mühendislik kabiliyeti ve özel üretim gerektiren sektörlere yönelik ürünlerin satışlardaki ağırlığı arttı. Bu ürünlerin sağladığı yüksek marj, ikinci çeyrekte gözlenen FAVÖK marjı iyileşmesinin ve ton başına FAVÖK artışının temel destekleyicilerinden biri oldu.</p><p>ABD Satışları İkinci Çeyrekte Yeniden Başladı</p><p>Kocaer Çelik’in tarifeler öncesinde güçlü bir konuma sahip olduğu ABD pazarındaki satışları, geçtiğimiz yıl haziran ayında ABD’nin tüm dünyaya uygulamış olduğu ithal çelik ürünlerine yönelik korumacılık önlemlerinin artmasının ardından kesintiye uğramıştı. Değişen piyasa koşulları doğrultusunda yürütülen çalışmalar sonucunda ABD’ye yönelik satışlar yılın ikinci çeyreğinde yeniden başladı.</p><p>Global rekabet gücünün artırılması, müşteri taleplerinin daha yakından izlenmesi, teklif ve sipariş süreçlerinin hızlandırılması, müşterilerle doğrudan temasın güçlendirilmesi ve pazardaki gelişmelere daha hızlı karşılık verilmesi amacıyla Kocaer Çelik’in hâkim ortak olarak yer alacağı ABD merkezli yeni bir şirket kurulmasına karar verildi.&nbsp;&nbsp;</p><p>Hakan Kocaer: “Zorlu Koşullara Rağmen Kârlı Büyümemizi Sürdürdük”</p><p>Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kocaer, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:</p><p>“Yılın ikinci çeyreği; jeopolitik risklerin, ticaret engellerinin ve maliyet baskılarının küresel çelik sektörünü zorlamaya devam ettiği bir dönem oldu. Bu koşullar altında satış hacmimizin artması, FAVÖK marjımızın yükselmesi, katma değerli ürünlerin payının rekor seviyeye ulaşması, ikinci çeyreğin şirketimiz için güçlü bir çeyrek olduğunu net bir biçimde ortaya koymuştur.</p><p>ABD, uzun vadeli büyüme potansiyeline inandığımız stratejik pazarlarımızdan biri. Tarifelerin ardından kesintiye uğrayan satışlarımızın yeniden başlamasını önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Bu pazardaki büyümenin kalıcı hale gelmesi için müşterilerimize daha yakın olmamız ve ticari süreçleri yerinde yönetmemiz gerekiyor. Bu nedenle ABD merkezli yeni bir yapılanmaya gitmek yönünde karar aldık.</p><p>Yeni yapıyla müşteri ilişkilerimizi geliştirmeyi, doğrudan satış kanallarımızı genişletmeyi ve pazardaki fırsatlara daha hızlı karşılık vermeyi amaçlıyoruz. Bu adımı yurt dışı dağıtım kanallarımızı güçlendirmeye yönelik uzun vadeli stratejimizin bir parçası olarak görüyoruz.</p><p>Yılın geri kalanında, hacim artışını, kârlılık ve sermaye disipliniyle birlikte yöneteceğiz. Katma değerli ürünlere odaklanarak coğrafi çeşitliliğimizi de geliştireceğiz. Güçlü bilanço yapımızın sağladığı imkânlarla organik ve inorganik büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi sürdüreceğiz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da '5 dakikada yaşam' modeli</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-5-dakikada-yasam-basliyor-2165/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-5-dakikada-yasam-basliyor-2165/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T12:53:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T12:53:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_716663-5C7B17-83045B-6222DB-71086E-50CEA8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>20 yıl önce Nişantaşı'nda doğmuş alışveriş ve yaşam stili markası City's, Türkiye'nin global ölçekli ilk 'residence' markası olmaya hazırlanıyor. Avrupa'nın sayılı karma yaşam projelerinden olan ve Eylül-Ekim 2026'da satışa çıkması beklenen City's Residences, Türkiye'nin finansal kalbi olan İstanbul Finans Merkezi'nin (İFM) hemen yanında konumlanıyor.</p><p></p><p>Projenin 'butik şehir' anlayışı ile tasarlandığını belirten City's Residences'ın iç mimarı Mustafa Toner, "Global bir marka olmanın şartı, insanın yaşam kalitesine somut ve ölçülebilir bir katkı sağlamak. Geleneksel şehir yaşamında ev, iş, sosyal alanlar ve doğa birbirinden uzak. City's Residences, her ihtiyacın yürüme mesafesinde olduğu bütünsel bir butik şehir' olacak" dedi.</p><p></p><p>Yaklaşık 500 bin metrekare inşaat alanına sahip projede; 1.450 konutun yanı sıra 4.500 kişilik ofis kampüsü, 500 yatak kapasiteli yeni nesil hotel, 14 bin metrekarelik City's PSM (Kültür-Sanat Merkezi), 6 bin metrekareye yayılan spor ve etkinlik alanlarıylaCity's Members Club, 1.000 metrekarelik City's lounge ve sosyal alanlar yer alacak.</p><p></p><p>Evden ofise 2 dakika</p><p></p><p>Proje fonksiyonları arasındaki mesafeleri somutlaştıran Toner, şunları kaydetti: "City's Residences'ta evinizden ofisinize 2 dakikada, dünya markalarına ev sahipliği yapan City's İstanbul AVM'ye 3 dakikada, Kuzey Ormanları'ndan ilham alan 50 bin metrekarelik City's Park'a 4 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Proje trafiğin hayatımızdan çaldığı zamanı, sevdiklerinize ve kendinize ayırabileceğiniz kaliteli anlara dönüştürüyor. Bu, ciddi bir ekonomik ve psikolojik verimlilik modeli."</p><p></p><p>Günde en az 3 saat zaman tasarrufu</p><p></p><p>Projenin DNA'sı olarak ifade edilen '5 dakikada yaşam' felsefesine dikkat çeken Toner, "Yaşamınıza değer katan her şeyin yürüme mesafesinde yer alması, üstelik bu konforu şehrin merkezinde yaşayabilmek benzersiz bir özellik. City's Residences '5 dakikada yaşam' modeliyle, sakinlerine günde en az 3 saat zaman tasarrufu sağlıyor. Bu da yılda yüzlerce saatin yolda ve trafikte değil; aileyle, arkadaşlarla geçirilebileceği ya da hobilere ayrılabileceği anlamına geliyor. Modern metropol insanı için en büyük lüks, trafikte geçmeyen saatler, sevdikleriyle paylaşılan anlar ve dingin bir zihin" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>'5 Dakikada Yaşam' modeli ve 'City's Living' felsefesiyle tasarlanan proje, Bağdat Caddesi'nin Avrupa'ya bağlandığı aksta, E-5 ile TEM'in kesiştiği noktada yer alıyor. Projenin bahçesindeki metro bağlantısıyla hem havalimanına hem de Avrupa Yakası'nın tamamına erişim sağlanıyor. City's Residences'ın çevresinde pek çok eğitim kurumu ve sağlık merkezi de bulunuyor.</p><p></p><p>1+1'den 5,5+1'e residence seçenekleri</p><p></p><p>Dünya metropollerindeki simge yapılarla yarışabilecek, estetik ve fonksiyonu en üst seviyede buluşturan bir yaşam ortaya koyduklarını söyleyen Toner, tasarımda yıllar geçtikçe değerlenen 'zamansızlık' ilkesini benimsediklerini belirtti. Cephedeki asil duruş, kullanılan doğal malzemeler ve ışık oyunları, bu karma yaşam projesinin İstanbul için bir prestij sembolü olmasını sağlıyor. Projede 1+1'den 5,5+1'e uzanan residence seçenekleri yer alıyor. Residence'lar geniş camları ve yüksek tavanları ile gün ışığını içeri alan bir tasarıma sahip. Bloklara doğrudan bağlanan otoparklar, her yapıya özel tasarlanan lobiler ve hemen erişilebilen sosyal donatılar, City's Residences'ın yaşam konforunu destekliyor.</p><p></p><p>City's Residences, JustWork Ofis Kampüsü, JustAcademy, JustStay ve JustEvent gibi markaların entegrasyonuyla çok yönlü bir yaşam merkezi haline geliyor. City's İstanbul AVM de projeyle beraber genişliyor. Pek çok dünya markası karma yaşama dahil oluyor. Proje ayrıca İstanbul'a dünyanın en büyük ve teknolojik olarak ileri Performans Sanatları Merkezleri'nden birini kazandırıyor.</p><p></p><p>'Huzur mühendisliği’ ile güvenlik</p><p></p><p>Projedeki iç mimari tasarım anlayışını da anlatan Toner, "City's Residences ile hedefimiz, sadece İstanbul'da değil, New York ve Londra gibi metropollerdeki lüks konut standartlarıyla rekabet edebilecek, hatta bu standartları yukarı taşıyacak bir marka DNA'sı oluşturmaktı. Gösterişten uzak ancak her detayında yüksek kaliteyi, asaleti ve sürdürülebilirliği hissettiren; rafine bir tasarım anlayışı benimsedik" dedi.</p><p></p><p>Toner, projenin tasarım gustosuna ilave olarak 'huzur mühendisliği' anlayışıyla uluslararası standartlarda güvenlik sunduğunu vurguladı. Deprem ve çevresel faktörlere karşı 'sıfır hata' prensibiyle tasarlanan binalar, sakinlerine tam bir huzur ve güvenlik vadediyor. İleri teknoloji altyapısı, enerji verimli sistemler, IoT ve yapay zekâ destekli bina yönetimi ile sürdürülebilir ve ekolojik yaşam modeli sağlanıyor.</p><p></p><p>5 dakikalık konfor çemberi</p><p></p><p>City's Living'in hayatı kolaylaştıracağını verdiği zaman matematiğini örneklerle açıklayan Toner, şu değerlendirmede bulundu: "Örneğin 2 dakikada iş ve zindelik diyebiliriz. Kahvenizi evinizde içip sadece birkaç dakika içinde ofisinize ulaşabilir ya dagünün yorgunluğunu City's Members Club'ın ayrıcalıklı dünyasında atabilirsiniz. Aynı şekilde 3 dakikada moda ve sanata ulaşabilirsiniz. Dünyanın önde gelen markaları, gurme lezzetler ve kültür-sanat etkinlikleri, evinizden sadece 3 dakika yürüyüş mesafesinde sizi karşılıyor. 4-5 dakikada kentle tam entegrasyon sağlarsınız. Şehir merkezine bağlanan metro ağı, prestijli eğitim kurumları ve sağlık merkezleri, 5 dakikalık konfor çemberinizin içinde yer alıyor."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ercan Arda'dan yeni tekli...</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ercan-ardadan-yeni-tekli-338/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ercan-ardadan-yeni-tekli-338/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T11:40:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T11:40:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_28FACA-16946B-732532-65C1BE-9D0073-1350E9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yapımcılığını Şerif Kayran, aranjörlüğünü Süleyman Kıran'ın üstlendiği tekli Şerif Kayran prodüksiyon etiketiyle YouTube ve dijital platformlardaki yerini aldı.</p><p></p><p>Aslen Diyarbakır 'lı olan Arda, "Değerli hemşehrim Mahsun Kırmızıgül 'ün dillere pelesenk olan bu şarkısını seslendirmek benim için büyük bir mutluluk. Bu yeni çalışmamda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler" diyerek memnuniyetini dile getiriyor.</p><p></p><p>Ercan Arda, 'Bu sevda bitmez' adlı yeni şarkısını yönetmenliğini Feyzullah Yıldırım 'ın yaptığı kliple taçlandırdı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sigaraya yeni zam geldi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sigaraya-yeni-zam-geldi-3285/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sigaraya-yeni-zam-geldi-3285/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T08:50:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T08:50:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_625AB5-EB8692-3D0B59-33635A-338EBA-26D4A3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sigara fiyatlarına yönelik zamlar sürüyor.</p><p></p><p>Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, British American Tobacco (BAT) sigara grubundaki ürünlere zam yapıldığını duyurdu.</p><p></p><p><b>En ucuz sigara 115 TL, en pahalısı 130 TL</b></p><p></p><p>Paylaşılan yeni fiyat listesine göre, zam sonrası BAT sigara grubunda yer alan ürünlerin fiyatları güncellendi.</p><p></p><p>Buna göre, gruptaki en düşük sigara fiyatı 115 TL, en yüksek sigara fiyatı ise 130 TL olarak belirlendi. Yeni fiyatların 7 Ağustos itibarıyla geçerli olacağı bildirildi.</p><p></p><p><b>Sigara zamları devam ediyor</b></p><p></p><p>Öte yandan, son günlerde farklı sigara gruplarında da fiyat artışları yaşandı.</p><p></p><p>Yapılan zamların ardından piyasadaki en yüksek sigara paket fiyatı 140 TL seviyesine ulaştı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Barışın ekonomik getirisi yüksek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/barisin-ekonomik-getirisi-yuksek-6189/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/barisin-ekonomik-getirisi-yuksek-6189/</id>
<published><![CDATA[2026-08-07T02:46:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-07T02:46:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F1BD19-57A70C-9F8439-DF89DC-45ACBE-4930B7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p style="margin-left: 20px;">Mustafa DENİZ</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Türkiye’de uzun yıllardır ekonominin üzerinde görünmeyen bir maliyet oluşturan terör sorununun etkilerinin azalmasına yönelik atılan adımlar, sadece toplumsal barış açısından değil, ekonomik kalkınma bakımından da kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güvenlik algısındaki iyileşmenin yatırım iştahını artırabileceği belirtiliyor.</p><p style="margin-left: 20px;">Uzmanlara göre “Terörsüz Türkiye” hedefi, kamu kaynaklarının güvenlik harcamalarından üretim, altyapı ve sosyal kalkınma alanlarına daha fazla yönlendirilmesine imkân sağlayabilir. Bu durumun orta vadede bölgesel gelir farklarını azaltıcı etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Yatırımcıların beklediği unsur: Öngörülebilirlik</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Bölge ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olarak gösterilen güvenlik kaynaklı belirsizlikler, uzun vadeli yatırım kararlarını sınırlıyordu. Organize sanayi bölgeleri, tekstil üretimi, gıda işleme, madencilik ve yenilenebilir enerji yatırımları açısından önemli potansiyel taşıyan illerde, huzur ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte yeni yatırım dalgasının başlayabileceği değerlendiriliyor.</p><p style="margin-left: 20px;">Ekonomi çevreleri özellikle Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Van hattında üretim kapasitesinin artmasının hem iç pazara hem de Orta Doğu’ya yönelik ihracata katkı sağlayabileceğini belirtiyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Sınır ticaretinde yeni dönem</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Irak ve Suriye’ye açılan sınır kapıları üzerinden yürüyen ticaretin, güvenlik koşullarındaki iyileşmeyle birlikte daha düzenli ve yüksek hacimli hale gelmesi bekleniyor. Habur başta olmak üzere bölgedeki lojistik koridorlarının güçlenmesi, taşımacılık maliyetlerini düşürerek ihracatçı firmaların rekabet gücünü artırabilir.</p><p style="margin-left: 20px;">Lojistik şirketleri, kara yolu taşımacılığındaki risk priminin azalmasının navlun fiyatlarına olumlu yansıyabileceğini ve Türkiye’nin Orta Doğu ticaretindeki merkez rolünü güçlendirebileceğini vurguluyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Turizm potansiyeli yeniden gündemde</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Mardin’in tarihi dokusu, Diyarbakır Surları, Hasankeyf, Nemrut ve bölgedeki inanç turizmi merkezleri uzun süredir önemli bir turizm potansiyeli taşıyor. Güvenlik algısının güçlenmesi halinde yerli turistin yanı sıra yabancı ziyaretçi sayısında da artış yaşanabileceği belirtiliyor.</p><p style="margin-left: 20px;">Turizm sektör temsilcileri, konaklama yatırımları, restoran işletmeleri ve kültürel etkinliklerin bölgesel ekonomiye yüksek katma değer sağlayacağını ifade ediyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Genç nüfus için istihdam fırsatı</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en önemli avantajlarından biri genç ve dinamik nüfus yapısı. Ancak işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi, göçü hızlandıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Üretim ve hizmet sektörlerinde oluşacak yeni yatırımların genç nüfusa istihdam sağlayarak sosyal refahı artırabileceği değerlendiriliyor.</p><p style="margin-left: 20px;">Özellikle tekstil, çağrı merkezi hizmetleri, yazılım destek operasyonları ve tarıma dayalı sanayi alanlarında bölgenin önemli bir iş gücü merkezi olabileceği belirtiliyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Enerji ve altyapı projeleri hız kazanabilir</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Bölge; güneş enerjisi, hidroelektrik, petrol ve doğal gaz hatları açısından stratejik bir konumda bulunuyor. Güvenlik risklerinin azalması, enerji iletim hatları ve yenilenebilir enerji santrallerine yönelik yatırımların finansmanını kolaylaştırabilir.</p><p style="margin-left: 20px;">Uzmanlar, enerji projelerinin hızlanmasının sadece bölge ekonomisine değil, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine de katkı sağlayacağını vurguluyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Ekonomistler, terörün doğrudan verdiği zararın yanı sıra yatırım kaybı, göç, üretim düşüşü ve finansman maliyetleri üzerinden dolaylı olarak çok daha büyük bir ekonomik yük oluşturduğuna dikkat çekiyor. Kalıcı huzur ortamının sağlanması halinde bölgenin tarım, sanayi, turizm ve lojistikte eş zamanlı büyüme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.</p><p style="margin-left: 20px;">Yapılan değerlendirmelerde, güvenlik riskinin azalmasının Türkiye’nin ülke risk primine de olumlu katkı verebileceği, bunun da yabancı sermaye girişlerini destekleyebileceği belirtiliyor.</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">Sonuç: Bölgesel kalkınma için tarihi fırsat</p><p style="margin-left: 20px;"></p><p style="margin-left: 20px;">“Terörsüz Türkiye” süreci, sadece güvenlik politikalarının değil, ekonomik dönüşüm stratejisinin de önemli bir parçası olarak görülüyor. Huzur ortamının kalıcı hale gelmesi durumunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun uzun yıllardır kullanılamayan potansiyelini harekete geçirerek üretim, ihracat, turizm ve istihdamda Türkiye’nin yeni büyüme merkezlerinden biri haline gelmesi bekleniyor.</p><p style="margin-left: 20px;">Ekonomi dünyasının ortak görüşü ise net: Silahların sustuğu yerde yatırım konuşur; yatırımın konuştuğu yerde ise refah büyür.</p><p style="margin-left: 20px;"></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Müzik dünyasında çok konuşulacak sürpriz iş birliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/muzik-dunyasinda-cok-konusulacak-surpriz-is-birligi-419/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/muzik-dunyasinda-cok-konusulacak-surpriz-is-birligi-419/</id>
<published><![CDATA[2026-08-06T12:42:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-06T12:42:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_11A687-D84CB0-A0DD2B-533F70-9E1BBE-013414.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Üç ismi aynı şarkıda buluşturan çalışma, Sony Music Türkiye &amp; Fam Music ortaklığıyla tüm dijital platformlardaki yerini alıyor.</p><p>Ayşe Hatun Önal'ın uzun süredir beklenen dönüşüne eşlik eden "Çıktı Yangınlar", üç farklı müzikal yaklaşımı tek potada buluşturan güçlü bir proje olarak öne çıkıyor.</p><p>Şarkının sözleri Çodur'a, bestesi Çodur ve Ozan Bayraşa'ya ait. Düzenlemesini Ozan Bayraşa'nın üstlendiği tekli; enerjik ritmi, modern altyapısı ve akılda kalan sözleriyle dikkat çekiyor.</p><p>TUVALDE BOYALARA BULANAN BİR ANLATI SANATSAL VE MİNİMAL BİR STÜDYO KLİBİ!</p><p>Şarkının görsel dünyası ise sade ama derinliği olan niş bir estetik anlayışıyla kurgulandı. Fam Studio’da 12 saatte tamamlanan klibin yönetmen koltuğunda Elif Demiralp otururken, görüntü yönetmenliğini Veli Kuzlu üstlendi.</p><p>Fonda tuvallerin ve plastik sanat dokunuşlarının yer aldığı klipte, Ayşe Hatun Önal ve Mert Çodur’un yakaladığı güçlü senkronlara, Türkiye’nin en önemli koreograflarından Tuğçe Tuna’nın imzasını taşıyan hareket tasarımı eşlik ediyor.</p><p>Mimar Sinan birincisi dansçı Diren Ezgi Yıldızkan’ın, performans ilerledikçe boyalara bulanarak tuvallerle bütünleştiği solo dansı ise klibin sanatsal omurgasını oluşturuyor. Sadeliğin içindeki bu soyut ve güçlü görsel dil, "Çıktı Yangınlar"ı klasik stüdyo kliplerinden ayırarak özgün bir yere konumlandırıyor.</p><p>"Çıktı Yangınlar", 7 Ağustos itibarıyla tüm dijital platformlarda ve video klibiyle yayında!</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İşveren markasının geleceğini şekillendiren akademi 16. kez başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/isveren-markasinin-gelecegini-sekillendiren-akademi-16-kez-basliyor-6722/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/isveren-markasinin-gelecegini-sekillendiren-akademi-16-kez-basliyor-6722/</id>
<published><![CDATA[2026-08-06T12:38:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-06T12:38:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C50FC8-2D7877-154C14-8F9576-15679D-5223CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyanın 60'tan fazla ülkesinde faaliyet gösteren Universum Global tarafından her yıl düzenlenen ve Türkiye'de işveren markası alanının en kapsamlı gelişim programlarından biri olarak öne çıkan Universum Global İşveren Markası Akademisi, bu yıl 16. kez katılımcılarla buluşuyor.</p><p>İşveren markası alanında uluslararası standartlarda bilgi ve uygulama deneyimi sunan akademi, 18 Eylül 2026 tarihinde Evrim Kuran liderliğinde başlayacak. Toplam 10 hafta sürecek program sonunda katılımcılar, dünya çapında geçerliliğe sahip Universum Global İşveren Markası Akademisi Sertifikası almaya hak kazanacak.</p><p>Akademinin liderliğini, Evrim Kuran Danışmanlık Kurucusu ve Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran üstleniyor. Program, Evrim Kuran'ın açılış oturumuyla başlayacak; süreç boyunca yine Evrim Kuran liderliğinde gerçekleştirilecek webinar ile devam edecek ve kapanış oturumu ile tamamlanacak.</p><p>Katılımcılar, eğitim süresi boyunca Universum İşveren Markası Akademisi Kütüphanesi üzerinden program materyallerine diledikleri zaman erişebilecek. Akademi kapsamında dünyanın en iyi işveren markası uygulamaları, güncel araştırmalar, vaka analizleri, makaleler ve Universum Global tarafından hazırlanan zengin video içerikleri katılımcılarla buluşturulacak.</p><p>Haftalık ortalama 4-5 saatlik çalışma temposuyla tamamlanabilecek program sonunda katılımcılar, seçtikleri modül kapsamında hazırlayacakları projelerini Evrim Kuran ve akademinin akredite ekibine sunacak. Değerlendirme sürecinin ardından katılımcılar ayrıntılı geri bildirim alırken, başarılı olanlar uluslararası geçerliliğe sahip Universum Global İşveren Markası Akademisi Sertifikası ile birlikte Universum'un uluslararası mezun ağına katılma hakkı elde edecek.</p><p>Bugüne kadar denetim, hızlı tüketim, teknoloji, otomotiv, bankacılık, enerji, savunma sanayi, ilaç, e-ticaret, perakende başta olmak üzere 700'den fazla farklı şirketten 1.000'in üzerinde profesyonel akademiden mezun oldu. Kurumsal ve bireysel katılımcılara açık olan program, işveren markası alanında derinlemesine uzmanlaşmak isteyen insan kaynakları profesyonellerinin yanı sıra kurumsal iletişim, pazarlama ve liderlik alanlarında çalışan profesyonellere de uluslararası perspektif kazandırmayı hedefliyor.</p><p>Universum Global İşveren Markası Akademisi'nin son kayıt tarihi 17 Eylül 2026.</p><p>Program hakkında detaylı bilgi ve kayıt için info@evrimkuran.com adresi üzerinden iletişime geçilebilir.</p><p>UNIVERSUM GLOBAL İŞVEREN MARKASI AKADEMİSİ MEZUN DENEYİMLERİ</p><p>Ezgi Engindeniz, İşveren Markası Uzmanı &amp; Well-Being Temsilcisi, Mercedes-Benz Türk</p><p>"Hem teorik bilgileri hem de uygulamaya dönük stratejileri öğrendim. Programın global bakış açısı, benim için en değerli katkılardan biriydi. Aday deneyimi, çalışan bağlılığı, marka konumlandırması ve ölçümleme gibi konularda bilgilenmenin yanı sıra, farklı sektörlerden katılımcıların görüşlerini dinleyerek işveren markasına çok yönlü bakma fırsatı buldum."</p><p>Didem Altınbilek, Softtech Akademi Müdürü, Softtech</p><p>"İlgi duyduğum ve hep merak ettiğim işveren markası konusunda sayenizde çok şey öğrendim. Sağladığınız zengin kaynaklar, en iyi uygulama örnekleri, katılımcı arkadaşlarımla birbirimizden öğrendiğimiz seanslar için sonsuz teşekkürler. İşveren markası denince ilk akla gelen isim olan Sevgili Evrim Kuran ve değerli ekibiyle bir arada olmak çok keyifli ve ilham vericiydi. Bu konuya merakı olan herkese İşveren Markası Akademisi'ni öneririm."</p><p>Can Avcı, Küresel İşveren Markası Kıdemli Yöneticisi, Gebr. Heinemann</p><p>"Akademide güncel ve ilham verici kaynaklarla beslendim. Bildiklerimi güçlendirdim, bilmediğim konularda ise kendime yeni keşif alanları yaratabildim. Bu sayede işveren markasına dair daha sağlam bir düşünce yapısı ve yaklaşım geliştirmeyi de başardım. İşveren markasına tutku duyan her profesyonelin akademide yer almasını öneririm."</p><p>Ümit Evren Demirer, Deniz Akademi Eğitim Gelişim Teknolojileri ve İşveren Markası Bölüm Müdürü, DenizBank</p><p>"Modüler eğitim yapısı, güncel ve çeşitli içerikler konuları derinlemesine inceleme fırsatı sundu. Güncel araştırmalar ve raporları, veriyi uygulamayla birleştirmemi sağladı. İşveren Markası Akademisi sadece teoriye dayalı değil aynı zamanda uygulamaya yönelik farklı bakış açıları da kazandırdı."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Orman yangınları iş dünyasının risk haritasını değiştiriyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/orman-yanginlari-is-dunyasinin-risk-haritasini-degistiriyor-8416/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/orman-yanginlari-is-dunyasinin-risk-haritasini-degistiriyor-8416/</id>
<published><![CDATA[2026-08-06T12:08:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-06T12:08:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_779F3D-DAF748-07F093-0EC882-6EAD8B-36752C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa’da ve Türkiye’de yaşanan son orman yangınları, orman yangınlarının yalnızca mevsimsel bir doğal afet değil, işletmeler ve kritik altyapılar açısından stratejik bir dayanıklılık sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar ve değişen yangın koşulları, Avrupa genelinde orman yangını riskini artırırken, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesine geçen yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, değişen risk ortamında sigortanın tek başına yeterli olmadığını, hazırlık ve dayanıklılığın işletmeler açısından belirleyici hale geldiğine dikkat çekiyor.&nbsp;</p><p></p><p>Fiziksel hasarın ötesinde operasyonel hasarlar öne çıkıyor</p><p>Orman yangınlarından kaynaklanan hasarlar yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Tahliyelerden etkilenen işletmeler, operasyonel aksaklıklar, tesislerin kapanması ve tedarik zincirinde yaşanan kesintiler gibi finansal sonuçlar doğurabilecek önemli etkilerle karşı karşıya kalıyor. Tahliye emirleri, duman veya bölgeye erişim kısıtlamaları nedeniyle yaşanan iş kesintileri, fiziksel hasarın sınırlı olduğu ya da hiç oluşmadığı durumlarda bile önemli finansal hasarlara yol açabiliyor.</p><p></p><p>Bu durum, Güney Avrupa genelindeki tabloyu da yansıtıyor. Yunanistan'da son yıllardaki en büyük orman yangınları, bazı oteller ve küçük işletmeleri etkilerken, sanayi tesislerinin özel sanayi bölgelerinde yer alması nedeniyle bu yangınlardan genel olarak daha az etkilendi.</p><p></p><p>Ekonomik kayıplarla sigorta hasarları arasındaki fark büyüyor</p><p>Yangınlarla ilgili toplam hasarları güvenli şekilde tahmin etmek için henüz erken olsa da mevcut veriler, Avrupa'daki orman yangını koruma açığını ortaya koyuyor. İspanya'nın 2025 orman yangını sezonunda yaklaşık 5 milyar euro ekonomik hasar oluşurken, bunun sadece 1 milyar eurodan daha azı sigorta kapsamında karşılandı. Bu durum ekonomik hasarlarla sigorta tarafından karşılanan hasarlar arasındaki farkın büyüdüğünü ortaya koyarken, şirketlerin etkili risk transferini dayanıklılık, uyum sağlama ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarla birlikte ele almasının önemini bir kez daha vurguluyor.</p><p></p><p>Hazırlık ve risk yönetimi, sigorta süreçlerini şekillendiriyor</p><p>İlk göstergeler; güçlü acil durum planlarına, iş sürekliliği eylemlerine ve önleyici uygulamalara sahip kuruluşların hasarları azaltma ve faaliyetlerini sürdürme konusunda daha iyi durumda olduğunu gösteriyor. Riskler değiştikçe, olay öncesinde dayanıklılık oluşturmak, olay sonrasındaki toparlanma kadar önemli hale geliyor.</p><p></p><p>Bu süreçte sigortacılar da orman yangını riskini daha iyi anlamak amacıyla daha detaylı risk verilerinden, uydu görüntülerinden ve giderek gelişen felaket risk modellemelerinden yararlanıyor. Güçlü risk yönetimi, varlık dayanıklılığı ve hazırlık düzeyini ortaya koyabilen kuruluşlar ise sigorta piyasasında daha avantajlı bir konumda yer alıyor.</p><p></p><p>Sigorta artık daha geniş kapsamlı bir dayanıklılık stratejisinin parçası</p><p>Geleneksel sabit kıymet sigortası, risklerin transfer edilmesinde önemli bir araç olmaya devam ediyor. Bununla birlikte şirketler, sigortayı gelişmiş risk değerlendirmeleri, iklim analizleri, uyum önlemleri ve uygun olduğu durumlarda parametrik sigorta gibi alternatif risk transfer çözümleriyle destekliyor. Orman yangını riskinin arttığı bölgelerde şirketlerin hem doğrudan hem de dolaylı risklerini değerlendirmesi; bitki örtüsü yönetimi, varlıkların korunması, iş sürekliliği planlaması ve acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmesi önem taşıyor.</p><p></p><p>Marsh ayrıca müşterileriyle yakın iş birliği içinde çalışarak değişen riskleri anlamalarına, olası sigorta etkilerini değerlendirmelerine, uygun durumlarda hasar süreçlerini desteklemelerine ve giderek daha karmaşık hale gelen iklim kaynaklı risklere karşı uzun vadeli dayanıklılıklarını güçlendirmelerine yardımcı oluyor.</p><p></p><p>Orman Yangınlarını Sadece Mevsimsel Bir Sabit Kıymet Riski Olarak Görmekten Vazgeçmeliyiz</p><p>Orman yangınlarının artık sadece mevsimsel bir sabit kıymet riski olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, Avrupa’daki ve ülkemizdeki yangınlar; giderek operasyonlar, tedarik zincirleri, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık üzerinde etkileri olan stratejik bir iş riski haline geliyor. Hazırlıklı olmak önemli bir fark yaratan unsur haline geliyor. İklim analizine, risk değerlendirmesine, iş sürekliliği planlamasına, bitki örtüsü yönetimine ve uygulamaya yönelik uyum önlemlerine yatırım yapan kuruluşlar hem operasyonel aksaklıkları hem de finansal kayıpları azaltmak için daha avantajlı durumda oluyor. Sigorta şirketleri de giderek daha bilinçli sigortalama kararlarıyla güçlü risk kalitesini fark ediyor ve ödüllendiriyor. Bu durum fiyatlandırmanın dışında, aynı zamanda teminat şartlarında ve sunulan kapasitede de kendini gösteriyor” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Önleme, Uyum Sağlama ve Dayanıklılığa Yatırım Yapmak Gerekiyor</p><p>Orman yangınlarına karşı dayanıklılık oluşturabilmek için iş birliğinin şart olduğunu belirten Aksüt, “Devletler, işletmeler, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri ve sermaye sağlayıcılarının daha iyi veri paylaşımı, dayanıklı altyapı, yenilikçi finansman ve risk yönetiminde koordineli yaklaşımlar yoluyla üstleneceği bir rol var. İklim riskleri değişip geliştikçe dayanıklılık, daha iyi bilimsel çalışmaların, daha iyi analizlerin ve daha güçlü iş birliklerinin bir araya getirilmesine bağlı olacak. Avrupa'nın orman yangını koruma açığını kapatmak risk transferinin ötesinde; aynı zamanda önleme, uyum sağlama ve dayanıklılığa yapılan yatırımlarda da ilerleme gerektirecek” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Yeni bir bilinç geliştirmek zorundayız"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-bir-bilinc-gelistirmek-zorundayiz-8704/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-bir-bilinc-gelistirmek-zorundayiz-8704/</id>
<published><![CDATA[2026-08-05T09:43:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-05T09:43:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B369DB-09730A-E1D470-A802EB-A014E0-607949.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bakü Azerbaycan Diplomasi Merkezi geçtiğimiz günlerde önemli bir foruma ev sahipliği yaptı. Başkent Bakü’de düzenlenen Genç Liderler ve Diplomatlar Yetiştirme Uluslararası Forumu dünyanın dört bir yanından kamu yönetimi, diplomasi, uluslararası ilişkiler ve liderlik alanlarında önemli isimleri bir araya getirdi. Azerbaycan meclisinden çok sayıda milletvekilinin yanı sıra kamu yöneticileri, üst düzey bürokratlar, akademisyenler ve geleceğin diplomatları geleceğin siyasetini masaya yatırdı. Uluslararası diplomasi alanında eğitim gören çok sayıda genç lider adayının da katıldığı forumun ana konuşmacısı ise uluslararası mentör, akademisyen ve yazar Fatih Elibol oldu.</p><p>“LİDERLİK, İNSANI ANLAYABİLME SANATI”</p><p>Azerbaycan Diplomasi Merkezi Direktörü Ferid Muradoğlu Memmedov tarafından organize edilen foruma davet edilen Elibol, konuşmasında günümüz dünyasının diplomasisinde değişen dengeleri, stratejik ve kişisel beceriler açısından ele aldı.&nbsp;</p><p>Günümüzde diplomasinin yalnızca devletler arasında yürütülen resmi ilişkilerden ibaret olmadığını vurgulayan Elibol “liderliğin özünde insanı anlayabilme, kültürler arasında köprü kurabilme, güven oluşturabilme ve ortak bir gelecek inşa edebilme becerisinin bulunduğunu” anlattı.</p><p>"Geleceğin diplomatları yalnızca ülkelerini temsil etmeyecek; aynı zamanda insanlığı temsil edecek bir bilinç geliştirmek durumundadır. Gerçek liderlik, farklılıkları yönetebilmekten önce insanı anlayabilme sanatıdır." diyen Elibol, konuşmasında geleceğin diplomatları ve lider adaylarına şu tavsiyelerde bulundu: Geleceğin diplomatları yalnızca ülkelerini temsil etmeyecek; aynı zamanda insanlığı temsil edecek bir bilinç geliştirmek durumundadır. Gerçek liderlik, farklılıkları yönetebilmekten önce insanı anlayabilme sanatıdır.” diyen Elibol, konuşmasında geleceğin diplomatları ve lider adaylarına şu tavsiyelerde bulundu: “Bilgi artık tek başına rekabet avantajı sağlamıyor. Bugünün dünyasında fark yaratan; empati kurabilen, değişime hızla uyum sağlayabilen ve farklı kültürlerle güven ilişkisi geliştirebilen liderlerdir. Diplomasinin dili yalnızca müzakere değil, aynı zamanda karşı tarafı gerçekten dinleyebilme becerisidir.”</p><p>GÜVEN OLMAZSA İŞ BİRLİĞİ SÜRDÜRÜLEMEZ&nbsp;</p><p>“Bir diplomatın en güçlü sermayesi pasaportu ya da unvanı değil; karakteri, etik duruşu ve kriz anlarında sergilediği sağduyudur. Güvenin olmadığı yerde sürdürülebilir iş birliği kurulamaz.”&nbsp;</p><p>“Yapay zekâ, dijitalleşme ve küresel dönüşüm çağında teknik bilgi her zamankinden daha önemli. Ancak insanı anlamayan, duygusal zekâsını geliştirmeyen ve farklı bakış açılarına açık olmayan liderlerin geleceği yönetmesi mümkün değil. Geleceğin liderleri yalnızca sorun çözen değil, umut veren ve ilham veren insanlar olmalıdır.”</p><p>“Türkiye ile Azerbaycan’ın ortak tarihi ve kültürel bağları, genç nesillerin birlikte üreteceği projelerle çok daha güçlü bir geleceğe dönüşebilir. Gençlerin uluslararası platformlarda birlikte öğrenmeleri, ortak düşünmeleri ve ortak değerler üretmeleri iki ülke arasındaki stratejik iş birliklerini de kalıcı hale getirecektir.”</p><p>KATILIMCILARA ULUSLARARASI SERTİFİKA&nbsp;</p><p>Küresel diyalog kurmak, liderlik becerilerini geliştirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla düzenlenen forumda atölye çalışmaları, panel oturumları ve kültürel değişim etkinlikleri yer alırken katılımcılarla gerçekleştirilen interaktif oturumlarda uluslararası liderlik, etik karar alma, kriz yönetimi, iletişim psikolojisi, kültürlerarası etkileşim, sürdürülebilir barış ve geleceğin diplomasi anlayışı üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Program katılımcılarına uluslararası geçerliliği olan diploma ve sertifika verilen forum sonunda gerçekleştirilen görüşmelerde Türkiye ile Azerbaycan arasında genç liderlik, mentörlük, eğitim ve uluslararası iş birliklerini geliştirmeye yönelik yeni projeler geliştirilmesi kararlaştırıldı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kadın işsizliği düşüyor sektörel kalıplar değişmiyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-issizligi-dusuyor-sektorel-kaliplar-degismiyor--3930/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-issizligi-dusuyor-sektorel-kaliplar-degismiyor--3930/</id>
<published><![CDATA[2026-08-05T01:57:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-05T01:57:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_50BC13-722128-706697-BA6046-63771C-A53A09.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Yaren YILDIZ</b></p><p></p><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kadın işsizlik oranı haziranda yüzde 9,8'e gerileyerek son 166 ayın en düşük seviyesine indi. İşsiz kadın sayısı ise 1 milyon 171 bine düşerek Mayıs 2016'dan bu yana en düşük düzeye geriledi. Bu veriler kadınların iş gücü piyasasındaki görünürlüğünü arttırdığının somut göstergelerinden biri. Ancak işsizlikteki bu iyileşme, niceliksel bir başarıya işaret etse de çalışma hayatındaki sektörel dağılıma aynı ölçüde yansımıyor. Akkök Holding'in 2026 "Kadın İstihdamında Başarılı Olan Sektörler" araştırması, kadınların hâlâ kozmetik, sağlık, eğitim ve gıda gibi belirli alanlarda yoğunlaştığını ortaya koyuyor. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma Aydoğdu, bu tablonun temelinde toplumsal önyargıların yattığını dile getiriyor.&nbsp;</p><p></p><p>KADINLARIN ÖNÜNDEKİ GÖRÜNMEZ DUVAR</p><p></p><p>Kadınların yaklaşık yüzde 80'inin hizmet sektöründe istihdam edildiğine dikkat çeken Fatma Aydoğdu, kadınların üretim, sanayi ve teknoloji gibi alanlarda da başarılı olabileceğini ancak toplumda yerleşmiş kalıpların bu dönüşümün önünde engel oluşturduğunu söyledi. Bu ön yargıların yalnızca işverenlerin kadınlara bakışını değil, kadınların meslek tercihlerini de etkilediğini belirten Aydoğdu, "Hem kadınlarımızda hem de sektörlerde bazı mesleklerin kadınlara uygun olmadığı yönünde ön yargılar var" dedi. Kadınların belirli sektörlerle özdeşleştirilmesine yol açan toplumsal önyargıların kırılması gerektiğini vurgulayarak kadınlara cesur olmalarını söyleyen Aydoğdu, "Mesleğin cinsiyeti olmaz" ifadesini kullandı.</p><p></p><p>KAS GÜCÜNDEN BEYİN GÜCÜNE</p><p></p><p>Aydoğdu, kadınların belirli sektörlerde yoğunlaştığı mevcut tablonun kısa vadede değişmeyeceğini, ancak dönüşümün zaman içinde etkisini göstermeye başladığını söyledi. Gelecek dönemde kadın istihdamını şekillendirecek en önemli başlıklardan birinin dijitalleşme ve yapay zekâ olacağını belirten Aydoğdu, mevcut teknolojilerle birlikte artık kas gücünden çok beyin gücünün öne çıktığını ifade etti. Bu dönüşümün kadınların sanayi ve üretimde daha fazla yer almasının önünü açacağını vurgulayan Aydoğdu, "Sanayide makineler robotik sistemlerle çalıştığı için iyi bir eğitim alan kadınlar bu alanlarda rahatlıkla görev alacak" dedi.</p><p></p><p>TOBB KADIN GİRİŞİMCİLER KURULU İSTİHDAM KAPILARINI ARALIYOR</p><p></p><p>TOBB Kadın Girişimciler Kurulu çatısı altında kadınların üretim ve sanayi gibi alanlarda daha fazla yer alabilmesi için uzun süredir sahada çalışmalar yürüttüklerini anlatan Aydoğdu, bu kapsamda 2021 yılında hayata geçirilen "Sanayide Kadın Eli" projesiyle 45 ilde kadınların sanayi sektöründe istihdamına yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini hedeflerinin ise Türkiye’nin 81 iline ulaşmak olduğunu söyledi. Proje sayesinde kadınların kaynak operatörlüğü, torna operatörlüğü, forklift operatörlüğü ve kaynakçılık gibi teknik mesleklerde istihdama kazandırıldığını belirten Aydoğdu, organize sanayi bölgeleri, iş dünyası ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde kadınların teknik mesleklere yönelmesini teşvik ettiklerini ifade etti. Aydoğdu, bunun yanı sıra üniversiteler ve meslek liselerinde yürüttükleri çalışmalarla genç kadınların geleceğin mesleklerine hazırlanmasını ve dijital dönüşüme uyum sağlamasını hedeflediklerini dile getirdi.</p><p></p><p>SEKTÖREL İSTİHDAM HARİTASI</p><p></p><p>Kadınların sektörel temsilinde kozmetik ve sağlık başı çekerken, bu alanları eğitim, bankacılık-finans, hazır giyim-tekstil ve gıda sektörleri takip ediyor. Kadınların sektörel temsili kozmetikte yüzde 47-59, sağlıkta yüzde 47-58, eğitimde yüzde 45-52, bankacılık ve finansta yüzde 34-54, hazır giyim ve tekstilde yüzde 39-49 aralığında bulunuyor. Buna karşılık oranlar inşaatta yüzde 11-26, otomotivde yüzde 18-19, gayrimenkulde yüzde 21-26, elektronik ve beyaz eşyada yüzde 22-25, endüstride yüzde 17-37, yazılımda ise yüzde 19-37 aralığında seyrederken kadın temsilinin en düşük kaldığı alanlar olarak öne çıkıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">NG Kütahya Seramik, Verimlilik Ödülü'nü aldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ng-kutahya-seramik-verimlilik-odulunu-aldi-7081/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ng-kutahya-seramik-verimlilik-odulunu-aldi-7081/</id>
<published><![CDATA[2026-08-04T16:07:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-04T16:07:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F4A019-52229E-2C3231-CF2A66-6959F2-E62FE7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Porselen seramik sektörünün global oyuncuları arasında yer alan NG Kütahya Seramik, yüksek teknoloji yatırımları, güçlü Ar-Ge altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı ile yeni bir ödüle daha layık görüldü. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni, sanayi kuruluşlarının verimlilik, kaynak yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı projelerini bir araya getirdi. Törenin açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır; dijital dönüşüm çağında veriyi bilgiye, bilgiyi ise verimli süreçlere ve yüksek katma değere dönüştüren kurumların küresel rekabette öne çıktığını vurguladı. NG Kütahya Seramik, Seramikte İki Katmanlı Üretim ile İş Süreçlerinde ve Maliyette Verimlilik Artışı başlıklı çalışmasıyla Büyük Ölçekli İşletmeler – Ar-Ge kategorisinde 3.lük ödülünün sahibi oldu.</p><p></p><p>NG Kütahya Seramik Teknik Genel Müdürü Musa Yılmaz ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın elinden aldı. Sağladığı çevresel etki, yenilikçi yaklaşım ve yaygınlaştırılabilirlik kriterleri doğrultusunda değerlendirilerek ödüllendirilen proje; hammadde ile enerji kullanımını optimize etmeyi, üretim süreçlerinde sadeleşmeyi, üretim maliyetlerini düşürmeyi ve yüksek kalite standartlarını korurken operasyonel verimliliği artırmayı hedefliyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>NG Kütahya Seramik, Ar-Ge yetkinliği ve ileri teknoloji yatırımlarıyla geliştirdiği projeleri yalnızca üretim süreçlerini iyileştirmek için değil, sektörde sürdürülebilir dönüşümü desteklemek amacıyla da hayata geçiriyor. Verimlilik odaklı yaklaşımla geliştirilen yenilikçi uygulamalar; kaynakların daha etkin kullanılmasına, rekabet gücünün artırılmasına ve yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.</p><p>Yılmaz: “Elde ettiğimiz bu derece, yenilikçi bakış açımızın ve Ar-Ge çalışmalarımızın değerli bir çıktısı”</p><p>NG Kütahya Seramik Teknik Genel Müdürü Musa Yılmaz, “Verimlilik Proje Ödülleri'nde elde ettiğimiz bu derece, üretimde yenilikçi bakış açımızın ve Ar-Ge çalışmalarımızın değerli bir çıktısıdır. Geliştirdiğimiz proje ile üretim süreçlerini daha yalın ve verimli hale getirerek üretim performansını artıran ve maliyetleri azaltan önemli iyileştirmeler gerçekleştirdik. Verimliliği, sürdürülebilirliği, inovasyonu ve teknolojiyi tüm yatırımlarımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Bundan sonraki süreçte de yüksek katma değer üreten projeler geliştirerek hem sektörümüzün gelişimine hem de ülkemizin sanayi vizyonuna katkı sunmayı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.&nbsp;</p><p>Ar-Ge, üretim ve yatırım stratejilerini verimlilik ile sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiren NG Kütahya Seramik, geliştirdiği yenilikçi teknolojiler ve süreç iyileştirme projeleriyle hem Türk seramik sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de ülke ekonomisine değer katmayı sürdürüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">TOG'un İkinci Kamp'üs'ü Yolda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/-togun-ikinci-kampusu-yolda-5807/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/-togun-ikinci-kampusu-yolda-5807/</id>
<published><![CDATA[2026-08-03T16:17:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-03T16:17:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3EC593-BEAA63-1E9223-1BBF1B-78E678-758DB7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Adıyaman Kamp’üs, gençlerin bir araya gelip proje üretebildiği, ders çalışabildiği, eğitimlere katılabildiği, sanat ve sporla ilgilenebildiği güvenli bir buluşma noktası olacak. Hatay’daki ilk kampüsün ardından Adıyaman’da açılacak ikinci kampüsle yılda 2.000 gence doğrudan ulaşılması hedefleniyor. AFAD tarafından tahsis edilen 5 konteyner ünitesi ile kurulum süreci başlatılan Adıyaman Kamp’üs’ün Eylül ayında açılması planlanıyor.</p><p>Gençlerin Kendi Alanı: Kamp’üs</p><p>Adıyaman Kamp’üs, Adıyaman Üniversitesi’ne sadece 800 metre mesafede konumlanıyor. Erişimi kolay bu alan, gençlerin günlük hayatlarının bir parçası haline gelecek şekilde tasarlandı. Adıyaman Kamp’üs’te yürütülecek programlar kapsamında; kariyer ve deneyim buluşmaları, gönüllülük ve proje yönetimi eğitimleri, psikolojik dayanıklılık ve stres yönetimi çalışmaları, spor, sanat ve kültür atölyeleri, ulusal ve dönemsel saha aktiviteleri hayata geçirilecek.&nbsp;</p><p>“Gençler burada güçleniyor ve üretmeye devam ediyor”</p><p>TOG Genel Müdürü Seçkin Karataş konuyla ilgili şunları söyledi: “Hatay’da kurduğumuz Kamp’üs ile gençlerin kendilerine ait bir alana ne kadar ihtiyaç duyduğunu çok net gördük. Şimdi Adıyaman’da açacağımız Kamp’üs ile daha fazla gence ulaşacağız. ‘Gençliğin gücüyle, yerinde ve sürekli değişim’ diyerek hayata geçirdiğimiz proje ile hem Adıyaman’daki hem de çevre illerdeki gençlerin eğitimden kopmadan güçlenebilecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri ve birlikte üretebilecekleri güvenli bir alan oluşturuyoruz. Bu merkez aracılığıyla gençlerin, bulundukları bölgenin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sunan aktif paydaşlar haline gelmesini hedefliyoruz. Bunun yanı sıra mobil karavanlar ile bölgedeki genç gönüllülerin afet müdahalesine aktif katılımını organize etmeyi de planlıyoruz.”</p><p>Güçlü Paydaş Yapısı ile Hayata Geçiyor</p><p>Proje kapsamında Adıyaman Valiliği ve AFAD ile koordinasyon sağlanırken, Adıyaman Belediyesi ile operasyonel iş birlikleri yürütülüyor. Ayrıca Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası ve yerel sivil toplum kuruluşlarıyla sürdürülen diyalog, projenin sahadaki etkisini güçlendiriyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sayıştay 25 denetçi yardımcısı adayı alacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sayistay-25-denetci-yardimcisi-adayi-alacak-7402/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sayistay-25-denetci-yardimcisi-adayi-alacak-7402/</id>
<published><![CDATA[2026-08-03T08:17:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-03T08:17:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B583CB-0AB117-5A7CE2-068280-B2A6FD-BF1ABF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kurumun Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre, başvuru sahipleri eleme, yazılı ve mülakat sınavlarına tabi tutulacak.</p><p></p><p>Kurumun 25 denetçi yardımcısı adayı alımı için sınav başvuruları 9-17 Eylül'de yapılacak. Geç başvuru günü olarak da 24 Eylül belirlendi.</p><p></p><p>Sınav başvuruları, ÖSYM merkezleri, ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM mobil uygulamasından alınacak. Posta yoluyla başvurular kabul edilmeyecek.</p><p></p><p>Eleme sınavı 31 Ekim'de Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir'de yapılacak. Bu sınavda başarılı olanların tabi tutulacağı yazılı sınavın ilk oturumu 26 Aralık Cumartesi, ikinci oturumu da 27 Aralık Pazar günü gerçekleştirilecek.</p><p></p><p>Yazılı sınavı kazananlar mülakata katılma hakkını elde edecek. Mülakatın yeri ve zamanı ile sınavda başarı sağlayanların isimleri Sayıştayın internet sitesinden ilan edilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Vergi incelemesi öncesi düzeltme imkanı geliyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/vergi-incelemesi-oncesi-duzeltme-imkani-geliyor-8994/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/vergi-incelemesi-oncesi-duzeltme-imkani-geliyor-8994/</id>
<published><![CDATA[2026-08-02T12:32:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-02T12:32:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CC5F0C-6DDEA2-955220-A17355-2A4310-53C5FC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VDK, bu uygulamayla vergi incelemelerinde mükelleflerin hazırlık süreçlerini kolaylaştırmayı, denetimlerin daha kısa sürede sonuçlandırılmasını sağlamayı ve dijital denetim altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor.</p><p></p><p>Uygulama, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından geliştirilen Vergi İçin Standart Denetim Dosyası metodolojisi esas alınarak Türkiye'nin denetim ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirildi.</p><p></p><p>Bu programla, vergi incelemelerinde talep edilen bilgi ve belgeler standart hale getirilecek. Mükellefler, kendilerinden hangi bilgi ve belgelerin beklendiğini inceleme başlamadan önce elektronik ortamda görebilecek, hazırlıklarını yeterli süre içinde tamamlayarak, inceleme sürecine daha etkin şekilde katılabilecek. Uygulama sayesinde mükellefler tarafından hazırlanan bilgi ve belgeler, elektronik ortamda standart formatlarda VDK'ye iletilecek.</p><p></p><p>İncelemeye Hazırlık Dosyası Uygulaması, aynı zamanda kapsamlı bir mükellef rehberliği platformu olarak da tasarlandı. Dilekçe ve Bilgi Verme Sistemi üzerinden kullanılacak uygulamada kullanıcı dostu ekranlar, adım adım yönlendiren sihirbazlar, açıklama kutuları, uygulama kılavuzları, yükleme rehberleri, eğitim videoları yer alacak. Böylece, mükelleflerin ilave desteğe ihtiyaç duymadan hazırlık dosyalarını doğru ve eksiksiz şekilde oluşturabilmesi sağlanacak.</p><p></p><p>- Mükellef düzeltme verebilecek</p><p></p><p>Standartlaştırılmış bilgi ve belge yapısı sayesinde, inceleme öncesinde veri hazırlama süreçleri önemli ölçüde azalacak. Mükellefler, aynı bilgi ve belgeleri farklı formatlarda tekrar tekrar hazırlamak zorunda kalmayacak. Elektronik ortamda hazırlanan standart veri setleri, bilgisayar destekli analiz ve otomasyon süreçlerine de katkı sağlayarak, denetimlerin daha kısa sürede tamamlanmasına imkan verecek.</p><p></p><p>Uygulamanın, özellikle KDV iade incelemelerine katkı sağlaması bekleniyor. İade incelemelerinde ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin önceden eksiksiz ve standart formatlarda hazırlanması sayesinde, eksik belge nedeniyle yaşanan yazışmalar ve tekrar eden bilgi talepleri azalacak, böylece iade incelemeleri daha kısa sürede sonuçlandırılabilecek.</p><p></p><p>Denetim süreçlerini kısaltacak uygulamayla, müfettişler inceleme sürecine başlamadan mükellefin düzeltme vermesine de olanak tanınacak.</p><p></p><p>- OECD standartlarına uyum</p><p></p><p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bu uygulamalarla hem elektronik denetim altyapısını güçlendirdiklerini hem de mükellefin vergiye gönüllü uyumu için adım attıklarını belirterek, "Bu uygulamayla OECD'nin denetim standartlarını hızla uygulamaya koyarken vergi inceleme süreçlerinde devrim niteliğinde bir adım atıyoruz. Amacımız ceza kesmeden önce mükelleflerimizin vergiye gönüllü uyumunu artırmak ve işini kolaylaştırmak." ifadelerini kullandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rus kereste endüstrisi şirketleri yeni ortaklıklar geliştiriyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/rus-kereste-endustrisi-sirketleri-yeni-ortakliklar-gelistiriyor-8130/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/rus-kereste-endustrisi-sirketleri-yeni-ortakliklar-gelistiriyor-8130/</id>
<published><![CDATA[2026-08-01T14:19:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-01T14:19:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9AE8AC-C061AC-749552-BCB237-85C438-D8DE8A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Rusya, ağaç işleme alanında önemli kaynaklara ve yetkinliklere sahip. 2025 yılında, Rus kereste ihracatı yaklaşık 24 milyon metreküp olarak gerçekleşti ve bir önceki yıla göre %5 oranında arttı. Rus şirketleri yabancı ortaklara, kereste ve ahşap levhalardan inşaat, mobilya üretimi ve ambalaj endüstrisi için malzemelere kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor.</p><p>Ulusal marka "Made in Russia" ı, Rus ve Türk şirketleri arasında işbirliğinin geliştirilmesinde önemli bir platform olmaya gelmeye devam&nbsp; ediyor. Ürün kalitesini, belirlenen gereksinimleri ve ihracat hazırlığını onaylayan üreticileri bir araya getiren ulusal marka, uluslararası iş ortakları için, uluslararası pazarlarda güvenilir bir itibar ve deneyime sahip güvenilir tedarikçiler ararken güvenilir bir rehber olarak da konumlanıyor.</p><p>İş heyetleri Rus ve Türk şirketlerini bir araya getiriyor</p><p>Orman endüstrisi temsilcilerinin sektörel iş heyetleri Rus ve Türk iş dünyası arasındaki doğrudan ilişkilerin geliştirilmesini kolaylaştırıyor.&nbsp;</p><p>Geçtiğimiz sonbaharda Rus orman ürünleri şirketlerinden oluşan bir ticaret heyeti İstanbul'u ziyaret etti. Etkinliğe 22 Rus üretici katıldı ve 90 Türk şirket temsilcisiyle yaklaşık 300 toplantı yaptı. Müzakerelerin sonucunda oluşan toplam ihracat potansiyelinin 48 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.</p><p>Bunun yanı sıra, yıl sonunda Türk iş dünyası temsilcilerinden oluşan bir heyet Rusya'nın İjevsk ve Arhangelsk şehirlerine ziyaret gerçekleştirdi. Etkinliğe kereste ürünleri ithal eden 16 Türk şirket katıldı ve Rus potansiyel ortaklarla 350'den fazla iş görüşmesi yaptı.</p><p>Bu görüşmeler, şirketlerin sadece ürün tedarikini tartışmakla kalmayıp, aynı zamanda uzun vadeli üretim ilişkileri kurmalarını, işbirliği fırsatlarını incelemelerini ve Rus ve Türk işletmeleri arasında yeni etkileşim zincirleri oluşturmalarını sağlıyor.</p><p>Ulusal marka Made in Russia’nın temsilcisi Timur Safin konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: «Türk iş dünyasından Rusya'dan kaliteli ahşap malzemelere ve derin işleme ürünlerine yüksek ilgi görüyoruz. İş heyetleri ve doğrudan toplantılar yapmak, şirketlerin yeni ortaklar bulmasına ve müzakerelerden belirli düzenlemelere geçmesine yardımcı olur. Türk şirketleriyle yapılan görüşmelerden sonra Made in Russia markası altındaki etkinliklere katılanların işbirliği anlaşmaları imzaladıklarına şimdiden örnekler var. Bu, bir ormancılık kompleksinde Rus-Türk ortaklığının gelişmesi için yüksek bir potansiyel olduğunu gösteriyor.»&nbsp;</p><p>Rus şirketleri Türkiye pazarındaki varlıklarını güçlendiriyor</p><p>Rus orman ürünleri endüstrisi, ulusal marka “Made in Russia” altında, orman ürünleri kompleksinin önde gelen üreticileri tarafından temsil ediliyor.</p><p>Özellikle Sveza Group, dünyanın en büyük huş kontrplağı üreticilerinden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin ürünleri inşaat, sanayi ve ulaşım sektöründe talep görüyor. Rus kontrplağı büyük altyapı projelerinin uygulanmasında, yüksek katlı tesislerin ve spor tesislerinin inşasında ve mobilya, otomobil ve otomotiv endüstrilerinde kullanılıyor.</p><p>Türkiye pazarı, şirketin uluslararası büyüme stratejisinde öncelikli pazarlardan biri konumunda. Sveza Group, yabancı ortaklarla uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir şirket olarak dayanıklı, teknolojik ve çevre dostu ahşap malzemelerin talep edildiği çeşitli endüstrilere ürünler sunuyor.</p><p>Türkiye'de "Made in Russia" markası altında faaliyet gösteren Rus orman ürünleri üreticileri arasında Segezhsky CMC JSC, Onezhsky LDK JSC, Plyterra JSC, Belka LLC, Sokol SiEML LLC, TimberTrans LLC, Tairiku-ITRM Group ve diğer şirketler de yer alıyor.</p><p>Rus şirketleri Türk ortaklarına kereste, ahşap yapı ürünleri, ambalaj endüstrisi malzemeleri ve diğer derin ahşap işleme ürünleri sunuyor.</p><p>Rus ve Türk şirketleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, küresel sanayinin bireysel ürün tedarikinden sürdürülebilir üretim zincirlerinin oluşturulmasına ve yüksek katma değerli alanlarda ortaklıkların geliştirilmesine geçişi temel alan genel eğilimini yansıtıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">FDI İstanbul'da tasarımın geleceğini anlatacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fdi-istanbulda-tasarimin-gelecegini-anlatacak-6058/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fdi-istanbulda-tasarimin-gelecegini-anlatacak-6058/</id>
<published><![CDATA[2026-08-01T14:16:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-08-01T14:16:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4A8E79-C3B4A2-75F244-3A7D1F-25047D-C74428.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından düzenlenen ve “Where Design Leads” yaklaşımıyla şekillenen FDI İstanbul, bu yıl da yalnızca tasarım ürünlerinin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde; tasarımı katma değerli üretimin, entelektüel sermayenin, inovasyonun ve uluslararası markalaşmanın temel unsuru olarak ele alan çok katmanlı bir yapı sunacak.&nbsp;</p><p>Tasarım odaklı markaların en yeni koleksiyonlarının yanı sıra New Horizon Exhibition, Design Circle, MasterFul ve Big Soft gibi özel kürasyonlu sergilere ev sahipliği yapacak organizasyon, tasarımın farklı disiplinlerini aynı çatı altında buluşturacak. Tasarımcı ile üreticiyi bir araya getiren Designer to Business (D2B) iş birliği programı, uluslararası alım heyetleri ve FDI Stage &amp; Talks oturumlarıyla fikirlerin iş birliğine, tasarımın ise katma değere dönüşeceği güçlü bir ekosistem oluşturacak. Böylece FDI İstanbul, üretimin DNA'sına tasarımı, sürdürülebilirliği ve inovasyonu yerleştirerek Türkiye'nin tasarım odaklı büyüme vizyonuna katkı sunmayı hedefliyor.</p><p>Tasarımın geleceği FDI Stage &amp; Talks'ta konuşulacak</p><p>FDI İstanbul'un düşünsel merkezi niteliğindeki FDI Stage &amp; Talks, bu yıl üç gün boyunca gerçekleştirilecek 10 oturumda, tasarım, mimarlık, inovasyon, sürdürülebilirlik, yapay zekâ ve teknoloji alanlarından 30'u aşkın ulusal ve uluslararası konuşmacıyı ağırlayacak. Program kapsamında; tasarım odaklı büyümeden yeni nesil iş modellerine, premium mekân ve deneyim tasarımından contract furnishing süreçlerine, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlikten uluslararası markalaşmaya kadar sektörün geleceğini şekillendiren başlıklar ele alınacak.</p><p>Ross Lovegrove 24 Eylül’de FDI Sahnesinde Olacak</p><p>Bu yıl FDI Stage &amp; Talks sahnesinde dünyanın önde gelen endüstriyel tasarımcılarından Ross Lovegrove da yer alacak. Dünyaca ünlü İngiliz endüstriyel tasarımcı, 24 Eylül Perşembe günü saat 13.00'te, fuarın resmi açılış programının hemen ardından gerçekleştirilecek günün ilk oturumunda katılımcılarla buluşacak. Lovegrove, teknoloji, biyoloji, yapay zekâ ve doğanın tasarımla kurduğu yeni ilişkiyi ele alarak, geleceğin üretim anlayışına ve tasarım kültürüne ilişkin vizyonunu paylaşacak.</p><p>FDI İstanbul'da konuşmacı olmaktan duyduğu heyecanı dile getiren Lovegrove şunları söyledi: "Gerçekten çok heyecanlıyım. Hayatım boyunca edindiğim deneyimleri organik ve üretken tasarım anlayışı üzerinden katılımcılarla paylaşacağım. Ben kendimi bir teknoloji heykeltıraşı olarak görüyorum. Mobilyadan havacılığa, ulaşımdan aydınlatmaya kadar birçok farklı alanda çalıştım. Bugün analogdan dijitale, oradan da yapay zekâ çağına uzanan dönüşümün tam ortasındayız. 24 Eylül'de İstanbul'da bu dönüşümü konuşmak için sabırsızlanıyorum."</p><p>Yaklaşık 2 bin projeye imza atan Ross Lovegrove, doğadan ilham alan biyomorfik tasarım yaklaşımıyla uluslararası tasarım dünyasının en özgün isimleri arasında gösteriliyor. Sony, Apple, Airbus ve TAG Heuer gibi küresel markalar için geliştirdiği projelerin yanı sıra Go Chair, DNA Stairs ve Ty Nant su şişesi gibi ikonik tasarımlarıyla tanınan Lovegrove; tasarımı teknoloji, bilim ve doğanın kesişiminde yeniden yorumlayan yaklaşımıyla çağdaş endüstriyel tasarımın en etkili isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p><p>Julio Rodrigo Fuentes ve Philipp Trompeter de FDI’da&nbsp;</p><p>Ross Lovegrove'un yanı sıra FDI Stage &amp; Talks programında AMBIT Cluster İnovasyon ve Sürdürülebilirlik Müdürü Julio Rodrigo Fuentes, tasarımın inovasyon ve sürdürülebilirlikle kurduğu güçlü ilişkiyi ve bu dönüşümün sektör üzerindeki etkilerini değerlendirecek. Wieselhuber &amp; Partner GmbH Kıdemli Yöneticisi Philipp Trompeter ise yapay zekânın iş süreçlerine, tasarım ekosistemine ve değişen müşteri beklentilerine etkisini katılımcılarla paylaşacak.</p><p>FDI İstanbul, 2024 ve 2025 yıllarında düzenlenen organizasyonlarında 20 Talks oturumunda toplam 74 ulusal ve uluslararası konuşmacıya ev sahipliği yaptı. Bu yılki programda da tasarımın yalnızca estetik bir değer değil; ekonomik büyümenin, katma değerli üretimin ve küresel rekabet gücünün temel belirleyicilerinden biri olduğu farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla ele alınacak.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Vesta Global, Fransa oturum izni danışmanlığına başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/vesta-global-fransa-oturum-izni-danismanligina-basladi-215/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/vesta-global-fransa-oturum-izni-danismanligina-basladi-215/</id>
<published><![CDATA[2026-07-31T10:15:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-31T10:15:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FFF8C0-9AFFCE-E52911-0627C7-D88BEC-97AC0B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Uluslararası yatırım, oturum izni ve vatandaşlık danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Vesta Global, Fransa'daki yatırımcı ve girişimcilere yönelik oturum izni programlarını hizmet ağına ekledi. Program kapsamında uygun yatırım koşullarını sağlayan başvuru sahipleri ve aileleri Fransa'da oturum izni alabiliyor; Schengen Bölgesi'nde serbest dolaşım hakkından yararlanabiliyor ve Fransa'da yaşamak isteyen yatırımcılara çalışma hakkı sunuyor.&nbsp; Fransa'da en az beş yıl fiilen yaşayan ve yasal şartları sağlayan yatırımcılar vatandaşlık başvurusunda bulunabiliyor.</p><p>Fransız Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği üyesi de olan Vesta Global’in Kurucu Ortağı Teuta Narazan, artık yatırımcıların önceliğinin yalnızca ikinci bir oturum kartı almak olmadığına dikkat çekerek, “Çocuklarının Avrupa'da eğitim görebilmesi, işlerini Avrupa pazarına taşıyabilmeleri, gerektiğinde Avrupa'da yaşayabilecekleri bir alternatif oluşturabilmeleri ve yatırımlarını farklı ülkelerde değerlendirebilmeleri önem kazanıyor. Fransa programı, Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden birinde yatırım yaparken aynı zamanda Schengen Bölgesi'nde serbest dolaşım ile Fransa'da yaşama ve çalışma hakkı sunması nedeniyle öne çıkıyor" dedi.</p><p>Fransa’nın klasik Golden Visa ülkelerinden farklı olarak yalnızca gayrimenkul yatırımını değil, ekonomiye gerçek katkı sağlayan yatırımları desteklediğini kaydeden Narazan, “En az 300.000 Euro tutarında üretken yatırım yapan ve program şartlarını sağlayan yatırımcılar için hem iş geliştirme hem de uzun vadeli oturum planlaması açısından güçlü bir alternatif sunuyor." bilgisini verdi.</p><p>Avrupa'da yatırımcıların ilgisi oturum programlarına yöneliyor</p><p>Ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler, eğitim ve yaşam kalitesi beklentileri ile varlıklarını farklı ülkelere yaymak isteyen yatırımcıların sayısını artırıyor. Küresel ölçekte 2025 yılında yaklaşık 142 bin dolar milyonerinin başka bir ülkeye taşınmasının beklendiğini gösteren araştırmalar, ikinci oturum ve alternatif yaşam planlarının artık yalnızca çok dar bir yatırımcı grubunun gündeminde olmadığını ortaya koyuyor. Türkiye’den yatırımcıların da özellikle Avrupa’da yaşam, çocukların eğitimi, Schengen Bölgesi’ne erişim, servetin farklı para birimleri ve getiri alternatifleri ile farklı coğrafyalara dağıtılması amacıyla Golden Visa ve oturum programlarına ilgisi yükseliyor.</p><p>Türkiye’den gelen talebin en somut örneklerinden biri Yunanistan’da görülüyor. Geçen yıl Türk yatırımcılara verilen Golden Visa izinleri yaklaşık yüzde 160 artması ve 3 bin 300’e yaklaşması Avrupa’da oturum arayışının ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Portekiz’in yatırım yoluyla oturum programında da Türk vatandaşları öne çıkan başvuru grupları arasında bulunuyor.</p><p>Fransa klasik Golden Visa modeliyle çalışmıyor</p><p>Fransa, Portekiz ve Yunanistan gibi gayrimenkul yatırımı karşılığında oturum hakkı sağlayan klasik Golden Visa programlarından farklı bir modele sahip. Ülkede yalnızca konut veya ticari gayrimenkul satın almak oturum izni için yeterli olmuyor. Bunun yerine Fransa ekonomisine doğrudan katkı sağlayan yatırımcılar, girişimciler ve yenilikçi projeler Talent oturum izni kapsamında değerlendiriliyor.</p><p>Programın temel şartı: En az 300.000 Euro üretken yatırım</p><p>Fransa'daki yatırımcı oturum programının temel koşullarından biri, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayacak en az 300.000 Euro tutarında yatırım yapılması.</p><p>Bu kapsamda yatırımcı;</p><p>•	Fransa'da yeni bir şirket kurabiliyor,</p><p>•	Mevcut bir şirkete yatırım yapabiliyor,</p><p>•	Faaliyet gösteren bir işletmeyi satın alabiliyor,</p><p>•	Veya en az %30 ortağı olduğu şirket aracılığıyla yatırım gerçekleştirebiliyor.</p><p>Başvurunun olumlu değerlendirilebilmesi için yatırımın ekonomik faaliyet oluşturması, istihdam yaratması veya mevcut istihdamın korunmasına katkı sağlaması bekleniyor.</p><p>Vesta Global, Türkiye’de Fransa oturum programına aracılık eden ilk ve şimdilik tek firma. Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan “Türkiye’deki yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarına aracılık hizmeti sunan öncü bir kuruluş olarak Fransa programını ilk sunan firma olmaktan gurur duyuyoruz. Yatırımcılarımıza, Fransa Hükümeti’nin uluslararası yatırımcıları çekmek amacıyla Fransız yasası (Loi n° 2016-274) kapsamında oluşturduğu bu program çerçevesinde, KPMG Avocats tarafından bilançoları incelenmiş ve program kapsamına uygun şirket hisselerini içeren yatırım alternatifleri sunuyoruz.”&nbsp;</p><p>Oturum kartı hangi hakları sağlıyor?</p><p>Program kapsamında uygun bulunan yatırımcılar ve aile bireyleri dört yıla kadar düzenlenebilen ve yenilenebilen Talent oturum izni alabiliyor. Bu oturum kartı; Fransa'da yaşama, çalışma, çocukların eğitim sisteminden yararlanabilmesi, Schengen Bölgesi'nde serbest dolaşım, eş ve çocukların başvuruya dahil edilebilmesi gibi önemli haklar sunuyor. Fransa'da sürekli yaşamayı tercih etmeyen yatırımcılar da program şartlarını yerine getirdikleri sürece oturumlarını sürdürebiliyor.</p><p>Beş yıl sonunda vatandaşlık başvurusu mümkün</p><p>Program yatırım karşılığında doğrudan vatandaşlık sağlamıyor. Ancak Fransa'da en az beş yıl fiilen yaşayan, Fransızca dil yeterliliği, topluma uyum ve diğer yasal koşulları sağlayan yatırımcılar ve aile bireyleri Fransız vatandaşlığı için başvuru hakkı elde edebiliyor. Fransa üniversitelerinden mezun olanlar için vatandaşlığa başvurunun hak edilmesi için gereken süre 3 yıl olabiliyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Vergi teminatında "riskli mükellefler" için düzenleme</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/vergi-teminatinda-riskli-mukellefler-icin-duzenleme-3487/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/vergi-teminatinda-riskli-mukellefler-icin-duzenleme-3487/</id>
<published><![CDATA[2026-07-31T10:06:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-31T10:06:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9FBB0B-8BEA1A-2DFD41-437DCF-E923E8-43705A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p></p><p>Buna göre, teminatın verileceği yılda sunulması gereken ve bir önceki yıla ait olan gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde, ilgili şartları taşıması durumunda uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanma hakkı bulunan mükellefler, beşte bir oranında teminat verecek.</p><p></p><p>Hakkında sahte, yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünden vergi inceleme raporu düzenlenen mükellefler ise vergi inceleme raporlarının vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih ile kesinleşmesi arasındaki sürede beş katı kadar teminat verecek. Söz konusu raporların vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten sonra mükelleflere tebliğ edilecek bir yazıyla teminatlarını 30 gün içinde tamamlamaları istenecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">12 taşınmazın satışı için ihale düzenlenecek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/12-tasinmazin-satisi-icin-ihale-duzenlenecek-9196/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/12-tasinmazin-satisi-icin-ihale-duzenlenecek-9196/</id>
<published><![CDATA[2026-07-31T09:15:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-31T09:15:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D4C9CF-84CD27-33F7C2-3D5941-AEBA88-41CF7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ÖİB'nin konuya ilişkin ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p><p></p><p>Buna göre, Muş'un Merkez ilçesinde 4, Ankara'nın Çankaya ilçesinde 3, Antalya'nın Kaş ilçesinde 2, Kırklareli'nin Lüleburgaz, Bursa'nın Mustafakemalpaşa, Antalya'nın Manavgat ilçelerinde birer olmak üzere 12 taşınmazın satışı yapılacak.</p><p></p><p>Bu taşınmazlar için ihale şartnamesi bedeli 7 bin 500 lira ile 25 bin lira, geçici teminat bedeli 2 milyon lira ile 10 milyon lira arasında değişiyor.</p><p></p><p>Son teklif verme tarihi, Muş'taki taşınmazlar için 18 Ağustos, Kırklareli, Bursa ve Antalya'dakiler için 19 Ağustos, Ankara'dakiler için 20 Ağustos olarak belirlendi.</p><p></p><p>İhaleler, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek. İhale, pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla yapılacak açık artırmayla sonuçlandırılacak.</p><p></p><p>İhalelere ilişkin belgelerin, Başkanlığın Ankara'daki adresine son teklif verme tarihlerinde saat 18.00'e kadar elden teslim edilmesi gerekiyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Güneşin Doğduğu Yer dizisine güçlü transfer</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gunesin-dogdugu-yer-dizisine-guclu-transfer-6661/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gunesin-dogdugu-yer-dizisine-guclu-transfer-6661/</id>
<published><![CDATA[2026-07-31T08:30:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-31T08:30:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_593B66-06A38B-5C4873-044997-60D380-99FC69.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Başarılı oyuncu Çağıl Aydıner, dizide başrol kadın karakter Leyla’nın kardeşi Suzi’ye hayat verecek.</p><p>ABD’de Boston Üniversitesi Konservatuvarı’nda oyunculuk ve yönetmenlik eğitimi alan, son olarak Netflix’in Geleceğe Mektuplar dizisindeki performansıyla adından söz ettiren oyuncu, yeni sezonda Güneşin Doğduğu Yer dizisinde izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.</p><p>Yeni dizinin güçlü kadrosuna katılan Aydıner’in canlandıracağı karakterin hikayeye nasıl yön vereceği ise şimdiden merak konusu oldu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kimya sanayisinde küresel rekabetin rotası İstanbul</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kimya-sanayisinde-kuresel-rekabetin-rotasi-istanbul-1382/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kimya-sanayisinde-kuresel-rekabetin-rotasi-istanbul-1382/</id>
<published><![CDATA[2026-07-30T12:42:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-30T12:42:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56C836-D0E31A-C9AB90-CB3986-3756C5-EE6A3D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Turkchem Eurasia, geçtiğimiz edisyonda üç gün boyunca 95 ülkeden 13 bin 897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya ve Hindistan'dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem Eurasia'nın yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini bir kez daha gösterdi.</p><p>KİMYA VE TEKSTİL KİMYASI AYNI ÇATI ALTINDA BULUŞACAK</p><p>Turkchem Eurasia; temel ve özel kimyasallar, petrokimya ürünleri, laboratuvar teknolojileri, proses ekipmanları, çevre teknolojileri, üretim çözümleri ve kimya sanayisinin farklı alt sektörlerini tek platformda buluşturacak. Eş zamanlı düzenlenecek InterDye &amp; Textile Printing Eurasia ise tekstil kimyasalları, boyarmaddeler, pigmentler, dijital tekstil baskı teknolojileri ve tekstil terbiye çözümlerine odaklanarak tekstil kimyasalları sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirecek. Birbirini tamamlayan iki organizasyon, katılımcı firmalar ile profesyonel ziyaretçiler arasında yeni ticari bağlantılar kurulmasına, ihracat odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine ve sektördeki yeni teknolojilerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Kuzey Afrika arasında üstlendiği stratejik ticaret köprüsü rolünü destekleyerek, Türk kimya sanayisinin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün güçlenmesine katkıda bulunacak.</p><p>AVRUPA'DAKİ KAPASİTE KAYBI KİMYA SANAYİSİNDE YENİ DENGELER YARATIYOR</p><p>Küresel kimya sanayisinde rekabet koşullarının yeniden şekillendiğine dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler: “Kimya sanayisi bugün yalnızca kendi içinde değil, otomotivden tekstile, gıdadan ilaca kadar çok geniş bir üretim ekosistemi açısından stratejik önem taşıyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre AB, 2021'den bu yana buhar krakeri kapasitesinin yaklaşık yüzde 15'ini, amonyak üretim kapasitesinin ise yaklaşık yüzde 9'unu kaybetti. Yüksek enerji ve hammadde maliyetleri, küresel rekabet ve değişen tedarik dengeleri sektörün önündeki önemli başlıklar arasında. Böyle bir dönemde üreticilerin yeni pazarlara ulaşması, alternatif tedarik kanalları geliştirmesi ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmesi çok daha önemli hale geliyor. Turkchem Eurasia'yı da tam olarak bu ihtiyaca yanıt veren bir platform olarak konumlandırıyoruz. Geçtiğimiz edisyonda 95 ülkeden 13 bin 897 profesyoneli İstanbul'da ağırladık. 2026'da da Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasındaki stratejik konumunun sağladığı avantajla üreticileri, tedarikçileri, teknoloji sağlayıcıları ve satın alma profesyonellerini yeni ticari bağlantılar için bir araya getirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p><p>SEKTÖR PROFESYONELLERİ İÇİN KAYIT SÜRECİ BAŞLADI</p><p>Online kayıt sisteminin açılmasıyla birlikte ziyaretçiler, fuar giriş kartlarını önceden oluşturarak etkinlik alanına QR kod ile hızlı giriş yapabilecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen kayıt işlemi sayesinde sektör profesyonelleri fuar ziyaretlerini önceden planlayabilecek; üreticiler, tedarikçiler, distribütörler, yatırımcılar ve satın alma profesyonelleriyle bir araya gelerek yeni iş geliştirme ve ticari iş birliği fırsatlarını değerlendirebilecek. Online kayıt işlemini tamamlayan ziyaretçilere dijital giriş kartları e-posta yoluyla iletilecek.</p><p>25-27 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek Turkchem Eurasia ve InterDye &amp; Textile Printing Eurasia'yı ziyaret etmek isteyen sektör profesyonelleri, fuarların resmi internet sitesi üzerinden online kayıtlarını ücretsiz olarak tamamlayabiliyor. Online kayıt işlemini tamamlayan ziyaretçilere dijital giriş kartları iletilirken, fuar alanına QR kod sistemiyle hızlı giriş imkânı sunuluyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bloomberg: Meridiam Boğaz köprüleriyle ilgileniyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bloomberg-meridiam-bogaz-kopruleriyle-ilgileniyor-3157/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bloomberg-meridiam-bogaz-kopruleriyle-ilgileniyor-3157/</id>
<published><![CDATA[2026-07-29T11:03:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-29T11:03:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_658C78-52966C-49E948-202E0B-8AE51D-606176.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bloomberg'e konuşan kaynaklar, Meridiam’ın 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile bazı otoyolların işletme hakları için yapılması planlanan özelleştirme programına katılmak üzere Makyol İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. ile bir konsorsiyum kurmayı planladığını belirtti. Kaynaklar, diğer bazı Türk şirketlerin de ihaleye girebilmek için yabancı firmalarla konsorsiyum kurmayı düşündüğünü ekledi.</p><p></p><p>Kaynaklara göre, iki köprünün ve otoyol ağının bazı bölümlerinin işletme haklarının satışında resmi ihale sürecinin başlaması için sona yaklaşıldı. Köprü ve otoyollar dört ayrı paket halinde ihaleye çıkarılabilecek.</p><p></p><p>Bloomberg geçtiğimiz aylarda özelleştirme sürecinin yönetilmesi için Ernst &amp; Young’a yetki verildiğini yazmıştı.</p><p></p><p>2012 yılında köprülerin 2.000 kilometre otoyol ile birlikte özelleştirilmesi için yapılan girişimde 5,7 milyar dolarlık bir teklif kabul edilmiş, süreç, o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 milyar doların altındaki bir satışın “vatana ihanet” olacağını söylemesi üzerine durmuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SPK'dan Türkiye'nin MSCI'daki kategorisini korumaya yönelik adım</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/spkdan-turkiyenin-mscidaki-kategorisini-korumaya-yonelik-adim-4227/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/spkdan-turkiyenin-mscidaki-kategorisini-korumaya-yonelik-adim-4227/</id>
<published><![CDATA[2026-07-29T10:50:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-29T10:50:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DAACF8-DEB5A2-5A66D9-3A906E-EE2173-08CC73.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Küresel piyasalar, ABD ile İran arasında alevlenen savaşın etkisiyle petrol fiyatlarıyla dalgalanırken, gözlerini ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz kararına çevirdi. 2026 yılına başlarken FED’in yıl içerisinde kaç kez faiz indirimi yapacağı konuşulurken, bugün “FED faiz artırımı yapacak mı?” noktasına gelindi. Jeopolitik risklerin arttığı, savaş ve petrol fiyatlarının baskıladığı küresel piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak, yurt içi piyasalarda da hareketli günler yaşanıyor. Halka arzlar tüm hızıyla sürerken, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) piyasalara yönelik önemli adımlar atıyor. Uluslararası endeks sağlayıcı MSCI Inc.’in haziran ayı sonunda, Türkiye piyasasında Kasım 2026 MSCI Endeks İncelemesi’ne kadar yeterli, somut ve güvenilir ilerleme görülmezse, MSCI Türkiye endeksi ve ilgili hisseler için yeni bir danışma süreci başlatabileceğini açıklamıştı. Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar statüsünü kaybetmemesi için de düzenleyici kurumlar önemli düzenlemeleri hayata geçiriyor. Bunlardan biri de yatırım fonlarına yönelik oldu.&nbsp;</p><p>Gri alan kaldırıldı</p><p>SPK, en son Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) ve Gayrimenkul Yatırım Fonu (GYF) katılma paylarına yönelik fiyat düzenlemesi yaptı. Düzenleme ile GYF ve GSYF’lerin yatırım fonu paylarının borsa fiyatı yerine kurucusunun açıkladığı birim pay fiyatına göre değerlenmesi yapılacak. Yeni yönteme 31 Temmuz’a kadar geçilecek. Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, yaptığı açıklamada SPK’nın çok yerinde bir düzenleme yaptığını belirterek, “Çünkü gri bir alan vardı. Bu tip halka açık fonların net aktif değeriyle mi, yoksa borsa fiyatıyla mı değerleneceği konusunda bir belirsizlik söz konusuydu. Neticede SPK da son atmış olduğu adımla bu konuya açıklık getirmiş oldu. Bundan sonra da bu tip yapıların tamamı aynı düzen içerisinde fiyatlanıyor olacak” dedi.</p><p>Düzenlemeyle birlikte bu tip fonların içerisinde yer alan varlıklarında, fonların yöneticileri tarafından yatırımcıyı etkilemeyecek bir şekilde geçiş yapılması bekleniyor. Sarpyener de konuyla ilgili olarak, “Bizim de kendi fonumuz olan TLY fonu içerisinde, SPK düzenlemesinde belirtilen fon paylarından düşük oranda var. Biz de burada yatırımcıları koruyacak, etkilemeyecek bir şekilde gerekli düzenlemeleri zaten yapıyoruz ve ayın 31'ine kadar da tamamlamış olacağız” diye konuştu.</p><p>MSCI’ın kasım toplantısı önemli</p><p>SPK’nın bu düzenlemelerinin küresel endeks sağlayıcısı MSCI'ın uyarıları sonrası atılan adımlardan biri olarak da yorumlanabileceğini belirten Sarpyener, “Bilindiği gibi MSCI, birtakım tedbirler istemiş ve kasım ayındaki toplantısında değerlendireceğini belirtmişti. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul birlikte bu tedbirleri alma aşamasındalar. Piyasalarımızın geleceği açısından, MSCI tarafında gelişmekte olan ülke kategorisinden çıkarılıp, frontier (sınır piyasası) dediğimiz kategoriye düşmemiz, yabancı yatırımcı girişini etkileyeceği için piyasalar açısından hiç de istenmeyen bir durum olur. Bunun için de düzenleyiciler şu anda gereken tedbirleri alıyorlar zaten” diye konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bölgesel asgari ücrette tehlikeli denklem</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolgesel-asgari-ucrette-tehlikeli-denklem-6576/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolgesel-asgari-ucrette-tehlikeli-denklem-6576/</id>
<published><![CDATA[2026-07-29T02:16:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-29T02:16:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B62A59-1A7641-9B1E18-73596C-BBDEE1-00B20D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaren YILDIZ</p><p></p><p>Ekonomist Hikmet Baydar, son günlerin öne çıkan gündem maddelerinden bölgesel asgari ücret uygulamasının uzun vadeli bir çözüm olamayacağını belirtti. Bu modelin İstanbul gibi yaşam maliyeti yüksek metropoller için ilk bakışta avantajlı göründüğünü ifade eden Baydar, doğal ekonomik işleyişi tersine çevirme çabasının ciddi yapısal riskleri de beraberinde getireceğine dikkat çekti.</p><p></p><p>UCUZ EMEK ARAYIŞI YATIRIMCIYI ZORLAYACAK</p><p></p><p>Bölgesel asgari ücretin uygulamaya geçirilmesiyle firma sahiplerinin daha düşük iş gücü maliyetlerinden yararlanmak amacıyla Anadolu'nun ücra köşelerine fabrika kurma eğilimine girebileceğini belirten Baydar, bu durumun mevcut nüfus hareketliliğiyle örtüşmeyeceğine dikkat çekerek, " Sadece ucuz iş gücü var diye nüfusun ve insanların yaşamadığı yerlere fabrika kurulursa, çalıştıracak işçi bulunmaz" dedi. Hammadde tedariki ve lojistik problemlerinin de denkleme dahil olmasıyla yaşanacak krize değinen Baydar, "Daha ucuz eleman çalıştırılma niyetiyle Anadolu'da kurulacak fabrikalar bir süre sonra kapatılmak veya taşınmak zorunda kalınacak" diye konuştu. İnsan kaynakları politikasının İstanbul gibi bir metropolde dahi zor yürütüldüğünü hatırlatan Baydar, altyapısı eksik bölgelerde bu sorunların daha da derinleşeceğini vurgulayarak, "Türkiye'nin bence kaybedecek 5 yılı olmamalı" ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>NÜFUS AKIŞI UCUZ BÖLGELERİ DE PAHALILAŞTIRACAK</p><p></p><p>Bozkırların ve hazine arazilerinin sanayi bölgesi olarak tahsis edilmesi durumunda yaşanacak sosyo-ekonomik değişimleri çarpıcı örneklerle ele alan Baydar, devletin ücretsiz arazi tahsisi gibi teşvikler sunması halinde bile demografik yapının bozulabileceğini kaydetti. Yaşanacak göç dalgasını özetleyen Baydar, "Bozkırlarda düşük ücret var diye kurulacak fabrikalara metropolde iş bulamayanlar yüklenmeye başlayacak. Daha ucuz şartlarda yaşamak için nüfus akışı olacak" şeklinde konuştu. Köyden kente göçün arttığı bir ortamda konut ve yaşamsal maliyetlerin hızla yukarı çıkacağını belirten Baydar, Antalya örneğini vererek şu uyarıyı yaptı: "Bugün ucuz olan yer yarın pahalı olabilir. Örneğin Antalya... Zaman içerisinde ucuz görülen, düşük gelirle geçinilebileceği düşünülen yer sonunda sanayi akımı, peşinden iş gücü akımıyla pahalı bir yer haline gelebiliyor." Baydar son olarak, siyasi iklimin ve politikaların değişme riski de göz önüne alındığında, bölgesel asgari ücretin kalıcı ve sağlıklı bir ekonomik model olamayacağının altını çizdi.</p><p></p><p>MISIR ÖRNEĞİ VE ARAZİ REKABETİ</p><p></p><p>Bölgesel asgari ücret tartışmalarında bozkırların ve atıl arazilerin sanayiye kazandırılması fikri öne çıkarken, Ekonomist Hikmet Baydar bu adımın tek başına yeterli olmayacağını vurguluyor. Sadece ücret politikasının değiştirilmesinin yatırımcıyı harekete geçirmeyeceğini belirten Baydar, hazine arazilerine uygulanacak teşviklerin de eş zamanlı yürütülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Fabrikasını Anadolu'ya taşımak isteyen bir işletmeci için sırf yer probleminin bile başlı başına yeni bir maliyet ve masraf kalemi yaratacağına dikkat çeken Baydar, söz konusu alanların mutlaka sanayi bölgesi olarak tahsis edilmesinin zorunluluğuna işaret ediyor. Yatırımcı çekmek için ücretsiz arazi tahsisinin farklı ülkelerde de rekabet unsuru olarak kullanıldığını, örnek olarak da Mısır'ın yatırımcılara bedava yer verebildiğini hatırlatan Baydar, asıl meselenin arazi tahsisi ve bölgesel ücret politikalarının birbirine entegre bir şekilde yürütülmesi olduğunu ifade ediyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">DOA sisteminde hem vatandaşa hem esnafa kazandıracak yeni kolaylık</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/doa-sisteminde-hem-vatandasa-hem-esnafa-kazandiracak-yeni-kolaylik-6349/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/doa-sisteminde-hem-vatandasa-hem-esnafa-kazandiracak-yeni-kolaylik-6349/</id>
<published><![CDATA[2026-07-28T13:31:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-28T13:31:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0EDE20-98535F-8F54C8-502C16-31E269-644208.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sisteminde, hem vatandaşların iade noktalarına erişimini kolaylaştıracak hem de esnafın sisteme katılımını destekleyecek yeni bir uygulama devreye giriyor.</p><p>Mobil DOA adı verilen el terminaliyle Depozito İade Makinesi bulunmayan market, bakkal ve büfeler Manuel İade Noktası olarak sisteme dahil olabilecek. Dbys.gov.tr üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemine kaydını tamamlayan işletmelere ücretsiz olarak sağlanacak Mobil DOA; barkod doğrulama, sayım, kayıt ve veri aktarımı işlemlerini tek cihaz üzerinden gerçekleştirecek.</p><p>Vatandaşlar, cihaz üzerindeki karekodu cep telefonlarıyla okutarak iade işlemini başlatacak ve teslim edecekleri DOA logolu içecek ambalajlarının barkodlarını cihaza okutacak. Doğrulanan ambalajlar sisteme kaydedilirken, işlem verileri eş zamanlı olarak DOA Sisteminin dijital altyapısına aktarılacak.</p><p>İşlemin tamamlanmasının ardından ambalaj başına 1 TL olmak üzere biriken tutar doğrudan vatandaşın DOA Cüzdan’ına yüklenecek. Cep telefonlarıyla entegre çalışan bu yapı sayesinde iade işlemleri kullanıcı hesaplarıyla eşleştirilecek, teslim alınan ambalajlar güvenilir, hızlı ve izlenebilir şekilde yönetilecek.</p><p>Mobil DOA kullanan esnafa her ambalaj için 50 kuruş</p><p>Mobil DOA, market, bakkal ve büfe gibi işletmelerin ek bir makine yatırımına ve geniş bir alana ihtiyaç duymadan Manuel İade Noktası olarak DOA Sistemine katılmasına imkân verecek.</p><p>İşletmeler, vatandaşlardan teslim aldıkları ambalajları yetkilendirilmiş saha operatörlerine teslim edecek ve her ambalaj için 50 kuruş teşvik bedeli alacak. Böylece esnaf sisteme sağladığı katkı karşılığında ilave kazanç elde ederken, vatandaşlar da ambalajlarını yaşadıkları mahallede kolayca iade edebilecek.</p><p>Mobil DOA’nın yaygınlaşmasıyla birlikte daha fazla işletmenin iade ağına katılması, saha operasyonlarının etkinliğinin artırılması ve DOA logolu içecek ambalajlarının geri kazanım sürecine daha hızlı dahil edilmesi hedefleniyor.</p><p>Nurullah Öztürk: “Hedefimiz Her Mahallede Erişilebilir İade Noktaları Oluşturmak”</p><p>Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, Mobil DOA’nın sistemin yaygınlaştırılmasında önemli bir rol üstleneceğini belirterek şunları söyledi:</p><p>“Mobil DOA ile Depozito İade Makinesi bulunmayan market, bakkal ve büfelerimizin de iade ağına kolayca katılmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımızın iade ettiği her ambalaj için 1 TL teşvik bedeli doğrudan DOA Cüzdan’ına aktarılacak, işletmelerimiz ise saha operatörüne teslim ettikleri her ambalaj için 50 kuruş teşvik bedeli kazanacak. Hedefimiz, vatandaşlarımızın ambalajlarını iade etmek için uzak mesafelere gitmek zorunda kalmadığı, her mahallede erişilebilir iade noktalarının bulunduğu güçlü ve yaygın bir sistem oluşturmak. Mobil DOA ile esnafımızı bu dönüşümün aktif bir parçası haline getirirken, iade ağımızı Türkiye’nin dört bir yanında daha erişilebilir, daha etkin ve daha kapsayıcı bir yapıya kavuşturacağız.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Farkına Vardım" tüm dijital platformlarda!</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/farkina-vardim-tum-dijital-platformlarda-8734/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/farkina-vardim-tum-dijital-platformlarda-8734/</id>
<published><![CDATA[2026-07-28T12:54:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-28T12:54:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2A4445-70743B-FBCD7F-023CF8-E23125-4BBB07.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ragıb Narin 2019 yılından bu yana dinleyicisiyle paylaştığı ve dijital platformlarda toplamda milyonlarca dinlenen ve listelerde zirveye tırmanan şarkılarıyla büyük beğeni topladı. “Sevda Çiçeği”, “Gecekondu”, “Mavi”, “Gel Diyemem”, “Menekşem”, “Mucize”, “Vur Beni”, “Narin Narin”, “Yok”, “Yok Yok ( Rima Yussef ile Duet) ”, “Yarınım Ol”, “Yaz”, “Harbi ft Uzunmakarna”, “Leyla”, “Sal”, “Bal Kaymak”, “Bergen”, “Ukde ft. Emir Buğra” , “Hiç Sevmedim De”, “Doktor” , “Araba” , “İstanbul”&nbsp; ve “Şu Yaşamak Bizi Öldürüyor ( Ece Mumay ile Duet ) ” gibi teklileriyle dikkat çeken şarkıcı “Farkına Vardım” teklisi ile yoluna devam ediyor.</p><p>Ragıb Narin yeni şarkısı “İstanbul şarkısından sonra, dışarıdan bana ulaşan eserler arasında beni en derinden etkileyen şarkılardan biri Farkına Vardım oldu. Tesadüf değil; her iki şarkının da söz ve müziği aynı kaleme ait. Ancak Farkına Vardım, daha ilk dinleyişimde kendi hayatımdan izler bulduğum, bana çok özel hissettiren bir eserdi. Şarkıyı dinledikçe, hepimizin hayatın bir döneminde bazı duygulara, insanlara ya da gerçeklere geç kaldığını; bazı farkındalıklara ise ancak zaman geçtikten sonra ulaşabildiğini düşündüm. Farkına Vardım, bu evrensel duyguyu yalın ama güçlü bir anlatımla dinleyicinin kalbine taşıyor ve o kaçınılmaz yüzleşmeyi derinden hissettiriyor. Şarkıyı kendi sesimle yorumlamak ise benim için bambaşka bir deneyimdi. Her cümlesiyle daha da yakınlaştığım bu eser, zamanla yalnızca seslendirdiğim bir şarkı olmaktan çıktı; kendi hikâyemin de bir parçasına dönüştü. Dilerim bu şarkı, bende bıraktığı iz kadar sizlerin de yüreğine dokunur ve kendi hayatınızdan bir parça bulmanıza vesile olur” dedi.,</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ekin Kayatekin'den yeni tekli "Hak Etsem"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekin-kayatekinden-yeni-tekli-hak-etsem-6107/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekin-kayatekinden-yeni-tekli-hak-etsem-6107/</id>
<published><![CDATA[2026-07-28T12:51:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-28T12:51:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_063BAE-D1A4F6-614438-33B5CE-00CC32-92635D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan "Hak Etsem", söz ve müziği Ekin Kayatekin imzası taşıyan, insanın hem kendisiyle hem de hayatın getirdiği engellerle verdiği mücadeleyi samimi bir dille dinleyiciye aktaran bir çalışma olarak öne çıkıyor. Düzenlemesi Aytaç Özgümüş tarafından gerçekleştirilen şarkının mix ve mastering çalışmaları ise Erkut Kaymaz tarafından yapıldı.</p><p></p><p>Kendi şarkı yazarlığında içtenliği ve duygusal anlatımıyla dikkat çeken Ekin Kayatekin, yeni çalışması "Hak Etsem" ile bu kez kararsızlıkların, geç kalmışlık hissinin ve vazgeçemediği bir aşkın içinde sıkışıp kalan bir adamın hikayesini anlatıyor. Şarkıda, tüm olumsuzluklara rağmen sevdiği kişiye tutunmaya çalışan bir adamın son çırpınışlarına tanıklık ediyoruz. Zamanla bu aşkı hak etmediğine inanmaya başlayan karakter, aslında yalnızca sevdiği insana değil, hayata da geç kaldığını hissediyor.</p><p></p><p>Modern sound ve düzenlemesiyle anlatımını güçlendiren "Hak Etsem", aşkın çıkmazlarını yaşayanların kolayca bağ kurabileceği bir hikaye sunuyor. İçten sözleriyle Ekin Kayatekin, dinleyicisini yine kendi duygularıyla baş başa bırakıyor.</p><p></p><p>"Hak Etsem", 24 Temmuz'da tüm dijital müzik platformlarında dinleyicilerle buluşuyor!</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fettah Can'dan "Işıklı Yol"a senfonik yorum!</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fettah-candan-isikli-yola-senfonik-yorum-6537/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fettah-candan-isikli-yola-senfonik-yorum-6537/</id>
<published><![CDATA[2026-07-28T12:41:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-28T12:41:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C9CA2E-C0C96D-46D8C3-DB57DD-407D1F-DFE569.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde kaydedilen konser serisinin yeni durağı, Türk pop müziğinin unutulmaz eserlerinden "Işıklı Yol" oldu.</p><p></p><p>Türkçe pop klasiği "Işıklı Yol", senfonik düzenlemeyle bu kez çok daha güçlü ve derinlikli bir yorum kazanıyor. Fettah Can'ın duygu yüklü performansı ile senfoni orkestrasının zengin tınıları, şarkının hüzünlü atmosferini daha da derinleştirerek dinleyicilere etkileyici bir müzikal deneyim sunuyor.</p><p></p><p>Büyük beğeni toplayan "Senfonik Live" projesi, Fettah Can'ın sahne performansını ve müzikal birikimini senfonik düzenlemelerle buluşturmaya devam ederken, Türk pop müziğinin hafızalara kazınan eserlerini de yeni bir yorumla dinleyiciyle buluşturuyor.</p><p></p><p>"Işıklı Yol", 24 Temmuz'da YouTube ve tüm dijital müzik platformlarında yayında!</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Antalya'nın Kaş ilçesinde orman yangını başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/antalyanin-kas-ilcesinde-orman-yangini-basladi-9561/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/antalyanin-kas-ilcesinde-orman-yangini-basladi-9561/</id>
<published><![CDATA[2026-07-28T08:30:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-28T08:30:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9AB4BE-12D389-A0F598-A3FED0-4756A4-7434D5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Üzümlü Mahallesi’ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.</p><p></p><p>İhbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri yönlendirildi.</p><p></p><p>Yangına ilk etapta 6 helikopter, 3 uçak, 14 arazöz, 5 su ikmal aracı, 2 ilk müdahale aracı ve 135 orman işçisiyle müdahale ediliyor.</p><p></p><p>Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangını kontrol altına almak için ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kamu ihalelerine yapay zekayla rekabet denetimi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kamu-ihalelerine-yapay-zekayla-rekabet-denetimi-5237/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kamu-ihalelerine-yapay-zekayla-rekabet-denetimi-5237/</id>
<published><![CDATA[2026-07-27T11:16:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-27T11:16:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_901798-EAD071-619968-A4ABB6-91DFBD-F112D3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Küle, kamu ihalelerinin incelenmesine yönelik yürüttükleri çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu.</p><p></p><p>Kamunun ihtiyacı olan mal ve hizmetlerin en uygun fiyat ve kalitede temin edilmesinin, vatandaşların vergilerinin en etkin şekilde kullanılması bakımından hayati önem taşıdığına dikkati çeken Küle, "Dolayısıyla kamunun yaptığı alımlarda rekabetin sağlanması, en hassas olduğumuz konuların başında geliyor. Kamu ihalelerine yönelik harcamaların, devlet bütçemiz içinde önemli payı olduğu dikkate alındığında kamu ihalelerindeki rekabetin tesisi, bizim için tartışılmaz bir kırmızı çizgidir." diye konuştu.</p><p></p><p>Küle, kamu ihalelerinde rekabetçi sürecin korunmasının, yalnızca kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamakla kalmadığını belirterek, bunun, piyasalarda fiyat oluşumunun sağlıklı işlemesine doğrudan katkı sunduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Bu sayede rakiplerin adil ve eşit şartlarda yarıştığını, nihayetinde de vatandaşların düşük fiyat, yüksek kalite, çeşitlilik ve inovasyonla bu süreçten azami fayda sağladığını anlatan Küle, "Kurumumuz, kendisine Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile verilen görevlerini yerine getirirken etkin rekabetin tesisinde kamu ihalelerinin bu kritik pozisyonunun bilincindedir. Bu bilinçten hareketle 2024'te KİK ile olan işbirliğimizi çok daha güçlü bir zemine taşıdık. İmzaladığımız protokolle, denetim çalışmalarımıza yepyeni ve teknolojik bir boyut kazandırdık." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>- "Yapay zeka araçlarıyla göz açtırmıyoruz"</p><p></p><p>Küle, bu işbirliğiyle, kamu ihalelerindeki rekabetçi risklerin ve olası ihlallerin tespiti amacıyla yapay zeka destekli araçların geliştirilmesine, ortak istatistiksel modelleme ve analizlere yönelik yoğun mesai harcadıklarını bildirerek, şu ifadeleri kullandı:</p><p></p><p>"KİK'in sağladığı devasa veri setlerini, yapay zeka algoritmalarımızla süzgeçten geçiriyoruz. Burada rekabete aykırı eylemlerle benzer desenler çizen, şüpheli örüntüler sergileyen teşebbüs hareketlerini anında radarımıza alıyoruz. Teşebbüslerin ihale verilerini, derinlemesine bir yapısal ve davranışsal analize tabi tutuyoruz. Böylece yapay zeka araçlarıyla göz açtırmıyoruz."</p><p></p><p>- "Kimse ihalede danışıklı davranmayı aklından dahi geçirmesin"</p><p></p><p>Yapay zeka destekli altyapı sayesinde ihalelerin paylaşımı, danışıklı fiyat verilmesi, bölge paylaşımları gibi ihlalleri çok hızlı ve net şekilde ortaya çıkartabildiklerine işaret eden Küle, şunları söyledi:</p><p></p><p>"Birçok kez farklı vesilelerle ifade ettim. Kurumumuzun bilişim ve denetim altyapısı son derece güçlü. Denetim kapasitemizi, gelişen teknolojilerin hızına ve bu teknolojilerin getirdiği rekabete aykırı uygulamalara entegre ettik. Proaktif tespitlerimiz, ihlal tarafı şirketlerce şaşkınlıkla karşılanıyor. Dolayısıyla artık kimse ihalede danışıklı davranmayı, rakipleriyle gizli işbirliği yapmayı aklından dahi geçirmesin."</p><p></p><p>Küle, bu alanda yaptıkları tespitlere ilişkin bilgi vererek, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Kamu ihalelerinde teşebbüslerin teklif fiyatlarında anlaşması, rekabete hassas bilgileri birbirleriyle değiştirmesi, ihale kalemlerini ya da bölgelerini paylaşması, yan teklif vererek anlaştıkları firmanın ihaleyi kazanmasını sağlaması veya anlaşma doğrultusunda ihaleye hiç teklif vermemesi gibi tüm rekabeti kısıtlayıcı uygulamaları tek tek tespit ediyoruz. Teşebbüsler bu konuda hiçbir taviz vermeyeceğimizi, ihale süreçlerindeki rekabete aykırı eylemlerin üzerine kararlılıkla gideceğimizi bilmeli. Sahip olduğumuz yüksek teknolojik altyapı ve veri entegrasyonuyla ihalelerdeki en ufak bir rekabet ihlalini bile karanlıkta bırakmayız. Bunun teşebbüslere bedeli ise çok ağır olur."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Pluxee çalışanların satın alma gücünü destekledi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/pluxee-calisanlarin-satin-alma-gucunu-destekledi-1918/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/pluxee-calisanlarin-satin-alma-gucunu-destekledi-1918/</id>
<published><![CDATA[2026-07-27T11:12:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-27T11:12:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1A7432-135524-7CDE48-264D00-801643-4F033E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Pluxee, çalışanların yaşam kalitesini desteklerken, işverenlerin çalışan bağlılığı hedeflerine de katkı sunuyor.</p><p></p><p>Çalışan deneyimi artık yalnızca iş yerinde geçirilen zamanla sınırlı kalmıyor. Halihazırda çalışanlar ücretin yanı sıra günlük yaşamlarını kolaylaştıran, satın alma güçlerini destekleyen ve kişisel ihtiyaçlarına göre şekillenebilen avantajları da çalışma deneyiminin parçası olarak görüyor.</p><p></p><p>Söz konusu dönüşümle yan haklar da klasik fayda anlayışının ötesine geçerek çalışan bağlılığını destekleyen stratejik bir alana dönüşüyor.</p><p></p><p>Şirket, sunduğu kampanya ve avantaj ekosistemiyle çalışanların yalnızca iş hayatını değil, günlük yaşamını da destekliyor.</p><p></p><p>Şirketin, son bir yılda 15 farklı kategoride hayata geçirilen 201 kampanya ve indirim fırsatıyla büyüyen kampanya ekosistemi, alışverişten seyahate, ulaşımdan eğitime, kültür-sanattan günlük yaşam hizmetlerine kadar kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına dokunuyor. Böylece Pluxee kullanıcıları, yıl boyunca ihtiyaçlarını daha avantajlı koşullarda karşılayabiliyor.</p><p></p><p>"Yemek Kartı", "Kurumsal Hediye Kartı" ve "Yakıt Kartı" gibi hizmetleri kullanan çalışanlar, alışveriş, ulaşım, seyahat, sağlık, eğitim, eğlence, ev ve yaşam hizmetleri gibi birçok farklı kategoride sunulan kampanyalardan yararlanabiliyor.</p><p></p><p>"CarrefourSA", "Uber Eats", "Trendyol Go", "Pazarama" ve çeşitli e-ticaret işbirlikleriyle alışveriş deneyimi desteklenirken, seyahat ve mobilite alanında da kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik avantajlar sunuluyor.</p><p></p><p>Bu kapsamda "Pegasus" ile gerçekleştirilen kampanyada "Extra Yükle" özelliğini ilk kez kullanan Pluxee kullanıcıları "BolPuan" kazanabilirken, "TikTak", "Rent Go", "Avis", "Europcar", "Yolcu360" ve "Gri Rent" gibi markalarla hayata geçirilen sayesinde araç kiralama hizmetlerine kolayca erişim sağlanabiliyor.</p><p></p><p>Ev yaşamı ve günlük ihtiyaçlar tarafında da farklı fırsatlar sunuluyor. "Normod", "Kenwood", "Mr Usta" ve "Securitas" gibi markalarla mobilyadan küçük ev aletlerine, güvenlik çözümlerinden bakım hizmetlerine kadar uzanan kampanyalar, çalışanların yaşam alanlarına yönelik ihtiyaçlarını destekliyor.</p><p></p><p>Eğitime yatırım yapmak isteyen Pluxee kullanıcıları ise pek çok kurumdan yabancı dil ve kişisel gelişim eğitimlerine avantajlı fiyatlarla ulaşabiliyor.</p><p></p><p>Pluxee, kullanıcılarına kültür-sanat ve deneyim odaklı ayrıcalıklar da sunuyor. "Biletix" etkinliklerinde yüzde 50 indirim fırsatına ek olarak "Bodo" işbirliğiyle sunulan deneyim fırsatları, çalışanların sosyal yaşamlarına katkı sağlıyor.</p><p></p><p>Şirket avantajları, yalnızca şirketlerin çalışanları adına tanımladığı bakiyelerle sınırlı kalmıyor. Kullanıcılar, "Extra Yükle" özelliğiyle Pluxee hesaplarına yükledikleri kişisel bakiyeler üzerinden de kampanya ve ayrıcalıklardan yararlanabiliyor.</p><p></p><p>Bu kapsamda hesabına 1000 lira yükleyen kullanıcılar üç aylık "Pazarama Plus" üyeliği kazanırken, üç kez 1000 lira yükleme yapan kullanıcılar "Magnolia Shop"tan bir soğuk kahve hediyesinden yararlanabiliyor.</p><p></p><p>- "Çalışanlar, ihtiyaçlarına göre şekillenebilen çözümleri işverenlerinden daha fazla bekliyor"</p><p></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Pluxee Türkiye Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Sinem Hekimoğlu, halihazırda çalışanların, ücretin yanı sıra satın alma güçlerini destekleyen, günlük yaşamlarını kolaylaştıran ve ihtiyaçlarına göre şekillenebilen çözümleri işverenlerinden daha fazla beklediğini belirtti.</p><p></p><p>Gerçekleştirdikleri "İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı" araştırmasının da çalışanların, hayatlarına doğrudan değer katan faydaları güçlü bağlılık unsuru olarak gördüğünü ortaya koyduğunu aktaran Hekimoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p><p></p><p>"Biz de bu içgörüyle kampanya ekosistemimizi yalnızca indirim sunan bir yapı olarak değil, çalışanların hayatına dokunan bir deneyim alanı olarak kurguluyoruz. Alışverişten seyahate, sağlıktan eğitime, kültür-sanattan günlük yaşam hizmetlerine kadar uzanan avantaj dünyamızla çalışanların ihtiyaç duydukları faydalara kolayca erişmesini sağlıyoruz. Böylece işverenler için çalışan bağlılığını ve memnuniyetini destekleyen sürdürülebilir bir değer yaratırken çalışan deneyimini iş yerinin sınırlarının ötesine taşıyoruz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Güneydoğu'nun kadim zenginlikleri dünyayla buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/guneydogunun-kadim-zenginlikleri-dunyayla-bulustu-382/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/guneydogunun-kadim-zenginlikleri-dunyayla-bulustu-382/</id>
<published><![CDATA[2026-07-27T10:03:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-27T10:03:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_36CD97-B33F8B-57BAC1-5ED098-6D619F-A71E08.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Başrollerini Engin Altan Düzyatan ve Özge Gürel'in paylaştığı yeni Go Türkiye mini dizisi “Whispers of Origins”, Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır'da gerçekleştirilen çekimlerin ardından dijital platformlarda izleyiciyle buluştu. Özgün hikayesi Emre Gürcan ve Hakan Yonat imzası taşıyan yapımın senaryosu Emre Gürcan, Hakan Yonat ve Nazlı Bora tarafından yazıldı. Yapımcılığını Emre Gürcan ve Hakan Yonat'ın üstlendiği projeyi Hakan Yonat yönetiyor.</p><p>Bir gizemin peşine düşen iki karakterin iz sürdüğü yapım, Güneydoğu Anadolu'nun binlerce yıllık tarihini, kültürel mirasını, gastronomisini ve eşsiz atmosferini sürükleyici bir hikaye kurgusuyla izleyiciye aktarıyor.</p><p>Hikaye, Adıyaman'da Nemrut Dağı, Gaziantep'in tarihi sokakları ve zengin mutfağı, Şanlıurfa'da Göbeklitepe ile Balıklıgöl, Mardin'in taş sokakları ve tarihi manastırları, Diyarbakır'da ise Ulu Cami, Hasanpaşa Hanı ve Hevsel Bahçeleri eşliğinde ilerliyor. Her durak, sahip olduğu tarihi ve kültürel zenginlikle anlatının ayrılmaz bir parçasına dönüşürken, Türkiye'nin kadim medeniyetleri etkileyici bir görsel dille dünya izleyicisine sunuluyor.</p><p>Mistik atmosferi ve güçlü oyuncu performanslarıyla öne çıkan mini dizi, 24 Temmuz itibarıyla dijital platformlarda yayına girerek Türkiye'nin tarihi ve kültürel mirasını dünya izleyicisiyle buluşturdu.</p><p>GO TÜRKİYE MİNİ DİZİLERİ 4,8 MİLYAR İZLENMEYE ULAŞTI</p><p>Go Türkiye Mini Dizileri, bugüne kadar hayata geçirilen altı yapımla uluslararası dijital platformlarda 8,2 milyar gösterim ve 4,8 milyar izlenmeye ulaşarak Türkiye'nin tanıtımında yeni nesil hikaye anlatımının güçlü örneklerinden biri haline geldi.</p><p>“Istanbul My Love”, “Antalya Gambit”, “Hidden Lover”, “An Istanbul Story”, “Cappadocia Fairytale” ve son olarak “Turquoise Summer” ile dünya genelinde geniş bir izleyici kitlesine ulaşan projeler; Türkiye'nin şehirlerini, kültürel mirasını, gastronomisini ve yaşam estetiğini sinematografik bir anlatımla milyarlarca kullanıcıyla buluşturdu.</p><p>Dizilerin elde ettiği 8,2 milyar gösterimin 1,7 milyarını teaser iletişimleri, 6,46 milyarını ise bölüm iletişimleriyle gerçekleştirirken; 471 milyon teaser izlenmesi ve 4,3 milyar bölüm izlenmesiyle toplam 4,8 milyar izlenme başarısına ulaştı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Motorlu taşıtlar vergisinde son haftaya giriliyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/motorlu-tasitlar-vergisinde-son-haftaya-giriliyor-4204/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/motorlu-tasitlar-vergisinde-son-haftaya-giriliyor-4204/</id>
<published><![CDATA[2026-07-26T12:17:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-26T12:17:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1DBCE9-8DAF10-06085F-E80515-C6165D-2D03DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ikinci taksit ödemelerinde son tarih yaklaşıyor. Milyonlarca araç sahibini ilgilendiren MTV'nin ikinci taksidi ödeme dönemi 31 Temmuz Cuma günü tamamlanacak. Yılda iki kez ödenen MTV, ocak ve temmuz ayları olmak üzere iki eşit takside bölünüyor.</p><p></p><p><b>MTV nasıl ödenir?</b></p><p></p><p>MTV ödemeleri, Dijital Vergi Dairesi'nden (dijital.gib.gov.tr) veya GİB mobil uygulamasından ödenebiliyor.</p><p>Dijital Vergi Dairesi'nde anlaşmalı bankaların banka ve kredi kartıyla, banka hesabından havaleyle, yabancı ülkede faaliyet gösteren bankalara ait kartlar ile ödeme yapılabiliyor.</p><p>Vergi ödemesi, vergi tahsiline yetkili bankalar, vergi dairesi vezneleri ve PTT şubelerinden de yapılabiliyor.</p><p></p><p><b>Resmi adrese dikkat</b></p><p></p><p>Dijital Vergi Dairesi'nden, MTV ödeme alanına şifre girişi yapmadan, plaka, TC kimlik numarası ile tescil tarihi veya sahiplik belge tarihi bilgilerinden biri girilerek, ödeme işlemi tamamlanabiliyor.</p><p>İnternet üzerinden yapılacak ödemelerde, mağduriyetin oluşmaması için tarayıcıya "gib.gov.tr" adresi ya da bankaların resmi internet adresleri yazılarak giriş yapılması önem taşıyor.</p><p></p><p><b>MTV'den kimler muaf?</b></p><p></p><p>Yüzde 90 ve üzeri engelli kişilerin adına kayıtlı araçlar MTV'den muaf tutuluyor.</p><p>Özel tertibatlı taşıtlar ile bazı yabancı diplomatik görevliler ait araçlar da kapsam dışında tutuluyor.</p><p>Bunun dışında, kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları, belediyeler, köy tüzel kişilikleri, mahalli idare birlikleri ve Kızılay adına kayıtlı araçlardan da vergi alınmıyor.</p><p></p><p><b>Kim ne kadar MTV ödeyecek?</b></p><p></p><p>Motorlu Taşıtlar Vergisi, aracın yaşı, türü, motor hacmi, motor gücü, değeri ve ağırlığına göre değişkenlik gösteriyor.</p><p>Motor hacmi 1300 cc'ye kadar, değeri 541 bin lirayı aşan araçlarda yıllık MTV, 1-3 yaşta 6 bin 902 lirayken, 4-6 yaşta 4 bin 807, 7-11 yaşta ise 2 bin 693 lira olarak belirlenmişti.</p><p>Motor hacmi 1301-1600 cc arasında olup değeri 541 bin lirayı aşan araçlar ise MTV fiyatları şöyle:</p><p>"1-3 yaşta 12 bin 28, 4-6 yaşta 9 bin 12, 7-11 yaşta 5 bin 220 lira"</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan, doğumunun 91. yılında anılacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/prof-dr-mahmud-esad-cosan-dogumunun-91-yilinda-anilacak-9044/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/prof-dr-mahmud-esad-cosan-dogumunun-91-yilinda-anilacak-9044/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T20:38:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T20:38:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D30501-B52DB3-88F404-849947-B040BA-03F2BF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mahmud Es'ad Coşan Vakfı tarafından düzenlenen Sabah Namazı ve İşrak İbadeti Buluşması'nın dördüncüsü, 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü Elazığ Cumhuriyet Meydanı'nda sabah namazı vaktinde başlayacak ve işrak namazıyla tamamlanacak. Buluşmaya yirmi binin üzerinde katılım bekleniyor.</p><p>Program; sabah namazı, Kur'ân-ı Kerîm tilâveti, zikir programı, hatm-i hâcegân ve duanın ardından kılınacak işrak namazından oluşacak. Etkinlik alanına kurulacak büyük platform, programın meydanın her noktasından takip edilebilmesini sağlayacak. Katılımcıları ayrıca sürpriz gösteriler bekliyor; program boyunca ikramlar sunulacak ve buluşmaya özel hediyeler dağıtılacak.</p><p>Harput'tan Şehir Merkezine</p><p>Vakıf, bu yılki buluşmayı Elazığ'ın tarihî ilim ve irfan merkezi Harput'ta düzenlemeyi planlamıştı. Ancak dünyanın dört bir yanından gelen yoğun katılım talebi üzerine program, daha geniş bir alana sahip olan şehir merkezindeki Cumhuriyet Meydanı'na alındı. Meydan, seher vaktinde on binlerce kişiyi aynı safta buluşturacak açık bir ibadet alanı olarak programa ev sahipliği yapacak.</p><p>Buluşma, 2023 yılında Çanakkale'de Mahmud Es'ad Coşan Sempozyumu bünyesinde başlamış; 2024 ve 2025 yıllarında Gelibolu Azebler Namazgâhı'nda sürdürülmüştü. Vakfın "Doğuş" adını verdiği buluşma, dördüncü yılında ilk kez Anadolu'ya taşınıyor. Vakıf, programın her yıl farklı bir şehirde düzenlenmesini; Coşan'ın hayatı boyunca savunduğu ilim, irfan ve hizmet anlayışının Türkiye'nin dört bir yanındaki gönüldaşlarla, bulundukları yerde buluşturulmasını hedefliyor.</p><p>Üç Yılda Binlerce Katılımcı</p><p>Buluşma, başladığı günden bu yana istikrarlı biçimde büyüdü. 2023'te Çanakkale'de yaklaşık bin beş yüz kişiyi bir araya getiren ilk program, 2024'te Gelibolu Azebler Namazgâhı'nda yaklaşık beş bin katılımcıya ulaştı.</p><p>Doğumun hicrî 90. yıl dönümüne denk gelen 2025 buluşmasında ise Türkiye'nin ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen on binin üzerinde misafir, beş yüze yakın görevlinin hizmetiyle seher vaktinde aynı safta buluştu.</p><p>Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan (Rh.a) Kimdir?</p><p>M. Es'ad Coşan, 14 Nisan 1938 tarihinde Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünde dünyaya geldi. Ailesi, 1942'de çocuklarının tahsili için İstanbul'a göç etti. Vefa Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünü 1960 yılında bitirdi.</p><p>Aynı yıl Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde asistanlığa başlayarak akademik hayata adım attı. 1965'te doktorasını tamamladı; 1972'de "Hacı Bektaş Velî ve Makâlât" adlı teziyle doçent, 1982'de "Matbaacı İbrahim-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiyye" adlı takdim teziyle profesör unvanını aldı. 1974 yılından emekli olduğu 1987'ye kadar aynı fakültenin Türk-İslâm Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü; yedi doktora ve çok sayıda lisans tezi yönetti.</p><p>İrşad faaliyetleri ile sosyal ve kültürel çalışmalara daha fazla zaman ayırabilmek amacıyla 1987'de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Seleflerinin başlattığı hadis derslerini Türkiye'nin birçok ilinde yaygınlaştırdı; eğitim, kültür, yardımlaşma, sanat ve yayın alanlarında birçok çalışmanın başlamasına önayak oldu. Çok sayıda kitap ve makale kaleme aldı. Avrupa, ABD, Türkistan ve Avustralya'ya defalarca giderek eğitim programlarına katıldı.</p><p>Avustralya'da bir cami açılışı için bulunduğu seyahat esnasında, 4 Şubat 2001'de bir trafik çarpışması neticesinde Hakk'a yürüdü. Naaşı Türkiye'ye getirildi; 9 Şubat 2001'de Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazına yüz binlerce talebe ve seveni katıldı. Eyüp Sultan Mezarlığı'na defnedildi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">3 ildeki bazı taşınmazların satışı onaylandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/3-ildeki-bazi-tasinmazlarin-satisi-onaylandi-6901/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/3-ildeki-bazi-tasinmazlarin-satisi-onaylandi-6901/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T09:52:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T09:52:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0D9783-0D8502-7FBB3A-D14109-0F9082-B29D63.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ÖİB'nin konuya ilişkin karar tebliğleri, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p><p></p><p>Buna göre özelleştirme kapsam ve programındaki, mülkiyeti Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ adına kayıtlı Van'ın Tuşba ilçesi Beyüzümü Mahallesi'ndeki taşınmazın ihalede 23 milyon 750 bin lira bedelle en yüksek teklifi sunan Botan Geri Dönüşüm Lojistik İnşaat Sanayi İthalat İhracat ve Ticaret Ltd Şti'ye satışı onaylandı.</p><p></p><p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul'un Sarıyer ilçesi Gümüşdere Mahallesi'ndeki taşınmazın ihalede 22 milyon lira bedelle en yüksek teklifi sunan Fatih Düzgün'e satışı kararlaştırıldı.</p><p></p><p>Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ adına kayıtlı Ankara'nın Beypazarı ilçesi Hacıkara Mahallesi'ndeki taşınmazın 13 milyon 350 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Vedat Gürbüz'e satışı uygun bulundu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">En düşük emekli maaşı 23.550 lira oldu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/en-dusuk-emekli-maasi-23550-lira-oldu-4281/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/en-dusuk-emekli-maasi-23550-lira-oldu-4281/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T09:38:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T09:38:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2FAB7D-B7297A-356DFA-24286D-60155D-46A386.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ödenen en düşük emekli aylığı, yüzde 17,76'lık zamla 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltildi. Böylece en düşük emekli maaşı 3 bin 552 lira artmış oldu.</p><p></p><p>6 aylık enflasyon farkının en düşük emekli maaşına yansıtılmasını öngören düzenleme, Meclis'te kabul edilerek yasama sürecindeki önemli aşamayı tamamladı. Taban aylık maddesi "Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" kapsamına alındı.</p><p></p><p>Emekliye maaş farkları ne zaman yatırılacak?</p><p>Temmuz ayı zamlarının ardından SSK emeklilerinin ödemeleri 17 Temmuz'da başlarken, Bağ-Kur emeklileri de 25-28 Temmuz tarihleri arasında zamlı aylıklarını almaya başlayacak.</p><p></p><p>Ancak taban aylık üzerinden maaş alan emekliler için zam farkı ödemeleri henüz yapılmadı.</p><p></p><p>TBMM'de görüşmeleri tamamlanan taban aylık düzenlemesinin ardından, yasanın Resmi Gazete'de yayımlanması beklenecek ve ardından fark ödemelerinin hesaplara yatırılacak.</p><p></p><p>3 bin 522 TL'lik maaş zam farklarının ağustos ayı başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK tarafından belirlenecek takvimle doğrudan emeklilerin banka hesaplarına yatırılması öngörülüyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye'ye ABD tarifesi kapıda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeye-abd-tarifesi-kapida-3204/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiyeye-abd-tarifesi-kapida-3204/</id>
<published><![CDATA[2026-07-25T02:46:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-25T02:46:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DE624B-5E1B91-EFE758-C79F95-50494A-BF22C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ABD'nin ticaret politikasında yeni bir korumacı döneme hazırlanıldığı iddia edildi. Financial Times'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, Donald Trump yönetimi, şubat ayında yürürlüğe giren ve süresi 24 Temmuz'da sona erecek yüzde 10'luk küresel ithalat tarifesinin yerine ülke bazlı yeni vergi oranlarını uygulamaya koymayı planlıyor.&nbsp;</p><p>İddiaya göre yeni düzenleme kapsamında yaklaşık 60 ülkeye yönelik yüzde 10 ila yüzde 12,5 arasında değişen ek gümrük vergileri uygulanacak. Türkiye'nin de söz konusu ülkeler arasında yer aldığı belirtiliyor.&nbsp;</p><p>Trump yönetimi, şubat ayında 1974 Ticaret Yasası'nın 122. maddesine dayanarak tüm ülkelerden yapılan ithalata 150 gün süreyle yüzde 10 oranında gümrük vergisi getirmişti. Bu düzenlemenin yasal süresi 24 Temmuz'da sona eriyor. Yönetimin, sürenin dolmasıyla birlikte yeni bir tarife sistemini devreye almayı hedeflediği ifade ediliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Küresel ticarette yeni gerilim endişesi</p><p></p><p>Yeni tarifelerin yürürlüğe girmesi halinde küresel ticarette yeni bir gerilim dalgasının yaşanabileceği değerlendiriliyor. Özellikle ABD ile yoğun ticaret yapan ülkelerin ihracat maliyetlerinde artış yaşanması beklenirken, uluslararası tedarik zincirleri üzerinde de yeni baskılar oluşabileceği belirtiliyor.&nbsp;</p><p>Ekonomi çevreleri, Washington yönetiminin bu adımla hem yerli üretimi desteklemeyi hem de ticaret politikalarında daha korumacı bir yaklaşımı sürdürmeyi amaçladığını değerlendiriyor. Yeni tarifelerin kapsamı ve hangi ürünleri etkileyeceğine ilişkin ayrıntıların ise resmi açıklamayla netleşmesi bekleniyor.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Avrupa'nın rekabetçiliğinde Türkiye'nin kritik rolü</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/avrupanin-rekabetciliginde-turkiyenin-kritik-rolu-5588/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/avrupanin-rekabetciliginde-turkiyenin-kritik-rolu-5588/</id>
<published><![CDATA[2026-07-23T10:24:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-23T10:24:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EC72EB-108710-344634-CF8C79-E31AE1-10E75F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa Birliği'nin otomotiv sanayisinin geleceğini şekillendirecek Sanayi Hızlandırma Yasa Tasarısı (Industrial Accelerator Act – IAA) ve "Made in EU" yaklaşımında Türkiye'nin stratejik ortak olarak konumlandırılması, Türk otomotiv sanayisinin ana gündemini oluşturuyor. Bu kapsamda Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) temsilcileri, Brüksel'de Avrupa Birliği kurumlarıyla kapsamlı temaslarda bulundu.&nbsp;</p><p></p><p>Üç gün boyunca 12 farklı kurumla gerçekleştirilen görüşmelerde, Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisinin üretim, yatırım ve tedarik zincirindeki stratejik rolü rakamlarla ortaya kondu. Programın son gününde ise T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu'nun katılımıyla AB üyesi ülkelerin Brüksel'deki büyükelçileriyle bir araya gelinerek AB ve Türkiye otomotiv sanayilerinin ortak rekabet gücüne ilişkin değerlendirmeleri paylaşıldı.</p><p></p><p>Türkiye, Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası</p><p>Brüksel’de gerçekleştirilen görüşmelerde, Avrupalı otomotiv üreticilerinin Türkiye’de son 20 yılda 20 milyar euronun üzerinde yatırım yaptığına dikkat çekildi. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş tedarik ağıyla Avrupa otomotiv sanayisine yüzde 4 ila 9 arasında maliyet avantajı sağladığı ifade edildi. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 2020 yılındaki 125 milyar euro seviyesinden 2025 yılında 206 milyar euroya ulaşması da iki taraf arasındaki sanayi entegrasyonunun derinliğini ortaya koyuyor. Temaslarda, Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı ve güvenilir sanayi partneri olarak “Made in EU” yaklaşımı içinde değerlendirilmesinin Avrupa’nın rekabet gücüne, sanayi dayanıklılığına ve tedarik zinciri güvenliğine doğrudan katkı sağlayacağı vurgulandı.</p><p></p><p>Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin bir parçası&nbsp;&nbsp;</p><p>Türk otomotiv sektörü ile Avrupa otomotiv sektörlerinin ayrılmaz bir bütün olduğuna dikkat çeken OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, şunları söyledi:&nbsp;</p><p></p><p></p><p>“Brüksel'de üç gün boyunca Avrupa Birliği kurumları, sektör temsilcileri ve karar alıcılarla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ortak mesajımız çok netti: Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık 30 yıldır Gümrük Birliği temelinde gelişen entegre üretim yapısı, yalnızca Türkiye'nin değil Avrupa otomotiv sanayisinin de rekabet gücünü desteklemektedir.&nbsp;</p><p></p><p>IAA kapsamında oluşturulacak yeni düzenlemelerin bu güçlü entegrasyonu koruyacak şekilde kurgulanması gerektiğini tüm paydaşlarımıza verilerle aktardık. Avrupa ülkelerinde sanayide zayıflama, işten çıkarmalar, Türkiye’nin Çin’in arka bahçesi olacağı ve Avrupa otomotiv endüstrisine risk oluşturacağı yönündeki endişelere açıklık getirerek, Türkiye’siz bir Avrupa’nın rekabetçi olamayacağını kendilerine rakamlarla net bir şekilde açıkladık. Önemli bir yol aldığımızı düşünüyoruz, sürecin sektörümüz açısından olumlu sonuçlanması için çalışmalarımızı ilgili tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde sürdürmeye devam edeceğiz."</p><p></p><p>Güçlü entegrasyonun korunması hem Türkiye hem de Avrupa için stratejik bir gerekliliktir</p><p>&nbsp;Brüksel’de yürütülen görüşmelerin ardından değerlendirmelerde bulunan OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, “Türkiye otomotiv sanayisi; güçlü üretim altyapısı, kuvvetli tedarik sanayisi, nitelikli insan kaynağı ve yeni nesil mobilite yatırımlarıyla Avrupa otomotiv değer zincirinin stratejik bir parçasıdır.&nbsp;</p><p></p><p>Elektrifikasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarının hız kazandığı bu dönemde, IAA kapsamında yürütülen çalışmaların mevcut sanayi entegrasyonunu gözeten, yatırımları teşvik eden ve öngörülebilirliği güçlendiren bir çerçevede şekillenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu güçlü entegrasyonun korunması, yalnızca Türkiye için değil, Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücü ve dirençli değer zincirlerinin geleceği açısından da stratejik bir gerekliliktir. IAA’nın nihai haline gelmesinde önümüzdeki birkaç ay son derece kritik önem taşıyor. Bu süreçte kamu, çatı kuruluşlar, STK’lar ve özel sektörün AB’deki muhatapları ile temaslarını hız kesmeden sürdürmesini son derece önemli görüyoruz.” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye’nin dahil edildiği bir “Made in EU”, Avrupa’yı güçlendirir</p><p>Türkiye’nin 30 yılı aşkın süredir Avrupa otomotiv sanayisinin güçlü ve güvenilir üretim ortağı olduğunu vurgulayan Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, şu açıklamalarda bulundu: “Bugün Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki toplam ticaret hacmi 206 milyar euro seviyesine ulaştı ve bunun önemli bölümünü otomotiv oluşturuyor. Bu noktada, Türkiye ve Avrupa otomotiv sanayileri aynı üretim ve tedarik ekosisteminin ayrılmaz parçaları konumunda. Türkiye'de AB ile otomotiv ticaretinde aktif faaliyet gösteren 1.500'ün üzerinde Avrupa sermayeli şirket de bu güçlü entegrasyonun en somut göstergeleri arasında yer alıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye'nin birlik menşei kapsamında değerlendirilmesi; Avrupa'nın sanayi dayanıklılığını, tedarik güvenliğini ve küresel rekabetçiliğini güçlendirecektir. Türkiye'yi dışarıda bırakan bir yaklaşım ise yıllar içinde kurulan entegre üretim yapısında belirsizlik yaratır ve Avrupa otomotiv sanayisinin rekabet gücünü olumsuz etkiler. Elektrikli araç dönüşümünde de Türkiye, üretim kapasitesi ve pazar potansiyeliyle Avrupa için önemli bir büyüme ortağıdır. Ortak hedefimiz, Avrupa’nın rekabet gücünü artıran, tedarik zincirlerini güçlendiren ve iki taraf için de kazan-kazan sağlayan kapsayıcı bir ‘Made in EU’ yaklaşımının hayata geçirilmesidir.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Konya'nın üretim gücü gurur veriyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/konyanin-uretim-gucu-gurur-veriyor-5279/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/konyanin-uretim-gucu-gurur-veriyor-5279/</id>
<published><![CDATA[2026-07-23T09:37:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-23T09:37:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2B7C3E-3CD947-709A39-0393A8-718D53-8DCA6B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul Sanayi Odası tarafından hazırlanan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” araştırmasının sonuçları açıklandı. Konya’dan 17 sanayi kuruluşunun yer aldığı liste, şehrin üretim kapasitesini ve güçlü sanayi altyapısını bir kez daha ortaya koydu. Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, İSO tarafından daha önce açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde yer alan 8 firmayla birlikte, Türkiye’nin en büyük 1.000 sanayi kuruluşu arasındaki Konyalı firma sayısının 25’e yükseldiğini belirtti. Konya sanayisinin farklı sektörlerdeki üretim kabiliyeti, girişimcilik kültürü ve ihracat tecrübesiyle Türkiye ekonomisinin güçlü merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Öztürk, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde Konya’dan 17 firmamızın yer almasını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Birinci 500 listesinde bulunan 8 firmamızla birlikte Türkiye’nin en büyük 1.000 sanayi kuruluşu arasındaki firma sayımızın 25’e ulaşması, Konya sanayisinin geldiği seviyeyi göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Finansman şartlarının zorlaştığı, üretim maliyetlerinin arttığı ve küresel rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde firmalarımızın üretimden, yatırımdan, istihdamdan ve ihracattan vazgeçmeden yollarına devam etmeleri her türlü takdirin üzerindedir. Elde edilen bu başarı, Konya iş dünyasının güçlü iradesinin, çalışma azminin ve geleceğe olan inancının bir sonucudur.&nbsp;</p><p>Konya; köklü üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve geniş sektör çeşitliliğiyle ülkemizin kalkınmasına değer katmaya devam etmektedir. Firmalarımızın bu önemli araştırmalarda daha güçlü şekilde temsil edilmesi, şehrimizin ekonomik geleceğine dair umutlarımızı artırmaktadır. Konya Ticaret Odası olarak sanayicilerimizin rekabet gücünü artıracak, yeni pazarlara açılmalarını destekleyecek ve yüksek katma değerli üretime geçişlerini hızlandıracak çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. İSO İkinci 500 listesinde yer alan firmalarımızın yöneticilerini ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.” Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması’nda yer alan Konyalı firmalar şöyle: Konya Çimento, Safa Tarım, Al-San Gıda, Hekimoğlu Un, Besa Yemcilik,&nbsp; Memak Makine, Akova Süt, Çöğenler Yem, Konya Kağıt, İzi Süt, Tekbaş Un, Sezersan, Hidrokon, Acv Süspansiyon, Konsüt Gıda, Tümosan, Büyük Hekimoğulları.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yapay zeka ile yapılan reklamlara sıkı denetim geliyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-zeka-ile-yapilan-reklamlara-siki-denetim-geliyor-2226/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-zeka-ile-yapilan-reklamlara-siki-denetim-geliyor-2226/</id>
<published><![CDATA[2026-07-23T02:41:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-23T02:41:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F68439-EF6DAD-8A0538-712B94-E570A1-1B91C6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeni yönetmeliğe göre, reklamlarda yapay zekâ teknolojileri kullanılarak oluşturulan ve gerçek insandan ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi hâlinde, bu durumun tüketiciye açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde bildirilmesi zorunlu olacak. Düzenleme, tüketicinin bir reklamda gördüğü kişinin gerçek mi yoksa yapay zekâ ile üretilmiş bir karakter mi olduğunu bilme hakkını güvence altına almayı amaçlıyor.</p><p>Bunun yanı sıra, gerçek kişilerin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyalarının bir ürün veya hizmeti bizzat deneyimlemiş ya da tavsiye ediyormuş izlenimi verecek şekilde reklamlarda kullanılması tamamen yasaklandı. Bu hükümle, ünlülerin veya sıradan tüketicilerin izni olmadan ya da yanıltıcı biçimde "deepfake" tarzı tanıklık reklamlarında kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p><p>INFLUENCER PAYLAŞIMLARINA "REKLAM" İBARESİ ŞARTI</p><p>Düzenlemeyle sosyal medya fenomenlerinin (influencer) ticari işbirliği kapsamında yaptığı tüm paylaşımlarda "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresinin açıkça kullanılması zorunlu hâle getirildi. Böylece gizli reklam uygulamalarının önüne geçilmesi ve tüketicinin bir paylaşımın ticari amaçlı olup olmadığını net biçimde anlayabilmesi amaçlanıyor.</p><p>İNDİRİM KAMPANYALARI VE TÜKETİCİ YORUMLARINDA YENİ KURALLAR</p><p>İndirimli satış reklamlarında, indirim öncesi fiyat olarak artık kampanyanın başlangıcından önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat esas alınacak. Çabuk bozulan meyve, sebze gibi ürünlerde ve hizmetlerde ise indirimli fiyattan hemen önce uygulanan son fiyat referans olarak kullanılacak. Bu değişiklik, kampanya öncesi suni fiyat artışı yapılarak "yüksek indirim" izlenimi yaratılmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.</p><p>Satın alma sürecinin doğrulanamadığı platformlardan alınan tüketici değerlendirmelerinin yayımlanmasına artık izin verilmeyecek. Ayrıca tüketici şikâyetlerinde satıcı ve sağlayıcılara tanınan yanıt süresi 72 saatten 48 saate indirildi; bu süre içinde yanıt verilmezse değerlendirmeler doğrudan yayımlanabilecek.</p><p>ÇEVRESEL BEYANLAR, ÇOCUKLARA YÖNELİK REKLAMLAR VE YASAKLI ALANLAR</p><p>Yönetmelik, "çevre dostu" veya "yeşil" gibi genel ifadelerin bilimsel dayanak sunulmadan kullanılmasını yasaklıyor; çevresel iddiaların yetkili kurumlar veya akredite kuruluşlardan alınan belgelerle kanıtlanması zorunlu tutuluyor. Çocuklara yönelik kişisel veriye dayalı hedefli reklam yapılması da yasaklandı. Falcı, medyum ve astrolog gibi hizmetlere ilişkin reklam yasağı korunurken, yasa dışı bahis ve kumarın yanı sıra yasa dışı şans oyunlarına yönelik reklamlar da yasak kapsamına alındı.</p><p>DENETİM REKLAM KURULU'NDA, CEZALAR MİLYONLARLA İFADE EDİLİYOR</p><p>Yeni kurallara aykırılık tespit edilmesi hâlinde Reklam Kurulu resen inceleme başlatabiliyor. Kurulca aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalara ilişkin 2026 yılında uygulanan idari para cezaları 79 bin 161 lira ile 31 milyon 808 bin 530 lira arasında değişiyor. Uygunsuzluk tespit edilen içerikler için durdurma kararından para cezasına kadar çeşitli yaptırımlar uygulanabilecek.</p><p>GOOGLE DA KENDİ REKLAM AĞINDA YAPAY ZEKÂ ETİKETİ GETİRİYOR</p><p>Bakanlığın düzenlemesine paralel olarak Google da kendi reklam ekosisteminde benzer bir şeffaflık adımı attı. Google Arama, YouTube ve Google Discover'da kullanıcılar, gördükleri reklamların üç nokta menüsüne veya bilgi ikonuna tıkladığında "My Ad Center" panelinde "Bu reklam nasıl yapıldı?" seçeneğiyle karşılaşacak. Reklam veren, içeriği doğrudan Google'ın kendi üretken yapay zekâ araçlarıyla hazırladıysa etiket otomatik olarak eklenecek; ancak reklam harici bir araçla (örneğin farklı bir görsel üretim platformuyla) hazırlanıp yüklendiyse, yapay zekâ kullanıldığının beyanı tamamen reklam verenin beyanına bağlı kalacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yanıltıcı reklamlara 7 ayda 185 milyon lira ceza kesildi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yaniltici-reklamlara-7-ayda-185-milyon-lira-ceza-kesildi-5371/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yaniltici-reklamlara-7-ayda-185-milyon-lira-ceza-kesildi-5371/</id>
<published><![CDATA[2026-07-22T10:20:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-22T10:20:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EBA915-83ECB9-950EC3-1F2A76-A2075D-A253AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Kurulun 371'inci toplantısında vatandaşları mağdur edici ticari fiiller, yanıltıcı reklamlar ve haksız rekabete yol açan uygulamalara ilişkin 149 dosyanın görüşülerek karara bağlandığı bildirildi.</p><p></p><p>Kurulun bilimsel dayanağı bulunmayan sağlık iddiaları, gerçek dışı vize garantisi vaatleri ve dini duyguları istismar eden tanıtımları içeren reklamlara müeyyideler uyguladığı belirtilen açıklamada, "Kurul, tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerini korumak, aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamaların önüne geçmek amacıyla denetim faaliyetlerini aralıksız sürdürmektedir. Kurul, yanıltıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı 2026'nın 7 ayında 21 bini aşkın dosyayı karara bağladı, 185 milyon liranın üzerinde idari para cezası uyguladı. İncelenen dosyalardan 118'i mevzuata aykırı bulunmuş, bunlardan 74'ü hakkında durdurma cezası, 44'ü hakkında ise durdurmayla birlikte idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. Ayrıca aykırılığı tespit edilen 3 dosya hakkında erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır." bilgisi verildi.</p><p></p><p>- Saç çıkarma iddiasındaki reklamlara üst sınırdan ceza</p><p></p><p>Açıklamada, Kurulun bilimsel dayanağı bulunmayan saç çıkarma iddiaları içeren reklamlara üst sınırdan idari para cezası uyguladığı ifade edildi. Çeşitli mecralarda tanıtımı yapılan bir saç spreyi ürününe ilişkin reklamlara işaret edilen açıklamada, "Her 10 günde 2 bin yeni saç kökü", "Saç üretimini aktive eder", "Saç kökleri uyku halinden çıkıyor" gibi ifadeler kullanılarak ürünün saç çıkardığı izlenimi oluşturulduğunun tespit edildiği, söz konusu tanıtımlarda bilimsel olarak ispatlanmamış iddialara ve ürünün kullanımı sonrasında saç çıkardığına ilişkin görsellere yer verildiği, ayrıca bu tanıtımların uyarılara rağmen sürdürülmesi nedeniyle ilgili firma hakkında üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verildiği bildirildi.</p><p></p><p>Kurulun vize aracılık firmalarının gerçek dışı garanti vaatleri içeren reklamlarını da durdurduğu belirtilen açıklamada, "Reklam Kurulunun 11 Haziran 2026'da gerçekleştirilen 370'inci toplantısında, 'vize randevu garantisi', 'vize garantisi', 'hızlı başvuru', 'kesintisiz destek', 'garanti çözüm', 'yüzde 100 onay garantisi' gibi taahhütler içeren reklamları nedeniyle incelemeye alınan 6 firmaya ilişkin dosyalar değerlendirilmiş ve söz konusu reklamlara 3 aya kadar tedbiren durdurma kararı verilmişti. Yürütülen inceleme sürecinin tamamlanmasının ardından yapılan değerlendirme sonucunda, 5 firmanın yanıltıcı nitelikteki reklam ve tanıtımlarının durdurulmasına karar verilmiştir." ifadesi kullanıldı.</p><p></p><p>- Dini duyguları istismar eden reklamlar da değerlendirildi</p><p></p><p>Açıklamada, Kurulun dini duyguları istismar eden reklamlara ilişkin de tedbiren durdurma kararı verdiği bildirildi.</p><p></p><p>Sosyal medya mecralarında "Kabe ve Ravza kokusu" ifadeleri kullanılarak yapılan tanıtımlara ilişkin Kurul tarafından resen inceleme başlatıldığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p></p><p>"Yapılan değerlendirmede, söz konusu reklamlarla vatandaşlarımızın dini duygularının istismar edilerek satış ve pazarlama faaliyetinde bulunulduğu değerlendirilmiş, inceleme süreci tamamlanıncaya kadar söz konusu reklamlar hakkında 3 aya kadar tedbiren durdurma kararı verilmiştir. Dosyaya ilişkin nihai karar, inceleme sürecinin tamamlanmasının ardından Kurul tarafından verilecek. Bakanlık olarak, tüketicilerimizin aldatılmasına neden olan her türlü ticari reklam ve haksız ticari uygulamaya karşı denetim ve inceleme faaliyetlerimizi tüm mecralarda kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Avrupa'nın zenginleri borçla yaşıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/avrupanin-zenginleri-borcla-yasiyor-6448/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/avrupanin-zenginleri-borcla-yasiyor-6448/</id>
<published><![CDATA[2026-07-22T02:24:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-22T02:24:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_306C03-1E25EF-B0CF4C-DA3B5C-A6680D-818E88.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avrupa'nın refah seviyesi en yüksek ülkeleri, aynı zamanda en borçlu hanehalklarına da ev sahipliği yapıyor. Eurostat'ın son verileri, özellikle Kuzey ve Batı Avrupa'da konut kredileri kaynaklı borçlanmanın tarihi seviyelere ulaştığını ortaya koyarken, uzun yıllardır kamu borçlarıyla gündeme gelen Güney Avrupa ülkelerinde ailelerin daha temkinli bir finansal yapı sergilediğini gösterdi.&nbsp;</p><p>Avrupa Birliği genelinde hanehalkı borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı 2025 itibarıyla yüzde 49,4 olurken, Euro Bölgesi ortalaması yüzde 50,7 olarak hesaplandı. Salgın dönemindeki yüksek seviyelere kıyasla genel borçluluk gerilese de ülkeler arasındaki fark dikkat çekiyor. Borç oranının yüzde 55'in üzerine çıktığı ülkelerin tamamının Kuzey ve Batı Avrupa'da bulunması, ekonomik refah ile borçlanma arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı.&nbsp;</p><p></p><p>Konut kredileri belirleyici oldu</p><p></p><p>Uzmanlara göre Avrupa'nın zengin ülkelerinde görülen yüksek borçluluğun temel nedeni, gelişmiş mortgage sistemleri ve konut finansmanına yönelik vergi teşvikleri. Özellikle Hollanda, Danimarka ve İsveç'te uzun vadeli konut kredilerinin yaygın kullanılması, hanehalkı borç stokunu önemli ölçüde artırıyor. Buna karşın değişken faizli kredilerin yoğun olduğu ülkelerde olası faiz artışları, aile bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturabilecek riskler arasında gösteriliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Güney Avrupa daha temkinli</p><p></p><p>Veriler, yıllardır yüksek kamu borçlarıyla anılan İtalya, Yunanistan ve İspanya'da vatandaşların bireysel borçlanmaya daha mesafeli yaklaştığını ortaya koydu. İtalya'da hanehalkı borcunun GSYH'ye oranı yüzde 35,9, Yunanistan'da yüzde 38 ve İspanya'da yüzde 42,9 seviyesinde kaldı. Bu tablo, kamu maliyesindeki sorunların her zaman hanehalkı borçluluğuna yansımadığını gösteriyor.&nbsp;</p><p></p><p>Borç şampiyonu Hollanda</p><p></p><p>Eurostat verilerine göre hanehalkı borcunun milli gelire oranında ilk 10 ülke şöyle sıralandı:</p><p>Hollanda: %93,5&nbsp;</p><p>Danimarka: %84,1&nbsp;</p><p>İsveç: %82,3&nbsp;</p><p>Finlandiya: %62,9&nbsp;</p><p>Lüksemburg: %60,5&nbsp;</p><p>Fransa: %59,5&nbsp;</p><p>Belçika: %56,4&nbsp;</p><p>Kıbrıs: %54,2&nbsp;</p><p>Portekiz: %53,9&nbsp;</p><p>Almanya: %49,0&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye düşük borçluluk grubunda</p><p></p><p>Türkiye ise hanehalkı borçluluğu açısından Avrupa ortalamasının oldukça altında bulunuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın son Finansal İstikrar Raporu'na göre hanehalkı finansal borcunun GSYH'ye oranı 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 10,1 seviyesinde gerçekleşti. TCMB, bu oranın emsal ülkelere kıyasla belirgin şekilde düşük kalmaya devam ettiğini vurguluyor.&nbsp;</p><p>Uzmanlar, yüksek hanehalkı borcunun tek başına ekonomik kırılganlık anlamına gelmediğini, gelişmiş finansal sistemlere sahip ülkelerde konut finansmanının yaygınlaşmasının bu oranları yükselttiğini belirtiyor. Ancak faiz oranlarındaki olası artışların özellikle değişken faizli kredi kullanan ülkelerde tüketim ve büyüme üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çalışan tatile çıkıyor, iş yükü peşinden geliyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/calisan-tatile-cikiyor-is-yuku-pesinden-geliyor-8850/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/calisan-tatile-cikiyor-is-yuku-pesinden-geliyor-8850/</id>
<published><![CDATA[2026-07-21T09:16:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-21T09:16:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8BC077-A03D3E-F665A4-A65996-904939-98C64F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaz aylarında çalışanların en önemli gündemlerinden biri de yıllık izin kullanımı. Ancak çalışanlar için izin dönemi her zaman kesintisiz bir dinlenme anlamına gelmiyor. İnsan kaynakları platformu Kolay İK, çalışanların yıllık izinde işten uzaklaşmasını zorlaştıran nedenleri belirlemek amacıyla LinkedIn ve kendi uygulaması üzerinden bir araştırma gerçekleştirdi.&nbsp;</p><p></p><p>Çalışanlar en çok dönüşte kendilerini bekleyen işleri düşünüyor</p><p>Araştırmada katılımcılara, “Yıllık izinde işten uzaklaşmanızı en çok ne zorlaştırıyor” sorusu yöneltildi. Araştırmaya katılan 263 çalışandan %42’si bu soruya dönüşte biriken işler yanıtını verdi. Tatil esnasında işlerini kontrol etme ihtiyacı duyduğunu belirtenlerin oranı %23 olurken izin öncesinde iş bitirme telaşı yaşayanların oranı %20 olarak gerçekleşti.&nbsp;</p><p></p><p>Sonuçlar, çalışanların %85’inin izin öncesinde, izin sırasında veya işe dönüş düşüncesiyle işle bağını sürdürdüğünü gösterdi. Katılımcıların yalnızca %15’i yıllık izinde işten rahatça uzaklaşabildiğini ifade etti.&nbsp;</p><p></p><p>Çağlar Yalı: “Tatile yönelik kurallar şirket politikalarına yansıtılmalı”</p><p>Araştırma sonuçlarını değerlendiren Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı, “Çalışanların en çok dönüşte biriken işleri düşünmesi, konunun yalnızca tatilde e-posta kontrol etmekle sınırlı kalmadığını gösteriyor. İş yerinden fiziksel olarak uzaklaşan çalışan, dönüşte karşılaşacağı yoğunluk nedeniyle zihinsel olarak işten kopmakta zorlanıyor. Bu durum iznin dinlendirici etkisini azaltırken işe uyumu da güçleştirebilir” dedi.</p><p></p><p>İzin yönetiminin yalnızca tarih planlamasından ibaret olmadığını vurgulayan Yalı, şöyle devam etti; “İzin öncesinde görevlerin devredilmesi, acil durumlarda sorumluluğu üstlenecek kişilerin belirlenmesi ve dönüşteki iş yükünün dengeli biçimde planlanması gerekiyor. Bunun yanında tatildeki çalışanı aramamak, e-posta’ları kontrol etmesi yönünde bir beklenti oluşturmamak gibi izin dönemine ilişkin kurallar şirket politikalarına açıkça yansıtılmalı; yöneticiler de bunları bizzat uygulamalı. Böylece çalışan iznini daha rahat kullanırken ekip içindeki iş akışı da sürdürülebilir. Dinlenerek işe dönmek ise odaklanma, motivasyon ve verimlilik açısından hem çalışana hem de kuruma katkı sağlar.”</p><p></p><p>Çalışanlar Ağustos ayını bekliyor</p><p>Öte yandan, çalışanların en çok tatile çıktığı ay da yaklaşıyor. Kolay İK’nın Türkiye’de hizmet verdiği şirketlerden 1 milyon izin verisini derlediği izin kullanım alışkanlıklarına göre 2025 yılında en sık izin kullanılan ay Ağustos olmuştu. Geçtiğimiz yılın verilerine göre pazartesi ve perşembe-cuma günleri alınarak hafta sonu ile birleştirilen izinlerin arttığı ve son yıllarda giderek artış gösteren bu yöntem sayesinde çalışanların uzun tatiller yerine daha kısa ama daha sık izin kullandıkları belirlenmişti.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Terörsüz Türkiye ekonomiye güç katacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/terorsuz-turkiye-ekonomiye-guc-katacak-1498/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/terorsuz-turkiye-ekonomiye-guc-katacak-1498/</id>
<published><![CDATA[2026-07-21T02:24:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-21T02:24:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_05F689-B805E6-DCD659-F341DC-4B28D0-107F86.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir hale gelmesi için en önemli ön koşullardan biri güven ortamının tesis edilmesi olarak gösteriliyor. Uzmanlara göre "Terörsüz Türkiye" hedefinin kalıcı şekilde hayata geçmesi, sadece toplumsal huzuru değil, ekonomik refahı da doğrudan etkileyecek stratejik bir dönüşüm anlamına geliyor.</p><p>Yıllardır terörle mücadele kapsamında güvenlik harcamalarına ayrılan büyük bütçelerin, eğitim, sağlık, teknoloji, sanayi ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesi halinde Türkiye'nin büyüme potansiyelinin önemli ölçüde artabileceği ifade ediliyor. Böyle bir dönüşümün kamu maliyesine de önemli rahatlama sağlayacağı belirtiliyor.</p><p></p><p>Yatırımcının ilk baktığı başlık güven</p><p></p><p>Uluslararası yatırımcılar açısından siyasi ve güvenlik istikrarı, yatırım kararlarında en belirleyici kriterlerin başında geliyor. Güvenlik risklerinin azalmasıyla birlikte Türkiye'nin risk priminin düşmesi, dış finansmana erişimin kolaylaşması ve uzun vadeli doğrudan yabancı yatırımların hız kazanması bekleniyor.</p><p>Özellikle yüksek teknoloji, savunma dışı sanayi, lojistik, enerji ve üretim sektörlerinde yeni yatırım kararlarının gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Daha düşük finansman maliyetleri ise özel sektör yatırımlarını destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.</p><p></p><p>Bölgesel kalkınma hızlanabilir</p><p></p><p>Terörün en fazla etkilediği bölgelerde güven ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte tarım, hayvancılık, sanayi, turizm ve ticaret faaliyetlerinde güçlü bir canlanma yaşanabileceği belirtiliyor.</p><p>Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da üretim kapasitesinin artması, organize sanayi bölgelerine yeni yatırımların gelmesi ve bölgenin lojistik avantajlarının daha etkin kullanılmasıyla birlikte istihdamın da önemli ölçüde artabileceği öngörülüyor. Bu gelişmenin iç göçü azaltarak bölgesel gelir dağılımına olumlu katkı sağlaması bekleniyor.</p><p></p><p>Turizmde yeni rekorların kapısı açılabilir</p><p></p><p>Güvenli ülke algısının güçlenmesi, turizm sektöründe de önemli kazanımlar sağlayabilir. Türkiye'nin kültür, tarih, doğa ve gastronomi turizmi potansiyelinin daha etkin değerlendirilebileceği ifade edilirken, özellikle yatırımcıların yeni otel ve turizm projelerine daha istekli yaklaşabileceği belirtiliyor.</p><p>Turizm gelirlerindeki artışın cari açığın finansmanına katkı sağlayarak döviz gelirlerini güçlendirmesi de ekonomiye önemli destek sunabilir.</p><p></p><p>Üretim ve ihracatta yeni dönem</p><p></p><p>Sanayiciler açısından güvenli yatırım ortamı, uzun vadeli üretim planlarının önünü açıyor. Terör riskinin ortadan kalkmasıyla birlikte lojistik maliyetlerinde azalma, tedarik zincirlerinin güçlenmesi ve üretim sürekliliğinin artması bekleniyor.</p><p>Bu gelişmelerin ihracatçı firmaların rekabet gücünü artıracağı, Türkiye'nin küresel üretim üslerinden biri olma hedefini destekleyeceği ifade ediliyor.</p><p></p><p>Ekonomik refahın temeli güven ve istikrar</p><p></p><p>Ekonomi çevreleri, kalıcı refahın yalnızca makroekonomik politikalarla değil, güven, hukuk, öngörülebilirlik ve istikrarla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Terörün tamamen sona erdiği bir Türkiye'nin yatırım iklimini güçlendireceği, girişimciliği teşvik edeceği ve uzun vadeli büyüme potansiyelini artıracağı değerlendiriliyor.</p><p>Uzmanlara göre "Terörsüz Türkiye" vizyonu, yalnızca güvenlik politikalarının başarısı değil; aynı zamanda üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı destekleyen güçlü bir ekonomik kalkınma hamlesinin de temelini oluşturabilir. Güven ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte Türkiye'nin küresel ekonomide daha rekabetçi bir konuma yükselmesi ve kişi başına gelirini artırarak refah seviyesini güçlendirmesi mümkün olabilir.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"İrade Bizim, Zafer Bizim" sergisi ziyaretçileriyle buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/irade-bizim-zafer-bizim-sergisi-ziyaretcileriyle-bulustu-801/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/irade-bizim-zafer-bizim-sergisi-ziyaretcileriyle-bulustu-801/</id>
<published><![CDATA[2026-07-20T16:20:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-20T16:20:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3B8D50-7FFE93-697839-4E3F3C-5987ED-6F1EE3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yılı dolayısıyla hazırlanan “İrade Bizim, Zafer Bizim” sergisi VakıfBank Sanat Galerisi'nde çok sayıda davetlinin katılımıyla açıldı. Milli iradenin, bağımsızlık mücadelesinin ve ortak hafızanın izlerini bir araya getiren sergi; arşiv fotoğrafları, video gösterimleri, kronolojik anlatılar ve deneyim odaklı mekânsal kurgusuyla ziyaretçilerini 15 Temmuz gecesinin dönüm noktalarına tanıklık etmeye davet ediyor.</p><p>15 Temmuz’un hafızasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan sergi, sıradan bir akşamdan milletimizin demokrasiye sahip çıktığı tarihî direnişe uzanan süreci çok katmanlı bir anlatımla ele alıyor. Projeksiyon odası ve dijital içeriklerle desteklenen sergi tasarımı, ziyaretçilere yalnızca bilgi sunmakla kalmıyor; o gece yaşananların atmosferini de hissettiren güçlü bir deneyim sunuyor.&nbsp;</p><p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş açılıştaki konuşmasında şunları söyledi:</p><p>"Bazı zamanlar vardır, insanların hafızasından asla silinmez. İşte 15 Temmuz da böyle bir gün, milletimizin hafızasında asla silinmeyecek bir dönüm noktasıdır. O gece aziz milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla milli iradeye sahip çıkarak demokrasiye ve bağımsızlığına güçlü bir şekilde sahip çıkmıştır. Bizim görevimiz, bu hain darbe girişimini unutmamak, unutturmamak ve bir daha asla böyle bir teşebbüse fırsat vermemektir. Medeniyetimiz boyunca milletimizin birlik ve dayanışmasını pekiştiren pek çok zorlu sınav yaşadık. 15 Temmuz da bu destanların son halkası olarak, genç yaşlı, kadın erkek demeden milletimizin ortaya koyduğu eşsiz fedakârlık ve kahramanlıkla tarihe geçmiştir. Bu vesileyle, o gece milli iradeye sahip çıkan tüm kahramanlarımızı ve aziz milletimizi bir kez daha saygıyla selamlıyor, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi de şükranla anıyorum. Onlar, gözlerini kırpmadan milletimizin geleceği için fedakârlık gösteren kahramanlarımızdır. Onların isimlerini, hikâyelerini ve ortaya koydukları cesareti gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlamda VakıfBank'ın hayata geçirdiği 'İrade Bizim, Zafer Bizim' sergisini son derece kıymetli buluyorum. 15 Temmuz sadece bir günü anmak değil, o gece ortaya konan milli birlik ve dayanışma ruhunu daima diri tutmaktır. Bu serginin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.”&nbsp;</p><p>İstanbul Valisi Davut Gül ise konuşmasında şunları söyledi:</p><p>"15 Temmuz, sadece bir haftada anılacak bir tarih değil, yılın her döneminde hafızalarda diri tutulması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir milli mücadeledir. Bu mesele yalnızca kamu kurumlarının değil, 86 milyonun ortak sorumluluğu ve ortak kazanımıdır. Bu anlamda böylesine anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapan VakıfBank'ı ve emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum. 15 Temmuz'da yaşanan darbe görünümlü işgal girişimi başarılı olsaydı, Allah korusun ne ülkemizin huzuru ne demokrasimiz ne de ekonomik bağımsızlığımız ayakta kalabilirdi. Milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gösterdiği cesaret, kararlılık ve ferasetle bu girişimi bertaraf ederek milli iradeye sahip çıkmış ve büyük bir destan yazmıştır. Aradan on yıl geçmiş olsa da görevimiz değişmedi. Unutmayacağız, unutturmayacağız ve yaşananları aynı kararlılık ve hassasiyetle gelecek kuşaklara anlatmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz'u doğru anlamak ve anlatmak, benzer ihanetlerin bir daha yaşanmaması için hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize sağlık, sıhhat ve afiyet diliyor; bu anlamlı organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."</p><p>“15 Temmuz ruhunu gelecek nesillere aktarmak ortak sorumluluğumuzdur”</p><p>Milli birlik ve beraberlik ruhunu vurgulayan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “15 Temmuz, milletimizin bağımsızlığına, demokrasisine ve milli iradesine canı pahasına sahip çıktığı tarihî bir dönüm noktasıdır. Aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı emaneti yaşatmak, gazilerimizin fedakârlığını unutmamak ve o gece yazılan destanı gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. VakıfBank olarak, bu anlamlı mirası geleceğe taşımayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ sergisiyle, 15 Temmuz’un taşıdığı anlamı yalnızca hatırlatan değil; milli birlik ve beraberlik ruhunu yaşatan kalıcı bir hafıza alanı oluşturmayı hedefledik. Sergimizin, ziyaretçilerimizin o geceyi daha derinlikli bir şekilde anlamalarına ve ortak değerlerimizi yeniden hatırlamalarına katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.</p><p>“Serginin her bölümü kronolojik bir anlatım sunuyor”</p><p>Serginin küratörü Hasan Mert serginin kurgusuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:</p><p>“Bu sergi, yalnızca fotoğraf ve belgelerin yer aldığı bir sergi değil; ziyaretçiyi 15 Temmuz gecesinin atmosferine taşıyan deneyim odaklı bir hafıza yolculuğu olarak tasarlandı. Serginin her bölümü, sıradan bir günü anlatarak başlıyor ve milletimizin ortak direnişine uzanan kronolojik bir anlatım sunuyor. Amacımız, o gece yaşananları anlatmanın yanı sıra ziyaretçilere hissettirmek ve ortak hafızayı canlı tutacak güçlü bir deneyim ortaya koymak.”</p><p>Sergi, 15 Temmuz gecesinin kritik anlarını kronolojik olarak ziyaretçilere aktarırken, 251 şehidimizin ve gazilerimizin fedakârlığını da saygıyla yad ediyor.</p><p>“İrade Bizim, Zafer Bizim” sergisi, 15 Temmuz'un 10. yılında milli hafızayı güçlendiren anlatısıyla ziyaretçilerini 20 Ağustos tarihine kadar VakıfBank Sanat Galerisi’nde ağırlamaya devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"İç borç çevirme oranları geçen yılın altında"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ic-borc-cevirme-oranlari-gecen-yilin-altinda-1108/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ic-borc-cevirme-oranlari-gecen-yilin-altinda-1108/</id>
<published><![CDATA[2026-07-20T11:58:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-20T11:58:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_83CC25-B2F23C-B68BC6-7CEF2E-5D089C-3C50E5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uygulanan politikalar sayesinde 2025'te yüzde 2,9 olan bütçe açığının milli gelire oranının, haziran itibarıyla yıllıklandırılmış olarak yaklaşık yüzde 2,5'e gerilediğini tahmin ettiklerini bildirdi.</p><p></p><p>Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye'nin bütçe performansını değerlendirdi.</p><p></p><p>Jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla bazı vergi gelirlerinden vazgeçmelerine rağmen yılın ilk yarısında faiz dışı bütçe fazlasının 521 milyar liraya ulaştığını, bütçe açığının da geçen yılın ilk yarısına göre 38 milyar lira iyileştiğini belirten Şimşek, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Kayıt dışılıkla mücadele, gönüllü uyumu artırmaya yönelik politikalarımız ve kamu harcamalarındaki disiplin sayesinde 2025'te yüzde 2,9 olan bütçe açığının milli gelire oranının, haziran itibarıyla yıllıklandırılmış olarak yaklaşık yüzde 2,5'e gerilediğini tahmin ediyoruz. Bütçe performansının da katkısıyla iç borç çevirme oranları geçen yılın ve öngörülerimizin altında seyrediyor. Ekonomimizin dayanıklılığını artıran bütçe disiplini, programımızın temel amacı olan fiyat istikrarı açısından da kritik önem taşımaktadır. Mali disiplini koruyarak dezenflasyon hedefimiz doğrultusunda politikalarımızı sürdüreceğiz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tüketici hakem heyetlerine 481 bin 613 başvuru yapıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tuketici-hakem-heyetlerine-481-bin-613-basvuru-yapildi-2814/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tuketici-hakem-heyetlerine-481-bin-613-basvuru-yapildi-2814/</id>
<published><![CDATA[2026-07-20T09:59:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-20T09:59:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EEB0C5-02F3D8-E8C2AB-26FB8A-384A9F-17C4E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, tüketici hakem heyetlerinin, tüketiciler ile satıcı veya sağlayıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda yargı dışı çözüm mercisi olarak hizmet verdiği anımsatıldı.</p><p></p><p>Tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı ve kolay şekilde çözümüne olanak sağlayan tüketici hakem heyetlerinin, yargının iş yükünü de önemli ölçüde azalttığı kaydedilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:</p><p></p><p>"Bugüne kadar yaklaşık 19,5 milyon tüketici uyuşmazlığı yargıya intikal etmeden tüketici hakem heyetleri tarafından karara bağlanmıştır. Tüketici hakem heyetleri, 2026'nın ilk 6 ayında da yoğun mesai yaparak tüketicilerimize hizmet vermiştir. Yılın ilk yarısında tüketici hakem heyetlerine 481 bin 613 başvuru yapılmış ve 455 bin 500 başvuru hakem heyetleri tarafından karara bağlanmıştır. Yapılan başvuruların toplam parasal değeri yaklaşık 8,5 milyar liradır."</p><p></p><p>Açıklamada, tüketicilerin, e-Devlet üzerinde yer alan Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla kolay şekilde hakem heyetlerine başvuru yapabildiği belirtilerek, 6 ayda yapılan başvuruların yüzde 76,7'sinin e-Devlet aracılığıyla gerçekleştirildiğine ve elektronik başvuru yönteminin tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiğine dikkat çekildi.</p><p></p><p>- Heyetlere en fazla başvuru İstanbul'da yapıldı</p><p></p><p>Tüketici hakem heyetlerine yılın ilk 6 ayında en fazla başvuru yapılan ilk 5 ilin, 126 bin 319 ile İstanbul, 50 bin 353 ile Ankara, 32 bin 507 ile İzmir, 17 bin 399 ile Bursa ve 15 bin 893 ile Antalya olduğu bildirilen açıklamada, an az başvurunun ise 305 ile Ardahan'dan geldiği aktarıldı.</p><p></p><p>Açıklamada, il tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 12 bin 700 ile İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına, ilçe tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 8 bin 94 ile Ankara Çankaya İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına yapıldığı ifade edildi.</p><p></p><p>Hakem heyetlerine yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 35'inin ayıplı mal, yüzde 29'unun da ayıplı hizmet şikayetlerine yönelik olduğu belirtilen açıklamada, şu bilgiler paylaşıldı:</p><p></p><p>"Ürün bazında bakıldığında, en çok şikayete konu olan ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünlerine yönelik başvurular, toplam başvuruların yaklaşık yüzde 18'ini oluşturdu. Bununla birlikte, dayanıklı tüketim malları ve ev elektroniği ürünleri yüzde 15,13, iletişim aboneliği yüzde 6,26, kredi kartları yüzde 5,37 ve sağlık hizmetleri yüzde 3,92 oranlarıyla öne çıktı. e-Ticaret alışverişlerine (mesafeli sözleşmelere) ilişkin başvuruların oranı ise yüzde 5,38 oldu."</p><p></p><p>- En fazla başvuru perakende ticaret sektörüne yönelik gerçekleşti</p><p></p><p>Sektörel bazda bakıldığında da en çok başvurunun 249 bin 240 ve 51,75 oranıyla perakende ticaret sektörüne ilişkin uyuşmazlıklara yönelik olduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p></p><p>"Ardından, 49 bin 501 başvuru ve yüzde 10,27 oranıyla finansal hizmetler sektörü, 43 bin 311 başvuru ve yüzde 9 oranıyla abonelik hizmetleri sektörü uyuşmazlıkları geldi. Bakanlığımız ve tüketici hakem heyetlerimiz, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması için çalışmalarına kararlılıkla devam etmektedir. Vatandaşlarımız, yasal hakları ve şikayetlerine ilişkin çözüm yollarıyla ilgili olarak 'https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar/tuketici-bilgi-rehberi' adresinde yer alan tüketici rehberinin ilgili bölümlerinden detaylı bilgilere ulaşabilir."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Lise öğrencilerinin girişimcilik yolculuğu başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/lise-ogrencilerinin-girisimcilik-yolculugu-basladi-8939/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/lise-ogrencilerinin-girisimcilik-yolculugu-basladi-8939/</id>
<published><![CDATA[2026-07-18T12:15:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-18T12:15:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5E88E2-7E82A2-352076-85CF24-5025B2-E2D6A3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İş Bankası'nın ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programı tarafından lise öğrencilerine yönelik olarak başlatılan ve uçtan uca ürün geliştirme deneyimi sunan WorkupOnBoard’da 20 lise öğrencisi, 6-24 Temmuz tarihlerini kapsayan bir programa dahil oluyor.&nbsp;</p><p>Öğrenciler, üç haftalık program boyunca yapay zekâ destekli araçlardan yararlanarak gerçek bir problemi tanımlıyor, minimum uygulanabilir ürünlerini (MVP) geliştiriyor ve program sonunda projelerini yatırımcı ve ekosistem paydaşlarına sunmaya hazırlanıyor.&nbsp;</p><p>İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ve Banka üst yönetimi program kapsamında öğrencilerle bir araya geldi.&nbsp;</p><p>“Yapay zekâya ne kadar erken hakim olursanız işinizi o kadar iyi yaparsınız”</p><p>Hakan Aran, İş Vapur’da gerçekleştirilen buluşmada yaptığı konuşmada İş Bankası’nın gençlere ve yapay zekânın geleceğine inanan bir kurum olduğunu belirterek, yapay zekânın gençlerin üniversite ve sonrasındaki iş yaşamına damga vuracağını söyledi.&nbsp;</p><p>Gençlerin seçecekleri her meslekte yapay zekâ araçlarını çok etkili bir şekilde kullanarak sözlü komutlarla yazılım yaptırabileceğine işaret eden Aran, “Meslek seçiminde ekonomiye, tarihe, psikolojiye, fiziğe, matematiğe ilgi duyuyor olabilirsiniz. Hangi alanı seçerseniz seçin yapay zekâyı çok iyi kullanmayı başarırsanız o zaman önünüz açık olacak ve mesleğinizde fark yaratacaksınız. Yapay zekâ şu anda her mesleğe nüfuz eden çok temel bir teknoloji. Ona ne kadar erken hakim olursanız gelecekte işinizi o kadar iyi yaparsınız” dedi.</p><p>Teknolojinin giderek daha kolay kullanılabilen bir araç olma yolunda ilerlediğini belirten Aran, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>“Sağlık, genetik, biyoloji, kimya, eğitim, uzay araştırmaları alanında merakı olanlar yapay zekâyla çok daha yaratıcı çözümler geliştirebilecekler. İnsan beynini, beynin öğrenme mekanizmasını merak edenler yapay zekâyı kullanarak çok daha farklı buluşlara imza atabilecekler. Bilgisayara, fiziğe ilgi duyanlar için kuantum fiziği, kuantum bilgisayarlar önlerinde çok güzel bir pencere açacak. Bugüne kadar düşünülmeyen şeyleri düşünmeye, çözülmeyen problemleri çözmeye hazır olun. Biyolojiden fiziğe, matematikten uzay teknolojilerine kadar pek çok alanda hiç işlenmemiş bakir bir gelecek var. Bugünden geleceğin mesleklerine hazırlanmak istiyorsanız bu alanlarda tüm teknolojilerden güçlü bir şekilde yararlanarak çok güzel yerlere gelebilirsiniz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Malatya'da 5 büyüklüğünde deprem</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/malatyada-5-buyuklugunde-deprem-3201/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/malatyada-5-buyuklugunde-deprem-3201/</id>
<published><![CDATA[2026-07-18T08:54:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-18T08:54:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AB6AFF-FBD62D-950A9F-D689C6-BC887F-BFCE89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 06.20'de, merkez üssü Battalgazi olan 5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.</p><p></p><p>Depremin yerin 15,59 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.</p><p></p><p>Malatya Valisi Seddar Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ekiplerin saha taramalarına başladığını, an itibarıyla olumsuz bir tespit ve ihbar alınmadığını bildirdi.</p><p></p><p>Yavuz, depremden etkilenenlere geçmiş olsun dileğinde bulundu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ünlü televizyoncu Aziz Üstel hayatını kaybetti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/unlu-televizyoncu-aziz-ustel-hayatini-kaybetti-9535/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/unlu-televizyoncu-aziz-ustel-hayatini-kaybetti-9535/</id>
<published><![CDATA[2026-07-17T13:44:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-17T13:44:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_042AB4-5D1A03-85CE9D-0628E9-A9AAF7-6748C8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çeşitli televizyon kanallarında yaptığı programlarla tanınan ünlü televizyoncu Aziz Üstel yaşamını yitirdi. Bir süredir tedavi gören Üstel'in çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.</p><p></p><p><b>Aziz Üstel kimdir?</b></p><p></p><p>ABD’de Kaliforniya Üniversitesi’nde yayıncılık ve uluslararası ilişkiler alanlarında eğitim alan 1948 doğumlu olan Aziz Üstel, Türkiye’ye döndüğünde bir süre çevirmenlik yaptı. Üstel, Tercüman, Günaydın gazetelerinde çalıştıktan TRT'ye geçen Üstel burada Uzay Yolu, Görevimiz Tehlike gibi dizilerin çevirilerini yaptı. Gecenin Konukları isimli programın yapım ve sunuculuğunu sürdüren Üstel, futbol yorumculuğu ve köşe yazılarıyla tanındı. Galatasaray Spor Kulübü’nde yöneticilik yapan Üstel'in 3 kitabı da bulunuyordu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SPK, 4 şirketin halka arzını onayladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/spk-4-sirketin-halka-arzini-onayladi-686/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/spk-4-sirketin-halka-arzini-onayladi-686/</id>
<published><![CDATA[2026-07-17T08:55:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-17T08:55:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BA4E2E-F75457-BCEA5E-ADFA2A-B02A43-BFE209.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Albayrak Hazır Beton Sanayi ve Ticaret AŞ, Masfen Enerji AŞ, Metgün Enerji Yatırımları AŞ ve Kardemir Çelik Sanayi AŞ'nin halka arzına onay verdi.</p><p></p><p>SPK haftalık bültenine göre Kurul, Albayrak Hazır Beton Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 38,60 liradan, Masfen Enerji AŞ'nin 45,68 liradan, Metgün Enerji Yatırımları AŞ'nin 20 liradan ve Kardemir Çelik Sanayi AŞ'nin 35 liradan halka arzını uygun buldu.</p><p></p><p>Şeker Finansal Kiralama AŞ'nin 100 milyon liralık bedelli sermaye artırımını onaylayan SPK, Vakıf Finansal Kiralama AŞ'nin 1 milyar liralık kar payından sermaye artırımını ve Bereket Emeklilik ve Hayat AŞ'nin 170 milyon liralık iç kaynaklardan sermaye artırımını uygun buldu.</p><p></p><p>Kurul, Mavi Giyim Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 5 milyar liralık, TV8 TV Yayıncılık AŞ'nin 3 milyar liralık, Tacirler Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 6 milyar 500 milyon liralık, İş Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 70 milyar liralık, Mercedes Benz Kamyon Finansman AŞ'nin 8 milyar 420 milyon liralık ve Türkiye Halk Bankası AŞ'nin 5 milyar dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verdi.</p><p></p><p>Ayrıca, Emlak Katılım Varlık Kiralama AŞ'nin 5 milyar liralık, Hedef Varlık Kiralama AŞ'nin 1 milyar liralık kira sertifikası ve VİDMK ihracı başvurusu onaylandı.</p><p></p><p>- Kuruluşuna izin verilen yeni fonlar</p><p></p><p>SPK, "İş Portföy BIST 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu"nun, "Ziraat Portföy BIST 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu"nun ve "Ziraat Portföy BIST Katılım 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu"nun kurulmasını uygun buldu.</p><p></p><p>"Metro Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu"nun kurulmasına izin veren Kurul, "Statech Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu"nun kuruluşuna da onay verdi.</p><p></p><p>- İdari para cezaları ve suç duyuruları</p><p></p><p>Kurul, İntegral Yatırım Menkul Değerler AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, söz konusu şirkete 2 milyon 394 bin 915 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</p><p></p><p>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) ve ilgili mevzuat kapsamında yapılan incelemeler sonucunda "Forex Borsa" ve "Future Forex" uzantılı internet siteleri ile "Future Forex" adlı mobil uygulamanın içerik sağlayıcılarına izinsiz sermaye piyasası faaliyetinde bulunulması sebebiyle suç duyurusunda bulunuldu.</p><p></p><p>SPK, 20 kişiye yönelik farklı aykırılıklar sebebiyle suç duyurusunda bulunurken, 3 adet telefon numaralarını kullandıran kişiler hakkında farklı eylemler nedeniyle suç duyurusunda bulunma kararı alındı.</p><p></p><p>Diğer yaptırım, tedbir ve işlem yasakları çerçevesinde de karar alan SPK, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) 1'inci maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen, SPKn'nin 128/1-(a) maddesine dayanarak sermaye piyasalarında izinsiz olarak faaliyette bulunulmasının engellenmesi amacıyla, SPKn’nin 99/3 maddesi uyarınca https://dinamikmenkuldegerler.com, https://www.dymenkul.com, https://sube.dinamikmenkuldegerler.com, "Dinamik Menkul Değerler" unvanı taklit edilerek kullanılan sosyal medya hesabı, https://www.atamenkultrade.com, https://giris.atamenkultrade.com, https://galatamenkul.org, https://sube.galatamenkul.org/register, https://sube.galatamenkul.org/login, https://scuzdan.com, https://my.scuzdan.com/login, https://e-sube.modelgrup.org ve https://modelmenkulportfoy.com internet sitesine erişimin engellenmesi için hukuki işlemlerin yapılmasına karar verildiğini duyurdu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dijital Usta Yanınızdayız deprem bölgesinde tamamlandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dijital-usta-yaninizdayiz-deprem-bolgesinde-tamamlandi-6607/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dijital-usta-yaninizdayiz-deprem-bolgesinde-tamamlandi-6607/</id>
<published><![CDATA[2026-07-16T17:08:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-16T17:08:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9DD61E-187A74-F6DFC5-203F9E-44851D-B20235.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, Trendyol, TOBB ve MÜSİAD iş birliğiyle yürütülen Dijital Usta Yanınızdayız proje kapsamında dört ilde toplam 200’e yakın işletme, KOBİ ve kooperatife e-ticaret alanında kapsamlı eğitimler verildi. İlk olarak Ocak ayında Adıyaman’daki eğitimlerle başlayan proje, 15 Haziran’da Malatya’da, 18 Haziran’da Kahramanmaraş’ta ve 19 Haziran’da Hatay’da gerçekleştirilen eğitimlerle tamamlandı.</p><p>6 Şubat depremlerinin ardından bölgede üretim ve ticari faaliyetler önemli ölçüde etkilenirken, yerel ekonominin yeniden canlandırılması öncelikli ihtiyaçlardan biri haline geldi. Bu süreçte yetenek gelişiminin desteklenmesi, afet bölgesindeki işletmelerin ve potansiyel girişimcilerin dijital ekonomiye güçlü bir şekilde entegre olması, e-ticaret kapasitesinin artırılması ve yerel ürünlerin çevrimiçi pazarlara taşınması hedefiyle 'Dijital Usta Yanınızdayız Projesi' hayata geçirildi. Proje aynı zamanda, bölge halkına yeni nesil beceriler kazandırarak sürdürülebilir bir girişimcilik modeli oluşturmaya odaklandı.</p><p>Program kapsamında katılımcılar, e-ticaret’e giriş, görünürlük artırma, kargo, iade ve fatura süreçleri ile mağaza yönetiminden satış artırmaya e-ticaret stratejileri başlıklarında eğitim aldı. Eğitimlerle işletmelerin dijital kanallarda daha görünür hale gelmeleri, e-ticaret operasyonlarını daha etkin yönetmeleri, satış kapasitelerini artırmaları ve yerel ürünleri çevrimiçi pazarlara daha güçlü şekilde taşıyabilmeleri amaçlandı.</p><p>Proje kapsamında Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay olmak üzere dört ilde gerçekleştirilen eğitimleri tamamlayan KOBİ ve kooperatif temsilcileri e-ticarette daha güçlü yer alarak yerel üreticilerle daha etkin iş birlikleri kurma ve ürünlerini ülke genelinde daha geniş pazarlara taşıma fırsatı bulacaklar.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">4. Trakya Uçurtma Festivali başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/4-trakya-ucurtma-festivali-basliyor-4479/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/4-trakya-ucurtma-festivali-basliyor-4479/</id>
<published><![CDATA[2026-07-16T12:35:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-16T12:35:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_21448B-D762F0-4187EB-E94A2A-9EC384-D1DE3A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yaratıcı Çocuklar Derneği öncülüğünde 2023 yılında başlayan ve kısa sürede uluslararası nitelik kazanan Trakya Uçurtma Festivali, bu yıl T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Tekirdağ Valiliği, T.C. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı ve T.C. Şarköy Belediyesi paydaşlığında, 25-26 Temmuz tarihlerinde Hoşköy sahilinde gerçekleşecek. Çocukları, aileleri, sanatçıları ve farklı kültürleri aynı gökyüzü altında buluşturan festival, uçurtmayı yalnızca bir oyun aracı olarak değil; sanatın, hayal gücünün, özgürlüğün, kültürlerarası diyaloğun ve barışın simgesi olarak ele alıyor.</p><p>Türkiye’de uluslararası uçurtma sanatçılarını düzenli olarak bir araya getiren özgün kültür ve sanat etkinliklerinden biri olan Trakya Uçurtma Festivali; Ana Sponsor VakıfBank, Altın Sponsor WISTA ve Gümüş Sponsor Eti’nin katkılarıyla bu yıl 7 ülkeden 8 takım ve 14 profesyonel uçurtma sanatçısına ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin yanı sıra Danimarka, İngiltere, Almanya, Bulgaristan, Fransa ve İsviçre’den gelecek sanatçılar, farklı teknikler ve özgün tasarımlarla hazırlanan dev uçurtmalarını Hoşköy semalarında uçuracak.&nbsp;</p><p>Çocuklar kendi uçurtmalarını sanatçılarla birlikte yapıp uçuracaklar</p><p>Festivalin çocuk odaklı uçurtma yapım atölyesi programı 24 Temmuz’da başlayacak. 7-15 yaş grubundaki 150 çocuk, ücretsiz katılım sağlayacakları atölyelerde profesyonel uçurtma sanatçılarıyla bir araya gelerek kendi uçurtmalarını yapıp onlarla birlikte uçuracaklar. Uçurtma yapım atölyesine katılan çocuklar katılım sertifikalarını alacaklar.&nbsp;</p><p>Festival 25 Temmuz Cumartesi 14.00’te “Deniz Canlıları” tematik uçuşuyla devam edecek, 20.30'da ise gün batımında LED ışıklı gece uçurtmaların “Gece Uçuşu” gerçekleştirilecek. 26 Temmuz Pazar 14.00'te ise “Kara Canlıları” tematik uçuşu katılımcılarla buluşacak.</p><p>Üç kuşaktan katılımcıyı bir araya getiren festivalde, iki gün boyunca dev sanatsal uçurtma gösterilerinin yanı sıra müzik etkinlikleri ile yiyecek, içecek ve hediyelik eşya stantları da ziyaretçilerle buluşacak.</p><p>“Aynı gökyüzü altında mutlu yaşamak da mümkün”</p><p>Festivale ilişkin değerlendirmede bulunan Yaratıcı Çocuklar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Didem Çapa, Trakya Uçurtma Festivali’nin yalnızca uçurtmaların gökyüzüne yükseldiği bir etkinlik olmadığını, ortak mutluluk ve kültürel diyalog üreten uluslararası bir buluşmaya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:</p><p>“Mutluluk, sahip olunan değil, paylaşıldıkça çoğalan bir duygu. Uçurtma ise bunu görünür kılan en güçlü sembollerden biri. Bir uçurtma yükseldiğinde yalnızca onu uçuran kişi değil, gökyüzüne bakan herkes gülümsüyor. Trakya Uçurtma Festivali’nde çocukların ilk heyecanı, yetişkinlerin çocukluk anıları ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatçıların yaydığı mutluluk aynı gökyüzünde buluşuyor. Bu festival yalnızca bir uçurtma etkinliği değil; sanatın insanlar ve kültürler arasında kurduğu bağın, ortak mutluluğun, kültürel diyaloğun ve barışın gökyüzündeki ifadesi. İnanıyoruz ki, aynı gökyüzü altında mutlu yaşamak da mümkün.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bodrum'da sanat, iyilik ve zarafet buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bodrumda-sanat-iyilik-ve-zarafet-bulustu-3257/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bodrumda-sanat-iyilik-ve-zarafet-bulustu-3257/</id>
<published><![CDATA[2026-07-16T08:27:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-16T08:27:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AE7473-0742A0-FA217A-8D8A70-0E8B61-F33237.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gülşah Çınar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gecede, zarif detaylar ve özenle hazırlanan ambiyans davetlilere keyifli anlar yaşatırken, samimi sohbetler geceye ayrı bir sıcaklık kattı. Şelale Şehnaz Sam’ın sahne performansı ise geceye müzikal bir dokunuş kazandırarak davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.</p><p></p><p>Gecenin en anlamlı bölümlerinden biri ise sanat ve sosyal sorumluluğun buluştuğu özel proje oldu. DG Art Gallery &amp; Project tarafından bağışlanan eserler, gerçekleştirilen açık artırmada sanatseverlerle buluştu. Usta sanatçı Ergin İnan ile çağdaş sanatın önemli isimlerinden Ali Elmacı ve Mesut Ekinci’nin eserleri büyük ilgi görürken, elde edilen gelirler Mehmetçik Vakfı ile hayvanları koruma derneklerine bağışlandı.</p><p></p><p>Sanatın sadece estetik bir değer değil, aynı zamanda dayanışma ve umut için güçlü bir araç olduğunu bir kez daha gözler önüne seren geceye; katkı sağlayan hayırseverler arasında MGallery The Bodrum Hotel’in sahibi Murat Delibalta, Ersan Gülmez ve destek veren davetliler yer aldı.</p><p></p><p>Bu özel buluşma; dostluğun, paylaşmanın, sanatın ve sosyal sorumluluğun iç içe geçtiği, hafızalarda iz bırakan seçkin bir davet olarak öne çıktı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Depolama yatırımlarında zaman yarışı başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/depolama-yatirimlarinda-zaman-yarisi-basladi-8254/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/depolama-yatirimlarinda-zaman-yarisi-basladi-8254/</id>
<published><![CDATA[2026-07-16T08:10:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-16T08:10:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA0B1D-5AF5CC-C3435B-E0086F-38CB5B-D2CC94.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Enerji depolama sektörünün uzun süredir beklediği düzenleme, Resmî Gazete’de yayımlanan 11508 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile hayata geçti. Karar kapsamında, belirlenen teknik özelliklere sahip LFP batarya hücrelerinin ithalatında uygulanan ilave gümrük vergisi yıl sonuna kadar kaldırıldı. Düzenlemenin, batarya hücrelerinin enerji depolama projelerindeki en önemli maliyet kalemlerinden biri olması nedeniyle, yıl sonuna kadar gerçekleştirilecek tedariklerde yatırım maliyetlerini doğrudan etkilemesi bekleniyor. Özellikle geliştirme, finansman ve tedarik süreçleri devam eden projeler açısından oluşan geçici maliyet avantajının, projelerin finansman ve tedarik süreçlerine ivme kazandırması bekleniyor.</p><p></p><p>VERGİ DÜZENLEMESİ FİZİBİLİTELERİ ETKİLEYECEK</p><p></p><p>Enerji depolama yatırımlarının 2025 sonu itibarıyla uygulama ve devreye alma aşamasına geçtiğine dikkat çeken EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı: “Enerji depolama sektörü, kapasite tahsislerinin ve proje geliştirme süreçlerinin ardından yatırımların sahaya indiği önemli bir döneme girdi. LFP batarya hücrelerine uygulanan ilave gümrük vergisinin yıl sonuna kadar kaldırılması, özellikle tedarik ve yatırım planlaması devam eden projeler açısından maliyet avantajı sağlayacaktır. Batarya hücreleri, enerji depolama sistemlerinin maliyetli bileşenleri arasında yer aldığı için bu düzenlemenin yatırım kararlarını hızlandırmasını ve 2027 yılının ilk yarısında tamamlanması planlanan projeleri desteklemesini bekliyoruz. Özellikle de vurgulamak gerekir ki, enerji depolama yatırımları uzun hazırlık ve uygulama süreçleri gerektiren projeler. Dolayısıyla bugün alınacak tedarik kararları, yarın devreye girecek tesislerin maliyet yapısını belirliyor. Bu nedenle yıl sonuna kadar oluşan maliyet avantajı, özellikle yatırım hazırlıkları devam eden projeler açısından önemli bir fırsat sunuyor.” açıklamalarında bulundu.&nbsp;</p><p></p><p>KISA VADELİ TEŞVİK, UZUN VADELİ YERLİLEŞME</p><p></p><p>Düzenlemenin belirli bir süreyle sınırlı olduğuna da dikkat çeken Tutaşı: “Uygulamanın 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli olması, yatırımcıların tedarik, finansman ve lojistik planlarını bu takvime göre hızlandırmasını gerektiriyor. Küresel batarya fiyatlarının gerilediği bir dönemde vergi yükünün de geçici olarak kaldırılması, yılın ikinci yarısında sektörde ciddi bir hareketlilik yaratabilir. Bununla birlikte Türkiye’nin uzun vadeli hedefi yalnızca daha uygun maliyetlerle batarya hücresi ithal etmek değildir. Hücre üretiminden batarya yönetim sistemlerine, enerji yönetim yazılımlarından konteyner ve sistem entegrasyonu çözümlerine kadar uzanan bütüncül bir yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu düzenleme, kısa vadede yatırımların önünü açarken sektöre ölçek, deneyim ve teknik yetkinlik kazandırarak ithalata dayalı yapıdan yüksek yerlilik oranına sahip, sürdürülebilir bir batarya sanayisine geçişte önemli bir basamak oluşturacaktır.”</p><p></p><p>ÇİN KARARI KÜRESEL TEDARİK DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR</p><p></p><p>Küresel batarya pazarında yılın ikinci yarısında önemli bir hareketlilik beklendiğini belirten Tutaşı: “Çin'in batarya ürünlerine yönelik ihracat KDV iadesini yıl sonunda tamamen sonlandıracak olması ve Türkiye'de LFP batarya hücrelerine uygulanan ilave gümrük vergisinin geçici olarak kaldırılması, küresel batarya ticaretinde yılın ikinci yarısını kritik bir tedarik dönemine dönüştürüyor. Bu nedenle önümüzdeki birkaç ay yalnızca fiyat avantajı açısından değil, yatırım kararları ve tedarik stratejilerinin şekillenmesi açısından da belirleyici olacak. Bu dönemin doğru değerlendirilmesi, 2027 yılında devreye alınması planlanan projelerin maliyet yapısını ve rekabet gücünü doğrudan etkileyecektir" dedi.</p><p></p><p>VERGİ AVANTAJI STOK YÖNETİMİ VE ÜRÜN KALİTESİYLE DESTEKLENMELİ</p><p></p><p>Düzenlemeyi değerlendiren EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, vergi avantajının sektör açısından önemli bir fırsat olduğunu ancak sürecin yalnızca maliyet odağında ele alınmaması gerektiğini belirtti. Tutaşı, “Bu fırsatın ihtiyaçların üzerinde hücre ithalatı yaparak aşırı stok oluşturmak şeklinde değerlendirilmemesi gerekiyor. İthalat miktarlarının gerçek üretim planları, kesinleşmiş siparişler ve proje takvimleriyle de uyumlu belirlenmesi büyük önem taşıyor.” dedi.</p><p></p><p>Batarya hücrelerinin hassas ürünler olduğuna dikkat çeken Tutaşı, “Bu hücreler raf ömrü olan bileşenler, dolayısıyla kullanılmasalar dahi zamana ve depolama koşullarına bağlı olarak yaşlanıyor. Üretim tarihi, stok ve taşıma koşulları; hücrenin kapasitesini, verimini, ömrünü ve güvenliğini doğrudan etkileyebiliyor. Dolayısıyla uygun koşullarda yönetilmeyen stoklar, kısa vadede sağlanan maliyet avantajını ilerleyen dönemde performans kaybı, garanti sorunu ve kalite riski olarak karşımıza çıkarabilir.” ifadelerini kullandı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">90'ların efsane şarkısı "Üzülme" yeniden hayat buluyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/90larin-efsane-sarkisi-uzulme-yeniden-hayat-buluyor-5227/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/90larin-efsane-sarkisi-uzulme-yeniden-hayat-buluyor-5227/</id>
<published><![CDATA[2026-07-16T08:09:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-16T08:09:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BAE961-EF529D-EAD367-5316B6-E56673-3F5F2C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Usta sanatçı Ferda Anıl Yarkın ile güçlü sesi ve kendine has yorumuyla dikkat çeken Anıl Alan, unutulmaz şarkıyı ortak bir projede yeniden seslendirdi.</p><p></p><p>1990'lı yıllara damga vuran ve milyonlarca müzikseverin gönlünde özel bir yer edinen ‘Üzülme’, modern düzenlemesiyle hem nostalji tutkunlarına hem de genç kuşağa hitap etmeyi amaçlıyor. Proje, eserin duygusal atmosferini korurken günümüz müzik anlayışına uygun yeni bir sound ile dinleyicilerin karşısına çıkacak.</p><p></p><p>Anıl Alan, güçlü vokali ve başarılı performansıyla Ferda Anıl Yarkın'ın yıllar önce seslendirdiği bu klasik esere farklı bir soluk getirirken, iki sanatçının birlikteliği şimdiden müzik dünyasında merak uyandırdı. Yapılan açıklamada, geçmişin unutulmaz melodisini günümüzün müzikal dokusuyla buluşturan bu özel çalışmanın dinleyicilere hem nostaljik hem de yepyeni bir müzik deneyimi yaşatmasının hedeflendiği belirtildi.</p><p></p><p>Dijital müzik platformlarında çok yakında yayınlanacak olan ‘Üzülme’, Spotify, YouTube Music, Apple Music ve Fizy başta olmak üzere tüm dijital platformlarda müzikseverlerle buluşacak. Yeni düzenlemesi ve iki başarılı sanatçının yorumuyla ‘Üzülme’, 90'ların ruhunu yeniden yaşatmaya hazırlanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sürücü kurslarında yeni dönem başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/surucu-kurslarinda-yeni-donem-basladi-5514/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/surucu-kurslarinda-yeni-donem-basladi-5514/</id>
<published><![CDATA[2026-07-15T10:21:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-15T10:21:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_03D67D-EE386C-51F345-EFD3E3-A50546-1B9770.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ergün Holding’in grup şirketlerinden Pratik Finansman, Bakiyem’le yeni bir iş birliğine imza attı. Hayata geçirilen iş birliğiyle sürücü kursu sektöründe finansmana erişimin kolaylaştırılması hedefleniyor. Dijital finansman altyapısı sayesinde sisteme öğrencinin veya velisinin T.C. kimlik numarası girmesi yetiyor. Özel olarak geliştirilen değerlendirme altyapısı sayesinde kredi başvurusu yaklaşık bir dakika içinde sonuçlanıyor. Böylece örneğin 40 bin TL tutarındaki sürücü kursu ücreti, anında 6 taksite bölünerek ödeme kolaylığı sağlanıyor. Öğrenci eğitim ücretini altı ay boyunca taksitlerle öderken, sürücü kursu ise ödemesini aynı gün peşin olarak tahsil edebiliyor.</p><p>Pratik Finansman Genel Müdürü Güder: “Farklı sektörlerde benzer çözümler geliştirmeye devam edeceğiz”</p><p>İş birliğini değerlendiren Pratik Finansman Genel Müdürü Cenk Güder, sürücü belgesinin artık yalnızca bir ulaşım aracı değil, eğitim ve istihdam fırsatlarına erişimi kolaylaştıran önemli bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi. Son dönemde sürücü kursu ücretlerinde yaşanan artışların, birçok kişi için ehliyet alma sürecini zorlaştırdığını belirten Güder, “Bakiyem ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde sürücü adaylarının eğitim masraflarını daha erişilebilir koşullarda karşılayabilmelerine olanak sağlıyoruz” dedi.&nbsp;</p><p>Geliştirdikleri dijital finansman altyapısı sayesinde kredi değerlendirme sürecinin yalnızca dakikalar içinde tamamlandığının altını çizen Güder, “Hayata geçirdiğimiz sistemle öğrenciler taksitli ödeme avantajından yararlanırken, sürücü kursları da tahsilatlarını peşin olarak alabiliyor. Amacımız, finansmana erişimi kolaylaştırarak hem bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak hem de eğitim sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sürdürülebilir büyümesine katkı sunmak. Önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde benzer çözümler geliştirerek daha fazla kişiyi hızlı, güvenilir ve erişilebilir finansman modelleriyle buluşturmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p><p>Bakiyem CEO’su Yalçın: “Sistemi kısa sürede yaygınlaştırmayı hedefliyoruz”</p><p>Türkiye’de her yıl ortalama 1,5 milyon kişi sürücü belgesi alırken, ehliyet edinme maliyetinin de her geçen yıl arttığına vurgu yapan Bakiyem CEO’su Umut Yalçın, artan maliyetlerin sürücü adayları ve aileleri üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti. Yalçın, “Bu soruna çözüm sunmak amacıyla Pratik Finansman ile iş birliğimizi hayata geçirdik. Uygulamanın Türkiye’nin 81 ilinde faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin 600 sürücü kursunun tamamını kapsayacak şekilde kurguladık. Temmuz ayında devreye aldığımız sistemin kısa sürede yaygınlaşmasını hedefliyoruz” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sosyal medya içerik üreticiliği emekliye ikinci maaş oldu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sosyal-medya-icerik-ureticiligi-emekliye-ikinci-maas-oldu-6264/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sosyal-medya-icerik-ureticiligi-emekliye-ikinci-maas-oldu-6264/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T12:10:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T12:10:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F7C1E1-87E6B4-181192-DC5CB5-BCBC8B-8AB07E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ticaret Bakanlığı tarafından Mayıs 2026'da açıklanan "Türkiye'de E-Ticaretin Görünümü" raporu, 2025 yılında e-ticaret hacminin yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon TL'ye ulaştığını ortaya koyarken, sektörde faaliyet gösteren işletme sayısının da 634 bin 611'e yükseldiğini gösterdi. Özel günlerde yüzde 70'lere varan indirim kampanyaları, hızlı teslimat, taksitli ödeme seçenekleri ile kolay iptal ve iade uygulamaları e-ticareti büyüten en önemli unsurlar arasında yer aldı. Öte yandan kira başta olmak üzere personel, enerji ve ulaşım giderlerinin artmasına paralel olarak, AVM veya cadde üzerindeki mağazalara kıyasla e-ticaret pazaryerlerinde yer almak markalar açısından çok daha cazip ve kârlı hale geldi.</p><p>20 farklı alanda yatırım şart</p><p>Bu avantajları nedeniyle e-ticaret her geçen gün gelişip büyürken, ekosisteme yalnızca şirketler değil, bireysel girişimciler de dahil olmaya başladı. Ancak bireysel girişimcilerin ürettikleri ürünleri e-ticaret pazaryerlerinde satabilmeleri için şirket kurup vergi mükellefi olmalarının yanı sıra; ürün fotoğrafı ve videosu hazırlamaları, tanıtım metinlerini oluşturmaları, kargo süreçlerini yönetmeleri, müşteri yorumları, iptal, iade ve tahsilat operasyonlarıyla ilgilenmeleri gibi yaklaşık 20 farklı alanda yatırım ve organizasyon yapmaları gerekiyor.</p><p>500 bin kişiye yükseldi</p><p>2021 yılında yürürlüğe giren Sosyal Medya İçerik Üreticisi Vergi Muafiyeti sayesinde ise e-Devlet üzerinden Dijital Vergi Dairesi'ne yapılan başvuruyla e-ticaretten yasal çerçevede gelir elde etmek mümkün hale geliyor. Piyasa verilerine göre bugüne kadar 500 bini aşkın kişi sosyal medya içerik üreticisi olmak için başvuru belgesini alırken, bu grup içinde en dikkat çeken kesimlerden birini emekliler oluşturuyor. Global çapta yapılan araştırmalara göre Türkiye, Instagram, Facebook ve YouTube kullanımında Avrupa birincisi konumunda bulunuyor. Bu veriler, e-ticaret faaliyetlerinin sosyal medya platformlarında yoğunlaşmasını sağlarken, ürün tanıtımını da önemli bir gelir kapısına dönüştürdü.</p><p>Ayda 15 bin TL’den başlayan karar</p><p>Günümüzde düşük maaş ve geçim sıkıntısını sık sık dile getiren emekliler, kendileri için kolay, zahmetsiz ve uzaktan yapılabilecek bir iş modeli olarak e-ticarette ürün tanıtımını tercih ediyor. Instagram, TikTok ve YouTube'da e-ticaret kuruluşlarının sattığı ürünlerin tanıtımını yapan emekliler, ayda 15 bin TL'den başlayan kazanç elde edebiliyor.</p><p>2 aylık eğitimle kazanç başlıyor</p><p>2026 yılı itibarıyla çok sayıda emeklinin sosyal medya içerik üreticisi olmak amacıyla düzenlediğimiz eğitim, seminer ve kamplara katıldığını belirten Mağazanolsun CEO'su Yasemin Çil, "En düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğu ülkemizde emekliler, fiziksel olarak yapabilecekleri ek işler arıyor. Bu noktada e-ticaret sitelerindeki ürünleri, zaten günde en az 2-3 saat vakit geçirdikleri sosyal medya platformlarında tanıtarak gelir elde etme imkânı onlar açısından önemli bir ekonomik fırsata dönüşüyor. Başlangıçta 2-3 aylık önemli bir eğitimle kazanç elde etmeye başlayabilen emeklilerimiz, influencer olma konusunda gençlerle yarışıyor. Mağazanolsun ile e-ticarete başlayan ve işi öğrendikten sonra torununa yurt dışı eğitimi için ekonomik destek veren ya da birlikte yaşadığı çocuklarının otomobil hayaline maddi destek sağlayan çok sayıda emeklimiz var." dedi.</p><p>Büyüme yolculuğu sürecek</p><p>Stok yapmadan, ürün aramadan; yalnızca kameralı bir cep telefonu ve sosyal medya hesabıyla ürün tanıtımı yapmanın mümkün olduğunu kaydeden Çil, "Ülkemizde e-ticaretin büyüklüğünün kısa zamanda 7 trilyon TL'ye ulaşması bekleniyor. Sadece üreticiler ve şirketler değil, bireysel girişimciler de ister kendi ürünlerini ister onlara sunduğumuz 200 bini aşkın ürün arasından dilediklerini seçerek tanıtım yapıp gelir elde edebilir. Mağazanolsun, yeni nesil e-ticarette 10'uncu yılını kutlarken bunun mümkün olduğunu; asgari ücretlilerin, öğrencilerin ve emeklilerin e-ticarete başlamasını sağlayarak gösterdi. Aldığımız talepler ve gördüğümüz ilgi, Türkiye'de e-ticaretin önce ek gelir, ardından da ana iş olarak görülmeye başlandığını gösteriyor. Aylık kazanç sağlayan kişiler, 'E-ticaret ile daha fazla kazanabilirim.' diyerek daha büyük hayaller kuruyor. Biz de ürünlerimiz, eğitimlerimiz ve kamplarımızla onların yanında olarak Türkiye ekonomisinin büyüme yolculuğuna eşlik ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Üretimi ve istihdamı destekleyen politikaları sürdüreceğiz"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/uretimi-ve-istihdami-destekleyen-politikalari-surdurecegiz-2316/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/uretimi-ve-istihdami-destekleyen-politikalari-surdurecegiz-2316/</id>
<published><![CDATA[2026-07-14T11:29:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-07-14T11:29:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F9A714-3B54F2-0DEE80-DFA63D-D48E0B-27F59E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şimşek, NSosyal'deki hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan programa ilişkin değerlendirmede bulundu.</p><p></p><p>Reel sektörün finansmana erişimini güçlendirmeye yönelik paketle "Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi"nin büyüklüğünü 750 milyar liraya çıkarırken imalat sanayisine 250 milyar lira yeni kredi desteği sağlayacaklarına dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Böylece devam eden programlarla birlikte yatırım ve işletme sermayesi için toplam 1 trilyon lira uygun koşullu finansman imkanı sunuyoruz. Üretim kapasitemizi, rekabet gücümüzü ve istihdamı destekleyen politikalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>