Asya'da ekonomi dünyasında ne oluyor?

Hakan Dikmen 07 Au 2019

Biz kendi ekonomik derdimize düşmüş uğraşırken Asya'da da önemli gelişmeler yaşanıyor. Hong Kong'u biliyorsunuz. 2 aydır sokak göstericileri evlerine girmedi neredeyse. Tayvan da Çin ile ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve sömürüldüğünü anlatmaya alışıyor. Bir de Trump Çin ile öyle ya da böyle oynuyor. Çin parası Amerikan dolarına karşı son yılların en düşük değerini gördü. Ama işler düşündüğünüz gibi değil. Satranç taşı oynar gibi. Amerika bir hamle yapıyor Çin karşı hamle yapıyor.

Yıla iyi bir başlangıç yapan Çin’in ekonomisi yavaşlıyor. Yıllık büyüme ikinci çeyrekte %6,2'ye geriledi, bu durum ülkenin yaklaşık otuz yılda en zayıf genişlemesi oldu. Fakat bu Çin için panik yapılacak bir durum değil. Şimdi yaklaşık 14 trilyon dolarlık bir ekonomi için, böyle bir büyüme oranı koydu ortaya. Dedim ya satranç gibi oynuyorlar. 

Çin Komünist Partisi’nin yayın organlarından Global Times’da çıkan bir habere göre, “Çin bir ticaret savaşına dahil edilmek istemiyor. Ancak, Trump hükümeti Çin’in yüksek teknolojili gelişimini frenlemek ve yüksek teknoloji endüstrisini marjinalize etmek istiyorsa, mesele başka bir hal alacaktır” deniliyor. Çin de durmuyor ve 34 milyar dolarlık ABD ürününe yüzde 25 gümrük vergisi getirerek ABD’ye misilleme yapıyor.  

ABD ile Çin arasında yaşanan bu ticaret savaşının kazananının kim olacağı şimdilik belirsiz olsa da bu savaşın ekonomiyi küresel çapta etkilemesi çok olası. Çünkü karşılıklı vergi konulan ürünler çoğunlukla dünya tedarik zincirleriyle bağlantılı. Bu da dünya çapında pek çok ürün fiyatının aniden fırlayabileceği anlamına geliyor. ABD’nin gümrük düzenlemelerini yalnızca Çin'e değil, AB ve Rusya’ya karşı da bir pazarlık unsuru olarak tuttuğu göz önünde bulundurulduğunda, sürecin ABD’yi ekonomik ve siyasi olarak yalnızlaştırması ihtimal dışı sayılamaz. Halbuki Amerikan Ticaret Odası’na göre üyelerinin yüzde 74’ü hala Çin’deki yatırımlarını halen büyütmeyi planlıyor. 

Amerika Birleşik Devletleri ile Çin bu senaryoyu yaşarken, yine Asya’da Japonya-Güney Kore ilişkilerinin giderek kötüleşmesiyle Japon hükümeti, mevcut durumu tetikleyen Ekonomik İş birliği Konulu Anlaşma ile ilgili müzakerelerin kayıtlarına atıfta bulundu. ROK mahkemesinin kararının ikili anlaşmayı ihlal ettiği ve uluslararası hukuka aykırı olduğu konusunda ısrar etmeye başladı. 1965 yılında imzalanan anlaşma tazminat talepleri konusunun “tamamen ve nihayet çözüldüğünü” öngörüyor. 

Ancak, Güney Kore Yüksek Mahkemesi, geçen yıl ekim ayında, eskiden talep edilen işçiler için tazminat hakkının, esas olarak Japon sömürgeci idaresinin adaletsizliğine dayanan bir anlaşmaya dahil edilmediğine karar verdi ve bir Japon şirketine tazminat ödemesini emretti. 

Gördüğünüz gibi 1965 yılından bu yana suskun duran konular nedense şimdi ortayı karıştırıyor. 

Yani rahmetli babamın değimiyle “Çarşı Pazar karıştı evladım ayağını denk al…” 

Bakalım biz devlet olarak bu çekişmeden olumlu bir sonuç çıkarabilecek miyiz?