Enflasyon seyir ve yönetimi

Türkiye'de ekonominin bir numaralı problem ve önceliği, hiç şüphesiz, yüksek enflasyon oranının hedefler çerçevesinde makul ve sürdürülebilir bir düzeye indirilmesidir.

Senenin ilk çeyreğini tamamlayan geçtiğimiz ay enflasyonu; manşet olarak beklentiler doğrultusunda gerçekleşmiş, TÜFE’ de 2019’un ilk 3 ayı için: 2,27 oranında bir tablo karşımıza çıkmıştır. Bir önceki aya göre, hem TÜFE, hem de yurtiçi ÜFE manşet rakamlarında, az da olsa bir artış görüldüğü anlaşılmaktadır.

Enflasyon ile mücadelede manşet rakamların arkasında yatan işaret ve gelişmeleri doğru okumak zorundayız. Enflasyon, bir günde ortaya çıkmadığına ve adeta ‘’zincirleme reaksiyon’’ benzeri bir yapıyı temsil ettiğine göre, bu kronik sıkıntının bir anda bertaraf edilmesini bekleyemeyiz. Ancak, gidişatın nasıl olduğuna dair sağlıklı kestirim ve öngörüleri ortaya koyarak, pro-aktif bir duruş almak mümkündür.
TÜFE manşet rakamının hesaplanmasında kullanılan on iki ana grubun; on birinde fiyat artışı kaydedilmiş olması, enflasyondaki direncin devam ettiğini göstermektedir. Nitekim, sepetteki dört yüz on sekiz ürün göz önüne alındığında; fiyat artışı yaşanan kalem sayısı, bir önceki ay iki yüz otuz beş iken, Mart ayında iki yüz yetmişe yükselmiş, fiyatı düşen ürün sayısı ise yüz elli dörtten, yüz on beşe gerilemiştir. Ürün kalemi bazında aşağı doğru bir fiyat hareketinin henüz başlamadığı açıktır.

En güvenilir gösterge

Enflasyon gidişatı ile ilgili en güvenilir gösterge; “çekirdek enflasyon” rakamıdır. Her ne kadar, çekirdek enflasyon göstergelerinden B Endeksi ve C Endeksi, manşet TÜFE rakamının altına düşmüş olsa da, henüz “katılık/yapışkanlık” illetinden yakamızın sıyırıldığına dair kuvvetli bir delil ortaya çıkmamıştır. Hiç şüphesiz, çekirdek rakamın uzunca bir süre manşet’ in üzerinde seyrettikten sonra aşağıya inmesi olumlu bir gelişme olarak kaydedilebilir, ancak aradaki makas henüz yeterince açılmamıştır. İkinci çeyrekte, özel kapsamlı TÜFE hesaplamalarını yakından izleyerek, ayakları daha sağlam basan öngörülerde bulunmak doğru olacaktır.

Öte yandan, üretici fiyatlarındaki artışın; TÜFE manşet rakamının bir buçuk katı kadar yüksekte gerçekleşmesi, tüketici/perakende (çarşı-pazar) fiyatlarında sürdürülebilir bir düşüşün ancak, üçüncü çeyreğe girilirken; Haziran ayından sonra beklenebileceğine işaret etmektedir. Daralan talep çerçevesinde üretici fiyatlarındaki artışın geçişkenliği, doğal olarak yavaşlayacak ve fakat bir anda ortadan kalkmayacaktır. Nisan-Mayıs aylarında yüzde yirmi- yirmi buçuk bandında seyretmesi beklenen yıllık enflasyon, Haziran itibari ile gerileme sürecine girerek üçüncü çeyrekte baz etkisinin yardımı ile yüzde on’ lara gerileyebilir.

İyimser senaryo çerçevesinde yıl sonu itibari ile yüzde on dört dolayında bir manşet rakama ulaşmamız öngörülebilir.

İyimser senaryonun temel kabulleri arasında nelerin bulunduğunu açıklamak aydınlatıcı olacaktır:

İşlenmemiş gıdanın yükselişi

Taze meyve ve sebze başta olmak üzere İşlenmemiş Gıda kalemindeki önlenemez yükselişin, yeni düzenlemeler ve mevsimsel etki nedeni ile daha makul seviyelere çekilebilmesi asgari bir koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda sadece “Hal Yasası” düzenlemesine bel bağlamak yeterli ve etkili sonuçların elde edilmesine imkan tanıyamaz.

Petrol fiyatlarında ani ve sürekli yükselişlerin yaşanmayacağı ve görece istikrarlı bir fiyat seyrinin devam edeceği umulmaktadır.

İkinci çeyrek sonunda nihayetlendirilecek geçici KDV ve ÖTV indirimlerinin sürdürüleceği ya da, ikame edileceği öngörülmektedir ki; aksi takdirde, enflasyona, yıllık yüzde bir buçuğa yakın ek artışın yansıyacağı hesaplanmaktadır.

Tüm bu tespitlere ilaveten, işin “beklenti yönetimi” tarafını elbette göz ardı etmeden yola devam etme ve kamuoyunun “8 Nisan Düzenlemeleri” ile ilgili arayış ve beklentilerini hassasiyetle değerlendirmenin önemine işaret etmeliyiz.