Veri savaşlarının neresindesiniz, neresindeyiz?

Cihad Doğan 12 Eyl 2020

Bizlere tarihte hep bir şeylerin savaşının başladığı söylenildi. Toprak denildi, petrol denildi, su denildi. Bazıları komplo teorisinden öteye gitmedi, bazılarını bizzat yaşadık söylenenler doğruydu, gerçekti. Şimdi ise yeni bir savaştan bahsediliyor. Adı; veri ve bilgi savaşları...

Gerçi yeni demek biraz sakıncalı, zira veri uğruna girilen mücadelelerin geçmişi aslında o kadar da yakın değil. Ancak her bir an verilerin önemini daha kuvvetli bir şekilde anlıyoruz. Anlıyoruz çünkü veri güvenliği için katlanılan maliyetlere, uygulanan stratejilere hatta değişen dengelere şahitlik ediyoruz. 

Satırlarımız verilere işletme perspektifinden bakmak olacaktır. Gelin hep birlikte siperimizden gerçekleşen veri savaşlarına tanıklık edelim. Edelim ki, cephemizi teslim etmeyelim.

Verilerin kullanımı tarihten beri var olan bir durum ve eylemdi. Ancak küreselleşme, büyüme arzusu ve müşteri odaklı yaklaşımlarla veri kullanımı bir işletme felsefesine dönüştü. Bugün birçok işletme bu felsefeye sahip ya da bu felsefeye ulaşmak için çeşitli yol ve araçları kullanıyor. Birisi size gelecek nerede, diye sorarsa hiç çekinmeden büyük veride, diyebilirsiniz.

Veri, işletmelerin makro ve mikro çevresinde yer alan bütün paydaşlardan toplanılan kaynaklardır. Fakat her defasında şunu ifade ediyorum, bir işi ya da bir işleyişi en iyi şekilde anlamak için mutlaka tanımlara ihtiyaç duyun! Tanımların bilinmemesi, eksik ya da yanlış öğrenilmesi her şeyden önce yapılması istenilenlere bir ihanettir. 

Yapılan bu hatalardan veriler de nasibini alıyor. Verinin tanımsal noktadaki ifadesini anlamakta güçlük çekildiği için, bırakın uygulamada da yaşanan güçlükleri uygulamaya dahi başlanamamakta. 

Madem kavramsal boyutta ele almaya başladık konuyu, o zaman şuna bir açıklık getirelim. Veri, bilgi, enformasyonun birbirleri ile bağlantılı ancak birbirlerinden farklı kavramlardır. Farklıdır, diyoruz fakat söylemde de uygulamada da üçünü sanki aynı anlamdaymış gibi kullanıyoruz. Bu dahi başlı başına hatadır. Veri işlenmemiş kaynak, enformasyon biçimlendirilmiş, bilgi ise kullanıma hazır hale getirmek demektir. Yani işin özü veriyi bilgeye dönüştürmektir. Bilgiye dönüştürülmemiş veri, saklama alanını doldurmaktan öteye geçemez. 

Bakın, veriyi toplamak inanın çok kolay. Hazırlanan basit formlarla istenilen veri toplanabiliyor. Sahadaki veriyi satın alan da var, elindeki verileri takas eden de. Evet, işletmelerin ellerinde bir şekilde ele geçen veriler var fakat bu veriler ham kaynaklardır. Özellikle müşteri noktasında elde edilen verilen isim, iletişimden öte geçemiyor. Bu kadar az verilerle pazar liderliğini yakalamak veya sektöre ve ekonomiye yön vermek mümkün değil. 

İşe yarayacak olan veriler kimlik, hadi sizin hatırınıza demografik özellikleri içeren veriler değildir. Amaca hizmet eden kimlik verilerinin de dâhil olduğu ancak kişilik özelliklerine ilişkin verilerdir. 

Ama kritik nokta şu; ne zamanki kişilerin hem kimliklerine hem de kişiliklerine yönelik veriler toplanır, işte o zaman savaş kazanılır. İhtiyacımız olan müşterinin ne zaman nereden ne yaptığı değil, ne zaman nerede ne yapacağı! 

İşte bu veriler sayesinde bir müşterinin mağaza içerisindeki hareketleri ile müşteri mağaza haritası çıkartılıyor. Artık reklamla ya da diğer tutundurmalarla müşterinin zihnine dokunmak geleneksel yöntem olma yolunda. 

Game of thrones dizisinde Littlefinger isimli bir karakter vardı. Ağızından çıkan sözlerden biri; bilgi güçtür, sözüydü. Ne kadar çok doğru ve yerinde kullanılan bilgi o kadar çok pazara, sermayeye ve ekonomik sisteme katkı demektir. Kabul edelim bildiğimiz çok fazla gerçek var. Veri kaynağı ve bilgi de bunlardan bazıları. 

Neden hala doğru kaynaklardan verileri toplamakta ve verileri yerinde kullanılacak bilgilere dönüştürmede sorunlar yaşanıyor? Unutmayın savaş çoktan başladı. Bilgiye sahip olan güce de sahip olacaktır. Sözün özü bütün işletmeler bir bakkal amca gibi müşterisinin her zamankinden dediğinde, onu anlaması ve istediğini vermesidir. Bu da ancak veriler ve bilgilerle mümkün.