<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/modules/blog/atom.php?cid=33" rel="self" type="application/rss+xml" />
<id>tag:gazetebirlik.com,2015:cid-33</id>
<title type="text">Analiz Gazetesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/" />
<generator>Analiz Gazetesi</generator>
<updated>2026-05-06T02:17:59+03:00</updated>
<entry>
<title type="text">talyan Ulusal Sineması</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/talyan-ulusal-sinemasi-4928/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/talyan-ulusal-sinemasi-4928/</id>
<published><![CDATA[2026-05-06T02:17:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-06T02:17:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_48C15D-90CB57-99C65A-FC7397-084A21-148C47.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VBKY’nin sanat kitaplığı, Pierre Sorlin imzasını taşıyan “İtalyan Ulusal Sineması” ile genişlemeye devam ediyor. Sorlin’in bu değerli çalışması, sunduğu derinlikli sosyolojik perspektifle “Sanat Sineması” ile “Popüler Sinema” arasındaki gerilimi çok katmanlı bir biçimde inceliyor. Sinemayı yalnızca estetik bir ifade alanı olarak değil, aynı zamanda toplumsal yapılarla sürekli etkileşim hâlinde olan bir kültürel üretim biçimi olarak ele alan kitap, bu iki yaklaşım arasındaki sınırların nasıl çizildiğini ve zaman içinde nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor. Sinemanın ulusal kimliğin oluşumundaki belirleyici rolünü merkeze alan eser, İtalyan ulusal sineması üzerinden modern İtalya’nın geçirdiği kültürel ve toplumsal dönüşümü tarihsel bir bağlam içinde değerlendiriyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca İtalya’ya odaklanmakla kalmayıp benzer süreçlerden geçen diğer ulusal sinemalar için de karşılaştırmalı bir okuma imkânı sunuyor. Özellikle Türk sinemasının geçirdiği dönüşümleri ve kendi iç çelişkilerini anlamlandırmak isteyen okurlar için önemli bir düşünsel çerçeve ve tarihsel perspektif sağlıyor. Ayrıca kitapta, İtalyan sinemasına ilişkin kapsamlı bir filmografinin yanı sıra zengin bir kaynakçaya da yer verilerek, konuyla ilgilenen araştırmacılar ve sinema meraklıları için başvurulabilecek nitelikli bir referans kaynağı oluşturuluyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Charlie Chaplin'den Tape Face'e Yaratıcı Drama</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/charlie-chaplinden-tape-facee-yaratici-drama-3314/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/charlie-chaplinden-tape-facee-yaratici-drama-3314/</id>
<published><![CDATA[2026-05-05T02:41:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-05T02:41:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F814A0-857641-BB76B4-6EB6EF-CD18F8-7D83DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yazar ve yaratıcı drama eğitmeni Ufuk Fikret Ozan, üretim sürecini tek bir alana sıkıştırmak yerine yazı, sahne ve eğitim deneyiminin birbirine dokunduğu daha geniş bir kültürel alan olarak görüyor. Ona göre bu alanlar birbirinden bağımsız değildir, aksine sürekli birbirini besleyen, dönüştüren ve genişleten bir yapı içinde ilerliyor.</p><p>Ozan, yazma sürecinin ani bir kararın sonucu değil, yıllar içinde biriken gözlemler, sahne deneyimleri ve insanı anlama çabasının doğal bir devamı olduğunu söylüyor. Özellikle yaratıcı drama alanında yürüttüğü çalışmalar, insanların kendini ifade etme biçimlerine daha yakından bakmasını sağlamış. Bu birikim zamanla yazıya dönüşmüş ve “Charlie Chaplin’den Tape Face’e Yaratıcı Drama” adlı kitap bu zeminde ortaya çıkmış.</p><p>Kitap, okura tek bir doğruya yaslanan kapalı bir anlatı sunmak yerine, düşünmeye açık bir alan bırakmayı amaçlıyor. Ozan’a göre metin, okurla birlikte yeniden kurulan yaşayan bir yapı. Bu nedenle her okuma farklı bir karşılık üretebiliyor. Eserin çeşitli üniversite kütüphanelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığıyla farklı şehirlerdeki halk kütüphanelerinde yer alması da, bu yaklaşımın farklı okur çevrelerinde karşılık bulduğunu gösteriyor.</p><p>Üretim sürecinde gündelik yaşam, insan ilişkileri ve sahne deneyimleri önemli bir yer tutuyor. Ozan, özellikle yaratıcı drama atölyelerinde ortaya çıkan anlık durumların çoğu zaman yazının başlangıç noktası haline geldiğini belirtiyor. Bu nedenle doğaçlamalarla oluşan üretim yalnızca bireysel bir yazma eylemi olarak görülemez, aynı zamanda kolektif deneyimlerden beslenen canlı bir süreçtir.</p><p>Yaratıcı drama onun için yalnızca bir eğitim yöntemi değil, aynı zamanda bir düşünme ve ifade biçimi. Bu alan, bireyin kendini daha görünür kılmasına, başkalarıyla kurduğu ilişkiyi yeniden anlamlandırmasına imkân tanıyor. Oyunculuk, kısa film ve sahne deneyimleri de bu süreci besleyen diğer alanlar arasında yer alıyor.</p><p>Ozan, yazarlık ve sahneyi birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlayan iki alan olarak görüyor. Sahne deneyimi yazıya ritim ve gerçeklik katarken, yazı da sahneye daha düşünsel bir derinlik kazandırıyor.</p><p>Son dönemde hem yazı hem sahne alanında yeni projeler üzerinde çalıştığını söyleyen Ozan, dijital mecraları da üretimin doğal bir uzantısı olarak değerlendiriyor. Podcast içerikleri ve çevrimiçi paylaşımlar, daha geniş bir kitleyle temas kurmasına imkân sağlıyor.</p><p>Türkiye’de sanat üretiminin zorluklara rağmen canlılığını koruduğunu belirten Ozan, özellikle bağımsız üretimlerin bu yapıyı ayakta tutan önemli unsurlar olduğunu ifade ediyor.</p><p>Okurla kurduğu ilişkiyi ise şöyle özetliyor: Ona göre metin, doğrudan bir cevap vermekten çok, insanın kendi sorularını fark etmesine yardımcı olmalı. Bu yüzden önemli olanın hızla tüketilen bir içerik değil, okurla arasında kurulan temas ve düşünme alanı olduğunu vurguluyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ekonominin Şifreleri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-sifreleri--9061/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonominin-sifreleri--9061/</id>
<published><![CDATA[2026-05-03T13:50:52+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-03T13:50:52+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C0420-8372DD-E10B5A-378204-1B0BD3-132E46.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ekonomi, insanlık tarihinin en eski sorularından birine cevap arar: Kısıtlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar nasıl karşılanır? Bu soru, sadece rakamların, tabloların ve istatistiklerin değil, aynı zamanda bireylerin umutlarının, toplumların refahının ve devletlerin kaderlerinin de merkezinde yer alır. Tarih boyunca uygarlıkların yükselişini ve çöküşünü belirleyen en önemli etkenlerden biri ekonomik düzen olmuştur. Dolayısıyla ekonomiyi anlamak, sadece uzmanların değil, her bireyin hayatını doğrudan etkileyen bir ihtiyaçtır.</p><p>Ekonominin Şifreleri adıyla okuyucunun elinde tuttuğu bu kitap, karmaşık gibi görünen ekonomik ilişkileri ve kavramları sade bir dille çözümlemeyi, ekonomik düzenin perde arkasında işleyen mekanizmaları anlaşılır kılmayı hedeflemektedir. Çünkü ekonomi, yalnızca büyük kurumların, merkez bankalarının ya da hükümetlerin yönettiği bir alan değildir; aynı zamanda bireylerin günlük yaşam tercihlerinde, alışveriş alışkanlıklarında, tasarruf kararlarında ve tüketim anlayışlarında da saklıdır. Bu nedenle kitabın adı “ekonominin şifreleri”dir: Zira ekonomiyi doğru anlamak, gizli kodların çözüldüğü bir yolculuğa benzer.</p><p>Bu kitap, okuyucuya ekonomi biliminin temel taşlarını sunarken, aynı zamanda modern dünyanın dinamiklerini de gözler önüne serer. Küreselleşmenin getirdiği firsatlar ve tehditler, teknolojinin üretim ve istihdam üzerindeki etkileri, finansal piyasaların dalgalanmaları, krizlerin nedenleri ve sonuçları, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular; herkesin yaşamında doğrudan karşılık bulan olgular olarak ele alınmaktadır. Amacımız, okuyucunun yalnızca ekonomi kavramlarına aşina olmasını sağlamak değil, aynı zamanda kendi yaşamına ve toplumuna dair daha bilinçli değerlendirmeler yapmasına katkı sunmaktır.</p><p>Ekonomiyi anlamak, geleceği daha iyi kurgulamak için de vazgeçilmezdir. Çünkü her yatırım kararının, her tüketim tercihi ya da her bütçe planlamasının ardında aslında daha büyük bir hikâye vardır. Bu hikâyeyi doğru okuyabilenler, bireysel refahlarını korumakla kalmaz, toplumsal kalkınmaya da katkı sunar. Dolayısıyla Ekonominin Şifreleri, bir akademik ders kitabı olmaktan ziyade, ekonomi ile hayat arasındaki köprüleri kuran bir yol haritası olarak tasarlanmıştır.</p><p>Kitap boyunca kullanılan dilin yalın olmasına özen gösterilmiş, okuyucunun ekonomiyle mesafesini azaltacak örnekler, tarihsel olaylar ve güncel gelişmeler üzerinden konular anlatılmıştır. Ekonomiyi yalnızca teorik bir alan olarak değil, yaşayan, nefes alan ve insan ilişkilerinin merkezinde yer alan bir düzen olarak görmeniz için bu yaklaşımı benimsedik.</p><p>Unutulmamalıdır ki ekonomi, yalnızca paranın ya da malın dolaşımından ibaret değildir; aynı zamanda adaletin, özgürlüğün, firsat eşitliğinin ve toplumsal barışın da şekillenmesinde rol oynar. Bu nedenle Ekonominin Şifreleri, okuyucuyu ekonomik kavramların ötesinde düşünmeye, değerleri ve sonuçlarıyla birlikte ekonomik kararların toplumsal boyutlarını kavramaya davet etmektedir.</p><p>Bu kitabı yazarken hedefimiz, ekonomi biliminin karmaşık koridorlarında yolunu kaybetmiş hissedenlere bir pusula sunmak, merak edenlere sorularının yanıtlarını bulabilecekleri bir rehber hazırlamak, aynı zamanda yeni sorular sorarak düşünmeyi teşvik etmektir. Çünkü doğru sorular sormak, ekonomiyi anlamanın en güçlü anahtarlarından biridir.</p><p>Son olarak, bu kitabın hazırlanmasında destek veren, fikirleriyle katkı sağlayan ve eleştirileriyle gelişimine yardımcı olan tüm dostlara, meslektaşlara ve okuyuculara teşekkür ederim. Ekonomiyi anlamaya yönelik bu yolculuğun, bireysel olduğu kadar toplumsal bir farkındalık yaratacağına inanıyorum.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ekonomide Kriz Yönetimi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-kriz-yonetimi--1967/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ekonomide-kriz-yonetimi--1967/</id>
<published><![CDATA[2026-05-03T13:48:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-03T13:48:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B9C58E-6A90D1-57914E-35F8FD-95EDE7-53297F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ekonomiler, tıpkı insan yaşamı gibi, iniş ve çıkışlarla dolu bir döngüye sahiptir. Büyüme, refah ve istikrar dönemlerini izleyen krizler, her toplum için farklı ölçeklerde yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Ancak krizler sadece yıkım getiren dönemler değildir; aynı zamanda dönüşüm, yenilenme ve yeniden yapılanma fırsatlarını da beraberinde taşır. Ekonomide kriz yönetimi, işte tam da bu noktada devreye girer. Krizlerin doğasını anlamak, etkilerini ölçmek, çözüm yolları geliştirmek ve geleceğe daha güçlü bir şekilde hazırlanmak, bu disiplinin temel amacıdır.</p><p>Bu kitap, ekonomik krizlerin nedenlerini, gelişim süreçlerini ve sonuçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alırken; aynı zamanda kriz yönetiminin stratejik boyutlarına da ışık tutmayı amaçlamaktadır. Tarihin farklı dönemlerinde yaşanan ekonomik krizlerden elde edilen dersler, yalnızca geçmişin hikâyesi değildir; geleceğin ekonomik kararları için de pusula işlevi görmektedir. Özellikle küreselleşme çağında, krizlerin sınır tanımayan yapısı göz önüne alındığında, kriz yönetiminin artık ulusal ekonomilerin değil, tüm dünya ekonomisinin ortak meselesi haline geldiği açıktır.</p><p>Elinizdeki bu çalışma, yalnızca akademik bir inceleme olmanın ötesine geçerek, pratikte uygulanabilir öneriler de sunmayı hedeflemektedir. Çünkü krizleri anlamak tek başına yeterli değildir; onlara karşı hazırlıklı olmak, hızlı ve etkin çözümler geliştirmek, en önemlisi de kriz sonrası yeniden inşa sürecini doğru kurgulamak gerekir. Kriz yönetimi, bir refleks değil; planlı, disiplinli ve çok yönlü bir yaklaşımın ürünüdür.</p><p>Kitapta hem makroekonomik düzeyde devletlerin ve merkez bankalarının uyguladığı politikalar, hem de mikroekonomik düzeyde işletmelerin ve bireylerin kriz dönemlerinde izleyebileceği stratejiler üzerinde durulmuştur. Bu yönüyle çalışma, yalnızca akademisyenlere değil; karar alıcılara, iş insanlarına ve ekonomiyle ilgilenen tüm okurlara hitap etmektedir.</p><p>Krizler, kaçınılmazdır. Fakat onlara hazırlıklı olmak, etkilerini en aza indirmek ve krizleri fırsata dönüştürebilmek, her zaman mümkündür. Bu kitap, tam da bu bilincin yerleşmesine katkıda bulunmayı, krizlere daha geniş bir perspektiften bakabilmeyi ve geleceğin ekonomik düzenini daha sağlam temeller üzerine inşa edebilmek için yol göstermeyi amaçlamaktadır.</p><p>Bu çalışmanın, okuyuculara yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp; aynı zamanda düşünsel bir yolculuk imkânı sunacağına ve ekonomik krizlerin yönetimine dair yeni bakış açıları kazandıracağına inanıyorum.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Apartman ve Site Yönetimi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/apartman-ve-site-yonetimi-5489/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/apartman-ve-site-yonetimi-5489/</id>
<published><![CDATA[2026-05-03T13:46:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-05-03T13:46:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E54644-DF582A-A1A336-C89FAF-D2C1CF-2413EB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Şehirleşmenin hız kazandığı, yaşam alanlarının sürekli değişip dönüştüğü günümüzde apartmanlar ve siteler, artık milyonlarca insanın gündelik hayatını sürdürdüğü ortak yaşam alanları haline gelmiştir. Eskiden, küçük mahallelerde komşuluk ilişkileri üzerinden yürüyen sosyal düzen, bugün daha karmaşık, daha planlı ve yönetimini daha çok gerektiren bir yapıya doğru evrilmiştir.&nbsp;</p><p>Çok katlı apartmanlarda ya da yüzlerce daireden oluşan büyük sitelerde yaşayan insanların, aynı çatı altında huzurlu bir yaşam sürebilmeleri için güçlü bir organizasyona, adil bir yönetime ve ortak kurallara ihtiyaç vardır.</p><p>Apartman ve site yönetimi, ilk bakışta aidat toplanması, temizlik veya güvenlik gibi günlük işlerin yürütülmesi olarak görülse de gerçekte bundan çok daha fazlasını ifade eder. Bu alan; hukukî düzenlemeler, mali planlama, insan ilişkileri, kriz yönetimi, iletişim, şeffaflık ve toplumsal dayanışma gibi birçok boyutu içinde barındırır. Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde belirlenmiş sorumlulukların yanı sıra, komşuluk hukukunu ve ortak yaşam kültürünü de gözeten bir anlayışla yönetim faaliyetlerini sürdürmek gerekir. Çünkü apartman ve site yönetimi sadece teknik ve hukukî bir mesele değil, aynı zamanda sosyal bir olgudur.</p><p>Elinizdeki bu kitap, apartman ve site yönetiminin tüm yönlerini ele alarak yöneticilere, kat maliklerine ve profesyonel yönetim şirketlerine kapsamlı bir rehber sunmayı amaçlamaktadır. Hukukî dayanaklardan başlayarak, yönetim planlarının hazırlanması, bütçe ve aidat düzeni, ortak giderlerin paylaşımı, çalışan personelin idaresi, bakım-onarım süreçleri, güvenlik ve çevre düzenlemeleri gibi konular ayrıntılı şekilde incelenmektedir. Ayrıca, komşuluk ilişkilerinden doğan sorunların çözümü, iletişim yöntemleri, teknolojinin site yönetimine entegrasyonu ve geleceğe dönük öneriler de kitapta önemli bir yer tutmaktadır.</p><p>Bu çalışmanın temel amacı; apartman ve site yaşamında sıkça karşılaşılan problemlere ışık tutmak, çözüm yolları sunmak ve daha sağlıklı bir ortak yaşam kültürünün gelişmesine katkıda bulunmaktır. Zira apartmanlarımız ve sitelerimiz, sadece barınma ihtiyacımızı karşılayan yapılar değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve birlikte yaşama kültürünün de geliştirildiği küçük topluluk alanlarıdır. Burada kazanılan deneyimler ve oluşturulan huzurlu ortam, doğrudan toplumun geneline yansımaktadır.</p><p>Bu kitabın, apartman ve site yönetimi alanında görev üstlenenlere yol göstermesini, komşuluk ilişkilerini güçlendirmesini ve herkes için daha yaşanabilir yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlamasını diliyorum.&nbsp;</p><p>Ortak yaşama kültürünün; sevgi, saygı, adalet ve dayanışma temelinde geliştiği bir gelecek, yalnızca apartmanlarımızı ve sitelerimizi değil, bütün toplumumuzu daha huzurlu kılacaktır.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Pervin Abla</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/pervin-abla-8362/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/pervin-abla-8362/</id>
<published><![CDATA[2026-04-22T13:01:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-22T13:01:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B0DC43-85BF6D-95B62A-70D64B-3A9A9D-1F8D57.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kalamış’ın masal zamanlarının köşk ve bahçelerinde, sokak ve parklarında geçen neşeli çocukluk ve mektep yıllarında Pervin’in Muzaffer’e olan ilgisi, kendisiyle birlikte gizliden gizliye büyür. Pervin genç yetişkin çağında bu ilginin fark edilmesini beklerken, Muzaffer onun okul arkadaşı Nükhet’e ilgi duyar ve böylece Pervin’in daha da alevlenen aşkı, sessizce ve büyük bir fedakârlıkla derinlere gömülür. Bu esnada Birinci Dünya Savaşı başlar ve Muzaffer, Hukuk Mektebi’nden en yakın arkadaşı Nahit Refik’in aksine bir vatansever olarak Çanakkale Cephesi’ne gider. Onu uzaklardan gizlice uğurlayan ise Pervin Abla’dır. Askerliğinin kalan kısmını tamamlamak için İstanbul’a dönen Muzaffer’i artık bambaşka bir hayat ve büyük altüst oluşlar beklemektedir. Mahmut Yesari, 1926’da Yeni Ses gazetesinde tefrika edildikten bir yıl sonra kitaplaştırılan Pervin Abla’da bir aşk anlatısıyla birlikte esasında Çanakkale Savaşı’nı ve türedi harp zenginlerini konu edinir. Çanakkale Cephesi’nde bulunan yazarın hayatından da izler taşıyan romanda, cephe hattı ve savaşın dehşeti çok canlı tasvirlerle anlatılır. Savaş şartlarında İstanbul’da yaşanan yoksulluk ve sefalete karşın Nahit Refik gibi fırsatçı vurguncuların sefih hayatları ile her türlü bireysel ve toplumsal yozlaşma da gözlemci bir üslupla hikâye edilir.</p><p></p><p>Mahmut Yesari (1895-1945) 18. yüzyıldan itibaren sanatçı yetiştiren Yesarizade ailesinin bir ferdi olarak İstanbul’da doğdu. Soyadını büyük dedesi ünlü hattat Yesari (solak) Mehmet Esat Efendi’nin lakabından aldı. Burhan-ı Terakki Mekteb-i İbtidaisi’nden sonra İstanbul Sultanisi’ni (İstanbul Erkek Lisesi) bitirdi. Resme yeteneği dolayısıyla devlet tarafından Avrupa’ya gönderilmek istendi ancak I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (Güzel Sanatlar Akademisi) kaydoldu. Bir süre sonra askere alındı ve yedek subay olarak Çanakkale Cephesi’ne gönderildi. Matbuat dünyasında ilk olarak Gıdık ve Diken dergilerindeki karikatürleriyle görülen Yesari, askerlikten sonra gazetecilik ve yazarlığı meslek edindi. Mütareke yıllarından itibaren çeviri, adapte ve telif olmak üzere kaleme almaya başladığı tiyatro eserleriyle Türk tiyatrosunun gelişmesine büyük katkılar sundu. 1923-24 yıllarında Reşat Nuri Güntekin’le Kelebek adlı edebi mizah dergisini çıkardı. Bu dergide yazıları, hikâyeleri ve ilk romanı Bir Namus Meselesi yayımlandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan yoğun yazı hayatı, 1945 yılında veremden vefat edene kadar aralıksız devam etti. Dönemin pek çok dergi ve gazetesinde hikâye, tefrika roman, tiyatro, fıkra, deneme, eleştiri ve hatıra yazıları yazdı. Erken Cumhuriyet döneminin popüler romancılarından olan Yesari, onlarca yapıt ve yüzlerce hikâyeden oluşan eserlerinde aşk, evlilik, yalnızlık, yoksulluk, yozlaşma ve sosyal adaletsizlik gibi konuları sade bir dil ve realist bir üslupla kaleme almıştır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Matematiksel Felsefeye Giriş</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/matematiksel-felsefeye-giris-9169/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/matematiksel-felsefeye-giris-9169/</id>
<published><![CDATA[2026-04-15T17:47:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-15T17:47:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CB0196-E7DB09-974FB1-19EEF7-958905-C08168.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Matematik çoğu zaman kendi içinde tutarlı ve kesin bir düşünme alanı olarak kabul edilir. Bu kesinliğin hangi varsayımlar üzerine kurulduğu ise çoğu zaman sorgulanmadan kalır. Matematiksel Felsefeye Giriş, bu sessiz zemine odaklanır.</p><p></p><p>Russell sayı, sonsuzluk, bağıntı ve çıkarım gibi temel kavramların mantıksal yapısını açığa çıkararak matematiğin nasıl işlediğini berraklaştırmayı amaçlar. Kitap boyunca matematik ile mantık arasındaki ilişki, düşünmenin sınırlarını belirleyen yapısal bir mesele olarak ele alınır. Bu bakış, matematiksel bilginin doğasına ilişkin soruları soyut teori tartışmalarının ötesine taşır.</p><p></p><p>Hem felsefe hem matematik öğrencilerine seslenen ese</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gazanfer Paşa'nın Bir İkincisi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gazanfer-pasanin-bir-ikincisi-9439/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gazanfer-pasanin-bir-ikincisi-9439/</id>
<published><![CDATA[2026-04-15T17:44:24+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-15T17:44:24+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A2B209-201732-837DEE-255E0F-B7A668-B94A82.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sarayın başhafiyesi Gazanfer Paşa, masasındaki jurnal ve mektuplar arasında üzerinde “hususi” ibaresi yazılı bir zarf bulur. Bu imzasız mektubu yazan kişi, ısrarla görüşmek istemektedir. Gazanfer Paşa, nihayet bir akşamüzeri bu gizemli kişiyle buluşunca adeta kendisini aynada görmüş gibi irkilir. Bu şaşırtıcı benzerliğiyle Ahmet Şevki Efendi, paşaya dublörü olmayı teklif eder. Teklif Gazanfer Paşa’nın da aklına yatar. Gerekli eğitimler verildikten sonra önemsiz görüşmelere ve akraba ziyaretlerine gönderilen Ahmet Şevki Efendi, rolünü o kadar mükemmel oynar ki Gazanfer Paşa’nın eski sevgilisi Meliha Hanım ile halası Saraylı Hanım bile bu durumu fark edemez. Bu esnada Şevki Efendi ile Meliha Hanım arasında aşk belirir. Bunu öğrenen Gazanfer Paşa, dublörünü Nişantaşı’ndaki konağa çağırır. Görüşme esnasında iki el silah patlar ve ertesi sabah gazetelerde “Nişantaşı Cinayeti” başlığıyla bir haber çıkar. Olay polis için aydınlatılması gereken bir cinayetken, dublörlük sırrını bilen tek kişi Doktor Bedri Paşa içinse bir muammadır: Ölen, dostu Gazanfer Paşa mıdır, yoksa dublörü Ahmet Şevki mi?</p><p></p><p>Selim Nüzhet Gerçek, Ahmet Kâmil müstearıyla 1922 yılında İleri gazetesinde tefrika edilen Gazanfer Paşa’nın Bir İkincisi romanında aşk, kıskançlık ve intikam unsurlarıyla bezeli meraklı bir detektiflik hikâyesi anlatır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Romanya Mektupları</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/romanya-mektuplari-843/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/romanya-mektuplari-843/</id>
<published><![CDATA[2026-04-15T17:43:05+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-15T17:43:05+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_755196-D42DD4-3ADA03-437A69-67F77B-1566A4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sırasında kendi sınırları haricindeki Romanya, Galiçya ve Makedonya cepheleri için İttifak Devletleri’ne destek verdi. 1916’nın sonbaharında Osmanlı VI. Kolordusu, Romanya Cephesi’ndeki askeri harekâta katıldı. 6 Aralık 1916’da Bükreş işgal edildi ve Romanya Askeri İdaresi kurularak başına Osman Nizami Paşa getirildi.</p><p></p><p>Tasvir-i Efkâr gazetesinin Aralık 1916’da Romanya Cephesi’ne gönderdiği yazar Ahmet Rasim, Romanya Mektupları’nda Sofya, Varna ve İbrail üzerinden Bükreş’e yaptığı yolculukta uğradığı istasyon ve yerleşim yerlerindeki gözlemlerini, cephe gerisindeki halkın durumunu ve cephe izlenimlerini aktarmaktadır.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sabahattin Ali'nin Ankara'daki izleri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sabahattin-alinin-ankaradaki-izleri-3163/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sabahattin-alinin-ankaradaki-izleri-3163/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T17:28:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T17:28:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1B1A8E-CC347C-3DEE12-1F034F-F6FEE5-8ED2A5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ankara'yı yazacağım. Ankara'yı öyle bir yazacağım ki, pek çok insan burada kendisini bulacak... Yazarlık sanatımın tüm inceliklerini bu kitapta ortaya koyacağım.</p><p>Sabahattin Ali'nin Ankara'daki İzleri, yazarın hayatında önemli bir yer tutan bu kentte yaşadığı evleri, çalıştığı yerleri, ailesiyle ve arkadaşlarıyla gittiği mekanları, gezdiği sokakları; kısaca Sabahattin Ali'nin Ankarası'nı anlatıyor.</p><p>Tolga Aydoğan, Ankara ve Sabahattin Ali konusunda bir ilk olan bu özgün çalışmasıyla; anılar, fotoğraflar, belgeler eşliğinde, okuru dönemin Ankarası'na götürüyor, Sabahattin Ali'nin anılarının sindiği sokaklarda, mekanlarda dolaştırıyor; anıları canlandırarak yazarın yaşamına farklı bir derinlik kazandırıyor.</p><p>Bu kitapla, Sabahattin Ali'nin Ankara'daki yaşantısına dair bazı bilgiler ilk kez gün ışığına çıkarken yazarın bugüne kadar yayımlanmamış iki fotoğrafı da okurla buluşuyor. Kitap, edebiyat tarihine ve Ankara'nın kent belleğine önemli bir katkı sunmanın yanı sıra ileride bu konuda yapılacak çalışmalar için de bir kaynak niteliği taşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Resmi Aşk Taciri Lüks Nermin</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/resmi-ask-taciri-luks-nermin-9942/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/resmi-ask-taciri-luks-nermin-9942/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T17:19:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T17:19:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3D5DFE-1ECBBB-A2FBCC-6CC63C-4F5A90-B99B30.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Krallar bile bazen kral olarak girdikleri yataklarından, ertesi sabah herhangi bir hücrede uyanabilirler.”</p><p>&nbsp;</p><p>1950’li yılların Türkiye’sinde Lüks Nermin adı, kadın ve çocuk bedenleri üzerinden kurulan ve siyasetle, diplomasiyle, devletin en mahrem katlarıyla iç içe geçen karanlık ağların içinden yükseldi. Bu ağlar yalnızca yeraltında işlemiyor; güç sahiplerinin korunduğu, biri gözden çıkarıldığında düzenin kendini temize çıkardığı bir yapının parçası olarak varlığını sürdürüyordu.</p><p>&nbsp;</p><p>Asıl adı Şaziye Topçu. Yoksul bir çocukluktan Beyoğlu’nun en güçlü patroniçeliğine uzanan bir yükseliş ve oradan Sultanahmet Cezaevi’ne varan sert bir düşüş. Onun evi, “mühim adamların”, “hacıağaların” ve viski kadehleri eşliğinde fısıldanan devlet sırlarının dolaştığı bir merkez. Siyah Oda’daki siyah saten çarşaflar ve hayvan postları, iktidarın en çıplak haline tanıklık ediyor. Nermin’in elindeki Kırmızı Defter ise onu hem vazgeçilmez bir sırdaşa hem de tehlikeli bir hedefe dönüştürüyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu kitap, Lüks Nermin’i bir efsane olarak değil, bir dönemin güç haritası içinde okuyor. Bir kadının yükselişi ve çöküşü üzerinden, devlet ile fuhuş arasındaki o karanlık teması görünür kılıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Saltanatın Sonu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/saltanatin-sonu-4124/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/saltanatin-sonu-4124/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T17:16:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T17:16:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_95F861-C032C4-19030F-3F41F4-DAB950-F7EC25.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>600 yıllık Osmanlı Devleti’nin son padişahı Sultan Vahdettin, ülkenin çöküş döneminde, Anadolu’da gelişen Kuvayımilliye Hareketi’ni, kendine karşı bir tehdit olarak algıladı. Saray düzenini ve tahtını kaybetmemek için işgalcilere hizmet eden bir hükümdar olmayı seçti. Anadolu Hareketi, millî ayaklanmayı gerçekleştirip vatanı işgalcilerden temizleyince de ülkeden kaçmak zorunda kaldı. İslam halifesi olarak eski Osmanlı topraklarında kurulan yeni devletlerce de kabul görmedi. Sonunda İtalya’ya sığındı.</p><p></p><p>Turan Akıncı, bu kitabında Osmanlı Devleti’nin çöküşünü ve Sultan Vahdettin’in son yıllarını anlatıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Ertelenen Özgürlükler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ertelenen-ozgurlukler-3479/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ertelenen-ozgurlukler-3479/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T17:14:30+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T17:14:30+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7DD73A-25AF08-EBEE52-D605FC-F4D54B-AFC6D8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünyanın ve tarihin en çetrefilli bölgelerinden biri: Ortadoğu. Bölgenin özgürleşmesine en büyük engelin İslam olduğunu savunanlar kadar, İslam hukuku bölge genelinde yürürlükten kalkmış olduğu için dinin artık politik örüntüleri biçimlendiren güçlü bir etken olamayacağını savunanlar da mevcut.</p><p></p><p>Timur Kuran Ertelenen Özgürlükler’de Ortadoğu’nun bin yılı aşkın bir süre İslam hukukuna göre yönetilmesinin kalıcı politik etkilerini araştırıyor. Yazara göre, İslam hukukuna dayanan kimi tarihsel örüntüler özgürlüklerin genişletilmesini zorlaştırmakta. Ortadoğu’da sivil toplumun süregelen zayıflığı, İslami vakıf kurumunun politik katılıma ket vurmasıyla yakından ilişkili. Her ne kadar İslam’ın temel kaynakları dinden çıkma ve dinî sapkınlık gibi konularda yoruma açıksa da, toleranssız ve baskıcı yaklaşımların egemen olması özgürlükleri erteleyen ana nedenler arasında. Modern ekonominin kurumsal modellerini, devlet dışı ekonomik sektörler yerine devletin, ancak 19. yüzyıldan başlayarak üretmesi ve buna bağlı olarak politik denge-denetim mekanizmalarının kurumsallaşamaması, modernleşme öncesindeki ticari ve finansal kurumların dayandığı hukuksal mirasın sonucu. Bunlara karşın, İslam’ın zengin geçmişi, pek çok alanda liberalleşmenin tohumlarını bünyesinde barındırmakta. Üstelik liberal bir düzenin gerektirdiği belirli önkoşullar da çoktan oluşmuş durumda. Ancak yine de Ortadoğu coğrafyası ve halklarının geleceğine ilişkin tozpembe hayaller kurmak güç.</p><p></p><p>Ertelenen Özgürlükler Timur Kuran’ın aynı coğrafyada İslam hukukunun uzun erimli ekonomik etkilerini sorguladığı Yollar Ayrılırken kitabını bir anlamda tamamlarken Ortadoğu’da kurumsal dönüşümü sınırlayan engellerle birlikte değişim olanaklarını da gözler önüne seriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İnsan Haklarını Kim Öldürdü?</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/insan-haklarini-kim-oldurdu-388/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/insan-haklarini-kim-oldurdu-388/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T17:13:01+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T17:13:01+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_85483F-7C081C-8FE994-124180-9015A5-94D238.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Harun Tepe 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1981-2023 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü ve Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Anabilim Dalında ağırlıklı olarak etik, insan felsefesi, felsefi ekoloji ve insan hakları konularında dersler verdi ve uzun yıllar İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini yürüttü. 2018 yılını insan hakları eleştirileri üzerinde araştırmalar yapmak üzere misafir öğretim üyesi olarak Toronto Üniversitesi, Siyaset Bilimi Bölümü’nde geçirdi. 2023’te emekli olmasından sonra da Hacettepe ve Başkent üniversitelerinde ders vermeyi sürdürmektedir.</p><p></p><p>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Etik Kurulu ve Türkiye Felsefe Kurumu Yönetim Kurulu üyesidir.</p><p></p><p>&nbsp;Baskıya, eşitsizliklere, hak ihlallerine karşı koyarak insan onurunu korumayı amaçlayan insan haklarının, günümüzde sıkça bir başkaldırı söylemi olmaktan çıkıp devletlerin kendi meşruiyetlerini sağlama aracına dönüştüğü iddialarıyla karşılaşılmaktadır. İnsan haklarının sonundan veya devrini tamamladığından, insan haklarının son ütopya olduğundan söz edenlerin çıkış noktası bu iddialardır.</p><p></p><p>Bu kitap insan hakları düşüncesi kadar eski olan insan haklarına yönelik eleştirileri nesnel bir bakışla ele alarak, “tüm insanların onur ve haklar bakımından eşit olduğu” düşüncesi olan insan haklarının ve etik ilkeler olarak insan hakları normlarının neden vazgeçilmez olduğunu anlatma girişimidir. Zira insan haklarının ölümü, haklarından yoksun bırakılanların günümüzdeki sesi olan etiğin de ölümü ya da sonu anlamına gelmektedir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İtaat Etmemek</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/itaat-etmemek-1790/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/itaat-etmemek-1790/</id>
<published><![CDATA[2026-04-10T17:10:08+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-10T17:10:08+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_21AF0E-F4D206-CB7E4B-EE7A17-E06954-498460.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“İtaat etmemek” belki de 21. yüzyılın en çok tartışılan, en çok korkulan, en çok ihtiyaç duyulan eylemlerinden biri. Fransız felsefeci Frédéric Gros bu kitabında ekonomik boyun eğişten toplum sözleşmesine, siyasi kabullenmeden vicdani redde, Diogenes’ten Thoreau’ya, Antigone’den La Boétie’ye, Foucault’dan Arendt’e bireysel ya da toplumsal itaatsizliğin felsefi kökenlerini inceliyor.</p><p></p><p>Yazarın sık sık ele aldığı edebi ve felsefi metinlerle taçlanan bu düşünsel yol alışta, tarihin her aşamasında yer almış itaatsizlik, umudun yanından bir adım bile uzaklaşmıyor. Bu bağlamda “İtaat Etmemek”, gösterişten uzak, yaşanmışlıkların olgunluğunu taşıyan, kısa ama yoğun bir çalışma.</p><p></p><p>“Sorun itaatsizlik değildir, sorun itaattir. Bu söz aklımıza Wilhelm Reich’ın şu cümlesini getirir: ‘Esas soru insanların neden başkaldırdıkları değildir. Neden başkaldırmadıklarıdır.’”</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/profesyonel-yasamda-kisisel-imaj-199/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/profesyonel-yasamda-kisisel-imaj-199/</id>
<published><![CDATA[2026-04-03T15:14:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-03T15:14:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E2BF1E-D786EE-99FA1B-F66A0A-717233-B995FB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Türkiye’de kişisel imaj ve iş etiketi denince ilk akla gelen isim olan Özlem Çakır’ın kaleme aldığı Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj ve Sosyal Yaşam Etiketi, kişilerin iş hayatında başarılı olabilmeleri ve yükselmeleri için mutlaka okunması gereken bir kılavuz. Kitap, kaliteli ve başarılı bir hayat yaşamak, kendini en etkili şekilde taşımak ve sunmak isteyenlere kişisel imajlarını etkili bir şekilde kullanmalarını öğütlüyor ve bunun sihirli formüllerini veriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Mezopotamya – Eskiçağ Sanatı ve Mimarisi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/mezopotamya-eskicag-sanati-ve-mimarisi-7584/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/mezopotamya-eskicag-sanati-ve-mimarisi-7584/</id>
<published><![CDATA[2026-04-03T15:12:07+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-04-03T15:12:07+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2D7B23-111827-41FA89-78F34B-9B7657-4CA2DC.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Zainab Bahrani’nin bu eşsiz çalışması MÖ 8000’den MS 636’da İslam’ın gelişine kadarki dönemde Mezopotamya sanatı ve mimarisinin kapsamlı bir incelemesini sunuyor.</p><p></p><p>Kitap, farklı uygarlıkların –Assur, Akad, Babil vb– sanatsal temsillerinin kökenlerini ve kamusal anıtların ilk ortaya çıkışını ele alırken, bu imge ve anıtların dönemin insanlarınca nasıl görüldüklerini de açıklıyor.</p><p></p><p>414 görsel içeren Mezopotamya ayrıca sanat tarihine özgü kavramları ve teknik terimleri de açıklayan kapsamlı bir sözlük içeriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İhracat ve İthalat Stratejileri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-ve-ithalat-stratejileri-6281/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ihracat-ve-ithalat-stratejileri-6281/</id>
<published><![CDATA[2026-03-08T02:17:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-08T02:17:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AFC22C-C3F5FD-C7DE63-0BA1F3-1A77C4-22F9AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Küresel rekabetin giderek yoğunlaştığı günümüz ekonomisinde dış ticaret, yalnızca mal alım satımı değil; doğru strateji, doğru pazar ve doğru zamanlama meselesi haline gelmiştir. “İhracat ve İthalat Stratejileri” adlı bu kitap, dış ticareti planlı ve sürdürülebilir bir büyüme aracı olarak ele alarak, firmalara yol gösterici bir perspektif sunmaktadır.</p><p>Kitapta; ihracat ve ithalat süreçlerinin temel aşamalarından başlayarak pazar araştırması, hedef ülke seçimi, fiyatlandırma, lojistik ve gümrük uygulamaları gibi kritik başlıklar sade ve anlaşılır bir dille açıklanmaktadır.</p><p>Aynı zamanda döviz kuru riski, dış ticaret finansmanı, ödeme ve teslim şekilleri ile uluslararası sözleşmeler gibi uygulamada sıkça karşılaşılan konular stratejik bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.</p><p>Teorik bilgiyi pratik örneklerle destekleyen eser, özellikle KOBİ’ler, dış ticaret uzmanları, girişimciler ve bu alanda kariyer hedefleyenler için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır. Küresel pazarlarda rekabet gücünü artırmak, riskleri doğru yönetmek ve dış ticarette kalıcı başarı sağlamak isteyen herkes için bu kitap, sağlam bir stratejik rehber sunmaktadır.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Uluslararası Ekonomik İlişkiler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-ekonomik-iliskiler-4174/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/uluslararasi-ekonomik-iliskiler-4174/</id>
<published><![CDATA[2026-03-07T02:16:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-07T02:16:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FE6FB0-3939A3-2F3409-7C4FD3-35BDFF-498F9C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bu kitap, küreselleşmenin hız kazandığı çağımızda uluslararası ekonomik ilişkilerin arka planını, işleyiş mantığını ve güncel dönüşüm dinamiklerini bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Devletler arasındaki ticaret, sermaye hareketleri, finansal entegrasyon ve üretim ağları yalnızca ekonomik göstergelerle değil; siyasal tercihler, kurumsal yapılar ve toplumsal etkilerle birlikte değerlendiriliyor. Uluslararası ticaret teorilerinden döviz kuru rejimlerine, çok uluslu şirketlerin rolünden küresel değer zincirlerine uzanan geniş bir yelpazede, hem teorik altyapı hem de güncel örnekler okuyucuya sunuluyor.</p><p>Kitap, uluslararası ekonomik ilişkilerin neden yalnızca “ekonomi” ile sınırlı olmadığını; güç dengeleri, jeopolitik rekabet ve krizler karşısında nasıl yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor. Küresel finans krizleri, pandemi sonrası tedarik zinciri kırılmaları, bölgesel ticaret anlaşmaları ve korumacılık eğilimleri, analitik bir bakışla ele alınıyor. Öğrenciler, akademisyenler ve politika yapıcılar için hazırlanan bu çalışma, karmaşık küresel ekonomik düzeni sade, anlaşılır ve eleştirel bir dille açıklamayı amaçlıyor. Uluslararası ekonomiyi anlamak isteyen herkes için sağlam bir referans ve güncel bir rehber niteliği taşıyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dijital Çağda Satış ve Pazarlama Yöntemleri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dijital-cagda-satis-ve-pazarlama-yontemleri-9406/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dijital-cagda-satis-ve-pazarlama-yontemleri-9406/</id>
<published><![CDATA[2026-03-06T09:14:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-03-06T09:14:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_938CD9-5BDF51-C55136-30A9B0-D0DA8C-BEAA45.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dijital Çağda Satış ve Pazarlama Yöntemleri, teknolojinin hızla dönüştürdüğü iş dünyasında satış ve pazarlamanın nasıl yeniden tanımlandığını kapsamlı ve anlaşılır bir dille ele alıyor. Geleneksel yöntemlerin dijital araçlarla nasıl bütünleştiğini ortaya koyan bu kitap, veriye dayalı karar alma, müşteri deneyimi yönetimi, dijital kanalların etkin kullanımı ve markalaşmanın yeni dinamikleri üzerine güçlü bir perspektif sunuyor.</p><p>Kitapta; sosyal medya, içerik pazarlaması, e-ticaret, dijital reklamcılık, CRM sistemleri ve yapay zekâ destekli pazarlama uygulamaları gibi güncel başlıklar, gerçek hayattan örnekler ve uygulanabilir stratejilerle birlikte inceleniyor. Müşterinin satın alma yolculuğunun dijital ortamda nasıl şekillendiği, güven ve sadakat oluşturmanın yeni yolları ile ölçümleme ve performans analizinin önemi net bir çerçeve içinde aktarılıyor.</p><p>Hem satış profesyonelleri hem pazarlama yöneticileri hem de girişimciler için yol gösterici bir rehber niteliği taşıyan Dijital Çağda Satış ve Pazarlama Yöntemleri, değişen tüketici davranışlarını doğru okumak, rekabette öne çıkmak ve sürdürülebilir büyüme sağlamak isteyen herkes için değerli bir başvuru kaynağı sunuyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Göğsünün Tam Ortasında</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gogsunun-tam-ortasinda-9727/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gogsunun-tam-ortasinda-9727/</id>
<published><![CDATA[2026-02-21T02:36:14+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-21T02:36:14+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F73E91-9DEF09-EE3208-9A83B0-3C069B-EEA98F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p><b>Deniz ÖZEN BAŞARAN</b></p><p></p><p>Hande Çiğdemoğlu’nun bir çok öyküsünü seslendirdim. Hala da seslendirmeye devam ediyorum. Değişik platformlarda yayınlanıyor. Hiç tanışmadığım ama sözcükleriyle bir çok hayâle daldığım yazar. Hatta bazen aynı karakterleri başka hikayelerde düşlediğimizi farkedince, yanıbaşımda hissettiğim çok oldu. Biraz daha yakından tanımak için ben sordum, o da yanıtladı.</p><p>Bence bu samimi yanıtlar eşliğinde sizlerde mutlaka bir öyküsünü okuyacaksınız. Tavsiye isteyenlere ‘Karpuzcu Cemil’i hemen öneriveririm.&nbsp; Ama gelin önce Hande Çiğdemoğlu’nu biraz daha yakından tanıyalım&hellip;</p><p></p><p>•	Göğsünün Tam Ortasında ismini sormakla başlayayım söyleşime. Öyküler mi ismi çağırdı, yoksa herşey hazırlandıktan sonra mı oluştu? Kitap isimleri konusunda ne düşünüyorsun?</p><p>Merhaba. Öykülerime sesiyle can veren bir dostla söyleşmek harika. Teşekkür ediyorum.&nbsp;</p><p>İlk kitabım Kâğıt Kesiği’nde yer alacak öykülerimi, ismiyle müsemma bir tema çerçevesinde seçmiştim. Bunlar, saklı ama derin yaralarıyla yaşayan insanların hikâyelerini, yaraların aidiyet taşıdığı düşüncesiyle toplumsal alt metinler çerçevesinde kaleme almaya çalıştığım öykülerdi. Yayınlandığı 2022 yılından sonra üretim sürecim hız kesmeden devam etti. Gerek dergiler gerekse kendi çalışmalarım için öykü yazmaya devam ettim. Keza Kağıt Kesiği’nden önceki yıllarda da yazılmış öykülerim vardı. Ama açık söylemem gerekirse ikinci kitap için bu öyküleri derlemeyi düşünmedim. Yeni kitabımda Süvari isimli bir novella var biliyorsunuz. Aslında amacım onu genişleterek tek parça halinde yayımlamaktı. Ama Süvari’nin temasını taşıyan ve okurla buluşmasını istediğim o kadar öyküm vardı ki onları Süvari ile birlikte okura sunmanın iyi olacağı fikrinden kendimi alıkoyamadım. İnsanın anlaşılmayı bekleyen ruhuna dokunmak istediğim, iki insan arasında görünen ama aslında çevresel ve toplumsal sınırlarla ne denli iç içe olduğunu ortaya koymak istediğim aşka farklı pencerelerden bakmaya çalıştığım öykülerimi yine bir tema çerçevesinde seçtim ve dosyama koydum. Dosyam hazır dedikten sonra hemen elimden çıkaramadım. Biliyorsunuz bir şeyi daha güzel anlatmanın binlerce yolu var. Durum böyle olunca dosya elimde 1 yıldan fazla süre kaldı, üzerine tekrar tekrar çalıştım. Bu süre boyunca aklımda tek bir isim vardı. “Göğsünün Tam Ortasında” Bu ismin kitaptaki bütün öykülerin ikinci ismi olduğunu düşünüyorum.&nbsp;</p><p>Kitap isimleri sahiden çok önemli. Bence bu sürecin en zor kısımlarından biri. Okura doğru mesajı vermek, kitabı doğru sunmak için isim seçimi konusunda pek çok parametre var. Ama bazen hiçbir şey düşünmeden sadece göğsünüzün ortasında çarpan şeye kulak veriyorsunuz. Benim gibi tematik çalışan yazarlar için sanırım iş, bu anlamda daha kolay oluyor.&nbsp;</p><p></p><p>Hikâye unsuru benim için önemli</p><p></p><p>•	Öyküleri okurken içindeymiş hissiyatı bırakıyor insanda. Odanın kenarından, tüm olan biteni izler gibi. Sen yazarken ne hissediyorsun? Mutlaka yaşanmış, görmüş, izlemiş mi oluyorsun? Ya da tamamen kurgu mu? Hayal edip mi yazarsın ya da? Hiçbiri mi? Nasıl yazarsın öykülerini?</p><p>Karakter ve hikâye unsuru benim için çok önemli. Öykülerimde birbirinden farklı karakterler var biliyorsunuz. Bu da sıkça aldığım sorulardan birini doğuruyor: “Bu kadar farklı karakterleri nasıl yazıyorsunuz?” Burada yanıt sanırım dünyaya yazar gözüyle bakmaktan geçiyor. Çocukluğumdan bu yana insanları gözlemliyorum. Özellikle görünmeyen ve yalnız olduğunu düşündüğüm insanlar ilgimi çekiyor. Onların duygularını, hikâyelerini merak ediyorum. Bu benim bilinçli yaptığım bir şey değil. Ne kadar kalabalık bir ortam olursa olsun mutlaka biri gözüme, ruhuma, kalbime takılıyor. O an o kişinin gözlerine bakıyorum. Ve sanki o gözlerde “beni anlat” diyen bir çığlığın olduğunu hissediyorum. Görünmeyeni görünür, konuşulmayanı anlatma, saklı olanı ortaya koyma gibi bir arzum var. Bu yüzden öykülerimde büyük travmalardan daha çok küçük kırılmalar görürsünüz. Zira anlamaya ve anlatılmaya değer olanın bu olduğunu düşünüyorum. Öykülerimin nerdeyse tamamı kurgu. Ama bana bu kurguyu yaptıran insanlar gerçek. Bir gün bir yerlerde gördüğüm o bir çift göz.</p><p><img src="https://www.analizgazetesi.com.tr/uploads/2026%20-%2002%20-%20Subat/hande.jpg" alt="hande"></p><p>Yazmak düşünsel bir eylem</p><p></p><p>•	Ritüellerin var mı? Yazarken seni en çok zorlayan durum ne oluyor?</p><p>İçinde bulunduğumuz koşullar bizlere ne yazık ki rahat ve sakin bir çalışma ortamı sunmuyor. Bu işi bir meslek olarak seçtiğim andan itibaren bir konfor ortamı aramamam gerektiğini biliyordum. Yazmak düşünsel bir eylem. Anlatacak hikâyeyi bulmak ve bunu zihninizde yazmak işin en zor kısmı. Ama ne güzel ki bunun için bir mekâna, ortama ihtiyacınız yok. Sonrasındaki zanaat kısmı için elbette herkes uygun bir ortam ister. Şahsen buna tamamen erişemedim. Bu yüzden evde, dışarıda, otomobilde, parkta, bahçede çalışma becerim gelişti. Bundan 4-5 sene evveline kadar en verimli saatlerim geceye aitti. Herkesin uyuduğu, dünyanın sessizleştiği anlar odaklanmamı kolaylaştırıyordu. Ancak yaşadığım kaygı durum bozukluğu sebebiyle geceleri kaybettiğim bir dönem oldu. Üstelik yaşım ilerledikçe uykusuzluğa mukavemetim de azaldı. Şu anda işimin yoğunluğuna göre günün her saati çalışıyorum ama artık en verimli saatler gece değil sabah saatleri oluyor. Zihnimin henüz kirlenmediği, yorulmadığı ve bulanmadığı sabah saatlerini kaçırmamaya özen gösteriyorum. Her gece ertesi gün yapacağım yazınsal işleri belirliyorum. O gün herhangi bir sebepten dolayı planım sekteye uğrarsa çok huzursuz ve huysuz oluyorum.</p><p></p><p>Hikayeyi önce zihnimde yazıyorum</p><p></p><p>•	En çok hangi karakter sana yakındı? Ve en çok hangi karakter sana uzaktı? Karakterler kendiliğinden mi oluşuyor? Yoksa herşeyini hayal edip konuşturup, sonra mı yazıyorsun?&nbsp;</p><p>Karakterlerle mesafeli bir ilişkim var. Kendimi onları gören, anlamaya ve sonrasında anlatmaya çalışan bir elçi gibi hissediyorum. Bu yüzden kendim de kursam anlattığım hikâyenin ve karakterlerin gerçekliğine inanıyorum. Kendimi belli bir çizgiden sonrasına müdahale etmeyen bir yol arkadaşı bazen de bir tanık olarak konumlandırıyorum.</p><p>Öykülerim, kalem kağıdı elime almadan ya da klavyenin başına oturmadan şekillenmiş oluyor. Bunun için kurguladığım karakterler ve onların hikâyeleriyle zihinsel olarak epey zaman geçiriyorum. Elbette yazarken de bu ilişki güçleniyor. Bazen yön değiştiriyor. Ama temel olarak anlatmak istediğim hikâye kağıda dökülmeden önce zihnimde yazılmış oluyor.&nbsp;</p><p>•	Kitap dışında teknoloji ile aran nasıl? E kitap sesli kitap ya da sesli dergiye nasıl bakıyorsun?</p><p>Genel olarak yeniliğe açık bir insanım. İnsan hayatını kolaylaştıran teknolojik yeniliklere de olabildiğince adapte oluyorum. Ama hayatımda önemsediğim pek çok şey klasik temellere dayanıyor. Sohbet etmek için yüz yüze buluşmak, güzel bir şarkı duymak için radyoyu açmak gibi. Kitap okumak da bunların arasında. Elbette dijital mecrada pek çok şey okuyorum ama bunlar genellikle kısa yazılar ya da makaleler oluyor. Şimdiye kadar hiç e-kitap okumadım. Sık olmasa da bazen sesli kitap dinliyorum. Ama açık söylemek gerekirse elime alıp kokusunu duymadığım, sayfalarına dokunmadığım, altını çizmediğim ya da dönüp tekrar okumadığım kitaplardan dilediğim lezzeti ve faydayı alamıyorum.</p><p>•	Sence bir öykünün kalbi nerede atar?</p><p>Bence bir öykünün kalbi, anlatmak istediği meselede yatar. Bu, öykünün tamamına gizlice yayılan bir koku gibidir. Kokunun şişesini görmezsiniz, adını bilmezsiniz hatta orada bir koku olduğunun bile farkında değilsinizdir ama sayfayı kapattığınızda o koku burnunuzun ucunda durur, tüm benliğinize yayılmış olur.</p><p>•	Bankacılıktan yazarlığa. Bir yanda rakamlar, diğer yanda sözcükler. Ve o kapıyı kapayıp buraya adım atmak. Mutlu musun? Sözcükler sana yetiyor mu? Rakamlar da olabilirmiş mi dersin bunca zaman sonra?</p><p>Oldum olası sayıları severim. Matematiğin yaradılışın temeli olduğunu düşünüyorum. Sayıların belirli gibi görünen ama sırlarla dolu bir dünyası var. Hâlâ matematik problemleri çözmeye çalışmak ya da yeni bir şey öğrenmek gibi bir hobim var. Sayılarla ilgili oyunlar ve totemler de cabası. Bankacılık ve finans işleri aslında isteyerek yaptığım işler değildi. İnsan yapmak zorunda olduğu işleri kendine göre dönüştüren yetenekte bir varlık. Elbette bu bir seçim. Karakterime ve dünyaya bakışıma çok uymayan para ve ticaret ile ilgili işleri matematiğin düzenli, disiplinli ve odak gerektiren yapısı nedeniyle sevdim. Bu arada insana olan düşkünlüğüm özellikle bankacılık yaptığım dönemde beni kurtaran şey oldu. Çokça insan tanıdım, çok şey gözlemledim ve elimden geldiğince onlara aramızdaki ticari ilişkiden fazlasını vermeye çalıştım. Bir maaş bordrosundan feragat ettiğim doğru ama yönümü tamamen edebiyata çevirdiğim için pişman değilim. Edebiyatın kendine has matematiği beni büyülüyor. Üstelik mesleki matematiksel disiplin işimi sürdürmemde bana büyük fayda sağlıyor.</p><p></p><p>Doğru kapağı bulmak zaman aldı</p><p></p><p>•	Kitap kapağındaki resmi çok beğendim. Sanırım kardeşinin yaptığı bir resim. İsimle de çok örtüşmüş. Senin seçimin mi?</p><p>Kızkardeşim Esra Köymen, çok başarılı bir grafik tasarımcı. Uzun yıllardır da bu işi yapıyor. Bu kitap değil ama Kâğıt Kesiği onun tasarımı. Beni en yakından tanıyan, öykülerimi okuyan biri olarak tam olarak kalbimden geçen bir kapak tasarladı. Ona bu vesileyle tekrar teşekkür ediyorum. Göğsünün Tam Ortasında’nın kapağı için bu kez yayınevim ile çalıştık. Doğru kapağı bulmak oldukça zaman aldı. Hatta kitabın çıkışı bu sebeple neredeyse 4 ay kadar ileri attı. Kapakta cinslerden ve imgelerden bağımsız, canlı ama derinlikli renkler içeren bir tasarım istemiştim. Sevgili Aynur Altınel sağolsun tam olarak böyle bir kapak hazırladı. Sonunda hepimizin içine çok sinen, beklediğimize değdi dediğimiz bir kapak ortaya çıktı.</p><p>•	Kağıt Kesiği bir ilk kitap; 2022 de yayınlanıyor. 3 yıl sonra da Göğsünün Tam Ortasında. Geri dönüşler ve senin hissettiklerin arasında bir değerlendirme istesem?</p><p>İlk kitaptan önce dergiler ve gazeteler aracılığıyla yazılarımın okurla buluştuğu 4-5 yıllık bir süreç var. Buradaki kabul ve dönüşleri beklemeden dosyamı yayınevlerine sunmanın doğru olmadığını düşünmüştüm. Dolayısıyla Kâğıt Kesiği çıktığı zaman onu bekleyen okurlar vardı. Tabii ki bir ilk kitap pek çok kaygı ile çıkıyor. Ben de bütün bu duyguları fazlasıyla yaşadım. Pek çok isim pek çok kitap arasından okura ulaşmak onların beğenisini kazanmak sadece ilk kitaplar için değil tüm kitaplar için geçerli. Ama ilk kitapta elbette bu, daha şiddetli oluyor. Çok şükür ki beklediğimden daha güzel dönüşler yaşadım. Özellikle yazma işi ile uğraşmayan, edebiyat camiasının dışında olan, yaşı, konumları, cinsleri birbirinden farklı okurlardan aldığım dönüşler beni çok mutlu etti. Aynı zamanda sonrası için de bir sorumluluk oluşturdu. İkinci kitapta bu yüzden daha gergindim. Kâğıt Kesiği aracılığı ile inşa edilen ilişki sarsılır mı kaygısı yaşadım. Bunun yanı sıra kalemimle tanışmamış okurlar için Göğsünün Tam Ortasında doğru yönlendirmeyi yapacak mı diye düşündüm. Az önce bahsettiğim gibi çokça kitap ve yazar arasından yine bir şansı hak edecek miyim düşüncesi de sürdü. (Hâlâ da sürüyor) Şimdiye kadar okurlardan gelen dönüşler, yapmaya çalıştığım şeyi başarabildiğimi gösteriyor. Bu da beni çok mutlu ediyor. Kağıt Kesiği ile tanışmış olanlar, bu kitapta daha farklı bir lezzet aldıklarını söylüyor. Onların güvenini sarsmadığım için mutluyum. Ama henüz yolun başındayız. Umarım süreç bundan sonra da güzel ilerler.&nbsp;&nbsp;</p><p>•	Çokca ödül var yazım sürecinde. Senin için ödülün anlamı ne?</p><p>Açıkçası edebiyatın yarıştırılabilir bir şey olmadığını düşünüyorum. Bir eserin niteliği elbette yarışmalarla belirlenemez. Ancak bunun önemli bir referans ve okura nezdinde bir süzgeç olduğu da yadsınamaz. Özellikle yazma serüvenine yeni başlayan yazarlar için ödüller güçlü birer motivasyon kaynağı oluyor. Yarışmanın niteliği, jüri üyelerinin yetkinliği burada çok önem arz ediyor. Benim için de adına yarışma düzenlenen kişinin ismi, düzenleyen kurum ve elbette jüri üyeleri önemliydi. Katıldığım ve ödüllerle onurlandırıldığım tüm yarışmalar sürdürmeye çalıştığım edebiyat tavrımı sergileyen isimler. Sözün özü, katıldığım yarışmalar az önceki soruyu yanıtlarken bahsettiğim kabul ve dönüş sürecinin bir parçasıydı. Bir kitap çıkarmaya yeltenmeden önce yazdığım şeylerin okunmaya değer olup olmadığını okurlardan, sonra bu yarışmalarda jüri olan önemli isimlerden duymaya ihtiyacım vardı. Buna eriştiğim için mutluyum.</p><p></p><p>Ben yavaş kararların hızlı süvarisiyim</p><p></p><p>•	Bu kitapta süvari isimli uzun bir öykü de var, diğer öykülerinden biraz daha farklı. Bu öykü kurgusuyla da yazım diliyle de bir romana geçiş öyküsü denebilir mi?</p><p>Süvari sahiden benim için de farklı bir yere sahip. Nadir olarak yaşadığım bir şeyle, zihnimde yankılanan bir cümle ile başladı. “Ben yavaş kararların hızlı süvarisiyim.” (Bunu bir de diğer kitapta Çok Dokunmadan Fazla Üzülmeden öyküsünde yaşamıştım.) Bu cümleyi defterime yazdım ve unuttum. Ama bunu söyleyen karakter ve onun hikâyesi kafamda çoktan şekillenmeye başlamıştı. İçinde bulunduğumuz döneme ve sisteme dair kavga ettiğim konular, söz etmek istediğim meseleler vardı. Böylece Süvari’yi yazmaya başladım. Bunu kısa öykü formunda yazmamaya karar verdim. Tabir-i caizse kendimi tutmadan hikâyenin nasıl akacağını gözlemlemek istedim. Sonunda uzun bir döneme yayılan uzun bir öykü oldu. İçinde insan psikolojisinden, kadın erkek ilişkilerine, aile bağlarından kariyer dünyasına, mitolojiden müziğe kadar uzanan pek çok tema, pek çok konu ve zikrettiğiniz gibi bir roman dokusu oluştu. Süvari’yi bir romana evirme fikrinden diğer öykülerimin de kitapta olması hatırına vazgeçtim. Ama Kâğıt Kesiği’nden bu yana pek çok okurdan duyduğum roman beklentisini daha da yükseltecek bir öykü olduğunun farkındayım.&nbsp;</p><p>•	Sen ne hissederek yazdın?&nbsp;</p><p>•	Diğer bütün öykülerim gibi heyecanla, bazen sarsılarak bazen duygulanarak bazen de sıkışmış hissederek yazdım. Ve üretmenin en güzel yanı, öncesinde ve sürdürürken yapılan araştırma, okuma ve öğrenme süreci. Edebiyatın bu canlı ve devingen halini çok seviyorum.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Erkek Nedir Bilmeyen Ben</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/erkek-nedir-bilmeyen-ben-2520/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/erkek-nedir-bilmeyen-ben-2520/</id>
<published><![CDATA[2026-02-20T02:38:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-20T02:38:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9CD04C-82C634-B8F9D3-F58B8D-023D21-4EDA51.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yeraltında, kapalı bir mekânda yaşayan kırk kadından geriye yalnızca biri kalmıştır. Dış dünyaya ne olduğunu bilmeyen bu son tanık, geçmişi hatırlamaya ve anlatmaya başlar: Erkeklerin var olduğu, düzenin hüküm sürdüğü, sonra yavaş yavaş çözülen bir dünya&hellip; Kadınlar, anlamını bilmedikleri kurallara uyarak hayatta kalmaya çalışmış, erkeklerin ortadan kayboluşunu ise sessizce kabullenmişlerdir. Anlatmak, hayatta kalmanın tek yolu haline geldikçe hafıza hem bir sığınağa hem de bir tehdide dönüşecektir.</p><p></p><p>“1995’te yayımlandıktan sonra neredeyse tamamen unutulan ve erkekler tarafından tutsak edilen kadınları anlatan bu karanlık hikâye, bugün Z kuşağı tarafından modern bir Damızlık Kızın Öyküsü olarak yeniden keşfediliyor.”</p><p></p><p>The Guardian</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Suna – Şifaya Adanmış Bir Ömür</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/suna-sifaya-adanmis-bir-omur-6529/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/suna-sifaya-adanmis-bir-omur-6529/</id>
<published><![CDATA[2026-02-19T02:33:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-19T02:33:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DD2A4C-C69AF9-8EB5F4-5FFA50-3A7418-5ACC54.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bitki Bilimci Suna Dumankaya’nın yaşamınını merkeze alan ve Yazar Buket Müftüoğlu’nun kalemiyle zenginleşen “Suna – Şifaya Adanmış Bir Ömür” kitabı raflardaki yerini aldı. Eserde, Hadra’dan Fatma’ya, Suna’dan Handan’a uzanan kademli şifacılık geleneği; Anadolu’nun belleğinde saklı kalan kadın hikâyeleri eşliğinde anlatılıyor. Kuşaklar boyunca aktarılan bu kadim bilgi, roman kurgusu içinde bir yaşam yolculuğuna dönüşüyor.</p><p></p><p>Suna Dumankaya’nın ilham veren yaşamı</p><p>Suna Dumankaya’nın hayat hikâyesi etrafında şekillenen roman, kadın bilgeliğini, cesareti ve direnci merkeze alıyor. Gelenekle modern yaşam arasındaki bağ, şifa kavramı üzerinden güçlü bir anlatımla ele alınıyor.</p><p></p><p>Gençlere umut ve cesaret mesajı</p><p>Kitap, başta özellikle Türkiye’nin doğusunda yaşayan kız çocukları olmak üzere tüm gençlere ilham vermeyi amaçlayan bir cesaret romanı olarak öne çıkıyor. Hayata, kadına ve geleneğe dair güçlü bir “mümkün” duygusu sunuyor.</p><p></p><p>Edebiyat ve müzik iç içe</p><p>Eserde yer alan ve kitaba eşlik eden şarkı sözlerinin de kaleme alınmış olması, çalışmayı edebiyat ile müziğin iç içe geçtiği çok katmanlı bir anlatıya dönüştürüyor. “Suna – Şifaya Adanmış Bir Ömür”, yazar Buket Müftüoğlu imzasıyla, Mona Kitap etiketiyle Türkiye genelindeki kitabevlerinde ve çevrimiçi pazar yeri platformlarında yerini almaya başladı.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Atatürk'ün Mirası Laik Cumhuriyet</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ataturkun-mirasi-laik-cumhuriyet-264/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ataturkun-mirasi-laik-cumhuriyet-264/</id>
<published><![CDATA[2026-02-16T10:19:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-02-16T10:19:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_27D347-04B3E6-4FAF0D-47B05B-1CB0DE-5AA43A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kitap; düşünce ve vicdan özgürlüğünden ulusal egemenliğe, demokrasiden çağdaş hukuka; kadın haklarından sosyal hukuk devletine, yurttaş eşitliğinden liyakat ve adalet ilkesine; bilimden sanata, akılcı ve bilimsel eğitimden ekonomik kalkınmaya kadar Cumhuriyet’in temel değerlerini mercek altına alıyor. Sinan Meydan’a göre tüm bu kazanımların güvencesi Atatürk’ün mirası olan laik Cumhuriyet’tir. Bu mirası savunmak, aynı zamanda Türkiye’nin çağdaş, bağımsız ve demokratik geleceğini savunmaktır.</p><p></p><p>Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet; kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan 1921 Anayasası’ndan Atatürk’ün devrim stratejisine, Lozan Antlaşması’ndan halifeliğin kaldırılmasına, Şeyh Sait İsyanı’ndan kılık kıyafet, eğitim, yazı ve dil devrimlerine kadar pek çok kritik başlığı ele alıyor. Eserde ayrıca Cumhuriyet’in kadın, işçi ve çocuk hakları karnesi; sosyal devlet anlayışı; sanayileşme hamleleri ve fabrikaları; Halkevleri ve Köy Enstitüleri; Meşrutiyet ile Cumhuriyet arasındaki süreklilik ve kopuş tartışmaları; Sadabat Paktı’ndan Hatay’ın kurtuluşuna uzanan dış politika süreci ayrıntılı biçimde inceleniyor.</p><p></p><p>Atatürk’ün millet (ulus), laiklik ve demokrasi tanımlarını tarihsel bağlamı içinde değerlendiren Meydan, Kemalizm’in kuruluş felsefesini ve Atatürkçü düşüncenin günümüzdeki anlamını da kapsamlı bir analizle sunuyor. Belgelerle desteklenen bu çalışma, laik Cumhuriyet’in tarihsel dayanaklarını ve çağdaş Türkiye için taşıdığı önemi yeniden düşünmek isteyen okurlar için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">30. Yılında Kardak Operasyonu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/30-yilinda-kardak-operasyonu-3478/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/30-yilinda-kardak-operasyonu-3478/</id>
<published><![CDATA[2026-01-31T02:40:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-31T02:40:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E5C379-16913B-E424B4-0BEE3C-3FC11D-352FBF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ege Denizi’nde Türkiye ve Yunanistan’ı savaşın eşiğine getiren tarihi Kardak Krizi, 30. yıl dönümünde gazeteci Gökhan Karakaş’ın kaleminden dökülen sarsıcı ayrıntılarla gün yüzüne çıkıyor.</p><p>Pankuş Yayınları aracılığıyla okurla buluşan "30. Yılında Kardak Operasyonu: Ege Denizi’nde Ateş Çemberi" adlı çalışma, sadece bir askeri operasyonu değil, krizin perde arkasındaki diplomatik satranç hamlelerini ve daha önce hiç anlatılmamış tanıklıkları mercek altına alıyor. Yıllardır denizcilik ve savunma alanındaki başarılı haberleriyle tanınan Karakaş, bu eserinde arşiv belgelerini, saha tecrübesiyle birleştirerek Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutuyor.</p><p>Diplomasi Dili Tükenince Askeri Operasyon Gündeme Gelmişti</p><p>"Atatürk’ün Gemileri" isimli araştırma-inceleme kitabının ardından bu eseri kaleme alan Gökhan Karakaş, kitabın 14 yıllık kişisel Kardak araştırmalarının ve anlatıcıların yaşanmışlıklarının buluşması olduğunu belirtiyor. Karakaş, o günleri şu sözlerle anlatıyor:</p><p>&nbsp;"30-31 Ocak 1996 tarihlerinde diplomasi dili tükenmiş, askeri operasyon zorunlu olmuştu. İki ülkeye ait 14 savaş gemisi benzer silahlarıyla birbirine kilitlenmişti. Türk SAT ekibinin, Yunan tarafının aldığı iddialı elektronik ve fiziki önlemlere rağmen Türk bayrağını toka etmesi, kesin bir Türk zaferi olarak tarihe geçti."</p><p>İlk Kez Bu Kitapta: O Gemi, O Kaptan, O Gece</p><p>Kitabın en dikkat çekici unsurlarından biri, krizin fitilini ateşleyen M/V Figen Akat gemisinin kaptanı Dursun Sarı’nın 30 yıl sonra ilk kez konuşması. Karakaş, “Kaptan Dursun Sarı’nın o geceyi ilk kez anlatması kitabın taşıyıcı unsuru oldu. 7 gemilik Türk filotillasının Amiral gemisi TCG Yavuz’un komuta kademesinde yaşananlar, yüksek hızlı hücumbotların yaptığı Kızılderili dansı, helikopterlerin havadan icra ettiği aldatma harekâtı, SAT timinin kusursuz operasyonu, sahil güvenlik unsurlarının donanmaya sunduğu desteğin çarpan etkisi, sessiz ve derinden avını bekleyen Türk denizaltısı ve 3 Yunan askerinin öldüğü helikopterin düşmeden önce Türk savaş gemisine davet edilişi gibi detaylar heyecanlı bir akışla okuyucuyla buluşacak” diye konuştu.&nbsp;</p><p>Kahramanlar Bodrum’da Buluşuyor</p><p>Mavi Vatan doktrininin kurucusu (E) Amiral Cem Gürdeniz ve SAT timinin komutanı (E) Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen gibi isimlerin önsözüyle çıkan kitap, Kardak Krizi’yle ilgili pek çok soruya ışık tutuyor. Kitabın yarattığı bu atmosfer, 30 yıl sonra operasyona katılan kahraman Türk askerlerini ilk kez Bodrum’da bir araya getirecek.&nbsp;</p><p>30. Yılında Kardak Operasyonu- Ege Denizi'nde Ateş Çemberi- Gökhan Karakaş</p><p>&nbsp;https://pankusyayinlari.com/kitaplarimiz</p><p>BİLGİ: Yunanistan ile Türkiye’yi savaşa en çok yaklaştıran olay olarak yakın tarihimizdeki yerini koruyan Kardak Krizi, 30 yıl önce bugünlerde yaşanmıştı. 25 Aralık 1995 gecesi M/V Figen Akat gemisinin Batı Kardak’ta karaya oturmasıyla başlayan süreç 29 Ocak 1996 günü ABD, Yunanistan ve Türkiye’nin dahil olduğu uluslararası bir krizin zirve yapmasına evrilmişti. NATO üyesi olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki barış denkleminin bozulması an meselesiyken, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 12 kişilik SAT (Sualtı Taarruz Timi) ekibi, 31 Ocak 1996 gecesi Batı Kardak’taki Yunan bayrağını Türk bayrağıyla değiştirerek krizi sonlandıran hamleyi yapmıştı. Türk kamuoyunun tam 37 gün boyunca nefesini tutarak gazete ve TV kanallarından takip ettiği Kardak Krizi’nin tanıkları ve o günlerde yaşadıkları Gazeteci Gökhan Karakaş’ın kaleminden kitap oldu.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeterince İyi Değilim Sandım</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeterince-iyi-degilim-sandim-7297/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeterince-iyi-degilim-sandim-7297/</id>
<published><![CDATA[2026-01-28T02:56:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-28T02:56:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AEC0C5-346A1F-1543F8-1BDCBB-84CC24-022120.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>"'Başarılıyım ama tamamen tesadüf...' gibi cümleler, iş yaşantısında bireylerin karşısına görünmez bir engel olarak çıkıyor. Aslında bu durum kişinin başarısını kendi yeteneğiyle değil sadece şansla elde ettiğine inanarak her an bir 'sahtekar' gibi yakalanma korkusu yaşaması nedeniyle ortaya çıkıyor. "İmposter Sendromu olarak bilinen bu psikolojik süreç, bireylerin ulaştığı başarıyı sahiplenmesine mani olurken, profesyonel gelişimde aşılması gereken en büyük zihinsel zorluklardan biri olarak görülüyor.</p><p></p><p>Davranışsal bir sağlık olgusu olan İmpostor olgusunu, klinik bir etiket olmanın ötesine taşıyarak 'İmpostor hissi' kavramıyla yeniden tanımlayan Yazar Ebru Feza Yeğengil, okurlarını derin bir keşfe çıkarıyor. Ceres Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan 'Yeterince İyi Değilim Sandım' kitabı başarının önündeki bu görünmez engelin kökenine inerek pek çok davranışın altında yatan temel nedenleri gün yüzüne çıkarıyor.</p><p></p><p>Bu Ses Gerçekten Size mi Ait?</p><p></p><p>İmpostor duygusundan özgürleşmek adına 'mükemmeliyetçilik ve yetersizlik' döngüsünü kırmayı hedefleyen çalışma, başarının şans değil, emek ve yetkinlik sonucu olduğunu kabul etmeye yönelik farkındalık egzersizleri içeriyor. Hatasızlığı başarı sanan zihniyete karşı, hataları öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören 'Gelişim Odaklı Zihniyet' (Growth Mindset) yaklaşımını rehber edinen kitap, okuruna kritik bir soru sorduruyor: 'Bu ses gerçekten bana mı ait yoksa bana öğretilmiş bir kod mu?' Bu noktada yazar, 'yetersizim' diyen iç sese karşı bugüne kadar elde edilen başarıların ve tamamlanan projelerin listelenmesini kapsayan 'kanıt temelli' düşünmeyi pratik bir çözüm yolu olarak öneriyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toprağa Güneşle Saldırmak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/topraga-gunesle-saldirmak-3160/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/topraga-gunesle-saldirmak-3160/</id>
<published><![CDATA[2026-01-24T12:54:42+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-24T12:54:42+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9A41FB-373FC9-FC67BE-061783-C4EB9E-502D6E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mathieu Belezi, Toprağa ve Güneşe Saldırmak’ta, aldığı korkunç emirleri sorgusuz sualsiz yerine getiren işgalci bir Fransız askerinin gözünden, bugün hâlâ yüzleşilmeyen, tarihin sessiz kalan bir ânına, karanlık tarafa çekiyor okuru. Sömürgeleştirmenin ardındaki o büyük yıkımı, hem toprağa hem de insanlığa saldıran bir medeniyetin eleştirisini rahatsız edici gerçeklerle aktararak sanata dönüştürüyor. Cezayir’e sözde “medeniyet” götürmekle görevlendirilmiş askerlerin köyleri yağmalayıp yaktığı, yerli halka zulmettiği bu sömürgeci savaşta insanlığın yavaş yavaş yitirilişine tanık oluruz.</p><p></p><p>Seraphine, ailesiyle birlikte zorlu bir yolculuğun ardından Fransa hükümetinin vaat ettiği Cezayir topraklarına varır. Kuracakları tarım kolonisiyle daha iyi bir yaşam hayalinin peşinden sürüklenen tüm yerleşimciler gibi o da bu çetin Afrika toprağında yoksulluk, hastalık ve ölümden başka bir şey bulamayacaktır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Gurbet Günlükleri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gurbet-gunlukleri-7676/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gurbet-gunlukleri-7676/</id>
<published><![CDATA[2026-01-23T16:51:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-23T16:51:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23E504-404714-59EF28-236CC2-2A957D-7A1AB8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İttihatçı Polis Müdürü Azmi Bey’in Gurbet Günlükleri (1918-1921), Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle Cumhuriyet’e uzanan en sarsıcı eşiklerden birine, olayların tam içinden yazılmış bir tanıklık sunuyor. İttihat ve Terakki’nin önde gelen bürokratlarından, İstanbul Polis Umum Müdürü ve Beyrut Valisi Hüseyin Azmi Bey’in kaleme aldığı bu günlükler; iktidarın kaybını, sürgünü, belirsizliği ve hesaplaşmayı satır aralarına taşıyor.</p><p></p><p>Mondros Mütarekesi’nin ardından Talat, Enver ve Cemal Paşalarla birlikte yurtdışına çıkan Azmi Bey, bu gruptan günlükleri elimize ulaşan tek kişidir. Günlüklerinde Azmi Bey, 1918-1921 yılları arasında Rusya’dan Almanya’ya, İtalya’dan Afganistan’a uzanan bir coğrafyada hem kendi kaderini hem de yenilginin eşiğindeki bir siyasal kuşağın arayışlarını kayda geçiriyor. Günlükler, yalnızca İttihatçı liderlerin Mütareke dönemindeki faaliyetlerine ışık tutmakla kalmıyor; aynı zamanda sürgündeki bir Osmanlı aydınının ruh halini, hayal kırıklıklarını, umutlarını ve iç eleştirilerini de bütün çıplaklığıyla yansıtıyor. Azmi Bey’in satırlarında; Millî Mücadele’ye temaslar, İttihatçı liderler arasındaki görüş ayrılıkları, Avrupa ve Asya’daki siyasal çalkantılar kadar, ailesinden uzak bir babanın kişisel acıları da yer buluyor.</p><p></p><p>Yakın dönem Türkiye tarihinin en tartışmalı dönemlerinden birine doğrudan bir bakış sunan bu eser, tarihçiler ve konuya ilgi duyan okurlar için benzersiz bir kaynak niteliğinde.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cumhuriyet Döneminde Türk Tiyatrosu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cumhuriyet-doneminde-turk-tiyatrosu-5073/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cumhuriyet-doneminde-turk-tiyatrosu-5073/</id>
<published><![CDATA[2026-01-23T16:49:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-23T16:49:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5432FE-2E5294-884600-D80CD3-BFC872-C91730.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Metin And’ın Türk tiyatrosu üzerine hazırladığı serinin üçüncü kitabı Cumhuriyet Döneminde Türk Tiyatrosu (1923-1983), Cumhuriyet’in ilânından 1983 yılına kadarki 60 yıllık süreçte tiyatromuzda yaşanan gelişmeleri gözler önüne seriyor.</p><p></p><p>Eser, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kültür politikalarından devlet tiyatrolarının oluşumuna, amatör gruplardan özel tiyatroların doğuşuna, seyirci alışkanlıklarından sahne tasarımındaki yeniliklere kadar geniş bir araştırmayı içeriyor. Metin And sahne tasarımı, dekor, kostüm ve oyunculuk biçimleri gibi teknik alanlara da derinlemesine yaklaşarak tiyatro pratiğinin tüm boyutlarını görünür kılıyor. Topluluklar, sanatçılar, tiyatro binaları ve oyun gösterimlerine dair kapsamlı ve zengin bir fotoğraf seçkisi sunan eser, görsel açıdan da önemli bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor.</p><p></p><p>Türk tiyatro tarihinin kilometre taşlarından biri olan Cumhuriyet Döneminde Türk Tiyatrosu (1923-1983), 1983’ten günümüze kadarki büyük boşluğu dolduracak çalışmalar için de kılavuz niteliğinde bir eser.</p><p></p><p>Cumhuriyet dönemi tiyatrosunu incelemenin bir güçlüğü, yeterli tarih uzaklığı bulunmayışıdır. Kurumların, söz sahibi kişilerin, yaratıcıların çoğu varlığını sürdürmektedir. Bu satırların yazıldığının ertesi günü tiyatrolar yeni oyunlara başlayacak, eserlerini incelediğimiz bir yazar belki yepyeni bir anlayışta bir eser ortaya koyacak, burada sözü edilen bir tiyatro belki yarın kapanacak, belki bir yenisi açılacak. Böyle oluşum içinde bir süreci 60 yıl içinde dondurmak ancak, bu 1983’te kapattığımız 60 yıllık dönemi; değerlendiremeden, ayıklamadan, olduğu gibi ve bir hammadde niteliğinde sunmakla olabilirdi; bizim yaklaşımımız da bu yolda oldu.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cehennemde İlahi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cehennemde-ilahi-7315/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cehennemde-ilahi-7315/</id>
<published><![CDATA[2026-01-23T16:45:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-23T16:45:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0C5FFC-6599CB-0CC919-EB4C5D-596025-FFD0F4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Cehennemde İlahi Rıdvan Hatun’un öykü serüveninde ikinci durak: Notos, Sözcükler, Varlık, kitap-lık dergilerinde yayımladığı öykülerle adını duyuran yazar ilk kitabı Billur Örüntüler (2023) ile Sait Faik Hikâye Armağanı ve Haldun Taner Öykü Ödülü kısa listelerinde yer almıştı.</p><p></p><p>Cehennemde İlahi’de yedi lirik öykü var. Kitabı saran dış metne bir zincir kolyenin halkaları gibi takılı, yazarın bütüncül yaklaşımını belirleyen öyküler. Düşsel görüntüler yaratmakta mahir bir kalemden çıkma her biri: Yalın, nesnel, dingin, duru, açık.</p><p></p><p>Rıdvan Hatun çocuk izleriyle dolu, şiirsel ışıltılar saçan minimal bir anlatımla çıkıyor okurun karşısına.</p><p></p><p>Söz verelim önce, ne olursa olsun birbirimize varıncaya kadar ileri gidelim. Çatallanan her yolda, dönüştüğümüz her hikâyede birbirimizi bulalım. Bu sayede geride kalmaz, bu karanlığa tek başımıza varmayız.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Annemi Gördüğünüzde Onu Dansa Kaldırın</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/annemi-gordugunuzde-onu-dansa-kaldirin-2776/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/annemi-gordugunuzde-onu-dansa-kaldirin-2776/</id>
<published><![CDATA[2026-01-23T02:59:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-23T02:59:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E23394-A4BE9F-83E72D-821F2C-E27C1D-086468.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Müziğiyle olduğu kadar barış ve insan hakları mücadelesiyle bir kuşağın hafızasına kazınan Joan Baez, bu kez sevenlerinin karşısına şiirleriyle çıkıyor. Kitaptaki şiirler, kimi zaman üç yaşındaki bir çocuğun diliyle saf ve oyunbaz; kimi zaman yaşanmışlıkların ağırlığını taşıyan olgun bir sesle yankılanıyor. Çocukluk anıları, korkuları, travmaları ve iyileşme süreçleri şiirinin temel eksenini oluşturuyor. Terapinin, hatırlamanın ve kabullenmenin iyileştirici gücü sık sık vurgulanıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Kitabın Türkçe çevirisi ve önsözü Pelin Batu imzasını taşıyor. Batu’nun kişisel ve edebi yaklaşımıyla kaleme aldığı önsöz, Baez’in şiir evrenine kapı aralıyor. “Annemi Gördüğünüzde Onu Dansa Kaldırın”, Joan Baez’in müziğinde sezilen insani derinliği bu kez kelimelerle kurduğu; acıyla şefkati, kırılganlıkla direnci aynı anda taşıyan bir eser olarak raflarındaki yerini alıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Wittgenstein: Cambridge Dersleri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/wittgenstein-cambridge-dersleri-3427/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/wittgenstein-cambridge-dersleri-3427/</id>
<published><![CDATA[2026-01-22T02:36:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-22T02:36:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_65CA58-1B94A4-059276-F01641-2A3AEE-0EA4AF.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>G.E.Moore’un notlarından oluşan Wittgenstein: Cambridge Dersleri 1930-1933 bir filozofun zihnine yolculuk&hellip; Bu yıllar arasında Wittgenstein ve G.E. Moore’un felsefi ilişkisi, özellikle Ludwig Wittgenstein’ın Cambridge’deki dersleri ve seminerleri üzerinden şekillendi. Wittgenstein’ın derslerinde en önde gelen katılımcılardan biri olan Moore’un titizlikle tuttuğu notlar, bugün sadece Wittgenstein’ın düşünce sürecinin değil, felsefi tartışmalarının da eşsiz bir kaydı olarak görülebilir. Wittgenstein’ın dersleri ve Moore’un ona olan katkısı, Cambridge’deki bu dönemde felsefi gelişimlerinin önemli bir parçasıydı.</p><p></p><p>Wittgenstein bu derslerde hem öğrencilerini hem de meslektaşlarını geleneksel felsefi varsayımları yeniden gözden geçirmeye davet ediyor ve çığır açan eseri Felsefi Soruşturmalar’da doruğa ulaşacak fikirler sunuyor. Yoğun ve açık bir üslupla dinleyicilerini kendi “felsefe yapma” yöntemine katılmaya, dilin ve anlayışın sınırlarını keşfetmeye çağırıyor.</p><p></p><p>Bu kitap, Wittgenstein’ın düşüncesinin eşsiz felsefi yaklaşımını ve çağdaş felsefe üzerindeki kalıcı etkisini anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma kitabı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Cehennem Canavarı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cehennem-canavari-7212/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cehennem-canavari-7212/</id>
<published><![CDATA[2026-01-17T02:22:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-17T02:22:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1E22C2-95EE06-36C96B-CBFF4D-32C117-159F66.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Cehennem Canavarı, Jack London’ın, yaşamında özel bir yer tutan boksa ayırdığı yapıtlarındandır. 1910 yılında kaleme aldığı romanında yazar endüstrileşen boks camiasını sorgular. Eski bir boksörün oğlu olarak taşrada yetiştirilmiş Genç Pat Glendon’ın profesyonel boksa girişi ve karşılaştığı düzenle hesaplaşması, London’ın hep aradığı o direngen insanın etkileyici bir örneğidir. Kendisi de profesyonel karşılaşmalar üzerine gazetelere izlenim yazıları yazan London’ın bu karakteri oluştururken esin kaynağı hem dünya hafifsıklet boks şampiyonu hem bir Jack London hayranı olan “Bat” Nelson’dı. Bir diğer Jack London klasiği olan Oyun ile birlikte Cehennem Canavarı ringlerdeki gerilimden kişisel ve toplumsal çelişkilere uzanabilen olay örgüsüyle edebiyat tarihindeki özgün yerini korumaktadır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">KÂBUS</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kabus--6856/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kabus--6856/</id>
<published><![CDATA[2026-01-17T02:18:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-17T02:18:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AA6BEF-F067FE-D9994E-6F4112-C22652-CEAB59.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Mehmet Rauf’un ilk kez 1928 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilen Kâbus romanı, Edebiyat-ı Cedide anlayışının birey merkezli psikolojik anlatımını modern bir gerilim atmosferiyle birleştiren önemli bir eserdir. Aşk, evlilik, sadakat, kıskançlık ve cinsellik gibi konular etrafında kurgulanan Kâbus, bireyin bilinçaltını, bastırılmış arzularını ve modernleşen toplumun birey üzerindeki etkilerini derinlemesine irdeler.</p><p></p><p>Karısı Nigâr’ın soğuk davranması ve üstelik son zamanlarda sürekli erken kalkıp pencerenin kenarındaki koltukta kitap okuması Aziz Nihat’ın dikkatini çeker. Karısının bu tutumunu anlamaya çalışırken, bir gün onun oturduğu koltuğun tam karşısındaki evin penceresinde tüllerin hareket ettiğini fark eder. Dikkatli bakınca tüllerin arkasında bir erkek olduğunu görür, içine kurt düşer ve araştırmaya başlar. Dışarıdan kendi evini gözetler, gizli gizli karısının eşyalarını karıştırır. Evde bulduğu mektuplar nedeniyle büyük hayal kırıklığına uğrar. Karısına suçüstü yapmak üzere zihninde planlar yapan Aziz Nihat, kıskançlık girdabında çırpınırken gerçeklik algısını kaybeder, neticesi cinnet ve cinayet olan kâbus gibi bir hayat başlar.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">lişkiler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/liskiler-5230/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/liskiler-5230/</id>
<published><![CDATA[2026-01-13T09:29:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-13T09:29:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5E2828-022FA8-E86756-77175D-767D33-CF6EF4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, metafiziğin temel konu ve kavramlarına odaklanan Metafizik Bugün serisini yeni bir eserle zenginleştiriyor. John Heil’in kaleme aldığı, Samet Büyükada’nın Türkçeye çevirdiği “İlişkiler”, serinin en yeni kitabı olarak okurla buluşuyor. Heil, felsefede çoğu zaman “tali meseleler” olarak görülen ilişkilerin, aslında dil, düşünce ve varlık üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bir şey başka bir şeyle nasıl ilişki kurar? İlişkilerin ontolojik statüsü nedir? Onlara bağımsız bir gerçeklik atfetmeli miyiz, yoksa yalnızca kendinde var olduğunu düşündüğümüz şeylere göreli olarak mı ele almalıyız? Yazar, bu sorular etrafında “ilişki” kavramının doğasını, türlerini ve felsefi anlamını kapsamlı biçimde tartışıyor. Bu çerçevede, özellikle önemli bulduğu F. H. Bradley’nin görüşlerini mercek altına alarak bu düşüncelerin günümüz metafiziği açısından taşıdığı önemi değerlendiriyor. “İlişkiler”, kavramın çağdaş metafizik tartışmalarındaki yerini, bu alana katkı sunan başlıca düşünürleri ve konunun bugün ne ifade ettiğini merak eden herkes için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eşikler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/esikler-974/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/esikler-974/</id>
<published><![CDATA[2026-01-09T16:31:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-09T16:31:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_942522-648420-2A7D85-285A09-8C8C4B-F60D45.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İyi bir ölüm ne demektir? Nasıl iyi bir evlat olunur?.. 2009 yılında, sert bir kemer sıkma politikası ufukta beklerken, kitabın yazarı Marianne Brooker’ın kırk yaşlarındaki annesine ağır bir hastalık teşhisi konur. Bu gelişme karşısında yaratıcılık ile aktivizmi ilginç yollarla birleştiren kadın bir süre için hem geçimini sağlar hem de tedavisini finanse eder. Ancak çalışma ve hareket etme kabiliyeti günbegün azalırken ağrıları da aynı ölçüde artar. Zamanla ne ilaçların bedelini karşılayabilecek ne de onurlu bir yaşam sürebilecek hale gelen kadın sosyal devletin desteğini de alamayınca kendi evinde, kendi koşullarında ölmeye karar verir.</p><p></p><p>Gelgelelim Eşikler sadece o kederli dönem ve yas süreci hakkında bir kitap değil. Yazar hemşireler, vasiyetler ve sosyal devlet politikasıyla geçen o günlere dair anılarını sağlık sistemi, hasta bakımı ve ölüm sonrasının güvencesiz ekonomisi üzerine bir araştırmayla birlikte ele alıyor. Anı ve polemiği feminist felsefeyle harmanlayan Brooker, Anne Boyer, Maggie Nelson, Donald Winnicott ve Sara Ahmed gibi yazarlardan da güç alarak hayati seçimler ve karşılıklı sorumluluklar gibi asli meselelerin altını çiziyor. Böylece onurlu bir yaşam hakkı için bambaşka bir bakım felsefesi –dolayısıyla da bambaşka toplum– hayal etmeye girişiyor.</p><p></p><p>Eşikler öyle sıra dışı bir kitap ki hak ettiği her türlü üstün sıfat klişe gibi geliyor. [&hellip;] Alabildiğine açıklık ve hassasiyet sergileyen bu öfkeli, sevgi dolu, kederli ve derin kitap, radikal bir yaratıcı eylem için muhteşem bir başlangıç noktası.”</p><p></p><p>Alex Clark, Observer</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul Apartmanları - Kadıköy</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-apartmanlari-kadikoy-90/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-apartmanlari-kadikoy-90/</id>
<published><![CDATA[2026-01-09T16:29:12+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-09T16:29:12+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5CE8C4-E4BC8C-C1E1C5-172920-4A69F1-5825B9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Hey Hikmet’in oğlu, Hikmet’in oğlu</p><p>Tuna’nın suyu olaydın</p><p>Karaorman’dan geleydin</p><p>Karadeniz’e döküleydin</p><p>Mavileşeydin mavileşeydin mavileşeydin</p><p>Geçeydin Boğaziçi’nden</p><p>Başında İstanbul havası</p><p>Çarpaydın Kadıköy iskelesine</p><p>Çarpaydın çırpınaydın</p><p>Vapura binerken Memet’le anası”&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Nazım Hikmet’in bu dizelerinde adı geçen ve katman katman bu şehrin en kadim yerleşim alanlarından olan Kadıköy’e gerçekleşen bu yolculukta Moda, Yeldeğirmeni - Haydarpaşa, Göztepe - Erenköy ve Bostancı-Feneryolu, Fenerbahçe-Kalamış bölgelerini inceliyoruz. Bahsi geçen bu bölgelerdeki tarihi yapılardan sokaklara, ailelerden mimarlara pek çok isme ve hikayeye şahitlik edeceğiz.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul Apartmanları-Beyoğlu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-apartmanlari-9964/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbul-apartmanlari-9964/</id>
<published><![CDATA[2026-01-09T16:26:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-09T16:26:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_54B959-543A48-494D32-82B5AD-EFDA6D-FE6EB1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İstanbul’un ilk apartmanlarına ev sahipliği yapan ve aynı zamanda ilk belediyenin kurulduğu yer olan Beyoğlu’nun dört ana arterinden önem taşıyan birçok sokak, cadde ve apartmanın anı ve hikayelerinin anlatıldığı bu kitap, 19. Yüzyıl sonu ve 20. Yüzyıl başında Beyoğlu’nda yaşamını sürdürmüş birçok ailenin hayatına da ışık tutuyor.</p><p>Kitapta ayrıca Büyük Beyoğlu Yangını ve İstanbul’un işgali esnasında Beyoğlu’nda yaşananlar, İstanbul Levantenlerinin hikayeleri, İstanbul’a kıymetli eserler bırakmış ünlü mimarların hayatları ve apartmanlaşmanın ortaya çıkış ve gelişim süreci de ele alınmıştır.</p><p>Beyoğlu’nda yerleşen önemli bölgelerin ve 100’ün üzerinde binanın hikayesi ile birlikte, binalarda yaşamlarını sürdürmüş ailelerin hayatlarına da bir zaman yolculuğu yapılıyor. Kimisi acı kimisi tatlı bu anı ve hikayeler, okuyucuların Beyoğlu’na bakışını değiştirecek ve güzelleştirecek.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Obur Zihin</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/obur-zihin-8845/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/obur-zihin-8845/</id>
<published><![CDATA[2026-01-09T15:08:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-09T15:08:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DD4DCB-8E4755-406578-185711-604987-0AAD6A.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çıtır yiyecekleri neden çok severiz? Samoalı yolcular Yeni Zelanda’dan uçakla dönerken beraberinde en fazla hangi yiyeceklerden götürürdü? Yiyeceğin hayatımızda oynadığı rol, kalorilerin ve besin öğelerinin ötesine nasıl geçti?</p><p></p><p>“Amerikalıların tat körlüğünün, yaklaşık 75 yıl öncesine kıyasla bugün biraz azalmış olduğu söylenebilir. Televizyon karşısına kurulup yemek yemenin büyüsü bozuldu, hemen herkes fast food’un aslında çok da iyi bir şey olmadığını kabul ediyor ve tüketiciler en işlenmiş paket gıdalarda bile bir nebze olsun kalite veya doğallık arıyor. Amerika artık şöhret sahibi mutfak şeflerinin, gıda konulu yarışma programlarının, giderek çoğalan semt pazarlarının ve ömrünüz boyunca pişirebileceğinizden daha fazla tarif içeren yemek kitaplarının cirit attığı bir ülke.”</p><p></p><p>Evrimsel biyoloji alanında çalışan antropolog John S. Allen, Obur Zihin’de yeme ve düşünme biçimimizin insan türünün kendine özgü doğal tarihini yansıttığı fikrinden yola çıkarak yiyeceklerle ilişkimizin evrimini araştırıyor.</p><p></p><p>&nbsp;</p><p></p><p>“John Allen, yeme alışkanlıklarımız hakkında yeni fikirler şöleni düzenlemek amacıyla modern biyoloji ile evrimi harmanlıyor. Obur Zihin yiyeceklerin derin anlamı üstüne büyüleyici bir çalışma.”</p><p></p><p>Richard Wrangham</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeni Dünyalı Olmak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-dunyali-olmak-419/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-dunyali-olmak-419/</id>
<published><![CDATA[2026-01-09T02:21:04+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-09T02:21:04+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_EFF7D4-BA0CAD-56A352-E19DBC-45F778-DC0D55.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Teknoloji ve trend konuşmacısı, dijital stratejist ve yazar Hande Aydın, yeni kitabı Yeni Dünyalı Olmak ile dijital çağdan yapay zekâ çağına geçiş sürecini insan zihni, davranışları ve toplumsal dönüşüm ekseninde ele alıyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, bireylerin ve kurumların değişen dünyada nasıl konumlanabileceğine dair kapsamlı bir perspektif sunuyor.</p><p></p><p>Algoritmalar, post-truth dönemi, yankı odaları, davranışsal ekonomi, dopamin döngüsü, performans kültürü ve yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkileri gibi güncel başlıkları ele alan Yeni Dünyalı Olmak; okuru hazır reçetelerden ziyade eleştirel düşünmeye ve farkındalık geliştirmeye davet ediyor. Kitap, teknolojik dönüşümün yalnızca teknik değil, aynı zamanda zihinsel ve kültürel bir kırılma olduğuna işaret ediyor.</p><p></p><p>Beş ana bölümden oluşan eser; insanın kimlik, bağ, karar alma ve üretkenlik kavramlarını yeniden düşünmesini sağlarken, yapay zekâ çağında “uyumlanma stratejisi” geliştirmeyi merkeze alıyor. Hande Aydın, değişen dünyaya ayak uydurmanın ancak bilinçli seçimler ve güçlü bir zihinsel haritayla mümkün olduğunu vurguluyor.</p><p></p><p>Yeni Dünyalı Olmak, teknoloji, ekonomi ve insan davranışlarının kesişim noktasında düşünen; dijital çağın karmaşasında yönünü bulmak isteyen okurlar için güncel ve yol gösterici bir başvuru kitabı olarak raflardaki yerini aldı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yedi Kere Düş, Sekiz Kere Kalk</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yedi-kere-dus-sekiz-kere-kalk-7229/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yedi-kere-dus-sekiz-kere-kalk-7229/</id>
<published><![CDATA[2026-01-09T02:15:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-09T02:15:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_AF2F05-9E53F0-448109-9C5B40-992EA4-F821A3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kitap, başarmanın yanı sıra düşmeyi, vazgeçmemeyi ve her seferinde yeniden başlama cesaretini merkeze alıyor. Tijen Mergen ise satırlarında okuru dışarıdan öğüt veren bir anlatıcı olarak değil; bizzat hayatın içinde sınanmış, defalarca düşmüş ve her seferinde kendini yeniden inşa etmiş bir yol arkadaşı olarak karşılıyor. Çocukluk yıllarından profesyonel hayata, aile bağlarından kariyer kırılma noktalarına uzanan anlatı, bireysel bir yaşam öyküsünün ötesinde Türkiye’nin değişen sosyal yapısına ve kuşaklar arası dönüşüme de ışık tutarak yakın tarihin gerçeklerini gözler önüne seriyor.</p><p></p><p>Kitabın temel eksenlerinden biri değişimle kurulan ilişki. Mergen, değişimi bir tehdit değil; gelişimin, öğrenmenin ve güçlenmenin doğal bir parçası olarak ele alıyor. Okuru konfor alanından çıkmaya, potansiyeliyle yarışmaya ve kendi yaşamının direksiyonuna geçmeye davet ediyor. Kişisel gelişim literatüründeki didaktik kalıplardan uzak durarak, yaşanmışlıkların sahici diliyle metni ilerletiyor.</p><p></p><p>Dayanıklılık, iyimserlik, şükür, doğayla temas, stresle büyüme ve anlamlı bir amaca hizmet etme gibi başlıklar etrafında şekillenen bölümleriyle dikkat çeken eserin her bölümü, okuru düşünmeye, durup kendi hayatına bakmaya, yaşadıklarını yeniden yorumlamaya çağırıyor. Gerçek yaşam süzgecinden geçen hikâyelerle okurun kendi yaşamındaki kırılma anlarıyla doğal bir bağ kurması hedefleniyor.</p><p></p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dürrüşehvar Sultan'ın Anıları</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/durrusehvar-sultanin-anilari-820/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/durrusehvar-sultanin-anilari-820/</id>
<published><![CDATA[2026-01-08T10:00:59+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-08T10:00:59+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_87E171-FB7062-14258E-B906E5-045BD5-497EF1.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Dürrüşehvar sürgün yolculuğundaki “hâlet-i rûhiyesini” izah ederken, iki Dürrüşehvar’dan bahseder. O, bir tarafta aklı ile hareket eden ve ılımlı kişi diğer tarafta ise duyguları aklının önüne geçmiş, “hassas, kırılgan ve ağlayan bir çocuktur.’’ Bu ese­rini “yılların sahih efsanelerini karıştırarak, hayalde hakikat, ha­kikatte ise hayal bularak” satırlara döker. Kendi ifadesiyle “tas­virlerinden müteşekkil” ve yıllara yayılmış bu eserde, okur olarak Dürrüşehvar’ın farklı farklı dönemlerine tanık oluruz. Doğan isimli eseri yalnızca transkripsiyon alfabesiyle çevir­mek, hem Dürrüşehvar’a hem de esere haksızlık olacaktı. Bu ne­denle Bir Prensesin Anıları: Hayal ve Hakikat Arasında Dürrüşehvar Sultan isimli bu çalışmada öncelikli amacım, Dürrüşehvar’ın ha­kikatine tutunarak onun hayal âleminin koridorlarında bir gezinti yapmak ve Doğan isimli kitabı yakın okuma ile yeniden yorumla­maya çalışmak oldu. Başka bir ifadeyle, bu çalışma benim dışarı­dan bir göz olarak Dürrüşehvar Sultan’ın hakikat ve hayal arasında kurduğu dünyasını anlatma çabamdır. Takdir edersiniz ki bu yak­laşım kolay değildir; ister istemez bir tutunacak dala ihtiyaç duyu­lur ve benim çıkış noktam da Dürrüşehvar’ın hakikati olmuştur.”</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Böğürtlen Öpücüğü</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bogurtlen-opucugu-5498/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bogurtlen-opucugu-5498/</id>
<published><![CDATA[2026-01-05T11:19:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2026-01-05T11:19:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BB5386-E07C22-360B09-464490-F0828E-4AE2E9.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Okyanusların Not Defterinden” (1990) ile başlayan şiir yolculuğu boyunca çok sayıda kitaba imza atan, bugün çağdaş Türk şiirinin izlenimci-lirik hattının önemli temsilcileri arasında yer alan şair Ünal Ersözlü’nün yeni şiir kitabı “Böğürtlen Öpücüğü”, Yakın Yayınları etiketiyle yayımlandı. Birbirine bağlı 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan “Böğürtlen Öpücüğü”, bütünlüklü yapısıyla çağdaş Türk şiirinde dikkat çeken bir çalışma olarak öne çıkıyor.</p><p></p><p>Modern epik şiirin izinde</p><p></p><p>Modern epik şiirin izini süren kitap, destansı bir anlatı kurarken zengin bir imge dünyasıyla ilerliyor. Şiirin ön planında içerikli bir aşk söylemi belirginleşirken; arka planda insana, hayata ve anlam arayışına dair daha geniş bir sorgulama alanı açılıyor. Metin, bireysel deneyimle ortak bir hakikat arayışını aynı düzlemde buluşturuyor.</p><p></p><p>Tek şiir, süreklilik taşıyan bir evren</p><p></p><p>Tek şiir formu içinde gelişen bu bütünlüklü anlatı, okuru parçalı bir okuma yerine süreklilik taşıyan bir şiir evrenine davet ediyor. Aşk, zaman, bellek ve insanlık hâlleri şiir boyunca lirik olduğu kadar düşünsel bir derinlikle iç içe geçiyor.</p><p></p><p>Şiir ve gazetecilikten beslenen bir üretim hattı</p><p></p><p>1980’li yılların sonlarından bu yana şiir, deneme ve düşünce alanında üretimlerini sürdüren Ünal Ersözlü, bugüne kadar şiir kitaplarıyla Akademi Şiir Başarı Ödülü, Behçet Aysan Şiir Ödülü ve Yunus Nadi Şiir Ödülü’nün de aralarında bulunduğu birçok ödüle layık görüldü. Bugüne kadar yayımlanan şiir kitaplarıyla çağdaş Türk şiirinde kendine özgü bir dil kuran şair, uzun yıllar gazetecilik yaptı; yazılı basın ve televizyonlarda farklı görevler üstlendi. Şiir çalışmalarının yanı sıra kültür, düşünce ve iletişim alanlarında üretimlerini sürdürüyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Anlam ve Dil</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/anlam-ve-dil-2305/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/anlam-ve-dil-2305/</id>
<published><![CDATA[2025-12-30T16:43:32+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-30T16:43:32+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_C7CD54-FAFFE6-B4DDFE-EEFE3F-0C4345-C7869B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dil ve anlam ilişkisinin odağa yerleştiği 20. yüzyıl felsefesinde anlamın dile, mantıksal bir dizgeye, bir doğruluk ölçütüne indirgendiği bakış açıları olduğu gibi, anlamı deneyimde, etkileşimde ya da zihin içeriğinde arayan yaklaşımlar da ortaya çıkmıştır. Öte yandan anlamı, bir iletişim aracı olarak dilin kullanımında, gündelik konuşmada ya da bedensellikte ve eylemlilikte arayan yaklaşımlar da söz konusudur. Bu çeşitli bakış açıları ve kavramsal zenginliği Türkçeye taşıyarak anlam ve dile dair meseleleri felsefi zeminde tartışmak önem arz etmektedir. Aysun Aydın, uzman araştırmacıların anlam sorunu üzerine yazılarını yayınevimizden çıkan Beden ve Anlam kitabında bir araya getirmişti. Soruşturması Anlam ve Dil ile devam ediyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meister Eckhart Hristiyanlığın Filozofu</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/meister-eckhart-hristiyanligin-filozofu-2589/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/meister-eckhart-hristiyanligin-filozofu-2589/</id>
<published><![CDATA[2025-12-30T16:30:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-30T16:30:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_3C3F0E-37AC99-6418FB-B959EA-24ACCD-96D615.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yalnızca teoloji ve felsefedeki tartışmaları değil, bütün bir Avrupa kültürünü de derinden etkilemiş bir isim Meister Eckhart. Buna karşın hem kendi dönemindeki hem de sonrasındaki anlatılar, onun “sapkın” bir teolog ya da büyük bir “mistik” şeklindeki imajının ötesine geçen bir portresini sunmayı nadiren başarır. Kurt Flasch ise bu önemli ismi, “Hristiyanlığın filozofu” olarak sahneye çıkarıyor ve bu “mistik” yaftasını sorguluyor. Eckhart’ın Paris’ten Erfurt’a, Strasbourg’dan Köln’e uzanan hayatı boyunca asıl hedefinin inancı aklın imkânları içinde temellendirmek olduğunu, Tanrı, varlık ve akıl üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla özgün bir felsefi sistem kurduğunu göstermeye çalışıyor. Flasch’ın, Eckhart’ın Latince ve Almanca yazılmış metinlerine yönelik titiz okumasının bir ürünü olan Meister Eckhart: Hristiyanlığın Filozofu, bu önemli ismin düşüncesine ve eserlerine kapsamlı bir giriş</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Aklımda Değil Sol Yanımdasın</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/aklimda-degil-sol-yanimdasin-8389/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/aklimda-degil-sol-yanimdasin-8389/</id>
<published><![CDATA[2025-12-26T11:53:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-26T11:53:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F92B75-EE20DE-A0C7D8-667231-9B2CB4-2807EB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bir sevda vardır; ne aklın mantığıyla açıklanabilir ne de zamanla silinir. Sessizce, yüreğin sol yanında yaşar. Şair Dilek Köroğlu, yeni şiir kitabı “Aklımda Değil Sol Yanımdasın” ile bu tarif edilemeyen duyguların izini sürüyor.</p><p>Karşılıksız kalmış sevdalar, imkânsız aşklar, bekleyişler ve içe dönük sorgulamalar&hellip; Köroğlu’nun yeni kitabı, sevmenin en kırılgan ve en gerçek hâllerini sade ama etkileyici bir dille okuyucuya sunuyor. Şiirlerde Kasım mevsiminin hüznü, Ferhat’ın dağları delen inadı, yalnızlığın sessizliği ve sabrın zamana yayılan ağırlığı iç içe geçiyor.</p><p>“İmkânsızlığıma ağladım bu gece” dizeleriyle kalbin en savunmasız anlarına dokunan şair, “Sevmek için ölmek mi gerek?” sorusuyla da sevdanın sınırlarını sorguluyor. “Çıkmazdayım”, “Yalnızım”, “Çaresizim” başlıklı şiirler, bir iç muhasebenin kapılarını aralarken; menfaatsiz, sadık ve vazgeçmeyen bir yüreğin sesi satırlara yansıyor.</p><p>Şair Dilek Köroğlu’nun abartıdan uzak, içten anlatımı; okuyucuyu kendi duygusal yolculuğuyla yüzleştiriyor. Sonbaharın dökülen yaprakları arasında hâlâ yeşeren bir sevdanın hikâyesini anlatan “Aklımda Değil Sol Yanımdasın”, her satırında okurun kalbine dokunmayı hedefliyor.</p><p>Şiirle iç içe bir yalnızlık, sessiz bir bekleyiş ve unutulamayan bir sevdanın izlerini taşıyan bu eser, şiir severler için güçlü ve samimi bir okuma deneyimi sunuyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yakın Tarih'te Gördüklerim ve Geçirdiklerim II</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yakin-tarihte-gorduklerim-ve-gecirdiklerim-ii-4678/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yakin-tarihte-gorduklerim-ve-gecirdiklerim-ii-4678/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T14:14:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T14:14:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_A5F754-48D292-BA3827-C3BB83-2698FC-1A30FE.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Gazeteci Ahmet Emin Yalman’ın çocukluk yıllarından Mondros Mütarekesi’ne kadar olan dönemi anlattığı anılarının birinci cildi, yazarın İttihat ve Terakki üyeleriyle beraber tutuklandığı döneme kadar gelmişti. İkinci cilt Ahmet Emin Bey’in, Damad Ferit Paşa hükümeti tarafından Kütahya’ya sürgüne gönderilmesiyle başlıyor.</p><p>Üç ay sonra sürgünden İstanbul’a dönen Ahmet Emin Bey, İzmir’in işgalinin ardından hızla büyüyen Milli Mücadele’ye Vakit gazetesine yazdığı yazılarla destek olmaya devam eder. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgaliyle İngilizler tarafından Malta’ya gönderilir. Anılarının büyük kısmını, yaklaşık iki yıl süren ve nazırlarla, mebuslarla, gazetecilerle geçen bu sürgün günleri oluşturur. Malta’dan kurtulur kurtulmaz “Memleketin ortasında kurulan yepyeni âlemi mutlaka kendi gözlerimle görmeliyim” diyerek Ankara’ya giden Ahmet Emin Bey, burada Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, Rauf Bey ve Yusuf Kemal Bey’le mülakatlar yapar. Yazar, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayat hikâyesini anlattığı ilk gazeteci olur. Ankara’dan Batı Cephesi’ne savaş muhabiri olarak gider ve cephe izlenimlerini Vakit gazetesinde okurlarına aktarır.</p><p>Basın tarihimizin önemli figürlerinden Ahmet Emin Yalman’ın 1918-1922 yıllarını kaleme aldığı anılarının bu cildi, bir gazetecinin mütareke döneminde Malta’ya sürülenler hakkındaki tanıklıkları ve Milli Mücadele’ye hem Ankara hem de cephe hattından yaptığı değerlendirmeleri açısından özel bir önem taşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Pera Palas Oteli'nin Hikayesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/pera-palas-otelinin-hikayesi-282/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/pera-palas-otelinin-hikayesi-282/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T14:12:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T14:12:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FB0B15-D41BA1-DC46FD-284428-64D22C-AF4778.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>BİRİNCİ BÖLÜM&nbsp;</p><p>Pâyitahtın Renkli Yüzü: Pera “Beyoğlu’nun” Kozmopolit Dünyası</p><p>İKİNCİ BÖLÜM</p><p>Avrupa Zarafetinin İstanbul Yansıması Pera Palas Oteli</p><p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&nbsp;</p><p>Zamanın Tanığı Olarak Pera Palas: Siyasi ve Sosyal Dönüşümler</p><p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM&nbsp;</p><p>Pera Palas’ın Kapılarından Geçen Ünlü İsimler</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Geçmiş Zamanlara Dair</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/gecmis-zamanlara-dair-5945/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/gecmis-zamanlara-dair-5945/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T14:10:06+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T14:10:06+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6B694B-723966-D2E01E-D61387-2033E7-108C41.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Selim Nüzhet Bütün Eserleri serimizin ilk kitabı Geçmiş Zamanlara Dair. Selim Nüzhet'in gazete ve dergilerde kaleme aldığı yazılarını bir araya getiren bu kitap 6 temanın oluşturduğu bölümlerden meydana gelmekte. İlki, kitaba da adını veren Geçmiş Zamanlara Dair. İkinci bölüm, Eski Eğlencelerimizden, üçüncü bölüm Eski Ramazan Geceleri, dördüncü bölüm ise Ramazan Musahabeleri. Bu bölümler yazarın üst başlık halinde yaptığı gazete ve dergi tefrikalarının yayın tarihleri dikkate alınarak gruplandırılmasından meydana geliyor. Beşinci bölüm de benzer temadaki yazıları biraraya getiriyor: Kitap ve Okuma Kültürü. Son bölüm ise bir tema ile adlandıramadığımız, dergi sayfalarında da kaybolup gitmesine gönlümüzün razı olmadığı yazılardan meydana gelmekte.</p><p>Bu eser 1939’dan başlayarak 1944 yılı dahil olmak üzere Selim Nüzhet Gerçek’in dergi ve gazete yazılarından seçilmiş olup, konu ve tema bütünlüğü gözetilerek hazırlanmıştır.</p><p>Yaklaşık 80 yıl önce kaleme alınmış bu yazılar, bugünün bakışıyla, ilk olarak neler kaybettiklerimizin birer envanteri sayılsa yeridir. İkinci olarak bu kitabı meydana getiren her bir yazı vaktiyle sahip olduğumuz güzelliklerin, hayat algımızın dokusunu oluşturan estetik değerlerin, yaşama kültürünün öğretici, hatırlatıcı birer arşiv belgesi hükmünde.&nbsp; Üçüncü olarak bugün konuştuğumuz bazı problemlerin o zamanlardan tespit ve teşhis edildiği, çözümü için önerilerin getirildiği ve bunların dikkate alınmadığının açığa çıktığı bir eser. Dördüncü olarak, kültür, şehir-mekân, insan, toplumsal hayat, eğlence konularında geçmiş yaşantımızın temel saiklerini ve işleyişini, anlamlar evrenini, güzelliklerini ve zarafetini öncelikle fark etmemiz için kılavuz olacak, estetik dikkatimizi uyandıracak ve canlandıracak hatta geliştirecek bir eser. İçinde yaşadığımız toplum ve mekâna samimi ve hasbi bir yönelime sahip olmak, onu, yekpareliği içinde birbirine bağlı ilişkiler, bağlar bütünü olarak görmek, duyarlılığı şiar edinerek düşünmek bu yazıların temel karakteri sayılsa yeridir.</p><p>Son olarak bu yazılar satır satır bir dil zevkinin yüksek bir sadelikle örneğini vermekte. Selim Nüzhet kendisinden önceki zamanı üstün bir dil zevki ve duyarlı bakışlarıyla kendi zamanına taşıma sorumluluğunu yerine getiriyor. O halde biz de onun anlayış ve kavrayışını örnek alarak, geçmiş zamanı onun kaleminden öğrenirken ümit edelim ki bu anlayıştan ve kavrayış tarzından nasibtar olalım.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Abdülhamid'in Son Zamanlarında İstanbul</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/abdulhamidin-son-zamanlarinda-istanbul-1768/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/abdulhamidin-son-zamanlarinda-istanbul-1768/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T14:05:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T14:05:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_37D80C-1A7473-47E456-4DB17C-FF8300-D2C59F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Paul Fesch, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı payitahtına gelmiş bir Fransız seyyah ve gözlemcidir. Diplomatik çevrelere yakınlığı ve dikkatli bakış açısıyla, dönemin İstanbul’unu Avrupalı bir gözle incelemiş; hem sarayın ihtişamını hem de halkın gündelik hayatını aktarırken kendi çağının düşünce iklimini de yansıtmıştır.</p><p>&nbsp;</p><p>Onun şahitlik ettiği yıllar, II. Abdülhamid’in saltanatının son dönemleridir. İmparatorluk, içeride Jön Türk hareketinin ve muhalefetin yükselişiyle sarsılırken, dışarıda büyük devletlerin baskısı ve rekabetiyle kuşatılmıştır. Yıldız Sarayı’nın korunaklı duvarlarının ardında hüküm süren ihtiyat ve endişe, İstanbul sokaklarında merak, söylenti ve huzursuzluk olarak yankılanmaktadır. Bu atmosfer, hem devlet erkânında hem de sıradan halkta, geleceğin ne getireceğine dair keskin bir belirsizlik yaratır.</p><p>&nbsp;</p><p>Abdülhamid’in Son Zamanlarında İstanbul, tarihî tanıklığın kıymetli bir belgesidir. Fesch, gözlemlerini edebî bir incelikle kayda geçirirken, dönemin İstanbul’unu canlı bir anlatıya dönüştürür.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Fehim Paşa ile Margrit</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/fehim-pasa-ile-margrit-9489/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/fehim-pasa-ile-margrit-9489/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T14:03:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T14:03:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_051503-B3F122-51C3AB-1CB11A-E9124E-100008.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fehim Paşa ile Margrit ve Diğer “Hassas Romanlar”ın yazarı Ahmed Nâci hakkında edebiyat tarihleri ve edebiyat çalışmalarında herhangi bir bilgi yoktur. Çolpan Kitap’ın “Çevrim” dizisinin beşinci kitabında, kayıp bir yazar olan Ahmed Nâci’nin 111 yıl önce yayımlanmış beş “roman”ı yer alıyor. Fehim Paşa ile Margrit, Zambak ile Lâle, Çılgın İhtiyar, Tal’at ile Fitnat ve Son Yatak adlı bu metinler, aslında birer uzun öyküdür. Onların yayımlandığı dönemde “roman” diye sunulması, hem romana yüklenen işlevden hem de okurun algısını yönlendirme niyetinden kaynaklanır. İkinci Meşrutiyet sonrasında gelişen popüler edebiyat eğiliminin dikkat çekici bu ürünleri, tam da Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıl yayımlanır. Sunumlarındaki “hassas roman” sözü, iç gıcıklayıcı ve erotik içeriklerini bildirdiği kadar okuru çekme niyeti de taşır. Fehim Paşa ile Margrit ve Diğer “Hassas Romanlar”, özellikle aşk ihtiyacı ve arayışını yönlendiren etkenlerin ilişkileri nasıl belirlediğini ve bu ilişkilerin edebî metin üzerinden nasıl modellendiğini görmek bakımından, temsil değeri yüksek önemli bir toplam.</p><p>&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Köşkler, Sürgünler, Bedeller</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/koskler-surgunler-bedeller-6112/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/koskler-surgunler-bedeller-6112/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T14:01:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T14:01:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_81167A-B5803B-B06DAF-6923B1-F3A8A9-189AF7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Köşkler, Sürgünler, Bedeller salt bir ailenin tarihini, coşkunluklarını, trajedilerini değil, aynı zamanda bir ülkenin ölüm-dirim savaşımını verirken geçirdiği dönüşümleri de minör figürler üzerinden ele alıyor. Sina Kabaağaç anılarını kaleme alırken bu dönüşümlere olduğu kadar tüm figürlere de bir bilim insanının kapsayıcı nesnelliği ile yaklaşıyor:</p><p>&nbsp;</p><p>Hiçbir zaman görmediği dedesi Şakir Paşa’nın güçlü bir figüre dönüşmesinin nedenleri ile bu figürün günün birinde inzivaya çekilmek istemesinin altındaki derin ruh katmanı; babası Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın tutkulu, başı mümkün mertebe dik ve dehaya varan bir düşünce yapısını sürgün, yaban, aforoz edilmiş Halikarnas Balıkçısı’na dönüşerek entelektüel bir dirence ve mertebeye ulaştırması; tüm karşı çıkmalara göğüs gerip ağır bir suçtan hüküm giymiş bir mahkûma âşık genç bir annenin, yaşamının en kritik noktasında âşık olduğu kişi tarafından “serbest” bırakılması; bir yanda modern devlet kurulmaya çalışılırken, öte yandan eski geleneklerin hüküm sürdüğü bir köşk ve bu köşk içindeki aristokrat yaşamın dayatmaları&hellip;</p><p>&nbsp;</p><p>Ve bütün bunların ortasında, kendi kıyısında ama sürekli kendinden öte dalgaların sarsıntısında var olmaya çabalayan ve bunu başaran; her şeye karşın kapalı ama ayakta kalan ve köşklere, sürgünlere ve tüm bedellere rağmen kendini insanlığa ve onun yegâne sesine “dile” adayan bir başka sürgün, bir çocuk ve nihayet bir hoca&hellip;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Metres</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/metres-1099/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/metres-1099/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T13:58:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T13:58:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F7AA7F-147118-84AE83-17FDA6-365F30-731CB6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İhtiyar bir Rum tüccarın metresi olarak Paris’ten İstanbul’a gelen Matmazel Parnas, zengin hamisi ölünce kime çatacağı, hangi servete çarpacağı bilinmeyen bir kuyrukluyıldız gibi, Beyoğlu’nun aşk semalarında dolaşmaya başlar. Şık beyler arasında kavga nedeni olan bu afetin cazibesine kapılarak bütün servetini kaybedenlerden biri de mirasyedi Müştak’tır. Metresi Parnas’ın giderlerini karşılayamayan parnasyen Müştak, arkadaşı Reyhan’dan borç ister. Reyhan da Parnas’ı paylaşmak şartıyla arkadaşına istediği parayı verir. Ancak bir süre sonra aralarında kıskançlık ve husumet baş gösterir. Bunlar yetmezmiş gibi, Hami adında, “dandini beyim hoppala paşam” üçüncü bir ortaklarının daha olduğunu öğrenen iki arkadaş birlik olup intikam almak için Hami’nin annesi Firuze Hanım’ı ve karısı Saffet Hanım’ı yazdıkları aşk mektuplarıyla baştan çıkarırlar. Böylece şair ve kinik filozof Revai karakterinin alaycı gözlem ve katılımıyla Metres, komedi ve trajedinin iç içe geçtiği aşk, evlilik, ihanet, kıskançlık, şehvet, para ve intikam sarmalında gelişen olaylarla birlikte İstanbul’da konak hayatını, farklı görünümleriyle dönemin sosyokültürel manzarasını, eğitim meselelerini ve edebiyat atmosferini de gözler önüne serer.</p><p></p><p>Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1900 yılında İkdam gazetesinde tefrika edildikten sonra aynı yıl kitaplaştırılan Metres’te, alafranga mirasyedi tipler üzerinden hem yanlış Batılılaşmayla toplumda yaygınlık kazanan metres hayatının birey ve özellikle aile hayatında yarattığı tahribi sürükleyici bir kurgu ve mizahi anlatımla hicveder hem de romantizm ve parnasizm gibi edebi akımların etkisindeki Servetifünun topluluğunu örtük bir şekilde eleştirir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeşilçam Öykü Sineması</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yesilcam-oyku-sinemasi-3135/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yesilcam-oyku-sinemasi-3135/</id>
<published><![CDATA[2025-12-25T10:06:58+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-25T10:06:58+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_921148-1820B5-074D80-9DB613-ADCAEC-CD7C71.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VBKY’nin sanat kitaplığı, Serpil Kırel’in imzasını taşıyan “Yeşilçam Öykü Sineması” adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Kırel, bu çalışmasıyla Türkiye’de popüler sinemanın zirveye ulaştığı 60’lı yıllara yakından bakıyor, etkilerini bugüne dek süren güçlü bir sinema geleneğinin oluştuğu ve geleceğe taşınan geniş bir kültürel alanın şekillendiği bu döneme odaklanıyor. Yazar Yeşilçam’ı Yeşilçam yapan unsurlara odaklanarak dönemin gündelik yaşamını, sinemasal ortamını, üretim koşullarını, sinemanın seyirciyle seyircinin sinemayla kurduğu benzersiz bağı ve filmlerin anlatı yapılarını bir bütün olarak değerlendiriyor. Yeşilçam’a emek verenlerin deneyim ve tanıklıklarına da başvurularak hazırlanan çalışma, arşiv fotoğraflar ve az bilinen anekdotlarla, Yeşilçam’ı içeriden ve dışarıdan anlamak, popüler olanla mesafemizi yeniden düşünmek için temel bir kaynak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Zeynep'i Mevla</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/zeynepi-mevla-5168/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/zeynepi-mevla-5168/</id>
<published><![CDATA[2025-12-23T16:13:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-23T16:13:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_D9DC92-B627D2-A4B20C-2447BA-07DA74-A02673.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Zeynep Özbudak, maneviyat, teslimiyet ve ilahi aşk ekseninde şekillenen ilk kitabı “Zeynep’i Mevla” ile okurlarını içsel bir yolculuğa davet ediyor. Yazarın kendi ruh dünyasındaki arayıştan beslenen eser, samimi dili ve içten anlatımıyla dikkat çekiyor.</p><p>Özbudak, kitabında ilahi aşka duyulan özlemi, kul olmanın teslimiyetini ve Rabbine yönelişini şiirsel bir üslupla kaleme alıyor. “Zeynep’i Mevla”, yalnızca bireysel bir anlatı olmanın ötesinde, okurla gönülden gönle bir bağ kurmayı hedefleyen bir metin olarak öne çıkıyor. Eser, maneviyatla temas etmek isteyenler için sade ama derinlikli bir anlatım sunuyor.</p><p>Yazar, kitabın ortaya çıkış sürecini şu sözlerle dile getiriyor:</p><p>“Bu kitap, Rabbime duyduğum aşkın, teslimiyetimin ve içsel arayışımın bir yansıması. Amacım yalnızca kendi hislerimi anlatmak değil; ilahi aşka dokunan tüm kalplerin ortak bir duyguda buluşmasına vesile olmak. ‘Zeynep’i Mevla’, kalpten kalbe uzanan bir mevla yolculuğudur.”</p><p>Zeynep Özbudak’ın ilk eseri “Zeynep’i Mevla”, yazarın resmi Instagram hesabı (@zeynep__ozbudak) üzerinden temin edilebiliyor. Kitap, manevi arayışını derinleştirmek isteyen okurlar için bir rehber niteliği taşıyor.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Annem Aşure Gönderdi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/annem-asure-gonderdi-2840/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/annem-asure-gonderdi-2840/</id>
<published><![CDATA[2025-12-23T02:48:51+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-23T02:48:51+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_71E28C-079616-9F6150-41D951-66346D-3AFC7F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Bazı aileler birbirine kanla değil, sırla bağlanır.&nbsp;</p><p>Bir haziran günü... Babalar Günü’nde yaşanan bir dizi intihar... Yıllar sonra Tuz Gölü’nün beyaz sessizliğine bulanmış kırmızı bir piknik... Raziye mi yoksa Rüya mı?..</p><p>&nbsp;Annem Aşure Gönderdi, aile denen o derin kuyuda yankılanan sırları, masumiyetle kötülüğün birbirine karıştığı çizgiyi ve suskunluğun bir hayatı nasıl biçtiğini anlatıyor. Bir babanın sırlarla dolu geçmişi, dört kişinin hayatında küllenmiş yangınları yeniden tutuşturuyor. Gölgeleriyle büyümüş bu dört kişi, geçmişin susturduğu sesleri geri çağırırken kendi yüzlerine de ilk kez bakmak zorunda kalıyorlar. Her ailenin biraz kurmaca olduğu ve bazı kurmacaların da felaketi meydana getirdiği ifşa ediliyor. Aile sırları, aşurenin içindeki tatlar gibi birbirine karışıyor ve ortaya vicdanın sesi çıkıyor: Suç nedir, adalet nasıl sağlanır ve bağışlamak gerçekten mümkün müdür?</p><p>&nbsp;Zamanın kırıldığı, kimliklerin birbirine karıştığı bu hikâye, okuru bir suç ortaklığının peşine düşürüyor ve sonunda şu sarsıcı soruyla baş başa bırakıyor: Evimizin sırları kime emanet?</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Shakespeare Okumaları</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/shakespeare-okumalari-5641/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/shakespeare-okumalari-5641/</id>
<published><![CDATA[2025-12-21T15:30:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-21T15:30:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B9ED0C-68BE04-965BCD-246289-80CFC4-C3F94E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Shakespeare Okumaları, Ataol Behramoğlu’nun Shakespeare oyunları üzerine 2017-2021 yılları arasında kaleme aldığı ve çeşitli dergilerde yayımlanan 20 yazısını bir araya getiriyor. Yazılarının temel hedefini Shakespeare üzerine ezbere ve tekrara düşmeden düşünebilmek, onun oyun yazarlığını elden geldiğince içselleştirebilmek olarak belirleyen Behramoğlu, çalışırken var olan Shakespeare araştırmalarından, bilgi hazinesinden yararlanıp destek almaktansa kişisel izlenimlerini, sorularını, beğeni ya da eleştirilerini dile getirmeyi yeğliyor. Bu açıdan Shakespeare Okumaları, ülkemizin en değerli ozanlarından birinin, dünyanın en değerli ozanlarından biriyle ozanca sohbeti bir anlamda.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sandalım Geliyor Varda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sandalim-geliyor-varda-3068/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sandalim-geliyor-varda-3068/</id>
<published><![CDATA[2025-12-21T15:23:43+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-21T15:23:43+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_DB2898-A2071F-6D5B4A-832F30-668A36-FB612F.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Şimdi burada size vaktiyle başımdan geçmiş olan deniz maceralarının hepsini birden anlatacak değilim. Bu yazımda size yine başımdan geçmiş tek bir macera anlatacağım ki bu ötekiler gibi korkunç değil, bilakis çok hoş, çok tatlı, oldukça eğlenceli ve kolay akla fikre gelmeyecek olan bir maceradır. Dinleyin şimdi benden, gençlik yaşımda başımdan geçmiş olan o tatlı, bal gibi deniz hikâyesini!”</p><p></p><p>Eserlerinde İstanbul’un kenar mahallelerinde yaşayan sıradan insanların başlarından geçen eğlenceli, renkli ve bazen de trajikomik olayları bir gözlemci sıfatıyla anlatan Osman Cemal Kaygılı’nın en başarılı olduğu edebi türün hikâyecilik olduğu kabul edilir. İki uzun hikâyeden oluşan Sandalım Geliyor Varda, Osman Cemal’in 1938 yılında yayımlanan son hikâye kitabıdır. Kitaba adını veren “Sandalım Geliyor Varda” hikâyesinde, Haliç’te sandal sefası yapan anlatıcı kahraman ile genç bir kız arasında başlayan ve Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Yahya Kemal şiirleri ve şarkıları eşliğinde devam eden, neşe ve hüznün iç içe geçtiği bir aşk macerası anlatılır. İlk kez 1925 yılında yayımlanan “Tekin Olmayan Kedi”de ise yaramaz kedileri Sarman’dan kurtulmak isteyen bir çiftin başından geçen trajikomik olaylar hikâye edilir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Viski Tutkununun El Kitabı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/viski-tutkununun-el-kitabi-7820/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/viski-tutkununun-el-kitabi-7820/</id>
<published><![CDATA[2025-12-19T13:18:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-19T13:18:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_850B1E-11F8DE-0E6079-5A9025-9EA88E-993336.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Viski Tutkununun El Kitabı 42. İstanbul Kitap Fuarı’nın açılış günü olan 13 Aralık’ta Epsilon Yayınevi tarafından düzenlenen bir imza günüyle okurlarla ilk kez buluştu.&nbsp;</p><p></p><p>Dr. Burkay Adalığ (@meleklerinpayi), bu kitabında derin viski bilgisini damıtarak uzun yıllara yayılan deneyimiyle ustalıkla harmanlıyor. Viskiyi anlamanın, seçmenin ve tadına varmanın inceliklerini sade bir dille, pratik bilgiler eşliğinde okura aktarıyor. Damıtımevlerinden fıçı türlerine, üretim tekniklerinden duyusal değerlendirmeye uzanan bu kapsamlı rehber; hem viski ile yeni tanışanlar hem de deneyimli viski tutkunları için vazgeçilmez bir yol arkadaşı olacak.</p><p></p><p>“Meleklerin Payı: Bir Viski Macerası” ve “Maltın Peşinde: İskoçya Viski Damıtımevleri” kitaplarıyla yeme içme kitaplarının Oscar ödülleri olarak nitelendirilen Gourmand Awards’da 2020 ve 2023 Best Whisky Book of the Year ödüllerinin de sahibi Dr. Burkay Adalığ yeni kitabı ile ilgili şunları söyledi:</p><p></p><p>“Önceki kitaplarımda çok ayrıntılı olarak anlattığım tüm başlıkları içeren ve viskiye yeni başlayanların viski kültürü konusundaki tüm temel bilgileri edinebileceği pratik bilgilerle dolu bir el kitabı hazırlamak uzun süredir aklımdaydı. Ben de yaklaşık otuz beş yıl önce, üniversite öğrencisiyken, o zamanlar piyasada bulunan ancak bugün sadece sahaflarda rastlanabilen el kitapları sayesinde viski kültürüyle tanıştığım için bu tür kaynakları çok önemsiyorum. Ben yazarken çok keyif aldım, umarım okurlarım da aynı keyfi alır”</p><p></p><p>Viski, güneş ışığının sıvı hâlidir.&nbsp;</p><p></p><p>Viski, yalnızca bir içki değil; yüzyılların birikimiyle şekillenmiş bir kültür, sabırla</p><p>&nbsp;işlenmiş bir zanaat. Dr. Burkay Adalığ, derin viski bilgisini damıtarak uzun yıllara yayılan deneyimiyle bu kitapta ustalıkla harmanlıyor. Viskiyi anlamanın, seçmenin ve tadına</p><p>&nbsp;varmanın inceliklerini sade bir dille, pratik bilgiler eşliğinde okura aktarıyor.</p><p></p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; • Viski nasıl üretilir?</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;• Fıçı ve olgunlaşma süreci viskinin&nbsp; &nbsp;tadını nasıl etkiler?</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;• Viski tadımı nasıl yapılır, hangi eşlikçilerle zenginleşir?</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;• Viski koleksiyonerliği ve yatırımcılığı</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; • Viskinin doğru saklama yöntemleri</p><p></p><p>Damıtımevlerinden fıçı türlerine, üretim tekniklerinden duyusal değerlendirmeye uzanan bu kapsamlı rehber; hem viski ile yeni tanışanlar hem de deneyimli viski tutkunları için vazgeçilmez bir yol arkadaşı olacak.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Yeni Bir Düşünme Biçimi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-bir-dusunme-bicimi-8251/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/yeni-bir-dusunme-bicimi-8251/</id>
<published><![CDATA[2025-12-17T14:47:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-17T14:47:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_F2E240-9BC155-B810BE-1A0A1F-7EEA4C-F65C70.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Dünya çapında tanınan yönetim stratejisti ve Harvard Business Review'ün en çok okunan yazarlarından Roger L. Martin'in eseri "A New Way to Think" (Yeni Bir Düşünme Biçimi), İşNet ve Optimist Yayınevi iş birliğiyle ilk kez Türkçe olarak okuyucularla buluştu.</p><p></p><p>Yönetim Literatürüne Yeni Bir Soluk</p><p></p><p>Onlarca yıllık danışmanlık ve akademik deneyimin ürünü olan kitap, yönetim dünyasının yerleşik 14 temel konusunu kökten sorgulayarak alternatif yaklaşımlar sunuyor. Rekabet stratejilerinden müşteri ilişkilerine, kurumsal inovasyondan yetenek yönetimine, birleşme ve satın almalardan organizasyonel dönüşüme kadar uzanan geniş yelpazede, Martin her konuyu somut örnekler ve vaka analizleriyle ele alıyor.</p><p></p><p>Kitabın Türkçe’ye kazandırılmasını sağlayan İşNet’in CEO'su Mehmet Fahri Can “Yeni Bir Düşünme Biçimi” kitabı hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:</p><p></p><p>"Her şeyin hızla dönüştüğü çağımızda asıl önemli olan, hangi yöntemi seçtiğiniz değil, seçtiğiniz yöntemi ne kadar cesaretle sorguladığınız ve değişen koşullara göre yeniden şekillendirebildiğinizdir."</p><p></p><p>Bu yaklaşım, kitabın temel felsefesiyle de örtüşüyor: Geleneksel yönetim modelleri günümüzün dinamik iş ortamında yetersiz kalıyor. Bu kitap küresel rekabet koşullarında dönüşüm arayışı içinde olan yöneticilere pratik içgörüler sunuyor. Strateji, planlama ve uygulamanın artık birbirini besleyen eş zamanlı süreçler olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan kitap, teoriden pratiğe köprü kuran somut öneriler içeriyor.</p><p></p><p>İnsan Odaklı Yaklaşım</p><p></p><p>"İnsan için Teknoloji" yaklaşımıyla hizmet sunan İşNet için bu yayın, kurumsal değerlerle örtüşen stratejik bir adım. İşNet CEO'su Mehmet Fahri Can, kitabın sunuş yazısı kısmında şu tespiti yapıyor:</p><p></p><p>"Yönetim modellerini değiştiren, stratejileri hayata geçiren, müşteriye değer sunan ve sonuçta geliş imi sağlayan da uygulayan da “insan”. İnsana güvenen, insanı merkeze alan ve insanın potansiyelini ortaya çıkaran yönetim anlayışlarının geleceği şekillendireceğine inanıyoruz."</p><p></p><p>"Yeni Bir Düşünme Biçimi" kitabında Martin, sadece sorunları tespit etmekle kalmıyor, aynı zamanda çözüm yolları sunuyor. Her bölüm, yöneticileri düşünmeye ve kendi organizasyonlarındaki uygulamaları sorgulamaya davet ediyor. Kitap, hem üst düzey yöneticiler hem de yönetim alanında kariyer yapan profesyoneller için değerli bir kaynak niteliğinde.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Karahindibalar</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/karahindibalar-2361/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/karahindibalar-2361/</id>
<published><![CDATA[2025-12-16T12:05:23+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-16T12:05:23+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_44C074-D6FB94-BC1A4C-FD2F1E-C69001-144706.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İnanın ya da inanmayın insana kader dedirten bazı anlar vardır, bilirsiniz.</p><p></p><p>Babasını yıllar önce, trajik bir kaza sonucu kaybeden İneko’da nadir rastlanan bir rahatsızlık peyda olur, öyle ki bu rahatsızlık onun insanların bedenlerini algılamasını engeller. İneko’nun orta yaşlı dul annesi, kızının özel bir bakıma ihtiyacı olduğuna karar verir. Nişanlısı Kuno’ysa buna karşı çıkar. Tüm bu tartışmaların arasında, İneko kendini karahindibalarla dolu bir tepenin üzerinde yer alan, eski bir Budist tapınağının bahçesindeki psikiyatri kliniğinde bulur.</p><p></p><p>İnsanlar arasındaki mesafeyi, kelimelere başvurmadan söylediklerimizi sorgulayan Karahindibalar, Japon edebiyatının ustası Kawabata’nın 1972’de tamamlanmamış halde bıraktığı son sözü.</p><p></p><p>“Kawabata’nın büyüleyici ve tuhaf romanı Karahindibalar aşk, kayıp ve delilikle dolu bir hikâyeyi yalın ve etkileyici bir üslupla anlatıyor.”</p><p></p><p>The Paris Review</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Güzellik ve Hüzün</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/guzellik-ve-huzun-811/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/guzellik-ve-huzun-811/</id>
<published><![CDATA[2025-12-16T11:54:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-16T11:54:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_CF6491-2F58B9-AE1F07-45A0A8-8B51BE-5F912B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Zaman herkes için aynı şekilde akar, insanlarsa zamanın içinde farklı şekillerde akarlar.</p><p></p><p>Yağmur mevsimi Tokyo’yu teslim almışken, ünlü yazar Toshio Ōki, yıllar sonra ilk kez Kyoto’ya giden bir trende oturur. Bu yolculuk, onu geçmişin ağır gölgeleriyle yüzleşmeye götürürken, gençlik yıllarının tutkulu aşkı, ressam Ueno Otoko’yla yarım kalmış hikâyesini de belki nihayete erdirme umudu taşır. Fakat Ōki’nin geçmişi yalnızca pişmanlıklarla değil, başkalarının taşıdığı yaralarla da doludur. Otoko’nun yanındaki genç ve gizemli kadının taşıdığı intikam arzusu, geçmişin sarsıntılarını yeniden harekete geçirirken, üçünün kaderini telafisi mümkün olmayan biçimde değiştirecektir.</p><p></p><p>Güzellik ile hüznün iç içe geçtiği bu çarpıcı roman, bir aşkın ardında kalan sessizlikleri, zamanla serpilen karanlık duyguları ve affetmenin sınırlarını keşfe çıkarıyor.</p><p></p><p>“Kawabata’nın romanları, zamanımızın en etkileyici ve özgün eserleri arasındadır.”</p><p></p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; The New York Times</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eğitim Markası Yaratmak</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/egitim-markasi-yaratmak-6156/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/egitim-markasi-yaratmak-6156/</id>
<published><![CDATA[2025-12-15T13:11:19+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-15T13:11:19+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FE9A5E-57113F-4297F1-AD65D1-69AECF-FBED24.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Eğitim dünyası büyük bir dönüşümden geçiyor. Bugün veliler, öğrenciler ve öğretmenler bir okulu yalnızca akademik başarıyla değil; hikâyesi, güven duygusu, kurumsal duruşu ve sunduğu deneyimle değerlendiriyor. Artan rekabet koşullarında ayakta kalan eğitim kurumları ise yalnızca iyi eğitim verenler değil, marka olmayı başaranlar oluyor.</p><p>İletişim ve marka stratejileri alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip Mehmet Utku Şentürk, bu dönüşümün şifrelerini yeni kitabı “Eğitim Markası Yaratmak” ile çözüyor. Kitap, özel okullar ve vakıf üniversiteleri için kayıt süreçlerini güçlendiren, güven inşa eden ve sürdürülebilir itibar yaratan modern iletişim stratejilerini ilk kez bu kadar kapsamlı ve uygulanabilir biçimde bir araya getiriyor.</p><p>“Eğitim Markası Yaratmak”, teoriye boğulmadan; sahada karşılığı olan örnekler, somut modeller ve doğrudan uygulanabilir öneriler sunuyor. Kitapta;</p><p>•	Bir eğitim kurumunun marka değerinin nasıl yükseltileceği,</p><p>•	Velilerin ve öğrencilerin güvenini kalıcı hâle getiren iletişim adımları,</p><p>•	Rekabet ortamında fark yaratan kurumsal kimlik unsurları,</p><p>•	Dijital mecralarda görünürlüğü artırmanın etkili yolları,</p><p>•	Kriz anlarının nasıl fırsata dönüştürülebileceği,</p><p>•	Öğretmen ve veli deneyiminin nasıl “satışa dönüşen bir değere” evrileceği</p><p>net ve anlaşılır bir dille ele alınıyor.</p><p>Mehmet Utku Şentürk, kitabında eğitim kurumlarına şu temel gerçeği hatırlatıyor:</p><p>“Geleceğin başarılı eğitim kurumları, yalnızca iyi eğitim verenler değil; güven veren, doğru anlatan ve güçlü bir hikâye kurabilenler olacak.”</p><p>KDY etiketiyle yayınlanan “Eğitim Markası Yaratmak”; okul yöneticileri, kurucular, iletişim ve pazarlama ekipleri, eğitim yatırımcıları ve eğitim sektöründe sürdürülebilir büyüme hedefleyen herkes için güçlü bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.</p><p>Eğer okulunuzun marka değerini yükseltmek, kayıt oranlarını artırmak, dijital dünyada görünür olmak ve eğitim sektörünün sertleşen rekabetinde öne çıkmak istiyorsanız,</p><p>bu kitap elinizdeki en güçlü araç olacak.</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bahar Kadar Taze</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bahar-kadar-taze-5769/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bahar-kadar-taze-5769/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T16:25:49+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T16:25:49+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_6F6B58-DF8497-78E543-9D28AF-2FDD7B-7E3DA8.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Tâhirü’l-Mevlevî’nin İstanbul’a dair yazılarının derlenerek bir bütünlüğe kavuştuğu bu eser 1910 ile 1951 yılları arasında dergilerde kaleme aldığı 40 yıllık bir yazı birikimini okurlarımızla buluşturuyor. Tarih sırasına göre Beyânülhak, (1910, 1911), Sebilürreşad, (1914), Mahfil, (1921-1925), Yücel, (1936), Bilgi Yurdu, (1938, 1939, 1940), İslâm Yolu (1948-1951) dergilerinde yayımlanan bu yazıların bazıları tefrika halinde yayımlanmış, bazıları da münferit yazılar olarak dergi sayfalarında kalmış. Dergilerdeki yazıları dışında bu kitaba ilave edilen tarihi belirtilmemiş bir yazma risale de “İstanbul’un Eski Âdetlerinden” başlılığını taşımaktadır.</p><p></p><p>Bu eseri meydan getiren yazılar yaklaşık 40 yıllık bir süreci de yansıtmaktadır. Özellikle alfabe değişiminin etkilerinin görülebileceği, Türkçenin izlediği seyri göstermesi bakımından da ayrı bir dikkatin konusu olabilecek bir eser.</p><p></p><p>Kitabın ismine gelince... Kitabın adı Tâhirü’l-Mevlevî’nin bu eserde geçen bir cümlesi: Bahar Kadar Taze, Hayat Kadar Nazik. İstanbul’a yakıştırdığımız bu ifade İstanbul’un mevcut hali göz önüne getirildiğinde belki bazı okurlarımıza ironik gelebilir. Doğrusu bu satırları yazan için de öyle. İstanbul bizleri hak etmese bile bu tanımlamayı fazlasıyla hak eden bir şehir. Ve İstanbul, ufkunu kaplayan devasa beton kütleleri, aziz varlığına saplanmış bir hakaret gibi sinesine çekiyor olabilir ve bizlere hal diliyle neler söylediğini tahmin etmek de zor değil. Ama biz en azından onun hakkının “bahar kadar taze, hayat kadar nazik” olduğunu kâğıt üstünde de olsa teslim etmek istedik.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Krepen Pasajı Nerededir?</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/krepen-pasaji-nerededir-7397/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/krepen-pasaji-nerededir-7397/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T16:22:10+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T16:22:10+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_38610C-8F0E66-BF898E-DC1C41-679A5A-0C9CD7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Krepen Pasajı nerededir; bilen kaç kişi kaldı?</p><p></p><p>Pera tarihinin bu unutulmuş sahnesini bir sahaf titizliğiyle Ümit Nar yeniden canlandırıyor:</p><p>Bugün adını Aslıhan olarak bildiğimiz Krepen Pasajı’nın Pera’nın kozmopolit dünyasına nasıl bir pencere açtığını bu kitabı okudukça şaşırarak izleyeceksiniz.</p><p></p><p>Edip Cansever’in “Ben Ruhi Bey Nasılım? “ şiirini yazıldığı, Oğuz Atay’ın “Beyaz Mantolu Adam” öyküsüne ilham olan; Mösyö Rober’den Aktedron Fikret’e, Cihat Burak’tan Ece Ayhan’a, Ara Güler’den İlhan Berk’, Salah Birsel’den Hayalet Oğuz’a ve daha nicelerine kucak açan ; Çelik Gülersoy ile Behzat Üsdiken’in üzerine uzun uzun yazışıp tartıştığı Pera pasajlarından Krepen Pasajı’nın tarihi, birçoğu ilk kez yayımlanan belge ve görseller eşliğinde arz-ı endam ediyor&hellip; “</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eski İstanbul'da Semtler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/eski-istanbulda-semtler-991/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/eski-istanbulda-semtler-991/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T16:14:55+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T16:14:55+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_673E60-89BECA-47FA0A-6C0088-5E6BBF-47CB72.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sermet Muhtar İstanbul Kitaplığı’nın 21. eseri Eski İstanbul’da Semtler (1931-1965) oldu. Eser, müellifin 1931-1965 tarihleri arasında, kaleme aldığı eski İstanbul’un semtlerine dair yazılarını bir araya getiriyor. Bu yazılar farklı tarihlerde Akşam,&nbsp; Son Posta, Yeni Sabah ve Tasvir-i Efkâr gazetelerinde; Aydede ve Amcabey mecmualarında ve İstanbul Ansiklopedisi’nde yayınlanmıştır.</p><p></p><p>Sermet Muhtar’ın, İstanbul semtleri ile ilgili yazıları müstakil olarak “İstanbul Kazan Ben Kepçe” üstbaşlığı ile 1938-1939 yılları arasında Akşam gazetesinde yayınlanmıştır. Şu anda elinizde bulunan “Eski İstanbul’da Semtler” isimli çalışma ise bu bahsi geçen yazılardan ayrı ve münferit olarak yayınlanmış yazıların derlenmesinden meydana gelmektedir.</p><p></p><p>Sermet Muhtar, bu yazılarında söz konusu ettiği İstanbul semtlerinin eski ve yeni hallerini karşılaştırırken kendi hatıralarından da faydalanmaktadır. Semtlerin tarih içindeki değişiminin takip edilebildiği yazılarda aynı zamanda semtlerin sahip olduğu yapıların, mekânların ve o mekânlarda yaşayan/yaşamış kişilerin hikâyeleri de -Alus’un kendine özgü anlatımıyla- eski İstanbul hayatını bugüne taşımaktadır.</p><p></p><p>Kitap iki bölümden meydana gelmekte olup, ilk bölümünde semt yazıları alfabetik olarak sıralanmıştır. “Nereden Nereye” başlıklı ikinci bölümde ise bir semtten diğer bir semte gidişlerin anlatıldığı yolculuklar yer almaktadır. Güzergâh boyunca görülenler,&nbsp; eski İstanbul hayatını sahneler halinde bizlere sunmaktadır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İstanbul'da Bir Sene</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-bir-sene-3991/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/istanbulda-bir-sene-3991/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T16:06:03+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T16:06:03+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8AF38A-6206AE-5A8FBF-6B3E4B-F76B7D-084C90.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“At meydanında Cerrah Ârif ustanın idaresi altında bulunan mahalle kahvesi o zamanlarca mahalle kahvesi değil, gerçekten bir zarifler meclisi idi.</p><p></p><p>Ârif usta cerrahlıkta meşhur olup şöhreti münasebetiyle sünnet düğünlerinin ekserisine o gider ve ricâl-i kibarla görüşürdü. Kahvesi ise eski zaman usulü dört yanı minderli pike, dükkânın içi müdevver, kebîr tuğla ile döşeli olup ortada bir sehpa üzerinde bir büyük mangal, her taraf temiz, parıl parıl yanar. Kahvehâne duvarlarındaki ufak dolaplarda envâ-ı alât-ı cerrahiye ve ustura ve havlu peşkir tertip üzere durur. Kehrüba takımlı limon, yasemin, gül, kiraz, silme çubuklar, elmas traş nargileler yerli yerinde, sarı beyaz birkaç nev likenler duvarda asılı ve hatt-ı nefîs ile bir levha olup onda da şu beyit yazılıydı:</p><p></p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gönül ne kahve ister ne kahvehâne</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gönül ahbâb ister kahve bahane</p><p></p><p>Kahvenin ocağı ise nefis çinilerle süslü olup bir mükemmel salonun çiçekliği denecek kadar kahvehâneyi tezyin etmişti. Geceleri yakmalık üzere o vakit kullanılan kandillerden büyük bir kandil üç kol sarı tel ile kahvehanenin tavanına asılı idi. Ârif ustanın kendi yetiştirdiği bir kalfasıyla bir de çırağı olup kendisi cerrahlık ve satıcılık ile meşgul olduğundan kahvenin idâresini münhasıran kalfaya terk eylemişti.</p><p></p><p>“Gönül ahbap ister kahve bahane” demiştik, kahveye müdâvemet eden ahbaplara gelince çoğu hâli vaktini uydurmuş, işten güçten el çekmiş zevât olup gündüzleri orada birleşir yalnız letâif ü hikâyât ve tuhaf tuhaf musâhabetle vakit geçirirlerdi&hellip;</p><p></p><p>Kahvehane kapısından girildiği vakit karşıya gelen üst peykenin köşesi sinnine, ilmine, haysiyetine hürmeten Süleyman Râkımî Efendi’ye münhasır idi. Efendi o gün kahvehanede istediği ahbaplarını mevcut görünce neşesi bir kat daha arttı. Hususen çırağın fağfûrî fincan ve kafası zarfla âlâ döğülmüş Yemen kahvesinden pişirip getirdiği kahve, efendinin keyfini yelpâzeledi. Letâif kapısını açmak için efendi kahveyi alırken şu beyiti okudu:</p><p></p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ehl-i keyfe kahve verse tâzeler</p><p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ehl-i keyfin keyfini yelpâzeler&hellip;”</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Meçhul Kalmış Röportajlar</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/mechul-kalmis-roportajlar-3005/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/mechul-kalmis-roportajlar-3005/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T16:02:09+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T16:02:09+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_E57407-42DC2B-A4609E-E292B0-6BB586-13FE13.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Osmanlı devrinde yetişmiş ve Cumhuriyet döneminde daha çok gazeteciliğiyle maruf Cemaleddin Bildik (1905-1954) dönemin önemli gazetelerinden Akşam’da 1946 ile 1952 tarihleri arasında devrin yazarları, şairleri, siyasetçileri ve eski devrin tanıkları ile röportajlar yapmıştır.</p><p></p><p>İstanbul Ansiklopedisi’nde Cemaleddin Bildik adına bir madde kaleme alan Reşat Ekrem Koçu, onu saygıyla anarak hakkında şu satırları kaydetmiştir: “Gaayetle vekarlı, pek terbiyeli, mesleğine ve gazetesine son derece bağlı; gördüğünü, dinlediğini özlü yazmasını bilen, ilgi çekici, dikkate değer tetkik konuları seçmede hüner sâhibi, yazıları dâimâ bir şeyler öğreten bir yazardı. Röportaj yolunda Cemaleddin Bildik değerinde bir muharririn yetişmesi çok zordur.”</p><p></p><p>Bu çalışma Cemaleddin Bildik’in röportajlarından seçilerek meydana geldi. Röportajlar üç bölüm halinde tasnif edildi. İlki Şairler ve Yazarlar bölümü. Bu bölümde Refik Halid Karay Ercümend Ekrem Talu, Cemal Nadir Güler, Rıza Tevfik, Tahsin Öz, Halûk Şehsuvaroğlu, Refi Cevat Ulunay, Abidin Daver Hamdullah Suphi Tanrıöver, Reşid Halid Gönç, Yahya Kemal Beyatlı, Ali Sami Boyar, Sermet Muhtar Alus, Esat Mahmut Karakurt, Behçet Kemal Çağlar ile yapılmış röportajlar yer almaktadır.</p><p></p><p>İkinci bölümde Siyasetçiler ile yapılmış röportajlar derlenmiştir: TBMM Başkanı Şükrü Saraçoğlu, Başbakan Yardımcısı Nihat Erim, Devlet Bakanı Cemil Sait Barlas, Prof. Fuat Köprülü, Ticaret ve Ekonomi Bakanı Vedat Dicleli, Ulaştırma Bakanı Kemal Satır, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Kemali Bayazıt, Milletvekili Ahmet Tahtakılıç, Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal, İçişleri Bakanı Emin Erişilgil ve Türkiye’nin ilk kadın belediye reisi Müfide İlhan.</p><p></p><p>Son bölümde ise Eski Devrin Tanıkları’na yer verildi: Sultan Abdülaziz’le Güreşen Pehlivan Mustafa, Çakıcı Efe’nin Kızı Ayşe Hanım, Tamburî Fahri Düngelen, Eski Tulumbacılardan Nuri Tezcan, Midhat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Midhat, Edebiyatçıların Berberi Hüsnü Efendi, Korgeneral Şükrü Kanatlı’nın Kuleli hatıraları, Prens Sebahaddin’in eşi ve kızı, Tahsin Yazıcı’nın eşi Nezahat Yazıcı, Memduh Paşa’nın Torunu Gelengül ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Kazım İsmail Gürkan.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eski İstanbul'da Yapılar ve Mekânlar</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/eski-istanbulda-yapilar-ve-mekanlar-7008/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/eski-istanbulda-yapilar-ve-mekanlar-7008/</id>
<published><![CDATA[2025-12-14T15:16:46+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-14T15:16:46+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_010797-DF7F7C-915BCF-4C6AB2-7A8894-236633.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sermet Muhtar İstanbul Kitaplığı’nın 20. eseri Eski İstanbul’da Yapılar ve Mekânlar oldu. Yazarın 1931-1973 tarihleri arasında Akşam, Son Posta, Tasvir-i Efkâr gazetelerinde; İstanbul Belediye Mecmuası, Yeni Mecmua, Aydede,&nbsp; Amcabey,&nbsp; Resimli Tarih Mecmuası, Tarih Hazinesi mecmualarında ve İstanbul Ansiklopedisi için kaleme aldığı eski İstanbul’un yapı-bina ve mekânlarına dair yazıları derlenerek Eski İstanbul’da Yapılar ve Mekânlar adıyla kitap bütünlüğüne kavuşuyor.</p><p></p><p>Kitapta eski İstanbul’un köprü, okul, dergâh, türbe, camii, çarşı, sur, bend, kemer, su terazisi, rıhtım, kule, resmi daire, müze ve apartman gibi Tarihi Mekânları; devrin meşhur mağazaları, alışveriş yerleri, çarşı ve pazarlarına dair gözlemlerin yer aldığı Alışveriş Mekânları; kıraathane-kahvehane, tiyatro, sinema, bahçe ve çiftliklerin anlatıldığı Eğlence Mekânları, meşhur lokanta, börekçi ve şekercilerin yer aldığı Yeme-İçme Mekânları; Otelleri ve Mükeyyifat Mekânları ayrı ayrı bölümler halinde gruplandırıldı. Ve her bölümdeki yazılar kendi içinde kronolojik olarak sıralandı.</p><p></p><p>Toplum hayatının bütün canlılığıyla ortaya çıktığı mekânlar devirden devire, zamandan zamana farklı şekiller göstererek insan-mekân ilişkisine yeni yeni görünümler kazandırırlar. Adeta toplum aynası mekândan insana, insandan mekâna doğru sürekli bir hareket ve hayat bilgisi sunar. Bu eser de eski İstanbul insanının toplum hayatını şekillendiren ve ona canlılık bahşeden mekânlarla ilişkilerini, bugünün insanına “Aziz İstanbul”un artık kayıplara karışmış geçmiş hayatını her hali ve her cephesiyle anlatmaktadır.&nbsp;&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bir Tanısan Seversin Kendini</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-tanisan-seversin-kendini-3053/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-tanisan-seversin-kendini-3053/</id>
<published><![CDATA[2025-12-08T11:03:18+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-12-08T11:03:18+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_06A9A9-E09710-6A01B4-24E4EE-00620A-085334.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece’den Kendini Keşfetme Yolculuğuna İnteraktif Bir Davet: “Bir Tanısan Seversin Kendini” Nemesis Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kişisel gelişim ve psikolojinin harmanlandığı eser, okurlarını sadece okumaya değil, kendileriyle konuşmaya çağırıyor.</p><p></p><p>Kendini tanımak&hellip; Belki de hayatın en zor ama en dönüştürücü yolculuğu. Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece, yeni kitabı Bir Tanısan Seversin Kendini ile okurları tam da bu yolculuğa davet ediyor. Yazar, terapi odasındaki yıllara dayanan deneyiminden yola çıkarak, okurun hayatına dokunan, düşündüren ve harekete geçiren interaktif bir rehber sunuyor.</p><p></p><p>Sadece okumak değil, kendinle konuşmak&hellip;</p><p></p><p>Kitap, klasik kişisel gelişim kitaplarından ayrılıyor; çünkü tek yönlü bir anlatı yerine okurla kurulan bir diyalog üzerine inşa edilmiş. Eser, 16 bölüm boyunca testler, değerlendirme alanları, not bölümleri ve yönlendirici sorularla, okurun kendi iç dünyasına aktif olarak yönelmesini sağlıyor.</p><p>&nbsp;İlişkilerden aile dinamiklerine, stres yönetiminden yalnız kalabilme becerisine, sevgi dilinden öz şefkate kadar hayatın her alanına dokunan bir içerik sunuyor.</p><p></p><p>Neden şimdi?</p><p></p><p>Modern yaşamın hızında birçok kişi kendini “başkalarının gözünden” tanımlamaya çalışıyor. Fundem Ece, bu kitapla okurun bu döngüyü kırmasına, otantik benliğini yeniden keşfetmesine ve kendine yaklaşmasına rehberlik ediyor.</p><p>&nbsp;Bu yönüyle eser, yalnız hissedenlere, hayat yolunda kaybolduğunu düşünenlere ve “Ben gerçekten kimim?” sorusuna dürüstçe cevap arayan herkese sesleniyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Tılsımlı Mühürler Atlası</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/tilsimli-muhurler-atlasi-1976/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/tilsimli-muhurler-atlasi-1976/</id>
<published><![CDATA[2025-11-25T16:22:33+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-25T16:22:33+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5AA468-624FE7-DFF8EC-44239B-51CAA0-AD8B85.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Astroloji Uzmanı Şenay Devi ve Akademisyen Emek Üşenmez’in birlikte hazırladığı Tılsımlı Mühürler Atlası İnkılâp Kitabevi markasıyla raflardaki yerini aldı. Titiz ve detaylı bir çalışmanın ürünü olan bu kitap kültürel mirasın en büyük ve en önemli taşıyıcılarından biri olan yazma eserlerin gizemli dünyasını aydınlatıyor.</p><p></p><p>Elden ele geçen ve günümüze kadar ulaşan yazmalardan örnekler sunan atlasta, yazma eserlerin ilk ve son sayfalarına kitap sahiplerinin düştüğü önemli notlar ve önemli doğa olayları hakkındaki sıra dışı bilgiler okurla paylaşılıyor. Tılsımlı kareler, şifreli yazılar, sihirli şekillerle yazma eserlerin gizemli dünyasından kesitler sunuyor.&nbsp;</p><p></p><p>Önsözü kaleme alan Mesut Yar kitabın önemine dair şunları söylüyor: “Astroloji meselesine sığ bakışı ortadan kaldıracak bu envanter çalışması aynı zamanda kendisinden sonra gelecek kuşakları, çağların bütününü anlama ve inkâr etmeme konusunda da aydınlığa ulaştıracak gibi görünüyor.”</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İlişki Frekansı</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/iliski-frekansi-9575/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/iliski-frekansi-9575/</id>
<published><![CDATA[2025-11-22T16:42:41+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-22T16:42:41+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_099EA8-ED44A4-0039FB-7D827D-551318-43189B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kişisel gelişim alanında etik duruşuyla tanınan, yaklaşımındaki samimiyet ve dinginlikle geniş bir okur kitlesinin güvenini kazanan Sevgi Keleş, 2025 yılına ardı ardına yayımladığı çalışmalarıyla damgasını vuruyor. Hem yurt içinde hem uluslararası alanda yürüttüğü seminerler, pozitif yaklaşımı temel alan modern anlatımı ve mütevazı yaşamının içtenliği, kendisini bu alanın öne çıkan isimlerinden biri hâline getirdi.&nbsp;</p><p>İLİŞKİ FREKANSI KİTABINA BÜYÜK İLGİ</p><p>Keleş’in en son yayımlanan kitabı “İlişki Frekansı”, okur tarafından yayınlandığı hafta itibarıyla yoğun ilgi gördü. İlişkilerin duygu, bilinç ve karşılıklı uyum eksenindeki doğasını sadeleştirmeden, herkesin erişebileceği bir dille anlatması; kitabı geniş bir kesim için anlaşılır, ilham veren ve günlük yaşama katkı sunan bir kaynağa dönüştürdü. Keleş, gerçek bir ilişki deneyiminin yaşamı nasıl genişletebileceğini ve iki kişinin birbiriyle uyumlandığında ortaya çıkan yüksek etkiyi kendi bakış açısından şu şekilde ele alıyor.</p><p></p><p>Son yıllarda içerikleriyle dikkat çeken, "Sarkaç – Denge ve Akışta Kalmanın Sırrı”, “Sevgi Ötesi Enerji”,“Mucize Hafta Planlayıcı”,“Her Gün Bir Mucize” ve büyük ilgiyle satışa çıkan “Sarkaç Kartları”. 2025 boyunca hem kitaplarının gördüğü ilgi hem de seminerlerinin uluslararası çapta büyüyen talebi, Sevgi Keleş’i çağdaş kişisel gelişim sahnesinin dikkatle takip edilen isimlerinden biri yaptı.&nbsp;</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Dört Kapı Bir Oda</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/dort-kapi-bir-oda-2973/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/dort-kapi-bir-oda-2973/</id>
<published><![CDATA[2025-11-17T15:52:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-17T15:52:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5EE067-1A27A4-023C1C-649C94-05391F-386B0B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Psikiyatr Uzm. Dr. Dilek Yeşilbaş'ın kaleme aldığı Dört Kapı Bir Oda – Bipolar Bozukluk Hikâyeleri, Bipolar Bozukluğa yalnızca bir tanı olarak değil, insan deneyiminin bir parçası olarak yaklaşan anlatısıyla okurla buluştu. Okyanus Yayınları tarafından yayımlanan kitap, dört farklı hikâye üzerinden Bipolar Bozukluğu olan kişilerin ve yakınlarının yaşadıklarını görünür kılıyor; aile yaşamı, ebeveynlik, iş ve sosyal hayat gibi pek çok alanda karşılaşılan zorlukları sade bir dille aktarıyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Yeşilbaş, yıllara dayanan mesleki tanıklıklarını terapi odasına açılan dört kapı metaforu ile sunuyor. Dirayet, Sükûnet, Mizan ve Sebat başlıklarını taşıyan bölümlerde Bipolar Bozukluğun farklı tipleri, eşlik eden rahatsızlıklar ve hastalığın doğası karakterlerin deneyimleri üzerinden anlatılıyor. Kitap, yaygın yanlış kabulleri ele alırken tedavi yöntemlerine, toplumsal algıya ve doğru bilgilendirmenin önemine de dikkat çekiyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Ruh sağlığı alanında doğru bilgiye erişimin giderek zorlaştığı günümüzde Dört Kapı Bir Oda, Bipolar Bozuklukla ilgili farkındalığı artırmayı, önyargıları azaltmayı ve hem hastaların hem de yakınlarının yalnız olmadığını hissettirmeyi amaçlayan bir kaynak niteliği taşıyor. Kitabın sonunda yer alan soru–cevap bölümü ise merak edilen temel konulara kısa ve anlaşılır açıklamalar sunuyor.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">İslam'da Aklın Hikâyesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/islamda-aklin-hikayesi-7086/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/islamda-aklin-hikayesi-7086/</id>
<published><![CDATA[2025-11-02T02:22:15+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-02T02:22:15+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_FEDB63-19B860-EBA684-111161-EA7FB9-6FC707.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) felsefe kitaplığı, Sari Nusseibeh’in yazdığı ve Osman Demir’in dilimize çevirdiği “İslam’da Aklın Hikâyesi” adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Eserde aklın hikâyesi, onun şiirle kurduğu estetik ilişkiden kelâm geleneğine, özgür irade tartışmalarından Kur’ân’ın ontolojik statüsüne pek çok mesele bağlamında inceleniyor. Ancak yazarın izini sürdüğü bu hikâye, basit bir “ilerleme ve gerileme” diyalektiğine dayanmıyor; aklın mahiyetini, kim tarafından temsil edildiğini ve hangi siyasi-toplumsal bağlamlarda sınırlandırıldığını sorgulayan eleştirel bir bakış açısı da içeriyor. Bununla birlikte Nusseibeh’in yer yer nostaljik bir altın çağ arayışını çağrıştıran anlatısındaki bazı noktalar eleştiriye ve itiraza açık. Bu yönüyle bu nostaljinin üzerine düşünmeye de teşvik eden eser, İslam düşünce tarihinin, süregelen felsefi ve teolojik tartışmalarla olan bağını anlamak isteyen herkes için bir başlangıç noktası sunuyor. “İslam’da Aklın Hikâyesi” İslam düşüncesinin kuruluş dönemini ve sonrasındaki seyrini tarihsel ve felsefi bir açıdan ele alıyor. Ayrıca konunun meraklılarına arşivlik bir kaynak sunuyor.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bu Parlak Hayat</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-parlak-hayat-1011/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bu-parlak-hayat-1011/</id>
<published><![CDATA[2025-11-02T02:07:21+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-02T02:07:21+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5AE15F-29FA77-F122E6-A83172-2042D6-E8B6AB.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Karen Campbell’in kaleme aldığı Bu Parlak Hayat, şu sıralar İskoçya’da en iyi kurgu eserler arasında yarışıyor. Scotland’s National Book Award’da (Saltire Ödülleri) long listte yer alan kitap sınıf farkı, yoksulluk, suçluluk duygusu ve umut üzerine bir çocuğun yaptığı hatanın geri dönülmez sonuçlarına odaklanan sarsıcı kurgusuyla dikkat çekiyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Profesör Do'nun Göz Kliniği</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/profesor-donun-goz-klinigi-6044/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/profesor-donun-goz-klinigi-6044/</id>
<published><![CDATA[2025-11-02T02:05:27+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-11-02T02:05:27+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_0632D6-0ED1E0-4478AB-A41E00-29AD38-83748C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Güney Kore’den. Uzak Doğu edebiyatının en özgün seslerinden Güney Koreli yazar Yoonha Byun’un büyüleyici romanı Profesör Do’nun Göz Kliniği, okuru gerçekle hayalin sınırlarında dolaştıran bir kurguya sahip. Gözlerin, hatıraların ve ruhların birbirine karıştığı bu tuhaf klinikte her hastalık bir hikâye, her tedavi bir yüzleşmeye dönüşüyor. Profesör Do’nun Kliniği, insanın kendi karanlığıyla nasıl karşılaştığını, görmekle anlamak arasındaki farkı ve “iyileşmenin” ne anlama geldiğini sorgulayan bir roman. Rüya gibi bir anlatımın sinematografik sahnelerle birleştiği, psikolojik derinliği yüksek bu eser ölüm ve yaşamı, gerçekle yalanı, dostlukla yalnızlığı sorgulatan bir görü kitabı. Profesör Do’nun Göz Kliniği Kasım ayında raflardaki yerini alacak.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kırk Kat Baklava Tarihi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kirk-kat-baklava-tarihi-6399/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kirk-kat-baklava-tarihi-6399/</id>
<published><![CDATA[2025-10-29T17:21:47+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-29T17:21:47+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_2B10D3-616AE8-6A8707-1EFAEE-C327CE-7668AA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Burak Onaran ve Priscilla Mary Işın’ın ortak imzasını taşıyan “Saraydan Çarşıya, Gaziantep’ten İstanbul’a: Kırk Kat Baklava Tarihi” kitabı, gastronomi dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan&nbsp; Gourmand Awards 2025’te E03 kategorisinde Türkiye birincisi seçildi. Bu büyük başarıyla kitap, Kasım 2025’te düzenlenecek uluslararası törende “Best of the World” (Dünyanın En İyisi) unvanı için yarışacak.</p><p></p><p>Saraydan Çarşıya, Gaziantep’ten İstanbul’a: Kırk Kat Baklava Tarihi’nde yazarlar Osmanlı arşivlerinden kadı sicillerine, saray mutfağı defterlerinden kent müzelerine, gazete arşivlerinden günümüz ustalarının tanıklıklarına kadar geniş bir kaynak ağına başvurarak, bu kadim tatlının Anadolu ve Osmanlı coğrafyasındaki yolculuğunu bütün yönleriyle ele alıyor. Buğday unundan mamul, incecik açılmış yufkalarla sade yağ ve şerbetin birleşiminden doğan; sarmadan burmaya, şöbiyetten havuç dilimine kadar farklı biçimlerde karşımıza çıkan baklavanın saray mutfağından çarşı tezgâhlarına uzanan hikâyesinin anlatıldığı belgesel niteliğindeki kitap, Karaköy Güllüoğlu’nun desteğiyle, Aralık 2024’te Mundi Kitap etiketiyle okurla buluşmuştu.&nbsp;</p><p></p><p>1995 yılında Edouard Cointreau tarafından başlatılan Gourmand Awards, gastronomi kitaplarını teşvik etmek ve dünya mutfak kültürlerini görünür kılmak amacıyla düzenleniyor. Her yıl farklı ülkelerin önde gelen yayınevlerini, yazarlarını ve şeflerini bir araya getiren bu uluslararası program, gastronomi dünyasının en prestijli kitap ödülleri olarak kabul ediliyor.&nbsp;</p><p></p><p>&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hükümdara Öğütler</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hukumdara-ogutler-430/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hukumdara-ogutler-430/</id>
<published><![CDATA[2025-10-29T15:04:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-29T15:04:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9A0566-5D0CC6-7DF2BB-B8C61F-498C26-B733A7.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VBKY’nin klasik kitaplığı, İlknur Sertdemir’in çevirisiyle yayımlanan “Hükümdara Öğütler” ile genişlemeye devam ediyor. Mengzi (MÖ 372–289); insan doğasının doğuştan iyi olduğu düşüncesiyle antik Çin felsefesine yeni bir soluk kazandıran, Konfuçyüs’ün (MÖ 551–479) ahlak öğretisini devralarak geliştiren ve bu düşüncenin dünya çapında tanınmasına büyük katkı sağlayan önemli bir filozoftur. Kadim Çin medeniyetinin günümüze kadar korunan ve Uzak Doğu kültürünü şekillendiren yapısını anlamak için Konfuçyüs’ün normatif çerçevesi ne kadar önemliyse, Çin’in siyasal ideolojisini çözümleyebilmek için Mengzi’nin hümanist yaklaşımını bilmek de bir o kadar gereklidir. “Hükümdara Öğütler”, Konfuçyüs’ün değinmediği konuları açıklayıp derinleştirirken, insanın doğuştan gelen iyi eğilimlerini koruma gerekliliğinden yola çıkar. Kişisel gelişimde psikolojik sürecin önemini vurgulayan ve beşerî ilişkilerde toplumsal eşitliğin gerekliliğini savunan bu klasik eser, düşünsel derinliğiyle günümüzde de yol gösterici bir nitelik taşımaktadır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Maskeler ve Aynalar</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/maskeler-ve-aynalar-1783/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/maskeler-ve-aynalar-1783/</id>
<published><![CDATA[2025-10-22T13:10:22+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-22T13:10:22+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_4CC98C-E24AAA-CFF44F-C6FB83-D1A5FF-684208.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal’dan kendini tanıma ve savunma mekanizmaları üzerine çarpıcı bir kitap. Sakin Ebeveyn kitabının ardından insanın kendini anlama yolculuğuna dair vaka örnekleri ve Kazdal’ın yıllara varan profesyonel deneyimlerinin aktarıldığı Maskeler ve Aynalar, Nemesis Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.</p><p>&nbsp;</p><p>Kendini korumak için hangi duygusal zırhları kuşanıyorsun?</p><p></p><p>Yirmi yılı aşkın klinik deneyimini binlerce insanın hikâyesinden süzerek kitaplaştıran Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal, yeni kitabı Maskeler ve Aynalar’da insan ruhunun en savunmasız ve en güçlü yanlarını keşfe çağırıyor.</p><p>Kazdal, terapi odasında yıllarca gözlemlediği savunma mekanizmalarını “duygusal kalkanlar” olarak tanımlıyor ve bu kalkanların bizi hem koruyan hem de gelişimimizi engelleyen taraflarını hikâyelerle anlatıyor.</p><p></p><p>İnsanın kendine tuttuğu ayna</p><p></p><p>Her bir bölümü hem psikolojik derinlik hem de edebi anlatım barındıran Maskeler ve Aynalar, savunma mekanizmalarının nasıl çalıştığını, ilişkilerimizi ve seçimlerimizi nasıl yönlendirdiğini açıklıyor.</p><p>Yazar, “Hiç kimse tamamen savunmasız değildir” diyerek okuru kendi bilinçdışına doğru dürüst, samimi bir yolculuğa çıkarıyor.</p><p>&nbsp;Kitapta her biri gerçek yaşantılardan ilham alan öyküler aracılığıyla inkâr, bastırma, yansıtma, mizah, düş kurma gibi mekanizmalar sade bir dille örnekleniyor.</p><p></p><p>Klinik psikolojiden günlük yaşama</p><p></p><p>Kazdal, terapiye gitme imkânı olmayan okurlar için kitabı bir “psikolojik farkındalık penceresi” olarak tasarladı.</p><p>Kitapta yalnızca teori değil, duygusal kalkan değerlendirme egzersizleri, kendini tanıma soruları ve farkındalık çalışmaları da yer alıyor.</p><p>Böylece Maskeler ve Aynalar, akademik derinliğiyle birlikte herkesin kendi iç dünyasına dokunabileceği bir rehber niteliği taşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Olalla</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/olalla-1491/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/olalla-1491/</id>
<published><![CDATA[2025-10-21T02:26:26+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-21T02:26:26+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B2A43F-A3D7E3-FD9448-877CB7-2902B8-A1776E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Robert Louis Stevenson, kısa öyküsü Olalla’da; aşkın kırılganlığını, insan soyunun miras aldığı karanlığı gotik edebiyatın en yoğun atmosferlerinden biriyle örüyor. Kısa Klasikler serisinin 100. kitabı Olalla, ekim ayında Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor.&nbsp;</p><p></p><p>Bazı bakışlar ömür boyu peşinizi bırakmaz ya da bazı sırlar sessizlikte saklı kalır, bazıları ise sessizliği delip geçer&hellip;</p><p></p><p>Robert Louis Stevenson, Olalla’da aşkın kırılganlığını, gotik edebiyatın en yoğun atmosferlerinden biriyle örüyor. Stevenson; tekinsiz, melankolik, zaman zaman romantik ama her daim uğursuzluk hissi taşıyan bu kısa öyküsünde vampirlik anıştırmalarıyla da dikkat çekiyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hukuk</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hukuk-4601/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hukuk-4601/</id>
<published><![CDATA[2025-10-20T09:09:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-20T09:09:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B052E6-49616A-5DD99D-68DB06-E5FF40-29FAB4.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Fransız ekonomist, siyasetçi ve filozof Frédéric Bastiat’nın 1850’de yayımlanan Hukuk adlı eseri, hukukun toplumdaki rolünü ve meşru sınırlarını inceleyen, 19. yüzyıldan bu yana devletin yetkileri ve birey hakları hakkında evrensel bir elkitabı.&nbsp;</p><p></p><p>Bastiat, bu kısa metninde devlet müdahaleciliğine karşı sert bir eleştiri geliştirerek bireysel özgürlük ve özel mülkiyet ilkelerini şiddetle savunur. Hukukun en yalın haliyle adaletsizliğe karşı koymak için örgütlenmiş ortak güç, bireysel meşru müdafaa hakkının kolektif örgütlenmesi olduğunu söyler. Her birimizin kendi kişiliğini, özgürlüğünü ve mülkünü savunmak için Tanrı'dan gelen doğal bir hakka sahip olduğumuzu savunan filozof, hukuku da bu hakkı savunmak için bireysel güçlerin yerine ortak bir gücün ikame edilmesi olarak tanımlar.</p><p></p><p>Hukukun amacı adaleti korumaktır, dağıtmak değil. Ya da Özgürlüğün düşmanı, kötüye kullanılan hukuktur. Ya da Adaletin bittiği yerde hukuk yozlaşır. Ya da Devlet, hakların bekçisi olmalı; sahibi değil. Ya da Hukuk, hakların sınır taşıdır. Ya da Hukuk özgürlüğün kalkanı olmalıdır zinciri değil. Hukuk yalnızca adaleti korumak ve özgürlüğü güvence altına almak için vardır bunun ötesine geçtiğinde, bizzat zulmün aracı haline gelir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sevgili Oğlum Nazif…</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sevgili-oglum-nazif-719/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sevgili-oglum-nazif-719/</id>
<published><![CDATA[2025-10-20T09:07:48+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-20T09:07:48+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_23CEFF-AB82D4-38B349-2A0D17-B35C67-9D8820.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VBKY’nin edebiyat kitaplığı, “Sevgili Oğlum Nazif&hellip;” adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Rıza Tevfik’in küçük oğlu Nazif Bölükbaşı’na (1908-1986) 1920 ile 1943 yılları arasında Cünye (Lübnan), Amman, Kudüs, Lefkoşa, Oxford ve Londra’dan gönderdiği 137 mektuptan oluşan bu kitap, yazarın Ürdün Krallığı’ndan emekli olduktan sonra yerleştiği Cünye’de kaleme alınmış ve 1933’te yüksek tahsil için İstanbul’a giden Nazif’e gönderilmiştir. Mektuplardan, Türkiye’nin ve Türk milletinin bir nevi idam fermanı sayılan Sevr Antlaşması’na imza attığı için 150’likler listesine giren bir babanın oğlu olmanın ağırlığını Nazif’in derinden hissettiği; İstanbul’da çaldığı birçok kapının bu nedenle yüzüne kapandığı anlaşılmaktadır. Rıza Tevfik’in mektuplarında, bu uzun ve zorlu sürecin ayrıntılı hikâyesi yer almaktadır. Ayrıca mektuplarda, Sevr Antlaşması nedeniyle maruz kaldığı eleştirilere verdiği yanıtlar, 150’liklerin affı, şiirlerini topladığı Serâb-ı Ömrüm’ün Kıbrıs’ta basılması, Oxford’a gidişi ve doğup büyüdüğü topraklara bir turist gibi dönme arzusu gibi yıllardır merak edilen konulara da ışık tutulmaktadır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sen Uyurken Paran Senin İçin Çalışsın</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sen-uyurken-paran-senin-icin-calissin-6208/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sen-uyurken-paran-senin-icin-calissin-6208/</id>
<published><![CDATA[2025-10-17T09:10:29+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-17T09:10:29+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_72C276-147918-DB3E4B-394313-AFA4AA-1183A5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>YouTube ve X’te yüz binlerce takipçiye finansal deneyimlerini aktaran Cihat E. Çiçek, büyük bir çıkış yakaladığı ilk kitabı Dikkat Zengin Yapabilir’in ardından ikinci kitabını kaleme aldı. Çiçek bu kez, kira, temettü, telif, yatırım fonları, gayrimenkul, online iş modelleri gibi pek çok konuya değiniyor.&nbsp;</p><p></p><p>Türkiye’de her geçen gün artan hayat pahalılığı karşısında geleceğini garanti altına almanın yollarını arayan okurlar için bir rehber niteliği taşıyan bu kitapta kalıcı gelir kaynaklarının hayatımızı nasıl dönüştürebileceği çarpıcı bir dille anlatılıyor.&nbsp;</p><p></p><p>Kitap sadece teorik bilgiler değil, aynı zamanda hayata geçirilmiş stratejiler ve ilham verici hikâyeler de içeriyor. Küçük adımlarla büyük dönüşümlerin mümkün olduğunu gösteren Çiçek, okuru kendi finansal özgürlüğüne kavuşmaya davet ediyor.</p><p></p><p>Sen Uyurken Paran Senin İçin Çalışsın pasif ve aktif gelir arasındaki farkı öğrenmek, gelirini çeşitlendirmek ve finansal özgürlüğe giden yolda adım atmak isteyen herkes için bir başucu kitabı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Sen Diye Biri</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sen-diye-biri--9839/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sen-diye-biri--9839/</id>
<published><![CDATA[2025-10-15T14:55:00+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-15T14:55:00+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_725FDE-848C19-F50D57-2D9249-FD7D41-8B24E3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Edebiyatımızın usta kalemlerinden Selim İleri’nin okurlarına veda ettiği eseri Sen Diye Biri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle raflarda...</p><p></p><p>Bizi geçmişte bir yolculuğa çıkaran roman, 1971 yılına, Cüneyt Arkın ve Selim İleri’yi buluşturan “Günahsızlar” filminin çekimlerine dek uzanıyor. O dönemde Cüneyt Arkın ünlü bir sinema oyuncusu, Selim İleri ise düşlerinin peşinde, genç bir öykücüdür. Film setinde “Neden yalnız oturuyorsunuz?” cümlesiyle başlayan, edebiyatı, sinemayı ve İstanbul’un pek çok mekânını harç eden arkadaşlıkları, çok uzun sürecek bir “yaşam sarartısı” ile sekteye uğrar; elli yıl sonra Cüneyt Arkın’ın televizyon ekranından “Selim’i arıyorum,” diyerek küskünlüğü bitiren çağrısına dek. Arkadaşlıkları yeniden başlamışken Arkın’ın aniden aramızdan ayrılışı ise İleri’yi bu “sayıklamaları” yazmaya itiyor.</p><p></p><p>Kitabın editörü Rûken Kızıler, “Kendi içinde yinelemelerle genişleyen bu hikâye –Cüneyt Arkın ve Selim İleri’nin hikâyesi– dikkatli bir okumayı gerektiriyor,” diyor. “Değişen özne yapısı ve bilinçli yanlış hatırlamalarıyla anlatıcı kendi kuşkusunu okura sirayet ettirmek istiyor âdeta. Yazılış tarzıyla koşut bir okuma deneyimi; cümleleri başa dönerek ve anlatılanları not alarak, ancak olayların her zaman yazarın ışık tuttuğu gibi gelişmemiş olabileceğini de bir kenarda tutarak. Selim İleri bu tuzaklı yinelemelerin iplerini başından sonuna sımsıkı tutuyor.”</p><p></p><p>İleri, bu eseriyle son bir kez daha hatırlıyor/hatırlatıyor insanlarını. Keskin, acımsı, acımasız içe bakışlar ve yinelemelerle gelen “sayıklamalar” ile okurlarına veda ediyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Toplu Şiirler 2</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/toplu-siirler-2-1794/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/toplu-siirler-2-1794/</id>
<published><![CDATA[2025-10-15T02:51:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-15T02:51:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_397655-D5F909-2E75E0-2D5ECB-478E19-E11611.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Kemal Aslan’ın yeni şiir kitabı, Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem raflarda yerini aldı. Aslan’ın, daha önce yayımlanan Matadore, Geceye Üç Şarkı Yarım Kalmış Şiirler ve Barbarlar Çağı adlı yapıtları yer alıyor. Son şiir kitabı olan Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem ile şairin 2021’den bu yana yayımlanan tüm şiirsel üretimi tek bir ciltte okurla buluştu. Aslan’ın şiirleri bireysel deneyim ile toplumsal hafızayı kesiştiriyor. Parçalanmış hayatların izlerini fragmanlara bölünmüş bir üslup içinde aktaran şair hem bireysel hem de toplumsal kırılmaların yarattığı derin yaraları görünür kılıyor.</p><p>Matadore, Geceye Üç Şarkı ve Yarım Kalmış Şiirler‘de Aslan, ikili ilişkilerde yaşanan gerilimleri ve iletişimsizliği ele alıyor. Çocuklukta yaşanan deneyimlerin yetişkinlikteki kırılganlıkların kökeninde nasıl yer aldığını imgesel bir dille aktarıyor.</p><p>Bu kitaplarda, tutku ve arzu çerçevesinde şekillenen beklentilerin gerçekleşmeyişinin bireyde yarattığı derin hayal kırıklığı öne çıkıyor. Geçmişten taşınan travmaların, konuşulamayan yaraların ve özneler arasındaki farklılıkların ilişkilerdeki rolü ise şiirin olanaklarıyla görünür kılınıyor.</p><p>Barbarlar Çağı’nda ise Aslan, günümüz toplumunun nasıl barbarlaştığını ve ortak değerlerin nasıl zayıfladığını şiirsel bir gerçeklikle tartışıyor. Yersizlik-yurtsuzluğun belleksizleşmeye ve kimliksizleşmeye nasıl yol açtığını gözler önüne seriyor.</p><p>Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem de ise hem bireyin hem de toplumun yaşamındaki parçalanmaların şiirsel bir tanıklığı olarak edebiyat dünyasında yerini alıyor. Artshop Yayınları tarafından yayımlanan, Polat Canpolat’ın illüstrasyonlarıyla zenginleşen Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem, kitapçılarda ve online satış noktalarında okurlarla buluştu.</p><div><br /></div>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Medarı Maişet Motoru</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/medari-maiset-motoru-3993/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/medari-maiset-motoru-3993/</id>
<published><![CDATA[2025-10-15T02:37:17+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-15T02:37:17+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_32D632-31354B-377A4F-F85021-E328A1-FA9E9E.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İnsanların oturduğu, tarlanın yeşerdiği, çocukların oynadığı toprak, neden insanoğluna yabancı olsun? Olmasın. Yalnız anamızın babamızın, sevgilimizin, arkadaşımızın zincirlerine bağlıyız da ondan bir türlü karışık hislerden kurtulamıyor, bir türlü rahat edemiyoruz.</p><p></p><p>Sait Faik Abasıyanık’ın ilk romanı Medarı Maişet Motoru, 1940-1941 yıllarında Yeni Mecmua’da tefrika olarak, 1944’te Sait Faik’in annesi Makbule Hanım’ın maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi tarafından kitap olarak yayımlanmıştır. Dağıtıma çıkar çıkmaz Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılan roman, uzun yıllar yeniden yayımlanmayı beklemiştir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şahmerdan</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sahmerdan-882/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sahmerdan-882/</id>
<published><![CDATA[2025-10-15T02:35:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-15T02:35:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_802840-CE19F1-5C4B09-0F9361-F5FD36-D06321.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ben de dün akşamdan beri Hasan’a uyduracak hikâye düşünüyorum. Saatlerce düşündüm. Sabahleyin ilk vapurda yine düşünüyordum. Ne dersin?.. Bu sefer benim hikâyemi anlatırsın... Yağmurlu gecede bir adam geldi, dersin...</p><p></p><p>Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan, insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan, her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar. “Kökü kendinden olan” bir yazar olarak Abasıyanık, cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atmıştır.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Şimdi Sevişme Vakti</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/simdi-sevisme-vakti-2871/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/simdi-sevisme-vakti-2871/</id>
<published><![CDATA[2025-10-15T02:33:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-15T02:33:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_5B159B-5DA740-DDC53D-4FAF36-4A772A-9D0D0B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>İsmindeki birbirine bitişik çam ağacından</p><p>Bir aşk fısıltısı; gözlerim kapanıyor.</p><p>Seni burada düşünmeliyim sevgilim,</p><p>Hani bir akşam ikinci mevkiin rüzgârlı</p><p>tarafına kimseler olmadığı için</p><p>yerleşiyorduk.</p><p>Bu, bir son vapurdu.</p><p>Yıldızlar peşimizde,</p><p>Yıldızlar gerimizde, ilerimizdeydi.</p><p></p><p>“Şiir kararsızların en sevdiği bilme biçimidir. Sait Faik dünyayı etrafımızı saran bütün coğrafyasıyla duyan, bunun getirdiği aşırı duyusal yükün baskısını kararsızlığın alanında kalarak kucaklayan, ancak yazarak taşıyabilen biriydi. Kim ne derse desin, şairlerin en birinci savı bugün hâlâ dünyanın büyük bir bilinmeyen oluşudur. Bir tek şiir bu bilinemezliği dile getirme imkânını verir. Şiir Sait Faik için fiziksel bir zorunluluktu.”</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bilge Kral Marcus Aurelius</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bilge-kral-marcus-aurelius-2384/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bilge-kral-marcus-aurelius-2384/</id>
<published><![CDATA[2025-10-14T10:11:40+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-14T10:11:40+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_9136D3-8AD26F-697D19-ABB4EF-6C9A40-58459C.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) tarih kitaplığı, Donald J. Robertson’ın yazdığı ve Sibel Doğru’nun dilimize çevirdiği “Bilge Kral Marcus Aurelius” adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Roma İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemlerinden birinde tahtta oturan Marcus Aurelius, veba, savaşlar ve sayısız ihanetin ortasında dimdik ayakta kalan bir filozoftu. Kendi ruhunun derinliklerine inerek, tüm zamanların en çok okunan felsefe klasiklerinden birini kaleme alan bir düşünürdü. Bu kitap, tahtın ve savaş meydanlarının ötesinde, bilge bir hükümdarın gerçekte kim olduğuna dair ipuçları sunuyor. Donald J. Robertson, Marcus Aurelius’un özel notları olan Kendime Düşünceler’den yola çıkarak onun iç dünyası ile tarihsel olaylar arasındaki bağı ustalıkla ortaya koyuyor. Aurelius’un annesinden aldığı alçakgönüllülük derslerinden Stoacı hocalarıyla yaptığı sohbetlere; İmparator Hadrian’ın entrikalarından Antoninus Pius’un erdemli yönetimine kadar onun karakterini şekillendiren pek çok durak, kitapta ayrıntılı biçimde ele alınıyor. “Bilge Kral Marcus Aurelius”, okuyucuyu Parth Savaşları ve Antoninus Vebası’nın zorlu günlerine götürüyor. Aynı zamanda bir liderin en büyük savaşını –kendi tutkularına ve korkularına karşı verdiği mücadeleyi– gözler önüne seriyor. Stoacılığın Marcus’a nasıl bir “iç kale” kazandırdığını ise etkileyici bir dille aktarıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Perihan</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/perihan-3717/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/perihan-3717/</id>
<published><![CDATA[2025-10-13T15:19:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-13T15:19:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_7C4C67-11636D-AE6D67-111C34-CC7E5D-67E540.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Sevda Ceren Mutlu, okurları Beyoğlu'nun gizemli ara sokaklarına ve asırlık Zarifi Apartmanı’nın derinliklerine davet eden ilk romanıyla edebiyat dünyasına iddialı bir giriş yapıyor. Güçlü atmosferi ve çarpıcı karakterleriyle dikkat çeken eser, kayıp ve sırlarla örülü bir hikâyeyi gün yüzüne çıkarıyor.</p><p></p><p>Beyoğlu’nun ara sokaklarında geçen hikâyede, yüz yılı aşkın süredir ayakta olan Zarifi Apartmanı’nın koridorlarına sinmiş hayatlar, kayıplar ve sırlarla iç içe ilerleyen bir anlatı okuru karşılıyor. Sevda Ceren Mutlu, güçlü atmosferi ve çarpıcı karakterleriyle ilk kitabında dikkat çekici bir edebi dünya kuruyor.&nbsp;</p><p></p><p>Geçmişle bugünün kesiştiği roman, gizemli bir kaybın ardından yıllar sonra açığa çıkan sırları ve tesadüflerle örülü ilişkilerin nasıl yeni bağlara dönüştüğünün hikâyesini ele alıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bir Su Damlası Kadar Hafif</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-su-damlasi-kadar-hafif-2407/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-su-damlasi-kadar-hafif-2407/</id>
<published><![CDATA[2025-10-13T15:11:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-13T15:11:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_B5DCF8-ED0A73-B54F65-546AE4-F97523-44B1C6.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yazar Cangül Soydemir, Eva Yayınları'ndan çıkan yeni romanı “Bir Su Damlası Kadar Hafif” ile okurlarını modern şehir yaşamının ışıltılı perdesinin ardına davet ediyor. Roman, bu parıltılı yüzeyin altında biriken kırılganlıkları, kadınların içsel çatışmalarını ve özgürleşme arayışını cesur ve dokunaklı bir dille ele alıyor.</p><p></p><p>Romanın kahramanı Gizem, başarı ve mükemmellik üzerine kurduğu hayatında kendi sesini yitirmiş, rüyalarla gerçeklik arasındaki ince çizgide kaybolmuş bir kadın. Dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen yaşamı, aslında derin bir içsel sorgulamaya sahne oluyor. Gizem'in bastırılmış duyguları, geçmişin gölgeleri ve rüyalarıyla şekillenen bu hikâye, okuru insan ruhunun hem en savunmasız hem de en cesur köşelerine bir yolculuğa çıkarıyor.</p><p></p><p>Cangül Soydemir, Bir Su Damlası Kadar Hafif’te Yunus Emre’nin “yedi kapı” metaforundan ilhamla, insanın kendine varma yolculuğunu çağdaş bir alegoriye dönüştürüyor. Romanın kahramanı Gizem’in içsel dönüşümü, her biri bir farkındalık eşiğini temsil eden bu kapılardan geçişiyle derinleşiyor. Korku, sevgi, teslimiyet, idrak, tevazu, merhamet ve nihayet özgürlük kapıları&hellip; Her biri, insanın benliğinden sıyrılıp özüne ulaşma çabasının sembolü. Yunus’un asırlardır yankılanan “Bir ben vardır bende, benden içeri” sözü, bu kez modern bir kadının içsel uyanışıyla yeniden anlam buluyor.</p><p></p><p>Soydemir, yalın ancak bir o kadar da etkileyici üslubuyla günümüz insanının yalnızlığına ve anlam arayışına ayna tutuyor. Bir Su Damlası Kadar Hafif, hayatın omuzlarımıza bindirdiği yükleri bir su damlası kadar hafifletmeyi uman herkes için bir başucu kitabı olmaya aday. Yakın zamanda raflardaki yerini alan eser, modern kadının karmaşık iç dünyasına dair derinlikli bir analiz sunuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Eşitliğin Kısa Tarihi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/esitligin-kisa-tarihi-5346/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/esitligin-kisa-tarihi-5346/</id>
<published><![CDATA[2025-10-13T14:37:53+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-13T14:37:53+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45F584-142CBD-194C0A-6D05ED-283A0C-D64154.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital adlı kitabıyla dünyada büyük yankı uyandırarak “eşitsizlikler” tartışmasına yepyeni bir boyut getiren, ardından çıkan Kapital ve İdeoloji’de eşitsizliği çok daha geniş bir tarihsel perspektif içinde ele alan Thomas Piketty, bu kez karşımıza Eşitliğin Kısa Tarihi ile çıkıyor.</p><p></p><p>Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın İnceleme-Araştırma dizisinden çıkan ve Hande Koçak tarafından çevrilen Eşitliğin Kısa Tarihi, önceki dev eserlerin ana derslerini bir sentez halinde sunuyor ama onların tetiklediği tartışmaların ışığında eşitliğin tarihine yönelik yeni bir bakış açısı da geliştiriyor.</p><p></p><p>“İktisadi sorunlar küçük bir uzman ve yönetici sınıfına emanet edilemeyecek kadar önemlidir. Yurttaşların bu bilgiye tekrar sahip çıkması iktidar ilişkilerini dönüştürmenin temel aşamalarından biridir” diyen Piketty, eşitliğe doğru ilerleme mücadelesinin köklerinin çok eskilere uzandığını gösterirken, bu sürecin 21. yüzyıldaki olası evrim çizgileri hakkındaki fikir ve önerilerini de okuyucuyla paylaşıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Aşk Bir Hastalık mı?</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/ask-bir-hastalik-mi-9001/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/ask-bir-hastalik-mi-9001/</id>
<published><![CDATA[2025-10-12T19:10:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-12T19:10:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_1A5D4D-A3C59D-3E0305-506D7C-DB6629-BEE60B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Aşk gerçekten bir hastalık mı? Eğer öyleyse, aşısı var mı? Tedavisi mümkün mü? Peki, aşktan iyileşmek isteyen olur mu?</p><p></p><p>Kimi zaman bir fincan kahveden, kimi zaman İstanbul sokaklarından, kimi zaman da insan zihninin oyunlarından yola çıkan Yankı Yazgan; aşkı, zamanı, belleği, mutluluğu ve daha birçok şeyi sorguluyor. Cevapları dayatmayan, sorulardan beslenen bu metinler, okura düşünmenin ve şaşırmanın tadını yeniden hatırlatıyor.</p><p></p><p>Yankı Yazgan’ın yazılarından ve çizimlerinden oluşan “Aşk Bir Hastalık mı?”, gözden geçirilmiş ve yenilenmiş baskısıyla, yanıt aramaktan çok yeni sorular üretmeyi seven, gündelik hayatın küçük ayrıntılarından evrensel meraklara uzanan eğlenceli ve düşündürücü bir yolculuğa davet ediyor.&nbsp;</p><p></p><p>Aşk Bir Hastalık mı?, okura kesinlik değil merak, netlik değil çoğul düşünme alışkanlığı kazandırıyor. Kafa karışıklığını bir kusur değil, hayatı tatlı tatlı yaşamanın yolu olarak sunuyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Bir Rahibeye Ağıt</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-rahibeye-agit-7170/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/bir-rahibeye-agit-7170/</id>
<published><![CDATA[2025-10-11T10:12:57+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-11T10:12:57+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_45CC6B-FE7B41-DB16A9-5912AF-420180-BDACF5.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>“Geçmiş, hiçbir zaman unutulmuş değildir. Geçmiş, geçmiş bile değildir.” William Faulkner’ın Nobel Ödülü sonrasında kaleme aldığı “Bir Rahibeye Ağıt”, modern çağda bireyselliğin gölgesinde kaybolan sorumluluk duygusunu suç, vicdan ve bağışlanma ekseninde sorgulayan çarpıcı bir roman. Faulkner, romanla tiyatroyu harmanlayan özgün kurgusunda, geçmişin gölgesinden kurtulamayan karakterlerini ahlaki bir hesaplaşmaya davet ediyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kayıp Zamana Dair</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kayip-zamana-dair-1945/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kayip-zamana-dair-1945/</id>
<published><![CDATA[2025-10-10T10:03:50+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-10T10:03:50+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BF5060-B5B648-3FF7DF-7C9892-3F651F-5CEF7B.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) edebiyat kitaplığı, Katja Haustein’in yazdığı, Sibel Erduman’ın dilimize çevirdiği “Kayıp Zamana Dair” adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Haustein, bu çalışmasında fotoğrafın yalnızca bir temsil aracı değil; görme, hatırlama ve benlik tahayyülünü biçimlendiren düşünsel bir imkân olarak nasıl işlediğini sorguluyor. Görsel kültür ile edebiyatı, bireysel hafıza ile kolektif tarihi, etik ile estetik arasındaki geçirgenlikleri odağına alan bu karşılaştırmalı inceleme; Proust’un Kayıp Zamanın İzinde, Benjamin’in Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin’de Çocukluk ve Barthes’ın Roland Barthes ile Camera Lucida adlı yapıtlarını görsel, metinsel ve işitsel malzemeler eşliğinde ele alıyor. “Bellek”, “aura” ve “punctum” gibi kavramlar etrafında şekillenen “Kayıp Zamana Dair”, yaşamı bir sanat eserine dönüştürmenin, ötekini imgede tanımanın ve duygulanımı görünür kılmanın imkânlarını araştırıyor.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Kızıl Hafıza</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/kizil-hafiza-1941/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/kizil-hafiza-1941/</id>
<published><![CDATA[2025-10-09T11:25:54+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-09T11:25:54+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_019AB5-AA9596-19F5CB-852093-939F3D-A8CCCA.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çin Komünist Partisi lideri Mao Zedong, 1966 yılında, parti üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmak için devrim karşıtı aydınları, partilileri ve geleneksel Çin kültürünü temsil eden tüm sembolleri hedef alan bir hareket başlattı. Bu hareketin yürütücüsü ise genç gönüllülerden oluşan "Kızıl Muhafızlar" oldu. Mao'nun öldüğü 1976 yılına kadar devam eden bu kampanya boyunca tarihi eserler, kitaplar ve sanat eserleri yasaklandı, entelektüeller zulüm gördü, aileler parçalandı ve ekonomik faaliyetler aksadı.</p><p></p><p>Kültür Devrimi (1966-1976), sadece tarihi bir dönem olmasıyla değil, yarattığı travmalar ve bıraktığı izlerle Çin'in bugününü etkilemesiyle de büyük önem arz etmektedir. Yazar Tania Branigan, "Kültür Devrimi'ni anlamadan bugünün Çin'ini anlamak imkansızdır" demekte ve Çin'in bu en karanlık döneminin izlerini, şahitlerin ve kurbanların hikayelerini toplayarak sürmektedir.</p><p></p><p>Kızıl Hafıza, Kültür Devrimi sırasında gerçekleşen olaylar ve uygulamalardan ziyade, bu döneme ait anıların bugünün çok farklı Çin'ini nasıl şekillendirdiğine ve çarpıttığına odaklanır. Branigan, dönemi "şiddet dolu bir kabus" ya da "sosyalist ütopya" olarak gören Çinliler arasındaki hafıza savaşını ustaca anlatır. Günümüz Çinli politikacıların Kültür Devrimi'ni nasıl taklit etmeye çalıştıklarını analiz eder ve yaratılan kişilik kültünün Mao dönemini anımsatan yönlerine dikkat çeker.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Hammer Seyahatnamesi</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/hammer-seyahatnamesi-1934/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/hammer-seyahatnamesi-1934/</id>
<published><![CDATA[2025-10-09T11:23:16+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-09T11:23:16+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_72AB44-D03D6C-F158FD-4FD872-07DC0A-02BA46.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Avusturyalı şarkiyatçı Joseph von Hammer (1774-1856), Osmanlı İmparatorluğu'na ayna tutan tarihçilerden. Adıyla anılan kroniğinin yüzü eskise de mazi koridorlarının kenarında kalmış anlatıları, hala kendisini dinletiyor. Ünlü müverrihin Hammer Tarihi kadar gezi notları da zaman zaman kitaplaştırılmıştı. Şimdi İstanbul'dan Bursa ve Uludağ'a Gidiş ve İznik- İzmit Üzerinden Dönüş adlı seyahatnamesi ilk kez tam metin çevirisiyle Türkçede!</p><p></p><p>Hammer, 1804 yılının Ağustos ayında Prusya maslahatgüzarı Baron Bielfeld ve İngiliz elçilik katibi Stratton ile çıktığı on dört günlük Bursa, İznik ve İzmit gezisinde önemli gördüğü yerleri anlatıyor, geçmişin kapısından içeri girip, derlediği sesleri getiriyor. İlginç olansa ünlü tarihçinin takip ettiği rota; 1814 yılında entelektüel dünyaya tanıttığı büyük seyyahımız Evliya Çelebi'nin ayak izlerinden mürekkep. Haliyle Hammer Seyahatnamesi'ni okurken; size Evliya Çelebi ve onu her daim saygıyla anan Tanpınar da eşlik edecek. İkinci Zaman'la örülmüş su seslerinden alemlere bakacak, antik dönemlerden modern zamanlara uzanacaksınız.</p><p></p><p>Hammer Seyahatnamesi'ni Almanca aslından Nilüfer Epçeli çevirdi, Samet Altıntaş yayına hazırladı.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Çam Tırtılları</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/cam-tirtillari-4938/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/cam-tirtillari-4938/</id>
<published><![CDATA[2025-10-09T11:17:56+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-09T11:17:56+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_96A04B-52DB46-AD923A-EA4387-425B4C-E34DF3.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Çocuk yaşta köyünden ayrılıp İstanbul’a gelen ve yıllar sonra yorgun, bıkkın bir kaldırım çiçeği olarak karşımıza çıkan Hacer, hayatında temiz bir sayfa açma hayalleri kurduğu esnada babasından kalan mirası almak için köyüne dönmeye karar verir. Çok büyük beklentileri olmaksızın, kimseye karışmadan, ilişmeden sakin ve huzurlu bir hayat kurma umudundaki Hacer’in ardında bırakmak istediği kötü şöhreti, ne var ki kendisinden önce köyüne ulaşır. Gözü kulağı Hacer’de ve mirasında olan memurlar, ağalar ve esnaf ondan Kıvrak Hacer veya İstanbullu Kahpe diye bahsetmektedirler. Mülk hırsı ve şehvet ateşi, dedikodu kazanını kaynatmaya başlayınca silahlar çekilir, fırtınalar kopar. Meydana gelen bir doğal afet de ahali tarafından ilahi bir uyarı olarak görülünce gerilim daha da artar, arzular nefrete dönüşür ve olaylar başka boyuta evrilir. İlk kez okurla buluşan Mahmut Yesari’nin Çam Tırtılları romanı, 1935 yılında Son Posta gazetesinde tefrika edilmiştir. Yesari, erken Cumhuriyet dönemi köy romanlarındaki gibi taşraya odaklandığı bu eserinde, İstanbul’da farklı yaşam tecrübelerinden sonra köyüne dönen genç bir kadın ile halk arasında yaşanan aşk, arzu, merak ve nefret gelgitlerini kendi atmosferi içinde yalın bir dil ve gerçekçi bir üslupla işlemiştir.</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">Beyaz Perdeye Yansıyan Zihin</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/beyaz-perdeye-yansiyan-zihin-7318/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/beyaz-perdeye-yansiyan-zihin-7318/</id>
<published><![CDATA[2025-10-07T10:32:25+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-07T10:32:25+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_BB28A0-45A74E-F1B7B4-3F99C2-98CF42-414E39.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>VBKY'nin insan ve toplum kitaplığı, “Beyaz Perdeye Yansıyan Zihin” adlı kitapla genişlemeye devam ediyor. Psikiyatrinin ve psikolojinin pek çok bilimsel disiplinle ve sanatla irtibat hâlinde olduğu herkesin malumu olsa da sanatın psikiyatri ve psikoloji ile irtibatı daha yakından incelemeyi hak ediyor. Bu tespit psikiyatristlerin, psikologların ve sanatçıların ilişkisi için de geçerli olabilir. Çünkü psikiyatrinin ve psikolojinin sanatla irtibatı diğer disiplinlere göre daha güçlü. “Beyaz Perdeye Yansıyan Zihin” isimli bu çalışma da alanında uzman psikiyatrist, psikolog ve akademisyenleri bir araya getirerek sinemanın terapide kullanılmasından ruhsal bozuklukların perdedeki temsillerine, psikanalitik ve fenomenolojik film okumalarından yönetmen sinemasındaki psikolojik derinliğe kadar pek çok farklı tema ekseninde sinema ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi inceliyor. Kitap otizm, narsisizm, dissosiyatif bozukluklar ve antisosyal kişilik gibi psikiyatrik olguların sinemadaki izlerini sürerken, Stanley Kubrick’ten Ingmar Bergman’a, Tarkovski’den Yavuz Turgul’a uzanan bir seçki üzerinden filmlerin bilinci ve “öteki”yi açığa çıkarıyor.&nbsp;</p><p></p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
<entry>
<title type="text">SMA Hastası Bir Kardeşim Var</title>
<link href="https://analizgazetesi.com.tr/haber/sma-hastasi-bir-kardesim-var-4172/" />
<id>https://analizgazetesi.com.tr/haber/sma-hastasi-bir-kardesim-var-4172/</id>
<published><![CDATA[2025-10-06T13:44:44+03:00]]></published>
<updated><![CDATA[2025-10-06T13:44:44+03:00]]></updated>
<content type="html"><![CDATA[<img src="https://analizgazetesi.com.tr/thumbmaker.php?src=https://analizgazetesi.com.tr/modules//blog/dataimages/IMG_8F01BE-050D7C-955C02-88396C-60458E-2C916D.jpg&amp;h=80&amp;w=120" alt="" align="left" hspace="15" border="2" /><p>Ece Soyer Demir; dokuz yaşındaki Buse’nin, SMA Tip 1 hastası olan kardeşi Meriç ile arasındaki özel bağı, SMA hastalarının yakınlarının dünyasından okura yansıtıyor. Kitapta Buse’nin gözünden, kardeşi Meriç ile olan kardeşlik bağı, koşulsuz sevgisi ve hayalleri duygu dolu bir dille anlatılıyor. Buse, kardeşinin yürümesini, konuşmasını ya da koşmasını göremese de onunla oyun oynamanın, hayaller kurmanın ve sevgiyi paylaşmanın farklı yollarını buluyor. Umut, dayanışma ve empati mesajı veren kitap sadece SMA’yı değil; sevgi, dayanışma ve hayal gücünün iyileştirici gücünü de Irma Zmiric Çetinkaya’nın çizimleriyle görünür kılıyor.</p><p></p><p>Ece Soyer Demir daha önce, doğumundan kısa bir süre sonra SMA tanısı alan oğlu Çağan Meriç ile birlikte verdikleri mücadeleyi anlattığı SMA Bir Umuttur Yaşatan İnsanı adlı kitabıyla dikkat çekmişti. İkinci kitabı “SMA Hastası Bir Kardeşim Var” da yalnızca bir edebiyat eseri olmanın ötesine geçerek SMA farkındalığına ışık tutan, dayanışma duygusunu güçlendiren bir kaynak rolü üstleniyor.</p><p></p><p>Kitabın Tüm Geliri SMA ile Mücadeleye Aktarılacak</p><p></p><p>SMA hastalığını bir kardeşin deneyimiyle anlatırken, hastalık hakkında doğru bilgiler vermeye ve toplumsal farkındalık yaratmaya katkı sunan kitap tüm kitapçılarda ve dijital platformlarda okurlarını bekliyor. SMA Hastası Bir Kardeşim Var’dan elde edilecek gelir; toplumda SMA farkındalığını arttırmak, tedavideki yasal düzenleme süreçlerine katkı için savunuculuk faaliyetleri yürütmek, hasta ve hasta yakınlarının tedavi, eğitim ve sosyal haklara ücretsiz erişimine destek vermek için faaliyet gösteren Türkiye SMA Vakfına aktarılacak.&nbsp;</p>]]></content>
<author>
<name>Gazete Birlik</name>
<email>info@gazetebirlik.com</email>
</author>
</entry>
</feed>