"Ne üretiyorsanız satın alacağız"

Sedat YILMAZ 30 Eki 2020

Mevzuat gereği belediyelerin tarımsal kalkınma kooperatiflerinden her türlü ürünü alabileceğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, üreticiyi kooperatifler kurarak birlik olmaya ve tarımsal üretimi artırmaya çağırdı. Soyer, "Biz kooperatifleri açık çek verdik. Kooperatif olarak ne üretiyorsanız satın alacağız. Üreticimize sahip çıkacağız. Tarımsal kalkınmanın yolu kooperatifçilikten geçiyor" dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) toplantısına konuk olan ve gazetecilerin sorularını cevaplandıran Tunç Soyer, yerel kalkınmanın başını tarımsal üretimin çektiğini, sağlıklı tarımsal üretim ve küçük üreticiyi korumak için kooperatifçilik merkezli bir stratejinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Geleceğin dünyasında kentlerin ön plana çıkacağına dair bir öngörünün olduğunu ve dünyanın buraya doğru evrildiğine işaret eden Tunç Soyer, kentler arası diplomasi ilişkilerinin güçleneceği ve rekabetin artacağı bir kentleşmenin geleceğin dünyasına hâkim olacağını düşündüklerini belirtti.

Değişime hazır olmalıyız

Tunç Soyer, halen yaşanılan iklim değişikliği, kent yoksulluğu, enerji gibi küresel sorunların ulusların alacağı kararlarla baş edilemeyeceğinin görüldüğünü, yerel katkı olmadan meselelerin aşılamayacağının anlaşıldığını dile getirdi. Örnek olarak 2015 yılındaki Paris ve 2016’daki Habitat toplantısının kentlerin önemini ortaya çıkaran zirveler olduğunu hatırlatan Soyer, Birleşmiş Milletler’in (BM) sürdürülebilir kalkınmaya yönelik hedeflerinin de insanlığın kentleri daha çok ön plana çıkaracağına işaret ettiğini kaydetti.

Dünyanın kentleşme merkezli bir hayata doğru gittiği bir ortamda kent yöneticilerinin de önem kazandığına dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Türkiye’nin de dünyadaki bu yaklaşan değişime karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.

Soyer, “Dünyanın içine düştüğü sorunların büyük bir bölümü giderek otokrasiyi yükselten bir otoriteyi hakim kılıyor. Bu ise demokrasinin erdemlerinden uzaklaşmayı beraberinde getiriyor. Bu da kentin dinamiklerinin hareketlenmesini engelliyor” dedi.

Projeler geliştirmeliyiz

8 bin 500 yıllık tarihi geçmişi olan İzmir’i geleceğe taşıyacak değerleri ortaya çıkarmak için projeler üretmek gerektiğine vurgu yapan Tunç Soyer, “İzmir bugün bir dünya kenti olma potansiyeli çok yüksek. Dolayısıyla kentimizi öne çıkaracak rekabeti, kent diplomasisini hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Mevcut kaynaklarımızı daha verimli ve aktif hale getirirken bunları dünya ile entegre edecek aktivitelere önem vermeliyiz” diye konuştu.

Tunç Soyer, İzmir’in tarım, sanayi ve turizm kenti olduğunu, özellikle bu alanlarda yüksek bir potansiyele sahip olduğunu, ancak söz konusu potansiyellerin gücünü artırmak ve bu gücü dünya ile buluşturmak için çalışma yapma ihtiyacının bulunduğunu ifade etti.

İzmir’in yeni dünyadan ilham alan ve yeni dünyaya ilham veren bir kent olmasını istediklerini belirten Tunç Soyer, demokrasinin dinamikleriyle her türlü zorluğun üzerinden aşılabileceğini söyledi.

Toplam faktör verimliliği

Tunç Soyer, söz konusu dinamikleri verimli hale getirmenin yolunun “toplam çıktının toplam girdilere oranı” olarak bilinen “toplam faktör verimliliği”ni (TVF) artırmaktan geçtiğini, üretimdeki artışın sadece emek ve sermaye artışıyla açıklanamayacağını, diğer belirleyicilere de ihtiyaç duyulduğunu bunun için kârlılık artışının kalıcı olmasını sağlayacak tek yolun TFV olduğunu belirtti.  

Üretimdeki tüm faktörleri ve birbirine olan bağlılığını iyi çözümleyerek ve güçlendirerek sağlıklı üretimin hayata geçirilmesi gerektiğini anlatan Tunç Soyer şöyle konuştu:

“Tarım önceden tarlada ürün yetiştirmekten ibaretti. Tarım ziraat biliminin konusuydu. Şimdi tarım, iletişim, endüstriyel tasarım ve pazarlama ile alakalı bir sektör. Bir yandan tarımla ilgili bilimsel süreçle birlikte diğer hususları da ekleyerek tarım yapmalıyız. Tohumdan ihracata kadar sürecin her bir etabın birbirine olan bağların ortaya çıkarılarak güçlendirilmesi gerekiyor. Bu da demokrasiyle yapılabilir. Herkes bildiğini yapmamalı. Toplam faktör verimliliğini ancak demokrasiyle ortaya çıkarabiliriz.”

“Başka bir tarım mümkün”

Toplam faktör verimliliğini yerel tarıma el atarak başlattıklarını ve Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminde önemli bir seviye kat ettiklerini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yerel kalkınmanın temeli olan tarımsal kalkınmada dört ilkeli bir programa imza attıklarını söyledi. “Başka bir tarım mümkün” stratejisiyle öncelikle tarımda garantili alım başlattıklarını belirten Tunç Soyer tarımda başlattıkları dört ilkeyi şöyle sıraladı:

“Küçük üreticiyi, çiftçiyi, tarımı destekleyelim diyorsak, tarımsal kalkınma kooperatiflerini tüm yurtta çoğaltmak zorundayız. Yerli tohumu yaygınlaştırıyoruz, yerli hayvan ırkımıza sahip çıkıyoruz. Hedefimiz ürünlerimizin katma değerini yükseltmek ve markalaşmak. Kooperatiflerin sayısını artırarak üreticimizle güç birliği oluşturuyoruz ve ürünlerimizi ulusal ve uluslararası alanda pazarlayacağız.”

Tunç Soyer, yerel tarımın tohumdan başlayarak yerel hayvan ırklarının desteklenerek güçlendirilmesine kadar birçok alanda faaliyet imkânı bulabileceğini, gıdada yeterli ülke olmak için de yerel kalkınmanın önemi haiz olduğunu kaydetti. Küresel virüs salgını sürecinin de gösterdiği gibi yerel kalkınması güçlü olan ülkelerin daha az mağduriyet yaşadığını anlatan Soyer, “Bizim de yerel tohumlara, yerel hayvancılığa ihtiyacımız var. Bu coğrafyanın iklimine, genetik kotlarına, geçmişine, kültürüne uygun bir yerel tarımı desteklemeliyiz. Daha sonra hayata geçecek bu değerler muadilleriyle de rekabet avantajı buluyor” dedi.

Saksıdan 1000 dönüm üretime

Boz Başak, Sarı Menemen gibi Anadolu kökenli ve geleneksel olarak tercih edilen lezzeti dillerde ata tohumu Karakılçık buğdayı ile ilgili 8 yıl önce Serefihisar’da başlattıkları tohum projesinin bugün meyvelerini verdiğini belirten Tunç Soyer, “Önce saksıda yetiştirdiğimiz Karakılçık buğdayı daha sonra tarlalara sığmaz oldu. Bugün 1000 dönümlük alanda Karakılçık buğdayı ekiyoruz. Seferihisar’ın yanında Menemen ve Ödemiş ilçelerimizde de ekimler giderek yayılıyor” diye konuştu.

Yerel tohumların korunması ve desteklenmesinin yerel kalkınmanın en önemli alanlarından biri olduğunun altını çizen Tunç Soyer, “Sadece yerli tohum değil, hayvancılıkta yerli ırklara da destek veriyoruz. Yerli ırklarımızı koruyup geliştirip yerel hayvancılığı destekleme ihtiyacımız var. Ege Bölgesi küçükbaş hayvancılıkta öne çıkıyor. Biz de bu konuda çalışmalarımızı yapıyoruz” dedi.

Tarımın sadece endüstriyel boyutta yapılacak bir iş olmadığını, küçük üreticinin de desteklenmesi gerektiğini dile getiren Tunç Soyer, tarımda sürdürülebilirliğin küçük üreticiyi korumaktan geçtiğini, korunamaması durumunda küçük üreticinin şehirlerde ucuz iş gücü haline dönüştüğünü vurguladı.

Üreticiye tarımsal makine desteği de verdiklerini dile getiren Soyer, “Belediyemize ait tarım makine parkımız var.  Üretici kooperatiflerimiz buradan araç temin edebiliyor” dedi. Soyer, oluşturdukları üretim yapısının finans kaynaklarını da oluşturmak için de çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Hollanda’dan örnek verdi

Tarımsal ürünlerde katma değer oluşturup markalaşmada ilerlemeler sağlanmasıyla birlikte ulusal ve uluslararası pazarlamanın önemine değinen Tunç Soyer, tarihi önemi haiz İzmir’in bir liman kenti olmasından bahsetti. Halen Manisalıların dahi İzmir’e “Sahilimiz” dediğini hatırlatan Soyer, örnek olması açısından Hollanda tarımını örnek verdi.

Soyer, Ege Bölgesi’nin toprak verimliliği, iş gücü, coğrafi yapısı, deniz, kara ve hava yoluyla ulaşım gibi birçok bölgede olmayan avantajlara sahip olduğunu, Hollanda’nın tarım potansiyelinin bölgede daha fazla bulunduğunu söyledi.

Tunç Soyer, “Hollanda dünyada tarım ürünleri ihracatında ikinci. Türkiye’yi bırakalım sadece Ege Bölgemizin dahi Hollanda’dan birçok üstünlükleri var. Ama biz tarımda Hollanda’nın yanına bile yaklaşamıyoruz. Tabii bunu hazmedemiyoruz. Yerel kalkınma derken bulunduğumuz yeri hak etmediğimiz için bu çalışmayı öne çıkardık. Tarımı doğru bir iletişim stratejisi ile doğru bir endüstriyel tasarım çalışmasıyla, ambalajından paketin dizaynına ve uluslararası pazarlamasına kadar süreci güçlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca tarımı güçlendirmek için de turizmle desteklemek şart. Biz bu konuya da el attık. Bölgemizdeki turizm aktörleriyle ileriye dönük planlamalar yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Üreticiye açık çek verdik

Küçük üreticiyi yaşatmak için kooperatifçiliğin yaygınlaştırılması, desteklenmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini anlatan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Kooperatifçiliğin yaygınlaştırılmasıyla birlikte buradan alınan ürünlerin işlenmesi, katma değere dönüşmesi çok önemli. Tarladan toplanan ürün fazla değer oluşturmuyor. Bir kamyon domatesle cep telefonu dahi alamadığınız bir ortamda tarımsal ürünlerin kıymetinin yükseltilmesi ve geleneksel yaklaşımın terkedilmesi şart” dedi.

“Halkın Bakkalı” adını koydukları mekânlarda kooperatiflerden aldıkları ürünleri satmaya başladıklarını bugün 8 Halkın Bakkalı’nın faaliyette olduğu bilgisini veren Tunç Soyer, “Bizim ürün alımlarımız Ege Bölgesi ile sınırlı değil. Türkiye’deki tüm kooperatiflerden ürün alabiliyoruz. Göreve geldiğimizde 5 yıllık dönemde 1 milyar liralık bir ürün alımı yapacağımızı söyledik. Şu ana kadar da bu kanalda ciddi ilerlemeler sağladık. Biz kooperatifleri açık çek verdik. Kooperatif olarak ne üretiyorsanız satın alacağız, dedik” diye konuştu.

Süt üreten kooperatiflerin sayısını arttırdıklarını, diğer taraftan hayvancılığın desteklenmesi konusunda kavurma kooperatifleri kurduklarını, süt kampanyası gibi kavurma da dağıtmaya başladıklarını belirten Soyer, “Kooperatiften gelen hiçbir ürünü geri çevirmiyoruz” dedi.

Üreticinin kooperatifleşmesini istediklerini, mevzuat gereği belediyelerin tarımsal kalkınma kooperatiflerinden alım izninin olduğunu belirten Soyer, “Kooperatiflerimizde kadınların ağırlığı bizi sevindiriyor” açıklamasını yaptı.

Tarım, turizm ve sanayi kenti

Tarımsal ürünün sanayi ürünü haline getirilmediği sürece eksik kaldığını vurgulayan Soyer, “Tarladan satışta fazla gelir sağlayamadığınız gibi pazarlama kabiliyetiniz de olmuyor. Bu yüzden tarımın sanayi ile buluşmasında fayda var. İzmir aynı zamanda ileri teknoloji üreten bir şehir. Tarım sanayisi ile ilgili başarılı çalışmalar yapılıyor. Tarım, turizm ve sanayi ile birlikte İzmir’imiz istediği noktaya ulaşıyor” dedi.

İzmir’in tarım ve turizm kenti olduğu kadar bir sanayi şehri olduğunu da vurgulayan Tunç Soyer, “İzmir aynı zamanda sanayiinin kalesidir. İzmir’deki organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, pandemi sebebiyle ekonomik iklim durağanlaşmasına rağmen tıkır tıkır işliyor, takır takır çalışıyor. Ciddi üretim ve pazarlama yapılıyor. Biz her bir organize sanayi bölgesi başkanıyla düzenli toplanıyoruz. Biz büyük şehir olarak üzerimize düşen sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Diğer sektörlerden edindiğimiz deneyimi onlarla paylaşıyoruz” ifadesini kullandı.

Organize sanayi bölgelerine belediye olarak ayrıca itfaiye katkısı verdiklerini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, “Yine organize sanayilerine destek olmak üzere her birimin itfaiye ekipmanını, müfrezesini biz kuruyoruz.  Önümüzdeki yıl tüm organize sanayi bölgelerinin itfaiye teşkilatları tamamlanmış olacak” bilgisini verdi.

Sanayi “tıkır tıkır” işliyor

İzmir’in tarım ve turizm kenti olduğu kadar bir sanayi şehri olduğunu da vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “İzmir sanayiinin kalesi. Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, pandemi sebebiyle ekonomik durgunluğa rağmen tıkır tıkır işliyor, takır takır çalışıyor. Ciddi üretim ve pazarlama yapılıyor. Organize sanayi bölgeleri başkanlarıyla düzenli toplanıyoruz. Üzerimize düşen görevi yapıyoruz” dedi.

Havza bazlı üretim yapıyoruz

Tarımda doğru analiz yapabilmek için net bilgiye ve doğru envantere ihtiyaç olduğunu belirten Tunç Soyer, ithalat ülkesi olmamak için temel tarım politikalarındaki gidişatın iyi görülmesi gerektiğini söyledi. Çoğu üreticinin ne zaman ekeceğini, ektiğini nereye kaç paraya satacağını bilmediğini dile getiren Soyer, “Söz konusu sorunlara karşı havza bazlı bir çalışma başlattık.  Yem ve gübrede girdi maliyetleri ciddi sorun. Burada da üreticiyi destekliyoruz” diye konuştu.

Sanal pazarlama tercihimiz

Zincir bakkallar açmak yerine ürünleri sanal ortamda dünyaya da pazarlamayı tercih ettiklerini anlatan Tunç Soyer, “Sanal pazarın yazılımı tamamlanmak üzere. Hedefimiz sadece iç piyasaya değil dünyaya açılmak. Daha çok endüstriyel hale getirilmiş ürünlerimizi bu kanallarımızda pazarlamak istiyoruz. Mesela mandalinayı kuruttuk. Katma değerini 6 kat arttırdık. Ürünün hem raf ömrü uzadı, hem de pazarlama kabiliyeti arttı. Şu anda üretici daha fazla kazanmaya başladı” dedi.

Yeşil alanlar tarıma açılıyor

Genelde topraksız olarak bilinen dikey tarımın ileri teknolojiyle üniversiteler bünyesinde işlendiğini ancak belediye olarak olgunlaşmış bir çalışma içinde olmadıklarını belirten Tunç Soyer, dikey tarımın yanı sıra en fazla gençleri tarım alanlarında değerlendirmek istediklerini söyledi. Soyer, belediyeye ait tarıma müsait yeşil alanların yeşilliğinin korunarak kadın ve gençlerin çalışmasına imkân verecek şekilde düzenlendiğini belirtti.