"VANA TÜRKİYE'NİN ELİNE GEÇECEK"

GÜNDEM Cumartesi 30 Kasm 2019 02:49

Enerji Bakanı Dönmez Rus ve Azeri gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak TürkAkımı ve TANAP projelerinin büyük stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, "TürkAkım ile Avrupa'ya akacak olan 15,75 milyar metreküp doğal gazın vanası bir anlamda Türkiye'nin eline geçmiş olacak" dedi.

"Vana Türkiye'nin eline geçecek"

Neşe BERBER

Türkiye bugün gerçekleştirilecek Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP Avrupa Bağlantısı’nın açılışı ile tarihi olaya daha tanık olacak. Enerjinin İpek Yolu” olarak adlandırılan ve Türkiye’nin bölgesinde enerji geçiş güzergahı olmasında kritik rol oynayan TANAP ile Azeri gazı Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınacak. 10 milyar metreküp doğalgazı direkt olarak Avrupa’ya, 6 milyar metreküp doğal gazı ise Türkiye’nin kullanımına olmak üzere toplam 16 milyar metreküp doğal gaz taşınacak. İlerleyen yıllarda TANAP’ın taşıma kapasitesi önce 24 milyar metreküp ardından 31 milyar metreküpe çıkarılacak. Açılış töreni öncesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'e hem TürkAkımı, hem TANAP hem de diğer projelerle ilgili bir araya geldik. İşte Fatih Dönmez'in Analiz gazetesine yaptığı önemli açıklamalar. 

Enerjide tam bağımsızlığa yaklaşıyoruz

Türkiye enerji açısından nasıl bir durumda? Nasıl tanımlarsınız? -Her geçen gün büyüyen bir ülke olan Türkiye’nin enerji talebi giderek artıyor. Bu artış elektrik, doğal gaz, akaryakıt ya da maden sektörlerinin tümünde farklı ölçeklerle de olsa kendisini gösteriyor. Ülkemizde artan dijitalleşme ve genç nüfusu da düşündüğümüzde enerji ihtiyacımızın daha da artacağını biliyoruz. Ülkemizin bu gerçeğinden yola çıkarak artan enerji ihtiyacımızı mümkün olduğu kadar yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılamak adına bir büyük çaba içerisindeyiz. Aslında Türkiye’nin enerji alanında sahip olduğu en önemli değer, Milli Enerji ve Maden Politikamız kapsamındaki enerjide bağımsızlık hamlemiz diyebiliriz. Bu hamlemizle güneş, rüzgâr, jeotermal ve hidrolik başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında bir sıçrama yaşıyoruz. Rüzgâr enerjisinde kurulu gücümüzü 17 yılda yaklaşık 400 kat artırmayı başardık. Bugün, elektrik ihtiyacımızın yüzde 7,37’sini rüzgârdan karşılıyoruz. Hidrolik kaynaklı elektrik üretimimiz de yüzde 31’e yükselmiş durumda. YEKA ve Mini YEKA projelerimizin de katkısıyla bugün yerli ve yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimimiz yüzde 64 bandına oturmuş durumda. Yine ithal kömürü ikame ederek ülkemize önemli bir katı sunan yerli kömür çalışılmalarımız da son teknolojik imkânlar ve temiz kömür teknolojilerinin katkısıyla sürüyor. Bugün ülkemizde ürettiğimiz elektriğin yüzde 17,39’u da yerli kömürden elde ediliyoruz. Bir başka deyişle bu oranda bir kömür ithalatını engellenmiş oluyoruz. Enerjide tam bağımsızlığa doğru daha da yaklaşıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızın yanında hidrokarbon arama ve sondaj çalışmalarımız da sürüyor. Bu alanda da önemli diyebileceğimiz gelişmeleri yaşamaya devam ediyoruz. Ülkemizde ilk defa başarıya ulaşmış olan hidrolik çatlatma yöntemi gibi yeni teknikler deneyerek üretimimizi gün geçtikçe artıyoruz. Karadaki bu çalışmalara ek olarak denizlerde de dört koldan aramaya devam ediyoruz. Gemilerimiz bir kuyudan ötekine geçerek yer altı kaynaklarımızı milletimizin hizmetine sunmanın peşinde. Tüm bu projelerimiz düşünüldüğünde Türkiye; enerjide bağımsızlık, teknolojik yerlileştirmek, “Know How” transferi ve yerli/yenilenebilir kaynaklı üretim anlayışla yoluna emin adımlarla devam ediyor diyebiliriz. Bölgemizdeki ilk ve tek doğal gaz piyasasını kurmak gibi serbest piyasayı besleyen adımlarla da sürdürülebilir bir enerji sektörüyle hem bölgesinde hem de dünyada ayrışıyor olduğunu rahatlıkla dile getirebiliriz. 

Türkiye sınıf atlayacak

Enerji kaynaklarımızı ve doğal kaynaklarımızı ülkemizin refahı için neler yaparsak Türkiye’nin dünyadaki gücüne karşı koyulmaz hale gelir?

Enerjide, biraz önce bahsettiğimiz, yerli ve yenilenebilir kaynakları yerli teknoloji ve yerli insan gücüyle işlenmesi Türkiye’ye sınıf atlatacak çalışmaların başında geliyor. Madenlerimizde ise teknoloji temelli uç ürün üreterek sanayi ve ihracat temelli bir anlayışı yerleştirmek, uygulamak gerekiyor. Türkiye sahip olduğu potansiyel, ekonomik güç ve standartları açısından ham madde satan bir ülkenin çok ötesinde katma değeri yüksek uç ürün üreten bir ülke olarak dünyada gerçek anlamda söz sahibi olabilir. Hem ekonomik anlamda getirisi yüksek hem de stratejik ürünleri üretmeli ve savunmadan bilişime, telekomünikasyondan sağlığa kadar her alanda sanayimizin hizmetine sokmalıyız. Gayretimiz, politikalarımız ve hedeflerimizde bu yönde. Enerji piyasaları açısından da rekabetin ve kaliteli hizmetin ön plana çıktığı kesintisiz enerji arzının sürdürülebilir şekilde sağlandığı bir enerji piyasası kurmaya çabalıyoruz. Böylece üretilen ürünlerin ve enerjinin serbest piyasa koşullarının sağladığı avantajla milletimizle buluşmasını sağlamak istiyoruz.

Vana Türkiye'nin eline geçecek

TANAP ve TürkAkım projelerinin önemi ve son durumu hakkında bilgi alabilir miyim? 

-Sadece ülkemizin değil Avrupa’nın da enerji arzı açısından büyük önem taşıyan TürkAkım’ı bu yılın sonunda tamamlamayı planlıyoruz. TürkAkım ülkemize taşıyacağı 15,75 milyar metreküp doğal gaz ile enerji arz güvenliğimize büyük bir katkı sunacak. Ayrıca, Türkiye’yi doğal gazın ilk alıcısı yapmasıyla da bölgesel çalkantı ve istikrarsızlıkların ülkemiz üzerindeki etkisini en aza indirecek. Projenin teknik faydalarının dışında stratejik açıdan da büyük bir öneme sahip olduğunu yinelemek isterim. TürkAkım ile Avrupa’ya akacak olan 15,75 milyar metreküp doğal gazın vanası bir anlamda Türkiye’nin eline geçmiş olacak. Türkiye karar verici bir konuma yükselecek. TürkAkım’ın ülkemizin enerjide merkez ülke olma hedefine büyük bir katkı sunacağını düşünüyorum. TürkAkım’ın yanında bir diğer önemli projemiz de TANAP. Doğal gaz arz güvenliği kapsamında; ilk aşamada yıllık 6 milyar metreküp gazı Ülkemize, 10 milyar metreküp gazı Avrupa’ya taşıyacak olan ve yüzde 30 ortak olduğumuz yıllık 32 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip Güney Gaz Koridoru’nun ana omurgasını oluşturan TANAP Projesi’nin açılışı 2018 yılı Haziran ayında gerçekleştirilerek Azerbaycan Şah Deniz İkinci Fazından üretilen gazın Türkiye’ye arzı başlatılmış olup, 2019 yılı Ekim sonu itibarıyla yaklaşık 3 milyar 180 milyon metreküp gaz sevkiyatı gerçekleşmiştir. TANAP’ın Avrupa’ya gaz arz edecek kısmının çalışmaları da tamamlanmış olup, 30 Kasım 2019 tarihinde (bugün) gerçekleştirilecek olan “TANAP Avrupa Bağlantısı Açılış Töreni” ile Azeri gazını Avrupalı tüketicilerle buluşturmuş olacağız. Güney Gaz Koridoru’nun Avrupa ayağını oluşturan Trans Adriyatik Gaz Boru Hattı Projesinin 2020 yılında ticari işletmeye alınarak akabinde yıllık 10 milyar metreküp Azeri gazının Avrupa’ya arz edilmesine başlanacaktır.

BORON sağlığa zarar vermiyor

BORON’un içeriğinde petrol türevi ya da fosfat gibi insan sağlığına, doğaya ve çevreye zararlı hiçbir katkı maddesi bulunmaması önemli, böyle bir ürünün yurtiçi piyasasındaki payını arttırmak ve yurtdışına ihraç etmek adına nasıl bir yol izliyoruz?

-Yaklaşık 10 ay önce ilk lansmanı gerçekleştirdik ve BORON market raflarında yerini aldı. Sağolsun vatandaşımız da çok büyük bir teveccüh gösterdi. Kapasite artışına varıncaya kadar BORON, market raflarında hızla tükenen bir ürün haline kısa süre içerisinde geldi. Öyle ki satışa çıktığı ilk andan bugüne kadar geçen 10 aylık süre zarfı içerisinde pazarda yüzde 8’lik bir paya sahip oldu. Bununla yetinmedik, bu payı daha da artırmak adına geniş bir dağıtım ağı kurduk. Ülkemiz genelinde büyük zincir mağazaların tamamında yani yaklaşık 20 bin noktada olmak gibi bir hedefi belirledik. Dağıtımdan üretime kadar arkadaşlarımız gece gündüz bu hedef doğrultusunda çalışıyor. İçerisinde petrol türevi kimyasalların bulunmaması, tüketiciyi yanıltan esansların olmaması, içeriğinin yüzde 50’den fazlasının doğal mineral ve boraks’tan oluşması BORON’un en önemli özelliği. İnsan sağlığına ve çevreye bu anlamda hiçbir şekilde zarar vermiyor. Öncelikle yurtdışına pazarlama sürecinde ürünün bu özelliği vurguluyoruz. Çünkü gencinden yaşlısına kadar günlük hayatımızda temizlik ürünü gerektiren tüm ürünler adeta oksijen kanallarımız durumunda. Bu ürünün doğal olması demek geleceğimizin korunması demek, hastalıktan korunmak demek. Bir diğer husus ise dünyada bulunan bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olmamız, dünya bor pazarında lider ülke konumunda bulunmamız. Yurtdışındaki temizlik ürünü piyasasında olmamız için büyük bir avantaj.

Vatandaşlar teveccüh gösterdi

BORON üretimi yıllık ne kadar? Elde edilen gelir ve ekonomimize katkısı nedir? 

-Sene başında gerçekleştirdiğimiz lansman ile beraber BORON 10 ay gibi kısa süre içerisinde 30 bin tonluk bir satış rakamına ulaştı. Yıl sonunda ise bu rakamın 35 bin tona ulaşmasını bekliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için Eskişehir Kırka’da bulunan tesisimizdeki üretim kapasitemizi yaklaşık yüzde 20 – 25 oranında arttırarak yıllık 30-35 bin ton üretim yapacak kapasiteye getirdik. Pazarda bu denli hızlı pay sahibi olmak elbette büyük bir emeğin hikayesinin yazılmasının sonucu oldu. İşçisinden mühendisine kadar 70’in üzerinde personelimiz 7/24 durmadan çalıştı. Yurtdışından getirtilen temizlik ürünlerine harcanan döviz ülkemizde kalarak, Ar-Ge’ye, inovasyona, istihdama katkı sağladı.Yerli ve milli ürünümüz BORON’a gösterilen bu teveccüh bizlerin doğru yolda çalıştığını bir kere daha göstermiş oldu. Bu vesileyle buradan bir kere daha vatandaşımıza göstermiş olduğu teveccüh için teşekkür ediyorum. Vatandaşımızın ürünleri kullandıktan sonraki geribildirimleri BORON’u daha da güçlü kılıyor. Bizim en büyük ortağımız vatandaşımız. Ülkemizinve milletimizin menfaatleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.

Denizde ve karada aramalar hızlanacak

Gündemimizde farklı projeler var mı?

- Enerji ve tabii kaynaklar alanlarında ARGE ve inovasyon temeline dayan bir sektörel yapılanma olduğundan dolayı projelerimizin asla bitmeyeceği bir gerçek. Bunun yanında uzun vadeli sonuç almayı hedeflediğimiz projelerimizin de devam edeceğini ifade edebilirim. Ancak önümüzdeki süreçte Mini YEKA yarışmalarımızın ve yeni BORON ürünlerimizin üretime başlayacağını söyleyebiliriz. Hedefimiz özellikle güneş enerjisinde büyük bir sıçrama yaparak ülke genelinde bir yaygınlığa kavuşmasını sağlamak. Güneş ışığından sonuna kadar faydalanmak. Borda, temelini attığımız Bor Karbür Tesisimizin çalışmalarına başlayarak savunmamıza ve ordumuza büyük bir destek vermesi için sürece devam edeceğiz. Ayrıca, BORON’u temizlik sektöründe bir ekol haline getirmek ve uluslararası bir markaya dönüştürmek istiyoruz. Yine önümüzdeki yıl denizlerde 5, kara alanlarında 85 olmak üzere diğerleriyle birlikte toplam 95 hidrokarbon arama kuyusu daha kazacağız. Böylece, çalışmalarımızı da hızlandırarak sürdürmüş olacağız. Hedefimiz belli. Varsa, mutlaka bulacağız.