<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/modules/blog/atom.php?cid=54" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-54</id>
<title type="text">Analiz Gazetesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/" />
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<updated>2026-05-09T10:07:13+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">Nestlé "12 bin fidana hayat verdi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/nestle-12-bin-fidana-hayat-verdi-1366/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/nestle-12-bin-fidana-hayat-verdi-1366/</id>
<published><![CDATA[2026-05-09T10:07:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-09T10:07:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_53B05B-4783D8-554E43-982F1E-2839CC-A84C22.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Temelleri bir yaşamı iyileştirme arzusuna dayanan Nestlé, geçmişten aldığı köklü mirası 120 Bin İyilik Hareketi' aracılığıyla kalıcı projelere dönüştürüyor. Nestlé’nin ‘Ortak Değer Yaratma’ anlayışı doğrultusunda şekillenen ve 120. yılını taçlandıran bu çok yönlü iyilik hareketinde ağaçlandırma çalışmasıyla çevre dostu adımlar atıldı. Ege Orman Vakfı iş birliğiyle Susurluk’ta oluşturulan 12 bin fidanlık ormanda Nestlé gönüllülerin katılımıyla fidan dikim etkinliği düzenlendi. Etkinlikte iyilik zincirinin yeşil halkası oluşturuldu.&nbsp;</p><p></p><p>İyilik Hareketi sahaya indi</p><p>50 Nestlé gönüllüsünün katılımıyla düzenlenen sembolik fidan dikim etkinliğinde çapalama çalışması da yapıldı. “120 Bin İyilik Hareketi”nin sahadaki yansıması olan bu çalışma ile bölgenin ekosistemine de önemli katkılar sağlandı.</p><p></p><p>“Her bir fidanla birlikte yarınlara olan inancımızı da yeşertiyoruz”</p><p>İyiliği, ölçülebilir ve kalıcı bir etkiye dönüştürmeyi amaçladıklarını belirten Nestlé Türkiye Pazarlama, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Başak Ünal, “Köklü geçmişimizden aldığımız ilhamla, ‘Ortak Değer Yaratma’ anlayışımızı 120’nci yılımızda çok daha geniş bir perspektifle ele alıyoruz. İyiliği bu toprakların her köşesiyle buluşturmayı hedefliyoruz. Bu vizyonla kurguladığımız çok yönlü iyilik seferberliğimizde Ege Orman Vakfı ile iş birliği gerçekleştirdik ve Nestlé Türkiye gönüllülerinin katkısıyla 12 bin fidanı doğaya kazandırdık. 120 Bin İyilik yolculuğumuzun bu durağında çalışan gönüllülerimiz ve paydaşlarımızla aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmek ve birlikte değer üretmek bizim için çok kıymetli. Her bir fidanla birlikte yarınlara olan inancımızı da yeşertiyoruz. Birlikte, geleceğe çok daha güçlü ve kalıcı izler bırakmaya devam edeceğiz” dedi.</p><p>	</p><p>12 bin fidanlık hatıra ormanı ile doğaya yeni bir yaşam alanı kazandırıldığının altını çizen Ege Orman Vakfı Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Sırma Buğdaycı, “Nestlé Türkiye ile 120. yılında gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı iş birliği sürdürülebilirlik alanında örnek teşkil eden güçlü bir model sunuyor. Bugün burada yalnızca bir fidan dikim etkinliği için değil; doğaya, topluma ve geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzu hatırlamak ve bu sorumluluğu birlikte büyütmek için bir aradayız. Toprağa dikilen her fidan, aslında geleceğe bırakılmış bir umut, doğaya verilmiş bir söz ve gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluğun somut bir ifadesi. Yıllar içinde büyüyecek olan bu fidanlar toprağında hayat bulan sayısız canlıya ev sahipliği yapacak. Doğaya yapılan yatırımların en güzel tarafı da budur; etkileri yalnızca bugün için değil, nesiller boyunca devam eder. Bu anlamlı çalışmada bizimle yürüdüğü için Nestlé Türkiye ailesine ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyor; önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilir olarak doğaya desteklerinin devamını diliyorum” dedi.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Su yönetimi alarm veriyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/su-yonetimi-alarm-veriyor-4913/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/su-yonetimi-alarm-veriyor-4913/</id>
<published><![CDATA[2026-05-04T01:38:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-04T01:38:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0DD469-E471AC-EE38A4-0C9FEB-812E75-C0A05C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Hakan ÖZBAY</b></p><p></p><p>Küresel çapta nüfusu milyonu aşan 500’e yakın mega kent, iklim değişikliğinin yarattığı ek baskılarla su krizinin eşiğinde. Nehir havzalarından doğup tekrar oraya dönen kentsel suların yönetimi ile bütünleşik havza yönetimi arasındaki uçurum büyürken, Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız ve Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Hüseyin Doğan imzalı yeni araştırma raporu, tehlikenin boyutlarını ve çözüm yollarını masaya yatırdı. Derneğin 8'inci araştırma dizisi olarak yayınlanan rapora göre, kısıtlı verilerle hazırlanan ve statik kurallara dayanan eski tip yönetim anlayışı artık sürdürülemez durumda.</p><p></p><p><b>ANKARA'YA “BİZİ DİKKATE ALIN” ÇAĞRISI</b></p><p></p><p>Havza ölçeğinde bütünleşik su yönetimine yasal ve kurumsal olarak geçiş sürecinde olan Türkiye için raporda Ankara'ya yönelik hayati uyarılar ilk sıralarda yer alıyor. Hazırlık aşamasındaki yeni ulusal su planının (2026-2035) ve Su Yasası taslağının bu küresel "zorunlu evrimi" ıskalamaması gerektiği belirtilerek politika yapıcılara şu çağrıda bulunuldu:</p><p></p><p>"Bu gelişmeler, geçiş sürecinde olan ülkemiz tarafından dikkatle incelenmelidir. Nehir havzası ölçeğinde etkin, esnek ve katılımcılığa açık bir kurumsal yönetim yapısı için DSİ Bölge Müdürlüklerinin yeniden yapılandırılması esas alınmalıdır. Değerlendirme ve önerilerimizin, Su Yasası taslağı yasalaşmadan önce yapılacak düzenlemelerde dikkate alınması, su kaynaklarımızın yönetimi ve ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır."</p><p></p><p>MEVCUT YAPI MEGA KENTLERİ TAŞIYAMIYOR&nbsp;</p><p></p><p>Raporda, bütünleşik nehir havzası yönetimi ile metropol su yönetimi arasındaki "ölçeksel uyumsuzluğa" özellikle dikkat çekiliyor. Nüfusun hızla büyükşehirlere yığılmasının, mevcut idari yapıları adeta kilitlediği vurgulanıyor. Küresel ölçekte en büyük su politikası adımlarından biri olan ve 2000 yılında şekillendirilen Avrupa Birliği (AB) Su Çerçeve Direktifi'nin dahi, kirlilik ve katılımcılık hedeflerinde beklenen sonuçları veremediği, su kütlelerindeki ekolojik hedeflerin tutturulamaması nedeniyle kapsamlı bir revizyona gidildiği raporda yer alıyor.</p><p></p><p>Bu bağlamda, "Entegre Su Kaynakları Yönetimi"nin (IWRM) statik ve kuralcı bütününün yetersiz kaldığı belirtildi. Bunun yerine, sahadan anlık veri toplayarak kendini güncelleyen, iklim anomalilerine karşı esnek, "Uyarlanabilir Su Yönetimi"ne (Adaptive Water Management) geçişin gerekliliği ifade edildi.</p><p></p><p>METROPOL VE HAVZA ARASINDAKİ YÖNETİM ÇIKMAZI</p><p></p><p>Raporun en çarpıcı tespitlerinden biri de kentsel su yönetiminin işleyiş biçimi. Türkiye gibi 25 farklı hidrolojik havzaya sahip ülkelerde, kentsel sular genellikle nehir havzalarından çekilip kullanıldıktan sonra tekrar aynı havzalara deşarj ediliyor. Ancak kentsel su yönetimi, çoğu zaman nehir havzası sorunlarından tamamen bağımsız, birden çok siyasi ve idari birimin inisiyatifiyle gerçekleşiyor. Bu parçalı yapı, suyun kaynağından musluğa ve oradan tekrar doğaya dönüşüne kadar geçen süreçte yönetim bütünlüğünü bozuyor.</p><p></p><p>Uzmanlar, son çeyrek yüzyılda su kaynakları üzerindeki demografik ve endüstriyel baskının olağanüstü arttığına, suyun miktar ve kalitesindeki belirsizliğin derinleştiğine işaret ediyor. Planlama, karar alma ve sahadaki uygulama sonuçları arasındaki makasın giderek açıldığını belirten rapor, masa başı varsayımlar yerine; paydaş katılımını dinamikleştiren, sürekli öğrenen ve esneyebilen bir sisteme geçişin "bir tercih değil, zorunlu bir evrim" olduğunun altını kesin bir dille çiziyor.</p><p></p><p>10 YIL ÖNCEKİ UYARI GERÇEK OLDU</p><p></p><p>Su Politikaları Derneği'nin raporunda öne çıkan kavramlardan biri olan "Uyarlanabilir Su Yönetimi" (Adaptive Water Management), aslında yıllar öncesinden gelen bir uyarının sahadaki karşılığı. Raporun yazarlarından su politikaları uzmanı Dursun Yıldız'ın tam 10 yıl önce kaleme aldığı makalesinde öngördüğü yönetimsel çöküş, bugün Avrupa Birliği dahil tüm dünyada yaşanıyor.</p><p></p><p>2000 yılında büyük umutlarla devreye alınan ve statik kurallara dayanan AB Su Çerçeve Direktifi, beklenen sonuçları vermeyince Avrupa kapsamlı bir revizyona gitmek zorunda kaldı. Eski sistem, sınırlı verilerle 'en iyi çözümü' bulmaya çalışan katı bir yapıdayken; yeni model sürekli sahadan veri alan, "politika öğrenmesi" (policy learning) adı verilen geri besleme mekanizmalarıyla hatalarından ders çıkaran bir yapı sunuyor. Dursun Yıldız'ın yıllar önce "zorunlu evrim" olarak adlandırdığı bu geçiş, bugün artan iklim belirsizlikleri altında metropollerin su krizini yönetebilmesi için elde kalan tek rasyonel seçenek olarak gösteriliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bolu Dağı'nda sis ve sağanak etkili oldu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-sis-ve-saganak-etkili-oldu-232/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-sis-ve-saganak-etkili-oldu-232/</id>
<published><![CDATA[2026-05-03T10:21:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-03T10:21:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_901D0D-CE543A-EF634E-20D4E8-D1DFF8-747E87.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bolu Dağı'nın Abant Kavşağı, Karanlıkdere ve Seymenler mevkilerinde yoğunlaşan sis ve sağanak nedeniyle görüş mesafesi yer yer 30 metreye kadar düştü.</p><p></p><p>Sürücüler, düşük görüş mesafesi nedeniyle yolda dikkatli ilerledi.</p><p></p><p>Karayolları ve trafik ekipleri, sürücüleri sis ve yağışa karşı dikkatli seyretmeleri, takip mesafesini korumaları ve hızlarını düşürmeleri konusunda uyardı.</p><p></p><p>Öte yandan, sağanak Bolu kent merkezinde de aralıklarla devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Doğa Koleji Öğrencileri Doğa BAP'ta geleceğin çözümlerini sahneye taşıdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/doga-koleji-ogrencileri-doga-bapta-gelecegin-cozumlerini-sahneye-tasidi-8899/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/doga-koleji-ogrencileri-doga-bapta-gelecegin-cozumlerini-sahneye-tasidi-8899/</id>
<published><![CDATA[2026-04-26T10:29:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-26T10:29:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA86D4-89D19D-C65A71-77A321-4AD3DE-1F7939.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Doğa Kolejinin bilimsel araştırma kültürünü kurumsal düzeyde güçlendiren en önemli akademik organizasyonlarından biri olan 7. Uluslararası Doğa Bilimsel Araştırma Projeleri (Doğa BAP) Öğrenci Konferansı bu yıl Haliç Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Konferans, Türkiye’nin farklı kampüslerinden lise öğrencilerini bilimsel araştırma ve proje geliştirme süreçleri etrafında bir araya getirdi. Konferansa, Doğa Koleji Genel Müdürü Selim Genç başta olmak üzere Doğa Koleji yöneticileri, Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enes Eryarsoy, Haliç Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. N. Öykü İyigün ve akademisyenler katıldı.</p><p>&nbsp;</p><p>Öğrenciler, yıl boyunca üzerinde çalıştıkları projeleri sözlü bildiri ve poster sunumlarıyla paylaşarak bilimsel iletişim ve akademik sunum deneyimi kazandı. Konferansta toplam 64 proje değerlendirilirken; süreçte 52 danışman öğretmen ve 121 öğrenci aktif rol aldı.</p><p>&nbsp;</p><p>“Bilim, doğru soruları sormayı öğrenmektir”</p><p>&nbsp;</p><p>Konferansın açılışında konuşan Doğa Koleji Genel Müdürü Selim Genç, bilimsel düşünmenin erken yaşta kazanılması gereken bir kültür olduğuna dikkat çekti:</p><p>&nbsp;</p><p>“Bilim, hazır cevapları ezberlemek değil; doğru soruları sormayı öğrenmektir. Bugün burada öğrencilerimiz yalnızca projelerini sunmuyor; aynı zamanda araştıran, sorgulayan ve çözüm üreten bireyler olduklarını ortaya koyuyorlar. Doğa Koleji olarak öğrencilerimizi yalnızca akademik başarıya değil; üretkenliğe ve toplumsal sorumluluğa hazırlıyoruz.”</p><p>&nbsp;</p><p>“Bilimsel üretim erken yaşta başlar”</p><p>&nbsp;</p><p>Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enes Eryarsoy ise bilimsel üretimin erken yaşta teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti:</p><p>&nbsp;</p><p>“Bilimsel düşünme ve araştırma becerilerinin lise düzeyinde kazanılması, üniversite ve sonrasındaki akademik üretimin temelini oluşturur. Bu tür organizasyonlar, gençlerin yalnızca bilgi tüketen değil; bilgi üreten bireyler olarak yetişmesine önemli katkı sağlar.”</p><p>&nbsp;</p><p>Toplum 5.0 vizyonu projelere yansıdı</p><p>&nbsp;</p><p>Bu yıl “Toplum 5.0: İnsan, Teknoloji ve Sürdürülebilir Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen konferansta; yapay zekâ, sürdürülebilir enerji, çevre teknolojileri ve sağlık alanlarında geliştirilen projeler öne çıktı.</p><p>&nbsp;</p><p>Öğrencilerin projeleri, teknolojiyi insan odaklı ve toplumsal fayda perspektifiyle ele alması bakımından dikkat çekerken; disiplinler arası düşünme becerilerinin geliştiğini ortaya koydu.</p><p>&nbsp;</p><p>En İyi Bildiri Ödülleri sahiplerini buldu</p><p>&nbsp;</p><p>Konferans kapsamında bu yıl ilk kez kapsamlı şekilde uygulanan “En İyi Bildiri Ödülleri”, bilimsel niteliği ve toplumsal katkı potansiyeli yüksek projelere verildi.</p><p></p><p>En İyi Bildiri Ödülleri’nde Birinci “Görünmeyen Ayak İzimiz: Dijital Dünyanın Karbon Bedeli” projesi ile Doğa Koleji İzmir Mavişehir 3 Kampüsü, İkinci “Bor Çekirdekli Yeni Bir Bileşiğin Antikanser Potansiyelinin In silico Yöntemlerle Değerlendirilmesi”&nbsp; projesi ile Doğa Koleji Sakarya Kampüsü, Üçüncü “Dünya Gözümüzün Önünde” projesi ile Doğa Koleji Halkalı Kampüsü oldu.</p><p></p><p>Bu uygulama, öğrencilerin araştırma süreçlerinde derinleşmesini ve akademik kalite standartlarının yükselmesini teşvik eden önemli bir adım olarak öne çıktı.</p><p>&nbsp;</p><p>Konferans boyunca sunulan projeler, gençlerin ortaya koyduğu fikirlerin ve geliştirdiği çözümlerin yalnızca okul düzeyinde değil; ülkemizin bilimsel kapasitesi ve sürdürülebilir geleceği açısından da önemli bir potansiyel taşıdığını gösterdi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yağış artışı barajlardaki su rezervlerine olumlu yansıdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi-7920/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yagis-artisi-barajlardaki-su-rezervlerine-olumlu-yansidi-7920/</id>
<published><![CDATA[2026-04-22T11:09:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-22T11:09:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2902F-493E85-2B124E-C6581E-B30019-C80B9A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye genelinde bu dönemde yağışlar, mevsim normaline ve geçen yıl yağışlarına göre artış gösterdi.</p><p></p><p>Bu doğrultuda, 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 dönemini kapsayan 6 aylık 2025-2026 su yılı yağışları, normalinin ve geçen dönem yağışının üzerinde gerçekleşti. Böylece, 2025-2026 su yılında ortalama 468,8 milimetre yağış kaydedildi.</p><p></p><p>Mart ayı ortalama sıcaklığı ise 7,5 santigrat derece ölçülürken, bu değer 1991-2020 normalleri mart ayı ortalamasının 0,2 santigrat derece altında kaldı.</p><p></p><p>- Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda zararlar bulunuyor</p><p></p><p>Türkiye genelindeki fenolojik (mevsimsel değişikliklerden etkilenen doğadaki yıllık olayların gözlemlenmesi) duruma bakıldığında, yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi ve sıcaklıkların normallerine çok yakın ölçülmesiyle, tarımsal üretim ve gelişim normal seyrinde devam ediyor.</p><p></p><p>Yağışların bölgesel etkileri incelendiğinde, Marmara Bölgesi'nde hububat gelişimi genel olarak normal ve sağlıklı görünüyor. Yağışların yeterli olması sayesinde, kuraklık riski bulunmuyor. Bölge genel olarak, su stresi olmayan, dengeli ve olumlu bir üretim süreci geçirirken, tarımsal faaliyetler planlandığı şekilde sürüyor.</p><p></p><p>Ege Bölgesi'nde hububat gelişimi genel olarak normal seyrederken, yağışların yeterli hatta yer yer yüksek olmasından kaynaklı kuraklık riski bulunmuyor. Bölgede verimli bir üretim dönemi yaşanırken, bazı alanlarda su fazlalığına bağlı kısmi verim kaybı riski öne çıkıyor.</p><p></p><p>Tarımsal faaliyetlerin beklenen şekilde ilerlediği Akdeniz Bölgesi'nde, aşırı yağışa bağlı lokal zararlar oluşurken, bölgede su fazlalığı risk oluşturuyor.</p><p></p><p>İç Anadolu Bölgesi'nde, bitki gelişimi homojen ve sağlıklı ilerliyor. Bölge sorunsuz, dengeli ve üretim potansiyeli yüksek bir süreç geçiriyor.</p><p></p><p>Bitki gelişimi normal ve sağlıklı seyreden Karadeniz Bölgesi'nde, yüksek kesimlerde kar örtüsü tarımsal faaliyetleri kısmen sınırlandırıyor. Bölgede fındık ve çay gibi ürünlerde de aktif bir dönem yaşanıyor.</p><p></p><p>Doğu Anadolu Bölgesi'nin büyük kısmında arazilerin karla kaplı olması bitki gelişimini yavaşlatırken, bu durum aynı zamanda bitkiler için koruyucu ve su kaynağı da sağlıyor. Genel olarak bölgede, su açısından avantajlı, gelişimin kontrollü ilerlediği, verimli bir üretim potansiyeli bekleniyor.</p><p></p><p>Aşırı yağışa bağlı bazı alanlarda su birikmesi görülen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, sararma, mantari hastalıklar ve besin eksikliği gibi lokal sorunlarla da karşılaşılıyor.</p><p></p><p>- Tarımsal üretimde beklenti yüksek verim potansiyeli</p><p></p><p>Türkiye geneline bakıldığında, aşırı sıcaklık veya ani dalgalanmaların görülmemesi, bitki gelişimi için dengeli bir ortam sağladı. Yağışlar, özellikle geçen yıla göre çok belirgin artış gösterdi.</p><p></p><p>Bu durum, su kaynaklarını ve toprak nemini olumlu etkilerken, kuraklık riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Ancak, bazı bölgelerde aşırı yağışlara bağlı sel, su birikmesi ve hastalık gibi lokal sorunlar görüldü.</p><p></p><p>Su yılı (ekim-mart) verilerine göre, Türkiye genelinde yağışlar hem normalin, hem de geçen dönemin oldukça üzerinde gerçekleşti. Yağışların son yılların en yüksek seviyelerine ulaşması, nemli ve verimli bir dönem beklentilerini de artırdı.</p><p></p><p>Havzaların büyük çoğunluğunda, yağış artışı görüldü. Mart 2025'te yüzde 43,9 olan barajlardaki doluluk oranı, yağışlardaki artışla birlikte bu yılın aynı döneminde yüzde 56,9 seviyesine yükseldi ve su rezervleri açısından olumlu bir tablo oluşturdu.</p><p></p><p>Türkiye genelinde mart ayı itibarıyla, 2025-2026 tarım sezonu için tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek bir dönem yaşanırken, yer yer su fazlalığına bağlı riskler ortaya çıktı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Saytek, yeni atık plastik geri dönüşüm fabrikasını devreye aldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/saytek-yeni-atik-plastik-geri-donusum-fabrikasini-devreye-aldi-2454/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/saytek-yeni-atik-plastik-geri-donusum-fabrikasini-devreye-aldi-2454/</id>
<published><![CDATA[2026-04-21T02:13:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-21T02:13:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_22414C-6B93E8-E4458A-7B9216-03828B-77B5B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Saytek Medikal ve Plastik A.Ş., stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikasını bünyesine kattı. Şirket, Cebi Ailesi yönetimindeki Kaptan Holding’e ait Tekirdağ Hayrabolu’daki rPET (geri dönüştürülmüş PET) üretim tesisinin satın alma sürecini tamamlayarak operasyonel kapasitesini genişletti. 35 bin metrekare açık alan içinde 13.000 m² kapalı alana kurulu yeni fabrika ile üretim kapasitesini artırmayı ve özellikle gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğini büyütmeyi hedefleyen şirket, bu yatırımla birlikte faaliyet alanını daha da güçlendirdi. Söz konusu yatırımın, Saytek’in hem Türkiye’de hem de ihracat pazarlarında rekabet gücünü artırması bekleniyor.</p><p>“Ölçek büyüttüğümüz yeni bir dönemin başlangıcı”</p><p>Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikanın büyüme stratejisinde kritik bir adım olduğunu belirterek, “Tekirdağ Hayrabolu’da hayata geçirdiğimiz yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım. Bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Biz de bu yatırımla Türkiye’de döngüsel ekonominin gelişimine daha güçlü katkı sunmayı hedefliyoruz” dedi.</p><p>“2025 yılında 8,98 milyar TL ciro elde ettik”</p><p>Bu yatırımı aynı zamanda şirketin büyüme ivmesini kalıcı hale getirecek bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade eden Yıldırım, “2025 yılında hasılatımızı bir önceki yıla göre %242,5 artırarak 8,98 milyar TL seviyesine yükselttik. Bu büyüme, Saytek’in çok sektörlü yapısının ve genişleyen operasyonlarının bir sonucu. Bugün Avusturya, Romanya, Fransa, Portekiz ve İtalya’nın da aralarında bulunduğu 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Tekirdağ’daki yeni fabrikamız da hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında bu büyümeyi destekleyecek güçlü bir üretim altyapısı oluşturacak” diye konuştu.</p><p>“Avrupa pazarı için güvenilir bir tedarikçi olmayı hedefliyoruz”</p><p>Avrupa pazarındaki beklentilerin hızla değiştiğine dikkat çeken Yıldırım, “Avrupa Birliği başta olmak üzere küresel pazarlarda geri dönüştürülmüş hammaddelere yönelik regülasyonlar giderek sıkılaşıyor. Karbon ayak izi, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterleri artık yalnızca çevresel değil, doğrudan ticari bir rekabet unsuru haline geldi. Saytek olarak hedefimiz, ihracat yaptığımız ülkelerde pazar payımızı büyütürken aynı zamanda Avrupa’da uzun vadeli ve kalıcı bir tedarikçi olarak konumlanmak. Tekirdağ yatırımımız, bu stratejiyi destekleyen en önemli üretim adımlarımızdan biri” ifadelerini kullandı.</p><p>“Konya Kulu yatırımımızla kapasite ve ürün portföyü büyüyor”</p><p>Saytek’in büyüme planlarının yalnızca Tekirdağ yatırımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yıldırım şöyle konuştu:</p><p>&nbsp;“Geri dönüşümdeki büyüme stratejimizi yeni yatırımlarla desteklemeye devam ediyoruz. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.”</p><p>“Sürdürülebilir büyümenin temelinde entegre yapı var”</p><p>Şirketin faaliyet alanlarının birbirini tamamlayan bir yapı oluşturduğunu belirten Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>&nbsp;“Saytek bugün geri dönüşüm, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre bir iş modeliyle faaliyet gösteriyor. Sağlık tarafında implant ve medikal ürünler, Ankara’daki tesisimizde maske üretimi ve farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmalarla üretim kabiliyetimizi çeşitlendiriyoruz. Enerji tarafında ise LPG ithalatı ve lisanslı satış faaliyetlerimizle enerji tedarik zincirinde daha etkin bir rol üstleniyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik odağımızı da güçlendiriyoruz. Karbon azaltım projelerimizi uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirerek yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi oluşturuyoruz. Attığımız her adımda hem çevresel etkimizi azaltmayı hem de Türkiye’nin üretim ve ihracat gücüne uzun vadeli katkı sağlamayı öncelikli görüyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">500 bin fidan yolculuğunu Hatıra Ormanı'nda kutladı!</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/500-bin-fidan-yolculugunu-hatira-ormaninda-kutladi-4709/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/500-bin-fidan-yolculugunu-hatira-ormaninda-kutladi-4709/</id>
<published><![CDATA[2026-04-21T02:06:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-21T02:06:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_483AB0-471910-2DEB40-4F4EA3-263E53-AD60CE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güzellik ve kişisel bakım perakende sektöründe sürdürülebilirlik çalışmalarıyla öne çıkan Watsons Türkiye, TEMA Vakfı aracılığıyla yürüttüğü Watsons İyilik Hareketi Ormanlarımızı Büyütmeye Çağırıyor projesiyle bugüne kadar 500 bin fidanı toprakla buluşturdu. Watsons Türkiye, bu dönüm noktasını kutlamak üzere, çalışanları ve iş ortaklarıyla birlikte Kütahya Gevrekler’de fidan dikim etkinliği gerçekleştirdi. Proje kapsamında 100’ün üzerinde markayla birlikte hayata geçirilen Watsons Hatıra Ormanları büyümeye devam ederken, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ağaçlandırma çalışmaları da devam ediyor.</p><p>Watsons Türkiye’nin sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yürüttüğü proje, yalnızca çevresel fayda yaratmayı değil, aynı zamanda çalışanları, iş ortakları ve müşterilerinin katılımıyla büyüyen kolektif bir iyilik hareketi oluşturmayı amaçlıyor.</p><p>Kütahya’da düzenlenen fidan dikim etkinliği ile Watsons Türkiye, doğaya katkı sağlayan çalışmalarını sahaya taşırken, sürdürülebilir bir gelecek için somut adımlar atmayı sürdürüyor. Törene Watsons Türkiye yöneticileri, iş ortakları, çalışanları ve TEMA Vakfı temsilcileri katıldı.</p><p>2030 hedefi: 1 milyon fidan!</p><p>Watsons Türkiye, “Watsons İyilik Hareketi” kapsamında bugüne kadar Türkiye genelinde 500 bin fidanı toprakla buluşturdu. 100’ün üzerinde markanın desteğiyle büyüyen proje, 2030 yılına kadar 1 milyon fidana ulaşma hedefiyle hız kesmeden ilerliyor.</p><p>Her geçen yıl artan paydaş katılımı ile güçlenen Watsons İyilik Hareketi, sürdürülebilirliği yalnızca bir kurumsal hedef olarak değil, tüm ekosistemi kapsayan ortak bir sorumluluk alanı olarak ele alıyor.</p><p>Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş konuyla ilgili şunları söyledi:&nbsp;</p><p>“Sürdürülebilirliği bugün artık bir sorumluluk alanı olmanın ötesinde, işimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Watsons Türkiye olarak amacımız, yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, içinde bulunduğumuz tüm ekosistemde daha yüksek bir etki standardı oluşturmak. Bugüne kadar toprakla buluşturduğumuz 500 bin fidan, bu yaklaşımın somut bir çıktısı. Türkiye'nin en çok fidan bağışı yapan markalarından biri olarak bizim için asıl değerli olan, bu etkiyi birlikte büyütebilme kapasitemiz. 100’ün üzerinde iş ortağımızla aynı hedef etrafında buluşabilmek, sürdürülebilirliğin artık kolektif bir etkiye dönüştüğünün en güçlü göstergesi.</p><p>2030 yılı için ortaya koyduğumuz 1 milyon fidan hedefi, sadece sayısal bir büyüme hedefi değil; daha kapsayıcı, daha ölçülebilir ve daha kalıcı bir etki yaratma vizyonumuzun ifadesi. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirliği işimizin merkezinde konumlandırmaya, bu alanda sektörümüzde çıtayı yukarı taşımaya ve birlikte değer yaratmaya devam edeceğiz.”</p><p>Watsons Türkiye olarak güzelliği sadece ürünlerle tanımlamadıklarını belirten Ticaret ve Pazarlama Direktörü Cem Demiröz de “Bizim için gerçek güzellik; doğaya saygıda, topluma katkıda ve gelecek nesillere karşı alınan sorumlulukta yatıyor. Bugün burada sadece fidan dikmiyoruz. Bugün burada geleceğe nefes olacak bir sorumluluğu birlikte üstleniyoruz” diye konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Barajlardaki doluluk oranı büyük yanılgı"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/barajlardaki-doluluk-orani-buyuk-yanilgi-9674/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/barajlardaki-doluluk-orani-buyuk-yanilgi-9674/</id>
<published><![CDATA[2026-04-15T01:19:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-15T01:19:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F39AAE-205FBC-FF8359-09D01A-0C8B2F-EB4DD4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hakan ÖZBAY</p><p></p><p>Türkiye, son aylarda normallerin üzerinde seyreden yağışlarla birlikte baraj doluluk oranlarındaki artışı konuşurken, madalyonun diğer yüzündeki tehlike büyüyor. Kamuoyunda oluşan “su sorunumuz çözüldü” algısının aksine, mevcut tablonun sürdürülebilir bir su yönetiminden ziyade anlık ve aldatıcı bir rahatlama sunduğu belirtiliyor.</p><p></p><p>GEÇEN YILIN BİLE GERİSİNDEYİZ</p><p></p><p>Konuyla ilgili gazetemize özel değerlendirmelerde bulunan Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, 2025 yılı Ekim ayına çok düşük su seviyeleriyle girildiğini hatırlatarak, şiddetli yağışlara rağmen barajların henüz önceki yılın işletme seviyesine dahi ulaşamadığını vurguladı.</p><p>Yıldız, İstanbul özelindeki tehlikeye de dikkat çekerek, “İstanbul barajlarında bir önceki yıla göre su seviyesinin, risk verilerine bakıldığında hala daha düşük olduğu görülüyor. Barajlarda su olsa bile Türkiye’nin su sorunu, sadece barajlardaki seviye üzerinden çözülebilecek bir sorun değildir. Bu durum, sadece suyu kullananları ilgilendirir ancak su yönetiminin rahatlamasını sağlamaz” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>SUYUN YOKLUĞU KADAR FAZLASI DA RİSK</p><p></p><p>Barajlardaki doluluğun başka bir hayati riski daha beraberinde getirdiğine işaret eden Yıldız, suyun azlığı kadar fazlalığının da yönetilmesi gereken kritik bir süreç olduğunun altını çizdi. Bazı bölgelerde barajların dolması sebebiyle su bırakma yoluna gidildiğini belirten Yıldız, dere yataklarındaki yapılaşma problemine dikkat çekerek şunları söyledi:</p><p>“Barajlar dolu diye ‘suyumuz var’ şeklinde bir değerlendirme yapabiliriz ama ilave gelen suyu güvenli bir şekilde aşağıya aktarmak da bir su yönetimi işidir. Önümüzdeki dönemde nisan yağışlarının gelmesi durumunda aşağıya kapaklar açılarak su bırakılırsa, nehir yataklarının bu suyu taşımama riski var. Barajların akış aşağısında kalan bazı bölgelerin yerleşime açılmış olması nedeniyle bu durum çok ciddi riskler yaratabilir.”</p><p></p><p>ÖNLEM ALINMAZSA SONUÇLARI VAHİM OLUR</p><p></p><p>Mevcut doluluk oranlarının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde yalnızca kısmı ve “psikolojik” bir rahatlama yarattığını belirten Dursun Yıldız, bu barajların bir sene içinde yağış olmaması halinde hızla boşalabileceği uyarısında bulundu. Yıldız, “Durum budur. Bunun dışındaki yaklaşımlar, Türkiye’de su yönetimi adına alınması gereken tedbirleri ötelemek anlamına gelir. Önümüzdeki dönemde aynı risklerle karşı karşıya kalma ihtimalimiz düşünüldüğünde, bu rehavet çok daha vahim sonuçlar doğurabilir” diyerek sözlerini tamamladı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-ile-dogaya-saygi-duy-projesi-3897/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sifir-atik-ile-dogaya-saygi-duy-projesi-3897/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T16:55:37+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T16:55:37+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_964E4D-6C30DB-9E331E-4ACC7D-E3D457-B7B594.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Projenin tanıtımı için Döşemealtı ilçesinin Nebiler bölgesindeki ormanlık alanda çevre temizliği etkinliği düzenlendi.</p><p></p><p>Etkinliğe katılan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, AA muhabirine, sıfır atık ve doğaya saygı konusunda seferberlik başlattıklarını söyledi.</p><p></p><p>Doğaya atılan her atığın çevreye zarar verdiğini belirten Öztürk, hem çevreyi kirletmemek hem çöplerin ayrıştırılarak atılmasını sağlamak hem de geri dönüşümü gerçekleştirmek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile 8 Nisan'da bir protokol imzaladıklarını ifade etti.</p><p></p><p>Protokol gereği akaryakıt istasyonlarında "Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy" adı verilen projeyi hayata geçireceklerini anlatan Öztürk, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Çöp atmamaya, atılan çöpü ayrıştırarak atmaya, atılmış çöplerin geri dönüşümünü sağlamaya çalışacağız. Bu aslında yalnız bir hareket değil, bir seferberlik. Sadece bizim akaryakıt dağıtım şirketimiz için değil, tüm akaryakıt dağıtım şirketlerine de çağrı yapıyoruz. Tüm şirketlere, tüm bireylere çağrı yapıyoruz. Gelin 'ülkemizi hep birlikte koruyalım, bu seferberliğin bir parçası olun' diyoruz."</p><p></p><p>Öztürk, projenin daha fazla yaygınlaşmasını temenni ettiklerini dile getirdi.</p><p></p><p>- Ormanlık alanda temizlik çalışması yapıldı</p><p></p><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Antalya İl Müdür Yardımcısı Ufuk Ağdak da proje ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamasının yaygınlaştırılmasının, evsel ve bazı endüstriyel atıkların kaynağında ayrı toplanmasının hedeflendiğini belirtti.</p><p></p><p>Türkiye'nin 7 bölgesinde gerçekleştirilecek çevre seferberliğinin ilk adımının Antalya'da atıldığını ifade eden Ağdak, "Günümüzde artan çevre sorunları, bizlere kaynaklarımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğini açıkça gösteriyor. Bu projeyle atıkların azaltılması, geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanılması konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz." dedi.</p><p></p><p>Etkinlik kapsamında Öztürk, Ağdak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü personeli ve OPET çalışanları, ormanlık alanda temizlik yaptı.</p><p></p><p>Özellikle gençlerin ve sosyal medya kullanıcılarının projeye daha aktif katılmalarını sağlamak amacıyla "Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması" düzenlenecek. 30 Nisan-15 Temmuz'da başvuruların alınacağı yarışmada dereceye giren yapımlar, eylüldeki törenle ödüllendirilecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kayseri'de "Sıfır Atık Çalıştayı" düzenlendi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kayseride-sifir-atik-calistayi-duzenlendi-7854/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kayseride-sifir-atik-calistayi-duzenlendi-7854/</id>
<published><![CDATA[2026-04-14T12:28:35+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-14T12:28:35+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_607153-22D75A-731F89-73BCE3-B7130F-A04629.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ev sahipliğinde Sabancı Kültür Sitesi'nde gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Vali Yardımcısı Mehmet Türköz, geri dönüşümün önemine dikkati çekerek, çalıştaydan çıkacak sonuçların kentin geleceğine katkı sunacağını söyledi.</p><p></p><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Mehmet Fatih Namık Öztürk ise Valilik himayelerinde Sıfır Atık Vakfı ile kentteki çeşitli kurumların katkılarıyla düzenlenen çalıştayla, il düzeyinde sıfır atık ve sıfır israfı amaçladıklarını belirtti.</p><p></p><p>Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen ise kişi başına evlerden çıkan çöp miktarının azaltılması gerektiğini, bunun da ayrıştırmanın evlerde başlamasıyla mümkün olacağını ifade etti.</p><p></p><p>Büyükşehir Belediyesince yapılan geri dönüşüm ve atık bertaraf etme çalışmalarına ilişkin bilgi veren Türkmen, "Yapılan çalışmalar sonucu kişi başına ortalama atık 1 kilogramdan 600 gramlara düştü. Bu çöpler ayrıştırılarak ekonomiye kazandırıldı ve yük azaltıldı." dedi.</p><p></p><p>İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda hayata geçen sıfır atık projesini İl Tarım Müdürlüğünün yanı sıra 16 ilçe müdürlüğünde de uyguladıklarını anlattı.</p><p></p><p>Saklav, çalıştaydan en büyük beklentilerinin tarımsal sulamadaki israfın önlenmesine dair öneriler çıkması ve hayata geçirilmesi olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan da ERÜ'nün akademik başarılarının yanı sıra dünyada 66'ncı, Türkiye'de ise 3'üncü çevreci üniversite olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Özkan, çalıştayda 15 tema masasında çevreyle ilgili konuların ele alınacağını ve alınan kararların kentin çevre vizyonu açısından değer oluşturacağını aktardı.</p><p></p><p>Konuşmaların ardından çeşitli temalarda bir araya gelen katılımcılar, gün boyu devam edecek çalıştayda görüş alışverişinde bulunacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hacı Hıdır Barajı'nda doluluk oranı yüzde 89'a ulaştı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/haci-hidir-barajinda-doluluk-orani-yuzde-89a-ulasti-7133/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/haci-hidir-barajinda-doluluk-orani-yuzde-89a-ulasti-7133/</id>
<published><![CDATA[2026-04-13T11:56:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-13T11:56:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AF9B09-587E03-CB42E7-3791BF-E4CADE-DDC5D2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Devlet Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, tarımsal sulama amacıyla inşa edilen ve 1995 yılında hizmete giren baraj, yaklaşık 2 bin hektarlık tarım arazisinin sulanmasına katkı sağlıyor.</p><p></p><p>Kış ve ilkbahar aylarında etkili olan kar ve yağışlar sonucu barajın doluluk oranı yüzde 89'a çıktı.</p><p></p><p>Rezervuar alanı 314 hektar olan barajda doluluk oranının yükselmesiyle 2014 ve 2019 yıllarında yaşanan benzer durumlarda olduğu gibi, 2026'da da taşkın riskine karşı kapaklar kontrollü şekilde açıldı.</p><p></p><p>Su seviyesindeki artışla birlikte bölgede doğal yaşamın canlandığı gözlenirken balıkçılıkla uğraşanlar faaliyetlerine yeniden başladı.</p><p></p><p>- "Yağışlar, kısa sürede yoğunlaştı"</p><p></p><p>Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, AA muhabirine, bu yıl Türkiye genelinde yağışlar açısından bereketli dönem yaşandığını söyledi.</p><p></p><p>Geçmiş yıllarda birçok bölgede yer altı sularının çekildiğini, baraj, gölet ve bazı nehirlerde kuruma riskinin ortaya çıktığını belirten Çullu, "Yıllık olarak düşmesi gereken yağmur, neredeyse yarı süre içinde düştü. Bu yağışlar hem yer altı sularını hem de gölet ve baraj gibi yer üstü su kaynaklarını besledi. Bu durum, su kaynaklarının doluluğu ve tarımsal sulama açısından büyük önem taşıyor." dedi.</p><p></p><p>Yağışların, tarımsal üretimde önemli paya sahip Şanlıurfa için de kritik olduğuna işaret eden Çullu, geçen yıl bölgede ciddi kuraklık yaşandığını hatırlattı.</p><p></p><p>Yaz aylarında ekili ürünlerin suya büyük ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Çullu, barajdaki fazla suyun taşkın riskine karşı kontrollü şekilde tahliye edildiğini belirtti.</p><p></p><p>Çullu, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Keşke bu suyu tamamen depolayabilecek imkanlar olsa çünkü yaz aylarında özellikle mısır, pamuk ve sebze üretimi için suya ihtiyaç duyulacak. Geçen yıl sulanmayan alanlarda ürün alınamadı. Çiftçiler emek verdi ancak verim elde edemedi. Bu yıl ise yağışlar sayesinde daha umutluyuz."</p><p></p><p>- Üreticiler sevinçli</p><p></p><p>Bölgede balıkçılık ve çiftçilik yapan Mücahit Fırat, barajın eski canlı günlerine döndüğünü söyledi.</p><p></p><p>Su seviyesinin artmasının balıkların yaşam alanını genişlettiğini belirten Fırat, "Bu yıl yağışlar çok iyi. Balıkların yeri geniş oldu, üremeleri artıyor. Durumdan memnunuz, çok iyi. 2021 yılından sonra suyun yükselmesi, bizim açımızdan çok iyi oldu." diye konuştu.</p><p></p><p>Çiftçi Cihan Çetiner de son yağışlar öncesinde barajın kuruma noktasına geldiğini, bu yılki yağışlarla su seviyesinin önemli ölçüde yükseldiğini dile getirdi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul Boğazı'nda yoğun sis etkili oluyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-bogazinda-yogun-sis-etkili-oluyor-840/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-bogazinda-yogun-sis-etkili-oluyor-840/</id>
<published><![CDATA[2026-04-11T10:54:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-11T10:54:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_609E97-FFD9EA-DAA523-6732AA-02BFFE-11350A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye Elektrik İletim AŞ verilerine göre, saatlik bazda dün en yüksek elektrik tüketimi 46 bin 4 megavatsaatle 11.00'de, en düşük tüketim ise 33 bin 75 megavatsaatle 05.00'te gerçekleşti.</p><p></p><p>Günlük bazda dün 986 bin 432 megavatsaat elektrik üretildi, tüketim ise 982 bin 152 megavatsaat olarak kayıtlara geçti.</p><p></p><p>Üretimde ilk sırada yüzde 32,5 payla barajlı hidroelektrik santralleri yer aldı. Bunu yüzde 12,5 ile akarsu santralleri ve yüzde 11,8 ile güneş enerjisi santralleri izledi.</p><p></p><p>Türkiye dün 6 bin 672 megavatsaat elektrik ihracatı, 2 bin 415 megavatsaat elektrik ithalatı yaptı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uluslararası Viyana Enerji ve İklim Forumu başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-viyana-enerji-ve-iklim-forumu-basladi-8772/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-viyana-enerji-ve-iklim-forumu-basladi-8772/</id>
<published><![CDATA[2026-04-09T13:55:13+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-09T13:55:13+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_854BAC-1997EB-CE77D9-8929C2-08E6D9-7560C5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Hofburg Sarayı’ndaki programa Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Sierra Leone Cumhurbaşkanı Julius Maada Bio, Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Türkmenistan Halk Konseyi Başkanı Kurbankulu Berdimuhammedov ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) Genel Direktörü Gerd Müller’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Van der Bellen, açılış konuşmasında, küresel gündem zaman zaman iklim krizinden uzaklaşsa da krizin ortadan kalkmadığını belirterek, "Dünya genelinde iklim aciliyeti ve kaynaklar üzerindeki rekabet, kesintisiz şekilde devam ediyor.” dedi.</p><p></p><p>İklim krizinin özellikle kırılgan ülkeleri daha fazla etkilediğini vurgulayan Van der Bellen, küçük ada devletleri, en az gelişmiş ülkeler ve denize kıyısı olmayan ülkelerin bu süreçte ağır yük taşıdıklarına dikkati çekti.</p><p></p><p>Van der Bellen, forumun iklim, enerji güvenliği ve yeşil sanayileşme arasındaki bağlantıya odaklanan bütüncül yaklaşım sunduğuna dikkati çekerek, Avusturya’nın iklim kriziyle mücadelede ortak çözümler üretme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.</p><p></p><p>UNIDO Genel Direktörü Gerd Müller de forumun artan jeopolitik gerilimler ve enerji krizinin gölgesinde düzenlendiğini ifade ederek, enerji, gübre ve gıda fiyatlarındaki artışların en çok gelişmekte olan ülkeleri etkilediğini söyledi.</p><p></p><p>Müller, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji üretimi ve sürdürülebilir sanayileşme yoluyla önemli fırsatlar yakalayabileceğine dikkati çekerek, uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>Avusturya Dışişleri Bakanı Meinl-Reisinger de enerji arzı ve fiyatlarındaki dalgalanmaların enerji bağımlılığının maliyetini ortaya koyduğunu, sürdürülebilir ve güvenli enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.</p><p></p><p>"Refah, Güvenlik ve İstikrar için Enerji” temasıyla düzenlenen IVECF'te enerji dönüşümünün hızlandırılması, yeşil sanayileşme ve iklim direncinin artırılmasına yönelik politikalar ele alınıyor.</p><p></p><p>İki gün sürecek forumda kaynak bağımlılığının azaltılması, enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın etkilerinin hafifletilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve eşitsizliklerin giderilmesine yönelik çözüm önerileri tartışılıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Küçükler Barajı'nda doluluk 4 ayda yüzde 50'yi aştı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kucukler-barajinda-doluluk-4-ayda-yuzde-50yi-asti-3805/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kucukler-barajinda-doluluk-4-ayda-yuzde-50yi-asti-3805/</id>
<published><![CDATA[2026-04-08T13:18:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-08T13:18:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4AC01A-85E6E1-044BDE-257C57-1AF814-96B9A0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan tek ve tarımsal sulama amaçlı en büyük kaynağı olan 12 milyon metreküp kapasiteli Küçükler Barajı, son yıllarda etkili olan kuraklıktan olumsuz etkilendi. Kurumaya yüz tutan baraj, geçen ağustos su kalmadığı için hizmet dışı kaldı.</p><p></p><p>Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından Küçükler'e gelen su kaynaklarının arttırılması için çalışmalar yürütüldü. Bu kapsamda Darı ve Sergen derelerinden gelen suyun kayıpsız baraja ulaşması için 6,2 kilometre uzunluğunda boru hattı döşendi. Yağışların yüksek olduğu zaman diliminde Baltalı Göleti'nden taşan su 12,3 kilometrelik boru hattıyla doğrudan Küçükler Arıtma Tesisi'ne ulaştırıldı.</p><p></p><p>Bu çalışmalar ve aralık ayından bu yana etkili yağmur, baraja can verdi. Aralık ayında sıfıra düşen doluluk 1 Nisan itibarıyla yüzde 54'e yükseldi.</p><p></p><p>- "Bu sene bir su sıkıntısı düşünmüyoruz"</p><p></p><p>DSİ 23. Şube Müdürü Orhan Çelik, AA muhabirine kentin yıllık su ihtiyacının 19 milyon metreküp olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Bu ihtiyacın Çokrağan kaynağı, yeraltı suları ve Küçükler Barajı'ndan karşılandığını belirten Çelik, barajın yaz aylarında sulamada kullanılması nedeniyle de önemli bir kaynak olduğunu kaydetti.</p><p></p><p>Çelik, barajda toplanan suyu artırmak için çalışmaların sürdüğünü dile getirerek, şöyle konuştu:</p><p></p><p>"Geçen sene bu zamanlar yüzde 10-15 seviyelerindeyken, şu an yüzde 54 seviyesindeyiz. Sulama sezonunun başına kadar yani mayısa kadar yüzde 60'ın üstünü, yüzde 70 civarını bekliyoruz. Bu anlamda bu sene işletmede bir sıkıntı olmazsa su arzında bir problem düşünmüyoruz. Bunu bir anlamda yağışlara da borçluyuz. Bu sene geçen seneye göre gayet iyi gitti yağışlarımız. Bununla birlikte ilave destek tedbirlerimiz de oldu."</p><p></p><p>Çelik, yaptıkları projelerin baraja ciddi destek sağladığına işaret ederek, "Yıl boyunca 2 milyon metreküp ilave desteğimizi buraya sağlamış olacağız. Biz bu sene yüzde 60-70 seviyelerini bekliyoruz bu desteklerimizle ama bu destek yıl boyu bu kaynaklardan devam edecek. Bu anlamda da bu sene bir su sıkıntısı düşünmüyoruz. Küçükler Barajı'mız paylaşımlı bir kaynak. Yüzde 50'si içme suyu, yüzde 50'si sulamaya tahsisli. Bu anlamda burada işletme hususu, hakların korunması çok önemli." diye konuştu.</p><p></p><p>- 31 gölet tam dolu</p><p></p><p>Yağışlarla kent genelindeki göletlerin de dolduğunu aktaran Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p></p><p>"Aktif olarak kullanılan 43 göletimiz var. Bu sene 31'i yüzde 100 doluluğa ulaşmış durumda. Diğerleri de yüzde 100 olmasa da yüzde 60-70 seviyelerine geldiği için bunlarda da tarımsal sulamada bu sene bir sıkıntı beklemiyoruz. Çiftçilerimiz de bu yönden rahat olabilirler."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türk Henkel'in İz Bırak projesi, bu yıl İzmirli çocuklarla buluşuyor…</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-henkelin-iz-birak-projesi-bu-yil-izmirli-cocuklarla-bulusuyor-1214/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turk-henkelin-iz-birak-projesi-bu-yil-izmirli-cocuklarla-bulusuyor-1214/</id>
<published><![CDATA[2026-04-08T12:39:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-08T12:39:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_56B2E8-96A918-9DA7FE-0D210F-F0B692-9164AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İhtiyaç Haritası iş birliğinde gerçekleştirilen proje, sürdürülebilirlik bilincini Türkiye’nin farklı şehirlerindeki çocuklarla buluşturma vizyonuyla yolculuğunu sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl Hatay’daki konteyner yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren çocuklarla buluşan proje, İzmir’de 30 bin hektarlık alana zarar veren büyük orman yangınlarının ardından bu bölgede gerçekleştirilmesiyle de ayrı bir anlam kazanıyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>Sürdürülebilirlik Bilincini Güçlendiren Atölyeler&hellip;</p><p>Proje kapsamında çocuklar, çevre duyarlılığı kazanmalarını ve doğayı koruma yollarını öğrenmelerini destekleyen ücretsiz atölyelere katılacak. Örneğin; “Sürdürülebilirlik Kahramanları” atölyesinde geri dönüşüm uygulamalarına ve atıklardan yeni ürün tasarımlarına yönelik çalışmalar yapılarak çocuklarda çevre bilinci ve yeniden kullanım farkındalığının geliştirilmesi hedefleniyor. “Doğa Sevgisi Drama” atölyesinde hikâyeleştirme ve drama çalışmaları aracılığıyla çocukların doğayla empati kurmalarını desteklemek üzere uygulamalar gerçekleştirilecek. “Doğa Koruyucuları Tasarım” atölyesi ve tohum topu etkinliği kapsamında ise poster ve maket çalışmaları yapılması, çocukların doğa koruma bilincini uygulamalı deneyimlerle pekiştirmelerine katkı sağlanması planlanıyor. Atölyelere ek olarak tüm çocukların katılımıyla “Benim Fidanım, Benim Geleceğim” isimli bir saha etkinliği düzenlenecek. Çocuklar kendi fidanlarını dikecek ve atölyelerde hazırladıkları tohum toplarını doğayla buluşturacak.</p><p>Türk Henkel’in İz Bırak projesi, İzmir Konak Belediyesi Toros Sosyal Tesisi’nde gerçekleştirilecek. Karabağlar, Seferihisar ve Menderes’te yangından etkilenen bölgelerden çocukların da atölye ve etkinliklere katılımı sağlanacak. Alanında uzman eğitimciler tarafından verilecek eğitim süresince 8–12 yaş aralığındaki 200’ün üzerinde çocuğa ulaşılması hedefleniyor. Proje ile yangın sonrası bölgenin yeniden ormanlaştırma sürecine katkı sağlanması, çocukların doğayla bağlarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik bilincinin desteklenmesi amaçlanıyor.&nbsp;&nbsp;</p><p>İz Bırak Projesi, Geçtiğimiz Yıl Hatay’da Depremden Etkilenen Çocuklara Ulaşmıştı&hellip;</p><p>Proje geçtiğimiz yıl da yine İhtiyaç Haritası iş birliğinde Hatay’da depremden etkilenen çocuklar için hayata geçirilmişti. İz Bırak projesi, eğitici ve öğretici temalardaki ücretsiz atölyeler aracılığıyla İhtiyaç Haritası konteyner yaşam alanında hayatlarını sürdüren yaklaşık 250 çocuğumuzun yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmelerine, çevre bilinci kazanmalarına ve toplumsal farkındalık oluşturmalarına destek sağlamıştı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da sis etkili oluyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sis-etkili-oluyor-8954/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sis-etkili-oluyor-8954/</id>
<published><![CDATA[2026-04-05T09:42:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-05T09:42:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_862F41-E2D2E3-FAF471-4BDDA8-D45326-249C3E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kentte, özellikle yüksek kesimler, İstanbul Boğazı çevresi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde sis yoğunlaşıyor.</p><p></p><p>Avrupa ile Anadolu yakasının neredeyse tamamında sis nedeniyle görüş mesafesi önemli ölçüde düştü.</p><p></p><p>Sultangazi, Arnavutköy, Büyükçekmece, Eyüpsultan, Beşiktaş, Sarıyer, Ümraniye, Üsküdar, Beykoz ve Çekmeköy'de sis nedeniyle yüksek binaların üst katları görünmez hale geldi.</p><p></p><p>İstanbul Havalimanı yolu üzerinde yoğun sis nedeniyle araç sürücüleri zaman zaman trafikte dörtlü ikaz lambalarını yakarak kontrollü ilerledi.</p><p></p><p>Boğaz hattındaki tarihi yapılarla köprüler de sis altında kaldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tüpraş'tan 100 bin fidanla ağaçlandırmaya destek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tuprastan-100-bin-fidanla-agaclandirmaya-destek-9297/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tuprastan-100-bin-fidanla-agaclandirmaya-destek-9297/</id>
<published><![CDATA[2026-04-04T11:54:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-04T11:54:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_873A82-88A999-AA0B18-7E398B-6581C1-DF3283.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Tüpraş, sürdürülebilirlik stratejisi ve çevre yönetimi anlayışıyla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğinde Türkiye’nin orman varlığını artırmayı amaçlıyor. Şirket, Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle rafinelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde hatıra ormanlarının oluşturulması ve yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılmasını desteklemek üzere 100 bin fidan bağışladı. Ağaçlandırma çalışmaları biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine, toprak erozyonunun azaltılmasına, karbon yutak alanlarının güçlendirilmesine ve iklim değişikliğiyle mücadelede doğal ekosistemlerin dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlıyor.</p><p>“Ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz”</p><p>Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ormanlar yalnızca doğal yaşamın sürekliliğini sağlayan alanlar değil, aynı zamanda toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilir geleceğinin temelini oluşturan ekosistemlerdir. İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda doğal varlıkların korunması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Tüpraş olarak çevre ve insan odaklı yaklaşımımızı tüm iş süreçlerimize ve toplumsal yatırım programlarımıza entegre ediyor; ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yıl boyunca 100 bin fidanı toprakla buluşturarak bu yolda kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum.”</p><p>Şirketin faaliyet gösterdiği illerde gerçekleşen ağaçlandırma etkinliklerine Tüpraş Rafineri müdürleri, çevre ve sürdürülebilirlik ekipleri ile gönüllü çalışanlar katıldı. Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili şube müdürlüklerinden temsilcilerin de yer aldığı etkinliklerde ağaçlandırma süreçleri ve ekosistem üzerindeki etkilerine ilişkin bilgilendirmeler de yapıldı.</p><p>Hatıra ormanları, bölgesel ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunarken gelecek nesiller için de kalıcı bir çevresel değer yaratıyor; çalışanların gönüllü katılımı sayesinde çevre bilinci kurum kültüründe daha da yaygınlaşıyor. Bu yaklaşım, doğaya ve topluma uzun vadeli fayda sağlayan bütünsel sürdürülebilirlik anlayışını güçlendiriyor.</p><p>Tüpraş, ağaçlandırma çalışmalarını yeni alanların yeşillendirilmesiyle sınırlı tutmuyor, aynı zamanda İzmir ve İzmit’te orman yangınlarından etkilenen sahaların rehabilitasyonuna da katkı sağlıyor. Dikilecek fidan türleri; bölgesel bitki örtüsü, ekosistem ihtiyaçları ve olası yangın riski dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğü uzmanlarının yönlendirmeleriyle belirleniyor. Bu kapsamda Batman’da gerçekleştirilen fidan dikiminde bölgedeki kuş türleri için önemli bir besin kaynağı olan, ekosisteme ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak Menengiç fidanları tercih edildi. Tüpraş, bu yaklaşımıyla ekolojik iyileşmeyi destekleyen ve uzun vadeli çevresel fayda yaratan bir ağaçlandırma modeli benimsiyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sakarya için sıfır atık stratejik hedefleri belirlendi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sakarya-icin-sifir-atik-stratejik-hedefleri-belirlendi-9709/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sakarya-icin-sifir-atik-stratejik-hedefleri-belirlendi-9709/</id>
<published><![CDATA[2026-04-02T09:34:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-02T09:34:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FDBBF4-8C597A-21BE39-EA0D5B-855429-2B5410.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sıfır Atık Vakfı tarafından “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” temasıyla hayata geçirilen “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları”nın Sakarya ayağı, düzenlenen Sakarya Çalıştayı Sonuç Konferansı ile tamamlandı. Sakarya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansla birlikte kentin 2027 Sıfır Atık Yılı vizyonu ortaya konulurken, şehir için tespit edilen sorunlara yönelik stratejik hedefler açıklandı. Ayrıca Sakarya’da yürütülecek sıfır atık çalışmalarını koordine etmek üzere Sıfır Atık İl Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Çalıştay çıktıları, yalnızca çevre politikaları açısından değil, kaynak verimliliği, yatırım ihtiyacı ve sürdürülebilir büyüme perspektifi açısından da Sakarya’nın yeni yol haritasını şekillendirdi.</p><p></p><p>Sıfır Atıkta küresel model ve ekonomik değer üretimi</p><p>Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmaları, Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi çerçevesinde gelişirken, Türkiye’nin bu alandaki yaklaşımı ulusal bir çevre politikasından küresel ölçekte karşılık bulan bir sürdürülebilirlik modeline dönüşmüş durumda. Bu kapsamda Sakarya Sıfır Atık Çalıştayı, Sıfır Atık Vakfı ve Sakarya Valiliği himayelerinde üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle hayata geçirilerek çok paydaşlı bir dönüşüm modeli ortaya koydu.</p><p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımının geldiği noktaya ilişkin değerlendirmesinde, “Sıfır Atık Hareketi bugün 193 ülkede karşılık bulan küresel bir yapıya dönüştü. Bu süreç yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir paradigma değişimini ifade ediyor. Kaynakların daha verimli kullanılması ve atık yönetiminin ekonomik değere dönüştürülmesi açısından Türkiye önemli bir model sunuyor” dedi.</p><p>Konferansta paylaşılan veriler, Türkiye’nin atık yönetiminde son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyarken, geri kazanım oranının 2017’deki yüzde 13 seviyelerinden 2025 itibarıyla yüzde 37,5’in üzerine çıktığı ve 90 milyon tonun üzerinde atığın ekonomiye yeniden kazandırıldığı bilgisi dikkat çekti. Buna ek olarak, Sakarya’da depozito iade sistemi kapsamında 7 milyon adedin üzerinde içecek ambalajının toplandığı, sistemin yıl sonuna kadar 81 ilde yaygınlaştırılmasının hedeflendiği açıklandı. Bu gelişim, sıfır atık uygulamalarının döngüsel ekonomi kapsamında yarattığı ekonomik değeri daha da güçlendiriyor.</p><p></p><p>Sakarya’da dönüşümün odağı: Kaynak yönetimi</p><p>Sakarya özelinde yapılan değerlendirmelerde, kentin güçlü tarım altyapısı, sanayi kapasitesi ve turizm potansiyeline rağmen plansız yapılaşma, atık yönetim altyapısındaki eksiklikler, artan nüfus ve kaynak tüketimi gibi unsurların sürdürülebilir büyüme üzerinde baskı oluşturduğu vurgulandı. Bu çerçevede belirlenen stratejik hedefler; kaynağında ayrıştırma sistemlerinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği yatırımları, atıktan enerji üretimi ve su kaynaklarının korunması gibi başlıklarda somut dönüşüm adımlarını içeriyor.&nbsp;</p><p></p><p>Kamu ve akademiden güçlü destek</p><p>Konferansta konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Türkiye’nin sıfır atık alanında önemli bir mesafe kat ettiğini belirterek, geri kazanım oranındaki artışın ve elde edilen ekonomik kazanımların bu modelin başarısını ortaya koyduğunu ifade etti. Depozito iade sisteminin yaygınlaştırılmasıyla birlikte atık yönetiminde yeni bir aşamaya geçileceği vurgulandı.&nbsp;</p><p>Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda gelecek vizyonunu şekillendiren bir kalkınma meselesi olduğuna dikkat çekerek, yerel yönetimler olarak atıkları ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirtti.&nbsp;</p><p>Sakarya Valisi Rahmi Doğan da kentin sahip olduğu doğal kaynakların korunmasının stratejik önemine işaret ederek, özellikle su kaynakları ve tarım arazilerinin sürdürülebilirliği için yürütülen çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini ifade etti.&nbsp;</p><p>Akademi tarafında ise Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, sıfır atık yaklaşımını eğitim, araştırma ve uygulama boyutlarıyla ele alarak kampüslerde entegre sistemler ve sürdürülebilirlik odaklı projeler geliştirdiklerini açıkladı.&nbsp;</p><p></p><p>COP31 ile küresel ölçekte güçlenen Türkiye modeli</p><p>Samed Ağırbaş, COP31 sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise küresel ölçekte yürütülen çalışmalara dikkat çekerek, “COP31 kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde çalışmalar yürütüyor, devlet dışı aktörlerin sürece daha güçlü katılımı için çalışıyoruz” dedi.&nbsp; Yerelden ulusala uzanan bu yapı sayesinde sıfır atık vizyonunun yalnızca bir çevre politikası olmaktan çıkarak ekonomik ve toplumsal dönüşümün ana unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Girişimcilik Vakfı, ekosistemi ortak zeminde buluşturdu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/girisimcilik-vakfi-ekosistemi-ortak-zeminde-bulusturdu-9841/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/girisimcilik-vakfi-ekosistemi-ortak-zeminde-bulusturdu-9841/</id>
<published><![CDATA[2026-04-01T16:52:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-01T16:52:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BC6BB9-255982-3277D1-161B7E-F5437B-DE623E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) tarafından, Türkiye İş Bankası’nın destekleriyle, 26 Mart’ta Feriye’de gerçekleşen İstanbul Networking Night (GİRVAK INN) 150 kişilik kontenjan için 700 başvuru alarak büyük ilgi gördü. Girişimcilik ekosistemindeki ortak zemin ihtiyacına yönelik olarak hayata geçirilen etkinlikte, 188 kurumdan 89 kurucu ve 41 Fellow’un katıldığı etkinlik, farklı deneyim ve bakış açılarını buluşturarak, gençler, girişimciler, kurumlar ve yatırımcılar arasında güçlü bir ortak zemin yaratmayı hedefledi.&nbsp;</p><p>“Gerçek dönüşüm ancak bir ortak zemin kurulabildiğinde mümkün”</p><p>GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Girişimcilik Vakfı olarak kuruluşumuzdan bugüne, gerçek dönüşümün ancak bir ortak zemin kurulabildiğinde mümkün olduğuna inanıyor; yıllardır gençlerle, girişimcilerle, mezunlarımızla, kurumlarla, yatırımcılarla, farklı disiplinlerden insanlarla hep aynı niyetle bir araya geliyoruz. Türkiye İş Bankası’nın destekleriyle hayata geçirdiğimiz İstanbul Networking Night da bu yüzden bizim için çok değerli. Bu ekinliği sadece bir networking buluşması olarak değil; farklı bakış açılarının ve farklı deneyimlerin bir araya geldiği güçlü bir ortak zemin örneği olarak görüyoruz. Çünkü girişimcilik ekosistemi, yalnızca iyi fikirlerle ya da güçlü kurumlarla büyümüyor. Asıl büyüme; insanların birbirini gerçekten duyabildiği, farklı deneyimlerin aynı masada buluşabildiği ve yeni ihtimallerin birlikte doğabildiği ortak alanlarda başlıyor.” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünya Su günü kapsamında anlamlı çevre projesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-su-gunu-kapsaminda-anlamli-cevre-projesi-8831/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunya-su-gunu-kapsaminda-anlamli-cevre-projesi-8831/</id>
<published><![CDATA[2026-03-29T09:50:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-29T09:50:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_83F263-75A2A2-072B14-9D1D75-AD25AC-6A1BF3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olan ve 40 yıldır toplum sağlığına ve sağlık sektörüne katkı sağlayan Polifarma, ‘Sürdürülebilir Gelecek’ hedefi kapsamında Dünya Su Günü kapsamında anlamlı bir çevre projesine imza attı. Polifarma Sürdürülebilirlik Komitesi ve şirket gönüllülerinden oluşan ‘Yeşil Yakalılar Kulübü’ iş birliğiyle Marmaraereğlisi Türkmenli Barajı’nda düzenlenen etkinlikte, gölet çevresindeki atıklar toplanarak su ekosisteminin korunmasına katkı sağlandı.</p><p>26 Mart Perşembe günü düzenlenen etkinlikte, Polifarma gönüllüleri su kaynaklarının korunmasına dikkat çekmek amacıyla gölet çevresinde biriken atıkları temizledi. Etkinliğe, T.C. Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Mustafa Onur Bozkurter ve üst düzey belediye yetkililerinin yanı sıra TESKİ (Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) Genel Müdür Yardımcısı Ferruh Beceren ile Türkmenli Mahallesi Muhtarı Mümin Somuncu da katıldı.</p><p>Yeşil Yakalılar ile sanayi ve doğa arasında sürdürülebilir köprü kuruyor</p><p>Üretim süreçlerinde çevresel etkileri en aza indirerek, kaynaklarını verimli kullanmaya özen gösteren Polifarma, faaliyetlerini ‘Önce Hayat’ mottosu doğrultusunda şekillendirerek BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu bir şekilde hareket ediyor. Tüm iş süreçlerinde sürdürülebilirlik ön plana alınırken, çevreye ve topluma daha çok değer katmak şirketin en önemli hedefleri arasında yer alıyor. Çevre dostu bir üretim tesisinin yanı sıra çevre bilinci yüksek bir çalışan topluluğu da oluşturmayı hedefleyen şirket, Sürdürülebilirlik Komitesi ve yine tamamen çalışanların gönüllü katılımıyla kurulan ‘Yeşil Yakalılar Kulübü’ iş birliğiyle çeşitli etkinlikler düzenleyerek çevre bilinci ve farkındalığının artırılmasına katkı sağlıyor.</p><p>‘Yeşil Yakalılar’, çevre dostu prensiplerini günlük iş yaşamına entegre ederek sanayi ile doğa arasında dengeli ve sürdürülebilir bir köprü kurmayı amaçlıyor. Doğal kaynakların bilinçli kullanımı, karbon ayak izinin azaltılması, atıkların kaynağında önlenmesi ve döngüsel ekonomi prensiplerinin benimsenmesi Yeşil Yakalılar kulübünün temel öncelikleri arasında yer alıyor.&nbsp;</p><p>Su, insan sağlığı ve yaşamın sürdürülebilirliği için en temel ihtiyaç</p><p>SKA hedefleri arasında yer alan ‘Temiz su kaynaklarına erişim’ de gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak açısından kritik öneme sahip. Çünkü insan sağlığı ve yaşamın sürdürülebilirliği için en temel ihtiyaç olan su kaynaklarımız, küresel iklim değişikliği ve bilinçsiz tüketim nedeniyle giderek azalıyor. Bu kaynakların korunmasında ise hepimize büyük sorumluluk ve görevler düşüyor.&nbsp;</p><p>Polifarma gönüllüleri de bu sorumluluk bilinciyle hareket ederek ‘Türkmenli Barajı Temizlik Projesi’ ile hem su kaynaklarının sürdürülebilirliği hem doğal yaşam alanlarının korunmasına katkı sağlanması açısından önemli bir projeye imza attı. Marmaraereğlisi Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik kapsamında; Tekirdağ bölgesi için oldukça değerli bir su kaynağı olan Türkmenli Gölet çevresine atılan plastik, cam, kâğıt ve naylon poşet gibi atıklar toplanarak çevre kirliliğine dikkat çekildi. Kurumsal sosyal sorumluluk alanında atılan bu küçük adımların, sürdürülebilir gelecek hedefine giden yolda, toplumun tüm kesimlerine örnek oluşturması umut edilirken, şirket gelecek dönemde de doğaya, insana ve geleceğe olan sorumluluğu ile üretimin her aşamasında çevre bilincini yaşatmaya devam edecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hedef petrol değil yaşam kaynağı su</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hedef-petrol-degil-yasamin-kaynagi-su-6293/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hedef-petrol-degil-yasamin-kaynagi-su-6293/</id>
<published><![CDATA[2026-03-25T01:13:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-25T01:13:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F72CDD-D6394B-1561BB-489DC0-164B3C-65683D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Hakan ÖZBAY</b></p><p></p><p>Orta Doğu'da savaş doktrinleri köklü bir değişime uğruyor. Yıllarca petrol kuyuları, rafineriler ve enerji transfer hatları üzerinden yürütülen stratejik tehditler, yerini çok daha ölümcül ve insani kriz yaratacak bir hedefe bıraktı: Deniz Suyu Arıtma (Desalinasyon) Tesisleri. Giderek artan su stresi ve iklim krizi, bölge ülkelerinin içme ve kullanma suyunda denize bağımlılığını en üst seviyeye çıkarmış durumda. İstihbarat raporlarına yansıyan son iddialara göre İran, olası bir topyekûn savaş durumunda İsrail ve Arap ülkelerinin can damarı olan arıtma tesislerini hedef almayı planlıyor. Buna karşılık Washington ve Tel Aviv hattının misilleme planlarında, İran'ın iç kesimlerini besleyen arıtma kompleksleri ilk sırada yer alıyor.</p><p>İSRAİL VE ARAP ÜLKELERİ İÇİN VAROLUŞSAL TEHDİT</p><p>İsrail ve Körfez Arap ülkelerinin tatlı su kaynakları neredeyse tükenme noktasında. Bölgedeki tesislerin vurulması, milyarlarca dolarlık ekonomik bir krizin ötesinde saniyeler içinde bir beka sorununa dönüşebilir:</p><p>•	İsrail'in Aşil Topuğu: İsrail, evsel içme suyunun yaklaşık %80'inden fazlasını Akdeniz kıyısındaki (Sorek, Hadera, Aşkelon gibi) devasa deniz suyu arıtma tesislerinden sağlıyor. Sadece Sorek tesisi, günde 600 bin metreküpten fazla su üreterek küresel çapta en büyük kapasitelerden birini temsil ediyor. Ayrıca İsrail'in yüksek teknolojiye dayalı tarım ihracatı büyük ölçüde bu tesislere entegre edilmiş durumda. Bu tesislerin güdümlü füzeler veya İHA sürüsü saldırılarıyla devre dışı kalması, ülkenin birkaç gün içinde susuzluktan felç olması ve tarım ekonomisinin çökmesi anlamına geliyor.</p><p>•	Körfez'in Sıfır Noktası: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Kuveyt gibi ülkeler, içme sularının %90'a yakınını Basra Körfezi'ndeki tesislerden elde ediyor. Dünyanın en büyük arıtılmış su üreticisi konumundaki Suudi Arabistan'ın milyarlarca dolarlık Ras Al Khair tesisi ve BAE'nin Cebel Ali kompleksi, bu ülkelerin adeta yaşam destek üniteleri konumunda. Özellikle Riyad ve Dubai gibi çöle kurulmuş metropollerin arıtılmış su olmadan ayakta kalma süresi sadece birkaç günle sınırlı. Şebekelerin durması; salgın hastalıkların patlak vermesi, sanitasyonun çökmesi ve toplu göç dalgaları demek.</p><p>SAHİLDEN ÇÖLE UZANAN SU KORİDORLARI</p><p>ABD ve İsrail’in olası misilleme haritasında, İran’ın nükleer veya askeri tesisleri kadar stratejik bir diğer hedef de ülkenin kırılgan su altyapısı. Yıllardır şiddetli kuraklık ve yeraltı su rezervlerinin hızla tükenmesiyle boğuşan İran, ekonomik ve demografik çöküşü engellemek adına rotayı mecburi olarak güney sahillerine çevirmiş durumda. Basra Körfezi ve Umman Denizi kıyılarında –özellikle Bender Abbas ve Çabahar’da– faaliyet gösteren devasa deniz suyu arıtma tesisleri, ülkenin adeta can damarı işlevini görüyor.</p><p>Tahran yönetiminin devasa bütçeler ayırarak hayata geçirdiği "Basra Körfezi Su Transferi Mega Projesi" kapsamında bu tesislerde arıtılan su, yüzlerce kilometrelik dev boru hatlarıyla çölün ortasındaki Yezd, Kirman ve İsfahan gibi kurak iç eyaletlere pompalanıyor. Bu hatlar sadece milyonlarca insanın içme suyunu sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda İran ekonomisinin belkemiği olan bölgedeki bakır, çelik ve petrokimya ağır sanayi tesislerinin çarklarını da döndürüyor.</p><p>İç İsyan ve Stratejik Çöküş Riski: Bu hayati su şebekesinin ve arıtma komplekslerinin füzelerin hedefi olması, Tahran yönetimi için salt bir altyapı hasarı değil, doğrudan bir rejim güvenliği meselesi. Geçmiş yıllarda Zayende Nehri'nin kuruması ve su kesintileri nedeniyle ülke genelinde patlak veren kitlesel protestolar göz önüne alındığında; sahil ile iç kesimler arasındaki bu su koridorunun kesilmesi, ülkeyi onarılması güç bir susuzluk krizine, ağır sanayinin durmasına ve rejimi içeriden sarsacak devasa bir sivil itaatsizlik dalgasına sürükleyebilir.</p><p>FÜZELERDEN ÖNCE BAŞLAYAN SİBER SAVAŞ&nbsp;</p><p>Tesislerin yarattığı zafiyet sadece füzelerle sınırlı değil. Aslında bu savaş yıllar önce dijital ortamda başladı. 2020 yılında İranlı bilgisayar korsanlarının İsrail su şebekesine sızarak suya karıştırılan klor seviyesini ölümcül doza çıkarma girişimi, arıtma tesislerinin aynı zamanda devasa birer siber savaş cephesi olduğunu kanıtlamıştı. Dahası, vurulan bir petrol boru hattı haftalar içinde onarılabilirken, arıtma tesislerinin kalbini oluşturan yüksek teknolojili "ters osmoz membranlarının" ve özel titanyum pompaların yeniden sipariş edilip kurulması yılları bulabiliyor. Bu durum, olası bir saldırının faturasını anlık bir susuzluk krizinden çıkarıp, onarımı imkânsıza yakın milyarlarca dolarlık bir altyapı felaketine dönüştürüyor.</p><p>ASİMETRİK SAVAŞ VE ÇÖKEN EKOSİSTEM</p><p>Uzmanlar, su tesislerine yönelik bir savaşın "karşılıklı garantili yıkım" (Mutually Assured Destruction) anlamına geldiği konusunda hemfikir. Tesislerin vurulması sadece insanları ve fabrikaları susuz bırakmakla kalmayacak; devasa bir çevre felaketini de tetikleyecek. Normal şartlarda bile denize deşarjı büyük sorun olan ve "brine" (aşırı tuzlu atık su) adı verilen kimyasal karışımın, tesislerin vurulmasıyla kontrolsüzce yayılması bekleniyor. Vurulan kimyasal ünitelerden sızacak yüksek konsantrasyonlu tuz, klor ve kireç önleyici kimyasallar, Basra Körfezi ve Doğu Akdeniz'in kapalı deniz ekosistemini on yıllar boyunca geri dönülemez şekilde zehirleyecek.</p><p></p><p>HEDEFTEKİ DEV TESİSLER&nbsp;</p><p>SOREK (İsrail): Dünyanın en büyük ters osmoz tesislerinden biri. Günde 600 bin metreküpten fazla tatlı su üretiyor. Tel Aviv yönetiminin evsel su ihtiyacının ve yüksek teknolojili tarım ihracatının ana damarı.</p><p>HADERA ve AŞKELON (İsrail): Akdeniz kıyısında yer alan ve İsrail'in su bağımsızlığını sağlayan diğer iki mega kompleks. Devre dışı kalmaları, ülkeyi günlerle ifade edilen bir sürede susuz bırakabilir.</p><p>RAS AL KHAİR (Suudi Arabistan): Basra Körfezi kıyısında milyarlarca dolarlık yatırımla kurulan, dünyanın en büyük arıtılmış su üretim merkezlerinden biri. Çöl metropollerinin en kritik yaşam destek ünitesi.</p><p>CEBEL ALİ KOMPLEKSİ (BAE): Dubai'yi ve bölgeyi çölün ortasında hayatta tutan, elektrik üretimiyle entegre çalışan devasa su arıtma üssü.</p><p>BENDER ABBAS ve ÇABAHAR (İran): Tahran'ın "Basra Körfezi Su Transferi Mega Projesi"nin kalbi. Üretilen su, yüzlerce kilometrelik borularla çölün ortasındaki Yezd ve İsfahan gibi eyaletlere taşınarak hem halkı hem de İran'ın bakır ve çelik sanayisini ayakta tutuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">600 milyon fidanın toprakla buluşturulması hedefleniyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor-9563/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor-9563/</id>
<published><![CDATA[2026-03-24T11:20:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-24T11:20:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_53B0EB-3A0453-4110CC-FE68EC-9CF52E-32B9FF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Karacabey, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p><p></p><p>Hem Türkiye'de hem de dünyada 2025'in orman yangınlarıyla gündeme geldiğini anımsatan Karacabey, Orman Genel Müdürlüğü olarak büyük ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını söyledi.</p><p></p><p>Karacabey, geçen yıl 517 milyon fidan ve tohumun toprakla buluşturulduğunu ve yeni orman alanlarının ülkeye kazandırıldığını bildirdi.</p><p></p><p>Mevcut ormanlardaki boşlukları ve verimsiz alanları da rehabilite ederek verimli hale getirdiklerini vurgulayan Karacabey, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Bu sayede FAO'nun 2025 yılı Dünya Orman Varlığı Raporu'nda ülkemiz orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında 6'ncı sıradan 4'üncü sıraya çıkarak yükselişini devam ettirmiş oldu. Yıllık ortalama 118 bin hektar orman alanını artırmış olarak kayıtlara geçtik. 2026 ile alakalı da Sayın Cumhurbaşkanımız 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü etkinliklerinde 2026 yılı 11 Kasım'ına kadar bir hedef belirleyip talimatlandırdılar. İnşallah 2026 yılı 11 Kasım'ına kadar 600 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olacağız. Böylelikle hem orman varlığımızı artırırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları tesis etmiş olacağız."</p><p></p><p>- "Dünyada kullanılan en ileri teknoloji"</p><p></p><p>Türkiye'nin dünyada ormanları gözetleyen ve yangınlarla mücadelede insansız hava aracı (İHA) kullanan iki ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Karacabey, bu yıl 14 İHA ile ormanların sağlığını izleyerek, korunmasıyla ilgili tedbirleri alacaklarını dile getirdi.</p><p></p><p>Karacabey, aynı zamanda sayıları 2 bin 800'e ulaşan ve ormanların değişik noktalarına konuşlandırılmış fotokapanlarla da kritik orman noktalarını 7 gün 24 saat esasına dayalı izlediklerini ve kayıt altına aldıklarını ifade etti.</p><p></p><p>Ormanların sağlığını tehdit eden her türlü etkiye ve müdahaleye karşı gereken tedbirleri bu sayede aldıklarına işaret eden Karacabey, "Türkiye'nin, ormanların sağlığının izlenmesinde kullandığı teknolojik altyapı bugün dünyada kullanılan en ileri teknolojidir. Bunu açık ve net olarak ifade edebiliriz." diye konuştu.</p><p></p><p>Karacabey, ormanların sağlığı, sürdürülebilirliği, gençleştirilmesi başta olmak üzere, bütün çalışmalarda en önemli paydaşlarının orman köylüleri olduğunu belirterek, onları her alanda desteklediklerini vurguladı.</p><p></p><p>Orman köylülerine sadece ormanda yaptıkları işçilik için değil, onların ekonomik seviyelerinin iyileştirilmesi veya yaşadıkları ortamdaki sosyal şartların iyileştirilmesiyle ilgili de krediler verdiklerini dile getiren Karacabey, "Bu kredilerin bir şablonu yok. Orman köylümüzün neye ihtiyacı varsa onu karşılıyoruz. Bazen bir vatandaşımızın evinin üzerine güneş enerjisi panelleri konulup elektrik ihtiyacını karşılamasından tutun, evinin mantolanmasına, kalorifer sisteminin kurulmasına varıncaya kadar ihtiyacının karşılanması noktasında krediler veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>- Orman köylülerine 3,2 milyar liralık bütçe</p><p></p><p>Söz konusu kredilerin yüzde 20'sinin hibe, yüzde 80'inin de faizsiz, kredi türüne göre 3 yıl ile 7 yıl arasında geri ödeme şartları bulunan krediler olduğu bilgisini veren Karacabey, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"2025 yılında 2,5 milyar lira kredi dağıttık. İnşallah 2026 yılında da 3 milyar 200 milyon liralık bütçemiz var. Bütün çabamız şu, orman köylümüz yaşadığı yerde mutlu olsun, doğduğu yerde doysun. Hedefimiz bu, bunun için gayret ediyoruz ve bu projelerde de kredi şartlarında da herhangi bir kısıtlayıcı unsur yok. Vatandaşımız ne için istiyorsa o konuda yardımcı oluyoruz."</p><p></p><p>Karacabey, vatandaşları Orman Haftası dolayısıyla 26 Mart'ta Ankara'da Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın katılımıyla yapılacak fidan dikim etkinliğine davet ederek, "Ayrıca 81 ilimizin tamamında bu hafta fidan dikim etkinlikleri olacak. Her vatandaşımızı, kendi bulunduğu ilde fidan dikim alanlarına bekliyoruz. Onların da dünyadayken bir dikili ağaçları olsun istiyoruz." dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tarımsal sulamada suyun %35¬¬-60'ı tarım arazisine ulaşmadan kayboluyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tarimsal-sulamada-suyun-35-60i-tarim-arazisine-ulasmadan-kayboluyor-9738/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tarimsal-sulamada-suyun-35-60i-tarim-arazisine-ulasmadan-kayboluyor-9738/</id>
<published><![CDATA[2026-03-22T08:52:28+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-22T08:52:28+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A7095D-E79E85-D78DCE-1AB9CA-EA3A1A-62C59B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskı giderek artarken, tarımda kullanılan sulama yöntemleri ve ekipman verimliliği her geçen gün daha kritik hale geliyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023–2033) verilerine göre Türkiye, su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede tüketilen suyun yaklaşık %74’ü tarımsal sulamada kullanılıyor.</p><p>22 Mart Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan İMPO Motor Pompa Türkiye Satış Müdürü Özlem Başlangıç, Türkiye’de tarımsal sulamada yanlış yöntemlerin yol açtığı kayıplara dikkat çekti:</p><p>“Tarımda %30-50 oranında su tasarrufu sağlayabiliyor”</p><p>“Ülkemizde tarımsal sulamanın yaklaşık %80’i hâlâ cazibeli sulama sistemleriyle gerçekleştiriliyor. Bu sistemlerde suyun %35-60’ı tarım arazilerine ulaşmadan kayboluyor. Bu nedenle tarımsal sulamanın, suyun doğrudan bitkinin kök bölgesine ulaşmasını sağlayan basınçlı sulama sistemleri, yani damla veya yağmurlama yöntemleri ile yapılması büyük önem taşıyor. Basınçlı sulama sistemlerine geçiş, tarımda %30-50 oranında su tasarrufu sağlayabiliyor. Ancak ne yazık ki ülkemizde modern sulama sistemlerinin kullanım oranı hâlâ %20 seviyelerinde bulunuyor.”</p><p>Sulama verimliliğinde yalnızca yöntemin değil, sistemi besleyen pompa teknolojisinin de belirleyici olduğunu belirten Özlem Başlangıç, şunları söyledi:&nbsp;</p><p>Pompa kapasitesine dikkat!</p><p>“Azalan su kaynakları ve artan enerji maliyetleri, bahçe ve tarımsal sulama sistemlerinde verimli çözümleri zorunlu hâle getiriyor. Bu noktada sistemi besleyen pompaların doğru seçilmesi, sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyor. Düşük kapasitedeki pompalar yetersiz sulamaya neden olurken, aşırı güçlü pompalar ise gereksiz enerji tüketimi ve su kaybına yol açabiliyor. Bu nedenle sulama sistemlerinde sabit basınç ve doğru debi sağlayan pompaları tercih etmek gerekiyor.</p><p>Tarımsal sulamada optimum performans sunuyor</p><p>İmpo olarak, SKN 4 serisi teknopolimer fanlı dalgıç pompa ürün gruplarımız ile damla ve yağmurlama sistemlerinde sistem verimini artırıyoruz. Kompakt yapıları ve stabil çalışma özellikleri sayesinde gereksiz su kullanımını azaltarak su tasarrufuna katkı sağlayan dalgıç pompalar, yüksek hidrolik verimleriyle de daha az enerji tüketerek tarımsal sulamada optimum performans sunuyor.&nbsp;</p><p></p><p>Dalgıç pompaların korozyona dayanıklı teknopolimer gövde ve fan yapısı ise uzun ömürlü kullanım imkânı sağlayarak, bakım ve işletme maliyetlerini düşürüyor.” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bolu Dağı'nda kar etkili oluyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-kar-etkili-oluyor-2245/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolu-daginda-kar-etkili-oluyor-2245/</id>
<published><![CDATA[2026-03-20T09:25:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-20T09:25:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B59BE5-F284EE-8754A7-E010B8-722685-702A0D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Otoyol ve kara yolunda gece saatlerinde başlayan ve aralıklarla süren kar yağışı nedeniyle güzergahta yol kenarları kısmen beyaz örtüyle kaplandı.</p><p></p><p>Ulaşımda aksama yaşanmazken, karayolları, jandarma ve trafik ekipleri, bölgede çalışma yürütüyor.</p><p></p><p>Ekipler, sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Suyun geleceğini korumak için zaman daralıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/suyun-gelecegini-korumak-icin-zaman-daraliyor-4352/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/suyun-gelecegini-korumak-icin-zaman-daraliyor-4352/</id>
<published><![CDATA[2026-03-19T02:37:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-19T02:37:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5968EB-073083-50A5CF-5B7CC6-0A732C-E61B5E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya genelinde artan nüfus ve hızlı kentleşme, su talebini her geçen yıl yükseltiyor. Uzmanlara göre küresel su kullanımı son 40 yıldır yıllık ortalama yüzde 1 oranında artış gösteriyor. Bu artış özellikle şehirlerdeki su altyapısı üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Şehirlerdeki su şebekelerinde yaşanan kayıp ve kaçaklar, verimsiz sistemler ve yetersiz işletme süreçleri her yıl milyarlarca metreküp suyun kaybedilmesine neden oluyor. Öte yandan atık su yönetimi de su döngüsünün sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol oynuyor. Atık suyun güvenli şekilde arıtılması ve yeniden kullanılabilir hale getirilmesi hem su kaynaklarının korunmasına hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlıyor.</p><p></p><p>Su yönetiminde altyapı verimliliği belirleyici</p><p>Su altyapısının verimli çalışması hem su kaynaklarının korunması hem de enerji tüketiminin azaltılması açısından kritik rol oynuyor. Su iletim sistemleri, bina altyapıları, sulama sistemleri ve atık su arıtma tesisleri gibi birçok alanda kullanılan pompa sistemleri bu altyapının temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><p></p><p>Bu sistemlerin verimli şekilde çalışması yalnızca enerji tüketimini değil, aynı zamanda suyun güvenli ve kesintisiz şekilde taşınmasını da doğrudan etkiliyor.</p><p></p><p>Su döngüsünün önemli bir parçası olan atık su yönetimi de bu sürecin kritik başlıklarından biri. Atık suyun güvenli şekilde toplanması, arıtılması ve yeniden kullanım süreçlerine kazandırılması hem çevresel sürdürülebilirlik hem de su kaynaklarının korunması açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle atık su altyapısında kullanılan sistemlerin kesintisiz ve verimli çalışması sürdürülebilir su yönetiminin temel unsurları arasında yer alıyor.</p><p></p><p>“Sürdürülebilir su yönetiminde verimlilik kritik”</p><p>Dünya Su Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Masdaf Genel Müdürü Erhan Özdemir, su yönetiminde verimliliğin giderek daha önemli hale geldiğini belirterek şunları söyledi: “Su kaynakları üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor. Bu nedenle su yönetiminde yalnızca yeni altyapı yatırımlarına değil, mevcut sistemlerin verimli ve sürdürülebilir şekilde işletilmesine de odaklanmak gerekiyor. Su iletiminden atık su yönetimine kadar birçok alanda kullanılan pompa sistemleri, su altyapısının performansında kritik bir rol oynuyor. Yüksek verimli sistemler hem enerji tüketimini optimize ediyor hem de su kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlıyor. Masdaf olarak akışkan teknolojileri alanındaki mühendislik gücümüzle su altyapılarının daha verimli, güvenilir ve sürdürülebilir şekilde çalışmasına katkı sunmaya devam ediyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Suyumuzu korumanın bir yolu var"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/suyumuzu-korumanin-bir-yolu-var-7274/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/suyumuzu-korumanin-bir-yolu-var-7274/</id>
<published><![CDATA[2026-03-18T02:51:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-18T02:51:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AEA03B-E1D9FD-56A22A-DF1C94-36E45C-9035D0.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Birleşmiş Milletlerin ilkini 1993’te duyurduğu Dünya Su Gününün amacı; su krizine ve suya güvenli erişime dikkat çekmek, tasarruf bilincini vurgulamak, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğinin tehdit altında olduğunu hatırlatmak.&nbsp;</p><p>Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede, suyun yaşamsal önemi ve tatlı su kaynaklarının değeri vurgulandı, suyun sürdürülebilir yönetimi teşvik edildi. Ancak yine de bugün dünyadaki yaklaşık 2.1 milyar insanın güvenli suya erişimi yok! Bu gerçeklik tüm ağırlığıyla karşımızdayken Türkiye, kişi başına düşen 1.519 metreküp su miktarı ile su stresi yaşayan ülkeler arasında. Nüfus artışı ve iklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle gelecekte Türkiye’nin su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.&nbsp;</p><p></p><p>ARTIK HER DAMLASI ÇOK DEĞERLİ!&nbsp;</p><p>Su kaynakları her geçen gün biraz daha azalırken, elimizdeki su için; diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu kapatmak, duş süresini kısaltmak, düşük akımlı duş başlıkları kullanmak, bozuk muslukları tamir etmek ve sızıntıları önlemek, meyve/sebzeleri bir kapta yıkamak gibi tasarruf önlemleri tavsiye ediliyor.&nbsp;</p><p></p><p></p><p>“Su tasarrufu iletim hatlarında başlamalı” açıklaması, Çelik Boru ve Profil İmalatçıları Derneği Başkanı Zafer Atabey’den geldi.</p><p></p><p>“Suyumuzun yüzde 20-60 arasında bir kısmı kayıp kaçağa gidiyor” diyen Atabey, kuraklık ve su sıkıntısının yaşandığı bir dönemde, suyun kayıp-kaçak olmadan iletilmesinin, dolayısıyla suyun verimli kullanılmasının çok önemli olduğunu söyledi.&nbsp;</p><p></p><p>“Çelik boru ile yapılan iletim hatlarıyla suyumuzu daha çok koruyabiliriz”</p><p></p><p>Afyon, Ankara, Bodrum, Bolu, Gebze, Mardin ve Karaman gibi şehirlerdeki içme suyu ve sulama hatlarında meydana gelen sızıntı ve patlamaları hatırlatan Atabey, “Bu hatlar daha sonra çelik boru ile yenilendi ve kayıp-kaçakların önüne geçildi. Çelik boruda bağlantıların manşon ve conta yerine kaynakla yapılıyor olmasından dolayı çelik boru hatlarında kayıp ve kaçak söz konusu değil. Risk almak istemeyen, hesap verebilirliği ve standartlara uygunluğu önceleyen tüm paydaşlarla birlikte suyumuzu korumak ve verimli kullanmak için çalışmaya hazırız” dedi ve şunları söyledi:</p><p>“Türkiye olarak, 4,7 milyon ton çelik boru üretimi ile Avrupa’da 1., dünyada 3. sıradayız. Üretimimizin yüzde 45’ini de 140’ dan fazla ülkeye ihraç ederek ülkemize yaklaşık 2 milyar dolar döviz kazandırıyoruz. Güçlü ve kalitesini tüm dünyaya kanıtlamış bir sektör olarak biz, kayıp kaçağın sıfıra indiği bir ülke hayal ediyoruz. Yukarıda belirtilen şehirler de dahil olmak üzere, birçok yerel yönetim ve kurum iletim hatlarını çelik boru ile yeniledi ve suyumuza güvenli bir yol açtı. Yağışların azaldığı, nüfusla birlikte kuraklığın arttığı bir dünyada, alt yapı nedeniyle yaşanan su kayıplarının artık kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Elimizdeki suyun kıymetini bilmemiz, kaybolup gitmesine engel olmamız ve onu yönetebilmemiz, çocuklarımıza borcumuz. Biz sektör olarak bu borcu; sızıntı yapmayan, minimum 50 yıl kullanım ömrü olan, dayanıklı ve güvenli çelik boru ürünlerimiz ile yerine getirmek için çalışıyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">RePlast Eurasia, plastik geri dönüşüm sektörünü İstanbul'da buluşturacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/replast-eurasia-plastik-geri-donusum-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-564/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/replast-eurasia-plastik-geri-donusum-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-564/</id>
<published><![CDATA[2026-03-17T11:52:20+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-17T11:52:20+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB33E9-6C9387-6321BE-99A971-A6DC44-B9657D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Plastik geri dönüşümünün öneminin her geçen gün daha fazla gündeme geldiği bir dönemde düzenlenen RePlast Eurasia, geri dönüşüm teknolojilerinden ham madde üretimine kadar sektörün tüm değer zincirini tek platformda buluşturacak. Türkiye’de plastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojileri ile ham maddelerine odaklanan ilk ve tek fuar olma özelliği taşıyan organizasyon, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim yaklaşımına ışık tutacak.</p><p>GERİ DÖNÜŞÜM TEKNOLOJİLERİ VE HAM MADDELERİ BİR ARADA</p><p>RePlast Eurasia kapsamında plastik geri dönüşüm makineleri ve teknolojileri, toplama ve ayrıştırma çözümleri, sertifikasyon ve test ölçüm hizmetleri, petrokimya ve geri dönüşüm ham maddeleri ile iplik ve elyaf geri dönüşüm makineleri gibi pek çok ürün ve teknoloji sergilenecek.</p><p>Fuar, plastik üreticilerinden petrokimya firmalarına, ambalaj üreticilerinden otomotiv yan sanayisine kadar uzanan geniş sektör yelpazesini aynı çatı altında buluşturacak. Geri dönüştürülmüş ham madde üreticileri, çevre danışmanları, atık yönetimi şirketleri ve endüstriyel makine üreticileri de fuarın katılımcı profili arasında yer alacak.</p><p>PLASTİK GERİ DÖNÜŞÜMÜNÜN GELECEĞİ PANELLERDE ELE ALINACAK</p><p>Fuar kapsamında düzenlenecek etkinlikler de sektörün geleceğine yönelik önemli tartışmalara sahne olacak. Organizasyonun ilk gününde gerçekleştirilecek 3. PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Konferansı geri dönüşüm alanındaki küresel gelişmeleri ve yenilikçi uygulamaları gündeme taşıyacak. Konferansta Türkiye'den ve dünyadan önemli isimlerin katılımı ile 'Plastik Geri Dönüşümünde Uluslararası Perspektif: Küresel Gelişmeler ve Yeni Trendler', 'Geri Dönüştürülmüş Plastik İçeriğinin Üretimi ve Sertifikasyonu: Makine Teknolojileri, Prosesler ve Doğrulama Sistemleri' ve 'Otomotiv Sektöründe Geri Dönüşüm Plastik Kullanımı ve Tedarik İmkanları' başlıklarında üç farklı panel yapılacak.&nbsp;&nbsp;</p><p>Ayrıca yine fuar kapsamında 3. PAGÇEV Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri de plastik geri dönüşüm inovasyonunun temel alanlarını ve döngüsel ekonomiye yönelik piyasa uygulamalarını kapsayan 7 kategoride sahibini bulacak. Otomotiv, Elektrikli ve Elektronik Ürün, Altyapı ve İnşaat Malzemeleri, Ev, Mutfak Gereçleri ve Eğlence Ürünleri, Plastik Paketleme ve Ambalaj Malzemeleri, İnovasyon ve Teknoloji: Ürün Teknolojisi, İnovatif Geri Dönüşüm Makineleri ve Plastik Geri Dönüşüm Elçisi kategorilerinde değerlendirilen ve finale kalan projeler fuar salonunda oluşturulan sergi alanında sektör profesyonellerinin ziyaretine açık olacak.&nbsp;</p><p>İKİ ÖNEMLİ SEKTÖRÜN BİR ARAYA GELMESİ İLE OLUŞAN BÜYÜK SİNERJİ</p><p>Plastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojileri ve ham maddeleri ana ürün grupları altında ürün ve hizmetlerin sergilendiği RePlast Eurasia fuarı bu yıl sektöründe lider fuarlar arasında yer alan Uluslararası İstanbul İplik Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleşecek. Bu iki fuarın bir arada olması sürdürülebilir üretim ve geri dönüşüm odağında önemli bir sinerji yaratacak. RePlast Eurasia Fuarı plastik ve elyaf geri dönüşüm teknolojilerini ve yenilikçi ham maddeleri öne çıkarırken, Uluslararası İstanbul İplik Fuarı ise tekstil sektörünün geri dönüştürülmüş malzemelerin katma değerli ürünlere dönüşümü ile tekstilde sürdürülebilirliği temsil edecek. Bu iki fuar, yarattıkları sinerji ile her iki sektör için ilham veren güçlü bir platform oluşturacak.&nbsp;</p><p>SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEĞE KATKI</p><p>RePlast Eurasia, plastiklerin tek kullanımlık bir ürün olmadığını ve doğru geri dönüşüm süreçleriyle tekrar tekrar ekonomiye kazandırılabileceğini vurgulayan bir platform olarak öne çıkıyor. Fuar, sürdürülebilir üretim anlayışını güçlendirmeyi ve döngüsel ekonomi yaklaşımını sektör genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyor. Tüyap Fuarcılık Grubu ve PAGÇEV iş birliğiyle düzenlenen organizasyon, “Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm” yaklaşımını merkeze alarak plastik geri dönüşüm teknolojilerinin gelişimine katkı sunmayı amaçlıyor.</p><p>GEÇEN YIL 8 BİNDEN FAZLA ZİYARETÇİ AĞIRLANDI</p><p>RePlast Eurasia’nın geçtiğimiz yıl düzenlenen edisyonu, 151 katılımcı firma ve firma temsilciliği ile 8.340 ziyaretçiyi Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ağırladı.</p><p>Bu yıl üçüncü kez düzenlenecek fuarın, geri dönüşüm teknolojilerindeki gelişmeleri sektör profesyonelleriyle buluşturması ve sürdürülebilir üretim çözümlerine katkı sağlaması bekleniyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bolkar Dağları'ndan dünyaya uzanan yolculuk</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolkar-daglarindan-dunyaya-uzanan-yolculuk-4609/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolkar-daglarindan-dunyaya-uzanan-yolculuk-4609/</id>
<published><![CDATA[2026-03-11T17:37:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-11T17:37:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB223E-AB4218-B7C0A5-9F5A69-8DB17A-1E6E40.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kurulduğu günden bu yana sayısız afette umut olan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ndeki üstün çabalarıyla hafızalara kazınan ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi’nde canların hayatına dokunan AKUT Arama Kurtarma Derneği, 30. yılında yalnızca geçmişini değil, geleceğe dair vizyonunu da yeniden tanımlıyor.</p><p></p><p>Bu önemli dönüm noktasında, AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel’in ev sahipliğinde; derneğin kurucuları, mevcut yönetim kurulu üyeleri, gönüllüleri ve protokolün katılımıyla gerçekleşecek “AKUT: 30 Yılın Hikâyesi” etkinliğinde sizleri aramızda görmekten onur duyarız.</p><p></p><p>Bu buluşma, yalnızca bir kutlama değil; afetlere hazırlık kültürünün, gönüllülüğün ve toplumsal dayanışmanın geleceğine dair güçlü bir vizyonun paylaşılacağı özel bir an olacaktır.</p><p>Katılımınız, hem AKUT’un 30 yıllık yolculuğuna hem de birlikte inşa edeceğimiz daha güvenli bir geleceğe değer katacaktır.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">TÜRKONFED'den yeşil dönüşüm için STK'ler ile güç birliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/urkonfedden-yesil-donusum-icin-stkler-ile-guc-birligi-2151/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/urkonfedden-yesil-donusum-icin-stkler-ile-guc-birligi-2151/</id>
<published><![CDATA[2026-02-23T13:49:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-23T13:49:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_33C21F-57CDEB-635734-4A6BED-2689C6-4A96D7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin ekonomik ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, yeşil dönüşüm, enerji, sürdürülebilirlik gibi başlıklara odaklanan iş dünyası ve sektörel derneklerin temsilcileri, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Fiziki ve çevrim içi olmak üzere hibrit yöntemle yapılan toplantıya; Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO), Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED), Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD), Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER), Entegre Raporlama Derneği Türkiye (ERTA), Global Compact Türkiye, Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD), İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D), Sürdürülebilirlik Adımları Derneği (SADE), Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve TÜSİAD temsilcileri ile Yeşil Dönüşüm Komisyonu İcra Kurulu Üyeleri katılım gösterdi.</p><p></p><p>Toplantıda enerji dönüşümü çerçevesinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, emisyon azaltımı ve döngüsel ekonomi gibi kritik başlıklar değerlendirildi. Türkiye’nin su kıtlığı riski göz önünde bulundurularak su yönetimi konusu da enerji odaklı bu süreçlerle birlikte ele alındı. Enerji verimliliği ve kaynak yönetiminin bir bütün olarak değerlendirildiği görüşmede, kaynakların korunması ile iklim hedefleri arasındaki doğrudan ilişki vurgulandı.</p><p></p><p>TÜRKONFED üyesi olan veya olmayan, konuyla ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarına açık bir platform olarak kurgulanan buluşmada, katılımcılar temsil ettikleri kuruluşun faaliyet alanları ve yeşil dönüşüme dair gelecek vizyonları hakkında bilgi verdi. Toplantıda COP31 sürecinde ve sonrasında, Türkiye’nin tezlerinin güçlendirilmesine katkı sağlanması hususunda fikir birliğine vardı.</p><p></p><p>Onur Ünlü: “Yeşil dönüşüm sürecine ve iş dünyamızın rekabetçiliğine katkı sunacağız”</p><p>TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, “Çatısı altında ulusal ve uluslararası 340 derneğin bulunduğu TÜRKONFED olarak bu toplantıyı yeşil dönüşüm alanında beraber çalışma kültürünü yerleştirmek, daha etkin çıktılar üretmek ve daha güçlü savunuculuk yapabilmek amacıyla gerçekleştirdik. Bu kapsamda politika önerilerimizi verilerle besleyerek ülkemizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlarken iş dünyamızın rekabet gücünü koruması için de çözüm önerileri geliştireceğiz. Bundan sonra da ülkemizin sürdürülebilir geleceğine katkı sunmak isteyen tüm STK’lar ile diğer kurum ve kuruluşlara kapımız açık” dedi.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Rize'de mavi ve yeşilin geleceği için sıfır atık vizyonu belirlendi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/rizede-mavi-ve-yesilin-gelecegi-icin-sifir-atik-vizyonu-belirlendi-1831/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/rizede-mavi-ve-yesilin-gelecegi-icin-sifir-atik-vizyonu-belirlendi-1831/</id>
<published><![CDATA[2026-02-19T02:34:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-19T02:34:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7FA113-DB258A-24E368-15A0C5-68C134-A2F2AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sıfır Atık Hareketi Kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın vizyonu ve himayeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı’nın “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” temasıyla hayata geçirdiği “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları” serisinin Rize ayağı, düzenlenen Sonuç Konferansı ile başarıyla tamamlandı.&nbsp;</p><p></p><p>Sıfır Atık Vakfı ve Rize Valiliği himayelerinde, Rize Belediyesi, Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Rize Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen konferansta çalıştay çıktıları ve Rize Sıfır Atık Hedef Belgesi, Rize Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Serkan Savaş tarafından kamuoyuna sunuldu. Konferans kapsamında Rize’de hayata geçirilen Sıfır Atık Uygulama Örnekleri sergilenirken; bu çalışmalara ilişkin film gösterimi ve teşekkür belgesi takdimleri yapıldı.</p><p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansta Sıfır Atık Vakfı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş hitaplarda bulundu.</p><p>Konferansın açılış konuşmasını yapan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Vakıf olarak, 2017 yılında Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlayan sıfır atık projesini başta Türkiye ve dünyanın 193 ülkesinde yaygınlaştırmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, “Türkiye ve dünya için hayalimiz var. Daha yaşanabilir bir Türkiye ve dünya istiyoruz. Türkiye’nin 81 ilinde COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştaylarımızı başlattık. Şehirlerimizin kılcal damarlarına inmek istiyoruz” dedi.</p><p>Türkiye’nin sıfır atık konusunda dünya lideri olduğunu belirten Ağırbaş, “Türkiye’de başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün BM’nin 2022 kararıyla dünya sathına yayıldı. Aynı zamanda Emine Erdoğan Hanımefendi, BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı. Burada alınan kararlar BM ülkelerinde uygulanıyor” diye konuştu.</p><p>Türkiye’de 9-20 Kasım’da gerçekleştirilecek COP31 zirvesinde dünyanın geleceğinin tartışılacağını vurgulayan Ağırbaş, “Ben bu zirvenin Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak ilan edildim. İklim zirvesini iki ana başlıkta ele alabiliriz. Birisi Blue Zone diğeri ise Green Zone yani; STK’lar, belediyeler, üniversiteler, vatandaşlarımızın katıldığı alan. Biz bu yıl COP’a vatandaşımızın etkin katılımı için 81 ili geziyoruz. Bugün dünyada çok ciddi bir gıda israfı var. Dünyada, Ankara nüfusundan daha fazla insanımızı biz açlık ve susuzluğa bağlı sebeplerden kaybediyoruz. Bu konuları bu yılki iklim zirvesinde tartışmak istiyoruz. Dünyada bu kadar adaletsizlik varken biz, BM toplantılarında gerçeklerin konuşulması için kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Dünyadaki gıda israfını yüzde 20 azaltırsak 9 milyon insanı kurtarabiliyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Rize’de atıksız yaylalar hedefliyoruz</p><p></p><p>Sıfır Atık Vakfı’nın somut çalışmalarıyla Rize’de kalıcı hizmetler bırakmak istediğini belirten Ağırbaş, “Rize’de atıksız yaylaları hedefliyoruz. Rize tarihin şehri, bilimin şehri, turizmin ve medeniyetin şehri. İnşallah Rizeli hemşehrilerimizle beraber Rize’yi atıksız bir dünya markası haline getirmek için çalışacağız” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Cumhurbaşkanımız çok farklı çalışmalara imza atıyor</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da Rizeli olduğunu anımsatan Ağırbaş, “Cumhurbaşkanımız bu kentin geleceği için çok farklı çalışmalara imza atıyor. Kendisine teşekkür etmek istiyorum. Yeşil ve mavinin buluştuğu bu şehirde güzel işler yapacağımıza inanıyorum” dedi.</p><p></p><p>Rize’de sıfır atık için akademik çalışmalar</p><p></p><p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz ise, Sıfır Atık Hareketi’nin artık ölçülebilir ve yaygınlaştırılabilir uygulamalara dönüştürüldüğünü belirterek Rize’ye yönelik projeleri şöyle aktardı:</p><p>“Rize’de belirli akarsulara kurulacak olan plastik bariyerleri ile toplanacak atıkları raporlayacak ve verileri akademik çalışmalara dönüştüreceğiz. Bilimsel çalışmalara devam ediyor olacağız. Pazar’da bulunan ÇAYKUR fabrikasının çöplerini organik gübreye dönüştüreceğiz. Atığı yeniden üretimin bir parçası haline getireceğiz. Kampüsümüze kazandırılan geçici depolardan toplanan atıklar da bu sistem içinde işlenecektir.”</p><p></p><p>Rize’de çöpün teslim edilme maliyeti 7-8 milyon lira</p><p></p><p>Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, ihtiyaçları sınırlı tutmanın dünyayı korumak için önemli olduğunu belirterek, “Ambalajlar ve gereksiz ihtiyaçların dışarıya atılmasıyla çöpler ortaya çıkıyor. Sıfır atık projesinin daha evlere alacaklarımız girerken başlaması lazım. Rize’de 250 tonun üzerinde günlük çöp çıkıyor. Bunun 150-160 tonunu ortak işletmemize teslim etme maliyeti 7-8 milyon lira. Böyle bir rakamı ben hiç vermezsem, sıfır atık noktasında çöpün üretilmemesi noktasında harcamış olursam iyi iş yapmış olurum” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p><p></p><p>Rize’de sıfır atık projesi için üç pilot yayla belirlendi</p><p></p><p>Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ise sıfır atık konusunun artık herkesin mesaisinin ve konuşmalarının bir parçası olduğunu söyleyerek, “Bu mevzuyu hem ülkemizin gündemi haline getiren, daha sonra bir dünya gündemi haline getiren ve BM’de artık tartışılan bir konu başlığı haline getiren, dünyada zirvelerin konusu haline getiren Cumhurbaşkanımıza ve Kıymetli Emine Erdoğan Hanımefendi’ye teşekkürlerimiz arz ediyorum” dedi.&nbsp;</p><p>Türkiye’de düzenlenecek olan COP31’in önemini vurgulayan Baydaş, “Bizim COP31’e kadar olan süre zarfında sıfır atıkta somut hedefleri gerçekleştiriyor olmamız lazım. İlimizde somut adımlar atacağız. Basit adımlar gibi görülebilir ama çıktılarıyla verim alacağımız işlerdir. Bu çalıştayda Huser ve Elevit ve Handüzü, üç yaylamızı Sıfır Atık yönüyle pilot yayla olarak tespit ettik. 3 yaylamız en fazla misafirin ağırlandığı yaylalardır. Bu sene bütün çay fabrikalarının atık yönetimini de planlayacağımız bir süreci yürüteceğiz.” dedi.&nbsp;</p><p></p><p>Koordinasyon Kurulu oluşturulacak</p><p></p><p>22 Ocak 2026 tarihinde kamu, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum ve özel sektör temsilcilerinin yer aldığı, 14 tematik masadan oluşan Rize Sıfır Atık Çalıştayı’nın Rize şehri ve Karadeniz Bölgesi özelinde ortaya konulan çıktılarının kapsamlı şekilde değerlendirildiği sonuç konferansında; mavi ve yeşilin şehri olan Rize’nin sucul ekosisteminin korunmasına yönelik önem vurgulanırken, yürütülecek çalışmalarda kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplumun da yer aldığı çok paydaşlı yapının teşkil etmesi için fikir birliğine varıldı. Bu kapsamda Rize Valiliği bünyesinde kentteki sıfır atık çalışmalarını yürütecek olan Sıfır Atık İl Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararlaştırıldı. “Üst düzey temsilciler kurulu” ile “aktif görevli alt grup” başlıklarıyla iki kademeden oluşacak kurulda; tek merkezden yönetim prensibi esas alınacak.&nbsp;</p><p></p><p>Kenti tehdit eden çevresel baskılar</p><p></p><p>Konferansta; yüksek turizm potansiyeli, çayın başkenti olması, zengin coğrafi ve kültürel yapısı ile mavi ve yeşilin eşsiz tonlarının Rize’yi eşsiz kılan değerler olduğu vurgulanırken; kenti tehdit eden baskılar ise şöyle sıralandı:</p><p>• Yoğun yağış, sel ve heyelan</p><p>• Plansız yapılaşma</p><p>• Atık yönetim altyapısı</p><p>• Sanayi tesisleri</p><p></p><p>Rize için belirlenen somut adımlar</p><p></p><p>Çalıştay çıktılarından hareketle kentte hayata geçirilecek somut adımlar ise şöyle sıralandı:</p><p>• Nehir ağızlarına yüzer atık bariyeri kurulması,</p><p>• Okullarda ve kamu kurumlarında matara ve sebil uygulaması</p><p>• Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin kompost proje alanı olarak belirlenmesi</p><p>• Seçilecek pilot bir yaylada, yayla ve turizm alanı sınırında atık bırakma alanı oluşturulması</p><p>• OSB ve yeni sanayi sitesinde ortak atık toplama alanı ve ön ayrıştırma noktası oluşturulması</p><p>• Rehberler için 1 dakikalık sıfır atık anonsu</p><p>• Belediye sıfır atık mini teşvik sistemi</p><p>• Atık ve israf vaaz modülü</p><p>• Her kurumun sıfır atık görevlilerinin belirlenerek sürekli takibin sağlanması</p><p>• “Atma takas yap” sloganıyla Rize Geri Dönüşüm Takas Pazarı kurulması</p><p></p><p>Tüm paydaşlar için rehber olacak sıfır atık hedefleri</p><p></p><p>Başarıyla tamamlanan Rize Çalıştayı Sonuç Konferansı’nda sunulan yol haritası, yeşili ve mavisiyle öne çıkan şehrin bu güzelliklerinin korunması için tüm paydaşlar açısından rehber niteliğinde olacak.</p><p>Çalıştaydaki değerlendirme ve öneriler, yoğun katılımla gerçekleşen konferansla resmiyet kazanırken; sürdürülebilirlik odaklı çözümler sundu.</p><p>Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı; “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” temasıyla hayata geçirdiği “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları” ile sorunları köylerde, mahallelerde, ilçelerde, şehirlerde tarayan bir prensiple, kaynağında tespit ederek, yerinde çözümlerle sıfır atık vizyonunu ulusal hedeflerle buluşturmayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Sıfır Atık vizyonuna Karadeniz’de güçlü adım</p><p></p><p>Bu kapsamda; Rize Çalıştayı Sonuç Konferansı ile tamamlanan Rize Sıfır Atık Çalıştayı süreci, yerelden ulusala uzanan sıfır atık vizyonu hedefine Karadeniz’den güçlü bir adım örneği gösterdi.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da sulu kar yağışı başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sulu-kar-yagisi-basladi-1682/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-sulu-kar-yagisi-basladi-1682/</id>
<published><![CDATA[2026-02-18T11:03:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-18T11:03:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_89DF64-18A007-06FF41-29C7B5-B6B2E4-AE5554.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul’da kar yağışı sabah saatlerinden itibaren etkili olmaya başladı.</p><p></p><p>Avrupa Yakası'nın birçok ilçesinde etkisini gösteren sağanak, bazı bölgelerde yerini kar ve sulu kar yağışına bıraktı.</p><p></p><p>Silivri, Büyükçekmece ve Başakşehir ile Arnavutköy Hadımköy'de lapa lapa yağan kar, Sultangazi ve Bağcılar'da sulu kar şeklinde aralıklarla devam ediyor.</p><p></p><p>Anadolu Yakası'nda ise birçok ilçede sağanak etkisini sürdürüyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Son yağışlar içme suyu barajlarındaki doluluk oranlarını artırdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/son-yagislar-icme-suyu-barajlarindaki-doluluk-oranlarini-artirdi-284/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/son-yagislar-icme-suyu-barajlarindaki-doluluk-oranlarini-artirdi-284/</id>
<published><![CDATA[2026-02-07T11:21:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-07T11:21:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_116F40-2806D5-FFE946-69571F-077146-656F0C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye genelinde 1 Ekim 2025-4 Şubat 2026 döneminde kümülatif yağışlar ortalamasında, uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 5,9 artış meydana geldi.</p><p></p><p>Geçen yılın su yılı ortalamasına kıyasla da yüzde 52,4'lük artış kayıtlara geçti. Söz konusu artışın etkisiyle barajlardaki doluluk oranlarında da son dönemde yükseliş görüldü.</p><p></p><p>Bu kapsamda, Türkiye genelinde işletmede olan barajlardaki aktif depolama miktarı 4 Şubat itibarıyla 35,9 milyar metreküp oldu. Bu miktar, 31 Aralık 2025'te 31,6 milyar metreküp olarak kayıtlara geçmişti.</p><p></p><p>Barajlardaki aktif doluluk oranı geçen yılın aralık sonu itibarıyla yüzde 33,5, bu yıl 4 Şubat itibarıyla ise yüzde 38,1 oldu.</p><p></p><p>Böylece, son dönemde alınan yağışların etkisiyle söz konusu dönemde barajlardaki doluluk oranlarında 4,6 puanlık artış gerçekleşti.</p><p></p><p>- Üç büyük kentte durum</p><p></p><p>DSİ tarafından üç büyük kentin barajlarındaki doluluk oranı da tespit edildi.</p><p></p><p>Buna göre İstanbul barajlarındaki doluluk oranı geçen yılın aralık ayı sonu itibarıyla yüzde 18,4 iken bu yıl 4 Şubat itibarıyla yüzde 33'e yükseldi. Bu doluluk oranıyla İstanbul'un yaklaşık 151 günlük içme suyunun bulunduğu hesaplandı.</p><p></p><p>Ankara barajlarındaki doluluk oranı da geçen yıl aynı dönemde yüzde 0,2 seviyelerindeyken bu yıl 4 Şubat itibarıyla yüzde 8,6'ya çıktı. Bu doluluk oranına göre başkentte yaklaşık 244 günlük içme suyu kaldığı öngörülüyor.</p><p></p><p>İzmir'deki barajların doluluk oranı da söz konusu dönemde yüzde 0,3'ten yüzde 7,2'ye yükseldi. Buna göre İzmir barajlarında yaklaşık 173 günlük içme suyu bulunuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Atmosfer verileri yerli meteoroloji dronuyla ölçülecek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/atmosfer-verileri-yerli-meteoroloji-dronuyla-olculecek-9080/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/atmosfer-verileri-yerli-meteoroloji-dronuyla-olculecek-9080/</id>
<published><![CDATA[2026-02-04T11:14:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-04T11:14:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B45DA6-3BD01C-601E3C-2F99C6-8F6B2F-FB3581.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sahada aktif olarak kullanılan birçok İHA ve anti-dron hava savunma sisteminin geliştiricisi Altınay Savunma Teknolojileri bağlı ortaklığı DASAL Havacılık Teknolojileri, mühendislik deneyimini bilimsel araştırma ve eğitim alanına katkı sağlayacak bir projeye taşıdı.</p><p></p><p>İTÜ ve DASAL işbirliğiyle geliştirilen meteoroloji dronu METRON, havanın farklı yüksekliklerdeki yapısının ölçülerek eğitim ve AR-GE çalışmalarında kullanılmasına imkan sağlayacak.</p><p></p><p>DASAL'ın otonom uçuş ve görev yazılımı alanlarındaki deneyimiyle hayata geçirilen METRON'un akademik yürütücülüğünü İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Tuncay Özdemir üstleniyor.</p><p></p><p>Geliştirme ve hazırlık süreçleri devam eden projenin tamamlanmasının ardından verilecek eğitimlerle birlikte sistemin İTÜ bünyesinde devreye alınması planlanıyor. METRON, uygulamalı ölçüm ve deneysel öğrenme çalışmalarında öğrenciler tarafından aktif olarak kullanılabilecek. Bu sayede teorik bilgiler, sahadan elde edilen gerçek verilerle desteklenecek.</p><p></p><p>METRON ile elde edilecek ölçümlerin, hava olaylarının daha iyi anlaşılması, atmosferin farklı yüksekliklerdeki davranışının incelenmesi ve iklim bilimi alanındaki akademik değerlendirmelerde kullanılması hedefleniyor.</p><p></p><p>- "Verilerin sahada doğrudan ölçülmesini ve analiz edilmesini sağlıyoruz"</p><p></p><p>DASAL Havacılık Teknolojileri Genel Müdürü Murat Koç, konuya ilişkin açıklamasında, METRON'un akademik çalışmalarda kullanılacak önemli bir sistem olduğunu dile getirdi.</p><p></p><p>METRON'un, atmosferik ölçümlerin uçuş sırasında ve önceden belirlenmiş bir görev planı içinde alınması için tasarlandığını anlatan Koç, "Farklı yüksekliklerde rüzgar, sıcaklık ve basınç gibi verilerin sahada doğrudan ölçülmesini ve analiz edilmesini sağlıyoruz. Savunma alanında faaliyetlerimizi sürdürürken akademiye doğrudan katkı sunabileceğimiz bir çalışmanın parçası olmak bizim için kıymetli." diye konuştu.</p><p></p><p>Koç, İTÜ'deki değerli akademisyenlerle sahada karşılığı olan ve ihtiyaçlara odaklanan bir proje geliştirdiklerine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p></p><p>"METRON'un öğrencilerle sahada aktif şekilde kullanılmasının eğitim ve araştırma tarafında anlamlı çıktılar üreteceğine inanıyoruz. Geleneksel meteorolojik ölçümler çoğunlukla yer istasyonları ve meteoroloji balonlarıyla yapılıyor, ancak farklı yüksekliklerdeki değişimi aynı ölçüm düzeni içinde, kontrollü ve karşılaştırılabilir şekilde izlemek güçleşiyor. Akademik çalışmalarda, rüzgar, sıcaklık ve basınç gibi verilerin irtifaya bağlı değişimini doğrudan görmek büyük önem taşıyor. Bu ihtiyaç doğrultusunda METRON’u geliştirdik."</p><p></p><p>Geleneksel radiosonde ölçümlerinde balonların iki saati aşan sürelerde yükseldiğini vurgulayan Koç, 30 kilometrenin üzerine çıkabildiklerini ve rüzgarla sürüklenebildiklerini dile getirdi.</p><p></p><p>Koç, meteoroloji balonlarıyla yapılan ölçümlerin belirli bir bölgede sabit kalmasının oldukça zor olduğunu belirterek, "METRON'u ise belirlenen bölgede, önceden tanımlı bir görev planı içinde çalışacak şekilde geliştiriyoruz. Sistemimiz, rüzgar yönü ve şiddeti ile sıcaklık ve basınç gibi temel meteorolojik verileri, hedeflenen irtifa aralıklarında sahadan doğrudan ölçebilecek kapasitede. Bu kabiliyet ile akademik çalışmalar için çok önemli olan daha kontrollü ve tekrarlanabilir veri üretimini sağlamış olacağız." dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Akdeniz ve Marmara'da sıcaklık stresi artıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/akdeniz-ve-marmarada-sicaklik-stresi-artiyor-8871/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/akdeniz-ve-marmarada-sicaklik-stresi-artiyor-8871/</id>
<published><![CDATA[2026-02-04T10:51:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-04T10:51:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75CFD4-AA00BA-BAE9BF-130EC2-D82799-06B794.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan ve 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal döngülerdeki değişimleri uzun soluklu olarak izlemeyi sürdürüyor.&nbsp;</p><p></p><p>Can suyu girdaplar ilk kez uzun süreli ölçümlendi</p><p>2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca inceleme yapan Deniz Kâşifi, 2 bin 100 kilometreden fazla yol kat ederek 900 dalış gerçekleştirdi. Böylece Deniz Kâşifi ile Akdeniz için can suyu olan deniz girdapları ilk kez bu kadar uzun süreli ölçümlendi. Doğu Akdeniz’in beklenenden çok daha dinamik bir girdap yapısına sahip olduğunu gösteren Deniz Kâşifi’nin topladığı verilere göre, Akdeniz’deki çok sayıda girdap, taşıdıkları ısı ve maddeler sayesinde denizlerin sıcaklığını ve iklimini düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu girdapların körfez ve koylara taşıdığı serin ve temiz sular, özellikle Mersin ve Antalya Körfezi gibi kapalı bölgeler için hayati bir ‘havalandırma’ işlevi görüyor ve kirlilik baskısı altındaki alanlar için adeta can suyu sağlıyor.</p><p></p><p>Marmara Denizi’nde bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisi toplandı</p><p>Deniz Kâşifi, 2025 yılında Marmara Denizi’nde de 30 gün boyunca suda kalarak 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış gerçekleştirdi ve bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj ölçümünü gerçekleştirdi. Müsilajın bir ay boyunca sürekli üretildiği, geniş bir alana yayıldığı ve Marmara Denizi’nin yapısal özelliği neticesinde müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı. Özellikle Tekirdağ–Orta Çukur bölgesinde oluşan girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edilirken, bu yapının müsilajı daha hızlı hareket eden yüzey sularına taşıyarak Marmara Denizi’nden daha çabuk uzaklaşmasını sağladığı gözlemlendi. Bu döngü Deniz Kâşifi sayesinde uzun süreli olarak ilk kez tespit edildi.</p><p></p><p>“Çalışmalar Deniz Kâşifi ile uzun dönemli akademik izleme sürecine girdi”&nbsp;</p><p>Deniz Kaşifi’nin 2025 yılında yaptığı ölçümleri değerlendiren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: “2023 yılından bu yana Türk denizlerinde Deniz Kâşifi tarafından toplanan verilerle deniz araştırmalarında pek çok ilke imza atıldı. Deniz Kâşifi ile elde edilen veriler Marmara ve Akdeniz’deki girdap yapıları ve su sıcaklıklarının zaman içindeki değişimini ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine ve kirlilik baskısına nasıl tepki verdiğini gösteriyor. Ayrıca Deniz Kâşifi sayesinde Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile denizin derinliklerinde varlığını sürdürdüğünü, yaygın olduğunu ve Marmara’nın fiziksel koşullarının sürekli müsilaj üretimine elverişli olduğunu gördük. Bu tablo, sorunun geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.”</p><p></p><p>“Denizler yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri“</p><p>İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen de, her geçen gün daha da derinleşen iklim değişikliği bağlantılı problemlerin çözümü için tek tek vatandaşların ya da kurumların sorumluluk üstlenmelerinin yetersiz kaldığını belirterek, ilgili tüm tarafların el birliğiyle çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sözen, iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosisteminin büyüyen rolüne işaret ederek, “Genellikle akademik ve bilimsel ortamlarda konuşulan, tartışılan denizlerimizdeki durumun aslında genel kanaatin aksine pek iyi olmadığını 2021 yılında karşılaştığımız müsilaj gerçeğiyle çok net bir biçimde anladık. Deniz ekosistemi sadece çevre veya iklim değişikliğiyle ilgili bir konu değil gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler gibi yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri. Bu yüzden biz de üç tarafı denizlerle çevrili, aynı zamanda bir iç denize sahip ülkemizde daha fazla sorumluluk üstleniyor, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütüyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">BİM'den Türkiye'nin ormanlarına güçlü katkı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bimden-turkiyenin-ormanlarina-guclu-katki-1511/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bimden-turkiyenin-ormanlarina-guclu-katki-1511/</id>
<published><![CDATA[2026-01-29T18:31:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-29T18:31:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_14CFE7-0CD052-3983FB-431301-C507FA-CB520A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı birlikte odağına alan proje, 2026 yılında yeni bir ivme kazanıyor. Geçtiğimiz yıl Ecording iş birliğinde hayata geçirilen projenin ilk fazında 2,5 milyon ağaç tohumu ekimiyle önemli bir etki sağlandı. Proje kapsamında, ikinci fazda MUĞLA ilinde, 52,5 futbol sahası büyüklüğünde, 37,5&nbsp; hektarlık alanda 3 milyon ağaç tohumu daha doğayla buluşacak.&nbsp;</p><p>Biyoçeşitliliğin korunmasına ve ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlayan proje, aynı zamanda iklim krizinin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bölgelerde yaşayan kadınların tohum işleme sürecine dahil edilmesiyle de yerel toplulukların güçlenmesine destek oluyor.</p><p>Proje için özel olarak tasarlanan ve üzerinde “Dost’tan Doğaya” mottosu yer alan Dost Süt ürünlerini tercih eden BİM müşterileri de bu sürecin aktif bir parçası olabiliyor. Müşteriler, ürün ambalajında yer alan QR kod aracılığıyla eriştikleri tohum takip sistemi üzerinden, tohumların büyüme yolculuğunu adım adım izleyebiliyor.</p><p>BİM Ticaret Başkanı Umut Baba, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “BİM olarak sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimizin merkezine koyuyor; doğaya, topluma ve geleceğe karşı sorumluluğumuzla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevre dostu yaklaşımımızı yalnızca operasyonel faaliyetlerimizde değil, ürünlerimiz aracılığıyla da hayata geçiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Ecording ile başlattığımız ağaç tohumu projesi, doğa ve toplum için somut bir değer sağladı. Bu güçlü etkiyi bu yıl daha da büyüterek ülkemizdeki ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu anlamlı projeye katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve projeyi sahiplenerek destek olan BİM müşterilerimize gönülden teşekkür ederiz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">OEDAŞ iklim değişikliğiyle mücadelesini küresel standartlarda sürdürüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/oedas-iklim-degisikligiyle-mucadelesini-kuresel-standartlarda-surduruyor-9454/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/oedas-iklim-degisikligiyle-mucadelesini-kuresel-standartlarda-surduruyor-9454/</id>
<published><![CDATA[2026-01-28T02:35:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-28T02:35:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A880FE-532427-08EAA2-730286-AAC336-41E390.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemi olan CDP’nin (Carbon Disclosure Project-Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği Programı’nın 2025 yılı değerlendirmesinde ‘B’ derecelendirme notu aldı. 2020 yılında gönüllü olarak katıldığı programda yalnızca bir yıl sonra notunu B’ye yükselten OEDAŞ, 2021’den bu yana programın ‘Yönetim’ seviyesinde yer almasını sağlayan bu notu aralıksız olarak koruyor.&nbsp;</p><p></p><p>Muzaffer Yalçın: “Yatırımlarımızla iklim değişikliğine uyum kapasitemizi artırıyoruz”</p><p>İklim değişikliğine bağlı riskleri hem bugünün operasyonel süreçlerinde hem de geleceğin stratejik planlamalarında ‘en kritik’ kategoride ele aldıklarını söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın: “Şebeke altyapısı, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlarla enerji altyapımızın dayanıklılığını ve iklim değişikliğiyle mücadele kapasitemizi artırıyor; tedarik zincirini sürece dahil ettiğimiz kapsamlı bir yaklaşım benimsiyoruz. CDP B skoru da şirketimizin iklim değişikliği ve çevresel etkiler konusunda farkındalık aşamasını geride bırakarak bu alanları aktif ve sistematik biçimde yönettiğini gösteriyor. Çevresel risk ve fırsatları analiz ediyor, bu konuları stratejik karar alma süreçlerimize entegre ediyor ve somut iyileştirme aksiyonları hayata geçiriyoruz. Bundan sonra da iklim değişikliğiyle mücadelede üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye ve düşük karbon ekonomisine geçişi desteklemeye devam edeceğiz.” dedi.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Okul bahçeleri zeytin bahçeleri olsun"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/okul-bahceleri-zeytin-bahceleri-olsun-4573/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/okul-bahceleri-zeytin-bahceleri-olsun-4573/</id>
<published><![CDATA[2026-01-21T01:08:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-21T01:08:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9AA114-8BD6DC-6C79F6-59587E-2825A7-253BAD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’nin köklü markalarından Kervan, çevre, toplum ve eğitime yönelik sorumluluk anlayışı doğrultusunda “Okul Bahçeleri Zeytin Bahçeleri Olsun” isimli sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. İlk uygulaması Hatay’da gerçekleştirilen proje kapsamında okul bahçelerine, öğrencilerle birlikte zeytin ağacı fidanları dikildi. Uzun ömürlü, dayanıklı ve simgesel değeri yüksek olan zeytin ağacı fidanları, proje kapsamında özellikle tercih edilerek hem doğaya kalıcı katkı sağlanması hem de çocuklara sürdürülebilir yaşam bilincinin aşılanması hedefleniyor. Hatay’da başlayan bu anlamlı adımın, önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde tüm şehirlerde belirlenen okullarda yaygınlaştırılması planlanıyor.</p><p></p><p>KERVAN’DAN GELECEĞE UZANAN SORUMLULUK&nbsp;</p><p></p><p>Kervan’ın bu çalışması, sadece fidan dikimiyle sınırlı kalmayıp; çevre bilinci, sosyal farkındalık ve eğitime destek alanlarında güçlü bir duruşu temsil ediyor. Özellikle depremden etkilenen Hatay’da başlatılan proje, bölgenin yeniden yeşermesine ve moral kazanmasına katkı sunarken, çocukların geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor.</p><p></p><p></p><p>ÇOCUKLAR DOĞAYLA İÇ İÇE BÜYÜYECEK&nbsp;</p><p></p><p>Okul bahçelerine dikilen zeytin ağacı fidanları, öğrenciler için yaşayan birer öğrenme alanına dönüşüyor. Çocuklar, kendi elleriyle diktikleri fidanların büyüme sürecine tanıklık ederek doğayı koruma bilinci kazanıyor ve sorumluluk duygularını geliştiriyor. Böylece okul bahçeleri üretken ve yeşil alanlara dönüşüyor.</p><p></p><p>KALICI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KATKI</p><p></p><p>Zeytin ağaçlarının uzun ömürlü yapısı sayesinde proje, karbon salımının azaltılmasına, yeşil alanların artırılmasına ve ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda zeytin ağacının barış, bereket ve sürekliliği temsil etmesi, Kervan’ın bu sosyal sorumluluk projesine güçlü bir sembolik anlam kazandırıyor.</p><p></p><p>TÜRKİYE GENELİNDE YAYGINLAŞACAK</p><p></p><p>Hatay’da atılan ilk adımın ardından Kervan, ülke genelinde birçok okulda zeytin ağacı fidanı dikimlerini sürdürmeyi hedefliyor. Şirket, bu projeyle hem çevresel hem de toplumsal sorumluluk anlayışını somut adımlarla ortaya koyarak, gelecek nesillere daha yeşil ve yaşanabilir bir Türkiye bırakmayı amaçlıyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kurtarıcı proje yetersiz kaldı yeni baraj şart</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kurtarici-proje-yetersiz-kaldi-yeni-baraj-sart-7372/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kurtarici-proje-yetersiz-kaldi-yeni-baraj-sart-7372/</id>
<published><![CDATA[2026-01-20T02:40:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-20T02:40:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9BC243-AFD4FA-F13D6E-FD6DA8-B17336-20171D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Hakan ÖZBAY</b></p><p></p><p>Ankara’nın içme suyu geleceğini garanti altına almak amacıyla milyarlarca liralık yatırımla hayata geçirilen Gerede Su Temini Sistemi, beklenen verimi sağlayamıyor. Su Politikaları Derneği (SPD) tarafından hazırlanan çarpıcı rapor, Başkent’in ana su rezervi olan Çamlıdere Barajı’nın devasa kapasitesine rağmen dolmadığını ve sistemin "Işıklı Barajı" ile revize edilmezse Ankara’yı zor günlerin beklediğini ortaya koydu.</p><p>ÇAMLIDERE BARAJI’NDA DOLULUK SADECE %14</p><p>Ankara’nın su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan ve 1 milyar metreküpün üzerindeki hacmiyle kentin en büyük su rezervi olan Çamlıdere Barajı, kronik bir "boşluk" sendromu yaşıyor. Rapora göre, barajın kendi havzasından gelen sular, doluluk oranını ancak ortalama %15 seviyesine getirebiliyor. 21 Haziran 2025 itibarıyla barajdaki doluluk oranının %14 seviyelerinde kalması, krizin boyutunu gözler önüne seriyor.</p><p>Gerede Sistemi, Çamlıdere Barajı’na yılda ortalama 230 milyon metreküp su aktarmak ve barajı doldurmak üzere tasarlanmıştı. Ancak sistem tamamlanıp işletmeye alınmasına rağmen, baraj uzun süredir maksimum depolama hacminin sadece üçte biri ile hizmet verebiliyor.</p><p>Gerede Sistemi kapsamında inşa edilen 32 kilometre uzunluğunda ve 4,5 metre çapındaki tünel, Türkiye’nin en uzun içme suyu tüneli olma özelliğini taşıyor. Tünelin kapasitesi ise oldukça yüksek: Saniyede 40 metreküp, yani tam 40 bin litre su taşıyabilecek güce sahip. Bu, tünelden her saniyede yaklaşık 2 büyük su tankerini dolduracak kadar su geçebileceği anlamına geliyor.</p><p>Ancak sorun tünelde değil, suyun tünele yönlendirildiği "kaynak" noktasındaki yapısal tercihte yatıyor. Rapora göre, Gerede havzasındaki akımlar yıllara ve aylara göre büyük düzensizlik gösteriyor. Nisan ayında saniyede 25 bin litre seviyesine çıkan su akışı, Ağustos ve Eylül aylarında neredeyse kuruma noktasına geliyor. Mevcut sistemde kullanılan "Işıklı Regülatörü", suyun bol olduğu dönemlerdeki taşkın sularını depolayamadığı için bu sular boşa akıyor, kurak dönemde ise tünele verecek su bulunamıyor.</p><p>IŞIKLI BARAJI GERİ GELMELİ</p><p>Su Politikaları Derneği, projenin ilk fizibilite çalışmalarında "Baraj" olarak planlanan ancak daha sonra "Regülatör"e dönüştürülen yapının hatalı bir tercih olduğuna dikkat çekiyor.</p><p>Raporda çözüm net bir şekilde ortaya konuluyor:</p><p>•	Düzenli Su Akışı: Regülatör yerine "Işıklı Barajı" inşa edilirse, taşkın suları depolanacak ve Çamlıdere Barajı’na yıl boyu düzenli su transferi sağlanabilecek.</p><p>•	Tam Kapasite: Bu sayede Çamlıdere Barajı planlanan doluluk oranlarına ulaşabilecek ve kuraklık dönemlerinde Ankara’nın 2 yıllık su ihtiyacını tek başına karşılayabilecek rezerve sahip olacak.</p><p>KIZILIRMAK SUYU PAHALI VE KALİTESİZ ALTERNATİF</p><p>Gerede Sistemi’nin verimsiz çalışması, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ için ağır bir ekonomik yük anlamına geliyor. Barajlar dolmadığında, kentin su ihtiyacını karşılamak için Kızılırmak hattı devreye sokuluyor. Ancak Kızılırmak suyu hem sülfat oranı gibi parametreler açısından daha düşük kalitede hem de şehre pompalanması çok yüksek enerji maliyeti gerektiriyor.</p><p>Raporda, "Baraj yapılmaz ise Kızılırmak suyundan gelen büyük enerji maliyeti ASKİ'nin bütçesine ilave bir yük getirmeye devam edecektir" ifadesiyle ekonomik riskin altı çiziliyor.</p><p>2025 VE SONRASI İÇİN KRİTİK EŞİK</p><p>2025 yılı projeksiyonlarına göre Ankara’nın su ihtiyacı yıllık 731 milyon metreküp seviyesine ulaşmış durumda. Nüfus artışı ve iklim değişikliği baskısı altında, mevcut kaynakların verimli kullanılması hayati önem taşıyor. Su Politikaları Derneği, yeni baraj yatırımının yanı sıra şu önlemlerin de acilen alınması gerektiğini belirtiyor:</p><p>•	Su şebekesindeki kayıp-kaçak oranları hızla düşürülmeli.</p><p>•	Suda "Talep Yönetimi" modeline geçilmeli, aşırı su tüketen tesisler denetlenmeli.</p><p>•	İvedik Arıtma Tesisi'nin kapasitesi artırılmalı ve Kızılırmak suyunu da arıtacak ileri teknolojiler kullanılmalı.</p><p>Ankara’nın su güvenliği için atılan devasa adımların hedefine ulaşması, Gerede Sistemi’nin "Işıklı Barajı" ile taçlandırılmasına bağlı görünüyor. Aksi takdirde Başkent, kurak geçen her yıl pahalı ve zorlu su temini süreçleriyle yüzleşmeye devam edecek.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yangınla mücadele filosu büyütülecek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yanginla-mucadele-filosu-buyutulecek-3437/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yanginla-mucadele-filosu-buyutulecek-3437/</id>
<published><![CDATA[2026-01-19T11:43:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-19T11:43:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_347834-96EEA7-F45AA7-672640-E10BA2-BCC332.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>OGM, bu yıl helikopter ve uçak alımı, fidan üretimi, ormancılık altyapısı ve üretim makinesi alımı, ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesi, orman koruma ve yangınla mücadele, endüstriyel plantasyon, erozyonla mücadele ve toprak muhafazası gibi çeşitli proje faaliyetleri için 19 milyar 812 milyon liralık kaynak kullanacak.</p><p></p><p>Kaynağın 8 milyar lirayı aşkın kısmı devam eden projelere, 11 milyar 546 milyon 500 bin lirası yeni projelere ve 263 milyon 300 bin lirası etüt projelerine ayrıldı.</p><p></p><p>Ormancılık yatırımlarında en yüksek pay 3,6 milyar lirayla Ormancılık Altyapısı ve Üretim Makinesi Alım Projesi'ne tahsis edildi. Bu yıl tamamlanacak proje 62 ili kapsıyor.</p><p></p><p>Proje kapsamında 35 alet ve cihaz, 1 arazöz, 35 ekskavatör, 66 ilk müdahale aracı, 5 yangın lojistik aracı alınacak. Ayrıca 2 bin 832 kilometre orman yolunda büyük onarım, 1585 kilometre orman yolu sanat yapısı, 731 kilometre stabilize yol kaplaması ve 1760 kilometre yeni orman yolu çalışması gerçekleştirilecek.</p><p></p><p>- Fidan üretimi ve bakımına yüklü pay</p><p></p><p>En yüksek ikinci yatırım payını alan ve bu yıl 67 ilde uygulanacak fidan üretiminin de aralarında bulunduğu çalışmalar için 3 milyar lira harcama planlanıyor. Bu kapsamda, 30 ağaç ve tohum ıslahı, 143 milyon fidan bakımı, 118 milyon fidan üretimi, 59 fidanlık teçhizat ve ekipmanları, 24 sulama sistemleri ve 100'er ton tohum bakımı ve üretimi çalışmaları yürütülecek.</p><p></p><p>- İklime dirençli ormancılık</p><p></p><p>Bitiş yılı 2030 olarak belirlenen ve 16 ilde yürütülen İklime Dirençli Ormancılık Projesi için bu yıl 2 milyar 300 milyon liralık ödenek tahsis edildi. Bu ödenekle 165 alet ve cihaz ile arazöz alınacak 75 dozer, 65 greyder, 9 haberleşme sistemi, 88 ilk müdahale aracı, 12 treyler çekici, 70 su ikmal aracı ve 125 yangın gözetleme kulesi temin edilecek.</p><p></p><p>Ormanların Geliştirilmesi ve Genişletilmesi Projesi için 1 milyar 750 milyon lira kaynak ayrıldı. Tüm illeri kapsayan proje kapsamında 20 bin hektar alanda ağaçlandırma, 35 bin hektarda ağaç bakımı, 1550 hektar alanda rehabilitasyon çalışmaları yapılacak.</p><p></p><p>- Dron ve fotokapanların sayısı artırılacak</p><p></p><p>Erozyonla mücadele kapsamında da çeşitli çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu yıl 66 ilde uygulanacak erozyonla mücadele ve toprak muhafazası faaliyetleri için 1 milyar lira ödenek ayrıldı. Erozyonla mücadele kapsamında 44 ilde, 8 bin 973 hektar alanda mera ıslahı, 19 bin 788 hektarda ise sel kontrolü çalışmaları yürütülecek.</p><p></p><p>Toprak muhafazası için de 61 ilde 12 bin hektarlık alanda erozyon kontrolü, 52 bin hektarlık alanda da erozyon kontrolü bakımı yapılacak.</p><p></p><p>Orman koruma ve yangınla mücadele için 1 milyar 175 milyon 500 lira kaynak ayrıldı. Proje kapsamında 8 dron, 2 bin fotokapan, 15 ilk müdahale ekip binası, 12 hava aracı yer destek ekipmanı, 23 laboratuvar cihazı, 4 yangın gözetleme kulesi, 55 yangın havuzu ve göleti, 1 yangın lojistik aracı ve yangın önleme tesisi için çalışma gerçekleştirilecek.</p><p></p><p>Endüstriyel plantasyon çalışmaları için 33 ilde 18 bin hektarda endüstriyel ağaçlandırma, 135 bin hektar alanda da endüstriyel ağaçlandırma bakımı için 940 milyon lira ödenek ayrıldı.</p><p></p><p>- Yangınlara havadan müdahale için altyapı güçlendiriliyor</p><p></p><p>Orman yangınlarıyla mücadeleyi güçlendirmek için her yıl yeni hava araçlarını envantere katan OGM, bu yıl da yeni araç ve teçhizatla mücadelesine devam edecek.</p><p></p><p>Bu yıl helikopter ve uçak alımı amacıyla 800 milyon lira kaynak ayrıldı. Proje kapsamında orman yangınlarına müdahalede kullanılacak çeşitli ekipman ve donanımların alımı yapılacak.</p><p></p><p>Projenin 2028 yılına kadar sürdürülmesi planlanıyor. Bu süre içinde çeşitli cihaz, yazılım ve donanımlarla birlikte 19 helikopter, 5 yangın söndürme uçağı alınacak.</p><p></p><p>OGM'ye ayrılan kaynağın bir kısmı da çeşitli illerdeki depremden zarar gören bölge müdürlüklerine ait işletme müdürlüğü ve lojmanlarının yenilemesi için ayrıldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da kar etkisiyle trafik yoğunluğu yüzde 81'e çıktı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-kar-etkisiyle-trafik-yogunlugu-yuzde-81e-cikti-4590/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-kar-etkisiyle-trafik-yogunlugu-yuzde-81e-cikti-4590/</id>
<published><![CDATA[2026-01-19T08:32:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-19T08:32:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F82BB5-0A9C77-361D30-CF601B-647B15-1150F7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kentteki birçok bölgede kar yağışı etkisini sürdürüyor.</p><p></p><p>Yağışın da etkisiyle 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Haliç Köprüsü ve Avrasya Tüneli'ne bağlanan yollar ve ara sokaklarda sürücüler güçlükle ilerlerken kent genelinde D-100 kara yolu ve TEM otoyolunun birçok noktasında trafik yoğunluğu oluştu.</p><p></p><p>Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolu Ankara istikametinde Beylikdüzü'nde başlayan trafik, Zeytinburnu'na kadar sürüyor. Sefaköy ve Bahçelievler'de meydana gelen hasarlı kazalar, bölgedeki yoğunluğun artmasına neden oluyor.</p><p></p><p>TEM otoyolunda Esenyurt ile Esenler arasında her iki istikamette de trafik yoğunluğu gözleniyor.</p><p></p><p>Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Avrasya Tüneli'nde Anadolu Yakası'ndan Avrupa Yakası'na geçişlerde sürücüler ilerlemekte güçlük çekiyor.</p><p></p><p>Anadolu Yakası'nda D-100 kara yolunda Bostancı ve Maltepe ile Pendik ve Tuzla arasındaki bazı bölgelerde yoğunluk yaşanıyor.</p><p></p><p>TEM otoyolu Ankara istikametinde Ataşehir'de başlayan trafik, Sancaktepe'ye kadar devam ediyor.</p><p></p><p>Öte yandan işe gitmek isteyenler, tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yoğunluk oluşturdu.</p><p></p><p>İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Cep Trafik Haritası'na göre trafik yoğunluğu saat 08.15 itibarıyla Avrupa Yakası'nda yüzde 78, Anadolu Yakası'nda yüzde 85 ve kent genelinde yüzde 80 olarak ölçüldü.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dünyayı bu yıl da aşırı sıcaklar bekliyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunyayi-bu-yil-da-asiri-sicaklar-bekliyor-7539/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dunyayi-bu-yil-da-asiri-sicaklar-bekliyor-7539/</id>
<published><![CDATA[2026-01-16T12:12:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-16T12:12:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_98E0E6-D9F894-C3F3E5-748072-325C3D-20FF7E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonların artmaya devam etmesi, küresel sıcaklık artışının da şiddetlenmesine yol açıyor.</p><p></p><p>Bu hafta Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), İngiltere Meteoroloji Örgütü (Met Office) ve Kaliforniya merkezli araştırma kuruluşu Berkeley Earth, eş zamanlı yayımladıkları raporlarında, 2025'in kayıtlardaki en sıcak üçüncü yıl olduğunu açıkladı.</p><p></p><p>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Copernicus'a göre geçen yıl küresel ortalama yüzey sıcaklığı sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,47 derece yükseldi. WMO ve Berkeley Earth'ün analizine göre bu artış 1,44, İngiltere Met Office'e göre ise 1,41 derece oldu.</p><p></p><p>Kayıtlardaki en sıcak yıl olan 2024'te küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,6 dereceyi ve en sıcak ikinci yıl olan 2023'te de 1,48 dereceyi bulmuştu.</p><p></p><p>Ayrıca 2023-2025 dönemi, küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,5 dereceyi aştığı ilk 3 yıllık dönem olarak kayıtlara geçerken, son 11 yıl da kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu.</p><p></p><p>- Küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması hedefleniyor</p><p></p><p>Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla imzaladığı Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması ve mümkünse 1,5 dereceyle sınırlandırılması hedefleniyor.</p><p></p><p>Bu hedefe ulaşılabilmesi için küresel emisyonlarda keskin ve hızla düşüş sağlanması gerekiyor ancak arazi kullanımı hariç küresel emisyonlar 2024 sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 1,3 artışla 53 gigaton karbondioksit eş değeri seviyesini aştı. Bunun yaklaşık 38 gigatonunu enerji sektörü kaynaklı karbondioksit emisyonları oluşturdu.</p><p></p><p>Bilim insanları, son yıllardaki aşırı sıcaklıkların ardından sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefi için "pencerenin kapanmak üzere olduğuna" ve birkaç yıl içinde bu aşımın gerçekleşme riskine karşı uyarıyor.</p><p></p><p>İngiltere Met Office, emisyonların artmaya devam etmesiyle 2026'nın kayıtlardaki en sıcak dört yıldan biri olabileceğini tahmin ediyor. Bu yıl küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasının 1,34 ile 1,58 derece üzerinde olabileceği öngörülüyor. Böylece 4 yıl üst üste olmak üzere küresel ortalama sıcaklığın sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,4 derece yüksek olabileceği hesaplanıyor.</p><p></p><p>- Küresel sıcaklık artışı 1,5 derece eşiğine hızla yaklaşıyor</p><p></p><p>Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi Copernicus İklim Değişikliği Servisi Kıdemli Bilim İnsanı Julien Nicolas, AA muhabirine, küresel sıcaklık artışının uzun yıllardır sürdüğünü ancak son birkaç yıldaki ısınmanın iklim bilim insanlarını kısmen şaşırttığını söyledi.</p><p></p><p>Yüksek sıcaklık eğilimlerinin bu yıl da beklenebileceğine dikkati çeken Nicolas, "Ne yazık ki bazı aşırı hava olaylarını görmeye devam edeceğiz ve 2026'nın da en sıcak yıllar arasında olma ihtimali var." dedi.</p><p></p><p>Nicolas, devam eden ısınma nedeniyle bazı bölgelerdeki "aşırı sıcaklıkların" yeni normal haline geldiğini ve daha sık görüldüğünü belirterek, daha fazla ülkenin bu tür aşırı hava olaylarını görmezden gelemeyeceğini ve bu koşullara karşı hazırlanması gerektiğini anlattı.</p><p></p><p>Dünyanın daha fazla ısınmasını önlemek için Paris Anlaşması'ndaki sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin korunması gerektiğini vurgulayan Nicolas, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p></p><p>"Şu ana kadar bu hedef geçici şekilde aşılmış olabilir ama kalıcı biçimde aşılması gibi bir durumdan bahsetmiyoruz. Ancak bu sınırın daha kalıcı şekilde aşılmasının çok muhtemel olduğunu biliyoruz ki büyük olasılıkla 2030'a kadar, yani birkaç yıl içinde bu aşım yaşanacak çünkü küresel karbon emisyonları gerektiği kadar hızla azaltılmıyor. Sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için sahip olduğumuz o pencere bir anlamda kapandı ama yine de bu durum uzun vadede bu hedeften vazgeçilmesi anlamına gelmiyor. Bu sıcaklık artış limiti aşılmış olsa bile söz konusu hedefi uzun vadede canlı tutarak bu seviyeye geri getirmek için her adımı atmalıyız. Gelecekteki ısınmayı sınırlandırmanın ve bunun getireceği sonuçların önüne geçmenin tek yolu bu."</p><p></p><p>İngiltere Met Office Bilim Araştırmacısı Nick Dunstone da 2024'teki küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyi aştığını anımsatarak, "Tahminlerimiz, bunun 2026'da da mümkün olabileceğini gösteriyor. Bu durum, Paris Anlaşması'ndaki 1,5 derece hedefinin aşımına ne kadar hızlı yaklaştığımızı ortaya koyuyor." değerlendirmesini yaptı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kuraklık riskine karşı önlemlerde verimlilik ve sürdürülebilirlik ön planda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riskine-karsi-onlemlerde-verimlilik-ve-surdurulebilirlik-on-planda-9485/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riskine-karsi-onlemlerde-verimlilik-ve-surdurulebilirlik-on-planda-9485/</id>
<published><![CDATA[2026-01-15T11:15:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-15T11:15:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1CE1C7-E781DF-ECCBCE-E9BFD2-B43B03-6B5102.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İklim değişikliğinin etkileriyle artan kuraklık, yağış rejimindeki düzensizlikler su kaynakları üzerindeki baskıyı artırırken tarımsal üretimi de etkiliyor. Bu kapsamda yaşanan kayıpların önlemesi için çok sayıda çalışma hayata geçiriliyor.</p><p></p><p>Tarım ve Orman Bakanlığından edinilen bilgilere göre, kuraklıkla mücadele ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar çok boyutlu yaklaşımla sürdürülüyor.</p><p></p><p>Bakanlık, suyun tüm kullanım alanlarında verimli kullanılması ve su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla "Suda Sıfır Kayıp" temasıyla "Su Verimliliği Seferberliği"ni hayata geçirdi. Bu kapsamda, suyun korunarak gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.</p><p></p><p>Anadolu Bozkır Ekosistemleri için hazırlanan İklim Değişikliğine Ekosistem Tabanlı Uyum Strateji Belgesi, 2022'de yürürlüğe girdi. Belgeyle, tarımsal üretimde suyun verimli kullanılması ve iklim değişikliğine bütüncül bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanıyor. Bakanlık, bu yaklaşımın Anadolu bozkırlarında sistematik biçimde yaygınlaştırılmasını ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını hedefliyor.</p><p></p><p>- Köy bazlı verim sigortasıyla üreticilere 303 milyon lira tazminat ödendi</p><p></p><p>Ayrıca iklim değişikliğine bağlı olumsuzluklardan etkilenen üreticilere yönelik destekler devam ediyor. Yetersiz yağışlar nedeniyle 2021'in ilk döneminde buğday, arpa, yulaf, çavdar, tritikale, nohut ve mercimek üretiminde yüzde 30'dan fazla verim kaybı yaşayan 658 bin 885 çiftçiye toplam 2,6 milyar lira destek sağlandı. Tarım sigortası uygulamaları kapsamında ise 2024'te köy bazlı verim sigortası yaptıran üreticiye yaklaşık 285 bin devlet prim desteği sağlanarak 303 milyon lira tazminat ödendi.</p><p></p><p>Bireysel sulama sistemlerine yönelik hibe destekleri çerçevesinde ise 2007'den bu yana 60 bin 679 proje hayata geçirildi. Bu projelerle yaklaşık 5,5 milyon dekar alan modern sulama sistemleriyle buluşturulurken, 121 bin 358 kişinin tarımsal istihdamda kalması sağlandı. Yapılan yatırımlar karşılığında bugünün rakamlarıyla 11 milyar 938 milyon lira tutarında ödeme gerçekleştirildi.</p><p></p><p>Modern sulama yatırımlarıyla yaklaşık yüzde 60 su tasarrufu sağlandı. Tarım toprakları tuzluluk, taban suyu yükselmesi ve erozyon risklerine karşı korundu. Böylece ürün veriminde yüzde 20 ila 25 arasında artış kaydedildi.</p><p></p><p>- Tarımsal kuraklık tedbirleri</p><p></p><p>Tarımsal kuraklıkla mücadele kapsamında 2023-2027 dönemini kapsayan Türkiye Tarımsal Kuraklık Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı yürürlüğe alındı. Eylem planıyla tarımsal su kullanımının planlanması, gerekli tedbirlerin önceden alınması, üretimde sürdürülebilirliğin sağlanmasıyla kuru ve sulu alanda üretim yapmak için gerekli yol haritası belirlendi.</p><p></p><p>Yapılan analizleri doğrultusunda, yer altı sularının yoğun kullanıldığı havzalarda ürün deseninde değişikliğe gidiliyor. Bu kapsamda yer altı sularının tarımsal açıdan yetersiz olduğu 11 il ve 52 ilçe yer altı su kısıtı havzası olarak belirlendi. Su tüketimi yüksek ürünler yerine, mercimek, nohut, arpa, buğday, aspir, yağlık ayçiçeği ve baklagil yem bitkisi gibi daha az su isteyen ürünlerin ekimi teşvik ediliyor.</p><p></p><p>Kurak ve yarı kurak bölgelerde yağış sularından daha fazla yararlanmak amacıyla yağmur hasadı projeleri de uygulanıyor. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında yağmur hasadı havuzları yapımı yüzde 50 hibe desteği kapsamına alındı.</p><p></p><p>Tarımda dijitalleşme çalışmalarıyla bitkilerin ne zaman ve ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu belirleyen dijital sulama yönetimi projeleri de yürütülüyor. Düşük kaliteli ve arıtılmış suların tarımsal sulamada kullanımı için de AR-GE çalışmaları sürdürülüyor. Bu kapsamda geliştirilen "Sulama Yönetimi ve Bitki Su Tüketimi Sistemi" ile su tasarrufu ve verimliliğin artırılması hedefleniyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meteoroloji'den 41 il için sarı kodlu uyarı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/meteorolojiden-41-il-icin-sari-kodlu-uyari-1534/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/meteorolojiden-41-il-icin-sari-kodlu-uyari-1534/</id>
<published><![CDATA[2026-01-12T09:18:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-12T09:18:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A6D057-4D8ABB-376057-B8F8A1-24FE74-D49690.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 12 Ocak hava durumu tahminlerine göre Kuzey Ege kıyıları, Çanakkale, Van ve Iğdır dışında kalan tüm bölgelerin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p>Yağışların; Kıyı Ege, Akdeniz kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Manisa, Denizli, Sinop, Tokat, Batman ve Siirt çevrelerinde yağmur ve sağanak şeklinde olması bekleniyor.</p><p>Ege, Akdeniz ile Karadeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç Türkiye'nin her yerinde kar yağışı etkili olacak.</p><p>Gece ve sabah saatlerinde Marmara ile iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi bulunmaktadır.</p><p>Hava sıcaklığının kuzey, iç ve batı kesimlerde hissedilir derecede azalacağı tahmin ediliyor.</p><p>Meteorolojik uyarılar</p><p>Yağışların, Doğu Akdeniz, Antalya'nın doğusu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Samsun, Ordu, Tokat, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Bingöl ve Diyarbakır çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı (ulaşımda aksamalar, sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu, kar yağışı olan yerlerde buzlanma ve don olayı ile tipi gibi) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p>Rüzgarın; Marmara ile Kuzey Ege kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da güney yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına (40-70 km/saat), Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde güney yönlerden kuvvetli fırtına (70-90 km/saat) şeklinde esmesi şeklinde esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenme riski ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p>Gece ve sabah saatlerinde ülkemizin iç ve doğu kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte pus ve yer yer sis beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeraltı suları tükeniyor kriz giderek büyüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeralti-sulari-tukeniyor-kriz-giderek-buyuyor-6775/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeralti-sulari-tukeniyor-kriz-giderek-buyuyor-6775/</id>
<published><![CDATA[2026-01-11T02:58:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-11T02:58:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4B3CBA-3D9CB5-119C84-173E85-9AD541-C36B46.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Hakan ÖZBAY</b></p><p></p><p>Türkiye genelinde yaşanan kuraklık ve su yönetimindeki aksamalar, sadece barajları değil, stratejik rezerv olan yeraltı kaynaklarını da vurdu. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, derneğin 2026 yılının ilk haftasında yayımladığı “Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri” raporunun detaylarını paylaşarak, yaklaşan tehlikeye dikkat çekti.</p><p>DSİ Genel Müdürlüğü’nün 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık verilerinin analiz edildiği raporda, özellikle yeraltı sularındaki hızlı tükeniş ve bazı bölgelerde kuraklığın kalıcı hale gelmesi ana gündem maddesi oldu.</p><p></p><p><b>OBRUKLARIN SAYISI ARTIYOR</b></p><p></p><p>Raporun en çarpıcı ve ön plana çıkan bölümünü yeraltı sularının durumu oluşturdu. Baraj ve göletlerin boşalması nedeniyle hem içme suyu hem de sulama suyu talebinin karşılanması için yeraltı sularına aşırı yüklenildiğini belirten Dursun Yıldız, şu tespitlerde bulundu:</p><p>"Yeraltı suları büyük bir baskı altında. Uzun süren bölgesel kuraklıklar nedeniyle bu kaynaklar yağışlarla beslenemiyor. Buna rağmen normalden çok daha fazla çekim yapılması, su seviyelerinde hızlı düşüşlere neden oldu. Aşırı tahsis, kontrolsüz çekim ve verimsiz kullanım; birçok havzamızda obrukların ortaya çıkması sonucunu doğurdu. Bu riski yönetemezsek yakın gelecekte su arz güvenliğimiz tamamen ortadan kalkabilir."</p><p></p><p><b>6 HAVZADA KIRMIZI ALARM&nbsp;</b></p><p></p><p>Raporda nehir havzalarına göre barajların doluluk oranları incelendiğinde tablonun vahameti daha net görülüyor. İncelenen 25 nehir havzasının 11’inde, son 15 yıldır yıllık ortalama doluluk oranlarının yüzde 30’un altında kaldığı belirlendi.</p><p>Ancak 6 havza için durum çok daha ciddi. Gediz, Büyük Menderes, Batı Akdeniz, Burdur Göller Havzası, Akarçay ve Asi havzalarında son 5 yılda ortalama doluluğun %5 ile %10 arasında kaldığı tespit edildi.</p><p>Yıldız, bu havzalardaki durumu şöyle özetledi: "Bu bölgelerde bölgesel kuraklıklar artık yerleşmiş durumda. Hidrolojik kuraklık bir sonraki yıla aktarılıyor. Baraj doluluk oranları sürekli azalma eğiliminde. Kısmi su kesintileri ve kısıtlı sulama programları uygulanmak zorunda kalınıyor."</p><p></p><p><b>SU YASASI BİR AN ÖNCE ÇIKMALI</b></p><p></p><p>Yaşanan tablonun su yönetiminde köklü bir değişikliği zorunlu kıldığını vurgulayan Yıldız, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:</p><p>•	Bütünleşik Havza Yönetimi: Bir an önce bu sisteme geçilmeli ve havzada suyu en etkin yönetecek kurumsal yapılar oluşturulmalı.</p><p>•	Su Yasası: Beklenen Su Yasası vakit kaybedilmeden çıkarılmalı.</p><p>•	Kayıp-Kaçakla Mücadele: Şehir şebekeleri ve sulama kanallarındaki su kayıplarının azaltılması için yasal zorunluluklar getirilmeli.</p><p>•	Kültürel Dönüşüm: Toplumda bir su kullanım kültürü yaratmak için sivil toplumla birlikte seferberlik başlatılmalı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Alüminyum sektörü karbon risklerine odaklandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/aluminyum-sektoru-karbon-risklerine-odaklandi-8251/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/aluminyum-sektoru-karbon-risklerine-odaklandi-8251/</id>
<published><![CDATA[2026-01-02T11:20:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-02T11:20:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_75655C-7E2BBA-821748-AA3E02-A755AB-D5D657.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) Başkanı Ali İhsan Yeşilova, AA muhabirine, AB'nin iklim ve çevre hedefleri kapsamında geliştirdiği SKDM'nin 2 yılı aşan geçiş döneminin ardından 1 Ocak'tan itibaren uygulanmaya başlandığını söyledi.</p><p></p><p>Mekanizma kapsamında alüminyumun da pilot sektörler arasında yer aldığını belirten Yeşilova, SKDM ile karbon ayak izini düşürmeye yönelik önemli adımlar atıldığını ancak mevzuattaki hesaplama ve uygulama esaslarına ilişkin belirsizliklerin Avrupa Birliği ithalatçılarında tedirginlik oluşturduğunu ifade etti.</p><p></p><p>Avrupa Komisyonunun bu yıl yayımladığı SKDM revizyon teklifleri ve etki değerlendirme belgeleri doğrultusunda mekanizmanın yalnızca temel ürünlerle sınırlı kalmayacağına dikkati çeken Yeşilova, "Bu yaklaşım, iklim hedefleri açısından tutarlı olmakla birlikte AB dışındaki üretici ülkelerde farklı ölçek ve üretim yapısına sahip sektörler açısından uygulamada çeşitli sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye alüminyum sektörümüz ise bu bağlamda dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır." dedi.</p><p></p><p>- Hurda da emisyon taşıyan unsur sayılacak</p><p></p><p>Yeşilova, Avrupa Komisyonunun SKDM revizyonu çerçevesinde tüketici tarafından kullanılmadan önceki üretim aşamasında ortaya çıkan hurdayı da "emisyon taşıyan unsur" olarak zincire dahil etme yaklaşımı sergilediğine işaret ederek, bu durumun çifte sayım riski barındırdığını dile getirdi.</p><p></p><p>SKDM kapsamında hukuki yükümlülüğün Avrupa'daki müşterilerde olduğunu vurgulayan Yeşilova, "Türkiye'deki alüminyum üreticileri açısından bu süreç, teklif ve fiyatlandırma süreçlerinde ilave belirsizlik, SKDM maliyetinin önceden öngörülmesi gerekliliği ve ticari esnekliğin azalması gibi kritik sonuçlar doğurabilmektedir." diye konuştu.</p><p></p><p>Yeşilova, düşük karbonlu üretim düşüncesinin hurdanın da emisyon taşıyan unsur olarak SKDM sürecine dahil edilmesiyle netliğini kaybettiğini anlattı.</p><p></p><p>- Çerçevenin genişletilmesi otomotivi etkileyecek</p><p></p><p>SKDM kapsamında elde edilecek gelirlerin bir kısmının Avrupa'da üretimini desteklemek maksadıyla fon olarak kullanılacağı bilgisini veren Yeşilova, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Bu durumun ülkemizdeki henüz kapsamda olmayan fakat 2028 yılında kapsama girecek özellikle otomotiv sanayisine yüksek etki yapması bekleniyor. Bu fonun kullanımı neticesinde AB tarafında söz konusu tesis Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nde işlem görmeyip bir karbon yönetimi için harcamaya tabi olmayacak ve fon kullanabilecek. Diğer yandan Türkiye ya da diğer üçüncü ülkelerden kaynaklı ürünler SKDM çerçevesinde ödeme yükümlülüğüne sahip olacak."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'a kar yağdı, okullar yarın tatil edildi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbula-kar-yagdi-okullar-yarin-tatil-edildi-8058/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbula-kar-yagdi-okullar-yarin-tatil-edildi-8058/</id>
<published><![CDATA[2026-01-01T15:05:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-01T15:05:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A188FA-F8CB66-FDE779-CD3187-735771-42566A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye yeni yılın ilk günlerinde soğuk hava dalgası ve yoğun kar yağışının etkisi altına girdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 1 Ocak tarihli hava raporunda ülke genelinde kar yağışının süreceğini, buzlanma ve don riskinin artacağını bildirdi. Uyarıların ardından bazı illerde 2 Ocak Cuma günü için eğitime ara verildi.</p><p></p><p><b>Şırnak’ta eğitime bir gün daha ara</b></p><p></p><p>Şırnak Valiliği, yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında 2 Ocak günü eğitime ara verildiğini duyurdu. Açıklamada, engelli, hamile ve kronik rahatsızlığı bulunan kamu çalışanlarının da idari izinli sayılacağı belirtildi.</p><p></p><p><b>Gümüşhane’de kar ve buzlanma alarmı</b></p><p></p><p>Gümüşhane Valiliği, il merkezinde beklenen kar yağışı ve artan buzlanma riski nedeniyle 2 Ocak Cuma günü tüm resmi ve özel eğitim kurumlarında eğitime ara verildiğini açıkladı. Özellikle ulaşımda aksamalar yaşanabileceği vurgulandı.</p><p></p><p><b>Kahramanmaraş’ta tüm okullar tatil</b></p><p></p><p>Kahramanmaraş Valiliği, il genelinde devam eden kar yağışı ve beklenen don riski nedeniyle 2 Ocak günü resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında eğitime ara verildiğini duyurdu. Kamu kurumlarında görevli hamile ve engelli personel de idari izinli sayılacak.</p><p></p><p><b>Amasya’da don ve buzlanma riski</b></p><p></p><p>Amasya Valiliği, kar yağışı sonrası oluşabilecek don ve buzlanma nedeniyle il genelinde 2 Ocak günü eğitime bir gün ara verildiğini açıkladı. Karar, tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarını kapsıyor.</p><p></p><p><b>Elazığ’da tatil uzatıldı</b></p><p></p><p>Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, etkisini sürdüren kar yağışı nedeniyle 2 Ocak 2026 tarihinde de eğitime ara verildiğini duyurdu. Açıklamada öğrencilerin güvenliğinin öncelik olduğu vurgulandı.</p><p></p><p><b>İstanbul’da okullar tatil mi?</b></p><p></p><p>İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul’da kar yağışının öğleden sonra etkisini artıracağını, gece saatlerine kadar buzlanma ve don riskinin süreceğini bildirdi. Ancak İstanbul Valiliği tarafından 2 Ocak için henüz resmi bir tatil kararı açıklanmadı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">196 ülke lideri iklim için Türkiye'de masaya oturacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/196-ulke-lideri-iklim-icin-turkiyede-masaya-oturacak-6761/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/196-ulke-lideri-iklim-icin-turkiyede-masaya-oturacak-6761/</id>
<published><![CDATA[2025-12-31T02:04:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-31T02:04:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_393E52-3688F8-FAA5E4-5D2988-591BE7-87A57F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilen COP30’un tamamlanmasının ardından yapılan müzakerelerde, Türkiye’nin adaylığı üzerinde uzlaşı sağlandı. Türkiye’yi konferansta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum temsil etti. Beş gün süren yoğun diplomasi trafiğinin ardından, COP31’in gelecek yıl Türkiye’de düzenlenmesi, konferans başkanlığını Türkiye’nin üstlenmesi ve müzakere başkanlığının Avustralya tarafından yürütülmesi konusunda taraflar anlaşmaya vardı. Konferans öncesi yapılacak Pre-COP toplantısının ise Pasifik bölgesindeki bir ülkede düzenlenmesi planlanıyor. Söz konusu uzlaşma, Türkiye’nin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler bünyesindeki Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’nda (WEOG) kabul edildi.</p><p></p><p>Türkiye, “kimsenin geride bırakılmadığı adil ve kapsayıcı iklim diplomasisi” yaklaşımıyla yürüttüğü sürecin sonunda, COP ev sahipliğini alarak önemli bir diplomatik eşiği geride bıraktı. Zirvenin ve Liderler Toplantısı’nın hangi şehirlerde yapılacağına ilişkin kararın ise önümüzdeki dönemde netleşmesi bekleniyor.</p><p></p><p><b>Antalya öne çıktı</b></p><p></p><p>Bakan Murat Kurum, daha önce yaptığı açıklamalarda COP31 için Antalya’nın güçlü bir aday olduğunu dile getirmişti. Ulaşım altyapısı, konaklama kapasitesi ve uluslararası organizasyon deneyimiyle Antalya’nın bu tür büyük zirveler için avantaj sunduğuna işaret eden Kurum, kentin daha önce G20 Zirvesi’ne de başarıyla ev sahipliği yaptığını hatırlatmıştı. Liderler Zirvesi’nin ise İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p><p></p><p><b>İki yıllık diplomasi süreci</b></p><p></p><p>Türkiye, COP31 adaylığını ilk kez 2022 yılında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenen COP27’de ilan etmiş, aynı zirvede güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı’nı da uluslararası kamuoyuna sunmuştu. WEOG grubu içinde Avustralya’nın da aday olmasıyla birlikte yaklaşık iki yıl süren müzakere süreci başladı. Bu dönemde Türkiye, çok sayıda ülkeyle temas kurarak destek arayışını sürdürdü.</p><p></p><p>Belém’de yapılan görüşmelerde Bakan Kurum’un liderliğinde yürütülen temaslarda, Türkiye’nin hem teknik hem de diplomatik açıdan ev sahipliğine hazır olduğu vurgulandı. Avustralya ile yürütülen görüşmelerde ise tarihsel Türk–Anzak ilişkilerine dikkat çekilerek, iklim krizine karşı ortak bir küresel mücadelenin mümkün olduğu mesajı verildi.</p><p></p><p>Türkiye’nin Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerini yoğun biçimde yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu ifade eden Kurum, buna karşın tarihsel emisyon sorumluluğunun sınırlı olduğunu, ancak buna rağmen güçlü iklim politikalarını hayata geçirdiğini belirtti. Türkiye’nin İklim Kanunu çalışmaları, Sıfır Atık uygulamaları, döngüsel ekonomi adımları ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda ilerlediğini kaydetti.</p><p></p><p><b>COP nedir nasıl belirleniyor?</b></p><p></p><p>Her yıl düzenlenen COP zirveleri, sera gazı azaltım hedeflerinden iklim finansmanına, kayıp ve zarar mekanizmalarından karbon piyasalarına kadar pek çok başlığın ele alındığı en üst düzey küresel platform olma özelliği taşıyor. 1992’de imzalanan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri bir araya getiren bu konferansların ilki 1995’te Berlin’de yapılmıştı.</p><p></p><p>Ev sahipliği, Birleşmiş Milletler’deki beş bölgesel grup arasında dönüşümlü olarak belirleniyor ve aday ülkeler arasında uzlaşma sağlanması esasına dayanıyor. İtiraz gelmemesi halinde mutabakat oluşmuş sayılıyor; aksi durumda zirve Almanya’nın Bonn kentinde düzenleniyor. 2024’te ev sahipliğini Azerbaycan üstlenmiş, 2025 zirvesi Brezilya’da yapılmıştı. 2026 yılı ise Türkiye’nin de yer aldığı WEOG grubunun sırasındaydı.</p><p></p><p><b>En anlamlı maraton vurgusu</b></p><p></p><p>Bakan Murat Kurum, Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Kurum, yüzlerce görüşme ve uzun süren müzakerelerin ardından Türkiye’nin bu sorumluluğu üstlendiğini belirterek, “Bugünden itibaren ortak evimiz dünya için en anlamlı ve en uzun soluklu maratonu başlatıyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2053 Net Sıfır hedefi ve yeşil dönüşüm vizyonu doğrultusunda, şeffaf ve kapsayıcı bir COP süreci yürütüleceğini belirten Kurum, Sıfır Atık hareketinin de küresel ölçekte yaygınlaştırılmaya devam edeceğini vurguladı. Kurum, Türkiye’nin bu süreçte “güvenin ve ortak geleceğin adresi” olmayı sürdüreceğini ifade etti.</p><p></p><p><b>Sürdürülebilir gelecek arayışı</b></p><p></p><p>2025 yılı, Türkiye ekonomisi için sürdürülebilirlik ve ekonomik dönüşümün “politik platfom” haline geldiği bir yıl oldu. Özellikle yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, yapısal reformlar ve sürdürülebilir finansman araçları, ülkede ekonomik gündemin merkezine yerleşti. Bu süreç, hem kamu politikalarında hem de özel sektör yatırımlarında yeni fırsatlar ve zorluklar yarattı.</p><p></p><p><b>Sürdürülebilirlik politikaları</b></p><p></p><p>2025’te sürdürülebilirlik, ekonomi politikasının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Cumhurbaşkanlığı tarafından “Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı (2025–2028)” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe kondu. Bu plan, doğal kaynak kullanımının verimliliğini artırmayı amaçlıyor, atık ve emisyonların azaltılması gibi hedefleri kapsıyor ve sürdürülebilir üretim-tüketim modellerini ekonomik büyüme ile uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Aynı çerçevede sürdürülebilirlik hedefleri, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine uyumlu politikalar ile yeniden düzenleniyor. Yeni iklim kanunu tasarısı parlamentoya sunuldu; bu, ekonomik yapının iklim risklerine adapte edilmesi için yasal bir zemin oluşturuyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>Yeşil enerji ve enerji verimliliği</b></p><p></p><p>Türkiye’nin enerji politikaları 2025’te ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynadı. Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik teşvikler ve mevzuat reformları, özel sektörü bu alana kaydırıyor:</p><p></p><p>•	YEKDEM destek mekanizması ile yenilenebilir enerji üretiminin gelir güvenliği sağlanarak yatırımlar artırıldı.</p><p>•	“Super Permit” reformları ile EIA (Çevresel Etki Değerlendirmesi) ve lisans süreçleri eş zamanlı yürütülerek izin alma süreleri ciddi şekilde kısaltıldı.</p><p>Bu adımlar yatırımcı güvenini artırmayı ve Türkiye’nin enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor.&nbsp;</p><p></p><p>Uluslararası kuruluşlar da bu dönüşümü teyit ediyor; IMF, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını artırmanın cari açığın azaltılmasına katkı sağladığını ve ekonominin dış şoklara karşı direncini yükselttiğini belirtiyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>Yapısal reformlar ve sürdürülebilir büyüme</b></p><p></p><p>2025’in son çeyreğinde açıklanan 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, sürdürülebilir ve istikrarlı büyüme hatlarını çizdi. Programda:</p><p></p><p>•	Makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi,</p><p>•	Verimlilik odaklı üretim ve ihracatın artırılması,</p><p>•	Beşeri ve fiziki sermayeye yatırımın artırılması,</p><p></p><p>öncelikli hedefler arasında yer aldı. Bu strateji, ekonomik büyümenin çevresel sürdürülebilirlikle uyumlu şekilde devam etmesini amaçlıyor.&nbsp;</p><p></p><p>OECD raporları Türkiye’nin 2025’te ekonomik büyümesini daha istikrarlı hale getirmek için para ve maliye politikalarının ihtiyatlı yürütülmesinin önemini vurguladı. Bu çerçevede, yapısal reformların sürdürülebilir büyümeye katkısı özellikle eğitim, hizmetler sektörü ve yabancı yatırımda rekabetin artırılması üzerinden ele alındı.&nbsp;</p><p></p><p><b>Sürdürülebilir finans ve yeşil yatırımlar</b></p><p></p><p>Sürdürülebilir finansman araçları 2025’te Türk ekonomisinde daha görünür oldu. Yeşil tahviller, sürdürülebilir krediler ve çevresel, sosyal, yönetişim (ESG) kriterlerine dayalı finansman araçlarına ilgi arttı. İş dünyası tarafında da EcoVadis gibi uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından Türk şirketleri ödüllendirildi ki bu, sürdürülebilir iş modellerinin benimsenmesinin bir göstergesi olarak değerlendirildi.&nbsp;</p><p></p><p><b>Küresel iş birlikleri ve ticaret politikaları</b></p><p></p><p>Türkiye’nin sürdürülebilirlik odaklı ekonomi yaklaşımı uluslararası alanlarda da genişledi. Birleşmiş Milletler ile 2026–2030 Sürdürülebilir Kalkınma İşbirliği Çerçevesi imzalandı; bu çerçeve, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ülkenin ekonomik planlarına entegre edilmesini öngörüyor.&nbsp;</p><p></p><p><b>Önümüzdeki yıllara yönelik perspektif</b></p><p></p><p>2025 sonunda ekonomi göstergeleri, sürdürülebilirlik odaklı reformların şekillenmeye başladığını gösteriyor. Enflasyon son yılların en düşük seviyelerine gerilemiş durumda, kamu mali disiplinine vurgu yapılıyor ve orta vadeli ekonomik programlarda sürdürülebilir büyüme hedefleri ön planda tutuluyor.</p><p>2025, Türkiye için sürdürülebilir gelecek perspektifinin ekonomi politikalarına daha derinden nüfuz ettiği bir yıl olarak kayda geçti. Yeşil enerji politikaları, sürdürülebilir finans araçları, döngüsel ekonomi planları ve uluslararası iş birlikleri ekonomik gündemin merkezinde yer aldı. Ancak sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak, bu politikaların uygulanmasının sonuçlarını sistematik olarak takip etmeyi ve gerektiğinde daha da derinleştirilmiş reformlarla desteklemeyi gerektiriyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Batı ve güney kıyıları hariç kar yağışı bekleniyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bati-ve-guney-kiyilari-haric-kar-yagisi-bekleniyor-6204/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bati-ve-guney-kiyilari-haric-kar-yagisi-bekleniyor-6204/</id>
<published><![CDATA[2025-12-29T07:28:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-29T07:28:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FFB423-096EF2-5EFE8C-937AB4-7E3346-FCA56D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 29 Aralık Pazartesi günü hava tahminlerine göre Marmara ve Doğu Akdeniz'in doğusu, İç Anadolu'nun kuzey ve doğusu ile Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p><p></p><p>Bitlis, Bolu, Diyarbakır, Hakkari, Kastamonu, Mardin, Siirt, Sinop, Şanlıurfa, Van, Zonguldak, Batman, Şırnak, Bartın, Karabük, Düzce illeri için sarı kodlu kar yağışı uyarısı yapıldı.</p><p></p><p>Orta Karadeniz kıyıları ile İskenderun Körfezi çevrelerinde yağmur, diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülecek yağışların, Batı Karadeniz, Güneydoğu Anadolu'nun doğu, Doğu Anadolu'nun güneydoğu kesimleri ile Sakarya çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.</p><p></p><p>Kuzey, iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don ile birlikte pus, yer yer sis görüleceği tahmin ediliyor.</p><p></p><p>HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklığının, hissedilir derecede azalarak ülke genelinde mevsim normallerinin altında seyretmesi bekleniyor.</p><p></p><p><b>Meteoroloji'den peş peşe uyarılar</b></p><p></p><p>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Zonguldak, Düzce, Bartın, Bolu, Karabük, Kastamonu çevreleri ile Sinop’un kuzeybatısında kuvvetli ve yer yer yoğun (20 cm üzeri) kar yağışı bekleniyor. Yağışların, kıyı kesimlerde yağmur şeklinde başlayarak zamanla karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor. Buzlanmaya dikkat.</p><p></p><p>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yapılan son değerlendirmelere göre bugün sabah ilk saatlerden itibaren bölgenin batısından başlayacak olan kar yağışlarının, zamanla etkisini artırarak Şanlıurfa, Diyarbakır'ın güney ve doğusu, Batman, Bitlis, Siirt ve Van çevrelerinde orta kuvvette (5-15 cm), Mardin, Şırnak ve Hakkari illerinde kuvvetli ve yer yer yoğun (15-25 cm) olması beklendiğinden başta buzlanma ve don olayına bağlı ulaşımda aksamalar ile yerde kar örtüsü olan yüksek ve eğimli alanlarda çığ riski gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p></p><p>KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: Rüzgarın, Marmara, Güney Ege, Akdeniz, İç Anadolu'nun güneyi, Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu'nun güneydoğusu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğusunda kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-70 km/saat) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p></p><p>BUZLANMA VE DON OLAYI UYARISI: Kuzey, iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yağmur baraja değil kanalizasyona gitti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yagmur-baraja-degil-kanalizasyona-gitti-9884/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yagmur-baraja-degil-kanalizasyona-gitti-9884/</id>
<published><![CDATA[2025-12-28T02:45:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-28T02:45:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_027F27-47A61E-EAC457-C42281-1F3E14-73F556.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Hakan ÖZBAY</b></p><p></p><p>Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte Türkiye, kuraklık tehlikesi ve "su stresi" gerçeğiyle her geçen gün daha sert bir şekilde yüzleşiyor. Barajlardaki doluluk oranları kritik seviyelere inerken kamuoyunun dikkati genellikle meteorolojik verilere ve yağış miktarına odaklanıyor. Ancak uzmanlara göre sorunun kaynağı sadece gökyüzündeki bulutlarda değil, yeryüzündeki yanlış şehirleşme pratiklerinde yatıyor.</p><p>Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube II. Başkanı Özgürgün Gürbüz ile yaptığımız görüşmede, kentlerin üzerine adeta "geçirimsiz bir zırh" gibi giydirilen betonlaşmanın su döngüsünü nasıl kırdığını, "ısı adası" etkisinin su tüketimini nasıl tetiklediğini ve çözüm yollarını masaya yatırdık. Gürbüz, mevcut planlama anlayışının suyu bir kaynak değil, "uzaklaştırılması gereken bir atık" olarak gördüğünü belirterek köklü bir zihniyet değişikliği çağrısında bulundu.</p><p>SU KRİZİ SADECE METEOROLOJİK BİR OLAY DEĞİL</p><p>Türkiye’nin su stresi çeken bir ülke konumuna gelmesinin, sadece yağışların azalmasıyla açıklanamayacak kadar karmaşık ve çok katmanlı bir "planlama sorunu" olduğunu vurgulayan Özgürgün Gürbüz, meseleye şehircilik ilkeleri çerçevesinden bakılması gerektiğini söyledi. Gürbüz, iklim değişikliğinin somut bir veri olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl krizin bu veriyi yönetemeyen kentsel tasarım kararlarından kaynaklandığını ifade etti:</p><p>"Kent mekanlarının giderek artan bir şekilde betonlaşma ve asfalt odaklı geliştirilmesi, toprağın en hayati özelliği olan 'doğal sünger' işlevini elinden almış durumdadır. Doğal bir zeminde yağışın büyük kısmı yer altına sızarak su rezervlerini beslerken, günümüz kentlerinde suyun toprakla teması neredeyse tamamen kesilmiştir."</p><p>Gürbüz, şehirlerin üzerinin geçirimsiz yüzeylerle kaplanmasının sonucunda ortaya çıkan tabloyu "yönetilemez bir risk" olarak tanımladı. Gökyüzünden düşen her damlanın, toprakla buluşamadan hızla yüzey akışına geçtiğini belirten Gürbüz, bu sürecin sonunda suyun kanalizasyon sistemlerine karışıp kirlendiğini ve denizlere deşarj edildiğini anlattı.</p><p>Gürbüz, "Bu durum suyun bir yaşam kaynağı olmaktan çıkıp selleri tetikleyen, yönetilemez bir afet riskine dönüşmesi anlamına gelir" diyerek, mevcut altyapı sistemlerinin suyu korumak yerine onu kirleterek yok ettiğine dikkat çekti.</p><p>KAYNAĞIMIZI KENDİ ELLERİMİZLE İTİYORUZ</p><p>Röportajın en çarpıcı tespitlerinden biri, yeraltı sularının beslenememesi üzerineydi. Betonlaşma ve asfalt yüzeylerin artmasıyla yeraltı su döngüsünün mekanik bir şekilde engellendiğini ve temelinden sarsıldığını belirten Gürbüz, bu durumu "kendi kaynağını reddetmek" olarak özetledi:</p><p>"Yağış anında su toprakla buluşamadığı için yüzey akışına geçiyor. Bu sadece yeraltı rezervlerinin beslenememesi demek değildir; aynı zamanda suyun kirlenerek kanalizasyon hatlarına karışması ve birer atık haline gelmesi demektir. Yani aslında elimizdeki su kaynağını kendi ellerimizle reddediyoruz. Bu plansızlık, yeraltı su tablolarının çekilmesine, toprakta oturmalara ve uzun vadede kentsel kuraklığın kronikleşmesine yol açıyor."</p><p>ISI ADASI VE ARTAN TÜKETİM</p><p>Şehirlerdeki beton ve asfalt yoğunluğu sadece suyun toprağa sızmasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda sıcaklıkları artırarak su tüketimini de kamçılıyor. Gürbüz, "Kentsel Isı Adası" etkisi ile su tüketimi arasındaki negatif geri besleme döngüsünü şu sözlerle açıkladı:</p><p>"Asfalt ve beton gibi koyu renkli malzemeler gün boyu güneş ısısını emer ve gece boyu bu ısıyı atmosfere geri verir. Bu döngü, kentlerin çevresindeki kırsal alanlara göre çok daha sıcak olmasına neden olur. Artan sıcaklık doğrudan su tüketimini artıran bir faktördür. Isı adası etkisinin artmasıyla, özellikle sıcak yaz aylarında hem yüksek sıcaklıktan kaynaklanan bireysel ihtiyaçlar hem de soğutma sistemlerinden dolayı su tüketimi ciddi oranda artmaktadır."</p><p>KANAL İSTANBUL TEHLİKESİ</p><p>Su krizini havza yönetimi bağlamında da değerlendiren Gürbüz, İstanbul’un doğal su toplama alanlarının ve ekolojik koridorlarının ciddi bir imar baskısı altında olduğunu belirtti. Özellikle Kanal İstanbul projesine ayrı bir parantez açan Gürbüz, bu tür projelerin kentin su direncini kırdığı uyarısında bulundu:</p><p>"Kanal İstanbul gibi mega projeler, kentin en hayati su havzaları olan Sazlıdere ve Terkos aksı üzerindeki ekosistem bütünlüğünü bozma riski taşıması bakımından, planlama hatalarının en kritik örneğidir. Bu tür müdahaleler sadece mevcut su miktarını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda bölgedeki hidrolojik dengeyi ve mikroklimal yapıyı kalıcı olarak sarsar. Bir havzanın ekolojik eşiklerini ve taşıma kapasitesini gözetmeyen her planlama kararı, su stresini doğrudan ve kalıcı bir krize dönüştürür."</p><p>TEKNİK ENGEL YOK ZİHNİYET ENGELİ VAR</p><p>Dünyada yaygınlaşan ve suyu yerinde tutmayı hedefleyen "Sünger Şehir" (Sponge City) modelinin Türkiye’de uygulanıp uygulanamayacağı sorusuna Gürbüz net bir yanıt verdi. Kentlerde bu modeli uygulamanın önündeki engelin teknik imkansızlıklar değil, yerleşik hale gelmiş "parçacıl planlama anlayışı" olduğunu savundu.</p><p>Gürbüz, "Suyu bir atık olarak gören ve onu en hızlı şekilde tahliye etmeye çalışan geleneksel altyapı ekolünden, suyu bir kaynak olarak gören ve yerinde hasat eden bir yaklaşıma evrilmeliyiz" dedi. Otoparklarda geçirgen asfalt kullanmanın, yağmur suyu hasadını yasal zorunluluk haline getirmenin kağıt üzerinde kalan bir hayal olmadığını belirten Gürbüz, bunun tamamen bir kaynak yönetimi, mühendislik ve planlama tercihi olduğunun altını çizdi.</p><p></p><p>2 BİN METREKARE DÜZENLEMESİ DEVEDE KULAK KALIYOR</p><p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 2000 metrekare üzerindeki parsellerde yağmur suyu toplama sistemini zorunlu kılan düzenlemesini de değerlendiren Gürbüz, bu adımı niyet bakımından doğru bulsa da ölçek bakımından yetersiz olduğunu ifade etti. Türkiye’deki kentsel dokunun büyük kısmının 2000 metrekarenin çok altındaki parsellerden oluştuğuna dikkat çeken Gürbüz, şu eleştiriyi getirdi:</p><p>"Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin yoğun yapılaşmış merkezlerinde parsel büyüklükleri genellikle bu sınırın çok altındadır. Bu durum, düzenlemenin kentin en çok mühürlenmiş ve geçirimsiz hale gelmiş alanlarını kapsam dışı bıraktığı anlamına geliyor. 2000 metrekare üzerindeki parsellere getirilen zorunluluk, mevcut tabloda 'devede kulak' kalan bir adımdır."</p><p></p><p>ESKİ BİNALAR İÇİN KAMU DESTEĞİ ŞART</p><p>Gürbüz, yağmur suyu hasadı zorunluluğunun parsel büyüklüğü gözetilmeksizin tüm yeni yapılara yayılması gerektiğini savundu. Eski binaların (mevcut yapı stokunun) sisteme entegrasyonu için ise sadece vatandaşa yükümlülük yüklemenin çözüm olmayacağını, kamu kaynaklarının devreye girmesi gerektiğini belirtti:</p><p>"Eski binalarda yağmur suyu toplama tanklarının kurulumu ve gri su geri dönüşüm sistemlerinin entegrasyonu için kamu tarafından finansal destek modelleri ve teknik danışmanlık sunulmalıdır. Vatandaşın kendi imkanlarıyla yapamayacağı bu dönüşüm; belediyeler ve bakanlık tarafından standardize edilmelidir."</p><p></p><p>YEREL YÖNETİMLERE RUHSAT KRİTERLERİ DEĞİŞMELİ ÇAĞRISI</p><p>Son olarak yerel yönetimlere çağrıda bulunan Özgürgün Gürbüz, belediyelerin inşaat ruhsatı verirken sadece mülkiyet sınırları, kat yüksekliği ve otopark sayısına bakmasının artık yeterli olmadığını vurguladı. İklim krizi çağında ruhsat süreçlerinin yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Gürbüz sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>"Bir yapının su ayak izi ve zemin geçirgenliği, en az statik güvenliği kadar hayati bir ruhsat parametresi haline getirilmelidir. Belediyeler yeni bir projeye onay vermeden önce, o parselin üzerine düşen yağmur suyunun nasıl tutulacağını, filtreleneceğini veya yeraltı kaynaklarına nasıl ulaştırılacağını detaylandıran teknik bir taahhütname istemelidir."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kuraklık "su tasarrufu aparatı" satışlarını arttırdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-su-tasarrufu-aparati-satislarini-arttirdi-7489/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-su-tasarrufu-aparati-satislarini-arttirdi-7489/</id>
<published><![CDATA[2025-12-26T11:27:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-26T11:27:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3C6C12-0691B9-AB331B-6C17CB-6ED526-34530D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ali Dönmez, özellikle geçen yaz mevsiminde yaşanan kuraklığın belirgin olması ve barajlardaki su miktarlarının azalması nedeniyle vatandaşların bireysel tedbirler alarak evlerinde su tasarrufu sağlayan batarya aparatlarına yöneldiğini, bu nedenle tesisat sektöründe perlatörler satışının arttığını söyledi.</p><p></p><p>Türkiye'nin yarı kurak bir ülke olduğunun altını çizen Dönmez, suyun en değerli kaynakları olduğunu ve gelecekleri için büyük önem arz ettiğini anlattı.</p><p></p><p>Dönmez, "Suyumuzu korumak zorundayız. Gelecek nesillere de düzgün bir şekilde suyu koruyarak aktarabilmek adına aslında hepimiz sorumluyuz. Dolayısıyla musluklarda kullanılan debi kısıtlayıcı perlatörlerin kullanımı da burada önem teşkil ediyor. Bunlar 'Su tasarruflu perlatörlü bataryalar' olarak da biliniyor." diye konuştu.</p><p></p><p>Perlatörlerin artık çok sayıda kamu binasında ve yeni yapılardaki bataryalarda kullanıldığını dile getiren Dönmez, "Ancak ülkemizde geçmişten gelen konut sayısı çok olduğu için eski konutların musluklarında bu aparatlar maalesef yok. Fakat vatandaşlar da artık bu konuda bilinçlendi. Kendileri perlatörleri tedarik ederek evdeki su bataryalarına bunu takıyorlar ve bu da tasarrufu sağlıyor." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- "Yüzde 50'den fazla su tasarrufu sağlıyor"</p><p></p><p>Ali Dönmez, perlatörlü bataryaların su tasarrufuna sağladığı katkıya işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p></p><p>"Perlatörlü bataryalar havayla suyu karıştırıp püskürtme sağladığı için dakikada maksimum 5 litre su harcarken, eski tip perlatörsüz bataryalar ortalama 10-15 litre gibi su harcamakta. Dolayısıyla perlatörlü bataryalar yüzde 50'den fazla su tasarrufu yapıyor. Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçli olması gerekiyor çünkü doğru perlatörü evine alırken özellikle kaliteli perlatörlü muslukları veya aparatı almaları ve tercih etmeleri su tasarrufu ve ekonomileri açısından önemli."</p><p></p><p>Perlatörlerin, birçok marka tarafından artık standart bir şekilde üretildiğini vurgulayan Dönmez, bunun hem su tasarrufu hem de su faturalarına olumlu yansıması açısından büyük önem teşkil ettiğini söyledi.</p><p></p><p>- "Artışın devam etmesini bekliyoruz"</p><p></p><p>Tasarruf nedeniyle bu aparatlara olan ilginin artmasından bahseden Dönmez, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p></p><p>"Perlatörlere karşı büyük bir yönelim var çünkü bunlar tüm su bataryalarının ağzına standart şekilde uyum sağlıyor, takılabiliyor. Şu anda perlatörlerin satışında yüzde 50-60 artış ve bunlara aynı oranda yönelim var. Bir vatandaş gidip herhangi bir internet sitesinden veya mağazadan bunu satın alıp taktırabilir. Vatandaşın musluğu günümüz şartlarına uygun ve içten perlatörlü bir batarya ise su tasarrufu zaten sağlanmış oluyor."</p><p></p><p>Dönmez, su tasarruflu bataryaların satışındaki artışın devam etmesini beklediklerini belirterek, bu talebin hareketlilik anlamında sektöre olumlu yansıdığını sözlerine ekledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Türkiye İçin Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-adil-gecis-finansmani-mekanizmasi-onerisi-5825/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-icin-adil-gecis-finansmani-mekanizmasi-onerisi-5825/</id>
<published><![CDATA[2025-12-26T09:44:38+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-26T09:44:38+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_433AC6-420C27-5A2C1D-7639F2-5627EA-A98D4B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Projenin lansman toplantısı ve raporun tanıtımı Taksim'de bir otelde gerçekleştirildi.</p><p></p><p>Burada konuşan WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü Tanyeli Sabuncu, söz konusu raporun Türkiye'de karbon yoğun sektörlerin sürdürülebilir, kapsayıcı ve eşitlikçi dönüşümü için bir finansman zemini sunmayı amaçladığını söyledi.</p><p></p><p>İklim değişikliğinin endişe verici bir gerçekliği de getirdiğine işaret eden Sabuncu, "Aşırı hava olayları ve meteorolojik afetler hayatımızı tehdit ederken üretimi de sürdürülemez hale getiriyor. Sanayi, uluslararası ticaret ve finansal piyasalarda yeni düzenlemelerin olmasını da etkiliyor. Değişen yatırımcı beklentileri şirketleri dönüşüme zorluyor. Fosil yakıtlara dayalı enerji sistemi ve emisyon yoğun sanayi, küresel ısınmayı tetiklemenin yanı sıra bir dizi sorunu da beraberinde getiriyor." dedi.</p><p></p><p>Sabuncu, adil geçiş finansmanının yalnızca karbonsuzlaşmaya yönelik teknolojik ve altyapı dönüşümünün değil bölgesel kalkınma ve sosyal politikalar için de kaynak sağlanmasını amaçladığını belirterek, sürdürülebilir ve adil bir gelecek için kurulmasını önerdikleri mekanizmanın merkezi bütçeye dayalı, çok paydaşlı bir yönetişim ve hibe temelli bir yapı olduğunu aktardı.</p><p></p><p>Bilim temelli adil geçişin tanımlanmasının son derece önemli olduğunun altını çizen Sabuncu, "Doğayı tahrip etmek yerine yenilenmesine katkı sunan üretim biçimlerine geçerken aynı zamanda yeni ve insana yakışır işler yaratmalı, iş gücünün dönüşümünü planlamalı ve yerel ekonomilerin çeşitlenmesini sağlamalıyız. Adil geçiş derken biz tam da bundan bahsediyoruz. Bu süreçte teknolojik dönüşümün yanında sosyal politikalara ve bölgesel kalkınmaya da yatırım yapmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- "Adil Geçişin Finansmanı ve Politika Zemini: Fosil Yakıt Teşviklerinden Belem Mekanizmasına" paneli</p><p></p><p>Açılış konuşmalarının ardından SEFİA Araştırma Direktörü Ayşe Ceren Sarı, raporun bulgularını ve Türkiye için önerilen finansman mekanizmasını katılımcılarla paylaştığı bir sunum yaptı.</p><p></p><p>Raporda Türkiye'de merkezi bütçe, karbon fiyatlandırması kaynaklı gelirler ve uluslararası iklim finansmanını bir araya getiren Ulusal Adil Geçiş Fonu'nun kurulması önerildi.</p><p></p><p>Raporun tanımından sonra "Adil Geçişin Finansmanı ve Politika Zemini: Fosil Yakıt Teşviklerinden Belem Mekanizmasına" başlıklı bir panel gerçekleştirildi.</p><p></p><p>Panelde adil geçiş finansmanının ulusal stratejilerle entegrasyonu, fosil yakıt teşviklerinin dönüşümü üzerine değerlendirmeler yapıldı.</p><p></p><p>Lansman, katılımcılarla yapılan soru cevap bölümünün ardından sona erdi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">11 ilde bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/11-ilde-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-7912/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/11-ilde-bazi-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-7912/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T10:28:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T10:28:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D59AC1-559355-559AF2-2E25D6-D1C85A-50BA74.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p></p><p>Buna göre Adana, Bingöl, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Konya, Mersin, Muğla, Trabzon ve Zonguldak'ta sınır ve koordinatları belirlenen alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildi.</p><p></p><p>Orman sınırları dışına çıkarılan alanların iki katından az olmamak üzere devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis yapılacak.</p><p></p><p>Öte yandan, Sakarya'nın Geyve ilçesinde ilan edilen Beşiktaş Vadisi ve Sop Deresi Vadisi Doğal Sit Alanı Kesin Korunacak Hassas Alanı'nın sınırları değiştirildi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sapanca Gölü alarm veriyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sapanca-golu-alarm-veriyor-5603/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sapanca-golu-alarm-veriyor-5603/</id>
<published><![CDATA[2025-12-24T11:11:34+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-24T11:11:34+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_508160-D954AD-81321C-776014-5A2F52-166AB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kuraklık, azalan yağışlar ve bilinçsiz su kullanımı gibi nedenlerle Kocaeli ve Sakarya'nın su ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan ve Türkiye'nin önemli içme suyu kaynakları arasında yer alan Sapanca Gölü'nün su seviyesi her geçen gün düşüyor.</p><p></p><p>Göl ve çevresi, son 65 yılın en kurak dönemini yaşarken, gölün su seviyesinde tarihi düşüş görülüyor. Gölde kıyıdan yaklaşık 50 metre mesafede yer alan çekilme izleri dikkatleri çekerken, su seviyesindeki azalmayla göl tabanı da birçok noktada görülebilir hale geldi.</p><p></p><p>Gölü besleyen dereler arasında Keçi, İstanbul, Kuruçay, Mahmudiye, Yanık, Karaçay, Balıkhane, Çiftçınar, Tuzla, Kanlıtarla, Kuru, Maden, Çatalölü, Altıkuruş, Harmanlar, Aygır, Kasabasın, Cehennem, Arifiye ve Sarp yer alıyor.</p><p></p><p>Gölün güney kesiminde kalan en önemli dereler, Sarp, Keçi, İstanbul, Mahmudiye, Kurtköy ve Yanık olurken kuzey kesimindeki en önemli dere de Maden olarak ön plana çıkıyor.</p><p></p><p>- Projelerle içme suyu temini sağlanacak</p><p></p><p>Sapanca Gölü, aynı zamanda içme suyu kaynağı olarak da değerlendiriliyor. Bu kapsamda çevre illerdeki barajların doluluk oranları da önem kazanıyor.</p><p></p><p>Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün verilerine göre, Kocaeli Yuvacık Barajı, Sapanca Gölü'nden su alıyor.</p><p></p><p>Barajın doluluk oranı 16 Aralık itibarıyla yüzde 2 olarak kayıtlara geçti. Gölden direkt baraja giden hat bulunmamakla birlikte Yuvacık Barajı Arıtma Tesisi Bağlantı Hattı hizmet veriyor.</p><p></p><p>Gelecek yıl içinde tamamlanması planlanan Kocaeli Karamürsel İçmesuyu Projesi ile İhsaniye Barajı'ndan sağlanacak suyla, Karamürsel, Gölcük ve bağlı yerleşim yerlerine yılda 15 milyon metreküp içme suyu sağlanması hedefleniyor.</p><p></p><p>Yapım işi tamamlanarak su tutulan İhsaniye Barajı, projenin su kaynağını oluştururken, bu kapsamda Karamürsel İçmesuyu Arıtma Tesisi, Karamürsel Su İletim Tüneli ve Karamürsel İçmesuyu İsale Hattı işleri de devam ediyor.</p><p></p><p>Baraj yanında, günde 100 bin metreküp kapasiteli konvansiyonel arıtma tesisi, 2 bin 804 metre uzunluğunda, 2 bin 600 milimetre çaplı tünel ve 16 kilometre uzunluğunda içme suyu isale hattı inşa edilecek.</p><p></p><p>Projenin ilk etabında İhsaniye Barajı'ndan alınacak suyla yılda, 15,26 hektometre küp içme suyu faydası sağlanacak. Diğer su kaynağı olan Avcıdere Barajı'nın da yapılmasıyla bu fayda yılda 25,44 hektometre küpe çıkacak.</p><p></p><p>Gelecek yıllarda Akmeşe Barajı ve içme suyu tesisleri de yapılarak Kocaeli'ne yılda 7,19 milyon metreküp su temin edilecek.</p><p></p><p>Bunun yanında Sakarya Akyazı'da yapımı tamamlanan Ballıkaya Barajı'ndan, yeni yapılacak içme suyu tesisleriyle de Kocaeli'ne yılda 79 milyon metreküp içme suyu iletilecek.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tamamen geri dönüşüm artık mümkün</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tamamen-geri-donusum-artik-mumkun-9588/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tamamen-geri-donusum-artik-mumkun-9588/</id>
<published><![CDATA[2025-12-21T10:57:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-21T10:57:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69BA82-6E385D-F13994-CB9F6D-65D124-591E57.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Konuşmasında gıda tedarik zincirlerinin dayanıklılığının artık yalnızca lojistik ve maliyet yönetimiyle değil, kullanılan ambalaj malzemesinin doğayla kurduğu ilişkiyle ölçüldüğüne dikkat çeken Eroğlu, PHA’nın bu noktada ambalaj dünyasında “sessiz ama köklü bir devrim” yarattığını vurguladı. PHA’nın insan eliyle icat edilmiş bir plastik değil, mikroorganizmalar tarafından doğada doğal olarak üretilen bir biyopolimer olduğunu belirten Eroğlu, doğada kendi döngüsünü tamamlaması ve geride mikroplastik bırakmaması özelliklerinin PHA’yı bugüne kadar ambalaj sektöründe yaşanan en büyük çelişkinin çözümü haline getirdiğini ifade etti.</p><p></p><p>KAĞIT AMBALAJLAR PHA KAPLAMA İLE TAMAMEN GERİ DÖNÜŞECEK</p><p></p><p>Yavuz Eroğlu, bugün “doğal” algısıyla öne çıkan pek çok kâğıt ambalajın, yağ ve nem bariyeri sağlamak amacıyla plastik filmle kaplandığını, bunun da geri dönüşüm ve kompostlanabilirlik açısından ciddi sorunlar yarattığını hatırlattı. Bu durumun, kâğıt ambalajların büyük bölümünü doğal döngüden kopardığını söyleyen Eroğlu, PHA kaplı kâğıt ambalajların ise bu paradoksu ortadan kaldırdığını dile getirdi. PHA kaplamalı ambalajların yüksek bariyer performansı sunarken, plastik film ihtiyacını tamamen ortadan kaldırdığını ve endüstriyel kompost, ev tipi kompost ve deniz ortamında güvenle bozunabildiğini vurguladı. Eroğlu, bu durumun ambalaj dünyasında ilk kez bir malzemenin, tüm ekosistemlerde aynı anda güvenli olabildiği anlamına geldiğinin altını çizdi.</p><p></p><p>Panelde özellikle deniz ekosistemleri açısından PHA’nın yarattığı farka işaret eden Eroğlu, bilimsel verilerle desteklenen çarpıcı bir karşılaştırmaya da dikkat çekti. Orta boy bir PHA kaplı kâğıt kahve bardağının doğada yaklaşık 130 günde tamamen bozunduğunu, geleneksel plastik kaplı kâğıt bardakların ise bunun 13 katından daha uzun sürede bozunduğunu ve mikroplastik riski oluşturduğunu belirten Eroğlu, bu özelliğin PHA’yı yalnızca çevreci değil, ekosistem güvenliği açısından stratejik bir malzeme haline getirdiğini söyledi.</p><p></p><p>Avrupa Birliği’nin de PHA konusunda rotasını net şekilde çizdiğine işaret eden Eroğlu, COM4PHA gibi büyük ölçekli AR-GE girişimleriyle gıda, tarım ve kozmetik ambalajlarında PHA kullanımının artırılmasının hedeflendiğini aktardı. AB’nin amacının, fosil bazlı PET, PP ve LDPE gibi polimerleri biyolojik döngüyle uyumlu malzemelerle ikame etmek olduğunu belirten Eroğlu, bu yaklaşımın PHA’nın geleceğin ambalaj standardı olacağını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.</p><p></p><p>“AMBALAJIN GELECEĞİ, PHA GİBİ DOĞADAN GELİP DOĞAYA DÖNEN MALZEMELERDE"</p><p></p><p>Türkiye’de de bu dönüşümün yalnızca teorik olmadığını vurgulayan Eroğlu, RecyLoop Sürdürülebilir Ambalaj yaklaşımının, PHA’nın sanayi ölçeğinde uygulanabilirliğini somut olarak ortaya koyduğunu kaydetti. Yeşil Nobel olarak anılan 2025 Sürdürülebilir İş Ödülleri ile taçlanan bu yaklaşımın, Türkiye’nin sürdürülebilir ambalaj teknolojilerinde söz sahibi olma potansiyelini güçlendirdiğini dile getirdi.</p><p></p><p>Konuşmasında geleceğin ambalaj anlayışına ilişkin net bir mesaj veren PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Ambalajın geleceği, PHA gibi doğadan gelip doğaya dönen malzemelerde. Bu malzemeler, hem gıda güvenliğini hem de ekosistemleri aynı anda koruyabilen yeni bir sanayi anlayışını temsil ediyor” dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kuraklık riski altındaki Burdur Gölü için eylem planı açıklanacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riski-altindaki-burdur-golu-icin-eylem-plani-aciklanacak-7344/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kuraklik-riski-altindaki-burdur-golu-icin-eylem-plani-aciklanacak-7344/</id>
<published><![CDATA[2025-12-20T14:46:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-20T14:46:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C45D7-E4911D-AAF703-00538E-69BAB8-0700E4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye'nin küresel iklim değişikliği etkilerini derinden hissettiği, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla şiddetli kuraklıklar yaşandığı kaydedildi.</p><p></p><p>Son 25 yıldır sıcaklıkların ortalamanın üzerinde olduğuna işaret edilen açıklamada, "2024 yılı sıcaklığı uzun yıllar ortalamasının 1,7 santigrat derece üzerine çıkarak 15,6 santigrat derece ile son 54 yılın en sıcak yılı olurken 2025 yılı Temmuz ayı son 55 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. 2025 su yılı yağışları uzun yıllar ortalamasının yüzde 27 altında, son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti." ifadelerine yer verildi.</p><p></p><p>Türkiye'nin iç kesimlerindeki göllerinde kuraklık etkisinin gözle görülür hale geldiği vurgulanan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığının konuyu Ulusal Su Kurulunda ele alarak harekete geçtiği belirtildi.</p><p></p><p>- "Burdur Gölü için Eylem Planı hazır"</p><p></p><p>Bu kapsamda, Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe, Sapanca göllerinin öncelikli olarak saptandığı aktarılan açıklamada, "Daha önce kamuoyuna açıklanan Eğirdir Gölü Eylem Planı'nın ardından, bu kez Burdur Gölü için Eylem Planı hazırlandı. Eylem Planı, 22 Aralık Pazartesi günü, Burdur’da Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından kamuoyuna açıklanacak." bilgisi verildi.</p><p></p><p>Açıklamada, Burdur ve Isparta'nın sınırları içinde yer alan Burdur Gölü'nün Türkiye'nin 7'nci büyük gölü olduğu hatırlatılarak, sodalı ve tuzlu bir göl olan Burdur Gölü'nün, Göller Yöresi'nde yer aldığı ve yaklaşık 15 milyon yıl önce tektonik hareketlerle oluştuğu belirtildi.</p><p></p><p>- Göl aynı zamanda doğal sit alanı</p><p></p><p>Burdur Gölü'nün, kapalı havza olması nedeniyle dışa akışı olmayan, buharlaşmanın yoğun olduğu bir göl niteliği taşıdığı vurgulanan açıklamada, "Göl aynı zamanda Ramsar Sözleşmesi uyarınca uluslararası sulak alan ve ulusal ölçekte 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsünde. Nesli tehlike altında olan dik kuyruklu ördek ile endemik bir balık türü olan Burdur dişli sazancığı gibi türlere yuva olan göl önemli bir habitat alanı." ifadeleri kullanıldı.</p><p></p><p>Açıklamada, iklim değişikliğinin etkileriyle gölün kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına vurgu yapılarak, Burdur Gölü Havzası’nda uzun yıllar yağış ortalamasının 484 milimetre olduğu, son 10 yılın 8’inde de bu değerlerin altında kalındığı bildirildi.</p><p></p><p>Göl seviyesinin son 50 yılda 21 metre düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p></p><p>"Bu olumsuz tabloyu tersine çevirmek amacıyla hazırlanan Burdur Gölü Eylem Planı, havzada ekosistem temelli entegre su yönetimini, suyun etkin ve verimli kullanımını, bilimsel temelli yaklaşımla doğal kaynakların korunmasını önceleyen stratejilerle oluşturuldu. Planın uygulanmasıyla gölün su kalitesinin iyileştirilmesi, su kaybının azaltılması ve ekosistemin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefleniyor."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">MYZ Co Charge 1 yılda 5 ton karbon salımını önledi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/myz-co-charge-1-yilda-5-ton-karbon-salimini-onledi-8743/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/myz-co-charge-1-yilda-5-ton-karbon-salimini-onledi-8743/</id>
<published><![CDATA[2025-12-20T11:30:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-20T11:30:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F3B841-2E6AD5-B84FC7-9C681C-A7AC4E-B9187B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çevreye değer katan vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Zeren Group, MYZ Co Charge markasıyla mobilite sektöründe çevreci bir dönüşüm sağlıyor. Türkiye genelinde 54 şarj ünitesiyle hizmet veren MYZ Co Charge, bireysel kullanıcıların yanı sıra ticari alanlarda da kullanılabilen çözümleriyle dikkat çekiyor. Son bir yılda MYZ Co Charge’ın elektrikli araçlara sağladığı enerji sayesinde 5 tonun üzerinde karbon emisyonu engellenirken, altyapının yeni yatırımlar ve iş birlikleriyle daha da genişletilmesi planlanıyor.</p><p>‘DAHA YEŞİL BİR GELECEK’</p><p>Zeren Group Operasyonlar ve Dış İştirakler Direktörü Çağla Tepe, çevreye duyarlı ulaşıma destek sağlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, “Elektrikli araçlar için kurduğumuz her altyapı, aslında daha yeşil bir geleceğin yapı taşlarını oluşturuyor. Amacımız yalnızca araçların enerjiye erişimini sağlamak değil; karbon salımını azaltan çözümlerimizle çevreye duyarlı ulaşım kültürünü de yaygınlaştırmak. Bu yaklaşımımızla hem bireysel kullanıcıların hem de toplumun sürdürülebilir yaşam biçimlerine geçişini destekliyoruz. MYZ Co Charge’la, Zeren Group’un insana ve çevreye değer katan vizyonunu geleceğe taşıyarak Türkiye’den başlayıp uluslararası pazarlara uzanan bir dönüşüme öncülük etmek istiyoruz.” diye konuştu.</p><p>YENİ YATIRIMLAR YOLDA&nbsp;</p><p>MYZ Co Charge, elektrifikasyonun hız kazandığı yeni mobilite çağında dijital altyapı ve kullanıcı dostu uygulamaları sayesinde rezervasyon, erişim ve ödeme kolaylığı sağlıyor. Marka, yakın dönemde Ağrı, Ankara ve Balıkesir’de devreye alınacak yeni istasyonlarla daha geniş bir coğrafyada kullanıcılarla buluşacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeşil dönüşüm yatırımları 2026'da hız kazanacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yesil-donusum-yatirimlari-2026da-hiz-kazanacak-678/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yesil-donusum-yatirimlari-2026da-hiz-kazanacak-678/</id>
<published><![CDATA[2025-12-19T11:39:02+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-19T11:39:02+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6E36B4-C40661-3A8774-6DF167-ABDEB4-7B91A2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ünlü, küresel enerji politikalarındaki yön değişimi ve Türkiye'deki makroekonomik görünümün, enerji verimliliği ve düşük karbonlu yatırımlar için daha elverişli bir zemine işaret ettiğini dile getirdi.</p><p></p><p>Ünlü, bu kapsamda 2025'e girerken yeşil dönüşüm alanında artan farkındalık ve küresel baskının etkisiyle enerji verimliliği yatırımlarında ivme beklendiğini ancak tırmanan jeopolitik riskler ve küresel ticaretteki belirsizlik ortamı nedeniyle Türkiye'de ve Uluslararası Enerji Ajansı raporlarına göre dünya genelinde enerji verimliliği yatırımlarında daralma yaşandığını ifade etti.</p><p></p><p>Jeopolitik gerilimler ve savaşların etkisiyle ülkelerin enerji politikalarının merkezine dışa bağımlılıktan kurtulma ve arz güvenliğini sağlama hedefinin yerleştiğini belirten Ünlü, Avrupa Birliği'nin 2027'ye kadar Rus gazı ithalatını aşamalı olarak durdurma kararının bu eğilimin en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Türkiye'de ise ekonomik sıkılaşma politikaları ve buna bağlı yüksek finansman maliyetlerinin enerji verimliliği projelerinin ertelenmesine yol açtığını dile getiren Ünlü, "2025'te teşvik ve destek mekanizmalarına rağmen işletmeler, finansal sürdürülebilirlik kaygıları nedeniyle yüksek getiri sağlayan alternatif yatırım araçlarına yöneldiği için enerji verimliliği projelerini erteledi. Yüksek faiz oranları ve küresel enerji fiyatlarının önceki yıllara kıyasla düşük seyretmesiyle geri ödeme sürelerinin uzaması da sektörün büyüme hızını yavaşlattı." dedi.</p><p></p><p>- Destek ve teşviklerin enerji verimliliği sektörüne katkısı büyük</p><p></p><p>Ünlü, 2025'te yürürlüğe giren İklim Kanunu'nun, özellikle Emisyon Ticaret Sistemi'nin (ETS) kurulması ve karbon piyasası altyapısının oluşturulması açısından kritik bir eşik olduğunun altını çizerek, kamu desteklerinin sektörün sürekliliğini sağladığını ifade etti.</p><p></p><p>Bu kapsamda Verimlilik Artırıcı Proje (VAP), KOSGEB, TÜBİTAK ve ilgili bakanlıkların sunduğu teşviklerin 2026'da da devam etmesini beklediklerini söyleyen Ünlü, "Bu destek ve teşviklerde yeniden değerleme oranında artış var. Burada da özellikle VAP destekleri öne çıkıyor. 2025'te VAP kapsamında enerji verimliliği projelerinde destek üst limiti 21 milyon 589 bin 500 liraya yükseltilirken, 71 milyon 965 bin liraya kadar olan yatırımlar yüzde 30 oranında destekleniyor. ETS'nin devreye girmesiyle karbon piyasasından sağlanacak kaynakların da ilave yatırım ve teşvik olarak sektöre yansımasını bekliyoruz." diye konuştu.</p><p></p><p>Ünlü, Türkiye'nin enerji ithalatının yüzde 75 seviyelerinden yüzde 71'e gerilemesinin fosil yakıt bağımlılığının azaldığına işaret ettiğini dile getirdi.</p><p></p><p>Yenilenebilir enerji yatırımlarında çatı üstü uygulamalardan, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları modeli kapsamında büyük ölçekli projelere doğru bir geçiş yaşandığını söyleyen Ünlü, depolamalı yenilenebilir enerji santrallerine yönelik yatırımların da hız kazandığını ifade etti.</p><p></p><p>Ünlü, bu eğilimin daha dengeli ve kontrol edilebilir bir enerji arzı hedefini desteklediğine işaret ederek, Karadeniz'deki doğal gaz keşifleri, nükleer enerji yatırımları, batarya teknolojileri ve emisyon azaltımına yönelik projelerin de Türkiye'nin bağımsız ve temiz enerji dönüşümünün temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.</p><p></p><p>- Ertelenen yeşil dönüşüm yatırımları 2026'da yeniden gündeme gelebilir</p><p></p><p>Enerji verimliliği sektörünün 2025'te yaşanan zorlu koşullara rağmen 2026'ya yönelik beklentilerinin güçlü olduğunu söyleyen Ünlü, şunları ifade etti:</p><p></p><p>"Barış umutlarının artması ve ticaret savaşlarının daha öngörülebilir bir zemine oturması, küresel ekonomik istikrarı destekleyebilir. Türkiye'de ise enflasyonun gerilemesi, kredi faizlerinin makul seviyelere ineceğine yönelik beklentiler ve 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında yalnızca enerji verimliliğiyle 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefi, ertelenen yeşil dönüşüm yatırımlarının 2026'da yeniden devreye alınma ihtimalini güçlendiriyor."</p><p></p><p>Ünlü, bu yılki yavaşlamaya rağmen gıda, ilaç, kimya, otomotiv gibi sektörlerin enerji verimliliği yatırımlarını sürdürdüğünü ve 2026 itibarıyla bu alanlara yeni sektörlerin de eklenmesini beklediklerini belirterek, "Ticari binalara yönelik devlet destekleri dikkate alındığında, 2026 ve sonrasında özellikle hastane ve otel binalarında enerji verimliliği yatırımlarının hız kazanmasını bekliyoruz. Kentsel dönüşüm kapsamında yeni binalarda enerji verimliliği zorunluluğu ise yeşil bina ve teknoloji pazarında önemli bir yatırım potansiyeline işaret ediyor." dedi.</p><p></p><p>Bu yıl Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları kapsamında şirketlerin ilk kez entegre sürdürülebilirlik raporlarını yayımladığını dile getiren Ünlü, 2026'da raporlama yapan firma sayısının artmasını beklediklerini belirtti.</p><p></p><p>Ünlü, bu sürecin şirket stratejilerini daha şeffaf hale getireceğini ve enerji hizmet şirketlerinin pazarı daha sağlıklı analiz etmesine imkan tanıyacağını ifade ederek, EYODER olarak 2026'dan itibaren enerji hizmet şirketlerine yönelik uluslararası ölçüm ve doğrulama sertifikasyon eğitimleri düzenlemeyi planladıklarını kaydetti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Zorluteks Pazarı bu yıl ormanlaştırma için kuruldu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/zorluteks-pazari-bu-yil-ormanlastirma-icin-kuruldu--8045/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/zorluteks-pazari-bu-yil-ormanlastirma-icin-kuruldu--8045/</id>
<published><![CDATA[2025-12-18T13:21:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-18T13:21:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_01D9ED-952DC3-181B6A-88A655-73CBD7-B8F94D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Zorluteks, Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda gelenekselleştirdiği “Zorluteks Pazarı”nı dördüncü kez gerçekleştirdi.&nbsp;</p><p>Zorluteks Pazarı, çalışanların önerisiyle doğmuş bir fikir olarak, paydaş katılımının ve bu katılımın somut aksiyonlara dönüşmesinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Projede bu sene Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)’ndan “sorumlu üretim ve tüketim” ve “iklim eylemi” konularına odaklanıldı. Proje, sürdürülebilirlik odaklı toplumsal meseleleri desteklemek amacıyla gelir yaratmayı hedeflerken, çalışanların aktif katılımıyla hem şirket içi dayanışmayı güçlendiriyor hem de toplumsal fayda yaratıyor.</p><p>Çalışanların satın alımına sunulan numune ürünlerden elde edilen gelir, bu yıl da Ecording iş birliğiyle ağaçlandırılması zor alanlara ecoDrone teknolojisiyle tohum topu ekiminde kullanılmak üzere değerlendirilecek. TAÇ, Linens ve TAÇ Kids&amp;Teens markalarının ürünlerinin yer aldığı pazarda, çalışanlara geniş bir ev tekstili ve dekoratif ürün seçkisi sunuldu. Zorlu Grubu’nun kurumsal gönüllülük ekibi olan Kıvılcımlar, etkinlik boyunca satış alanında aktif rol üstlendi, organizasyonun verimli şekilde ilerlemesine katkı sağlarken sürdürülebilirlik bilincinin şirket içinde daha geniş kitlelere yayılmasını destekledi. Zorluteks, yenilikçi iş birlikleri ve toplumsal faydayı odağa alan yaklaşımıyla daha yaşanabilir bir gelecek için attığı adımlara her yıl yenilerini eklemeye devam ediyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çevreyi korumaya 2024'te 441 milyar lira harcandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cevreyi-korumaya-2024te-441-milyar-lira-harcandi-4643/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cevreyi-korumaya-2024te-441-milyar-lira-harcandi-4643/</id>
<published><![CDATA[2025-12-18T10:40:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-18T10:40:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C950BB-991046-F6B4C2-2D77F9-6A258A-5947AE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2024 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı.</p><p></p><p>Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl 2023'e kıyasla yüzde 108,3 artarak, 441 milyar liraya çıktı.</p><p></p><p>Çevre koruma harcamalarının yüzde 60,9'u mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 31,2'si genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar, yüzde 7,9'u da hane halkları tarafından yapıldı.</p><p></p><p>Bu harcamaların yüzde 58,8'i atık yönetimi hizmetlerinden, yüzde 16,5'i atık su yönetimi hizmetlerinden, yüzde 9,4'ü biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından, yüzde 7,4'ü toprak, yer altı ve yüzey sularının korunması ve kalitesinin iyileştirilmesinden, yüzde 1,7'si dış ortam havasını ve iklimi korumadan, yüzde 6'sı da diğer çevre koruma konularından oluştu.</p><p></p><p>- Yatırım harcamaları 82 milyar lira oldu</p><p></p><p>Çevre koruma yatırım harcamaları ise 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 114,2 artarak, 82 milyar liraya yükseldi. Bu harcamaların yüzde 80'i mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 20'si genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.</p><p></p><p>Çevre koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı, 2023'te yüzde 0,78 iken, 2024'te yüzde 0,99 oldu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye iki yıl üst üste kuraklığa dayanamaz</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-iki-yil-ust-uste-kurakliga-dayanamaz-8015/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-iki-yil-ust-uste-kurakliga-dayanamaz-8015/</id>
<published><![CDATA[2025-12-17T02:39:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-17T02:39:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C6BD15-564759-16417D-5CF2D7-7A2384-5E23B4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Hakan ÖZBAY</b></p><p></p><p>Türkiye, küresel iklim değişikliğinin etkilerini en sert hisseden ülkelerden biri olmaya devam ederken, su yönetimi konusundaki tartışmalar da alevleniyor. Son dönemde baraj doluluk oranlarındaki düşüş ve beklenen yağışların bir türlü gelmemesi, gözleri su politikalarına çevirdi. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Su Politikaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Yıldız, durumun vahametini ve çözüm yollarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Yıldız, sadece sorunu tespit etmekle kalmadı; bürokrasiden tarıma, İstanbul’un özel durumundan veri gizliliğine kadar sistemin tıkandığı noktaları tek tek anlattı.</p><p></p><p><b>KASIM AYI KAYIP ARALIK KRİTİK</b></p><p></p><p>Meteorolojik verilerin endişe verici boyutta olduğunu belirten Dursun Yıldız, içinde bulunduğumuz tablonun ciddiyetini rakamlarla ortaya koydu. Kasım ayı yağışlarının, uzun yıllar ortalamasının %45 ila %50 altında kaldığını hatırlatan Yıldız, su yönetiminde kritik eşiğin aşılmak üzere olduğu uyarısında bulundu:</p><p></p><p>"Aralık ayına girdik. Aralık, Ocak ve Şubat ayları, Türkiye’nin su bütçesi açısından en fazla yağış almayı beklediğimiz, hayati öneme sahip dönemdir. Ancak iklim bilimcilerin öngörüleri bizi endişeye sürüklüyor. Beklenen aşırı yağışların gelme ihtimali düşük görülüyor. Geçen yılı kurak geçirdik. Eğer bu kış da kurak geçerse, Türkiye iki sene üst üste kuraklığa dayanamaz. Bu bir felaket senaryosu değil, matematiksel bir gerçekliktir."</p><p></p><p>Yıldız, halihazırda İzmir, Bursa, Çanakkale ve Edirne gibi büyük illerde su kısıtlarının başladığını, İstanbul’un bazı ilçelerinde de benzer sinyallerin alındığını belirtti.</p><p></p><p><b>SU POLİTİKALARI DERNEĞİ’NDE SU YOK</b></p><p></p><p>Durumun belki de en ironik ve düşündürücü anı, Dursun Yıldız’ın kendi ofisindeki durumu paylaştığı an oldu. Türkiye’nin su politikalarına yön vermeye çalışan, uluslararası çapta projeler üreten bir derneğin merkezinde suların akmadığı ortaya çıktı.</p><p></p><p>Yıldız, bu durumu şu sözlerle anlattı: "Bakın şu anda Ankara’da su kısıtı başladı. Benim Su Politikaları Derneği ofisimde şu an su akmıyor. Su akmadığı için kombi çalışmıyor, kombi çalışmadığı için ısınılamıyor. Biz burada Türkiye’nin su geleceğini kurtarmaya çalışırken, susuzluktan ve soğuktan şikayetçi durumdayız. İş artık magazin boyutuna varmış gibi görünse de bu durum krizin ne kadar derinleştiğinin, bürokratik ve yönetimsel tıkanıklığın en somut, en acı kanıtıdır."</p><p></p><p><b>DUVAR YIKILMADAN DUVARCI HATIRLANMAZ</b></p><p></p><p>Siyasetin ve bürokrasinin su konusuna yaklaşımına değinen Yıldız, yöneticilerin ancak kriz kapıya dayandığında harekete geçtiğini vurguladı. Bu durumu "Duvar yıkılmadan duvarcı hatırlanmaz" Çin atasözüyle özetleyen Yıldız, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın geçtiğimiz ay yaptığı "Su konusunda büyük risk aldık" itirafının önemli olduğunu ancak uygulamanın yetersiz kaldığını savundu.</p><p></p><p>Yıldız’a göre sorun sadece niyet değil, sistemin kendisi: "Siyaset konudan haberdar değil mi? Haberdar. Peki, uygulama neden olmuyor? Çünkü sistem müsaade etmiyor. Siz zengin olmak isteyebilirsiniz, niyetiniz halis olabilir ama sistemin yollarına girmezseniz olamazsınız. Su yönetiminde de durum bu. Paradigma değişikliğine ihtiyacımız var. Anlayış değişmeden, su yönetimi değişmez."</p><p></p><p><b>SU YÖNETİMİNİN DÖRT AYAĞI YASA-KASA-KURUM-STK</b></p><p></p><p>Dursun Yıldız, Türkiye’nin su sorununu çözmesi için "boş lafı bırakıp" dört temel eksende reform yapması gerektiğini belirterek formülü "Yasa, Kasa, Kurum ve STK" olarak açıkladı:</p><p></p><p>YASA: Yıllardır beklenen Su Kanunu’nun 6. maddesini bizzat dernek olarak önerdiklerini belirten Yıldız, yasa çıkmadan bürokrasinin yetki karmaşasının çözülemeyeceğini vurguladı.</p><p></p><p>KASA (FİNANS): Çiftçinin modern sulamaya geçmesi için sadece kredi değil, hibe desteğinin şart olduğunu belirtti.</p><p></p><p>KURUM: Su yönetiminden sorumlu kurumların kapasitelerinin teknoloji destekli olarak geliştirilmesi gerektiğini söyledi.</p><p></p><p>STK: Sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif katılımının sağlanmasının önemine değindi.</p><p></p><p><b>KAÇAK KUYULARA SERT YAPTIRIMLAR UYGULANMALI&nbsp;</b></p><p></p><p>Türkiye’deki suyun %75’inin tarımda kullanıldığını doğrulayan Yıldız, bu alandaki vahşi sulamanın devam ettiğini söyledi. Modern sulama sistemlerine geçiş oranının %33 seviyelerine geldiğini belirten Yıldız, şu çözüm önerilerinde bulundu:</p><p></p><p>"Çiftçiye 'suyun parasının yarısını sen öde' diyerek bu dönüşümü sağlayamazsınız. Devletin çok daha uzun vadeli krediler ve yüksek oranlı hibeler vermesi gerekiyor. Aksi takdirde, 3 yıl sonra bu oran %33’ten ancak %33,5’e çıkar. Ayrıca yeraltı sularını kaçak kuyularla tüketenlere karşı da en sert yaptırımlar uygulanmalı ve bu kuyular derhal kapatılmalıdır."</p><p></p><p><b>ÜNİVERSİTELER VERİYE ULAŞAMIYOR</b></p><p></p><p>Dursun Yıldız’ın dikkat çektiği bir diğer hayati sorun ise "veri şeffaflığı" oldu. Türkiye’de kamu kurumlarının, üniversitelerle veri paylaşma konusunda son derece isteksiz olduğunu belirten Yıldız, "Üniversitelerdeki bilimsel çalışmaların sayısı 100 katına çıkmalı. Ancak akademisyenler sağlıklı, sürekli ve standart veriye ulaşamıyor. Veri olmayınca analiz yapılamıyor, analiz olmayınca doğru politika üretilemiyor. Biz karanlıkta göz kırpıyor, samanlıkta iğne arıyoruz" diyerek bilgiye dayalı yönetimin önemini vurguladı.</p><p></p><p>Dursun Yıldız, sözlerini İngilizce bir terim olan "Actionable Knowledge" (Uygulanabilir/Eyleme Dönük Bilgi) kavramıyla noktaladı. Türkiye’nin teknik bilgi veya mühendislik eksikliği olmadığını, asıl sorunun bu bilginin politikaya ve uygulamaya dönüştürülememesi olduğunu belirten Yıldız, "Bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi de politikaya çeviremediğimiz sürece, raporlar raflarda kalmaya mahkumdur" dedi.</p><p></p><p>İSTANBUL İÇİN BÜYÜK RİSK MELEN BARAJI ÇATLAĞI</p><p></p><p>İstanbul’un su durumu için ayrı bir parantez açan Dursun Yıldız, kentin Avrupa ve Anadolu yakasının risk analizini ayrı ayrı yaptı. Özellikle Avrupa yakasının büyük bir tehdit altında olduğunu belirten Yıldız, "Kurtarıcı" olarak görülen Melen Projesi hakkındaki acı gerçeği bir kez daha hatırlattı:</p><p></p><p>"Avrupa yakası, Melen sisteminden basılacak suya muhtaç durumda. Çünkü oradaki barajların kapasitesi, Terkos hariç, oldukça küçük. Hızla dolup hızla boşalıyorlar. Ancak Melen Barajı henüz devreye giremedi çünkü baraj gövdesinde çatlak var. Melen su tutmadı. Bu teknik başarısızlık, İstanbul’un su güvenliğini bıçak sırtında bırakıyor."&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ankara'da 320 okulun bahçesine fidan dikildi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ankarada-320-okulun-bahcesine-fidan-dikildi-7600/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ankarada-320-okulun-bahcesine-fidan-dikildi-7600/</id>
<published><![CDATA[2025-12-15T14:12:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-15T14:12:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_72E7BF-68F7BE-1A94DD-34CCC0-E6485F-9C1C33.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Milli Eğitim ile Tarım ve Orman bakanlıkları arasında imzalanan "Köklerden Geleceğe Nefes İşbirliği Protokolü" kapsamında Ankara'daki okullarda başlatılan ağaçlandırma etkinliğinin tanıtımı, Gümüşdere Sosyal Bilimler Lisesi'nde yapıldı.</p><p></p><p>Söz konusu protokolle, Orman Genel Müdürlüğünün teknik desteğiyle, öğrencilerde orman ve ekosistem bilincinin geliştirilmesi, okulların doğayla temas eden öğrenme alanlarına dönüştürülmesi amaçlanıyor.</p><p></p><p>Etkinlikte konuşan Karacabey, Türkiye'nin başarılı ağaçlandırma çalışmalarıyla dünyada orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin, orman varlığını en fazla artıran ülkeler sıralamasında dünyada 4'üncü, Avrupa'da ilk sırada yer aldığını aktardı.</p><p></p><p>Sadece ormanlara değil, her yere fidan dikmek istediklerini, bu kapsamda her yıl 500 milyon fidanı toprakla buluşturduklarını anlatan Karacabey, şu ifadeleri kullandı:</p><p></p><p>"Bu fidanları toprakla buluşturmaya sizlerle devam edeceğiz. Şu ana kadar Ankara'da 320 okulun bahçesine fidan diktik. Ankara'da 796 okulumuzun tamamını fidanlarla buluşturacağız. Fidanlarımız çocuklarla, çocuklarımız fidanlarla büyüsün istiyoruz. Orman Genel Müdürlüğü olarak söz veriyoruz, ne kadar fidan isterseniz o kadar fidanı dikeceğiz. Şu ana kadar Türkiye'de 4 ilde aktif olarak devam eden orman okullarımız var. İnşallah Ankara'da da önümüzdeki yıl orman okulu açmış olacağız. Orada çocuklarımız tohumun ne olduğunu, fidanın nasıl yetiştirildiğini, nasıl dikildiğini, ormanda ağaçlardan başka neler olduğunu da öğrenmiş olacak."</p><p></p><p>- "Her çocuğun kendi adını vereceği ağaç olsun istiyoruz"</p><p></p><p>Etkinliğe katılan Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürü Ömür Fatih Karakullukçu da söz konusu protokolün Türkiye'ye örnek olacak bir çalışma olduğunu belirterek, Ankara'da ağaçsız hiçbir okulun kalmamasını arzu ettiklerini söyledi.</p><p></p><p>Bugün bunun başlangıcını yaptıklarını ve uygulamanın, sezon sonuna kadar Ankara'daki okulların hepsine sari olmasını istediklerini bildiren Karakullukçu, "Orman Genel Müdürlüğümüz, nereye ağaç dikmek istersek fidan verecek. Gerek okulunuz çevresine, gerekse doğada bulabildiğiniz herhangi bir yere fidan dikmek istediğiniz zaman elimizden geleni yapacağız. Okula başlarken her çocuğumuzun kendi adını vereceği bir ağacın olmasını istiyoruz." diye konuştu.</p><p></p><p>Konuşmaların ardından Karacabey, etkinlik alanında öğrencilerle sohbet etti ve fidan dikim etkinliğine katıldı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Elektronik atıklardan yeni oyuncuları öne çıkarabilir</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/elektronik-atiklardan-yeni-oyunculari-one-cikarabilir-1314/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/elektronik-atiklardan-yeni-oyunculari-one-cikarabilir-1314/</id>
<published><![CDATA[2025-12-15T11:37:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-15T11:37:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F6C02D-0DA6A2-AFDFAD-BDB469-BFDD48-9DE84E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Nadir toprak elementleri başta olmak üzere birçok kritik ham maddenin rafinasyonu ve ihracatında Çin baskın konumunu korurken küresel ölçekte çıkarılan kritik ham maddelerin yaklaşık yüzde 66'sı, rafine edilen arzın ise yüzde 88'i Çin tarafından sağlanıyor. Dünya rezervlerinin ise yaklaşık yarısı bu ülkede bulunuyor.</p><p></p><p>Rezervler açısından Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Vietnam birlikte yaklaşık yüzde 40'lık paya sahipken, ABD'nin payı yalnızca yüzde 2 seviyesinde kalıyor. Çin dışındaki işleme kapasitesi ise ağırlıklı olarak Malezya, Japonya ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yoğunlaşıyor.</p><p></p><p>Bu tablo karşısında Çin'e olan ithalat bağımlılığını azaltmayı ve enerji güvenliği ile ekonomik rekabet gücünü artırmayı hedefleyen ülkeler için elektronik atıklardan nadir toprak elementlerinin (NTE) geri kazanımı stratejik önem kazanırken, Avrupa Birliği (AB) 2024'te Kritik Hammaddeler Yasası'nı (Critical Raw Materials Act-CRMA) yürürlüğe aldı. Düzenleme, yerli madencilik ve rafinasyon projelerinin geliştirilmesinin yanı sıra geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasını öngörüyor.</p><p></p><p>Yasa kapsamda AB, 2030'a kadar yıllık kritik ham madde tüketiminin en az yüzde 10'unu kendi kaynaklarından çıkarmayı, yüzde 40'ını AB içinde işlemeyi ve yüzde 25'ini geri dönüşüm yoluyla karşılamayı hedefliyor. Ayrıca herhangi bir kritik ham maddede AB'nin yıllık tüketiminin yüzde 65'inden fazlasının tek bir üçüncü ülkeden tedarik edilmesi sınırlandırılıyor.</p><p></p><p>AB bu yönde adımlar atarken, dünyanın farklı bölgelerinde de Çin'e bağımlılığı azaltmanın yolu olarak sürdürülebilir madencilik yöntemleri öne çıkıyor. Özellikle elektronik atıklardan NTE'nin geri kazanılması konusu, çevresel etkileri sınırlayan, arzı çeşitlendiren ve dışa bağımlılığı azaltan yaklaşımıyla yeni denge unsuru olarak değerlendiriliyor.</p><p></p><p>- NTE'nin geri kazanımı stratejik bir gereklilik</p><p></p><p>Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (USAR) tarafından düzenlenen Uluslararası Anadolu Akademik Çalışmalar Sempozyumu'nda AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kuala Lumpur Üniversitesi Yeşil Kimya ve Sürdürülebilirlik Araştırma Kümesi Öğretim Üyesi Prof. Ahmad Naim Ahmad Yahaya, NTE geri dönüşüm teknolojisinde liderliğin küresel güç dengeleri açısından belirleyici olacağını söyledi.</p><p></p><p>Yahaya, elektronik atıklardan NTE geri kazanımına odaklanan "kentsel madencilik" yaklaşımının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, "Geleneksel madenciliğin çevresel etkileri artarken, orta ve uzun vadede birincil NTE rezervlerinin azalacağı öngörülüyor. Çin'in üretimdeki ağırlığı sürse de elektronik atıklardan NTE'nin geri kazanımı, arz güvenliği ve rekabet gücü açısından stratejik bir gereklilik haline geliyor." dedi.</p><p></p><p>NTE alanında Malezya'nın Çin'e olan bağımlılığını azaltmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Yahaya, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Geri dönüşümde en kritik unsur ham maddeye erişim. Malezya'nın yerli elektronik atık kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle, diğer ülkelerden elektronik atık ithalatına imkan tanıyacak bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Buna paralel olarak, elektronik atıklardan NTE işlemeye odaklanan ve klasik cevher işleme tesislerinden farklı bir ulusal pilot tesis kurmayı hedefliyoruz. Böylece Malezya'yı Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) bölgesinde kentsel madencilik alanında bir merkez ve lider ülke konumuna taşımayı amaçlıyoruz."</p><p></p><p>- "Türkiye ile birlikte pilot tesisler geliştirebiliriz"</p><p></p><p>Yahaya, NTE'nin halen ağırlıklı olarak madencilik yoluyla elde edildiğini ancak elektronik atıklardan geri kazanımın giderek önem kazandığını ve Türkiye'nin de bu alanda önemli potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, "Eğer Türkiye bu bölgede kilit oyunculardan biri olmak istiyorsa, özellikle işleme tesislerine odaklanması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Elektronik atıklardan NTE işlemenin klasik madencilikten önemli ölçüde ayrıştığına değinen Yahaya, birincil madencilikte kaynakların genellikle oksit ya da karbonat formunda bulunduğunu, elektronik atıklarda ise NTE'nin devre kartları, çipler, mıknatıslar ve hurda uçaklar gibi çok farklı bileşenlerde yer aldığını anlattı.</p><p></p><p>Yahaya, birçok teknolojik üründe yüksek miktarda NTE bulunduğuna ve bu maddeleri geri kazanım yoluyla işleyebilen ülkelerin gelecekte avantajlı konuma geçeceğine dikkati çekerek, "Mıknatıs geri dönüşüm teknolojisinde kim lider olursa, dünyayı da o kontrol eder. Yenilenebilir enerji çağında bu çok kritik. Gelecekte kentsel madencilik teknolojisine sahip olanlar küresel lider olacak." diye konuştu.</p><p></p><p>Dünyanın 2030'a kadar Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne odaklandığını, bu tarihten sonra da tüm faaliyetlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterleriyle uyumlu hale gelmesiyle birincil madencilik faaliyetlerine bağımlılığın azalacağını anlatan Yahaya, "Bugün kentsel madencilikte açık bir lider yok, teknoloji hala deneme aşamasında. Ancak elektronik atık ihracatının önümüzdeki yıllarda daha da kısıtlanacağını düşünüyorum. Elektronik atığı ve işleme teknolojisini kontrol eden ülkeler Çin'e bağımlılığı azaltabilir." görüşünü paylaştı.</p><p></p><p>Yahaya, bu çerçevede Malezya ile Türkiye arasında olası bir işbirliğine de işaret ederek, "Teknoloji henüz ölçeklenmiş değil ancak pilot ölçekte umut verici sonuçlar var. Türkiye bu alana ilgi gösterirse, birlikte pilot tesisler geliştirebiliriz." diye konuştu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Binalar kendi suyunu üretecek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/binalar-kendi-suyunu-uretecek-8980/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/binalar-kendi-suyunu-uretecek-8980/</id>
<published><![CDATA[2025-12-15T11:21:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-15T11:21:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2641B-07E12F-24CB58-045552-8E05D8-AC0D89.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de 1 Ocak 2026 itibarıyla büyük ölçekli özel ve kamu binalarında yağmur suyu hasadı ve gri su sistemleri zorunlu hale geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde yapılan düzenlemeyle; parsel alanı 2 bin metrekarenin üzerinde olan yapılar ve geniş çatı iz düşümüne sahip binalar yağmur suyu sistemleri kurmakla yükümlü olacak. Bu uygulamanın yıllık 6,2 milyon metreküp yağmur suyu tasarrufu sağlaması bekleniyor.</p><p></p><p>Aynı düzenleme kapsamında; 200 yatak üzeri konaklama tesisleri, 10 bin metrekareyi aşan AVM’ler ve 30 bin metrekare üzerindeki kamu yapılarında gri su sistemi kurulumu da mecburi hale geliyor. Duş, küvet ve lavabolardan toplanan gri suyun arıtılarak tuvalet rezervuarlarında kullanılmasıyla yılda 4 milyon metreküp su kazanımı hedefleniyor. Yağmur ve gri su sistemlerinin birlikte uygulanmasıyla, 1,5 yılda Mogan Gölü kadar suyun tasarruf edilmesi öngörülüyor.</p><p></p><p>Binalarda ücretsiz bir su kaynağı oluşturan sistemler; afet anlarında kullanılabilirlik, düşük yatırım maliyetleri ve sel riskini azaltma gibi avantajlarıyla dikkat çekiyor.</p><p></p><p>Masdaf, yeni dönemin su yönetimi ihtiyaçlarına çözüm sunuyor</p><p>Su tasarrufuna yönelik bu dönüşüm, doğru pompa teknolojileri ve depolama çözümlerini zorunlu kılıyor. Gri su ve yağmur suyu sistemlerinin etkin şekilde çalışması için güvenilir tahliye, transfer ve depolama ekipmanlarının kritik rol oynadığını belirten Masdaf, geniş ürün gamıyla binaları yeni mevzuata uygun hale getiriyor.</p><p></p><p>Gri su ve atık su uygulamalarına özel Enduro serisi</p><p></p><p>Masdaf’ın Enduro modeli; açık/kapalı vortex yapısı, parçalayıcı bıçaklı çarkı, helisel salmastra kutusu ve su kaçağı elektrodu gibi tasarım özellikleriyle evsel ve endüstriyel atık suların transferi için yüksek verimlilik sunuyor. Lifli parçacık içeren sıvılarda ve arıtma tesisi uygulamalarında güvenli çalışma performansı sağlıyor.</p><p></p><p>Düşük enerji tüketimiyle EnduroLite</p><p>Gri su tahliyesi, bodrum ve çukur su boşaltımı ile yağmur suyu drenajı gibi uygulamalar için geliştirilen EnduroLite, enerji tasarruflu motoru ile düşük elektrik tüketimi sağlıyor. Hafif ve kompakt yapısı, korozyon dayanımı ve sessiz çalışması sayesinde konut, otel, AVM ve karma yapı projeleri için ideal bir çözüm sunuyor.</p><p></p><p>Gri suyun güvenli toplanması için BlackBox</p><p>Masdaf’ın BlackBox ürünü; 300, 500 ve 1000 litre hacimli poliüretan gövdesi, kokuyu engelleyen kapalı tasarımı, kızaklı montaj yapısı ve büyük katı parçacıkları tutan sepet ızgara sistemiyle gri su ve atık suyun güvenli şekilde toplanmasını sağlıyor. Evsel atık suların tahliyesi, endüstriyel yüzey suları ve kot farkı gerektiren özel tahliye uygulamaları için yüksek verimlilik sunuyor.</p><p></p><p>Gri suyun tesisat sistemlerine gerekli basınçta iletilmesi için Multihexa</p><p>Gri suyun tesisat sistemlerine gerekli basınçta iletilmesini sağlayan Multihexa ise paslanmaz çelik pompa gövdesiyle hijyenik ve uzun ömürlü bir çözüm sunuyor. Sessiz çalışma, kompakt tasarım ve susuz çalışmaya karşı koruma özellikleriyle konut, ticari yapılar ve endüstriyel tesisler için yüksek konfor sağlıyor. Uzaktan bağlantı imkânı ve frekans kontrollü modellerde Modbus/RS-485 üzerinden veri erişimiyle sistem takibini kolaylaştıran Multihexa, gri su hidroforu olarak basınçlı su tedarikinde verimli ve güvenilir performans sunuyor.</p><p></p><p>“Mevzuat değişikliği sürdürülebilir su yönetimini hızlandıracak”</p><p>Masdaf CEO’su Erhan Özdemir, yeni düzenlemenin Türkiye’nin su verimliliği hedefleri açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “Binalarda yağmur suyu hasadı ve gri su sistemlerinin zorunlu hale gelmesi, hem ülkemizin su kaynaklarını korumak hem de sürdürülebilir şehircilik hedeflerini güçlendirmek adına çok değerli bir adım. Bu sistemlerin verimli ve uzun ömürlü çalışabilmesi için doğru pompa teknolojileri kritik rol oynuyor. Masdaf olarak, Enduro, EnduroLite ve BlackBox gibi ürün portföyümüzle, büyük ölçekli tüm yapıları 2026’ya kadar mevzuata uyumlu hale getirecek teknik çözümler sunuyor; sürdürülebilir su yönetimi dönüşümünde sektörün yanında yer alıyoruz.”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/duzcenin-1830-rakimli-karduz-yaylasina-kar-yagdi-7668/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/duzcenin-1830-rakimli-karduz-yaylasina-kar-yagdi-7668/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T10:49:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T10:49:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6EDB51-28587C-9660DB-E165CA-58B750-242C93.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şehir merkezine 48 kilometre uzaklıktaki 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na, havaların soğumasıyla mevsimin ilk karı düştü.</p><p></p><p>Aralıklarla devam eden yağış nedeniyle kar kalınlığı yaklaşık 30 santimetreye ulaştı.</p><p></p><p>Yaylanın yamaçlarında oluşan sis de karla güzel görüntüler oluşturdu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ardahan'da Aktaş Gölü çevresi kar yağışıyla beyaza büründü</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ardahanda-aktas-golu-cevresi-kar-yagisiyla-beyaza-burundu-8125/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ardahanda-aktas-golu-cevresi-kar-yagisiyla-beyaza-burundu-8125/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T10:47:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T10:47:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB3257-FF02B5-3A4EF2-53409D-CAA353-B2B396.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kar ve soğuk havanın etkili olduğu Çıldır ilçesinde, gece hava sıcaklığı sıfırın altında 5 dereceye kadar düştü.</p><p></p><p>Bölgede soğuk havanın yanı sıra kar yağışı da etkili oldu.</p><p></p><p>Türkiye-Gürcistan sınırında yer alan Çıldır ilçesindeki Aktaş Gölü'nün çevresi de beyaza büründü.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kars'ta etkili olan kar yağışı sarıçam ormanlarını beyaza bürüdü</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-etkili-olan-kar-yagisi-saricam-ormanlarini-beyaza-burudu-9888/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-etkili-olan-kar-yagisi-saricam-ormanlarini-beyaza-burudu-9888/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T09:56:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T09:56:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEA5E3-BD139D-FC315D-320891-4B32B9-ABF257.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Doğu Anadolu'da, Sarıkamış'tan başlayarak kuzeyde Erzurum'un Şenkaya ilçesi sırtları ile güneydeki Aras Vadisi arasında kalan Süphan Dağı çevresine kadar ulaşan ormanlar, uçsuz bucaksız görüntüsüyle dikkati çekiyor.</p><p></p><p>Bozayı, vaşak, kurt, tilki başta olmak üzere birçok yaban hayvanına doğal yaşam alanı sunan sarıçam ormanları, son günlerde etkili olan yoğun kar yağışıyla beyaza büründü.</p><p></p><p>Ormanlık alan bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.</p><p></p><p>Sarıkamış'ı çevreleyen 2 bin 600 rakımlı Soğanlı Dağları ile Kumrutepe ve Çataldere mevkisindeki ormanlar ile Keklik Deresi Vadisi dronla görüntülendi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çevre ve Şehircilik Politikaları Buluşmaları İstanbul'da başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cevre-ve-sehircilik-politikalari-bulusmalari-istanbulda-basladi-1034/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cevre-ve-sehircilik-politikalari-bulusmalari-istanbulda-basladi-1034/</id>
<published><![CDATA[2025-12-13T10:33:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-13T10:33:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_64B818-AA53B2-0B9311-4C9DF6-E63D33-105E17.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çevre ve şehircilik politikalarının geliştirilmesine yönelik Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından yürütülen program, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, sahada çalışan uzmanlar, meslek örgütleri ve yerel yöneticilerden oluşan çok sayıda paydaşı bir araya getirerek ortak akıl geliştirmeyi amaçlıyor.</p><p></p><p>30 şehirde gerçekleşecek oturumlarda çevre, şehircilik, enerji, yeşil finans, tarım ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarında politika önerileri geliştirilmesi hedefleniyor.</p><p></p><p>Program kapsamında mevcut projelerin izlenmesi, geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi, sahadan gelen verilerle politikaların güncellenmesi ve uygulamaların toplumsal, ekonomik ve ekolojik etkilerinin değerlendirilmesi planlanıyor.</p><p></p><p>Elde edilecek öneriler, hazırlanacak "Türkiye Yüzyılı Çevre ve Şehircilik Politikaları Buluşmaları Sonuç Raporu" ile karar süreçlerine sunulacak.</p><p></p><p>- "İstanbul'da her 15 günde bir bu toplantıları yapmayı amaçlıyoruz"</p><p></p><p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ilk oturumun oldukça verimli geçtiğini belirterek, İstanbul'un bu süreçte sahip olduğu tecrübeyle öncü bir rol üstlendiğini söyledi.</p><p></p><p>Tuncer, Odak Grup Çalışmalarının Türkiye Yüzyılı vizyonuna uygun, bütüncül, sürdürülebilir ve katılımcı politikalar üretmeyi hedeflediğini ifade ederek, şöyle konuştu:</p><p></p><p>"Bu toplantının amacı, istişare kültürümüz doğrultusunda tüm paydaşlarla birlikte konunun uygulama alanında akademisyenler, kamu çalışanlarımızla birlikte yaptığımız bir toplantıydı. İstanbul bu anlamda bizim için çok önemli o yüzden bu toplantıların ilkini İstanbul'da düzenledik. İstanbul'da alanda çok ciddi bir tecrübe var. Biz de ilk odak grubumuzu burada topladık, kendilerini dinledik. Son derece verimli bir toplantı oldu."</p><p></p><p>Odak Grup Çalışmalarının 30 büyükşehirde gerçekleştirileceğini, ilerleyen dönemde tematik grupların oluşturulacağını aktaran Tuncer, "Bundan sonra yapılacak etaplarda tematik gruplara ayrılacak ve her 15 günde bir bu gruplar çalışmalarını yapıp hazırladıkları raporlarını bizimle paylaşacak. İstanbul'da her 15 günde bir bu toplantıları yapmayı amaçlıyoruz." dedi.</p><p></p><p>- Toplantının ilk ana başlığı kentsel dönüşüm oldu</p><p></p><p>Toplantının ilk ana başlığının kentsel dönüşüm ve kentsel yenileme olduğunu belirten Tuncer, sorunları, çözüm önerilerini ve sürecin nasıl iyileştirilebileceğini hep birlikte değerlendirdikleri söyledi.</p><p></p><p>Tuncer, "Kentsel dönüşüm geniş bir zincir. Bu zincirin her halkası toplantıdaydı. Ada bazında ve mahalle ölçeğinde kentsel yenilemeyi nasıl daha hızlı ve daha kimlikli bir şekilde yapabileceğimizi konuştuk." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Çevresel başlıkların da toplantının önemli bir bölümünü oluşturduğunu vurgulayan Tuncer, atık yönetimi, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve yeşil ekonomi konularında görüş alışverişinde bulunulduğunu sözlerine ekledi.</p><p></p><p>- "İstanbul'un şehircilik anlamındaki meselelerini ele alma fırsatı bulduk"</p><p></p><p>AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de buluşmanın İstanbul'un geleceğine ilişkin önemli fikirlerin ortaya konduğu verimli bir çalışma olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Toplantıya kamu kurumlarının temsilcileri, meslek kuruluşları, iş dünyası ve uzmanların katıldığını ifade eden Özdemir, şunları söyledi:</p><p></p><p>"AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığımızın şehir buluşmaları toplantısının ilkini İstanbul'da gerçekleştirdik. Kentsel dönüşüm ve deprem güvenliği başta olmak üzere İstanbul'un şehircilik anlamındaki meselelerini ele alma fırsatı bulduk. Gerçekten çok verimli, İstanbul'un geleceği adına güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inandığımız bir toplantı oldu."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meriç Nehri'nden Çakmak Barajı'na su aktarımı başladı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/meric-nehrinden-cakmak-barajina-su-aktarimi-basladi-8246/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/meric-nehrinden-cakmak-barajina-su-aktarimi-basladi-8246/</id>
<published><![CDATA[2025-12-12T09:38:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-12T09:38:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BBAB16-47070A-6EA7BC-3B4D49-6107D0-18C439.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yumaklı, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda konuya ilişkin bilgi verdi.</p><p></p><p>Edirne için stratejik bir su yatırımını daha hayata geçirdiklerini belirten Yumaklı, "747 milyon lira yatırım bedeline sahip P2B Pompa İstasyonu ile Meriç Nehri'nden Çakmak Barajı'na su aktarımı başladı. Hem içme suyuna güç olacak hem de kurak dönemlerde yaşanabilecek risklerin önüne geçecek projemiz, Edirne'mize ve bölgemize hayırlı, bereketli olsun." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uludağ eteklerinde oluşturulan bal ormanı arıcıları bekliyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/uludag-eteklerinde-olusturulan-bal-ormani-aricilari-bekliyor-4572/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/uludag-eteklerinde-olusturulan-bal-ormani-aricilari-bekliyor-4572/</id>
<published><![CDATA[2025-12-11T11:37:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-11T11:37:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E57C55-B631F5-2A1AA0-E56589-D1E802-0398B8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Orman Genel Müdürlüğünce uygulanan "Bal Ormanları Eylem Planı" kapsamında Bursa Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Keles ilçesi Dağdemirci Mahallesi'nde oluşturulan ormana lavanta, zufa otu, ada çayı, sofora, kelebek çalısı gibi aromatik bitkiler ekildi, bal üretimine katkı sunacak akasya ve dut gibi fidanlar dikildi.</p><p></p><p>Bölgede arıcılığı yaygınlaştırmak ve bal üretimini artırmak için 109 hektarlık alanda oluşturulan ormana, üreticilerin ihtiyaçlarına yönelik kovan yerleri, su depoları ve havuz inşa edildi.</p><p></p><p>Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan, Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde bal üretimi ve kalitesini artırmak, vatandaşları arıcılığa teşvik etmek amacıyla orman oluşturulduğunu söyledi.</p><p></p><p>Bölgenin eşsiz bir doğaya sahip olduğunu belirten Şahan, "Keles ilçemizde tesis edilen ilk bal ormanı olma özelliği taşıyor. 109 hektar alan üzerine dikim yoluyla bitkilendirmek suretiyle tesis edildi. Proje kapsamında tesis içinde tel ihata, kovan yerleri, 15 tonluk 6 adet su deposu ve havuz yerleri inşa edildi. Bal ormanı için 2,65 milyon lira yatırım yapıldı." dedi.</p><p></p><p>- Bursa'da bal ormanı sayısı 22 oldu</p><p></p><p>Şahan, Keles'in halihazırda bal üretimi için uygun iklim koşulları ve bitki çeşitliliğine sahip olduğunu dile getirerek, "Etrafı karaçam, göknar, meşe, gürgen, kestane ağaçlarıyla çevrili eşsiz bir doğası var. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü olarak burada, üretilecek balın kalitesini ve verimini artırmaya yardımcı olmak için çiçeklenme sezonunu uzatmayı, nektar sağlayan aromatik bitkilerin sayısını ve çeşidini artırmayı amaçladık." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>Bal ormanının tesisinde lavanta, zufa otu, ada çayı, sofora, kelebek çalısı ve hayıt bitkilerinden oluşan toplam 40 bin fidan dikildiğini belirten Şahan, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p></p><p>"375 koloni kapasitesine sahip alanda yılda ortalama 5 ton bal üretimi hedeflendi. Bursa, zengin bitki örtüsü ve iklim koşullarının elverişli olması sebebiyle ıhlamur, akasya, kekik, lavanta ve kestane balı üretiminde önde gelen illerimizden biridir. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü olarak orman köylümüz başta olmak üzere vatandaşlarımızın gelirini çeşitlendirmek, ekonomik olarak güçlendirmek ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamak amacıyla Bursa'da 22 bal ormanı tesis edildi."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İklim değişikliği Asya ülkelerini vuran ölümcül fırtına ve yağışları şiddetlendirdi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/iklim-degisikligi-asya-ulkelerini-vuran-olumcul-firtina-ve-yagislari-siddetlendirdi-4078/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/iklim-degisikligi-asya-ulkelerini-vuran-olumcul-firtina-ve-yagislari-siddetlendirdi-4078/</id>
<published><![CDATA[2025-12-11T11:32:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-11T11:32:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F1752-6A2092-1864A1-EC3B2B-9D33A2-80712D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution bünyesinde İngiltere, Malezya, Filipinler, Sri Lanka, İrlanda, Hollanda, İsveç ve ABD'deki üniversiteler ve meteoroloji kurumlarından 21 araştırmacı, Sri Lanka, Malezya ve Tayland'da son dönemde etkili olan şiddetli fırtına ve yağışların iklim değişikliğiyle ilişkisini analiz etti.</p><p></p><p>Buna göre, bu ülkelerde sellere yol açan aşırı yağışlar iklim değişikliği nedeniyle daha yoğun ve şiddetli hale geldi. Bu afetlerde en az 1600 kişi hayatını kaybetti.</p><p></p><p>Mevcut iklimde Malakka Boğazı üzerinde Senyar Siklonu'nun tetiklediği kadar yoğun bir yağış döneminin meydana gelme ihtimali yüzde 1,4 ve bu olay 70 yılda bir görülen bir gelişme. Söz konusu oran Ditwah Siklonu için ise yüzde 3,3 ve bu da 30 yılda bir görülüyor.</p><p></p><p>Ancak bölgede aşırı yağışlar giderek daha yoğun hale geliyor. Tarihsel hava gözlemleri, son yıllarda yoğun yağışlarda Senyar Siklonu'nda yüzde 9-50, Ditwah Siklonu'nda ise yüzde 28-160 artış eğilimi olduğunu gösteriyor.</p><p></p><p>Kuzey Hint Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklığı 1991-2020 ortalamasından 0,2 derece daha yüksek seviyede bulunurken, arazi kullanımındaki değişiklikler yağışın yol açtığı tahribatı artırdı. Hızlı kentleşme ve ormansızlaşma, etkileri şiddetlendirerek taşkın yataklarında yoğunlaşmış büyük nüfusları ve kritik altyapıyı sele açık hale getirdi. Geliştirilmiş erken uyarı sistemleri ve sürdürülebilir arazi yönetimi, gelecekteki risklerin azaltılmasında kritik önem taşıyor.</p><p></p><p>Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü İklim Araştırmacısı ve raporun baş yazarı Sarah Kew, şiddetli muson yağmurları ve iklim değişikliğinin birleşiminin "ölümcül" etkilere yol açtığını belirterek, "Muson yağmurları bu bölgede normal. Normal olmayan ise bu fırtınaların giderek artan şiddeti, milyonlarca insanı etkilemesi ve yüzlerce cana mal olması." ifadesini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Bir Damla Bir Dünya" projesi ile tarımda su verimliliğine odaklandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-damla-bir-dunya-projesi-ile-tarimda-su-verimliligine-odaklandi-8438/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-damla-bir-dunya-projesi-ile-tarimda-su-verimliligine-odaklandi-8438/</id>
<published><![CDATA[2025-12-10T16:26:36+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-10T16:26:36+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_856780-A5F2BE-5AEB67-7BEC43-7B4546-B83910.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketin 60 milyon liranın üzerinde bir yatırımla yürüttüğü projeyle, Türkiye'de yüksek su riski taşıyan bölgelerde kapsamlı bir dönüşüm hedefleniyor.</p><p></p><p>DKM işbirliğiyle yaklaşık 3 yıl önce hayata geçirilen proje, Adana, Mersin, Manisa ve İzmir'deki çiftçilerin modern sulama tekniklerini kullanmasını sağlayarak tarımda su kullanımını azaltıyor.</p><p></p><p>Proje kapsamında çiftçilere iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, suyun verimli kullanımı ve toprağın korunması konularında eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerde tasarruflu sulama yöntemleri, basınçlı sulama sistemleri, doğru sulama zamanlaması, bitki ve toprak özelliklerine uygun sulama teknikleri ve toprakta organik madde artırımı gibi sürdürülebilir tarım uygulamaları anlatılıyor.</p><p></p><p>Tarlalarda 3 bin dekara yakın alanda damla sulama yönteminin yaygınlaştırılmasına katkı sunan proje sayesinde fabrikaların bulunduğu havzalarda suyun geri kazandırılması da destekleniyor.</p><p></p><p>Proje aracılığıyla fabrikalarında kullandığı suyu yüzde 100'e varan oranlarda doğaya geri kazandıran PepsiCo Türkiye, DKM verilerine göre 2024'te 735 milyon litre su tasarrufu sağladı. Şirket, bu yıl sonu itibarıyla miktarı, toplamda 674 olimpik havuza eş değer ölçekteki 1,6 milyar litre suya çıkarmayı hedefliyor.</p><p></p><p>- "Suyu sürdürülebilirliğin merkezine alıyoruz"</p><p></p><p>Proje kapsamındaki gelişmelerin paylaşıldığı toplantıda görüşlerini aktaran PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, dünya genelinde nüfus artışının devam ettiğini, iklim krizinin derinleştiğini ve su kaynaklarının giderek tükendiğini söyledi.</p><p></p><p>Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) verilerine atıfta bulunan Günay, yaklaşık 2 milyar insanın güvenli içme suyuna erişimi olmadığına değinerek, "Birleşmiş Milletler'in bir raporuna göre, son 20 yılda 1,4 milyar insan kuraklıktan bir şekilde etkilenmiş. Bu dünyadaki tablo, maalesef ülkemizin de somut gerçeği. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarına baktığımızda Türkiye, su azlığı yaşayan bir ülke konumunda." dedi.</p><p></p><p>Günay, Türkiye'de tarımda kullanılan su oranının, toplam kullanımın neredeyse yüzde 80'ine ulaştığını, bu nedenle su verimliliğini sağlamak için bu alana odaklandıklarını dile getirdi.</p><p></p><p>Mevcut sulama yöntemlerinin sürdürülebilirlik için yetersiz olduğuna dikkati çeken Günay, "PepsiCo olarak sürdürülebilirlik stratejimiz 'PepsiCo Pozitif' kapsamında pozitif tarım, değer zinciri ve seçenekler başlıkları altında kapsamlı bir dönüşüm programı yürütmeye çalışıyoruz. Bu doğrultuda, suyu sürdürülebilirliğin merkezine alıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Günay, tarımda su verimliliğini artırmak amacıyla DKM ile söz konusu projeyi hayata geçirdiklerini, yüksek su riski bulunan Adana, İzmir, Manisa illerinin yanı sıra Mersin'in Tarsus ilçesinde yaklaşık 3 bin dekarlık bir alanı proje için kullandıklarını ifade etti.</p><p></p><p>Çiftçilerin, salma sulama gibi geleneksel yöntemler yerine tasarruf sağlayan damla sulamaya geçişine destek olduklarını vurgulayan Günay, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Projeye şimdiye kadar 60 milyon liranın üzerinde bir yatırım yaptık. İklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, su verimliliğini artırmak ve daha birçok konuda çiftçilerimize eğitimler ve altyapı desteği sunduk. Bu sayede, fabrikalarımızda kullandığımız suyun neredeyse tamamını doğaya geri kazandırmayı başardık. PepsiCo Türkiye olarak Net Su Pozitif vizyonuyla hareket ediyoruz. Yüksek riskli alanlarda kullanılan sudan daha fazlasını doğaya geri kazandırmayı, Türkiye'nin su geleceğinin güvence altına alınmasına destek olmayı amaçlıyoruz."</p><p></p><p>- "Süreklilik, başarıyı elde etmemizi sağlıyor"</p><p></p><p>DKM Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Zeydanlı da dünya genelinde iklim konusunda büyük krizler yaşandığına ve bu durumun etkilerinin, gelecek kuşaklarda gittikçe daha ağır ve yoğun bir şekilde hissedileceğine işaret etti.</p><p></p><p>İklim krizinin sosyal refahı ve yaşamı etkilediğini, yaşam destek sistemlerinin kaybedilmeye başlandığını aktaran Zeydanlı, özellikle su krizinin en önemli ve kırılgan noktalardan biri olarak öne çıktığını vurguladı.</p><p></p><p>Zeydanlı, bunun çözümünde tarımın en önemli aktörlerden biri olduğunu belirterek, "Türkiye'deki ve dünyadaki tarım politikalarına, Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütünün ortaya koyduğu çalışmalara bakıldığında, birçok mekanizma bu krizi durdurmaya çabalıyor. Başarı elde etmenin en önemli yolu, sahada birlikte çalışmak. Birliktelik, bu işin en kritik noktası." diye konuştu.</p><p></p><p>PepsiCo ve çiftçilerle, ilgili kurumları da yanlarına alarak sahada çok önemli bir çalışma gerçekleştirdiklerini aktaran Zeydanlı, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Çaba ve süreci başlattık. Baktığımızda, sahada elde edilen güzel çıktılar var. Ama daha önemlisi, bunun katlanarak devam etmesi. Burada bizim için kritik olan, başladığımız bu çalışmayı devam ettirmek. Süreklilik, başarıyı elde etmemizi sağlıyor. Çok yaratıcı, güzel, özel çözümler bulabilirsiniz ama sürekliliği sağlamadığınız zaman, sahada elde ettiğiniz sonuçlar bir süre sonra geriye doğru gitmeye başlıyor. O yüzden bu çok kritik. İşbirliği ve sürekliliği sağlama noktasında güzel bir noktada olduğumuzu düşünüyorum."</p><p></p><p>Zeydanlı, sahada su verimliliğinin artırımı için çalışmalar yaptıklarını ve gelecek dönemde yine suyu odağa alarak çabalarını sürdüreceklerini aktardı.</p><p></p><p>Projeye yaklaşık 3 bin dekar alanda 100'e yakın çiftçinin destek verdiğini, doğrudan ekimle 7 bin dekara yakın bir alanda yeni bir çalışma başlatacaklarını söyleyen Zeydanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p></p><p>"Bunların hepsi başlangıç ve artarak devam edeceğini düşünüyorum. Genelde çevre sorunları konusu olduğunda birbirimizi suçlarız, suçlayacak birisine bakarız ama bir araya gelmeyi başardığımızda da çözüm üretebiliyoruz, sonuç elde ediyoruz. Hepimiz, hem sorunun hem çözümün bir parçasıyız. Burada en kritik konu, önder çiftçilerimiz. Bu işin öncülüğünü, liderliğini ve sözcülüğünü yapacaklar. Anadan, atadan, babadan gelen onlarca, yüzlerce yıllık alışkanlıkları ve ilkeleri değiştirmek kolay değil."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeniköy Kemerköy Enerji'ye OGM'den takdir belgesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yenikoy-kemerkoy-enerjiye-ogmden-takdir-belgesi-8826/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yenikoy-kemerkoy-enerjiye-ogmden-takdir-belgesi-8826/</id>
<published><![CDATA[2025-12-10T16:25:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-10T16:25:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1C9B94-95AE7E-AEB196-3CB4D3-DE5499-57B075.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Yeniköy Kemerköy Enerji, OGM ile 2022 yılında yaptığı protokol kapsamında Türkiye'nin farklı bölgelerindeki ağaçlandırma çalışmalarına devam ediyor.</p><p></p><p>OGM koordinasyonunda sürdürülen ağaçlandırma programı çerçevesinde, Türkiye'nin farklı bölgelerinde 4 milyondan fazla fidan toprakla buluşturuldu.</p><p></p><p>Yeniköy Kemerköy Enerji tarafından akademisyenlerle beraber yürütülen karbon yutak alanı hesaplama çalışması sonucuna göre, dikilen 4 milyonun üzerindeki fidan, 2024 yılı sonunda atmosferden 1 milyon 501 bin ton karbondioksiti tuttu. Söz konusu miktarın, bu yıl sonunda 2 milyon 80 bin tona ulaşması bekleniyor. Ağaçların büyümesiyle, tutulum miktarının 10 yıl içinde 2 milyon tonu, 30 yıl içinde ise 4,5 milyon tonu aşması öngörülüyor.</p><p></p><p>Yeniköy Kemerköy Enerji, Milas'taki eski maden sahasında yürüttüğü "Hüsamlar Yeniden Doğaya Kazandırma" projesiyle Türkiye'de tek seferde uygulanan en kapsamlı doğaya geri kazandırma çalışmalarından birini yürütüyor.</p><p></p><p>OGM, protokol kapsamında gerçekleştirdiği çalışmaları takdirle karşılayarak şirketi onurlandırdı. Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık'a takdir belgesi, Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yüzer tarafından takdim edildi.</p><p></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İbrahim Yüzer, protokol kapsamındaki çalışmaların bir dikim yükümlülüğünü yerine getirmenin ötesinde olduğunu, Türkiye'nin orman varlığını güçlendiren uzun vadeli bir ekosistem yatırımı gerçekleştirdiklerini belirtti.</p><p></p><p>Doğru planlamayla, özel sektör ve kamu ortaklıklarının orman varlığına kalıcı katkı sunduğunu açıkça gördüklerini aktaran Yüzer, "Yeniköy Kemerköy ile işbirliğimiz, klasik bir dikim programının ötesine geçti. Planlama, tür seçiminden bakım ve izlemeye kadar bütüncül bir ormancılık uygulamasını temsil ediyor." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- "Biyolojik çeşitliliği artıran zincirleme bir fayda yaratıyor"</p><p></p><p>Burak Işık da Türkiye'nin farklı bölgelerinde oluşturdukları dikim alanlarının, yıllar içinde kendi ekosistemini kuracak ormanlara dönüşeceğini aktardı.</p><p></p><p>OGM ile yaklaşık 4 yıldır yürüttükleri ağaçlandırma çalışmalarında, Muğla'nın yanı sıra Türkiye'nin farklı bölgelerinde de dikimler gerçekleştirdiklerine değinen Işık, protokol kapsamında fidan türlerinin belirlenmesi ve dikim sürecinin OGM tarafından yapıldığını, Yeniköy Kemerköy Enerji'nin ise süreçlerin hayata geçirilmesi için gereken tüm desteği sağladığını ifade etti.</p><p></p><p>Işık, bir fidanın toprağa kazandırılmasıyla başlayan sürecin, uzun vadede hem karbon yutak kapasitesini hem de biyolojik çeşitliliği artıran zincirleme bir fayda yarattığını, bu etkinin toprak sağlığından su döngüsüne kadar geniş bir alanı olumlu yönde değiştirdiğini kaydetti.</p><p></p><p>Milas'taki eski maden sahasında yürütülen projenin bölgenin iklimine uygun bitkiler ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğüne dikkati çeken Işık, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p></p><p>"Faaliyetimizin sonlandığı maden sahalarımızı ağaçlandırıyor, konusunun uzmanı kıymetli akademisyenlerle çalışıyoruz. 2025 yılı itibarıyla 576 hektarlık alanı rehabilite ettik ve 246 binden fazla fidan ve bitki diktik. Ayrıca, Türkiye'nin köklü çevre derneklerinden Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, çalışmalarımızı izliyor ve raporluyor. Rehabilitasyon süreçlerimizle ilgili hazırladıkları raporlar kamuoyuna açık bir şekilde kurumun internet sitesinde yayımlanıyor. Süreçlerimize bölge insanını da dahil edip, onların da bilgilerinden faydalanıyoruz. Proje tamamlandığında 2032'ye kadar toplam 1363 hektarlık alanı doğaya kazandırmayı hedefliyoruz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye dünyada ormanlık alanını en fazla artıran ülkeler arasında</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-dunyada-ormanlik-alanini-en-fazla-artiran-ulkeler-arasinda-9808/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-dunyada-ormanlik-alanini-en-fazla-artiran-ulkeler-arasinda-9808/</id>
<published><![CDATA[2025-12-10T12:13:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-10T12:13:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C94E79-23B3FA-59A8C2-4E57EB-0F5740-F87773.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyada 4,14 milyar hektar alan ormanla kaplıyken bu miktar küresel karasal alanın yüzde 32’sine karşılık geliyor.</p><p></p><p>Kişi başına düşen ormanlık alan 0,50 hektara denk gelirken, tropikal bölgeler, yüzde 45 payla dünya ormanlarının çoğunluğunu oluşturuyor.</p><p></p><p>Avrupa’daki ormanlık alanlar, dünya toplamının yüzde 25'ini kaplarken Güney Amerika karasal alanındaki en yüksek orman yoğunluğuna sahip bölge olarak ön plana çıkıyor.</p><p></p><p>Dünya ormanlarının yüzde 54’ü ise sırasıyla Rusya, Brezilya, Kanada, ABD ve Çin’in yer aldığı yalnızca 5 ülkede bulunuyor.</p><p></p><p>- Ormanlık alan kaybındaki hız son yıllarda azaldı</p><p></p><p>FAO raporunda tüm dünyadaki yıllık net ormanlık alan kaybına ilişkin verilere yer verilirken, 1990-2000 arasında 10,7 milyon hektar seviyesindeki kayıplar son 10 yılda 4,12 milyon hektara geriledi.</p><p></p><p>Asya bölgesindeki ormanlık alan artışı son yıllarda yavaşlarken, Güney Amerika’daki ormanlık alan önemli ölçüde azaldı.</p><p></p><p>Dünyada toplam 489 milyon hektar ormanlık alanın 1990’dan bu yana ormansızlaşma nedeniyle kaybedildiği tahmin edilirken, ormanlık alanların genişleme oranı 2000-2015 yıllarındaki yıllık 9,88 milyon hektardan son 10 yılda ortalama 6,78 milyon hektara geriledi.</p><p></p><p>Doğal yollarla yenilenen ormanlar, dünya toplam orman alanının yüzde 92'sini oluşturan 3,83 milyar hektarlık bölümü kaplıyor. Söz konusu orman kategorisinin alanı 1990 ile 2025 yılları arasında 324 milyon hektar azalırken, net kayıp oranı 1990-2000 yıllarında yıllık 13,8 milyon hektardan 2015-2025 yıllarında 6,97 milyon hektara düştü.</p><p></p><p>- Dünyada son 10 yılda ormanlık alanlarını en çok artıran ülkeler</p><p></p><p>FAO raporunda, küresel ısınma ve sanayileşme süreçlerinin tüm dünyada ormanlık alanları tehdit ettiğine işaret edilirken, Türkiye’nin dünyada her yıl ormanlık alanlarını en çok artıran ülkeler arasında yer alması dikkati çekti.</p><p></p><p>Çin, ormanlık alanlarını son 10 yılda her yıl 1 milyon 686 bin hektar artırarak bu alanda lider konumda bulunurken, bu ülkeyi 942 bin hektar ile Rusya, 191 bin hektar ile Hindistan takip ediyor.</p><p></p><p>Söz konusu dönemde, Türkiye ormanlık alanlarını her yıl 118 bin hektar (yüzde 0,53) artırarak bu alanda Avrupa'da ilk, dünyada dördüncü sırada yer aldı.</p><p></p><p>Avustralya 105 bin hektar, Fransa 95 bin 900 hektar, Endonezya 94 bin 100 hektar, Güney Afrika 87 bin 600 hektar, Kanada 82 bin 500 hektar, Vietnam da 72 bin 800 hektarlık artışla Türkiye’nin arkasından gelen ülkeler arasında yer aldı.</p><p></p><p>- Ormanlık alan kaybında Brezilya başı çekiyor</p><p></p><p>Brezilya, 2015-2025 yıllarında yılda ortalama 2 milyon 942 bin hektarlık kaybıyla dünyada en çok ormanlık alan kaybına uğrayan ülkeler arasında başı çekiyor.</p><p></p><p>Bu dönemde, Angola yılda 510 bin hektar, Tanzanya 469 bin, Myanmar 290 bin, Kongo 283 bin, Mozambik de 267 bin hektar ormanlık alan kaybederek Brezilya’yı takip etti.</p><p></p><p>Kamboçya 251 bin hektar, Peru 239 bin hektar, Bolivya 232 bin hektar ve Paraguay da 207 bin hektarla en çok ormanlık alan kaybına uğrayan ülkeler arasında yer aldı.</p><p></p><p>Tüm dünyada son 10 yılda en çok ormanlık alan kaybına uğrayan ülkelerin Kamboçya hariç Güney Amerika ve Afrika’da yer alması ise dikkati çekti.</p><p></p><p>- Yangınlar ormanları olumsuz etkiledi</p><p></p><p>FAO raporunda, ormanlık alanları en çok olumsuz yönde etkileyen etkenlerin başında yangınların geldiğine vurgu yapılırken 2007-2019 yılları arasında yılda ortalama yaklaşık 130 milyon hektar alan yangından etkilendi.</p><p></p><p>Böcekler, hastalıklar ve şiddetli hava olayları da dünyanın akciğerleri sayılan ormanlarda sadece 2020’de yaklaşık 41 milyon hektarda etkili oldu.</p><p></p><p>Dünya çapında yasal çerçeveyle belirlenmiş koruma alanlarındaki ormanların yüz ölçümü 813 milyon hektar olarak tahmin edilirken, bu rakam, toplam ormanlık alanların yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">2025, kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olacak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/2025-kayitlardaki-en-sicak-ikinci-yil-olacak-4415/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/2025-kayitlardaki-en-sicak-ikinci-yil-olacak-4415/</id>
<published><![CDATA[2025-12-09T09:00:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-09T09:00:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_59B0B6-DCFB76-D1A720-A647EB-CC27DA-EE3800.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>C3S tarafından yayımlanan aylık sıcaklık analizine göre, Kasım 2025 küresel çapta kaydedilen en sıcak üçüncü kasım ayı oldu. Geçen ay, küresel yüzey sıcaklığı ortalaması 1991-2020 dönem ortalamasına göre 0,65 derece yüksek seyrederek 14,02 derece ölçüldü. Kanada'nın Kuzeyi ve Arktik Okyanusu'nda ortalamanın üzerinde sıcaklık ölçüldü.</p><p></p><p>Kasım 2025, kayıtlardaki en sıcak aynı ay olan Kasım 2023'ten 0,20 derece ve Kasım 2024'ten 0,08 derece daha soğuk geçti.</p><p></p><p>Geçen ayki ortalama yüzey sıcaklığı sanayi öncesi dönem olan 1850-1900 ortalamasına göre ise 1,54 derece artış gösterdi.</p><p></p><p>Ocak-Kasım 2025 dönemindeki ortalama sıcaklıklar ise kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olan 2023'ün aynı dönemiyle benzer özellikler göstererek 1850-1900 ortalamasından 1,48 derece yüksek gerçekleşti.</p><p></p><p>C3S, küresel sıcaklıklara ilişkin bu anomalileri dikkate alarak, 2023 ile aynı ya da çok yakın dinamikler gösteren 2025'in kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olacağını tahmin etti.</p><p></p><p>Böylece, 2024 kayıtlardaki en sıcak yıl olmaya devam ederken, 2023 ve 2025 en sıcak ikinci yıllar olarak kayıtlara geçecek.</p><p></p><p>Küresel ortalama sıcaklık artışının bu yıl sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,5 dereceyi aşması beklenmese de 2023-2025 dönemi bu sıcaklık eşiğinin aşıldığı ilk 3 yıllık dönem olacak.</p><p></p><p>C3S Direktör Yardımcısı ve Stratejik İklim Lideri Samantha Burgess, analize ilişkin değerlendirmesinde, geçen ay küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönem ortalamasına göre 1,54 dereceye ulaştığına dikkati çekerek, "2023-2025 dönemi de ilk kez 1,5 derece eşiğini aşma yolunda ilerliyor. Bu dönüm noktaları iklim değişikliğinin hızlanan seyrini yansıtıyor. Gelecekte artacak sıcaklıkları sınırlamanın tek yolu sera gazı emisyonlarını hızla azaltmaktır." ifadelerini kullandı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Su kayıplarından 66,5 milyon lira tasarruf sağlandı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/su-kayiplarindan-665-milyon-lira-tasarruf-saglandi-704/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/su-kayiplarindan-665-milyon-lira-tasarruf-saglandi-704/</id>
<published><![CDATA[2025-12-08T14:35:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-08T14:35:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_135615-2E2792-1C1D84-276DCB-4F9AC2-53CA75.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre KASKİ, kent genelinde kapsamlı tarama ve kaçak önleme çalışmalarını sürdürüyor.</p><p></p><p>Ekipler, akustik yer mikrofonu cihazlarıyla yapılan detaylı teknik çalışmalarda kaçakların önüne geçerek 2025 yılında 66,5 milyon lira tasarruf sağladı.</p><p></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, suyun stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.</p><p></p><p>Su kaçaklarının tespitinde teknolojik altyapının büyük rol oynadığını vurgulayan Büyükkılıç, "Su, geleceğin en değerli kaynağıdır. KASKİ ekiplerimiz, 2025 yılı boyunca aralıksız çalışarak su kaybını en asgari seviyelere indirmiş, 32 bin kişinin yıllık ihtiyacına denk düşen 2,3 milyon metreküp suyu sisteme yeniden kazandırmıştır. Böylece hem su kaybını önleyerek tasarruf sağlayıp kaynaklarımızı koruduk hem de vatandaşlarımızın yaşayabileceği olası mağduriyetlerin önüne geçtik." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Büyükkılıç, KASKİ’nin hem çevresel sürdürülebilirliğe hem de ekonomik tasarrufa önemli katkılar sunmaya devam edeceğini vurguladı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-saganak-hayati-olumsuz-etkiledi-4664/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-saganak-hayati-olumsuz-etkiledi-4664/</id>
<published><![CDATA[2025-12-07T08:53:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-07T08:53:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1AC259-10C162-F785B6-50604C-3F3C36-56777B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul Valiliğinin kent genelinde beklenen gök gürültülü sağanak nedeniyle yaptığı sarı kodlu meteorolojik uyarının ardından gece saatlerinde kuvvetli yağış etkili oldu.</p><p></p><p>Sağanak nedeniyle kentin bazı bölgelerinde su birikintileri oluştu, sürücüler ve vatandaşlar yollarda ilerlemekte güçlük çekti.</p><p></p><p>Üsküdar Çengelköy'de tıkanan rögar nedeniyle bir yolu su bastı.</p><p></p><p>Bazı sürücüler güçlükle su birikintisinden geçerken, bazı sürücüler ise yoldan geri dönmek zorunda kaldı.</p><p></p><p>Sürücülerin bu anları ise cep telefonu kamerasınca kaydedildi.</p><p></p><p>Şişli'de ise bazı iş yeri ve evleri su bastı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve İSKİ ekipleri, su basan dairelere müdahale etti.</p><p></p><p>Merkez Mahallesi'nde ise su birikintisinde mahsur kalan bir otomobil arıza yaptı.</p><p></p><p>Sürücü araçtan inmek zorunda kalırken, arıza yapan otomobil çekici yardımıyla götürüldü.</p><p></p><p>Öte yandan, aracın suda mahsur kaldığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toprak ile su kaybı, gıdayı ve geleceği doğrudan tehdit ediyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/toprak-ile-su-kaybi-gidayi-ve-gelecegi-dogrudan-tehdit-ediyor-4017/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/toprak-ile-su-kaybi-gidayi-ve-gelecegi-dogrudan-tehdit-ediyor-4017/</id>
<published><![CDATA[2025-12-05T09:50:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-05T09:50:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7D263B-D07B07-70D2F0-7C6916-CB7BB9-AF14AD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Prof. Dr. Öztürkmen, 5 Aralık Dünya Toprak Günü'ne ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknolojinin birçok alanda ilerlediğini ancak toprağı üretemediğini dile getirdi.</p><p></p><p>Erozyonun Türkiye'nin ve dünyanın en büyük problemlerinden bir tanesi olduğunu vurgulayan Öztürkmen, şöyle konuştu:</p><p></p><p>"Bizim için toprağın ne kadar önemli olduğunu ancak kaybedince anlayacağız. Toprağın kötüleşmemesi için elimizden geleni yapmalıyız çünkü bu varlık, bu emanetler bize çocuklarımız için verilmiştir. Gelecekte daha iyi bir ülke, daha iyi bir ekonomiye sahip olmamız için toprağın kıymetini bilmemiz şart. Unutmayalım ki toprak ve su yoksa gıda yok, açlık var. Biz her zaman söylüyoruz. Dünyadaki en önemli iki varlık toprak ve su. Bunların olmayışı gıdanın, açlığın, kuraklığın olmasına neden oluyor."</p><p></p><p>- "Bize düşen tarım alanının miktarı gittikçe azalıyor"</p><p></p><p>Yapılan araştırmalara göre dünya topraklarının yüzde 33'ünün bozulduğunu aktaran Öztürkmen, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"2050 yılına kadar da eğer bir şey yapılmadığı takdirde yüzde 90'ının bozulacağını yöneticilerimiz yapılan çalışmalarla söylemiş. Önümüzdeki günlerde toprağın azalması demek, gıdanın azalması demek. Türkiye'de nüfus 86 milyon. Bize düşen tarım alanının miktarı gittikçe azalıyor. Yapılan bir çalışmaya göre nüfus yüzde 10 artarken tarımsal arazilerin miktarı yüzde 20 azalıyor. Bu da kişilere düşen gıda miktarının azalacağı anlamına geliyor."</p><p></p><p>Öztürkmen, dünyada 828 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini hatırlatarak, tarımsal üretimin verimlilik esaslı düzenlenmesi ve tarım ürünlerinin doğru kullanılması gerektiğini kaydetti.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">10.000 adet fidan toprakla buluştu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/10000-adet-fidan-toprakla-bulustu-1890/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/10000-adet-fidan-toprakla-bulustu-1890/</id>
<published><![CDATA[2025-12-04T13:48:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-04T13:48:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FA5FA6-0B144B-3BB600-298CA0-5FE59E-FFC097.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Bir Dikili Ağacım Olsun” projesi kapsamında 10.000 adet fidan toprakla buluşturularak Civil Hatıra Ormanı oluşturuldu. Orman yangınlarında zarar gören bölgenin yeniden ağaçlandırılması amacıyla gerçekleştirilen bu anlamlı çalışma, markanın çevre duyarlılığını ve çocuklara daha yeşil bir dünya bırakma misyonunu güçlendirdi.</p><p>Civil mağazalarından yapılan alışverişlerde müşterilere 10.000 adet özel sertifika hediye edilerek Hatıra Ormanı çocuklara atfedildi. Bu sayede hem ailelerin projeye katılımı teşvik edildi hem de toplumsal farkındalık artırıldı.</p><p>02 Aralık 2026 tarihinde gerçekleşen fidan dikim etkinliğine öğrenciler, Civil genel merkez çalışanları ve ÇEKÜD gönüllüleri katıldı. Tören, Civil Mağazacılık A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Mustafa Yıldıran ve ÇEKÜD Başkanı Süleyman Coşar tarafından birlikte gerçekleştirildi. Törende, her iki isim de projenin önemine dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı:</p><p>Mustafa Yıldıran:</p><p>“Civil olarak geleceğe değer katmanın sadece ürünlerle değil, doğaya sahip çıkmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bugün diktiğimiz her fidan, çocuklarımıza bırakacağımız daha temiz, daha yaşanabilir bir dünyanın teminatıdır. Bu projeye destek veren tüm müşterilerimize ve gönüllülerimize teşekkür ederiz.”</p><p>Süleyman Coşar (ÇEKÜD Başkanı):</p><p>“Orman yangınlarında kaybettiğimiz her ağacın yerine yüzlercesini kazandırmak, hepimizin ortak sorumluluğu. Civil’in bu büyük katkısı,hem bölgenin ekosistemini güçlendirecek hem de çocuklara çevre bilinci konusunda ilham verecek. Birlikte attığımız bu adımın uzun yıllar boyunca meyve vereceğine inanıyoruz.”</p><p>Civil’in çevre duyarlılığıyla hayata geçirdiği bu proje, çocuklara daha yaşanabilir bir gelecek bırakma hedefinin önemli bir parçası oldu. Marka, sürdürülebilir dünya için doğa dostu projelerine devam ederek toplumun her kesimini bu yolculuğa dahil etmeyi amaçlıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"81 İlde 81 Orman" projesi Muğla'da 20 bin fidanla sürüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/81-ilde-81-orman-projesi-muglada-20-bin-fidanla-suruyor-9760/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/81-ilde-81-orman-projesi-muglada-20-bin-fidanla-suruyor-9760/</id>
<published><![CDATA[2025-12-03T16:07:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-03T16:07:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BFB3D2-A52F92-BB58E6-D3A0C5-593172-23FEE5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, projenin 21. durağı Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Şeref ve Kavak köylerinde dikilecek fidanları temsilen Nebiköy Mahallesi'nde tören düzenlendi.</p><p></p><p>Törene Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, Yatağan İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Bostan, Yatağan Orman İşletme Müdürü Beril Öztürk, Muğla Ağaçlandırma Şube Müdürü Olcay Karataş, Türkiye İş Bankası Muğla Şube Müdürü Didem Zeynep Balyer, TEMA Vakfı Projeler ve Kurumsal İşbirliği Bölüm Başkan Yardımcısı Mehtap Kızılkaya, TEMA Vakfı Muğla Bodrum İlçe Sorumlusu Gülben Koç'un yanı sıra Muğlalı öğrenciler ve bölge halkı katıldı.</p><p></p><p>81 İlde 81 Orman projesiyle yüzde 68'i ormanlık alanlardan oluşan Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Şeref ve Kavak köylerinde yer alan 20 hektardan büyük bir alanda 20 bin fidan doğaya kazandırılacak.</p><p></p><p>Projenin ilk döneminde, 2010'da Muğla'nın Merkez ilçesine bağlı Yılanlık köyünde yapılan dikimlerde 4 bin 250 fidan toprakla buluşturuldu. Düzenli bakımı yapılan bu alanda, zamanla çeşitli canlı türleriyle ekosistem gelişmeye başladı.</p><p></p><p>İlk olarak 2008-2017 döneminde gerçekleştirilen ve 2024'te yeniden hayata geçirilen proje kapsamında bugüne kadar 21 ilde dikim törenleri yapıldı. Proje kapsamında 5 yıl içinde toplam 2,2 milyon fidan dikilecek ve sonraki 3 yıl boyunca ağaçlandırma sahalarının düzenli bakımları yapılacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ekobord fibercement paneller, iklimsel koruma ve enerji tasarrufu sağlıyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekobord-fibercement-paneller-iklimsel-koruma-ve-enerji-tasarrufu-sagliyor-598/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekobord-fibercement-paneller-iklimsel-koruma-ve-enerji-tasarrufu-sagliyor-598/</id>
<published><![CDATA[2025-12-03T15:09:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-03T15:09:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FE4C02-422474-AC62AB-EC14D7-41631F-5DB2BC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, iklim koşullarının yapıların enerji tüketimi üzerindeki etkisinin artması nedeniyle dış cephe uygulamaları, estetik unsur olmanın ötesinde sürdürülebilirlik ve işletme maliyetleri açısından önem taşıyor. Ekobord, fibercement dış cephe panelleriyle bu dönüşümde öne çıkıyor. Paneller iklimsel dayanımı artırıyor ve enerji tasarrufu sağlıyor.</p><p></p><p>Hamurundan boyalı Colorex serisi ise cephe boyama ihtiyacını ortadan kaldırarak uygulama süresini ve toplam maliyeti düşürüyor.</p><p></p><p>Ekobord paneller rüzgar, yağmur, nem ve sıcaklık dalgalanmalarının yapı kabuğuna etkisini azaltan koruyucu bir cephe yapısı oluştururken, havalandırmalı sistem sayesinde yüzeye gelen ısı ve nemin kontrollü şekilde uzaklaştırıyor.</p><p></p><p>Paneller, derzlerden giren sınırlı miktardaki suyun panel arkasından süzülerek yapıdan uzaklaşmasına imkan tanıyor.</p><p></p><p>- 87 çevrime kadar dayanım gösteriyor</p><p></p><p>Ekobord panelleri don-çözülme, yağmur-kuruma ve ısı döngüsü testlerinde 87 çevrime kadar dayanım gösteriyor. Ürün ayrıca düşük su emme oranı ve yüksek darbe direnciyle uzun ömürlü cephe çözümleri sunuyor.</p><p></p><p>Havalandırmalı cephe sistemi, panel arkasında oluşan hava boşluğunun yaz aylarında ısı yükünü azaltırken, kış aylarında ise ısı kayıplarını düşüren bir tampon bölge oluşturuyor ve bu da iç ortam sıcaklığının daha dengeli tutulmasına katkı sağlıyor.</p><p></p><p>İklimlendirme cihazlarının daha düşük güçle çalışmasına olanak tanıyan yapı, yıllık enerji tüketiminde de tasarruf sağlıyor4 ve uzun vadede işletme maliyetlerini azaltıyor.</p><p></p><p>Colorex serisinin boya gerektirmeyen yapısı ise işçilik ve malzeme maliyetlerinde avantaj sağlıyor.</p><p></p><p>- Fibercement cephelerde uygulama kalitesi önem taşıyor</p><p></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Vefa Group Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Güner, fibercement cephelerde uygulama kalitesinin önemine dikkati çekti.</p><p></p><p>Güner, fibercementin yapıya sağladığı toplam faydanın, uygulama kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğun belirtti.</p><p></p><p>Ekobord panellerin, teknik dayanım değerlerinin ve uzun ömürlü yapısının sayesinde doğru uygulama yöntemleriyle yapıyı iklimsel etkilere karşı güçlendirdiğini aktaran Güner, "Isı–nem dengesine katkı sağlar ve enerji tüketimini azaltır. Fibercement cephelerde elde edilen performansın temel belirleyicisi, kullanılan panel kadar uygulama yönteminin doğruluğudur." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>Güner, malzemenin teknik dayanımının, doğru alt konstrüksiyon seçimi, uygun havalandırma boşluğu bırakılması, su tahliye prensiplerini uygun detay çözümleri ve profesyonel montajla birleştiğinde gerçek etkisini göstereceğine dikkati çekti.</p><p></p><p>Yanlış ya da eksik uygulanan bir cephede en iyi panelin bile istenen verimi sağlamadığını belirten Güner, "Standartlara uygun bir montaj süreci hem enerji tasarrufunu hem de iklimsel dayanımı doğrudan artırır. Bu nedenle Ekobord'un sunduğu teknik avantajların yapıya tam olarak yansıyabilmesi, ürünle doğru uygulama disiplininin benimsenmesiyle mümkün olur." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Ekobord'un uygulama sistemleriyle uyumuna da değinen Güner, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Ekobord'un yüksek yoğunluklu, lif takviyeli üretim yapısı, düşük su emme oranı, yüksek eğilme dayanımı ve ısı-nem döngülerine karşı kararlılığı sayesinde uygulamada hataya toleransı düşük ama doğru montajla performansı maksimuma çıkan bir cephe sistemi oluşturur. TS EN 12467 standardına uygun bu mekanik dayanım, doğru taşıyıcı sistem seçimi ve doğru havalandırma boşluğuyla birleştiğinde panelin form stabilitesini korumasını sağlar. Hamurundan boyalı Colorex serisi ise uygulama sırasında kesim-delik açma gibi işlemlerde yüzey bütünlüğünü bozmaz, uzun yıllar renk kararlılığını koruyarak bakım ihtiyacını minimize eder. Bu özellikler, özellikle açık renkli cephelerde güneş ve yağmur-kuruma döngülerine karşı ciddi avantaj yaratır."</p><p></p><p>Güner, Ekobord'un teknik yapısı ve ürün çeşitleri, doğru uygulama prensipleriyle bir araya geldiğinde yalnızca dayanım sağlamadığını, aynı zamanda cepheyi enerji performansı yüksek, uzun ömürlü ve düşük işletme maliyetli bir sisteme dönüştürdüğünü kaydetti.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Nükleer atık tesislerinin raporlama standartları belirlendi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/nukleer-atik-tesislerinin-raporlama-standartlari-belirlendi-1529/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/nukleer-atik-tesislerinin-raporlama-standartlari-belirlendi-1529/</id>
<published><![CDATA[2025-12-03T09:39:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-03T09:39:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2208BD-CEA4D5-772ADA-B79945-252262-7247D6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>NDK'nin konuya ilişkin Kurul Kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p><p></p><p>Buna göre, lisans sahibi kuruluşlar NDK'ya her yıl iletmekle yükümlü olduğu raporları beş ayrı formata göre hazırlayacak.</p><p></p><p>Radyoaktif atık tesisi işleten kuruluşlar tarafından hazırlanacak işletme raporu, atık yönetimi raporu, salım raporu, çevresel radyolojik izleme raporu ile kişisel doz ve radyasyon ölçüm raporunda tanımlanan biçim ve içeriklere uygunluk şartı aranacak.</p><p></p><p>Kuruluşlar, söz konusu raporları her yıl düzenli olarak NDK'ye sunacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Su arıtma tesisinde sanayicinin katı atığı da geri dönüştürülüyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/su-aritma-tesisinde-sanayicinin-kati-atigi-da-geri-donusturuluyor-1912/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/su-aritma-tesisinde-sanayicinin-kati-atigi-da-geri-donusturuluyor-1912/</id>
<published><![CDATA[2025-12-01T13:05:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-01T13:05:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A4AEC2-19242B-B33BDE-336F9A-ADBDD1-664CB9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bursa Valiliği, kentin doğu bölgesindeki sanayiciler ve yerel belediyelerin ortaklaşa kararıyla kurulan arıtma tesisi katı atıkların geri dönüştürülmesi için de çalışıyor.</p><p></p><p>Tesis bünyesinde sanayicilerin ambalaj atıklarını toplamak için geçen yıl aylık 400 ton kapasiteli merkez kuruldu.</p><p></p><p>İlerleyen zamanlarda kentteki diğer firmaların da ekonomik değeri olan atıklarının toplandığı tesisin kapasitesi aylık 1500 tona çıkarıldı.</p><p></p><p>Bir yılda yaklaşık 10 bin ton kağıt, plastik ve iplik atığı ayrıştırılarak geri dönüşümle ekonomiye kazandırıldı.</p><p></p><p>Firmaların ihtiyaçlarına yetişemeyen işletmenin kapasitesinin artırılması için proje hazırlandı.</p><p></p><p>Gelecek yıldan itibaren aylık 3 bin ton geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor.</p><p></p><p>- "Burada iktisadi bir işletmemiz var"</p><p></p><p>Yeşil Çevre Arıtma Tesisi İşletme Kooperatifi Genel Müdürü Mehmet Aydın, AA muhabirine, Bursa'da çevre sorunlarının çözümüne ilişkin birçok noktada su arıtma ve çevre danışmanlığı gibi hizmetler verdiklerini söyledi.</p><p></p><p>Tesis bünyesinde geçen yıl katı atık geri dönüşüm merkezi oluşturduklarını anlatan Aydın, işletmede birçok kişiye de istihdam sağladıklarını kaydetti.</p><p></p><p>Aydın, 22 kişinin bu alanda istihdam edildiğini belirterek, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Bu işin alt yapısıyla ilgili ekip, ekipman, araç gereç ne gerekiyorsa bunları aldık. İçinde bulunduğumuz alan toplam 11 bin metrekare, bunun 3 bin metrekaresi kapalı alan. Bursa'mızda, belki de Türkiye'de bu ölçekte çok örnek bir tesis. Burada ortaklarımıza bu hizmeti veriyoruz. Ekonomik değerlerine göre ambalaj atıklarını satın alıyoruz."</p><p></p><p>Kentte birçok sanayiciye hizmet verdiklerini vurgulayan Aydın, "Tesisi kurduğumuz yıl aylık 400 ton kapasitemiz mevcuttu. Bugün geldiğimiz noktada aylık 1500 tona ulaştık. 2026'da bu kapasiteyi aylık 3 bin tonlara çıkarmayı hedefliyoruz. Bunu sağlayabileceğimizi öngörüyoruz, yatırımlarımızı da zaten bunu karşılayacak şekilde devam ettiriyoruz." ifadesini kullandı.</p><p></p><p>Aydın, 85 sanayici ortaklarının ambalaj atığını aldıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Bunun dışında diğer OSB'lerden 15 civarında bir sanayi kuruluşunun ambalaj atığını alıyoruz. Bize göre fevkalade iyi gidiyor. Önümüzdeki süreçte yaptığımız değerlendirmelerde, sanayi kuruluşlarımızın iş potansiyeli arttığından bu yapıyla ortaklarımıza bu hizmeti vermekte zorlanacağımızı öngörüyoruz. Şu anda ikinci yatırım planımızı yaptık, gerekli hazırlıkları yapıyoruz. Öyle zannediyorum ki 2026 yılında bugünkü tesisimizin daha gelişmişini, birtakım ilave ekipmanlarla yatırımını yaparak, ortaklarımıza daha hızlı, daha ekonomik, daha güçlü hizmet vermeye devam edeceğiz."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bolu'nun yüksek kesimlerine kar yağdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolunun-yuksek-kesimlerine-kar-yagdi-8977/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bolunun-yuksek-kesimlerine-kar-yagdi-8977/</id>
<published><![CDATA[2025-11-30T09:23:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-30T09:23:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5FEED6-E1F523-1C9418-7BDD55-121205-92B761.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Köroğlu Dağı'nın zirvesinde yer alan Kartalkaya ile Kındıra, Sarıalan ve Aladağ yaylaları bölgesinde etkili olan sağanak, gece hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle yerini kar yağışına bıraktı.</p><p></p><p>Bölgede aralıklarla etkili olan yağışın ardından doğa beyaz örtüyle kaplandı.</p><p></p><p>Kar yağışı, aralıklarla devam ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bu kışı mevsim normallerinin üzerinde geçireceğiz</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kisin-sicakliklar-mevsim-normallerinin-uzerinde-seyredecek-7032/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kisin-sicakliklar-mevsim-normallerinin-uzerinde-seyredecek-7032/</id>
<published><![CDATA[2025-11-29T11:10:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-29T11:10:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_27B8AD-994AB6-BE2348-EFE69C-2714C8-670E44.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahminler Şube Müdürü Şahin Şahbaz, AA muhabirine, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün öngörülen aralık, ocak ve şubat aylarının mevsimsel sıcaklık ve yağış verilerini değerlendirdi.</p><p></p><p>Şahbaz, "Kış mevsiminde yani aralık, ocak ve şubat aylarında hava sıcaklığının mevsim normallerinin 0,5 ila 2 derece kadar üzerinde, yağışların da yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyretmesini bekliyoruz." dedi.</p><p></p><p>Mevsim normallerine göre "daha sıcak" bir kış geçeceğini belirten Şahbaz, sıcaklık periyotları içinde bazen kısa süreli soğuk hava ataklarının da gerçekleşeceğini ve bu soğuk dönemlerde kar yağışının görülebileceğini söyledi.</p><p></p><p>Şahbaz, sıcaklıkların normalin üzerinde olması nedeniyle kar yağışlarının mevsim normallerinin altında beklendiğini de belirtti.</p><p></p><p>Aralık ayı verilerini değerlendiren Şahbaz, sıcaklık analizi haritasına göre aralık ayında yurdun tamamında 1 ila 2 derece mevsim normallerinin üzerinde sıcaklık beklendiğini kaydetti.</p><p></p><p>- "Aralıkta kar yağışlarının mevsim normallerine göre daha az olmasını bekliyoruz"</p><p></p><p>Aralık ayının yağış analiz haritasında ise yurt genelinde mevsim normallerinde yağış beklendiğini dile getiren Şahbaz, "Her ne kadar mevsim normalleri civarında olsa da sıcaklıklar yüksek gittiği için kar yağışlarının bu kış aralık ayında mevsim normallerine göre daha az olmasını bekliyoruz." diye konuştu.</p><p></p><p>Şahbaz, ocak ayı sıcaklık analizinde yurdun büyük bir kesiminde mevsim normalleri üzerinde seyretmesini öngörülen sıcaklıkların, Kıyı Ege'de ve Marmara'nın batısında mevsim normallerinde beklendiğini aktardı.</p><p></p><p>Şahbaz, "Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneyinde Hakkari, Şırnak ve Elazığ çevrelerinde sıcaklıklar 2 derece kadar mevsim normallerinin üzerinde seyredecek. Diğer kesimlerde ise 0,5 ila 1 derece mevsim normallerinin üzerinde seyretmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Ocak ayı yağış analiz haritasını değerlendiren Şahbaz, ocak ayında yağışların mevsim normalleri civarında öngörüldüğünü dile getirdi.</p><p></p><p>Şubat ayı yağış analiz haritasına göre yağışların yine mevsim normallerinde seyredeceğini vurgulayan Şahbaz, şubat ayı sıcaklık analiz haritasını inceleyerek şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p></p><p>"Şubat ayı yurt genelinde yine sıcak geçecek. Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz'in batısı, İç Anadolu'nun doğusu ve kuzeyi, Doğu Anadolu'nun batısı, Güneydoğu Anadolu'nun tamamı ve Akdeniz Bölgesi'nde Kahramanmaraş çevrelerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 2 derece üzerinde seyretmesini bekliyoruz. Diğer kesimlerde ise sıcaklıklar mevsim normallerinin 0,5 ila 1 derece üzerinde seyredecek."</p><p></p><p>- "Bitkilerde erken çiçeklenme görülebilir"</p><p></p><p>Kış aylarının sıcak geçmesinin ağaçlarda erken çiçeklenmeye neden olabileceğini belirten Şahbaz, "Sıcaktan dolayı özellikle bitkilerde ve ağaçlarda erken çiçeklenme, erken filizlenme görülebilir. Dolayısıyla ilkbahardaki geç donlarda hasar ortaya çıkabilir. O nedenle çiftçilerimizin Meteoroloji Genel Müdürlüğü tahminlerini ve uyarılarını dikkatle takip etmelerini bekliyoruz." dedi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kars'ta millet bahçesi yabani kuşlar ve sincaplarla renklendi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-millet-bahcesi-yabani-kuslar-ve-sincaplarla-renklendi-8207/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-millet-bahcesi-yabani-kuslar-ve-sincaplarla-renklendi-8207/</id>
<published><![CDATA[2025-11-29T10:22:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-29T10:22:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2ADE4-EE663B-AA0132-FD3E5A-A229FA-327833.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sarıçam ormanlarıyla birçok yaban hayvanına barınma ve üreme imkanı sunan ilçede kızıl sincaplar, saksağan, ağaçkakan ve yeşil ağaçkakan gibi yaban kuşları yaşam alanlarında görülüyor.</p><p></p><p>İlçe merkezindeki İnönü Mahallesi'nde sarıçamlar arasında bulunan Harun Hayali Millet Bahçesi'nde son günlerde görülmeye başlayan kızıl sincaplar ve yabani kuşlar, doğa fotoğrafçılarının ilgi odağı oldu.</p><p></p><p>Ağaçtan ağaca atlayan, masalarda gezen ve kozalak kemiren kızıl sincaplar, ağaçlara yuva yapan ağaçkakanlar, arazide yem bulmaya çalışan saksağanlar, doğa fotoğrafçıları tarafından görüntülendi.</p><p></p><p>Doğa fotoğrafçısı Muvaffak Hindistan, AA muhabirine, bahçenin yaban hayvanlarıyla şenlendiğini belirterek "Sarıkamış'ta sonbaharın son günlerinde kışın yaklaşmasıyla birlikte ağaçkakanlar, sincaplar bazen tilkiler millet bahçemizde her sabah bizlere denk gelmektedir. Biz de doğa fotoğrafçıları olarak bunları görüntülemeye ve halkımıza sunmaya çalışmaktayız. Bundan da mutluluk duyuyoruz." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ülker'den yeşil büyüme kararı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkerden-yesil-buyume-karari-6306/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ulkerden-yesil-buyume-karari-6306/</id>
<published><![CDATA[2025-11-26T16:42:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-26T16:42:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_013C0B-2392B2-C456BF-A3E185-C932F3-FFF054.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirket, enerji verimliliğinden tedarik zinciri dönüşümüne, tarımsal üretim projelerinden ambalaj teknolojilerine kadar geniş bir alanda yürüttüğü yatırımlarla hem maliyet yapısını güçlendirmeyi hem de çevresel riskleri minimize etmeyi hedefliyor.</p><p>Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, şirketin sürdürülebilirlik stratejisinin ekonomik büyümenin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, “Sorumlu üretimle kaynak kullanımını optimize ediyor; atığı azaltan iş modelimizle verimlilik artışı sağlıyoruz. 2050’de net sıfır emisyon hedefine kararlılıkla ilerliyoruz” açıklamasını yaptı.</p><p></p><p>Enerji ve kaynak yönetiminde kritik dönüşüm</p><p></p><p>2014’ten bu yana karbon salımını artırmadan büyüyen Ülker, 2024 itibarıyla Türkiye’deki tüm fabrikalarında elektrik tüketimini %100 yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya başladı. Bu adım, şirketin yıllık 101 bin ton karbon emisyonunu engellemesine katkı sundu.</p><p>Aynı dönemde ürün başına su tüketimi %42,2 azalırken, plastik ambalaj kullanımında 140 ton, kâğıt kullanımında ise 220 ton tasarruf sağlandı. Atık geri dönüşüm oranı fabrikalarda %99’un üzerine çıktı.</p><p>Kölükfakı, sürdürülebilirlik yatırımlarının şirketin operasyonel maliyetlerini uzun vadede düşürdüğünü belirterek, “İsrafsız şirket kültürünü finansal disiplinle birleştiriyoruz. Bu yaklaşım, hem rekabet gücümüzü artırıyor hem de sürdürülebilir büyümeye zemin hazırlıyor” dedi.</p><p></p><p>Tarımsal tedarik zincirine yenilikçi yatırımlar</p><p></p><p>Gıda sektörünün iklim krizinden en fazla etkilenen alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Kölükfakı, tarımsal tedarik zincirinde teknoloji tabanlı projeleri öne çıkardıklarını ifade etti. Bu kapsamda;</p><p>Onarıcı tarım, yeni buğday türlerinin geliştirilmesi, biyofortifikasyon, sürdürülebilir fındık ve kakao projeleri gibi programlar hem verimliliği artırıyor hem de çiftçilerin gelir sürdürülebilirliğini güçlendiriyor.</p><p>Ülker bu projelerle hem iklim risklerini yönetmeyi hem de tarımda dijitalleşmeyi hızlandırmayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Uluslararası endekslerde üst sıralar</p><p></p><p>Ülker’in sürdürülebilirlik performansı küresel endekslerde de karşılık buldu. Şirket, Standard &amp; Poor’s Global tarafından yapılan Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi'nde üst üste beşinci kez yer alırken, London Stock Exchange Group (LSEG) sürdürülebilirlik endeksinde kendi kategorisinde dünya birincisi oldu.</p><p></p><p>2030 ve 2050 yol haritası</p><p></p><p>Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Süheyl Aybar, orta vadeli hedefleri şöyle özetledi:</p><p>2030’a kadar tüm depolarda %100 yenilenebilir elektrik, lojistik kaynaklı emisyonlarda %30 azalma, su tüketiminde %45 düşüş, onarıcı tarım uygulamalarının 10 bin dekara çıkarılması.</p><p>Aybar, 2050 hedefinde ise elektrikli fırın dönüşümleri, yeşil enerji yatırımları, karbon yakalama teknolojileri ve elektrikli lojistik araçlarının temel rol oynayacağını belirterek, “%90 emisyon azaltımına ulaştıktan sonra kalan emisyonları yeni nesil karbon dengeleme modelleriyle sıfırlayacağız" dedi.</p><p>Ülker, sadece çevresel performansıyla değil, sürdürülebilirlik temelli iş modeliyle finansal dayanıklılığını da artıran bir büyüme stratejisi izliyor. Yeşil dönüşüm yatırımları; şirketin maliyetlerini optimize ederken, uluslararası yatırımcı nezdinde rekabet gücünü artırıyor. Ülker, 2050 Net Sıfır yolculuğunu hem ekonomik hem çevresel değer yaratarak sürdürmeyi hedefliyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"Deniz kirliliği sigortası" teminat tutarları artırıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/deniz-kirliligi-sigortasi-teminat-tutarlari-artirildi-2594/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/deniz-kirliligi-sigortasi-teminat-tutarlari-artirildi-2594/</id>
<published><![CDATA[2025-11-25T10:56:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-25T10:56:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4581F1-52D95C-21C3DC-315459-C5A2BB-B69B6B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>SEDDK'nın "Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i Resmi Gazete'de yayımlandı.</p><p></p><p>Buna göre, maddi zarar temizleme masrafları, atıkların taşınması ve bertarafı için teminat tutarları, tesisin yıllık üretim, işlem veya yük elleçleme kapasitesine göre 8 milyon lira ile 64 milyon lira arasında değişecek. Söz konusu teminatlar daha önce 1 milyon lira ile 8 milyon lira arasında değişiklik gösteriyordu.</p><p></p><p>Tedavi giderleriyle daimi sakatlık ve ölüm halinde kişi başına teminat tutarı 300 bin liradan 2 milyon liraya çıkarılırken, olay başına durumlarda 10 milyon lirayla 80 milyon lira arasında uygulanacak.</p><p></p><p>Tedavi giderleriyle daimi sakatlık ve ölüm halinde olay başına teminat tutarı daha önce 1,5 milyon lira ile 12 milyon lira arasında uygulanıyordu.</p><p></p><p>Tebliğe göre, ana faaliyet konusu petrol ve petrol türevlerini elleçleyen kıyı tesisleri için asgari maddi teminat tutarları söz konusu teminatların üç katı olarak uygulanacak.</p><p></p><p>Üretim, işlem veya yük elleçleme kapasitesinin belirlenmesinde tesisin sigorta konusu faaliyeti ile ilgili üretim, işlem veya yük elleçleme kapasitesi esas alınacak.</p><p></p><p>Bu kapsamda, tebliğde yer alan teminat tutarları, her takvim yılı başında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksinin yıllık (bir önceki yılın aynı ayına göre) değişim oranı esas alınmak suretiyle artırılacak.</p><p></p><p>Tebliğ 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yapay Resiflerde tür çeşitliliği yüzde 21 arttı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-resiflerde-tur-cesitliligi-yuzde-21-artti-3367/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yapay-resiflerde-tur-cesitliligi-yuzde-21-artti-3367/</id>
<published><![CDATA[2025-11-24T12:11:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-24T12:11:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_69149D-E9CD00-31B0A5-7BD3DE-6E88FD-BD3D13.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Akçansa’nın biyoçeşitliliği desteklemek üzere Marmara Adası Gündoğdu Köyü Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği iş birliğinde hayata geçirdiği ‘Marmara Adaları Yapay Resif Projesi’nde ikinci takip dalışı gerçekleştirilerek izleme raporu hazırlandı. Balıkesir Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi danışmanlığında, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü onayı ile gerçekleştirilen proje kapsamında Marmara Denizi tabanına yerleştirilen yapay resif kümelerinin aktif ekosistem alanlarına dönüştüğü, hem ekolojik hem de işlevsellik açısından olumlu gelişmeler gösterdiği kaydedildi.&nbsp;&nbsp;</p><p>Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından hazırlanan rapor resiflerin kısa sürede deniz canlıları tarafından habitat olarak kullanılmaya başlandığını ve tür çeşitliliğinde artış gözlemlendiğini ortaya koydu.</p><p>Yeni türler gözlemlendi</p><p>Raporda, 2024 yılına kıyasla 2025 yılında tür sayısında yüzde 21 artış gerçekleştiği ve resiflerin 40 deniz canlısına yaşam alanı sunduğu belirlendi.&nbsp;</p><p>Deniz dibindeki ekolojik bölgelerde yaşayan ve raporda ilk kez kaydedilen deniz kestaneleri Arbacia lixula ve Paracentrotus lividus ile Holothuria forskali (deniz hıyarı) gibi türler, deniz altında doğal süreçlerle oluşan sedimentlerin havalandırması ve makroalg (deniz yosunu) gelişiminin dengelenmesi yoluyla ekosistem işlevselliğine katkı sağlıyor.&nbsp; &nbsp; &nbsp;</p><p>Yapay resiflerde ilk kez kaydedilen Mugil cephalus (kefal), Raja clavata ve Sepia officinalis türleri de resiflerin ekolojik kapasitesinin genişlediğini gösteriyor. Benzer şekilde Eşkina (Sciaena umbra), Mürekkep Balığı (Sepia officinalis-sübye) ve Karagöz (Diplodus vulgaris) türlerinin birçok resif kümesinde düzenli olarak gözlemlenmesi, bu türlerin dağılım alanlarının genişlediğini gösteriyor. Koruma öncelikli Pinna nobilis (Pina midyesi) ve Maja squinado (Maya yengeci) türlerinin yeniden tespiti de olumlu bir gösterge olarak kayıtlara geçti.&nbsp;</p><p>Yapay resifler deniz ekosistemine uyum sağladı</p><p>Çalışma alanında yapılan gözlemler, resiflerin konumlandırıldığı bölgelerin, canlıların yapı ve biçimini inceleyen bilim dalı olan morfoloji açısından ve fiziksel koşullar bakımından uygun olduğunu ve yerleşim sonrası zeminde gömülme ya da stabilite kaybı gibi olumsuz durumların gözlenmediğini ortaya koydu. Bununla birlikte resif kümelerinin olduğu alanlarda genel olarak katı atık birikimine rastlanmaması, bölgenin temiz kalmaya devam ettiğinin bir işareti oldu.</p><p>Raporda ayrıca, farklı ekolojik gruplara ait türlerin artışının yapay resiflerin zaman içinde çeşitli tür toplulukları tarafından daha yoğun biçimde kullanılmaya başlandığını ortaya koyuyor. Bu bulgu, resiflerin yalnızca yeni yaşam alanları oluşturmakla kalmayıp, deniz ekosisteminin bir parçası haline geldiğine; biyoçeşitliliğin desteklenmesi ve deniz canlılarının yaşam döngülerinin sürdürülmesi açısından uzun vadeli katkı sağladığına işaret ediyor.</p><p>Resiflerde gözlenen Annelida, Cnidaria, Tunicata ve Porifera gruplarının, yapılar üzerinde hızlı biyolojik kolonizasyonun (belli bir habitatta yayılma ve gelişme) gerçekleştiği ve dalış turizmi açısından görsel çeşitlilik sunduğu da raporda belirtiliyor. Uzun vadede bu uygulamaların sürdürülebilir küçük ölçekli balıkçılığa dolaylı katkı sağlayabileceği ve bölgesel ekosistemin güçlenmesine destek olacağı değerlendiriliyor.</p><p></p><p></p><p></p><p>“Hem ekosisteme hem de geleceğe sürdürülebilir katkı sağlamak istiyoruz”</p><p>Akçansa Genel Müdürü Vecih Yılmaz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: ““Türkiye’nin en yüksek paydaş değerine sahip sürdürülebilir yapı malzemeleri şirketi olma” vizyonumuz doğrultusunda çevreye doğrudan katkı sunan projeler hayata geçirmeyi önemsiyoruz. Yapay Resif projemiz ile deniz ekosistemini güçlendirmeyi, biyoçeşitliliği desteklemeyi ve deniz canlıları için korunaklı yaşam alanları oluşturmayı amaçladık. Bu yıl ikincisini TÜDAV iş birliğinde hazırladığımız izleme raporumuzun sonucunda tür çeşitliliğinin yüzde 20’ler oranında artmasından mutluluk duyduk. Akçansa olarak, bilimsel veriye dayalı, somut fayda üreten ve uzun vadeli izleme süreçleriyle desteklenen yapay resif projemizle sürdürülebilir geleceğe katkı sağlamaya devam edeceğiz”.&nbsp;</p><p>Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ise şöyle konuştu “Geçen yıla göre Eşkina, karagöz gibi ekonomik öneme sahip balıkların daha fazla yapay resif kümelerinde gözükmesi oldukça değerli. Diğer yandan deniz kestanesi ve deniz hıyarı gibi türlerin de ilk defa görülmesi oldukça kaydadeğer. Resiflerdeki gelişmelerin incelenmesinin, biyoçeşitliliğe yaptıkları katkıların ortaya konmasının önemli olduğunu düşünüyorum”.&nbsp;</p><p>Proje Girişim Grubu Lideri Hüseyin Semerci konuya ilişkin şunları söyledi; “Yapay resiflerimizde canlılığın her geçen gün daha da geliştiğini, daha iyiye gittiğini görmekten, tür sayısındaki artıştan mutluluk duyduk. Özellikle ilk kez kaydedilen türlerle birlikte koruma altında bulunan canlıların resiflerde varlıklarını sürdürmesi önemli. Marmara Adaları Yapay Resif projemiz ile deniz altındaki canlı popülasyonunu desteklemeye devam edeceğiz”.&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">COP30'da küresel "yeşil sanayileşme" gündemi güçlendi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30da-kuresel-yesil-sanayilesme-gundemi-guclendi-6108/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30da-kuresel-yesil-sanayilesme-gundemi-guclendi-6108/</id>
<published><![CDATA[2025-11-23T11:49:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-23T11:49:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_655F95-105064-C9203D-B3C872-6584D6-BAD92A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Paris Anlaşması kapsamında belirlenen iklim hedeflerine ulaşmada sanayi sektörünün önemi giderek artıyor. Anlaşmanın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçerken, ağır sanayiden derin emisyon kesintileri yapılmadan bu hedeflere ulaşmak zorlaşıyor.</p><p></p><p>Enerji dönüşümünde, sanayide kullanılan temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaşması, dönüşümün hızını ve ülkeler için ekonomik fırsatları da doğrudan etkiliyor. Bu durum, ülkelere yeşil sanayide öncü olma ve ekonomik büyümeyi artırma imkanı sağlıyor. Ancak finansman, teknoloji uygulaması ve politika koordinasyonundaki eksiklikler süreci sınırlıyor.</p><p></p><p>Bu kapsamda COP30'da 35 ülke, uluslararası kuruluş ve girişimin desteğiyle yayımlanan "Küresel Yeşil Sanayileşme için Belem Deklarasyonu" özellikle yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin, yeşil sanayileşmeyi stratejilerinin merkezine koymaları için küresel bir çerçeve sunuyor. Deklarasyon, sanayinin karbonsuzlaşmasını hızlandırmayı, ekonomik fırsatları açığa çıkarmayı ve temiz teknoloji inovasyonu ile üretimini teşvik etmeyi hedefliyor.</p><p></p><p>Finansal ve teknik destek mekanizmalarının devreye alınmasını öngören deklarasyon, sosyal kapsayıcılık ile adil geçiş boyutlarının gözetilmesini de önceliyor.</p><p></p><p>Uzmanlara göre, enerji ve sanayi dönüşümünün eş güdümlü ilerlemesi Paris Anlaşması hedeflerinin yakalanmasında kritik rol oynuyor. Temiz teknoloji ve yeşil sanayi alanlarında kapasite ve rekabetçiliği geliştirmek aynı zamanda ekonomik büyümeye katkıyı artıracak stratejik fırsat olarak öne çıkıyor. Türkiye de deklarasyona imza atarak, enerji ve sanayi dönüşümünü birlikte ilerletme yönünde somut vizyon ortaya koyuyor.</p><p></p><p>Deklarasyonun uygulamaya geçirilmesi için hazırlanacak kurumsal yapı ve çalışma programı, gelecek yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31'de sunulacak. Bu kapsamda COP31, Türkiye'nin sanayi dönüşümü stratejilerini güçlendirmesi ve deklarasyonun küresel işbirliği çerçevesinde ilerlemesini takip etmesi için fırsat sunuyor.</p><p></p><p>- "Türkiye, rekabetçiliğini koruyabilmesi için sanayi dönüşümünü gecikmeden yakalamalı"</p><p></p><p>Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Proje Koordinatörü Dursun Baş, AA muhabirine, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütünün (UNIDO) sekretarya görevini göreceği deklarasyonun, COP26'daki Glasgow Atılım Gündemi'nden COP28'deki Dubai Sanayi Geçiş Çerçevesi'ne uzanan sürecin yeni adımı olduğunu söyledi.</p><p></p><p>Baş, deklarasyonun ağır sanayi sektörlerinde karbonsuzlaşmayı hızlandırmak, düşük karbonlu sanayi ürünlerinin küresel ticaretini desteklemek ve bu ürünleri tanımlayacak kriterleri belirlemek için üst çerçeve yapı oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Türkiye'nin de imzacılar arasında olması olumlu bir gelişme. Deklarasyon, sanayi ile madencilik, elektrik ve doğal gaz, hidrojen şebekesi gibi sanayiye hizmet ve girdi sağlayan sektörlerde, kullanıcı-talep tarafında dönüşüm ihtiyacını ve etkin bir sanayileşme-ticaret politikasının ertelenemez bir zorunluluk olduğunu tekrar hatırlatıyor. Zira sanayi sektörü toplam emisyonların yarısını oluşturuyor. Bunun içinde çimento, cam-seramik ve çelik üretimi en büyük paya sahip. Bununla birlikte, AB ortalamasının iki katı karbon yoğunluğuna sahip elektrik şebekesi ürünlerimizin rekabet gücünü zayıflatıyor."</p><p></p><p>Küresel ölçekte yeşil sanayi ürünleri için ortak kriterler belirlenirken Türkiye'nin sektörler özelinde 2030 için "bağlayıcı" emisyon azaltım hedeflerine sahip olmamasının dönüşüm için ciddi bir bariyer olduğunu ifade eden Baş, "Özellikle de enerji ve sanayi sektörlerinde sera gazı azaltımı için yeni görev ve yetki tanımları oluşturulmalı ve bakanlık yapıları güçlendirilmelidir. Bu yapılar, yalnızca ağır sanayi sektöründeki üreticileri değil, tedarikçi sektörler, otomotiv, makine, beyaz eşya, inşaat gibi bu ürünleri kullanan sektörleri ve kamu aktörlerini kapsayan, girdi-hizmet-üretim-tüketim zincirinin bütününe odaklanan bir sorumluluk yapısı kurmalıdır. Dönüşüm adımlarını geciktirmek, yüksek karbonlu üretime sıkışmak ve dış pazarlarda geride kalmak anlamına gelir." diye konuştu.</p><p></p><p>Baş, Belem Deklarasyonu'nun ağır sanayinin dönüşümü ve bununla ilgili tartışmaların ve uygulamaların daha da hızlanacağını teyit eder nitelikte olduğuna değinerek, "Türkiye'nin de sanayi rekabetçiliğini koruyabilmesi için bu süreci gecikmeden yakalaması gerekiyor. Sanayide karbonsuzlaşma ve temiz üretim uygulamaları çevre ve halk sağlığına katkısının yanı sıra kalkınma, teknoloji ve ticaret mimarisini şekillendiren yeni dönemin temel unsuru. Henüz bu bilinç ve kurumsal olgunlukla konuya yaklaştığımızı söylemek mümkün değil. Ancak mevcut durumu iyi tartan ve bütüncül politikalarla Türkiye, bu dönüşümden kazançlı çıkabilir." diye konuştu.</p><p></p><p>- "Türkiye, yeşil sanayi kollarındaki yetkinliklerini geliştirerek bölgeye önemli katkı sağlayabilir"</p><p></p><p>Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç de iklim politikalarının ekonomik kalkınmayla ele alınmasının Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından oldukça önemli olduğunu, Belem Deklarasyonu'nun da tam olarak bu çerçeveyi, küresel bir işbirliği tasarımı yoluyla netleştirmeye çalıştığını anlattı.</p><p></p><p>Özenç, ülkelerin rekabetçiliğini kaybeden, dış kaynak bağımlılığı yüksek, ekonomik ve sosyal açıdan maliyetleri her geçen gün artan fosil yakıt sektörlerine yatırımda ısrar etmek yerine kendilerine özgü potansiyellerini ortaya çıkaracak alanlara yönelmeleri gerektiğine vurgu yaptı.</p><p></p><p>Ülkelerin yeni rekabetçilik alanlarında avantaj sağlayabilecek, krizlere karşı daha dayanıklı ekonomilerin inşasına ve ekonomik ve sosyal getirilerinin adil şekilde paylaşılmasına imkan verecek "yeşil sanayileşme" modelini benimsemesinin küresel çapta olumlu gündem oluşması anlamına geldiğini belirten Özenç, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Türkiye açısından bakıldığında, gelişmiş sanayi altyapısı, yetişmiş iş gücü ve mevcut ticaret bağlantıları sayesinde söz konusu işbirliğinin avantajlı tarafında bulunduğunu söyleyebiliriz. Sahip olduğu kısıtlı fosil yakıt kaynaklarına dayalı bir üretim modeli yerine, yeşil sanayi kollarındaki yetkinliklerini geliştirerek hem kendi yenilenebilir potansiyelinden en üst düzeyde faydalanabilecek hem de bir üretim ve ticaret üssü olarak içinde bulunduğu bölgeye önemli katkılar sağlayabilecektir. Böylesi bir işbirliğinin iklim hedeflerine hizmet edebilmesinin ise ancak fosil yakıt yatırımlarından çıkışın planlaması ile mümkün olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekiyor."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kars'ta baraj sularının çekilmesiyle köy gün yüzüne çıktı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-baraj-sularinin-cekilmesiyle-koy-gun-yuzune-cikti-9807/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/karsta-baraj-sularinin-cekilmesiyle-koy-gun-yuzune-cikti-9807/</id>
<published><![CDATA[2025-11-23T10:08:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-23T10:08:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E385C4-2B0C75-14E665-9B272C-4A4710-E45874.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İlçeye 28 kilometre uzaklıkta Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yapılan Karakurt HES Barajı'nın tamamlanıp 8 Şubat 2020'de su tutulmaya başlamasının ardından köy, tamamen su altında kaldı.</p><p></p><p>Baraj kapaklarının kısmen açılmasıyla su seviyesi düşünce köydeki evler, cami, kilise ve bazı tarihi binalar gün yüzüne çıktı.</p><p></p><p>Su seviyesinin düşmesiyle eski köye ait yapıların kalıntıları, cami ve kilisenin görünür hale gelmesi ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor.</p><p></p><p>Kars-Erzurum kara yolu üzerinde bulunan köyde görünür hale gelen yapılar dronla havadan görüntülendi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hidrojen Türkiye-AB İlişkilerinde yeni işbirliği olanakları doğuruyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hidrojen-turkiye-ab-iliskilerinde-yeni-isbirligi-olanaklari-doguruyor-1362/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hidrojen-turkiye-ab-iliskilerinde-yeni-isbirligi-olanaklari-doguruyor-1362/</id>
<published><![CDATA[2025-11-22T12:57:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-22T12:57:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_578FC8-1050D1-AB19DD-CFAD66-D40536-60F741.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Chatzimarkakis, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, küresel zorluklara rağmen sektörde oldukça başarılı hidrojen projeleri geliştirildiğini söyledi.</p><p></p><p>Hidrojen pazarının büyümeyi sürdüreceğini ifade eden Chatzimarkakis, altyapı gelişiminin yavaş ilerlemesi ve sınırlı finansal mekanizmaların geliştirilmesiyle büyümenin hızlanabileceğini aktardı.</p><p></p><p>- Türkiye'de hidrojende avantajlı</p><p></p><p>Chatzimarkakis, Türkiye'nin hidrojen konusunda birçok avantajı bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:</p><p></p><p>"Türkiye'nin hidrojen üretimi için mükemmel yenilenebilir enerji kaynakları, Avrupa ile Orta Doğu arasında stratejik bir dağıtım, taşıma konumu ve son kullanım için güçlü bir sanayi altyapısı var. Türkiye, mevcut gaz boru hatlarına dayanan AB enerji çeşitlendirmesi için önemli bir ortak haline gelebilir."</p><p></p><p>Chatzimarkakis, Türkiye'de hidrojen için iki hedef ve zaman çizelgesi içeren strateji bulunduğunu anlattı.</p><p></p><p>Türkiye ile hidrojen anlamında birçok işbirliği alanı olduğuna dikkati çeken Chatzimarkakis, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Strateji ayrıca sanayi, teknoloji, standart geliştirme ve sertifikasyon, tedarik zincirleri ve ticaret fırsatları gibi alanlarda uluslararası işbirliği ile özellikle Avrupa pazarına fazla yeşil hidrojen veya amonyak ihracatını da öngörüyor. Tam da hidrojen bu kadar güçlü ve geleceğe dönük bir iş birliği alanı sunduğu için, Türkiye ile AB ilişkilerindeki bazı çözülmemiş konuların aşılmasına da yardımcı olabilir. Mevcut siyasi hassasiyetler nedeniyle geride kalmak yerine, her iki taraf da hidrojeni pragmatik bir köprü olarak kullanabilir. Hidrojen, Türkiye-AB ilişkilerinde pragmatik bir köprü olabilir"</p><p></p><p>Hidrojenin, AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerde olumlu bir yeniden başlangıcı hızlandırma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Chatzimarkakis, "Konuya tam bu noktadan başlamalıyız. Türkiye'nin Hindistan-Akdeniz Ekonomik Koridoru gibi girişimlere daha yakından entegre edilmesiyle projeler iyi tasarlanırsa, bu projeler yalnızca somut iklim ve enerji güvenliği faydaları sağlamakla kalmaz, aynı zamanda güven inşa eden yeni alışkanlıklar, ortak planlama ve ortak standartlar yaratır." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>- Hidrojende 110 milyar dolarlık proje taahhüdü</p><p></p><p>Chatzimarkakis, dünya genelinde nihai yatırım kararı alınmış, inşası devam eden veya halihazırda faaliyette olan 500'den fazla hidrojen projesi kapsamında 110 milyar doların üzerinde yatırım taahhüt edildiğini ve bunun geçen yıla göre 35 milyar dolarlık bir artışı ifade ettiğini söyledi.</p><p></p><p>Küresel ölçekte 2020'den bu yana sektörün yıldan yıla ortalama yüzde 50 artışla yatırım büyümesi taahhüt edildiğini vurgulayan Chatzimarkakis, Avrupa'da 2030'a kadar 2,3 milyon ton temiz hidrojen arzı öngörüldüğünü, ulusal düzenlemelerin yavaş uygulanması nedeniyle istenilen hızda ilerleme kaydedilemediğini sözlerine ekledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Balkon bahçeciliğine artan ilgi süs bitkisi satışlarını artırdı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/balkon-bahceciligine-artan-ilgi-sus-bitkisi-satislarini-artirdi-2120/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/balkon-bahceciligine-artan-ilgi-sus-bitkisi-satislarini-artirdi-2120/</id>
<published><![CDATA[2025-11-21T11:33:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-21T11:33:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7D2EE1-D72951-F4B204-3DB2E2-4A8A3D-C75D46.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki bir sera işletmesinin ziraat teknikeri ve süs bitkileri pazarlama sorumlusu Emine Çakan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehirlerde balkon bahçeciliği modasının son yıllarda yükselişte olduğunu, bunun da süs bitkisi türlerinin satışlarının artmasını sağladığını söyledi.</p><p></p><p>Çakan, balkon bahçeciliğine artan ilginin Kovid-19 salgınıyla başladığına ve satışların o zamandan beri artarak devam ettiğine işaret ederek "İnsanlar salgın döneminde evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başladı ve balkonlarında küçük de olsa doğadan bir köşe arayışına geçtiler. Bundan dolayı o dönem bizim de bitki türleri satışlarımız gerçekten çok fahiş şekilde artmıştı. Yüzde 100'ün üzerinde bir artış olmuştu. Yeterli satış elemanlarını teminde bile zorlanıyorduk." diye konuştu.</p><p></p><p>- "Salgınla birlikte bu trend arttı"</p><p></p><p>Kovid-19 salgınında insanların biber-salatalık gibi yenilebilir sebze türlerini balkonlarında bakmaya başladıklarını anlatan Çakan, salgının ardından bunların yerini renkli çiçek ve yeşil aksamlı bitkilere bıraktığını dile getirdi.</p><p></p><p>Çakan, şöyle devam etti:</p><p></p><p>"Sektörde tüm bitkilerin satışlarında genel olarak bir artış oldu ama balkonda kullanılan, herkesin balkonunda rengarenk görmek istediği menekşe gibi süs bitkileri türleri satışında daha fazla bir artış oldu. Daha önceleri balkon ya da teras bitkilerinin o kadar da yoğun satışı yoktu. Bahçesi olan varsa eğer dönemsel olarak bir şeyler ekip biçiyordu. Salgınla birlikte bu trend arttı diyebiliriz. Tabii o zaman da menekşe gibi türler balkonlarda tercih ediliyordu ama bu kadar fazla insanın tercihi salgından sonra doğdu diyebiliriz son 5 senedir."</p><p></p><p>Sosyal medya platformlarındaki bilgilendirici videoların da balkon bahçeciliğinin artmasında etkili olduğunu belirten Çakan, insanların bunları izleyip balkonlarında hangi bitki türlerini nasıl yetiştirecekleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunu, bunun da yine satışları ve sektörü olumlu etkilediğini bildirdi.</p><p></p><p>- "Gerçekten çok fazla bir talep var"</p><p></p><p>Emine Çakan, balkon bahçeciliğine artan ilginin süs bitkileri cirosunu da artırdığını kaydederek "Üreticiler 2 sene önceye kadar sezonda 2 kez aynı bitkilerin üretimini yapıyordu. Ancak şu anda üreticiler sezonda ikinci, üçüncü üretimin yanı sıra dördüncü üretime de başladı. Çünkü talebi yetiştiremiyorlar. Gerçekten fazla bir talep var." dedi.</p><p></p><p>E-Ticaretin sektördeki şirketler tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığına dikkati çeken Çakan, "İnternet üzerinden yapılan talepler de satışları artırdı. Taleplerin artması istihdam artışına neden oldu ama sektörümüzde bir işçi sıkıntısı yaşıyoruz. Alttan eleman yetişmiyor çünkü toprakla uğraşmanın insanları biraz yorduğu düşünülüyor. Aslında zevkli yanlarımız da çok var. Bunun farkına varılsa kimse dışarıda iş aramak durumunda kalmayacak çünkü bizim sektörde gerçekten işçi açığı çok yüksek." diye konuştu.</p><p></p><p>Çakan, küçük üreticiler ve yerel fidanlık işletmelerinin balkon bahçeciliğine artan ilgiden dolayı çok mutlu olduğunu ifade ederek bu ilginin gelecek zaman diliminde daha da artacağını, insanların park, bahçe arayışına geçmek yerine evlerinin balkonlarında kendilerine bir "doğa köşesi" oluşturma düşüncesine geçtiğini dile getirdi.</p><p></p><p>Balkonlarında bitki ve çiçek yetiştirmek isteyen vatandaşlara önerilerde bulunan Çakan, kısa sürede bitki büyütmek isteyenlerin taflan, pitos, yasemini, sarmaşık türlerinden ise hederayı tercih edebileceğini, uzun süreçte bitki büyütmek isteyenlerin ise ağaç türlerine yönelebileceklerini söyledi.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">"COP30'da önemli kararların alınmasını bekliyoruz"</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30da-onemli-kararlarin-alinmasini-bekliyoruz-1641/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30da-onemli-kararlarin-alinmasini-bekliyoruz-1641/</id>
<published><![CDATA[2025-11-21T11:30:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-21T11:30:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A446AB-6F028A-CDF0AF-15398F-CC53C2-2F11B6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Babayev, COP30 kapsamında AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, konferansta tarafların kararları hazırlaması ve genel kurul toplantısında onaylanması için ciddi çalışmalar yürüttüklerini söyledi.</p><p></p><p>Sürecin kolay yürümediğine işaret eden Babayev, "COP30'da sıcak müzakereler devam ediyor. Uyum, adaptasyon, ulusal katkı, küresel durum değerlendirmesi ve cinsiyet konularında önemli kararların kabul edilmesi bekleniyor. Müzakerelerde mutabakat sağlanırsa bu Brezilya için büyük başarı olur." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Babayev, süreç hakkında şu değerlendirmede bulundu:</p><p></p><p>"Ülkeler bazı konularda uzlaşıyor, bazı konularda uzlaşmıyor. Sıcak müzakereler devam ediyor. Brezilya takımı iyi mücadele ediyor. Bu süreci doğru yürütmek ve iyi sonuçlar elde etmek için çok iyi çalışıyorlar. Azerbaycan, Norveç tarafıyla birlikte küresel durum değerlendirmesi konularında müzakereci olarak seçildi. Takımlarımız başarılı sonuç elde etmek için çalışıyor."</p><p></p><p>- COP30'da umutlu tablo</p><p></p><p>Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele için bir araya geldiği küresel zirvenin 30. toplantısında, hükümetler, bilim insanları, sivil toplum ve özel sektör temsilcileri emisyon azaltımı, uyum politikaları, iklim finansmanı, ulusal katkı, küresel durum değerlendirmesi, cinsiyet, küresel karbon piyasaları, kayıp ve zarar mekanizmaları, adil geçiş, yerel katkı ve uluslararası işbirliği gibi konuları yaklaşık 2 haftadır müzakere ediyor.</p><p></p><p>COP30'da özellikle 1,5 derecelik hedefi canlı tutmak için iklim eylemini hızlandırma konusunda güçlü bir algı oluşturuldu. Ayrıca, Ulusal Katkı Beyanı ve uyum ile azaltımı desteklemek için finansmanın nasıl sağlanacağına yeniden odaklanıldı.</p><p></p><p>Süreç boyunca, 80'den fazla ülke, COP28 taahhüdüne dayanarak fosil yakıtların aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik bir "yol haritası" için baskı yaptı.</p><p></p><p>Ayrıca, COP30'da sadece teknik iklim konuları değil, cinsiyet eşitliği, toplumsal adalet ve cinsiyete duyarlı iklim eylemi de gündemin merkezi parçalarından biri oldu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gelecek 5-10 yıldaki en büyük risk iklim değişikliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gelecek-5-10-yildaki-en-buyuk-risk-iklim-degisikligi-6935/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gelecek-5-10-yildaki-en-buyuk-risk-iklim-degisikligi-6935/</id>
<published><![CDATA[2025-11-20T11:31:39+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-20T11:31:39+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D01FEB-8CF7AC-36D0C9-56D0E2-783EF4-7A556D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, 2025 Gelecek Riskleri Raporu küresel ölçekte karar vericiler ve bireylerin geleceğe dair risk algılarını ortaya koyuyor. Bu yıl 12'ncisi yayımlanan rapor, 57 ülkeden 3 bin 500'ü aşkın uzman ile 25 binin üzerinde bireyin katılımıyla hazırlandı.</p><p></p><p>Dünyanın karşı karşıya olduğu çoklu krizleri derinlemesine analiz eden ve Türkiye'nin de dahil edildiği raporda, iklim değişikliği, 5-10 yıl içinde karşılaşılacak en büyük risk olarak görülüyor. Bu riski, siber güvenlik tehditleri, jeopolitik istikrarsızlıklar ve yapay zeka kaynaklı endişeler takip etti.</p><p></p><p>"İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı koruma" misyonuyla hareket eden AXA, son 12 yıldır ortaya çıkan tehditleri ve olası etkilerini Gelecek Riskleri Raporu'nda araştırarak daha güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek amacıyla toplu bir düşünce ve eylem çağrısı yapıyor.</p><p></p><p>Sonuçlar, krizlerin artık daha sık ve etkili hale geldiğini, teknoloji, iklim değişikliği ve demografik risklerin ön plana çıktığını gösteriyor. Uzmanların yüzde 95'i ve genel nüfusun yüzde 93'ü krizlerin son yıllarda arttığını düşünürken, uzmanların yüzde 86'sı ve genel nüfusun yüzde 84'ü ise en endişe verici risklerin, tedbirlerle kısmen önlenebileceğini belirtiyor.</p><p></p><p>İklim değişikliği, uzmanların değerlendirmelerine göre son beş yıldır küresel düzeyde en büyük risk olarak ilk sıradaki yerini koruyor. Ancak bu yıl yayımlanan bulgular, diğer risk başlıklarının iklim krizine giderek yaklaştığını gösteriyor.</p><p></p><p>Jeopolitik istikrarsızlık, siber güvenlik tehditleri ve toplumsal gerginlikler, iklim değişikliğiyle arasındaki farkı önemli ölçüde kapatmış durumda. Bu tablo, dünyada birbirini besleyen çoklu krizlerin algılanma biçiminde belirgin bir değişimi ve bu krizlerin yönetiminde bütüncül ve kapsayıcı stratejilere duyulan ihtiyacın arttığını ortaya koyuyor.</p><p></p><p>- Sigorta sektörüne güven yüksek</p><p></p><p>Toplumun gelecekte karşı karşıya kalabileceği risklere karşı hazırlıklı olmasında sigortacılığın üstleneceği rol hem uzmanlar hem de genel kamuoyu nezdinde büyük bir önem taşıyor.</p><p></p><p>AXA 2025 Gelecek Riskleri Raporu'na göre, uzmanların yüzde 89'u, genel katılımcıların yüzde 72'si sigorta sektörünün gelecekteki risklerin etkisini azaltmada kritik bir işlev üstleneceğini düşünüyor. Bu güven, sigorta sektörünü hasar sonrasında devreye giren bir mekanizmanın ötesine taşıyarak risklerin önceden yönetilmesinde ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasında stratejik bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">COP30'da iklim değişikliğine uyum konusunda "küresel hedef" bekleniyor</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30da-iklim-degisikligine-uyum-konusunda-kuresel-hedef-bekleniyor-9542/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30da-iklim-degisikligine-uyum-konusunda-kuresel-hedef-bekleniyor-9542/</id>
<published><![CDATA[2025-11-19T12:07:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-19T12:07:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F3A231-DF6FE5-08BBD4-2B01D1-F71088-E4B5A3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şahin, Brezilya'nın Belem kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında AA muhabirine iklim müzakerelerini, Türkiye'nin iklim hedeflerini ve COP31 adaylığını değerlendirdi.</p><p></p><p>COP30 Başkanlığının iklim müzakerelerinde oldukça "ilerici ve yapıcı" bir tutum sergilediğini kaydeden Şahin, iklim finansmanının harekete geçirilmesi ve fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması konusundaki açıklamalara dikkati çekti.</p><p></p><p>Şahin, küresel ölçekte iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılmasını ve güçlendirilmesini hedefleyen Küresel Uyum Hedefi'nin (GGA) COP30 gündeminde öne çıktığını vurgulayarak, "Bugüne kadar uyum konusunda küresel bir hedef yoktu. Uyum konusu yalnızca ulusal ve bölgesel çalışmalarla sınırlıydı. İlk defa uyum konusunu değerlendirecek 100 gösterge üzerinde tartışmalar yürütülüyor. Anlaşmaya varılırsa, Belem'den gerçekten yeni bir sonuç çıkmış olacak." diye konuştu.</p><p></p><p>- "İklim değişikliğinin etkilerine karşı ek finansman akışı sağlanmalı"</p><p></p><p>GGA'nın kabul edilmesi halinde bağlayıcı olacağını ifade eden Şahin, "Uyum konusunu hep ikinci veya üçüncü sıraya atmak bugüne kadar hataydı. Karayipler'i vuran Melissa Kasırgası ve Filipinler'deki Fung-wong Tayfunu'nu gördük. Jamaika tek bir kasırgayla milli gelirinin üçte birini kaybetti. Bu artık özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin tek başına üstesinden gelebileceği bir mesele değil. Küresel bir çerçevenin olması ve buna ek finansman akışının sağlanması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Şahin, küresel çerçeve olmadan ülkelerin kendi başlarına onarım için daha fazla ticari krediye başvurmak zorunda kaldığını ve bunun onları borç batağına sürüklediğini belirterek, "Özellikle Afrika, ada ülkeleri ve az gelişmiş ülkeler için bu çok kritik." dedi.</p><p></p><p>Türkiye özelinde de uyarıda bulunan Şahin, "Ülkemizin sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınları konusunda uyuma ihtiyacı var. Bu üç konuya yönelik uyum önlemlerini acilen artırmamız gerekiyor. Eğer uluslararası bir çerçeve oluşursa, bu Türkiye için de yol açıcı olabilir." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- COP30'da finansman konusunda beklentiler zayıf</p><p></p><p>Şahin, COP30'da bir diğer önemli konu olan Paris Anlaşması'na taraf ülkelerin sunduğu yeni ulusal katkı beyanlarına (NDC) da değinerek, genel olarak çoğu ülkenin hedeflerinin zayıf olduğunun altını çizdi.</p><p></p><p>İklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalan bu NDC'lerin güncellenmesi konusunun tartışıldığını ancak bir sonuç beklemediğini belirten Şahin, "Mevcut NDC'lerin 2035'e kadar toplam yüzde 12 emisyon azaltımı sağlayacağı hesaplanıyor. Bu da ancak hedeflerin tamamı gerçekleştirilse ki Paris Anlaşması'ndan çekilen ABD'yi hesaba katarsanız daha da düşük çıkacaktır." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Şahin, Türkiye'nin de 2035'e yönelik ikinci ulusal katkı beyanını sunduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Türkiye yeni bir hedef belirledi. Referans senaryonun önceki beyana göre biraz daha iyileştirildiğini görüyoruz. Ancak hala gerçekçi değil. Öngörülen emisyon azaltımı, 2021'e göre yüzde 22'lik artışa denk geliyor. 10 yıl içinde Türkiye'nin emisyonlarını 643 milyon tona çıkarıyor. Böyle bir senaryodan 2053'e kadar net sıfıra inmek için yıllık yüzde 10'un üzerinde azaltım yapılması gerekir ki mümkün değil. Dolayısıyla bu anlamıyla 2053 net sıfır hedefine uyumlu bir NDC değil. Bu nedenle NDC'nin mutlaka 'mutlak azaltım' hedefine dönüştürülmesi gerekiyor. Yani referans yıla göre belirli bir miktarda emisyon azaltımı öngörülmeli."</p><p></p><p>"Mutlak azaltım" hedefinin piyasalar ve sektörler için de sinyal olacağını belirten Şahin, "Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) başlayacak. Ancak böyle bir azaltım hedefi olmazsa karbon fiyatları düşük kalır ve sistem hedefe hizmet etmez. Bu nedenle 'mutlak azaltım' hedefinin ilan edilmesi şart." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Şahin ayrıca, Türkiye'nin 2035'e kadar 120 gigavat yenilenebilir enerji hedefine dikkati çekerek, "Bu üstü örtülü bir şekilde kömürün payının azalması anlamına geliyor. Ancak kömürden çıkış hedefi telaffuz edilmiyor. Bu çelişkinin düzeltilmesi gerekiyor." dedi.</p><p></p><p>Finansman konusunda da beklentilerin zayıf olduğunu aktaran Şahin, "1,3 trilyon dolarlık finansman hedefi için geçen yıl Bakü'den Belem'e Yol Haritası ortaya konulmuştu. Bu konuda en azından bir adım atılması lazım. Geçen yıl belirlenen 300 milyar doların veya uyuma ayrılan payın artırılması lazım. Ancak ABD'nin ticaret savaşlarını, Avrupa Birliği'nin (AB) silahlanma harcamalarını düşünürsek AB'nin bile bunu desteklemesi sürpriz olur. Göreceğiz, henüz net değil." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>- "COP31 adaylığında Avustralya'nın bir kömür devi olduğunu görmezden geliyorlar"</p><p></p><p>Şahin, Türkiye'nin gelecek yıl düzenlenecek COP31'e ev sahipliğine adaylığına ilişkin şöyle konuştu:</p><p></p><p>"Bu sadece mekansal bir ev sahipliği değil. COP başkanlığına aday olmak, iklim müzakerelerine liderlik etmek demek. Bu çok önemli bir sorumluluk. Bunu üstlenmek isteyen bir ülkenin iklim eylemlerinde daha cesur adımlar atması gerekir. Kömürden çıkış niyeti beyan etmek ve azaltım hedefi ortaya koymak tüm ülkeler için iklim politikalarının temeli. Türkiye'nin, güçlü bir liderlik iddiası için kömürden çıkış konusunda da en azından bir niyet belirtmesi ve bir mutlak azaltım hedefi telaffuz etmesi gerekir.</p><p></p><p>Öte yandan, Türkiye'nin rakibi Avustralya kendini iklim şampiyonu gibi göstermeye çalışıyor ama dünyanın en büyük kömür ihracatçısı. 'Türkiye kömür ülkesi, şansı yok' diyenler Avustralya'nın bir kömür devi olduğunu görmezden geliyorlar. Yenilenebilir enerjide çok hızlı ilerleyen, 120 gigavatlık çok yüksek hedefe sahip bir ülke olarak Türkiye, kömürden çıkış niyetini göstererek Avustralya'ya karşı iklim politikası üstünlüğü kurabilir. Lokasyon, lojistik ve organizasyonel tecrübe gibi konularda Türkiye zaten üstün konumda."</p><p></p><p>Şahin, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması durumunda iklim müzakerelerine başkanlık etme konusunda kapasite artırması gerekeceğini de sözlerine ekledi.</p><p></p><p>Türkiye'nin geçmişte COP26'ya da aday olduğunu ancak İngiltere lehine çekildiğini anımsatan Şahin, "Daha önce bir kez adaylığını çekmiş bir ülke olarak Türkiye'nin COP31'e adaylığını açıkladıktan sonra Avustralya'nın ortaya çıkması ve Avrupa'nın Türkiye'nin bir kez daha adaylığını geri çekmesini istemesi diplomatik olarak yanlış." ifadelerini kullandı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Metan emisyonlarında düşüş 2030 hedefinin gerisinde</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/metan-emisyonlarinda-dusus-2030-hedefinin-gerisinde-5987/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/metan-emisyonlarinda-dusus-2030-hedefinin-gerisinde-5987/</id>
<published><![CDATA[2025-11-18T08:37:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-18T08:37:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D47411-43DA9F-5A3B74-ED2EE0-E97EA2-408187.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Brezilya'nın Belem kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında, İklim ve Temiz Hava Koalisyonu ile hazırladığı Küresel Metan Durum Raporu'nu açıkladı.</p><p></p><p>Rapor, mevcut küresel ısınmanın neredeyse üçte birinden sorumlu olan metan emisyonlarının azaltılmasına yönelik çabalardaki ilerleme ve boşlukları kapsayan bir değerlendirme sunuyor.</p><p></p><p>Buna göre, dünya çapında metan emisyonlarındaki artış sürüyor ancak 2030'a kadar metan emisyonlarının ulusal politikalar, sektörel düzenlemeler ve piyasadaki değişimlerle önceki tahminlere göre daha düşük seyredeceği öngörülüyor.</p><p></p><p>Avrupa ve Kuzey Amerika'daki yeni atık düzenlemeleri ve 2020-2024 döneminde doğal gaz piyasalarında görülen yavaş büyüme, metan emisyonlarına yönelik projeksiyonları düşürdü.</p><p></p><p>- Tarihteki en büyük ve sürdürülebilir metan düşüşü görülebilir</p><p></p><p>Ülkelerin bu yıl ortasına kadar BM'ye sunduğu ulusal katkı beyanları ve ulusal Metan Eylem Planları, metan emisyonlarının 2030'a kadar 2020 seviyelerinin yüzde 8 altına inebileceğini gösteriyor. Bu planların tam olarak uygulanması, tarihteki en büyük ve sürdürülebilir metan emisyonu düşüşünü sağlayabilir.</p><p></p><p>Öte yandan, ülkelerin 2021'de COP26'da anlaşmaya vardığı Küresel Metan Taahhüdünde metan emisyonlarını 2030'a kadar 2020 seviyesine göre yüzde 30 azaltma hedefine ulaşabilmek için kanıtlanmış ve mevcut kontrol önlemlerinin tam ölçekli şekilde uygulanması gerekiyor.</p><p></p><p>UNEP'e göre, küresel metan azaltım potansiyelinin yüzde 72'si G20 başta olmak üzere büyük ekonomilerde bulunuyor. Tarım, atık ve fosil yakıt sektörlerindeki azaltım çalışmalarıyla bu ülkelerdeki emisyonların 2030'a kadar 2020 seviyelerine göre yüzde 36 düşebileceği hesaplanıyor.</p><p></p><p>Ölçüm, raporlama ve finansman alanında daha güçlü sistemlerin metan emisyonu düşüşündeki ilerlemenin izlenmesi, büyük metan kaynaklarının hedeflenmesi ve yatırım açığının kapanması için hayati önem taşıyor.</p><p></p><p>- Metan emisyonunu düşürmeye yönelik çözümler "ölçeklendirilmeli"</p><p></p><p>Kanada Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı ve Küresel Metan Taahhüdü Eş Başkanı Julie Dabrusin, raporun bulgularına ilişkin değerlendirmesinde, "Yalnızca dört yılda ilerleme sağladık ancak daha hızlı ve derin metan azaltımları için bu ilerleme sürmeli. Küresel Metan Taahhüdüne katılan tüm ülkelerin, bu ivmeyi sürdürmek ve hedefleri gezegen için somut faydalara dönüştürmek üzere yakın işbirliği içinde çalışması büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Avrupa Birliği Komisyonunun Enerji ve Konuttan Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, Küresel Metan Taahhüdünün "iddiayı somut ilerlemeye" dönüştürdüğünü ancak metan emisyonlarını azaltmaya yönelik çözümlerin hızla ölçeklendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p></p><p>UNEP İcra Direktörü Inger Andersen ise metan emisyonlarını azaltmanın iklim krizini yavaşlatmak ve insan sağlığını korumak için atılabilecek en hızlı ve etkili adımlardan biri olduğuna dikkati çekerek, "Metanın azaltılması aynı zamanda ürün kayıplarını da düşürerek tarımsal verimlilik ve gıda güvenliği için kritik faydalar sağlıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p></p><p>Metan emisyonları, Sanayi Devrimi'nden beri görülen yaklaşık 1,3 derecelik küresel sıcaklık artışının neredeyse üçte birinden sorumlu ve enerji sektörü, insan faaliyetlerinden kaynaklanan metan emisyonlarının ikinci en büyük kaynağı konumunda bulunuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">COP30'a enerji dönüşümü ve sürdürülebilirlik gündemiyle katıldı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30a-enerji-donusumu-ve-surdurulebilirlik-gundemiyle-katildi-3364/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cop30a-enerji-donusumu-ve-surdurulebilirlik-gundemiyle-katildi-3364/</id>
<published><![CDATA[2025-11-17T11:11:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-17T11:11:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8C0B8A-6B459F-E92E01-A6909A-E17160-638EFD.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Schneider Electric, yerel ekonomik dayanıklılığı artırmayı, adil ve kapsayıcı bir geçişi teşvik etmeyi amaçlayan, enerji ve endüstriyel dönüşüme yönelik pratik gündem etrafında işletmeleri, hükümetleri ve sivil toplumu seferber ederek etkinliğe katılıyor.</p><p></p><p>Schneider Electric Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü (SRI) ile Brezilya Kalkınma, Sanayi, Ticaret ve Hizmetler Bakanlığı (MDIC) işbirliğiyle hazırlanan "Sürdürülebilir Dönüşüm için Talep Taraflı Stratejiler" raporu, Brezilya'nın küresel endüstriyel dönüşüme liderlik etme potansiyelini öne çıkarıyor. Araştırma, ülkenin temiz ve çeşitlendirilmiş enerji karması, yeşil hidrojen potansiyeli ve zengin doğal kaynakları gibi stratejik avantajlarını inceleyerek, endüstriyel karbonsuzlaşmaya yönelik somut ve yenilikçi çözümler sunuyor.</p><p></p><p>Çalışma üç aşamalı olarak yapılandırılırken, ilk aşama, talep odaklı karbonsuzlaştırmaya yönelik 2050'ye kadar olan ileriye dönük senaryoları sunuyor. Sonraki aşamalar COP30 boyunca açıklanacak. Bu aşamalar, endüstriyel politikalar, elektrifikasyon ve verimlilik stratejileri hakkında önerilerin yanı sıra Brezilya endüstrisinde karbon nötrlüğe ulaşmak için ayrıntılı senaryolar sunacak. Bu girişim, inovasyon, rekabetçilik ve çevresel sorumluluğu birleştirmenin önemini pekiştirerek Brezilya'yı düşük karbonlu kalkınma için bir model olarak konumlandırmayı amaçlıyor.</p><p></p><p>Schneider Electric ve danışmanlık firması Systemiq tarafından yapılan analiz, 2030'a kadar 760 bine varan yeni biyoenerji istihdamı yaratılacağını ve Brezilya'nın yenilenebilir yakıtlar konusunda küresel bir lider olarak konumlanacağını öngörüyor.</p><p></p><p>"Brezilya'nın İş Gücünü Fosilsiz Bir Ekonomi İçin Şekillendirmek" başlıklı rapor, otomasyon, elektrifikasyon ve karbon izlenebilirliği konularında 450 bin yeni profesyonelin eğitilmesi ve yeniden vasıflandırılması ihtiyacını vurgulayarak, teknik eğitimi, şirketler ve hükümet arasında veri entegrasyonunu ve yapısal eğitim reformlarını birleştiren üç aşamalı bir eylem planı öneriyor.</p><p></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Sürdürülebilirlik Direktörü (CSO) Esther Finidori, Paris Anlaşması'ndan 10 yıl sonra COP30'un, küresel iklim eylemi gündemi için bir dönüm noktasını temsil ettiğini belirtti.</p><p></p><p>Finidori, artık taahhütlerden ilerlemeye geçmek için araçlara, azme ve küresel zorunluluğa sahip olduklarını vurgulayarak, "Elektrifikasyon dijital zeka ile buluştuğunda ve inovasyon kapsayıcılıkla birleştiğinde, daha hızlı, daha adil ve daha dayanıklı bir geçişin kapısını aralıyoruz. Brezilya’nın bu süreçteki liderliği, iş dünyası, hükümet ve toplulukların güçlerini birleştirmesi için benzersiz bir fırsat yaratıyor. İklim sorunu küreseldir ve izlenmesi gereken yol kolektif olmalıdır." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>Schneider Electric Güney Amerika Başkanı ve Sürdürülebilir İş Dünyası COP30 (SB COP) Girişimi Yeşil İşler ve Beceriler Çalışma Grubu Başkanı Rafael Segrera da, ilerleme ve sürdürülebilirliğin birbirine zıt yollar olmadığına dikkati çekti.</p><p></p><p>Segrera, ilerleme ve sürdürülebilirliğin, yan yana ilerlemesi gereken güçler olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Schneider Electric olarak, elektrifikasyon ve dijitalleşme kombinasyonunun, hedeflerin gerçek etkiye dönüşmesini mümkün kılan, karbonsuzlaşmayı ve kalkınmayı hızlandıran şey olduğuna inanıyoruz. COP30'un müzakerelerin ötesine geçerek, özel sektörün taahhütleri somut ilerlemeye nasıl dönüştürebileceğini gösteren stratejik bir platform olarak kendini kanıtlamasını umuyoruz."</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">KUDAKA'nın desteğiyle işletmeler atıklarını ekonomiye kazandıracak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kudakanin-destegiyle-isletmeler-atiklarini-ekonomiye-kazandiracak-2977/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kudakanin-destegiyle-isletmeler-atiklarini-ekonomiye-kazandiracak-2977/</id>
<published><![CDATA[2025-11-14T17:15:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-14T17:15:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8086FC-D2AD26-7E937E-8EE528-25E288-C39FC2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, KUDAKA tarafından yürütülen "SoGreen Hızlandırıcı Hibe Desteği Programı" kapsamında, 20 yeşil dönüşüm projesine, 30 milyon lira destek sağlanacak.</p><p></p><p>Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde faaliyet gösteren mikro ve küçük işletmeler, kooperatifler ve üretici birliklerinin yeşil dönüşüm faaliyetlerini desteklemeyi amaçlayan hibelerle, 100 kişinin istihdam edilmesi hedefleniyor.</p><p></p><p>Verilen desteklerle, bölgedeki işletmelerin hem atıkları azaltılacak hem de ekonomiye kazandırılacak.</p><p></p><p>- "Doğal kaynaklarımızı daha etkin ve verimli bir şekilde kullanıyoruz"</p><p></p><p>KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, AA muhabirine, ajans olarak bölgede yeşil dönüşümün öneminin farkında olduklarını ve bu alanda çalışmalar yaptıklarını söyledi.</p><p></p><p>Çevreyi korumanın öneminden bahseden Güven, "Yeşil dönüşümün bir taraftan atıkların azaltılarak çevrenin korunmasına hizmet ederken, diğer taraftan enerji verimliliği, ham maddede verimliliği sağlanarak hem rekabet gücünü artırıyoruz hem de sahip olduğumuz doğal kaynaklarımızı daha etkin ve verimli bir şekilde kullanıyoruz." dedi.</p><p></p><p>Desteklerin önemine değinen Güven, şöyle konuştu:</p><p></p><p>"Özel sektörde faaliyet gösteren işletmelerin hem enerji verimliliğini sağlayabilmeleri hem atık yönetimini etkin bir şekilde yapabilmeleri hem atığı daha azaltabilmeleri veyahut da geri dönüştürebilmeleri için çeşitli hibeler, faizsiz kredi destekleri uyguluyoruz. Yakın zamanda bölgemizden 20 adet işletmeye yeşil dönüşümle ilgili hibe kararı çıktı. Toplamda 30 milyon lira hibe verilecek. Toplam yatırım tutarı yaklaşık 43 milyon liraya ulaşacak. Bu projeler kapsamında da yaklaşık 100'e yakın insanımız istihdam edilecek. Biz yakın zamanda yine özel sektörün bu alanda gelişimini sağlayabilmesi için faizsiz kredi desteğini kullanacağız."</p><p></p><p>- "İşletmelerimiz yeşil dönüşüme önem vermek zorunda"</p><p></p><p>İşletmelerdeki atık yönetiminin maliyetler açısından da büyük değişkenlikler gösterdiğini kaydeden Güven, "İşletmelerimiz piyasadaki varlıklarını devam ettirebilmeleri için yeşil dönüşüme önem vermek zorunda. Aksi takdirde rakipleriyle mücadele edebilmeleri, başa çıkabilmeleri mümkün olmayacaktır. " ifadesini kullandı.</p><p></p><p>Güven, yeşil dönüşümün hem çevrenin korunması hem de işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmesi için çok önemli olduğunu söyleyen Güven, kalkınmada çevresel kaynakların kullanımı ve korunmasının da önemine işaret etti.</p><p></p><p>Kalkınmanın ekonomik gelişim ve sosyal olarak iki boyutta olması gerektiğini belirten Güven, "Biz yeşil dönüşümü yaparken bir taraftan ekonomik gelişimi teşvik ediyoruz ama diğer taraftan sahip olduğumuz akarsuların, toprağımızın, havamızın korunması, gelecek nesillere daha temiz, daha yaşanabilir çevre bırakmak için bu çabaları gösteriyoruz. Yeşil dönüşüm bu ikisini bir arada kapsıyor." diye konuştu.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eti Bakır'dan ağaçlandırma seferberliği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/eti-bakirdan-agaclandirma-seferberligi-4559/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/eti-bakirdan-agaclandirma-seferberligi-4559/</id>
<published><![CDATA[2025-11-14T10:45:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-14T10:45:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E6C297-DC759A-972967-2EF30D-BD34F2-53E3B2.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sürdürülebilir madenciliği yalnızca üretim sürecine değil, çevresel ve toplumsal etkiye yönelik tüm faaliyetlerine yayan Eti Bakır; Samsun, Adıyaman, Cerattepe, Halıköy, Küre, Mazıdağı, Murgul ve Siirt’teki işletmelerinde 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında fidan dikim programları düzenledi. Çalışanların ve yerel paydaşların katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerde toplam 41 bin fidan toprakla buluşturularak şirketin yıl boyunca sürdürdüğü ağaçlandırma çalışmalarına yeni bir halka daha eklendi.</p><p>Eti Bakır, geçtiğimiz günlerde yayımladığı ilk sürdürülebilirlik raporunda bugüne kadar gerçekleştirdiği toplam 2,3 milyon fidan dikimini resmi olarak paylaşmıştı. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında gerçekleştirilen yeni dikimlerle bu sayı artmaya devam ederken, şirket yalnızca bugüne yönelik uygulamalarıyla değil, gelecek taahhütleriyle de dikkat çekiyor. Eti Bakır, Orman Genel Müdürlüğü ile Ekim ayında imzaladığı protokol çerçevesinde önümüzdeki dört yıl boyunca dört farklı bölgede toplam 1 milyon fidan dikme sözü vererek ağaçlandırma çalışmalarını kurumsal bir program haline getirdi.</p><p>Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, Eti Bakır’ın uzun vadeli bir değer stratejisiyle Türkiye’ye ve doğaya olan desteklerini sürdüreceklerini belirterek, “Madencilik faaliyetlerimizi yürütürken, yaşadığımız coğrafyanın bize sunduğu kaynakları sorumluluk bilinciyle ve sürdürülebilir şekilde kullanmak temel ilkemiz. Bu doğrultuda bugüne kadar çevresel yatırımlara, rehabilitasyon çalışmalarına ve ağaçlandırma projelerine önemli bir kaynak ayırdık. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü, bizim için yalnızca sembolik bir gün değil; Cumhurbaşkanlığımız tarafından başlatılan ‘Geleceğe Nefes – Yeşil Vatan Seferberliği’ne sahada verilen somut desteğin göstergesi. 8 tesisimizde düzenlediğimiz dikim programlarıyla binlerce fidanı toprakla buluşturduk. Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü ile imzaladığımız protokol kapsamında önümüzdeki dört yıl boyunca dört farklı bölgede toplam 1 milyon fidan dikme taahhüdü üstlenmiş durumdayız. Kaynakları sorumlu şekilde kullanırken, ekosistemi güçlendirmeyi işimizin ayrılmaz bir parçası kabul ediyoruz.” dedi.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Türkiye, 10 yılda yüzde 35 emisyon azaltımı sağlayabilir</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-10-yilda-yuzde-35-emisyon-azaltimi-saglayabilir-3310/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/turkiye-10-yilda-yuzde-35-emisyon-azaltimi-saglayabilir-3310/</id>
<published><![CDATA[2025-11-14T07:12:45+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-14T07:12:45+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7AF68B-1DB7EF-25D2C0-7096A9-948E58-164BEA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İPM, Brezilya'nın Belem kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında, "Bugünden 2053'e: Türkiye Net Sıfır Emisyona Nasıl Ulaşabilir?" başlıklı basın toplantısı düzenledi.</p><p></p><p>Toplantıda, İPM tarafından hazırlanan "Türkiye'nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2053'te Net Sıfıra Doğru" başlıklı, "referans" ve "net sıfır" olmak üzere iki senaryonun çalışıldığı raporun detayları paylaşıldı.</p><p></p><p>Buna göre, Türkiye ekonomisinin mevcut politikalarla devam etmesi halinde enerji talebi ve sera gazı emisyonlarının nasıl şekilleneceğini gösteren referans senaryoda, emisyonların 2035 yılında 655 milyon tona çıkacağı hesaplanıyor. Ekonomide gerekli politika müdahalelerinin uygulanması durumunda enerji talebi ve emisyonların nasıl evrileceğini ortaya koyan "net sıfır" senaryosunda ise yaklaşık 370 milyon tona düşüş öngörülüyor.</p><p></p><p>Bu, emisyonların 573,8 milyon ton ile zirve noktaya ulaştığı değerlendirilen 2021 seviyesine göre yaklaşık yüzde 35 azalma anlamına geliyor.</p><p></p><p>Rapor ayrıca, net sıfırın hedeflendiği 2053 yılında emisyonların 223 milyon ton seviyesine gerileyeceğini ve 2021 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 61 azaltılabileceğini ortaya koyuyor.</p><p></p><p>- "Net sıfır hedefinde en önemli rol elektrik sektörünün"</p><p></p><p>Sabancı Üniversitesi İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, konuşmasında, Türkiye'nin net sıfır hedefinde en önemli rolü elektrik sektörünün oynadığını söyledi.</p><p></p><p>Şahin, çalışılan senaryoya göre, 2035'te elektrik üretiminin neredeyse yarısının güneş ve rüzgar enerjisinden geleceğini belirterek, "2053'te bu pay yüzde 70'in üzerine çıkıyor. Fosil olmayan kaynakların toplam payı yüzde 90'ı aşıyor. En etkili iki müdahale elektrifikasyon ve teknolojik dönüşüm. Bu da özellikle yenilenebilir enerji teknolojilerinin yaygınlaşmasını içeriyor." bilgisini paylaştı.</p><p></p><p>Rapordaki ana kısıtın karbon bütçesi olduğuna dikkati çeken Şahin, "net sıfır" senaryosunda her ne kadar karbon bütçesi açısından 1,5 derece hedefi için ayrılan payın içinde kalınamasa da 1,7 derece bütçesinin altında kalınabildiğini dile getirdi.</p><p></p><p>Şahin, bu dönüşümün maliyetine ilişkin de "Sadece elektrik sektörü için 2035'e kadar yıllık yatırım ihtiyacı yaklaşık 8 milyar dolar. Ulaşım sektöründe ise ithal yakıt tüketimi azaldığı için net maliyet negatif, yani ekonomik kazanç sağlanıyor." diye konuştu.</p><p></p><p>"Referans" senaryoda emisyonların 2035'te yüzde 12 artacağını vurgulayan Şahin, "Net sıfır senaryosunda, 2021'deki zirve seviyesine kıyasla yüzde 35 oranında önemli bir emisyon azaltımı sağlanabiliyor. Bu büyük ölçüde 2036'ya kadar kömürden çıkış sayesinde mümkün oluyor. Kömürden çıkış için 2035'e kadar her yıl 10 gigavat güneş ve rüzgar enerjisi ve 9 gigavat batarya kapasitesi kurulması gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p><p></p><p>- "Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması sivil toplum etkisi için büyük imkan"</p><p></p><p>Şahin, Türkiye'nin gelecek yıl düzenlenecek COP31'e ev sahipliği adaylığına ilişkin de şunları kaydetti:</p><p></p><p>"Türkiye'nin iklim politikasında liderlik rolü üstlenebilmesi için özellikle büyük ve büyüyen bir ekonomi olarak iddiasını artırması gerekiyor. Ancak bu noktada diğer aday olan Avustralya ile karşılaştırıldığında başka sorular ortaya çıkıyor. Her ne kadar Türkiye'yi kömürden çıkış ve daha iddialı politikalar talebiyle eleştirsek de Avustralya dünyanın en büyük kömür ihracatçılarından. Bu yüzden sadece Pasifik ülkeleriyle ilişki üzerinden COP31'e ev sahipliği yapma hakkı kazanmak pek meşru görünmüyor. Bu anlamda oldukça objektif olmaya çalışıyorum. Ancak diplomatik açıdan da Türkiye'nin 2021'de COP26 için aday olduğunu ve daha sonra İngiltere lehine adaylıktan çekildiğini biliyoruz. Şimdi de iklim diplomasisi açısından Avustralya lehine bir kez daha adaylıktan çekilmesinin istenmesinin adil olduğunu düşünmüyorum. Eğer ev sahipliği yalnızca iklim politikasıyla ilgiliyse, Avustralya'nın da kazanan taraf olduğu söylenemez. Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması, ülkenin daha iddialı bir iklim politikası benimsemesi için fırsat yaratır. Ayrıca sivil toplum ve iklim hareketinin etkisini artırması için de büyük bir imkan olur."</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>