<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/modules/blog/atom.php?cid=55" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-55</id>
<title type="text">Analiz Gazetesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/" />
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<updated>2026-05-12T02:32:44+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Demet Özdemir Cannes kırmızı halısında yer alacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/demet-ozdemir-cannes-kirmizi-halisinda-yer-alacak-6431/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/demet-ozdemir-cannes-kirmizi-halisinda-yer-alacak-6431/</id>
<published><![CDATA[2026-05-12T02:32:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-12T02:32:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4FA628-921E33-CC83DD-2D65A9-B074D5-4ECB7D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin lider online moda platformlarından Trendyolmilla, modadaki gücünü sınır ötesine taşımaya hazırlanıyor. Bu girişim ile markanın yeni yüzü sevilen oyuncu Demet Özdemir, Trendyolmilla’nın couture yaklaşımını yansıtan özel tasarım elbisesiyle Cannes kırmızı halısında yer alacak.</p><p>Cannes’daki bu temsil için büyük bir heyecan duyduğunu belirten ünlü oyuncu Demet Özdemir, “Cannes’da Trendyolmilla ile birlikte olmak benim için çok heyecan verici. Provalarımızın son aşamasındayız; her detay üzerinde büyük bir özenle çalışıyoruz. Bu özel tasarımı ilk kez orada giyecek olmak ve bu güzel hazırlık sürecinin içinde yer almak çok keyifli” dedi.</p><p>Cannes’a özel tasarım süreci</p><p>Trendyolmilla, Demet Özdemir’in Cannes kırımızı halısı için tercih ettiği iki kırmızı halı görünümünü özel olarak tasarladı. Haftalar süren yoğun bir hazırlık süreci ile tasarım ekibi tarafından hazırlanan tasarımlar; güçlü siluetleri, pelerin ve tüy detayları, İtalyan krep ve saten krep kumaş kullanımıyla öne çıktı. Demet Özdemir’in stilini Trendyolmilla’nın yaratıcı vizyonuyla buluşturan bu özel tasarımlar, markanın global moda sahnesindeki tasarım iddiasını görünür kılacak.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Serdar Şencan'dan</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/serdar-sencandan-renklere-ozgurluk-sergisi-acildi-9587/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/serdar-sencandan-renklere-ozgurluk-sergisi-acildi-9587/</id>
<published><![CDATA[2026-05-12T02:11:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-12T02:11:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FBAE59-24C221-9BCA2C-246471-69F086-34EECF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>9 Mayıs 2026 tarihinde sanatseverlerle buluşacak sergi, sanatçının son dönem üretimlerinden oluşan özel bir seçkiyi bir araya getiriyor. Sergi, 22 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.</p><p>Toplumsal hafızaya, politik dile ve gündelik yaşamın absürt yanlarına mizah üzerinden yaklaşan Serdar Şencan, resimlerinde ironiyi güçlü bir anlatım biçimine dönüştürüyor. Sanatçının karakteristik üslubunu oluşturan karikatürize figürler, abartılı yüz ifadeleri ve grotesk beden hareketleri; kimi zaman politikacıları, kimi zaman popüler kültür ikonlarını, kimi zaman ise gündelik yaşamın sıradan karakterlerini sahneye taşıyor.</p><p>Şencan’ın eserlerinde öne çıkan bu bilinçli abartı, yalnızca görsel bir mizah dili yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda toplumsal adaletsizlikler, yozlaşma ve modern yaşamın çelişkileri üzerine düşündüren güçlü bir eleştirel alan açıyor. Sanatçı, plastik sanatların ifade olanaklarını kullanarak izleyiciyi hem tebessüm ettiren hem de sorgulamaya davet eden bir yüzleşmenin içine çekiyor.</p><p>Renklerin enerjisini özgür bir anlatım diliyle buluşturan “Renklere Özgürlük”, çağdaş sanatın eleştirel damarını mizahın dönüştürücü gücüyle bir araya getirirken, izleyiciye çarpıcı ve çok katmanlı bir görsel deneyim sunmayı hedefliyor.</p><p>Evrim Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek sergi, 22 Mayıs 2026 tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">17. Uluslararası Opera ve Bale Festivali başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/17-uluslararasi-opera-ve-bale-festivali-basliyor-167/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/17-uluslararasi-opera-ve-bale-festivali-basliyor-167/</id>
<published><![CDATA[2026-05-11T15:07:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-11T15:07:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AAE9DB-CD3326-19EFD7-1D580F-DF7B7B-36E679.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>21 Mayıs 2026’da, AKM Türk Telekom Opera Sahnesi'nde festivalin açılış eseri "Lucia Di Lammermoor" operası İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek.</p><p></p><p>İtalyan romantik operasının başyapıtlarından "Lucia di Lammermoor" operası ile açılışı gerçekleştirilecek festivalde İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, orkestrası, korosu ve bale topluluğu muhteşem bir prömiyere damga vuracak. 23 ve 30 Mayıs Cumartesi günleri de seyirci ile buluşacak olan eser, festivalin konuklarından dünyaca ünlü rejisör Jean-Louis Grinda tarafından sahneye konuluyor.</p><p></p><p>Librettosu Sir Walter Scott'un "Lammermoor Gelini" adlı romanından hareketle Salvadore Cammarano'ya ait eser; orkestra şefleri Antonio Pirolli ve Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ile koro şefi Paolo Villa yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu eşliğinde sahnede olacak. Eser, İskoçya'nın sisli ve kasvetli atmosferinde geçen ve düşman aileler arasında sıkışmış genç bir kadın olan Lucia'nın trajik aşk hikâyesini konu alıyor.</p><p></p><p>•	GÜNÜMÜZE UYARLANAN DİSTOPİK BİR YORUM: "PİNOKYO.EXE"&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p><p></p><p>22 ve 24 Mayıs’da 2026, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde "Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla" adlı modern dans eseri festivalin çarpıcı eserlerinden biri olarak sahnede olacak.</p><p></p><p>Carlo Collodi'nin ünlü klasik hikâyesinin teknolojik, gölgeli ve çağdaş bir dünyada yeniden kurgulandığı eser, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu (MDTİst) tarafından sahneleniyor. Yalnız günlerini eski bir televizyonun karşısında geçiren yaşlı bir adam ile ona getirilen gizemli "sentetik çocuk" arasında doğan beklenmedik bağ, bambaşka bir evrenin kapılarını aralıyor. Devreler ve kodlanmış anılarla yaratılan bu yeni Pinokyo, durağan yaşam ritmini bozarak hem şiirsel hem de tedirginlik uyandıran bir dönüşüm yaratıyor. Koreograf Erica Silgoner'in sahneye koyduğu eserde, müzik tasarımı Murat Gökçe Özücoşkun'a, ait.</p><p></p><p>•	FESTİVALDE İKİ GÜN GENÇ BALE SANATÇILARINA AYRILDI&nbsp;</p><p></p><p>7. istanbul uluslararası bale yarışması final gecesi, ödül töreni ve gala gecesi festival kapsamında izlenebilecek. Uluslararası bale dünyası tarafından yakından takip edilen ve bu yıl 28 Mayıs - 1 Haziran 2026 tarihlerinde 7. kez yıldızlarını arayan yarışmanın Final Gecesi, Ödül Töreni ve Gala Gecesi'nde tüm madalya kazanan dansçıların ve konuk yıldız sanatçıların performansları ile muhteşem bir bale şöleni seyirciyi bekliyor.</p><p></p><p>Gecede, genç dansçıların performanslarının yanı sıra, dünya sahnelerinde dans etmiş duayen yıldız dansçılar Efe Burak (Béjart Balesi Baş Dansçısı), Anna Tsygankova (Hollanda Ulusal Balesi Baş Dansçısı), Giorgi Potskhishvili (Hollanda Ulusal Balesi Baş Dansçısı), Maria Kochetkova (Uluslararası Konuk Sanatçı) ve Daniil Simkin (Uluslararası Konuk Sanatçı) performansları ile sahnede olacak.</p><p></p><p>•	ANTİK DÜNYANIN ALTIN ÇAĞLARINDA KADINLAR SAHNEDE OLACAK</p><p></p><p>1 Haziran’da"Altın Çağın Kadınları" adlı barok konser, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde sahnelenecek.</p><p></p><p>Festivalin konuk orkestra şefi Giulio Prandi ve klavsende Paolo Villa eşliğinde solistler: sahnede olacak. Homeros'un destanlarında yankılanan sesler, Sappho'nun şiirlerinde dile gelen tutku, tragedyalarda sahneye çıkan kadın karakterler; insanlığın ortak hafızasında silinmez izler yaşam bulacak.</p><p></p><p>•	GENÇ YETENEKLER SEYİRCİ İLE BULUŞUYOR</p><p></p><p>2 Haziran’da, AKM Tiyatro Salonu'nda sahnelenecek "Opera Studio Sezon Finali" konseri, yıl boyu aldıkları eğitim ve sahne deneyimlerinin bir derlemesini paylaşmaya hazırlanan genç yetenekleri festival seyircileri ile buluşturacak.</p><p></p><p>İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 2025-2026 sanat sezonunda hayata geçirilen ve Sedat-Güzin Gürel Sanat ve Bilim Vakfı iş birliği ile genç opera şarkıcılarının kendi alanlarında yetkin isimler ile bir araya getirilerek birçok konuda eğitim almalarına ve kendilerini geliştirmelerine olanak sağlayan "Opera Studio İstanbul Projesi Genç Yetenekleri" solistleri sahnede olacak.</p><p></p><p>•	ZAMANSIZ AŞKIN DANSI! "KUĞU GÖLÜ" BALENİN ZARAFETİNİ AKM'YE TAŞIYACAK</p><p></p><p>3 ve 10 Haziran’da, AKM Türk Telekom Opera Sahnesi'nde sahnelenecek "Kuğu Gölü" balesi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından ünlü koreograf Ricardo Amarante'nin prodüksiyonu ile sahnelenecek.</p><p></p><p>Marius Petipa ve Lev Ivanov'un koreografisinden esinlenerek festivalin konuk koreografı Ricardo Amarante tarafından sahneye taşınan eserde, göl kenarında lanetlenmiş bir prensesin kader ve aşk arasındaki dramatik yolculuğu muhteşem müzik, etkileyici koreografi ve görsel anlatımla sahneye taşınacak. İbrahim Yazıcı yönetiminde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nın eşliğinde büyüleyici bir aşk hikâyesinin anlatıldığı ve adeta bir bale şölenine dönüşüyor.</p><p></p><p>•	DOĞU'NUN GİZEMLİ RÜZGÂRI BATI'NIN NOTALARIYLA BULUŞUYOR&hellip; "SULEIKA LIED AKŞAMI"&nbsp;</p><p></p><p>3 Haziran’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde Goethe'nin "Doğu-Batı Divanı"nda ölümsüzleştirdiği Suleika'nın zarif karakteri, Romantik dönemin en güzel liedlerinin seslendirileceği “Suleika Lied Akşamı” konseri ile hayat bulacak.</p><p></p><p>Ünlü bestecilerin notalarında, piyanoda Ahmet Sait Karabulut eşliğinde yeniden canlanan bu eserler, festivalin konuğu solist soprano Carolina Ullrich ile izleyiciyi edebiyat ile müziğin büyülü uyumunda bir Lied Akşamı'na davet ediyor.</p><p></p><p>•	"KIZ DOĞDU / III" VE "HİÇ KUŞ YOK" MODERN DANS ESERLERİ SAHNELENECEK</p><p></p><p>4 Haziran’da, AKM Tiyatro Salonu'nda, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans İstanbul Topluluğu (MDTİst) tarafından sahnelenecek "Kız Doğdu / III" ile ilk kez festival kapsamında izlenebilecek "Hiç Kuş Yok" ile festival devam ediyor.</p><p></p><p>Müzikleri Ah! Kosmos'a ait, konsept ve koreografisi Aslı Öztürk imzası taşıyan ve doğumu hüzünle özdeşleştirilen tüm kadınlara ithafen oluşturulan "Kız Doğdu / III" eserinden sonra gecenin diğer performansı olan "Hiç Kuş Yok", 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali kapsamında dünya prömiyerini yapacak. Eser koreografisi Ferhat Güneş, müzik ve ses tasarımı Özge Arslan’a ait.</p><p></p><p>•	&nbsp; BİR BAŞYAPIT İLE İKİ GECE SANAT ŞÖLENİ YAŞANACAK&hellip; “LA TRAVIATA”</p><p></p><p>5 ve 6 Haziran’da, AKM Türk Telekom Opera Sahnesi'nde İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile festivalin konukları Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu Sanatçıları muhteşem bir başyapıt olan "La Traviata" operasını sahneleyecek.</p><p></p><p>Francesco Maria Piave'nin yazdığı libretto, Alexandre Dumas'nın (oğul) romanının özünü kusursuz bir şekilde sahneye taşımaktadır. Verdi'nin müziği bu hikâyeye evrensel bir ruh kazandırırken; Violetta'nın melankolisi, Alfredo'nun tutkusu ve Germont ailesinin toplumsal baskıları her biri ayrı ayrı müzikal olarak canlandırılmakta, her notada ve her melodide karakterlerin yaşadığı duygusal fırtınalar gözler önüne serilmektedir. Eserin rejisi ve dramaturjisi Recep Ayyılmaz'a ait.</p><p></p><p>Orkestra şefleri Eyyub Quliyev ile Zdravko Lazarov'un dönüşümlü yönetimlerindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ile koro şefi Paolo Villa yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu eşliğinde dönüşümlü olarak "Violetta Valery" rollerinde Inara Babayeva ve Evren Işık Yasemin, "Alfredo Germont" rollerinde Mert Süngü ve Ramil Qasimov, " sahnede olacak.</p><p></p><p>•	ÇOCUKLARA ÖZEL BİR ESER&hellip; "KÜÇÜK PRENS" DÜNYA PRÖMİYERİNİ YAPACAK</p><p></p><p>6 ve 10 Haziran’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde, “Küçük Prens” çocuk oyunu İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından ilk kez festivalin minik seyircilerine özel sahnelenecek. İki gün, dört temsil ile çocuklara hayal kurmanın yanı sıra sorumluluğu, dostluğu, sadakati ve sevmenin anlamını da anlatacak "Küçük Prens" eseri, orkestra şefi Ahmet Sait Karabulut yönetiminde, Şahan Gürkan rejisiyle sahnelenecek.</p><p></p><p>•	GECENİN EN KARANLIK ANINDA BELİREN İLK IŞIKLAR: "AURORA"&nbsp;</p><p></p><p>8 Haziran’da AKM Türk Telekom Opera Sahnesi'nde Devlet Çok Sesli Korosu ile İstanbul Devlet Opera ve Balesi ortak konseri “Aurora” konseri seslendirilecek.</p><p></p><p>En karanlık anın ardından doğan ilk ışık AURORA; bize en çok ihtiyacımız olduğu anda bizi bize anlatır. İsveçli kadınların deniz aşırı sevdiklerine fısıldadığı şarkılar akm opera sahnesinde aurora konseri ile hayat bulacak.Koro şefi Burak Onur Erdem yönetiminde Devlet Çok Sesli Korosu ile Devlet Opera ve Balesi orkestra sanatçıları sahnede olacak.</p><p></p><p>•	FESTİVAL KAPANIŞI "SARAYDAN KIZ KAÇIRMA" OPERASI İLE YAPILACAK</p><p></p><p>8 ve 9 Haziran’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Wolfgang Amadeus Mozart'ın ünlü operası "Saraydan Kız Kaçırma" sahnelenerek kapanış eseri olarak sanatseverlerle buluşturulacak. Orkestra şefi Zdravko Lazarov yönetiminde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve koro şefi Paolo Villa yönetiminde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu ve DOB solistleri ile sahneleniyor.</p><p></p><p>Kahramanlık, aşk, özgürlük ve onur gibi evrensel temaları işlerken dönemin sosyal sınıf yapıları ve harem kültürü hakkında da önemli izlenimler sunan eser, Caner Akın rejisi ve Tan Sağtürk koreografisi ile sahneleniyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">100 bin kişilik konser ekonomisi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/100-bin-kisilik-konser-ekonomisi-8676/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/100-bin-kisilik-konser-ekonomisi-8676/</id>
<published><![CDATA[2026-05-08T10:16:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-08T10:16:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9556EC-C18D70-8F026A-BA6EE8-A7168C-78ED22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kanye West’in İstanbul konseri için geri sayım sürerken, organizasyona yönelik uluslararası talep dikkat çekici seviyelere ulaşmış durumda. Rusya, Kazakistan, Birleşik Krallık, Almanya, ABD ve Polonya başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan yoğun ilgi görülüyor.</p><p>Organizasyonu gerçekleştiren ILS Vision’ın kurucusu Erdem Karahan’ın paylaştığı güncel verilere göre; resmi satışlar ve rezervasyonlar dahil olmak üzere şu ana kadar 75.000 bilet satışı gerçekleşti. Konser tarihi yaklaştıkça talebin ivmelenmesiyle birlikte toplam satışların 110 binin üzerine çıkması, şehirde halihazırda bulunan turistlerin de katılımıyla birlikte ise 115 bin seviyesinin aşılması öngörülüyor.</p><p>Karahan, bu konserin Türkiye için önemli bir ekonomik değer yaratacağına dikkat çekerek, organizasyonun ölçeğine vurgu yaptı:</p><p>“Bu konser aynı zamanda Kanye West’in Avrupa turnesinin başlangıcı olacak. Avrupa’daki stadyum kapasiteleri ortalama 40-50 bin seviyesindeyken, Atatürk Olimpiyat Stadı’nın 100 binin üzerindeki kapasitesi sanatçı için benzersiz bir ölçek sunuyor. Bu da hem sanatçının kariyerinde hem de organizasyon ölçeğinde yeni bir rekor potansiyeli anlamına geliyor. Yurt dışından gelecek ziyaretçilerin konaklama, ulaşım ve yeme-içme harcamalarıyla birlikte etkinliğin ülkemize 50-100 milyon dolar arasında yan gelir sağlamasını bekliyoruz.”</p><p>Sektör değerlendirmeleri, bu ölçekteki organizasyonların yalnızca doğrudan gelirlerle sınırlı kalmadığını; tedarik zinciri, yerel işletmeler ve hizmet sağlayıcılar üzerinden genişleyen çok katmanlı bir ekonomik etki yarattığını ortaya koyuyor. Kısa vadeli turizm hareketliliği, çarpan etkisiyle daha geniş bir ekonomik hacme dönüşme potansiyeli taşıyor.</p><p>150 Milyon TL’lik Prodüksiyon</p><p>Dev organizasyonun, en az 150 milyon TL değerinde sahne, ışık ve teknik ekipman yatırımıyla Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük prodüksiyonlardan biri olması bekleniyor.</p><p>Daha önce SoFi Stadium’da kullanılan küre sahne sisteminin İstanbul’a getirileceğini belirten Karahan, yaklaşık 40 tır ekipman ve yüzlerce kişilik ekiple sahnenin 10 gün içinde kurulacağını ifade etti. Konserde 360 derece ses sistemi, lazer ve drone şovları yer alacak. Yaklaşık bin drone ile gerçekleştirilecek görsel şovun yanı sıra, Taylor Swift konserlerinde kullanılan 100 bin ışıklı bileklik uygulamasının da hayata geçirilmesi planlanıyor.</p><p>İngiliz Talebinde “Stadyum Etkisi”</p><p>İstanbul’daki konsere Avrupalı müzikseverler yoğun ilgi gösterirken, özellikle İngiliz izleyicilerin Atatürk Olimpiyat Stadyumu’na özel bir bağ geliştirdiği görülüyor.</p><p>Bu ilginin temelinde, Liverpool FC’nin 2005 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali ve Manchester City’nin 2023 final zaferi gibi tarihi başarılar yer alıyor. Bu bağlamda stadyum, İngilizler için sembolik bir “uğurlu mekân” niteliği taşıyor.</p><p>Ulaşım tarafında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ek seferler planlanırken, organizasyonun geniş kitlelere hitap edecek şekilde kurgulandığı belirtiliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Aydın'da Kültür Yolu Festivali ekonomiyi hareketlendirdi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/aydinda-kultur-yolu-festivali-ekonomiyi-hareketlendirdi-2317/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/aydinda-kultur-yolu-festivali-ekonomiyi-hareketlendirdi-2317/</id>
<published><![CDATA[2026-05-07T02:36:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-07T02:36:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_562FB0-3F3243-FA6846-76912D-41D5CD-11D3E8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Menderes Havzası’nın bereketli topraklarında köklü tarihi ve zengin mutfak kültürüyle öne çıkan Aydın, gastronomi birikimini Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında ziyaretçilerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2–10 Mayıs tarihleri arasında ilk kez düzenlenen Aydın Kültür Yolu Festivali, kente yalnızca kültürel değil; turizm ve ekonomi açısından da güçlü bir hareketlilik kazandırdı. Festival süresince şehir genelinde artan ziyaretçi trafiği, restoran, kafe ve yerel işletmelerde yoğunluk oluşturdu.</p><p>42 LEZZET NOKTASIYLA AYDIN MUTFAĞI VİTRİNE ÇIKTI</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, TGA (Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı) tarafından geliştirilen “Lezzet Noktası” projesi kapsamında Aydın’ın köklü mutfak mirasını ve güncel gastronomi kültürünü temsil eden seçkin restoranlar danışma kurulu tarafından listelendi ve şehrin lezzet kimliği görünür hale getirildi. Festival kapsamında oluşturulan lezzet rotasında yer alan 42 Lezzet Noktası, Aydın’ın zengin gastronomi birikimini yansıtarak ziyaretçilere kapsamlı bir keşif imkanı sundu. Gastronominin kültürel deneyimin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıldığı proje, ziyaretçilere Aydın’ı yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, mutfağıyla da deneyimleme fırsatı sağladı. Aydın Kültür Yolu Festivali’nin ev sahibi şef Ahmet Güzelyağdöken, yerel ve geleneksel üretim anlayışını esas alan Ege mutfağı yaklaşımıyla kentin gastronomi mirasını öne çıkardı.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>GASTRONOMİYE YOĞUN İLGİ</p><p>Zeytin ve zeytinyağının merkezde olduğu mutfak kültürü; coğrafi işaretli Aydın inciri ve zengin ot çeşitliliğiyle birleşerek ziyaretçilere özgün bir lezzet deneyimi sundu. Paşa böreği, keşkek, tahinli pide,&nbsp;</p><p>Çine köftesi ve zeytinyağlılar lezzet noktalarında yer alan restoranlarda öne çıkan tatlar arasında yer aldı. Lezzet Noktası seçkisinde yer alan işletmeler, uygulamanın hem görünürlük hem de ekonomik katkı açısından önemli bir değer oluşturduğunu ifade etti. Aydın mutfağının köklü geleneğini yaşatan işletmeler, festivalle birlikte ziyaretçi sayısında belirgin artış yaşandığını, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen misafirlerin yöresel lezzetlere yoğun ilgi gösterdiğini aktardı. Seçkide yer almanın önemli bir prestij sağladığını vurgulayan işletmeler, bu sayede yerel mutfak mirasının daha geniş kitlelere ulaştırıldığını belirtti.</p><p>ESNAF MEMNUN: SATIŞLARDA YÜZDE 50’YE VARAN ARTIŞ</p><p>Tarihi Sarıoğlu Lokantası işletme sahibi Mustafa Sarıoğlu, festivalin Aydın’a çok yönlü katkı sağladığını belirterek, “Kültür Yolu Festivali’nin şehrimize çok faydalı olacağına inandık. Aydın mutfağı; keşkek, yuvarlama, paşa böreği, kabak tatlısı ve zeytinyağlı ot yemekleri gibi çok zengin bir çeşitliliğe sahipti. İncir ve zeytin başta olmak üzere birçok yerel ürünümüzü işletmelerimizde kullandık. Festival sayesinde bu lezzetleri daha geniş kitlelere tanıtma imkanı bulduk. Şehrimize gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin artmasıyla birlikte hem esnafımız hem de gastronomi sektörü için önemli bir canlılık oluştu” dedi.</p><p>Keşkekçi Hülya işletme sahibi Hülya Aydın ise festivalle birlikte özellikle şehir dışından gelen ziyaretçi sayısında artış yaşandığını belirterek, “Aydın’a daha önce gelmeyen misafirlerin merakıyla birlikte ciddi bir ziyaretçi artışı yaşadık. Keşkek, yuvarlama ve paşa böreği gibi yöresel yemeklerimize yoğun ilgi oldu. Hem maddi hem manevi anlamda çok güzel geri dönüşler aldık. Aydın mutfağında çok bilinmeyen ancak oldukça değerli lezzetler festival sayesinde daha fazla tanınır hale geldi” ifadelerini kullandı.</p><p>Helvacıoğlu Dondurma işletmecisi Batuhan Ulutürk ise festivalin ekonomik etkisine dikkat çekerek, “Kültür Yolu Festivali şehrimiz için çok büyük bir artı sağladı. Festivalin başlamasıyla birlikte işlerimizde ciddi bir artış yaşandı; satışlarımızda en az yüzde 50 oranında yükseliş oldu. Şehir dışından gelen ve Aydın mutfağını bilmeyen ziyaretçilere ulaşma konusunda festival çok etkili oldu” dedi. Ulutürk, geleneksel Dalama dondurmasının yanı sıra incir ve ceviz gibi yerel ürünlerle hazırlanan çeşitlerin de yoğun ilgi gördüğünü belirtti.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>İmrem Lokantası işletmecisi Hüseyin Eser de festival sayesinde hem şehir içinden hem şehir dışından gelen ziyaretçi sayısında artış yaşandığını ifade ederek, bunun işletmelere doğrudan olumlu yansıdığını dile getirdi.</p><p>SÜRDÜRÜLEBİLİR GASTRONOMİ VE YEREL EKONOMİYE KATKI</p><p>Lezzet Noktası uygulaması, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında hayata geçirilen önemli yeniliklerden biri olarak şehirlerin gastronomi zenginliğini görünür kılmayı hedefledi. Seçkide yer alan işletmeler, yalnızca festival süresince değil, yıl boyunca dijital platformlar üzerinden ziyaretçilere rehberlik edecek şekilde konumlandırıldı.</p><p>Aydın genelinde belirlenen 40 Lezzet Noktası, kentin gastronomi kimliğini yansıtan güçlü bir rota oluştururken; festival süresince yaşanan yoğun ilgi ve ziyaretçi artışı, Aydın’ın kültürel ve turistik cazibesini güçlendirdi; yerel ekonomiye sağlanan katkıyı net biçimde ortaya koydu.</p><p>“Lezzet Noktası” projesi ile kentin köklü mutfak mirasının daha geniş kitlelere ulaşması hedeflenirken, yerli ve yabancı ziyaretçi sayısındaki artışın bu etkiyi kalıcı hale getirmesi öngörülüyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bulvar 216'da İnteraktif Tiyatro Deneyimi: Klişe</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bulvar-216da-interaktif-tiyatro-deneyimi-klise-6790/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bulvar-216da-interaktif-tiyatro-deneyimi-klise-6790/</id>
<published><![CDATA[2026-05-07T02:04:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-07T02:04:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_ACD2A5-64D0C8-BE7EB1-A3614B-145C16-AE0DFF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bulvar 216, tiyatroseverleri sıra dışı bir tiyatro oyunu olan Klişe ile buluşturuyor. 21 Mayıs akşamı saat 21.00'de Donkey Pub'da sahnelenecek Klişe, izleyicilere oyuna dahil olabilecekleri interaktif bir tiyatro deneyimi sunuyor. Kulüp FGR tarafından sahneye konulan “Klişe”, ilişkiler üzerine kurulu tanıdık kalıpları mizah ve gizemle harmanlıyor. Oyun, seyirci ile sahne arasındaki sınırı ortadan kaldırarak izleyicileri hikâyenin aktif bir parçası haline getiriyor.</p><p></p><p>Kontrollü doğaçlama ve seyirci etkileşimi üzerine kurulu yapısıyla dikkat çeken oyunda, akış oyuncular tarafından yönlendirilirken katılımcılar da sürece dahil oluyor. Klişelerle başlayan hikâye, gece boyunca gelişen olaylarla farklı bir noktaya taşınıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bulvar 216, iş çıkışı buluşmalarından hafta sonu planlarına kadar günün her anında tercih edilen bir şehir noktası olarak konumlanıyor. Gastronomi, sosyalleşme ve deneyim odaklı yaklaşımıyla Bulvar 216, şehir hayatının akışına dahil olan bir buluşma kültürü yaratıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hastalığın görünmeyen etkileri lif sanatına dönüşüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hastaligin-gorunmeyen-etkileri-lif-sanatina-donusuyor-8336/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hastaligin-gorunmeyen-etkileri-lif-sanatina-donusuyor-8336/</id>
<published><![CDATA[2026-05-06T02:02:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-06T02:02:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_698F1C-F62353-4549C7-53CA95-8BF157-DF48E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Atopik dermatit, yalnızca cilt bulgularıyla sınırlı kalmayıp uyku düzeninden psikolojik iyi oluşa ve günlük yaşam aktivitelerine kadar birçok alanı etkileyerek hastalar üzerinde önemli bir yaşam kalitesi yükü oluşturuyor.¹ AbbVie Türkiye ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil ve Moda Bölümü, “Cildimdeki Hikâye” yarışması ile atopik dermatit farkındalığını güçlendirmek için hastalığın bu çok katmanlı etkilerinin sanatın anlatım gücüyle görünür ve ifade edilebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında öğrenciler, atopik dermatitin hastalarda yarattığı deneyimleri sanatın diliyle yorumlayarak özgün eserlere dönüştürecek.</p><p></p><p>Yarışma yolculuğu gerçek hikâyelerle başladı</p><p></p><p>Öğrencilerin atopik dermatit farkındalığı için çıktığı yarışma yolculuğunun ilk adımı olan toplantıda AbbVie yöneticileri, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Demet Kartal ve Alerji ile Yaşam Derneği Başkanı Özlem Ceylan öğrencilerle hastalığa dair kapsamlı bilgiler paylaştı. Atopik dermatit ile yaşayan bireylerin paylaştığı gerçek deneyimler ve bir hasta yakınının aktardığı bakım süreci, öğrenciler için hastalığın günlük yaşamdaki etkilerini daha görünür ve anlaşılır kıldı.</p><p></p><p>Bilgilendirme toplantısının ardından öğrenciler önerecekleri çalışmalarına ait açıklamaları, eskizlerini ve maketlerini içeren dosyalarını jürinin ön eleme yapabilesi için organizasyona teslim edecek. Ön eleme sonucunda finale kalan çalışmalar eser sahibi öğrenciler tarafından uygulanarak final değerlendirmesi için organizasyona iletilecek. Finale kalanlar arasından jüri değerlendirmesi ile derece alanlar belirlenerek ödül töreni ile açıklanacak.</p><p></p><p>Yarışma hakkında bilgi veren AbbVie Türkiye Kurumsal İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörü Feyza Yılmaz Mutlu, “AbbVie olarak terapötik alanlarımızda hastalık farkındalığını artırmaya yönelik pek çok çalışma yürütüyoruz. Cildimdeki Hikâye Yarışması, bu alanda bizi en çok heyecanlandıran iş birliklerinden biri. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğiyle, atopik dermatit ile yaşayan bireylerin deneyimlerini daha görünür kılmayı ve toplumda kalıcı bir farkındalık yaratmayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p><p></p><p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Kemal Can da “AbbVie ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sosyal sorumluluk bağlamında sanatsal anlatım diliyle öğrencilerimizin üretim yapmalarını desteklerken atopik dermatitin görünmeyen deneyimlerini anlamaya ve görünür kılmaya odaklanan ilham verici bir süreç sunuyor. Bu iş birliğinden büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Candela Concert büyüleyici atmosferini türkiye turnesine taşıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/candela-concert-buyuleyici-atmosferini-turkiye-turnesine-tasiyor--837/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/candela-concert-buyuleyici-atmosferini-turkiye-turnesine-tasiyor--837/</id>
<published><![CDATA[2026-05-05T02:59:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-05T02:59:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_48A967-93E495-56998A-F6C41C-03D2BD-8F1472.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yüzlerce mumun büyüleyici atmosferini Beyoğlu Kastel Candela Sahne’nin tarihi dokusuyla birleştiren Candela Concert; çocuk etkinliklerinden klasik müziğe, yerel ezgilerden caz makamlarına kadar geniş bir yelpazede, herkese hitap eden zengin ve benzersiz bir deneyim sunuyor.</p><p>Müziği sadece işitsel bir şölen olmaktan çıkarıp disiplinlerarası bir deneyime dönüştüren Candela Concert, Türkiye turnesine çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde yoğun ilgi gören çocuk odaklı projelerini de sanatseverlerle buluşturan organizasyon; farklı projeleri profesyonel sanatçı sahneleriyle aynı nitelikli platformda buluşturarak sanatsal standartlarını her yaş grubuna taşıyor.</p><p>Sanat severlerden tam not alan bu deneyim İstanbul’un ardından Ankara, İzmir, Urfa, Diyarbakır, Kayseri ve Konya başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde sahne almak için Türkiye turnesine çıkıyor. Her şehirde o bölgenin kültürel dokusuna uygun mekanlarda düzenlenecek konserler, farklı deneyim yaşamak isteyenler için iyi bir alternatif olmaya hazırlanıyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Genç Yetenek Sena Şener, etkileyici performansıyla Sivas, Van, Erzurum ve Diyarbakır’da</p><p></p><p>Yeni nesil alternatif müziğin öne çıkan isimlerinden Sena Şener, Candela Concert ile birlikte Sivas, Van, Erzurum ve Diyarbakır’da sevenleriyle buluşacak. Güçlü sesi ve özgün yorumuyla dinleyicilere etkileyici bir müzik seyri yaşatan Sena Şener, Candela’nın eşsiz sahnesinde sesiyle seyirciyi büyüleyecek.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dönüşümün ve yeniden başlangıcın romanı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/donusumun-ve-yeniden-baslangicin-romani-8196/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/donusumun-ve-yeniden-baslangicin-romani-8196/</id>
<published><![CDATA[2026-05-05T02:36:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-05T02:36:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C6A75F-EA3E40-42E169-202F7B-26A46E-241ED6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gerçek yaşam deneyimlerinden ilham alan eser; hayatın en zor kırılma anlarında bile dönüşmenin, güçlenmenin ve yeniden başlamanın mümkün olduğunu hatırlatan güçlü bir hikâye sunuyor.</p><p>Kendini kaybettiğini hisseden, geçmişin yükünü taşıyan ve içsel gücünü yeniden keşfetmek isteyen herkes için Leyla’yı Bulmak, yalnızca bir roman değil; duygusal ve zihinsel bir uyanış daveti.</p><p>Kendine doğru bir yolculuk</p><p>Hayatı ayrıcalıklarla çevrili olsa da içindeki boşlukla yüzleşmekten kaçan Leyla, sarsıcı bir kayıp ve beklenmedik bir hastalık haberiyle hayatının en kırılgan eşiğine sürüklenir.</p><p>Geçmişi, öfkesi ve bastırdığı yaralarıyla yüzleşmek zorunda kalan Leyla’nın önünde artık tek bir yol vardır:</p><p>Kendine doğru bir yolculuk.</p><p>Bazen bir doktorun cümlesiyle, bazen geçmişten gelen bir acıyla, bazen de karşısına çıkan kişilerle Leyla, varoluşunu yeniden kurmaya başlar. Kim olmadığını fark ettikçe kim olduğunu keşfeden bir insanın dönüşüm hikâyesi, okuru kendi hayatına dönüp bakmaya davet ediyor.</p><p>“İyileşmek mümkündür. Dönüşmek mümkündür. İnsan en umutsuz anında bile yeniden doğabilir.”</p><p>&nbsp;</p><p>Kişisel gelişim değil, roman deneyimi</p><p>Gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenerek kaleme alınan Leyla’yı Bulmak, klasik bir kişisel gelişim kitabı değil. Roman kurgusu içinde ilerleyen eser, okuru didaktik bir anlatım yerine duygusal ve sezgisel bir deneyimin içine çekiyor.</p><p>Kitap özellikle:</p><p>•	Zor dönemlerden geçenlere</p><p>•	Hayatında yeni bir başlangıç yapmak isteyenlere</p><p>•	İçsel dönüşüm ve bilinçaltı çalışmalarına ilgi duyanlara</p><p>•	Aşk, yüzleşme ve yeniden doğuş temalı roman okurlarına hitap ediyor</p><p>Leyla’yı Bulmak, yalnızca Leyla’nın değil; kendi içindeki karanlıktan çıkmak isteyen herkesin romanı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'un yeni sanat galerisi  Lee Art Project açılıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulun-yeni-sanat-galerisi-lee-art-project-aciliyor-1977/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulun-yeni-sanat-galerisi-lee-art-project-aciliyor-1977/</id>
<published><![CDATA[2026-05-05T02:11:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-05T02:11:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_88CFFC-404BD7-19959E-32D271-721D63-F4A6A9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sanat danışmanı ve galerist Ece Eylem Yıldırım, İstanbul’un çağdaş sanat sahnesine yeni bir alan kazandırıyor. Yıldırım’ın küratöryel vizyonunu ve uluslararası perspektifini yansıttığı Lee Art Project, sanat dünyasına güçlü bir açılışla “merhaba” demeye hazırlanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Lee Art Project, yalnızca bir galeri olmanın ötesinde; disiplinlerarası üretimi destekleyen, genç ve yükselen sanatçılarla birlikte uluslararası isimleri de bir araya getiren dinamik bir platform olarak konumlanıyor. Galeri, güncel sanatın dönüşen diline odaklanarak; resim, heykel, yeni medya ve performans gibi farklı alanlarda üretim yapan sanatçılara alan açmayı hedefliyor.&nbsp;</p><p></p><p>TÜRKİYE’DEKİ SANAT ÜRETİMİ ULUSLARARASI ALANA TAŞINIYOR</p><p></p><p>Sanat eğitimi geçmişini, piyasa deneyimiyle birleştiren Ece Eylem Yıldırım, Lee Art Project ile ilgili vizyonunu şu sözlerle ifade ediyor: “Lee Art Project’i yalnızca sergi yapılan bir alan değil, aynı zamanda sanatçıların düşünsel ve üretim süreçlerini destekleyen, koleksiyonerlerle daha organik bağlar kurabilen bir yapı olarak kurguladım. Türkiye’deki sanat üretimini uluslararası bir bağlama taşımak ve yeni diyalog alanları açmak en büyük motivasyonum.”&nbsp;</p><p></p><p><b>İLK SERGİ 9 MAYIS’TA KAPILARINI AÇIYOR</b></p><p></p><p>Beyoğlu’nda konumlanan Lee Art Project, kapılarını 9 Mayıs’ta Yusuf Aygeç’in 8’inci kişisel sergisi olan “Gölgeler Anlamsızdır Aslını Görmedikçe” ile açacak. Sergi, sanatçının 7 yıla yayılan düşünsel ve üretim sürecinin son halkasını oluşturuyor. Aygeç’in pratiğinde belirleyici olan bu seri; “Mekânın Ruhu” (2020) ve “Mekânlar Tercihlerin Gölgesidir” (2022) sergileriyle başlayan bir araştırmanın devamı niteliğinde. “Gölgeler Anlamsızdır Aslını Görmedikçe” sergisi 9 Mayıs-10 Haziran 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.</p><p></p><p>Lee Art Project, koleksiyonerler, sanat profesyonelleri ve sanatseverler için hem keşif hem de etkileşim alanı yaratmayı amaçlıyor. Galeri, yıl boyunca düzenleyeceği sergiler, konuşmalar ve özel projelerle İstanbul’un sanat ekosistemine aktif katkı sunacak.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Bir Adam Yaratmak" Beyazperdede</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-adam-yaratmak-beyazperdede-995/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-adam-yaratmak-beyazperdede-995/</id>
<published><![CDATA[2026-05-01T13:05:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-01T13:05:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_057767-E50570-98C9D5-CD20D5-DE2B0E-04BDEE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Eminevim topluma değer katan projeleri destekleme misyonu doğrultusunda anlamlı bir projeye imza atarak Türk edebiyatının usta kalemi Necip Fazıl Kısakürek’in ölümsüz eseri “Bir Adam Yaratmak” filminin ana destekçisi oldu. Sinemaya uyarlanan ve psikolojik derinliğiyle dikkat çeken yapımın özel gösterimi, 27 Nisan tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirildi.&nbsp;</p><p>“ANA DESTEKÇİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ”</p><p>Eminevim Genel Müdürü Dr. Murat Ayyıldız, “Eminevim olarak finansal bir iş modelinin kurucusu ve öncüsü olmanın sorumluluğunu taşırken bu toprakların değerlerini yarınlara taşıma görevini de üstleniyoruz. Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan ‘Bir Adam Yaratmak’ın beyazperdeye taşınmasına ana destekçi olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.&nbsp;</p><p>ÇAĞDAŞ SİNEMA DİLİYLE YENİDEN YORUMLANDI</p><p>Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Bir Adam Yaratmak’ın sinema uyarlaması, yönetmen Murat Çeri imzasını taşıyor. Filmde Engin Altan Düzyatan, Altan Erkekli, Serpil Tamur, Deniz Barut, Hakan Meriçliler, İsmail Hakkı, Murat Serezli, Gülper Özdemir ve Caner Topçu gibi önemli isimler yer alıyor. İnsanın varoluş sancılarını ve iç dünyasını merkezine alan hikâyesiyle öne çıkan film, izleyiciyi düşünmeye zorlayan felsefi ve psikolojik bir yolculuk sunuyor.</p><p>TÜRKİYE’YE ÖDÜLLERLE DÖNDÜ</p><p>Türkiye vizyonu öncesinde uluslararası festivallerde dikkatleri üzerine çeken yapım, Fecr Film Festivali ve Chennai Uluslararası Film Festivali gibi organizasyonlarda ödüle layık görüldü. Başrolünde yer alan Engin Altan Düzyatan’a “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazandıran film, 1 Mayıs’ta Türkiye genelinde 300 salonda aynı anda sinemaseverlerle buluşacak.</p><p>Muhsin Ertuğrul tarafından 1937-1938 yıllarında ilk kez Şehir Tiyatrolarında sahnelenen eser, üç bölümlük bir dizi olarak 1977 yılında Yücel Çakmaklı tarafından televizyonda izleyiciyle buluşmuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk Telekom ile kültürün izi 26 şehirde</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-telekom-ile-kulturun-izi-26-sehirde-1053/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-telekom-ile-kulturun-izi-26-sehirde-1053/</id>
<published><![CDATA[2026-05-01T11:23:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-01T11:23:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2334B-509381-C497B6-C5FB83-33E611-BAB16B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Türkiye Kültür Yolu Festivali”, 25 Nisan-15 Kasım tarihleri arasında Türk Telekom’un ana desteğiyle 26 şehirde sanatseverlerle buluşuyor. “Türkiye’ye Değer” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Türk Telekom, sunduğu desteği bu yıl daha da genişleterek festivalin Türkiye genelindeki tüm organizasyonlarına taşıyor. Türkiye’nin en büyük kültür-sanat organizasyonları arasında yer alan festival kapsamında, geçmiş yıllarda Atatürk Kültür Merkezi’nde birçok etkinliğe imza atan Türk Telekom, bu yıl katkılarını festivalin gerçekleştirildiği tüm şehirlere yayarak etki alanını genişletiyor.</p><p>Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu, festivalle ilgili olarak şunları söyledi: “İnsanı merkeze alan yaklaşımımızla ‘Türkiye’ye Değer’ katan öncü çalışmaları hayata geçirmeye devam ediyoruz. Türk Telekom olarak, dijital dönüşümdeki liderliğimizi toplumsal faydayla bütüncül bir anlayışla ele alıyor; bu topraklardan aldığımız gücü yine bu toprakların değerine dönüştürmeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz. ‘Türk Telekom demek, Türkiye demek’ anlayışıyla hareket ediyor, kültür-sanatın birleştirici ve iyileştirici etkisini ülkemizin dört bir yanına taşıyarak hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi amaçlıyoruz. Bugüne kadar ana destekçisi olduğumuz Atatürk Kültür Merkezi’nde hayata geçirdiğimiz uygulamaların yanı sıra; 5G gücümüzle gerçekleştirdiğimiz Devrim Erbil Dijital Sanat Sergisi, Müslüm Gürses hologram konseri ve VR teknolojisiyle sunduğumuz yeni nesil deneyim alanlarıyla teknoloji ve dijital dönüşüm alanındaki bilgi birikimimizi kültür ve sanatla buluşturduk. Geçtiğimiz dönemde ortaya koyduğumuz bu güçlü katkıyı, bugün Türkiye’nin dört bir yanına taşıyarak milyonlarca insanın kültür ve sanatla buluşmasına vesile olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin ulaştığı geniş etki alanı sayesinde, kültürel mirasımızı geleceğe taşırken toplumun her kesimiyle aynı heyecanı paylaşmayı sürdüreceğiz.”</p><p></p><p>Teknoloji ve sanatı buluşturan zengin deneyim&nbsp;</p><p>Türkiye Kültür Yolu Festivali, ana destekçisi Türk Telekom’un teknoloji gücü ve kültür-sanata yönelik yaklaşımıyla zenginleşen programıyla; çocuk alanları, sergiler, fotoğraf etkinlikleri, atölyeler, söyleşiler, sokak ve kapalı salon etkinlikleriyle her yaştan katılımcıya zengin bir kültür-sanat deneyimi sunuyor. 2023 yılında Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyeliğine kabul edilen ve dünyanın en kapsamlı festivalleri arasında gösterilen Türkiye Kültür Yolu Festivali, genişleyen rotasıyla kültür ve sanatın etkisini Türkiye geneline yayıyor. Festival, kültür ve sanatın birleştirici gücüyle milyonlarca kişiyi bir araya getiriyor. 25 Nisan’da Şanlıurfa’da başlayan festival maratonu, 15 Kasım’a kadar 26 şehirde devam edecek. Her yaştan katılımcıyı kültür ve sanatla buluşturacak olan festival, düzenlendiği şehirlerin marka değerini artırarak onları birer kültür-sanat cazibe merkezine dönüştürmeye devam edecek.&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye Kültür Yolu Festivali takvimi:</p><p></p><p>•	Şanlıurfa: 25 Nisan - 3 Mayıs</p><p>•	Aydın: 2 - 10 Mayıs</p><p>•	Mersin: 9 - 17 Mayıs</p><p>•	Eskişehir: 16 - 24 Mayıs</p><p>•	Manisa: 30 Mayıs - 7 Haziran</p><p>•	Trabzon: 6 - 14 Haziran</p><p>•	Samsun: 20 - 28 Haziran</p><p>•	Bursa: 27 Haziran - 5 Temmuz</p><p>•	Sakarya: 4 - 12 Temmuz</p><p>•	Van: 11 - 19 Temmuz</p><p>•	Konya: 18 - 26 Temmuz</p><p>•	Nevşehir: 1 - 9 Ağustos</p><p>•	Malatya: 8 - 16 Ağustos</p><p>•	Erzurum: 15 - 23 Ağustos</p><p>•	Ordu: 22 - 30 Ağustos</p><p>•	Çanakkale: 29 Ağustos - 6 Eylül</p><p>•	Kayseri: 5 - 13 Eylül</p><p>•	Kahramanmaraş: 12 - 20 Eylül</p><p>•	Ankara: 19 - 27 Eylül</p><p>•	İstanbul: 26 Eylül - 4 Ekim</p><p>•	Gaziantep: 3 - 11 Ekim</p><p>•	Diyarbakır: 10 - 18 Ekim</p><p>•	Mardin: 17 - 25 Ekim</p><p>•	İzmir: 24 Ekim - 1 Kasım</p><p>•	Antalya: 31 Ekim - 8 Kasım</p><p>•	Adana: 7 - 15 Kasım</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Kültür sahada temsil edilmeli"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kultur-sahada-temsil-edilmeli-4494/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kultur-sahada-temsil-edilmeli-4494/</id>
<published><![CDATA[2026-04-30T11:33:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-30T11:33:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7F0CA7-0A91C5-14C9F0-3C4148-273C99-76988C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin geleneksel değerlerini çağdaş bir sahne diliyle dünyaya taşıyan Anadolu Rüyası, bu anlamda dikkat çeken örneklerden biri. Daha önce uluslararası organizasyonlarda elde ettiği başarılarla adından söz ettiren proje, şimdi Brezilya’da gerçekleşecek Nova Prata Uluslararası Dans Yarışması’na hazırlanırken; kültürel diplomasi, gençlerin sanatsal gelişimi ve sahne sanatlarının eğitime etkisi üzerine önemli bir model sunuyor. Projenin kurucusu ve Genel Sanat Yönetmeni Okan Gürbüz ile Anadolu Rüyası’nın arkasındaki vizyonu konuştuk.</p><p>Anadolu Rüyası’nı sadece bir dans projesi olarak mı görmek gerekir, yoksa daha geniş bir çerçevesi mi var?</p><p>Kesinlikle çok daha geniş bir çerçevesi var. Anadolu Rüyası bir sahne projesi olmanın ötesinde, kültürel aktarımın sistemli bir modeli. Biz dansı bir araç olarak kullanıyoruz. Asıl amacımız; gençlerin kendi kültürel köklerini tanıması, bunu içselleştirmesi ve uluslararası platformlarda doğru bir temsil diliyle aktarabilmesi.</p><p>Türkiye’nin kültürel diplomasi gücü açısından bu tür projeleri nasıl konumlandırıyorsunuz?</p><p>Bugün kültürel diplomasi artık devletlerin resmi kanalları kadar sivil projeler üzerinden de ilerliyor. Anadolu Rüyası bu noktada sahada aktif bir temsil modeli sunuyor. Biz sahneye çıktığımızda sadece bir koreografi sunmuyoruz; bir kültürün hafızasını, estetiğini ve anlatım biçimini dünyaya taşıyoruz. Bu da doğrudan bir “yumuşak güç” üretimi anlamına geliyor.</p><p>“Kültürümüz öz haliyle temsil edilmeli” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?</p><p>Evet, bu bizim en temel yaklaşımımız. Kültürü modernize etmek ile yozlaştırmak arasında çok ince bir çizgi var. Biz bu çizgiyi korumaya çalışıyoruz. Anadolu’nun değerlerini sahneye taşırken onları popüler kaygılarla dönüştürmek yerine, özünü koruyarak çağdaş bir sahne diliyle anlatıyoruz. Bu da izleyicide çok daha güçlü ve gerçek bir etki yaratıyor.</p><p>Eğitim sistemiyle sanat arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</p><p>Ne yazık ki Türkiye’de hâlâ sınav odaklı bir sistem var ve sanat çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Oysa sanat, bireyin karakterini, özgüvenini ve ifade becerisini doğrudan etkiler. Biz Anadolu Rüyası ile bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. Gençler sadece dans etmiyor; bir kültürü öğreniyor, disiplin kazanıyor ve sahnede kendini ifade etmeyi öğreniyor.</p><p>Brezilya’daki yarışma sizin için ne ifade ediyor?</p><p>Bu yarışma bizim için sadece bir organizasyon değil; bir temsil meselesi. Daha önce 2015 ve 2019’da dünya birincilikleri elde ettik. Şimdi Güney Amerika’da Türkiye’yi temsil edeceğiz. Orada sahneye çıktığımızda aslında şunu söylüyoruz: “Biz buradayız ve kültürümüzle varız.”</p><p>Bu sürece nasıl hazırlanıyorsunuz?</p><p>Çok yoğun bir hazırlık sürecimiz var. Teknik çalışmaların yanı sıra kültürel altyapıyı da sürekli besliyoruz. Çünkü sahnede sadece adım değil, anlam da taşımak gerekiyor. Ekiplerimiz disiplinli bir şekilde çalışıyor; her detay üzerinde titizlikle duruyoruz.</p><p>Turne süreci nasıl geçiyor?</p><p>Oldukça yoğun ama bir o kadar da besleyici bir süreç. İzmir’de Anadolu Rüyası Çocuk Grubu’nun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Gösterisiyle başlayan yolculuğumuz İstanbul’da farklı sahnelerde devam edecek. 16 Haziran’da çocuk grubumuz “Kaybolan İzler” temalı gösterimiz ile Çekmeköy Belediyesi Turgut Özal Kültür Merkezi’nde sahne alacak. Bir sonraki gün de Eyüpsultan Belediyesi Kültür Sanat Merkezi’ nde izleyici karşında olacak.&nbsp; 20 Haziran’da Anadolu Rüyası Master Grubu “Dört Kapı” isimli gösteriyle İş Sanat Kültür Merkezi’nde sahne alacak.&nbsp; Son olarak yine başladığımız yerde, İzmir’de bu defa Anadolu Rüyası Öğretmen Grubumuz “Son Ders: Vatan” temasıyla Karşıyaka Belediyesi Deniz Baykal Kültür Merkezi’nde kapanışı yapacak. Her şehirde izleyicinin tepkisi, enerjisi farklı oluyor ve bu da sahneye yansıyor. Salonların dolması, insanların gösteri sonrası gelip duygularını paylaşması bizim için çok kıymetli. Bu ilgi aslında doğru bir şey yaptığımızın en somut göstergesi.</p><p></p><p>Türkiye turnesi ve artan izleyici ilgisi neyi gösteriyor?</p><p>Aslında bu ilgi bize şunu gösteriyor: İnsanlar kendi kültürünü sahnede görmek istiyor. İzmir’den İstanbul’a uzanan turnemizde salonların dolması, projenin sürdürülebilirliğini ve toplumsal karşılığını açıkça ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Anadolu Rüyası’nı uzun vadede nerede görüyorsunuz?</p><p>Biz bunu bir proje olarak değil, bir kültür hareketi olarak görüyoruz. Hedefimiz; uluslararası ölçekte bilinen, sürdürülebilir ve Türkiye’yi temsil eden kalıcı bir yapı oluşturmak.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali'ne yoğun ilgi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanliurfa-kultur-yolu-festivaline-yogun-ilgi-8356/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanliurfa-kultur-yolu-festivaline-yogun-ilgi-8356/</id>
<published><![CDATA[2026-04-29T10:02:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-29T10:02:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FDB3F2-6C9136-13FBA6-3694E1-00DF44-A1DBE1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen “Müzelik Sohbetler” programında; Şanlıurfa Kalesi yazıları, Harran, Soğmatar ve Şuayb Şehri kazıları ele alındı. Alanında uzman isimlerin katkılarıyla yürütülen program, bölgenin arkeolojik mirasına ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu. Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen “Divan Edebiyatında Urfalı Bir Üstad: Şair Nabi” söyleşisinde ise Nabi’nin edebi kişiliği ve divan edebiyatındaki yeri değerlendirildi. Moderatörlüğünü Cuma Ağaç’ın üstlendiği programda Prof. Dr. Ekrem Bektaş ve Prof. Dr. İbrahim Halil Tuğluk konuşmacı olarak yer aldı.</p><p>&nbsp;</p><p>GELENEKSEL SANATLAR ATÖLYELERDE YAŞATILDI</p><p></p><p>Festival kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında, geleneksel sanatların üretim süreçleri uygulamalı olarak aktarıldı. “Bakır İşleme Atölyesi”nde ise bakır levhaların çekiçle dövülmesi, sıvama veya döküm teknikleriyle şekillendirilmesi ve üzerlerine kazıma ya da kabartma motiflerin işlenmesi süreçleri uygulamalı olarak deneyimlendi. Geleneksel mutfak ve süs eşyalarının üretimine uzanan bu zanaat, katılımcılara el işçiliğinin inceliklerini gösterdi.</p><p></p><p>Ahmet Ateş’in yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Ney Atölyesi”nde; dokuz boğumlu kamışların seçilmesi ve kurutulmasıyla başlayan üretim süreci, içlerinin açılması, perde deliklerinin hazırlanması, parazvâne ve başpare takılması aşamalarıyla katılımcılara sunuldu.</p><p></p><p>ÇOCUKLAR FESTİVALDE TARİH, SANAT VE DENEYİMLE BULUŞTU</p><p></p><p>Çocuklara yönelik düzenlenen atölye çalışmalarında geleneksel üretim teknikleri erken yaşta tanıtıldı. Yasemin Bilici yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Keçe Atölyesi”nde; koyun yünü ve keçi kılı gibi doğal liflerin su, sabun ve ısı yardımıyla işlenerek keçeye dönüştürülmesi süreci uygulamalı olarak aktarıldı. Yünlerin yayılması, ıslatılması, rulo hâline getirilmesi ve tepme aşamalarından oluşan süreç, yüksek el emeğine dayalı geleneksel bir üretim pratiği olarak çocuklara deneyimletildi.</p><p></p><p>Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark alanında gerçekleştirilen çocuk etkinlikleri kapsamında, deneysel arkeoloji uygulamalarıyla “Kazı Eğitimi Ve Sikke Basımı” çalışmaları yürütüldü. Katılımcı çocuklar, arkeolojik kazı süreçlerini deneyimleme ve geçmiş dönem üretim tekniklerini tanıma imkanı buldu.</p><p></p><p>“Rol Değiştirme Drama Çalışması”nda ise bağımlılık teması üzerinden empati ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar gerçekleştirildi. Canlandırma ve rol değişimi yöntemleriyle yürütülen etkinlikte, çocukların sağlıklı çözüm üretme becerileri desteklendi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Bozkır" sezonun dikkat çeken oyunları arasında</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/-bozkir-sezonun-dikkat-ceken-oyunlari-arasinda--23/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/-bozkir-sezonun-dikkat-ceken-oyunlari-arasinda--23/</id>
<published><![CDATA[2026-04-29T09:12:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-29T09:12:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A6A1B0-16B862-A837CB-431F2F-958351-B2A6CC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bozkır, bireyin toplum baskısı ve iktidar arzusuyla dönüşümünü anlatan, tek kişilik, güçlü oyunculuk performansına dayalı bir oyun. Payidar Muhtar, ailesinin yıllardır sürdürdüğü gücü devam ettiremeyen bir adamdır. Kaybettiği iktidarı geri kazanmak için Cumhurbaşkanı adayı olmaya karar verir. Ancak bu yolculuk, onun aslında kim olduğunu sorgulamasına neden olur.</p><p>Peş peşe sahnelediği oyunlarla adından söz ettiren yönetmen Sertaç Sayın’ın yazıp yönettiği Bozkır oyununun yönetmen yardımcıları Fatih Sevdi ve Tanıl Yöntem’dir.</p><p>Işık tasarımı Eren Uğurhan’a; afiş ve dekor tasarımı Rabia Kip Telek’e; dekor uygulaması Serkan Kavurt’a aittir. Kostüm tasarımı R. Dilara Akalın tarafından gerçekleştirilirken, hareket tasarımı Seda Özgiş imzası taşımaktadır.</p><p>Repetitörlüğünü Ozan Demir üstlenirken, afiş fotoğrafları Mürsel Çoban tarafından çekilmiştir. Müzik danışmanlığı Cem Erdost’a aittir.</p><p>Oyunun reji asistanlığını Seçil Aras ve Özlem Göksu Dura üstlenmektedir. Yapım ekibinin başında Salih Ronayi Gültekin yer alırken, yapım koordinatörlüğü Ece Şahin ve R. Dilara Akalın tarafından yürütülmektedir. Video çekim ve kurgu Berkan Karadede ve Renas Gültekin’e aittir. Oyunun yapımcısı ise Mehmet Küçükgünaydın’dır.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Bozkır’ın sahneleneceği salonlar;</p><p>Mayıs ayı içerisinde:</p><p>İstanbul prömiyeri öncesinde,&nbsp;</p><p>07.05.2026 / 20.00 Ast ve 08.05.2026 / 20.30 Sakarya Kale Sahne’de iki oyunla izleyiciyle buluşacaktır.</p><p>11.05.2026’da Baba Sahne’de gerçekleşecek prömiyer sonrasında ise;</p><p>12.05.2026 / 20.30 Akatlar KM’nde,</p><p>13.05.2026 / 20.30 Hop Sahne’de,</p><p>14.05.2026 / 20.30 DasDas Açık Sahne’de,</p><p>18.05.2026 / 20.30 Claphall’da,</p><p>16.05.206 / 20.30 Kartal Sanat Tiyatrosu’nda,</p><p>21.05.2026 / 20.30 Alternaif Sahne’de oynayacaktır.&nbsp;</p><p></p><p></p><p>Haziran ayı içerisinde:</p><p>02.06.2026 / 20.30 Dragos Sahne’de,</p><p>07.06.2026 / 20.30 Podyum Sanat Mahal’de,</p><p>09.06.2026 / 20.30 Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nda,</p><p>10.06.2026 / 20.30 Salihli Belediyesi KM’nde,</p><p>12.06.2026 / 20.30 Çankaya Sahne’de,</p><p>19.06.2026 / 20.30 Küçükçekmece Cennet KM’nde,</p><p>21.06.2026 / 20.30 Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde oynayacaktır.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sanatın Kalbi Mete Plaza/ Mete Art'da atıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanatin-kalbi-mete-plaza-mete-artda-atiyor-3557/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanatin-kalbi-mete-plaza-mete-artda-atiyor-3557/</id>
<published><![CDATA[2026-04-28T09:00:32+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-28T09:00:32+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4646CB-D5CB76-E08698-D96571-88E2AB-E09CE2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>120 sanatçı ve 120 eserin yer aldığı sergi Mete Plaza / Mete Art’da sanatseverlerle buluştu.&nbsp;</p><p>Açılışta, onur konuğu Prof. Dr. Sinan Canan bilim ve sanata dair anlamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Beyin, sanat, bilim, yaratıcılık ve sanatçıların toplumdaki önemini vurguladığı dikkat çeken konuşmasıyla beğeni topladı.&nbsp;</p><p>Prof. Dr. Sinan Canan, “Sanat bize varoluş olasılıkları hakkında seçenekler sunuyor. Sanat bize yeni olasılıkları düşündürüyor. O yüzden insanın yokluğu, hiçliği, kendi ruhunun derinliklerini araştırması ve inşallah anlamasının en güzel yolu sanattır. Tüm büyük bilimsel teoriler sanatsal ve esinseldir. Bilim insanları sanatsal düşünce ve imajinasyonu (hayal gücü/ imgelem) yöntem olarak kullandılar.&nbsp;</p><p>Hepimizin hayatının merkezinde olması gerekenler sanat, edebiyat, felsefe, bilimsel düşünce ve maneviyattır. İnşallah bunlarla daha fazla ilgilenelim de haberlerde kötü şeyler izlemek zorunda kalmayalım” dedi.</p><p>Serginin diğer onur konukları ve seçici kurul üyeleri ise ressam Olga Abramova ve Remzi İren’di.&nbsp;</p><p>Beşincisi düzenlenen sergide, jüri değerlendirmesi sonucunda üç eser ödüllendirildi.&nbsp;</p><p>“Toz ve Işık”, sergisi sanatseverleri pastelin büyüleyici dünyasında bir yolculuğa davet ediyor. 25 Mayıs’a kadar sergiyi Mete Art/ Mete Plaza da ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dondurmam Gaymak: Gapital' geliyor!</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dondurmam-gaymak-gapital-geliyor-6647/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dondurmam-gaymak-gapital-geliyor-6647/</id>
<published><![CDATA[2026-04-28T08:49:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-28T08:49:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_111B62-D4450D-3BAF0A-B37425-168D5D-F70DF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yerel emeğin küresel sermaye düzeniyle çarpışmasını konu alan film, Amerika’dan Muğla’nın sade, temiz ve emekle ayakta duran insanlarının hayatına kadar uzanan büyük ekonomik oyunu beyazperdeye taşıyacak.</p><p></p><p>Bir zamanlar bir kasabada dondurma sadece tatlı değildi; onurdu, emekti, mirastı. Şimdi o miras tehlikede!&nbsp;</p><p></p><p>Ege’nin sıcak sokaklarında sert bir yüzleşmenin hikâyesini anlatan “Dondurmam Gaymak: Gapital” filminin ekibi sete çıktı. Kadrosunda Cengiz Bozkurt, Okan Çabalar, Atakan Çelik, Mehtap Bayri, Zehra Yılmaz, Abdullah Burak Kaya, Gülnihal Demir ve Yasin Çam gibi başarılı oyuncuları buluşturan yapımın çekimlerine Muğla’nın Menteşe ilçesinde start verildi.</p><p></p><p>EGE’DEN SIMSICAK BİR HİKÂYE</p><p></p><p>Yapımcılığını, daha önce “Rüzgarlı Tep” ve “Kan Çiçekleri” gibi önemli yapımlara imza atan Unik Film’in üstlendiği, yönetmen koltuğunda ise Eyüp Boz’un oturduğu “Dondurmam Gaymak: Gapital”in çekimlerinin 4 haftada tamamlanması planlanıyor. Ege’nin samimi ortamından sımsıcak bir hikâyeyi beyazperdeye taşıyacak filmde Muğla halkı da yer alacak.</p><p></p><p>MESELE SADECE DONDURMA DEĞİL</p><p></p><p>Sinemaseverleri heyecanlandıran “Dondurmam Gaymak: Gapital” filminin konusu şöyle: Amerika’da bankacı olarak başarılı bir hayat süren Kamil, oğlunun mutsuzluğu ve geçmişin çağrısıyla Ula’ya geri döner. Ancak onu bekleyen manzara, anılarındaki gibi değildir. Ali Usta’nın emanet ettiği Nasip Dondurmaları borç batağındadır. Ruhunu kaybetmiş, kasabanın gözünde itibarını yitirmiştir. Yanlış yönetim, hırs, sosyal medya gösterişi ve kolay para hayalleri... Küçük bir dükkânın içine sığamayacak kadar büyük hatalar yapılmıştır.&nbsp;</p><p></p><p>Kasabada artık yeni bir düzen vardır; şov peşinde koşanlar, sosyal medya şaklabanlıklarıyla büyüyenler, markayı “modernleştirdiğini” sananlar... Ama bir şey eksiktir: Emek.</p><p></p><p>Kamil için mesele sadece bir dükkânı kurtarmak değildir: Mesele, ustasına verdiği sözü tutmaktır.</p><p></p><p>Mesele, oğluna ait olduğu yeri gösterebilmektir.</p><p></p><p>Ve belki de en önemlisi; kaybettiği aşkıyla, geçmişiyle ve kendi korkularıyla yüzleşmektir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yalnızlığa geçici bir çözüm gibi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yalnizliga-gecici-bir-cozum-gibi-9532/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yalnizliga-gecici-bir-cozum-gibi-9532/</id>
<published><![CDATA[2026-04-28T02:17:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-28T02:17:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_25DE4F-1F491C-4CEF5B-05B078-5072BA-7796EF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Deniz ÖZEN BAŞARAN</b></p><p></p><p>Doğuş Elden’in yazıp yönettiği, Cansu İrey ve Görkem Dalgıç’ın oynadığı oyundan sonra, Doğuş Elden ile söyleşmek istedim. Elden’in yeni oyunu olan, ‘Sağlam Bir Zemin Arayışı’ nı da 20 Mayıs da DasDas’da izleyebileceğiz üstelik. Elif Nisa Gapaylar ve Ali Eryılmaz’ın oyuncu olarak yer aldığı oyun “İki eski çocukluk arkadaşı, yıllar sonra yeniden yarı gerçek yarı hayal bir düzlemde bir araya gelirler. Unutmak ya da utanmak için sadece 10 saniyeleri vardır.” diye anlatılıyor. Şimdiden iyi seyirler...</p><p>Peki Doğuş Elden’i biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? Buyurunuz söyleşimize.</p><p></p><p>Hukuk eğitimi alırken tiyatroya geçiş yapmışsın. Bu radikal bir karar değil mi? Birçoğu için öte yandan yapılan bir iş tiyatro. O dönemde seni cesaretlendiren ne oldu?&nbsp;</p><p>Aslında tam öyle olmadı. Hukuk okumak istemiyordum. O yüzden bıraktım. Yerine ne koyacağıma dair kafamda net bir fikir yoktu. Taklit falan yapıyordum işte. Hayali karakterler uyduruyordum kafamda, bunları da sanki gerçekmiş gibi birilerine anlatıyordum. Ucuz bir var olma biçimi diyelim. Sonra bunları yazayım dedim. Ne ara dedim, onu tam hatırlamıyorum. Tiyatro fikri çok sonra gelişti. Hem yazar, hem oynarım diye düşündüm galiba. Cesaretli değildim, tam tersi çok korkaktım. Ama işte tiyatroyla ilgilenmek iyi geldi gibi sanki. Sosyal bir yanı vardı. Yeni arkadaşlar falan. Yalnızlığa geçici bir çözüm gibi.</p><p></p><p>Oyunculuk zor iş</p><p></p><p>Tiyatroya yazarlık üzerinden giriyorsun. Bugün geriye dönüp baktığında ‘iyi ki öyle de olmuş, oyunculuk bana göre değil’ dediğin oluyor mu? Yoksa ‘hala olabilirim, isteğime bakar’ mı diyorsun.</p><p>Oyunculuk çok zor bir iş. Odaklanman lazım, en önemlisi de istemen gerek. Ben yazabilmek için giriştim aslında oyunculuğa. Bir tiyatro üstadı fırçalamıştı beni, tiyatro oyunu yazmak istiyorum dediğimde. Daha sahne görmemiş oyun yazacakmış gibisinden&hellip; İşte ben de sahne üstünü bir çözeyim dedim kabaca, o yüzden oyunculuk eğitimi almaya başladım. Bir de konfor meselesi tabi. Oyunculuk yorucu. Böylesi daha rahat bence. Çok iyi oyuncular var. Onlar oynasın ben izleyeyim diye düşünürüm genellikle.</p><p>‘Beyoğlu’nda En Kırmızı Akşamüstü’ ilk yazdığın oyun mu? ‘Bazı Detaylar’ ya da ‘Kırık Kanatlar Gazinosu’... Sıralama nasıl? Yazmak senin için aynı zamanda bir kendini sorgulama alanı mı?&nbsp;</p><p>İlk yazdığım oyunlar çok eskilerde kaldı. Bazen ben de hatırlamak istemiyorum. Hep bir şeylerden etkilenerek yazardım o yıllarda. İstanbul’daki ilk yıllarım. Devlet tiyatrosunda oyun izlerdim, ‘tiyatro bu’ derdim. O yüzden yazdığım çoğu oyun bir şeye benzemez. Sıralama baya karışık. Ama o yukarıda söylediğiniz oyunlar yakın döneme ait. Onlardan daha az utanıyorum. Sorgulama alanı demek belki çok iddialı olur. Bilmiyorum tam olarak. Teknik düşünüyorum galiba. Ya da daha basit. Tiyatro yapacağım ve bana bir metin lazım. Yazdığım oyunun provada neredeyse yüzde seksenini değiştiriyor yeniden yazıyorum. Yap boz gibi bir şey oluyor. Eğlenceli kısmı bu bence. Ama tabi insan dişe dokunur bir şeyler de söylemek istiyor. Yazarken böbürlendiğim cümlelerin çoğu provalarda silinip gidiyor. Geriye bir his kalıyor. O his hala varsa güzel.</p><p></p><p>Yazdığım şeyler komik geliyor</p><p></p><p>Metinlerinde yalnızlık, geçmişle yüzleşme ve eleştiri, karanlık duygular dikkat çekiyor. Bu temalar kişisel dünyanın bir yansıması mı, yoksa bir tercih mi?</p><p>İkisi birden olabilir. Bir şekilde ilk akla gelenler galiba bu yukarıda yazılanlar. Aslında bana çok komik geliyor yazdığım şeyler. O kadar ciddi görünsün istemem metinler. Sürekli yazar bozarım bu yüzden. Ciddi olan her şey biraz korkutur beni. Belki de bu şekilde bastırıyorumdur içerideki bazı şeyleri, bilinmez.</p><p>Yazarken “hikâye anlatmak” mı, yoksa “duygu yaratmak” mı daha önemli senin için?</p><p>Bu konuda hala kafam çok karışık. Hiçbir zaman iyi hikaye peşimde koşmadım. Eşin, dostun anlattığı hikayeler falan da hiç ilgimi çekmedi. Çoğunlukla dinler gibi yaptım ama dinlemedim. Duygu güzel ama tehlikeli. Yıllar önce okuyup yoğun hissettiğim metinleri bugün okuduğumda pek bir şey hissedemediğim de çok olmuştur. Akış galiba daha anlamlı bir yerde duruyor. Kurgu da diyebiliriz buna. Tasarlamak hoşuma gidiyor o yapıyı. Ne anlattığım ya da ne hissettirdiğim çok önemli değil.&nbsp;</p><p>2020’de kendi sahneni kurmuşsun. Bu kararın arkasında nasıl bir ihtiyaç vardı? Kendi sahnene sahip olmak bir özgürlük mü yoksa daha büyük bir sorumluluk mu?</p><p>Babamın ısrarı üzerine giriştik o işe. Bana kalsa çok zordu. Bir tanıdığımızın boş bir mekanı vardı. Dönüştürelim dedik. Zaten sahne açıldı 2 ay sonra pandemi oldu. 1 sene falan vergi ödedim işte. Bir kaç temsil yaptım eşe dosta. Sonra da kapattık. Özgürlük mü yoksa sorumluluk mu olduğunu anlayamayacak kadar kısa sürdü.</p><p></p><p>Bağımsız tiyatro</p><p></p><p>Bağımsız tiyatro nedir? Sendeki yansıması ne? Bu bir tercih mi yoksa zorunluluk mu?</p><p>Bağımsız tiyatro sorusuna verilecek bir sürü yanıt vardır. Tanımı da alanı da çok geniş bir kavram bence. Eskiden alternatif derlerdi. Biz de öyle derdik. Ne yapıyorsun? Alternatif tiyatro. Küçük sahneler, yeni metinler, meraklı bir seyirci kitlesi. Oralar olmasa buralar olmazdı. Zor ama güzel günlerdi. Bir şeyleri deneyebiliyorduk en azından. Ben hala oralardayım. Yeni oyunun provalarını Gri Sahne’de yaptık. Oyun orada oynuyor. Yıllar önce 2013’te ilk kez yine Gri Sahne’de benim yazdığım başka bir oyunu oynamıştık. Bende ki yansıması böyle bir şey işte. Bir tercih mi yoksa zorunluluk mu sorusuna, Zorunluluk olarak başlayıp yıllar içinde bir tercihe dönüştü diyebilirim. Ben de böyle olacağını bilemezdim. Gençken hayal kurmak çok konforlu. İleride şöyle olacak böyle olacak diyorsun. Bir temeli yok tabi bunun. Öyle olacağına inanmak istiyorsun. Etrafımızda çok parlak yetenekler vardı. Sen içten içe onlar kadar iyi olmadığını biliyorsun ama yine de kendine toz konduramıyorsun. Bir gün ben de olurum gibi aptalca bir şeye inandırıyorsun kendini.&nbsp; Ama belli bir yaştan sonra insan gerçeklere daha çabuk alışıyor. Olmak ya da olamamak gibi bir yere de getirmek istemem konuyu. Olmak bir sonuç, olamamak bir son gibi algılanmamalı. Hayat devam ediyor işte, hala uğraşıyoruz. Herkes gibi.</p><p><img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/uploads/2026%20-%2004%20-%20Nisan/rop-i.jpg" alt="rop-i"></p><p>Tuzu kuru bir tat var</p><p></p><p>‘Sanat ticari kaygılardan sıyrılıp üretebilmektir’ demişsin. Bugünün tiyatro ortamında bu ne kadar mümkün?&nbsp;</p><p>Ne zaman dedim bu sözü hatırlamıyorum. Ama burada yazdığına göre demişimdir. Kim bilir hangi ruh hali ve hangi koşullarda söylenmiş bir söz. Tuzu kuru bir tat var.&nbsp; Bir başkası söylese güler geçerdim herhalde. Ama şöyle düşünüyorum bugün herkes bir şekilde bir araya gelip zor şartlarda işini yapmaya çalışıyor. Ve çok güzel şeyler çıkıyor ortaya. Yeni yazarlar, yeni yönetmenler ve oyuncular. Dertleri üretmek ve var olmak. Benim içinde biraz böyle. Yazdığım oyunu ben yapmasam kimse yapmaz. Kurum tiyatrolarını falan zaten işin içine sokmuyorum. Onlar bambaşka alemler. Ama sürekli borçlanarak para kazanamadan devam ediyoruz. Ticari kaygılardan sıyrılmak bu olsa gerek. Başka türlüsü ben ve benim gibiler için şimdilik mümkün değil. O yüzden böyle devam, gittiği yere kadar.</p><p>Absürd ve Deneysel Tiyatro için seyirci sence ne kadar açık? İzleyenlerin tepkileri nasıl?</p><p>Bana iyi geldi diyebilirim. Son 3-4 senedir bu alanda yoğunlaştım. Ortaya çıkan işler beni mutlu ediyor. Ben klasik düşününce fazla klasik olan biriyim, kendime sınır koyamıyorum. Ama bu alan beni bu anlamda sınırladı. Klasik düşünme, yapıyı boz, başka türlü düşün. İyi geldi. İzleyenler de herhalde memnundur. Tabi memnun olmayanlar da vardır. Çıkışta onlara denk gelmek biraz zor oluyor. Ama memnun kalanlarla denk geliyoruz ve sohbet ediyoruz.</p><p>Bir oyunun “başarılı” olduğuna nasıl karar verirsin? Ne tür oyunları izlemekten keyif alıyorsun?&nbsp;</p><p>Seyircisi varsa başarılıdır herhalde. Diğer türlü çok fazla detay var onlara girersek çıkamayız. Ha bir de ödül falan almışsa bir yerlerden o da olabilir. Ne tür oyunları izlemekten keyif alırım? Türle sınırlamam ben, biraz şans işi. Konusuna falan bakarım, ilgimi çekerse giderim.</p><p></p><p>Sahneyi çok hayal etmiyorum</p><p></p><p>Oyun yazarken önce metin mi gelir yani sözcükler mi, yoksa sahne hayali mi? Tetikleyen ne olur?</p><p>Son dönem yazdığım işlerin hepsi boşlukta geçtiği için galiba sahneyi çok hayal etmiyorum.&nbsp; Ama provada değişiyor bu durum. Orada metni çoğunlukla yeniden yazarken o zaman sahne ve oyuncu malzemesi çok baskın oluyor. Sözcükler falan yitiriyor anlamını. Bir ritim yakalamaya çalışıyorum.</p><p>Yazarlar ve yönetmenler arasında çoğunlukla anlaşmazlık oluyor. Yazarlar metinlerinin değiştirilmesini genelde istemiyorlar. Sen bir yazar olarak metnini değiştiriyor musun? Ya da değiştirilmesine ne tepki verirsin?</p><p>Ben bugüne kadar ağırlıklı olarak yazdığım oyunları yönettim. Bir kaç tane yabancı metin yönetme girişimim oldu ama sonuç pek iyi değildi bence. Zaten tiyatro yapma nedenlerimden birincisi kendi yazdığım oyunları yönetmek. Yönetmen olarak yukarıda da dediğim gibi yazdığım metni paramparça etmek hoşuma gidiyor. Gerçi bunun kararını yönetmen olarak verip çilesini yazar olarak çekiyorum. Ama sonuç çoğunlukla iyi oluyor. Tabi bunu başka biri yapsa nasıl tepki veririm, onu tartmak zor şimdi.&nbsp;</p><p>Yazmak ve yönetmek bir avantaj diyebilir miyiz?</p><p>Benim için öyle. Ya da bana öyle geliyor. Aksini düşünsem herhalde yapamazdım.&nbsp;</p><p>Tiyatrona baktığımızda video, fotoğraf gibi disiplinlerinde dahil olduğunu görüyoruz. Tiyatroyu daha ‘çok katmanlı’ bir yapı olarak var etmek hakkında ne düşünüyorsun?</p><p>Bak ben de bunlar da var, bunları da göstereyim size gibi çocuksu bir duygu galiba işin o tarafı. Ya da fazla takıntılıyım. Oraları da kimseye emanet edemiyorum. Ama hoşuma gidiyor. Bazen sahnede yarım saatte anlatamadığın ya da anlatmak için debelendiğin bir şeyi bir fotoğrafla anlatabiliyorsun. Tabi bu kötü bir tiyatrocu ve iyi bir fotoğrafçı olduğun anlamına gelmiyor. Bazen de tam tersi de mümkün olabiliyor. Bu iç içelik hali benim hoşuma gidiyor. Tekdüzeliği kırıyor bir yerde. Ya da bazı noksanlıkları bir ölçüde kapatıyor da olabilir.</p><p></p><p>Oyundan göndermeler yapıyorum</p><p></p><p>‘Buradan Bakınca Daha Kalabalık’ içinde geçen sözcükler, kavramlar kişisel bir hikaye mi? Hereke mesela? Ya da Necati enişte?&nbsp;</p><p>Tamamen uydurma. İyi ki de öyle bence. Hereke’yi hiç görmedim ama çok görmek isterim. Hereke deyince aklıma gerçekten Haneke geliyor oyundaki gibi. Bu ne kadar kişisel bilmiyorum tabi. Necati enişte bir simge aslında. İş bitiren, mevki sahibi sistemin en önemli aparatlarından biri. Hepimizin etrafında vardır böyle tipler. Nalbur mesela. Fonetik olarak kulağa çok hoş geliyor. Ama nalbur bir tanıdığa sahip olamadım şu hayatta. Bu da benim eksikliğim olsun. Oyundan göndermeler yapıyorum belki okuyanların ilgisini çeker de oyuna gelirler diye.</p><p>Oyuncu seçimlerinde kurgu belirleyici oluyor mu? ‘Buradan bakınca daha kalabalık’ sağlam bir kondisyon da istiyor fiziksel anlamda, sağlam bacak kası mesela.</p><p>Oyuncu konusunda bence çok şanslıyım. Hep yetenekli ve çalışkan oyuncularla çalıştım. Ben onları değil sanki onlar beni seçtiler biraz da. Pek oyuncu tanımam, çevremdeki oyuncu sayısı da bellidir. Onlara en başta provada metni fazlaca değiştireceğimi söylerim onlar da bunu kabul ederlerse yola çıkarız. Aslında benim pozisyonumda birazda şöyle oluyor, bir oyuncu seçmesi açsam kimsenin katılmayacağını, ilgilenmeyeceğini biliyorum, o yüzden o yola hiç girmiyorum. Birileriyle tanışıyorum, bazen tesadüf bazen bir arkadaşın arkadaşı. İletişim kuruyoruz, oturup sohbet ediyoruz. Ortak öfkeler, ortak hayaller&hellip; Sonra bir gün beraber bir şeyler yapalım mı diyoruz. Kendiliğinden gelişiyor bu duygu. Nasıl oluyor ben de bilmiyorum.&nbsp;</p><p>‘Sağlam Bir Zemin Arayışı’ ismi bile bir arayışı ima ediyor. Sence herkes hâlâ bir zemin mi arıyor? Sen peki?</p><p>O oyunun hikayesi de ilginç. Antalya’da Baküs Sahne’de bir kısa oyun festivali düzenliyorduk. Hepimiz bir şeyler yazıp yönetiyoruz işte. Ben de bir şey yazayım dedim. İsim üzerine hiç düşünmedim. Biraz uzun olsun istiyordum, oyunun kendi kısa ya ismi uzun olsun bari. Öyle çıktı. Herkesin arayışı sağlam bir zemin midir onu ben bilemem. Ben orada iki eski çocukluk arkadaşının yıllar sonraki karşılaşmasına odaklandım. Ben nasıl bir zemin arıyorum noktasına gelince, orası da karışık biraz. Arıyor muyum yoksa ayağımın altındakini korumaya mı çalışıyorum o da belli değil. Düşmemeye çalışıyorum diyelim şimdilik.</p><p>Yazarken nelerden besleniyorsun? Belli rutinlerin var mı? Oyunlarını kitaplaştırmak istiyor musun?</p><p>Film izlemeyi seviyorum. Galiba en çok besleyen de o. Rutinim yok. Keşke olsa. Bu zamana kadar olmadı, bundan sonrada olmaz herhalde. Oyunlarımı kitaplaştırmayı hiç düşünmedim. Ama uzun zamandır kısa bir roman üzerinde çalışıyorum. Yazıp yazıp siliyorum falan. Eğer bitirebilirsem onun kitaplaşmasını isterim mesela.</p><p>Seyirci senin oyunundan çıktığında aklında tek bir cümle kalsın istesen bu ne olurdu?</p><p>Karışık ama kafası güzel.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ahmet Güneştekin'in "Sessizlik" sergisi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ahmet-gunestekinin-sessizlik-sergisi--1403/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ahmet-gunestekinin-sessizlik-sergisi--1403/</id>
<published><![CDATA[2026-04-26T10:26:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-26T10:26:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_618520-8F0F61-CB11BC-616EA5-D32A76-77ABB6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çağdaş sanat için uluslararası bir üretim ve buluşma platformu olarak faaliyet gösterecek Palazzo Gradenigo’da, Ahmet Güneştekin’in yapının iç ve dış mekânlarına özgü bir yerleştirme olarak tasarladığı “Sessizlik”, 11 büyük ölçekli bronz heykel ve 11 karışık teknik çalışmayı bir araya getiriyor. Sergi, 6 Mayıs – 1 Kasım 2026 tarihleri arasında Palazzo Gradenigo’nun restorasyonu tamamlanan zemin ve birinci katlarında gerçekleşecek.&nbsp;</p><p>Palazzo Gradenigo’nun Sessizlik sergisiyle başlayan sanat yolculuğu, sergiler ve disiplinlerarası programlar aracılığıyla genç ve dezavantajlı sanat üreticilerine odaklanan uluslararası bir merkez olarak şekillenirken, Ahmet Güneştekin’in sanatı aracılığıyla kültürler arasında kalıcı bağlar kurma ve gelecek nesiller için kapsayıcı bir üretim alanı yaratma vizyonunu somutlaştırıyor.&nbsp;</p><p>Murat Ülker: “Sessizlik, geçmişle bugünü birbirine bağlayan güçlü bir köprü.”&nbsp;&nbsp;</p><p>Yıldız Holding’in DNA’sında yer alan “Mutlu Et Mutlu Ol” anlayışıyla toplumun kültürel yaşamına değer katan çalışmalara ve sanata destek vermeyi sorumlulukları arasında gördüklerini ifade eden Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Venedik’te gerçekleşen serginin ön izlemesinde yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Mutluluğun paylaştıkça çoğaldığına, sanatın da tam bu noktada hem bireyler hem toplum için birleştirici ve dönüştürücü bir güç oluşturduğuna inanıyoruz. Ahmet Güneştekin son yıllarda gerçekleştirdiği büyük ölçekli sergiler ve kültürel projelerle uluslararası çağdaş sanat dünyasında güçlü bir yer edinmiş sanatçılarımızdan biri. Onun sanatında dikkat çeken şey, Anadolu’nun çok katmanlı kültürel hafızasını çağdaş sanatın evrensel diliyle buluşturabilmesi olmuştur. Biz Yıldız Holding olarak kültür ve sanatın toplumlar için taşıdığı değere inanıyoruz. Ahmet Güneştekin’in hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda gerçekleştirdiği projelere destek vermekten memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’den çıkan sanatçıların uluslararası platformlarda daha görünür olması gerektiğine inanıyor ve bu yöndeki desteklerin devam etmesini arzu ediyoruz. Venedik’teki bu girişimi yalnızca bir sergi olarak değil, aynı zamanda kültürel bir köprü olarak görüyorum; geçmişle bugünü, yerelle evrenseli ve hafızayla geleceği birbirine bağlayan güçlü bir köprü.”&nbsp;&nbsp;</p><p>Mehmet Tütüncü: “Sanatımızın uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz.”&nbsp;</p><p>Serginin sponsorluğunu üstlenen Yıldız Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, sergiyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yıldız Holding’de Mutlu Et Mutlu Ol anlayışımız, iş yapış biçimimizin yanı sıra; sanat, kültür ve toplumsal gelişimi destekleyen bütünsel bakış açımızı şekillendiriyor. Mutluluğun, bireylerin ve toplumların ilerlemesindeki en güçlü unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. Sanatın birleştiren, ilham veren, düşündüren ve geçmişle bugünü birbirine bağlayan yönü bu anlayışla güçlü bir şekilde örtüşüyor. Yıldız Holding olarak bugüne kadar hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda çok sayıda sanat projesine destek verdik. Türkiye’nin dört bir yanında, Londra, New York, Cidde gibi dünyanın farklı lokasyonlarında bulunan ofislerimizde sanatçılarımızın eserlerini sergileyerek geniş bir yelpazede kültür ve sanatın gelişimine katkı sunuyoruz. Eserlerinde hafıza, kültürel miras ve insanlığın ortak değerlerini ele alan Ahmet Güneştekin, sanatın evrensel dilini ustalıkla kullanıyor. Gerçekleştirdiği çalışmalarla Türkiye'nin uluslararası sanat sahnelerinde görünürlüğüne değerli katkılar sunan sanatçının yeni sergisi “Sessizlik”in uluslararası sanat dünyasında güçlü bir iz bırakacağına inanıyor; bu vesileyle sanatımızın küresel ölçekte görünürlüğüne katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.”&nbsp;</p><p>Palazzo Gradenigo: Venedik’te Yeniden Doğan Bir Kültür Mekânı&nbsp;</p><p>16. yüzyılda Gradenigo ailesi için inşa edilmiş bir yapı olan ve Venedik lagününün kıymetli sarayları arasında yer alan Palazzo Gradenigo, 2024 yılında Ahmet Güneştekin tarafından satın alındı. Binanın restorasyonunu ise, birçok önemli yapıda yürüttüğü projelerle tanınan mimar Alberto Torsello üstleniyor.&nbsp;</p><p>6 Mayıs’tan itibaren ziyarete açılacak olan Sessizlik, restorasyonu tamamlanan zemin ve birinci katlarda gerçekleşiyor. Projenin yıl sonunda tamamlanmasıyla birlikte yapı, beş kata yayılan 2000 metrekarelik alanıyla Güneştekin Vakfı’nın Venedik’teki merkezine ev sahipliği yapacak ve çağdaş sanat için uluslararası bir üretim ve buluşma platformu olarak faaliyet gösterecek.</p><p>&nbsp;Bu özgün Venedik sarayı, ilk sahibi Pietro Gradenigo’nun entelektüel mirasını yüzyıllar sonra uykusundan uyandırarak, sergiler ve disiplinlerarası programlar aracılığıyla genç ve dezavantajlı sanat üreticilerine odaklanan uluslararası bir merkez olarak konumlanırken, Ahmet Güneştekin’in sanatı aracılığıyla kültürler arasında kalıcı bağlar kurma ve gelecek nesiller için kapsayıcı bir üretim alanı yaratma vizyonunu somutlaştırıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Toz ve Işık" Pastel Resim Sergisi açılıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/toz-ve-isik-pastel-resim-sergisi-aciliyor-4165/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/toz-ve-isik-pastel-resim-sergisi-aciliyor-4165/</id>
<published><![CDATA[2026-04-24T02:30:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-24T02:30:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_397B86-1CC80D-B1FBA1-2CADC1-51E600-7E4350.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sergi, 25 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 16:00’da Mete Plaza / Mete Art Galeri’de düzenlenecek kokteyl ile açılacaktır. Açılışta, onur konuğu Prof. Dr. Sinan Canan bir söyleşi gerçekleştirecektir. Serginin diğer onur konukları ve seçici kurul üyeleri ise Olga Abramova ve Remzi İren’dir.</p><p>Beşincisi düzenlenen sergide, jüri değerlendirmesi sonucunda üç eser ödüllendirilecektir.</p><p>“Toz ve Işık”, sanatseverleri pastelin büyüleyici dünyasında bir yolculuğa davet ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şanlıurfa'da Kültür Yolu heyecanı başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanliurfada-kultur-yolu-heyecani-basliyor-997/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanliurfada-kultur-yolu-heyecani-basliyor-997/</id>
<published><![CDATA[2026-04-22T11:19:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-22T11:19:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A61492-072699-82D788-CF1D99-C3ABD1-CB9E7A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şanlıurfa’nın tarihi, kültürel ve arkeolojik zenginlikleriyle ülkemizin en önemli medeniyet merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’da başlayacak festivalin müjdesini vererek şunları kaydetti: “2021 yılında Beyoğlu’nda başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali, bugün 7 bölgede 26 şehre yayılan güçlü bir kültür hareketine dönüştü. Şimdi ise Şanlıurfa'da Kültür Yolu Festivali ile insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan bu kadim şehrin zengin mirasını kültür ve sanatla&nbsp; buluşturuyoruz. Şanlıurfa; konserlerden sergilere, gastronomiden atölyelere, çocuk etkinliklerinden söyleşilere ve sahne performanslarına uzanan geniş bir içerikle sanatın tüm disiplinlerine ev sahipliği yapacak. Şanlıurfa’nın güçlü kültürel dokusu ve eşsiz gastronomisi de festival süresince daha görünür hale gelecek.”</p><p>SERGİLERLE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE UZANAN SANAT YOLCULUĞU</p><p>Şanlıurfa, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapacak. Şehrin farklı noktalarına yayılan sergiler, tarih, sanat ve kültürel mirası bir araya getirerek her yaştan sanatseveri ağırlayacak.</p><p>2025 yılının “Aile Yılı” temasından ilhamla hazırlanan “Hâne” sergisi; aile, yuva ve nesiller arası bağları geleneksel İslam sanatlarının estetik diliyle ele alacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda ziyaretçilerle buluşacak sergide; 13 hat, 17 seramik hat, 12 tezhip, 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celî sülüs eser yer alacak.</p><p>Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak bir diğer sergi de Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası ziyaretçilerle buluşturan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi olacak. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan 57 eser yer alacak.</p><p>“Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi”nde ise, Hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, katı, çini, cilt, seramik, porselen, ebru, ahşap işleri, sedef işleri, metal işleri, dokuma işleri, işlemeler, halı, kilim, tesbih, taş baskı, lüle taşı, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşturulacak.</p><p>Mehmet Akif İnan Konferans ve Sergi Salonu’nda yer alan “Pastelden Tarihe: Şanlıurfa Neolitik Dönemin Sanatla Yeniden Yorumu” sergisinde, lise öğrencilerinin Göbeklitepe, Karahantepe ve Nevali Çori gibi merkezlerden çıkan eserlerden ilham alarak hayata geçirdiği figürler, sanatseverlerin beğenisine sunulacak.</p><p>ŞANLIURFA’DA ÜNLÜLER GEÇİDİ</p><p>Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali kapsamında şehrin farklı noktalarında düzenlenecek konser ve sahne performansları, müzikseverlere zengin bir program sunacak.</p><p>Festival programında Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde Haluk Levent, Murat Boz, Betül Demir, Sinan Akçıl, Tuğçe Kandemir, Kıraç, Ceylan, Sagopa Kajmer ve Alişan sahne alacak.</p><p>“İlgi Okulları 90 Kişilik Dev Orkestrası” pop konserinde genç yetenekler; dinleyicilere enerjik bir sahne performansı sunacak. Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi Reji Kilisesi’nde gerçekleştirilecek “İki Mızrap Bir Ses” projesi kapsamında, 19. ve 20. yüzyıl bestecilerine ait unutulmaya yüz tutmuş eserler yeniden seslendirilecek. Aynı mekanda sahne alacak “Vox Humanis Çoksesli Koro Topluluğu” ise Anadolu ezgilerini çağdaş çoksesli koro anlayışıyla yorumlayacak. Mehmet Akif İnan Konferans ve Sergi Salonu’nda gerçekleştirilecek “Urfa Ahengi Sıra Gecesi”, Şanlıurfa’nın köklü müzik ve sohbet geleneğini sahneye taşıyacak. “Eyyübiye H.E.M Korosu Hüseyni Türküler Konseri”nde ise Türk halk müziğinin seçkin eserleri Hüseyni makamının duygusal derinliğiyle icra edilerek sanatseverlerle buluşturulacak.</p><p>Festival programı kapsamında “Ozanların İzinde Aşıkların Yolunda: Opera Anadolu’da” başlıklı eser, Anadolu’nun köklü müzik geleneğini evrensel sahne diliyle yorumlayacak. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilen yedi ozana ait eserler, operatik vokal tekniği ve özgün müzikal düzenlemelerle yeniden hayat bulacak.</p><p>FESTİVALDE GASTRONOMİK YENİLİK</p><p>Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında hayata geçirilen “Lezzet Noktası” projesi ile ziyaretçilere kentin gastronomik kimliğini doğrudan deneyimleme imkanı sunulacak. Lezzet Noktası seçkisi, gastronomi alanında Türkiye’nin önde gelen şefleri ve kanaat önderlerinden oluşan danışma kurulu tarafından belirlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Şanlıurfa’da Lezzet Noktası seçkisinde yer alan 33 restoran, kentin köklü mutfak kültürünü yansıtan kapsamlı bir gastronomi rotası sunacak. Şanlıurfa’da gastronomi programına ev sahipliği yapacak şef Ömür Akkor kentin gastronomi değerlerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağlayacak.</p><p>SÖYLEŞİ VE ATÖLYELERLE ZENGİNLEŞEN FESTİVAL</p><p>Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilecek “Yaşayan Miras Söyleşisi: Mırra”, kentin önemli somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan mırra geleneğini ele alacak. Aynı mekandaki konferans salonunda düzenlenecek “Müzelik Sohbetleri” programında ise Şanlıurfa Kalesi, Harran, Soğmatar ve Şuayb şehri kazıları konuşulacak. Yazar Kaan Murat Yanık, Şanlıurfa Çocuk ve Gençlik Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek “Dünyasızlar” söyleşi ve imza etkinliğinde okurlarıyla buluşacak. Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenecek “Divan Edebiyatında Urfalı Bir Üstad: Şair Nabi” söyleşisinde ise Şair Nabi’nin edebi kişiliği ve divan edebiyatındaki yeri ele alınacak. Şanlıurfa Mevlânâ Külliyesi’nde gerçekleştirilecek “Şanlıurfa Mevlânâ Külliyesi Mevlevi Mukabelesi”, şiir dinletisi ve sema gösterisiyle izleyicilere huzur dolu bir atmosfer sunacak.</p><p>DOĞA VE KEŞİF DOLU ETKİNLİKLER</p><p>Fotoğraf tutkunlarına yönelik düzenlenecek “FotoMaraton Şanlıurfa” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinliklerinde, festival süresince belirlenen temalar doğrultusunda gerçekleştirecekleri çekimlerle yarışacak. Bozova/Çatak’ta düzenlenecek “Kano” etkinliği, “Şehir içi Bisiklet Turu”, “Takoran Vadisi Doğa Yürüyüşü”, “Neolitik İnsanın İzinde 12.000 Yıllık Hikâye: Taş Tepeler Yürüyüşü” katılımcılara farklı deneyimler sunacak.</p><p>ÇOCUKLAR İÇİN EĞLENCE DOLU GÜNLER</p><p>Festival boyunca Şanlıurfa, çocuklara oyun, sanat ve keşif dolu unutulmaz anlar yaşatacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark’ta kurulacak “Çocuk Köyü”; renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri ve oyun alanlarıyla miniklerin buluşma noktası olacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Muud, bitkilerin titreşimlerini müziğe dönüştürdü</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/muud-bitkilerin-titresimlerini-muzige-donusturdu-9668/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/muud-bitkilerin-titresimlerini-muzige-donusturdu-9668/</id>
<published><![CDATA[2026-04-22T10:57:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-22T10:57:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_015A2B-79F000-924904-DD7EF6-7631B2-A9863B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Doğanın sesini teknoloji ve müzikle harmanlayan Muud, kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Platform, her burcu temsil eden bitkilerden elde edilen seslerle hazırlanan özel çalma listelerini müzikseverlerin keşfine açıyor.</p><p>“Burçların Muud’u” çalma listesi ile kişiselleştirilmiş müzik deneyimine yeni bir yaklaşım</p><p>Proje kapsamında her burcun karakteristik özelliklerinden yola çıkarak farklı bitkiler belirlendi. Bu bitkilerin yaydığı biyolojik titreşimler, Plantwave cihazı kullanılarak sese dönüştürülerek kaydedildi. Doğadan elde edilen bu özgün sesler, her burcun enerjisini yansıtan kompozisyonlara dönüştürüldü.</p><p>Proje kapsamında ateş grubu burçları olan Koç biberiye, Aslan kasımpatı, Yay ise defneyle ilişkilendirildi. Toprak grubunda Boğa-menekşe ile özdeşleştirilirken Başak nane, Oğlak ise paşa kılıcıyla yan yana geldi. Hava grubunda İkizler nergisle, Terazi yaseminle, Kova orkideyle; su grubunda ise Yengeç aloe vera, Balık okaliptüs ile Akrep ise kaktüsle eşleştirildi. Her burç için belirlenen bu bitkilerden elde edilen doğal titreşimler projenin temelini oluşturdu.&nbsp;</p><p>DJ ve prodüktör Ikobeat iş birliğiyle yürütülen projede, bitkilerden elde edilen sesler yaratıcı bir prodüksiyon sürecinden geçirilerek her burcun dinamiklerine uygun şekilde yeniden yorumlandı. Böylece her biri kendine özgü tınılar taşıyan 12 eser ortaya çıktı.</p><p>Muud kullanıcıları, kendi burçlarına özel hazırlanan şarkıların yanı sıra diğer burçlara ait içerikleri de platform üzerinde keşfedebiliyor. “Burçların Muud’u” çalma listesi sayesinde dinleyiciler, astrolojik temalarla şekillenen bu özel seçkiye tek bir çatı altında ulaşabiliyor. Proje doğa, astroloji ve müziği bir araya getirerek dinleyicilere çok katmanlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor.</p><p>	</p><p></p><p></p><p>Burçların Muud’u</p><p></p><p>Koç Burcu – Biberiye</p><p>Boğa Burcu – Menekşe</p><p>İkizler Burcu – Nergis</p><p>Yengeç Burcu – Aloe Vera</p><p>Aslan Burcu – Kasımpatı</p><p>Başak Burcu – Nane</p><p>Terazi Burcu – Yasemin</p><p>Akrep Burcu – Kaktüs</p><p>Yay Burcu – Defne</p><p>Oğlak Burcu – Paşa Kılıcı</p><p>Kova Burcu – Orkide</p><p>Balık Burcu - Okaliptus</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Halkbank Çocuk Tiyatrosu Türkiye'yi dolaşmayı sürdürüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/halkbank-cocuk-tiyatrosu-turkiyeyi-dolasmayi-surduruyor-7574/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/halkbank-cocuk-tiyatrosu-turkiyeyi-dolasmayi-surduruyor-7574/</id>
<published><![CDATA[2026-04-21T13:00:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-21T13:00:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DFDF5D-699634-FAA9CF-DA03E3-6F2AA3-5E81F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin ‘duyarlı ve yenilikçi’ bankası Halkbank, çocuklara tüketim ve çevre bilinci kazandırma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Bu yaklaşımın önemli adımlarından biri olan Halkbank Çocuk Tiyatrosu’nun “Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!” oyunu, ikinci turnesine 20 Nisan’da Kırklareli’nden başladı.</p><p></p><p>İlk turne kapsamında Türkiye genelinde 24 ilde yaklaşık 19 bin izleyiciye ulaşarak büyük bir başarıya imza atan oyun, yine geniş bir rotada çocuklarla buluşacak. “Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!” oyunu, 7 Haziran’da sona erecek yeni turnesinde 19 şehirdeki 50 gösterimle; bilinçli tüketim ve kaynak yönetimi gibi temel kavramları çocuklara eğlenceli ve interaktif bir şekilde anlatacak.&nbsp;</p><p></p><p>Hakkı Ergök’ün yönetmenliğini üstlendiği oyunda, Azra Akın çocuklara yol gösteren bir öğretmen karakteriyle sahnede yer alıyor. “Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür” temasıyla sergilenen oyunla çocuklar; kaynakları verimli kullanmanın dünyayı kurtaracak gerçek “süper güç” olduğunu bizzat deneyimleyerek öğreniyor. Müzikleri, dinamik karakterleri ve eğlenceli anlatım diliyle çocukların büyük ilgisini çeken interaktif oyun; bilinçli tüketim ve geri dönüşüm gibi kavramları günlük hayattan örneklerle ele alıyor. 6-12 yaş grubuna hitap eden 35 dakikalık oyunun sonunda çocuklara hediye edilecek kumbara ise sahnede verilen mesajların somut bir alışkanlığa dönüşmesine yardımcı olacak.&nbsp;</p><p></p><p>“Rami Çocuk ve Sanat Bienali” Özel Gösterimleri</p><p></p><p>Halkbank’ın sanata ve toplumsal gelişime verdiği desteğin bir parçası olarak, Rami Çocuk ve Sanat Bienali sponsorluğu kapsamında bu yıl özel gösterimler de takvime eklendi. Şehrin kültürel dokusuna katkı sunan bu iş birliği çerçevesinde oyun, Rami Kütüphanesi’nin tarihi atmosferinde izleyiciyle buluşacak. Bu özel gösterimler 9-10-11-12 Mayıs ve 6-7 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rahmi M. Koç Müzesi 'nde 23 Nisan neşesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/rahmi-m-koc-muzesi-nde-23-nisan-nesesi-3492/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/rahmi-m-koc-muzesi-nde-23-nisan-nesesi-3492/</id>
<published><![CDATA[2026-04-21T02:16:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-21T02:16:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_37E142-5C90D5-B84AD9-E5F688-DB0C53-A92508.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin ilk ve tek sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi’nde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şenlik gibi kutlanacak. Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda müzede geleneksel hale gelen ‘Otomobil Boyama’ etkinliğinin yanı sıra hazırlanan yeni etkinlikler çocukların&nbsp;</p><p>23 Nisan coşkusuna eşlik edecek.&nbsp;</p><p></p><p>Kontenjanlarla sınırlı olan etkinliklere katılım için ziyaretçilerin müze gişesinden bilet alırken kayıt yaptırmaları yeterli olacak. Rahmi M. Koç Müzesi’nde 23 Nisan’ı şenliğe çevirecek olan etkinlikler listesi ise şöyle:&nbsp;</p><p></p><p>Vosvos’u özgürce boyayacaklar</p><p>Müzenin geleneksel hale gelen ‘Otomobil Boyama’ etkinliğinde 5-9 yaş arasındaki çocuklar beyaz bir Vosvos’u renklendirerek hayallerini özgürce yansıtacak. Seanslar halinde yapılacak ve her biri 15 dakika sürecek olan etkinlik boyunca çocuklar eğlenceli anlar yaşayacak.&nbsp;</p><p></p><p>Yelkenliye dair her şey</p><p>Koç Üniversitesi Yelken ve Denizcilik Kulübü ve KUDENFOR iş birliği ile gerçekleştirilecek&nbsp; etkinlikte 8-12 yaş çocuklar yelkeni, yelken basmayı ve gemici bağlarını öğrenecek. Hava koşulları elverirse Haliç’i bir yelkenli ile seyre çıkacaklar.&nbsp;</p><p></p><p>Kont Ostrorog’la Haliç Turu</p><p>5-15 yaş arasındaki çocuklar ebeveynleri ile birlikte Karadeniz’e özgü geleneksel bir tür balıkçısı teknesi olan Kont Ostrorog ile Haliç’i turlayacak. Hava koşullarına göre düzenlenecek olan “Kont Ostrorog ile Haliç Turu” etkinliği 30 dakika sürecek.</p><p>&nbsp;</p><p>Macera dolu bir keşfe tanıklık</p><p>8-12 yaş arasındaki çocuklar müzedeki Kısmet Yelkenlisi’nin 1965’te İstanbul’dan yola çıkarak dünyayı dolaştığı macera dolu seyahatini kızları Kısmet Deniz Polat’tan dinleyecek.&nbsp; Yelkenlinin hareketini sağlayan rüzgarları ise çocuklar dans ederek canlandıracak.</p><p></p><p>Robotik dünyaya adım&nbsp;</p><p>Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencileri tarafından kurulan İntegra Robotik Takımı tarafından gerçekleştirilecek Lego Spike Kitleri etkinliğinde 9-12 yaş arasındaki çocuklar önce kendi lego setlerini inşa edecek, ardından blok tabanlı kodlama ile robotları hareket ettirmeyi öğrenecek. Çocuklar robotik dünyasına adım atarken hem eğlenceli hem de teknoloji odaklı bir deneyim yaşayacak.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk Telekom, "Ebedi Barış" oyununu erişilebilir kıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-telekom-ebedi-baris-oyununu-erisilebilir-kildi-890/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-telekom-ebedi-baris-oyununu-erisilebilir-kildi-890/</id>
<published><![CDATA[2026-04-20T09:15:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-20T09:15:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_95A9B2-194477-100212-6A0D40-A587D3-FBA7AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını “Türkiye’ye Değer” anlayışıyla yürüten Türk Telekom, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu ve AKM iş birliğiyle yürüttüğü “Erişilebilir Tiyatro” projesinde sanatseverleri ağırlamayı sürdürüyor. Proje kapsamında AKM Tiyatro Salonu'nda erişilebilir bir şekilde sahnelenen "Ebedi Barış" oyunu ile engelleri aşan bir sanat deneyimi sunuldu.</p><p></p><p>“Herkes için erişilebilir bir yaşam hedefi”</p><p>Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu konuyla ilgili şunları söyledi: “İletişimin her çağında olduğu gibi 5G’nin hayatımıza girmesiyle birlikte 5G çağında da öncü olmaya devam ediyoruz. Türk Telekom olarak 5G’yi sadece bir teknoloji değil, endüstriden sanata, eğitimden sağlığa kadar geniş bir ekosistemde dönüşüm sağlayan bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda, teknolojinin sunduğu imkânları toplumun her kesimine eşit ve kapsayıcı bir şekilde ulaştırmayı temel önceliklerimiz arasında görüyor, teknolojiyi toplum yararına sunma vizyonumuzla kültür sanatta erişilebilirliği ‎desteklemeyi sürdürüyoruz. Sunduğumuz teknolojilerle AKM’yi engelleri aşan, herkes için erişilebilir bir kültür-sanat ‎merkezi haline getiriyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarımızı ‘Türkiye’ye Değer’ anlayışıyla sürdürerek, engelli sanatseverlerin kültür-sanat etkinliklerine eşit katılımını desteklemeye devam ediyoruz. Büyük ilgi gören “Erişilebilir Tiyatro” projemizle, sanatseverlere görsel, işitsel ve fiziksel engelleri aşan kapsayıcı bir sanat deneyimi yaşatmaktan mutluluk duyuyoruz. Herkes için erişilebilir bir yaşam hedefi doğrultusunda sosyal sorumluluk projelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”</p><p></p><p>Görme ve işitme engelliler için kapsayıcı deneyim</p><p>Proje sayesinde görme engelli sanatseverler, mekân, zaman, karakterler ve sessizce gelişen olaylar gibi sesli olmayan görsel öğeleri, diyalog aralarında aktarılan sesli betimleme uygulamasıyla detayları kaçırmadan takip edebiliyor. Ayrıca oyun öncesinde gerçekleştirilen özel sahne turları sayesinde dekor ve kostümlere dokunarak sahneyle önceden tanışma fırsatı buluyorlar. İşitme engelli sanatseverler için ise oyunda kullanılan üst yazı uygulamasıyla diyaloglar anlık olarak yazılı şekilde ekrana aktarılarak tiyatro deneyimi erişilebilir hale getiriliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Juan Mayorga tarafından yazılan ve Canan Şahin tarafından çevrilen "Ebedi Barış", izleyicileri, iyilik ve kötülük kavramlarını sorgulatan, alışılagelmedik bir dünyaya davet ediyor. Oyun boyunca "Kötü kimdir? Ya iyi? Sizce emirleri uygulamak ve ahlaki doğruluk arasında nasıl bir seçim yapmalı? Tarafsız kalınabilir mi? Daha da önemlisi ebedi barışı sağlamak mümkün olabilir mi?" sorularına yanıt aranıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ODTÜ Sanat 70. yılında yeniden başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/odtu-sanat-70-yilinda-yeniden-basliyor-4824/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/odtu-sanat-70-yilinda-yeniden-basliyor-4824/</id>
<published><![CDATA[2026-04-17T19:28:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-17T19:28:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_81312F-2669EA-EC6976-77A57F-A0D3D4-223290.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ODTÜ’nün ikinci 70 yılına ilişkin vizyonunun önemli başlıklarından biri olarak konumlandırılan ODTÜ Sanat, 28 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek kapsamlı programıyla; kampüsü yeniden kültür ve sanat sahnesine dönüştürecek. Etkinlikten elde edilecek gelir ise ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacak.</p><p>Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi başta olmak üzere kampüsün farklı noktalarında gerçekleşecek etkinlikler; konserlerden tiyatroya, film gösterimlerinden söyleşilere, sergilerden atölyelere kadar geniş bir içerik sunacak. Etkinlik programı; öğrenciler, akademisyenler, mezunlar ve sanatseverlerin yanı sıra Ankara’dan katılımcıları da bir araya getirerek çok katmanlı bir buluşma zemini oluşturacak. ODTÜ Sanat, bu yönüyle yalnızca kampüs içinde değil, Ankara’ya yayılan bir kültür-sanat festivali niteliği de taşıyor.</p><p></p><p>70. Yıl Vizyonunun Kültür-Sanat Ayağı</p><p>Türkiye İş Bankası’nın katkılarıyla ODTÜ’nün 70. yıl vizyonu doğrultusunda yeniden başlatılan ODTÜ Sanat, üniversitenin bilimsel üretiminin yanında kültürel ve sanatsal bir merkez olma iddiasını güçlendirmeyi hedefliyor. Altı yıl aradan sonra yeniden düzenlenen etkinlik, kampüs yaşamının önemli kültürel buluşmalarından biri olarak yeniden konumlanıyor. Yıllar içinde kampüs sınırlarını aşarak Ankara’nın dikkat çeken kültür-sanat organizasyonlarından biri haline gelen ODTÜ Sanat, bu yıl da geniş katılımlı bir festival yapısıyla kente açılıyor.</p><p></p><p></p><p></p><p>Kemal Kurdaş Salonu’nda Büyük Konserler</p><p>28 Mart’ta başlayacak ODTÜ Sanat 70. Yıl Günleri kapsamında Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi’nin ana sahnesinde ulusal ve uluslararası birçok önemli sanatçı sahne alacak. Programda Kerem Görsev Quartet ft. Fatih Erkoç, Erkan Oğur &amp; İsmail Hakkı Demircioğlu, Bill Laurance &amp; Michael League, Yeni Türkü, Şakalı Akustik &mdash; Harun Tekin &amp; Koray Candemir, TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası &amp; Sibel Köse, Fazıl Say, Buena Vista All Stars &mdash; Una Noche En La Habana ve Dhafer Youssef gibi farklı müzik türlerinden önemli isimler yer alıyor.</p><p>Etkinlik Gelirleri Öğrenci Burs Fonuna Aktarılacak</p><p>ODTÜ Sanat kapsamında gerçekleştirilecek ücretli etkinliklerden elde edilecek gelir, ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacak. Böylece festival yalnızca bir kültür-sanat etkinliği değil, aynı zamanda öğrencilerin eğitimine destek sağlayan sürdürülebilir bir dayanışma modeli olacak. Programda yer alan çok sayıda ücretsiz etkinlik ise kampüs yaşamını sanatla buluşturmayı ve farklı yaş gruplarından ziyaretçilerin katılımını teşvik etmeyi amaçlıyor.</p><p>Kampüsün Her Noktasında Çok Katmanlı Sanat Deneyimi</p><p>ODTÜ Sanat, yalnızca ana sahne konserleriyle sınırlı kalmayarak kampüsün tamamına yayılan zengin programıyla öne çıkıyor. Festival boyunca gerçekleştirilecek film gösterimleri, tiyatro oyunları, çocuk etkinlikleri, atölye çalışmaları, sergiler ve pop-up konserler, etkinliğin en güçlü bileşenlerini oluşturuyor.</p><p>Gün boyu sürecek program akışında; bağımsız film seçkileri, farklı disiplinlerden tiyatro gösterimleri, çocuklara yönelik sahne performansları ve yaratıcı atölyeler dikkat çekerken, kampüsün çeşitli noktalarında gerçekleşecek küçük ölçekli konserler ve sürpriz performanslar festival atmosferini canlı tutacak. Fuaye alanları, açık alanlar ve geçiş noktaları sanatın gündelik yaşamla iç içe geçtiği dinamik mekânlara dönüşecek.</p><p>Bu yönüyle ODTÜ Sanat, izleyiciyi yalnızca izleyen değil, deneyimleyen ve etkileşime geçen bir katılımcıya dönüştüren çok mekânlı bir kültür-sanat deneyimi sunuyor.</p><p>Sanat, Teknoloji ve Kent Kültürü Panellerde Buluşacak</p><p>Festival kapsamında gerçekleştirilecek panellerde sanat, teknoloji ve kent kültürü farklı perspektiflerle ele alınacak. Programda yer alan söyleşiler arasında “Kültür Diplomasisi: Başkent Olmanın Yumuşak Gücü”, “Yapay Zeka ve Yaratıcılık: Algoritmalar Sanatı Nasıl Tasarlar?” ve “Ankara’da Kültür Sanatı Konuşmak” başlıklı oturumlar bulunuyor.</p><p>Bu panellerde Ankara’daki kültür kurumları, uluslararası kültür enstitüleri, akademisyenler ve sanatçılar bir araya gelerek sanatın güncel üretim biçimlerini ve kültür ekosistemini tartışacak.</p><p></p><p>ODTÜ’den Ankara’ya Açılan Bir Kültür-Sanat Festivali</p><p></p><p>ODTÜ Sanat’ın yeniden başlamasıyla birlikte kampüs, yalnızca üniversite bileşenleri için değil, Ankara’nın kültür-sanat hayatı için de önemli bir buluşma alanı haline gelecek. Etkinliklerin önemli bir bölümü Ankaralı sanatseverlerin katılımına açık olarak düzenlenecek.</p><p>Üniversite, 70 yıllık akademik birikimini kültür ve sanat üretimiyle buluştururken; kampüsü öğrenciler, mezunlar, sanatçılar ve kent yaşamını bir araya getiren ortak bir sahneye dönüştürmeyi hedefliyor. Ankara’ya yayılan bu çok yönlü program, ODTÜ Sanat’ı kentin önemli kültür-sanat festivallerinden biri olarak yeniden konumlanacak.&nbsp;</p><p>ODTÜ Sanat 70. Yıl Günleri, 28 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında ODTÜ kampüsünde, elde edilecek gelirin ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacağı etkinliklerle sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirecek.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">72. Sait Faik Hikâye Armağanı'nın kısa listesi açıklandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/72-sait-faik-hikaye-armaganinin-kisa-listesi-aciklandi-3645/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/72-sait-faik-hikaye-armaganinin-kisa-listesi-aciklandi-3645/</id>
<published><![CDATA[2026-04-16T08:52:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-16T08:52:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0E5738-70427B-B3C7C1-5356C8-BBA8B9-4E2476.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ön jürinin belirlediği eserler alfabetik olarak şöyle sıralandı:</p><p></p><p>•	Açık Alanda Klostrofobik Hikayeler, Fulya Taşçeviren</p><p>•	Aşklar ve Hayaletler, Ayşe Burçak</p><p>•	Dünya Bir Rüzgar, Üzeyir Karahasanoğlu</p><p>•	Dünyadan Sonra Bir Yer, Yelina Tayfur</p><p>•	Geçici Manzara, Hakan Bıçakçı</p><p>•	Hayatımızın En Uzun Kışı, Dilek Karaaslan</p><p>•	Maviden-Deniz Güzeldir, Vecdi Çıracıoğlu</p><p>•	Neyse ki Günler Uzadı, Mesut Barış Övün</p><p>•	Sardunyalar Güneşe Bayılır, Başak Arslan</p><p>•	Üç, Eyüp Aygün Tayşir</p><p></p><p>Bu yıl rekor sayıda başvuru alan yarışmanın kazananı mayıs ayı içinde açıklanacak. Armağan ile birlikte ilk kez geçen sene verilmeye başlanan Doğan Hızlan Özel Ödülü de sahibini bulacak.</p><p></p><p>72. Sait Faik Hikâye Armağanı ve Doğan Hızlan Özel Ödülü’nün Emrah Kolukısa’nın koordinatörlüğünde toplanan ön jürisinde, Seray Şahinler Demir, Eray Ak ve Ali Bulunmaz yer aldı. Jüri ise İhsan Yılmaz, Faruk Duman, Cemil Kavukçu, Nazan Aksoy, Seval Şahin, Darüşşafaka Cemiyeti eski Başkan Vekili Beşir Özmen ve Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’den oluşuyor.</p><p></p><p>Sait Faik Hikâye Armağanı</p><p>1955’te yazarın annesi Makbule Abasıyanık tarafından kurulan Sait Faik Hikâye Armağanı, 1964’ten beri Darüşşafaka Cemiyeti tarafından veriliyor. Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık’ın vasiyetnamesi doğrultusunda dönemin ileri gelen edebiyat ustalarından oluşturulan jüri, o yıl içinde yazılmış en iyi hikâye kitabını seçerek “Sait Faik Hikâye Armağanı”nı veriyor. 2012 yılından itibaren Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2025 yılından itibaren ise Kültür Yayınları’nın yanı sıra Türkiye İş Bankası’nın da iş birliğiyle verilen Sait Faik Hikâye Armağanı, bugün edebiyat dünyamızın en önemli ödülleri arasında yer alıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Venedik'e uzanan sanat yolculuğu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/venedike-uzanan-sanat-yolculugu-3606/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/venedike-uzanan-sanat-yolculugu-3606/</id>
<published><![CDATA[2026-04-16T08:50:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-16T08:50:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8DBCF9-EFAA0E-02810A-F09080-FB1A58-821049.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Trendyol'un 2021'de pozitif etki vizyonu doğrultusunda genç sanatçılara dijitalde alan açmak ve sanatı herkes için erişilebilir kılmak için&nbsp; hayata geçirdiği Trendyol Sanat, bugüne kadar çağdaş sanatı günlük hayatın bir parçası haline getirerek sanata erişimde dijital bir dönüm noktası oldu. Genç ve bağımsız sanatçılarla başlayan yolculukta, resim, heykel, fotoğraf, cam, seramik, gravür, baskı ve illüstrasyon gibi farklı disiplinlerde üretilen eserler dijital ortamda milyonlarca kişiyle buluştu.</p><p></p><p>Sanat artık koleksiyonlarda: 2.500’den fazla eser alıcı buldu</p><p>Sanatseverler, Trendyol Sanat'ta sergilenen eserlerden 2 bin 500'den fazlasını satın alarak koleksiyonlarına ekledi. Halihazırda 150’den fazla sanatçının bine yakın eserine ev sahipliğine yapan Trendyol Sanat, çağdaş sanatı zaman ve mekan kısıtı olmaksızın herkes için erişilebilir kılıyor.</p><p>Türk çağdaş sanatının önde gelen temsilcileriyle de iş birlikleri yürüten Trendyol Sanat, limitli edisyon eserleri ve özel koleksiyonları sanatseverlerle buluşturdu. Leo Lunatic, Ardan Özmenoğlu, İsmail Acar, Ekrem Yalçındağ, Devrim Erbil, Göksu Gül, Sarp Kerem Yavuz ve Leyla Emadi gibi isimlerin eserleri, Türkiye'nin dört bir yanına ulaştı.</p><p></p><p>Uluslararası sahneye çıkış</p><p>Trendyol Sanat Türkiye'nin yaratıcı gücünün uluslararası sahnelere taşınmasında rol oynuyor. Dünyanın en köklü ve prestijli sanat festivallerinden Venedik Bienali'ndeki Türkiye Pavyonu'na destek veren Trendyol Sanat, uzun vadeli bir global vizyon ortaya koyuyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) koordinasyonundaki Türkiye Pavyonu 9 Mayıs'ta kapılarını açacak ve sanatçı Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim – A Kiss on the Eyes” başlıklı sergisini sanatseverlerle buluşturacak.</p><p></p><p></p><p></p><p>Coğrafyalar arasında bağ kuran sergi: Beyond the Vanishing Point</p><p>Trendyol Sanat ayrıca, dünyaca ünlü mimar ve fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ’un Venedik’te açılan “Beyond the Vanishing Point” sergisinin de ana destekçileri arasında yer aldı. Avrupa’nın önde gelen fotoğraf müzelerinden Le Stanze della Fotografia'da 6 Nisan tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayan sergi, mimari mirasın izini sürdü ve Ayasofya'nın anıtsal kubbesiyle Venedik arasında güçlü bir kültürel bağ kurdu.</p><p></p><p>NEUROFLUX Türkiye’de ilk kez sergilendi</p><p>Contemporary Istanbul, BASE ve MamutArt gibi Türkiye'nin başta gelen sanat etkinliklerine partner olarak destek sunan Trendyol Sanat, yurt dışında sergilenen enstalasyonları Türkiye'de sanatseverlerin beğenisine sundu. Dünyaca ünlü mimar, sanatçı ve teknolojist Güvenç Özel’in Coachella'da geniş yankı uyandıran 'HOLOFLUX' enstalasyonunun yeni bir yorumu olan 'NEUROFLUX', 2025 yılında Türkiye’de ilk kez sergilendiği Contemporary Istanbul'da büyük ilgi gördü.&nbsp;</p><p>Türkiye'nin tek kapsamlı yeni mezun sanatçı sergisi BASE'in ana partnerliğini üstlenen Trendyol Sanat, BASE bünyesindeki Konuk Ülke programının hayata geçirilmesine destek veriyor. Her yıl farklı bir ülkeyi ağırlayan program kapsamında, 2024’te Azerbaycanlı, 2025’te ise Romanyalı sanatçılar, Türkiye’deki yeni mezun sanatçılarla birlikte eserlerini sergiledi.</p><p>Trendyol Sanat, kültür-sanat ekosistemine sunduğu güçlü katkıyı uluslararası ölçekteki projelerle sürdürecek ve çağdaş Türk sanatının dünyaya ulaşmasında öncü bir rol oynayacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Boğaz'da bayram coşkusu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bogazda-bayram-coskusu-7604/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bogazda-bayram-coskusu-7604/</id>
<published><![CDATA[2026-04-16T08:48:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-16T08:48:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_439533-4E787D-CF7205-0B1991-D02B32-1B5110.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Galataport İstanbul’da 23 Nisan günü düzenlenecek Ozmo Çocuk Şenliği kapsamında tüm etkinlikler Doğuş Meydanı’nda ziyaretçilerle buluşacak. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek atölyeler, sahne performansları ve yarışmalarla çocuklar bayram coşkusunu doyasıya yaşayacak.</p><p>Ozmo, Gün Boyu Çocuklarla Birlikte Olacak</p><p>Bu yıl Ozmo Çocuk Şenliği kapsamında 23-26 Nisan tarihleri arasında hayata geçirilecek Ozmo Cornet Atölyesi ile çocuklar, yaratıcılıklarını çikolata ile buluşturdukları keyifli bir deneyimin parçası olacak. Kendi Cornet’lerini tasarlarken hem üretecek hem de eğlenecek çocuklar, atölye boyunca hayal güçlerini özgürce yansıtma fırsatı yakalayacak. Ozmo’nun, yeni sezonda Varol Yaşaroğlu imzası taşıyan çizgi filminin ilk bölümü de etkinlik süresince ilk kez ekranlarda yer alırken, Ozmo maskotu şenlik boyunca çocukların eğlencesine eşlik edecek.</p><p>Ozmo Çocuk Şenliği’nin açılışı, saat 13.00’te başlayacak Doğuş Otomotiv Plus Atölyeleri ile yapılacak. Devamında 13.00–14.00 saatleri arasında gerçekleşecek “Maket Bisiklet Yapım Atölyesi X MATE”, çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunarak yaratıcılıklarını desteklerken saat 14.00-17:00 arası gerçekleşecek Dance Battle Yarışması ile sahnedeki enerji, zirveye taşınacak.&nbsp;</p><p>İstanbul Street Dance tarafından Sneaks Up sponsorluğunda düzenlenen yarışmada, özel bir jüri tarafından video elemesini geçen 8-13 yaş arası finalistler, dans yeteneklerini sergileyerek sahnede kıyasıya mücadele edecek. Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Dance Battle, çocuklar arasında giderek büyüyen bir ilgiyle takip ediliyor.</p><p>Günün en sevilen sürprizlerinden biri ise saat 17.30’da sahne alacak Kral Şakir olacak. “Mini Şölen” temalı kostümlü performansıyla minik izleyicilere eğlenceli ve unutulmaz anlar yaşatacak.</p><p>Ozmo Çocuk Şenliği kapsamındaki ücretsiz atölyeler, 23-26 Nisan tarihleri arasında devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fişekhane, 23 Nisan'ın coşkusunu Uçurtma Festivali ile gökyüzüne taşıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fisekhane-23-nisanin-coskusunu-ucurtma-festivali-ile-gokyuzune-tasiyor-4698/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fisekhane-23-nisanin-coskusunu-ucurtma-festivali-ile-gokyuzune-tasiyor-4698/</id>
<published><![CDATA[2026-04-15T10:44:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-15T10:44:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_79055E-473A61-61C484-12DD97-12D347-8544CB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul’da kültür-sanat, gastronomi ve yaşamın bir araya geldiği özgün bir deneyim alanı sunan Fişekhane, bu yıl beşincisi düzenlenecek Uçurtma Festivali ile çocukları ve ailelerini bayram coşkusunu birlikte yaşamaya davet ediyor. Rengarenk uçurtmaların gökyüzünü süsleyeceği festival, 18 Nisan Cumartesi günü Fişekhane galeri alanında gerçekleşecek; festival boyunca birbirinden keyifli etkinliklerle çocuklar bayramın neşesini doyasıya yaşayacak.</p><p></p><p>Çin’de katıldığı uluslararası uçurtma festivalinde üç boyutlu uçurtmasıyla altın madalya kazanan uçurtma sanatçısı Zahit Mungan’ın uçurtma gösterileri festivalin en dikkat çekici anlarından biri olacak. Festival kapsamında sınırlı kontenjanla ve biletli olarak düzenlenen uçurtma yapım ve boyama atölyelerine katılan çocuklar, hayal güçlerini kendi tasarladıkları rengarenk uçurtmalara yansıtacak. 11.00-14.00 saatlerinde gerçekleştirilecek uçurtma yapım atölyeleri ile 12.00-15.30 saatleri arasında farklı seanslarla düzenlenecek uçurtma boyama atölyeleri, çocuklara yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri keyifli anlar sunacak. Atölyelere 5 yaş ve üzeri çocuklar katılabilecek.</p><p></p><p>Uçurtma Festivali’nin neşesi atölyelerle sınırlı kalmayacak, 10.00–15.30 saatleri arasında devam edecek yüz boyama etkinlikleri festivale renk katacak. Günün sonunda, saat 16.00’da Zahit Mungan ile birlikte çocuklar ve aileleri Fişekhane sahilinde buluşarak hayal güçlerini gökyüzü ile buluşturacak.</p><p></p><p>Özak Global Holding’in İstanbul’a kazandırdığı Fişekhane, çok katmanlı yapısıyla yıl boyunca düzenlediği etkinliklerle şehrin sosyal yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. Fişekhane, geleneksel Uçurtma Festivali ile bu yıl da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın coşkusunu çocuklar ve aileleriyle birlikte kutluyor.</p><p></p><p>Etkinlik Programı</p><p>18 Nisan Cumartesi – Fişekhane Galeri</p><p></p><p>Uçurtma Yapım Atölyesi	11.00 - 12.00 - 13.00 - 14.00	&nbsp;</p><p>Uçurtma Boyama Atölyesi	12.00 - 12.30 - 13.00 - 13.30 - 14.00 - 14.30 - 15.00 - 15.30</p><p>Uçurtma Gösterisi		16.00</p><p>Yüz Boyama			10.00 - 15.30</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">23 Nisan'da "Müzede Oyun" şenliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/23-nisanda-muzede-oyun-senligi-9739/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/23-nisanda-muzede-oyun-senligi-9739/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T09:41:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T09:41:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B87C85-932D6D-14F831-87C380-3D89B1-146230.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Müzede Oyun” başlıklı şenlik programında çocuklar ve aileler, farklı etkinliklere katılarak sanatla buluşuyor. Dört gün sürecek program kapsamında çocuklar, aileleriyle birlikte müzenin farklı mekânlarında sanat aktiviteleri gerçekleştiriyor.</p><p>“Müzede Oyun” şenliği; sergi turlarının yanı sıra “Renk Atölyesi”, illüstratör Mavisu Demirağ’ın programa özel tasarladığı “Hayal Müzesi” etkinliği ve yine Demirağ ile gerçekleştirilecek “Çizgiyle Başlayan Masal” başlıklı ücretsiz atölyeleri içeriyor.</p><p>“Müzede Oyun” sergi turları</p><p>“Müzede Oyun” sergi turları, çocukları ve ailelerini yepyeni bulmacalarla buluşturuyor. Tur, yarım kalmış bir masalla başlıyor. Ait oldukları resimlerden çıkıp sergideki yerlerini kaybetmiş kahramanların macerasını dinleyen çocuklar, masalın mutlu sonla tamamlanmasına katkı sağlıyor.</p><p>Katılımcılar, kendilerine verilen harita ve bulmacalar aracılığıyla resimlerini arayan masal kahramanlarına yardım ediyor. Böylece çocuklar, “Yüzen Adalar” sergisini hazine avı kurgusundan ilham alan eğlenceli bir oyunla keşfediyor.</p><p>Renk Atölyesi</p><p>Atölye çalışması, renk ve tonlarının keşfine odaklanıyor. Çocuklar, seçtikleri ana rengin farklı tonlarını üreterek bu renklerle monokrom (tek renkli) resimler oluşturuyor.</p><p>2–3 yaş çocuklu aileler için:&nbsp;</p><p>23 Nisan 11.00–11.30 / 24 Nisan 14.00–14.30 / 25 Nisan 15.30–16.00</p><p></p><p>4–6 yaş çocuklu aileler için:&nbsp;</p><p>25 Nisan 11.00–11.30 / 26 Nisan 11.00–11.30</p><p></p><p>7–10 yaş çocuklar için:&nbsp;</p><p>24 Nisan 15.30–16.00 / 26 Nisan 15.30–16.00</p><p>Hayal Müzesi</p><p>Müzenin mezzanine fuaye katında, çocukları ve aileleri illüstratör Mavisu Demirağ’ın Çocuk Şenliği için tasarladığı ilham verici bir müze resmi karşılıyor.</p><p>Şenlik boyunca çocuklar yaş gruplarına göre farklı yaratıcı deneyimlere katılıyor. 2–3 ve 4–6 yaş gruplarındaki çocuklar, sanatçının illüstrasyonundan ilham alarak kendi kuklalarını tasarlayıp yanlarında götürüyor. 7–10 yaş grubu ise ürettikleri çalışmaları İstanbul Modern’e bırakarak kolektif bir müze resminin tamamlanmasına katkı sağlıyor.</p><p>Çocukların bıraktığı eserler, Mavisu Demirağ’ın çizimine eklenerek resmin şenlik süresince adım adım tamamlanmasını sağlıyor.</p><p>Çizgiyle Başlayan Masal – Mavisu Demirağ ile</p><p>“Çizgiyle Başlayan Masal”, çocukları hayal dünyalarının kapısını aralamaya davet eden yaratıcı bir atölye. Mavisu Demirağ’ın çizgilerinden ilham alan çocuklar, bir masalın çizgiyle nasıl başladığını keşfediyor; ardından kendi karakterlerini, mekânlarını ve hikâyelerini oluşturuyor.</p><p>Bu atölyede her çocuk, çizdiği tek bir çizginin bile bir masala dönüşebileceğini deneyimliyor.</p><p>4–6 yaş çocuklu aileler için:</p><p>23 Nisan 13.30–14.30</p><p></p><p>7–10 yaş çocuklar için:&nbsp;</p><p>23 Nisan 15.00–16.00</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Denizlerin lanetli efsanesi sahneye taşınıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/denizlerin-lanetli-efsanesi-sahneye-tasiniyor-6120/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/denizlerin-lanetli-efsanesi-sahneye-tasiniyor-6120/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T09:15:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T09:15:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3FF7BD-41F954-A4F8EA-D07BE3-4B3836-7E1EB5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Opera repertuvarının en etkileyici eserlerinden biri olan “Uçan Hollandalı”, Wagner’in müzikal dilinin şekillenmeye başladığı dönemi temsil ederken, leitmotif (ana tema) kullanımının güçlü örneklerini de barındırıyor. Bestecinin dramatik anlatımı müzikle bütünleştiren yaklaşımı, bu eserde kendini belirgin biçimde gösteriyor. Sebastian Welker’in rejisi, eserin karanlık atmosferini çağdaş bir sahne diliyle yeniden yorumlarken, izleyiciyi zamansız bir hikâyenin içine çekiyor. Görsel tasarım, ışık kullanımı ve sahne estetiği, müziğin dramatik gücünü tamamlayan önemli unsurlar arasında yer alıyor.</p><p>Tutkunun, kaderin ve kurtuluşun iç içe geçtiği bu güçlü eser, hem müzikal hem de dramatik açıdan izleyicisine unutulmaz bir gece vaat ediyor&hellip;</p><p>Fırtınalı denizlerde geçen hikâyede, bir zamanlar Tanrı’ya meydan okuduğu için lanetlenmiş , doğaüstü bir Hollandalı, sonsuza dek denizlerde dolaşmaya mahkûm edilmiştir. Ona yalnızca yedi yılda bir karaya çıkma izni verilir ve bu kısa sürede, kendisine sonsuza dek sadık kalacak bir kadının aşkını bulabilirse lanetten kurtulabilecektir. Bu umutsuz arayış sırasında yolu, Norveçli denizci Daland ve onun kızı Senta ile kesişir. Senta, Hollandalı’nın efsanesini yıllardır tutkuyla dinlemiş, onun trajedisine derin bir bağ kurmuştur. Onunla karşılaştığında, bu hikâyenin bir parçası olmayı ve onu kurtarmayı adeta kaderi olarak benimser. Dünyevi bir aşk ile lanetlenmiş bir ruhu kurtarma ideali arasında kalan Senta’nın kararı, hem kendi kaderini hem de Hollandalı’nın yazgısını belirleyecektir.</p><p>İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği eserin dekor tasarımı Efter Tunç, kostüm tasarımı Serdar Başbuğ, ışık tasarımı Yakup Çartık, koreografisi Emre Karaca imzalı. İDOB Koro Şefi ise Paolo Villa. Temsillerde; “Der Holländer” rolünde; Alper Göçeri / Murat Güney; “Senta” rolünde Mine Kurtoğlu / Evren Ekşi; “Daland” rolünde Tuncay Kurtoğlu /Göktuğ Alpaşar, “Erik” rolünde Efe Kışlalı / Hüseyin Likos, “Mary” rolünde Aylin Ateş / Deniz Likos, “Der Steuermann” rolünde Yoel Keşap / Efe Doğrukul sahnede olacak.</p><p>Eser, 23 -&nbsp; 25 - 29 Nisan ve 2 Mayıs 2026 tarihlerinde AKM Opera Sahnesi’nde sahnelenecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yetenekli genç virtüözler sahnede</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yetenekli-genc-virtuozler-sahnede-273/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yetenekli-genc-virtuozler-sahnede-273/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T09:12:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T09:12:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B5D6E-E107CC-8DD4FA-17624E-462B9E-CC795E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ENKA Sanat, “Daha iyi bir gelecek için gençlerle sanat” anlayışından ilhamla düzenlediği ENKA Sahne Gala Konseri ile klasik müzik alanında gelecek vadeden genç yeteneklere destek vermeyi sürdürüyor. Cihat Aşkın’ın Sanat Yönetmenliği’nde bu yıl altıncı kez gerçekleştirilen konserde genç yetenekler Aktan Odabaşı (çello), Elif Naz Ertuğrul (piyano), Eren Parmakerli (piyano), Nil Canbaz (klarnet), Zehra Deniz Coşkun (keman), Maya Devrim Tanyılmaz (flüt) ve Naz İrem Türkmen (keman) sahne almaya hazırlanıyor. 19 Nisan Pazar günü saat 16.00’da ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek konserde genç sanatçılara akademisyen ve piyanist Çağdaş Özkan eşlik ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>ENKA Sahne Gala Konseri’nde sahne alacak genç yetenekler, bu yıl da alanlarında önde gelen sanatçılardan oluşan Danışma Kurulu tarafından belirlendi. Kurulda, viyola sanatçısı Efdal Altun, keman virtüözü, besteci ve akademisyen Cihat Aşkın, piyanist ve akademisyen Gökhan Aybulus, orkestra şefi ve akademisyen Mehmet Girgin, piyanist ve besteci Fazıl Say ile viyolonsel sanatçısı ve akademisyen Dilbağ Tokay yer alıyor. Konserin tamamı 22 Nisan Çarşamba günü saat 11.00’de ENKA Sanat’ın YouTube kanalında yayımlanırken, repertuvardan bir seçki yeni yılın ilk gününde Borusan Klasik Radyo’da gelenekselleşen “ENKA Sahne Yeni Yıl Konseri”&nbsp; kapsamında dinleyicilerle buluşacak.</p><p>“Genç sanatçıların heyecanını paylaşmak ve müziğin kuşaklar arası aktarımına katkı sunmak bizim için çok kıymetli.”</p><p>Sanat Yönetmeni Cihat Aşkın, ENKA Sahne’nin genç müzisyenler için taşıdığı öneme dikkat çekerek şöyle konuştu: “ENKA Sahne, genç müzisyenlerin sahne deneyimi kazanarak sanat yolculuklarını güçlendirdikleri çok değerli bir buluşma noktası. Her yıl farklı enstrümanlardan genç virtüözleri dinleyiciyle buluşturmak, onların gelişimlerine katkı sağlamak ve müziğin kuşaklar arası aktarımına destek olmak bizim için büyük mutluluk. Bu yıl da birbirinden yetenekli genç sanatçıların heyecanını paylaşacağımıza inanıyorum.”</p><p>&nbsp;</p><p>“Genç sanatçılara sahne açmak, yalnızca onların kariyerlerine değil, Türkiye’nin kültür sanat geleceğine yapılan bir yatırımdır.”</p><p>Genç yeteneklerin kariyerlerinin erken döneminde sahne deneyimi kazanmasının önemine dikkat çeken ENKA Sanat Direktörü Gül Mimaroğlu ise şu açıklamalarda bulundu: “ENKA Sahne’yi hayata geçirirken en büyük motivasyonumuz, genç müzisyenlerin potansiyellerini özgürce ortaya koyabilecekleri bir platform yaratmaktı. Altı yıldır bu sahnede yer alan her genç sanatçı, yalnızca kendi yolculuğunun değil, aynı zamanda Türkiye’nin kültür sanat geleceğinin de önemli bir parçasını temsil ediyor. Genç sanatçılara güvenmenin, onların üretimlerini desteklemenin ve seslerini daha geniş kitlelere ulaştırmalarına katkı sağlamanın kültür ekosistemini güçlendirdiğine inanıyoruz. ENKA Sahne ile yeni kuşak sanatçıların kariyer yolculuklarında yanlarında olmaya ve onların sanat hayatına güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sunmayı sürdüreceğiz.”</p><p></p><p>Konser Programı:</p><p>&nbsp;</p><p>Aktan Odabaşı – Çello</p><p></p><p>Joseph Haydn – Do Majör 1 No’lu Viyolonsel Konçertosu, Hob. VIIb:1 1. Bölüm</p><p>Joseph Haydn – Cello Concerto No. 1 in C Major, Hob. VIIb:1 I. Movement (8 dk)</p><p></p><p>David Popper – Macar Rapsodisi, Op.68</p><p>David Popper – Hungarian Rhapsody (9 dk)</p><p>&nbsp;</p><p>Elif Naz Ertuğrul – Piyano</p><p></p><p>Ludwig van Beethoven – Fa minör 1 No’lu Piyano Sonatı, Op. 2 No. 1 – I. ve II. Bölümler</p><p>Ludwig van Beethoven – Piano Sonata No. 1 in F minor, Op. 2 No. 1 – Movements I &amp; II (9 dk)</p><p></p><p>Frédéric Chopin – Do diyez minör Fantezi-Impromptu, Op. 66</p><p>Frédéric Chopin – Fantaisie-Impromptu in C-sharp minor, Op. 66 (6 dk)</p><p>&nbsp;</p><p>Eren Parmakerli – Piyano</p><p></p><p>Ludwig van Beethoven – Do Majör Piyano Sonatı, Op. 2 No. 3 – I. Bölüm: Allegro con brio</p><p>Ludwig van Beethoven – Piano Sonata in C Major, Op. 2 No. 3 – I. Movement: Allegro con brio (10 dk)</p><p></p><p>Frédéric Chopin – La bemol Majör 3 No’lu Balad, Op. 47</p><p>Frédéric Chopin – Ballade No. 3 in A-flat Major, Op. 47 (7 dk)</p><p>&nbsp;</p><p>Nil Canbaz – Klarnet</p><p></p><p>Carl Maria von Weber – Mi bemol Majör Klarnet Konçertinosu, Op. 26</p><p>Carl Maria von Weber – Concertino for Clarinet in E-flat Major, Op. 26 (10 dk)</p><p></p><p>Robert Schumann – Fantazi Parçaları, Op. 73 No. 3: Hızlı ve Ateşli</p><p>Robert Schumann – Fantasiestücke, Op. 73 No. 3: Rasch und mit Feuer (4 dk)</p><p>&nbsp;</p><p>Zehra Deniz Coşkun – Keman</p><p></p><p>Niccolò Paganini – Op.1 24 No’lu Kapris</p><p>Niccolò Paganini – Caprice No. 24 (5 dk)</p><p></p><p>Jean Sibelius – Keman Konçertosu, Op.47 3. Bölüm</p><p>Jean Sibelius – Violin Concerto – III. Movement (8 dk)</p><p>&nbsp;</p><p>Maya Devrim Tanyılmaz – Flüt</p><p></p><p>Albert Franz Doppler – Macar Pastoral Fantezi, Op.26</p><p>Albert Franz Doppler – Fantaisie Pastorale Hongroise (11 dk)</p><p></p><p>Gabriel Fauré – Fantezi, Op.79</p><p>Gabriel Fauré – Fantaisie (5 dk)</p><p>&nbsp;</p><p>Naz İrem Türkmen – Keman</p><p></p><p>Pyotr İlyiç Çaykovski – Melodi, Op. 42 No. 3</p><p>Pyotr İlyiç Çaykovski – Melodie, Op. 42 No. 3 (3 dk)</p><p></p><p>Franz Waxman – Karmen Fantezisi</p><p>Franz Waxman – Carmen Fantasie (10 dk)</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yüzleşmenin, hafızanın ve affetmenin sarsıcı hikâyesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yuzlesmenin-hafizanin-ve-affetmenin-sarsici-hikayesi-3917/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yuzlesmenin-hafizanin-ve-affetmenin-sarsici-hikayesi-3917/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T02:52:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T02:52:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2FE5C-260B9E-788C74-94E900-BED283-E57BA9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Amerikalı oyun yazarı Neil LaBute’un metninden uyarlanan oyun; hayatın belirsizlikleriyle baş edemeyeceğini fark eden akademisyen Julia’nın, yıllardır görüşmediği kardeşi Jackson’ı aramasıyla başlayan yüzleşme hikâyesini sahneye taşıyor. Bu beklenmedik telefon, yalnızca iki kardeşi değil; geçmişte yarım kalmış hesapları, bastırılmış duyguları ve dile getirilememiş sözleri de gün yüzüne çıkarıyor. Yıllar sonra kurulan bu temas, karakterleri hem birbirleriyle hem de kendi iç dünyalarıyla hesaplaşmaya zorlayan yoğun bir karşılaşmaya dönüşüyor.</p><p>Tek perde ve 95 dakika süren “Geçmiş Diye Bir Şey Yok”, aile bağları, hafıza ve affetmenin sınırları üzerine düşündüren güçlü bir anlatı sunuyor. Oyunun uyarlamasını Ayşenur Nuhoğlu ve Miraç Taşcı üstlenirken, çeviri de Ayşenur Nuhoğlu imzası taşıyor. Oyuncu kadrosunda Ayşenur Nuhoğlu, Miraç Taşcı, Elif Su Ay, Fuat Kurt, Oktay Özdemir ve Said Dumankaya yer alıyor.</p><p>Sahne arkasında ise disiplinlerarası bir ekip dikkat çekiyor: Koreografi ve hareket planı Beste Kahreman, müzik tasarımı Gözde Kumtepe, dekor tasarımı Ali Yiğit, ışık tasarımı Kayra Küpçük imzası taşıyor. Oyunun dikkat çeken unsurlarından biri olan koku danışmanlığı ise Merve Özyapar tarafından üstleniliyor. Reji, kostüm ve aksesuar tasarımları kolektif bir yaklaşımla hayata geçiriliyor.</p><p>Tempus Sanat, kurucuları Ayşenur Nuhoğlu ve Miraç Taşcı öncülüğünde; kuramsal birikimi sahne pratiğiyle buluşturan, oyunculuk merkezli ve araştırmaya dayalı üretimleriyle dikkat çekiyor. Topluluk, tiyatroyu yalnızca estetik bir ifade alanı değil, sanatçı ile seyirci arasında canlı bir düşünsel karşılaşma olarak konumlandırıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Merve ŞENDİL'in</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/merve-sendilin-sadece-bir-ruyaydi-sergisi-troya-muzesinde-ziyarete-acildi-774/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/merve-sendilin-sadece-bir-ruyaydi-sergisi-troya-muzesinde-ziyarete-acildi-774/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T02:30:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T02:30:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B6F31F-4C2F03-6BFEAF-A66534-422F1A-983604.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mitlerin, anlatıların ve hayal gücünün iç içe geçtiği Troya, daha en başından rüya ile felaket, kehanet ile tarih arasında kurulan kırılgan bir eşikte var olur. Antik anlatılarda Kraliçe Hekabe’nin rüyasında gördüğü alevli meşale, kentin kaderini önceden haber veren bir işaret olarak bu belirsizliği simgeler. Merve ŞENDİL’in sergisi de tam bu eşikte konumlanıyor; sanatçının yağlı boya ve pastel bulut resimleri, onun “tarihin gaz hâli” olarak tanımladığı bir durumu görünür kılıyor. Bu işler, henüz toprağa çökmemiş anlatı ve hafıza parçalarını çağrıştırarak geçmişi sabit bir kronolojiden ziyade, sürekli dönüşen ve hareket hâlinde bir oluş olarak düşünmeye davet ediyor.&nbsp;</p><p>Sergide yer alan video işi ise sanatçının yazdığı bir şiirin bulutların arasında kısa süreliğine belirmesiyle izleyiciyi yön duygusunun kaybolduğu bir atmosferde karşılıyor. Bu geçici görünümün ardından, “The Memory of a Walk” adlı çalışmada, sanatçının uzun bir arayışın ardından fotoğrafladığı tek bir ağaç görüntüsü yer alıyor. Fotoğraf, sanatçının kendi bedeniyle aynı ölçekte basılarak bir otoportre niteliği kazanıyor.</p><p>Ayrıca boncuk ve dantel teknikleriyle üretilmiş metin temelli işler, dilin maddi ve zamansal boyutlarını görünür kılarak rüya ile gerçeklik arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olabileceğini hatırlatıyor. İzleyici, Troya’nın tarihsel ve mitolojik katmanları arasında dolaşırken, rüyanın yalnızca bir kaçış değil, gerçekliği algılamanın başka bir yolu olabileceğini deneyimliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çağdaş dansa dört farklı vizyon; Momentum</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cagdas-dansa-dort-farkli-vizyon-momentum-4275/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cagdas-dansa-dort-farkli-vizyon-momentum-4275/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T10:49:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T10:49:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7D4CB6-CC73D7-75EE50-93C638-C67806-8961F2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Deniz Özaydın’ın koreografisi ve Antonín Dvořák’ın müziği ile “Interwoven”; Ebru Cansız’ın koreografisi ve Camille Saint-Saëns’in müziği ile “Unison”; Çiğdem Erkaya Öztürk’ün koreografisi ve Antonio Vivaldi ile Johann Sebastian Bach’ın müzikleri ile “Kurgu”; Alper Marangoz’un koreografisi ve Ulvi Cemal Erkin’in müziği ile "Köçekçe: Bir Rapsodi" ile prömiyer yapacak bu özel program, dört farklı koreografın, çağdaş dansa dair özgün bakışlarını bir araya getiriyor. Eserlerin kostüm tasarımları Gizem Betil, ışık tasarımları Bersan Baş imzalı.</p><p></p><p>4 FARKLI VİZYON SAHNEDE</p><p></p><p>Yaşamın akışında uyum, zorlayarak oluşan bir düzen değil, sezilerin de yön verdiği bir denge arayışıdır. Her ilişki karşısındakinin varlığı ve katılımıyla anlam kazanır. Hiçbir varlık tümüyle yok olmaz; dönüşür, başkalaşır. Bu süreç, diğer yaşamlarla bütünleşerek yeni dengeler oluşturan bir arayış ve devinimdir. “Interwoven”, bu yaklaşımın sahnedeki yansımasıdır.</p><p></p><p>Hayal ve bilinç arasında bir yolculuğun hikayesi olan, fantastik bir anlatım aracılığıyla insan ruhunun derinliklerine inmeyi hedefleyen “Kurgu”da, hem görsel hem de duygusal bir yolculuk sunulurken, bilinç dışı bir dünyada farkındalık yaratan, zamanın yavaşladığı; gerçek, hayal ve masalların var olduğu bir dünyaya kapı açılır.</p><p></p><p>Geleneksel Köçek ritimlerinden beslenen çağdaş bir sahne çalışması olan,&nbsp; “Köçekçe: Bir Rapsodi”de, çok katmanlı müzikal doku ile beden arasındaki ilişki, sürekli dönüşen bir akış yaratır. Eserde her hareket, geleneğin bugün nasıl nefes aldığını yansıtırken; zaman zaman kesişen, çatışan ve uyumlanan bedenler, kolektif varoluşun coşkusunu sahneye taşır.</p><p></p><p>Bireylerin ortak bir ritimde buluştuğu ve birlikte hareket etmenin gücünü merkeze alan “Unison”da, dayanışma, uyum ve kolektif bilinç ön plandadır. Dansçılar zaman zaman tek bir nefes gibi birlikte hareket ederken, zaman zaman da kendi bireysel varlıkları ile ortak bir akış yaratır. “Unison” yani aynı anda, birlikte hareket etme hali, eserin görsel ve düşünsel merkezini oluşturur. Farklı bedenlerin ve hikâyelerin bir araya gelerek ortak bir dil kurduğu eser, bireyselliği koruyarak birlikte olmanın yarattığı dengeyi ve gücü görünür kılar.</p><p></p><p>Momentum, 19 - 24 - 27 Nisan 2026 tarihlerinde de sahnelenmeye devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">12 Eylül dönemini anlatan oyun sahnede</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/12-eylul-donemini-anlatan-oyun-sahnede-9214/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/12-eylul-donemini-anlatan-oyun-sahnede-9214/</id>
<published><![CDATA[2026-04-09T02:56:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-09T02:56:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7C5234-18372A-9958B8-DA5CC5-EAAF75-EBEB2F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Deniz ÖZEN BAŞARAN</b></p><p></p><p>Bakırköy Belediye Tiyatroları, Leyla Gencer Opera ve Kültür Merkezi'nde sahnelediği yepyeni bir oyunla karşımızda. Hepimizin yakından tanıdığı ve sevdiği Tarık Akan'ın kaleme aldığı "Anne Kafamda Bit Var"&nbsp; adlı kitabı uyarladılar. Yönetmenliğine Turgay Kantürk'ün, genel sanat yönetmenliğine Ragıp Savaş'ın imza attığı oyun, Gökhan Aktemur tarafından da sahneye uyarlandı.</p><p></p><p>Soğuk ve yağmurlu bir İstanbul akşamında, daha önce okuduğum bu kitabın tiyatroya nasıl uyarlandığını merak ederek, salondaki yerimi aldım.&nbsp; 12 Eylül dönemine spotlarını çeviren oyunun sonunda, her bir oyuncuyu ayakta alkışlıyordum. Ragıp Savaş’ın (Ya da Tarık Akan’ın mı demeliyim?) selama gelmesiyle salondaki herkes ayaktaydı. Sahne arkasından, oyuncusuna, tüm ekibin emeğine sağlık, bu nefis iş için. İstedim ki hem oyundan, hem de Ragıp Savaş’tan bahsedeyim biraz.&nbsp;</p><p>Buyrunuz o halde&hellip;</p><p></p><p>“Anne kafamda bit var” Tarık Akan’ın kaleme aldığı bir anı kitabı. 12 Eylül döneminde bir sanatçı olarak yaşadıklarını anlatıyor. Zaman zaman içimiz burulsa da, bir yanıyla trajikomik anıları izliyoruz. Dönemin gerçek isimlerine de tanıklık ederek.&nbsp;</p><p></p><p>Bu metni sahneye taşıma fikri ilk kez nasıl oluştu? Bu sizin için bir tarihsel sorumluluk muydu?</p><p></p><p>Tarık Akan’ın bu metni aslında uzun zamandır aklımızdaydı. Çünkü bu sadece bir sanatçının anıları değil, bir dönemin hafızası. Bizim tiyatroda yaptığımız şey biraz da “unutmamak” üzerine kurulu. Evet, bu bir tercih ama aynı zamanda bir sorumluluk. O dönemi yaşamamış kuşaklara sahnede bir tanıklık bırakmak istedik.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu oyun bir biyografi değil, bir dönem anlatısı olarak kurulmuş. Toplumun çoğunluğunun ‘Damat Ferit’ olarak görmeye alışık olduğu Tarık Akan’ın bir başka yüzünü görmek seyirciyi şaşırttı mı? Yoksa herkes kitabı okuyarak mı gelmiş? İzleyicilerden gelen tepkiler nasıl?</p><p></p><p>Çok güzel tepkiler alıyoruz. Dakikalarca ayakta alkışlayan, oyun sonrası uzun sohbetler yaptığımız bir seyircisi var oyunun. Açıkçası, seyircinin bir kısmı kitabı okuyarak geliyor ama büyük bir kısmı sahnede ilk kez karşılaşıyor bu hikâyeyle. En çok duyduğum şey şu: “Biz Tarık Akan’ın bunları yaşadığını bilmiyorduk.” Bu benim için çok kıymetli. Çünkü bir algının ötesine geçebildiysek, demek ki oyuna doğru bir yerden temas etmişiz demektir.</p><p></p><p>Oyunda özellikle “bireysel hikâye üzerinden kolektif hafıza” kuruluyor. Bu yaklaşım bugünün seyircisine neden hâlâ güçlü geliyor?</p><p></p><p>Çünkü bireysel hikâyeler aslında kolektif hafızanın en güçlü taşıyıcıları. İnsanlar kendi hikâyelerini sahnede görmek, bulmak ister. O dönem başka bir zaman olabilir ama duygular çok tanıdık. Adalet, korku, umut&hellip; Bunlar zamansız&hellip;</p><p></p><p>Oyunun “gülümseten ama aynı zamanda hüzünlendiren” bir yapısı olduğunun altını bir kez daha çizerken, bu iki duyguyu aynı sahnede kurmak oyuncu için zor muydu?</p><p></p><p>Zor ama çok gerçek. Hayat da öyle değil mi zaten? En acı anın içinde bile bir gülümseme saklı olabilir. Oyuncu için burada denge çok önemli. Abartıya kaçmadan, sahici bir yerden o geçişleri kurmak gerekiyor.</p><p></p><p>Tarık Akan gibi çok güçlü bir figürü canlandırırken en büyük risk sizce neydi? Daha önce bir söyleşinizde Tarık Akan’ı taklit etmediğinizi, daha çok “anlattığınızı” söylemişsiniz. Ben de oyunu izlerken, Tarık Akan’ı değil de sizin yarattığınız karakteri izledim. Bu çok büyük bir başarı. Nasıl hazırlandınız? Bu tercih sizin oyunculuğunuz açısından neyi değiştirdi?</p><p></p><p>Biz hiçbir zaman Tarık ağabeyi ve oyundaki kıymetli isimleri taklit etmeyi düşünmedik. Çünkü ‘taklit’ karakterin ruhunu bozabilir. Ben rolümde daha çok onun anlattığı dünyayı, yaşadığı duyguları sahneye taşımaya çalıştım. Bu yüzden “Tarık Akan’ı oynamak” değil, “onu doğru anlatmak” mottom oldu diyebilirim. Bu da beni oyunculukta daha özgür bir alana taşıdı.</p><p></p><p>Bu karakteri oynarken oyunculuktan çok “tanıklık” hissi yaşadığınız anlar oldu mu?</p><p></p><p>Çok. Özellikle bazı sahnelerde oyunculuktan çıkıp, gerçekten o dönemin bir tanığı gibi hissettiğim anlar oldu. Ben 15 yaşındaydım o dönemde. Şimdi bile çok iyi hatırlıyorum korku ve endişelerimi. Bu da insanı sarsıyor ister istemez. Empati kurdukça yük ağırlaşıyor ama aynı zamanda anlam da derinleşiyor.</p><p></p><p>Oyun “modern bir üslupla” sahnelenmiş. Dönen sahne kullanımından çoklu mekân kullanımına&hellip; Dekorun bir parçasıyla ya da dönem giysileriyle seyirciyi sokağa, cezaevine ya da evine götürüyorsunuz. Modernliğin en çok nerede altı çizildi? Anlatımda mı, görsel dilde mi yoksa oyunculukta mı?</p><p></p><p>Aslında hepsinde&hellip; Rejide, anlatımda, sahne kullanımında, oyunculukta. Ama en çok ritimde diyebilirim. Seyircinin algısı artık çok hızlı. Biz de anlatımı sade ama etkili bir yerden kurarak, modern bir dil yakalamaya çalıştık.</p><p></p><p>Barkovizyon, arşiv görüntüleri ve sahne anlatımı birlikte kullanılıyor. Bu, tiyatroda tercih edilen bir yöntem. Tiyatro, dijital unsurları neden kullanır sizce? Bu durum Geleneksel Tiyatro anlayışını zayıflatır mı, besler mi?</p><p></p><p>Tam tersine doğru kullanıldığında besler. Tiyatro yaşayan bir sanat. Zamanın araçlarını dışlamak yerine, onları doğru yerden kullanmak gerekir. Ama tabii ki merkezde her zaman oyuncu ve sahne olmalı.</p><p></p><p>“Bu oyunla bugüne mesaj vermiyoruz” diyorsunuz ama seyirci ister istemez bugünle bağlantı kuruyor. Sizce sanat zamansız mıdır?</p><p></p><p>Bence evet. Biz “bugüne mesaj verelim” diye yola çıkmadık ama sanat zaten kendi yolunu bulur. Seyirci ister istemez bugünüyle ilişki kurar. Bu da sanatın gücüdür.</p><p></p><p>Tarık Akan’ın Bakırköylü olması, bu oyunun Bakırköy Belediye Tiyatroları sahnesinde oynanması çok kıymetli olmuş. Bu oyunu oynadıktan sonra Tarık Akan’a bakışınız değişti mi? Prova sürecinde sizi en çok sarsan sahne hangisiydi?</p><p></p><p>Daha da derinleşti diyebilirim. Onu sadece bir sinema yıldızı olarak değil, çok cesur bir insan olarak gördüm. Prova sürecinde en çok sarsıldığım sahneler de zaten onun yalnız kaldığı, insan olarak kırgınlıklarını gördüğüm anlardı.</p><p></p><p>“Anne kafamda bit var” cümlesini bugünün bir duygusuna çevirseniz, bu ne olurdu? Eğer Tarık Akan bugün bu oyunu izleseydi, sizce size ne söylerdi?</p><p></p><p>Bugünün duygusu belki de “unutmamak” olurdu. Çünkü en büyük tehlike unutmak.&nbsp;</p><p>Eğer izleseydi&hellip; Sanırım şöyle derdi: “Ragıp anlatmaya devam et.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstabul'da spiritüel bir yolculuk</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istabulda-spirituel-bir-yolculuk-283/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istabulda-spirituel-bir-yolculuk-283/</id>
<published><![CDATA[2026-04-08T17:50:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-08T17:50:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4C7E8C-181280-394866-5F6FDA-C84A4C-3F5659.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Azerbaycanlı müzisyen Seyran İsmayılkhanov’un imzasını taşıyan bu etkileyici proje, müzikle görsel sanatları harmanlayarak izleyiciyi adeta farklı bir boyuta taşıyor. Sanatçının, köklerinden aldığı ilhamı modern bir anlayışla sahneye taşıması, projeyi uluslararası arenada dikkat çekici kılan en önemli unsurlardan biri.</p><p></p><p>Programın repertuvarı oldukça zengin. Geleneksel Azerbaycan ezgilerinin modern yorumlarının yanı sıra, dünyaca ünlü tenor Luciano Pavarotti’nin hafızalara kazınan eserleri de performansın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bunun yanında İsmayılkhanov’un kendi besteleri, izleyiciye spiritüel ve pozitif bir atmosfer sunmayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Sahne performansı yalnızca müzikle sınırlı değil. Gösteride kullanılan video projeksiyonlar, özel efektler ve dans koreografileri, etkinliği görsel bir şölene dönüştürüyor. Bu yönüyle “Ocean in the Desert Show”, klasik konser anlayışının ötesine geçerek bütüncül bir sanat deneyimi sunuyor.</p><p></p><p>Sanatçıya sahnede, keman virtüözü Anar Yusub, güçlü vokaliyle Vüsale Askerova ve dans-koreografi performanslarıyla Derya Kaptan eşlik edecek. Etkinlik, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde 9 Nisan saat 19:30’da gerçekleşecek. Organizasyon ise Hari Bülbül Azerbaycan Medeniyet Derneği tarafından düzenleniyor. Sanat, müzik ve ruhsal bir yolculuğu aynı sahnede deneyimlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir gece olacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Atlas Performans Akademisi'nden Eugenıo Barba & Julıa Varley etkinliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/atlas-performans-akademisinden-eugenio-barba-julia-varley-etkinligi-6395/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/atlas-performans-akademisinden-eugenio-barba-julia-varley-etkinligi-6395/</id>
<published><![CDATA[2026-04-08T13:44:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-08T13:44:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA3710-9A7F03-3EF07E-61E3E9-60E018-91E8CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Eugenio Barba’nın tiyatro antropolojisi, oyuncu dramaturjisi ve laboratuvar tiyatrosu üzerine geliştirdiği yaklaşım; Julia Varley’in oyunculuk pratiği ve Odin Tiyatrosu içindeki uzun yıllara dayanan deneyimi, bu buluşmayı hem akademik hem de sanatsal açıdan son derece değerli kılmaktadır.</p><p></p><p>Etkinlik içeriğinde;</p><p>Programın ilk ayağını, “The Echo of Silence | Vokal Dramaturji Atölyesi” oluşturmaktadır.</p><p>Odin Tiyatrosu’nda uzun yıllardır yönetmen ve oyuncu olarak çalışan Julia Varley’in yürüteceği bu atölye; fiziksel aksiyon ile vokal aksiyonun eşzamanlılığı, konuşma sesi ile şarkı sesi arasındaki süreklilik ve metin–aksiyon ilişkisi üzerine odaklanacaktır. Ayrıca solo ve koro çalışmaları üzerinden sesin mekânda yerleşmesi, yayılımı ve ortak duyumsamanın oluşumu araştırılacaktır. Etkinlik sınırlı kontenjana sahip olduğundan ötürü başvuru için detaylı bilgi Atlas Performans Akademisi’nin instagram adresinden edinilebilir.</p><p>Programın ikinci ayağında ise özel masterclass yer almaktadır.&nbsp;</p><p>Eugenio Barba ve Julia Varley’in birlikte gerçekleştireceği bu buluşma; performansın örgütlenme düzeylerini ve sahne sanatlarının temel prensipleri teorik ve uygulamalı bir çerçevede ele alınacaktır. Gündelik ve gündelik-dışı teknikler, hareket–eylem ilişkisi, statik ve dinamik hareketsizlik, mekân ve zamanda enerji kullanımı, montaj, yönetmenin ve oyuncunun dramaturjisi ile yönetmen–seyirci algısı arasındaki ilişki, masterclass’ın odaklandığı başlıklar arasında yer alacaktır.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Devlet Tiyatroları'nda bahar coşkusu!</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/devlet-tiyatrolarinda-bahar-coskusu-8889/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/devlet-tiyatrolarinda-bahar-coskusu-8889/</id>
<published><![CDATA[2026-04-07T09:14:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-07T09:14:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_77A2FF-C24A1C-A4B3CC-80665B-B638F5-C1E4FA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>7-11 Nisan haftası, tiyatroseverleri nostaljiden çevreci masallara, hüzünlü kahkahalardan çocuksu heyecanlara uzanan bir serüvene davet ediyor.</p><p></p><p><b>Ankara’da Müzikli Bir Şölen: "Rumuz Goncagül"</b></p><p></p><p>Türk tiyatrosunun en sevilen klasiklerinden biri olan "Rumuz Goncagül", Ankara sahnelerinde nostalji rüzgârları estirmeye devam ediyor. Timur Selçuk’un unutulmaz müzikleriyle hayat bulan bu trajikomik öykü; 7, 8, 10 ve 11 Nisan tarihlerinde saat 20:00’de Başkentli sanatseverlerle buluşuyor. Yoğun ilgi gören yapım, 11 Nisan Cumartesi günü saat 15:00’te gerçekleşecek matine gösterimiyle de izleyicisine bir kez daha merhaba diyor.</p><p></p><p><b>Geleceğin Sanatseverlerine: "Çöp Canavarı"</b></p><p></p><p>Çocuklara çevre bilincini eğlendirerek aşılayan "Çöp Canavarı" oyunu, Ankara’da minik izleyicilerini bekliyor. Okul saatlerine uygun olarak kurgulanan bu keyifli ve öğretici macera, 7, 8, 9 ve 10 Nisan tarihlerinde her sabah saat 11:30’da sahne alarak çocukların hayal dünyasını zenginleştiriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İş Sanat Anadolu Sergileri Amasra'daydı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/is-sanat-anadolu-sergileri-amasradaydi-3524/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/is-sanat-anadolu-sergileri-amasradaydi-3524/</id>
<published><![CDATA[2026-04-07T02:41:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-07T02:41:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8FCD2B-F68435-DF3D5F-D4C261-68A931-059776.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan eserleri izleyicilerle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri’nin “Kıyıdan Bakmak” isimli seçkisi, 4-5 Nisan tarihlerinde İş Bankası Amasra Şubesi’nde ziyaret edildi.</p><p>Halil Paşa, Namık İsmail, Feyhaman Duran, Afife Ecevit, İbrahim Çallı, Hulusi Mercan, Saime Belir ve Ercüment Kalmık gibi önemli ressamlarımızın, insan ile deniz arasındaki köklü bağı yansıtan eserlerini sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal ziyaretçilere anlatırken, beğeniyle karşılanan sergi kapsamında çocuklara yönelik sanat atölyesi de düzenlendi.&nbsp;&nbsp;</p><p>ANADOLU SERGİLERİ’NE BİR ÖDÜL DAHA&nbsp;</p><p>Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden Anadolu Sergileri, başarılarına bir yenisini ekleyerek Mercury Excellence Awards’ın “Özel Etkinlikler/Sanat Sergisi Dizisi” kategorisinde Onur Ödülü’ne layık görüldü. Uluslararası alanda saygın iletişim projelerine verilen bu ödülle sanat eserlerine erişimin yaygınlaştırılmasındaki öncü rolünü pekiştiren Anadolu Sergileri, yakın dönemde MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda ve İstanbul Marketing Awards gibi önemli platformlardan da çeşitli ödüllerle dönmüştü.&nbsp;</p><p>Temmuz 2025’te Çal ilçesindeki seçkiyle başlayan Anadolu Sergileri, Milas, Gelibolu, Kocatepe, Antakya, Midyat, Edremit, İznik, Pozcu ve Lüleburgaz’da farklı seçkileri sanatseverlere sundu. Ortak kültürel mirasımızı doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdüren Anadolu Sergileri’nin bir sonraki durağı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için hazırlanan özel bir seçkiyle 16-17 Mayıs’ta Türkiye İş Bankası Çarşamba Şubesi (Samsun) olacak.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fatma Bacara okurlarıyla buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fatma-bacara-okurlariyla-bulustu-5522/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fatma-bacara-okurlariyla-bulustu-5522/</id>
<published><![CDATA[2026-04-07T02:36:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-07T02:36:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_121C2A-1B0306-605BEC-879424-EA02F6-2C7CE2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Başarılı yazar, 23. Ankara Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen ‘Rezona Nefes Kitap Fuarı’nda gerçekleştirdiği imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Etkinlik, kitapseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.</p><p></p><p>Fuar alanında erken saatlerden itibaren uzun kuyruklar oluşturan okurlar, Bacara ile tanışmak ve kitaplarını imzalatmak için adeta birbirleriyle yarıştı. Samimi tavırları ve içten sohbetiyle dikkat çeken yazar, her bir okuyucusuna özel zaman ayırarak hem kitaplarını imzaladı hem de yeni eseri üzerine sohbet etti.</p><p></p><p>Yeni kitabı Dileyici’de insanın içsel yolculuğunu, hayallerini ve yaşamın derin anlam arayışını ele alan Bacara, okuyucularına farklı bir bakış açısı sunmayı hedefliyor. Kısa sürede büyük ilgi gören eser, fuarın en çok konuşulan kitapları arasında yer aldı. Okurlar, kitabın sürükleyici dili ve düşündürücü anlatımı sayesinde kendilerinden izler bulduklarını ifade etti.</p><p></p><p>İmza günü sırasında basın mensuplarına da açıklamalarda bulunan Bacara, gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi. ‘Yazmak benim için bir yolculuk. Her kitabımda kendimden bir parça bırakıyorum. Okurların bu yolculukta bana eşlik etmesi, onların kalbine dokunabildiğimi hissetmek benim için en büyük mutluluk.’</p><p></p><p>Etkinlik boyunca yalnızca imza değil, edebiyat üzerine derin sohbetler de gerçekleşti. Bacara’nın özellikle genç okurlarla kurduğu bağ dikkat çekerken, yazarlık serüveni ve ilham kaynaklarına dair paylaşımları büyük ilgi gördü.</p><p></p><p>Ankara Kitap Fuarı’nda yer alan diğer yazar ve yayınevleri de yoğun ilgi görürken, etkinlik edebiyatseverler için önemli bir buluşma noktası haline geldi. Fatma Bacara’nın imza günü ise fuarın en dikkat çeken etkinliklerinden biri olarak öne çıktı.</p><p></p><p>Yeni kitabıyla okurlarının karşısına çıkan Bacara, önümüzdeki dönemde farklı şehirlerde de imza günleri düzenlemeyi planladığını belirterek, edebiyat yolculuğuna hız kesmeden devam edeceğinin sinyallerini verdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">BN Hotel Sanat Akademisi Resim Yarışması için başvurular devam ediyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bn-hotel-sanat-akademisi-resim-yarismasi-icin-basvurular-devam-ediyor-4512/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bn-hotel-sanat-akademisi-resim-yarismasi-icin-basvurular-devam-ediyor-4512/</id>
<published><![CDATA[2026-04-06T16:23:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-06T16:23:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC1F19-EC0060-AAC487-94F316-3A37FC-2B3A84.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>BN Hotel Thermal &amp; Wellness’ın kültürel mirası çağdaş sanatla buluşturan projeler geliştirmek ve sanatı herkes için erişilebilir kılmak misyonuyla kurduğu BN Sanat Akademisi’nin düzenlediği ikinci ‘Resim Yarışması’ için başvuru süreci devam ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>Yarışmaya Mersin, Adana ve Hatay’dan katılmak isteyenler, kişisel iletişim bilgileri ile eserlerinin yüksek çözünürlüklü görselini, adını, ölçüsünü, yapım yılını ve tekniğini içeren künye bilgilerini bnsanatakademisi@gmail.com ve sanatakademisi@bnhotels.com.tr adresine en geç 10 Nisan 2026 tarihinde saat 24.00’e kadar gönderebilecek.&nbsp;</p><p></p><p>Seçici kurulda duayen sanatçılar var</p><p></p><p>Bu yıl ikincisi düzenlenen resim yarışmasınının seçici kurulunda başta Ahmet Yeşil olmak üzere Şeref Erol, Ezgi Bakçay, Veli Mert, Cem Demir ve Hülya Karaçalı Annepçioğlu yer alıyor.&nbsp; Mersin, Adana ve Hatay’daki önde gelen sanatçı, sanat kuramcısı, akademisyen ve sanat danışmanlarının yer aldığı yarışmada bu yıl başvurular iki aşamada alınacak.&nbsp;</p><p></p><p>Yarışmanın ikinci aşamasında fiziki değerlendirme yapılacak&nbsp;</p><p></p><p>Konu ve tekniğin serbest bırakıldığı yarışmaya katılmak isteyen 18 yaşını doldurmuş yarışmacılar yarışmaya özgün daha önce herhangi bir yerde yayınlanmamış en fazla 3 adet eserle başvurabilecek. İlk aşamada seçilerek Akademi’nin sosyal medya hesabından ilan edilecek eserler, ikinci aşamadaki fiziki değerlendirmeye davet edilecek. Bu aşamada ise eserler en geç 21 Nisan 2026 tarihinde saat 17.00’ye kadar Mersin’de Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Ahmet Yeşil Sanat Galerisi’ne, Adana’da Seyhan ilçesindeki Kunart Space Sanat Galerisi’ne ve Hatay’da Defne ilçesindeki Deprem Dayanışma Derneği’ne teslim edilecek.&nbsp;</p><p></p><p>Ödüller 15 Mayıs 2026’da düzenlenecek törenle verilecek&nbsp;</p><p></p><p>Yarışmanın 5 Mayıs 2026 tarihinde ilan edilecek jüri değerlendirmesi sonuçları, BN Hotel Thermal &amp; Wellness web sitesinde ve BN Sanat Akademisi sosyal medya hesabında yayınlanacak. 15 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilecek BN Sanat Akademisi Resim Yarışması Ödül Töreni’nde ise, en yüksek puanı alan 5 eser her biri 50 bin TL tutarında başarı ödülünü, 5 eser de 20’şer bin TL tutarında mansiyon ödülünü almaya hak kazanacak. Yarışma sonucunda 35 adet eser ise ‘sergilenme ödülüne değer eserler olarak belirlenecek.&nbsp;</p><p></p><p>Narlı: “Başvuru süreci, yoğun ilgiyle devam ediyor”</p><p></p><p>BN Sanat Akademisi’nin geçen yıl düzenlediği resim yarışmasına sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiğini hatırlatan BN Hotel İcra Kurulu Başkanı Yusuf Narlı, “Geçen yılki başvuruların ve ilginin yoğunluğunu görünce bu yıl katılıma Mersin’in yanı sıra Adana ve Hatay’ı da ekledik. Bu da başvurulara olan ilgiyi yükseltti. Ulusal ve yerel sanatçılara ilham verecek olan bu yarışmaya katılmak isteyen herkes, merak ettiği tüm konularda BN Sanat Akademisi’nden bilgi alabilir” diye konuştu.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kültür Yolu için geri sayım başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kultur-yolu-icin-geri-sayim-basladi-1896/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kultur-yolu-icin-geri-sayim-basladi-1896/</id>
<published><![CDATA[2026-04-06T11:52:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-06T11:52:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DEC561-2961F4-0DF5FD-ED7B5B-B3EB34-461E78.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde geri sayım başladı. Festival, 25 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’da başlayacak, 15 Kasım 2026’da Adana’da sona erecek. Yaklaşık 8 ay sürecek bu kültür sanat maratonu, bu yıl 234 güne ulaşarak dünyanın en uzun soluklu festivali olma özelliğini daha da güçlendirecek.</p><p>Bakan Ersoy, 2021 yılında 80 mekânda ve 2.000’in üzerinde sanatçıyla başlayan festivalin bugün uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü belirtti. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali olarak başlayan ve her yıl büyüyerek Türkiye geneline yayılan Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2026 yılında 26 şehirde gerçekleştirilecek. Ersoy, 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da katılımıyla festivalin 32 şehre ulaşacağını ifade etti.</p><p>“Artık insanlar sadece görmek için değil, hissetmek ve deneyimlemek için seyahat ediyorlar” diyen Bakan Ersoy, kültür ve sanat faaliyetlerinin Bakanlığın asli görevleri arasında yer aldığını vurguladı. Kültür ve sanatın toplumun her kesimine ulaşmasını hedefleyen festivalin, yalnızca bir etkinlik serisi olmanın ötesinde Türkiye’nin kültürel dönüşümünün güçlü bir temsilcisi olduğunu belirten Ersoy, Cumhuriyetin 100’üncü yılı itibariyle Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalin her geçen yıl daha da güçlenerek yoluna devam ettiğini söyledi.</p><p>FESTİVALE DAİR HER ŞEY ARTIK TEK SOSYAL MEDYA HESABINDA&nbsp;</p><p>Bakan Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin artık tek bir sosyal medya hesabı üzerinden takip edilebileceğini belirterek, festival takvimi ve tüm detayların https://kulturyolufestivali.com/ internet sitesi ile @turkiye_kulturyolu Instagram hesabı üzerinden paylaşılacağını ifade etti.</p><p>GASTRONOMİ: KÜLTÜRÜN LEZZETLE BULUŞTUĞU NOKTA</p><p>Festival kapsamında şehirlerin gastronomi değerleri de ön plana çıkacak. Yerel mutfakların özgün lezzetleri, gastronomi etkinlikleri ve deneyim alanlarıyla ziyaretçilere sunulacak.</p><p>Şeflerin katılımıyla gerçekleşecek atölyeler, tadım etkinlikleri ve yöresel ürün buluşmaları sayesinde Türkiye’nin mutfak kültürü daha geniş kitlelere tanıtılacak. Festival, gastronomiyi yalnızca bir tat deneyimi değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak ele alacak.</p><p>2026 yılında gastronomi alanında önemli bir yenilik de hayata geçirilecek. Festival kapsamındaki şehirlerde gastronomi duraklarının belirlenmesi amacıyla danışma kurulları oluşturulacak. Her şehrin kendi mutfak kültürünü en doğru şekilde temsil etmesi için alanında uzman isimlerin yer alacağı bu kurullar, şehirlerin öne çıkan lezzet noktalarını ve deneyim rotalarını belirleyecek.</p><p>Ayrıca her şehir için bir “şehir şefi” belirlenerek, yerel gastronominin temsil gücü artırılacak. Şehir şefleri, hem etkinlik içeriklerinin oluşturulmasında aktif rol üstlenecek hem de o kentin mutfak mirasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacak. Bu yeni yapı ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, gastronomiyi daha sistematik, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alacak.</p><p>9 GÜNLÜK FESTİVAL, ŞEHİR EKONOMİLERİNE GÜÇ KATIYOR</p><p>Her şehirde 9 gün süren festival programı, yalnızca kültürel değil ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Festival süresince oteller, restoranlar ve yerel işletmeler yoğun talep görürken, şehir dışından gelen ziyaretçilerle birlikte turizm hareketleniyor.</p><p>Bakan Ersoy, festivalin ekonomik etkisine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>“9 gün boyunca düzenlediğimiz etkinliklerin şehir ekonomisine büyük katkısı var. Esnafımız bu sürede neredeyse 3 aylık iş yapıyor. Hem yerel halk hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler sayesinde illerimizin ekonomisi ciddi şekilde canlanıyor. Hem festivale katılanlar hem il dışından etkinlikleri izlemek için gelenler adeta ilin ekonomisine can suyu oluyor.”</p><p>ŞEHİRLERDE KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI</p><p>Konserlerden sergilere, tiyatrodan operaya, söyleşilerden atölyelere kadar binlerce etkinlik ile Türkiye, aylar boyunca büyük bir kültür sahnesine dönüşecek. Festivalin kapsadığı şehirlerde kültür ve sanat heyecanı şimdiden hissedilmeye başlandı.</p><p>Türkiye Kültür Yolu Festivali, her şehirde yerel değerleri öne çıkaran, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren ve geniş kitlelere ulaşan etkinlikleriyle şehirlerin kültürel dinamizmini artıracak.</p><p>2025 yılında 20 şehirde gerçekleştirilen ve 180 gün süren festival; 9 bin 645 etkinlik ve 50 bin 400 sanatçının katılımıyla büyük bir başarıya imza atmıştı. 2026 yılında ise bu güçlü yapı daha fazla şehre yayılacak, daha uzun süreli ve daha kapsamlı bir içerikle hayata geçirilecek.</p><p>26 ŞEHİR, TEK BİR KÜLTÜR ROTASI</p><p>2026 takviminde Şanlıurfa’nın ardından Aydın, Mersin, Eskişehir, Manisa, Trabzon, Samsun, Bursa, Sakarya, Van, Konya, Nevşehir, Malatya, Erzurum, Ordu, Çanakkale, Kayseri, Kahramanmaraş, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, İzmir, Antalya ve Adana yer alıyor.</p><p>Bu yıl Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da dahil edilmesiyle festival 26 şehirde doruğa ulaşacak. Her şehir, kendi kültürel mirasını ve yerel değerlerini festivalin ruhuna katarak Türkiye’nin zenginliğini görünür kılacak.</p><p>ÇOCUKLAR İÇİN RENKLİ VE ÖĞRETİCİ DÜNYA</p><p>Festival, çocuklar için özel olarak hazırlanan etkinliklerle de dikkat çekiyor. Atölyeler, sahne gösterileri, tiyatrolar, interaktif oyun alanları ve eğitici programlarla çocuklar erken yaşta sanatla buluşacak.</p><p>Festival kapsamında kurulacak çocuk köyleri, açık hava oyun alanları ve yaratıcı etkinlik sahaları sayesinde çocuklar hem eğlenecek hem de sosyal ve kültürel gelişimlerini destekleyen deneyimler yaşayacak. Bu kapsamlı içerik, kültürel farkındalığın küçük yaşta gelişmesine katkı sağlayacak. Konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden modern dansa, söyleşilerden atölyelere kadar uzanan binlerce etkinlik ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşacak. Festivalin tüm etkinlikleri tek bir dijital platform üzerinden takip edilebilecek ve ziyaretçiler programlara kolaylıkla erişebilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Akbank Sanat'ta Jazz Meets Rap Konseri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/akbank-sanatta-jazz-meets-rap-konseri-3706/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/akbank-sanatta-jazz-meets-rap-konseri-3706/</id>
<published><![CDATA[2026-04-06T10:02:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-06T10:02:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_93775E-81EF66-C2D517-B65EB3-F4D94A-363D32.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Akbank Sanat, Dünya Caz Günü kapsamında gerçekleştirilecek Jazz Meets Rap konseriyle cazın doğaçlamacı ruhunu rap’in güçlü söz dünyasıyla aynı sahnede bir araya getiriyor. 29 Nisan Çarşamba akşamı Babylon sahnesinde gerçekleşecek performans, prömiyerini 35. Akbank Caz Festivali’nde yapan projeyi “Akbank Sanat Her Yerde” çatısı altında yeniden sahneye taşıyor. Farklı müzik disiplinleri arasında dinamik bir etkileşim kuran Jazz Meets Rap, güçlü kadrosuyla dinleyiciye benzersiz bir müzik deneyimi yaşatıyor.</p><p></p><p>Daha önce Nazdrave x Rap konserleri ve albümüyle dinleyiciyi güçlü bir caz–rap füzyonuyla buluşturan ekip, sınırları aşan yeni projeleri Jazz Meets Rap ile bu müzikal yaklaşımı sahneye taşımayı sürdürüyor. Caz ve rap’i buluşturan proje, köklerinden aldığı gücü çağdaş bir yorumla birleştirerek dinleyicilere dinamik bir sahne deneyimi sunuyor.&nbsp;</p><p></p><p>Üç nefesli düzenlemenin taşıdığı caz armonileri; trompette Barış Doğukan Yazıcı, tenor saksafonda Engin Recepoğulları ve trombonda Bulut Gülen’in yorumuyla sahnede hayat buluyor. Gökhan Sürer ve Adem Gülşen’in klavyeleri, Orhan Deniz’in bas gitarı ve Ediz Hafızoğlu’nun davulu sahnede güçlü ve akışkan bir groove kurarak performansın ritmik yapısını şekillendiriyor. Da Poet’in turntable performansı ve vokalleri sahnenin enerjisini yükseltirken; Ayben, Melis Karaduman, Spade427 ve Kamufle sözleriyle ritim ve anlatıyı iç içe geçiriyor. 3pillie ise gitarı ve vokaliyle performansın müzikal dokusunu zenginleştiriyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Adana karnaval coşkusunu doyasıya yaşadı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/adana-karnaval-coskusunu-doyasiya-yasadi-7279/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/adana-karnaval-coskusunu-doyasiya-yasadi-7279/</id>
<published><![CDATA[2026-04-06T02:35:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-06T02:35:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_526046-BD2641-E85988-4B2932-23D66F-C2C66C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin ilk ve tek şehir karnavalı olarak adını dünyaya duyuran “Nisan’da Adana’da-14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı” 200’e yakın etkinliğin ardından sona ererken Atatürk Parkı ve Merkez Park’taki stantlar 8 Nisan akşamına kadar açık kalacak. Burada ki lezzet atölyelerinde herkes ilgi duyduğu programa katılabilecek. Adanalılar ile birlikte şehre gelen turistlerin katılımıyla karnaval hafta sonunda çok ciddi bir ekonomik hacim yarattı. Özellikle kortej geçişinde güzergâh yolunda ve evlerin balkonlarında on binlerce kişi toplanırken, kentte trafik durma noktasına geldi. Bir milyonu aşkın kişinin katıldığı karnaval süresince Adana adeta hiç uyumadı. Şehrin kafe ve restoranlarında oturacak yer bulunamazken, sabahın ilk ışıklarına eğlence devam etti.</p><p></p><p>Rengarenk Kortej&nbsp;</p><p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da karnavalın “simgesi” durumundaki kostümlü kortej geçişi 4 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirildi. Herkesin büyük heyecan ve özlemle beklediği kostümlü grupların geçiş yaptığı kortej şehir merkezinde ve Adana sokaklarında yapıldı. Kortejde rengarenk kostümlü binlerce kişi buluşurken, yol üzerindeki evlerde oturanlar balkonlarından yoğun alkışlarla korteje eşlik ettiler. 7’den 70’e tüm Adanalıları buluştıran kortejde aylar öncesinden hazırlanan birbirinden ilginç ve özel kostümler de büyük ilgi çekti. Adana kortej ile adeta “turuncuya” boyandı.&nbsp;</p><p>&nbsp;&nbsp;</p><p>Karnavalda 200’e yakın etkinlik vardı</p><p>Düzenlendiği her yıl on binlerce kişiyi Adana’da buluşturan “Nisan’da Adana’da - 14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı”, bu yıl 1-5 Nisan tarihlerinde gerçekleştirildi. Karnaval boyunca eğlenceli etkinliklerin yanında kültür, sanat ve spor başta olmak üzere 200’e yakın etkinlik gerçekleştirildi. Merkez Park ve Atatürk Parkı’nda kurulan konser sahnelerinde popüler sanatçılar 5 gün boyunca performans sergilediler.&nbsp;</p><p></p><p>Birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı “çocuk etkinlik alanları” da kuruldu. Çocukların ekranlardan tanıdığı çizgi film karakterlerinin sahne gösterileri, panayır çadırları, tematik oyun alanları, felsefe, müzik, drama, dans, bale ve resim gibi sanat eğitimleri, eğitici ve bilişsel etkinlikler karnavalda yer aldı.</p><p></p><p>Adana Müzesi ve Çırçır Kültür Merkezi gibi mekanlar kültür ve sanat etkinlikleriyle renklendi. Portakal Çiçeği Karnavalı için özel olarak hazırlanan birçok sergi ve söyleşiler bu iki tarihi mekanda düzenlendi.</p><p>Etkinlikler tüm Adana’ya yayıldı</p><p>Konserler, sergiler, dans gösterileri, folklor gösterileri,&nbsp; lezzet etkinlikleri, Adana hediyelikleri stant alanları gibi birçok etkinlik de Adana’da karnaval ziyaretçilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Karnavalda “Portakallı Lezzetler Yarışması” da yer aldı. Kentin en önemli tarım ürünlerinden olan narenciyeyi Adana’nın sevilen lezzetleriyle buluşturmanın amaçlandığı yarışmada onlarca lezzet yarıştı. Ayrıca birbirinden renkli kostümlerin dereceye girmek için kıyasıya yarıştığı kostüm yarışmasında dereceye girenler de ödüllendirildi.</p><p></p><p>Bozkurt: ”Adana Marka Oldu”</p><p>Karnavalın fikir önderi Toyota CEO’su Ali Haydar Bozkurt Portakal Çiçeği Karnavalı’nın sona ermesinin ardından yaptığı açıklamada, karnavalın artık bir marka haline geldiğini ve bu değerin hep birlikte yaratıldığını belirterek, şöyle konuştu:</p><p></p><p>“Herkesin güven içinde dostluk, kardeşlik ve birlik havasında eğlendiğini gördük. Karnaval ile halkımızın moral değerlerini yükseltmekle birlikte Adana’nın marka kent olma yolunda kazandığı ivmeye katkı sunmaya ve imajını yükseltmeye devam ediyoruz. Hoşgörülü, çok güzel bir ortam ve insani değerlerimizle birlikte omuz omuza eğlenebilmeyi başardık sanıyorum. Karnaval artık yalnızca Adana’nın değil bölgenin ve ülkemizin tanıtımına büyük katkı sunuyor. Ülkemizin ve dünyanın çeşitli ülkelerinden insanları ağırlıyor. Adanalılar da gelen misafirlerini çok büyük ilgi gösteriyor. Tüm Adanalılara teşekkür ediyorum. Bunun yanında esnafımızın morali yükseldi, ticareti arttı. Bu ekonomik canlanma küçük esnaftan başladı ve tüm Adana’ya yayıldı. El işleri satan kadınlarımız, yeme içme sektöründeki insanlarımız yani kısacası ekonomiyi oluşturan her unsurda karnaval ile birlikte büyük bir ekonomik canlanma yaşandı. Önümüzdeki yıl bunun üzerine katarak daha da iyisini yapmak için çalışacağız.”&nbsp;</p><p></p><p>Geçen Yıl Adana’ya Katkısı 6,5 Milyar TL Olmuştu</p><p>Geçtiğimiz yıl 13’üncü kez düzenlenen “Nisan’da Adana’da-Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı”nın, kent ekonomisine yaklaşık 6,5 milyar TL’lik bir katkı sağladığı rakamlara yansıdı. 300’e yakın etkinliğin yer aldığı karnavala Adanalılar ile 200 bine yakını yurt içinden ve yurt dışından gelen 1 milyon 500 bin kişi katılmıştı.&nbsp;</p><p></p><p>Karnaval, her yıl çok daha fazla yerli ve yabancı turisti Adana’ya çekiyor. Bu yılki katılımın da 1 milyonun üzerinde olduğu görüldü. Tam kapasiteyle hizmet veren oteller ile her tür konaklama tesisinin, kafe ve restoranlar, mağazalar, toptancılar, perakendeciler, bakkallar, marketler, kadın girişimciler ve genç girişimciler ile birlikte her ölçekte esnafın da rekor düzeyde gelir elde etmesi bekleniyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İzzet Keribar'dan zamansız bir yolculuk sergisi açıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/izzet-keribardan-zamansiz-bir-yolculuk-sergisi-acildi-8905/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/izzet-keribardan-zamansiz-bir-yolculuk-sergisi-acildi-8905/</id>
<published><![CDATA[2026-04-06T02:33:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-06T02:33:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3272B7-778936-92E87E-0F40DE-099AD8-ACF441.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Keribar’ın yarım asrı aşan görsel hafızasını Orta Avrupa’nın büyüleyici atmosferiyle bir araya getiren “Prag &amp; Bohemya-Tarihten Yansıyan Işık” sergisi, Galeri Işık Teşvikiye’de sanatseverlere kapısını açtı.&nbsp;</p><p></p><p>Yüce Auto-Škoda’nın sponsorluğunda ve Prag Başkonsolosluğu iş birliğiyle hayata geçirilen serginin açılışında Yüce Auto Škoda adına Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yüce ve eşi Liliia Yüce ile Çekya İstanbul Konsolosu Olga Hajflerova’nın yanı sıra iş dünyasından isimler de yer aldı.&nbsp;</p><p></p><p>Sergi, Prag ve Bohemya’nın tarih, mimari ve gündelik yaşamına ışık tutarken aynı ziyaretçileri zamanda etkileyici bir yolculuğa da davet ediyor. Sanatçının güçlü kompozisyonları, bu coğrafyanın ruhunu kendine özgü bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Arşivinde 1.5 milyona yakın kare bulunan Keribar, bu sergide geçmişten bugüne uzanan seçkisiyle, fotoğraf sanatındaki ustalığını bir kez daha ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Keribar’ın farklı dönemlerde gerçekleştirdiği seyahatlerden derlenen bu özel koleksiyon, 30 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bubi'den "İkonalar" sergisi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bubiden-ikonalar-sergisi-6236/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bubiden-ikonalar-sergisi-6236/</id>
<published><![CDATA[2026-04-04T11:28:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-04T11:28:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_73818B-3B37D3-B605B6-121ECA-F862E9-629723.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yurt içinde ve yurt dışında birçok kişisel sergi açmış olan sanatçı, ikon kavramını bu kez kendi üretim pratiği içinde yeniden ele alıyor. “İkonalar” her ne kadar tarihsel olarak dinî bir alanı işaret etse de Bubi’nin eserlerinde farklı bir anlam kazanıyor. Sanatçı; sıradan insanlardan silahlara, hayvanlardan çizgi kahramanlara ve “öteki”ne uzanan figürlerle ikon üretme ve kutsallaştırma mantığını sorgulamaya açıyor. Bu yönüyle seri; izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, sorgulamanın bir parçası olmaya davet ediyor. “Superman”, “Batman”, “Red Kit” gibi figürlerden “Aile” ve “Otoportre”ye uzanan bu seri, sanatçının dünyasına ait parçalı ama tutarlı bir görsel dil sunuyor.</p><p>Alışılmış malzemelerin dışında üretmeyi sürdüren sanatçı; boyanın yanı sıra karton, bez, çivi, katran dikişi, yama, varak ve dijital baskı gibi farklı teknikleri de bir araya getirmiş. Bu yönüyle “İkonalar”; yalnızca bir seri değil, aynı zamanda sanatçının yıllar içinde geliştirdiği üslubun bir özeti, bir üslup retrospektifi olarak da değerlendirilebilir.</p><p>Küratörlüğünü Dr. Zeynep Öztürk’ün üstlendiği “İkonalar” sergisi, 29 Nisan tarihine kadar DG Art Project’te ziyaret edilebilir.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Semiha Berksoy'un sanatına akademik bir bakış</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/semiha-berksoyun-sanatina-akademik-bir-bakis-2497/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/semiha-berksoyun-sanatina-akademik-bir-bakis-2497/</id>
<published><![CDATA[2026-04-03T10:47:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-03T10:47:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AFDD7F-F61879-62B358-38A01C-49E7C4-483B42.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul Modern, Semiha Berksoy’un “Tüm Renklerin Aryası” sergisi çerçevesinde, sanatseverleri akademik bir keşfe davet ediyor. 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 18.00’de gerçekleşecek olan "Tuvalde Özne ve Benlik: Semiha Berksoy’un Resimlerinde Kendilik Temsili ve İnşası" başlıklı söyleşide, sanat tarihçisi Prof. Dr. Esra Aliçavuşoğlu konuk edilecek.</p><p></p><p>İstanbul Modern Şef Küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve Küratör Deniz Pehlivaner’in moderatörlüğündeki söyleşi, Berksoy’un resimlerine sanat tarihsel bir perspektiften yaklaşarak sanatçının tuvalinde ortaya çıkan figürleri özne, benlik ve temsil ilişkileri çerçevesinde ele alıyor.</p><p></p><p>Opera sahnesindeki dramatik varlığıyla tanınan Berksoy’un resimleri, otoportre ile performans, kamusal kimlik ile kişisel bellek arasında kurulan çok katmanlı bir özne inşasına işaret ediyor. Etkinlik, sanatçının resimlerinde temsil ve inşa arasındaki bu ikili yapıya odaklanarak Berksoy’un pratiğine yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Esra Aliçavuşoğlu kimdir?</p><p></p><p>Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Esra Aliçavuşoğlu, lisans ve lisansüstü eğitimlerini İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde tamamladı. London Central Saint Martins’de küratöryel çalışmalar eğitimi alan Aliçavuşoğlu, 2016 ve 2022 yıllarında TÜBİTAK bursuyla New York’ta (Pratt Institute) çağdaş sanat müzeleri üzerine araştırmalar yürüttü. AICA üyesi olan yazarın, pek çok makale, eleştiri yazısı ve monografisi bulunmaktadır. Ali Artun ile Bauhaus: Modernleşmenin Tasarımı kitabının, Ayşe Köksal ile Türkiye’de Sanatın Tarihi dizisinin editörlüğünü üstlenen Aliçavuşoğlu, aynı zamanda İstanbul Modern Koleksiyon Danışma Kurulu ve Uluslararası Mardin Bienali danışma kadrosunda yer almaktadır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">En Büyük K-Pop Buluşması İstanbul Festivali'nde</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/en-buyuk-k-pop-bulusmasi-istanbul-festivalinde-4025/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/en-buyuk-k-pop-bulusmasi-istanbul-festivalinde-4025/</id>
<published><![CDATA[2026-04-03T02:15:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-03T02:15:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0F1904-019DB5-6DB13B-943E52-C95E2D-0A4AF4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Özellikle Z kuşağı ve genç kitleler üzerinde güçlü bir etki yaratan K-Pop kültürünün öne çıkan gruplarından Ateez ve Monsta X, solo kariyeriyle global başarı yakalayan Sunmi ve yükselişiyle dikkat çeken Silver Rain, iki gün boyunca sahnede olacak. Türkiye’de ilk kez performans sergileyecek bu K-pop yıldızları, yüksek enerjili sahneleri, kusursuz koreografileri ve dünya çapındaki tutkulu hayran kitleleriyle İstanbul’da unutulmaz anlara imza atmaya hazırlanıyor.</p><p></p><p>Biletler 9 Nisan’da Satışta</p><p></p><p>Türkiye’nin en büyük K-pop buluşmasının biletleri 9 Nisan saat 17.00 itibarıyla satışa sunulacak. Yoğun ilgi görmesi beklenen organizasyonda 1. dönem bilet fiyatları 2.000 TL’den başlarken, 2 günlük kombine biletlerin başlangıç fiyatı ise 2.400 TL’den satışa sunulacak. Sınırlı sayıdaki biletlerin, yoğun talep doğrultusunda kısa sürede tükenmesi bekleniyor. Global K-Pop yıldızlarını İstanbul’da canlı izlemek isteyenler için bu etkinlik, yılın en dikkat çekici buluşmaları arasında yer alacak.</p><p></p><p>Dünya genelindeki benzer K-Pop konser ve festival fiyatlarıyla karşılaştırıldığında İstanbul Festivali’nin, sunduğu fiyat aralığı uluslararası standartlara göre oldukça erişilebilir ve avantajlı bir deneyim sunuyor.</p><p></p><p>Sadece Konser Değil, Bir Kültür Deneyimi</p><p></p><p>K-Pop, müziğin ötesine geçerek moda, dans, dijital içerik ve yaşam tarzını kapsayan çok yönlü bir kültür olarak öne çıkıyor. İstanbul Festivali K-Pop Günleri de bu çok katmanlı yapıyı festival alanına taşıyarak izleyicilere yalnızca bir konser değil, bütünsel bir deneyim sunmayı amaçlıyor. 15 Ağustos’un Kore’nin Bağımsızlık Günü’ne denk gelmesi ise programa ayrı bir anlam katıyor. Etkinlik kapsamında K-Beauty, K-Food ve K-Art deneyim alanları ile K-Pop dans yarışmaları da katılımcılara gün boyu farklı deneyimler sunacak.</p><p></p><p>14 Ağustos’ta sahne alacak Ateez, dinamik performansları ve güçlü koreografileriyle izleyicilere yüksek tempolu bir gece yaşatmaya hazırlanıyor. Aynı gün sahneye çıkacak Silver Rain ise yeni nesil K-Pop sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri olarak enerjisiyle geceye farklı bir renk katacak.</p><p></p><p>Uluslararası başarılarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan Monsta X, 15 Ağustos’ta güçlü performanslarıyla gecenin ritmini belirlerken, özgün tarzı ve hit parçalarıyla öne çıkan Sunmi ise sahnedeki duruşu ve etkileyici performansıyla festivalin en çok konuşulacak anlarından birine imza atacak.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>İstanbul, Uluslararası K-Pop Haritasına Giriyor</p><p></p><p>K-Pop Günleri, farklı ülkelerden hayranları bir araya getirerek İstanbul’u uluslararası etkinlik takviminde daha görünür kılmayı hedefliyor. Müzik ve popüler kültürün kesişim noktasında konumlanan bu organizasyon, Türkiye’de K-Pop sahnesi adına önemli bir dönüm noktası olacak.</p><p></p><p>İstanbul’un Ritmi Festivalle Yükseliyor</p><p></p><p>İstanbul’un en kapsamlı müzik ve yaşam etkinliklerinden biri olan İstanbul Festivali, dünyaca ünlü sanatçıların konserleri, etkileyici sahne şovları, espor ve 3x3 basketbol turnuvaları, çocuklara özel alanlar ve zengin gastronomi deneyimleriyle ziyaretçilere çok yönlü bir festival atmosferi sunacak. Beşinci kez düzenlenecek festival, 1–16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Festival Park Yenikapı’da gerçekleştirilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ece Avcı sanat dünyasını sallayacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ece-avci-sanat-dunyasini-sallayacak-4802/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ece-avci-sanat-dunyasini-sallayacak-4802/</id>
<published><![CDATA[2026-04-02T08:37:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-02T08:37:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6341A6-C277F2-ED7024-404AA7-87754B-6B26DE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü ikincilikle tamamlayan başarılı oyuncu, özellikle sahne performanslarıyla izleyenleri adeta büyülüyor. Birçok dizide de rol alan Ece Avcı, önümüzdeki günlerde dünyaca ünlü Türk yönetmen Ömer Sarıkaya’nın ‘Büyük Kıtlık’ isimli sinema filminde İrlandalı genç kız Amelia karakterine hayat verecek. İlk kez bir sinema filmi için kamera karşısına geçecek olan Avcı, bu heyecanını dile getirerek projeye büyük bir tutkuyla hazırlandığını ifade ediyor. Güzel oyuncu önümüzdeki günlerde özel bir Tv kanalında program sunmaya da hazırlanıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nostalji Adamdan 2. tekli</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/nostalji-adamdan-2-tekli-9995/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/nostalji-adamdan-2-tekli-9995/</id>
<published><![CDATA[2026-04-02T02:28:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-02T02:28:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_565091-84AE9A-361B90-BF6D96-E48851-5E735E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sanatçı,’Bakışına Yandım’ isimli yeni teklisini müzikseverlerin beğenisine sundu.</p><p></p><p>Duygusal altyapısı ve etkileyici sözleriyle öne çıkan şarkı, kısa sürede dijital platformlarda ilgi görmeye başladı. Uzun yıllardır sanat dünyasının farklı alanlarında üretim yapan Akbaş, bu yeni çalışmasıyla müzik kariyerindeki iddiasını bir kez daha ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Almin’s Prodiksiyon etiketiyle yayınlanan ‘Bakışına Yandım’, tüm dijital platformlarda yerini alırken, şarkıya çekilen klip de dikkat çekiyor. Klip yönetmenliğini genç gazeteci Almina Babar üstlendi. Görsel anlatımıyla şarkının duygusunu güçlendiren klip, izleyicilerden tam not aldı.</p><p></p><p>Hem müzik hem de oyunculuk kariyerini bir arada sürdüren Sinan Akbaş, üretmeye devam edeceğinin sinyallerini verirken, yeni projeleriyle de adından söz ettirmeye hazırlanıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kadriye Olgar'a dostlarından unutulmaz sürpriz</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadriye-olgara-dostlarindan-unutulmaz-surpriz-70/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadriye-olgara-dostlarindan-unutulmaz-surpriz-70/</id>
<published><![CDATA[2026-04-01T16:51:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-01T16:51:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7336A-B6A706-12A3B7-6EBE9E-4BE693-FDB6CA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hint temasıyla gerçekleşen renkli buluşmada, özel tasarım pasta ve konsept detaylar dikkat çekti.</p><p>Sürpriz karşısında büyük mutluluk yaşayan Kadriye Olgar, dostlarıyla birlikte mumları üfledi. Samimi anların yaşandığı kutlama, hatıra fotoğrafları ve keyifli sohbetlerle tamamlandı. Kadriye Olgar, bu özel günde kendisini yalnız bırakmayan dostlarına teşekkür etti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bellek, Vicdan ve Sevda Rüzgârı İstanbul'u sarıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bellek-vicdan-ve-sevda-ruzgari-istanbulu-sariyor-468/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bellek-vicdan-ve-sevda-ruzgari-istanbulu-sariyor-468/</id>
<published><![CDATA[2026-04-01T16:32:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-01T16:32:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98D1C1-A70F58-58059B-7C6812-6D71D3-7A57D8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mecidiyeköy’de Felsefi Bir Sorgulama ve İnsancıl Bir Yolculuk</p><p></p><p>Mecidiyeköy Büyük Sahne’de bu hafta perde açan Juan Mayorga’nın sarsıcı eseri "Ebedi Barış", izleyiciyi alışılagelmedik bir dünya üzerinden etik ve sadakat sınavına sokuyor. Hemen yan tarafta, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de ise demansla eksilen kelimelerin yerine sevgiyi koyan duygusal bir baba-oğul hikâyesi, "Babamın Kelimeleriyle" ile yüreklere dokunuyor. Hatıralar tamamen yitirilmeden önce verilen bu sıcacık mücadele, iletişimin gücünü yeniden hatırlatıyor.</p><p></p><p>Küçükçekmece’de Müzikli Bir Klasik: "Rumuz Goncagül"</p><p>Türk tiyatrosunun mihenk taşlarından Oktay Arayıcı’nın kaleme aldığı ve Timur Selçuk’un unutulmaz müzikleriyle hayat bulan "Rumuz Goncagül", bu hafta Küçükçekmece Cennet Kültür Sanat Merkezi (CKSM) sahnesinde şenleniyor. 70’li yılların sonunda değişen sosyal yapının ortasında çaresizliğine çözüm arayan kadınların hikâyesini müzikli bir orta oyunu diliyle anlatan eser, izleyiciyi hem güldürecek hem de düşündürecek nostaljik bir şölen sunuyor.</p><p></p><p>Pazar Gününe Özel Masalsı Bir Durak: "Park"</p><p></p><p>Haftayı kapatırken minik sanatseverlerimizi de unutmuyoruz. Sadece Pazar günü Mecidiyeköy Büyük Sahne’de sahnelenecek olan "Park" adlı çocuk oyunumuz, sözsüz ve maskeli diliyle çocukları hayal gücünün zirvesine çıkaracak.</p><p></p><p>İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun bu zengin programı, belleğin derinliklerinden sevdanın türkülerine uzanan bir yolculuk vaat ederken, tüm sanatseverleri bu eşsiz buluşmanın bir parçası olmaya davet ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Özlem Çınar sinemaya dönüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ozlem-cinar-sinemaya-donuyor-6974/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ozlem-cinar-sinemaya-donuyor-6974/</id>
<published><![CDATA[2026-04-01T02:32:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-01T02:32:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9E25B7-38B0D3-B76E86-B1F891-07E59B-8BC2A1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Televizyon ekranının sevilen yüzlerinden Özlem Çınar, 2017 yapımı “İşe Yarar Bir Şey” filminden 9 yıl sonra yeniden beyazperdede boy göstermeye hazırlanıyor. Başarılı oyuncu, senaristliğini ve yönetmenliğini Mehmet Emin Yıldırım’ın üstlendiği, Lil Yapım imzalı “Kul Dilemma” filmi için kamera karşısına geçti. Çınar, psikolojik gerilim türündeki yapımda yaşadığı iki büyük kayıpla sarsılan Hatice karakterine hayat verdi.&nbsp;</p><p></p><p>YAŞAM İLE ÖLÜM ARASINDA</p><p></p><p>Özlem Çınar, Hatice’yi şöyle anlatıyor: “Hatice, yaşadığı iki kaybı; küçük yaşta ölen çocuğunu ve eşini tuhaf bir şekilde hayatının merkezinde canlı tutuyor. Tam olarak bir yas içinde ve bu yasın acısını yaşıyor diyemeyiz. Hatice hayatta, fakat bilinci onlarla birlikte ölmüş gibi&hellip; Gündelik hayatını, rutinlerini bozmadan sürdürmeye devam ediyor, tuhaf olan şu ki; o yaşamın içinde kaybettikleri de var. Sanki çocuğu ve eşiyle birlikte yaşıyormuş gibi&hellip; Onları zihninde hiç ölmemiş gibi canlı tutuyor. Ölen çocuğunun ve eşinin kaybının ızdırabı, onu yaşam ile ölüm arasında bir yerde tutuyor. Ne tam anlamıyla hayatta hissediyor ne de bu hayata tamamen veda etmiş gibi&hellip;”</p><p></p><p>10 NİSAN’DA VİZYONDA&nbsp;</p><p></p><p>Uluslararası standartlarda çekilen “Kul Dilemma” filminde Hollywood teknolojisine sahip ileri düzey kameralar ve ekipmanlar kullanılarak görsel açıdan iddialı bir atmosfer yaratıldı. Derin psikolojik katmanları ve sarsıcı hikâyesiyle dikkat çeken film, 10 Nisan’da vizyona giriyor. Yapım, izleyiciyi gerçeklik ve zihin arasındaki ince çizgide karanlık bir yolculuğa davet ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sanat yolculuğunda 50 yıl "Suat Arıkan" Konseri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-yolculugunda-50-yil-suat-arikan-konseri-9774/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sanat-yolculugunda-50-yil-suat-arikan-konseri-9774/</id>
<published><![CDATA[2026-03-31T08:25:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-31T08:25:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7619A-E71A5F-3E5985-48005A-7635C6-77D9E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Suat Arıkan, sanatı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil; psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutları olan uzun soluklu bir yaşam pratiği olarak ele almaktadır. Yarım asrı aşan üretim sürecinde pek çok zorlukla karşılaşan sanatçı; toplumsal önyargılar, sanatın meslek olarak yeterince kabul görmemesi, rekabet ve gruplaşmalar gibi unsurlarla şekillenen bir sosyolojik zeminde üretimini sürdürmüştür.</p><p></p><p>Bu üretim sürecinin 50. yılında, Atatürk Kültür Merkezi – Tiyatro Sahnesi’nde gerçekleşen konserde, Suat Arıkan’ın yanısıra, İDOB solistleri; soprano Ceren Aydın, mezzosoprano Aylin Ateş, tenor Caner Akın, tenor Mert Süngü, bariton Caner Akgün sahnedeydiler. İstanbul Devlet Opera ve Balesİ Oda Orkestrası, klavsende Paolo Villa, piyanoda ise Olena Şenol solistlere eşlik etti.</p><p></p><p>Konser programında G. Giordani, G. F. Handel, A. Caldara, A.Vivaldi, C. W. Gluck, G. Puccini, W.A. Mozart, G. Rossini, G.Bizet, G.Donizetti, J.Offenbach, G.Verdi, M.Leigh gibi değerli bestecilerden eserler seslendirildi.&nbsp;</p><p></p><p>Suat Arıkan, sanat yolculuğunun 50. yılında, 2 Nisan’a kadar AKM Sanat Galerisi’nde süren sergisiyle; özgün üslubu ve istikrarlı üretiminin oluşturduğu birikimi sanatseverlerle paylaşmaya devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hayaller gökyüzüne uçtu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hayaller-gokyuzune-uctu-3974/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hayaller-gokyuzune-uctu-3974/</id>
<published><![CDATA[2026-03-31T02:03:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-31T02:03:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA8B7C-62D003-EE7D0B-F1234A-18A373-47A889.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Deniz ÖZEN BAŞARAN</b></p><p></p><p>Hayallerin bazen bir çocuğun fısıltısıyla başladığını hatırlatan çok özel bir kitabın yazarı Adalet Gök.&nbsp;</p><p>Toroslar’daki bir yörük çadırından, dünyanın dört bir yanına uzanan bir yolculuk onunkisi&hellip; Savaş bölgelerinden afet alanlarına, hayat ile ölüm arasındaki o ince çizgide geçen gerçek hikâyeler&hellip;&nbsp;</p><p>“Bir gün bütün bu şehirlerin üstünden uçacağım” diyen küçük bir kızın, yıllar sonra yüzlerce insanın hayatına dokunan bir doktora dönüşmesinin hikâyesini anlatıyor; “Uç Bana, Yetiş Doktor” .</p><p></p><p>*Kitabınızın başındaki “Bir gün bütün bu şehirlerin üstünden uçacağım” cümlesi çok güçlü. O cümleyi kuran çocuk bugün yazarıyla karşılaşsaydı ne düşünürdü?</p><p></p><p>“O cümleyi kuran çocuk bugün karşıma çıksa bana şunu sorardı: ‘Gerçekten uçabildin mi?’</p><p>Ben de ‘Evet, ama sadece şehirlerin üstünden değil, kaderimin üstünden ve başka hayatların içinden&nbsp; de uçtum’ derdim.</p><p>‘Vazgeçmemek işe yarıyormuş’ derdi belki&hellip; Bana sarılıp ‘İyi ki korkmamışsın’ derdi.”</p><p></p><p><img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/uploads/2026%20-%2002%20-%20Subat/adalet.jpg" alt="adalet"></p><p></p><p>*Uç Bana, Yetiş Doktor bir başarı hikâyesinden çok bir yolculuk aslında. Bu yolculukta sizi en çok değiştiren an hangisiydi?</p><p></p><p>“Beni en çok değiştiren an, bir hayatın saatlerle değil dakikalarla ölçüldüğünü fark ettiğim andı.</p><p>Bir hayatın gerçekten sizin ellerinizin arasında olduğunu ilk kez derinden hissettiğim an&hellip; O bir kırılma noktasıydı. O günden sonra meslek benim için bir iş olmaktan çıktı, bir sorumluluğa dönüştü.</p><p></p><p>30.000 fit yüksekliktesiniz; hasta bir anda kötüleşebiliyor. Pilot soruyor: ‘Uçağı indirelim mi, en yakın havalimanına yöneliyor muyuz, yoksa devam edelim mi?’</p><p>Hastanın yakınları da yanınızda: ‘Ne oluyor, ölüyor mu, yaşayacak mı?’</p><p>Bu kararları vermek, yerdekinden çok daha zor ve çok daha stresli. O an bütün sorumluluk sizin üzerinizde. Yanınızda yardım isteyebileceğiniz bir ekip, mavi kod verebileceğiniz bir hastane yok.”</p><p></p><p>*Bu kitabı yazarken “Bunu mutlaka anlatmalıyım” dediğiniz olay hangisiydi?</p><p></p><p>“Kitapta ‘Bir Çift Yeşil Göz’ diye bir hikâyem var.</p><p>Bir hastamın gözlerindeki o sessiz umut&hellip; Boynundan aşağısı felçti, sadece gözlerini hareket ettirebiliyordu.</p><p>Her şeyin yıkıldığı bir yerde bile insanın yaşama tutunma isteği beni çok etkiledi. O anı anlatmadan bu hikâye eksik kalırdı.”</p><p></p><p>*Kitapta savaş bölgelerinden afet alanlarına kadar çok zor koşullar var. Böyle yerlerde insanın umudu nasıl korunuyor? Dünyanın farklı coğrafyalarında çalışmış bir doktor olarak insanlığın ortak bir duygusu olduğunu düşünüyor musunuz?</p><p>“Savaşta da afette de değişmeyen tek şey şu: İnsan yaşamak istiyor. Umut bazen bir ilaç değil, birinin ‘buradayım’ demesi.” deprem bölgelerinde gönüllü çalışırken başka ülkelerden Taaa dünyanın öbür ucundan çıkıp gelen yabancı ekiplerle çalışıyorduk&nbsp; insan gerçekten çok tuhaf anlatılması zor şeyler yaşıyor.. biz&nbsp; iki şehir öteden deprem bölgesine ulaşana kadar onlar kaç ülke uçup gelmişlerdi hastane kurmuşlardı..</p><p></p><p>“Umut çoğu zaman büyük şeylerden değil, küçük temaslardan doğuyor. Bir el tutuşu, bir bakış, bir ‘buradayım’ hissi&hellip;</p><p>Dünyanın neresine giderseniz gidin değişmeyen bir şey var: İnsanlar anlaşılmak ve yaşamak istiyor. Bu duygu evrensel.</p><p></p><p>Yaptığım işte çoğu zaman hastalara verdiğim destek sadece ilaç ya da tıbbi bakım olmuyor. Onun yanında olmak, sohbet etmek, birlikte bir bardak çay içmek, ona bir parça yemek yedirmek&hellip; Bazen her şey sadece bir yol arkadaşlığına dönüşüyor.</p><p>Başta doktor-hasta ilişkisi olarak başlasa da, zamanla daha insani bir bağ kuruluyor. Ama arka planda ben her zaman sağlık durumlarını da takip ediyorum.</p><p>Bazen yola çıkarken komada&nbsp; gibi yatan bir yolcunun, ‘Şu an hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyorum’ dediğine tanık oluyorsunuz.”</p><p></p><p>*Hayat kurtarmak büyük bir sorumluluk. Peki kurtaramadığınız anlar insanın içinde nasıl bir iz bırakıyor? Bu yolculuk boyunca sizi en çok şaşırtan insan hikâyesi hangisiydi?</p><p>“Kurtaramadığınız insanlar sizi terk etmez. Onlar sizinle yaşamaya devam eder.</p><p>Kurtaramadığınız her insan, içinizde sessiz bir oda açar. O odalar kapanmaz&hellip; Sadece yaşamayı öğrenirsiniz.</p><p></p><p>En şaşırtıcı olan ise şu: En kırılgan görünenler, hayata en sıkı tutunanlar oluyor.</p><p></p><p>Bu kitap biraz da böyle bir kahramanla tanışınca yazılmaya başladı. ‘Bizi Biz Yapan İyiliktir’ öyküsünde de bunu anlatıyorum.”&nbsp;</p><p>*Yolcu uçağında bazen sedye ile bazen koltukta gidiyorsunuz. Diğer yolcuların tepkisi ne oluyor?</p><p>“Bir yolcu uçağı bazen bir hastanenin yoğun bakımına dönüşüyor. Hastayı monitöre bağlıyoruz, oksijen veriyoruz; damar yolundan serum ve ilaç uyguluyoruz. Bazen hastanın burnundan, ağzından, karnından çıkan tüpler oluyor; hatta göğüs tüpüyle seyahat eden hastalarımız var.</p><p></p><p>Bu durum tarifeli uçaktaki diğer yolcular için ürkütücü olabiliyor. Aynı zamanda büyük bir merak da uyandırıyor.</p><p>İnsanlar önce şaşırıyor, sonra sessizce aynı duanın parçası oluyor. Başta bir merak, ardından derin bir saygı&hellip; Bazen dua edenler, bazen yer vermek isteyenler&hellip; O an herkes aynı hikâyenin parçası oluyor.”</p><p>*Gittiğiniz ülkelerin sağlık sistemi ve doktorlarını gözlemleyebildiniz mi? Ne düşünüyorsunuz?</p><p>“Dünyayı gezdikçe şunu gördüm: Sağlık sistemini güçlü yapan teknoloji değil, vazgeçmeyen insan.</p><p>İmkânlar değişiyor ama çaba aynı. Bazı yerlerde teknoloji var ama insan eksik; bazı yerlerde imkân yok ama inanılmaz bir özveri var.</p><p></p><p>Aslında sistemi güçlü yapan şey insan. Çünkü bizim işimiz hastaya dokunmakla başlar. Gözünün içine bakarak ‘Neyiniz var, size nasıl yardımcı olabilirim?’ sorusunu sormakla&hellip; Çoğu zaman tomografi ve MR gibi cihazlardan önce o insani temas gelir.”</p><p>*Bir kadın olarak sürekli bir göç hali içerisindesiniz. Aşk insana özgü bir duygu. Siz buna alan açabildiniz mi hayatınızda?</p><p>“Aşk hayatımın vazgeçilmez bir parçası&hellip; Aslında tam bir aşk kadınıyım. Ama ‘Mutlu aşkı buldunuz mu?’ diye sorarsanız; yarım kaldı, eksik kaldı.</p><p></p><p>Benim hayatımda aşk hep ‘bekleyen’ oldu. Çünkü ben çoğu zaman bir yere ait değil, bir yere yetişmek zorundaydım.</p><p>Aşk hayatın bir parçası&hellip; Ama benim hayatımda çoğu zaman fedakârlıkla sınandı. Alan açmak kolay değil ama tamamen kapatmak da mümkün değil. Belki de benim aşkım biraz yolda kalmayı öğrendi.”</p><p></p><p>*Bu kitap özellikle kadınlara büyük bir cesaret veriyor. Sizce kadınların hayallerini gerçekleştirmelerinin önündeki en büyük engel nedir?</p><p></p><p>“Kadınların önündeki en büyük engel çoğu zaman dış dünya değil, içlerine yerleştirilen ‘yapamazsın’ cümlesi. O cümle silindiğinde hikâye başlıyor.</p><p>Bazen dış koşullar, bazen de içimize yerleşmiş o ses. En büyük engel çoğu zaman görünmeyen sınırlar. O sınırlar yıkıldığında kadınlar zaten durdurulamıyor.”</p><p></p><p>*Eğer hayatınız bir cümleyle özetlenecek olsaydı, ‘Uç Bana, Yetiş Doktor’ un bize anlattığı hikâyeyi nasıl tanımlardınız?</p><p>“Bu hikâye, bir çadırdan gökyüzüne uzanan ve oradan tekrar insanlara inen bir yolculuk.</p><p>Bir çocuğun hayaliyle başlayıp, başkalarının ve kendi hayatıma dokunarak; sınırlarımı zorlayarak, öğrenmeye ve sevgiye açık şekilde devam eden uzun bir yolculuk.”</p><p></p><p><img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/uploads/2026%20-%2002%20-%20Subat/adalet-1.jpg" alt="adalet-1"></p><p></p><p>*Bu kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı? Bu hikâyeyi anlatmanız gerektiğini hissettiğiniz an neydi?</p><p></p><p>“Bir gün fark ettim ki ben sadece hastalarımla uçmuyor, sadece hayat kurtarmıyorum; aynı zamanda hikâye biriktiriyorum. Ve bazı hikâyeler yazılmadığında eksik kalıyor.</p><p></p><p>Çalışırken bazı anlar çok ağırdır&hellip; O duyguyu taşımak zordur. Dünyanın bir ucuna uçarken havada babanızın ölüm haberini alırsınız. Çok sevdiğiniz, el ele transferini yaptığınız bir hastanızın artık bu dünyada olmadığını ve size bir mektup bıraktığını öğrenirsiniz.</p><p>Bazen çok sevdiğiniz birini, bilerek ve isteyerek başka bir hayata uğurlarsınız&hellip; Kalbiniz kırılsa da.</p><p></p><p>Bu duygularla baş etmenin yolunun yazmak olduğunu fark edince, yazdıklarımı topladım ve bir kitap ortaya çıktı.</p><p>Bir noktadan sonra yaşadıklarım sadece bana ait kalmamalı diye düşündüm. Çünkü bu hikâye yalnızca benim değil&hellip; İlham olabilecek bir yolculuktu. O yüzden yazmam gerektiğini hissettim.”</p><p></p><p>*Doktor Ada karakteri gerçek hayatınızın ne kadarını yansıtıyor?Bu kitap bir otobiyografi mi yoksa kurgu mu?</p><p></p><p>“Doktor Ada benim&hellip; ama korkularımdan arındırılmış halim. Hikâyelerimin çoğu yaşadıklarıma dayanıyor.</p><p>Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği bir karakter. Benim için gerçekle hayal arasında kurduğum bir köprü.”</p><p></p><p>*Mesleğiniz hayatı ve insanı görme biçiminizi nasıl değiştirdi?&nbsp;</p><p>“Uçmak” sizin için fiziksel bir şey mi, yoksa bir özgürlük metaforu mu?</p><p>“Uçmak benim için mesafe değil, sınır aşmak. Coğrafyaları değil, kaderi geçmek.</p><p>Mesleğim bana insanın ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar güçlü olduğunu öğretti.</p><p></p><p>‘Uçmak’ benim için sadece fiziksel bir eylem değil; sınırları aşmak, korkuların üstüne çıkmak, yeni coğrafyaları ve hayatları keşfetmek ve özgürleşmek demek.”</p><p></p><p>*Siz koruyucu annesiniz aynı zamanda değil mi? Buna nasıl karar verdiniz?</p><p></p><p>“Anne olmak bazen doğurmak değil, bir hayatı sahiplenmektir. Ben kalpten bağ kurmayı seçtim.</p><p></p><p>Hastane acil servislerinde 24 saat nöbet tutarken, ailemden uzakta bir Ege kasabasında yaşıyordum. Yanımda kimsem yoktu. Böyle bir sorumluluğu paylaşabileceğim bir partner de hayatımda olmadı.</p><p>Sırf doğurmuş olmak için doğurmak istemedim.</p><p></p><p>Sonra hayat bizi Zeytin’imle buluşturdu. Birbirimizi çok sevdik. Gerçekten hayatımdaki en güzel hikâyelerden biri oldu.”</p><p></p><p>*Kitabın geliri bağış olarak kullanılıyor değil mi?</p><p>&nbsp;“Bu kitap sadece okunmuyor, dolaşıma giriyor. Her okurla birlikte birine daha dokunuyor. Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı (KAHEV)</p><p>&nbsp;Doktor kardeşlerimin kurduğu vakıf, çok önemsiyorum onları, çok saygı duyuyorum, çok seviyorum, bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Ayrıca&nbsp;</p><p>İmza günlerinde organizasyonu yapan kadın derneklerine, deprem bölgesindeki okullara vb.&nbsp; kurumlara kitabın gelirini bırakıyorum.</p><p></p><p>Çünkü okumayı çok önemsiyorum. Hâlâ inanıyorum ki okumak, hayatımızı değiştirecek en önemli şeylerden biri.”</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Vampyr" Türkiye'de ilk kez izleyiciyle buluşuyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/-vampyr-turkiyede-ilk-kez-izleyiciyle-bulusuyor-8534/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/-vampyr-turkiyede-ilk-kez-izleyiciyle-bulusuyor-8534/</id>
<published><![CDATA[2026-03-30T12:59:31+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-30T12:59:31+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_74BCE4-43BC66-4CFD75-B999F2-B684AF-A6BEAB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Estado Vegetal” ve “Cómo Convertirse en Piedra” ile başlayan sahne araştırmasının üçüncü parçası olan “Vampyr”, tiyatroyu klasik anlatı biçimlerinin ötesine taşıyan bir yaklaşımla kurgulanıyor. Uluslararası tiyatro çevrelerinde özellikle deneysel dili ve disiplinler arası üretimleriyle tanınan Manuela Infante, bu yapıtında sahte belgesel formunu sahneye taşıyarak izleyiciyi çok katmanlı bir anlatının içine davet ediyor.</p><p></p><p>Şili coğrafyasından beslenen “Vampyr”, doğa/kültür ayrımını reddeden, biçim değiştiren varlıkların izini sürüyor. Yarı insan, yarı hayvan; yarı canlı, yarı toprak olarak var olan bu figürler, Şili’de kontrolsüz biçimde kurulan rüzgâr türbini sahalarında dolaşırken kimi zaman yarasa, kimi zaman gece vardiyasında çalışan işçiler olarak sahnede karşılık buluyor. Eser, bu hibrit varlıklar üzerinden tükenmişlik, enerji üretimi, çalışma ve dinlenme gibi kavramları sorgularken, insan dışı canlılarla kurulan ilişkilere de eleştirel bir perspektif getiriyor.</p><p></p><p>Kara mizah ve absürt öğelerle kurulan sahne dili, Avrupa vampir miti ile Şili’de yaşayan hematofag yarasa türleri arasında ironik bir bağ kuruyor. Bu bağlamda “Vampyr”, günümüzde “yeşil enerji” söylemleri etrafında şekillenen yeni sömürü biçimlerine de sahneden yanıt üreten politik bir katman barındırıyor.</p><p></p><p>Beykoz Kundura’nın ortak yapımcılığında hayata geçen eser; Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili) ve NAVE iş birliğiyle uluslararası bir üretim sürecinin sonucu olarak sahneye taşınıyor. Bu çok ortaklı yapı, farklı coğrafyalardan sanatçıların bir araya geldiği kolektif bir üretim modelini görünür kılıyor.</p><p></p><p>27-28 Haziran tarihlerinde Beykoz Kundura’da ilk kez İstanbul seyircisiyle buluşmaya hazırlanan “Vampyr” tiyatro oyununun biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.</p><p></p><p>KÜNYE</p><p>Yönetmen &amp; Metin: Manuela Infante</p><p>Yapım: Carmina Infante Güell</p><p>Oyuncular: Marcela Salinas, David Gaete</p><p>Tasarım: Rocio Hernández</p><p>Yönetmen Yardımcısı &amp; Teknik Sorumlu: Pablo Mois</p><p>Hareket &amp; Koreografi: Dian C. Guevara</p><p>Ses Tasarımı: Manuela Infante</p><p>Ses Teknisyeni: Víctor Muñoz</p><p>Araştırma &amp; Dramaturgi: Camila Valladares</p><p>Kostüm: Elizabeth Pérez</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Elif Akbaş'tan diziye damga vuran şarkı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/elif-akbastan-diziye-damga-vuran-sarki-2920/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/elif-akbastan-diziye-damga-vuran-sarki-2920/</id>
<published><![CDATA[2026-03-29T09:54:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-29T09:54:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A158DE-CBF93F-AB8C70-E36E69-881EC7-B49215.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Duygusal derinliği ve etkileyici yorumu ile öne çıkan şarkı, kısa sürede geniş kitlelere ulaşarak beklenmedik bir çıkış yakaladı.</p><p>“Sonunu Bilemedik”, Türk televizyonlarının fenomen yapımlarından biri olan “Kızılcık Şerbeti” dizisinde kullanılmasıyla birlikte adeta yeni bir boyut kazandı. Dizinin dramatik atmosferiyle bütünleşen şarkı, sahnelerin duygusal yoğunluğunu zirveye taşıyarak izleyicilerin hafızasında güçlü bir iz bıraktı.</p><p>Projenin başarısında güçlü bir yaratıcı kadronun imzası bulunuyor... Şarkının sözleri Ferhat Yasrin’e aitken, müziği Esad Fidan tarafından bestelendi. Düzenlemesi ise Mehmet Tan imzası taşıyan “Sonunu Bilemedik”, bu üçlü iş birliğinin uyumunu ve müzikal derinliğini dinleyiciye en etkili şekilde yansıtıyor.</p><p>Elif Akbaş’ın yeni şarkısı, aşkın karmaşıklığını ve belirsizliğini en saf haliyle yansıtarak dinleyicinin kalbine dokundu. Özellikle dizinin kırılma anlarında çalması, sahnelerin etkisini katbekat artırarak izleyicinin sahnelerle kurduğu bağı güçlendirdi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Berna Tan ekranlara muhteşem bir dönüş yaptı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/berna-tan-ekranlara-muhtesem-bir-donus-yapti-8837/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/berna-tan-ekranlara-muhtesem-bir-donus-yapti-8837/</id>
<published><![CDATA[2026-03-28T09:38:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-28T09:38:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98BFAA-285770-4B061E-FCDF5F-9621B2-23546A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Son dönemde dikkat çekici transferleri ve iddialı programlarıyla yükselişe geçen Tivi6 ekranlarında yayın hayatına başlayan “El Ele” programının sunuculuğunu üstlenen başarılı sanatçı, bu kez yalnızca sesiyle değil kalbiyle de milyonlara dokunuyor.</p><p></p><p>Berna Tan’dan örnek proje</p><p></p><p>Toplumsal dayanışmayı merkezine alan programda, maddi imkânsızlıklar nedeniyle evlilik hazırlıklarını tamamlayamayan nişanlı çiftlere umut olunuyor. Program formatı gereği başvuruda bulunan çiftlerin detaylı durum araştırmaları yapılıyor; ardından uygun görülen çiftler hafta boyunca stüdyoya davet edilerek hayallerindeki düğün hazırlıkları için destek alıyor. Çeyizden gelinliğe, damatlıktan beyaz eşyaya kadar birçok ihtiyaç program kapsamında karşılanıyor.</p><p>Enerjisi, samimiyeti ve içtenliğiyle ekranlara ayrı bir ışık katan Berna Tan, güçlü sesi ve sevilen şarkılarının yanı sıra yaptığı yardımlar ve dokunduğu hayatlarla da izleyicilerin kalbinde taht kuruyor.</p><p>“El Ele” programıyla hem umut dağıtan hem de yeni bir hayata adım atmaya hazırlanan çiftlerin en mutlu anlarına eşlik eden Berna Tan, ekran başındaki izleyicilere de dayanışmanın ve paylaşmanın en güzel örneklerinden birini sunuyor.</p><p>Berna Tan ile “El Ele”, hafta içi her gün 15.00–17.00 saatleri arasında Tivi6 ekranlarında izleyiciyle buluşuyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapılarını açıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cocuk-ve-genclik-sanat-bienali-kapilarini-aciyor-3815/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cocuk-ve-genclik-sanat-bienali-kapilarini-aciyor-3815/</id>
<published><![CDATA[2026-03-28T09:25:32+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-28T09:25:32+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_885F37-49514F-CDDB4C-B9FB8F-314AC0-D0D0B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Palet Kültür Sanat ve Eğitim Derneği tarafından iki yılda bir düzenlenen Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin sekizinci edisyonu, DenizBank ana destekçiliğinde, 1–30 Nisan tarihleri arasında hayata geçiriliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Müze Gazhane’nin ana sahne alanı olarak belirlendiği Bienal kapsamında sergiler, performanslar, video gösterimleri, atölye çalışmaları, söyleşi ve konserlerin yanı sıra Kadıköy’den Üsküdar’a, meydanlardan şehir hatları vapurlarına uzanan etkinlikler gerçekleşecek. İstanbul, çocuk ve gençlerin üretimleriyle yaşayan bir açık hava sanat alanına dönüşecek.</p><p>&nbsp;</p><p>16 ÜLKE, 47 İL VE 69 BİN BAŞVURU</p><p>Küratörlüğünü devlet sanatçısı, ressam Prof. Devrim Erbil’in, sanat kurulu başkanlığını akademisyen, ressam Dr. Kader Akçay’ın, direktörlüğünü ise etkinliğin kurucusu Gazi Selçuk’un üstlendiği Bienal; Türkiye’nin 47 ilinden ve 16 ülkeden gelen 69 bin başvuru arasından seçilmiş 480 projeye ev sahipliği yapacak.&nbsp;</p><p></p><p>DEVRİM ERBİL: SANATIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ</p><p>“Sanatını Mutlulukla Buluştur” temasıyla hayata geçirilen Bienal, sanatın aynı zamanda duygusal bir temas, ortak bir dil ve iyileştirici bir güç olduğuna da gönderme yapıyor. Prof. Devrim Erbil, bienali “Genç zihinlerin hayal gücünü görünür kılan ve sanatın birleştirici gücünü yeniden hatırlatan bir buluşma” olarak tanımlarken, etkinliğin çocukların iç dünyalarıyla kurdukları bağı özgürce ifade edebildikleri bir alan sunduğunu vurguluyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bienal Direktörü Gazi Selçuk’un ifadesiyle ise sokakta, meydanda ve gündelik yaşamın içinde karşılaşılan sanat, erişilebilirliği bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp doğrudan deneyime dönüştürüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Anadolu motiflerinin çağdaş yorumu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/anadolu-motiflerinin-cagdas-yorumu-5568/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/anadolu-motiflerinin-cagdas-yorumu-5568/</id>
<published><![CDATA[2026-03-28T09:06:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-28T09:06:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_52BF3C-A09FE6-C53509-268C65-95C4E7-944270.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Aynı zamanda fuaye alanında interaktif “Şaşırt Beni/ Surprise Me” workshoplar yapıyor.</p><p>Kültürel mirasımızı modern bir üslupla buluşturan, sanatı ruhun temel gıdası olarak tanımlayan Ressam ve Akademisyen Dr. Seval Özcan’ın eşsiz dokuma tabloları fuarda dikkat çekiyor.</p><p>İplikler arasındaki bağlantısallık, kendi köklerimizle kurduğumuz ilişkiyi de sorgulatıyor; adeta bir yüzleşme ve hatırlama ritüeli bu. İpliklerle özümüzü yeniden buluyoruz.</p><p>Dokuma eseri, sanatçı nesilden nesile halıcılık geleneğini sürdüren kendi ailesinin birikiminden ilham alarak “Noktanın Sonsuzluğu ve Birlik” felsefesiyle tasarlamıştır. Motiflerdeki her bir detay, “bir ve birlikte olma” kavramını temsil ederek izleyiciyi evrensel bir ahenge davet eder.</p><p>Fuarda, sanatın ve kültürel mirasın dönüştürücü gücünü deneyimlemek isteyenler, Dr. Seval Özcan’ın eserlerini ziyaret edebilir.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bir Anadolu hikâyesi dünya sahnesine çıkıyor: "Edusa"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-anadolu-hikayesi-dunya-sahnesine-cikiyor-edusa-3492/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-anadolu-hikayesi-dunya-sahnesine-cikiyor-edusa-3492/</id>
<published><![CDATA[2026-03-28T02:57:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-28T02:57:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7ED2E0-3A0974-0A7A73-45FE73-CD742D-368481.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Anadolu, tarih boyunca Hititler, Frigler, Urartular ve İyonlar gibi güçlü uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve zengin bir kültürel miras biriktirmiştir. Lidya Krallığı, M.Ö. 6. yüzyılda ekonomik gücü ve siyasal etkisiyle öne çıkmış; başkenti Sard (bugünkü Manisa’nın Salihli ilçesi), ticaret yollarının kesiştiği, canlı ve zengin bir kent olarak dikkat çekmiştir. Krallığın doğu sınırı, dönemin önemli doğal ve siyasal sınırı olan Kızılırmak Nehri’ne kadar uzanıyordu.</p><p>Opera eseri sahnelenecek olan&nbsp; ilk Türk kadın besteci Güldiyar Tanrıdağlı’nın bestelediği ve Prof.Dr. İskender Pala’nın librettosunu kaleme aldığı Edusa, tarih boyunca medeniyetlerin kesişme noktası olmuş olan bu coğrafyada, Lidya’nın zenginliği, siyasi gerilimleri ve insan hikâyeleriyle örülü dünyasında hayat bulmaktadır. Eser süresince geçen olaylar, yalnızca bir dönemin değil, Anadolu’nun binlerce yıllık hafızasının sahneye taşınan yankısı olarak işlenmiştir.</p><p>Edusa operasında bir toplumun gerçek gücünün toprak ya da maddi zenginlikten değil, kuşaktan kuşağa aktarılan kültüründen doğduğunu vurgulanır. Tarih boyunca altın, para ve iktidar el değiştirmiş; imparatorluklar yıkılmış, sınırlar değişmiştir. Ancak kültürünü koruyan toplumlar varlıklarını sürdürmeyi başarmıştır. Kalıcı adalet ise yalnızca güç sahiplerinin iradesine değil; kültürel değerler, etik anlayış ve toplumsal hafızaya dayanır. Edusa’da anlatılan hikâye de bu gerçeği geçmişten bugüne hatırlatan güçlü bir anlatıdır.</p><p>Gilgameş ile opera sahnelerinde yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan rejisör Caner Akın, yeni bir dünya prömiyeriyle izleyici karşısına çıkıyor. Geleneksel opera anlatısını çağdaş ve deneysel sahneleme olanaklarıyla buluşturan Akın, bu prodüksiyonunda da alışılmış sınırların ötesine geçen bir sahne dili ve güçlü bir görsel evren sunuyor. Bu yeni yapım, sezonun dikkat çeken ve merak uyandıran prodüksiyonları arasında yer alıyor.</p><p>İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrasını İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği eserin dekor ve görsel tasarımı Efter Tunç’a, kostüm tasarımı Olcay Engin Kaymaz’a, ışık tasarımı Cem Yılmazer’e, video tasarımı Aisha Hajiyeva’ya, koreografisi&nbsp; Berk Sarıbay’a ait. İDOB korosununun şefi ise Anıl Aydın.</p><p>Temsillerde; Edusa rolünde Gülbin Günay, Evren Işık Yasemin; Halludas rolünde Mert Süngü, Ufuk Toker; Krezüs rolünde Göktuğ Alpaşar, Gökhan Ürben; Namirek rolünde Nesrin Gönüldağ, Asude Karayavuz; Kyros rolünde Yoel Keşap, Hüseyin Likos; Solon rolünde Caner Akgün, Kevork Tavityan; Karuna rolünde Barbora Hitay, Deniz Likos; Kufu rolünde Berk Dalkılıç, Bülent Külekçi; Aryan rolünde Alper Göçeri, Murat Güney; Nakata rolünde Kenan Dağaşan, Emre Güngör; Mehte rolünde Erencan Karadi, Burak Kul; Sandanis rolünde Arda Durgut, Ufuk Karakoç; Aryenis rolünde Efe Doğrukul, Bahadır Özkoca; Soytarı rolünde Uğur Etiler, Okan Fidan; Muhafız rolünde Mehmet Tükel Acar, Talip Savranbaşı; Ulak rolünde Kılıç Aslan, Emre Parlar dönüşümlü olarak sahnede olacaklar. İDOB bale ve modern dans sanatçıları da eserin kalabalık kadrosunda yer alıyorlar.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Genç sanatçılara kapsamlı üretim ve eğitim imkânı sunuyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/genc-sanatcilara-kapsamli-uretim-ve-egitim-imkani-sunuyor-6646/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/genc-sanatcilara-kapsamli-uretim-ve-egitim-imkani-sunuyor-6646/</id>
<published><![CDATA[2026-03-27T09:24:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-27T09:24:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F376EB-850609-FB30DA-5D81E4-6FCCA0-15DDED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İyilik İçin Sanat Derneği’nin yeni mezun genç sanatçılara destek olmak üzere kurguladığı “Pasajda Bir Yıl” projesi, bu dönem itibarıyla İyi Finans’ın Fairmont Quasar İstanbul’daki ofisine taşındı. Tasarruf finansmanı sektöründe vizyoner yaklaşımıyla dikkat çeken İyi Finans, projenin ana sponsorluğunu üstlenerek çok yönlü bir katkı sağlıyor. Atölye alanını genç sanatçılara tahsis eden marka; kira, elektrik, su ve benzeri tüm giderlerin yanı sıra katılımcıların yemek masraflarını da karşılayarak sanatçıların yalnızca sanatsal çalışmalarına odaklanabilecekleri bir ortam sunuyor.&nbsp;</p><p>Üretim için gerekli tüm malzeme giderleri (tuval, boya ve diğer ekipmanlar), ulaşım masrafları ve İngilizce eğitimi de İyilik İçin Sanat Derneği tarafından karşılanırken, proje kapsamında düzenlenen mentorluk buluşmaları ve üç ayda bir gerçekleştirilecek atölye ziyaretleriyle sanatçıların gelişimleri yakından takip edilecek. Bir yılın sonunda proje adıyla düzenlenecek sergi ile katılımcılar eserlerini sanatseverlerle buluşturma fırsatı yakalarken, satışlardan elde edilen gelirin yüzde 60’ı sanatçılara, yüzde 40’ı ise projenin sürdürülebilirliği için yeniden projeye aktarılacak. Bu kapsamlı yapı, genç sanatçılara görünürlük, gelir modeli ve uzun vadeli kariyer gelişimi sunan bütüncül bir sistem ortaya koyuyor.</p><p>Sıfır Giderle Sanata Odaklanma İmkânı</p><p>Türkiye’de sanat ortamının gelişimine katkıda bulunmak, genç sanatçıların eğitimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren İyilik İçin Sanat Derneği’nin, imkânları kısıtlı genç ressam adayları için geliştirdiği “Pasajda Bir Yıl” projesiyle tüm ihtiyaçları karşılanan katılımcılar, bu süreçte özgürce üretim yaparken aynı zamanda sanat piyasasında görünürlük kazanma ve profesyonel bir pratik geliştirme fırsatı yakalıyor.</p><p>Projenin fikir sahiplerinden Ressam Prof. Dr. Nedret Sekban ve uluslararası sanatçı Aslı Özok’un koordinatörlüğünde yürütülen programa seçilen sanatçılar, haftada en az dört gün Fairmont Quasar İstanbul binasında yer alan İyi Finans ofisindeki atölyede çalışma yapacak. Katılımcıların proje süresince en az 12 eser üretmesi beklenirken, yıl sonunda seçilecek eserlerden biri İyilik İçin Sanat Derneği koleksiyonuna, biri ise İyi Finans koleksiyonuna dahil edilecek.&nbsp;</p><p>“Pasajda Bir Yıl” projesinin 6. dönemi, sanatın dönüştürücü gücünü genç sanatçılar üzerinden büyütmeye devam ederken, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin de güçlü bir örneğini ortaya koyuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Aşık Veysel'in Hikâyesi İstanbul'da</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/asik-veyselin-hikayesi-istanbulda-5858/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/asik-veyselin-hikayesi-istanbulda-5858/</id>
<published><![CDATA[2026-03-27T02:16:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-27T02:16:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6BD70F-4B5ED4-4A605D-D8F5D5-9BC399-5BC73A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Karşılaştığı tüm engelleri sarsılmaz bir yaşam sevgisiyle aşan Veysel’in hikayesi; içindeki sevgi, hoşgörü ve insana duyduğu derin saygıyı sahneye taşıyor. Oyun, yalnızca bir ozanın hayatını değil, inanç ve azimle nelerin başarılabileceğini anlatan ilham verici bir mücadeleyi gözler önüne seriyor. Vatan sevgisinin güçlü bir şekilde işlendiği yapımda, gözleri görmediği için askere gidemese de Milli Mücadele’ye katılma arzusuyla dolu olan Veysel’in Cumhuriyet ve Atatürk sevgisi derinden hissediliyor.</p><p></p><p>Metni yazan ve sahnede Veysel’e hayat veren Osman Nuri Ercan ve yönetmen Alpay Ulusoy’un modern yorumuyla hayat bulan eser; her yaştan izleyiciye vazgeçmemenin anlamını hatırlatıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Aksa Elektrik "Geleceğin Enerjisi" resim yarışması başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/aksa-elektrik-gelecegin-enerjisi-resim-yarismasi-basliyor--5673/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/aksa-elektrik-gelecegin-enerjisi-resim-yarismasi-basliyor--5673/</id>
<published><![CDATA[2026-03-26T11:11:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-26T11:11:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C183FA-9B34C4-5D615A-81AAC3-3002B4-62A2C4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin lider enerji şirketlerinden Aksa Elektrik’in çocukların hayal gücünü desteklemek ve enerji bilincinin erken yaşlarda gelişmesine katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği “Geleceğin Enerjisi” Resim Yarışması için başvurular 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Aksa Elektrik’in çocuklar ve gençler odağında yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmalarını bir araya getiren “Gücümüz Yarınlarımız” platformu kapsamında düzenlenen yarışma, çocukların enerji bilinci konusunda erken yaşta farkındalık kazanmalarına ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p><p>Çocuklar geleceğin enerji dünyasını resimlerle anlatacak</p><p>Yarışmaya, 7–10 yaş arasındaki çocuklar geleceğin enerji dünyasını hayal güçleriyle yorumladıkları resimlerle katılabiliyor. Yarışmaya gönderilecek resimlerin 35 x 50 cm ölçülerinde hazırlanması gerekiyor. Çalışmalar kurşun kalem, pastel boya, sulu boya, keçeli kalem veya kuru boya gibi farklı tekniklerle yapılabiliyor. Başvuru için hazırlanan resmin fotoğrafının çekilerek Aksa Elektrik’in resmi internet sitesindeki başvuru sayfasına yüklenmesi yeterli oluyor.&nbsp;</p><p></p><p>Başvurular 19 Nisan 2026 tarihine kadar Aksa Elektrik’in resmi internet sitesi üzerinden kabul ediliyor. Her katılımcı yarışmaya yalnızca bir eser ile başvurabiliyor, başvurular ise öğrencilerin veli veya yasal temsilcileri tarafından gerçekleştiriliyor.</p><p></p><p>Yarışma sonunda jüri tarafından yapılacak değerlendirme ile ilk üçe giren eser sahipleri çeşitli ödüller kazanacak. Yarışmada birinciye Samsung Galaxy Tab A11+ 8GB 256GB tablet, ikinciye WIKY Watch 5S akıllı çocuk saati, üçüncüye ise resim seti verilecek. Ayrıca yarışma kapsamında Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışta bulunulacak. Kazananlar Aksa Elektrik’in resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul Devlet Tiyatrosundan Çocuklara 23 Nisan Armağanı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-devlet-tiyatrosundan-cocuklara-23-nisan-armagani-1570/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-devlet-tiyatrosundan-cocuklara-23-nisan-armagani-1570/</id>
<published><![CDATA[2026-03-26T02:42:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-26T02:42:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F5541C-413824-7BF39C-4FD64C-C648AD-6863CC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında prömiyer yapacak olan "Oh Ne Âlâ Memleket", çocukları sahnenin büyüsüyle tanıştıracak.</p><p></p><p>Romandan Sahneye Projesi kapsamında, çocuk edebiyatının sevilen ismi Şermin Yaşar’ın aynı adlı romanından, Cenk Türkkanı tarafından oyunlaştırılan eser, paranın değerini ve hayallerin peşinden koşarken dürüst kalmanın önemini anlatıyor. Rejisör Elif Erdal, oyunu modern bir sahne diliyle kurgulayarak çocukların hikâyeye interaktif biçimde dahil olmasını sağlıyor.</p><p></p><p>Her yaştan çocuğun kendinden bir parça bulabileceği oyunumuz, aileler için de keyifli bir hafta sonu etkinliği olacak ve 23 Nisan’daki prömiyerin ardından, sezon boyunca İstanbul’un farklı sahnelerinde çocuklarla buluşmaya devam edecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karanlık zamanlarda tiyatro hâlâ bir direnç alanı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/karanlik-zamanlarda-tiyatro-hala-bir-direnc-alani-1305/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/karanlik-zamanlarda-tiyatro-hala-bir-direnc-alani-1305/</id>
<published><![CDATA[2026-03-25T02:06:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-25T02:06:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E6410A-ED2073-4051CD-32FA27-503B6F-4FCA3B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bugün dünyanın birçok bölgesinde savaşlar ve bölgesel krizler devam ediyor. Ekonomik eşitsizlikler büyüyor, insani krizler derinleşiyor. Kadınların eşitlik mücadelesi hâlâ ağır bedellerle sürüyor. Öte yandan yapay zekâ ve yeni teknolojiler hayatı hızla dönüştürürken, aynı çağda insansız savaş araçlarının gölgesinde büyüyen çocuklar var. İnsanlık bir yandan büyük teknolojik ilerlemelerden söz ederken, diğer yandan temel adalet sorularıyla yüzleşmeye devam ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>Sanatçılar ise bu dünyada tarafsız bir yerde durmuyor. Tiyatro da yalnızca hikâye anlatmakla yetinmiyor; sahne, yaşananları görünür kılan, sorular soran ve suskunluğu kabul etmeyen bir alan olarak varlığını sürdürüyor. Tarih boyunca tiyatro sanatçıları, toplumların kırılma anlarında söz alanlar arasında yer aldı. Bugün de sahnede kurulan her hikâye, dünyaya dair bir tavır içeriyor. Adaletsizliklere, şiddete ve eşitsizliklere karşı söylenen her söz; seyirciyle aynı mekânda, aynı anda kurulan bir karşılaşmaya dönüşüyor. Bu karşılaşma, tiyatroyu yalnızca bir temsil olmaktan çıkararak, birlikte düşünmenin ve sorgulamanın alanına dönüştürüyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Tiyatro Kooperatifi, özel tiyatroların üretim koşullarını güçlendirmek ve tiyatro alanını sürdürülebilir kılmak için dayanışma içinde üretmeye devam ediyor. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle bu dayanışmanın önemine bir kez daha dikkat çekiyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>Kooperatif modeliyle bir araya gelen tiyatrolar, tüm imkânsızlıklara, eşitsizliklere ve belirsizliklere rağmen birlikte üretmekte ısrar ediyor; tiyatronun ancak ortak hareket ederek ve iradeyle var olabileceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, tiyatro alanında dayanıklılığı artırmanın ve üretimi sürdürmenin temel yollarından biri olarak görülüyor.</p><p></p><p>Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mert Fırat, Dünya Tiyatrolar Günü’ne ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p><p>“Bugün dünyanın birçok yerinde acılar, eşitsizlikler ve büyük belirsizlikler yaşanıyor. Böyle zamanlarda sanatın ve özellikle tiyatronun gücü daha da görünür hâle geliyor. Sahne, yalnızca bir temsil alanı değil; aynı zamanda birlikte düşünmenin, sorgulamanın ve hissetmenin de mekânı. Tiyatro Kooperatifi olarak biz, bu alanın ancak dayanışma içinde güçlenebileceğine inanıyoruz.&nbsp;</p><p>Çünkü tiyatro, birlikte var olabildiğimiz sürece yaşayabilir.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">ODTÜ Sanat 70. yılında yeniden başlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/odtu-sanat-70-yilinda-yeniden-basliyor-4485/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/odtu-sanat-70-yilinda-yeniden-basliyor-4485/</id>
<published><![CDATA[2026-03-25T02:01:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-25T02:01:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8DE9EB-F9EF1D-8FCEC8-0D87DC-30A37E-A4B3F8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>ODTÜ’nün ikinci 70 yılına ilişkin vizyonunun önemli başlıklarından biri olarak konumlandırılan ODTÜ Sanat, 28 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek kapsamlı programıyla; kampüsü yeniden kültür ve sanat sahnesine dönüştürecek. Etkinlikten elde edilecek gelir ise ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacak.</p><p>Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi başta olmak üzere kampüsün farklı noktalarında gerçekleşecek etkinlikler; konserlerden tiyatroya, film gösterimlerinden söyleşilere, sergilerden atölyelere kadar geniş bir içerik sunacak. Etkinlik programı; öğrenciler, akademisyenler, mezunlar ve sanatseverlerin yanı sıra Ankara’dan katılımcıları da bir araya getirerek çok katmanlı bir buluşma zemini oluşturacak. ODTÜ Sanat, bu yönüyle yalnızca kampüs içinde değil, Ankara’ya yayılan bir kültür-sanat festivali niteliği de taşıyor.</p><p></p><p>70. Yıl Vizyonunun Kültür-Sanat Ayağı</p><p>Türkiye İş Bankası’nın katkılarıyla ODTÜ’nün 70. yıl vizyonu doğrultusunda yeniden başlatılan ODTÜ Sanat, üniversitenin bilimsel üretiminin yanında kültürel ve sanatsal bir merkez olma iddiasını güçlendirmeyi hedefliyor. Altı yıl aradan sonra yeniden düzenlenen etkinlik, kampüs yaşamının önemli kültürel buluşmalarından biri olarak yeniden konumlanıyor. Yıllar içinde kampüs sınırlarını aşarak Ankara’nın dikkat çeken kültür-sanat organizasyonlarından biri haline gelen ODTÜ Sanat, bu yıl da geniş katılımlı bir festival yapısıyla kente açılıyor.</p><p></p><p></p><p></p><p>Kemal Kurdaş Salonu’nda Büyük Konserler</p><p>28 Mart’ta başlayacak ODTÜ Sanat 70. Yıl Günleri kapsamında Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi’nin ana sahnesinde ulusal ve uluslararası birçok önemli sanatçı sahne alacak. Programda Kerem Görsev Quartet ft. Fatih Erkoç, Erkan Oğur &amp; İsmail Hakkı Demircioğlu, Bill Laurance &amp; Michael League, Yeni Türkü, Şakalı Akustik &mdash; Harun Tekin &amp; Koray Candemir, TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası &amp; Sibel Köse, Fazıl Say, Buena Vista All Stars &mdash; Una Noche En La Habana ve Dhafer Youssef gibi farklı müzik türlerinden önemli isimler yer alıyor.</p><p>Etkinlik Gelirleri Öğrenci Burs Fonuna Aktarılacak</p><p>ODTÜ Sanat kapsamında gerçekleştirilecek ücretli etkinliklerden elde edilecek gelir, ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacak. Böylece festival yalnızca bir kültür-sanat etkinliği değil, aynı zamanda öğrencilerin eğitimine destek sağlayan sürdürülebilir bir dayanışma modeli olacak. Programda yer alan çok sayıda ücretsiz etkinlik ise kampüs yaşamını sanatla buluşturmayı ve farklı yaş gruplarından ziyaretçilerin katılımını teşvik etmeyi amaçlıyor.</p><p>Kampüsün Her Noktasında Çok Katmanlı Sanat Deneyimi</p><p>ODTÜ Sanat, yalnızca ana sahne konserleriyle sınırlı kalmayarak kampüsün tamamına yayılan zengin programıyla öne çıkıyor. Festival boyunca gerçekleştirilecek film gösterimleri, tiyatro oyunları, çocuk etkinlikleri, atölye çalışmaları, sergiler ve pop-up konserler, etkinliğin en güçlü bileşenlerini oluşturuyor.</p><p>Gün boyu sürecek program akışında; bağımsız film seçkileri, farklı disiplinlerden tiyatro gösterimleri, çocuklara yönelik sahne performansları ve yaratıcı atölyeler dikkat çekerken, kampüsün çeşitli noktalarında gerçekleşecek küçük ölçekli konserler ve sürpriz performanslar festival atmosferini canlı tutacak. Fuaye alanları, açık alanlar ve geçiş noktaları sanatın gündelik yaşamla iç içe geçtiği dinamik mekânlara dönüşecek.</p><p>Bu yönüyle ODTÜ Sanat, izleyiciyi yalnızca izleyen değil, deneyimleyen ve etkileşime geçen bir katılımcıya dönüştüren çok mekânlı bir kültür-sanat deneyimi sunuyor.</p><p>Sanat, Teknoloji ve Kent Kültürü Panellerde Buluşacak</p><p>Festival kapsamında gerçekleştirilecek panellerde sanat, teknoloji ve kent kültürü farklı perspektiflerle ele alınacak. Programda yer alan söyleşiler arasında “Kültür Diplomasisi: Başkent Olmanın Yumuşak Gücü”, “Yapay Zeka ve Yaratıcılık: Algoritmalar Sanatı Nasıl Tasarlar?” ve “Ankara’da Kültür Sanatı Konuşmak” başlıklı oturumlar bulunuyor.</p><p>Bu panellerde Ankara’daki kültür kurumları, uluslararası kültür enstitüleri, akademisyenler ve sanatçılar bir araya gelerek sanatın güncel üretim biçimlerini ve kültür ekosistemini tartışacak.</p><p></p><p>ODTÜ’den Ankara’ya Açılan Bir Kültür-Sanat Festivali</p><p></p><p>ODTÜ Sanat’ın yeniden başlamasıyla birlikte kampüs, yalnızca üniversite bileşenleri için değil, Ankara’nın kültür-sanat hayatı için de önemli bir buluşma alanı haline gelecek. Etkinliklerin önemli bir bölümü Ankaralı sanatseverlerin katılımına açık olarak düzenlenecek.</p><p>Üniversite, 70 yıllık akademik birikimini kültür ve sanat üretimiyle buluştururken; kampüsü öğrenciler, mezunlar, sanatçılar ve kent yaşamını bir araya getiren ortak bir sahneye dönüştürmeyi hedefliyor. Ankara’ya yayılan bu çok yönlü program, ODTÜ Sanat’ı kentin önemli kültür-sanat festivallerinden biri olarak yeniden konumlanacak.&nbsp;</p><p>ODTÜ Sanat 70. Yıl Günleri, 28 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında ODTÜ kampüsünde, elde edilecek gelirin ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacağı etkinliklerle sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirecek.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Antalya'da Gökhan Tepe fırtınası</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/antalyada-gokhan-tepe-firtinasi-5767/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/antalyada-gokhan-tepe-firtinasi-5767/</id>
<published><![CDATA[2026-03-24T11:12:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-24T11:12:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C86FCB-5F1245-E2FBCE-B91AC5-E21F33-4EE613.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bayramın ikinci günü, baharın ilk ılık esintilerinin hissedildiği akşamda Rixos Sungate Otel’de sahne alan ünlü sanatçı, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.</p><p></p><p>Sahneye adım attığı andan itibaren enerjisiyle herkesi etkisi altına alan Gökhan Tepe, hit şarkıları ve geniş repertuvarıyla Antalyalılara adeta müzik ziyafeti sundu. Konser boyunca coşku bir an bile düşmezken, izleyenler bayramın en eğlenceli gecelerinden birine tanıklık etti.</p><p></p><p>Gökhan Tepe, yurt içi ve yurt dışı konserlerine hız kesmeden sevenleriyle buluşmaya devam ediyor...</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şahsenem'den Nevruz'da İzmir'e unutulmaz bir gece</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sahsenemden-nevruzda-izmire-unutulmaz-bir-gece-5826/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sahsenemden-nevruzda-izmire-unutulmaz-bir-gece-5826/</id>
<published><![CDATA[2026-03-24T10:53:11+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-24T10:53:11+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BBF253-488B3A-3FD4B5-E2A319-2C9F2C-C7E110.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Nevruz Bahar Şenliği kapsamında sahne alan sanatçı, binlerce kişiye unutulmaz bir bayram gecesi yaşattı.</p><p>Türk dünyasının kültürel zenginliğini yansıtan etkinlikte, farklı coğrafyalardan gelen halk dansları toplulukları, sanatçılar ve kültür temsilcileri sahne alarak Nevruz’un birleştirici ruhunu İzmir’e taşıdı. Renkli görüntülere sahne olan organizasyon, izleyicilerden büyük beğeni topladı.</p><p>Geceye özel hazırladığı repertuarıyla sahneye çıkan Şahsenem, Türkçe’nin farklı lehçelerinde seslendirdiği eserlerin yanı sıra hafızalara kazınmış&nbsp; Şahsenemin unutulmaz&nbsp; şarkilariina da yer verdi. Konseri izleyen Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Karakalpak Türklerinden oluşan topluluklar ile İzmirliler, sanatçının şarkılarına hep birlikte eşlik ederek adeta tek yürek oldu.</p><p>Sahnedeki konuşmasında Nevruz’un anlam ve önemine vurgu yapan Şahsenem, “Nevruz, Türklerin kadim ve öz bayramıdır. Baharın gelişiyle birlikte doğanın, hayatın ve duyguların yeniden uyanışını simgeler. Bu bayram, birlik ve beraberliğin en güçlü ifadesidir” dedi.</p><p>Nevruz’un yalnızca Türk dünyasında değil, Orta Doğu’da da farklı kültürler tarafından yeni yılın başlangıcı olarak kutlandığını belirten sanatçı, Özbekistan başta olmak üzere Türk cumhuriyetlerinde yaşatılan gelenek ve göreneklerin önemine dikkat çekti. Türkiye’de de Nevruz’un her geçen yıl daha geniş kitleler tarafından sahiplenilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p>Şahsenem’in sahnedeki enerjisi ve izleyiciyle kurduğu güçlü bağ, gece boyunca coşkuyu zirveye taşırken, Nevruz Bayramı İzmir’de uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir atmosferde kutlandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sabahattin Ali'nin öyküleri İş Sanat'ta</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sabahattin-alinin-oykuleri-is-sanatta-8549/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sabahattin-alinin-oykuleri-is-sanatta-8549/</id>
<published><![CDATA[2026-03-24T02:57:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-24T02:57:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_098BB3-C7E8D7-42E3BA-FCE91B-5CDADA-6C63B0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Edebiyatseverlerin eski bir radyo stüdyosuna konuk olacakları dinletide eserler, tiyatro sanatçıları Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek’in sesinde hayat buluyor. Metnini Atilla Birkiye’nin hazırladığı, sahne uygulamasını Mehmet Birkiye’nin üstlendiği etkinlikte hikâyelere Şemsa İdil Ural (çello), Seda Subaşı Yalçın (keman) ve müzik direktörü Serdar Yalçın (piyano) eşlik ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yapımcı Erol Köse 16. kattan düşüp hayatını kaybetti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/unlu-yapimci-erol-kose-16-kattan-dusup-hayatini-kaybetti-7658/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/unlu-yapimci-erol-kose-16-kattan-dusup-hayatini-kaybetti-7658/</id>
<published><![CDATA[2026-03-23T18:10:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-23T18:10:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AC0FC5-62A272-ACBE8F-D8097D-38244C-4F9041.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ünlü yapımcı Erol Köse 61 yaşında hayatını kaybetti. Sarıyer Maslak Ağaoğlu 1453 Konutları'nda 16. kattan düşen Köse'nin intihar ettiği ya da düştüğü incelemeler sonucu belli olacak.</p><p></p><p><b>ARKADAŞI KONUŞTU</b></p><p></p><p>Olay, saat 15.00 sıralarında Maslak Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 16 katlı binanın önünde bir kişinin yerde hareketsiz yattığını görenler durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi.</p><p></p><p>İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, yerde yatan yapımcı Erol Köse’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yerinde bulunan ve Köse’nin arkadaşı olduğu öğrenilen Mevlüt Y. (64) ile görüşen polis ekipleri, Mevlüt Y.'nin, Köse ile birlikte yaşadıklarını öğrendi.</p><p></p><p><b>YAKLAŞIK 3 AYDIR EVDEN ÇIKMAMIŞ</b></p><p></p><p>Polis ekipleri tarafından ilk ifadesi alınan Mevlüt Y. ifadesinde, Köse’nin psikolojik rahatsızlıkları ile kalp hastalığı bulunduğunu, yaklaşık 3 aydır evden çıkmadığını ve kendisinin zaman zaman bakımına yardımcı olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Mevlüt Y., binanın lobisine indiği sırada Köse’nin evde yalnız olduğunu, geri döndüğünde arkadaşını aşağıda yerde gördüğünü ifade etti. Köse’nin, binanın 16’ncı katındaki kiralık ofis olarak kullanılan bölümde bulunduğu sırada düşmüş olabileceği değerlendirildi. Köse'nin ölümüne ilişkin olay yerinde incelemeler sürüyor.</p><p></p><p><b>SORUŞTURMA BAŞLATILDI</b></p><p></p><p>Olaya ilişkin soruşturma başlatıldığını belirten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "Yapımcı Erol Köse’nin hayatını kaybetmesine ilişkin olayla ilgili olarak cumhuriyet başsavcılığımızca re’sen soruşturma işlemlerine başlanılmış olup, yapılacak tahkikat ve otopsi işlemleri sonucunda ayrıntılı olarak bilgi verilecektir" ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p><b>EROL KÖSE KİMDİR?</b></p><p></p><p>21 Eylül 1965 yılında Elazığ'da doğan Erol Köse, Türkiye'nin en tanınmış yapımcı ve eski şarkıcılarından biri. Müzik hayatına "Komedi Dans Üçlüsü" adlı grupla başlamış, sahne performansları ve albüm çalışmalarıyla adını duyurmuş olan Köse, Deniz Arcak'ın kendisi için albüm yapma teklifiyle yapımcılık kariyerine başladı.</p><p></p><p>Asker emeklisi Abdülkadir ile Zülfi'nin çocuğu olan Köse, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okurken müzik sektörüne girmişti. 2000'li yıllarda yapımcılık kariyerini pekiştirerek Tarkan, Gülşen ve Sertab Erener gibi dönemin en popüler sanatçılarıyla projelerde yer alan Köse, pek çok sanatçının ekibinde yer aldı.</p><p></p><p>Çalıştığı kişilerin ünlü olmasıyla Yeşim Salkım, eşi Hakan Uzan ile Köse'yi tanıştırdı. İkilinin anlaşmasıyla Köse, Uzan'ın müzik şirketinin ortağı oldu. Yüzde 51 pay sahibi olan Köse, Rumeli konserlerini yapmaya başladı. Bu ortaklık sürecinde de Köse, Cem Uzan ile tanıştı. Cem Uzan, Köse'ye Genç Parti milletvekilliği adaylığı önerdi. Fakat seçimler sonrası partinin yeterli oy sayısı alamamasıyla Köse, milletvekili olamadı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">DEM Müzecilik, Göbeklitepe'yi İngiltere'ye taşıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-3515/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-3515/</id>
<published><![CDATA[2026-03-22T08:05:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-22T08:05:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2A1C68-558BD7-14D020-E177BF-224DBC-B0AFC8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Deneyim müzeciliğinin ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesiyle 1995 yılında Şanlıurfa’da keşfedilen ve tarihin kırılma noktası olarak anılan Göbeklitepe’yi, coğrafi sınırların ötesine, Londra’ya taşıyor. Göbeklitepe’den yola çıkan anlatı, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi insanlık tarihinde iz bırakan kayıp medeniyetlere uzanıyor. Mimariden astronomiye, yazıdan inanç sistemlerine kadar pek çok alanda kültürel miras bırakan bu uygarlıklar, çağdaş deneyim tasarımı, sürükleyici anlatım ve ileri teknolojiler aracılığıyla DEM Müzecilik’in projesinde yeniden hayat buluyor.&nbsp;</p><p></p><p>Temmuz ayında ziyaretçilerle buluşturulması planlanan proje, kültürel bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin kültür ihracı vizyonunun da güçlü bir yansıması niteliğini taşıyor. DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin’in liderliğinde şekillenen bu vizyon, kültürel mirasa ve insanlık tarihine yön veren uygarlıkları küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. Proje, DEM Müzecilik’in deneyim müzeciliği alanındaki bilgi birikimini ve anlatı gücünü uluslararası arenaya taşıma yolunda önemli bir adım olarak konumlanıyor.</p><p></p><p>“İnsanlık tarihinin başlangıcına dair en eski izleri dünyayla buluşturacağız”</p><p>Müzeciliği ziyaretçinin tarih ve kültürle doğrudan bağ kurduğu, yaşayan bir deneyim olarak ele aldıklarını söyleyen DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Göbeklitepe, insanlık tarihine dair bildiğimiz ne varsa kökten değiştiren eşsiz bir miras. Bu mirası farklı coğrafyalardaki insanlarla buluşturmanın ve dünyaya doğru bir dille anlatmanın önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Görsel ve işitsel teknolojiler alanındaki 35 yıllık tecrübemizle, son 15 yılda Türkiye’de ve dünyada 18 müze ve kültür kompleksinin hayata geçirilmesinde önemli roller üstlendik. Bu projeyle de hedefimiz, Göbeklitepe’nin evrensel tarih anlatısını diğer kayıp uygarlıkların izleriyle bütünleştirerek ve günümüz anlatım diliyle yorumlayarak, ziyaretçilerin kültür mirası ile daha derin ve kalıcı bir bağ kurmasını sağlamak.”</p><p></p><p>Göbeklitepe Immerse London’da ziyaretçilerle buluşacak</p><p>DEM Müzecilik’in Roma’daki Kolezyum projesi ile birlikte hayata geçirdiği diğer uluslararası çalışması olan proje için Birleşik Krallık’ın yeni nesil deneyim merkezi olan Immerse LDN ile anlaşma imzalandı. Uluslararası bir ziyaretçi profiline sahip Immerse LDN, popüler kültür ve tarihi temalardan ilham alan dünya çapındaki sürükleyici deneyimlerle bugüne kadar 1,5 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.</p><p></p><p>DEM Müzecilik’in Immerse LDN’da hayata geçireceği proje, insanlık tarihine yön veren en önemli uygarlıkları Londra’nın kalbinde birçok duyuya hitap eden bir deneyim olarak ziyaretçilerle buluşturacak. DEM Müzecilik’in hayata geçireceği proje ile Immerse LDN, ilk kez bu denli kapsamlı bir tarih deneyimine ev sahipliği yapacak.</p><p></p><p>DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin “Projede, Göbeklitepe’den başlayan ve diğer önemli uygarlıklarla devam eden evrensel tarih anlatısı ile unutulanı hatırlatıyor, bilinmeyeni öğretiyor, yanlış bilineni düzeltiyoruz. Eşsiz ama sessiz kalmış tarihi dillendiriyoruz. Dünyada yükselen deneyim müzeciliği akımının öncülerinden biriyiz. Bu yeni anlatı türü sayesinde özellikle yeni neslin öğrenme metotlarına uygun biçimde kültürel mirası tanımalarını sağlıyoruz. Tarihi sadece sergilemiyor, ileri teknolojilerle unutulmaz bir deneyime dönüştürüyoruz. Projede, 25 dilde sunulacak hikâye anlatımı ile farklı kültürlerden gelen ziyaretçilere kapsayıcı ve erişilebilir bir deneyim sunmayı hedefliyoruz” dedi.</p><p></p><p>İçerik disiplinlerarası bir ekip tarafından oluşturuldu</p><p>Projenin, mimarlar, küratörler, tarihçiler, arkeologlar ve teknoloji uzmanlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişilik disiplinlerarası bir ekip tarafından hayata geçirildiğini belirten Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaratıcı konsepti, uluslararası alanda uzmanlaşmış tasarım ve teknoloji profesyonelleriyle birlikte geliştirilen projemizde içerik üretimi sürecinde dönem tarihçileriyle çalıştık. Projenin içeriği, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarını temsil eden beş büyük medeniyete odaklanıyor. Seçilen bu medeniyetler yalnızca büyük yapılar inşa etmediler, insanlığın düşünsel, siyasal ve bilimsel sıçramalarına da yön verdiler. Bugün hala en çok merak edilen ve konuşulan medeniyetler arasında yer almaları da bu seçimi anlamlı kılıyor.”&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fabrika Müzik Bostancı'da</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fabrika-muzek-bostancida-662/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fabrika-muzek-bostancida-662/</id>
<published><![CDATA[2026-03-21T14:13:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-21T14:13:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B563C9-C26E29-BB7AC0-55B0A6-E7A672-0B7DAB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sosyal medyada ürettikleri farklı konseptlerdeki müzik videolarıyla geniş kitleler tarafından tanınan ekip, her geçen gün daha fazla kişinin dikkatini çekiyor. Fabrika Müzik; samimi performansları, yüksek enerjili sound’u ve doğal akışıyla kısa sürede güçlü bir dinleyici kitlesine ulaşıyor.</p><p></p><p>Fabrika Müzik videolarında müzikle herkes birlikte eğleniyor; ekip ve konuk sanatçılar için bulundukları anın keyfini sonuna kadar yaşıyor. Stüdyoya gelen her isim kendi tarzını ortaya koyuyor ve ortaya hem samimi hem eğlenceli bir enerji çıkıyor. İzleyiciler de bu keyfi direkt hissediyor ve videolar bir kez değil, defalarca izleniyor.</p><p></p><p>KIRIK KALPLER PARTİSİ BOSTANCI’DA!</p><p></p><p>Hikayeden Adamlar’ın ev sahipliğinde, Fabrika Müzik iş birliğiyle düzenlenen Kırık Kalpler Partisi, 10 Nisan’da Bostancı Kültür Merkezi’nde müzikseverlerle buluşuyor. Daha önce birçok şehirde sold out performanslara imza atan etkinlik serisi, büyümeye ve yeni şehirlerde dinleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Bu özel gecede Hikayeden Adamlar’ın “Mahalle” ruhu; eski radyoculuk kültürü ve müzikle bir araya gelerek dinleyicilere hem duygusal hem de eğlenceli anlar yaşatacak.</p><p></p><p>1 MİLYARI GEÇEN ETKİLEŞİM!</p><p></p><p>Kurulduğu günden bu yana büyüyen ekip ve genişleyen dinleyici kitlesiyle Fabrika Müzik, sosyal medyada güçlü bir etki yakalıyor. 850.000’i aşkın takipçi ve 1 milyarı geçen etkileşim, bu ilginin en net göstergeleri arasında yer alıyor.</p><p></p><p>''FABRİKA MÜZİK''E BÜYÜK İSİMLERDEN TAM DESTEK!</p><p></p><p>Fabrika Müzik çatısı altında Selami Şahin, Yusuf Güney, Ayna, Gripin, Redd, Tuğkan, TNK, Pera, Evrencan Gündüz, Bertuğ Cemil, Berksan, Güliz Ayla, Ece Mumay, Keremcem, Hikayeden Adamlar ve Ege gibi müzik dünyasının kıymetli isimleri bir araya geliyor. Bu buluşmalar, farklı kuşakları ve tarzları aynı enerjide buluşturuyor.</p><p></p><p>Kurucu İsmail Kopmaz, 10 yılı aşkın aranjörlük deneyimiyle projelerin yaratıcı sürecine yön veriyor. Prodüksiyon, kayıt, mix ve mastering alanlarında aktif olarak çalışan Kopmaz, farklı tarzlardan sanatçılarla kurduğu iş birliklerini Fabrika Müzik’in üretim diline yansıtıyor.</p><p></p><p>Fabrika Müzik, üretim odağını koruyan yapısı, müziği merkeze alan enerjisi ve izleyiciye geçen samimiyetiyle Türkiye’nin yeni nesil içerik üreticileri arasında yer alıyor ve müzik dünyasında da adından söz ettirmeye devam edecek.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Metin Altıok ile sesimi buldum…"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/metin-altiok-ile-sesimi-buldum-4730/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/metin-altiok-ile-sesimi-buldum-4730/</id>
<published><![CDATA[2026-03-20T02:49:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-20T02:49:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A491B2-C540D6-4ED03B-F76183-A93A30-054F0F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Deniz Özen BAŞARAN</b></p><p></p><p>Başka bir deyişle şiiri müziğe uyarlıyor. Opera Bölümü mezunu olan Yakut’un zaman zaman verdiği konserler, sevenleriyle arasında şiirden ve müzikten köprüler kurmasına neden oldu. O insanı ve duygularını zamana karşı müziğin tamir edebileceğini iddia ediyor ve bunun için müzik yaptığını söylüyor. Bu defa Metin Altıok besteleriyle karşımızda. Bu bir ilk albüm; “Sonludur Aşk’da”</p><p>Metin Altıok’un “Şimdi Gel”, “İzin Verin de”, “Geriye Kalan”, “Düşerim”, “Sarıl Bana” ve “Sonludur Aşk da” isimli şiirlerinden bestelenen şarkıların yer aldığı albüm tüm dijital platformlarda edebiyat ve müzik severleri bekliyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>Biraz daha yakından tanıyalım istedim hem Turgay’ı hem de albümü...</p><p></p><p>*İlk albümün şiir bestelerinden oluşuyor. Şair Metin Altıok'un altı şiirinin bestesi. Şiir senin hayatının neresinde duruyor Turgay? Metin Altıok’un şiirleri ile ilk karşılaşmanı hatırlıyor musun? Bir şairin sesi bazen yıllarca insanın içinde yankılanır. Senin için o ilk yankı neydi?&nbsp;</p><p></p><p>Şiir imgenin onurunu koruyor, dolayısıyla şiir yaşamı koruyor benim için... İmge yaratmak muazzam bir şey çünkü. Hiç unutmam yıllar yıllar önce evde oturuyorum, yaz, sıcak, para pul az, iş bir var, bir yok... Ve internette o şiiri gördüm; “İzin verin de bir soluk alayım, izin verin de bir gül koklayayım”&nbsp;</p><p>“Bu ne yahu!” dedim. Ben de aynı şeyi söylemek istiyordum, kendimi sahipsiz, yetim gibi hissediyordum. İşte bu! dedim o an.&nbsp;</p><p>O zamanlar annem ölmüştü, ben yürüyebiliyordum ama meğer içim paramparça olmuş haberim yok. Ve sonra başka bir şiirinde şu cümleyi okudum; “Anamın bıraktığı yerden sarıl bana”. Gözyaşlarımı tutamadım, evde tek başıma hüngür hüngür ağladım. İnanır mısınız durduramadım ağlamamı, böyle geriye geriye, iç çekerek ağladım. Öyle çok ağladım ki, sesim kısıldı. Sonra bir diğer cümle; “Sevgiden caydığım yerde darıl bana”.&nbsp;</p><p>Adam bildiğin barış öneriyor, iletişim öneriyor, ille de sevgi diyor. İşte böyle... Yankı ötesi bir şey bu.</p><p></p><p></p><p>*Bir şiiri bestelemek, bir metni müziğe dönüştürmekten çok daha fazlası gibi geliyor. Metin Altıok’un dizelerine dokunurken, onun şiirine sadık kalmak ile kendi müzikal sesini bulmak arasında nasıl bir denge kurdun?&nbsp;</p><p></p><p>Dünyada ne besteciler, ne harika müzisyenler var ve harikalar yaratmışlar. Ahkam kesmek istemem ama şöyle söyleyeyim; Bence dibine kadar dürüst olmazsanız aradığınız lirizme, tınıya, iç huzura asla ulaşamazsınız. Hep bir “Arayüz”de kalırsınız. İşin püf noktası bu belki de.</p><p></p><p>*“Sonludur Aşk da” albümü sanki sadece bir müzik çalışması değil; aynı zamanda bir hatırlama ve yaşatma çabası. Bu yüzden de doğum gününde yayınlandı. Bu albüm senin için bir anma mı, bir iç yolculuk mu, yoksa ikisinin arasında bir yerde mi duruyor?&nbsp;</p><p></p><p>Her ikisi de! Dünyada lirizmin yok olduğuna inanıyorum. Ne yapsak da incelsek, ne yapsak da yumuşasak, naifin masumun hissini sahiplensek, kükremesek, korkutmasak, daha da sevsek. Metin Altıok sanki Anadolu'nun otantik insanı ile, modern insanını birbirine bağlayan köprü gibi. Yarattığı yalınlık ve yakınlık çok etkileyici. Beyniniz değil, bünyeniz seviyor sanki onun sözcüklerini. Ben biraz bu büyük lirizme bir hediye sunabilmek istedim. Ne desem bilemiyorum, durmaktansa yolculuk demeyi tercih ederim. Kendim hakkında konuşmam doğru olmaz, elimden bir şeyler geliyor ve bunu paylaşmam gerekiyor gibi hissediyorum. Umarım severler.</p><p></p><p>*Bir dizeyi bestelerken önce söz mü sana yol gösterir, yoksa melodi mi? Şiir söz konusu olduğunda durum daha da hassaslaşır mı?</p><p></p><p>Bende genelde şöyle oluyor. Parça parça değil de, daha bütünsel bir his. “Acaba bu sözler, bu şiir ne renk, nasıl bir ritim, nasıl bir ahenk, bünyem de tümüyle bana ne hissettiriyor, ben olup biteni iyi duyumsuyor muyum” diye düşünüyorum. Saçma gelebilir şimdi söyleyeceğim, ama söz ötesi bir şey bu sanki. Nota da değil sanki de, ruh uyuyor mu, uymuyor mu meselesi biraz bu.</p><p></p><p>*Albümünde “iyileştiren şiir” fikrinden söz ediyorsun. Gerçekten bir şiir ya da bir şarkı insanı iyileştirebilir mi? Seni iyileştiren bir Metin Altıok dizesi var mı?</p><p></p><p>İyi bir şiir, iyi bir şarkı şefkatin değişik formlarıdır. Ve şefkâtten daha iyi bir ilaç da yok kanımca. Beni iyileştiren dizeler var tabii olmaz mı, mesela;</p><p>“Ben neden dudaklarının arasında&nbsp;</p><p>İğneler tutan bir terzi suskunluğunu&nbsp;</p><p>Prova ediyorum şimdi bu yol boyu&nbsp;</p><p>Kederle yürürken dağlara doğru?” demiş Metin Altıok.&nbsp;</p><p>Bence bu dizeler muazzam.</p><p></p><p>*Bu albüm aynı zamanda bir emek kolektifi: dostlar, müzisyenler, yol arkadaşları&hellip;</p><p>Bir albümü var eden şey, yalnızca müzik mi, yoksa o görünmeyen dostluk ağı mı?</p><p></p><p>Kesinlikle dediğin gibi, zerre itirazım yok soruna. Rahmetli annem başkalarını düşünmeden hareket ettiğimde şöyle derdi: “Öz başına mısın?"&nbsp;</p><p>İnsan yardım almadan nasıl gelişebilir ki? Sahip çıkmalıyız birbirimize.</p><p></p><p>*Metin Altıok’un şiirlerinde “zaman” duygusu çok güçlüdür; hem geçmişe hem geleceğe bakar. Bu albümü yaparken sen daha çok hangi zamandaydın geçmişte mi, bugünde mi?</p><p></p><p>Ne geçmişteydim, ne de gelecekte, şiirin zamanında, anlamın zamanındaydım, öğrenilmiş yahut öğretilmiş ezbere bir anda değil. Ferahlatıcı bir genişlemeydi belki de olup biten.&nbsp;</p><p></p><p>*“Ben bu dünyaya iyi tınlamaya ve iyi tınlatmaya geldim” diyorsun. Bir sanatçı için “iyi tınlamak” ne demek? Bir insanın hayatında gerçekten iyi tınlayan şey nedir?</p><p>Yanılmıyorsam Herman Hesse "söz, kabuktur" demiş. Biz söze hapsolmuşuz, sözden çok daha öte bir şeyler var bu yaşamda. Ses eğitimim esnasında hocam derdi: “Oğlum sen güzel bir ses çıkar, hayvan bile dönüp bakar”. İyi tınlamak, her canlının en üst evresi kanımca, düşman değilim, ilacım, merhemim, iletişimin en saf haliyim demek sanırım.&nbsp;</p><p>Ben de sınırlıyım, öğrene öğrene, kurmadan, iyilik pratikleri yaparak yaşıyorum, zaman zaman bunu başaramasam da... Bilmiyorum ki, çok derin konu bu, kısacık bir zamanda tam ne diyebilirim...&nbsp;</p><p>Bakın Ranier Maria Rilke'nin çok sevdiğim bir cümlesi vardır: "Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Cevapları şimdi arama. Cevaplar sana şimdi verilmez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, her şeyi o an yaşama meselesidir.&nbsp;</p><p>Şu anda soruyu yaşaman gerekir. Daha ileride, belki farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın."</p><p>Daima sevgiyle derim, daima...</p><p></p><p>*Son söz senin desem,</p><p></p><p>O halde Teşekkürlerimi edeyim; Metin Altıok'un kızı Sayın Zeynep Altıok'a, Dostum Doğan Duru'ya (benimle ilgilendiği için), stüdyosunu açan, piyanoları çalan, kaydı alan, miks mastering yapan, “Sarıl Bana” şarkısına aranje yapan, benim için zaman harcayan, bana inanan Eser Taşkıran'a, Fotoğraflarımı çeken ve albüm kapağını yapan Ahmet Can Mocan'a, daima arkamda durup beni kollayan ve öğreten dostum Reşit Gözdamla'ya çok teşekkür ederim. Sağolsun, var olsunlar.</p><p>Şimdiden iyi dinlemeler.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ulusal Müziğimiz "Çanakkale Destanı" Konseri ile  Fişekhane'deydi…</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulusal-muzigimiz-canakkale-destani-konseri-ile-fisekhanedeydi-1821/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulusal-muzigimiz-canakkale-destani-konseri-ile-fisekhanedeydi-1821/</id>
<published><![CDATA[2026-03-19T14:11:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-19T14:11:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B19EB2-9AF52B-AE2451-BA595D-6AD97A-2B8C7B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nünde , 18 Mart 2026&nbsp; akşamı Fişekhane’de sanatseverlerle buluşan olan özel konser, Çanakkale Zaferi’nin hatırasına ithafen; ulusal hafızanın en güçlü dönüm noktalarından birinin yaşandığı topraklarda yankılanırken, Ulusal&nbsp; müziğin kökleri ile Cumhuriyet ideallerinin aynı damar üzerinden beslendiğini bir kez daha hatırlatmayı amaçladı.</p><p>Çanakkale’nin yalnızca askeri bir başarı değil, bir milletin varoluş iradesinin simgesi olduğu gerçeğini vurgulayan bu konser; söz konusu iradenin Cumhuriyet’in kültür ve sanat politikalarında da karşılığını bulduğunu göstermektedir.&nbsp;</p><p>Konser programında, Anadolu’nun sözlü kültür mirasını zarif armonilerle buluşturan ve ulusal kimlik ile evrensel kompozisyon tekniklerini bir araya getiren güçlü bir sentez, sanatseverlerle buluştu.&nbsp;&nbsp;</p><p>Cumhuriyet Dönemi’nin iki büyük bestecisi olan Ulvi Cemal Erkin ve Ahmed Adnan Saygun’un eserleri, solist Zafer Erdaş , piyanist Hüseyin Kaya ve orkestra sanatçıları Asaf Öksüz, Ozan Bıkım, Filip Kowalski ve Seren Gülizar Karabey tarafından seslendirildi.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">'Troya Pavyonu' Malta Bienali'nde</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/troya-pavyonu-malta-bienalinde-2483/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/troya-pavyonu-malta-bienalinde-2483/</id>
<published><![CDATA[2026-03-19T02:04:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-19T02:04:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DF8CEC-80A650-3A8FD7-B3ACBF-1F315D-24C99E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Malta Bienali’nin resmi programı kapsamında, Çanakkale Bienali tarafından hayata geçirilen Troya Pavyonu, 11 Mart - 29 Mayıs 2026 tarihleri arasında Old Armoury Birgu’da uluslararası izleyiciyle buluşuyor. Küratörlüğünü Deniz Erbaş’ın üstlendiği sergi, sanatçıların Çanakkale’de ürettiği çalışmaları bir araya getirerek Troya’yı yalnızca tarihsel bir miras değil, aynı zamanda Akdeniz’in güncel sanat üretimleri için yaşayan bir referans alanı olarak ele alıyor. David Blandy, Georgios Katsagelos, Jakob Gautel, Katrin Korfmann &amp; Jens Pfeifer, Pınar Yolaçan ve Seyhan Boztepe’nin eserleri, Troya’nın çok katmanlı kültürel yapısına çağdaş bir perspektif sunuyor.</p><p>Troya Pavyonu; Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi ve Kurukahveci Mehmet Efendi’nin desteğiyle, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Troya Kazıları iş birliğinde hayata geçiriliyor. Proje danışmanlığını ise Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve Prof. Didem Çatal üstleniyor.</p><p>11 Mart’ta düzenlenen açılış, Türkiye Cumhuriyeti’nin Malta nezdindeki Büyükelçisi Barkın Kayaoğlu, Heritage Malta Yönetim Kurulu Başkanı Mario Cutajar ve davetlilerin katılımıyla gerçekleşti. Büyükelçi Kayaoğlu, Türkiye’nin Malta Bienali’ne Troya Pavyonu aracılığıyla katkı sunmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, bu girişimin yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda Akdeniz’in ortak kültürel mirası üzerinden kurulan güçlü bir diyalog olduğunu vurguladı. Troya’nın, UNESCO Dünya Mirası olmanın ötesinde, farklı uygarlıkları bir araya getiren evrensel bir anlatı alanı olduğuna dikkat çekti.</p><p>Küratör Deniz Erbaş ise Troya Pavyonu’nun, Çanakkale ile ilişkili üretimler gerçekleştiren uluslararası sanatçıları bir araya getirdiğini belirterek, bu çalışmaların önemli bir bölümünün Çanakkale Bienali’nin yıllar içinde oluşturduğu kavramsal çerçevede geliştiğini ifade etti. Erbaş, Malta Bienali ile kurulan iş birliğinin, Akdeniz coğrafyasında kültürel etkileşimi güçlendirdiğini vurguladı.</p><p>1998 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Troya, mitoloji, tarih ve arkeolojinin iç içe geçtiği yapısıyla zengin bir anlam dünyası sunuyor. Sergi, bu mirası durağan bir geçmiş olarak değil; sürekli yeniden üretilen, yaşayan bir kültürel alan olarak ele alıyor. Oyun, video, fotoğraf ve yerleştirme gibi farklı disiplinlerde üretilen eserler, geçmişin tekil bir anlatıdan ibaret olmadığını, kolektif hafıza ve yaratıcılıkla yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor.</p><p>Malta’daki gösterimin ardından Troya Pavyonu, genişletilmiş bir seçkiyle Adana’da Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde izleyiciyle buluşacak. Bu yeni durak, serginin uluslararası diyalogunu Türkiye’ye taşıyarak daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayacak. Dr. Gökhan Gündoğdu, bu süreci yalnızca bir sergi transferi değil, Anadolu’dan Akdeniz’e uzanan ortak kültürel hafızanın yeniden yorumlanması olarak değerlendirdiklerini ifade etti.</p><p>Malta Bienali Troya Pavyonu, bienalin kapanışı kapsamında Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın Troya üzerine gerçekleştireceği söyleşiyle sona erecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sivas Devlet Tiyatrosu "Karacaoğlan" ile İstanbul'da</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sivas-devlet-tiyatrosu-karacaoglan-ile-istanbulda-7254/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sivas-devlet-tiyatrosu-karacaoglan-ile-istanbulda-7254/</id>
<published><![CDATA[2026-03-17T17:59:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-17T17:59:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CBD1C5-997AE7-7121CA-665464-3A777E-F008CD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Efsanevi ozanın sazından dökülen türküler, bey kızı Sanem’e duyduğu imkansız sevda ve bir yeminin gölgesinde şekillenen bu hüzünlü öykü, İstanbullu sanatseverleri derin bir Anadolu yolculuğuna çıkaracak. Dönemin ruhunu yansıtan bu özel yapım, sadece bir ozanın hayatını değil, bir devrin aşk ve sadakat anlayışını sahneye taşıyor.</p><p></p><p>Oyunun merkezinde, 17. yüzyılda yaşadığı düşünülen büyük Türkmen ozanı Karacaoğlan ile birbirine büyük bir tutkuyla bağlı olduğu bey kızı Sanem’in öyküsü yer alıyor. Ancak bu sevda, sadece iki kalp arasında kalmıyor; "Sanem'le bir yastığa baş koymadan ölmem" diye ettiği o ağır yemine sıkışıp kalan Kemter'in yaşadıkları, hikâyeyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Bu amansız yemin ve aşkın yarattığı çatışma; izleyiciyi heyecanlı, bir o kadar da hüzünlü bir serüvenin içine çekecek. Karacaoğlan’ın dillerden düşmeyen koşmaları, bu imkansız görünen kavuşma çabasının en sadık şahidi olacak.</p><p></p><p>Dinçer Sümer’in kaleme aldığı oyunun yönetmenliğini Boğaçhan Sözmen üstleniyor. Dekor tasarımı Cenk Oral’a, kostüm tasarımı Harika Derya Yücel’e ait. Işık tasarımı İzzettin Biçer ve Ahmet Ubuz tarafından gerçekleştirilirken, müzikleri Musa Göçmen imzası taşıyor. Koreografi Gülben Çay’a, yönetmen yardımcılığı Semiha Gürlevük’e, dans düzeni ise Deniz Alp’e ait.</p><p></p><p>Geniş oyuncu kadrosunda İsmail Tütüncü, Furkan Burak Işıkdemir, Emin Köksal Taşçioğlu, Turgut Yalçın, Özge Tepe, M. İnanç Keteci, Çağla Nefesoğlu Kesiç, Nilhan Nimet ve Öğütcen Topal sahne alıyor.</p><p></p><p>Nisan ayı turne programı kapsamında İstanbul’da sahne alacak olan eser, güçlü hikâye anlatımı ve kulağa hitap eden etkileyici ezgileriyle sezonun en dikkat çekici yapımlarından biri olmaya aday.</p><p></p><p>Sivas Devlet Tiyatrosu’nun bu iddialı yapımı, 16-17-18 Nisan tarihlerinde Bahçelievler Belediyesi Nurettin Topçu Kültür Merkezi Cennet Sahnesinde, izleyiciyi duygu ve müziğin iç içe geçtiği etkileyici bir yolculuğa çıkaracak.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rahmi M. Koç Müzesi'nde şeker tadında keşif dolu bayram</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/rahmi-m-koc-muzesinde-seker-tadinda-kesif-dolu-bayram-245/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/rahmi-m-koc-muzesinde-seker-tadinda-kesif-dolu-bayram-245/</id>
<published><![CDATA[2026-03-17T11:55:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-17T11:55:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_27B9D4-04810C-99E176-E5E10A-B3548A-2DB32A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>1994 yılından bu yana sanayi, ulaşım ve iletişim tarihinin köklü mirasını yaşatmaya devam eden Rahmi M. Koç Müzesi, Ramazan Bayramı’nda ziyaretçileri keşif dolu bir yolculuğa davet ediyor. Haliç kıyısındaki müze tarihi güzellikleriyle, okulların ara tatiliyle birleşen bayram tatilini İstanbul’da geçireceklere nostalji yaşatacak. Tarih ve kültürle dolu bir gün geçirmek isteyenler, klasik otomobillerden lokomotiflere, uçaklardan gemilere kadar müzenin geniş koleksiyonundaki objelerle adeta zamanda yolculuğa çıkacak.</p><p>Yaşayan geçmişe yolculuk</p><p>Koleksiyonunda farklı dönemlerden 15 binin üzerinde objeyle tarihe ayna tutan müze, her yaş grubuna hitap ederek ziyaretçilerine yeni keşifler yapma fırsatı sunuyor. ‘Yaşayan geçmiş’ koleksiyonundaki 19. yüzyıla ait dükkân ve atölyelerin yeniden canlandırıldığı bölümlerde dolaşan ziyaretçiler nostaljik bir geziye çıkarken, tarihi Fenerbahçe Vapuru’nda çaylarını yudumlayarak Haliç’in üzerinde keyifli anlar yaşayacak.</p><p></p><p>Org Bartje sesiyle şaşırtacak</p><p>Müzenin koleksiyonuna yeni eklenen panayır orgu Bartje ise 21 Mart Cumartesi ve 22 Mart Pazar günleri her gün 12.00, 14.00 ve 16.00 saatlerinde çalıştırılacak. Hollanda’dan getirilen ve Avrupa kültüründe önemli yeri olan panayır orgu Bartje, çalıştırıldığı andan itibaren çıkardığı melodilerle her yaş grubundan ziyaretçiyi önce şaşırtıyor ardından dans ettiriyor.</p><p></p><p>Rahmi M. Koç Müzesi, bayram tatili boyunca 21 Mart Cumartesi ve 22 Mart Pazar günleri&nbsp; ziyaretçilerini ağırlayacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">OEDAŞ'ın geleneksel şiir ve resim  yarışması bu yıl Uşak'ta düzenlenecek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/oedasin-geleneksel-siir-ve-resim-yarismasi-bu-yil-usakta-duzenlenecek-983/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/oedasin-geleneksel-siir-ve-resim-yarismasi-bu-yil-usakta-duzenlenecek-983/</id>
<published><![CDATA[2026-03-12T02:15:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-12T02:15:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_343C90-706D34-CA9DB8-686EF4-D54E2B-456574.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çocuklarda çevre bilincini artırmayı ve enerji kaynaklarının tasarruflu kullanımına dair farkındalık oluşturmayı amaçlayan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ) tarafından her yıl düzenlenen şiir ve resim yarışmasının bu yılki adresi Uşak oldu.&nbsp;</p><p></p><p>Uşak’ta okuyan ilkokul öğrencileri 23 Mart’a kadar resim, ortaokul öğrencileri ise 27 Mart’a kadar şiirleriyle ‘Enerji Tasarrufu’ temalı yarışmaya başvurabilir. Resim ve şiirlerin daha önce herhangi bir yarışmaya katılmamış, ödül almamış ve yayınlanmamış olması gerekiyor. Yarışmaya her öğrenci en fazla bir; her okul ise resim kategorisinde üç, şiir kategorisinde üç olmak üzere toplam altı çalışma ile başvurabilecek.&nbsp;</p><p></p><p>Şiir ve resimleri komisyonlar değerlendirecek&nbsp;</p><p>Öğrencilerin çalışmaları ilk olarak okullarındaki öğretmenler tarafından kurulan komisyonlarda değerlendirildikten sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilecek. Buradaki incelemenin ardından Uşak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde oluşturulacak komisyonda dereceye giren öğrenciler belirlenecek. Yarışmanın sonuçları, Nisan ayında düzenlenecek törenle açıklanacak. Her iki kategoride de birinci olan öğrenciler laptop, ikinciler tablet, üçüncüler ise bisiklet ile ödüllendirilecek.&nbsp;</p><p></p><p>Bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek yarışma hakkında www.osmangaziedas.com.tr adresi üzerinden detaylı bilgi alınabilir.&nbsp;&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şahsenem'den anlamlı konser</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sahsenemden-anlamli-konser-272/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sahsenemden-anlamli-konser-272/</id>
<published><![CDATA[2026-03-12T02:02:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-12T02:02:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EE513F-D07B9C-08F3F5-7BF2BD-3C7DE5-5BA45D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türk dünyasının Türkiye’deki başarılı temsilcilerinden olan Şahsenem, Ankara’da gerçekleştirilen konserde sevilen şarkılarını kadınlar için seslendirdi. Kaleiçi Oteli’nde düzenlenen geceye Beyza Yüzüak Organizasyonu ev sahipliği yaptı. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte davetliler, sanatçının unutulmaz şarkılarıyla hem eğlendi hem de duygu dolu anlar yaşadı.</p><p></p><p>Konser sırasında konuşan Şahsenem, kadınların toplumdaki önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı ‘Allah kadını yaratmasaydı insanlık olmazdı. Kadınlarımız çok değerlidir. Kadına kalkan eller kırılsın! Dünyayı kadınlar kurtaracak; çünkü insanı doğuran da yetiştiren de kadındır. Biz kadınlar her şeye rağmen dünyaya hayırlı evlatlar yetiştirmeye devam edeceğiz. Çocuklarımıza inancı, merhameti, sevgiyi, saygıyı, paylaşmayı ve kardeşliği öğreteceğiz. Dünyayı değiştirecek olan da bu değerlerdir.’</p><p></p><p>Konuşmasının sonunda salondaki kadınlara seslenen sanatçı, ‘Sevgili anneler, o zaman dünyayı kurtarmaya var mısınız?’ diye sordu. Salondan yükselen güçlü “Evet” cevabı ise gecenin en unutulmaz anlarından biri oldu.</p><p></p><p>8 Mart’ın anlam ve ruhuna uygun olarak düzenlenen gecede Şahsenem, hem sahne performansıyla hem de verdiği mesajlarla büyük alkış aldı. Şiddet mağduru kadınlara destek amacı taşıyan etkinlik, toplumsal farkındalığın önemini bir kez daha gözler önüne serdi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Başak Sayan, yeni kitabının lansmanında bir sonrakinin de müjdesini verdi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/basak-sayan-yeni-kitabinin-lansmaninda-bir-sonrakinin-de-mujdesini-verdi-5652/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/basak-sayan-yeni-kitabinin-lansmaninda-bir-sonrakinin-de-mujdesini-verdi-5652/</id>
<published><![CDATA[2026-03-11T02:07:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-11T02:07:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_24B9DF-0B1C47-549C81-F36EDC-CA7583-0AFDC5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>D&amp;R’ın kitapların yalnızca okunmadığı, aynı zamanda konuşulduğu ve paylaşıldığı bir deneyim platformu oluşturma amacıyla hayata geçirdiği ‘Gece Yarısı Kütüphanesi’nin yeni konuğu oyuncu ve yazar Başak Sayan’dı. Sayan, son romanı “Gülün Açtığı Gece” üzerine kitapseverlerle gerçekleştirdiği keyifli sohbetin ardından, okuyucuları için kitaplarını imzaladı.&nbsp;</p><p>“Kitabın araştırma ve yazım süreci 5 yılı buldu”</p><p>Romanlarında disiplinlerarası bağ kurmayı sevdiğini belirten Başak Sayan; “Bilim, felsefe ve din farklı alanlar gibi görünse de aslında aynı sorunun peşinden gidiyor. Biz neden varız? Gerçeklik nedir? İnsan nedir? Sadece cevapları farklı yerlerden veriyorlar. Yeni romanım bu farklılıkları sentezlemek üzere çalıştığım beş yıllık uzun bir araştırmanın ürünü. Roman aslında geçen yıl Kasım ayında bitecekti. Ama baskı tarihi yaklaştığında içime sinmeyen birşeyler olduğunu hissettim ve oturup kitabın neredeyse yarısını yeniden yazdım.” dedi.&nbsp;</p><p>“Kitapların insanların hayatını değiştirme gücü olduğuna inanıyorum”</p><p>Romanlarında kadın karakterlerin önemli bir yer tuttuğunu da vurgulayan yazar, “Kadınların içsel güçlerini keşfetme süreçlerini anlatmayı seviyorum. Bütün kadınların içinde muazzam bir güç var. Ama toplumsal roller ve baskılar bu gücü ortaya çıkarmanın önüne geçebiliyor. Romanlarımda kadınların bu dönüşüm yolculuğunu anlatmak hoşuma gidiyor. Kitapların insanların hayatını değiştirme gücüne sahip olduğuna inanıyorum. Yazdıklarımla herhangi bir kadının hayatında olumlu bir etki yaratabildiysem ne mutlu bana. Benim de bir zamanlar okuduğum kitaplar cesur kararlar almama sebebiyet vermişti. Örneğin hayatımda büyük etki eden iki kitap var. Tanrılar Okulu ve İnsan Olmak.&nbsp;</p><p>‘Suç ve Ceza’yı ben yazmak isterdim ya da Sonya’yı oynayabilmeyi”</p><p>Söyleşide kendisine yöneltilen “keşke ben yazsaydım dediğin bir roman var mı?” sorusuna yazar, 1866’da yayımlanan Fyodor Dostoyevski’nin dünya klasiği Suç ve Ceza romanı cevabını verdi. “Suç ve Ceza benim için çok önemli bir kitap. Oradaki ana karakterlerden biri olan Sonya Marmeladov’u oynamayı çok isterdim. Zor bir karakter Sonya. Sessiz, mütevazı, acı çeken bir hayat kadını ve başrol Raskolnikov'un en önemli kurtarıcı figürü. Anna Karenina'yı da çok severim. Çok isterdim yazmış olmayı. Ya da Orhan Pamuk’un ‘Kara Kitap’ı. Veya Franz Kafka’nın Dava’sı&hellip;”</p><p>Tek kaçışım kitaplardı</p><p>Sayan oyunculuk mu yazarlık mı sorusuna ise şu cevabı verdi: “Annem öğretmen babamsa askerdi. Lojmanda yaşıyorduk. Kurallarla dolu bir hayat. Yapacak hiçbir şey yok. Yapabileceğin tek şey kitap okumak. Babamın çok güzel bir kütüphanesi vardı. Okumaya o kütüphaneden başladım. Rus kitaplarına merakım oradan geliyor. Dünya klasiklerini ortaokuldayken okumaya başladım. Kitabımı her yere taşırım. Çantamda, arabamda mutlaka bir kitap vardır. İlk romanımı 2006’da yazmaya karar verdim ama aslında ben kendimi bildim bileli yazıyordum zaten. Oyunculuk ise en büyük hayalimdi. Oyunculuğu öğrenmek için çok emek verdim. Ancak yazarlık, kendim olduğum, en iyi bildiğim, tek ve en değerli şey.”&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fenerbahçe'nin başkanı hiç de fena değil</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fenerbahcenin-baskani-hic-de-fena-degil-8255/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fenerbahcenin-baskani-hic-de-fena-degil-8255/</id>
<published><![CDATA[2026-03-06T02:47:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-06T02:47:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B1C0AA-AA0970-D3FA31-C5C0C6-2F624A-86665B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sırbistan’ın’pop divası’ olarak anılan yıldız, hem müzik yolculuğunu hem özel hayatını hem de Türkiye’ye dair dikkat çeken açıklamalarını usta gazeteci Habib Babar’a anlattı.</p><p></p><p>DİVA LAKABINI BEN SEÇMEDİM</p><p></p><p>Müzik sektöründe 30 yılı geride bırakan Karleuša, ‘Diva’ unvanının hayranları tarafından verildiğini söylüyor. ‘Sanırım sahne enerjim ve güçlü karakterim buna sebep oldu. Ama bana sorarsanız ben sadece kendimim’ diyen sanatçı, Aslan burcu olmasının da sahnedeki iddialı duruşuna katkı sağladığını belirtiyor.</p><p></p><p>12 stüdyo albümü ve sayısız single’a imza atan yıldız, kariyerini tek bir albümle tanımlayamayacağını ifade ederek, ‘Bu 30 yıllık bir yolculuk. Müziğim her zaman zamanının ötesindeydi’ dedi.</p><p></p><p>YENİ ALBÜM VE SÜRPRİZ EVLİLİK SİNYALİ</p><p></p><p>Şu sıralar yeni albümü üzerinde çalışan Karleuša, iddialı konuştu. ‘Uzun kariyerimin en iyi albümü olacak.’ Ünlü sanatçı esprili bir dille üçüncü kez evlenebileceğini de söyledi.</p><p></p><p>Türkiye bağlantılı sözleri ise dikkat çekti.’Belki yakışıklı bir Türk erkek bulurum? Çok yakışıklı birini gördüm, Fenerbahçe’nin başkanı, o mavi gözlü Sadettin&hellip; Hiç de fena değil!’</p><p></p><p>ÖZEL HAYATI VE ANNELİK</p><p></p><p>Futbolcu Duško Tošić ile evliliğinin geçen yıl sona erdiğini hatırlatan Karleuša, iki kız çocuğuyla birlikte mutlu bir bekar anne olduğunu söyledi.</p><p></p><p>SİYASİ DURUŞU VE SİBER SALDIRI</p><p></p><p>Sanatçı, güçlü siyasi görüşleri ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’e verdiği açık destek nedeniyle sosyal medyada zor bir süreç yaşadığını açıkladı. ‘Toplu siber saldırıya ve kitlesel şikayetlere maruz kaldım. Tüm hesaplarım silindi’ diyen Karleuša, şu anda onaylı Facebook ve TikTok hesaplarını kullandığını, Instagram hesabını geri almak için mücadele ettiğini belirtti.</p><p></p><p>TÜRKİYE VE TARKAN MESAJI</p><p></p><p>Türkiye’den birçok teklif aldığını söyleyen yıldız isim, ‘Çok ilginç bir proje olursa neden olmasın?’ diyerek açık kapı bıraktı.</p><p></p><p>Düet yapmak istediği isim sorulduğunda ise tek bir isim verdi: Tarkan. “Ona kocaman bir öpücük gönderiyorum” diyerek mesaj yolladı.</p><p></p><p>JELENA KARLEUSA OLMAK NE DEMEK?</p><p></p><p>‘Sahnedeyken gerçek ben’im. Sahne dışında ise çok utangaç ve sessizim’ diyen Karleuša, eleştirilere de iddialı bir yanıt verdi. ‘Beni eleştirmek isteyen varsa önce moda konusunda benden daha iyi olmalı. Ve öyle biri henüz doğmadı.’ Aşk konusunda ise net konuştu. ‘Artık aşka inanmıyorum. Hissettiğim tek aşk; hayranlarım, 9 kedi ve köpeğim ve kızlarımın sevgisi.’</p><p></p><p>Onu en mutlu eden iki anı ise şöyle özetliyor. ‘Sahnedeki performans anı ve sahilde gün batımına bakmak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Faust" yeniden AKM sahnesinde</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/faust-yeniden-akm-sahnesinde-6532/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/faust-yeniden-akm-sahnesinde-6532/</id>
<published><![CDATA[2026-02-24T14:42:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-24T14:42:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_116C4C-9DE8E6-D77F9A-1560CD-E9CF39-9CF25F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya edebiyatının ölümsüz ismi Johann Wolfgang von Goethe’nin yaşamı boyunca zihnini meşgul eden o derin düşünsel ve ruhsal yolculuğun sahnedeki en çarpıcı ifadesi olan bu başyapıt; 28 Şubat ve 1, 6, 7, 13, 14 Mart tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonunda toplam sekiz temsille İstanbul seyircisiyle buluşacak</p><p></p><p>Rejisör Ayşe Emel Mesci, “total tiyatro” yaklaşımıyla Faust’u tarihin tozlu raflarından çıkarıp bugünün ışıltılı ama aynı&nbsp;ölçüde tedirgin edici dünyasının tam kalbine yerleştiriyor. Mesci’nin sahne yorumu, metnin karanlık ve çetin sorularını çağdaş bir anlatım diliyle harmanlarken, izleyiciyi hem görsel bir şölenin hem de derin bir düşünsel yüzleşmenin içine çeken etkileyici bir atmosfer inşa ediyor.</p><p></p><p>Başrolde Faust karakterine Emre Başer hayat verirken, Sükun Işıtan, Nihat Hakan Güney, Eray Eserol, Meltem Keskin Bayur ve Seda Oksal Elsaid de diğer&nbsp;rolleri üstleniyor.</p><p></p><p>Goethe’nin yalnızca edebiyat tarihine değil, insanlığın ortak hafızasına kazınmış bu ölümsüz eseri; Ali Berktay’ın etkileyici uyarlaması ve Zehra Aksu Yılmazer’in titiz çevirisiyle sahnede yeniden doğuyor. Faust insanlığın bitmeyen hakikat arayışını, bilgi tutkusunu ve varoluş sancılarını bugün de tüm yakıcılığıyla gündeme taşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Antalya sahnelerinde Hakan Dağparçası fırtınası</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/antalya-sahnelerinde-hakan-dagparcasi-firtinasi-8162/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/antalya-sahnelerinde-hakan-dagparcasi-firtinasi-8162/</id>
<published><![CDATA[2026-02-24T12:27:32+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-24T12:27:32+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EE9DD6-36D81C-B74930-F81A0D-0E4BD0-E2028D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Düzenlemesini Samet Türksal’ın üstlendiği Kırık Aynalar, ayrılık sonrası hüznü derin bir melodiyle dinleyiciye aktarıyor. Geçmişin izlerini bugünün duygularıyla harmanlayan şarkı, etkileyici atmosferiyle dinleyeni duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.</p><p>Sanatçı, geçtiğimiz dönemlerde yayımladığı “Yangın Yeri” ve “Aşina” adlı şarkılarıyla müzikseverlerin dikkatini üzerine çekmeyi başardı. Dijital platformlarda elde ettiği dinlenme rakamları ve müzik listelerindeki başarılı yükseliş, Hakan Dağparçası’nın üretim motivasyonunu artırırken, müzik kariyerindeki istikrarlı yükselişini de gözler önüne serdi.</p><p>Son dönemde özellikle Antalya sahnelerinde rüzgâr estiren Hakan Dağparçası, enerjik sahne performansı ve geniş repertuvarıyla kısa sürede Antalya’nın en sevilen sanatçıları arasında yerini aldı. Sahnedeki enerjisi ve dinleyiciyle kurduğu güçlü bağ, adından sıkça söz ettirmesini sağlıyor.</p><p>Stüdyo çalışmalarına hız kesmeden devam eden sanatçı, arka arkaya yayımlamayı planladığı yeni projelerle müzik sektöründeki yerini daha da sağlamlaştırmaya hazırlanıyor. Sahnedeki başarısını üretken stüdyo süreciyle destekleyen Hakan Dağparçası, müzik yolculuğunda emin adımlarla ilerliyor.</p><p>Hakan Dağparçası’nın yeni şarkısı “Kırık Aynalar”, tüm dijital platformlarda yayında.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Güz ile Yaz Arasında sergisi, Inspera Bodrum Kültür Sanat'ta açıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/guz-ile-yaz-arasinda-sergisi-inspera-bodrum-kultur-sanatta-acildi-8469/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/guz-ile-yaz-arasinda-sergisi-inspera-bodrum-kultur-sanatta-acildi-8469/</id>
<published><![CDATA[2026-02-24T10:19:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-24T10:19:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_89C6E4-6EA9D0-459A56-5EFCE1-962445-F36165.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de sanat ortamının gelişimine katkıda bulunmak, genç sanatçıların eğitimini desteklemek ve uluslararası platformlarda Türkiye’nin sanatçılarıyla yer almasını sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren İyilik İçin Sanat Derneği, “Güz ile Yaz Arasında” sergisini sanatseverlerle buluşturdu. Mevsimsel bir geçiş evresinden yola çıkan sergi, güzün sonu ile yazın başı arasındaki belirsiz zaman aralığını yalnızca meteorolojik bir olgu olarak değil felsefi, sosyolojik ve estetik boyutları olan bir varoluş hali olarak ele alıyor ve liminalite kavramını görsel bir araştırmanın odağına yerleştiriyor.</p><p>Bodrum Ortakent’te 2024 yılında açılan Inpera Bodrum Kültür Sanat’ta gerçekleşen sergi, farklı disiplinlerden birçok başarılı genç sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. Yıl boyunca sergiler, söyleşiler ve etkinliklerle Bodrum’un kültür sanat hayatına yön veren Inspera – Art Space, dört mevsim süren düzenli programıyla kış sezonunda da kentin sanat haritasındaki güçlü konumunu sürdürüyor.</p><p>Küratörlüğünü Hicran Aksöz’ün üstlendiği sergide, 26 sanatçının 61 eseri yer alıyor. Resim, seramik, heykel, video, enstalasyon, fotoğraf ve geleneksel baskı çeşitlerini bir araya getiren seçki, farklı disiplinler üzerinden çoğalan bir anlatı kuruyor.&nbsp;</p><p>“Arada Kalma” Haline Sanatsal Bir Bakış</p><p>Antropolog Victor Turner’ın, Arnold van Gennep’in “geçiş ritüelleri” kuramından hareketle geliştirdiği liminalite kavramı yapısal durumlar arasındaki “arada kalmışlık” halini, kimliğin askıya alındığı, normların çözüldüğü ve dönüşüm potansiyelinin en yüksek olduğu eşik anlarını tanımlar. “Güz ile Yaz Arasında” sergisi de tam olarak bu eşikte durma halinin sanat aracılığıyla nasıl deneyimlendiğini, temsil edildiğini ve yeniden düşünüldüğünü ele alan disiplinlerarası bir sorgulama olarak öne çıkıyor. Sergi, liminaliteyi yalnızca zamansal ya da mekânsal bir aralık olarak değil, aynı zamanda derin bir ontolojik belirsizlik durumu olarak yorumluyor; bu belirsizliği bir yıkımın sonu kadar bir oluşun başlangıcı, bir aidiyet kaybıyla birlikte bir özgürleşme ihtimali olarak da okuyor.</p><p>Gündelik dilde “iki arada bir derede kalma” diye tarif ettiğimiz bu durum, sergide bir kararsızlık anı olmanın ötesinde, eleştirel düşünceyi ve yeni imgelem alanlarını besleyen verimli bir zemin olarak ele alınıyor. Carl Jung’un bireyselleşme sürecine dair yaklaşımıyla da kesişen bu perspektif, öznenin kendini kurduğu, kimliğini yeniden tanımladığı ve dönüşümün eşiğinde durduğu kritik bir alanı işaret ediyor.&nbsp;</p><p>Sergide eserleriyle yer alan sanatçılar arasında Ahmet Hamdi Başsöz, Eylül Civelek, Mevsim Çağan, Başak Çolak, Burak Dağ, Nida Erdoğan, Sena Gökçeoğlu, Erman Gürcüm, Asya Nur Hasgül, Ezgi İzmen, Ezgi Kanargı, Bilal Can Kara, Fırat Koç, Esra Mengülerek, Reyhan Mente, Nur Özel, Rumeysa Öztürk, Yağız Seis, Gizem Şanlı, Nisan Talazoğlu, Emir Tekkalmaz, Muzaffer Tuna, Tolga Turan, Emir Yasin Yağmurca, Mehmet Ali Yıldız ve Pelin Bulu Yılmaz yer alıyor.</p><p>İyilik İçin Sanat Derneği’nin düzenlediği “Güz ile Yaz Arasında” sergisi, yalnızca eserlerin sergilendiği bir alan olmanın ötesine geçerek, rehberli turlar, küratör eşliğinde sergi gezileri, koleksiyoner buluşmaları, sergiyle eş zamanlı atölye çalışmaları ve okul gezileriyle zenginleşen kapsamlı bir program sunuyor. Program kapsamında, 22 Şubat’ta küratör Hicran Aksöz eşliğinde özel bir sergi turu da gerçekleştirilecek. Bu turda serginin kavramsal çerçevesi ve eser seçkisine dair detaylar paylaşılacak.</p><p>“Güz ile Yaz Arasında” sergisi, 4 Nisan 2026’ya kadar Pazartesi hariç her gün 12.00–20.00 saatleri arasında Inpera Bodrum Kültür Sanat’ta ücretsiz ziyaret edilebilir.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mart'ta şehrin sahnesi: Fişekhane</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/martta-sehrin-sahnesi-fisekhane-9897/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/martta-sehrin-sahnesi-fisekhane-9897/</id>
<published><![CDATA[2026-02-24T10:18:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-24T10:18:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3EECE7-BA379E-EDD8E2-69D869-B183CA-7F68ED.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Tarihi atmosferini koruyarak geçmişi bugüne taşıyan Fişekhane, Mart programında komediden drama, politik taşlamadan kabareye, klasiklerden çağdaş uyarlamalara uzanan geniş repertuvarıyla farklı anlatı biçimlerini aynı sahnede buluşturuyor. Güçlü oyunculuk performansları, ödüllü yapımlar ve zengin tür çeşitliliğiyle program, her yaştan izleyiciye hitap eden çok katmanlı bir kültür sanat deneyimi sunuyor.</p><p></p><p>Sezonun Dikkat Çeken Yapımları</p><p>Uzun yıllardır beraber olduğu hayat arkadaşından ayrılan bir kadının hikâyesini anlatan “Bu Hikaye Senden Uzun Osman”, prömiyerini 2 Mart Pazartesi saat 20.30’da Fişekhane Ana Sahne’de yapıyor. Aylin Balboa’nın aynı adlı eserinden uyarlanan oyun, Şenay Gürler’in güçlü performansıyla sezonun en iddialı yapımları arasında yer alıyor.</p><p></p><p>Seyirciden tam not alan “Kürk Mantolu Madonna”, 4 Mart Çarşamba saat 20.30’da Sabahattin Ali’nin zamansız eserini güçlü bir yorumla izleyiciyle buluşturuyor.</p><p></p><p>5 Mart Perşembe saat 20.30’da ise 25. Direklerarası Seyirci Ödülleri’nde Yılın Komedi Yapımı seçilen “Aşk Listesi” sahnede. “Hayalinizdeki insanı gerçekten tarif edebilir misiniz?” sorusundan yola çıkan oyun, dostluk ve kader kavramlarını eğlenceli bir çerçevede ele alıyor.</p><p></p><p>Klasiklerden Çağdaş Yorumlara</p><p>7 Mart Cumartesi saat 20.30’da Fişekhane Ana Sahne’de “Cırcır Böcekleri, İtler ve Biz” izleyiciyle buluşuyor. Sam Shepard’ın 1980 yılında kaleme aldığı ve dünya çapında sahnelenen “True West” oyunundan uyarlanan yapım, iki kardeşin yeniden karşı karşıya gelişini ve aralarındaki gerilimi modern bir yorumla sahneye taşıyor.</p><p></p><p>8 Mart Pazar saat 16.00’da sahnelenecek “Doğu Ekspresinde Cinayet”, Agatha Christie’nin kült romanını sahneye taşıyarak seyirciyi karla kaplı bir tren yolculuğunda soluksuz bir gizeme dahil ediyor. Kara saplanan Doğu Ekspresi’nde işlenen cinayetin ardındaki sır perdesi, sahnede zamanla yarışan bir soruşturmaya dönüşüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Klasik bir başyapıt olan “Cimri”, Molière’in yüzyılları aşan metnini güçlü bir yorumla sahneye taşıyor. İnsan doğası, para tutkusu ve aile ilişkilerini mizahi bir dille ele alan oyun, 15 Mart Pazar saat 16.00’da Fişekhane Ana Sahne’de seyirciyle buluşuyor.&nbsp;</p><p></p><p>İlişkiler ve İçsel Yüzleşmeler</p><p>Dolunay Soysert ve Bülent İnal’ın çarpıcı performanslarıyla “Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler”, 24 Mart Salı saat 20.30’da sırların, yalanların ve tehlikeli oyunların gölgesinde evlilik kurumunu mercek altına alıyor.&nbsp;</p><p></p><p>25 Mart Çarşamba saat 20.30’da sahnelenecek “İyi Değilim Ama Anlatacak Kadar da Kötü Değilim”, Esra Dermancıoğlu’nun yazıp, yönetip oynadığı güçlü bir anlatıyla izleyici karşısına çıkıyor. Oyun, Mine ve Memo’nun dijital çağın tüketim ilişkileri ve ebeveyn mirasının gölgesinde şekillenen aşkı, sert ama mizahi bir anlatımla sahneye taşıyor.</p><p></p><p>26 Mart Perşembe saat 20.30’da seyirciyle buluşacak olan kara komedi “Deli misin Sen?”, iyiliğin delilik sayıldığı bir çağda akıl ile hakikat arasındaki sınırları sorguluyor. Zeynep ile Cem’in, görünmez ama fazlasıyla gerçek “Şükrü Abi”nin gölgesinde kesişen hikayesi, kahkaha ile gerilim arasında savrulan modern bir fabla dönüşüyor.&nbsp;</p><p></p><p>“Elma Labrador Çimen” ise Matthew Seager’ın çok ödüllü metninden uyarlanan, Alzheimer’ın gölgesinde yeniden anlatılmak istenen 50 yıllık bir aşk hikayesini sahneye taşıyor. Engin Hepileri ve Nergis Öztürk’ü buluşturan oyun, 27 Mart Cuma saat 20.30’da sergilenecek.</p><p></p><p>Toplumsal Eleştiri ve Sahne Arkası Kaosu</p><p>Nobel ödüllü yazar Dario Fo’nun en bilinen politik komedilerinden “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” 28 Mart Cumartesi saat 20.30’da sahnede olacak. Oyun, artan hayat pahalılığı karşısında iki işçi ailesinin sisteme karşı verdiği mücadeleyi mizahın sert diliyle anlatıyor.&nbsp;&nbsp;</p><p></p><p>29 Mart Pazar saat 17.00’de sahnelenecek “Oyunun Oyunu”, sahne arkasındaki kaosu ve karışan replikleri merkezine alarak tempolu ve katmanlı bir komedi sunuyor. Engin Alkan, Günay Karacaoğlu ve Salih Kalyon’un başrollerini paylaştığı yapım, tiyatronun iç dinamiklerine eğlenceli bir bakış getiriyor.</p><p></p><p>Nostalji ve Modern Komedi</p><p>30 Mart Pazartesi saat 20.30’da “Yonca’nın 90’lar Ekspresi”, 90’ların ruhunu sahneye taşıyarak izleyiciyi nostalji ile bugünün estetiği arasında bir yolculuğa çıkarıyor.</p><p></p><p>Fişekhane Ana Sahne, Mart programının kapanışını 31 Mart Salı saat 20.30’da “Eşyanın Tabiatı” ile yapıyor. Gizemli bir iş ilanıyla yolları kesişen Yavuz ve Yasemin’in sıra dışı karşılaşması, akıl oyunları ve sürprizlerle ilerleyen tempolu bir komediye dönüşüyor.</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Fişekhane’de Masallar ve Müzikallerle Ailece Sanat Zamanı&nbsp;</p><p></p><p>Fişekhane, Mart ayında çocuklara ve ailelere yönelik müzikal seçkisiyle sahnesini masallarla buluşturuyor. 1 Mart Pazar saat 12.00’de sahnelenecek “Sevimli Cin ve Alaaddin – Özgürlük Şarkısı”, klasik bir masalı yeniden yorumlayarak çocukları interaktif bir serüvene davet ediyor. Hayallerin ve zarafetin sahneye taşındığı “Balerin Prensesler” ise 7 Mart Cumartesi saat 12.00’de müzik ve dans eşliğinde minik sanatseverlerle buluşuyor.</p><p></p><p>8 Mart Pazar saat 12.00’de sahnelenecek “Çizmeli Kedi Müzikali”, renkli kostümleri ve neşeli müzikleriyle çocuklara unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Mart ayı programında yer alan bir diğer yapım olan “Güzel ve Çirkin”, 14 Mart Cumartesi saat 12.00’de asıl güzelliğin insanın içinde olduğu mesajını sahneye taşıyor.</p><p></p><p>Bir aile müzikali olan “Alice”, fantastik karakterleri, müzikleri ve enerjik performanslarıyla 15 Mart Pazar saat 12.00’de izleyici karşısına çıkıyor. 28 Mart Cumartesi saat 12.00’de sahnelenecek “Çılgın Profesör” ise bilim ve eğlenceyi bir araya getirerek çocukları keşif dolu bir yolculuğa davet ediyor.</p><p></p><p>Mart ayının son çocuk oyunu “Oz Ülkesi”, Oz Büyücüsü masalının müzikal uyarlaması olarak 29 Mart Pazar saat 12.00’de sahneleniyor. Yaratılan masalsı atmosfer, yalnızca çocukları değil yetişkinleri de büyülüyor.</p><p></p><p>ÖzakKSEV ile Çok Katmanlı Bir Sahne Programı</p><p>Fişekhane’nin sahne programları, Özak Global Holding’in, geçmişin değerlerini geleceğin başarı ve ilham öyküleriyle buluşturma vizyonu doğrultusunda faaliyet gösteren Özak Kültür Sanat Eğitim Vakfı (ÖZAKKSEV) vizyonuyla hayata geçiriliyor. Farklı disiplinlerden üretimleri bir araya getiren bu program, her yaştan izleyiciye ulaşan sürdürülebilir ve nitelikli bir kültür sanat platformu oluşturmayı amaçlıyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünyaca ünlü fotoğrafçı Ahmet Ertuğ Venedik sahnesinde</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunyaca-unlu-fotografci-ahmet-ertug-venedik-sahnesinde-3150/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunyaca-unlu-fotografci-ahmet-ertug-venedik-sahnesinde-3150/</id>
<published><![CDATA[2026-02-24T09:52:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-24T09:52:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F2C0C-8965D1-07DF6A-B499DC-B26AF4-7BA854.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de kültür sanatın dijitalleşmesine ve geniş kitlelere ulaşmasına öncülük eden Trendyol Sanat, ülkemizin sanatsal birikimini Ahmet Ertuğ gibi küresel değerlerle uluslararası arenaya taşıyor. Dünya çapında tanınan mimar ve fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ’un “Beyond the Vanishing Point” adlı sergisi Trendyol Sanat’ın desteğiyle Venedik’te kapılarını sanatseverlere açtı. Serginin küratörlüğünü Denis Curti üstleniyor.</p><p></p><p>Anıtsal iç mekanlar tüm görkemiyle sergide&hellip;</p><p>Avrupa’nın en saygın sanat merkezlerinden Le Stanze della Fotografia'daki sergi, Ayasofya'dan Pantheon'a 29 büyük boyutta basılmış esere ev sahipliği yapıyor. Serginin en dikkat çekici eserlerinden biri olan Ayasofya, kırk penceresinden süzülen ışık halkası üzerinde adeta asılı duran merkez kubbesi ve anıtsal iç mekân kurgusuyla, mimari dehanın sınırlarını zorlayan ve zamansız bir huşu uyandıran bir başyapıt olarak öne çıkıyor.</p><p>Sergide, Batı mimarisinin zirvesi olan; Roma’nın kusursuz geometrisi Pantheon ve Rönesans’ın sarmal estetiği Villa Farnese de dikkat çeken eserler arasında yer alıyor. İtalya'nın en önemli opera binalarından tarihi La Fenice Tiyatrosu da, tüm ihtişamıyla Ertuğ'un kadrajından sanatseverlerle buluşuyor.</p><p></p><p>“Mimariyi onu inşa edenlerin gözünden deneyimletiyorum”</p><p>Erişimi kısıtlı veya gizli kalmış şaheserleri tüm görkemiyle gün yüzüne çıkaran Ahmet Ertuğ, serginin İtalya’nın mimari mirasına ve onun Akdeniz dünyasıyla kurduğu derin diyaloğa odaklandığını belirtiyor. 50 yılı aşkın süredir Anadolu, Avrupa, Akdeniz ve ötesine objektifini çeviren Ertuğ, Trendyol Sanat’ın desteğiyle yeni sergisini genişletme ve uluslararası bir platforma taşıma imkânı bulduğunu söyledi:</p><p>"Bu tür iş birlikleri, Türk sanatçılarının yurt dışında kendi kültürel birikimlerini ve sanatsal derinliklerini görünür kılabilmeleri açısından büyük önem taşıyor. Doğru destek ve sürdürülebilir ortaklıklarla, Türkiye’nin sanat alanındaki birikiminin uluslararası ölçekte daha güçlü biçimde temsil edilebileceğine inanıyorum. Beyond the Vanishing Point sergisi mimarinin hem sürekliliği hem dönüşümü nasıl bünyesinde taşıdığını görünür kılıyor. Kültürleri, çağları ve coğrafyaları birbirine bağlarken, izleyiciyi çoğu zaman gizli, uzak ya da erişilmesi güç mekânlara davet ediyor. Mimarlık geçmişimden dolayı fotoğrafı yalnızca belgeleme aracı değil, bir yorumlama biçimi olarak görüyorum. Mimariyi, onu yaratanların gözünden deneyimlemenin ve görünür hale getirmenin bir yolu."</p><p></p><p>İlk kez bir Türk sanatçının sergisi Le Stanze della Fotografia'da</p><p>Türkiye'nin kültürel mirasını ve mimarisini yarım asır boyunca dünyaya tanıtan Ahmet Ertuğ, fotoğraflarını 8×10 inç büyük format bir körüklü kamera ve filmle çekiyor. Doğu ile Batı arasında yüzyılları aşan mimari bir bağ kuran sergi, Le Stanze della Fotografia'da 6 Nisan tarihine kadar gezilebilecek.&nbsp;</p><p>Le Stanze della Fotografia, fotoğrafın modern ve çağdaş sanatın en ilgi çekici dillerinden biri olarak Venedik’te kendine özgü bir 'eve' sahip olması gerektiği inancıyla 2012’de açıldı. Aralarında Sebastião Salgado, Elliott Erwitt, Gianni Berengo Gardin, Helmut Newton, David LaChapelle, Letizia Battaglia, Ferdinando Scianna ve Mario De Biasi gibi büyük fotoğrafçıların da yer aldığı sergilerin ardından müze, Ahmet Ertuğ'un fotoğraf sergisiyle ilk kez bir Türk sanatçının eserlerine ev sahipliği yapıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kremerata Baltica ve Lucas Debargue ile müzik ziyafeti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kremerata-baltica-ve-lucas-debargue-ile-muzik-ziyafeti-695/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kremerata-baltica-ve-lucas-debargue-ile-muzik-ziyafeti-695/</id>
<published><![CDATA[2026-02-21T14:29:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-21T14:29:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_645292-A40F20-F529FC-EC7945-3ADAAA-3DA3D3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bach’tan 5 numaralı Piyano Konçertosu ve Re minör Partita No.2 ile Mozart’tan Saraydan Kız Kaçırma operasının uvertürü ve 14 numaralı Piyano Konçertosu’nun yer aldığı programda ayrıca Arvo Pärt’ın Doğu ve Batı’nın müzikal dünyalarını iç içe geçirdiği eseri Orient &amp; Occident, Jančevskis’in doğayla kurulan sessiz diyaloğu müziğe dönüştürdüğü Lignum ve Debargue’ın Mozart’ın La majör K 331 Sonatı’nın ünlü final bölümü Rondo alla turca’dan ilhamla bestelediği Alla Turca Varyasyonlar seslendirildi.</p><p></p><p>Yeteneği ve ifade gücüyle övgü toplayan Debargue ile müziği en rafine haliyle dinleyicilere sunan topluluk konserin sonunda ayakta alkışlandı.</p><p></p><p>İş Sanat’ın etkinlik programı 23 Şubat Pazartesi akşamı “Mavi, Maviydi Gök Yüzü” isimli şiir dinletisiyle devam edecek. 28 Şubat ve 1 Mart tarihlerinde ise yeni çocuk oyunu “Hişt Hişt!” İş Kuleleri Salonu’nda sahnelenecek.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yıldız Holding'in Ramazan sergisi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yildiz-holdingin-ramazan-sergisi-sabrin-naksi-ile-kapilarini-acti-9261/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yildiz-holdingin-ramazan-sergisi-sabrin-naksi-ile-kapilarini-acti-9261/</id>
<published><![CDATA[2026-02-20T02:47:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-20T02:47:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5D6849-287FD6-580CCC-E8DCF4-08E10B-487567.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yıldız Holding, “Mutlu Et Mutlu Ol” anlayışı ve sanatı toplumla buluşturma hedefi doğrultusunda, her yıl Ramazan ayında geleneksel olarak düzenlediği sergilerine devam ediyor. Bu yıl “sabır” temasından ilham alan ve Yıldız Holding’in Çamlıca Kampüsü’nde kapılarını açan “Sabrın Nakşı” sergisi, tezhip, kalemişi ve katı‘ sanatlarının üretim süreçlerindeki emeği, ince işçiliği ve manevi derinliği görünür kılıyor.&nbsp;</p><p>Sergide, katı‘ sanatçısı Dürdane Ünver, tezhip sanatçısı Mamure Öz, mimar-nakkaş M. Semih İrteş, katı‘ sanatçısı Safiye Morçay ile tezhip ve kalemişi sanatçısı Sevgi İrteş’in farklı teknik ve üsluplarla üretilmiş 52 eseri yer alıyor.&nbsp;</p><p>Küratörlüğünü Yıldız Holding Sanat Danışmanı E. Esra Göncüoğlu’nun üstlendiği “Sabrın Nakşı” sergisinde; tezhip, katı‘ ve kalemişi teknikleriyle bezenmiş hilye-i şerifler, âyet-i kerîmeler, dualar, şiir levhaları ve katı’nın minyatürle bir araya geldiği özgün kompozisyonlar ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.</p><p></p><p>Mehmet Tütüncü: “Ramazan ayının manevi atmosferini sanat aracılığıyla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.”</p><p>Ramazan ayının manevi iklimini sanat aracılığıyla paylaşmanın, Yıldız Holding için kıymetli bir gelenek hâline geldiğini vurgulayan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü şöyle devam etti: “Yıldız Holding olarak faaliyet gösterdiğimiz her alanda ekonomik ve sosyal gelişmeyi bir bütün olarak ele alıyor, kalıcı kültürel ve manevi izler bırakmayı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. ‘Mutlu Et Mutlu Ol’ anlayışımızdan hareketle koleksiyonumuzdaki eserleri yıl boyunca Çamlıca kampüsümüzdeki kalıcı sergilerimizde ziyarete açıyor, Türkiye’nin dört bir yanında sergiler düzenliyor, sanatı toplumla buluşturma gayemizle sanatı ve sanatçılarımızı farklı vesilelerle desteklemeyi sürdürüyoruz. Birlik ve beraberlik ruhunu derinden hissettiğimiz Ramazan ayının manevi iklimine, Türk İslam sanatının nadide örneklerini taşımak artık bizim için güzel bir geleneğe dönüştü.&nbsp; Bu yıl da tezhip, kalem işi ve katı’ sanatlarının nadide ve zarif örneklerini “Sabrın Nakşı” sergimizde bir araya getirdik. Bizlere sabrı, paylaşmayı ve tefekkürü hatırlatan bu mübarek ayda, geleneksel sanatımızın incelikli ve anlam dolu eserleriyle gönüllere ulaşmanın mutluluğunu ve huzurunu yaşıyoruz. Katı‘ sanatında kâğıdın sabırla oyularak adeta hazineye dönüşmesini, kökeni Orta Asya’ya uzanan kalemişi sanatını ve sabrın estetik bir disipline dönüştüğü tezhip sanatını bu sergide buluşturduk. Her bir eser, görünenden öte bir iç disiplinin, dikkatli bir emeğin ve zamanla kurulan incelikli bir ilişkinin izlerini taşıyor. Bu vesileyle, bu anlamlı sergiye emekleriyle katkı sunan kıymetli sanatçılarımız Dürdane Ünver, Mamure Öz, M. Semih İrteş, Safiye Morçay ve Sevgi İrteş’e; eserlerini bizlerle paylaşan değerli koleksiyonerlerimize ve serginin küratörlüğünü üstlenen sanat danışmanımız Esra Göncüoğlu’na teşekkür ediyorum. Tüm sanatseverleri bu özel sergiyi görmeleri için Yıldız Holding Sergi Salonu’na davet ediyor; mübarek Ramazan ayının hepimize huzur, bereket ve hayırlar getirmesini temenni ediyorum.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İGA İstanbul Havalimanı'nda "Ramazan Şenliği"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/iga-istanbul-havalimaninda-ramazan-senligi-669/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/iga-istanbul-havalimaninda-ramazan-senligi-669/</id>
<published><![CDATA[2026-02-20T02:29:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-20T02:29:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5F5616-FBA680-C19E13-7EBA89-926D10-530BA9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>2025 yılında Skytrax tarafından “Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı” seçilen İGA, bu yıl festival havasında bir karşılama hazırladı. Dünyanın dört bir yanından, her yaştan ve her kültürden yolcuya hitap eden bu atmosfer, Ramazan’ın birleştirici gücünü teknoloji ve sanatla harmanlayarak seyahat deneyimine bambaşka bir boyut katıyor.</p><p>Dijitalle Modernleşen Bir Kültür Köprüsü: Ramazan Köyü&nbsp;</p><p>İGA İstanbul Havalimanı “Ramazan Şenliği” kapsamında pek çok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Terminalin hem İç hem de Dış Hatlar bölümlerinde konumlanan Ramazan Köyü, klasik etkinlik sınırlarını aşarak ziyaretçilerine hibrit bir alanlar sunuyor. Ramazan ayı boyunca 10:00 – 22:00 saatleri arasında açık olan bu noktada; kaligrafi ve ebru atölyelerinden çocuk oyun alanlarına, çizgi film gösterimlerinden nostaljik atlı karıncaya kadar geniş bir aktivite yelpazesi yolcuları bekliyor.</p><p>İnovasyonu merkeze alan İGA, Dijital Dilek Ağacı ile yolcuların temennilerini görsel bir şölene dönüştürüyor. Bu yenilikçi yaklaşım, fütüristik hatıra fotoğrafı noktalarıyla tamamlanıyor. Ziyaretçiler; dijital ebru desenlerinden "Sultanlar Şehri" İstanbul’un modern tasvirlerine, Sanal Gerçeklik (VR) destekli Ay yolculuğundan Karagöz ve Hacivat’ın dünyasına kadar dört farklı konsepti deneyimleyebiliyor. Paylaşma geleneği ise Ramazan Postanesi ile kıtaları aşıyor; yolcuların hazırladığı özel kartpostallar İGA aracılığıyla dünyanın dört bir yanına ulaştırılarak İstanbul’dan evrensel bir sevgi köprüsü kuruluyor.</p><p>Hem Eğlenceli Hem Gastronomik: Her Yaşa Uygun Aktivite</p><p>"En Aile Dostu Havalimanı" unvanının sorumluluğuyla çocuklar ve aileler, kutlamaların kalbinde yer alıyor. Terminal genelinde yankılanan ney, ud ve kanun ezgileri ruhu dinlendirirken, haftalık Hacivat-Karagöz gölge oyunları kültürel mirası canlı tutuyor. Enerji dolu trambolin alanları küçük misafirlere eğlence sunarken, profesyonel sanatçıların düzenlediği atölyeler yolculara sanatla iç içe anlar yaşatıyor.</p><p>Bu zengin program, her gün 11:00 – 20:00 saatleri arasında sunulan ücretsiz ikramlarla taçlanıyor. Reyhan şerbeti, meyveli Osmanlı macunu, pamuk şeker ve hurma gibi geleneksel lezzetler, modern bir sunumla birleşerek seyahat öncesi unutulmaz bir lezzet durağı oluşturuyor.</p><p>Geleneksel Sanatlar ve Gösteriler:</p><p>•	Atölyeler: Kaligrafi ve Ebru sanatçılarının canlı performansları ve yolcu katılımına açık workshoplar.</p><p>•	Gölge Oyunu: Haftada bir gün, Dış Hatlar’da sergilenen geleneksel Hacivat ve Karagöz gölge oyunları.</p><p>•	Müzik Dinletileri: Terminal genelinde yankılanan ney, ud ve kanun ezgileri.</p><p>Çocuk ve Aile Odaklı Eğlence:</p><p>•	Nostaljik Lunapark: Atlı karınca ve enerji dolu trambolin alanları.</p><p>•	Çocuk Oyun Alanları: Çizgi film gösterimleri, sosis balon etkinlikleri ve deforme aynalarla eğlenceli anlar.</p><p>•	Hediye Çarkı: Dış Hatlar’da haftada 2 kez düzenlenen, peluş çantalardan defterlere kadar pek çok sürpriz hediyenin dağıtıldığı aktivite.</p><p>Dijital Deneyim ve İnovasyon:</p><p>•	Dijital Dilek Ağacı (The Tree of Unity): İGA’nın teknoloji vizyonuyla Ramazan’ın manevi ruhunu birleştiren, görsel derinliği yüksek bir enstalasyon.</p><p>•	Deneyim Photobooth (Dört Farklı Yolculuk):</p><p>o	Mirasın Estetiği: Dijital ebru ve hat sanatı dokuları</p><p>o	Sultanlar Şehri: Ayasofya ve nostaljik İstanbul sokaklarında modern-etnik bir tasvir</p><p>o	İGA Galaksi: Akıllı havalimanı vizyonunu yansıtan fütüristik VR Ay yolculuğu</p><p>o	Hayal Perdesi: Karagöz &amp; Hacivat temalı oyunlaştırılmış dijital deneyim</p><p>İkramlar ve Nostaljik Duraklar</p><p>Ramazan Köyü’nde her gün 11.00 – 20.00 saatleri arasında yolculara ücretsiz olarak sunulan geleneksel lezzetler:</p><p>•	Reyhan Şerbeti ve Hurma</p><p>•	Meyveli Osmanlı Macunu</p><p>•	Pamuk Şeker</p><p>Ramazan Postanesi: Dış Hatlar Giden Yolcu alanındaki bu konseptte, yolcular sevdiklerine özel tasarlanmış Ramazan kartlarını yazabiliyor. Bu kartlar İGA tarafından dünyanın dört bir yanına ulaştırılarak İstanbul’dan evrensel bir paylaşım köprüsü kuruluyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya Şampiyonu Anadolu Rüyası bu kez Brezilya'da</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-sampiyonu-anadolu-ruyasi-bu-kez-brezilyada-9306/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-sampiyonu-anadolu-ruyasi-bu-kez-brezilyada-9306/</id>
<published><![CDATA[2026-02-17T02:12:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-17T02:12:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8E828E-EB63F1-274869-91D611-1D60A7-AC32AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin ilk ve tek geleneksel dans tiyatrosu projesi olan Anadolu Rüyası, 3–6 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Brezilya Nova Prata Uluslararası Dans Yarışması’nda ülkemizi temsil edecek.</p><p>Kore Ulusal Dans Komitesi tarafından 22’ncisi organize edilen ve 86 ülkede faaliyet gösteren Federation of International Dance Festivals (FIDAF) çatısı altındaki prestijli organizasyon, dünyanın dört bir yanından dans topluluklarını buluşturuyor. Anadolu Rüyası, bu önemli platformda Türkiye’nin kültürel zenginliğini sahneye taşıyacak.</p><p>7 Bölge, 7 Tema, Binlerce Genç</p><p>2015 yılından bu yana her yıl farklı tematik gösterilerle sahne alan Anadolu Rüyası, Türkiye’nin 7 bölgesinde eş zamanlı yürütülen ilk ve tek sahne projesi olma özelliğini taşıyor.</p><p>Bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında 28.000’den fazla seyirciyle buluşan proje;</p><p>•	2015’te Litvanya</p><p>•	2016’da Polonya</p><p>•	2017’de Sırbistan</p><p>•	2018’de Bulgaristan</p><p>•	2019’da Güney Kore</p><p>•	2022’de yeniden Sırbistan</p><p>Sahne performanslarıyla uluslararası platformda Türkiye’yi temsil etti.</p><p>Proje, 2015 yılında Litvanya’da ve 2019 yılında Güney Kore’de düzenlenen uluslararası dans yarışmalarında 16 ülke arasında Dünya birincisi olarak iki kez şampiyonluk elde etti. Pandemi döneminde ise Sırbistan’da gerçekleştirilen online yarışmada halk oylamasıyla “en başarılı dans projesi” seçilerek önemli bir uluslararası takdir kazandı.</p><p>“Kültürümüz Taytla Değil, Öz Haliyle Temsil Edilmeli”</p><p>Anadolu Rüyası’nın mimarı ve Genel Sanat Yönetmeni Okan Gürbüz, projenin Brezilya yolculuğunu şu sözlerle değerlendirdi:</p><p>“Anadolu Rüyası, Türkiye’de geleneksel anlamda hayata geçirilmiş ilk dans tiyatrosu projesidir. Amacımız; kendi öz değerlerini doğru bilen, sahip çıkan ve gururla temsil eden bir nesil yetiştirmek. Özellikle lise kademesindeki gençlerin kültürel mirasımızı öğrenmesi ve sahnede yaşatması bizim için çok kıymetli.”</p><p>1996 yılından bu yana dünyanın pek çok ülkesinde uluslararası etkinliklere katıldığını belirten Gürbüz, ülkelerin kendi kültürlerine gösterdiği hassasiyetin projeye ilham verdiğini vurguladı:</p><p>“Anadolu kültürü tayt ile temsil edilmeyecek kadar değerlidir. Dünya bizi, bu kültürün öz haliyle görmek istiyor. Dün Güney Kore’de başardık, şimdi Brezilya’da aynı heyecanı yaşıyoruz. %100 kendi dansımız, müziğimiz ve kostümlerimizle sahnede olacağız.”</p><p>Kültür Hareketi Olarak Anadolu Rüyası</p><p>Anadolu Rüyası yalnızca bir dans projesi değil; “Türkiye’nin Geleneksel Kültür Hareketi” olarak konumlanıyor. Proje kapsamında gençlere;</p><p>•	Geleneksel halk dansları</p><p>•	Müzik ve ritim eğitimi</p><p>•	Kostüm kültürü</p><p>•	Sahne ve drama</p><p>•	Makyaj ve performans disiplini</p><p>Gibi alanlarda kapsamlı eğitimler veriliyor.</p><p>Yedi yılda yedi farklı tema ile binlerce gence ulaşan proje, kültürel aktarımı sahne estetiğiyle buluşturuyor.</p><p>Hedef: Brezilya’da Yeni Bir Zafer</p><p>2019 yılında Güney Kore Cheonan Dans Yarışması’nda kazanılan dünya birinciliğinin ardından Anadolu Rüyası, Brezilya’da da yeni bir başarı hikâyesi yazmayı hedefliyor.</p><p>Genç dansçıların sahneleyeceği gösterilerde Anadolu’nun ritmi, kostümü ve anlatısı, Güney Amerika sahnesinde hayat bulacak.</p><p>Türkiye’nin kültürel mirası, bir kez daha dünya sahnesinde alkışlanmaya hazırlanıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kadın yazarların buluşması sona erdi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-yazarlarin-bulusmasi-sona-erdi-324/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kadin-yazarlarin-bulusmasi-sona-erdi-324/</id>
<published><![CDATA[2026-02-16T15:41:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-16T15:41:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A9DCD1-23C748-D37A69-3293CF-79B613-9848D6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Festival süresince İstanbul Devlet Tiyatrosu sahneleri, 9 farklı ülkeden gelen toplulukları ağırlayarak tam bir sanat köprüsü kurdu. Toplam 19 farklı eserin sergilendiği bu süreçte, dünya tiyatrosunun güncel örnekleri ve kadın yazarlığın gücü gözler önüne serildi. Sınırları aşan bir seçkiyi başarıyla sahneleyen kurumumuz, uluslararası düzeyde sanatsal diyaloğun öncüsü olmaya devam etti.</p><p></p><p>Sadece sahne performanslarıyla değil, AKM fuaye alanında sergilenen “Sahnede Kadın” sergisiyle de festivalin sanatsal derinliği pekiştirildi. Devlet Tiyatroları tarafından titizlikle hazırlanan atölye çalışmaları ve paneller, sanatseverlere metinden sahneye uzanan yaratım sürecini yakından inceleme fırsatı sundu.</p><p></p><p>Pazar günü sona eren bu büyük buluşma, yerli ve yabancı yapımların uyumuyla kadın emeğinin tiyatrodaki vazgeçilmez yerini bir kez daha kanıtlamış oldu.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Elli üç yıllık deneyim</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/elli-uc-yillik-deneyim-8705/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/elli-uc-yillik-deneyim-8705/</id>
<published><![CDATA[2026-02-14T16:18:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-14T16:18:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E01B32-A3D580-0C8C11-DC9A96-7111B0-0E55E6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Her yıl sergilediği Karikatürleri bu yıl&nbsp; Sekiz Sanat Galerisi öncülüğünde&nbsp; özel seçilmiş 84 karikatürle sanat severlerin beğenisine sundu.&nbsp; Sergi süresince çeşitli faliyetlerde düzenlenen galeride sanatçının kitapları ve özel karikatürleride satışa sunuldu. Açılışta sanat severler ve sanatçı dostlarının&nbsp; akınına uğradı.</p><p></p><p>Sanatçı Selim Candan Verer&nbsp; 53 senede çeşitli dergilerde ve gazetelerde çalıştı. Karikatür ve mizah dergileri, Sendika gazete , dergileri ve Kadıköy Belediyesinin gazeteleri en bilinen yayın organlarındandır. 1974 den bu yana Çeşitli ustalardan dersler aldı. 1979 yılında Canol Kocagöz&nbsp; ve Nehar Tüblek tarafından öneriler ve dersler aldı. Profesyonel olarak 1979 yılında Karikatürcüler derneğine üye olmuştur.</p><p></p><p>Sanatçı ‘’Karikatür çalışmalarının tümünü bilgisayar katkısı olmadan elde çizip renklendirdiğini, sulu boya veya&nbsp; çini mürekkebi&nbsp; ile yaptığını ‘’&nbsp; söyledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Deniz Sağdıç'ın "Sanat İyileştirir" sergisi sanatseverlerle buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/deniz-sagdicin-sanat-iyilestirir-sergisi-sanatseverlerle-bulustu--1183/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/deniz-sagdicin-sanat-iyilestirir-sergisi-sanatseverlerle-bulustu--1183/</id>
<published><![CDATA[2026-02-14T02:48:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-14T02:48:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0537FD-DE91CA-628AE1-25181C-545668-D976AC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Memorial Sağlık Grubu, sanatın iyileştirici gücünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla buluşturan “Sanat İyileştirir” projesinin ikinci sergisine bu kez Memorial Göztepe Hastanesi’nde ev sahipliği yapıyor. Sergi, Memorial hastanelerinde toplanan medikal ve teknolojik atık malzemelerin ileri dönüşüm sanatçısı Deniz Sağdıç’ın özgün yorumuyla portre eserlere dönüştürüldüğü özel bir seçkiden oluşuyor.</p><p>Serginin açılışı, Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz ve Deniz Sağdıç başta olmak üzere Ece Vahapoğlu, Banu Sağnak, Zeynep Beşerler, Begüm Öner, Muammer Ketenci, Seren Fosforoğlu, Rıza Çalımbay, Tuğçe Çalımbay ve Yağmur Ergün ile sanat, spor ve iş dünyasından önde gelen konukların katıldığı özel etkinlikle yapıldı.&nbsp;</p><p>Tıbbi atıktan sanat eserine: Her parça bir dönüşüm hikâyesi</p><p>Memorial hastanelerinde yürütülen ayrıştırma süreciyle toplanan medikal ve teknolojik atıklar, ileri dönüşüm sanatçısı Deniz Sağdıç’ın özgün yorumuyla sanatsal bir forma kavuştu.</p><p>Kan tüpleri ve kapakları, flakon ve ilaç kapakları, enjektör ve şırıngalar, mama kutusu kapakları, tarihi geçmiş renkli tablet ilaçlar, pipet ve pipet uçları, elektronik kablo ve çipler, anakartlar ile tekstil ve üniforma parçaları gibi tedavi süreçlerinden çıkan çok sayıda atık materyal, geri ve ileri dönüşüm prensibiyle portre eserlere dönüştürüldü.</p><p>Memorial hastanelerinden ayrıştırılarak toplanan materyallerle üretilen 10 yeni eser, ilk kez Memorial Göztepe Hastanesi’nde sanatseverlerle buluşurken; Memorial Bodrum Hastanesi için daha önce hazırlanan ve benzer dönüşüm süreçlerinden geçen 7 özel eser de yeniden sergiye dahil edilerek seçkiyi genişletiyor. Böylece sergi, Memorial’ın farklı hastanelerinde ortaya çıkan atıkların sanatsal bir bütünlük içinde yeniden hayat bulduğu kapsamlı bir ileri dönüşüm anlatısı sunuyor.</p><p>“Atık materyallerin yeniden hayat bulması sürdürülebilirlik yaklaşımımızın en güçlü sembollerinden biri.”</p><p>Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, sergiye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Memorial Sağlık Grubu olarak sağlık hizmetini yalnızca klinik tedavi süreçleriyle sınırlamayan, insanın ruhsal ve çevresel iyilik halini de gözeten bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Sanatın iyileştirici gücü, hastalarımızın ve yakınlarının moralini yükselten, yaşam enerjisini destekleyen çok güçlü bir alan. ‘Sanat İyileştirir’ projesi, sürdürülebilirlik anlayışımız ile sanat vizyonumuzu bir araya getiren çok özel bir çalışma. Hastanelerimizde oluşan ve doğru yönetilmediğinde doğa için risk oluşturabilecek atıkları, Deniz Sağdıç’ın yaratıcı yorumuyla kalıcı sanat eserlerine dönüştürmek; sağlık kurumlarının aynı zamanda çevresel ve kültürel sorumluluk üstlenen yapılar olabileceğini de gösteriyor.</p><p>Deniz Sağdıç, atığı değere dönüştürme konusundaki vizyonu ve özgün üretim diliyle çağdaş sanatın en ilham verici isimlerinden biri. Kendisinin sıradan bir materyali güçlü bir insani hikâyeye dönüştürme becerisine büyük bir hayranlık duyuyoruz. Sanat İyileştirir’ projesinin ilk adımını Memorial Bahçelievler hastanemizde atmış ve çok güçlü bir etki yarattığını hep birlikte görmüştük. Bugün bu yolculuğun Memorial Göztepe’de devam etmesi ve farklı hastanelerimizden toplanan materyallerle yeni eserlerin hayat bulması bizim için son derece kıymetli. Memorial Sağlık Grubu olarak sanatın dönüştürücü gücünü hastanelerimize taşımaya ve sürdürülebilir projelerle sanatın yanında olmaya devam edeceğiz.”</p><p>Sanatla güçlenen sürdürülebilir gelecek</p><p>Memorial Sağlık Grubu, 2005 yılından bu yana hastanelerinde sanat galerileri, sanat projeleri ve kültürel iş birlikleriyle sağlık ve sanatı bir araya getiriyor. Sanatın ruh ve beden sağlığı üzerindeki pozitif etkisinden yola çıkan kurum, hastane ortamını yalnızca tedavi alanı değil, ilham veren ve iyileşmeyi destekleyen bir yaşam alanı olarak kurguluyor.</p><p>Sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm operasyonlarına entegre eden Memorial, doğal kaynakların korunması, atıkların sorumlu yönetimi ve çevre dostu uygulamalarıyla geleceğe duyarlı bir sağlık modeli benimsiyor. “Sanat İyileştirir” sergisi, bu yaklaşımın sanat yoluyla görünür hale geldiği en güçlü projelerden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>İleri dönüşüm sanatçısı Deniz Sağdıç, kullanım ömrünü tamamlamış her objeyi sanatın iyileştirici gücünden ilham alarak yeniden yorumluyor; atık olarak görülen unsurları güçlü insan yüzlerine ve hikâyelere dönüşen sürdürülebilir sanat eserlerine taşıyor. Sanatçının bu yaklaşımı, yalnızca estetik bir üretimi değil, yeniden değerlendirme ve doğaya duyarlı bir sanat zeminini de temsil ediyor.</p><p>Memorial Göztepe Hastanesi’nde açılan “Sanat İyileştirir” sergisi, ay boyunca ziyaret edilebilecek ve sağlık, sanat ve sürdürülebilirliğin kesiştiği özgün bir deneyim sunacak. Sergi, Mart ayında ise Memorial’ın Şişli ve Ataşehir Hastanelerinde sergilenmeye devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Elif Sanchez, 13 Şubat'ta 'Ayrılıq' teklisi ile tüm dijital platformlarda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/elif-sanchez-13-subatta-ayriliq-teklisi-ile-tum-dijital-platformlarda-9204/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/elif-sanchez-13-subatta-ayriliq-teklisi-ile-tum-dijital-platformlarda-9204/</id>
<published><![CDATA[2026-02-14T02:05:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-14T02:05:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_853D88-20FEB2-FA333C-0D7147-D40C3D-616116.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Müzisyen bir aileden gelen ve 10 yaşına kadar ailesinden aldığı müzik eğitiminin ardından, İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndan üstün başarı ödülü ile mezun olan Elif Sanchez, 2017’de Bill Pierce Ödülü ve Akdeniz Müzik Enstitüsü Ödülü’nü kazanarak Berklee College of Music’den mezun oldu.</p><p></p><p>2021 yılında kendi adıyla yayınladığı Türk Halk Müziği, Klasik Müzik ve Caz eğitimini harmanladığı müzikal tarzı ile Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasının en sevilen türkülerini, kendine has yorumuyla adını taşıyan ilk albümünün ardından Sanchez’in 11 Grammy Ödüllü, 20'den fazla Altın ve Platin plak sahibi dünyaca ünlü besteci, gitarist ve prodüktör Javier Limon prodüktörlüğünde 11 şarkıdan oluşan 2.albümü “MI VOZ“da yer alan ve Kenan Doğulu ile düet olarak seslendirdiği ‘Vuelve (Kurşun Adres Sormaz Ki)’ ile büyük ses getirdi.</p><p></p><p>Ardı ardına, Paul Sanchez ile ‘Tres Palabras’ ve Javier Limón’un “Viajeras”albümünde yer alan ‘A Donde Te Has Ido’yu yayınlayan Elif Sanchez, Selami Şahin’in sanat kariyerinin 57. yılında birbirinden değerli isimlerin yer aldığı “Selami Şahin Şarkıları 1” albümünde kendine özgü yorumuyla ‘Benim İçin Öldün Artık’ şarkısına hayat verdi. Madrid Caz Festivali’nde de beraber sahne aldığı dünyaca ünlü Alfredo Rodriguez ile 2 şarkı kaydetti ve ikili, ‘Besame Mucho’ şarkısını tekli olarak yayınladılar.</p><p></p><p>&nbsp;“Ayrılıq” benim için çok özel bir şarkı. Hatta şarkıcılık yolculuğumun bu şarkıyla başladığını söylesem yanlış olmaz. Berklee’de okurken kendimi sadece bir enstrümantalist olarak görüyordum. Şarkı söylüyordum ama sadece sevdiğim için, hobi gibi; kendimi hiçbir zaman bir şarkıcı olarak tanımlamıyordum. Bir gün Berklee Orta Doğu Festivali’nin yapımcısı benden Azerbaycan halk türküsü olan “Ayrılıq”ı seslendirmemi istedi. O dönemde okulda Azerbaycanlı bir şarkıcı yoktu ve benim Azerbaycan Türkçesinde şarkı söyleyebildiğimi biliyorlardı. Çok heyecanlandım, gerçekten kendimi bir vokalist olarak görmüyordum. Ama onlara yardımcı olmak adına kabul ettim. Konserde Azerbaycanlı piyanist Emil Afrasiyab ile birlikte sahne aldım. O andan sonra insanlar beni sürekli şarkı söylemem için aramaya başladı. Her şey o performansla bir anda değişti. Bu şarkı hayatım boyunca bana eşlik etti. “Ayrılıq”, bir sevgiliden değil, bir vatandan ayrılığı anlatır. Yurt dışında yaşamayı ben seçmiş olsam da, yurduma özlemim hiç bitmedi. Hâlâ Türkiye’de yaşamıyorum ama kalbim her zaman onunla atıyor. Bugün bile, ağlamak istediğimde söylediğim şarkı hâlâ Ayrılıq’’ diyen Elif Sanchez 13 Şubat’ta yayınlanan ‘Ayrılıq’ teklisi ile tüm dijital platformlarda.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Gilgameş Operası: Zamansız Bir Efsane</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gilgames-operasi-zamansiz-bir-efsane-7561/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gilgames-operasi-zamansiz-bir-efsane-7561/</id>
<published><![CDATA[2026-02-13T11:22:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-13T11:22:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_09DEBC-0909D2-143B19-E923AC-E6EFE3-34E825.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bir özgürlük tutkusu destanı olan ve insanlığın kadim sorularına ışık tutan ilk yazılı destan olan “Gilgameş Operası”, bilgisizlikten bilgiye geçişi tasavvufi bir şekilde ele almasından dolayı zamansız bir eser olma özelliğine sahiptir. Ülkemizin yetiştirdiği 20. yüzyılın en büyük bestecilerinden biri olan Ahmed Adnan Saygun’un kültürler arasında köprü olma işlevini taşıdığı ve ana yurdunun düşünce dünyasını, kavramsal bir çerçeve içinde yorumladığı yapıtlarından olan bu epik dram, Doğu’nun ezgiselliği ile Batı’nın çok sesliliğinin iç içe geçmiş halidir.</p><p>Destanın konusunun zamansız olmasının en önemli etkenlerinden biri de, hiç kuşkusuz, insanoğlunun hala aynı “rüya”nın peşinde olmasıdır. Hem Tanrı, sevgi, ilahi aşk vb. tasavvufi kavramları işlediği hem de tarih ve eser bazında milli ve yerli oluşu olması ile Gılgameş, toplumumuz için değerini ve önemini her geçen gün daha da artırmaktadır.</p><p>Caner Akın’ın teknoloji ile sahne tekniklerini harmanlayarak, Türkiye’de ilk kez opera sahnelenmesinde devrim yaratarak büyük bir görsel şölen ile sahneye koyduğu “Gilgameş Operası”nda, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı yönetecek. Dekor ve görsel tasarımı Efter Tunç, kostüm tasarımı Gizem Betil, Işık tasarımı Cem Yılmazer, video tasarımı Aisha Hajiyeva, koreografisi Deniz Özaydın imzalı eserde, İDOB Korosu’nun şefi Paolo Villa.</p><p>Temsillerdeki rol dağılımı şöyle; Hikayeci: Hüseyin Likos; Gilgameş: Matthew Solovieff ; Enkidu: Arda Erkara ; Ninsun: Aylin Ateş / Deniz Likos; Şamaş: Burak Bilgili; İştar: Şebnem A. Kışlalı / Mine Kurtoğlu; Anu: Gökhan Ürben; Antum: Nesrin Gönüldağ / Asude Karayavuz; Enlil: F. Kılıç Aslan / Uğur Etiler; Humbaba: Melike Manav; Alto Solo: Neslişah Pekin / Nursel Yazman;&nbsp; Halktan Bir Kadın: Neslişah Pekin / Nursel Yazman; İştar Kızı: Ayşenur Haksoy / Burcu Soysev / Aslı Ulu; Siduri: Merve Erdier ; Soprano Hikayeci: Ayşegül Karkıner; İrnina: Zeynep Halvaşi / Seda Taşpınar; Gelin: Ayşe Aras; Damat: Agit İşcan; Yılan: Ardis Kanat Tekkanat; A Düşünce Hayali: Emre Güngör; B Düşünce Hayali: Mualla Dedemen; C Düşünce Hayali: Banu Ergün; D Düşünce Hayali: Ahmet Baykara / Emre Parlar; Ut Napiştim: Alper Saldıran</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sevgililer Günü'nde Fişekhane'de çiftlere özel Wellness buluşması</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sevgililer-gununde-fisekhanede-ciftlere-ozel-wellness-bulusmasi-7265/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sevgililer-gununde-fisekhanede-ciftlere-ozel-wellness-bulusmasi-7265/</id>
<published><![CDATA[2026-02-13T09:29:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-13T09:29:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_40E1AE-6D042B-1DFC23-4424C0-FDFB54-51DEA3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İlki, 7 Şubat’ta gerçekleşen Zenin Wellness Day; yoga, meditasyon, nefes ve ses çalışmalarıyla bütünsel wellness yaklaşımını bir araya getirerek Fişekhane’yi gün boyu süren bir sağlıklı yaşam alanına dönüştürdü. Bu deneyim, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan Love Fair ile bu kez çiftlere özel olarak, denge ve uyum odağında yeniden kurgulanıyor.</p><p></p><p>Love Fair: Sevgililer Günü’nü Yeniden Tanımlayan Bir Deneyim</p><p></p><p>14 Şubat’ta Fişekhane Galeri Alanı’nda gerçekleşecek etkinlik, ilişkileri zihinsel, duygusal ve bedensel boyutlarıyla ele alan bütüncül bir deneyim sunuyor. Program kapsamında EEG ölçümü, atölye çalışmaları ve nefes &amp; meditasyon seanslarıyla katılımcılar; kendileriyle ve ilişkilerle kurdukları bağa farklı bir perspektiften yaklaşma imkanı buluyor. Günlük hayatın temposundan uzaklaşmak, aynı anda durmak, aynı anda nefes almak ve aynı anda akmak üzerine kurgulanan deneyim, çiftlere hem bireysel hem de ortak bir farkındalık alanı açıyor.</p><p></p><p>Etkinlik Akışı:</p><p></p><p>12.00–16.00 | EEG Ölçümüyle Profil Uyum Analizi</p><p></p><p>12.00–14.00 | Doğru İlişkiyi Belirleyebilmek ve Çekebilmek Atölyesi</p><p></p><p>14.00–16.00 | Sevginin 5 Dili: Nefes &amp; Meditasyon Atölyesi</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Devrim Erbil'in sanat yolculuğu beyaz perdede</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/devrim-erbilin-sanat-yolculugu-beyaz-perdede-2664/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/devrim-erbilin-sanat-yolculugu-beyaz-perdede-2664/</id>
<published><![CDATA[2026-02-12T14:27:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-12T14:27:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_965694-B8E409-DE95D9-6031C2-10B7D3-94E909.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çağdaş Türk resim sanatının önde gelen temsilcilerinden Devrim Erbil’in yaratıcı dünyası beyaz perdeye taşınıyor. SM Sanat’ın uygulayıcı yapımcılığında hayata geçen, yapımcılığını Picus Film’in üstlendiği “Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki”, sanatçının çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinden izler taşıyan yarı biyografik bir anlatıyla, izleyiciyi Erbil’in sanat yolculuğuna yakından bakmaya davet ediyor.</p><p>Yönetmen ve yapımcı Durmuş Akbulut’un yönettiği film, yaklaşık 120 yıllık Türk sinema tarihinde kurmacaya dayalı ilk uzun metrajlı ressam filmi olma özelliğini taşıyor. Film, sanatçının hayatından seçilmiş dönemleri birebir biyografi anlatısıyla değil; anılar, duygular ve görsel çağrışımlar üzerinden ilerleyen özgün bir sinema diliyle ele alıyor.</p><p></p><p>Geçmişin izinde bir içsel yolculuk hikâyesi</p><p>Film, sanatçının atölyesine gelen gizemli bir telefonla başlayan ve çocukluğunun geçtiği Balıkesir’e uzanan içsel bir yolculuğa odaklanıyor. Erbil’in sanatsal bakış açısının erken izleri, filmin anlatı omurgasını oluşturuyor. İstanbul ise kuşbakışı manzaraları, ağaçlar ve kuşlarla bütünleşen tarihi yarımadasıyla filmin görsel dünyasında önemli bir yer tutuyor. Çekimleri Balıkesir, İstanbul, Bodrum ve Kıyıköy’de gerçekleştirilen yapım; Erbil’in resimlerindeki o meşhur kuşbakışı perspektifi ve ritmik çizgileri sinematografik bir görsel şölene dönüştürüyor.</p><p></p><p>Şengül Oğuz: “Bu filmin, Türk sineması açısından çok özel bir yerde durduğuna inanıyoruz”</p><p>SM Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Şengül Oğuz, filme dair şu değerlendirmede bulundu:</p><p>“Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki’, sadece bir biyografi çalışması değil; Türk sinema tarihinde bir ressamın dünyasına kurmaca diliyle yaklaşan ilk uzun metrajlı yapım olması bakımından bir milat niteliği taşıyor. SM Sanat olarak, Türkiye’nin kültürel belleğinde derin izler bırakan usta isimlerin mirasını, çağdaş anlatılarla yeni nesillere aktarmayı en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu filmle, resmin durağan estetiğini sinemanın dinamizmiyle harmanlayarak izleyiciye alışılmışın dışında, çok katmanlı bir deneyim sunmayı hedefledik. Devrim Erbil’in çizgilerindeki ritmi ve doğa tutkusunu beyaz perdeye taşımak, ülkemizin kültür-sanat ekosistemine sürdürülebilir bir değer katma vizyonumuzun en somut ve heyecan verici adımlarından biri. İnanıyoruz ki bu yapım, sanatın farklı disiplinlerinin bir araya geldiğinde ne kadar güçlü bir dil oluşturabileceğini bir kez daha kanıtlayacak.”</p><p>İstanbul’da yapılacak gala gösteriminin ardından film; sanatçının hayatında önemli yer tutan Balıkesir ve Bodrum’daki özel gösterimlerle izleyiciyle buluşacak. Yapımın vizyon ve festival sürecinin yaklaşık iki yıllık bir takvimde ilerlemesi, ardından televizyon ve dijital platform gösterimleriyle daha geniş kitlelerle buluşturulması hedefleniyor. Filmin uluslararası satışları için yabancı dağıtım firmalarıyla da temaslar sürüyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>