Yaşanacaklar şaşırtmasın!

Sedat YILMAZ 12 Tem 2019

Bugünlerde her gelişme lehimize işliyor. Japonya'daki G20 toplantılarından sonra hem siyasi, hem ekonomik Türkiye üzerine adeta talih kuşu kondu. Faiz indirimi olsun veya başka iyi bir gelişme olsun, sakın ha sürpriz olarak algılanmasın!..

Ticaret savaşlarının gevşemesiyle birlikte S400 ve F35’lerde ABD’nin daha ılımlı bir politika izlemesi, FED Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimine yakın olduğuna dair işaretler vermesi ekonomimizde bahar havası estiriyor.

Dahası da var… Cari açığımızdaki gerileme, yüksek çıkan ABD enflasyonu ve ABD işsizlik maaşı başvurularının gerilemesi bizim için fırsat kapıları açıyor. Şu anda bizi en fazla geren ve meşgul eden olay, Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarımızın Avrupa Birliği (AB) engellemeleriyle karşılaşması. En kötü haberimiz bu olsun!..

Evet, “Her günümüz böyle olsun, hatta daha iyisi olsun” diyerek yolumuza devam ediyoruz. Yıllardır başımızın belası haline gelen ve piyasa spekülatörlerinin para kazanma mekanizması yaptığı “cari açık” artık sorun olmaktan çıkıyor. Dillere dolanan Merkez Bankası (TCMB) rezervlerine yönelik hayata geçirilen tedbirlerden sonra cari açığa da inşallah Haziran verileriyle son vereceğiz.

***

Haziran enflasyonun 3 puan birden gerilemesiyle TCMB’ye faiz indirme imkanı sağlayan gelişmeye dün de Mayıs ayı ödemeler dengesi destek verdi. Cari denge belki 300 milyon dolarlık beklentilerin altında gerçekleşti ama neticede aylık bazda 151 milyon dolar ile yine fazla verdik. Yıllık cari açık ise 6,1 milyar dolardan 2,3 milyar dolara geriledi.

Bu iş nasıl oldu diye sorarsanız, anlatayım… Ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının 5,8 milyar dolarak azalarak 706 milyon dolara gerilemesi ve hizmetler dengesi kaleminin 594 milyon dolar artarak 2,3 milyar dolara yükselmesi dengenin cari fazla lehine doğru ivmelenmesinde etkili oldu.

Hatta bir yıl önceki 1,2 milyar dolarlık açık düşünüldüğünde altın ve enerji hariç cari işlemler hesabının 3,4 milyar dolar fazla vermesi Mayıs 2019’da en fazla dikkat çeken gelişme olarak ön plana çıktı. Diğer yandan bir önceki yıla göre 51 milyon dolar azalmasına karşılık 204 milyon dolarlık doğrudan yatırım girişi sağlandı.

Hisse senedi ve DİBS’ten oluşan 456 milyon dolarlık çıkışa rağmen yurt içi bankalar ve yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla gerçekleştirilen 1,5 milyar dolarlık portföy yatırımları cari dengeyi fazlaya daha da yaklaştırdı. Efektif ve mevduat kaleminde yerleşikler 4,1 milyar dolarlık sermaye ülkeye geri döndü. Son 12 aydaki çıkış Nisan’daki 22,1 milyar dolardan 15,3 milyar dolara geriledi. Net hata ve noksan kaleminde 1,6 milyar dolar giriş yaşandı.12 aylık birikimli giriş ise 9,4 milyar dolar oldu.

Dolayısıyla Türkiye yaz aylarında artacak turizm gelirleri ve dış ticarette ithalat tarafından daralmayla birlikte Haziran verileriyle uzun yıllar sonra yıllık bazda cari fazlaya kavuşacak.

***

Türkiye’de Haziran enflasyonunun 3 puan birden yüzde 15,72’ye gerilemesinin ardından piyasaların seyri açısından önemli hale gelen ABD enflasyonu bu defa dün tam tersi hareket etti. Özellikle yüzde 1,6’lık Haziran TÜFE rakamına karşılık çekirdek enflasyon yüzde 2,1 ile bir buçuk yılın en büyük artışını gerçekleştirmesi bile FED’in faiz indirimi iştahını kesemedi. “FED ve TCMB’den faiz indirimi yakın!” başlığıyla bir ay önce yazdığım yazıda da ifade ettiğim gibi faiz indirimleri hem FED hem de TCMB tarafından büyük bir ihtimalle bu ay gerçekleştirilecek.

Piyasalarda TCMB’nin faiz indirimi konusunda çeşitli görüşler mevcut. 100 veya 150 baz puanın dillendirilmesine karşılık 25 Temmuz PPK toplantısında 250 baz puan indirim artık konuşulmaya başlandı. Faizlerin indirilmesi konusunda agresif tespitlerde bulunanlar da var. 250 baz puanın üzerindeki indirim hamlelerinin sürpriz olamayacağını ifade edenlerin sayısı giderek artıyor.

Söz konusu iddiayı dile getirenler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hak-İş genel kurulunda söylediği, “Faiz indirimi konusunda neler yapacağımızı çok kısa zamanda göreceksiniz” sözlerini savlarına destek yapıyorlar ve özellikle TCMB’nin Eylül ayı toplantısında beklenmedik bir hareketle halen yüzde 24 olan politika faizini, mevcut enflasyon rakamlarının altına dahi çekebileceğini ifade ediyorlar.

Geçen yıl Ağustos’ta yaşanan Brunson olayıyla faizlerin birden 625 baz puan yukarı çekildiğini bilmeyenimiz yok. Faizlerin aynı oranlarda düşürülmesi de imkanlar dahilinde. İşte piyasa yüzde 19’larda gezinen tahvil faizlerini de düşünerek ciddi bir faiz indirimine hazırlık yapıyor.

Özetle; FED 50 baz puan faiz indirme aşamasında. Avrupa Merkez Bankası (ECB) da ekonomiyi hızlandırmanın yolunu parasal gevşemede bulmuşken TCMB’nin marjinal bir faiz indirimine gitmeyeceğini kimse söyleyemez.