"Banka faizleriyle hareket etmeyin!"

Sedat YILMAZ 11 Eyl 2019

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, reel ekonomi üzerinde oldukça fazla duruyor. Nitekim hafta başı Marmara Üniversitesi ve Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından İstanbul'da düzenlenen "Alternatif Finansta Yeni Ufuklar: Likidite, Yeşil Finans ve Politik Ekonomi" başlıklı konferansta Erdoğan, bankaların özellikle son 2 yıldır reel sektörü desteklemediğini alenen söyledi.

Erdoğan, “En ihtiyaç duydukları dönemde kredi muslukları kapatılan reel sektörümüzün adeta altı boşaltıldı. Bilançolarında herhangi bir sorun olmadığı halde sırf yaşadıkları mali sıkıntı sebebiyle pek çok firma üretimden çekilme noktasında kaldı” diyerek bankalara ciddi göndermeler yaptı.

Şimdi bankaların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerine nasıl cevap verecekler, hep birlikte göreceğiz… Ama bankaların ne diyeceklerini, kendilerini ne şekil ifade edeceklerini şimdiden söyleyeyim…

“Yurt dışından sendikasyon imkânı azaldı… Yurt içinde de faizler yüksek...  Mevduat toplama ve diğer işlemlerde borçlanma maliyetlerimiz arttı... Faizler ne kadar yüksek veya ne kadar düşük olursa olsun kâr marjımız yüzde 4’ü geçmiyor. Bu kadarcık kâr marjıyla binlerce kişiyi istihdam ediyoruz. O kadar finans işlemi yapıyoruz… Tarım, sanayi, teknoloji, hizmet sektörleri başta Türkiye ekonomisine destek sağlıyoruz. Gücümüz nispetinde reel sektörün yanında yer alıyoruz…”

Ve buna benzer savunmaları yine duyacağız…

***

İşte bu kertede; finans sisteminin yüzde 95’ini elinde bulunduran konvansiyonel bankaların mevcut çalışma şeklini gözden geçirmelerinin gereğini dile getirmek istiyorum… İngiltere ve Almanya’nın bankacılık modellerini ve ihtiyaca yönelik çıkardığı ürünleri masaya yatırmalarını öneriyorum. Batıdaki tasarruf bankacılığının, kooperatif ve özel bankacılığın nasıl işletildiği de bence gözden kaçırılmamalı… Mesela tasarrufa alıştırma konusunda bugün Almanya’da 7 yaş üzeri çocuklara dahi hesap açılabiliyor. Bizde ise 18 yaş altına velisiz işlem yapılmıyor.

Yurt dışında bankacılık insani yönde oldukça fazla değişimler gösteriyor. Özellikle İngiltere’de son yıllarda İslami bankacılığa bakış da oldukça müspet. Daha yakın zamana kadar katılım finans kuruluşlarına bankacılık statüsü vermeyen İngiltere şimdi bu kurumları baş tacı yapıyor.

Bu alanda HSBC ve United National Bank önde giden bankalardan… Hatta bir anekdot vereyim… İngiltere’de katılım finans sistemi yoluyla ev sahibi olanların sayısı binleri geçti. Yılda yüzde 2 ile 5 arasında faiz ödemek istemeyen konut alıcıları katılım finans kuruluşlarına koşuyor. Sadece bu alanda bankaların milyarlarca paund kredi kullandırdığı tahmin ediliyor. Dolayısıyla faizlerin de dip yaptığı batı ülkelerinde reel piyasalarda “paradan para kazanma” olayı da giderek ortadan kalkıyor.

***

Dünyada böyle gerçekler ortadayken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bankalar reel sektörü kredi musluklarını kapattı ve gerekli desteği sağlamadı” sözlerinden dersler çıkarmak gerekiyor.

Sadece konvansiyonel bankalara değil, Erdoğan’ın aynı konferansta; sistem içinde toplam payı yüzde 5’e ancak ulaşan katılım finans kuruluşlarına da sitemleri oldu.  

Öncelikle katılım bankacılığı diye bir kavramı kabul etmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna katılım finans denilmesini istedi ve katılım finansının geleneksel bankacılık sisteminin faizleriyle hareket etmemesi yönünde ikazlarda bulundu.

İşte kanaatimce meselenin bamteli de burası. Katılım finans modelinde faizsizlik prensibi varsa, bu kurumlarda faizin gölgesi, esintisi ve eseri bile olmaması gerekiyor.

Biz de biliyoruz ki; mevduat bankalarının finansmandan sağladığı gelir faiz, katılım finans kurumlarının sağladığı ise kâr ya da vade farkıdır. Faiz ve kâr payları arz ve talebe göre piyasa tarafından belirlenir ve bankalar arasındaki rekabet sebebiyle gelirler birbirine yakın seviyede oluşacağından faizler ile kâr payları birbirine yakın oranlarda seyreder. Nitekim gelirlerin birbirine yakın olması faiz ve kâr payının aynı olduğu anlamına gelmez. Çünkü katılım finans sistemiyle geleneksel bankacılık sisteminin çalışma şekilleri tamamen birbirinden farklıdır.

Her iki sistemin farklı bir çalışma şekli olduğunu Erdoğan da biliyor, ama Cumhurbaşkanı’nın burada bahsetmek istediği şey başka…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Katılım finans sistemi geleneksel bankacılık sisteminin faizleriyle hareket etmesin” sözünü ben şöyle anlıyorum:

“Ey katılım finans kuruluşları! Reel sektöre azami destek verin. Konvansiyonel bankacılığın yüksek faizlerine benzer bir anlayışla işlem yapmayın. Rekabet kuralları ve kanuni çerçevede kârlarınızın daha fazlasını sizinle iş yapanlarla, müşterilerinizle paylaşın. Faizin giderek gelir kaynağı olmaktan çıktığı günümüzde kaynaklarınızı çeşitli hizmetlerle büyüterek daha yüksek kâr payı dağıtın...”  

Bence, “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar” konferansının genel özeti de bu!