Tükidides tuzağı ve dış politikalar

Hasan KÖNİ 27 Tem 2020

Bundan 2400 sene önce Yunanlı tarihçi, Peloponez Savaşının tarihi adlı eserinde, bu günde devletlerin stratejik düşüncesine yansıyan analizler ileri sürmüştür.

Tükidides’e göre iki Yunan şehir devleti Atina ve İsparta arasındaki savaşın nedeni, Atina’nın ekonomik ve askeri açıdan güçlenmesi ve gücünü Ege denizlerine ötesine taşıması olmuştur. Bu güçlenme

İsparta’yı telaşlandırmış ve İsparta’da elindeki alanları kaybetme korkusu ile savaş gücünü arttırmaya başlamıştır. Bir başka yazar, “Küba Krizi ve Karar verme Mekanizmaları” adlı eseriyle tanınmış olan Prof. Graham Allison, bundan 2-3 yıl önce yazdığı “Kaderde Savaş Var” diye tercüme edebileceğimiz (Destined To War ) adlı eserinde Amerika ve Çin arasındaki liderlik çekişmesi sonucu liderliğini kaybetme duygusu içinde olan Amerika ile Çin arasında bir savaş çıkacağını öngörmüştür. Çünkü yeni yükselen bir süper güç olan Çin de uluslararası alanda kendini göstermek istemekte, Konfüçyüs Enstitüleri ile kültürünü ve ekonomi ürünlerini dünyaya kabul ettirmeye çalışıyor ve dünya pazarları için karadan ulaşım projeleri hazırlamaktadır.

Çin aynı zamanda askeri gücünü de arttırmaktadır. Hong Kong’u tamamen denetimi altına aldıktan sonra Tayvan’a göz dikmiş bulunan Çin’in Güney Çin denizindeki adalarda yayılması Amerika ve müttefiklerini korkutmaktadır.

Amerika’ya gelince, Başkan Trump gibi Amerika’yı yeniden bir numaralı ülke yapmak isteyen ve bu yüzden müttefiklerini bile tehdit etmekten çekinmeyen bir liderin kendi ülkesinin hegemonyasını kaybetmesini hazmetmesi mümkün gözükmemektedir. Zaten seçim stratejisini Çin’in yayılmacılığı, Rusya’nın silahlanması ve Kuzey Kore lideri üzerine kurması beklenen ve iç politikada pandemik olaylarına rağmen ekonomisinin iyi gittiği ileri süren bir liderin yenilgiyi kabul etmesinin zor olacağı bilinmektedir. Joe Biden seçimi kazanırsa, Amerika İngiltere’nin 1945’lerden sonra yaptığı gibi sessizce liderliği Çin ve Rusya ikilisine verebilir mi? Büyük finansal güce sahip işletmeler Amerika’sı lobilerini dikkate alacak olursak bu urum pek mümkün gözükmüyor.

Öte yandan, Amerika’nın gerilemesi ve Avrupa Birliği’nin İngiltere’nin birlikten ayrılması ve göçler ve ekonomik sorunlar ve epidemi ile boğuşan Batılılar Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki başarılı eylemleri ve denge politikaları karşısında etkin bir tavır ortaya koyamıyorlar. Yunanlıların belirttiği gibi onlar otururken gücünü artıran ve Doğu Akdeniz’de hak ettiği hakimiyet alanlarında çalışmalar yapan Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın şimdilik bir takım blöfler savurmaktan ve Avrupa Birliği üyeleriyle birlikte Türkiye’yi sıkıştırmaktan başka yapabileceği bir şey yok. Batı gerek Suriye’de gerekse Libya’da ikiye bölünmüş durumda. İtalya Türkiye’nin yanında, Fransa, Yunanistan, Mısır-ve Birleşik Arap Emirlikleri-başka nedenlerle Türkiye’nin ve meşru kabul edilen Libya hükümetinin karşısında. Rusya ise oynak bir tutumla hem Türkiye ile görüşüp hem Libya muhalefetinin yanında. Amerika ise Rusya’nın Doğu Akdeniz’de yayılmasından çekinerek Türkiye’nin yanında gözüküyor. Şimdilik tarafların zaman içinde yaptığı hamlelere karşı bu cephelerde bir durgunluk bulunduğu söylenebilir.

Asıl çatışmalar epidemi denetim altına alındıktan sonra veya birden bire Türkiye’nin araştırma yaptığı bölgelerde gaz veya petrol bulunmasıyla başlayacak gibi gözüküyor.