Devlet destekli krediler ve pazarlama ahlakı

Cihad Doğan 06 Haz 2020

Ahlakın, üzerinde her dönem çokça konuşulup, tartışılmıştır. İlişkilendirilmediği bir alan ya da işleyiş neredeyse yoktur, denilebilir. Türk Dil Kurumu'na göre ahlak; "bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimi ve kuralları" ve "huylar" olarak iki şekilde tanımlanmaktadır.

Görüldüğü üzere, ahlakın bir tanımı var, bazı durumları açıklamakta önemli yarar sağlıyor. Fakat ahlak; kişiden kişiye, toplumdan topluma, kültürden kültüre göre farklılık gösterdiğini de unutmamak gerekiyor.  Bu farklılıklardan dolayı da ahlak, farklı açılardan ele alınıyor. Amaç; nesnel olan ahlakı, özele indirgeyip daha fazla genel kabul görmüş ahlak kurallarını belirlemek. Ahlakın baktığı farklı açılardan bir tanesi ise; “pazarlama ahlakı.”

Pazarlama ahlakı, pazarlama felsefesi ve işleyişi sisteminde yer alan bütün paydaşların evrensel ve toplumsal ahlak kuraları göz önüne alınarak gerçekleşmesidir. Özellikle pazarlamanın, insanlar ile ilişki ve iletişim içerisinde olması ahlakın en yoğun olarak arandığı ya da sorgulandığı yer olarak kabul edilir. Pazarlama ahlakını satıştan reklama, fiyatlandırmadan ambalaja, sosyal sorumluluktan çevreci bilince kadar büyük bir yelpazede değerlendirebilirsiniz. Daha net bir ifade ile tüketicilere eksik ya da yanlış bilgi verilmemesi, ikna etmek için olmayanın olan gibi gösterilmemesi ve tabi ki tüketicinin kandırılmamasıdır.  

Geçtiğimiz günlerde; sosyal hayatı destekleme kredisi açıklandı, malumunuz. Halk Bankası, Ziraat Bankası ve Vakıfbank kanalı ile çeşitli alanlarda kullanılmak üzere tüketicilere faturalı ve katkı paylı fatura başlıklı kredi imkânları sunuldu. Buraya kadar her şey normal. Normal olmayan ise, toplum nazarında ahlaki olmayan durum. Yani, açıklamanın hemen ardından kredilerin kapsamına giren birçok ürün grubu fiyatlarında ciddi oranda artışın meydana gelmesi. Yaşanan bu durum elbette ki topyekün gerçekleşmedi. Ama bazı bireysel satıcılarda (ev, araba gibi) ve işletmelerde bir anda yükselen fiyatları gördük. Aslında bu, ön görülemeyen bir durum değildi. Temel ekonomik bilgi, deneyim ve toplumun tüketim kültürünü bilinmesi ile yaşanan fiyat artışlarını önceden görebilir ya da en azından tahmin edebiliriz. 

Bu fiyat artışlarına, devlet ve tüketiciler tarafından haklı olarak tepki geldi. Krediden çıkar sağlamak isteyenlerin önüne geçmek için yeni yaptırım ve uygulamalarda peş peşe açıklandı. Gelen tepkilerin özü şu; bu bir mücadele, bu bir kalkınma. Bir taraftan satın alma teşvik ediliyor ve kolaylaştırılıyor, diğer taraftan daha çok para kazanma arzusu ile fiyatlar arttırılıyor. 

Maalesef ticari ve nazarındaki pazarlama açısından ahlaki olmayan durumlar bunlar. Ticaret de ve ekonomi de gayri ahlaki hareket eden kişi ya da işletmelerin bir tanesinin bile var olması, küresel ekonomide ilerlememize engel oluyor. Hatta bırakın küresel ekonomiyi, bu uygulamalar yüzünden kendi ülkemizde kendi ürünlerimize karşı olumsuz bir algı oluşuyor. Tüketicilerin ithal ürün tercih etmesinde sadece ürünü nitelikli ya da marka değerini yüksek bulması yatmıyor ki. Yaşanan bu tarz olaylar karşısında tüketici genelleme yapıp, yerli ürünlere karşı mesafeli durmaya başlıyor. Biraz daha fazla para kazanmak için ulusal ve uluslararası pazarda büyük zorluklarla oluşan ülke imajı zedeleniyor. Ya da ülkedeki ticari ve pazarlama işleyişinde ahlakının göz ardı edilmesi, küresel ekonomide ülkenin tercih edilişini olumsuz yönde etkiliyor. 

Ve bütün bunlar; ticaretin ahlaki kurallarını belirleyen, bugün dünyaya müşteri ilişkilerinin ve tüketici haklarının ne olduğunu öğreten, ahilik felsefesinin doğduğu topraklarda yaşanıyor. Pazarlamaya satış odaklı bakmak, ticari olarak en büyük sorunlarımızdan. Satışta her yol mubahtır, demek farkında olmadan ülkeye dolaylı ya da doğrudan ulusal ve küresel düzeyde ekonomimize ve ülke imajımıza büyük sorunları yaşatıyor. Çünkü her şeyin iç içe geçtiği ve her şeyin her şey ile ilişkili olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Yukarıda ahlakın tanımında dediği gibi, bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimi, ticaret ve pazarlama da uymak zorunda olunan kurallar vardır. Uymak zorunda olunan bu kuralların belirlenmesinde birilerin yetkilendirilmesi gerekmiyor. Bazı şeyler, bizlerin elinde…