Yenilenebilir enerjiler ve hidrojen

Hasan KÖNİ 14 Eyl 2020

Dünya epidemi ile uğraşırken bir yandan iklim değişikliğinin getirdiği felaketlere kafa yoruyor. Değişen iklimler, eriyen buzullar, şiddetli yağmurlar fırtınalar ve zelzeleler. Bütün bunların etkisiyle dünyanın bazı bölgelerinde tarım arazilerinin kaybı sonucu gelişecek olan dünyanın yeni ürünlerle beslenmesi sorunları ortaya çıkıyor.

İnsan eliyle dünyanın ısınmasının nedeni petrol, gaz ve kömür gibi maddelerin endüstride, ulaşımda ve ısınmada kullanılması. Trump’ın Amerika’sı dışındaki ülkeler yeşil enerji arayışı içindeler. Güneş enerjisi,rüzgar enerjisi derken Avrupa’nın birden gözünü Hidrojen enerjisine çevirdiğini görüyoruz.

Nedir bu Hidrojen enerjisi? Amerika’nın Rocky Mountain Enstitüsü uzmanlarından biri ‘yeşil hidrojen’ enerjisinin meydana çıkışını şöyle tarif ediyor: Banyodaki su tüpünün iki tarafından elektrik verin ve su tüpünün içinden geçen elektrik suyu oksijen ve hidrojene ayrıştırır. Elde edilen  yakıt ‘yeşil hidrojendir. Hidrojen enerjisini elde etmek için  ve endüstriyel kullanıma hazır hale getirmek için bazı ‘buhar reformasyonu’ denen bir süreçten geçmesi gerekiyor. Bu süreçte buhar doğal gaz ile karıştırılıyor ve bu durumda hidrojen ve karbondioksit ayrışmış oluyor. Bu durumda hidrojen yakıt hücresi üretimi için hazır hale geliyor.

Bu gün bazı arabalar sıkıştırılmış Hidrojen hücreleri ile yürüyebiliyorlar. Hatta bazı küçük uçaklarda. Böylece egzozlardan karbondioksit gazı çıkıp çevreyi ve havayı kirletmiyor.

Hidrojenin gelecekteki enerji kaynağı olacağını İngiliz bilim adamı Sir William Grove 1845’lerde ileri sürmüş kendisi yakıt hücresini keşfeden adam olarak biliniyor. Hidrojen gücü günümüzde arabalarda, uçaklarda, evlerin ısınmasında kullanılabilecek. Hidrojen, çelik, çimento ve diğer tüketim malları üretiminde kullanılabilecek. Bilindiği gibi imalat sanayi karbon yakıtları kullandığı için havayı en çok kirleten endüstri dallarından oluşuyor. Hidrojen yakıtında hava kirlenmesi ortadan kalkıyor.

Günümüzde endüstri maalesef karbon yakıtları kullanmak zorunda. Örneğin, Amerika 

Çevresinde önemli enerji kaynaklarının varlığı nedeniyle  ‘yeşil enerji konularına para harcamak niyetinde değil. Rusya’nın, Amerika’nın ve Ortadoğu’nun petrol ve gaz üretimlerine balı olan Avrupa’nın hızla hidrojen enerjisine geçmeye çalıştığı görülüyor. Almanya, bu yıl içinde ‘Ulusal Hidrojen Stratejisini’ bildirmiş durumda. Yeni iş alanı ve araştırmalar için 8.2 milyar dolar ayrılmış durumda. Ayrıca 2.3 milyar dolarda uluslararası ortaklık projeleri için ayrılmış durumda. Henüz gaz kullanımına devam eden diğer Avrupalı ülkeler 40 jigavatlık suyu ayrıştıracak olan eloktroliz makinalarının 2030 yılında  yapımının tamamlanacağını açıklamış bulunuyor.

Bu yeni enerji yarışına kenarından katılmaya çalışan Amerika geçtiğimiz temmuz ayı içinde  hidrojen araştırmalarına 64 milyon dolar ayırdığını açıklamış bulunuyor. Avrupalılar eğer epidemi ile başa çıkabilirlerse, yeşil enerji konusunda ki gelişmelerle gene başat bir duruma gelmeğe çalışıyorlar.

Gelecek on sene içindeki teknolojideki gelişmeler, yeni enerji kaynakları ile jeopolitik, jeostratejik durumların hızla değişeceği görülüyor. Bir önceki nesil kendinden sonra gelen neslin yaşamına ayak uydurmakta ve olanları anlamakta çok büyük zorluklarla karşılaşacak gibi.