Pamukta ithalat nereye kadar?

Pamuk hasadı başladı. Üreticimizden talepler var. Ülkemiz pamukta dünya sıralamasında tarla veriminde Avustralya'dan sonra ikinci, ürün kalitesinde ise ilk beş içinde.

Dünya pamuğunun %3.3’ünü biz üretiyoruz.  Ayrıca sadece GDO’suz tohum kullanarak pamuk üreten ve bunu tescil ettirmiş olan tek dünya ülkesi olarak ayrıcalıklı bir konuma sahibiz. Pamuk, tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere bitkisel yağ, yem gibi 30’un üzerinde iş alanının ham maddesi. 

Ancak mevcut üretimimiz bu sanayi kollarının taleplerini karşılayamıyor.  Bu açık ithalatla neyle kapatılıyor.  Her yıl ham madde, iplik ve kumaşa 5 milyar dolar ödüyoruz.

İthalatın yurt içi tüketime oranına baktığımızda, dünyada ortalaması %33, Türkiye’de ise %55. Bu ne demek? Ülkemizin iyi bir alt yapısı ve rekabet edilebilir bir potansiyeli olan tekstil sektörü için oldukça yüksek bir değer olan bu oran yine tekstil başta olmak üzere az önce saydığımız tüm sektörlerin geleceği için önemli bir risk demek.  

2002 yılında 721 bin hektar alanda 2,5 milyon ton kütlü, neredeyse 1 milyon ton lif pamuk üretiyormuşuz. 2019 yılında ise 478 bin hektar alanda 2 milyon 200 bin ton kütlü, 818 bin ton lif pamuk üretmişiz. Düşüşe bakar mısınız? Üretim alanlarımız 3’te 1 alanında azalmış. Bu yıl üretimde de düşüş bekleniyor.    

Dünya ne yapmış derseniz, son 5 yılda lif pamuk üretimini 6 milyon ton artırarak 26,7 milyon tona yükseltmiş. Ekim alanlarını da paralel bir şekilde arttırmış…

Geçen yıl 818 bin ton lif pamuk üreten ülkemiz ne yazık ki ürettiğinden daha fazla ithalat yapmış. 950 bin ton…  Bu yıl 1 milyon tonu aştı bile…

Gelelim maliyetlere, bölgelere ve pek çok değişkene bağlı olmakla birlikte geçen yılın ortalama maliyeti kütlü pamuk için 4 liraydı. 2019 sezonunun hasat döneminde yurt içi ve yurt dışı pamuk fiyatları ortalama maliyetlerin altında kaldı. Başka bir ifadeyle üreticimiz zarar etti. Bu zararlarını bir bu sezonda alacakları fark ödemesi desteği ile kısmen telafi etmeyi bekliyor çiftçimiz. 

Genel eğilime bakarsınız üreticimiz kilogram fiyatının en az 5 lira, destekleme prim fiyatı da kilo başına en az 1,5 TL olarak açıklanmasını bekliyor. Toplamda 6 liradan az olmaması gerekiyor deniliyor. Bu arada prim desteğinin de 3 yıldır 80 kuruşta sabitlendiğini söylemek gerekiyor.  

Pamuk üretiminin sürekliliği için bu yıl çok kritik.  Bu yıl, pamuk eken çiftçimizin kazanması için özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının destekler vasıtasıyla pamukta tüm imkânları zorlaması talep ediliyor. 

İthalata son verip kendi çiftçimiz tam manasıyla desteklenmesi için kısa vadede fiyat ve prim vakit geçmeden açıklanmalı. Hatta devletin alım yapması bile düşünülmelidir. 

***

Balıkçılığımızı kıyılara hapsolarak geliştiremeyiz

Su ürünleri av sezonu açıldı. Hayırlı uğurlu, bereketli olsun. Vira bismillah…

Tarım ve Orman Bakanlığı denizlerimiz de ve iç sularımızda yapılacak su ürünleri avcılığı için gerekli yasal metinleri hazırladı. Konunun önemli iki boyutu var; balıkçılarımızın bu yasaklara uyması ve bakanlığın denetimleri. 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üç tarafımızın denizlerle çevrili olmasına rağmen, su ürünlerinde var olan potansiyelin tam olarak değerlendirilemediğini söylüyor. Ayrıca ‘’Balıkçılığımızı kıyılara hapsolarak geliştiremeyiz. Denizlerimizin bize sunduğu fırsatı değerlendirmeli, yeterli altyapıyı sağlamalı, açık deniz avcılığını geliştirmeliyiz.’’ diyor.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘’Balıkçılık filomuzun Atlas Okyanusu'ndan Hint Okyanusu'na kadar açık sularda avcılık yapabilmeleri için 10 ülkeyle anlaşma imzaladık. Şu an Atlas Okyanusu'nda Moritanya başta olmak üzere birçok yerde 100'e yakın balıkçı gemimiz avcılık yapıyor. Balıkçılarımızın Doğu Akdeniz'de uluslararası sularda 12 ay boyunca avcılık yapmalarını temin ettik.’’ cümlelerini not etmek ve bu konuda yapılacak çalışmaların artmasını sağlamak daha önemli hale geliyor.    

Hem avcılıkta hem de yetiştiricilikte üretimimiz artıyor. Ancak yeterince artmayan bir şey var; biz balık tüketmiyoruz desek yeridir. 

Haydi yılda 80 kilogram balık tüketen Norveç’i, Japonya’yı bir kenara bırakalım. Avrupa Birliği ortalaması 25, dünya ortalaması 19 kilogram. Ülkemizde ise ne yazık ki; 6 kilogramı biraz aşıyor. Tüketimi artırmak için ilgili tüm kamu kurumları, meslek örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin ortak çalışmalarını hızlandırmak gerekiyor.