Yem zamları dursun, süt fiyatı artmasa da olur

1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle umarım sütün önemi konusunda çok sayıda haber okudunuz. Bu haberlerin büyük bölümü sütün besin değeri ve tüketim alışkanlıklarımız ile ilgiliydi.

Ülkemizde kişi başına hayvansal protein üretiminin yaklaşık yarısı sütten, süt üretiminin ise %90’dan fazlası sığırdan sağlanıyor. 

Öncelikle her alanda olduğu gibi sütte de üreticimizin Covid-19 küresel salgınına rağmen üretmeye devam ettiğini vurgulamak gerekiyor. Çünkü süt üretimini durdurmak demek üretimden vazgeçmek anlamına geliyor. 

Küresel salgın başlamadan önce yani 2020 yılının ilk üç ayında sanayiye gönderilen süt üretim miktarı yaklaşık 2,5 milyon ton. Üretim rakamları bir önceki yıla göre artış göstermiş.

Peki, toplumumuzun protein ihtiyacının yarısını üreten süt üreticimizin hali nedir? 

Yem fiyatları hem süt sığırı yetiştiricilerini hem de besicileri çok yakından ilgilendirir. Süt üreten çiftçimizin en büyük sorunu ise yem maliyetlerinin yüksekliği ve özelikle son dönemde fiyatların daha çok artmasıdır. 

Sadece nisan ayında Yem Sanayicileri Birliğinin verilerine göre yem ve ham maddelerinde besi ve süt yeminde yaklaşık % 10, ayçiçeği tohumu küspesinde % 25, DDGS’de (mısır yan ürünü) ise % 23 oranında artış olmuştur. 

Yem fiyatlarındaki artış, süt fiyatlarına yansımamıştır.  Ulusal Süt Konseyinin aldığı karar ile soğutulmuş çiğ sütün litre fiyatı 31 Aralık 2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere brüt 2,30 TL olarak belirlenmiştir.

Başka bir anlatımla girdiler içinde %70’lik bir yer tutan yemin maliyeti artmış, sütün üreticiden çıkış fiyatı (referans fiyata uyulsa dahi) aynı kalmıştır. 

Süt üreticilerinin büyük bölümü üretim maliyetinin artmasına karşın çiğ süt fiyatının sabitlenmesine tepki gösteriyor.  Çiftçimiz, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de katıldığı Ulusal Süt Konseyinin düzenlediği 1 Haziran Dünya Süt Günü etkinliğinde üretici Ekrem Tetik’in dediği gibi ‘’Süt fiyatını artırmayın, yem zamlarını durdurun bize yeter.’’ diyor.

Sürekli artan maliyetin altında ezilen üreticimizin bir süre sonra bir daha geri dönmemek üzere üretimden çıkmasını engellemek şarttır.

Bu sorunlara karşın Türkiye, süt üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. 23 milyon tonluk çiğ süt üretimiyle dünyada sekizinci, Avrupa Birliği’nde (AB) ise üçüncü sıradayız. Mevcut 17 milyon 870 bin büyükbaş hayvanımız içindeki 6 milyon 580 bin baş sağılır süt ineği ile 48 milyon 481 bin baş küçükbaş hayvanımız içindeki 25 milyon 308 bin sağılır koyun-keçi, her gün sağılıyor, bu süt toplanıyor ve işleniyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin 1 Haziran Dünya Süt Günü Kutlama Programı sırasında üretim sürecine yönelik mesajlar da çok önemli.  Dr. Bekir Pakdemirli ilk olarak Süt Eylem Planı hazırlayacaklarını söyledi. Çin’e yapılacak ihracatın önemli bir fırsat olduğunu, yemlik soyayı destekleme kapsamına alacaklarını ve sorgum otuna verdikleri desteği artıracaklarını ifade etti. Bu politikaların hemen hayata geçmesi gerekiyor. Ülkemizin dişi damızlık ihtiyacının yurt içinden sağlanması için alınan tedbirlere hız verilmelidir. Sığır sayımız artmazsa hem hayvan hem de et ithalatının yükselmesi kaçınılmaz olur. Yem ham maddelerinin de yurt içinde üretilmesi elzemdir.