Detay_TFinans


'Destek verin dünyaya Türk balığı yedirelim…'

Sedat YILMAZ 17 Eki 2020

Dünyanın en kaliteli kültür balığını ürettiklerini, ileri teknoloji ve soğuk tedarik zinciriyle kapsamlı hijyenik ortamda 85 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirten İhsan Bozan, sektör olarak en lezzetli, organik ve omegası yüksek Türk kültür balığını tüm dünyaya yedirmeye hazır olduklarını söyledi.

Norveç ile yarışan Türkiye, su ürünlerinin en kapsamlı alanı olan kültür balıkçılığında dünyada zirveye oturmak istiyor. 2017 yılında üretimini artırarak Yunanistan’ı geride bırakıp Norveç’ten sonra Avrupa’da ikinci sıraya yerleşen Türkiye, tüm dünyada da Türk kültür balığının yenmesi için politika geliştiriyor ve öncelikle su ürünleri alanında giderek azalan dağınıklığın giderilmesi için çalışmalar yapıyor.

Su ürünlerinde büyük yer tutan kültür balıkçılığının gelişmesine en büyük katkıyı kültür balıkçıları dernekleri ve firmaları veriyor. Sektörün lideri konumunda bulunan Muğla Kültür Balıkçıları Derneği ile bu derneğe bağlı Kılıç Holding ve diğer üye firmalar her imkânı seferber ederek Türk kültür balıkçılığını dünya arenasında hak ettiği yeri alması noktasında uğraş verenler arasında yer alıyor.

Muğla Kültür Balıkçıları Derneği Başkanı ve Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili İhsan Bozan Analiz’e açıklamalarda bulunurken, “2023 yılı ihracat hedefini 2 milyar dolar olarak belirleyen ve özellikle üretim çeşitliliğine geçerek alabalık, çupra ve levrek’in yanında somon üretimini daha fazla artırma noktasında farklı bir yol izleme kararı alan Türk su ürünleri sektörü, Çin pazarının açılmasıyla ihracat rakamlarını daha da yükselteceğini tahmin ediyoruz” diyor.

Türkiye’nin kültür balıkçılığında 300 bin ton sınırını aştığını sadece Muğla bölgesinde 100 bin ton üretime ulaştığını ve yıllık 1 milyar dolar ihracat yapıldığını hatırlatan İhsan Bozan, “Bu ülke ürettiğinin yüzde 70’ini 85 ülkeye ihraç ediyor. Yüzde 50’si Avrupa ülkelerine. ABD, Uzakdoğu, Ortadoğu ve dünyanın birçok ülkesi bizden kültür balığı alıyor. Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Kılıç’ın ifadesiyle dünyada omega 3’ü en yüksek balık Türkiye’de üretiliyor. Balığın doğal olduğunu gösteren EPA değerleri bunun en büyük ispatı” diyor.

Dünyanın en kaliteli balığı

Sadece balığı doğal olarak üretmekle kalmayıp hijyenik ortamda paketleme ve soğuk zincirli lojistiği ile Türkiye’nin küresel olarak dikkat çektiğini belirten İhsan Bozan, “Türk kültür balığı dünyanın en kaliteli ürünü. Gıdada balık giderek değer kazanıyor ve giderek stratejik bir ürün haline geliyor. Sektöre destek verilmeli. Bu alanda dünya liderliğine oynuyoruz” diye konuşuyor.

Son 10 yıl içinde kültür balıkçılığı üretim tesislerinin modern bir yapıya kavuştuğunu, en ince analizden, balığın biyolojik yapılarına kadar her şeyin incelendiğini, serbest yemlemeden hava basınçlı, bilgisayar kontrollü barge (barc) sistemine geçildiğini belirten İhsan Bozan, “Çünkü ülkemiz insanı için gerekli olan sağlıklı hayvansal protein ihtiyacını karşılamak, üretim, ihracat, istihdam ve kırsal kalkınma boyutu ile ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmak için kültür balıkçılığına ve balık çiftliklerine ihtiyaç var. Balık çiftliklerini yok saymak, ön yargılarla ve gerçekçi olmayan yaklaşımlarla balık çiftliklerinin kurulmasını, işlemesini engellemek doğru değildir. Doğrudan veya dolaylı binlerce kişiyi istihdam eden sektörün mutlaka önce korunması ve sonra da geliştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.

Balık bir stratejik ürün

Akdeniz’in en doğal ve en lezzetli balıklarını Türk su ürünleri sektörünün ürettiğini ve üretime temelden başladıklarını belirten İhsan Bozan, “Girdi maliyetlerini en aza indirip kaliteyi uygun fiyatla sunuyoruz. Hammadde sıkıntısı çekmiyoruz. Mesela yem konusunda kimseye muhtaç değiliz. Yavru balık yetiştirerek temel girdiğimizi yerli olarak sağlıyoruz. Yıllık yavru balık üretimimiz 450 milyon. Bununla da yetinmeyip yurt dışında yatırımlara partner oluyoruz. En son Dominik Cumhuriyeti’nde böyle bir yatırımı hayata geçiriyoruz. Söz konusu yatırımları dünyanın her tarafına ulaştırıp Türk kültür balıkçılığını evrensel hale getiriyoruz” diyor.

Çevre hassasiyetiyle modern üretimi, kalitesi, hijyeni ve lezzetiyle Avrupa ve dünyada önemli bir yere gelen Türk su ürünleri ve kültür balıkçılığı sektörünün çevrecilik bahanesiyle iş yapamaz hale getirilmeye çalışıldığını dile getiren İhsan Bozan, “Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Kılıç’ın ifadesiyle Türkiye’nin geleceği birincisi turizm, diğeri stratejik tarım ürünleri. Bu iki sektör gelecek için çok önem arzediyor. Türkiye, dünyada turizm açısından önemli bir yerde. Yine stratejik ürünlerde tarım içinde su ürünleri ve kültür balıkçılığı dikkat çekiyor. Denizlerde balık tükenirken bizim denizlerimizde kültür balıkçılığı yapabilmek çok önemli. Türk su ürünleri sektörü dünyada teknoloji anlamında dünya lideri. Bunu çok iyi kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor.

Maksatlı ithamlarla karşı karşıyayız

Türkiye’nin ihracata dayalı büyümesi, istihdamın artırılması ve reel ekonomiye kavuşması birçok alanda engellendiği gibi gıda sektörü ve dış satımda stratejik öneme sahip su ürünleri ve kültür balıkçılığında da aynı manzara yaşanıyor.

Konuyu değerlendiren İhsan Bozan, döviz akışının hızlanması, ihracat ve istihdamın artırılmasında turizm ile birlikte stratejik sektör olarak nitelenen kültür balıkçılığının, yıllardır çevrecilik adına maksatlı ithamlarla karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Yıllardır su ürünleri ve kültür balıkçılığı sektörünü çevrecilik adına açılan davalarla meşgul eden ve sektörün gelişmemesi için ellerinden gelen baskıları uygulayan bazı kesimlerin faaliyetlerini devam ettirdiklerini belirten İhsan Bozan, sektörün hukuk savaşı verdiğini, söz konusu engellemelere rağmen yılmadan üretmeye, istihdam oluşturmaya ve ihracatı her yıl bir üst seviyeye yükseltmeye devam ettiklerini dile getiriyor.

Motivasyonumuzu etkiliyor

85 ülkeye yönelik kültür balıkçılığı ve su ürünleri ihracatında yıllık 1 milyar dolara ulaşan üreticilerin çevrecilik adına açılan sektörün gelişmesini engelleyen davalardan rahatsız ve mağdur olduklarını belirten İhsan Bozan, daha çok ihracat ve istihdamı artırma potansiyeli bulunan stratejik ürünlere sahip sektörün, çevre bahanesiyle yıpratılmaya çalışıldığını söylüyor.

Haksız isnat ve karalama kampanyalarıyla sektörün motivasyonunu ve enerjisini düşüren kasıtlı beyanlarla  uğraşmak zorunda kaldıklarını dile getiren İhsan Bozan,  “Bu iddialar samimi vatandaşları da yanlış yönlendiriyor. Dünyanın rahatlıkla tükettiği Türk çipurasını, levreğini, alabalığını, somonunu tüketme konusunda çekingen davranmasına neden oluyor. Aynı zamanda çevre konusunda en sıkı denetlenen özel kirlilik izleme mevzuatı olan ve 30 senedir hiç bir kirlilik bulgusuna rastlanmayan sektörün çevre düşmanı gibi gösterilerek aleyhte kamuoyunu oluşturma çabaları da yine yeni üretim sahalarının açılıp sektörün gelişmesi konusunda süreçleri uzatıyor” diyor.

Kalite ve lezzet ödülüne sahibiz

İhsan Bozan, “Yıllardır (Balık üretim çiftliklerinde kimyasal yem kullanılıyor. Çevre kirletiliyor) şeklinde asılsız iddialar bizi meşgul ediyor, enerjimize engel oluyor. Birçok davayı kazandık, yine yeni davalar açılıyor. Bakanlık denetimlerinden ‘olur’ alıyoruz. Uluslar arası kalite ve lezzet ödülleriyle onurlandırılıyoruz” bilgisini veriyor.

İhsan Bozan, balık üretiminde kimyasal kullanıldığı iddialarının kasıtlı çıkarıldığını belirterek, “Çiftlikler bakanlıklarımız ve uluslararası kuruluşlarca sürekli denetleniyor. Balıklarımız uluslararası kuruluşlardan da lezzet ödülü almıştır” diye konuşuyor.

Bozan, çevrecilik bahanesiyle yine son dönemde ithamlara maruz kaldıklarını, böyle yaklaşımların ise sektörün moralini bozduğunu dile getiriyor. Bozan, “Üretim tesislerimizde 24 saat devletimizin denetimi sürdüğü ve sürekli ‘olur’ alındığı halde sektörümüze yönelik kasıtlı karalama kampanyalar devam ediyor. Hatta bazı medya gruplarında 30 yıl önceki fotoğraflar kullanılarak sektör töhmet altında tutuluyor” ifadelerini kullanıyor.

Ağırlık Güllük Körfezi’nde

Balık çiftliği diye sektör küçük düşürülmeye ve kamuoyunda hafife alınmaya çalışılarak dünyanın en modern tesislerinin çevrecilik bahanesiyle karalandığını belirten İhsan Bozan, “Çiftliklerimizde ortalama tesis ölçeğimiz 2 bin ton/yıldır. Sadece bir havuzumuzun yatırım maliyeti 2 milyon euroyu buluyor. Son dönemde atağa kalkarak ihracatımız 1 milyar doları geçti. Biz dünyaya sadece ürün değil bilgi, teknoloji ve malzeme transferi de yapıyoruz. Dünyada kültür balıkçılığı üretiminde başı çeken ülkelerin ilkleri arasına girdik” diyor.

Kültür balıkçılığında yıllık üretim miktarının 100 bin ton olduğunu ve kapasiteyi artırma noktasında yurt dışı taleplerin sektörü zorladığını dile getiren İhsan Bozan, “Türkiye’nin tüm denizlerinde artık kültür balıkçılığı yapılıyor. Ancak ağırlık Bodrum – Didim arasındaki Güllük Körfezi’nde. Burada bulunan 58 çiftliğimizde yıllık toplam 90 bin ton üretim gerçekleştiriyoruz. Milas ve Bodrum üretim için belirlenmiş önemli bölgeler. Bize karşı yöneltilen ithamlar Güllük Körfezi’ne yönelik yoğunlaşıyor” diye konuşuyor.

Söz konusu bölgeler Milas ve Bodrum için bakanlıklar tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarına rağmen iddia ve ithamların sürdüğünü anlatan İhsan Bozan, “Üretim yerlerimize dair ÇED raporları çıkarılmıştır. ‘Bin ton altı üretim kapasitesi için ÇED gerekli değil raporu alınıyor daha sonra üretim sistemleri genişletiliyor’ iddiaları herkes de biliyor ki tamamen asılsız ve karalamaya yönelik kampanyalardır” vurgusunu yapıyor.

Kimyasal yem kullanmıyoruz

Sektörün, turizmin de Türkiye için stratejik bir sektör olduğunu ve üzerine hassasiyetle titrediğini dile getiren İhsan Bozan, “Son dönemde balık üretiminde kimyasal yemler kullandığımızı iddia ederek suçlamalar yapılıyor ve Türk balığının kalitesine yönelik eleştirilerde bulunuyorlar.  Böyle bir şey mümkün değil. Çiftliklerimiz bakanlıklarımız ve uluslararası kuruluşlarca sürekli denetim altında. Bu zamana kadar da denetimlerden olumsuz bir kararla karşılaşmadık” diyor.

Türkiye’de Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilen tek hayvansal ürünün balık olduğunu, ihracatı artırma yolunda su ürünlerinde kültür balıkçılığının kaptan gemisi durumunda bulunduğunu vurgulayan İhsan Bozan, “Çiftliklerimizde kullanılan yemlerin muhtevaları açık. Yemler zaten Tarım ve Orman Bakanlığı denetiminde. ‘Geceleri kimyasal yem kullanılıyor’ iddiaları tamamen gerçek dışı. Dolayısıyla hem uluslararası denetim kurumları hem ilgili ülke ve müşteri denetçileri üretim sürecinin tamamını kontrol ediyor. Bütün işletmelerde Global GAP, ISO 22000, IFS, BRC, ASC gibi kalite sertifikaları var” şeklinde konuşuyor.

Kirlettiğimizi kimse söyleyemez

“Hiç kimse sektörün denizleri kirlettiğini söyleyemez” diyen İhsan Bozan,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın koordinasyonunda balık çiftliklerinin deniz kıyısından 1100 metreden başlayarak 5-6 kilometreye kadar uzakta kurulduğunu, üretim tesislerinin 2008 yılından itibaren belirlenen alanlara taşındığını söylüyor. Söz konusu uzaklıkta kıyı için herhangi bir kirliliğin söz konusu olmayacağı gibi zaten tesislerin de kirlilik üretmediğini dile getiren İhsan Bozan şöyle devam ediyor:

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından balık çiftliklerinin kirlilik parametreleri her yıl iki defa su ve dip çamuru numuneleri alınmak suretiyle analiz ediliyor. Denizdeki su yüzeyinden, orta kesiminden ve dipten numuneler alınarak özellikle azot, fosfor, nitrat gibi kirlilik parametrelerine bakılarak akredite üniversiteler ve bakanlığın uluslararası standartlarda deniz suyu kalitesinin birim değeri olan TRİX oranlarıyla ilgili raporlar yazılıyor ve bu raporların tamamında su kalitesi çok iyi çıkıyor. Yaz mevsimi boyunca 10 milyonu geçen nüfus ağırlığı, tur tekneleri, binlerce turistik yatın bulunduğu balık çiftlikleri bölgesinde uluslararası kirlilikte sınır değer olan ‘4’ün aşılmaması çok önemli ve dikkat çekicidir. Yaklaşık 30 yıldan beri üretim yapılan Küllük Körfezi’nde 2009 yılından beri sürekli gerçekleştirilen analizlerde herhangi bir kirlilik bulgusuna rastlanmadı. Demek ki balık çiftlikleri denizi kirletmiyor.”

Türkiye yavru balık üretiminde lider

Türkiye’de kültür bakanlığı işletmelerinde üretilen alabalığın tamamı, çupra ve levrek’in yüzde 70’i dünyada 85 ülkeye ihraç ediliyor. Avrupa Birliği’nin ihracattaki payı yüzde 50. Diğer dilim ise ABD, Rusya, Uzakdoğu ve Ortadoğu’ya gerçekleştiriliyor. Türk su ürünleri sektörü özellikle Japonya pazarı için Karadeniz somonu üretiyor ve artan talebe karşılık yeni yatırımlar yapıyor. Su ürünleri sektöründe Türkiye’nin uluslararası alanda en büyük özelliği yavru balık üretiminde dünya lideri olması. Diğer taraftan bilgi, teknoloji ile malzeme desteği vererek yurt dışında yatırımlar yapması ikinci özellik. Türk su ürünleri sektörü yılda yaklaşık 450 milyon yavru balık üretimi gerçekleştiriyor.

Yemde milli duruş dikkatten kaçmıyor

Sektör girdi maliyetlerini düşürmek için yemde milli ürünleri kullanmada hassas. Balık yağı, balık unu, soya küspesi, buğday unu, mısır gluteni ve vitamin mineral karışımları balık yeminde kullanılıyor. Yemlerin tamamı organik. Ayrıca kamu denetiminin yüksek olduğu Türkiye'de kültür balıkçılığı üretim alanları 12 bakanlığın kurduğu komisyon tarafından belirleniyor. Dünyada balığa rağbet artarken Türkiye’de yanlış yönlendirmeler sebebiyle aksi durum arz ediyor. Yeni iş sahalarının açılmasına imkân veren kültür balıkçılığı doğrudan ve dolaylı istihdam deposu olarak görülüyor. Ayrıca denizde nesli tükenmekte olan çok sayıda balık, sünger ve diğer canlılar balık çiftlikleri sebebiyle yeniden hayat buluyor.