Kızılay_Sol
Kizilay_Sag


Normalleşmeye başlamanın yolu: 14 Şubat ve tüketim

Cihad Doğan 14 ub 2020

Dünyada belirli bir kesim 2020 yılını "uğursuz" olarak ilan etti. Düşen uçaklar, atılan bombalar, girilen politik yarışlar, yanan ülkeler, salgın hastalıklar, doğal afetler, yaptırımlar derken gerek toplum da gerekse birey de korkular, kaygılar ve buna bağlı olarak artan stres kendini olanca belirginliği ile gösterdi.

İnsanlar, yaşanan olay(lar)dan etkilense de etkilenmese de dünyanın, içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını istiyor. Yani normalleşmek. Kitleleri aynı anda normalleştirmek ve yaşam için tekrar motive etmek adına onlarca etkinlikler düzenleniyor, bizzat devlet başkanları tarafından “panik yok”, “günlük hayatınıza geri dönün” telkinleri yapılıyor. Normalleşemeyen toplumlarda yaşanan ruhsal ve toplumsal bozukluklar bir ülkenin lokomotifi olan güçleri de olumsuz yönde etkiliyor.

11 Eylül saldırıları sonrası yerel yöneticilerin evlerine kapanan halkı dışarı davet ederek tüketim rutinlerini sürdürmelerini istemişti. Halkı normalleşmeye teşvik etmesinin en iyi ve en etkili yolu olarak “tüketim” seçilmişti. Zira tüketim, tüketerek mutlu olan toplumları hayata döndürmek için güzel bir motivasyon aracıdır. 

Hele bir de günümüzün sözüm ona modern ve kentli insanı tüketimi bir yaşam biçimine dönüştürmüşken. Üzerine bir de özel gün kutlamayı da alışkanlık haline getirmiş, benimsemiş ve içselleştirmişken. İşte tam da bu esnada 14 Şubat’ın gelmesi, dünyada tüketim toplumunun normalleşmesi için güzel bir sinerji oluşturdu. 

Mutlu etmek için alınan hediyeler, yapılan organizasyonlar, söylenen ya da yazılan güzel sözlerin hepsi ve bu eylemlerin muhatabı olacak olan başka bir ifade ile mutlu edilmeyi bekleyen insanların geleceğini tahmin ettiği sürprizlere karşı beklenti içerisine girmesi ve bu bekleyişin de kişi de motivasyona neden olduğunu düşündüğümüzde normalleşmek için ortaya hoş bir bahane çıkıyor. 

İnsanların hediye almak için dışarı çıkmaları, kısa bir süreliğine de olsa hediye beğenmek için zihinlerini meşgul etmeleri, kutlama için yemek organizasyonlarına katılmaları normalleşme sürecinin ilk ve önemli adımı olacaktır.

Burada önemli olan 14 Şubat iyidir, güzeldir, siz de anın, kutlayın değildir. 14 Şubat’ın Dünyada yaşanan olaylardan sonra halkın normalleşmesini kitleler halinde mümkün kılan bir yöntem olarak kabul edilmesidir.  

Ayrıca unutulmaması gereken bir başka husus ise; kabul etseniz de etmeseniz de, kutlasınız da kutlamasınız da dünyada 14 Şubat diye bir gerçek var. Hatta dünyada “14 Şubat Ekonomisi” diye de bir kavram var. O güne özel yapılan harcamaların dünya ekonomisine etkisi su götürmez bir gerçek. Bunu anlayabilmek için derin ekonomik analizler yapmaya gerek yok, yapılan reklamların yoğunluğunu görmeniz ya da sosyal medyadaki paylaşımlara bakmanız yeterli olacaktır.

Global düşündüğünüzde 14 Şubat’ı sakın hafife almayın. Kişisel motivasyondan tutun da piyasaları hareketlendiren ekonomik uzantısına kadar birçok noktada kendisini hissettiriyor. Şimdi ise dünyadaki yeni görevi; kitlelerin normalleşme aracı. Hayırlı olsun diyelim.