Çocuklar da mutlu olmalı

Geçen haftaki yazının devamı olarak bu hafta da bahsedeceğim konu pek iç açıcı olarak görünmese de konu çocuklar olunca herkes gibi hassasiyet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple ne kadar iç karartıcı olarak görünse de bu konunun üzerinde de durulması, bahsedilmesi bir hal çaresine bakılması gerekmektedir.

Anneleri ile birlikte kalmak zorunda olan bebekler, bir de mahkûm edilmiş çocuklarımız bulunmaktadır. 2018 yılında anneleri ile birlikte kalan 0-6 yaş mahkûm edilen bebekler ek gıda alamıyor, emekleyebilecekleri bir alan dahi yok, çocuk bezi gibi ihtiyaçlarını söylendikten 2-3 hafta sonra geliyor. Bazı yerlerde ıslak mendil bile yasak, çocuklar hastalanıyor ve kimi zaman 1 hafta sonra ancak doktor görebiliyorlar. Çocuklara ayrı yatak verilmiyor, hatta gözaltındayken battaniye üzerinde kalmak zorunda kalıyorlar. Annelerin sütü yetmediğinde takviye amaçlı mama dahi alamıyorlar. Mama ile beslenmesi gereken bebeklerin normal yemek yemek zorunda kaldıkları zamanlar oluyor. Koğuşlarda buzdolabı yok sütler ve başka gıdalar ekşiyip bozuluyor, çocukların oyuncakları yok, varsa da koğuşa alınmıyor. Boyalar da alınmıyor resim bile yapamıyorlar. TV izlemeleri dahi kısıtlanıyor.

Annelerinin suçlu olup olmadığı dahi kesin olmamasına rağmen, hiç suçu günahı olmayan masumların o korkunç yerde en mutlu olmaları gereken zamanları hiç olmayacak şartlarda geçirmek zorunda kalması vicdansızlıktır. Cezaevi şartları çocuklar için ağır koşullar içeriyor. Annelerinin yanında 6 yaşına kadar kalabiliyorlar. Daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumuna yerleştiriliyor. Ancak, ceza evlerindeki kötü koşullarda büyümenin dışında, en büyük sorun mahkûm anneler, hırsızlık, uyuşturucu satmak ya da kullanmak suçundan dolayı içeride olan anneliğe olan bakış açısı da önemli etkenlerden biridir.

Kalabalık koğuşlarda bir tek çocuk olsa dahi çocuğun yapmış olduğu gürültüden dolayı diğerleri rahatsız oluyor bu sebepten dolayı anneler çocukları için uyutucu ilaç istemek durumunda kalıyorlar ve bu ilaçlar bağımlılık yapmaktadır. Asla verilmemesi gereken ilaçlardır.

Son dönemlerde kreş açılmış olsa da burada çalışan öğretmenler profesyonel değiller. Yetersiz kalmaktadırlar. Daha çok çocuğa bakmakla yükümlü bakıcı olarak tabir ettiğimiz konumundadırlar.

Bir çocuk anne yanında kalmak zorunda bırakılıyorsa çocuğun fizyolojik ve zihinsel gelişimini sağlıklı şekilde tamamlayıcı bir ortam oluşturmalıdır. Çocuğun babasıyla uzun sürelerle annenin de var olacağı açık görüş imkânı sağlanmalıdır. 

CHP milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi‘nin Mayıs 2018 ‘de sunduğu raporda ise hapishanelerdeki çocuk mahpus sayısının 3 bin 85 olduğu, bunların 82’sinin kız çocukları 3bin 3’nün erkek çocuğu olduğu belirtiliyor. Cezaevlerinde 3 bin çocuk var. Yarısı yetişkin koğuşunda kalıyor. 8 yıl içinde 17 çocuk yaşamını yitirirken, 77 çocuk ve genç tutuklu cezaevlerinde intihar etmiştir.

0-6 yaş arası çocuklarımız anneleri ile hapiste beraber iken, 12 -18 yaş arası hüküm giymiş çocukların en çok uyuşturucu ve hırsızlıkla ilişkilendirilen suçlardan hapsedildiği bilgisine ulaşıyoruz.

Mahkûm çocuklar çok ağır şartlarda insan haklarına aykırı şekilde yaşamaya mahkûm ediliyorlar. CHP Kadın ve Çocuk Hak ve ihlaller inceleme ve izleme komisyonu’nun çocuk cezaevlerine ilişkin 2016 yılında yapmış olduğu ziyaret ve incelemede;

Cezaevlerinde kameraların görmediği kör noktalar olduğu, psikologların yetersizliği, çocuklar için ayrı bir ödenek olmadığı 3 öğün yemek dışında su dâhil tüm temel ihtiyaçlarını kantinden satın almak zorunda bırakıldığı, çocukların mektup ya da telefon ihtiyaçlarının ücrete tabi olduğunu, şiddete maruz kaldıkları, çıplak arama yapıldığı, hapishane kurallarına uymadıkları gerekçesi ile 1 ay etkinliklerden men edilmesi, 5 gün boyunca odaya kapatma ağır disiplin cezaları uygulandığı ve birçok hak ihlali tespit edilmiş.

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına dair Kanunu’na göre hükümlü çocuklar; eğitim meslek edinme ve toplumla yeniden bütünleşme amaçlarının gözetildiği, örgün eğitimden yararlanabildikleri, firara karşı engeli bulunmayan, izin alarak ziyaret edebildikleri, ücretli kurum ile haberleşebildikleri haklarına sahiptirler.

Bu sistemle ve uygulamayla cezaevine giren çocukları gözden çıkarıldığı görülüyor. Bu çocukların topluma kazandırılması gerekmektedir. Bunun için cezalandırmak yerine çocuğun ıslahı hedef alınmalıdır. Çocukları rehabilite etmek ve eğitime odaklı hale getirilmelidir. Çocuğun cezaevinden çıktıktan sonra hayata tutunabilmesi için ailesi bir işi ya da eğitime devam ettiğinden emin olmak çok önemli ve psikolojik tedavi üzerine eğilmek çok önemlidir.