Dijital reklam pazarı

Hakan Dikmen 10 Eyl 2020

Geçen gün yaşı 60 civarında olan bir hanım arkadaşım, bana kendi ürettiği çeşitli ürünleri online olarak sattığını anlattı.

Ve hatta Dijital Pazarın nimetlerini anlattı. Ben de merak ettim Dünya dijital reklam pazarının 2020 sonunda ne kadar olur diye merak ettim ve cevap olarak, "350 milyar Doları aşması bekleniyor" denildi. Bu hacim Dünya’da ki toplam reklam pazarının %50’sinden fazlasına denk geliyor. Covid-19 dijital ticaret ve reklam pazarını hareketlendirdi ve bu hareket devam edecek. Artık işletmeler, markalar ağırlıklı olarak müşterilerine dijital kanallardan ulaşmayı tercih ediyorlar. 

Dijital reklam pastası nasıl paylaşılıyor?

Dünya genelinde dijital reklam pazarının %65’ini Google ve Facebook ellerinde tutuyor. Amazon da bu şirketleri başarıyla izliyor. Üç küresel şirket pazarın %70’inden fazlasına sahip. Dünya’da,  4.5 milyar İnternet ve 3.8 milyar sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Bu şirketler teknolojileri sayesinde, markaları ve işletmeleri hedef kitleler ile buluşturuyorlar. Bu nedenle de hemen hemen tüm işletmeler online pazarda etkili olmak için bu platformlardan hizmet alıyorlar. Ancak burada şunu hatırlatmak isterim size. Bir dostum Google reklam vermiş. Şirket de her tıklamadan parasını almaya başlamış. Ama arkadaşımın reklamı o kadar çok tıklanmış ki iki günde parası limitini bitirmiş. Ama bu kadar ilgiye bir tane dahi müşteri gelmemiş. Sonra bir araştırmış ki, rakibi olan şirket reklamı devamlı tıklayarak diğer şirketin reklam parasını sıfırlamış. Anlayacağınız bizim ülkede bu reklamların maddi kontenjanı bana göre afaki.

Sadece Şirketler değil devlet yönetimleri de dijital pazarda söz sahibi ve yönlendirici olmak için çeşitli hamleler yapıyorlar. Hatırlarsınız son günlerde yeni ürün hizmet lansmanı, satın alma haberleri, öncelikle ABD Kongresinin küresel oyuncular ile ilgili başlattığı soruşturma süreci, yoğun olarak gündemde. Ülkemizde de Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan, keskin bir gözetim ve sansür mekanizmasının gerekliliğine değinen bir konuşma yapınca, ‘Dijital Mecra Düzenlemesi’ olarak bir yasa hazırlandı. 

Dijital dönüşüm pandemi ile birlikte hızlandığı ve tüm yaşam alanlarımızı kapsadı. Vatandaşların internetteki pek çok olumsuzluğu ve suçu önlemede bu yasa etkili olacaktır. Bütüncül bir yaklaşımla kamunun yürüteceği bu güçlendirme çalışmaları, sivil toplum ve özel sektör tarafından da zenginleştirilebilir. Dijital vatandaşlık, ebeveynlik, sahte haberle mücadele, dijital haklar, dijital zorbalık gibi başlıklarda Türkiye’ye özgü çözüm odaklı tartışmalara ihtiyaç var. Gelecekte her bilginin taşınacağı dijital ortamda şimdiden önlemleri alıp değişik senaryolara göre durum almak ülkeler için pek gereklidir. Covid-19 pandemisiyle birlikte önemli bir atılım yapan dijitalleşme süreçlerinin bu yasa tasarısındaki kısıtlamalardan olumsuz etkilenmemesi için herkesin düşüncelerini ortaya koyması gerekmektedir. Sonradan olsaydı bulsaydı dememek için şimdi söylemek lazım görüşlerimizi. 

Dijital duvarlar inşa eden korumacı bir yaklaşım, dijital ürünlerin fiyatlarını da orantısız bir şekilde artırabilir. Ayrıca, dijital dönüşüm için var olan motivasyonu aşağı çekebilir. Bakmak lazım. Dijital kültürün gelişmesine ket vuracak olan korumacı politikaların, mevcut durumda bile oldukça geriden takip ettiğimiz dijitalleşme süreçlerini baltalayarak, birkaç şirketin orantısız gelişmesinin önünü açma olasılığı var. Hükumetin bir buçuk milyon yazılımcı projesine tüm gücümüzle destek olmalıyız. 350 milyar Dolarlık Dijital dünyanın Ekonomisinden ülke olarak en üst düzeyde faydalanmamız ve yurt dışına paramızı kaçırmamamız gerekiyor. Elbette dijital ekonomi vergilendirilmelidir ve belirli güvenlik ve etik kısıtlamalara tabi olmalıdır. Ancak, uluslararası şirketlerin Türkiye’ye yatırımlarını aksatacak seviyede yaptırımlar olması tüm ekonomiyi olumsuz etkileyecektir. Datanın, çağımızın petrolü olduğu, küresel dev oyuncuların, seçim kampanya ve sonuçlarını nasıl etkilediğinin tartışıldığı günümüzde, şirket ve devlet yönetimlerinin dijital pazarı şekillendirecek stratejik hamleler yapıyor olmaları şaşırtıcı değil. Örneğin, Facebook kurucusu Zuckerberg’ün rakiplerini satın alarak veya kopyalayarak engellediği iddiaları ABD'de Kongre gündeminde ciddi olarak ele alındı. Facebook’un satın aldığı İnstagram ve Whatsapp, bu tür uygulamalara örnek gösteriliyor. Google’un, Pentagon’un yapay zeka içerikli savunma programı JEDİ’ye teklif vermemesi ABD'de Kongrenin çok tepkisini çekmiş durumda. Buna karşılık Google’un Çin’de kurduğu Yapay Zeka Merkezi ve oraya sağladığı destek, Kongre tarafından sorgulanıyor. Tüm bu gelişmelerin arkasında ticarette 350 milyar Dolar ve dünyanın bilgisine hakim olmak var.

Türkiye, teknoloji yatırımları ve yazılım ile atak yaparak diğer ülkelere yaklaşması mümkün. Ama çok çalışmak lazım..